KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
12 Aralık 2020 Cumartesi
ARI SIRRI ALİ SIRRIDIR
Balı arı yapar amma, arının iğnesi ve zehiri de var. Ona tahammül etmek lâzım, iğnesine dayanırsan, o zehir de şifa olur. Tıb ilmindeki iğneyi, enjeksiyonu arı ilham etmiştir. Arı sokmasının romatizmaya, sızıya faydası vardır. Arı çok asabî bir hayvandır. Hem de ilk hücumu insanın gözünedir. Arılardan biri kızıp sesi “vızz” diye değişti mi, öbür arılar da hücum ederler. Amma seversen, sokmazlar. Bal arısının iğnesi olta gibidir; sokunca çıkaramaz. Yavaş çekse çıkarır amma, öfkeli ve asabî olduğu için yavaş çekmek elinden gelmez. Birdenbire çekince de, iğnesi kopar, soktuğu yerde kalır. Arı karnındaki boğum körüklerden nefes alır. Bütün boğumlu, halkalı hayvanlar ciğersizdir. Bunlar yumurta ile çoğalırlar, doğurmazlar. Kulakları, burunları yoktur. Bu vazifeleri antenleri görür. Gözleriyle konuşurlar. Konuşmaları seyretmelerinin, bakışlarının içindedir. Arı beyi, diğer arılara vazifelerini gözleriyle verir. Bey, dişi’dir. Bal yapan arılar hünsâdır; yani ne erkek ne de dişidirler. Onlar lezzeti ve zevki bal yapmaktan alırlar. Kovan oğul verince içlerinde dört beş tane bey vardır. Kırk elli kadar da erkek arı olmuştur. Arılar kovana sığmayınca, evvela dişinin biri delikten dışarı çıkar. Çıkar çıkmaz havadan ve ziyâdan, güzel bir renk alır. Petekteki arılar buna âşıktırlar. Onlar da onun peşinden çıkarlar. Dişi bir yere konar. Öbür arılar onu görebilmek için birbirlerinin üzerine birikirler. Görüp doyan dışarı çıkar. Tıpkı hacıların Hacer-ül’esved’i ziyaret ettikleri gibi.
Oğul devresinde arılar sadece dişiyi, yani beyi görmek sevdasındadırlar. İzdivâc ve çoğalma idrâkleri yoktur. O “oğul” insan eliyle bir kovana alınınca veya kendi kendine bir kovuğa girince kovan hayatları başlar. Bey, arılara petek yapma kabiliyyetini gözleriyle verir. Bir taraftan petek yaparlar, bir taraftan beye gıdâ getirirler. Kovanın kapısında bekçileri vardır, tehlikeyi kanadının vızırtısıyla mükemmelen haber verir. Bey tehlikeyi anlayınca arılara hücum emrini yine gözleriyle verir.
Bunlar bal mal yerken, vücutlarında izdivâc idrâki zuhûr eder. Evvelâ beyler birbirlerine düşerler. Dışarı ilk çıkan bey, hepsinden kuvvetlidir. O, diğer üç beyi öldürür. Amele arılar da ona yardım eder, diğer beyleri öldürürler.
Kovandaki 40 -50 kadar erkek arıya (horadan) derler. Bunlar çok tembeldirler. Hünsâ arıların yaptıkları balı durmadan yerler. Beyi, yani dişi arıyı gördükçe bunlara bir iştah gelir; bu yüzden birbirlerini öldürmeye başlarlar. Amele, yani hünsâ arılar da erkekleri öldürme işine karışırlar. Bir taraftan da öldürdüklerini dışarı atarlar. Bir dişiye bir erkek kalınca kavga biter, kovan sükûnet bulur. Dişinin emriyle de bal yapılmasına devam olunmaktadır. Bir aralık bunlarda izdivâc idrâki ve iştahı zuhûr eder, çiftleşmeye başlarlar. Erkek, dişiden iridir. Çiftleşip yumurtasını beye vere vere, vücudunda kuvvet kalmaz, eli ayağı kımıldamaz bir hâle gelir. Hünsâ arılar: “Bu hastadır; bunda kovan için muhatara, tehlike var” diye onu da öldürür, dışarıya atarlar. Dişi, tek başına kovanın hâkimi ve kumandanı olarak kalır. Yapılan petekleri kontrol eder; arıların kimisine “sen su getir.” Kimisine “sen petek, sen bal yap, sen de çiçek getir.” Diye gözleriyle içten emirler verir. Derken, bir devre gelir, karnındaki tohumlar yetişir. Petekleri gezip kontrol ederken, haberi olmadan her göze bir yumurta bırakır. Gözü, peteğin bir deliğine bakarken, kıçı öbür deliğe “tırp!” diye bir tane yumurta düşürür. Böylece, peteklerin bütün gözlerini dolaşır. Hamile bir kadın hamlini vaz’ederken nasıl yüreği yanar, su isterse, dişi de her göze bir yumurta düşürmede amele arılara su getirme emri verir. Bütün arılar su getirirler. Yumurta ölü ise hafiftir, suyun yüzüne çıkar. Sağlamsa dipte kalır. Her yumurtanın bir iğnesi vardır. İğne peteğe batar; gıdâ, yumurtaya bu iğne vasıtasıyla geçer. Yumurtanın burun kısmı suyun dışında kalır; çünkü nefes alacaktır. Yumurta petekten gıdâ alarak büyür, bembeyaz bir kurd olur. Ziyâyı görünce burnu kararır. Burnu kararır kararmaz hayat başlar. Çırpınır, çırpınır, petekten kurtulur, arı olur. Çıktığı petek simsiyah kalır; çünkü yavru kurt, onun bütün gıdâsını emerek almıştır. Petek, ana rahmindeki çocuğun gıda aldığı “eş”e benzer.
“Arı sırrı, Ali sırrı” derler. Arılar yaptıkları işi kimselere göstermezler.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder