اللھم یا ستار اجرنا من النار و ادخلنا الجنة مع الابرار و ارزقنا لقائك في
دارالبقاء والفرار بحرمة حبیبك المختار آمن یا غفار
Ey günâhları örten Allahım! Bizi ateşten koru, ebrâr ile cennetine dâhil et, dâru’l-bekâda bizi Seninle
buluşmakla ve seçilmiş Habîbin hürmetine kurtuluşla rızıklandır
Hemedanlı bir pîr (ihtiyar anlatıyor:) Hengâm-ı câhiliyette (câhiliyye zamanında)
ehl-i belde (şehir halkı) bir husûs için, beni mülûk-i Beni Hımyerden zü’l-kıla’ i’l-Arabî
(adlı hükümdara) hedâyâ-yı kesîra (pek çok hediye) ile bâ sefâret (elçi olarak) irsâl
etmişler idi. Makarr-ı hükûmetinde (hükümet merkezinde) mülâkât için bir mah miktarı
(bir ay süreyle) müks ve tevakkuf ettim (bekledim). Kemâl-i teâzzüz ve gurûrundan
(gururu, kibri yüzünden o hükümdarla) hilâl-i mahde (arabî ayın başında) kendiyle
mülâkât olunamayıp (buluşulamayıp) şehr-i kemâl murûr eyledikten (bir ay geçtikten)
sonra beni sarayına götürdüler. Oturduğu kasr-ı âlînin (sarayın) penceresinden
göründükde etrâf-ı kasırda bulunan erkân (resmî görevlileri) ve huddâmı (hizmetkârları)
tâ’zîmen secde yâni yüzlerini yere vad‘ ettiler (saygıyla ona secdeye kapandılar).
Ba’dehû maslahatı (isteğimi, işimi) arz edip ve bitirip avdet eyledim (döndüm). Biraz
zamandan sonra gördüm ki devlet-i karîne zevâl olup (hükümdârlığı yıkılıp) Humus’a
hicret etmiş ve bir dirhemlik kebap alıp ve devesinin arkasına sinip yer ve iş bu ebyâtı
(beyitleri, şiiri) der idi:
“Benden ibret al” demektir
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder