Zeytune isminde veli bir kadın vardı. Ebu Hamza, Cüneyd ve Nuri'ye hizmet etmişti. Kış günü Nuri'nin yanına gitmişti. Bir şeyler yer misin diye hazrete sordu o da süt ve ekmek dedi. Tedarik ederek getirdim. Önünde bir ateş yakılmıştı. Ateşin külünden elleri siyahlaşmıştı. Elini her uzatışında kül süte karışıyordu. Onu öyle görünce kendi kendine:"Ya Rab Velilerin ne de kirli! Bunların içinde hiç temizi yok mudur?"der ve oradan ayrılır. Dışarıda giderken bir kadın onu yakalar ve şurada benim bir elbise bohçam vardı sen onu hırsızlamışsın diye şehrin emirinin yanına götürdü.
Bunu öğrenen Nuri derhal emirin huzuruna geldi :"Bunu sakın incitmeyin, kendisi Hak Teala'nın velilerinden biridir diye konuştu. Emir:
Çaresi yok. Davacı ondan bir bohça kaftan istiyor" dedi. O esnada, elinde kayıp bir bohça ile siyahi bir cariye göründü ve :Onu salıverin,çünkü o bohça ve elbiseleri buldum dedi. Sonra Nuri o kadının elinden tutarak Emirin huzurundan çıkarttı ve ona:"Bir daha "Ya Rab, senin velilerin ne kadar pis diyecek misin? dedi...
Bunu öğrenen Nuri derhal emirin huzuruna geldi :"Bunu sakın incitmeyin, kendisi Hak Teala'nın velilerinden biridir diye konuştu. Emir:
Çaresi yok. Davacı ondan bir bohça kaftan istiyor" dedi. O esnada, elinde kayıp bir bohça ile siyahi bir cariye göründü ve :Onu salıverin,çünkü o bohça ve elbiseleri buldum dedi. Sonra Nuri o kadının elinden tutarak Emirin huzurundan çıkarttı ve ona:"Bir daha "Ya Rab, senin velilerin ne kadar pis diyecek misin? dedi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder