Son yıllarda basından bürokrasiye, öğretim kadrolarından iş dünyasına, kamu ve sivil toplum kurumlarına kadar hemen her alanda seviyesi –daha doğrusu seviyesizliği- gün geçtikçe artan popülist, hatta yüzyıl önceki İslâmcıların midesini bulandıracak derecede ayağa düşürülmüş bir “İslâmcılık” ve İslâm üzerinden güç ve çıkar devşirme süreci yaşıyoruz. Dünya hesaplarımız için değerlerimizi fütursuzca kullanıyoruz, harcıyoruz, tüketiyoruz. Birçok kişi ve çevre kendi ahlak dışı amaçlarını ya da yaşayışlarını İslam’a, Peygamber’e, İslâm’ın ilk saygın nesillerine onaylatma ve onlar üzerinden meşrulaştırma peşinde. Kabaca ifade edecek olursak, “Hem namazımı kılarım hem kul hakkı yerim” demeye getiren, hatta -vaktiyle Fetullah’ın yaptığı gibi- “Siz İslam için çalışıyorsunuz, cihat ediyorsunuz; bunlar size helaldir” anlamına gelecek fetva üreten bir zihniyet kaplıyor beynimizi.
On binlerce ithal lüks makam aracı için fakir fukaranın maddi kaynaklarını nasıl hoyratça kullanıyorsak, “Sahabe efendilerimiz de devenin iyisine binerlerdi” diyerek bu rezalete fetva üretirken de dinî değerleri sorumsuzca harcıyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder