12 Aralık 2020 Cumartesi

İLAHİ ZEVK

(Küllü hâlin yezûl) hâli ve inanışı öyle hoş bir şey ki… İnsanı ümitsizlikten kurtarır. Hakikaten her şey değişiyor. Lisanlar bile. Çünkü Küre dönüyor. Dönen, zevâle erer. Dönmeyen, sabit olan ve her dönene kumanda eden bir varlığa yapışan kurtulur. Bu hâlin de ne mektebi, ne de lisanı var. Mısrî Niyazî: (Kahru lûtfü şey’-i vâhit bilmeyen çekti azap-ol azaptan kurtulup sultan olan anlar bizi) diyor. Ne hoş söylemiş… Kahır var ki lûtuftur; lûtuf var ki kahırdır. Kahrı ve lûtfu bir bilmedikçe, yani lûtuf gibi kahırdan da zevk almadıkça azâp bitmez. Kahrı, lûtfu tefrîk eden kimse “âlem-i fark”tadır; âlem-i fark’ta olan ise azâptadır. Hâlbuki ilâhî zevk, azâp bittikten sonra başlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder