KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
10 Aralık 2020 Perşembe
NAMAZIN BİLİMSELİ
Cevap – Namazın bir dış tarafı, bir de iç mânâsı vardır. Dış tarafı mükemmel bir idman, bir beden terbiyesi esasına dayanır. Vücudumuzun içi, bu dünyada ne kadar maden ve mahlûk varsa onlarla doludur. Bu mahlûklar hastalanırlar, ölürler. İçlerinde körleri, topalları vardır. Namazdaki hareketler, eğilip kalkmalar hep birer hikmete dayanır. O hareketler esnasında kanımız ve kanımızdaki mahlûklar harekete gelir, hayatiyetleri artar. Kürede elektriksiz hiçbir madde yoktur. Namazda elimizi bağlayınca, vücudumuzdaki elektrik devresini kapamış oluyoruz. Bu elektrik sol elimizden akmaya başlar. Sol elimiz ise bu elektriği karın nahiyesine aktarır. Bu cereyanın apandisite faydası vardır. Yani namaz, bu vücutla, bu vücudun sıhhatiyle mukayyed olanlar için birçok sıhhi faydalar temin eder. Sıhhatlerinden ve vücutlarından vazgeçen insanların namazı ise başka türlü inkılâb geçirir. Nitekim Hz. Muhammed Allah’a bu günkü namazdan başka bir namazla vâsıl olmuştur. Bugünkü namaz, kendisine peygamber olduktan sonra emrolunmuştur. Peygamberimiz Allah’a vâsıl olunca gözüne Allah’ın mânevî mikroskobunu takıyor, bakıyor ki o muhitin insanları pis; mikrop içindeler. Onlara günde beş vakit de olsa vücutlarının açık yerlerini yıkatıp, temizletmek için yüzlerini, ellerini, kollarını, boyunlarını ve ayaklarını yıkamalarını emretmiş. Vücudun bu kısımları, mikropla en çok temasa gelen uzuvlarımızdır. Hele yüzümüz bu bakımdan o kadar mühimdir ki… Yüzde birçok ince damarlar vardır ki zedelenir ve mikrop kaparsa, menenjit ve delilik gibi tehlikeli hastalıklara yol açar. Zaten tabiatullah, insanı bu hastalıklara karşı korumak için, yüzümüzün derisinin çıkardığı yağlarla mikropları tutar ve öldürür. Hz. Muhammed bütün bunları mânevî mikroskopla gördüğü için tedbirlerini buna göre almış, emirlerini buna göre vermiştir. Yani “yapın” veya “yapmayın” dediği şeylerin mutlaka bir sebebi ve hikmeti vardır. İşte namazın dış tarafı böyle bir sebep ve hikmete dayanıyor. Namazın bir şekil tarafı var, bir de mânâ tarafı. Şekil tarafı eğilip kalkmak, yani kıyam, rükû ve sûcuttur. Mânâ tarafı, okunan surelerin mânâsını anlamaktır. Bu namazın içinde asıl bir başka namaz daha vardır ki, iş, o namazı anlamaktır. Mutasavvıfların namazı işte bu namazdır. Onlar yerken de, içerken de namaz kılarlar. Bunları ben kendiliğimden söylemiyorum; Kur’ân’da var. Şu mealde bir âyet olacak: (Onlar Allah’ı otururken, kalkarken, yan yatarken de zikrederler). Mutasavvıfların namazı, Kur’ân’ın tarif etmiş olduğu bu namazdır. Namaz hiç lüzumsuz olur mu? Hiç inkâr edilir mi? İnkâr eden kâfirdir. Amma namaz içinde namaz, namaz içinde başka başka namazlar var.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder