13 Aralık 2020 Pazar

MÜRŞİD SOHBETLERİNDEN

– Allah’ın öz adı nedir? Lâ ilâhe . – (Men arefe nefsehu fekad arefe Rabbehu) yani (nefsini bilen Rabbını bilir.) sırrındaki esrâr nedir? Kur’ân’da (nefsinizi öldürün!) diyor. İnsan, düşmanının kim olduğunu bilmeden onu nasıl öldürür? Evvelâ nefsimizi bileceğiz, öldüreceğiz, ondan sonra Rabbımızı bileceğiz. Nefsini bilen Allah’ı değil, Rabbını bilir ve bulur. Allah’ı Rabbını bilen bilir. – Allah’ın bir ismi Bâtın, bir ismi Zâhir. Ne vakit Zâhir olur? Vakıtlar bitince; yani vakıt kaydından kurtulunca. – Vahdet, maiyyet, akrâbiyyet, muhabbet derecelerinin farkı var mı? Bu söylediğiniz şeylerin sırası ters. Biz böyle şey bilmiyoruz amma, eğer varsa sırası şöyle olmalı: Muhabbet, akrebiyyet, maiyyet, vahdet. Çünkü vahdet tecellî ettikten sonra ne akrebiyyet, kalır ne makrebiyyet. Siz buraya gelmek üzere Şarkışla’dan çıktınız, ilk merhale olarak Kayseri’ye, ondan sonra Niğde’ye uğradınız; şimdi buradasınız. Oralar kaldı mı şimdi? – Kur’ân’da bazı âyetlerde Allah’ın “ilmiyle muhît, bazı âyetlerde de doğrudan doğruya muhît” olduğu bildiriliyor bu ne demektir? Biri “ilm-el-yakîn” diğeri “ayn-el-yakîn” e işaret. – Peki niçin böyle demiş? Yerine ve adamına göre böyle demiş. – Böyle olur mu? Olur ya. Nefsine mahkûm insanlara “nefsinizi öldürün” diyor. Nefsini öldüren insanlara ise “nefsinize zulmetmeyin.” diyor. – Huzûr nedir? Huzûr, “Mutmain” kapısını bulup rahat etmektir. – İnsan nedir? Vicdânı uyanan “beşer”dir. İçindeki bu ışık, insanın dışını da tamamen kapladı mı “Âdem” olur. Kur’ân’da kendisine secde edildiği bildirilen “Âdem” işte bu Âdemdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder