10 Aralık 2020 Perşembe

HER ŞEY İNSANDA MEVCUTTUR

Sual – Muhyiddîn-i Arabi’nin bir eserinde meselâ: (Dün gece Şuayb peygamberle buluştum. O bana şöyle dedi, ben de ona şöyle dedim) gibi sözler var. Bu nasıl olur? Cevap – Bu hâl, vâkidir, olur. Çünkü insan, “mecmû-u kâinat”tır. Kâinatta, şimdiye kadar neler ve kimler gelmiş geçmişse, neler ve kimler gelecekse, bunların hepsi bir insanda mevcuttur. Âdemden Muhammed’e kadar gelen peygamberler Muhyiddîn’de mevcut olduğu gibi sizde de vardır; bütün insanlarda da vardır. Bu hâlin tecellîsi için “tefekkür” ateşinin içimizi yakması lâzımdır. Bu tecellî tesbihle mesbihle olmaz. Bu hâl, Hıristiyanlarda da, Mûsevîlerde de velhasıl herkeste tecellî edebilir; yeter ki “Bu kervan nerden gelip nereye gidiyor? Ben kimim? O kimdir? diye düşünmeğe, ah! of! demeğe başlasın, kâfi. Birgün yolu o “hâl”den de geçebilir. Muhyiddîn’de gelmiş geçmiş bütün peygamberlerin hâli mevcut. Muhyiddîn onları görmek isteyince onların hâli tecellî ediyor. Dediğimiz gibi, bu hâl herkeste tecellî eder; yeter ki nerden ve niçin geldiğimizi ve nereye gideceğimizi düşünelim. Sual – Bütün filozoflar bu meseleyi düşünmüşler ama her biri başka başka. Cevap – Düşünce bir yoldur. Onlar yolda kalmışlar. Hâlbuki yolun ilerisi ve sonu var. Onların yolları muhtelif yerlerden geçmiş; herkes geçtiği yolu tarif etmiş; onun için her biri başka türlü söylemiş. Lâkin onlar yolun nihayetine erememişler, “mâ bakaa illa Vahid”e gelememişler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder