17 Ocak 2017 Salı

TASAVVUFİ SORULAR(İBRAHİM HAS)

SORU:Derviş dedi ki ey Has !bir kişi hakiki irfan illerinden haberdarsa ,gerek halen gerekse kalen ona hal ehli denir..O kişi Hakk’a aşinadır.ve arifi billah budur.Onun makamını Hakk’dan başka kimse bilmez ve hallerine erilemez. Onun halini yine hal sahibi olan bilir.Bu yüce makam onun nasibi olup, Allah tarafından verilmiştir.O, bu makamla kaim ve daimdir.Ondan hiçbir zaman ayrılmaz.Terk etmek istesede terke kadir olamaz.
Keza Rabbani sırlardan gafil olanlar da  daima gaflet içindedirler.Gaflet makamı onlara ezelde verilmiştir.Onların bu gaflet halinden kurtulmalarına kudretleri yoktur.Nasibleri gaflettir.Onlar gaflet ile daimdirler.
Hülasa gafiller gaflette, arifler vuslattadır.Kişi hangi menzildelyse o menzilin haliyle hallenmiştir.Kişiye her ne makam verilmişse , o menzilin haliyle ülfettedir.Her insan kendisine verilen makamın özelliklerini sergiler.
CEVAP:Dedim ey dost, kal ile , sohbet ile hale erişilmez.Allah’a vuslat ,hal ile kal ile mümkün değildir.Hakk’a aşina olan ,hal ve vicdani zevk ile sırrından aşinadır.Kal(söz)ile aşina değildir. Kal'in zarardan başka faydası yoktur.Kal sahibinin hali irfan sırrından uzaktır.
Ey dost deryanın varlığını işitenle kendisi derya olan bir değildir.
Amma, hakikat ilminin varisi olan mükerrem zatlar için terakki vaki olduğu kadar tenezzül  de söz konusudur. Onların, makamlarında sürekli karar üzere olmaları nadirdir. Bu terakki ve tenezzül ,baki arifi billah olan pak zatlarda dahi vaki olur.
Bazı zaman olur ki inkıbaz(manevi sıkıntı, tutukluk)zuhur eder.Bazen makamından aşağı inmesi lazım gelir.Bazı zamanlar halinden mahcub olur.Bazen geri eski haline döner, mümtaz olur. Bazı anlar yüce bir makama erişir. Bazen renksiz ve nişansız bir makama yükselir.Bu  makamda o ,bir sıfatla sıfatlanmaz. Onun bu halinden her hangi bir haber vermek mümkün değildir.
Bilirmisin Allah Teala buyurmuştur: ”Dilediğini yükseltir, dilediğini alçaltır”(Ali imran/26)bundan gafilmisin? Her derviş ,makamından bazen düşer, bazende geri makamına yükselir.

Amma, insan Hakk Tealadan gafilse, inayet erişmezse, Hakk’a meyleder, onu Hakk’dan bir nesne ayıramaz. Ona, gafil-i bidar(uyanık gafil)denir.Hakk’ın inayetiyle mürşide yakın olur. Mürşit yüzünden, cemal ve visal –nefissiz olarak-O,Hakkın aynasından ona yüz gösterir.Hakk’ın sırrı vücudunda parlar.Gönlü ve canı aydınlanır.Ve der ki:”Rabinin ihsanı kısıtlanmış değildir”(isra 20)Bu hal mümin içindir.Hakk’ın ihsanına mani olacak bir nesne yoktur.Bu ihsan ilahi bir sırdır ki , beyanı kabil değildir.Bu sırra yine mürşit ariftir. Salikler, arif değildir. Salikin irfanı, mürşide teslimiyet gayret ve zevk iledir.Bu sırra ereyim ,diyenin mürşid-i kamili bulması gerekir.Velakin heva ehlini mürşit kabul etmekten kesinlikle kaçınmak gerekir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder