SORU:Derviş dedi
ki ey Has !bir kişi hakiki irfan illerinden haberdarsa ,gerek halen gerekse
kalen ona hal ehli denir..O kişi Hakk’a aşinadır.ve arifi billah budur.Onun
makamını Hakk’dan başka kimse bilmez ve hallerine erilemez. Onun halini yine hal
sahibi olan bilir.Bu yüce makam onun nasibi olup, Allah tarafından
verilmiştir.O, bu makamla kaim ve daimdir.Ondan hiçbir zaman ayrılmaz.Terk
etmek istesede terke kadir olamaz.
Keza Rabbani
sırlardan gafil olanlar da daima gaflet
içindedirler.Gaflet makamı onlara ezelde verilmiştir.Onların bu gaflet halinden
kurtulmalarına kudretleri yoktur.Nasibleri gaflettir.Onlar gaflet ile
daimdirler.
Hülasa gafiller
gaflette, arifler vuslattadır.Kişi hangi menzildelyse o menzilin haliyle
hallenmiştir.Kişiye her ne makam verilmişse , o menzilin haliyle ülfettedir.Her
insan kendisine verilen makamın özelliklerini sergiler.
CEVAP:Dedim ey
dost, kal ile , sohbet ile hale erişilmez.Allah’a vuslat ,hal ile kal ile mümkün
değildir.Hakk’a aşina olan ,hal ve vicdani zevk ile sırrından
aşinadır.Kal(söz)ile aşina değildir. Kal'in zarardan başka faydası yoktur.Kal
sahibinin hali irfan sırrından uzaktır.
Ey dost deryanın
varlığını işitenle kendisi derya olan bir değildir.
Amma, hakikat
ilminin varisi olan mükerrem zatlar için terakki vaki olduğu kadar tenezzül de söz konusudur. Onların, makamlarında sürekli
karar üzere olmaları nadirdir. Bu terakki ve tenezzül ,baki arifi billah olan
pak zatlarda dahi vaki olur.
Bazı zaman olur
ki inkıbaz(manevi sıkıntı, tutukluk)zuhur eder.Bazen makamından aşağı inmesi
lazım gelir.Bazı zamanlar halinden mahcub olur.Bazen geri eski haline
döner, mümtaz olur. Bazı anlar yüce bir makama erişir. Bazen renksiz ve nişansız
bir makama yükselir.Bu makamda o ,bir
sıfatla sıfatlanmaz. Onun bu halinden her hangi bir haber vermek mümkün değildir.
Bilirmisin Allah
Teala buyurmuştur: ”Dilediğini yükseltir, dilediğini alçaltır”(Ali
imran/26)bundan gafilmisin? Her derviş ,makamından bazen düşer, bazende geri
makamına yükselir.
Amma, insan Hakk
Tealadan gafilse, inayet erişmezse, Hakk’a meyleder, onu Hakk’dan bir nesne
ayıramaz. Ona, gafil-i bidar(uyanık gafil)denir.Hakk’ın inayetiyle mürşide yakın
olur. Mürşit yüzünden, cemal ve visal –nefissiz olarak-O,Hakkın aynasından ona
yüz gösterir.Hakk’ın sırrı vücudunda parlar.Gönlü ve canı aydınlanır.Ve der ki:”Rabinin
ihsanı kısıtlanmış değildir”(isra 20)Bu hal mümin içindir.Hakk’ın ihsanına mani
olacak bir nesne yoktur.Bu ihsan ilahi bir sırdır ki , beyanı kabil değildir.Bu
sırra yine mürşit ariftir. Salikler, arif değildir. Salikin irfanı, mürşide
teslimiyet gayret ve zevk iledir.Bu sırra ereyim ,diyenin mürşid-i kamili
bulması gerekir.Velakin heva ehlini mürşit kabul etmekten kesinlikle kaçınmak
gerekir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder