Gazneli Mahmut'un babası Sebüktekin Herat'a ilk defa geldiğinde askerlerinden biri, köylüden bir yük saman almış ve ücretini de tam olarak ödemiş. Sonra köylüye nazik davranmış ve yine saman getir diye tembih etmiş. Bu köylünün yaşlı bir babası varmış. Bu askerle tanışmış, onun dostu olmuş. Kurban bayramının arefesinde o ihtiyar köylü:"Bugün hacılar hacı oluyor. Keşke bizde orada olsak" demiş
Asker:"Arzu edersen seni oraya ulaştırırım, şu şartla ki bunu kimseye söylememelisin." İhtiyar bu şarta uyacağını söyleyince onu o gün Arafat'a ulaştırmış. Hac görevini yerine getirip geri dönmüşler.
Yaşlı köylü demiş ki:"Hayret! böyle halin olduğu halde askerler arasında bulunuyorsun! Asker demiş ki:Eğer benim gibi biri asker içinde olmazsa haksızlığa uğrayan senin gibi bir ihtiyar yahut ihtiyar kadın derdini kime anlatacak. Kimden adalet isteyecek. Bir yağma esnasında bir genç kadın ellerine geçse, bunu onların ellerinden kim kurtaracak. İşte bu tür gerekçelerle onların arasındayım. Sakın bu sırrı kimseye söyleme demiş..
Asker:"Arzu edersen seni oraya ulaştırırım, şu şartla ki bunu kimseye söylememelisin." İhtiyar bu şarta uyacağını söyleyince onu o gün Arafat'a ulaştırmış. Hac görevini yerine getirip geri dönmüşler.
Yaşlı köylü demiş ki:"Hayret! böyle halin olduğu halde askerler arasında bulunuyorsun! Asker demiş ki:Eğer benim gibi biri asker içinde olmazsa haksızlığa uğrayan senin gibi bir ihtiyar yahut ihtiyar kadın derdini kime anlatacak. Kimden adalet isteyecek. Bir yağma esnasında bir genç kadın ellerine geçse, bunu onların ellerinden kim kurtaracak. İşte bu tür gerekçelerle onların arasındayım. Sakın bu sırrı kimseye söyleme demiş..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder