15 Temmuz 2017 Cumartesi

NEFS ÜZERİNE

Ali imran 14.ayeti:
"Zuyyine linnası hubbuş şehevati minen nisai vel benine vel kanatiril mukantarati minezzehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti ve en'ami vel hars(harsi),zalike metaul hayatid dünya ,vallahu indehu husnul meab"(  KADINLAR,OĞULLAR ,çokça altın ve gümüş,salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah katındadır)buyrulmuştur.İnsan gelmiş olduğu dünya hayatında nefse bürünür, kendisine bir isim verilir ve yaşadığı sürece yaptıklarıyla ,öğrendiği bilgilerle kendisini var görüp , o ismin içini doldurup o ismi ispat etme gayreti içindedir.Bu işlemler neticesinde kendisinde bir anlayış olur ve her şeyi anlayışına göre nefse uyanlar-uymayanlar diye ayırmaya başlar. Dünyada sahip olup  kendi varlığının temeli ,yaptıkları ve bu sahip oldukları  ile varlığını pekiştirdikleri nefis için değe
Nefs kendisini devre dışı bırakacak oluşumlardan uzak durması için çabalar; çünkü varlık sarayının padişahı ,özü itibarıyla ruhtur , ama nefs o koltukta oturmakta ve koltuğu vermek istememektedir.
"Ya eyyuhen nasu kad caetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifaun lima fis suduri ve huden ve rahmetun lil mu'minin"(Ey insanlar! Size , Rabbinizden öğüt ve göğsünüzde olana şifa ve müminlere hidayet ve rahmet gelmiştir."(Yunus 57)
Hidayet nedir? Yıllarca nefsi besleyen , nefsin kölesi olan insan, Allah'ın hidayet etmesi yani kendisine yakın etmek istemesi sonucu bir vesileyle mürşid-i kamil ile tanışıp , hakikat meydanına gelip bağlanması ve zikre hizmet ve ilmi tahsil ile yaşamını , Muhammedi ahlaka göre düzenleyip  Muhammedi irfaniyete ermesi ile kurtuluşudur.İnsanın ölmeden evvel Allah'a ulaşmasıdır.
"Ve yezidullahullezinehtedev huda(huden), vel bakıyatüs salihatu hayrun inde rabbike sevaben  ve hayrun meradda."Meryem 76/(Allah, doğruya erenlerin hidayetini artırır.Kalıcı salih ameller , Rabi'inin doğruya erenlerin hidayetini artırır.Kalıcı salih ameller, Rabbi'nin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç itibarı ile de)
Hakikat meydanına bağlanan kişi artık salik olmuştur ve yapması gerekenler vardır.
Bunlar,mürşid-i kamilin bildirdiğini , muhabbetini kendi anlayışında , akıl terazisinde tartıp değerlendirmekten sakınması, mürşidi kamile teslim olması, verdiği ikrardan samimi olması, sadık olması,kendi anlayışını, aklını efendisine teslim etemsi,efendisinin haliyle hallenip bu sayede daimi huzur-ı Hak'da bulunanlardan olmayı gerçekleştirmesidir.
Bunları başardığında aşk oluşacaktır,aksi halde oluşan sadece ilim benliği olur.Salik geldiği esfel boyutuna ait yaşantısını, bilgisini, alışkanlıklarını ve anlayışını terk etmez ise varlığından arınmayacaktır.; oysa seyrü süluk yolculuğu , hal ile yapılır ki hal bildirilene hizmet ile meydanın edebine , erkanına, ahlakına göre yaşamaya başlayınca oluşur.Bu haller ise aşkı doğurur.İşte salik, doğan aşk ile nispetinde arınır,Hakk'a varır
Devamında kendisinde oluşan maneviyat ile kullukta,her yüzde  Hakk7ı müşahede ile bulunmaya başlar ki nefsimizle bu dünyada yaşamaya devam ettiğimiz için asla ve asla sorumluluk bitmez.Hizmetten ve zikirden ayrı kalınırsa , oluşan maneviyatı sahiplenme gerçekleştirirse  mümin, kul yerine Firavun olunur.Bu sebeble niyaz;sürekli edep, erkan ve güzel ahlak üzere kalmak yönünde olmalıdır.
Arı saf ve günahtan münezzeh yaratılmış Peygamber Efendimiz (sav)" Ya Rab , beni bana bırakma"
Salik zikrinden uzaklaşırsa aşk hafifler.Aşk hafifleyince , nefis, tahsil edilen ilmi bile kendisinden yana kullanmaya başlar.Bir bakarız ki Hakk7ı ispat ediyoruz diye kendimizi ispat etmeye başlamışız,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder