Zamanımızda bulunan bir takım akıldan ârî (akılsız) ve mecânîn (deli) vârî
menhus (uğursuz) dünyâ ve âhiret müflisleri misâfirperverliğe tâ’n eder (kötüler) ve âveri
pâye tekâyüd ve âver-i pâde misâfire bakmadıklarından bahsederler. Allah Teâlâ’yı
bilmez ve Peygamber tanımaz ahlâk-ı seyyieyi ahlâk-ı hasene (kötü ahlâkı iyi aklâk) gibi
tanır kimseler, Allah’ın (c.c.) misâfirperverliği sevdiğinden ve Peygamberân-ı Kirâmın
sevmek âdetleri olduğundan bahsetmezler. Çünkü bilmezler ki bahseylesinler şeriat
nedir? İnsâniyet neden ibârettir, haberleri bile yok. Câhil ve bir takım âdât-ı efrenciyeyi
(Avrupa âdetlerini) tahsîn eden (güzel gören) kimselerdir. Bu gibilere söz duyurmak
ihtimâli de yoktur. Zîrâ cehl-i mürekkeptir. Bilmez ve bilmediğini dahî bilmez ve bilirim
iddiasında olduğu gibi, kendini ukalâdan (akıllılardan) sayar. Binâenaleyh kimsenin
sözünü dinlemez. Şu kadar ki Frenklerin (Avrupalıların) ağzından bir şey duymuş ise,
onu beller ve onunla amel etmek ister. Çünkü (o,) Müslümanlıktan çıkmış açıktan Frenk
olamamış ve olamadığına esef eder (üzülür). Câmisiz ve kilisesiz arada kalmış bir takım
ukalâ taslağıdırlar. Ne çâre ki bu gibiler millet-i İslâmiye’nin (Müslümanların) ahlâkını
ifsâd etmişlerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder