15 Mart 2017 Çarşamba

MÜMİNLERİN EN ŞİDDETLİ DÜŞMANLARI

لَتَجِدَنَّ أَشَدَّ النَّاسِ عَدَاوَةً لِ لَّذِینَ آمَنُوا الْیَھُودَ وَالَّذِینَ أَشْرَكُوا 188
(“ Îmân edenlere karşı düşmanlık yönünden insanların en şiddetlisi olarak yahudileri ve Allah’a (c.c.) ortak koşanları bulursun (Maide/82)buyuruyor
“Zât-ı Ulûhiyetime yemîn ederim ki, Habîbim! Adâvet cihetinden nâsın
mü’minlere şiddetlisi elbette Yahudileri ve müşrikleri bulursun.”
وَلَتَجِد نَّ أَقْرَبَھُمْ مَوَدَّةً لِلَّذِینَ آمَنُوا الَّذِینَ قَالُوَا إِنَّا نَصَارَى
(“Ve yine îmân edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: "Biz hıristiyanlarız" diyenleri bulursun”(Mâide/82)
“Mü’minlere muhabbet cihetinden daha ziyâde yakın olanları Sen, elbette şol
kimseleri bulursun ki onlar “Biz nasrânîyiz” dediler.”
ذَلِكَ بِأَنَّ مِنْھُمْ قِسِّیسِینَ وَرُھْبَانًا وَأَنَّھُمْ لاَ یَسْتَكْبِرُونَ
(Çünkü onların içlerinde keşişler ve rahipler vardır. Ve onlar büyüklük taslamazlar.” (Mâide/82)
Ve nasarânın (Hıristiyanların) size muhabbetlerinin sebebi: Onlardan bâzıları
şeriatın netîcesi olan ilm-i ledünniye tâlip keşişlerdir. Ve bâzıları da tekkelerde âbidlerdir.
Ve onların mü’minlere muhabbetlerinin sebeplerinden birisi de kibir etmemeleridir.
Yahudi mezheplerinde (ise) kendi dinlerine muhalif olan kimseye, hangi sebeple
olursa olsun zarâr etmeye çalışmak vâciptir. Nasârânın mezheplerinde âhar kimseye ezâ
etmek harâm(dır).

وَأَنَّ ھَذَا صِرَاطِي مُسْتَقِیمًا فَاتَّبِعُوهُ وَلاَ تَتَّبِعُوا السُّبُلَ فَتَفَرَّقَ بِكُمْ عَن سَبِیلِھِ ذَلِكُمْ
وَصَّاكُم بِھِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
(İşte benim doğru yolum budur; ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın.
(Azabından) korunmanız için Allah (c.c.) size böyle tavsiye etmiştir” (En’am/53),buyuruyor.
Bak, ehl-i îmân! Bilin ki Kur’ân’da ve bilhassa şu sûrede zikrolunan evâmir
(emirler) ve nevâhî (nehiyler) ve me’mûrât ve menhiyyât (emirler ve yasaklar) ve
muharremât (harâmlar) ve ahkâm ve işârât ve âdâp ve muâmelât, benim doğru ve
iğvicâctan (eğrilikten) sâlim, tevhîde i’sâl eden (ulaştıran) tarîkimdir (yolumdur). Bu
tarîk-i müstakîm olunca tarîk-i tevhîde tebeiyyet edin ki fevz ü felâh bulasınız. Ve turûk-ı
muhtelife olan edyân-ı sâireye ve hevâya tâbî olan müteferrik yollara tebeiyyet etmeyin
ki o yollar sizi dağıtmasın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder