KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
13 Aralık 2020 Pazar
NAMAZIN MANEVİYATI
Namazdan maksat, şekil ve hareket değil, okuduğumuz sûrelerin mânâsını anlamak ve huzûr tutmak, yani Allah’ın huzûrunda olduğumuzu bilmektir. Okumadan eğilip kalkmak namaz sayılabilir mi? Demek ki esas olan şey, sûrelerdeki mânâyı anlamaktır. Farzlarda imâm “Elhamdü” okur, biz dinleriz, yani ona tâbi oluruz. O halde tâbi olduğumuz kimsenin sözünü cankulağı ile dinlemeliyiz. İmâm ne diyor? “Elhamdülillâhi Rabbül âlemin” diyor, mânâsı: “Âlemlerin Rabbı olan Allah’a hamd olsun”dur. Âyette de açıkça görülüyor ki “Rab”, Allah değildir. “Mudil”, “Mufsid”, “Âlim”, “Habîr” isimleri gibi, “Rab” da bir sıfattır. Görülüyor ki Kur’an “Rab” ile Allah’ı ayırıyor. Allah mürebbîlik sıfatına bürününce “Rab” oluyor. “Rab”, Allah değil, Hz. Muhammed’dir. “Elhamdülillâhi Rabbül âlemin” diyor; yani Allah bütün âlemlerin Rabbi, mürebbîsi imiş. Böyle olduğuna inanınca, Allah’ın şefkatinden kim dışarıda kalır? Müslüman da onun kulu, Hıristiyan da, Yâhûdi de. Bütün insanların, Allah’ın birer parçası ve severek yarattığı kulları olduğuna inandıktan sonra kime kötülük yapabiliriz? Kötülük yapmayı bir tarafa bırak, bize fenalık yapanları da af ederiz ve yaptığımız iyilik mukabilinde ücret ve hatta teşekkür bile beklemeyiz. Ahlâk düstûrumuz da şu olur: Başkasının bize yaptığı iyiliği ve bir de bizim başkalarına yaptığımız fenalığı unutmayız. Böyle hareket edersek “Elhamdülillâhi Rabbül âlemin”in mânâsını anlamış oluruz. Hz. Muhammed bu sûreleri bize bunun için okutuyor, yoksa püf diye üfürüp elimize yüzümüze sürelim diye değil…
Sonra “İhtinessırâtel müstakim” geliyor. Sırât deyince, aklımıza kıldan ince, kılıçtan keskin bir şey geliyor. Hâlbuki Kur’ân’da böyle bir tarif yoktur. “Sırât-ı müstakim” doğru yol demektir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder