“İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayan kimseye
veririz.(En güzel ) akıbet ,takva sahiplerinindir.”(Kasas 83)
“Uluvve”kelimesiyle ifade
buyurulan büyüklük,zorbalık ve tasallut manalarını ifade eder.”Fesad” kelimesi
ise insanlara zulüm ve düşmanlık yapmak manasınadır.Bu iki menfi davranış maddi güç sahibi olmaktan
doğar.İnsanları idare etme makamını elde edenlere mahsustur.İdare tarzının
ister monarşi isterse demokrasi olsun bir şekilde idareyi ele geçiren kişileri
bekleyen tehlikedir.Çünkü bu makamda olanlar,mutlaka güç zehirlenmesi diye tabir
edilen büyüklenme,zorla yaptırma ve zulüm yapma eyleminden kendilerini
kurtaramazlar.
Hz.Ali (r.a) demiştir ki:”Bir
kimse ayakkabısının bağının , arkadaşlarınınkinden daha iyi olmasını ister ve
bundan hoşlanırsa o kimse de bu ayetin
manasının şümulüne girer.Yani hoşlandığı elbise ve giysiler onu
büyüklenmeye ve tekebbüre sevkederse o
da yeryüzünde fesad ve bozgunculuğu isteyenlerden olmuş olur.
Rivayete göre Hz.Ali (r.a)
vali olduğu halde caddelerde yalnızca yürür ; yolunu şaşıranlara yol gösterir,
zayıflara yardım ederdi.Satıcılara ve bakkallara uğrar, Kur’an dan “TİLKE
DDARÜL AHİRETÜ “(Kasas 83) ile başlayan bu ayeti okuyarak söze başlar ve şöyle derdi:Bu ayet adalet sahibi ve
tevazü ehli valiler ile güç ve kuvvet sahibi diğer insanlar hakkında nazil
olmuştur.Ömer b.Abdülaziz ‘in bu ayeti ruhunu teslim edinceye kadar sık sık
tekrar ettiği rivayet edilir.
Bazı büyükler demiştir ki
yeryüzünde mahviyet sahibi, kırık gönüllü , sabırlı ve tahammüllü olmaya devam
et.Çünkü Allah’a yükselen “L ilahe illallah”kelimendir,sözündür.İnsanların
kalbinde sana karşı bir ihtiram duygusu yaratarak seni rızıklandırır.
Bir mahluk diğer bir mahukakarşı ancak maiyetinden perdeli(hicablı)olduğunda
üstünlük taslayabilir.Şayet (hicabı kalkıp)diğer mahlukun Allah’la beraber
olduğunu müşahede etseydi, mahviyet sahibi olur tevazu gösterirdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder