12 Aralık 2020 Cumartesi

HAKİKATLARI İFADE ETMENİN ZORLUĞU

Tasavvufda hal yaşayan kimseler yaşadıkları durumu ifade etmekten aciz kalırlar.Çünkü hissedileni ifadede kelimeler yetersizdir.birde İnsanların tekamülleri de önemlidir.İlkokul dersini herkes anlar anck yüksek ihtisas konusunu anlayan çok olmaz.bu durumda Rabbani sırlarla alakalı konuları tefekkür edip hal olarak yaşayanları, bu bilgiler ifade etmeye zorlar,ancak anlatılacak kimseler tekamülde aşağı olurlarsa bu hususu reddederler ve o kimseyi zındıklıkla suçlarlar.hatta Dindar devlet idarecileri bu sözlerinden dolayı onları "şeriat adına" ağır cezalara çarptırırlar.İşin bu tehlikesi de vardır. Mevlânâ: (Sine hâhem: Şerha şerha ez firak-Tabi-güyem şerh-i dert-i) diyor. Yani “içimdeki iştiyâk derdini anlatabilmek için, Allah hasretiyle didik didik dilinmiş yürek isterim; çünkü benim sözlerimi ancak böyle yüreklerin kulakları anlayabilir” diyor. Evet ne yapsın… Anlatacak amma, dinleyen olsa. Çünkü büyük, vermekten; küçük de almaktan zevk duyar. Mamafih, bu hâl gittikçe büyüyor. Önünü kimse alamaz. Çünkü gençlik bu meselelere kulağını kabartmaya başladı. İstikbâl onlarındır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder