HAMD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAMD etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2026 Salı

HAMD ÜÇ KISIMDIR

 Davud Kayseri şöyle demiştir: " Hamd sözle, davranışla ve hal ile olmak üzere üç kısımdır.Sözlü hamd , Cenab-ı Hakk7ı dil ile övmek ve peygamberlerin lhisanıyla kendi nefsini nasıl övmüşse O'nu öylece sena etmektir.

Fiili hamd; Allah rızasını kazanmak ve O'nun yüce cenabına yönelmek için bedenle yapılan ibadet ve hayırlardır.Çünkü insana dil ile hamd etmek gerektiği gibi her bi ruzva karşılık şükür olarak  ve her halükarda hamd etmek gerekir.Efendimiz buyurmuştur: "Her halü karda Allah'a hamd ederim" . Bu ise ancak nefsin hazlarını elde etmek ve onu memnun etmek için değil , meşru şekilde yaratılış gayesine uygun olarak Ha kteala'ya ibadet ve O' nun emrine boyun eğerek bütün uzuvları kullanmakla olur.

Hal ile olan hamd, rup ve kalb ile olandır.İlmi ve ameli kemalat ile vasılanmak  ve ilahi ahlakla ahlaklanmakla olur.Çünkü insanlara nefislerinin ve zatlarının kemal sıfatlarını kazanması için peygamberlerin dili ile ilahi ahlakla ahlaklanmaları emredilmiştir.

29 Mart 2026 Pazar

HERKES MEŞREBİNE VE MİZACINA GÖRE İŞ YAPAR

 iSRA SURESİ 83 AYETİNDE  Hak Teala  buyurur:"İnsana nimet verdiğimiz zaman(bizden)yüz çevirip yan çizer; ona bir de zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer

De ki ; Herkes kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir"

İnsana nimeti veren Allah Tealya'dır.Bu nimnet,sıhhat,mal,bedeni güç,evlat  v.s olmak üzer çok çeşitlidir.Nimet bir imtihan olup şükrü gerektirir.Ancak insanda  nimete ulaştığı zaman kibirlenme ve böbürlenme duyguları ortaya çıkar ve Hak teala'dan uzaklaşır.Nimet kuşunu avlamak hamd ve şükürle mümkündür.Eğer bu kuş avlanmaz ise uçup gider.

Hikaye edilir ki debdebeli bir saltanatın  ve zengin bir hazinenin sahibi olan bir padişah çeşit çeşit yiyecekve içecekler hazırlayıp idaresindeki yöneticilere ziyafat verdi.Ziyafet esnasında kapı şiddetli bir şekilde çalınmaya başladı.Hizmetçiler, ey fakir bu ne hırs.Edepsizlik yapma yemeklerimizi yiyip seninde karnını doyuruncaya kadar sabret! dediler.

Adam: "Benim sizin yiyeceklerinize ihtiyacım yok.Ben padişahı görmek istiyorum?" diye karşılık verdi.

Hizmetçiler: "Senin hükümdarla ne işin olabilir ki" dediler. Bu defa adam daha fazla kapıya vurmaya başladı.Hizmetçiler ellerinde silahla adama hücum ettiler.Adam " Yerinizde durun . Ben ölüm meleğiyim. Fena aleminin hükümdarının ruhunu kabzetmeye geldim" deyince hepsi oldukları yerde kaldılar.Hükümdar bir miktar süre istemişse de o buna razı olmadı.Bunun üzerine hükümdar:

"Allah mala lanet etsin . Zira o beni aldattı.İşte bugün eli boş bir halde bu dünyayı terk ediyorum. Mallarımın faydası düşmanlara , hesabı ve azabı bana kaldı" diyerek hayıflandı. 

Allah Teala mala konuşma kabiliyeti verdi ve o da: "Bana değil kendine lanet et.Çünkü ben senin emrine amade edildim.ve sen de istediğini yapma kabiliyetine sahiptin.Şimdi bile alışık olduğun zulmü terk etmiyorsun.Suçlu sen olmana rağmen masum olana küfredip duruyorsun." dedi. 

Bu hikayeden çıkartılacak dersler vardır.Birincisi Alla hTeala , hükümdara saltanat ve zenginlik verdiBüyüklük nimetleri vermesine rağmen adam bunlara şükretmekten yüz çevirmiştir.

Sadi Şirazi  şöyle der:Akıllı tabiatlılar minnet bilirler.Nimete hamd ü sena çivisi vurarak sağlamlaştırırlar.

İkincisi , ölüm gelip çattığında Allah'ın fazlından ümit kesip karamsarlığa düşmüştür.Tevbe edip Allah7a yönelecek yerde lanet ve küfgretmekle meşgul olmuştur.Allah Teala can boğaza gelmedikçe kullarının tsevbesini kabul eder.

Üçüncüsü bu hükümdar , kendi karakterine göre hareket etmiş ve neticede kötülükle muamele görmüştür.Çünkü onun başka bir şeye istidadı yoktu.  


16 Mart 2026 Pazartesi

İSA PEYGAMBERİN ŞÜKRE ÇAĞIRMA ŞEKLİ

 Hz.İsaa a.s bir zengine uğradı.Elinden tutup onu bir fakire götürdü ve şöyle dedi: " Bu, senin islamda kardeşindir. Allah sana genişlik vererek üstün kılmıştır. Bundan dolayı Allah'a şükret." Sonra fakirin elini tutup onu bir hastaya götürdü ve şöyle dedi: " Sen fakir olsan da hasta değilsin. Hem fakir hem hasta olsan ne yapardın?.O halde Allah7a şükret." Sonra hastayı bir kafire götürdü ve şöyle dedi: " Hem fakir, hem hasta hem kafir olsan o zaman ne yapardın? O halde Allah'a şükret" Böylece müşahade yoluyla hallerini birbirlerine göstererek şükre çağırdı.

27 Şubat 2026 Cuma

EZBERLENECEK SÖZLER

 İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin şeyhi Osman Fazlı Atpazari hazretlerinin sözleridir.
"Allah'ım ! Sana hem darlıkta hem de bollukta hamd ederim.Bollukta , aşikar olan atiyelerini ve görünürdeki nimetlerini göz önünde bulundurarak :" Nimet veren ve ihsanda bulunan Allah'a hamd olsun" derim. Darlık zamanlarında ise gizlenmiş bulunan atiyyelerini ve gizli nimetleri göz önünde bulundurarak : " Her halde hamd Allah'a mahsustur." derim.Fakat bolluk zamanlarında sana şükredip " Eğer şükrederseniz nimetlerimi artırırım"( İbrahim 7) şeklindeki vaadin gereğince nimet ve atiyelerinin de artmasını arzu ederek " Allah'a şükür" derim.Üzerimden bir bela ve mihneti bertaraf ettiğinde ise kayıtsız ve şartsız şükrederim.Tıpkı "Elhamdülillah" diyerek kayıtsız  ve şartsız hamd ettiğim gibi  "kayıtsız ve şartsız sana şükrolsun" derim"

9 Şubat 2026 Pazartesi

ŞÜKÜR VE SABIR İKİ BİNEKTİR

 Hz.Ömer (r.a) ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:" Şükür ile sabır iki binektir ki hangisine binsen fark etmez"..

Sabır ve şükür yollarından her birinin Allah Teala'ya ulaştırdığına işaret vardır.

18 Ocak 2026 Pazar

ÇOKCA HAMD,ÇOKCA İSTİĞFAR

 İlk dönem alimlerinden birisi şöyle demiştir:" Üzerinde Allah'ın nimetleri görünen kimse Allah'a çokca hamdetsin.Üzüntü ve kederi artan kimse de çokca istiğfarda bulunsun

17 Ocak 2026 Cumartesi

"HAMD EDENLER" KAVRAMI

 Tevbe suresi 112 ayetinde "Hamdedenler" kavramı geçmektedir. Bu kavramı alimler genelleyip insanların hem uhrevi hemde dünyevi nimetlere karşı şükretmeleri gerektiğini söylemişlerdir.Ayrıca dünyada ailesine, kendisine yahut malına gelhen şiddet ve musibetlere dahi hamdetmesi gerktiği söylenmiştir.Başa gelen musibetler ve sıkıntılar gerçekte nimettir.XÇünkü bunlar kula pek çok mükafat kazandırır.Hatta çocuklarının öölüm anında katlandığı şiddetli sıkıntılar dahi sabırlı veliye sevap olarak döner.Efendimiz SAV "Başa gelen iyi kötü her hale Allah'a hamdolsun" buyurmuştur.

29 Aralık 2022 Perşembe

ŞÜKÜR VE HAMD

 Şükür daima nimet ve ikramı Rabbaniyye karşı duyulan minnet ve mahcubiyetin ifadesidir.Şükrün ifadesinde , tekrarının , devamının ve fazlalaşmasının arzu edildiği gizlidir.(Hamd( de "Bu kadar kafi,"Fazlasını arzulamam", "Beni bu halime bırakın" istekleri mevcuttur.Mesaib ve belaya karşı en büyük silahtır hamd.Hamd edilecek yerde şükür yapmak, şükür edilecek yerde hamd etmek caiz değildir.Hem de tehlikelidir.Hamd bütün belaların önüne sed çekmektir.Hamd ve şükrün hangisini yapmak hususunda insan hataya girebilir.Bundan dolayı bu hataları gidermek için (İstiğfar) yapmak lazımdır.

Hamd :Cesedin haykırışı

Şükür: Ruhun haykırışıdır.Hamd ile azap ve cehennemden  kurtulunur.Şükrile Cennete girilir.

Hakteala (Hamd)'ı öğretmek için , Resullerini göndermiştir.HamD'ı yaratılan her mahluka öğreten Efendiniz (SAV) dir.Onun için şükrü, ruh ezelden bilir.Hamd sonradan öğretilmiştir.Şükür doğrudan doğruya , Zatullah'a racidir.Hamd onu tanıtan ,yalvarma edebini öğreten Resulden, Allah'ı Zülcelale çevrilir.Allah'ın mağfiret deryasında yegane eriyen şey şükürdür.Diğerleri erimez.Mağfiret deryası tarafından kabul edilmez.Şeker suda erir.Zeytinyağında erimez.Hamd insanı mağfiret deryasında eriyecek hale hazırlar.Hamd'in ifadesi meyus olmadan rıza, tahammül ve sabırdır.Ruhların arza indirilmesindeki muradı ilahi hamdı öğrenmeleri içindir.

Ateşe el sokmayan nasıl yanmazsa ,hamd edene şer gelmez.Bu ilahi kanundur.Kanaat  ve sabır zırhına bürüneneşeytan yanaşamaz.O zaman kul hamd edici sıfatını giyer.

şÜKÜR EZELDEN VARDIR.hAMD SONRADAN ÖĞRENİLİR.Şükür Cehennemin kapısını kapatırken, Hamd cennetin kapısını açan maymuncuk anahtarıdır.Şükr/Hamd hususunda tereddüdün olursa Estağfirullah de.Şükrü ve hamdi yerinde yapmak, karıştırmamak gerekir.

Ruhlar arza inmeden evvel şükür talimi yaptırılmıştır.

25 Eylül 2022 Pazar

ARİFİN NİŞANI TAKVA VE HAMDDİR

  Takvâ ve Hamd Ârifin Nişânıdır Hz.Mevlânâ’ya göre ârifin hamdi Allah içindir. Onun hamdi yalnız lisanı ile değil tüm âzâları iledir. İbadetlerini bu idrak ile yapan ârifi, hamdi dünya sevgisine dair kayıtlardan kurtarır. Ârif, “Takvâ elbisesi hepsinden hayırlıdır.” (A’râf, 7/26) ayetinde zikr edilen takvâ libâsını kuşanmıştır. Ârif âriyet olan fânî cihandan çıkmış, pınarları cariye olan ibadet ve tecelliyât pınarlarında sâkin olmuştur. Sadıkların makamı olan “mak’ad-ı sıdk” olanların mertebesine işaret eder. Onların hamdine binlerce şâhid olup, onların hamdi sadefdeki inci gibi apaçıktır.

 

6 Temmuz 2022 Çarşamba

HİKMETLİ SÖZLER:ABDÜLHAKİM ARVASİ HAZRETLERİ

 *Edep, hadlere riayet etmek demektir.En büyük edep ise , ilahi hududu muhafaza etmektir.

*Allah sırrını eminine verir; bilen söylemez, söyleyen de bilmez.

*Kur'an şifadır.Fakat şifa , suyun geldiği boruya tabidir. Pis borudan şifa gelmez.

*Cemiyetteki ruh hastalıkları, iman eksikliğinden doğuyor.

*Hamd, O Nimet Vericiyi ibadetle bilmektir. Hamd , İlahi Zatı vasıflandırmaktır.Şükür, Hakkın kuluna verdiğini onun yolunda kullanmaktır.

*Haramlardan korkan zahiddir.Şüpheliden korkan ise Veli..

*Kabil midir ki Kerim olanın kapısı çalınsın da açılmasın?Usulü ve hakkı ile vurulmazsa , elbette açılmaz.Kapının nasıl vurulacağı bilinince hemen açıldığı görülür.Elhi sünnet vel cemaat mezhebine aykırı bir tutum , karınca başı kadar olsa bile , insanı yoldan alıkoyar ve bu mevzuda en küçük itikat hatasıbin yıllık gayreti hiçe çevirir

*("Allah bize adliyle tecelli etsin" diyen birine :) Allah bize fazlıyla tecelli etsin, bizi fazlıyla korusun.Adliyle tecelli ederse yanarız! 

11 Ağustos 2021 Çarşamba

SİNSİ HASTALIK

 Suriyeli Prof Dr. Muhammed Ratib Nablusi Hoca'dan:En şiddetli hastalıklardan biri sinsi hastalıktır. 

Belirtileri görülen yahut hissedilen türden değildir. Yakalandığınızda çok ciddi zarar verir. 

Bu hastalığın adı “nimete alışma hastalığı” dır. Dört şekilde kendini gösterir. 

1- Allah'ın nimetlerine alışmak. Adeta nimet değilmiş gibi görmeye başlamak.

Nimetin nimet olduğunu hissetmeyip müktesep hak gibi görmek. 

2- Evine giren kişinin  ailesini sağ salim görmeye alışması. Onları iyi halde görüp bunun için Allah'a hamdu sena etmemek. 

3- Alışverişe gidip market arabasına dilediğini koyup ücretini ödeyerek evine dönerken nimeti vereni ve ona şükretmenin gerektiğini zerre miktar hissetmemek. Bunu gayet normal bir durum olarak görüp adeta en tabii hakkı gibi telakki etmek. 

4- Her sabah güven içinde uyanıp sağlığı yerinde bir şikayeti ağrısı sızısı olmadan kalktığında Allah'a  hamd etmemek. 

Dikkat !!!!! Sen bu durumlardan birisini yaşıyorsan tehlike altındasın. Evine girdiğinde…

Allah sana anne baba yahut eş çoluk çocuk nimeti vermişse, Sağlıklı ve iyi bir durumda isen Allah tealaya bol bol hamdet, şükret. Hayatının nimetlere alışmanı sağlanmasına izin verme. Sen hayatını bu yüceler yücesi ilaha hamd ve şükre alıştır.Nasılsın diye sorduklarında "Aynı be ne olsun" deme.Sen sayamayacağın nimetler içindesin Allah teala sana onları yeniliyor. Güncelliyor. 

Hem de hergün. Sana hamd ve Şükrü de farz kılmış. Niceleri o güne senin sahip olduğun nimetlerinden mahrum başlamıştır.Nicesi güven içindeyken o gün korkarak kalkmıştır. Nice çalışan o gün işsiz kalmıştır. Nice zengin o gün fakir düşmüştür. Nice gözü gören o gün kör olmuştur. Nice sağlıklı insan o gün sağlığını kaybetmiştir. 

Sana ise nimetler yenilenmiştir. O zaman de ki:Allah'a hamd olsun. Salih ameller anca onun nimetiyle tamamlanabilir.

23 Mart 2017 Perşembe

EVLİYANIN DÜNYAYA BAKIŞI

Şeyh Serî es-Sakatî’den (ö. 251/865) hikâyet olunur ki:
“Ol bir kere elhamdülillah dediğim için otuz yıldan beri istiğfâr ederim” dedi.
“Şol sebepten kim Bağdat’ta harîk (yangın) vâkî olup nâsın (insanların) dükkânları
yandığında benim dükkânım yanmadığını bana haber verdiklerinde elhamdülillah
demişim. Keennehû ol nâsın (sanki o insanların) dükkânları yanıp benim dükkânım
kaldığına sevindim (gibi) demiş oldum. Halbûki din ve mürüvvetin (insanlığın,
olgunluğun) hakkı ona sevinmek değildi”
Bir kimse:
“Bir ârifi rüyada gördüm. Ömründen bir sene kalmış, bu sözden ağlamış. Bu
ağlamak nedendir?”
“Oğul ben her gece arzu-yı mevt ile uyurdum. Ben bu külhanı  (dünyâyı) bir
sene dahî bekleyem, ona ağlarım. Cihân-ı cân gülşeni var iken cihân-ı beden külhanı
çekilmez (can gülbahçesi varken bu beden ateşi çekilmez)” demiştir.