Şeyh Fahreddin Nûrî kuddise sırruh, bir gece vakıâsında (rüyâsında veya yakaza
hâlinde) gördüğü arş-ı mecîd, (onun) sağında şerâb-ı tahûr nûş eder (kendini cennet
şarabı içerken görür). Sabah Şeyh Süleymân Haddâdî’nin meclisine varır. Önüne etmek
(ekmek) ve kızıl üzüm getirdiler, yemedi. (Daha rüyâsını anlatmadan) Şeyh Süleymân
Hazretleri Şeyh Nûrî’nin kulağına eyitti (dedi ki):
“Şol kimse ki sakf-ı arşda (arşın çatısında) şerâb-ı tahûr nûş eyleye bizim
zebîbimize (kuru üzüm) ve etmeğimize iltifât etmez
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder