NEFİS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NEFİS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2026 Pazar

İNSANIN DÖRT DÜŞMANI/AHMET B.HANBEL,

 Ahmet b.Hanbel der ki: " Senin dört düşmanın var.Birincisi dünyadır.Dünyanın silahı insanlarla birlikte olmak,hapishanesi uzlettir.

İkincisi, şeytandır.Şeytanın silahı tokluk, hapishanesi açlıktır.

Üçüncü nefistir.Nefsin silahı uyku, hapishanesi uykusuzluktur.

Nergis gaflet uykusunda iken bülbül yüz vuslata erdi/Uyuyan uyanıncaya kadar devlet uyanıklara ulaştı.

Dördüncüsü  hevadır.Hevanın silahı konuşmak, hapishanesi susmaktır.

Eğer çok biliyorsan az syle/ bire yüz söyleme, yüze bir söyle 

Şeytan'a sormuşlar:"Ebu Medyen Mağribi ile aran nasıl?".Lain cevap vermiş:Tıpkı okyanusu kirletmek için ona işeyenin durumu gibi.

16 Şubat 2026 Pazartesi

İZDİVAÇ

 Denilir ki Adem ile Havva arasında izdivaç vaki olduğunda İbslis'le dünya arasında  da izdivaç vaki olmuştur.Birinci izdivaçtan insan nevi doğarken , ikincisinden heva doğmuştur.Bütün batın dinlerle kötü huylar işte bu hevanın tesirindedir.

Allah Teala ruh sultanını beden ülkesinde hükümdar yapıp aklı da onun veziri kıldığında , nefsi , ruhun dişisi kıldı.Nefis ise gidip hevaya aşık oldu.Ruh, vezirine nefsin durumunu sorunca akıl veziri ona şöyle dedi:"Padişahım , heva adlı bir varlık nefsi yoldan çıkardı". Bunun üzerine ruh hemen yakararak Allah'a yöneldi. Nefis böylece salihane bir şekilde  ve güzel bir hal ile ruha teslim oldu.İişte nefislerini ıslah etmek isteyen , Kadir ve Müteal olan Allah7a yönelsin.

21 Ocak 2026 Çarşamba

NEFS

 Kafirleri, nefis Firavununun sihirbazları büyülemiştir.Bu sebeble hakdan kör, sağır ve dilsiz olmuşlardır.Artık onlar hakkı anlamaz ve hakka çağırana tabi olmazlar.Nefis, baş olma sevgisi ve ilerleyip yükselme arzusu üzere yaratılmıştır.Onun için başkasının emri altına girmeye razı olmaz.Nefsi ıslah etmek ancak riyasetin zıddı olan ubudiyet; yani Hakk7a kulluk ve mürşide boyun eğmekle olur.

Denmiştir ki " Münkirlerin bir çoğu ,. evliya ve salihlerin havada uçtuklarını görseler:" Bu sihirdir, bunlar da şeytandır" derler.Şüphe yok ki tevfikten mahrum olan , gayben ve manen hakkı yalanlayan kimse , gördüğünde ve hissettiğinde de onu yalanlar.Şaşılacak şeydir; sihir ve şeytanların işyi nasıl büyük peygamberlere ve değerli velilere nisbet edilebilir.

21 Aralık 2025 Pazar

CAİZDİR

 Anlatılır ki vefatına yakın Şibli'nin huzuruna  vardılar."Caizdir caizdir" diyordu.Ona "Caizdir" sözü ile ne kastediyorsun? " diye sordular.Hazret şöyle cevap verdi:" Allah ruhla nefsi yaratıp birbirine ortak yaptı.Bunlar senelerce çalışıp ticaret yaptılar.Sonunda hesaba çekildiklerinde ikisi de kaybetti, hiçbir kar elde edemediler.Bunun üzerine ayarıhlmaya karar verdiler.İşte ben " Kar edemeyen bir şirketin ortaklarının birbirinden ayrılıp şirketi feshetmeleri caizdir" diyorum.

Ruhu ve nefsi kazanabilmek

Allah Teala ruhu nurani ve yüce, nefsi de zuulmani ve süfli yarattı.Sonra da onları ortak yaptı.Fıtri istidadı da onların sermayesi kıldı.Fıtri istidadın Allah'a yaklaşma(kurbet) ve O'nu tanıma(marifet) konusunda hem terakki ve kemale ermehem de zarara uğrayıp kaybetme kabiliyeti vardır.Kim(manevi) ticarete atılıp iman eder, canıyla ve malıyla Allah yolunda ve O'nu talep uğrunda mücahede ederek büyük Allah dostlarının vardığı makama ulaşırsa ruhunu ve nefsini birlikte kazanmış olur. Kim Allah ve Rasullü'ne inanır fakat şyeri hükümleri yerine getirmezse, yani ameli olmazsa imanı dolayısıyla ruhunu kazanır , onu tasfiye edip Allah7ın razı olacağı bir duruma getirmiş olur, ama ameli olmadığı içi nnefsini kaybeder, şehvetlerinin ve haramların eline teslim etmiş olur.Her kim de Allah ve Rasulüne inanmayıp onları inkar ederse hem ruhunu hem nefsini kaybetmiş olur.


20 Temmuz 2025 Pazar

KALP/NEFİS

 Kalp fıtraten mümindir, nefis ise yaratılışta kafirdir.Aralarında yaratılıştan gelen bir düşmanlık asli bir savaş ve tamamen zıtlık vardır.Çünkü kalbin hayatı nefsin ölümüne , nefsin hayatı da kalbin ölümüne bağlyıdır.Kafirlerin nefisleri diri kalbleri ölü olduğu için Allah onları "ölüler" diye isimlendirmiştir.Hz.Ebubekir'in nefsi ölü ve kalbi diri olduğu için " Efendimiz SAV:" Kim yeryüzünde yürüyen bir ölü görmek isterse Sıddik'e baksın.

13 Temmuz 2025 Pazar

İŞLERİN TOZ DUMAN EDİLMESİ

 Allah Teala ;" Yaptıkları her işi ele alır da toz duman ederiz"(Furkan 23) buyurmuştur.Yani, Allah rızasından başka gayeler için yaptıkları amellerin sevabını iptal eder ve güneş ışığında görülen tozlar gibi toz duman ederiz.

Bir adam Resulallah'a gelerek "Ya Resulallah! Ben Allah rızasına kavuşmak için sadaka veriyorum, hem de sadaka verdiğim için hakkımda iyi şeyler söylenilmesini istiyorum" deyince şu ayet nazil oldu:"Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa salih amel yapsın ve Rabbine ettiği ibadete hiç kimseyi ortak etmesin(Kehf 110) 

Kendini beğe nmek ve böbürlenmek nefsin sıfatlarındandır.Allah Teala ne nefsi ne de nefsin sıfatlarını sever.Nefis de Allah'ı sevmez.Nefis dünyayı, dünyanın süslerini ve ona uygun şeyleri sever.

Kim bir mahluka zararından korkarak yahut ondan gelecek menfaata tamah ederek hizmet ederse işine şirk karıştırmış olur.

10 Mayıs 2025 Cumartesi

NEFSİNİ AŞAĞILAMAK

 NEFSİNİ AŞAĞILAMAK

Şeytanı tard edip nefsi daima suçlu görmek, en büyük taatlardandır. Şöyle bir hadis anlatılır: Bir adam kırk yıl oruç tutar.Bir gün bir ihtiyacının yerine getirilmesi için dua eder.Fakat duasına icabet edilmez. Nefsini levmederek der ki : Ey şer yumağı, duaya icabet edilmemesi de senin şerli oluşundandır..Yüce Allah , zamanın nebisine vahy ederek buyurur ki “ Git o adama söyle: Senin bu şekilde nefsini öldürüp ayaklar altına alman, katımda kırk yıl oruç tutmandan daha sevimlidir.”

MALINI VE NEFSİNİ SATANLAR

 MALINI VE NEFSİNİ SATANLAR

Kişi oruç tutarak, namaz kılarak , hac ve cihad gibi ibadetlere kendini verip Hak Teala’nın lütfunu kazanırsa sanki Hak Teâlâ'nın mükafatları karşısında canını satmış gibi olur. Burada alıcı Allah Teâlâ'dır. Kulunun canını, ona verdiği sevap ve mükafat karşılığı satın almıştır. Kulun bu satıştan gayesi Hakk'ın rızasını elde etmek, O’nun kendisinden razı olmasını istemesidir.

7 Nisan 2025 Pazartesi

KALB VE NEFİSLE ALAKALI MENASIKLAR

 

KALB VE NEFİSLE ALAKALI MENASİKLER

Teviilatü Kaşaniyye de şöyle denmiştir:Kur’an da geçen Safa dan maksad kalb, Merve den maksat Nefistir.Kalb  ve nefis Allah’ın dininin işyaretlerindendir..Bu dinin kalble  ilgili menasiki yakin, tevekkül, rıza, ve ihlas; nefisle ilgili olanları ise sabır, şükür,zikir ve fikirdir.Külli ve zati bir yok oluşla ; vahdet-i zati makamına ulaşıp İlahi huzura giren cemal ve celal nurlarında feğnaya ermek suretiyle müşahede makamına ulaşan  kimsenin iimkan bulduktan sonra kendisine bağışlanan hakkani varlıkla , kalb ve nefis arasında gidip gelmesi hususunda bir günah yoktur.Seyrü sülukunu ikmal edip baka billah derecesine ulaşan kimse , kalmb makamında tekmil,talim, irşad ve halka şefkat bakımından ; nefs makamında ise güzel ahlak, iyilik, takva ve zayıf ve miskinlere yardım ve gayret tahsili açısından hayır işlerse şüphesiz Allah bunun, karşılığını fazlasıyla verir

5 Mart 2023 Pazar

NEFİS

 

NEFİS

Ruh emir altındadır, serbest değildir.Cesetemir halindedir, serbest bırakılmış değildir.

Akıl hudutludur o da emir altındadır,hududu aşamaz.

Nefis serbest bırakılmıştır.Onun için emirler yasaklar hep nefse aittir.Nefsi terbiye emrolunmuştur, serbest bırakıldığı için.mutmain nefs ile insan cennete girer.Şeytan hep nefse musallat olur.En büyük cihad nefsi ıslah etmektir.

Ruh,ceset, akıl ,Duygular hep birlikte nefisle beraberdir. Ruha cesede yük verilmemiştir.Nefse de taşıyamayacağı iş teklif edilmemiştir.Şunları da yap denmemiştir.

Ceset ruhun oturduğu ve hünerlerini gösterdiği meçhullerin meçhulu ilahi bir alet, bir makine.Gaye cesedi nefisten ayırmak ve ruhla arkadaşlık yapmak

Nefis cesurdur.O kadar da korkaktır.İsyankardır. O kadarda itaatlidir.Nefis, ruhun oturduğu cesedin arzularının ta kendisidir.

Nefis imkan alemine mütehammildir.Yani oranın kanunlarına dayanabilecek şekildedir.Kudret alemine  ancak emir aleminden olan ruh mütehammildir.Bu nedenle nefsin ruha tabi olması gerekir.

 

14 Aralık 2022 Çarşamba

NEFİS,RIZA,CELAL TECELLİSİ

 Nefis, Celal sıfatının tecellisine mazhardır.En çok onda bu tecelli görülür..Hak, Cemal sıfatının tecellisini sever.Bu sebeble iki tecelli bir arada olmaz.Sabra alış; sabra tam alışan haline razı olur.Bu hal, rızanın en basit, en küçük başlangıcıdır.. 

20 Eylül 2022 Salı

AKIL RUH BEDEN NEFİS İSTİBATI

 Tasavvuf nazarında akıl ruh beden ve nefis irtibatı nasıl kurulur? Bu dört kavramı tasavvuf nasıl açıklar? İslâm genel ontoloji anlayışı, öncelikle Allah (c.c.) merkezli bir varlık bütünlüğü inşa eder ve insanı o bütünlük içinde transandantal bir şekilde Allah’a (c.c.) bağlayan yapıya işaret eder. Tevhidî bir yapıdır bu. “Hepimiz Allah’a (c.c.) aidiz ve O’na döneceğiz.” (Bakara, 2/ 156) “Yerin göğün mirası (yani tüm varlık) Allah’ındır.” (Âl-i İmrân, 3/180) “Bugün mülk(ün tamamı) kimindir? Vahid ve Kahhar olan Allah’ındır.” (Ğafir, 40/16) ayetlerinde tüm kâinatın Bir’e ait olduğu vurgulanır. Ruh ve beden, vahdet ve kesrette birbirine zıt iki yapıdır. Ruh zamansız, mekânsızdır, mahiyeti “illâ kalîlen” (İsrâ, 17/85) yani çok az olarak bilinir. Yaratılmıştır ama ölümsüzdür “emr” âlemine aittir. Bir anda yaratılmıştır. Beden ise zamanlı, mekânlı, mahiyeti tefekkür, ilim, akletme ile bilinebilen geçici (corperelle), ölümlü ve halk alemine ait bir varlıktır. Ruh bedene hâkimdir, sultandır. İşte bu iki zıt varlığın birbiriyle buluşması, ancak bir ara varlıkla yani nefsle mümkün olmaktadır. Nefs mahlûk, zamanlı ve ölücüdür. Azrail (a.s.) vefat anında nefsi öldürür. Nefs ölünce, ölümsüz olan ruh bedeni terk eder. Öncelikle nefsin ölümü ve onun ölümüyle bedenla ilişkisini kaybeden ruhun terki nedeniyle beden ölür ve unsurlar âlemine, “toprağa” karışır gider. Kur’anî bir vakıa olarak basite irca ederek anlattığımız bu terimlerin tasavvuf kaynaklarında izahı da şöyledir: Ruh, idrak eden ve diri olan bir latifedir. Ana karnında tesviyenin (şekillenmenin) tamamlandığı 4. ay sonunda bedene üfürülür. Bedendeki ruh, sütte gizlenmiş yağa benzetilir. Buna latîfî sirayet veya bir tür nüfuz da denebilir. Akletme, idrak etme özelliği, ruhun kabiliyetlerinden biridir. Bu nedenle ruh, ilahî hitaba yani emir ve nehiylere birinci dereceden muhataptır ve sorumluluk sahibidir, mükelleftir. Anne karnında ilahî/insanî ruh üfürülmeden önce insan varlığı, bildiğimiz et ve kemikten, bir de ona izafet halinde bulunan cemadî, nebatî ve hayvanî ruh ile diri bir organizmadan ibarettir. Beden, aslında ruha giydirilmiş geçici bir elbise olarak da görülebilir. Nefs; ruh üfürülmeden önce rahimdeki ilk döllenmeden (zigot) itibaren vardır. Maddî organizma; nebatî ruh özelliği ile hücresel çoğalma ve büyüme, hayvanî ruh özelliği ile diriliğini sürdürme, cemadî ruh ile de cismaniyetini koruma durumundadır. Hayvanî, nebatî ve cemadî ruh şeklinde anlatılan bu kavramlar, orijini itibariyle Mısır’da Hz. İdris’e (a.s) kadar dayanır. Tasavvuf, İslam Felsefesi, Eski Yunan, Mısır ve zincirin son halkası Hz. İdris (a.s) dir. İşte bu üç özelliğe sahip nefs; ilahî ruhun üflenmesi ile şehvetler ve arzuların idrak merkezli olarak kinetize olmasının önünü açar. İlahî ruh yok iken nefse ait arzu, istek, şehvetler, potansiyel halde işlevsizdir. Ruh ile nefs arasındaki ilişki, temeli itibariyle bu minval üzeredir. Bedene bağlı olarak başlangıçtan beri var olan bu nefs olmasa, ilâhî ruh bedenle irtibata geçemez. Zümer sûresi 42. ayete göre ruh, uykudayken, ölen kişideki gibi bedeni terk eder. Akıl/idrak özelliğine sahip ruh uyku sırasında bedende bulunmadığı için uyuyan insanda nefsin şehvet ve arzuları durağanlaşır. Görme, duyma, tatma, dokunma gibi duyuları çalışsa da ruh olmayınca pasiftir ve bu yüzden beyinde bu duyular idrake dönüşmez. Bu idrakin olmayışı sebebiyle kulak canlıdır ama duymaz, göz canlıdır ama görmez, dil canlıdır ama tatmaz, el canlıdır ama hissetmez durumdadır. Ruh ise ait olduğu âlemde kendine özgü idrak bazında duyma ve görmesiyle rüyaları ru’yet etmektedir. Beden, nefsin istek, arzu ve şehvetlerinin kullanılması suretiyle ruhun yönetimi altında olarak dünyadaki hayatını/varlığını sürdürme durumundadır. Nefs, ruhla metafiziğin de ötesinde bir irtibat halinde olduğu gibi bedenle de aynı şekilde belli bir irtibat halindedir. Nefsin ruhla irtibat halinde olduğu yer, metafizik kalp (gönül) iken nefsin bedenle irtibatta bulunduğu yer, fizik olarak beyindir. Bir örnekle basite indirgeyerek bu keyfiyeti şu şekilde açmak istiyorum. Eğer mesela diyelim, mercimek çorbası içiyorsam, bu bedenimin hayatını devam ettirmeye yönelik faaliyetidir, derim. Yemeği nasıl yiyeceğimi ise beynimin direktifleri tayin eder. Beynin direktiflerini nefsin arzu ve iştahı şekillendirir. Nefsin arzularını, idrak, akıl ve bilinçli irade olarak ruh yönlendirir. İşte bu basitçe çizmeye çalıştığımız tablo, insanın beden-nefs-ruh bütünlüğü içindeki fonksiyonelliğini gösterir. İnsan, özetle bu üçünün determine edilmiş, rast gele değil planlı olarak belli bir armoni halinde toplamıdır. Nefs ruhla da interaktif ilişki halindedir. Bu ilişki ve irtibat ağı içerisinde akıl/beyin yemeği yedirir. Çorba içmeyi, ruha ait iradenin istemesi gerekir. Bu istek, nefsin iştahı etkisiyle olabildiği gibi, irade de nefse ait bu iştahı şekillendirebilir/yönlendirilebilir. Geleneksel insiyatik eğitim, insanı bu bütünlüğü içinde ele alıp parçalara bölmeden terbiye eder, eğitir ve ortaya kâmil insan portresi çıkarır. Tarîkatlar da bu eğitimi veren okullardır.

12 Kasım 2021 Cuma

NEFS/EDEP İLİŞKİLERİ

 İnsanda nefsin mertebeleri aşağıda, ruhun mertebeleri ise yukarıdadır.Allah nasib eder de insan nefsinin mertebelerini safiyeye kadar yükseltebilirse , o zaman nefsi tasfiye edilmiş, saflaştırılmış olacağı için adeta ruh gibi olur.

Nefis alt mertebelerde iken çamurlara bulaşmış olduğu için çalar, çırpar, her türlü melaneti yapar.

İnsan nefsen geliştikçe , edebinde de artış olur ve davranışları düzelir, insanlaşır, insancıllaşır.Bu nedenle nefsin tekamülü ile edep arasında bir ilişki kurulmuştur.

Edep kelimesi Arapça' da , elif(1),dal '4) ve be (2) harfleri ile yazılır ve bunların ebced değerleri toplamı yedidir.bu nedenle nefsin ve aklın yedişer mertebede incelenmesi uygun görülmüştür.

İnsanın nefis mertebeleri yükseldikçe edeeepliliğide buna paralel olarak artması, içi boşalan bir kaba daha latif bir madde(hava) dolması nedeniyle boşalan bir kab lukur lukur ses çıkartır.İnsan nefsi her katılık derecesinden kurtuldukça , biraz daha saflaşır, biraz daha latif bir hal alır.

19 Ekim 2021 Salı

NEFİS VE RUH

 İnsan madde aleminden geçmeden manaya ulaşamaz. Bunun ispatı uykuya dalmadan rüyanın görülememesidir. "Ölmeden evvel ölün" bir an önce nefsaniyetten kurtulun demektir.
Nefis ve ruh birbirine aynadır. Ruh esas nefis ise onun süsüdür. Süse takılıp kalan ruha ulaşamaz. Ruh, merkep olan nefsin üzerine binen bir binicidir. Nefse değer veren, merkebi sırtında taşır.
Nefis, uysal bir merkep olduğu için bize uyar. Ama inatçı merkepleri uysallaştırmak için disiplin gerekir. Şeriatın amacı, zorlukları bedene yükleyip onu uysallaştırmak ve ruhun emirlerine uyup onun, üstüne binmesine itiraz etmemesini temin etmektir. İnsanın insan olması, nefsini emmareden kurtarıp aziz hale getirmesi demektir ki Peygamberimiz bu durumu "Ben şeytanımı Müslüman ettim" hadisiyle anlatmıştır.

10 Aralık 2018 Pazartesi

SOHBETİN ÖNEMİ

"RUHUNU İNSANI KAMİLİN SOHBETİNDEN MEN ETME! Zira ruh su gibidir .Sakin ve durgun olan suya hariçten latif bir su gelmezse , dura dura nahoş olur.Güzel rengi ve kokusu ve lezzeti ondan gider ve hatta kurtlanır"
İnsanın nefsinde hayvanatta olmayan bir şer vardır; derler.Bu, insanın onlardan beter olması cihetinden değildir.Bu o cihettendir ki, insanlarda bulunan kötü ahlak ve uğursuzluklar ve şer, onda olan gizli bir gevher nasebiyledir. Bu ahlak ve şomluklar ve şer, o gevherin hicabı olmuşlardır.Gevher her ne kadar enfes ve azam ve eşref olursa , onun hicabı da o kadar ziyade olur. Bu hicabların kalkması , ancak çok mücahede ile olur. Mücahedenin çeşitleri vardır. Mücahedenin en büyüğü  Hakk'a teveccüh edip , bu alemden soğumuş yaren ile birlikte olmaktır.onları müşahede etmek nefsin ifnası ve terkidir.ve bundan dolayıdır ki cehil yılanı bir sene adem görmezse ejderha olur.derler.Yani bir sene bir Allah Velisinin sohbetinde bulunmazsa nefis yılanı büyür ejderha haline gelir ki zabtı zor olur.

16 Haziran 2018 Cumartesi

EN AZILI DÜŞMAN

Büyüklerden birinden,"Senin en inatçı düşmanın , iki yanın arasında bulunan nefgsindir" anlamındaki hadsini açıklaması istendiğinde,şöyle cevap vermiştir:"Bunun manası şudur.k;herhangibir düşmanın dostluğunu, ihsanla , ikram ve iltifatla kazanmak mümkündür.Fakat nefs öyle bir düşmandır ki, okşadıkça kabarır, şımarır, hürmet gördükçe serkeşliğ artar, daha fazla azınlığa düşer."

20 Ocak 2018 Cumartesi

NEFSİN RUHA SECDE ETMESİ

Nefis denilen ,mananın maddesel boyutu olan bu dünyada zahir oluşunda aldığı isimdir.Nefis tecellidir,nefis sıfatın fiilidir.Bizler asıl itibarıyla nefis derken de ruh derken de aynı değerin farklı boyutlardaki ismini zikrettiğimiz için aynı değerden bahsediyoruz.Batın ve zahir boyutları.Batını ruh, zahiri nefis.Batını Hak, zahiri halk.Batını sıfat, zahiri fiil. Batını siret, zahiri suret.Batını müsemma, zahiri esma
Dünya denilirken de kesret denilirken de anlatılan nefistir.Nefis  Muhammedi nurun batınında mevcut olan özelliklerin , tafsilata çıkarken giydiği elbisedir.Mutlak olan nefis değildir, mutlak olan yani, o zahir oluşla görülen bilinen, o nefisle tecelli eden sıfattır.
Enam suresi 98 ayeti:O,sizi bir tek nefisten(Adem'den) var etti.(Yer yüzünde yaşamanız için)bir kalma yeri ve (ölümünüzden sonrası için ise)bir emanet bırakılma yeri vardır.Anlayan bir topluluk için gerçekten ayetleri iyice açıkladık" buyurulmuştur.
Nefis bizim dünyada bulunuş halimizdir.Nefis dünya için yaratılmıştır.Bu nedenle nefsin bütün ihtiyaçları dünyadan yanadır,dünyalıktır.Dünya nefsin pazarıdır ve varlığının dayanağı dünyaya bağlıdır.Dünyevi istekleri yerine geldikçe  ilahlığı perçinlenir.Ruh ile nefis birbirine zıt kutuplardır ve her ikisi bizde sırt sırta vermiş olarak dururlar.Yüzleri kendi boyutlarına dönüktür.Dönük oldukları boyutun sonu ve doyumu yoktur.Biz hangi tarafa hizmet edip yürüyor isek oraya doğru yaklaşırken aynı anda diğer taraftan uzaklaşırız.Nefis dünyada bulunmaya başladığında kendisini zulmaniyette tutan , şirkte olmasını sağlayan mahluk sıfatları yoktu.Tüm bunları , dünyada sonradan giyindi ve bunlar ile varlığa sahiplendi.,küfrederek kendisine zulmedenlerden oldu.Tüm talepleri bu ilahlığın devamı için olmaya başladı.
Nefsin dünyalık isteğinde tatmin yoktur.Yusuf suresi 53 ayeti:Ben nefsimi temize çıkarmam,çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç , nefis aşırı derecede kötülüğü emreder.Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır,çok merhamet edendir" buyurarak şirk olan bu halin nasıl tevhide dönüşeceğini de göstermektedir.Rabbin merhametine sığınıp, Rabbin isteğine kul olmak.Buz,güneşe muhabbet ile buzluğundan eriyerek aslına dönüşür.Buz ile anlatılan nefsin kendisini ilah olarak görmesidir.Güneş ise Rab olup , nefsin Rabbine muhabbeti kendisinin, Rabbin tecellisi olduğunu idrak edip aslına secde etmesidir.Bu konuda Hz.Mısri Niyazi
Şeritaın secdesi şekli sücuttur.Hakikatın secdesi mahvı vücuttur.
diyerek bu secdeyi anlatmıştırNefis varlığım dediğinin sıfatların tecellisi ile fiile gelişi olduğunu idrak edip, nisbetine tövbe ederek emanetleri sahibine teslim ettiğinde gerçekleşecek bir secde.
Mer arafe nefsehu fekad arefe Rabbehu.

6 Ekim 2017 Cuma

AKIL/KALP/RUH VE NEFİS KELİMELERİNİN İKİ MANASI

Akıl,nefis,kalp ,ruhtan her birinin ikişer manası vardır.Akıl;insanda bulunan  ve algıladıklarını onunla algılayıp idrak ettiği bir gücün adıdır.Ayrıca, dünya ve ahiret işlerinde bedene hizmet eden ,insanın hakikatı olan rabbani bir latife,ilahi bir güzelliğin de adıdır.İnsanın bu hakikatı alim,arif ve akıllı olmak ve yine cahil,noksan ve gafil olmak gibi vasıflardır.Nefis de böyledir.İnsanda bulunan , kötü huyları içinde toplayan  ve şehvetleri çağıran ,heva ve felaketlere sebeb olan bir sıfata isim olduğu gibi bilinen latifenin adıdır.Nitekim fazilet ehli bazı kişilerin şu şiirde söyledikleri gibi:
Ey bedene hizmet eden; ne kadarda onun hizmetine koşuyorsun.
İçinde zarar ve hüsran olan yerden rüzgar istiyorsun!
Nefsine dikkat et, onun erdemlerini ikmal et.
Çünkü sen bedeninle değil nefsinle insan bulunuyorsun
Kalb de diğerleri gibi , insanın vücudunda bulunan bir et parçasıdır.Ayrıca insandaki latifelerden birine de kalp denir.
Ruh latif cinsin adı olduğu gibi , zikredilen rabbani latifenin de adıdır.
İşte bu dört kelimenin her biri, aslında konuşan , başkasına muhatap olabilen, sevap kazanan, cezalandırılabilen insan nefsi için kullanılabilir.Nefse tabi olmakla da onun bir kafesi durumundaki cesede sevap ve azap verilir.Bu durumda meydana gelen farklı kullanımlar itibaridir.Mesela nefis , bir şeyin nefsi ve zatı olması itibarıyla nefis adını alır.Kalbe bir şeyden diğer bir şeye inkılap edip değişime uğraması itibarıyla de kalpdenir.Kendisine uygun olan şeyle rahatlaması ve ondan zevk alması itibarıyla ruhtur.Bunların diğer manalarına göre olan değişim ise hakikidir.
Bu açıklamadan sonra nefis, ya heva ve hevesine tabi olur, bu takdirde nefsi emmare olur.Organlarına aşırı bir şekilde kötülük etmelerini emrettiği için bu vasfı alır.Bundan dolayıdır ki nefsin zikri “La ilahe illallah” tevhid kelimesidir.Veya Allah Teala ona insaf;yani yaptığı kusurlarından pişmanlık duyma ve kaçırmış olduğu önemli fırsatları telafi etme anlayışı verir de , yapmış olduğu kötülüklerden dolayı kendi kendini levmedip kötülediğinden , tenkit edip ayıpladığından dolayı “levvame” vasfını alır.Bundan dolayı bu dairenin zikri “Allah” ismidir.Hak yönüne inkılab ettiği , döndüğü için bu daireye kalb dairesi denir.
Nefis ayrıca Hak’ta itminan ve huzur bulup taatte karar kılar, ibadetten zevk ve lezzet alır:Allah sevgisiyle O’ nun emri altında bulunmaktan itminan ve huzur bulduğundan “mutmainne” olur.Bu daireye “Ruh”dairesi denir.Allah’a ibadet, kullukta ve zikrinde rahat ettiği ve O’na şükür etmekten zevk ve lezzet aldığı için bu adı alır.Bu dairesinin zikri de “Hüve” dir.
Müptedi durumuna nispetle tevhid kelimesi , ateşiyle nefis aynasını cilalar, ortaya çıkarıp gösterir.Bu sebeble de saliki kalp dairesine ulaştırır.Allah kelimesi ise nuru ile kalbi aydınlatır.bu sebeble onu ruh dairesine ulaştırır.Hüve kelimesi ruhu parlatır da Allah’ın dilediklerini sır dairesine ulaştırır.Sır, meşayihin hakikat için tercih edip seçtikleri lafızdır.O hakikat ki şeriatın hülasası olan tarikatın semeresidir.Tarikat her müminin itirazsız kabul etmesi gereken bir kavramdır.Tarikat ya Resulullah(sav)’in Allah Teala’dan naklederek bildirdiği şu sözünden alınmıştır:”Benimle kulum arasında bir sır vardır o sırra mukarreb hiçbir melek ve hiçbir Mürsel nebi vakıf değildir.”Veya insanların çoğuna gizli olduğundan şeriatın levazımı ve gereklerinden değildir.Buna göre tarikat , Allah’ın dilediğine bağışladığı bir lütuftur.Allah son derece büyük lütuf ve ikram sahibidir.Allah her yarattığı şeyde müşahede edilir.

11 Nisan 2017 Salı

HEVA,NEFİS,BİD'AT'TAN KURTULUŞ YOLLARI

 Hz.Adem ve Hz.Havva arasında izdivaç vaki olduğunda İblis’le dünya arasında da izdivaç vaki olmuştur.Birinci izdivaçtan insan nevi doğarken, ikincisinden heva doğmuştur.Bütün batıl dinler le kötü huylar işte bu hevanın tesirindedir.
Muhakkıklardan birisi şöyle der:Allah Teala ruh sultanını beden ülkesinde hükümdar yapıp aklı da onun veziri kıldığında ,nefsi ruhun halilesi/dişi dostu kıldı.Nefis ise gidip hevaya aşık oldu.Ruh,vezirine nefsin durumunu sorunca akıl veziri ona şöyle cevap verdi:”Padişahım, heva adlı bir varlık nefsi yoldan çıkardı.” Bunun üzerine ruh hemen yakararak Allah’a yöneldi.Nefis böylece salihane bir şekilde ve güzel bir hal ile ruha teslim oldu.İşte nefislerini ıslah etmek isteyen,Kadir ve Müteal olan Allah’a yönelsin
Denir ki bid’at ve hevanın zararı ,masiyetin zararından çok daha fazladır.Çünkü masiyet işleyenler bunun çirkin bir şey olduğunu bildikleri için Allah’dan kendilerini bağışlamasını diler ve tevbe ederler.Bid’at ve hevalarına tabi olup duranlar ise böyle değildir.
Sufilere göre bid’at ve heva,Hz.Peygamber (s.a.v.)’in sünneti ile yüce ashabının ve meşayihi kiramın sünnetiyle amel etmeyip bütün fiil ve terk edişlerde tabiata ve cüz’i akla tabi olmak manasındadır.Öyleyse salike düşen mutlak surette sünnetlere muhalefet etmemek,hayırlı kimselerin yolundan ayrılmamak ve ağyarın tenkitlerine iltifat etmemektir.
Bizim dinimiz aşktır ey zahid bize boşuna nasihat etme

Biz kendi dinimizi yalan yere terk ettiğimizi söylemek istemeyiz

5 Nisan 2017 Çarşamba

HAZRETİ NUH'UN OĞLU KENAN=NEFİS

NUHUN OĞLU KEN’AN=NEFİS
Beşerlik arzından şehvet suyu fışkırıp ilahi hüküm semasından da dünyevi lezzetlerin ve fitnelerin suyu döküldüğü zaman , bu durumdan ancak şeriat gemisiyle kurtulunur.Ondan başka hiçbir şey bu durumdan kurtaramazHz.Nuh’un oğlu Ken’an nefsi temsil eder.Kenan’ın dalgalardan sığınacağı sandığı dağ akıldır.