"İman ehli bugün Hakk'ın riayet gölgesindedir.Yarın (mahşerde) himaye gölgesindedir.Arifler ise dünyada da ahirette de ilahi inayet gölgesindedir.
Ariflerin saye-i devleti hir iki cihanda bakidir/ Bu gölge başına düşen kul ne hoştur.
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
"İman ehli bugün Hakk'ın riayet gölgesindedir.Yarın (mahşerde) himaye gölgesindedir.Arifler ise dünyada da ahirette de ilahi inayet gölgesindedir.
Ariflerin saye-i devleti hir iki cihanda bakidir/ Bu gölge başına düşen kul ne hoştur.
Ârîfler İlâhî Tabîblerdir, Kişinin Sırr-ı Derûnunu Sözden, Sîmâdan, Renkten, Gözden, Nabızdan Okurlar Hz. Mevlânâ âriflerin bu hususiyetini II. cildin “Ârifin gaybı gören nurla nurlanması” bölümünde detaylı olarak işlemiştir. Bununla birlikte IV. ciltte de müstakil bir başlık altında konuyu genişletmiştir. Âriflerin bedenlerinde bulunan tüm kıllar, havâss ve a’zâ göz olmuştur. Bu hâl Hz. Peygamber’in “Mü’minin ferasetinden sakınınız, zîrâ o Allah’ın nuruyla görür.” hadisinden mülhemdir. Hz. Mevlânâ bu ma’nâyı idrak eden gözün, zâhir bir organ olan göz olmadığını vurgular. Zîrâ rüyada bu zâhir göz işe yaramaz, kastedilen Hak’tan bağışlanan gizli bir hâlettir ve bu hâlet sâlikin bedenden kurtuluşuna mevkūfdur.