KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
2 Nisan 2026 Perşembe
ÜLKELER
MELEKLER,ŞEYTANLAR,CİNLER
Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur.Üremezler, yemezler,içmezler.Cinlerde ise üreme vardır.Onların dişisi ,erkeği vardır ve ölümlüdürler.Şeytanlara gelince , onların da dişisi ve erkeği vardır.Çoğalırlar ancak ölmezler.Tıpkı İblis'in devamlı kaldığı gibi onlarda devamlı olarak dünyada kalırlar.
BEŞ SAF
kIYAMETTE İNSANLAR BEŞ SAF OLARAK HUZURA GELİRLER.pEYGAMBERLER BİR SAF, VELİLER BİR SAF, MÜMİNLER BİR SAF,KAFİRLER BİR SAF VEMÜNAFIKLAR BİR SAF OLARAK
1 Nisan 2026 Çarşamba
KUURAN OKUMA ŞEKLİ
Hz.Ali Ks hazretleri demiştir: "Kur'an tilavetinin en efdal olanı, abdestli olarak, kıbleye doğru oturarak, bağdaş kurmadan, bir yere dayanmadan, kibirli insanların oturuşu gibi oturmadan okumaktır. Lakin Kur'an okurken karşısında zayıf olduğu ve utandığı bir kimsenin karşısında oturduğu gibi oturmalıdır"
İNŞAALLAH DEMEK
Kehf suresinin 24 ncü ayetindeki hitabdır. "Ancak Allah dilerse(yapacağım de).Unuttuğun zaman da Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni , doğruya daha yakın olana eriştirir." de" Herhangibi bir iş yapacağı vaad edilince "inşaallah" demek peygambere vacibdir.
Bir adama : Nereye gidiyorsun? diye sorulmuş. O da "Eşek almak için Künase'ye(Kufe'de bir yer) gidiyorum" demiş.Ona :"İnşaallah" de demişler.Adam :" Benim inşaallah demeye ihtiyacım yoktur. İşte paralar cebimde, merkepteKünase'de" dedi. Ancak pazara varamadan paraları çalındıve istediğini alamadan geri döndü. Dönüşte birisi ona : " Nereden geliyorsun?" diye sordu. Adam: "İnşaallah Künase'den.İnşaallah paralarım çalındı" diye cevap verdi.
Kurtube, bu ayeti tevil ederken şöyle demiştir: " Geleceğe dair verilen herhangibir sözü "inşaallah" if adesiyle bağlamak , herhangibir sebeble yerine getirilmediğinde doğacak günahtan kurtulmak içindir."
ALLAH TEALANIN SIRF KENDİ NEFSİNE HAS KILDIKLARI SEÇKİNLER.
Hz.Hızır'ın şöyle dediği rivayet olunur: "300 evliya,70 nüceba/seçkinler, 40 evtadı arz/yeryüzü direkleri mesabesindeki kimseler, 10 nukaba/reisler, 7 urafa/arifler, üç seçilmiişler/muhtarun ve bir de gavs vardır. Bunlar vasıl oldukları derecelere çok oruç tutmak , çok namaz kılmak, huşu sahibi olmak ve güzel vasıflarla ulaşmamışlardır.Onlar bu mertebeye ancak sıdk ile vera sahibi olmak, iyi niyet sahibi olmak, iç alemlerinin salim olmasıyla ve bütün müslümanlara karşı engin bir merhamet duygusuyla erişmişlerdir.Çünkü Allah onları ezeli ilmi ile seçmiş ve sırf kendi nefsine has kılmıştır.
Onlar hiç kimseye kötü söz söylemezler, hiç kimseye beddua etmezler. Kendilerinden aşağıda olanlara eziyet etmezler ve asla onları hor görmezler. Kendilerinden üstün olanlara da hased etmezler.Onlar insanlar içinde huyca en mülayim ve kelamı en doğru olandır. Cömertlikte eşsizdirler."
31 Mart 2026 Salı
MEVLANA VE SADRETTİN KONEVİ
Osman Fazlı Xatpazari hazretleri şöyle demiştir:Şeyh Sadrettin Konevi , Mesnevi sahibi Mevlana gibi padişah evladındandır.Mevlana, mutlak manada dünyayı terk ederdi.Sadrettin Konevi ise surete n9güzel yaşar , dış görünüşüne önem verirdi.Hatta onun süslenmiş bezenmiş hizmetçileri de var idi.Onun bir de gümüş ibriği vardı.Bundan dolayı bir şapıs şeyhi yadırgamıştı. Konevi bunu anlayınca ibriğe işaret etti , o da yanına geldi.Orada bulunanlar bu padiseyi görünce şaşırıp kaldılar, o şahısta tevbe etti.
Bir gün Sadrettin konevi, Hz.Mevlanaya şöyle dedi: Melikler gibi yaşayalım, dervişler gibi yatalım". Bu sebebledir ki Mevlana'nın türbesi büyük bir ihtişam içindedir.Şeyh Sadretti nkonevi nin kabri ise böyle değildir.
HÜZÜN
Büyüklerden birisi hüzün hakkında şunları söylemiştir: " Hüzün , edepli kişilerin giysisidir. Nem utlu şiarı hüzün, elbisesi hüzün,evi hüzün,yemesi hüzün, ve içmesi hüzün olan kimseye.Ancak sıddıkler ve nebiler hüzünden tad alırlar.Allah bir kulu severse onun kalbin hüzünhden bir feryad ilka eder.Kim hüznün tadına varmazsa , her türlü kulluğun lezzetien eremez.Temkin ehli bir sıddıkin : " Hüzün aşağı bir makamdır" sözü seni aldatmasın.Bunu söyleyenin maksadı , hüznün kendisi için hüzün duyulan şeye tabi oludğunu anlatmakdır. İlmin maluma tabsi olması gibi. Yani o alçalınca alçalır, yükselince yükselir"
Davud peygamber'i nşöyle dediği rivayet edilir:" Allah'ım bana kalbimi temizlememi emrettin, onu ne ile temizliyeyim?".Hak Teala şöyle buyurdu:" Ey Davud , üzüntü ve kederle"
Hafız Şirazi der ki: "Sarı yüz ve dertli ahtır Aşıkların hastalığının devası.
HAMD ÜÇ KISIMDIR
Davud Kayseri şöyle demiştir: " Hamd sözle, davranışla ve hal ile olmak üzere üç kısımdır.Sözlü hamd , Cenab-ı Hakk7ı dil ile övmek ve peygamberlerin lhisanıyla kendi nefsini nasıl övmüşse O'nu öylece sena etmektir.
Fiili hamd; Allah rızasını kazanmak ve O'nun yüce cenabına yönelmek için bedenle yapılan ibadet ve hayırlardır.Çünkü insana dil ile hamd etmek gerektiği gibi her bi ruzva karşılık şükür olarak ve her halükarda hamd etmek gerekir.Efendimiz buyurmuştur: "Her halü karda Allah'a hamd ederim" . Bu ise ancak nefsin hazlarını elde etmek ve onu memnun etmek için değil , meşru şekilde yaratılış gayesine uygun olarak Ha kteala'ya ibadet ve O' nun emrine boyun eğerek bütün uzuvları kullanmakla olur.
Hal ile olan hamd, rup ve kalb ile olandır.İlmi ve ameli kemalat ile vasılanmak ve ilahi ahlakla ahlaklanmakla olur.Çünkü insanlara nefislerinin ve zatlarının kemal sıfatlarını kazanması için peygamberlerin dili ile ilahi ahlakla ahlaklanmaları emredilmiştir.
ALLAH'IN İHLASLI KULLARI İKİ KISIMDIR
El hikemül Ataiyye şerhinde şöyle der: " Allah'ın ihlaslı kulları iki kısımdır.Bir topluluğu Allah kendi hizmeti içinh kaim kılmıştır. Onlar abid, zahid, çok amel eden evrad ehlidir.Bir topluluğu da kendi muhabbeti ile özel kılmıştır.Onlar muhabbet, sevgi, safa ve murada ittiba ehlidir.Hepsi O'nun hizmetinde , taatinde ve hürmetindedir.Çünkü onların hepsi O'nun zatını kastedmektedir ve O'na yönelmiştir.
Yahya b.Muaz şöyle demiştir: " Zahid dünyadan Hakk'ın avıdır, arif cennetten Hakk'ın avıdır.
Beeyazid-i Bestami şöyle demiştir: "Yüce Allah velilerin kalblerine muttali oldu.Onların kimisinin kalbi marifeti yüklemek için uuygun değildi.Onun için onları ibadetle meşgul etti."
İZZET AYETİ
İsra suresinin 111 nci ayetini Hz.Peygamber sav , Abdülmuttalip oğullarından bir çocuk düzgün konuşmaya başlayınca ona öğretirdi. Bu ayete "izzet ayeti" adını verirdi.
VE GULİL HAMDU LİLLAHİLLEZİ LEM YETTAHİZ VELEDEN VE LEM YEKUN LEHU ŞERİKUN FİL MÜLKİ VELEM YEKUN LEHU VELİYYUN MİNEZ ZÜLLİ VE KEBBİRHÜ TEKBİRA"(Çocuk edinmeyen , hakimiyette ortağı olmayan , acizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamd ederim" de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt)
30 Mart 2026 Pazartesi
HAK İLE İNDİ
İsra suresi 105 ayetinde "VE BİL HAKKI ENZELNAHÜ VE BİL HAKKI NEZEL" hitabındaki "Hak ile kastedilenin Hz.Muhammed sav" olduğunu Kaşifi Tıbyan tefsirinde söylemiştir. dir"
Ayetin bu kısmı ağrıyan yer üzerine okunursa ağrıdan halas olacağı belirtilmiştir.
"Hep birlikte Allah'ın ipine sarılın"(Hac 78) ayetinde, "Allah'ın ipi" nin Cenab-ı Resulullah ve getirdikleri, sünneti olduğu şeklinde tefsirlerde mevcuttur.
PEYGAMBERİN ELİNDEN ALMAK
Ebu Lehep ve benzerleri gibi takva ve temiz olma sıfatlarını taşımayanlar Peygamber ehlinden değildir ve onun Allah Teala'ya ulaşan bir yolu yoktur.Usulü/asılları zayi ettikleri ve nakti faydasız şeye harcadıkları halde vusule erdiklerini zanneden kavme yazıklar olsun! Büyüklerden birine vasıtasız olarak Allah Teala'dan hediye takdim edildi.O: Bunu ancak Muhammed SAV in elinden, yani dosdoğru yoldan kabul ederim dedi.Sonra o yönden misliyle katlanmış olarak geldi.Bu, Allah'la irtibatın sıhhatinin ancak vasıta ile irtibatın sıhhatli olmasına bağlı olduğunun delilidir.O vasıta da Hz.Peygamber efendimizdir.Hz.Peygamber ve şeriatı mihenk taşıdır.Mevhıbeler ve atiyyeler ona vurulur.Onun emrine muvafık gelirse kabul edilir, yoksa rededilir.. Çünkü bunun hak kisvesine bürünmüş süslü bir şeytan ve nefis tarafında nolmuş olması da mümkündür.Bu yüzden mutlaka iyice ayrılması gerekir.Bu ise en zor işlerdendir.
Hafız Şirazi der:Aşk yolunda şeytanın vesvesesi çoktur.Aklını topla ve gönül kulağını melekden gelecek habere aç!
Tarikatlarda, daha mürşit hayatta iken dervişler arasında baş olma isteğiyle ayrılanlar olur.Gördükleri bir kaç rüya, yahut hal onları sarhoş edip baş olma sevdası ateşlenir ve mürşidin hareketlerini eleştirir.Halbuki manevi tüm makamlar, Hz.Peygamber efendimiz eliyle dağıtılır.Böyle bir dağıtım elinden mahrum olanlardaki başolma sevdası, şeytanın o kimseye amellerini süslü göstermesi işidir.
NESEB
Bir hadis de buyrulmuştur: " Ameli kendisini geri bırakan kimseyi nesebi ileri götüremez."Yani Kötü ameli ve salih amel konusunda ihmalkarlığı kendisini ahirette geri bırakan kişiye , dünya bakımından sahip olduğu nesep şerefi fayda etmez ve bununla kusuru telafi olmaz.Çünkü neseb burada sona erer.
Ağaçtaki kuru dal onun kuru, geri kalanının ise yaş ve yeşil olması yüzünden kesilir. Çünkü onunla yeşil ve taze dallar arasında bir alaka yoktur. Her ne kadar o ağaca bağlı , ona mensub bir dal olsa da kuru olması hasebiyle kesilmesi gerekir. Fayda sağlayan neseb ancak takva bağıdır. Bu sebeple Hz. Peygamber sav , " Her takva sahibi temiz kişi benim ehlimdir" buyurmuştur.
İLMİN PERDE OLMASI
iLİM ancak cehaleti uzaklaştırması bakımından saadet getirir. Onun için ilmin sana perde olmasın.Çünkü Firavun Hz.Musa'nın peygamber olduğunu, İblis , Hz.Adem'in durumunu,Yahudiler de EFendimiz SAV in peygamber olduğunu ve diğer peygamberlerden üstün olduğunu biliyorlardı.Bununla birlikte imanda muvaffakiyetten mahrum kaldılar.Zamanla bu bilgileri onları bedbaht yaptı.Hak Teala şöyle buyurmaktadır: "Kendileri ve bunlara yakinen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkar ettiler"(Neml 14)
29 Mart 2026 Pazar
RUHUN BEŞ HALİ VARDIR
1- Yokluk adem hali. Allah şöyle buyurur: "İnsanın üzerinden , henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?"(İnsan suresi 1),
2- Ruhlar alemindeki varlık hali .Allah şöyle buyurur "Ruhları cesedlerden iki bin yıl önce yarattım"
3- Ruhun bedenle alakalanması hali . Allah şöyle buyurur:"Ona ruhumdan üflediğim zaman" Hicr 29)
4-) Ruhun bedenden ayrılma hali . Allah şöyle buyurur: "Her nefis ölümü tadacaktır"(Ankebut 57)
5- Ruhun tekrar bedene iade edilme hali. Allah şöyle buyurur: "Biz onu yine ilk durumuna sokacağız"(Taha 21)
Yokluk halinin faydası , kendi nefsinin ve yaratanını kadim olarak marifeti/tanıması içindir. Ruhlar aleminde var olmasının faydası , Allah7ı kudret, hayat,ilim,vücud, sem, basar,kelamve irade sahibi olmak gizi zati sıfatları ile tanıması içindir.Bedenle alakalanmasının faydası , cüzi ve külli varlıklarla ilgili gayb veşehadet aleminde kemali marifet kazanması içindir.
Ruhun bedene üflenmesinin faydası Razzaklık, Tevvablık,Gaffarlık , Rahmanlık , Rahimlik, Mün'imlik, ve Vahhablıkt gibi fiili
sıfatların marifetinin hasıl olması siçindir.Bedenden ayrılmasının faydası cisimlerle beraberlik sebebiyle ruhta meydana gelen pislikleri gidermek ve indiyyet(Hakk7ın katında olma) makamında zevk şerbetini içmesi içindir.Tekrar bedene iade edilmesinin faydası ise uhrevi nimetlerden istifade etmesi içindir
RUH RABBİMİN EMRİNDENDİR
Rivayet olnur ki Kureyş kafirleri Hz.Peygamber'in9 sav durumunu Yesrip yahudilerinden sormak için Nadr b.Haris, Übey b.Halef ve Ukbe b.Ebi Muayt'ı Medineye gönderdiler. Onlar yahudiler ile görüşüp Peygamberimizin durumunu anlatınca yahudiler hayret ettiler.Onlara şöyle dediler: "Ey Arabın uluları! biz bir peygamberin zuhur etme zamanının yakın olduğunu biliyoruz.Sizin sözlerinizden bir peygamberin hallerinin kokusu geliyor. Siz sınamak için ona: "Doğuyu ve Batıyı kim dolaşmış, eski zamanda kaybolan gençlerin derumu ne oldu? ve ruh medir?" diye sual sorun Eğer üç soruya da cevap verir; Yahut hiçbirine cevap vermezse bilin ki o peygamber değildir.Eğer iki soruya cevap verir , ruhtan hiç bahsetmez ise peeygamberdir," dediler. Onlar Mekke'ye geri döndüler, O'nun yanına vardılar ve üç şeyi sordular. O da iki soruya cevap verdi.Ruh konusunda ise İsra suresinin 85 nci ayeti inzal oldu( Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki; Ruh, Rabbinin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir"
BEYZAVİ der ki" Ruh insan bedeninin organları gibi bir maddeden, bir asıldan türemek şekilnde olmaksızın "Ol" emriiyle yaratılmış varlıklardandır"
Alimler ruhun ne olduğu hususunda ihtilaf ettiler.Ancak kimse ididasını destekliyecek kesin bir delil ortaya koyamadılar.Ne varki ruh bedenden ayrılınca insan ölür.Bedenle birlikte bulunduğu müdetçe yaşar".
Bazı alimler ruh hususunda Sultani Ruh ve hayvani ruh olarak ikiye ayırırlar.Sultani ruh emir alemindendirBedenden ayrılması nedeniyle buna muarık/ayrılan da denir.Bedenle ilgisi yönlendirme ve tasarruf etme ilgisidir.Bu bedenin ölmesiyle yok olmaz.Yok olan bedendeki tasarrufudur.Bu ruhun bedendeki yeri dimağdır. Hayvani ruh halk alemindendir.Buna kalb,akıl nefis de denir.Bu bedenin tüm organlarına sirayet etmiş vaziyettedir.Ancak onun gücü kandadır, kan onun en belirgin olduğu yerdir.Taayün yer ise kalbdir.Sultani ruhun bedenle alaka kurmasından sonra meydana gelir ve sultani ruhun unsurlarının bir yansımasıdır, fiil ve hareketelrin kaynağıdır.
HERKES MEŞREBİNE VE MİZACINA GÖRE İŞ YAPAR
iSRA SURESİ 83 AYETİNDE Hak Teala buyurur:"İnsana nimet verdiğimiz zaman(bizden)yüz çevirip yan çizer; ona bir de zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer
De ki ; Herkes kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir"
İnsana nimeti veren Allah Tealya'dır.Bu nimnet,sıhhat,mal,bedeni güç,evlat v.s olmak üzer çok çeşitlidir.Nimet bir imtihan olup şükrü gerektirir.Ancak insanda nimete ulaştığı zaman kibirlenme ve böbürlenme duyguları ortaya çıkar ve Hak teala'dan uzaklaşır.Nimet kuşunu avlamak hamd ve şükürle mümkündür.Eğer bu kuş avlanmaz ise uçup gider.
Hikaye edilir ki debdebeli bir saltanatın ve zengin bir hazinenin sahibi olan bir padişah çeşit çeşit yiyecekve içecekler hazırlayıp idaresindeki yöneticilere ziyafat verdi.Ziyafet esnasında kapı şiddetli bir şekilde çalınmaya başladı.Hizmetçiler, ey fakir bu ne hırs.Edepsizlik yapma yemeklerimizi yiyip seninde karnını doyuruncaya kadar sabret! dediler.
Adam: "Benim sizin yiyeceklerinize ihtiyacım yok.Ben padişahı görmek istiyorum?" diye karşılık verdi.
Hizmetçiler: "Senin hükümdarla ne işin olabilir ki" dediler. Bu defa adam daha fazla kapıya vurmaya başladı.Hizmetçiler ellerinde silahla adama hücum ettiler.Adam " Yerinizde durun . Ben ölüm meleğiyim. Fena aleminin hükümdarının ruhunu kabzetmeye geldim" deyince hepsi oldukları yerde kaldılar.Hükümdar bir miktar süre istemişse de o buna razı olmadı.Bunun üzerine hükümdar:
"Allah mala lanet etsin . Zira o beni aldattı.İşte bugün eli boş bir halde bu dünyayı terk ediyorum. Mallarımın faydası düşmanlara , hesabı ve azabı bana kaldı" diyerek hayıflandı.
Allah Teala mala konuşma kabiliyeti verdi ve o da: "Bana değil kendine lanet et.Çünkü ben senin emrine amade edildim.ve sen de istediğini yapma kabiliyetine sahiptin.Şimdi bile alışık olduğun zulmü terk etmiyorsun.Suçlu sen olmana rağmen masum olana küfredip duruyorsun." dedi.
Bu hikayeden çıkartılacak dersler vardır.Birincisi Alla hTeala , hükümdara saltanat ve zenginlik verdiBüyüklük nimetleri vermesine rağmen adam bunlara şükretmekten yüz çevirmiştir.
Sadi Şirazi şöyle der:Akıllı tabiatlılar minnet bilirler.Nimete hamd ü sena çivisi vurarak sağlamlaştırırlar.
İkincisi , ölüm gelip çattığında Allah'ın fazlından ümit kesip karamsarlığa düşmüştür.Tevbe edip Allah7a yönelecek yerde lanet ve küfgretmekle meşgul olmuştur.Allah Teala can boğaza gelmedikçe kullarının tsevbesini kabul eder.
Üçüncüsü bu hükümdar , kendi karakterine göre hareket etmiş ve neticede kötülükle muamele görmüştür.Çünkü onun başka bir şeye istidadı yoktu.
28 Mart 2026 Cumartesi
KUR'AN MÜMİNLER İÇİN ŞİFA VE RAHMETTİR
Kur'an cismani hastalıklara da şifadır.Hikaye olunduğuna göre Ebul kasım Kuşeyri isimli zatın çocuğu ağır bir hastalığa yakalandı ve iyileşmekten ümit kesilmişti.Bu üstad'a ağır geldi.Bir gün rüyasında Hak Teala'yı gördü.ve bu durumu şikayet etti.Hak teala ona şöyle buyurdu:"Şifa ayetlerini bir araya getir, onları hastaya oku.Onları bir kabın içerisine yazve içine bir içecek dök.Sonra onu hastaya içir". Üstad söylenenlri yaptı ve çocuk hastalıktan kurtuldu.
Kur'an da şifa ayetleri altı tanedir:
1-VE YEŞFİ SUDURE KAVMİN MÜMİNİN(Müminler toplumunun göğüslerine şifa versin(Tevbe 14)
2- VE ŞİFAÜN LİMA FİSSUDUR(Göğüslerde olana şifadır'(Yunus 57)
3-FİHİ ŞİFAÜN LİNNAS (Onda insanlar için şifa vardır(Nahl 69)
4- VE NÜNEZZİLÜ MİNEL KURANİ MA HÜVE ŞİFAÜN VE RAHMETÜN LİL MÜMİNİN(İSRA 82) Biz kurandan müminler için şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz(İsra 82)
5- VE İZA MERİDTÜ FEHÜVE YEŞFİİN(Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur(Şuara 80)
6-KUL HÜVE LİLLEZİNE AMENU HÜDEN VE ŞİFAÜN(De ki : O müminler için bir hidayet ve şifadır(Fussilet 44)
Bir tabakat kitabını yazan Tacüddin Sübki Şafii der ki: "bir çok meşayihin hastalırn şifa bulmaları için bu ayetleri kaplar içerisine yazdıktan sonra suyunu hastalara içirdiklerini gördüm."
Hazret-i Peygamber'in " Kur'an dan şifa aramayana Allah şifa ihsan etmesin" sözü hem cismani hem de ruhani hastalığa şamildir.
Fatiha suresi cam bir kaba miskle yazılıp gül suyu ile imha edilir ve ezberleme güçlüğü çeken birisi yedi gün süreyle bunu içerse , ahmaklığı gider ve işittiği şeyleri aklında tutabilir.
Akıllı kişi hastalıklarını Kur'an la tedavi eder Şöyle rivayet edilmiştir: " Kur7an size hastalıklarınızı ve onların şifasını gösterir. Hastalıklarınız günahlarınız,şifanız ise istiğfardır." Şu halde önce hastalığın bilinmesi gerekir.Hastalığın mahiyeti bilinmedikçe kolayca tedavi edilemez.Bu hastalıkları ve tedavi şekillerini ancak ehli Kur'an bilir. Bu sebeble vesile ile süluk etmek evladır.
DUA AYETİ
iSRA SURESİ 80 NCİ AYET:VE GUL RABBİ EDHILNİ MÜDHALE SIDGIN VE EHRICNİ MUHRECE SIDGIN VEC ALLİ MİN LEDÜNKE SULTANEN NASİRA"(Ve şöyle niyaz et: Rabbim! gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından , hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver
UYKUDAN UYANDIĞIMIZDA
Bir rivayette şöyle buyurulmuştur." Kul uyuduğu zaman onun başına şeytan üç düğüm atar.Uykudan uyanıp doğrulur ve Allah7ı zikrederse bir düğüm çözülür.Abdest alırsa bir düüm daha çözülür.İki rekat namaz kılarsa tüm düğümler çözülür.zinde ve huzurlu , aksi halde ise tembel ve huzursuz olarak sabahlar."
İbni Abbas'ın şöyle dediği rivayet olunur: " Yemek çoğaldığında beni uyarın Çünkü çok yemek kalbi ifsad eder.
Uyku çoğaldığında beni uyarın çünkü ömrü uyku kısaltır.
Söz çoğaldığında beni susturun çünkü dini söz yıkar.
Aklar çoğaldığında beni uyarın çünkü akların ardından ölüm gelir.
FARZ-SÜNNET
Efendimiz SAV buyurmuştur:"Üç şey bana farz, size ise sünnettir.Vitir namazı, misvak kullanmak ve gece namazı.".
Ümmetin nafileleri günahların kefareti ve farzlardaki hataların telafisi içindir.
İNSANLARDAN KAÇMAK
Büyüklerden birisi şöyle der: " İinsanların şerrinden kaçtığından daha çok hayrından kaç.Çünkü onların hayrı senin kalbine, şerleri ise bedenine isabet eder.Bedeninin yaralanması, kalbinin yaralanmasından daha hayırlıdır.Sayesinde Mevla'ya döndüğün düşman , seni mevlandan alıkoyan dosttan daha hayırlıdır.Her bela seni tevhidin hakikatına yönelten ve dünyevi alakaları ortadan kaldıran Allah'ın kamçılarından bir kamçıdır.O elem suretinde bir lezzettir.
"ADEMOĞLU ÖLÜNCE AMELİ SON BULUR"HADİSİ
Bu hadis-i şerif meydana gelmesi amellere bağlı olan şeylerin hasıl olmayacağına delalet eder.Ancak böyle olmayıp Allah'ın bir fazlı ve rahmetiyle meydana gelenler ise hasıl olabilir.Bu da terakkinin mertebelerindendir.
"İnsan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur"(Necm 39) ayetinin manası insanın kazandıklarının sadece kendi çalışmasıyla meydana gelenlerden ibaret olduğu değildir.Bilakis bunun manası insan için ancak çalışmasıyla olması mümkün olan vardır.şeklindedir. Buna göre çalışmasıyla mümkün olan çalışmasıyla olandır, geri kalanlar ise mülk bertebesinde ki çalışma gibi Allah7ın fazlındandır.Melekut ise ancak sırf Allah'ın fazlıyla mümkün olur.Bunda çalışmanın hiçbir etkisi yoktur.
Aziz Mahmut Hüdai hazretleri böyle açıklamıştır.
FİZİKİ ÖLÜMDEN SONRA TERAKKİ VAR MIDIR?
Ispara,Eğirdir öklü kıyısında Devran baba isimli bir türbe vardır.2B dünyaya bin kere geldim, bin kerre gittim" sözü o zata isnat edilir.Bu nasıl olur, mahiyeti nedir ehli bilir ki Hak teala7ya ait bir sırdır."İsra suresi 72 ayeti "Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür...." buyrulmuştur.Bazı kişiler için şekli ölümden sonra terakki(yükselme) ve teyakkuz(uyanıklık) mümkün olur mu? diye sorusuna İsmail Hakkı Bursevi şöyle cevap vermiştir: Talebinde sadık olan salik kendi tabiat ve nefsi makamında nsefere çıksa ve ihtiyari ölümle muradına ulaşmadan önce zorunlu ölümle yolda ölse , ona vuslata erenlerin ecrinden bir pay verilir."Kim Allah ve Resulü uğrunda hicret ederek evinden çıkar da sonra kendisine ölüm ypetişirse artık onun mükafatı Allah'a düşer (Nisa 100).ayeti de buna işaret etmektedir.Büyüklerden bir şöyle demiştir: " Kabe yolunda ölen kişiye iki hac sevabı yazıldığı gibi kemale ermeden ölen kişinin muradı da kendisine ulaşır." O bu sözüyle Allah Teala'nın bu kişiyi berzah aleminde ruhlardan bir ruh vasıtasıyla veya bizzat kemale ulaştırıp mevhum noksanlıktan malum kemale erdireceğine işaret etmiştir.Şer'i şerifde Allah Teala'nın kabirde öğrenim esnasında ölen bazı kullar için onlara Kur'an okutan ve öğreten melekler tayin ettiği sabittir.Ancak salik olmayan ölümden sonra Hakk7ı bilme konusunda terakki edemez.Çünkü şer'an aklen ve keşfen üzerinde ittifak edilen gerçeklerden biri de şudur: Bu yaratılış ve dünyada insan sahip olamadığı kemale ölümden sonra ahirette de sahip olamaz.
HER TOPLULUK ÖNDERLERİ İLE BİRLİKTE ÇAĞRILACAK
iSRA suresi 71 ayetinde geçer.Hak tela buyurmuştur: "Her insan topluluğunu önedrelri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklardır.
72 nci ayet: " Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır"
Buradaki tabi olduğu önderler Peygamber olabilir: Ey musa Ümmeti, Ey İsa ümmeti'diye seslenilir.Yahut kitaplarına göre çağrılır: " Ey müslüman, Ey Yahudi,Ey hırıstiyan, ey Mecusi" diye seslenilir.
Bazıları dünyaya , onun güzelliklerine ve zevklerine tabi olurlar.Onlara "Ey ehli dünya" diey nida edilir.Bazıları ahirete , onun nimetlerine ve derecelerine tabi olurlar.Onlara "Ey ahiret ehli" diye nida edilir. Bir topluluk isbe Allah sevgisi, ona yaklaşmak ve marifetullaha ulaşmak gayesiyle Rasulullah7a sav tabi olur. İşte onlara da "Ey ehlullah" diye nida edilir.
27 Mart 2026 Cuma
BİR YAHUDİNİN HİKAYESİ
Hikaye edilmiştir ki , buir yahudi Hz.Peygamber SAV in yanına geldi ve : " Ey Muhammed, biz Allah'a şeytanın vesvesesinden uzak bir şekilde kalb huzuruyla ibadet ederiz.Oysa senin ashabının vesveseyle kıldıklarınızı duyuyoruz" dedi.Hz.Peygamber sav , Hz.Ebubekir'e işaret ederek " Sen cevap ver" byurdu. O da şöyle dedi: " Ey Yahudi! İki ev düşün ; biri altın, gümüş.inci mercan ,yakut değerli taşlarla dolu, diğeri ise harabe , içinde bu zikredilenlerde hiçbiri yok.Hırsız değerli kumaşlarla dolu mamur olan eve mi yoksa harabe olana mı girmek ister? Yahudi: " Bu şeylerle dolu mamur eve"diye cevap verdi.Bunun üzerin Ebubekir Sıddık r.a : "Bizim kalblerimiz tevhid, marifet,takva, ihsan ve diğer faziletlerle dolu. Sizin kalblerinizde ise bunlar yok.Bu sebeble de hannas/sinsi şeytan oraya girmez"dedi.Bunun üzerine o yahudi müslüman olmuştur.Böylece ortaya çıktı ki şeytan kasteder, niyetlenir ancak muradına ulaşamaz.Çünkü Allah dostlarını korur.
26 Mart 2026 Perşembe
ŞEYTANIN HAK TEALA'DAN İSTEKLERİ
iBLİS YERYÜZÜNE İNDİRİLİNCE ŞÖYLE DEDİ:"
Ey Rabbim! Beni yeryüzüne indirdin ve rahmetinden kovulmuş eyledin. Bana bir Ev ver"
Hak Teala :"Hamamlardır" buyurdu.
İblis: "Bana oturacak bir meclis ver" dedi.
Hak Teala : "Çarşılar ve yol kavşaklarıdır" buyurdu.
İblis: "Bana bir yiyecek ver" dedi.
Hak Teala :" Üzerine Allah'ın ismi anılmayan yiyeceklerdir" buyurdu.
İblis: " Bana içecekler ver" dedi.
Hak Teala : " Sarhoşluk veren her şey " byurdu.
İblis : "Bana bir davetçi ver" dedi.
Hak Teala :" Çalgı aletleri "buyurdu.
İblis : "Bana bir Kur'an ver" dedi.
Hak Teala :"Şiir" buyurdu.
İblis: " Bana bir kitap ver" dedi.
Hak Teala : "Dövme" buyurdu.
İblis: "Bana bir hadis/söz ver" dedi.
Hak Teala "Yalan" buyurdu.
İblis: "Bana elçiler ver" dedi.
Hak Teâlâ "Kahinler" buyurdu.
İblis :" Bana avlanmak için bir tuzak ver" dedi.
Hak Teala : "Kadınlar" buyurdu
ŞEYTANIN SESİ
iSRA SURESİ 64 AYETİNDE Hak Teala'nın İblis'e verdiği cevap vardır.İblis'in Adem peygamber zürriyetini kendine bağlayacağı tehdidi üzerine ona denilmiştir ki: "Onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle şaşırt; süvarilerinle ve yayalarınla onları yaygaraya boğ; mallarına ve evlatlarına ortak ol , kendilerine vaadlerde bulun" Şeytan , insanlara, aldatmadan başka bir şey vaad etmez.
Müfessirler ayette geçen süvari,yaya,yaygaraya boğmak kavramlarını çeşitli şekilde tefsir etmişlerdir.İbni Abbasın şöyle dediği nhakledilir: "Hak Teala'nın rızası olmayarak ağzından çıkan her söz, şeytanın sesidir" ."Davet" kavramı için şarkı ve çalgı aletleri olarak tefsir edilmiştir.Süvari ve yaya kavramı için vesvese ve iğva vermek denmiştir "Yaygaraya boğ" kavramı için fiileleri teşvik ve bağırma anlamı verilmiştir.Ayetteki atlılar ve yayalar için cin ve insanlardır denilmiştir.Allah'a isyan için savaşan binekliler iblisin süvarisi, yine Allah'a isyan için koşuşturan yayalar da İblis'in piyadeleridir.
25 Mart 2026 Çarşamba
"ŞU BENDEN ÜSTÜN KILDIĞINA DA BAK"
Bu iblisin sözüdür.Bu sözleri cennetten kovulduktan sonra kıyamete kadar kendisine süre verilmesini istemesinden ve müddet verilmesinden sonra söylemiştir.Onu bana niçin üstün kıldın,hidayet ve secdeyle faziletli eyledin?Halbuki ben ondan daha hayırlıyım. Çünkü o çamurdan yaratıldı. Ben ise ateşten yaratıldım.
DÜNYEVİ HELAK VE BELA'NIN GEREKÇESİ
Hak teala geçmiş kavimleri, onların hallerini ve bela vehelaka uğrama nedenlerini Kur7an da belirtmiştir.Peygamberlerini inkar, onlara eza ve cefa etmeleri.Ümmeti Muhammed, merhamet edilmiş ümmet olmakla toptan helak şeklinde dünyevi bir azap üzerlerinden kaldırılmıştır.Ancak ,öldürülme, deprem ve veba gibi bulaşıcı hastalıkla ölme gibi dünyevi imtihanları mevcuttur.
Resulullah efendimiz sağ iken , insanların içinde bulunurken o insanlara hak ettikleri ceza gönderilmeyeceği Hak Teala'nın sözüdür.Dünyevi kurtuluş vesaadet ile ahiretteki kurtuluş,^Hak Teala'nın ayetleri olan" Cenab-ı Peygambere iman ve onun sünnetlerine tabi olmaktan geçer.Bugün Peygamber sav günlük hayatın içinde yoktur, ancak sünnetleri ihya edilmek suretiyle ona tabi olmak vardır.Peygamber varisleri,kıyamete kadar toplumun içinde mevcuttur.Böyle birisi bulunup ona tabiolmak ,Peygamber sünnetini ihya etmek ,yaşarken tabi olmakla eş değerlidir.Çünkü iinsani kamiller,Hak Teala'nın ayetidir.
Hadis-i şerif: "Kim sünnetimi ihya ederse , beni ihya etmiş olur. Kim beni ihya ederse , beni sevmiş olur.Kim beni severse, cennette benimleberaber olur"
Başka bir hadis-i şerifde: " Kim sünnetimi muhafaza ederse , Allah ona dört haslet ikram eder. İyilerin kalplerinde muhabbet, facirlerin kalplerinde korku, rızıkda bolluk, din de güven"
24 Mart 2026 Salı
TÜM KÜFÜR ÜLKELERİ HELAK OLACAKTIR.
Bu cenab-ı Hakk'ın levhi mahfuzdaki kararıdır.İsra suresi 58 ayetinde geçer.Kıyamet gününden öncesidir.Ebussuut efendi ayetteki "karye/ülke" kelimesiyle kafir ülkelerin kastedildiğini söylemiştir.
Ayet: "Hiçbir ülke yoktur ki biz, kıyamet gününden önce onu helak edecek, yahut ona şiddetli bir şekilde azap edecek olmayalım...."
ÖLÜMÜ ANMAK
Hikmet ehlinden birisi şöyle demiştir:"Hüzün yemekten alıkoyar. Korku günahlara mani olur.Reca /ümit ise insanı ibadetlere dayanıklı kılar Ölümü anmak boş işlerden el çektirir"
PEYGAMBERLERİN ÜSTÜNLÜĞÜ HANGİ CİHETTENDİR
İsra suresi 55 ayetinde Hak teala buyurur: "... Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kimine üstün kıldık.." buyurmuştur.
bu üstünlük hussunda Ebussud efendinin görüşü şudur: "Yani, biz onları nefsani faziletlerle ve cismani alakalardan uzak olmakla birbirinden üstün kıldık, yoksa mallarının çokluğu yahut takipçilerinin çokluğu ile değil.
Kitap verilme, riisalet, dostluk, konuşma, mirac, rüyet, şefeaat gibi hususlardadır.
Bir kısım sahabeler Hz.Peygamberi bekler iken kendi aralarında konuştular: Birisi, Hz.İbrahim'in Hak Teala tarafından dost edinmesi hayret-i şayandır dedi.Bir diğeri :Allah7ın musa ile konuşmasından daha acayip ne olabilir? dedi.bir diğeri Hz.İsa'nın Allah7ın kelimesi ve ruhu kılınmasından daha ilginci ne olabilir? dediler.Bunları dinleyen Efendimiz SAV şöyle buyurdu:
Sözlerinizi ve şaşırmanızı işittim.İbrahim Allah ın dostudur dediniz ki o öyledir. Musa , Allah'ın sırdaşıdır dediniz ki o öyledir. İsa Allah7ın ruhu ve kelimesidir dediniz ki o da öyledir.
Dikkat edin! Ben Allah'ın habibi/sevgilisiyim, fakat övünmek yok. Ben kıyamet günü hamd sancağını (livaül hamd) taşıyanım fakat övünmek yok. Ben Allah nezdinde öncekilerin ve sonrakilerin en değerlisiyim, fakat övünmek yok. Ben cennet kapısının halkasını ilk çalanım.Allah kapıyı açar, ben muhacirnlerin fakirleriyle birlikte cennete girerim fakat övünme yok.
İNSAN-I KAMİLİN YAŞANTISI
İnsanı kamilin yaşayışı ile alakalı olarak şöyle denmiştir: " Cenab-ı Hakk'a sıdk, halka insaf, nefse kahır, elinin altında olanlara şefkat, büyüklere hürmet, dostlara nasihat, düşmanları idare, ulemaya tevazu, fakirlere cömertlik, cahillere sükut ile muamele etmek"
Hafız şİRAZİ ŞÖYLE DEMİŞTİR:
"Dünya ve ahiretin emniyet ve sefası şu iki cümlededir:/ Dostlara lütuf ve ihsanda bulun, düşmanları da idare et! "
DEVLET ÜÇTÜR
Ebu Bekir Vasııti der ki: " Devlet üçtür.hayatta iken olan devlet, kişinin Allah7a itaat üzere yaşamasıdır. Ölüm sırasında olan devlet , kişinin "La ilahe illallah"diyerek ruhunu teslim etmesidir.. Kıyamet gününde olan devlet ise kabirden kalkarken kendisine bir müjdecinin gelip onu cennetle müjdelemesidir. Hiuç şüphe yoktur ki Allah'a isyan eden ve dirilmeyi inkar eden kimse ye bir korkutucu gelir ve onu cehennem azabsıyla korkutur.
bu nedenle Allah7a itaat ve ikrar lazımdır.
23 Mart 2026 Pazartesi
HAKTEALA'NIN SİTEMİ
Tevrat'ta varid olduğuna göre Allah Teala şöyle demiştir: "Ey kulum, benden utanmazmısın? Yolda yürürken sana kardeşinden bir mektup geldiğnde mektubu okumak için yolun keniranı çekilir , onun için oturursun. Mektubu okur , hiçbir şeyi kaçırmamak için harf harf üzerinde düşünürsün. İşte bu da benim kitabım, Onu sana indirdim. O kitaba bak! O kitapta senin için nice sözleri açıkladım enine boyuna düşünesin diye ne kadar tekrar ettim. Sen ise ondan yüz çeviriyorsun. Yoksa ben senin bazı arkadaşlarından daha mı değersizim? Ey kulum! bazı arkadaşların sana oturmaya geliyor da sen onlara bütün her şeyinle şöneliyor, sözlerine bütün kalbinle kulak veriyorsun. Eğer bir kimse konuşsa veya seni onun sözünü dinlemekten alıkoysa ona sus diye imada bulunuyorsun.İşte ben sana yöneliyor ve sana konuşuyorum. Sen ise kalbinle benden yüz çeviriyor, uzaklaşıyorsun. Yoksa sen beni bazı arkadaşlarından daha değersiz mi sayıyorsun?
(İhya da böyle geçer)
22 Mart 2026 Pazar
BİR KİMSENİN ÖLDÜRÜLMESİ İÇİN ÜÇ MEŞRU NEDEN
Bir kimsenin öldürülmesini meşru kılan üç sebeb vardır.: İman ettikten sonra küfre dönmek, evlendikten sonra zina yapmak ve kasıtlı olarak suçsuz bir kimseyi öldürmek.
" Haklı bir sebeb olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın"(İsra 33)
21 Mart 2026 Cumartesi
DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN ON KÖTÜ HASLET
İcra suresinin 31 ila 39 ayetin sonuna kadar olan on ayette kınanmış on kötü huyun on iyi huyla değiştirilmesine işaret buyrulmuştur.Kınanan on kötü hasletin:
BİRİNCİSİ, cimrilik
İKİNCİSİ uzun emeldir.
"Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın" ayetinde bu iki hasletkınınmıştır.Çünkü cimrilik ve uzun emel cahiliye araplarını çocuklarını öldürmeye sevk etmişti.Allah "biz onların da sizin de rızkınızı veririz" buyurarak onlara bu kötü hesletlerin cömertlik ve tevekküle dönüştürmeleri gerektiğini gösterdi.
ÜÇÜNCÜSÜ şehvet olup "zinaya yaklaşmayın" emri ile şehveti nikah altında iffete dönüştürülmesini emretmiştir.
Dördüncüsü, haklı bir sebeb olmaksızın bir insanı öldürmeyin
Beşincisi : Yetim malına rüşdüne erişinceye kadar ,ancak en güzel bir niyetle yaklaşın
Altıncısı : verdiğiniz söze riayet edin
Yedincisi : Ölçtüğünüz vakit tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın
Sekizincisi : Bilmediğiniz şeyin arkasına düşmeyin
Dokuzuncusu Yeryüzünde böbürlenerek yürümeyin
ZENGİNLİK,FAKİRLİK,SIHHAT VE HASTALIK
Enes ra dan rivayet edilen bir kutsi hadiste buyurulmuştur:
"Benim mümin kullarımdan öyle kimseler vardır ki onun imanına ancak zenginlik uuygundur.Şayet onu fakirleştirsem fakirlik onun imanını bozar.Benim öyle mümin kullarım vardır ki imanına ancak fakirlik uygundur.Şayet onu zenginleştirsem zenginlik onun imanını bozar.Benim öyle mümin kullarım vardır ki imanını ancak sıhhat düzgün tutar.Ona hastalık verdiğimde bu durum onun imanını bozar.Yine benim öyle mümin kullarım vardır ki imanını ancak hastalık düzgün tutar.Onu iyileştirsem imanını bozar.Ben kullarımın işlerini onların kalblerindekini bilerek düzenlerim.Şüphesiz ki Ben en iyi bilenim ve herşeyden haberdar olanım"
Allah zenginde kılar f akir de.Bazen bolca verir, bazen de kısar.Şayet Allah insanların tamamını zengin yapsa idi azgınlaşır, yoldan çıkarlardı.Bütün insanları fakir ve muhtaç kılsa idi o zaman da Allah7ı unutur ve helak olurlardı.
Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur:"Beş şeyden önce amellerde acele ediniz.Azdıran zenginlikten , unutturan fakirlikten, aklı götüren yaşlılıktan, ifsad eden hastalıktan ve ani ölümden"
Üveys Karani hazretleri her sabah ve akşam evinde olan fazla yiyecek ve giyecekleri sadaka olarak verir ve şeyle dua ederdi:" Allah"ım! Açlıktan bir kimse ölürse beni onun yüzünden muaheze etme, kınama.Çıplak olarak bir kimse ölürse ondan dolayı beni kınama!"
20 Mart 2026 Cuma
BABAYI PEYGAMBERE ŞİKAYET
Bir kimse Resulullah7a gelip babasını ve kendi malını aldığını şiikayet etti.Hz.Peygamber sav o kimseyi çağırdı.Bir de gördü ki asasına dayanarak yürüyen yaşlı bir ihtiyar.Hz.Peygamber yaşlı adama niçin oğlunun malını aldığını sordu. O da: "O zayıfken ben güçlü,kuvvetliydim.O fakirken ben zengindim.Ben o zaman malımdan hiçbir şeyi ondan esirgemiyordum.Bu gün ise ben güüçsüzüm o güçlü,ben fakirim o zengin,malını benden esirgiyor cimrilik yapıyor. dedi.Bunun üzerine Hz.Peygamber ağladıve "Bunu taş toprak duysa ağlardı" dedi. Sonra çocuğa dönüp Sen ve malın babana aidsiniz" BUYURDU.
BİR ÜLKENİN HELAKININ SEBEBİ
Ayet gayet açıktır.Bir ülkeyi helak etmek istediğimizde , o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elabaşlarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar kötülük işlerler.Böylece o ülke , helaka müstahak olur; bizde orayı darmadağınık ederiz"(İSRA 16)
KİTABINI OKU
iSRA SURESİ 14 AYET: "Kitabını oku! , bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter(denilir)"
bir baba oğluna : " Bugün insanlara ne söylersen , onlardan ne işitirsen ve ne iş yaparsan bana söyle.Yapıp ettiklerini ve bana yapamadıklarını arz et" Oğlu akşam namazına kadar bir günde bütün ettiklerini babasına arz etti.Ertesi gün baba oğluna yine o gün ettiklerini sordu. Oğlu: " Babacığım , başka zahmetli ve meşakkatli işleri emret, razıyım.Yeter ki her gün bana ne yapıp ettiğimi sormaktan vazgeç.Ben buna güç yetiremiyorum" dedi, Babası : " Ben seni bu işe mecbur ettim ki uyanasın, akıllı olasın ve hesap yerinden gafil olmayasın. Mademki bir günlük hesabı bile babana vermeye gücün yok. ömrünün tamamının hesabını HakTeala'ya nasıl vereceksin?"
ACELECİLİK
Araplar aceleye "bütün nedametlerin" anasıdır derler. İisra suresi 11 ayet: " İinsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir" buyrulmuştur. İnsan öfkelendiği vaki tşer ve lanetle kendisinin, ailesinin ,hizmetçilerinin ve malının helak olması için Allah7a dua eder.
Şayet hayırla edilen duanın kabul edildiği gibi , lanetle edilen dua kabul edilse idi helak olurdu.,İnsan aklına gelenin peşine düşer sonucu düşünmez.
Hz.Adem , çocuklarına demiştir ki: " Yapmak istediğiniz her iş içi nbir zaman durun.Şüphesiz ben bir an durup düşünse idim , başıma gelenler gelmez idi".
Köpek önüne atılan şeyi burnu ile koklar.İnsan aklı ile koklamalıdır.
19 Mart 2026 Perşembe
BORÇ VERMEK/SADAKA VERMEK
Efendimiz SAV buyurmuştur:"Semaya çıkarıldığım gece cennetin kapısında şöyle yazılmış gördüm:"Sadaka on katı ile mükafatlandırılır.Karz(borç vermek) onsekiz katı ile mukabele görür." Cebrail'e " Borç vermek , neden sadakadan efdaldir? " dedim."Çünkü dilenen kimse, yanında bir şey olduğu halde de ister.Borç isteyen sadece ihtiyacından dolayı ister" dedi.
18 Mart 2026 Çarşamba
VAV LARDAN SAKININ
"Vavlardan sakının" denilmiştir.Yani ilk harfi vav olan velayet(velilik), vezaret (vezirlik) vasıyyet,vekalet ve vedia(emanet) kelimelerinin delalet ettiği yükümlülüklerden sakının
PAZARTESİ GÜNÜ
Efendimiz SAV in doğumu, peygamber oluşu, miracı, hicret için Mekke'den çıkışı,Medine ye girişi ,ve irtihal günü Pazartesi günüdür.Bunun sırrı şu olabilir: Pazartesi günü feyyaziyetin kaynağı olan , varlık mertebelerinden ikinci taayüne işaret eder.
DAVET ETME USULLERİ
Şeyh Semerkandi ks.tefsirinde der ki:Nahl suresi 125 ayetinde :"(Raüsulüm) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O , hidayete erenleri de çok iyi bilir. "Bu ayette Hakk'a davet edilen kişilerin üç gurup olduğuna delil vardır.Çünkü hikmetle Allah7a davet edilen kişiler , havas ehlidir. Öğütle davet edilenler , avamdır. Mücadele ve münakaşa ile davet edilenler,cidal ehlidir.Onlar akıl ve zeka ile diğer insanlardan ayrılmış olsalar da inat, taassub,ısrar ve hakkı anlamaktan kendilerini alıkoyan helak eden sapık birini taklit etmek gibi kötü sıfatlarla kirlenmiş nakıs kimselerdir. Çünkünakıs akıllılık , insan için eblehlikten daha şerlidir. Cennet ehlinin çoğunun iyi niyetli saf kimselerden olduğunu işitmedin mi? Şu halde bu davet usullerinden her birini kendisine uygun olan kimselerde kullanmak gerekir.Çünkü avam hikmetle davet edilse hiç fayda vermez.Çünkü anmayışlarının kötülüğünden ve kavrayışlarının olmamasından ötürü onu anlamazlar.
Anlayışı eğri olanların önünde hikmetten nükte söylemek
Cevherlerden bir nicesini eşeğin önüne dökmekten ibarettir.
Hikmet ehli de mücadele ile davet edilse onlar bundan, koca adamın kendisine bebekmiş gibi süt verilmesinden nefret ettiği gibi nefret ederler.
Nasihat etmek tenhada olmalıdır.Toplum içinde bir adama nasihat etmek azarlamakla eş değerlidir.
NASİHAT
Bir adam Şeyh Ebu Muhammed Abdüsselam b.Meşiş ks. ageldi ve dedi ki :"Efendim ! Beni bir takım vazife ve evrad ile görevlendir." Şeyh buna kızdı ve dedi ki:
"-Ben bir peygamber miyim ki vecibeler koyayım.Kişinin yapmakla mükellef olduğu farzlar malum, günahlarda meşhurdur.Farzları muhafaza ve günahları terk et.Kalbini, dünyayı istemekten koru.Bunlardan öte sana taksim olunana kanaat et. Razı olduğun bir şeykarşına çıkarsa Allah7a şükret.İstemediğin bir şey karşına çıkarsa ona da sabret."
HAK TEALA'NIN KEREMİ,
Efendimiz SAV buyurmuştur: "Bir adam iflastan dolayı şaşkına döner.Allah: "Ey kulum! Falan kişiyi veya falanca arifi tanırmısın?" buyurur. O da"Evet" der. Bunun üzerine Allah "Git, seni ona havale ettim" buyurur.
Şeyh Bahauddin den nakledilir.Beyazid Bestami hazretlerinin hizmetcisi Mağribli idi.Onun yanında münker ve nekir meleklerinin sualinden bir bahis geçti .Mağribli: "Vallahi! onhlar sorunca ben söylerim" dedi. Orada hazır bulunanlar ona"Bunu kim bilecik?" dediler .O da " Ben ölünce kabrimin başına oturun ve beni dinleyin" diye karşılık verdi.Mağribli vefat edince kabrinin başına gelip oturdular.Meleklerin sorgusunu ve onun cevabını işittiler.O, münker ve nekir'e : "Ebu Yezid'in kürkü boynumda olduğu halde bana soru mu soruyorsunuz?" diy cevap veriyordu. Orada duran insanlar bunu duyunca kalktılar ve gittiler.
KİM NEYDEN DOLAYI TEVBE ETMELİDİR
AVAM'ın tevbesi günahlarda
HAVASS'ın tevbesi zelle ve gafletlerden,
BÜYÜKLERİN tevbesi iyilikleri görmek ve taatlara iltifat ederek gözünde büyütmektendir, yoksa onları terk etmekten değildir.Kul kötülükten dönüp amelini düzeltirse, Allah da onun durumunu düzeltir.Amellerin en efdali , nefs ve hevaya muhalefet ve La ilahe illallah zikridir.
CEZA AMEL CİNSİNDEN OLABİLİR
Nahl suresinde 112 ayetinde "Allah (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi..." diye başlar bu ülke Yenbu ile Mısır arasında bulunan Eyle isimli şehirdir.Bu ülkenin huzurlu güvenli ve nimetlerinin bolluğu zikredilir.Bu kadar nimete karşı bu memleket halkının ekmek ile temizlik yaptığı belirtilmiştir.Nimete karşı yapılan bu nankörlük üzerine Hak teala oraya kıtlık ve korku verdi. O kadar ki kendi çıkardıkları pisliklerini yediler
ALLAH'IN AYETLERİ
Peygamberler,Veliler,Salih kimseler Hak Teala'nın ayetleridir.Bunları yalanlamak,Hakk'ı inkardır.Bunlara zulmetmek,Hakk'a isyandır.Bunlar,avamı nas insanlar için Hak Teala'nın nimetleridir.Çünkü Hakteala'yı bunlar bize anlatmaktadır.Bu nedenle bu nimetlere karşı nankörlük etmek o toplumu açlık ve korku sıkıntısına müptela ettirir.
KILIÇ ŞEHİDLERİ
Ömer b.Farıdk.s Allah dostlarından birinin cenazesinde bulunmuştu.O der ki: Cenaze namazı kıldığımızda gök yeşil kuşlarla doldu.Sonra büyük bir kuş geldi , onu yuttu sonra da uçtu.Bu olaya hayret ettim.Gökden inip namazda hazır bulunan bir adam bana şöyle dedi.'Hayret etme .Çünkü şehitlerin ruhları cennetteotlayan yeşil kuşların kursaklarındadır. İşte onlar kılıç şehitleridir.
Muhabbet şehitlerine gelince onlarında cesetleri ruhları haline gelmiştir.Çünkü latif ruhların eserleri cesetlere sirayet eder.Böylece cesetlerde letafet meydana gelir. Bundan dolayı kamil kimselerin cesetleri çürümez.
EN EFDAL CİHAD
Efendimiz SAV buyurmuştur: "En efdal cihad , zalim sultan karşısında hpak sözü söylemektir" Bunun en efdal cihad sayılmasının sebebi şudur: Düşmanla savaşan kişi korku ve ümit arasında gider gelir, galib gelip gelmeyeceğini bilemez.Sulta ve güç sahibinin elinde ise mağlub durumdadır.Dolayısıyla onn karşısında hakkı söyleyip ona iyiliği emredince kendisini helaka maruz bırakmıştır.İşte bu durumda canından olma korkusunun daha üstün olması sebebiyle en efdal cihad olmuştur.
KUR'AN ŞİFADIR
Allah Teala tayyib/temizdir.Kur'an kalblerin hastalığının kendisiyle tedavi edildiği bir devadır."O, gönüldekiler için şifadır"(Yunus 57). Kalbleri hasta olan kişiler onunla deva bulur.Nasılki tabib,hastanın durumuna göre ilaçlar terkip edip tedavi ederse Allah Teala'da bir ayeti nesh edip yeni bir ayet indirmekle kullarının kalblerindeki marazları tedavi eder.
17 Mart 2026 Salı
ŞEYTANIN HAKİMİYETİ
Nahl suresi 100 ncü ayet:Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır" hükmünü belirtir.Şeytanın tasallutu ve galebesi ancak kendisine icabete davetledir; yoksa icbar ve zorlama ile tasallutu söz konusu değildir.bu nedenle İbrahim suresi 22 ayetinde: "Benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Sadece sizi (küfür ve isyana) davet ettim. Siz de benim davetime koştunuz" buyrulmaktadır.
Nahl suresi 99 ayetinde açıkca:"Gerçek şu ki,:İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun(şeytanın) bir hakimiyeti yoktur"buyrulmuştur.
SALİH AMEL
Salih amel, heva ve riya karışmayan , yalnızca Allah'ın rızası gözetilen her çeşit ameldir. Heva ve riya arasında şu fark vardır:Heva nefisle, riiya insanla ilgilidir.
MOLLA CAMİ
Mescidlerde ve tekkelerde çok dolaştım/ Çok şeyh ve müridin ayağını öptüm.
Ne bir saat kendi varlığımdan kurtuldum/ Ne de bir kimseyi kendi enaniyetinden kurtulmuş gördüm.
MÜSLÜMAN OLARAK ÖLMEK İÇİN
Bir hakime sormuşlar:Ne yapayım ki müslüman olarak öleyim? cevap vermiş: Allah'a itaate, halka nasihata, nefse muhalefete, şeytana düşmanlığa, dinde vefaya devam et,
HACERÜL ESVED
"aNLAŞMA YAPTIĞINIZ ZAMAN , aLLAH7IN AHDİNİ YERİNE GETİRİN"Nahl suresi 91 ayetidir.Ayette belirtilen Allah'ın ahdi; Peygamber sav e İslam üzere beyattır."Muhakkak ki sana beyat edenler ancak Allah'a beyat etmektedirler"(Fetih 10) ayetinde buyrulduğu gibi bu beyat , aslında Allah Teala'ya beyattır.Resulullah efendimiz fani ve Allah ile bakidir.Bir hadiste buyrulmuştur: "Hacerül esved yeryüzünde Allah'ın sağ elidir(yeminidir). Kim Allah Resulüne beyata erişemez ise ve hacerül esvedi mesh ederse Allah ve Rasulüne beyat etmiş olur"
16 Mart 2026 Pazartesi
İSA PEYGAMBERİN ŞÜKRE ÇAĞIRMA ŞEKLİ
Hz.İsaa a.s bir zengine uğradı.Elinden tutup onu bir fakire götürdü ve şöyle dedi: " Bu, senin islamda kardeşindir. Allah sana genişlik vererek üstün kılmıştır. Bundan dolayı Allah'a şükret." Sonra fakirin elini tutup onu bir hastaya götürdü ve şöyle dedi: " Sen fakir olsan da hasta değilsin. Hem fakir hem hasta olsan ne yapardın?.O halde Allah7a şükret." Sonra hastayı bir kafire götürdü ve şöyle dedi: " Hem fakir, hem hasta hem kafir olsan o zaman ne yapardın? O halde Allah'a şükret" Böylece müşahade yoluyla hallerini birbirlerine göstererek şükre çağırdı.
SÜLUKUN ŞARTLARI
Süluk için bazı şartlar söylenmiştir:Zaman,mekan,ihvan..Zaman vemekanın mutlaka fetretten(gevşeklik veren bir aradan) uzak olması gerekir.İhvan ise salikin ihtiyaçlarnı karşılayarak , onun başka şeylerle meşguliyetini azaltır.
TEFEKKÜR ÇEŞİTLERİ VE ONLARDAN MEYDANA GELENLER
Muhammed b.Abdullah'tan rivayete göre o şöyle demiştir:Tefekkür beş türlüdür: Allah'ın ayetlerini tefekkür ki ondan marifet meydana gelir. Allah'ın nimeterini tefekkür ki ondan muhabbet meydana gelir.Allah7ın vaadini ve sevabını tefekkür ki ondan rağbet meydana gelir. Allah7ın98 tehdidini ve cezasını tefekkür ki ondan korku(rehbet) maydana gelir. Allah'ın ihsanı karşısında neislerin cefasını tefekkür ki ondan haya ve pişmanlık meydana gelir.
15 Mart 2026 Pazar
İNSANA VERİLENLER
Nahl suresi 78 ayetinde buyrulur: "Biz, hiçbirşey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi"
Yaratılan canlılara verildiği gibi bedenlerimiz için kulak,göz,kalp verilmiş olup onlarla canlıların işittiği, gördüğü ve anladığı şeyleri işitesiniz göresiniz, ve anlıyasınız.Yine ruhlarınız için size kendileriyle meleklerin işittiğini işiteceğiniz kulak, meleklerin gördüğünü göereceğiniz göz, meleklerin anladıklarını anlayacağınız kalb verdi. Yine sırlarınız için , Allah ile işiteceğiniz kulak, Allah ile göreceğinhiz göz, ve Allah ile bilip tanıyacağınız kalb(fuad) verdi.
Allah7ın nimetlerinin şükrününedası , bu nimetleri Allah'ı talebde kullanmak ve sarf etmek, nimetlere iltifatı terk ederek münime(nimeti verene)yönelmektir.
ALLAH'IN ESİRLERİ:DOKSAN YAŞ
Bir hadiste buyrulmuştur: "Kişi seksen yaşına ulaşınca iyilikleri yerinde sabit kılınır ve kötülükleri silinir. Doksan yaşına ulaşınca Allah geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar.Yeryüzünde Allah7ın esiri,kıyamet gününde de ev halkın aşefaatçı olur"
MEYVELER
Bedenin meyveleri salih amellerdir.Nefislerin meyveleri ,riyazatlar,mücahedeler ve hevaya muhalefettir.Kalblerin meyveleri dünyayı terk , ukbayı taleb ve Mevla'ya yönelmektir.Sıralrın meyveleri ,Hakk'ın şahidrleri , gayblere muttali olmak ve Allah'a yaklaşmaktır.İşte bütün bunlar ruuhların gıdalarıdır.Alla hTeala arıya "Meyvelerin her birinden ye" buyurduğu saliklere de benzerini ;" Tayyib (helal) rızıklardan yiyin ve salih ameller işleyin"(müminun 51) buyurmuştur.
ALLAH'IN SÜNNETİNİN İCRA ŞEKİLLERİ
Kuşeyri hazretleri der ki: "Allah sünnetini her değerli şeyi değersiz ,hakir şeyde gizlemek suretiyle icra etmiştir.İpeği, hayvanların en güçsüzü ve küçüklerinden olan ipek böceğine koymuştur.Balı, uçan hayvanların en zayıfı olan arıda, İnciyi deniz hayvanlarının en vahşisi olan sedef denilen hayvanda yaratmıştır.Altın,gümüş,firuzeyi taşa kaymoştur.İşte bunun gibi marifet ve muhabbeti de müminlerin kalbine yerleştirmiştir.Onlardan hata eden, asi olan, durumu bilinen ve bilinmeyenler vardır.
BAL HİKMETLERİ
Bal yiyeceğinin birçok ismi vardır.Mesela "Hafızul Emin" bunlardan biridir. Çünkü o kendisine konulanı muhafaza eder.Ölüyü devamlı olarak, eti üç ay, meyveyi altı ay bozulmaktan korur.Çabuk bozulan şeyler balın içine konulursa kalma müddeti uzar
ŞAKİK BELHI:İHLAS NEDİR?
Şakik Belhi'ye ihlasın ne olduğu sorulunca hazret: " Sütü nfışkı ve kandan ayrılması gibi amelin kusurlardan arındırılmasıdır" Eğr riya fışkısı ve heva kanı karışırsa ihlasdan uzak olur ve makbul olmaz.
KUR'AN'A BAĞLANMAK
BİR KIYAMET SAHNESİ
Büyüklerden birisinden nakledilir kio zenginlerden birisine şöyle dedi: Allah kıyamet gününde :" Sultanlara ve yardımcılarına verdikleriniz şeyleri getirin" diye emredince , hayvanlar,elbiseler ve bir çok kıymetli eşya getirilirken ; " Benim rızam için verilenleri getirin" diye ferman buyurunca , ekmek parçası, yırtık elbiseler ve kıymetsiz eşyalar getirildiğinde senin halin nice olur? Sen böyle bir durumla karşı karşıya gelmekten utanmazmısın?!" Daha sonra şu ayeti okudu: " Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad eriyorlar..."(Nahl 62)
KIZ ÇOCUKLARI
Cahiliye devrine muhalefet kastıyla insan kız çocuklarıyla övünmelidir.Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur: "İlk doğan çocuğun kız olması kadının bereketindendir.
Allah Teala'nın: "Allah dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları bahşeder(Şura49)ayetinde "kız çocukları" önce anılmıştır.
Yine bir hadis-i şerifde: " kime kız çocuğu verilir; onlarla imtihan edilir de onlara iyi bakarsa , bu kızlar o kişi için cehennem ateşine bir siper olur".
Efendimiz sav buyurmuştur: " Allah'dan bana meşakkatsiz bir çocuk ihsan etmesini istedim. O da beni kız evlatlarıyla rızıklandırdı." Yine şöyle buyurmuştur:; " Kız evlatlarını hor görmeyin! Çünkü ben de kızlar babasıyım."
SIKINTIYI GİDEREN ALLAH'DIR
Sıkıntıyı gideren ancak Allah Teala'dır.Her kim müsebbibden değil de sebebden sıkıntısının giderilmesini isterse şirk olur.Senin bir ihtiyacını padişahın bir vekili yerine getirse , sen her ne kadar vekile teşekkür etsen de aslında duan sultan içindir.Çünkü onu göreve o tayin etmiştir.Dolayısıyla ihtiyacın aslında sultan tarafından görülmüş demektir.Çünkü sultanın fiili sebeblerle değil, sebbler perdesinin arkasından olur.
HİKMET NEDİR?
HİKMET NEDİR?
Hikmet çoğu zaman bilgi ile karıştırılır. Oysa bilgi ile hikmet aynı şey değildir.Bilgi öğrenilebilir.Ama hikmet yaşanarak kazanılır.
Bilgi zihinde bulunur.Hikmet kalpte yer eder.
Bilgi konuşur.Hikmet gerektiğinde susmayı bilir.
Bilgi tartışır.Hikmet ölçü koyar.
İslam düşüncesinde hikmet,doğruyu doğru yerde ve doğru zamanda yapabilme becerisidir.
Kur’an bu yüzden şöyle buyurur:
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.”
(Nahl, 125)
Demek ki hakikat bile hikmetsiz anlatılırsa kalbe ulaşmaz.
İMANI YENİLEMEK
Allah Teala müminlere imanı emretmiştir.Yani kalbin iman ile olan bağının tazelenmesini ve yenilenmesini emretmiştir.Nitekim bir hadiste buyrulmuştur: ""La ilahe illallah" sözü ile imanınızı tazeleyiniz".
Büyüklerden birisi demiştir ki:Bu tecdid(yenileme) hadisi ile imanı neskime kabul etitği anlaşıldı.Bu da muhabbetin kaybolmasıla olur.Onu yenilemek tevhid ile olur.
Kelimeyi tevhid , nefy ve ispattan meydana gelmiştir.Muvahhid, mabudunun dışındakileri nefy etmekle ve maksudunu ispatla müşahedenin kemaline ulaşır.Bu da ancak telkın nuruyla ve sadıkların yanında bulunmakla olur. Nitekim Alla hTeala "Sadıklarla beraber olun"(Tevbe 119) buyurmuştur.Buradaki beraberlik ya suri/şeklidir.Bu da sıdk ehli ile beraber olmaya devamla ve onlarla oturup kalkmakladır.Ya de manevidir.O dasırları edinmekle ve manevi münasebeti tahsil ile olur.Bunun için mutlaka sadıklardan biriyle rabıta halinde olmak gerekir.
Dini beyan edip açıklamak, davet ve irşad ehlinin hakkıdır.Onlara düşen açıkca tebliğ ve kulları davet ettiğişeylerin gereğinceamel etmektir.Çünkü,Resulü Ekrem sav tarafından gelenleri kabul etmekten başka bir görevleri yoktur.Bunu kabulden sonra müşkil konularda O'na veya O'nun kamil varislerinden birine başvurarakbilmediklerini öğrenirler. İlim ve amelin kemaline erişirler.Kur'anın nüzulunden maksadı elde ederler.
TEVEKKÜL
Allah'a tevekkül eden ve tamamen O'na bağlanan kimsenin her meşakkatine Allah kafi gelir.Kim de dünyaya ve onun ehline bağlanırsa onun işi tamam olmaz.Çünkü Allah dilemedikce dünya ehli ona ne bir fayda ve ne de bir hayr sağlayabilir.
Ebu Said Harraz der ki: Mekke de üç gün ikamet ettik ve bir şey yemedik.Yanımızda kuru otla örtülü deriden yapılmış bir su kabı olan bir fakir var idi. Bazen onu beyaz bir ekmek yer iken görür idim.Ona: " Biz senin misafirin olacağız" dedim. O da "Elbette" dedi. Yatsı vakti olunca elini bir direğe dokundurdu ve bana iki dirhem uzattı. Biz onunla ekmek aldık.Ona: "Bu dereceye nasıl ulaştın? diey sordum.Dedi ki: " Ey Ebu Said! Tek bir harfle mahlukatın değerini kalbinden çıkar ve ihtiyacına ulaşırsın.
14 Mart 2026 Cumartesi
HANGİSİ TERCİHE ŞAYANDIR?
"Taat mi yoksa muhaletefi terk etmek mi? Hangisi tercihe daha şayandır?" diye sorulsa şöyle cevap verilir: "Hindlilerin yaptığı gibi perhiz çoğu kez ilaçlarla tedaviden daha tesirlidir.Çünkü onlar hastalarına günlerce yemeği terk ettirmek suretiyle tedavi yöntemine başvururlar.
Ebul Kasım der ki: " Ahireti, cömertlik ve başkalarını kendine tercihp ederek vererek(isar) aramayın.Muhalefeti terk ve yasaklardan tamamen el çekmekle taleb edin"
Bu zamanın abidleri , muhalif amellere batmış oldukları halde yapabildikleri bütün taatleri yapmaktadırlar.Çünkü terk edilmesi gerekli şeyleri önemsemezler.Halbuki onlar sadece farz ve vacibleri yerine getirip rezillikleri ve muhalif davranışlardan geri dursalar kendileri için daha hayırlı olurdu.
Sahabe efendilerimiz, Cenab-ı Peygamber sav den hangi amel daha sevaplıdır diye sormazlar, nefsin hilelerini , amellere sirayet eden kötü huyları sorarlardı.
KULLUK
Kulluk , iradeyi kendi isteğiyle terk etmektir.Çünkü kulların kendilerine aid iradeleri yoktur.
Hikaye edilir ki:İbrahim b.Ethem bir köle satın aldı.Ona:"- Ne yersin" dedi. O da:"-Bana ne yedirirsen(onu yerim)" dedi.İbrahim :"-Ne iş yaparsın?" deyince Köle:"-Beni ne işte kullanırsan (onu yarım)" cevabını verdi.Yine :"-Hangi şeyi yapmak istersin?" diye sorunca köle cevap verdi: "- Efendisinin isteği yanında kölenin isteği nerede kalır?"dedi.
Sonra İbrahim Ethem kendi nefsine şöyle dedi:
"- Ey miskin! Şu kölenin sana şöylece teslim olduğu gibi,sen ömründe bir saat bile Allah'a teslim olmadın."
EDEBE UYGUN OLAN
Ehli sünnete göre küfür,günahlar ve kulların diğer fiilleri Allah7ın dilemesi ve yaratmasıyladır.Kafirlerde her ne kadar şirk ve diğer şeylerin Allah7ın dilemesiyle olduğunu söylemiş olsalar bile onlar bunu helali harama çevirmek ve işledikleri günahların mübah hale getirmekiçin delil getiriyorlardı. Şirk ve günahlar Allah7ın dilemesiyle olunca günah olmaz ve onlara her hangibir ceza terettüp etmez diyeiddia ediyorlardı.Bu söz doğru olsada onunla batıl kastedilmiştir ve batıl hale gelmiştir.
El Medarik isimli kitapta der ki: Bu söz onlardan alay kasdıyla sadır olmuştur.Eğer inanarak söyleselerdi doğru olurdu. Hüseyin b.Fadl da şöyle demiştir: " Eğer kafirler bu sözü tazim , yüceltme ve ilahi marifğetbakımından söyleselerdi Ha kTeala onların ayıplarına bakmazdı"
İsmail Hakkı Bursevi der ki: Mahcub yani Allah ile arasında perde olan , gafil ve cahil olan arif ile , müteyakkız ve matlubuna vasıl olan arasında fark vardır.Edebe uuygun olan , kötü şeyleri nefse, iyilikleri Allah Teala'ya isnat etmektir. Çünkü tevhid budur"
NUH PEYGAMBER
İbni Ömer'den rivayet edildiğine göre Resulullah efendimiz sav şöyle buyurmuştur: "Hz.Huh a.s vefatı yaklaşınca iki oğlunu çağırdı ve dedi ki : " Ben size iki şeyi emrediyor ve iki şeyi de yasaklıyorum. Size "La ilahe illallah" diye zikretmeyi emrediyorum.Şayet yedi kat sema ve yedi kat yer bir kefeye , "La ilahe illallah" da diğer kefeye konsa onlara ikincisi ağır basar. Yine yedi kat sema ve yedi kat arz açılamayan kuvvetli bir halka şeklinde olsa, "La ilahe illallah" onu kırıp açar.
Size "Süphanallihi ve bi hamdihi" diye zikretmeyi emrediyorum.O her peygamberin ibadetidir.Mahlukat onun sayesinde rızıklandırılır.Size küfür ve kibra yasaklıyorum"
KİBİR VE TEKEBBÜR
Kibir insanın kendisinden başkasından daha büyük olduğunu zannetmesidir.Tekebbür ise bu zannını ortaya koymasıdır.
Hamdun Kassar der ki:" Kim kendi nefsini Firavunun nefsinden daha hayırlı olduğunu zannederse kibirlenmiş olur.
Mesnevi de denir ki:"Firavunda ne var idiyse sende de var/ Fakat senin ejderhan kuyuya hapsedilmiş./ Senin ateşine , Firavunun ateşine atılan odun atılmamakta./ Fırsat bulsa senin ateşin de Firavunun ki gibi alevlenir."
13 Mart 2026 Cuma
ALLAH TEALA'NIN NİMETLERİ
Nahl suresi 18 ayetinde" Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız" buyurulmaktadır.
İbni Ata der ki: Senin nefsin, kalbin, aklın, muhabbetin, dinin , dünyan, taatin, masiyetin, başlangıç ve sonun, ve bir zamanın, aslın, ve faslın vardır.
Nefsin nimeti taat ve ihsanlardır.Nefis bunlar arasında dönüp dolaşır.
Kalbin nimeti, yakin ve imandır.O da bu ikisi arasında dönüp dolaşır.
Ruhun nimeti , havf ve recadır(Korku ve ümiddir) O da bu ikisi arasında dolaşır durur.
Aklyın nimeti hikmet ve beyandır.O da bunlar arasında dolaşır.
Marifetin nimeti , zikir ve kur'an dır.O da bu ikisi arasında gidip gelir.
Muhabbetin nimeti ülfet,vuslat , ayrılıktan emniyette olmaktır.O da bunlar arasında dolaşır
İnsanın ömrü salih amel ve şükrü yerine getirmek için harcansa , diğer nimetler şöyle dursun sadece varlık nimetine bile karşılık olmaz.
12 Mart 2026 Perşembe
AZALARIN ZİKRİ
Dilin zikri , günahlara keffaret ve derece kazanma sebebidir. Kalbin zikri mertebe ve Allah7a yakınlıktır.. Tefekkür kalbin halidir. Kalb, bedenin amiri ve Hakk'ın esiridir.Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:" Şeytanlar ademoğullarının kalblerini sarmış olmasaydı, göklerin melekutunu seyrederlerdi". Bu hadiste kalb ile melekut arasında perde olan sebeblere işaret vardır.
İnsanların kalbleri üç sınıftır.Bir kısmı hayvanlar gibi "Kalbleri vardır, anlamazlar"(Araf 179).ayeti buna işaret eder. Diğer mir kısmının bedeni ademoğlu, ruhu şeytan ruhudur. Üçüncü kısmın ise hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Allah7ın gölgesinde olanlardır.
HALLAC-I MANSUR'UN MAHCUBİYETİ
"-Nefsini Allah için kurban et ve onu şeriatın kılıcıyla öldür" buyurdu işte hallac'ın durumu budur Sonra Hud a.s dedi ki: " Hallac dünyadan ayrıldığından beri Rasulullah'a mahcubdur. Şu toplantı Rasulullah sav nezdinde O nun hakkında şefaat etmek içindir"
YOLUN EĞRİSİ
Nahl suresi 9 nci ayette zikredilmiştir:"Yolun doğrusu Allah'ındır.Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.."
Yolun eğrisi, hakdan ayrılan, sapan ve sahibini doğru yola ulaştırmayan bazı yollar vardır. Bu yollar dalalet yollarıdır.
RESULULLAH'IN HALİFELERİ
AT
İlk defa ata binen Hz.İsmail (a.s) dır.Efendimniz SAV in yedi atı var idi.Hz.Musa peeygamber Hz.Hızır'a sordu: " Hangi hayvanlar sana daha sevimlidir?" O şöyle cevap verdi:At, merkep ve deve.Çünkü at büyük peygamberlerin, Deve Hud,Salih, Şuayp ve Hz.Muhamemd A.s , Merkep ise İsa ve Uzeyr a.s ın bineğidirBen öldükten sonra henüz haşr gelmeden önce Allah7ın dirilttiği bu hayvanı(merkebi) nasıl sevmem?"
11 Mart 2026 Çarşamba
PEYGAMBER'E EMROLUNANLAR
Hicr suresi 94 ayetiinde ifade edilir."Sana emrolunanı açıkca söyle.."
Bu ayetin nüzulunden önce Rasulullah sav Allah'ın kendisine indirdiği hiçbir şeyi açıkca söylemez gizli tutardı.Bu ayet indirildiğinde bu tutumunu terk etti.
Hz.Peygamber sav marifet ve hakikat türü şeyleri değil, hüküm ve şeriat kabilinden olan şeyleri açıklamakla emrolunmuştur.Çünkü o , ümmetin havassı dışındakilere bu tür şeyleri açıklamamakla memurdu.Bu tür şeyleri , Allah'ı bilenler, günümüze kadar birbirlerinden tevarüs edegelmişlerdir.
KUR'AN'I BÖLÜP AYIRANLAR
HİCR SURESİ 91 AYETİNDE GEÇER BU KAVRAM. Hak Teala'nın bu kavramı kullandığı kişiler Kur'an ı kullanma hususunda parça parça etmişlerdir. Kimileri Kur'an 'ı kendilerine "kurra" densin diye devamlı tilavet ediyor ve ekmeğini buradan çıkartıyor. Kimileri Kur'an ı kendilerine "hafız" densin diye farklı kıraatlarıyla ezberliyor ve bundan ekmek yiyor. Kimileri meşhur olmak ve üstünlüğünü ortaya koyabilmenin bir yolu olarak Kur'ın'ın tefsir ve tevilini tahsil edip bundan ekmek yiyor. Kimileri Kur'an'ın kıssa, öğüt ve hikmetleriyle meşgul olup bundan ekmek yiyor. Kimileri de Kur'an'ı kendi mezheplerine uygun olarak tevil edip kendi görüşlerine göre tefsir ediyor ve bu yüzden küfre düşüyor.
10 Mart 2026 Salı
İMAM MALİK HAZRETLERİ
Abbasilerden Medine valisi Cafer b. Süleyman, İmam Malik hazretelrini dövdürüp yapacağını yaptı.Malik, baygın bir vaziyette alınıp götürüldü.Daha sonra ayıldığında şöyle dedi: " Sizi şahit tutuyorum ki , beni döven kişiye ben hakkımı helal ediyorum.".Bunun sebebi sorulunca şöyle cevap verdi: " Ölüp, Nebi SAV ile karşılaşmaktan ve onun ailesinden olan bir kimsenin benim yüzümden cehenneme gitmesinden haya ettiğim için hakkımı bağışladım".
Halife Mansur, Medinhe'ye gelince Cafer'den kısas yoluyla İmam Malik'in hakkını almak için onu davet ettiği zaman da şöyle demiştir: " Allah7a sığınırım. Vallahi, Resulullah SAV e yakınlığından ötürü bana vurmuş olduğu tüm kamçıları kendisine helal ettim.
"Yumuşak başlılık(hilm) ahlakın tuzudur" denmiştir.
ZÜNUN MISRİ(K.S)
Zünun Mısri der ki:" Yolculuk sırasında bir gün bir şehrin kapısına uulaştım.Şehrin içine girmek istedim.O şehrin kapısının üzerinde bir köşk gördüm.Gözüm köşkün damına ilişince ayakta dura ngayet hoş, ve güzel bir cariye gördüm.Cariye beni görünce şöyle dedi:
" Ey Zünnun, seni uzaktan görünce mecnun sandım.Abdest alınca bir alim olduğunu düşündüm.Abdest alıp önüme gelince bir arif olduğunu zannettim.Şimdi kesin olarak anladım ki ne mecnunsun, ne alimsin, ne arifsin."
Zünnun : "Neden " diye sordu.Cariye:
" Eğer divane olsaydın abdest almazdın.Alim olsa idin başkasının hazinesine ve na mahremine bakmazdın.Eğer Arif olsaydın , Allah'dan başkasına meyletmezdin"
PEYGAMBERLER/VELİLER
Şeriatların asıl kuralları bakımından peygamberler arasında ihtilaf olmadığı gibi hakikatların asıl kuralları açısından da veliler arasında herhangibir ihtilaf yoktur.Hatta ihtilafı bırakın kullandıkları ibareler dahi aynıdır.. Çünkü hepsi de tek bir pınardan almakta, Allah'ın zatını sıfat ve fiillerini mükaşefe etmektedirler.Veliler arasında ayrım yapan tamamını yalanlamış olur.
HAK TEALA'NIN YEMİN ETMESİ
Hak Teala Kur'an da yedi yerde kendisine yemin etmiştir.Kurandaki yeminlerin geri kalanı ise O nun yarattığı şeyler üzerine yapılmış yeminlerdir. Mesela "iNCİRE VE ZEYTİNE ANDOLSUN", sAF sAF DİZİLENLERE ANDOLSUN", "gÜNEŞ'E ANDOLSUN", " kUŞLUK VAKTİNE ANDOLSUN, Ömrüne andolsun" gibi.
Kur'an arap dili ile nazil olmuştur.Araplar bir şeyi pekiştirmek için yemin etmesi adetlerindendir.
Allah Teala dışındaki varlıklara yemin etmek haram kılınmıştır.Hikmeti, yemin yemin edilen şeyi yüceltmek anlamına gelmektedir.
9 Mart 2026 Pazartesi
ÖMRÜ KISALAN
dENMİŞTİR Kİ öMRÜ KISALAN "süphanallahi adede halkıhi"( Allah7ı yaratıkları sayısınca tesbih ederim) gibi toplu zikirlerle zikretsin.Ömrün kısalığı ile kastedilen son zamanında hastalıklarla boğuşan demektir.
TAKVA VE ÇEŞİTLERİ
Takva üç çeşittir.
Avamın takvası, Allah'ın emrettiği şeyler le yasaklarından/haramlardan korunma;
Havasın takvası; Ahiret ve dereceleri ile dünyadan ve şehvetlerinden korunma,
Havasül havasın takvası; Allah ve sıfatları ile Allah dışındaki her şeyden de korunma.
8 Mart 2026 Pazar
ŞİFA AYETLERİ
Kur'an da mevcut 6 şifa ayeti şunlardır:
TEVBE SURESİ 114
VE YEŞFİ SÜDURANA KAVMİN MU'MİNİN
YUNUS SURESİ 57
VE ŞİFAUN LİMA FİS SUDUR
HAHL SURESİ 69
YAHRUCU MİN BUTUNİHA ŞARABUN MUHTELİFUN ELVANUHU FİHİ ŞİFAUN LİN NAS
İSRA SURESİ 82
VE MUNEZZİLU MİNEL KURANİ MA HUVE ŞİFAUN VE RAHMETUN LİL MÜMİNUN
ŞUARA SURESİ 80
VE İZA MERUDTU FE HUVE YEŞFİN
FUSSULİT 44
KUL HUVE LİLLEZİNE AMENU HUDEN VE ŞİFA
Bu ayetler okunduktan sonra
ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN TIBBUL KULUBİ VE DEVAİHA VE AFİYETİL EBDANİ VE ŞİFAİHA VE NURİL EBSARİ VEZİYAİHA VE RUHİL ERVAHİ VEGADAİHA VE SALLALLAHİ TEALA ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN VE ALA ALİHİ VE E SAHBİHİ VE BARİK VE SELLEM
Ami, amin, Ya muin ya Şafi, ya Kafi, Ya muafi kabulün niyaz, kabulüddüu bir sırrı suretil fatiha
CEHENNEMİN YEDİ KAPISI
Hicr suresi 44 ayeti:Cehennemin yedi kapısı vardır.Onlardan her bir kapı için birer gurup ayrılmıştır"
En üstte bulunan birinci tabaka, müslüman olup ta günah işleyenlerin tabakasıdır.İbni arabi hazretlerinin: "Cehennem boş kalacaktır" dediği yer burası olsa gerektir.Şeyhi Ekber'in maksadı en üst tabakadır.Burası günah işlemiş müslümanların gireceği yerdir.Kalbinde zerre kadar iman , yani marifetullah bulunanların burnada sürekli kalmayacakları hususunda şüphe yoktur.
İKİNCİ TABAKA, Yahudiler, ÜÇÜNCÜ TABAKA Hırıstiyanlar, DÖRDÜNCÜ TABAKAYA Sabiiler, BEŞİNCİ TABAKA Mecusiler, ALTINCA TABAKAYA müşrikler,YEDİNCİ TABAKAYA da Münafıklar girecektir.
İNSANIN DÖRT DÜŞMANI/AHMET B.HANBEL,
Ahmet b.Hanbel der ki: " Senin dört düşmanın var.Birincisi dünyadır.Dünyanın silahı insanlarla birlikte olmak,hapishanesi uzlettir.
İkincisi, şeytandır.Şeytanın silahı tokluk, hapishanesi açlıktır.
Üçüncü nefistir.Nefsin silahı uyku, hapishanesi uykusuzluktur.
