Abdülkadir Geylaninin sohbetine katılan şEYH eBUSSUUD B.ŞİBLİ isimli zat, hazret Fütuhatta kaydeder.Ebussud'un başında iki yüz dinardan kıymetli bir tülbenti gören birisi:"Bu ne israftır!Bir tülbent ki, onun değeri olan paradan iki yüz dervişe kaftan yapmak mümkündür!Bu kadar pahalı bir tülbendi bir derviş başına sarsın, olacak iş değil" diye zihninden geçirdi.
Ebussuud onun zihninden geçenleri bildi:Ey Filan bu tülbenti başıma ben sarmadım.Şayet istersen bunu al sat.Dervişler için kurulacak sofraya sarfet dedi.
O kişi tülbenti aldı pazarda sattı ve çeşitli yemeklerle donatılmış mükellef bir sofra kurdu.
İkindi namazı vakti olmuştu.Şeyhin yanına vardığında bir de baktı ki , sattığı tülbent yine şeyhin başında.Şaşırdı ne söyleyeceğini bilemedi.
Ebussut dedi ki:"Ne şaşıyorsun.Filan kimseden sor ki tülbenti nereden getirmiştir, öğren".O kişiye varıp sordum.Adam dedi ki:"Geçen yıl gemide yolculuk yapıyorduk.Hava muhalefet nedeniyle tehlikeli günler geçiriyorduk."Eğer selametle karaya çıkarsam,Şeyh Ebussud'a güzel bir tülbent hediye edeceğim" diye adakta bulundum.Altı aydır Bağdat pazarında geziyorm ama şeyhe götürecek değerde bir tülbent bulamadım.Bu tübenti filan dükkanda görünce hemen aldım ve tülbenti şeyhe layıktır diye götürüp hediye ettim.
Tülbentin hikayesini öğrenen kişi Şeyhin huzuruna gittiğinde Şeyh:"İş te böyle ! görüyorsun ya !Bu tülbenti başıma saran başkalarıdır, kendim almış değilim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder