KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
7 Aralık 2016 Çarşamba
YASİN'İ KEMENÇE İLE ÇALMAK
Seyyid Abdülkadir Belhi hazretlerine(Resulullah'ın 32.kuşak torunu) 1912 yılında intisap eden Tanburi Cemil Bey Efendisi Belhi hazretlerinin huzurunda kemençe ile "Yasin suresini"çalmıştır. Cemil beyin Cemil Bey olmasının nedeni sahip olduğu bu manevi güçtür. Çünkü sürekli manevi kapılarda dolaşmıştır.Manevi gücü olmayan insanın yaptığı işler önüne yada kafasına düşer
KAMİL İMAN SAHİBİ OLMAK İÇİN DİKKAT EDİLECEK ÜÇ HUSUS
İmanın kemâli üç özellik etrafında döner: Bu sebeple Resulullah (sav)"Allah Teala size annelere itaatsizlik etmeyi ,kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeyi, verilmesi gerekeni vermeyip almaya hakkı olmayan şeyi istemeyi haram kılmış; dedikodu yapmayı, çok soru sormayı ve malı israf etmeyi çirkin görmüştür"
MUHABBET NEŞESİNİ KİMLER ANLAR?
Muhabbet Neşesin sanman ki ehl-i kıyl ü kal anlar
Bu meyden nuş edip bi-huş olan erbab-ı hal anlar
(Dedikodu ehlinin muhabbet neşesini anladığını sanma. o, aşk şarabından içip de kendinden geçen hal ehli anlar)
Ederler bahs-ı ders-i ilm-i aşkı gerçi her yerde
Rümuz-ı mushaf-ı hüsnün şeha ehl-i kemâl anlar
(her yerde aşk ilminin dersinden bahsederler. Ey Şahım! Senin güzellik mushafının remizlerini kemal ehli anlar)
Ne Bilsin tâb-ı hüsn-i dil-güdâzı can-ı efsürde
Bu suzun neydiğin pervane-i şem-i cemâl anlar
(Duygusuz, gayretsiz kimseler gönül yakan güzelliğinin ışığını ne bilsin!Bu yanışın ne olduğunu güzelliğinin mumuna pervane olanlar anlar)
Lisan-ı aşkın ey dil tercamânı bi-zebanlıkdır
Dile gelmez lüğatın bu lisanın yine lal anlar
(Ey gönül!Aşk dilinin tercamanı sükuttur. Bu lisanın kavramları dile gelmez.Bunu yine lal olanlar anlar)
Ne denlü vasf-ı lalin eyleyen sihr-aferin olsa
Beyanı hasın ancak Nehci-i şirin-makal anlar
(Ey sevgili, senin dudağının vasfını anlatan kişi ne kadar tesirli söz söylesede seni tam olarak anlatmaktan ancak tatlı sözlü Nehci anlar)
(Nehci Seyyit Mustafa Halveti)
Bu meyden nuş edip bi-huş olan erbab-ı hal anlar
(Dedikodu ehlinin muhabbet neşesini anladığını sanma. o, aşk şarabından içip de kendinden geçen hal ehli anlar)
Ederler bahs-ı ders-i ilm-i aşkı gerçi her yerde
Rümuz-ı mushaf-ı hüsnün şeha ehl-i kemâl anlar
(her yerde aşk ilminin dersinden bahsederler. Ey Şahım! Senin güzellik mushafının remizlerini kemal ehli anlar)
Ne Bilsin tâb-ı hüsn-i dil-güdâzı can-ı efsürde
Bu suzun neydiğin pervane-i şem-i cemâl anlar
(Duygusuz, gayretsiz kimseler gönül yakan güzelliğinin ışığını ne bilsin!Bu yanışın ne olduğunu güzelliğinin mumuna pervane olanlar anlar)
Lisan-ı aşkın ey dil tercamânı bi-zebanlıkdır
Dile gelmez lüğatın bu lisanın yine lal anlar
(Ey gönül!Aşk dilinin tercamanı sükuttur. Bu lisanın kavramları dile gelmez.Bunu yine lal olanlar anlar)
Ne denlü vasf-ı lalin eyleyen sihr-aferin olsa
Beyanı hasın ancak Nehci-i şirin-makal anlar
(Ey sevgili, senin dudağının vasfını anlatan kişi ne kadar tesirli söz söylesede seni tam olarak anlatmaktan ancak tatlı sözlü Nehci anlar)
(Nehci Seyyit Mustafa Halveti)
BABASINA HİLAFET VERENLER
Silsilesi Halvetiyyenin Yiğitbaşı Ahmet Marmaravi hazretlerine çıkan Şeyh Hasan Cihangiri hazretleri(vefat:1663), yetiştirdiği insanlar içinde kendi babasına da hilafet vermiştir. Bununla ilgili şöyle söylemiştir. Şaşılacak sırdır.surette onlar bizim babamız idiler.,manada biz onların babası olduk"
Şeyh Hasan Cihangiri hazretlerinin türbesi Kanuni'nin hürrem Sultandan olan ve 22 yaşında vefat eden oğlu şehzade Cihangir için yaptırdığı Cihangir camisindedir.
Şeyh Hasan Cihangiri hazretlerinin türbesi Kanuni'nin hürrem Sultandan olan ve 22 yaşında vefat eden oğlu şehzade Cihangir için yaptırdığı Cihangir camisindedir.
ALLAH'A DÜŞMANLIĞIN ÇEŞİTLERİ
En Barizi, Yaratıcıyı kabul etmemek ki bunun karşılığı bugünkü literatürde ATEİZM dir.
Düşmanlığın bir diğer çeşidi, Allah Teala'nın varlığını kabul etmekle birlikte dünya hayatına karışmadığı, Helal ve haram olarak bir sınıflandırma yapmadığı düşüncesi. Helal ve haram etme yetkisini kabullenmeme.Bu nedenle 'de İbadetlerden kaçınma.
Allah Düşmanlığının bir diğer yönü Peygamberi kabullenmeme
Allah'a düşmanlığın en dikkate alınmayan şekli bugünün toplumunda Allah dostlarına düşmanlıkta bulunmaktır..Çünkü Allah dostlarına düşmanlık eden Allah'a düşmanlık etmiş olur. Çünkü düşmanlık edilen her iki kişiden birine olan düşmanlık ve muhalefet aynı zamanda diğerine de yapılmış demektir. onlardan birine karşı gelmekte diğerine karşı gelmektir. Şeriatın çizdiği sınır ve hükmüne aykırı olarak hüküm ve sınır koyup adına kanun ve benzeri isimler veren kötü hükümdarlara, idarecilere büyük tehditler vardır.Allah'a karşı gelmiş olan bu kişiler"..kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaktır.."(Mücadele suresi ayet 4)
Ülkemizdeki idarecilerimizde Allah düşmanlığı varmıdır?
Söz olarak yoktur. Hiçbir idarecimiz Allah'a düşmanız asla söylemezler. ancak yapılan icraatlar, uygulamalar ve kanunların islam'a muhalif olması nedeniyle Allah'a düşmanlık etmektedirler.Allah Teala'nın yasakları haramları açıktır.Bu haramları yasaklama yolunda gayret içinde olmayan bir idareci mesuldür. Bugün Olağan üstü hal kapsamında bir kişinin mal varlığına el konulabilmekte, ve memuriyetten ihraç edilmekte zindana atılmaktadır. Bu yetki ve güç var ise Allah Teala'nın haram ettiklerini yasaklama yolunda bu güç niçin kullanılmamaktadır. Dünkü Akit gazetesinin başlığı manidardır. Belki birilerinin zoruna gitmiştir:"Kumara vergi yüzde beş, mutfak tüpüne vergi yüzde elli".Bugün doğru olan sözler çok az insan dile getirsede bu sesler cılız kalıp duyulmuyor. Diyanet işleri Başkanının ses çıkartamadığı bir zamandayız. Acaba nedendir? Eğer bu imkan ve iktidara rağmen Allah düşmanlığımız devam etmekte ise "öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır".Bu sonuç mukadderdir.
Düşmanlığın bir diğer çeşidi, Allah Teala'nın varlığını kabul etmekle birlikte dünya hayatına karışmadığı, Helal ve haram olarak bir sınıflandırma yapmadığı düşüncesi. Helal ve haram etme yetkisini kabullenmeme.Bu nedenle 'de İbadetlerden kaçınma.
Allah Düşmanlığının bir diğer yönü Peygamberi kabullenmeme
Allah'a düşmanlığın en dikkate alınmayan şekli bugünün toplumunda Allah dostlarına düşmanlıkta bulunmaktır..Çünkü Allah dostlarına düşmanlık eden Allah'a düşmanlık etmiş olur. Çünkü düşmanlık edilen her iki kişiden birine olan düşmanlık ve muhalefet aynı zamanda diğerine de yapılmış demektir. onlardan birine karşı gelmekte diğerine karşı gelmektir. Şeriatın çizdiği sınır ve hükmüne aykırı olarak hüküm ve sınır koyup adına kanun ve benzeri isimler veren kötü hükümdarlara, idarecilere büyük tehditler vardır.Allah'a karşı gelmiş olan bu kişiler"..kendilerinden öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaktır.."(Mücadele suresi ayet 4)
Ülkemizdeki idarecilerimizde Allah düşmanlığı varmıdır?
Söz olarak yoktur. Hiçbir idarecimiz Allah'a düşmanız asla söylemezler. ancak yapılan icraatlar, uygulamalar ve kanunların islam'a muhalif olması nedeniyle Allah'a düşmanlık etmektedirler.Allah Teala'nın yasakları haramları açıktır.Bu haramları yasaklama yolunda gayret içinde olmayan bir idareci mesuldür. Bugün Olağan üstü hal kapsamında bir kişinin mal varlığına el konulabilmekte, ve memuriyetten ihraç edilmekte zindana atılmaktadır. Bu yetki ve güç var ise Allah Teala'nın haram ettiklerini yasaklama yolunda bu güç niçin kullanılmamaktadır. Dünkü Akit gazetesinin başlığı manidardır. Belki birilerinin zoruna gitmiştir:"Kumara vergi yüzde beş, mutfak tüpüne vergi yüzde elli".Bugün doğru olan sözler çok az insan dile getirsede bu sesler cılız kalıp duyulmuyor. Diyanet işleri Başkanının ses çıkartamadığı bir zamandayız. Acaba nedendir? Eğer bu imkan ve iktidara rağmen Allah düşmanlığımız devam etmekte ise "öncekilerin alçaltıldığı gibi alçaltılacaklardır".Bu sonuç mukadderdir.
SÖZÜNÜ ALEMLERİN RABBİNİN DİNLEDİĞİ KADIN
Cahiliyye araplarında bir adet var idi: Bir adam karısını annesine benzetirse o kadın ona haram hale gelirdi. Buna "Zihar"denirdi.Hası Havle binti Salebe'ye kızan kocası Evs b.Samit karısına "Sen bana annemin sırtı gibisin"sözünü kullandı.Bu araplarda zihar demekti.sonra pişman oldu. Kadın kocasını seviyordu küçük çocukları vardı.Bunun üzerine kadın Resulullah efendimizden fetva istemek üzere geldi.O esnada Hz.Aişe validemiz, Resulullah Efendimizin başını yıkıyordu. Kadın durumu anlattı"En sevdiğim kocam bana zihar yaptı, ama boşama kelimesini kullanmadı.Yaptığı bu işten dolayı da pişman oldu.İkimizi birleştirecek bir çare var mı ?" diye sordu. Resulullah "Hayır benim içtihadıma göre sen ona haramsın"dedi. Kadın"Böyle deme Ey Allah'ın resulü"diye inledi ve içinde bulunduğu sıkıntısını, yalnızlığını, yakınlarının kalmadığını, küçük çocuklarının olduğunu zikrederek"çocuklarımı yanıma alsam aç kalcaklar, babalarına bıraksam sefil ve perişan olacaklar".bunun üzerine Resulullah önceki sözünü tekrar ederek onun kocasına haram olduğunu söyler. Havle yine önceki sözlerini tekrar eder. Resulullah hükmünü değiştirmez.
Havle her defasında sesini yükselterek "Yalnızlığımla ve bu sıkıntımla beraber eşimin bu muamelesinden dolayı Allah'a şikayette bulunuyorum.Eşimle uzun bir süre beraber kaldım, karnımda ne varsa ona boşalttım"diyor eşinin yanında yaşlandığını ,bundan sonra artık doğum yapamayacağını kastediyordu.Kadın yüzün göğe çevirip sözlerini tekrar ediyor, şikayetini Cenab-ı hakka yapmaya çalışıyordu. O sırada Hz.Aişe validemiz, Resulullah efendimizin başının yarısını yıkamış diğer tarafa geçiyordu Cebrail(a.s)Mücadele suresinin ilk dört ayeti kerimesini yani Havlenin dua ve şikayetlerinin kabulüne nişane olarak indirdi.Havle böylece zihar meselesinin aydınlanmasına sebep oldu"Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir.Allah sizin konuşmanızı işitir. Çünkü allah işitendir, bilendir. İçinizde zihar yapanların kadınları ,onların anaları değildir....(Mücadele 1,2)
Rivayete gör Hz.Ömer hilafeti zamanında bir merkebin üzerinde iken bu kadının önünden geçmişti.Yaşlı olan bu kadın Hz. Ömer i durdurdu:"Ey Ömer, seni Ömercik diye çağırıyorlarda küçük olduğundan. sonra Ömer dediler. Sonra da sana "Müminlerin Emiri " denildi. Öyleyse Ey Ömer Allah'dan kork. çünkü öleceğine kesin olarak inanan kimse ,ibadet ve iyilikleri yapma fırsatının kaçacağından korkar..Kesin olarak hesaba çekileceğine inanan kimse azaptan korkar.".Hz.Ömer ayakta olduğu halde onu dinliyordu. Etraftaki kişiler:"Ey Müminlerin Emiri !Bu yaşlı kadın için mi bu kadar uzun süre ayakta kaldın?"denildi. Hz.Ömer "Evet"dedi."Vallahi sabahtan akşama kadar beni ayakta tutsaydı, farz namazlarımı kılmak için hariç, onu dinlemeye devam ederdim.Bu yaşlı kadının kim olduğunu biliyor musunuz. O Havle binti Salebedir. Allah Teala yedi kat göğün üzerinden onun sözünü işitmiştir. Sözünü Alemlerin Rabbinin dinlediği kadının sözünü Ömer dinlemesin mi?"
Havle her defasında sesini yükselterek "Yalnızlığımla ve bu sıkıntımla beraber eşimin bu muamelesinden dolayı Allah'a şikayette bulunuyorum.Eşimle uzun bir süre beraber kaldım, karnımda ne varsa ona boşalttım"diyor eşinin yanında yaşlandığını ,bundan sonra artık doğum yapamayacağını kastediyordu.Kadın yüzün göğe çevirip sözlerini tekrar ediyor, şikayetini Cenab-ı hakka yapmaya çalışıyordu. O sırada Hz.Aişe validemiz, Resulullah efendimizin başının yarısını yıkamış diğer tarafa geçiyordu Cebrail(a.s)Mücadele suresinin ilk dört ayeti kerimesini yani Havlenin dua ve şikayetlerinin kabulüne nişane olarak indirdi.Havle böylece zihar meselesinin aydınlanmasına sebep oldu"Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir.Allah sizin konuşmanızı işitir. Çünkü allah işitendir, bilendir. İçinizde zihar yapanların kadınları ,onların anaları değildir....(Mücadele 1,2)Rivayete gör Hz.Ömer hilafeti zamanında bir merkebin üzerinde iken bu kadının önünden geçmişti.Yaşlı olan bu kadın Hz. Ömer i durdurdu:"Ey Ömer, seni Ömercik diye çağırıyorlarda küçük olduğundan. sonra Ömer dediler. Sonra da sana "Müminlerin Emiri " denildi. Öyleyse Ey Ömer Allah'dan kork. çünkü öleceğine kesin olarak inanan kimse ,ibadet ve iyilikleri yapma fırsatının kaçacağından korkar..Kesin olarak hesaba çekileceğine inanan kimse azaptan korkar.".Hz.Ömer ayakta olduğu halde onu dinliyordu. Etraftaki kişiler:"Ey Müminlerin Emiri !Bu yaşlı kadın için mi bu kadar uzun süre ayakta kaldın?"denildi. Hz.Ömer "Evet"dedi."Vallahi sabahtan akşama kadar beni ayakta tutsaydı, farz namazlarımı kılmak için hariç, onu dinlemeye devam ederdim.Bu yaşlı kadının kim olduğunu biliyor musunuz. O Havle binti Salebedir. Allah Teala yedi kat göğün üzerinden onun sözünü işitmiştir. Sözünü Alemlerin Rabbinin dinlediği kadının sözünü Ömer dinlemesin mi?"
6 Aralık 2016 Salı
NOKTA VE NOKTAVİLER
Habib-i Ekrem, müntehi hale gelen(son raddeye gelen)İmam Ali (k)hakkında buyurdu ki"etin etimdir, kanın kanımdır, nefesin nefesimdir, gönlün gönlümdür"Sonra yine "bütün seçkin mürselleri görmek isteyen Ali'ye nazar etsin"dedi.Zira Hz.Ali, seçkin mürsellerin mucizelerini, kerametle izhar etmiştir.
Habib-i ekrem her haliyle kemale erişen Hz.Ali'ye buyurdu ki:"Ya Ali, sana talim ettiğimiz bu esma-i seb'a ile olan süluku ve tariki müstakimi ,senin gibi kabiliyetli kişilere talim edip irşad kıl, irşad ettiğin kişi de başka bir kabiliyetli vücuda talim eyleye.Bu usul yani aynel yakin, ve hakkal yakin tariki ,ta ahirete kadar ümmetim arasında müteselsil yürümeli, hiçbir zaman kesilmemelidir"şeklinde vasiyet etti.
Hz.Peygamber ahirete göçünce Hz.Ebubekir imam oldu.Hz.Ali efendimiz irşadla alakalı vasiyetini yerine getirmek için Basra vilayetine gitti. oraya varınca yetmiş vaizin noksanını tespit edip bunların görevlerini iptal etti.Sonra burada Hasan ile tanıştı.kabiliyetini anladı irşad etmek istedi O gece Hasan Basri rüyasında Habib-i ekremi gördü. Hz.Peygamber manada Hasanı irşad edip "Ali'nin eline su döküver"dedi. Hasan rüyasını Hz.aliye söyledi Hz.ali de rüyayı tabir edip"hizmet buyurulmuş"diye söyledi.Hz.Ali efendimiz Hasan basri hazretlerini irşad edip sülukunu tamamlattı.Seccade getirip hilafet verdi.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comHAZRET-İ İBRAHİM'İN AYAK İZİ
Kabe'de makam-ı İbrahim denilen yerde hazret-i İbrahim'in ayak izi bulunmaktadır.rivayete göre Kabe'yi inşa ederken üzerine bastığı taş'a ayağının izi çıkmıştır.Bu ziyaret makamıdır ve Kabeden sayılır.Hazret-i İbrahim'in ayak izi,diğer tüm insanlara bir işaret ve tavsiyedir.Kur'anda zikredilen hazret-i İbrahim'in davranış ve örnekleri tıpkı bir ayak izi gibi takip edilmeli,hallenmeli ve örnek kabul edilmelidir.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com5 Aralık 2016 Pazartesi
ZAHİRİN SOHBETİNDEN KAÇINMAK
Bir kimse dervişlere değer verir ve onların sohbetinden zevk alırsa bu durum,Hakk'ın ona yardımıdır.Ona Rabbani hidayet erişmiştir.O dervişin dervişliği haline şahit,akabinde ona rehber olur.
Dervişin,derviş olmayanların sohbetine rağbet etmesi onun ahmaklığı ve hüsranının işaretidir.Hakk,zahir ehlinin sohbetini dervişlerin sohbetine tercih eden kişiyi kalp ölümüne müptela eder.Halktan kişilerle düşüp kalkmak ve sohbet etmek ,Hakk nazarından düşmeye yol açar.Eğer hali varsa kaybolur
Dervişin,derviş olmayanların sohbetine rağbet etmesi onun ahmaklığı ve hüsranının işaretidir.Hakk,zahir ehlinin sohbetini dervişlerin sohbetine tercih eden kişiyi kalp ölümüne müptela eder.Halktan kişilerle düşüp kalkmak ve sohbet etmek ,Hakk nazarından düşmeye yol açar.Eğer hali varsa kaybolur
EHLİ BEYTİN ÜÇ TÜRÜ
Nesil itibarıyla Ehli Beytten olanlar
Bunlar Efendimizin kızı hz.Fatımadan olan Hz.Hasan ve Hüseyin efendimizin sulbünden gelenlerdir Hazreti Hasan neslinden gelenlere "Şerif",Hazreti Hüseyin efendimizin neslinden glenlere "Seyyid"denilmektir.
Maneviyyat itibarıyla Ehli Beytten olanlar
Buna örnek olarak Resulullah efendimiz(sav)Selman-ı Farisi için buyurmuştur:"Selman ehl-i beytimdendir"
Neslen e manen Ehli Beytten olanlar
Bunlar zamanın kutbu olarak gelen hem neslen hemde manen evladı olan piran efendilerimizdir.Bunlara bir çok örnekler verilebilirSeyyid Abdülkadir Geylani,Seyyid Ahmed er-Rifai ve Seyyid Muhammet Nurul arabi(k.s)gibi
Bunlar Efendimizin kızı hz.Fatımadan olan Hz.Hasan ve Hüseyin efendimizin sulbünden gelenlerdir Hazreti Hasan neslinden gelenlere "Şerif",Hazreti Hüseyin efendimizin neslinden glenlere "Seyyid"denilmektir.
Maneviyyat itibarıyla Ehli Beytten olanlar
Buna örnek olarak Resulullah efendimiz(sav)Selman-ı Farisi için buyurmuştur:"Selman ehl-i beytimdendir"
Neslen e manen Ehli Beytten olanlar
Bunlar zamanın kutbu olarak gelen hem neslen hemde manen evladı olan piran efendilerimizdir.Bunlara bir çok örnekler verilebilirSeyyid Abdülkadir Geylani,Seyyid Ahmed er-Rifai ve Seyyid Muhammet Nurul arabi(k.s)gibi
AFERİN GERMİYAN TÜRKÜ
Bir halvet esnasında aniden Akşemseddin'in ağzından "Aferin Germiyan Türk'ü"sözü çıkınca dervişlerden birisi bu sözün hikmetini sormuş Akşemseddin hazretleri şöyle izah etmiş:"Manevi yolculuk sırasında meleklerin,Şeyhi'nin bir şiirini okuduklarını gördüm.Melekler,Kütahyalı Şeyhi'nin bir şiirini okumaları için Allah tarafından kendilerine emir verildiğini ve o sebepten dolayı bu şiiri okuduklarını söylediler.
Göğün dördüncü katında ,melekler tarafından okunan ve Şeyhi divanında yer alan,tevhit türüyle kaleme alınmış meşhur kasidenin ilk beyti şöyledir:
İy kemal-i kudretin nefhinde alem bir nefes
v'ey celal-i izzetün bahrinde dünya keff ü hes
(Ey sonsuz kudretinin soluğunda bütün alemlerin bir nefes ve ey gücünün sonsuzluk denizinde dünyanın sadece bir çer çöp olduğu(yüce Allah)
Göğün dördüncü katında ,melekler tarafından okunan ve Şeyhi divanında yer alan,tevhit türüyle kaleme alınmış meşhur kasidenin ilk beyti şöyledir:
İy kemal-i kudretin nefhinde alem bir nefes
v'ey celal-i izzetün bahrinde dünya keff ü hes
(Ey sonsuz kudretinin soluğunda bütün alemlerin bir nefes ve ey gücünün sonsuzluk denizinde dünyanın sadece bir çer çöp olduğu(yüce Allah)
AKŞEMSETTİN'E VERİLEN HİLAFET
Rivayet olunur ki Hacı Bayram Veli hazretlerine sorarlar:"Bazı dervişler size kırk yıldan fazla hizmet ettiler.Bunlara hilafet vermediniz de az bir zamanda Akşemseddin e hilafet verdiniz.Hikmeti nedir?Hacı Bayram Veli hazretleri bu soruya şöyle cevap verdi:
"Akşemseddin,işittiği bütün öğretilere gönülden bütün samimiyetiyle ,hikmetini sormadan inandı ve kabul etti"
"Akşemseddin,işittiği bütün öğretilere gönülden bütün samimiyetiyle ,hikmetini sormadan inandı ve kabul etti"
AKŞEMSEDDİN'İN FATİH'İ REDDİ
Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonra Akşemseddin'i ziyaret ettiği sırada tacı ve tahtı bırakıp kendisine mürit olmak istediğini söyler. Akşemseddin buna razı olmaz ve Sultan'a şu cevabı verir:"Sultanım! Eğer siz tasavvufa intisap ederseniz ondan aldığınız lezzet sebebiyle devletin ve milletin işlerini ihmal edersiniz.Böylece adalet ortadan kalkar.
Hünkarım! Devlet ve millet, ehliyetsiz ellere düşerse Allah'ın emrine karşı gelmiş olursunuz. Çünkü o, emanetleri ehline vermeyi emrediyor. Sizin, milletin işlerini düzgün bir şekilde idare etmeniz, ülkede adalet ve güveni sağlamanız, bizim yanımıza gelip derviş olmanızdan daha faziletli ve iyi bir iştir"
Akşemseddin fetihten sonra Fatih'in ısrarlarına rağmen Göynük'e döner, Fatihin kendisine gönderdiği hediyeleri kabul etmez ancak Göynük'e bir çeşme yapılmasına razı olmuştur.
Hünkarım! Devlet ve millet, ehliyetsiz ellere düşerse Allah'ın emrine karşı gelmiş olursunuz. Çünkü o, emanetleri ehline vermeyi emrediyor. Sizin, milletin işlerini düzgün bir şekilde idare etmeniz, ülkede adalet ve güveni sağlamanız, bizim yanımıza gelip derviş olmanızdan daha faziletli ve iyi bir iştir"
Akşemseddin fetihten sonra Fatih'in ısrarlarına rağmen Göynük'e döner, Fatihin kendisine gönderdiği hediyeleri kabul etmez ancak Göynük'e bir çeşme yapılmasına razı olmuştur.
YAZILANLAR VE YAZILMAYANLAR
Dünyada sana ne nasip ise o gelip sana erişir.Zira ana karnında iken o sana verilmiştir.Ama ahiret nasibin ana karnında seninle gelmemiştir.o senin say ve gayretine bağlıdır.Nutfede yazılmıştır ki insanın dili,kulağı,gözü,eli ve ayağı ola.Ama yazılmamıştır ki ne kadar söyleye,ne kadar işite,ne kadar göre,ve ne kadar endişe ve fikir ede.Ama yazılmıştır ki yaramaz işler işlersen sana çok musibet gelir.Eğer iyi fikirle amel işlersen sana çok hayır gelir.Şeriatta riyazet müminin bir aylık orucudur.
AHMET AMİŞ EFENDİNİN USLUBÜ
Fatih türbedarı Ahmet Amiş Eendi 125 yaşında iken vefat etmiş ve Fatih Cami haziresine defnedilmiştir.Tarikat silsilesi Bosnalı Muhammed Tevfik, Kuşadalı İbrahim Halveti, Beypazarlı Ali(ö:1818)Ahmet Amiş Sultan tam bir melamet eridir.Bu hususu Bosnalı Mehmet Tevfik Efendi'den ve Muhammet Nuruül arabi hazretlerinden almıştır. Ahmet Amiş Efendi müritlerini halvet ve riyaset gibi maddi ve nefsani mücahedelerle yormaz, onların manevi terbiyelerini geliştirmek için kendi teveccüh ve irşad gücünü yeterli bulurdu.Bu nedenle"Mücahede ve mücadelelerin bir bölümünü Kuşadalı kaldırdı, mütebakisini de ben kaldırdım"demiştir.,Mustafa Çerkeşi(ö:1814)Seyyit Mehmet Nasuhi(ö:1717)Ali Karabaş-ı Veli(ö:1685)vasıtasıyla Şeyh Şaban-ı Veli(ö:1686)ulaşır.
NAKŞİBEND SURETİNDE MELAMİ MEŞREP
"Sanma ,ey zahit biz kim öyle hor-ü ahkarız
Bizler ol ayene-i alem-nüma-yı ekberiz
Taliban-ı feyz-i Ahmed,bendeganı Haydarız
Nakşibend suretteyiz,Lakin Melami meşrebiz
İsm-i zatı her nefes tekrar eden hak mezhebiz
...
İhtiyarın selbedip;anla,bizim mişvarımız
Kim sıfat ü zatt-ı hakkı derk ve rüyet karımız
Yoksa hariçten bilinmez dahl ile etvarımız
Nakşibend suretteyizLakin Melami meşrebiz
İsmi zatı her nefes tekrar eden hak mezhebiz
...
Kisve-i ışkı mülebbes hırka-vü şal istemez
Mekteb-i irfanda tahsil eyleyen kal istemez
Hulk-ı hakkın gayrisinden başka hal istemez
Nakşibent suretteyiz,lakin Melami meşrebiz
İsm-i zatı her nefes tekrar eden hak mezhebiz
...
Söylenen nutku bilir ehli kemal gayet ıyan
Zümrei uşşaka vazıhtır bu sözler her zaman
Tahira hatmi makal et,eyle ikmali beyan
Nakşibent suretteyiz,lakin Melami meşrebiz
İsmi zatı her nefes tekrar eden hak mezhebiz
BAYRAMİ MELAMİLİĞİN KUTUPLARI
MELAMET DÜŞÜNCESİNİN TEMEL ARGÜMANLARI
ONLARIN BU YAKLAŞIMLARINA SEBEB OLAN KUR'AN AYETLERİ:
"EY İNANANLAR,SİZDEN KİM DİNİNDEN DÖNERSE ,ALLAH YAKINDA ÖYLE BİR TOPLUM GETİRECEKTİR Kİ O ONLARI SEVER,ONLAR DA O'NU SEVERLER.ONLAR MÜMİNLERE KARŞI ALÇAK GÖNÜLLÜ,KAFİRLERE KARŞI ONURLU VE ŞİDDETLİDİRLER.ALLAH YOLUNDA CİHAD EDERLER,KINAYANLARIN KINAMASINDAN KORKMAZLAR(MAİDE 5/54)"KENDİNİ KINAYAN NEFSE YEMİN EDERİM"(KIYAME 75/2).
CELAL VE CEMAL SIFATLARINN MÜCADELESİ
"Gönül büyük bir şehir gibidir.O şehirde iki padişah vardır.Her biri kendi işine hükmeder.Hangisi galip olursa hüküm onundur..Biri akıl,diğeri tabiattır.Tabiatın bir adı da şeytandır.Ama Celal sıfatı ile sıfatlandığında adı emmare,,cemal sıfatı ile sıfatlandığında adı mutmainne olur.Celal sıfatının 15,cemal sıatının 17 kumandanı vardır..Bunlar daima kavga ederler,birbirlerine düşmanlık beslerler.
Celal sıfatının uluları,tma',hırs,cehil,kibir kin,ucb,,buhl haset,gazap,adavet,gıybet,lakaydlık,kizb,inkar ve gaflet;
cemal sıfatının uluları kanaat,itimat,ilim,hilm,tevazu,sabır,sehavet,şefkat,ikrar,teekkül,huzur-ı Kalp,hürmet,sıdk,mürüvvet,kerem ,ferağat,aşk-ı ilahidir.Bu hasletlerin her birinin biner askeri vardır.Bunlar daima birbirleri ile savaştadırlar.Mesela her fikir ki sana tama' için gelir,o,tama'ın askeridir.kanaat için gelir,o, kanaatın askeridir.(Muhammet Nurul arabi-Noktatül Beyan
Celal sıfatının uluları,tma',hırs,cehil,kibir kin,ucb,,buhl haset,gazap,adavet,gıybet,lakaydlık,kizb,inkar ve gaflet;
cemal sıfatının uluları kanaat,itimat,ilim,hilm,tevazu,sabır,sehavet,şefkat,ikrar,teekkül,huzur-ı Kalp,hürmet,sıdk,mürüvvet,kerem ,ferağat,aşk-ı ilahidir.Bu hasletlerin her birinin biner askeri vardır.Bunlar daima birbirleri ile savaştadırlar.Mesela her fikir ki sana tama' için gelir,o,tama'ın askeridir.kanaat için gelir,o, kanaatın askeridir.(Muhammet Nurul arabi-Noktatül Beyan
4 Aralık 2016 Pazar
YÖNETİCİLERİN HAZİNEDEN YAPTIRDIKLARI HAYIR ESERLERİ
SULTAN VEYA DEVLET YÖNETİCİLERİNDEN BİRİ,DEVLET HAZİNESİNDEN HAKKI OLMAYAN BİR MAL ALSA;BU MAL İLE SADAKA VERSE,KÖLE AZAT ETSE YAHUT KAMU YARARINA MESCİT VE BENZERİ BİNA YAPTIRSA BUNLARIN DURUMU NE OLUR?Bu konuda İbni Ömer(r.a)gelen rivayete göre ;bu kimselerin durumu ,gaspettiği maldan sadaka veren kimsenin durumu gibidir
DUANIN KABULÜNE ENGEL:HARAM GIDA
"BİR KİMSE 10 DİRHEME BİR ELBİSE ALSA VE BU ON DİRHEMİN 1 DİRHEMİ HARAM PARA OLSA;O ELBİSE ÜZERİNDE BULUNDUĞU SÜRECE ALLAH TEALA ONUN NAMAZINI KABUL ETMEZ."(iBNİ öMER(R.A)RİVAYET ETMİŞTİR)İbni ömer bunları söyledikten sonra iki parmağını kulaklarına soktu ve şöyle dedi:"Eğer bu sözleri Resulullah'dan(sav) duymamışsam, şu kulaklarım sağır olsun"
"Bir kul haram yoldan bir mal kazanır, sonra da bu maldan harcama yapar ve o malı çoğaltır. O maldan sadaka olarak verdikleri asla kabul edilmez ve o maldan miras olarak geriye bıraktıkları da cehennemdeki azabını artırmaktan başka bir işe yaramaz.Çünkü Cenab-ı Hakk, bir kötülüğü başka bir kötülükle silmez.Fakat kötülüğü güzel amellerle siler. Zira kendisi pis olan pisliği gidermez."
"Bir kul haram yoldan bir mal kazanır, sonra da bu maldan harcama yapar ve o malı çoğaltır. O maldan sadaka olarak verdikleri asla kabul edilmez ve o maldan miras olarak geriye bıraktıkları da cehennemdeki azabını artırmaktan başka bir işe yaramaz.Çünkü Cenab-ı Hakk, bir kötülüğü başka bir kötülükle silmez.Fakat kötülüğü güzel amellerle siler. Zira kendisi pis olan pisliği gidermez."
ÇOK SORU SORMADAN KAÇINMAK
Ebu Hureyre (r.a)'dan rivayet edilmiştir:Resulullah (sav)'ın şöyle buyurduğunu işittim:
"Size neyi yasakladıysam ondan uzak durunuz ve size neyi emrettiysem ondan gücünüz yettiği kadarını yapınız.Hiç şüphe yokki sizden öncekiler çok soru sormaları ve Peygamberlerine muhalefet etmeleri sebebiyle helak olmuşlardır"(Buhari-Müslüm-Nesai-Ahmet b.Hanbel)Bu hadisi şerifin kapsamı içinde Cenab-ı Hakk'ın gizlediği kıyamet vaktinden ve ruh hakkında soru sormak bu kabildendir
"Size neyi yasakladıysam ondan uzak durunuz ve size neyi emrettiysem ondan gücünüz yettiği kadarını yapınız.Hiç şüphe yokki sizden öncekiler çok soru sormaları ve Peygamberlerine muhalefet etmeleri sebebiyle helak olmuşlardır"(Buhari-Müslüm-Nesai-Ahmet b.Hanbel)Bu hadisi şerifin kapsamı içinde Cenab-ı Hakk'ın gizlediği kıyamet vaktinden ve ruh hakkında soru sormak bu kabildendir
ATO SEÇİMLERİ
Ankara Ticaret Odası seçimlerini, Melih Gökçek'in oğlu kaybetti.Tüm millet sevindi.Acaba neden?Çünkü, bu halk, parayla, ve bir takım devlet imkanları ile güçlenmiş, o imkanları nefsine yönlendirmiş kişilerden sonuç itibarı ile nefret duymaktadır.Bu değişmez bir kuraldır.Her yükselişin sonu çöküştür.Bu seçim Ak parti Melih Gökçek arasındaki mücadelenin işaret fişeğidir.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comİKİ VAKİT NAMAZ KILMAK ŞARTIYLA İSLAM'A GİRİLEBİLİR Mİ?
Cenab-ı Peygamberimizin İslam'a girmekle alakalı "olmazsa olmaz olan "iki şartı Namaz ve Zekattır. İmam Ahmed'in Müsned'inde rivayet edilen bir hadis rivayeti vardır:"Bir kişi geldi ve iki vakit namaz kılmak şartıyla İslam'a girmek istedi, Resulullah'da bunu kabul etti"Resulullah (sav)Muaz b.Cebel'i Yemen'e gönderirken öncelikle onlara ,insanları kelime-i Şehadet söylemeyi emir buyurdu.Bunu kabul ederlerse onlara namaz ve sonra zekat emirlerini bildirmesini söylemiştir.
Bu husustaki Kur'an ayetleri:
"Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse yollarını serbest bırak"((Tevbe 9/95)
""Fakat tevbe eder, namazı kılar ve zekatı verirlerse artık onlar dinde kardeşinizdir"(Tevbe 9/11)
Fitne tamamıyla yok edilinceye kadar ve din de Yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın"
"Halbuki onlar, ancak dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermeleri emrolunmuştu.Sağlam dinde budur"((Beyyine 93/5)
Bu husustaki Kur'an ayetleri:
"Eğer tevbe eder, namazı dosdoğru kılar, zekatı da verirlerse yollarını serbest bırak"((Tevbe 9/95)
""Fakat tevbe eder, namazı kılar ve zekatı verirlerse artık onlar dinde kardeşinizdir"(Tevbe 9/11)
Fitne tamamıyla yok edilinceye kadar ve din de Yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın"
"Halbuki onlar, ancak dini yalnız O'na has kılarak ve hanifler olarak Allah'a kulluk etmeleri, namaz kılmaları ve zekat vermeleri emrolunmuştu.Sağlam dinde budur"((Beyyine 93/5)
SORUMLULUĞUN DÜŞMEDİĞİ YEGANE KONU : NASİHAT
Bazı hallerde kullardan bütün amellerin sorumluluğu düşer ,sadece Allah'a gönülden bağlanma borcunun dışında.Hastalık sebebiyle azaları, dili vb. herhangi bir ameli yerine getiremeyecek durumda olan kişiden, aklı yerinde olmak şartıyla, Allah'a gönülden bağlanma(Nasihat) sorumluluğu düşmez.
Müslümanların yöneticilerine nasihat: Müslümanların yöneticilere nasihatın anlamı, onların düzelmesini, doğruluğunu, ve adalet üzere olmalarını istemek, ümmetin birliğini sağlamaya çalışmak, dağılıp parçalanmasını kötü görmek, Allah'a itaat ettikleri sürece onlara itaat etmek. Onlara isyan edenlere buğz etmek, Allah'a itaat ile şereflenmelerini istemektir.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Müslümanların yöneticilerine nasihat: Müslümanların yöneticilere nasihatın anlamı, onların düzelmesini, doğruluğunu, ve adalet üzere olmalarını istemek, ümmetin birliğini sağlamaya çalışmak, dağılıp parçalanmasını kötü görmek, Allah'a itaat ettikleri sürece onlara itaat etmek. Onlara isyan edenlere buğz etmek, Allah'a itaat ile şereflenmelerini istemektir.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comYÖNETİCİLERE NASİHAT VE YÖNETİCİLERİN HALKA NASİHATI
Müslim'in Sahih'inde Ebu Hureyre hazretlerinden rivayet edilmiştir:"Üç şeyi yapmanız Cenab-ı Hakk'ın rızasını kazanmaya uygun düşer: O'na hiçbir şeyi ortak koşmadan ibadet etmeniz rızasına muvafıktır. Ayrılığa düşmeden hep birlikte Allah'ın ipine sarılmanız rızasına muvafıktır ve Allah'ın yönetici takdir ettiği kişilerle karşılıklı olarak birbirinize nasihatta bulunmanız rızasına muvafıktır"
Acaba bizim yöneticilerimiz bu nasihatlaşmaya ne kadar riayet ederler.Sadece onlar konuşur, gerisi dinlemek zorundadır.Aksi halde oyun bozanlıkla suçlanır.
Geldiğimiz durum: Bölge milletvekili ,Belediye başkanının rüşvetçiliğini biliyor ancak şunu ifade ediyor:"Ne yapayım hacı Abi.gücüm yetmiyor".Bu iktidar nasıl ömürlü olsun.Siz Allah olsanız; müsade eder misiniz?
Acaba bizim yöneticilerimiz bu nasihatlaşmaya ne kadar riayet ederler.Sadece onlar konuşur, gerisi dinlemek zorundadır.Aksi halde oyun bozanlıkla suçlanır.
Geldiğimiz durum: Bölge milletvekili ,Belediye başkanının rüşvetçiliğini biliyor ancak şunu ifade ediyor:"Ne yapayım hacı Abi.gücüm yetmiyor".Bu iktidar nasıl ömürlü olsun.Siz Allah olsanız; müsade eder misiniz?
BİRİSİNİN İHTİYACINI GÖRMENİN FAZİLETİ
İbni Abbas hazretleri, Peygamber mescidinde itikafta iken yanına bir adam geldi. adam çok düşünceli ve yorgun idi. İbni Abbas bunun sebebini sorunca Adam:"Ey Resulullah'ın amca oğlu.kederliyim.falan şahsın benim üzerimde vela hakkı var(mal mukabilinde beni azat etmişti)Fakat şu kabrin sahibinin(Allah Resulü hakkı için) söylüyorum o şahsın hakkını ödeyemiyorum."diye cevap verdi.İbni Abbas"Senin hakkında onunla konuşmamı ister misin?"deyince Adam"olur"dediİbni Abbas (r.a) ayakkabılarını alarak mescitten çıktı.adam ona "İtikafta olduğunu unuttun mu?,niçin mescitten dışarı çıktın?"diye seslendi.İbniAbbas (r.a)Hayır ben şu kabirde yatan ve henüz aramızdan yeni ayrılmış olan muhterem Zattan duydum ki (bunları söylerken gözyaşı akıyordu)"Her kim din kardeşinin bir işini takip eder ve o işi görürse ,bu kendisi için on yıl itikafta kalmaktan daha hayırlıdır.Halbuki bir kimse Allah rızası için bir gün itikafa girse Cenab-ı Hakk o kimse ile cehennem arasında üç hendek yaratır ki her hendeğin arası doğu ile batı arası kadar uzaktır"
HAYIRLARIN KARŞILIĞININ DÜNYADA VERİLME KORKUSU
Sahabeden Abdurrahman bin avf oruçlu olduğu bir gün ,iftar sofrasına bir kaç çeşit yemek konulmuştu.O bundan müteessir oldu gözyaşları içinde şöyle dedi:"Musab bin Umeyr ,Uhud savaşında şehid edildi O benden daha faziletli idi. Ama kefen olarak bir hırkadan başka bir şeyi yoktu. Onunla başı örtülse ayakları, ayakları örtülse başı açıkta kalıyordu. Şimdi ise bize dünyalık olarak her şey verildi. Doğrusu hayırlarımızın karşılığının dünyada verilmiş olmasından korkuyorum.
DÜNYADA İSLAMIN DEĞİŞİM BOYUTU
Dünya üzerinde İslamın Şeriat boyutunda yaşandığı devirler geçmiştir.Ancak her ne kadar Şeriat hükümleri devlet bazında yaşanmış olsada İdare makamında kalanlar mutlaka bir sülale, hanedan boyutunda olmuştur.İslamın içinde Hak üzere kalan ve yaşayan insanlara Ümmeti idare etme görevi hiç bir vakit verilmemiştir.Saltanat asla buna izin vermemiştir. Demokrasi dediğimiz halkın seçimine dayalı bir sistemde de Partisinin iktidarını temin yolunda İktidar gücü sonuna kadar sarf edilmiştir. Bugün İslam Şeriat boyutunda devlet olarak yaşanmadığı gibi, münferit söylemlerin temelinde ise şahsi iktidar istekleri yatmaktadır.ancak Cenab-ı Hakk vakti getirdiği için Tüm dünya üzerinde İslamın bir kabuk değişimi yaşanacaktır.Bu değişim yaşanması sırasında Cenab-ı Hakk bunu tecelli ettirdiğinde artık yeni bir devreye girildiğini herkes hissedecektir.Belki en büyük direnç kafirlerden değil, İslamın suretini ve şeklini yaşadığını iddia edenlerden gelecektir.Komşusu aç iken kendisi tok yatmayan gerçek yaşayanlar geldiğinde sayıları az da olsa her biri bir peygamber ümmetine denk bir azınlığa Cenab-ı Hakk Ülkeyi idare etme lütfunu bahşedecektir.Az olanları çok olanlara galebe edecektir.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comHÜKÜMETİN ZEKAT VE SADAKA KAVRAMINI MÜESSESELEŞTİRMESİ
Devlet Reisinin Müminlerin emiri olduğu ve Kur'an hükümlerinin kanun olduğu İslam devletinde Zekat ve diğer islamın mali mükellefiyetleri direkt devletin yetkili memurlarına yapılmaktaydı.Bugün bu müessese sistemleştirilse sosyal deletin işlevleri daha iyi yerine getirilecektir.Zekatın ölçüleri bellidir.İslam devletinde Fakirin mal üzerindeki bu hakkını devlet zorla alır.Bu kaynak dini bir zaruret olduğundan bir takım art niyetli guruplar, cemaatlar bu kaynağa göz dikerek palazlanmışlardır.Bu nedenle bu kaynağı devlet düzenlemelidir. Ama öncelikle Devlet islam olabilmelidir.İslam olduğunu iddia edenler, faiz, şans oyunları, içki imalatını öncelikle terk etmelidir.Bu hususları ne insanımız hazırdır ne de yöneticilerimiz mevcuttur.yakın bir zamanda da bu değişimin olması oldukça zordur
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comÇİÇEK İNCİRİ YAHUT İNCİR ÇİÇEĞİ
İncir ağacı çiçek açmaz. Meyve tıpkı, bir memelinin rahminden azaları oluşmuş bir bebeğin, yavrunun doğması gibi incir meyvesi de çok mikro boyutta ağacın dallarının derisini yararak baş gösterir ve bildiğimiz incir meyvesi olur. Diğer meyvelerin tümünde önce çiçek baş gösterir sonra çiçekten meyve oluşur. Pek az nadir olarak incir ağacın tek tük çiçek olur milyonda bir gibi düşük bir oranda. Bu nedenle Gerçek islamı yaşayanlar için "İncir çiçeği gibi"tabiri kullanılır.Yani pek az kişi gerçek islamı yaşar.Hz.Ömer'in yoluna övgüler yağdıran idarecilerimiz(Bu iltifat lafta kalmaktadır) onun hayatındaki mum olayını, yahut üzerine ganimetlerden elde edilen bir kumaşta diktirerek giydiği cübbe olayının başkalarınca sorgulanma olayını kime anlatırlar.Ayet sizlerin halini söylüyor: LİME TEGULUNE MA LA TEFALUN:"Niçin yapmadığınızı söylüyorsunuz?"
Hz.Ömer bir gece evinden çıkmıştıTalha (r.a)onu görerek takip etmeye başladı. Hz.Ömer onu fark etmemişti. Bir eve girdi. sonra oradan çıkarak başka bir eve girdi. hz. Talha meraklanmıştı sabahleyin o eve gitti.Birde ne görsün evde gözleri kör, yatalak bir kadın var. Hz.Talha sordu:"Sana gelen o adamın işi neydi?"diye sordu.Yaşlı kadın:"O şu vakitten beri devamlı gelir.Her gün bana ihtiyacım olan şeyleri getirir. Üstümü başımı temizler ve beni sıkıntılardan kurtarır"dedi.
Bugünde devletimiz, yatalak, ve mağdur vatandaşlarımıza imkanları ölçüsünde çeşitli yardımlar yapmakta, onların sorunları ile ilgilenmekte bu hususta kurallar koymuş mevzuatı geliştirmiştir.Hatta öyleki, sakat çocuğu ve yatalak hastası olan aile devletçe bağlanan bu gelirle geçimini temin etmekte ve ayakta durmaya çalışmaktadır.Bu noktada emeği olanlara Rabbim rahmet eylesin.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Hz.Ömer bir gece evinden çıkmıştıTalha (r.a)onu görerek takip etmeye başladı. Hz.Ömer onu fark etmemişti. Bir eve girdi. sonra oradan çıkarak başka bir eve girdi. hz. Talha meraklanmıştı sabahleyin o eve gitti.Birde ne görsün evde gözleri kör, yatalak bir kadın var. Hz.Talha sordu:"Sana gelen o adamın işi neydi?"diye sordu.Yaşlı kadın:"O şu vakitten beri devamlı gelir.Her gün bana ihtiyacım olan şeyleri getirir. Üstümü başımı temizler ve beni sıkıntılardan kurtarır"dedi.
Bugünde devletimiz, yatalak, ve mağdur vatandaşlarımıza imkanları ölçüsünde çeşitli yardımlar yapmakta, onların sorunları ile ilgilenmekte bu hususta kurallar koymuş mevzuatı geliştirmiştir.Hatta öyleki, sakat çocuğu ve yatalak hastası olan aile devletçe bağlanan bu gelirle geçimini temin etmekte ve ayakta durmaya çalışmaktadır.Bu noktada emeği olanlara Rabbim rahmet eylesin.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com3 Aralık 2016 Cumartesi
MESNEVİYİ VE FÜSUSU OKUYANLAR
Hz.Mevlana buyurur:"Senin eline Hz.Ali'nin zülfikarı düşerse ne yapabilirsin,onu kullanacak Hz.Ali'nin bileği nerede?Hz.Nuh'un gemisi eline geçerse ne yaparsın.Hz.Nuh gibi bir emici nerede Evliyanın ilmi eline geçerse ne yaparsın?Onların ilahi ahlak ve sıfatı nerede? Bir sözle ucub ve kibrinden geç ey kıh kişi"
Mesneviyi veya füsusu okuyup kendisini veli düşünen kibir ve ucubda kalmasın,taklidi bırakıp tahkike gayreti olsun Bu da manevi makamattaki haller iyi bilinirse ve insan o haller bende yoktur diye anlarsa kibrinden ve ucubundan kurtulur tehlikeye düşmez
Mesneviyi veya füsusu okuyup kendisini veli düşünen kibir ve ucubda kalmasın,taklidi bırakıp tahkike gayreti olsun Bu da manevi makamattaki haller iyi bilinirse ve insan o haller bende yoktur diye anlarsa kibrinden ve ucubundan kurtulur tehlikeye düşmez
EKONOMİK FEDAKARLIK BU ÜLKEDE MÜMKÜN DEĞİLDİR
Çünkü gözyaşı bedavadır.Çölde ölü bir köpeğin başında gözyaşı döken adama bir diğeri sorar:"Hayırdır ne oldu?"Der ki bu ölen benim köpeğimdir.öldüğü için yas tutuyorum".Adam sorar: Niçin öldü?.adam cevaplar: Açlıktan.Peki bu sırtındaki çuvalda ne var? adam cevaplar: Ekmek .Yolcu sorar: Peki yanında ekmek vardı da niçin köpeğine vermedin.Adam şunu söyler: Ekmek para ile ancak gözyaşı bedava.
İnsanımız 15 Temmuz günü sokağa çıktı ve ihtilale dur dedi.Şimde Para ile imtihan olunmaktayız.Bu ilkinden daha zor Çünkü, Fakirin hakkı olan Zekatı ve sadakayı veremeyenlerin canlarını al ancak paralarına dokunma.Bu nedenle hiç kimse dövizini bozup bu davete katılmayacaktır. Çünkü bizde ki Milli Ruh ölmüştür. Bizi bu işe davet eden idarecilerimiz sizler ne fedakarlık yaptınız?onu söyleyin gösterin.İmam verir talkını, kendi götürür salkımı.Bu nedenle bu tür davetlerde mahçup olmak büyük ihtimaldir."Oy verin"demek kolaydır.Oy vermek de kolaydır.ancak iş paraya geldiğinde işlerin değiştiğini hep birlikte göreceğiz.Ancak iş candan ve imandan daha değerli hale gelmiş para unsuruna dayandığı vakit oy veren kitlelerinde değişeceği gözlemlenecektir.Kritik virajdayız.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
İnsanımız 15 Temmuz günü sokağa çıktı ve ihtilale dur dedi.Şimde Para ile imtihan olunmaktayız.Bu ilkinden daha zor Çünkü, Fakirin hakkı olan Zekatı ve sadakayı veremeyenlerin canlarını al ancak paralarına dokunma.Bu nedenle hiç kimse dövizini bozup bu davete katılmayacaktır. Çünkü bizde ki Milli Ruh ölmüştür. Bizi bu işe davet eden idarecilerimiz sizler ne fedakarlık yaptınız?onu söyleyin gösterin.İmam verir talkını, kendi götürür salkımı.Bu nedenle bu tür davetlerde mahçup olmak büyük ihtimaldir."Oy verin"demek kolaydır.Oy vermek de kolaydır.ancak iş paraya geldiğinde işlerin değiştiğini hep birlikte göreceğiz.Ancak iş candan ve imandan daha değerli hale gelmiş para unsuruna dayandığı vakit oy veren kitlelerinde değişeceği gözlemlenecektir.Kritik virajdayız.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comNEFİS VE KALP İLİŞKİLRİ
Nefisler kalbin kardeşleridir.Çünkü nefis ve kalp, ruh ve kalbin izdivacından doğan ikiz kardeşlerdir.Dolayısıyla kalp, taat hususunda nefse yardım eder.Böyle olmasaydı kalpten asla günah sadır olmazdı. Çünkü o, Allah'ın zikri ve taatıyla huzur bulan bir yaratılıştadır."(şeytanların dostlarına gelince, şeytanlar onları azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar)(Araf 202)Sonra da yakalarını bırakmazlar"Yani kalp ve nefis ,birbirlerinin fiillerinden bıkmazlar ve birbirlerini yaratıldıkları hal üzere bırakmazlar.Bu da kalp erbabının ,nefsin hilesinden asla emin olmaması ve kendi aleyhlerine haddi aşan nefis erbabının kalplerinin ıslahı konusunda Allah'ın rahmetinden ümit kesmemesi içindir.
2 Aralık 2016 Cuma
ŞEYTAN NASIL VESVESE VERİR
Hikaye edilir ki velilerden biri Allah Teala'dan şeytanın nasıl gelip vesvese verdiğini kendisine göstermesini ister Allah Teala ona billur şeklinde bir insan heykeli gösterdi. İki omuzu arasında kuş yuvasına benzer bir ben vardı. Şeytan hınzır suretinde ve fil hortumu gibi bir hortumla geldi.heykelin etrafını dolaştı Sonra omuzları arasından yaklaşarak hortumunu heykelin kalbine doğru soktu ve ona vesvese verdi.O heykel de Allah'ı zikredince şeytan dönüp gitti.Ve bu manzarayı seyretti. Bu ilahi sır nedeniyle Resulullah sav iki omuzu arasından kan aldırır ve böyle yapılmasını emrederdi.O'na bunu Cebrail(a.s)tavsiye etmişti
AF YOLUNU TUTMAK
Araf suresi 199 ayetinde "(Resulüm!"Sen af yolunu tut,iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir" ayetinde buyurulan "Af yolu"nedir?Rivayete göre Resulullah (sav),Cebrail (a.s)'a "Af yolunu tutmak nedir?"diye sordu.Cebrail (a.s)Bilmiyorum.Rabbime sorayım"dedi.sonra öğrenip dönünce:"Ey Muhammed! Rabb'in sana vermeyene vermeni, sana gelmeyene gitmeni, sana zulmedeni affetmeni ve sana kötülük yapana iyilik yapmanı emrediyor"dedi.
KUŞEYRİ'DE İSTİDRAC
İstidrac, fitne korkusu olmaksızın nimetin ard ardına gelmesidir. İstidrac, tuzak(mekr)korkusu olmaksızın şöhretin yayılmasıdır. İstidrac, arzuladığı şeyi elde etme imkanı bulmak esas maksaddan yüz çevirmektir. İstidrac; arzu ve isteklerle oyalanıp vefakarlık göstermeksizin boş emeller peşine düşmektir. İstidrac zahirinin düzgün, sırrının ise başkalarına bağlı olmasıdır.
İstidrac şekillerinden biri de müridin, nefsini ve Rabbinin hakkını bilmeden yersiz iddiada bulunarak veya tehlikeli yollara girerek edepsizlik etmesi, fakat kendisine mühlet verilerek cezasını geciktirmesidir.Bu durumdaki mürit kendine ceza verilmeyeceğini zanneder ve "Eğer benim yaptığım suni edep olsaydı bana gelen feyz(imdad, medet)kesilirdi"der.Halbuki feyz onun farketmediği yerden kesilir. Kendisine gelen feyzi bilmediği yerden kesilmemiş olsa bile feyzin arttırılması da bir tür kesilmedir. Çünkü arttırımı olmayan kimse bir tür noksanlık içerisindedir.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
İstidrac şekillerinden biri de müridin, nefsini ve Rabbinin hakkını bilmeden yersiz iddiada bulunarak veya tehlikeli yollara girerek edepsizlik etmesi, fakat kendisine mühlet verilerek cezasını geciktirmesidir.Bu durumdaki mürit kendine ceza verilmeyeceğini zanneder ve "Eğer benim yaptığım suni edep olsaydı bana gelen feyz(imdad, medet)kesilirdi"der.Halbuki feyz onun farketmediği yerden kesilir. Kendisine gelen feyzi bilmediği yerden kesilmemiş olsa bile feyzin arttırılması da bir tür kesilmedir. Çünkü arttırımı olmayan kimse bir tür noksanlık içerisindedir.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comMALİK BİN DİNAR'DAN
Şöyle nakledilmiştir. Haccetmek üzere beytullaha doğru yola çıktım. Yolda azığı ve bineği olmadığı halde yaya giden bir gence rastladım. Selam verdim. selamımı aldı.ona"Ey genç, nerden geliyorsun/"dedim."O'nun yanından"dedi."Nereye gidiyorsun?"dedim."Onun yanına"dedi. Azığın nerede?"dedim."Azığım O'na aittir"dedi."Bu yol su ve azık olmadan geçilmez senin yanında bir şey var mı?"diye sordum."KAF,HA YA AYN SAD(Meryem19/1)VAR "DEDİ."BUNLARI AÇIKLARMISIN?"!DEDİM."KAF"EL-KAFİ(ALLAH HER ŞEYE YETENDİR),"HA"EL-HADİ((DOĞRU YOLA ULAŞTIRAN),"YA"EL-MÜEDDİ(MAKSADA,GİDİLECEK YERE VASIL EDEN),"AYN"EL-ALİM(HERŞEYİ BİLEN)"SAD"ES-SADIK(SÖZÜNDE VE VAADİNDE SADIK)DEMEKTİR.KİMİN ARKADAŞI HER ŞEYE KAFİ,YOL GÖSTERİCİ,VARACAĞI YERE ULAŞTIRAN,HER ŞEYİ BİLEN ve sadık olursa hiçbir zaman kaybetmez, hiçbir şeyden korkmaz, azık ve su taşıma ihtiyacı da olmaz"dedi.
Malik der ki:"Ben bu sözleri işitince gömleğimi çıkardım ve ona giydirmek istedim.Ancak o, bunu kabul etmedi ve bana:"Ey Şeyh, benim için çıplak olmak ,fani dünyanın elbisesinden daha hayırlıdır. Çünkü dünya malının helal olanının hesabı, haram olanının da cezası vardır"dedi.
İnsanlar ihrama giripte "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk"diye telbiye getirmeye başlayınca o gence: Sen niye telbiye getirmiyorsun?"dedim.Genç şöyle cevap verdi: Ey Şeyh.(Lebbeyk)Buyur Ya Rabbi demeye cesaret edemiyorum."Lebbeyk"dediğim zaman bana "Senin için Lebbeyk ve sa'deyk yoktur.Senin sözünü dinlemiyorum.yüzüne de bakmıyorum"denilmesinden korkuyorum"dedi ve oradan geçip gitti. Bundan sonra onu bir müddet görmedim.
Mina'ya vardığımda genci tekrar gördüm .Şöyle dua ediyordu"Allah'ım, insanlar kurban kestiler, kurbanları ile sana yaklaştılar.Ben nefsimden başka sana kurban olarak arz edeceğim bir şeyim yok.Onu benden kabul eyle"Sonra derin bir nefes aldı ve oracığa düşüp öldü
Orada bulunanlardan biri:"O Allahın sevgilisidir.O,Allah'ın maktulüdür..O,Allah'ın kılıcı ile öldü"diyordu.Gencin cenazesinin kaldırılmasıyla ilgilendim ve onu defnettim.
O gencin halini düşünerek uyumuşum.onu rüyamda gördüm ve "Allah sana nasıl muamele etti?"diye sordum.Şöyle dedi:"Allah bana, kafirlerin kılıçları ile öldürülen Bedir şehitlerine yaptığı muameleyi yaptı.Çünkü ben de Cebbar olan Allah'ın kılıcı ile öldürüldüm"
Malik der ki:"Ben bu sözleri işitince gömleğimi çıkardım ve ona giydirmek istedim.Ancak o, bunu kabul etmedi ve bana:"Ey Şeyh, benim için çıplak olmak ,fani dünyanın elbisesinden daha hayırlıdır. Çünkü dünya malının helal olanının hesabı, haram olanının da cezası vardır"dedi.
İnsanlar ihrama giripte "Lebbeyk Allahümme Lebbeyk"diye telbiye getirmeye başlayınca o gence: Sen niye telbiye getirmiyorsun?"dedim.Genç şöyle cevap verdi: Ey Şeyh.(Lebbeyk)Buyur Ya Rabbi demeye cesaret edemiyorum."Lebbeyk"dediğim zaman bana "Senin için Lebbeyk ve sa'deyk yoktur.Senin sözünü dinlemiyorum.yüzüne de bakmıyorum"denilmesinden korkuyorum"dedi ve oradan geçip gitti. Bundan sonra onu bir müddet görmedim.
Mina'ya vardığımda genci tekrar gördüm .Şöyle dua ediyordu"Allah'ım, insanlar kurban kestiler, kurbanları ile sana yaklaştılar.Ben nefsimden başka sana kurban olarak arz edeceğim bir şeyim yok.Onu benden kabul eyle"Sonra derin bir nefes aldı ve oracığa düşüp öldü
Orada bulunanlardan biri:"O Allahın sevgilisidir.O,Allah'ın maktulüdür..O,Allah'ın kılıcı ile öldü"diyordu.Gencin cenazesinin kaldırılmasıyla ilgilendim ve onu defnettim.
O gencin halini düşünerek uyumuşum.onu rüyamda gördüm ve "Allah sana nasıl muamele etti?"diye sordum.Şöyle dedi:"Allah bana, kafirlerin kılıçları ile öldürülen Bedir şehitlerine yaptığı muameleyi yaptı.Çünkü ben de Cebbar olan Allah'ın kılıcı ile öldürüldüm"
İYİLİKLERİN KARŞILIĞININ FARKLI VERİLECEĞİNE DAİR BİLGİLERİN ANLAMI
Sayıların dört mertebesi(basamağı)vardır. Birler, onlar, yüzler ve binler Bir, birler basamağındaki birdir. Onlar basamağında on, yüzler basamağında yüz, binler basamağında da bindir.aynı şekilde insanın dört mertebesi vardır. Nefs, kalp, ruh ve sır. Nefis mertebesinde yapılan, nefsten sadır olan bir amel, aynıyla karşılığında bire bir olur. Nitekim "Kötülüğün cezası ,yine onun gibi bir kötülüktür"(Şuara 42/40)buyrulmuştur.Çünkü nefis birler mertebesindedir.Kalp mertebesinde ki amelin karşılığı ise bire ondur.Çünkü kalp onlar mertebesindedir.Ruh mertebesindeki amellerin karşılığı bire yüzdür. Çünkü ruh yüzler mertebesindedir.Sır mertebesindeki amellerin ecri ise bire binden başlayarak sırrın temizliğine ve niyetin halis olmasına göre nihayetsiz sevaba kadar katlanarak gider.Çünkü sır, binler mertebesindedir. İşin hakikatını ancak allah bilir.
CEZAEVLERİNDE KUR'AN BULUNDURMAK YASAK MI?
TUTUKLU FARKLI İKİ İNSANDA AYNI ŞEYİ SÖYLEDİ.CEZAEVİ YÖNETİMİ KARDEŞİMİN KOĞUŞTA OKUMAM İÇİN GETİRDİĞİ KUR'AN-I KERİMİN GİRİŞİNE İZİN VERMEDİ VE BİZE VERMEDİ.HAYRET ETTİM.TUTUKLU KESİN HÜKÜM VERİLİNCEYE KADAR SUÇSUZDUR VE MASUMDUR.ALNI SECDELİ İDARECİLERİMİZİN BU UYGULAMADAN HABERİ VARMI ACABA.İDARECİLERİMİZİN SANIRIM BU UYGULAMADAN HABERİ YOK.ÇÜNKÜ İÇERİDEKİLER GİTTİKÇE ŞARTLANIYOR.KUR'AN OKUMAMIZA BİLE İZİN VERMİYORLAR DİYE FISILTI YAYILIYOR..BU UYGULAMALAR BONUSLARI İLE BİRLİKTE AK PARTİ HÜKÜMETİNE YOL SU ELEKTRİK OLARAK GERİ DÖNECEKTİR.TEDBİRLER ALINSIN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comSENSÖRLERİ GÖZYAŞINA DUYARLI AYARLAMAK
FETÖ SORUŞTURMASINDAN TUTUKLUYA OĞLU YAHUT EŞİ BİR BAYAN ZİYARET AKABİNDE CEZAEVİNDEN ÇIKIYOR AMA AĞLAYARAK.ANCAK GÖZ RETİNA TARAMALI KAPI BİR TÜRLÜ GİRİŞ YAPAN KADINI ALGILAMIYOR VE ÇIKIŞINA İZİN VERMİYOR.ÇÜNKÜ KADIN AĞLIYOR.DİN SÖYLEMİYLE KANDIRILMIŞ,ALDATILMIŞ İNSANLARIN YILLAR ÖNCESİNE DAYALI TOPLANTIYA KATILIMI,YAHUT DERNEK ÜYELİĞİ NEDENİYLE İÇERİDE YATAN VE SUÇLANDIĞI ÖRGÜT ÜYELİĞİNİN TANIMI YAPILMAMIŞ BİR SUÇUN VARLIĞINI BİR TÜRLÜ KABULLENEMEYEN KADININ NİCE ZAMAN SONRA GÖZYAŞLARI DİNDİ VE GÖZLERİNİN YAŞINI BAŞ ÖRTÜSÜNE SİLDİKTEN SONRA ANCAK GÖZ SENSÖRÜ TANIYABİLDİ VE ÇIKIŞINA İZİN VERDİ
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com1 Aralık 2016 Perşembe
HİMMETLE İŞ GÖRMEK
Anlatıldığına göre Hindistan'da bir gurup insan varmış bunlar bir şey yapmaya azmettikleri zaman diğer insanlardan uzaklaşarak himmetlerini bütünüyle yapacakları işe sarfederler. iş istedikleri gibi olurmuş.
Gazneli Sultan Mahmut hakkında şu olay bu kabildendir.Sultan mahmut Hindistan beldelerine doğru gazaya çıkmış.orada bir şehir vardı.Sultan ,o şehri fethetmek istediğinde her defasında hasta oldu.Bunun sebebini sorunca kendisine şöyle denildi."Bu şehirde bir gurup hintli vardır.Sen burasını fethetmek isteyince onlar senin hasta olman için himmetlerini sarfediyorlar,sen de hasta oluyorsun.
Bunun üzerine onların himmetlerini dağıtmak üzere çokca davul çaldırıp boru öttürülmesini tavsiye ettiler.Sultan Mahmut denileni yaparak hastalıktan kurtuldular ve ordusuyla birlikte şehri ele geçirdi(Zikir davuluna vurup nefsin bozuk himmet ve havatırı dağıtılabilir.Böylece Allah'ın inayetiyle kalp şehrini nefsin elinden kurtarabilirsin
Gazneli Sultan Mahmut hakkında şu olay bu kabildendir.Sultan mahmut Hindistan beldelerine doğru gazaya çıkmış.orada bir şehir vardı.Sultan ,o şehri fethetmek istediğinde her defasında hasta oldu.Bunun sebebini sorunca kendisine şöyle denildi."Bu şehirde bir gurup hintli vardır.Sen burasını fethetmek isteyince onlar senin hasta olman için himmetlerini sarfediyorlar,sen de hasta oluyorsun.
Bunun üzerine onların himmetlerini dağıtmak üzere çokca davul çaldırıp boru öttürülmesini tavsiye ettiler.Sultan Mahmut denileni yaparak hastalıktan kurtuldular ve ordusuyla birlikte şehri ele geçirdi(Zikir davuluna vurup nefsin bozuk himmet ve havatırı dağıtılabilir.Böylece Allah'ın inayetiyle kalp şehrini nefsin elinden kurtarabilirsin
DEĞİŞMEYEN ESASLAR
EN'AM SURESİ 151,152,153 AYETLERİ BÜTÜN HAYIRLARI KENDİSİNDE TOPLAYAN ON HASLETİ İHTİVA EDER.BUNLARA HİÇBİR İLAHİ KİTAP NESHEDİLMEMİŞTİR.TÜM İNSANLAR İÇİN DOKUNULMAZ ESASLAR KILINMIŞTIR.ÜMMETLERİN VE ASIRLARIN DEĞİŞMESİYLE DEĞİŞMEMİŞTİR.ONLARLA AMEL EDEN CENNETE ,ONLARI TERK EDEN CEHENNEME GİDECEKTİR ONLAR SIRASIYLA ŞÖYLEDİR
1.O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın.
2.Ana babaya iyilik edin.
3.Fakirlik nedeniyle çocuklarınızı öldürmeyin.
4.Zinanın açığından da gizlisinden de kaçınmak(açık zina aşağılık kimselerin umumhanelerde yaptığı fiillerdir. Gizli zina ise zengin ve kendisini soylu gören kişilerin metres tutmasıdır.
5.Haksız yere Allah'ın yasakladığı cana kıymayın.
6.Ergenlik çağına gelinceye kadar yetimin malını en güzel bir şekilde korumak ve nemalandırmak.
7.Ölçek ile satılan bütün eşyalarda ölçüyü ve tartıyı tam adaletle yapmak.
8.Bir hususta hükmederken yahut şahitlik yaparken adaletli olmak.
9.Allah'a verdiğiniz sözü tutmak.
10."Ona uyun, başka yollara"Allah'ın yolundan başka, yahudilik, hıristiyanlık ve diğer dinler gibi muhtelif yollara uymayın ki sizi O'nun yolundan Allah'ın razı olduğu ve tabi olmanızı tavsiye ettiği dininden ayırmasın O yol İslamdır.
1.O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın.
2.Ana babaya iyilik edin.
3.Fakirlik nedeniyle çocuklarınızı öldürmeyin.
4.Zinanın açığından da gizlisinden de kaçınmak(açık zina aşağılık kimselerin umumhanelerde yaptığı fiillerdir. Gizli zina ise zengin ve kendisini soylu gören kişilerin metres tutmasıdır.
5.Haksız yere Allah'ın yasakladığı cana kıymayın.
6.Ergenlik çağına gelinceye kadar yetimin malını en güzel bir şekilde korumak ve nemalandırmak.
7.Ölçek ile satılan bütün eşyalarda ölçüyü ve tartıyı tam adaletle yapmak.
8.Bir hususta hükmederken yahut şahitlik yaparken adaletli olmak.
9.Allah'a verdiğiniz sözü tutmak.
10."Ona uyun, başka yollara"Allah'ın yolundan başka, yahudilik, hıristiyanlık ve diğer dinler gibi muhtelif yollara uymayın ki sizi O'nun yolundan Allah'ın razı olduğu ve tabi olmanızı tavsiye ettiği dininden ayırmasın O yol İslamdır.
HARAM KILINAN ŞEYLERİN BEDENİ VE RUHANİ ETKİLERİ
ALLAH TEALA HARAM KILDIĞI ŞEYLERDE NEFSANİ(BEDENLE İLGİLİ)VEYA RUHANİ(MANEVİ)BİR ZARAR OLDUĞUNU BİLİR.BEDENLE İLGİLİ ZARARLARA ZEHİR VE BENZERLERİNİ ÖRNEK VERİLEBİLİR.RUHANİ ZARARLARA DA YIRTICI VE ZARARLI HAYVANLARIN ETLERİNİ YEMENİN ,ONLARIN AHLAKININ SIRAYTİYLE RUHANİ AHLAKIN DEĞİŞMESİ MİSAL OLARAK ZİKREDİLEBİLİR.NİTEKİM RESULULLAH (SAV)EFENDİMİZ:"EMİLEN SÜT,KARAKTERİ DEĞİŞTİRİR"BUYURMUŞTUR.
Bir hadiste buyurulmuştur k:"Size sığırın sütünü ve tereyağını tavsiye ederim.Sığırın etinden de sakının Onun sütü ve tereyağı ilaç ve şifadır, eti ise hastalık kaynağıdır"
Bir hadiste buyurulmuştur k:"Size sığırın sütünü ve tereyağını tavsiye ederim.Sığırın etinden de sakının Onun sütü ve tereyağı ilaç ve şifadır, eti ise hastalık kaynağıdır"
VUSLAT YOLLARI USULLERİ
Halbuki
hakikatte hem Bestami,hemde Şems-i Tebrizi tam anlamıyla kamildirler.Şu kadar
var ki Bistami riyazet yoluyla,şems ise marifet yoluyla Hakk’a vasıl
olmuşlardır.
Allah’a
giden yollar ise pek çoktur.fakat riyazet yolu pek sağlam ve güvenilirdir.Zühdü
galip olan kimseye bir müddet maneviyat yolu açılmayabilir.Fakat açıldığında da
varacağı yere bir defada varır.
İşte bu
sebepledir ki şeriat ve tarikatta kemal noktasına ulaştığı için Hallac,kendini
zaptedememiş ve bilinen uslubü ile işin hakikatını ifade etmek durumunda
kalmıştır.
Allah’ın inayeti insanı önce kabule,sonra zühd ve
riyazete ,daha sonra aşk ve hale,en sonunda da hakikat alemine götürür.”Allah
Tealaya giden yollar ,mahlukatın nefesleri sayısıncadır.Herkes bir yoldan Allah’a
ulaşır”Bu ise belli olmadığı gibi ve insanların zannettiği gibi de
değildir.Çünkü zahiri usluptan farklıdır.Allah Tealaya “Evlere kapılarından girin”(Bakara 2/189)buyurmuştur.Dolayısıyla
sözden maksat her bir kimse için uygun olan yoldur.Vuslat yolu ise takva ve
zikirdir.İlahi kitaplar Allah’dan rahmet ve inayet olarak gelmiştir.Peygamber
efendilerimizde kim onlara tabi olur ve getirdiklerini kabul ederse bütün
kötülüklerden kurtulur,dünya hapishanelerinden çıkarak melekut-u alaya kanat
açar.Himmetin tesiri büyüktür.YAHUDİLER NİÇİN SOL YANLARINA SECDE EDERLER
Hz:Musa
Tevratın hükümlerini israiloğullarına getirdiği vakit,bu hükümlerin ağırlığından
dolayı kabul etmek istemediler. Yerleştikleri mekan 35 km.2 bir saha idi.Cenab-ı
Hakk o yerdeki dağı havaya kaldırdı.Bir gölgelik(çardak)gibi tepelerine
dikildi.Bu dağın üzerilerine indirileceği korkusunu yaşadılar..Sağ gözleri ile “dağ acaba üzerimize düşecek mi”diye bakarak sol yanları üzerine secde ettiler.Ancak
işin hakikatı bu olmasına rağmen “bu şekilde secde etmekle azap bizden kaldırıldı”derler.İsrail
oğulları mükellefiyetleri zorla kabul etmişlerdir.Bir şeyi zorla kabul eden ilk
fırsatta o bağdan kurtulmaya çalışır. israil oğulları da ilk fırsatta tevratı
tahrif etmişlerdir.
MANEVİ HALLERİN DÜNYEVİ MENFAATLA VESİLE KILINMASI
Rabbani
mevhibeleri ve ruhani keşifleri dünyevi menfaatlar elde etmeye vesile
kılmak,nefislerin özelliklerindendir.Nefisler onları ,mal ve şeref elde etmek
lezzet ve şehvetlerini tatmin etmek için kullanırlar.Sonra da:”Biz nasıl olsa
bağışlanacağız”Çünkü biz bu gibi hata ve kusurların bağışlanacağı bir makama
ulaştık”derler.Cehalet ve gururları sebebiyle ibahiler bu yolu tutmuşlardır.Ülkemizde fitne ve fesada sebebiyet veren FETÖ hareketi bir takım rüyalar ortaya çıkararak bu rüyalarla saf,ibadetinde olan insanları dünyevi amaçları doğrultusunda pek ala kullanmaktadır.
TÜM YERYÜZÜNDE YAHUDİLERE RASTLMAK
Araf suresi 168 ayetinde:"Onları(Yahudileri)gurup gurup yeryüzüne dağıttık.Onlardan iyi kimseler vardır.yine onlardan bundan aşağı olanları da vardır.(kötülüklerinden)belki dönerler diye onları iyilik ve kötülükle imtihan ettik" Hz.Musa'nın Firavunun zulmünden kurtardığı yahudiler on iki boy idiler. Kabilecilik,ve sülalecilik unsurunun en zirve olduğu millet yahudilerdir.Kendi aralarında dahi çekişmeleri mevcuttur.cenabı Hakk onları tüm yeryüzüne dağıtmıştır.Bugün İsrail,zorlama olarak kurulan bir Yahudi devletidir.Hatta,Hitlerin,dünya üzerindeki tüm yahudileri İsrail'de toplamak ve bulundukları yerlerden göçe zorlamak için Birinci dünya harbindeki o zulmü yaptığı söylenir.Yahudiler kıyamete kadar,bu dünyadaki cezalarını çeken bir millet olarak kalacaklardır.İzzet ve itibarları olmayacaktır,
HÜSNÜ ZANDA BLUNMAK
Yahya (a.s) ile İsa(a.s)karşılaştılar.ve İsa (a.s)Yahya(a.s)'ın yüzüne gülümsedi.Yahya(a.s)"Bana ne oluyor ki emniyetteymişsin gibi seni gayet rahat görüyorum"dedi.İsa(a.s)"Peki bana ne oluyor ki seni,sanki Allah'dan ümidini kesmiş gibi asık suratlı görüyorum"diye karşılık verdi.Sonra Allah biz vahyini indirinceye kadar bu durumumuz üzere kalalım"dediler.Sonra onlara şöyle vahyedildi"İkinizden bana en sevimli olanınız,benim hakkımda en çok hüsnü zanda bulunanızdır"
Sadi der ki:
Yusuf bunca musibetler görüp hapislerde yattıktan sonra
Bir gün değeri yücelip hükmü yürüyünce
Yakupoğullarının günahını affetmişti
Değil mi ki güzel yüzün bir manası vardır
O da kötülükleri için kardeşlerini hapse atmamış
Getirdikleri ufacık şeyleri geri çevirmemişti
Bizde Senin lütfundan bunu umarız
Sen bu sermayesiz kulunu affeyle ey Yüce Rabbimiz!
Sadi der ki:
Yusuf bunca musibetler görüp hapislerde yattıktan sonra
Bir gün değeri yücelip hükmü yürüyünce
Yakupoğullarının günahını affetmişti
Değil mi ki güzel yüzün bir manası vardır
O da kötülükleri için kardeşlerini hapse atmamış
Getirdikleri ufacık şeyleri geri çevirmemişti
Bizde Senin lütfundan bunu umarız
Sen bu sermayesiz kulunu affeyle ey Yüce Rabbimiz!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