Nergis gaflet uykusunda iken bülbül yüz vuslata erdi/Uyuyan uyanıncaya kadar devlet uyanıklara ulaştı.
Dördüncüsü hevadır.Hevanın silahı konuşmak, hapishanesi susmaktır.
Eğer çok biliyorsan az syle/ bire yüz söyleme, yüze bir söyle
Şeytan'a sormuşlar:"Ebu Medyen Mağribi ile aran nasıl?".Lain cevap vermiş:Tıpkı okyanusu kirletmek için ona işeyenin durumu gibi.
ŞEYTAN KAFİRLE UĞRAŞMAZ
Hz.Ali efendimiz buyurur ki: " Bizim namazımızla ehli kitabın namazı arasındaki fark şeytanın vesvesesidir. Çünkü şeytan kafirlerin kendisine uuygun hareket etmesinden dolayı artık onların amelleriyle uğraşmaz. Birisi kafir olunca "Ben senden uzağım" der. Mümin ise ona muhalefet eder. Muharebe de muhalefetle yapılır. Resulullah SAV buyurmuştur: "Şeytan size söylediğinizde küfre düşeceğiniz şeylerle vesvese verir. Onun için "KUL HÜVELLAHÜ AHAD" (ihlas suresini) okumanızı tavsiye ederim .
ŞEYTANIN TUZAĞI/AMELLERİ SÜSLÜ GÖSTERMEK
Hz.Adem'e secde etmesi emredilen İblis, secde etmeyince huzurdan kovuldu.Kovulma hadisesinde kusuru kendinde değil Hak Teala da gördü."Sen beni azdırdın" dedi.İblis, Hak Teala'dan kıyamete kadar mühlet istedi.Mühlet verildi. Bunun üzerine İblis ,"İçlerinde ihlaslı kulların hariç onlara günahlarını süsleyeceğim ve hepsini azdıracağım" dedi.
Hak Teala, "İhlaslı kullarda senin hiçbir hakimiyyetin yoktur" buyurarak İblis'in tesir edemeyeceği müminleri belirtti.
Allah Teala İblis'i , düşmanı dostundan , cehennemliği cennetlikten ayırdetmek için yarattı.Peygamberleri yarattı ki cennetlikler onlara uysun, İblis'i yarattı ki cehennemliklerde ona uysun , aralarındaki fark ortaya çıksın.Şu halde iblis , cehenneme ve Hakk'a karşı koymaya sürükleyen bir rehbir ve simsardır.Sermayesi ise dünyadır.
Dünyayı kafirlere sunduğu zaman onun fiyatının ne olduğunu sorarlar. O da : 'Dininizi terk etmek' der. Kafirler dine karşılık dünyayı satın alırlar.Zahidler ise dünyayı terk edip ondan yüz çevirirler.
Dünyaya rağbet edenler İblis'e : ' Bir tadımlık ver de nasıl bir şey olduğunu anlayalım' derler. İblis: Bana bir rehin verin de vereyim' der.Onlar da işitme ve görme duyularını rehin verirler. Bundan dolayıdır ki dünya ehli dünyalık zevk ve haberleri dinilemeyi, dünyanın ziynetini görmeyi severler.Kulak ve gözler İblis'in elinde rehindir. İblis onlara bir tadımlık dünyalık verir artık onlar zahidlerin dünyanın kötülüğü iile ilgili nasihatları duymazlıktan gelir.
Bir topluluk Ebu Medyen'in huzuruna varıp şeytanın vesvesesinden şikayet ettiler..O da şöyle dedi: " O da benim yanımdan şimdi çıktı. Sizi şikayet ederek şöyle dedi: ' Şu adamlarına söyle de benim dünyamı bana bıraksınlar, ben de onlara dinlerini bırakayım. Onlar benim malım olan dünyaya saldırdıkça ben de onların malı olan ahirete hücum ediyorum.
SAİT NURSİ HAZRETLERİNDEN
“Aç canavara karşı tahabbüb (sevgi duymak), merhametini değil iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister.”
Şu da var Mektubatı’nda:
“Zalim ve vicdansız bir adam, birisini yere atıp ayağıyla onun başını kat’î ezecek bir surette davransa, o yerdeki adam eğer o vahşî zalimin ayağını öpse, o zillet vasıtasıyla kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür. Hem başı gider, hem izzet ve haysiyeti mahvolur.”
“Hem o canavar, vicdansız zalime karşı zaaf göstermekle, kendisini ezdirmeye teşci’ eder. Eğer ayağı altındaki mazlum adam, o zalimin yüzüne tükürse, kalbini ve ruhunu kurtarır, cesedi bir şehid-i mazlum olur. Evet, tükürün zalimlerin hayâsız yüzlerine!” (Mektubat, 29. Mektup, Altıncı Risale)
SECDE ETMEK
İbni Arabi hazretleri Ruhul Kuds isimli eserinde der ki: "Bil ki Ademoğlunun namazdaki hareketleri esnasında secde etmesi kadar İblis'i perişan eden bir şey yoktur.Çünkü onun hatası secde etmemekti.B bakımdan çok secde etmek ve secdede uzun süre kalmak şeytanı üzer.İnsan secde dışında namazdaki hiçbir hareketinde şeytandan korunmuş değildir. Çünkü insan secde ettiği zaman şeytan işlediği masiyyeti düşünmeye başlar ve kendisi ile meşgul olduğu için secde eden kimseyi unutur.
Kul secde halinde şeytandan korunur, fakat nefisten korunamaz.Dolayısıyla secdedeki havatır , ya rabbani, ya meleki ya da nefsidir..Şeytan ise hiçbir şekilde ona ulaşmaya yol bulamaz.Kul secdeden ayrıldığı vakit iblisteki bu özellik ortadan kalkar , üzüntüsü zail olur ve insanla yeniden uğraşmaya başlar.
7 Mart 2026 Cumartesi
KENDİ CENAZESİNİN NAMAZINI KILANLAR
İsmail Hakkı Bursevi hazretleri şeyhi Osman Fazlı Atpazari hazretlerini rüyada görür.Hazret son derece neşelidir.Ona ölümle alakalı bir şeyler sorar.Bana şöyle cevap verdi: "Ben son nefesime kadar tam bir taharet üzere yaşadım.Ruhumun kabzedildiğinde de ortasında bir pınar bulunan yola girdim.Ruhumu teslim etmiş olmamdan dolayı abdestim bozulduğu için bu pınardan abdest aldıktan sonra gökyüzüne yükseltildim.Daha sonra cenazemin yanına dönerek hazır olanlarla birlhikte kendi cenaze namazımı kıldım" Bunun üzerine kendisine :" Bu dünyevi yaradılıştaki akıl ve idrak olduğu hal üzere kaldı mı?" diye sordum. "Evet" dedi. Sonra gülümser bir vaziyette elimi tuttu.İki kerre: " Bana inan" dedi. Sanki kendisine karşı olan güzel itikadımdan duyduğu sevinci bu şekilde gösteriyordu.Daha sonra uyandım"
bU RÜYADAN ÇIKARILABİLECEK anlayışlar şöyledir:
Akıl ve idrak dünyada olduğu gibi kalır.Çünkü akıl,iman, velilik ve benzerleri ruhpun sıfatlarındandır.Ruh ise ölümle değişime uğramaz.
Kamil ruh kendi cenazesine katılır.Namazda insanlara örnek olur.Onun kendi namazını kılması, hakikat mertebesinde kamilin hem secde eden hem de kendisine secde edile nolduğuna işarettir.Dolayısıyla yaptığı ibadet başkasına değil , yine O'nadır.İnsanların kendi cenaze namazını kılması ise meleklerin Hz.Adem7e secde etmesine işarettir.Bunun için bu büyük sırrı gerçekleştirmek üzere cenaze namazı mutlak olarak meşru kılınmıştır.
ÖNCE TOPLUM DEĞİŞMELİ
Bakın o gün mükemmel bir Müslüman halife ilan edilseydi, ya rejim ya da Müslümanlar ona o makamı dar ederdi. Tencere yuvarlanıp kapağını buluyor. Sonuçta her topluluk layık olduğu gibi idare olunuyor. O günkü Halife, o günkü rejimin ve Müslümanların liyakati ile ilgili bir husus. Önce değişmesi gereken toplumun kendisidir. Baştaki ona göre değişir. Yoksa biri geldi ya da gitti diye toplum bir anda değişmez. Şeytanın ve onun dostlarının varlığı bizim günah işlememizin bahanesi değildir. Bir çok peygamber gelip-geçti, onların hayatına bakın. Mezhep imamlarının hayatını okuyun, 4 Halife dönemini okuyun, ama gereksiz övgü ve sövgüye sapmadan, sevdiklerinizi eleştirenlere kızmadan, kızdıklarınızın iyilikleri söylendiğinde öfkelenmeden, adil şahitler olalım. İşte o zaman Allah’ın yardımı bize ulaşacaktır. İsrailoğullarının başında Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. Yuşa vardı. Ne oldu, deniz yarıldı ve Firavun, askerleri ile birlikte denizde boğuldu. İsrailoğullarına çölde kudret helvası ve bıldırcın kebabı ikram edildi. Susuz kaldılar, kayadan su fışkırdı. Sonra ne oldu? Hz. Musa, Hz. Harun’u halkının başına gözetleyici koydu, kendi Sina’ya gitti. 40 gün sonra döndüğünde kavmi puta tapmaya başlamıştı. Bu kez lanetlendiler. Kudüs’e giden 10 günlük yolu, 40 yılda zor tamamladılar. Başınızda 3 peygamber de olsa durum bu. Onun için övünmeyi-dövünmeyi bırakalım da nefs muhasebesi yapalım “inni küntü minezzalimin” diyelim. Zalimlerden ve cahillerden olduğumuzu itiraf edelim. Tevbe istiğfar edelim. Umulur ki Allah’ın (cc) yardımı ancak o zaman bize ulaşır. Allah’ın yardımı için krallar soyundan, savaşlar kazanmış kurmaylardan ve keramet sahibi peygamberler soyundan gelen birinin ille de başımızda olması yetmeyebilir. Şunu unutmayalım ki, Allah’ın (cc) kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir iş yoktur. Bazan, Tanrı kral (nam-ı diğer Goliath’ı), Calud’u devirmek için çocuk Davud’un sapanı ve bir küçük taş parçası yeter. Ama elbette bizim aklın muktezası için hazırlıklarımızın tam olması gerekir.
Allah’ın bizden istediğini, “sen yap” diye dua olarak geri göndermek doğru değil. O Ben-i İsrail’in sapkınlıklarından bir sapkınlıktır. Zaten, ben yaparken de yine Allah (cc) yapacak. O benim ellerimle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek istiyor. Böylece beni mükafatlandırmak istiyor. Zafer için bizim sorumluluğumuz Halid b. Velid’i oraya getirmekti. Onun kılıcının keskinliği idi. Ama bu mutlak şart değil. O günkü sahabeler bile “başımızda Halid gibi bir komutan varken bizi kim yenebilir ki!” gibi sloganlar atabiliyordu. Bundan haberdar olan Hz. Ömer, Halid b. Velid’i azletti. “Hiçbir savaşı kaybetmemiş bir komutanı niçin azledersin” dediklerinde ise, “Müslümanlar nerdeyse zaferi Allahtan değil, Halid b. Velid’den bekliyor olacaklardı. Zaferin Allah’tan olduğunu öğrensinler diye Halid’i azlettim” dedi. “Yerine kimi atayacaksın” dediklerinde de, “onun kölesini” dedi. “Neden o” dediler, “çünkü o Halid’in savaş sanatını en iyi bilen biri. Hep onun yanındaydı” dedi. Allah (cc) herhangi bir kişi, topluluk ya da ülkeye muhtaç değil. Ne diyordu Akif “Küfr olur başka değil, kavmini sürmek ileri!” Derdimi anlatabildim mi!
Selam ve dua ile.
Abdurrahman Dilipak
ZİKRİN FAYDASI
Zikrin faydası , şeytanın vesveselerini giderici olmasıdır.Çünkü kişi Allah7ı andığında şeytan geri çekilip duraksar.Zikreden kimse sesini yükselttiğinde şeytan kişiden uzaklaşmakta , zikrin nuru onu yakmaktadır.Şiddetli sesi ve tesirli nefesi ile onun aklını bozmaktadır.
SİHİR
Sihir bedenlere ve kalblere tesir ederek insanları hasta eden öldüren, eşinden ayıran efsun,muska ve bir takım düğümlerdir.Sihrin üç imama göre hakikatı vardır..İmam Ebu Hanife ise sihrin hakikatı ve bedene tesiri olmadığını söyler.Sihri öğrenmek icma ile haramdır.Kahinlik, gözboyacılık, yıldız falı , arpa falının öğrenilmesi de böyledir.Saralı birine arız olup cinleri topladığını ve onların kendilerine itaat ettiğini iddia eden kimseye gelince , mezhebimiz alimleri bu kimseyi sihirbazlar arasında zikretmiştir.İmam Ahmet b.Hambel ise bu hususta susmuştur.
Sihrin Allah'a ortak koşma olması , Allah'ın değil sihrin tesir ettiğine inanılmasına dayanmaktadır.Keza kendisi için uğursuzluk temennisinde bulunulan , kehanette bulunulan ve sihir yapılan buna inanırsa ve bunu tasdik ederse kafir olur.Kendisi için fal bakılan , büyü yapılan, ya da kehanette bulunulan kişi de bunların tesir edeceğine inanıp tasdik ederse o da kafir olmuş olur.Bunlara inanmayıp sadece baktırmış olursa haram işlemiş olur.
Efendimiz SAV buyurdular: "Fal bakan ya da fal baktıran, kehanette bulunan ya da kendisi için kehanette bulunulan , sihir yapan yahut sihir yaptıran bizden değildir"
TECRÜBE EDİLMİŞ BİR DUA OLAN SIĞINMA İFADELERİNİN , TECRÜBE EDİLMİŞ BİR AYETİN YA DA ALLAH7IN İSMİNİN BELALARIN SAVUŞTURULMASI MAKSADI İLE YAZILIP TAŞINMASINA GELİNCE , BUNDA BİR BEİS YOKTUR. Ancak bu yazıların tuvalet ihtiyacı esnasında cinsel ilişki esnasından çıkartılması gerekir.
6 Mart 2026 Cuma
EMEL NEDİR?
Emel , hükümde ve azimde gevşeklik için belirli bir vakte kadar yaşamayı arzulamaktır.Yani istisnasız ve salihleşme şartı olmaksızın bu arzuda bulunmaktır.Böyle bir emel şeriatta kötülenmiştir.Onun dört zararı vardır.: Taatte tembellik ve geciktirme, tevbeyi ertelemek ve terk etmek, ölümü hatırladıktan sonra kalbin katılaşması, dünyalık biriktirme hırsı ve onunla meşgul olup ahiretten ayrı kalmak.
HARUF-İ MUKATTAA
Hz.Ömer ül Faruk hazretlerine hurufui mukattaa dan olan ELİF LAM RA nın manasını sordular.O şöyle cevap verdi: " Eğer bu harfler hakkında söz söyler isem zorlamada bulunmuş olurum.Hak Teala kendi peygamberine şöyle buyurmuştur: " De ki...Ben olduğundan başka türlü görünenlerden değilim"(Sad 86) Hz.Ömer r.a ın bu sözlerinden bu harfler hakkında konuşmayı zarloma kabilinden saymış, sahih bir zevk ve sağlam bir meşreble bilyenebilecek şeylerden olmadığını söylemiştir.Lisan, bu tip şeylerin gerçekmanasını ifade etmekten acizdir.Çünkü lisan mana ve hakikatların değil ,harf ve lafızların kalıbıdır.Oysa sınırsız sayıdaki mana ve hakikatın böyle sınırlı kalıplarla ifade edilmesine imkan yoktur.
5 Mart 2026 Perşembe
İSMET İMTİHANI
İsmet (günahsızlık) peygamberlere has bir durumdur.Peygamberlerin ismetinin Allah'ın muvaffak kılmasıyla mümkün olacağının delili İbrahim suresi 36:(Hatırla ki İbrahim şöyle demişti: " Rabbim , bu şehri(mekke'yi) emniyetli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.."
İsmet sıfatının hakikatı, kulun güç ve tercihi var olmakla beraber Allah Teala'nın kulda günah yaratmamasıdır.Bu sebeble İmam Maturidi hazretleri: " İsmet imtihanı , yani mükellefiyeti kaldırmaz.Şu halde müminin imanından emniyette olmaması ve kendisini imanda sabit kılması için Allah'a yakarıp yalvarması lazımdır.Tıpka Hz.İbrahimin kendisi ve oğulları için imanda sebat niyaz etmesi gibi
HZ.ÖMER'İ AĞLATAN ŞEY
Rivayet edilir ki Peygamber SAV , oğlu İbrahim'i defnedince kabrinin başında durup şöyle söyledi:
"Oğulcuğum! Kalb üzülür, göz yaşarır.Fakat Rabbimizi kızdıracak bir sözde söylemeyiz.Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz. Oğulcuğum! Rabbim Allah'tır, dinim İslamdır, babam da Allah'ın peygamberidir de".
Bu durum karşısında sahabe ağladı, ağlayanlardan sbiriside Hz.Ömer idi.Hz.Ömer'in sesi iyice yükselince ; Hz.Peygamber ona döndü: "-Seni ağlatan nedir ey Ömer?" diye sordu.O da: " Ey Allah'ın Resulü ! Henüz büluğ çağına ermediği ve amelleri yazılmaya başlamadığı halde şu oğlunuz, sizin gibi birisinin tevhidi telkin etmesine ihtiyaç duyuyorsa, hem büluğa ermiş ; hem de amelleri yazılıp duran ve sizin gibi bir telkincisi olmayan Ömer'in hali nice olacak?.
Bu söz üzerine Hz.Peygamber ve sahabiler ağlamaya başladı.Bunun üzerine Cebrail a.s "Allah iman edenleri dünya hayatında da ahiret hayatında da sağlam sözle tespit eder"ayeti(İbrahim suresi 27) ayetiyle geldi.Hz.Peygamberin bu ayeti okuması üzerine herkes memnun oldu, gönüller sükunet buldu ve Allah'a şükrettiler.
KORKULACAK ŞEYLER
Efendimiz SAV buyurmuştur:Allah'ım! Cimrilikten sana sığınırım, korkaklıktan sana sağınırım. erzel-i ömürden(ömrün en rezil çağı),deccal fitnesinden sana sığınırım, kabir azabından sana sığınırım"
4 Mart 2026 Çarşamba
ALLAH SABIRLIDIR
Buhari ve Müslüm 'ün sahihinde geçer: " İşittiği eziyet verici sözlere Allah'tan daha fazla sabreden yoktur.O'na ortak koşulur, çocuk edindiği söylenir, fakat O yine de bu söz sahiplerini, sağlık ve afiyet vererekrızıklandırmaya devam eder"
3 Mart 2026 Salı
KÖPEKTEN VE AKREPTEN ALINAN SÖZ
Ariflerden birisi der ki: " Allah köpekten "Köpekleri de mağaranın önünde ön ayaklarını uzatmış yatmakta idi"(Kehf 18) ayeti okununca eziyet etmeme sözü almıştır.
Yine Allah Teala akrepten "Bütün alemlerden Nuh'a selam olsun" (saffat 79) ayeti okunduğu zaman eziyet etmeme sözü almıştır.
TEVEKKÜLÜN DERECELERİ
Tevekkül bütün işleri sahibine havale etmek demektir.Tevekkülün makamları vardır: Müptedi'nin( başlangıçtaolanın) tevekkülü, müsebbibe(sebebleri yaratana) güvenerek meramını talep konusunda sebeblere bel bağlamaktır.
Mutavassıtın( yolun yarısındaki salikin) tevekkülü, müsebbibe bel bağlayarak sebeblerden alakayı kesmektir.
Müntehinin( yolun sonunda olan salikin) tevekkülü ise Allah'a bağlanarak masivadan alakayı kesmektir
2 Mart 2026 Pazartesi
NASİPLER VE KARŞILIKLARI
Ebu Hüreyre r.a dan rivayet edilmiştir.Efendimiz buyurmuştur: " KENDİSİNE ALTI ŞEY NASİP EDİLEN KİMSE ALTI ŞEYDEN DE MAHRUM OLMAZ:
1-ŞÜKÜR nasib edilen kimse NİMETİN ARTMASINDAN mahrum kalmaz.
2- SABIR nasib edilen kimse SEVABDAN mahrum kalmaz.
3- TEVBE nasip edilen kimse BAĞIŞLANMAKTAN mahrum kalmaz.
4- İSTİĞFAR nasib edilen kimse BAĞIŞLANMAKTAN mahrum kalmaz.
5- DUA nasib edilen kimse DUASININ KABUL EDİLMESİNDEN mahrum kalmaz.
6- İNFAK nasib edilen kimse İNFAK ETTİKLERİNİN YERİNE YENİSİNİN GELMESİNDEN mahrum kalmaz.
1 Mart 2026 Pazar
ŞÜKÜR TERAKKİNİN MERDİVENİDİR
İbrahim suresi 7 nci ayeti:"Hatırlayın ki Rabbiniz size :" Eğer şükrederseniz size (nimetimi) artırırım..)
Bu ayetteki işaret:"Eğer islam nimetine şükrederseniz , onlara ilaveten imanı veririm.Eğer iman üzere bana hamd ederlerse onlara ilave olarak ihsanı veririm.Eğer ona şükrederlerse onlara ilave olarak marifeti veririm.Eğer ona şükrederlerse onalrı kurbiyyet derecesine yükseltirim.Yine o nimetin şükrü nedeniyle onlarıüns ve müşahede halvetgahına ulaştırırım.Bu hakikatları bildiren bu sözden malum oldu ki şükür, terakkinin merdiveni ve manevi derecelere yükselmenin vasıtasıdır.
ALLAH'I SEVDİRMEK
Rivayetlere göre Hak Teala Hz.Musa'ya "Kullarıma beni sevdir" diye vahyetti. Hz.Musa :" Ya Rabbi bütün kalbler Sen'in elinde olduğuna göre Sen'i kullarına nasıl sevdirebilirim?" dedi.
Allah Teala : "Onlara nimetlerimi hatırlatarak"
BUNDAN ÖTÜRÜ HASTANIN YANINDA ONU ÜMİTLENDİRECEK SÖZLER SÖYLEMEK GEREKİR.
ALLAH'I TANIMA DERECELERİ
Hz.Ali (k.v) der ki: " Allah'ı cisimle tanıyanlar kafir, Allah'ı kendi tabiatıyla tanıyan mülhid, Allah'ı nefisle tanıyan zındık, Allah'ı akılla tanıyan hakim, Allah'ı kalb ile tanıyan sıddik, Allah'ı sır ile tanıyan yakin ehli, Allah'ı ruh ile tanıyan arif, Allah'ı hafi ile tanıyan müferrid(birleyen), Allah'ı Allah ile tanıyan muvahhiddir." Yani hakiki tevhid ehlidir.
SÜNNETNEDİR?FARZ NEDİR?
Beyazid-i Bestami hazretlerine sünnet ve farzın ne olduğu soruldu:Hazret şöyle cevap verdi:"Sünnet, dünyayı terk etmektir. Farz ise Mevla ile birlikteolmaktır(sohbet). Çünkü bütün sünnetler , dünyayı terk etmeye delalet eder. Kitab'ın tamamı da Mevla ile birlikte olmaya delalet eder. Öyleyse kim sünnet ve farz ile amel ederse onun hakkında nimet kemale ermiş ve ona şükretmek vacib olmuştur.
HURUF-İ MUKATTAA İLMİ
Huruf-u mukattaa ilmi , muhakkik sufilerin en son ulaştığı ilimlerdendir.Sufiler bu yüce ilme sülukun, hatta fethin(keşfin) başından kırk sene sonra ulaşırlar.Bu ilim gizli sırlardandır.Onu elde etmek isteyen kimsenin bir insanı kamilin elinde çok çalışıp gayret etmesi lazımdır.
MÜNKER NEKİR SORUSUNA CEVAP
Rivayet edilirki bir şahıs, Ömer Nesefi hazretlerini vefatından sonra rüyasında gördü ve ona sordu:Münker Nekir'in sorgusu nasıl geçti?diye sordu.Ömer Nesefi şöyle cevap verdi: " Allah Teala ruhumu bana iade etti. Melekler de bana sual sormaya başladı. Onlara "Cevapları nazım olarak mı nesir olarak mı vereyim?" diye sordum."Nazmen söyle " dediler. Ben de şöyle söyledim:
" Rabbim Allah'tır ilah yok O'ndan başka / Peygamberim Hz.Muhammed Mustafa./ Dinim de İslamdır,ama amelim kötü,/ Allah'tan af ve ihsanını niyaz ederim"
MÜTEŞABİH AYETLER
Üfgtade hazretleri surelerin başında bulunun huruflar için der ki:"Süluk ehli, mertebelerine göre müteşabih ayetlerin manalarını bilirler."KAF" ve "NUN" harfleri Allah'ın varlık mülkünde tek bertebeye, "HA MİM" gibi harfler iki mertebeye, "ELİF LAM MİM" ve "ELİF LAM RA" gibi harfler üç merntebeye, "KAF HA. YA, AYN,SAD" ve "HA ,MİM,AYN,SİN ,KAF" gibi harfler beş mertebeye işaret etmektedir.Bazı harflerde ise yedi mertebeye işaret vardır.Bu bakımdan Hz.Peygamber sav."Kur'an ın bir zahiri bir de batıni manası vardır" hadisini ancak süluk ehli anlar.
İMAM KUŞEYRİ
"İman ehli bugün Hakk'ın riayet gölgesindedir.Yarın (mahşerde) himaye gölgesindedir.Arifler ise dünyada da ahirette de ilahi inayet gölgesindedir.
Ariflerin saye-i devleti hir iki cihanda bakidir/ Bu gölge başına düşen kul ne hoştur.
AMELLERİN SÜSLÜ GÖSTERİLMESİ
Şeytana verilen görevdir. Efendimiz SAV buyurmuştur: " Ben sadece bir davetçi ve tebliğci olarak gönderildim. Hidayet etme konusunda elimden bir şey gelmez. İblis de sadece(kötü amelleri) süslü gösterici olarak yaratılmıştır. Onunda yoldan çıkarma konusunda elinde bir şey yoktur"
ALLAH KATINDA EN ÇOK FAYDALI AMELLERDEN BİRİSİ
Rivayet edilir ki Alla hteala , dostlarından sirine şöyle buyurmuştur:
"Dünyada zahidane yaşadın ve karşılığında dünyevi meşgalelerden uzak rahat bir hayat sürdün.Beni zikrettin, bunun karşılığında ise Benimle birlikte olma şerefine eriştin.Peki sen bir kimseyi sırf Benim için dost ve bir kimseyi sırf Benim için düşman edindin mi?".
Şu halde Allah dostlarının muhabbeti ve onları dost edinmek Allah katında en çok fayda sağlayan amellerdendir.Onlara buğzetmek, düşmanlıkta bulunmak, onları hakir görmek ve onlar hakkında kem söz söylemek ise Allah katında en çok zarar veren amellerdendir ve büyük günahların en büyüklerindendir.
ZİKRİN ŞARTLARINDAN
Zikrin şartlarından biri de zikreden kimsenin zikri, zikir ehlinin telkıniyle almasıdır.Nietekim, sahabe efendilerimiz zikri telkin ile Resulullah sav den almıştır.Sahabe, tabiilere; tabiiler de meşayıha kelkın etmiş ve böylece günümüze kadar şeyhten şeyhe telkin edilegelmiştir.Kıyamete kadar da böyle devam edecektir (Abdurrahman Bistami (k.s) ın Kervihul kulub isimli kitabından).
KALBİN DÖRT ÇEŞİDİ
Dört çeşit kalp vardır:
1- Katılaşmış kalb. Kafirlerlerle münafıkların kalbidir. Dünya ve şehvetleri ile huzur bulur." Onlar dünya hayatından hoşnut kalıp onunla huzur buldular(Yunus 7) buyrulmuştur.
2- Unutkan kalb. Günahkar müslümanların kalbidir.Tevbeyle ve cennet nimetleriyle huzur bulur.
3- Şevk dolu kalb. İtaatkar müminin kalbidir.Böyle kalpler Allah'ı anmakla huzur bulur."Onlar,iman eden ve Allah7ı anmakla kalbleri huzur bulan kimselerdir.
4- Vahdani kalb. Peeygamberlerle seçkin velilerin kalbleridir.Allah bu kulların kalbine tecelli edince mutmain olur, itminanın nuru kalbinin aynasından nefsine akseder.Onunla nefis de mutmain olur.İnayet cezbelerine müstehak olur.Bu ise "Rabbine dön"(fecr 28) hitabından ibarettir.
Zikir, kalbin cilası ve sevgilinin sevinmesien sebebdir.Kim Allah'ı anarsa Allah da onu anar.SİZ BENİ ZİKREDİN BEN DE SİZİ ANAYIM(Bakara 152)
Hak'tan perdeli (mahcub) olanların kalbleri Allah'ı zikretmekle mutmain olur. Vasılların kalbleri de Allah'ın kendilerini anması ile mutmain olur