16 Mart 2017 Perşembe

İNSANI KAMİL ÖRNEĞİ

Ebû Osman Hîrî’yi (ö. 298/910) bir kimse hânesine ziyârete dâvet eyleyip
hânesinin kapısına gelince sâhib-i hâne (ev sâhibi) Ebû Osman’a:
“Ya Üstâz! Duhûlünüzde benim için vech-i hâcet (gerek) yoktur, avdet kıl (geri
dön), Sen merhamet et Allah!” diye sûret-i istiskâl gösterir (kötü davranır). Ebû Osman
avdet edip menziline karîp olduk da yine ol kimse gelip:
“Yâ Üstâz! Bu fiil-i şenîama (çirkin işime) nâdim ve pişmân oldum” diye îtizâr
eder. Dört kere bu muâmeleyi eder. Anlar dahî bilâ fütûr ve lâ gazâb (aldırmadan,
öfkelenmeden) gelir gider. Ba’de sâhib-i hâne (ev sâhibi) Ebû Osman’ın yed’ini takbîl ve
telsîm (elini öptükten) ve hezar ta’zîm ve tekrîmden (bin türlü hürmetten) sonra:
“Maksûdum cenâb-ı mahmedet sıfatınızın ahlâkını tecrübe ve imtihan idi” diye
medh ve senâ edince Ebû Osman ravvahallâhü teâlâ rûhahû (Allah -c.c.- rûhunu
rahatlatsın):“Ey racul! Kelbde olan tabiat ve hulk ile insan medh ve senâya lâyık olamaz. Bu
sıfat kelbde de mevcuttur. Zirâ kelb (köpek) nice kere çağırılsa gelir ve tard ve zecr
olursa (baskı yapılıp kovulsa) gider ve münzecir olur (cezâsını bulur)” buyurmuşlardır.
İnsan-ı kâmil olduklarını bir kat dahî halka duyurmuşlardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder