14 Ocak 2021 Perşembe

TERAKKİ,

Mutaassıplar yahut dini anlamayanlar, mağaralarda câmilerde i’tikâf’a çekilip, boyuna tespih çekiyorlar. Bunlar gibi yaparsan, yâni dinin içine giremez de dışarıda kalırsan, böyle bir din anlayışı, elbette terakkiye mânidir. Zaten bizi bu anlayış geri bıraktı. Türkler, kılıcı çekip milletlerin üzerine yürüdüler mi, onları kaçırıyorlardı. Bizim bu cesaretimiz ve onların bu korkuları, ilim ve fende kendilerini terakki ettirdi. (Türkleri yanımıza yaklaştırmadan nasıl öldürelim?) diyerek düşünmeye başladılar ve nihayet martini, mavzeri, topu ve diğer harb âletlerini icad ettiler. Onlar korkularından, ilim ve fen kafesinin içine girdiler, biz cesaretimiz yüzünden dışarda kaldık. Maddî terakki, bu dünya hayatı için mutlaka lâzımdır; lâkin (Manevîyyet)e nazaran hiçbir kıymeti yoktur; çünkü bir zaman gelecek ki bu terakki ve bu medeniyyet mahvolacaktır ve bizi de kendisiyle beraber felâkete sürükler. Manevîyyet, ebedî bir saadettir. Zaman gelecek, Avrupalılar da bu saadete kavuşacaklar, yâni Müslüman olacaklardır. Hıristiyanlar, bugünkü inanışlarında kaldıkları müddetçe, bizi çağıran (Manevîyyet)i bilemezler; hâlbuki iş, bu manevîyyettedir, maddî terakkide değil. Ama Avrupalılar da tamamen Müslüman olacaklardır, çünkü Peygamberimizin sözleri tamamiyle ilmî, aklî ve mantıkîdir. Avrupalılar da, bu sözleri anlayarak yürüyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder