13 Aralık 2020 Pazar

KURBAN BAYRAMI

Kurban Bayramı İbrahim’den kalmadır. Kurban Bayramı, Hz. İbrahim’in bütün sevgileri atıp Allah’ı sevdiği gündür. Hz.İbrahim, İsmail olmadan evvel, Allah’a yalvarır, “Bana bir erkek çocuk ver, sana en sevdiğim şeyi kurban edeyim” demiş. Nihayet duası kabul oluyor, İsmail dünyaya geliyor. İbrahim çocuğu o kadar seviyor ki, değil Allah’a olan vaadini, Allah’ın kendisini bile unutuyor. Zamanla ilâhî zevki de kaybediyor. Bu hâl kendisini çok müteessir ediyor: “Yârabbi, bana ne oldu böyle? Seni kaybettim. Nerelere gittin?” diyor. Allah da “Ey İbrahim! Sen, bir çocuğun olursa, en çok sevdiğin bir şeyi kurban etmeyi vaat etmiştin; vaadinde durmadın; onun için böyle oldu” diyor, İbrahim: “Peki Yârabbi” diyor ve bir deve kurban ediyor. Fakat o mânevî karanlık, mânevî kesafet devam ediyor. Keçi kurban ediyor, olmuyor. Nihayet anlıyor ki en sevdiği şey, oğlu İsmail’dir, onu kurban etmeğe karar veriyor. Çocuk meseleyi anlıyor, korkuyor. Babası: “Oğlum, sana korku veren şeytandır, ona yedi taş at” diyor. “Yedi taş” sözü ile de iki göz, iki kulak, iki burun deliği ile bir ağızdan ibaret yedi delikli “insan başı” na işaret olunarak, şeytanın “insan nefsi” olduğu anlatılmak istenmiştir. İbrahim, oğlunu hakikaten kesmeğe karar verip de bıçağı eline alınca o eski ilâhî ışık içinde tekrar yanıyor. O vakit anlıyor ki İsmail’i kurban etmek, onu kesmek boğazlamak değil, onun sevgisini icabında gönülden çıkarıp Allah’a fedâ edebilmekmiş. İşte bunun içindir ki Allah, İbrahim’in İsmail’i kesmesine müsaade etmiyor ve güya gökten bir koç indiriyor. Gökten koç iner mi? Bu bir rumuzdur; yani nefsin kurban edilmesi icab ettiğini gösteren bir rumuz. İbrahim, içinde o eski İlâhî ışık tekrar yandıktan sonra bayram yapmış. Bayramı İbrahim yapmış, biz de onu taklit ediyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder