10 Kasım 2015 Salı

"BEN İKİ KURBANLIĞIN OĞLUYUM"

Resulullah Efendimize ait olan bu sözdeki ilk kurbanlık Hz.İsmail,diğeri babası Hz.Abdullah'tır.(Cenabı Peygamberin akrabaları ile alakalı olarak sufiler hiç olumsuz kelime sarfetmezler.Hatta derler ki:Biz TEBBET suresini hatim tamam olsun diye okuruz".)
Dedesi Abdülmuttalip,Kabenin gölgesinde uyurken dört gün üst üste aynı mealde rüya görür ve rüyalarında:Kalk Tayyibeyi kaz","Kalk ,Berre'yi kaz","Kalk Mednune'yi kaz","Kalk Zemzem'i kaz"denilir.ilk üç gün ifade edilen isimlerin manasını bilemez ancak Zemzem kelimesini duyunca,yıllar önce düşman istilasından kaçan Mekkelilerin üzerini örtüp yeri kaybolan Zemzem kuyusun  bulunmasının kendisine bahşedileceğini anlar ve nereyi kazacağını sorar:Rüyasında "Kabe'de kesilen kurbanların kanlarının döküldüğü yer ile terslerinin gömüldüğü yer arasındadır.Ancak alaca kanatlı bir karga gelip orayı gagalar,orada karınca yuvası'da vardır"denilir.Sevinçle uyanır.Çünkü yıllardır Zemzem isminin kendisi vardı ,ancak yeri meçhul kalmıştı.Ertesi gün rüyasında bahsedilen alaca karga gelir ve bir yeri gagalar.Bu işaret üzerine tek oğlu Haris'i alarak kazmaya başlar.Bir müddet sonra Zemzem Kuyusunun taşla örülmüş duvarı ile  yuvarlak ağzını bulur.Sevinçle tekbir getirmeye başlar.Bu çalışmayı gözleyen Kureyşliler büyüklerine haber verirler  ve Abdülmuttalibe "Ey Abdülmuttalip bu babamız İsmail'in kuyusudur.Onda bizim de hakkımız var.Bizi de bu işe ortak et"derler.Abdülmuttalip kabul etmez.Bu cevap kureyş ileri gelenlerinin hoşuna gitmez.İçlerinden Adiy bin Nevfel şunları söyler:"Sen yalnız bir adamsın.Tek oğlundan başka dayanacağın kimse de yoktur.Nasıl olurda bize karşı gelir,bize boyun eğmezsin?".Bu söz Abdülmuttalibi üzer.Kimsesizlikten dolayı küçümsenmiştir.Ellerini açar:"Yemin ederim ki,Allah bana on erkek çocuk verirse birisini Kabe'nin yanında kurban edeceğim"Bu söz hem yemin,hem dua,hem adaktı.
Abdülmuttalip bir çatışma çıkmaması için işin Hakem'e götürülmesini teklif etti.Hakem Şam'da oturan Sad bin Hüzeym.Kafile Şam'a doğru yola çıktılar.Çölü geçerken Abdülmuttalibin suyu bitti,Kureyşlilerden istediysede ancak bize yeter diye vermek istemediler.Abdülmuttalip,su aramak için devesinin yanına geldiğinde devenin ayakları dibinde bu su sızıntısı görür ve kılıcıyla kazdığında akacak hale gelen bir suyu bulur,kendisi içer,devesi içer,Kureyşlilere de için diye teklif ederler.Kureyşliler bu sudan içerler,develerini sularlar,kırbalarındaki eski suyu boşaltıp taze su doldururlar ve derler ki:Ey Abdülmuttalip,Şam'a gitmekten vazgeçiyoruz.Zemzemi bulmak senin hakkındır"derler ve geriye Mekkeye dönerler.Zemzem Kuyusu açıldığında içinde,Cürhüm'lülerin düşman önünde kaçarken kuyunun içine attıkları iki adet altın geyik heykeli,kılıç ve zırhları bulur.Kureyşlilerin hırsı tekrar kabarır ve bu malda pay isterler.Abdülmuttalip Kabul etmez ve Hübel Putu önünde Kur'a çekelim.Kabe için,sizin için ,benim için"der.Kur'a çekilir.Ziynet eşyaları Kabe'ye,zırh ve kılıçlar Abdülmuttalibe isabet eder,kureyşlilere kura isabet etmez.Çıkan ziynet eşyaları ,kılıç ve zırhları saç haline getirip Kabe'nin kapısına asar,böylece kabeyi altınla süsleyenlerden olur.40 yaşında bu hadise olmuştu.Sonraki otuz yıl içinde on erkek çocuğu oldu ve Bu adağın yerine getirilmesi gerekiyordu.Oğulları arasında kurban için çekilen kur'a  en sevdiği Abdullah'a çıkar ve onu kurban etmesi gerekmektedir..Kureyşliler buna itiraz ederek tekrar Hakem'e başvurmasını istediler.Kurban etme hadisesinin bir " adet" olarak kalmasını istemiyorlardı.Çelik iradesi,verdiği sözü tutmak istiyordu.Abdülmuttalibin dayısı Abdullah bin Muğire ortaya atılıp:"Vallahi meşru bir mazeret olmadıkça ,sen onu kurban edemezsin.Onu kurtarmak için gerekirse bütün malımızı vermeye hazırız".Bir türlü kararından vazgeçiremedikleri Abdülmuttalibe tüm Kureyşliler şu teklifi yaptılar:"oğlun Abdullahı al.Şam'a git.orada kahin ve bilgin bir kadın var.derdine çare bulur.Şayet oğlunu kurban et derse gel,et.Şayet senide,oğlunuda,bizide bu üzüntüden kurtaracak bir çare söylerse ona göre hareket et"derler.Arrafe isimli kadını Şamda bulamadılar.Hayber'e olduğu söylenildi ve Hayberde kadını buldular:Kadın sordu:"Sizde bir insanın diyeti nedir?"."on deve"dediler.Kahin kadın:"Gidin on deve hazırlayın.Kura çekin çocuğa isabet ederse bir on deve daha ilave edin.böylelikle kur'a develere çıkana kadar bu artırımı yapın"deyince bu çare herkesi umutlandırdı.Kabeye gelip fal oku ile kura çekimi başladı tam dokuz kez Kur'a oğlundan yana çıktı.Deve sayısı 100 olunca kur'a develere çıktı.Bekleyenler rahat bir nefes aldı.Ancak Abdülmuttalip mutmain olmamıştı.Vallahi üst üst üç defa daha ok çekeceğim.Tüm kalbim mutmain olsun"demesi üzerine üst üste çekilen üç okta develerden yana çıktı ve yüz deve Safa ile Merve arasına dizilip kurban edildi ve etleri şehre dağıtıldı.O GÜNDEN İTİBAREN BİR İNSAN DİYETİ,KUREYŞLİLER VE ARAPLAR ARASINDA 100 DEVE OLARAK KABUL EDİLME ADETİ BENİMSENDİ.Efendimiz SAV de bu adeti olduğu gibi bırakmıştır.Bu nedenle Efendimiz"Ben iki kurbanlığın oğluyum"buyurmuştur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder