Mehmet Ali Ayni hazretleri bir makalesinde bir mürşide tabi olmakla alakalı şunları yazmıştır:
Müslümanlık haddi zatında Allah'ı ve Resulü'nü tasdikten ibaret olmakla beraber, bu tasdik keyfiyeti, bilahare bir muahede(anlaşma) ile teyid edilmiştir. Şöyle ki:Bu mukavele pek tehlikeli bir günde Müslümanlar ile Nebi arasında akd olunmuş idi.(Rıdvan beyatı). Müslümanlar o gün Resulullah'ın elini tutarak kendilerinden ayrılmayacakları sözü vermişlerdi. İşte onların bu samimi birlikteliği, kendilerini o tehlikeden kurtarmıştı. Binaenaleyh bir Müslüman bugün, özü, sözü ve fiili birbirine uygun ve düzgün; fazilet ve istikametle muttasıf, muhabbet ve itimada layık bir zatı bulup, onun huzurunda o güne kadar işlemiş olduğu günahlardan sahihan tevbe ve pişman olduğunu, ondan itibaren kimseye fenalık etmeyeceğini,yalan söylemeyeceğine, kimsenin malını çalmayacağına, kimseyi öldürmeyeceğine, el hasıl her türlü kötülükten sakınacağına dair söz vermesi ve bu taahhüdüne Allah'ı ve Resulullah'ı ve piranı azamdan birini şahit tutması, o birinci muahedeyi yenileme ve kuvvetlendirmekten ibarettir.
işte şeriatın batını olan tarikata girmek bu demektir. Sonra o adamın tüm fiilleri, hareketleri intisap ettiği zatın nezaret ve murakabesine tabi olur. Ben dünyada bundan daha müessir ve bundan daha nafiz ve feyyaz bir zabıta-i ahlakiyyenin mevcut olacağını zannetmiyorum. Sözümüzle, tabii ruhi tarikatın icabından olduğu veçhile, irşada, tehzibi ahlaka,mütekabili muavenata, insanlara şefkate ve insanlar arasında sevgiye ifa eden meşayihi kiram maksuddur"..
Müslümanlık haddi zatında Allah'ı ve Resulü'nü tasdikten ibaret olmakla beraber, bu tasdik keyfiyeti, bilahare bir muahede(anlaşma) ile teyid edilmiştir. Şöyle ki:Bu mukavele pek tehlikeli bir günde Müslümanlar ile Nebi arasında akd olunmuş idi.(Rıdvan beyatı). Müslümanlar o gün Resulullah'ın elini tutarak kendilerinden ayrılmayacakları sözü vermişlerdi. İşte onların bu samimi birlikteliği, kendilerini o tehlikeden kurtarmıştı. Binaenaleyh bir Müslüman bugün, özü, sözü ve fiili birbirine uygun ve düzgün; fazilet ve istikametle muttasıf, muhabbet ve itimada layık bir zatı bulup, onun huzurunda o güne kadar işlemiş olduğu günahlardan sahihan tevbe ve pişman olduğunu, ondan itibaren kimseye fenalık etmeyeceğini,yalan söylemeyeceğine, kimsenin malını çalmayacağına, kimseyi öldürmeyeceğine, el hasıl her türlü kötülükten sakınacağına dair söz vermesi ve bu taahhüdüne Allah'ı ve Resulullah'ı ve piranı azamdan birini şahit tutması, o birinci muahedeyi yenileme ve kuvvetlendirmekten ibarettir.
işte şeriatın batını olan tarikata girmek bu demektir. Sonra o adamın tüm fiilleri, hareketleri intisap ettiği zatın nezaret ve murakabesine tabi olur. Ben dünyada bundan daha müessir ve bundan daha nafiz ve feyyaz bir zabıta-i ahlakiyyenin mevcut olacağını zannetmiyorum. Sözümüzle, tabii ruhi tarikatın icabından olduğu veçhile, irşada, tehzibi ahlaka,mütekabili muavenata, insanlara şefkate ve insanlar arasında sevgiye ifa eden meşayihi kiram maksuddur"..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder