KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
MEHMET GÖKTAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEHMET GÖKTAŞ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Ekim 2020 Perşembe
MÜTTAKİLERE KİMSE ZARAR VEREMEZ
Takva sahibi ve bir de sabırlıysanız size karşı oyun oynayanlar size hiç bir zarar veremezler. Paniklemeye, korku ve telaşa hiç gerek yok. Şu ayet-i kerime her zaman dikkatimi çekmiştir.
“Size bir iyilik gelirse bu onları üzer, ama başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler. Eğer sabreder ve sakınırsanız, onların tuzağı size hiçbir zarar vermez. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.”(3/120)
Bizi aşan bir durumla karşı karşıya isek, bizim fark edemeyeceğimiz tuzaklar kuruluyorsa, her şeyden haberdar olan Allah (cc) onları ve yapmayı düşündüklerini kuşatmış durumda olduğu için sabır ve takva sahiplerini korumayı üstlenmiştir, paniklemeye gerek yoktur.
Fakat O’nun koruması altına girebilmek için iki şart vardır; Birincisi sabır. Buradaki sabrın birinci anlamı, İslami ilkelerimiz üzerinde ısrarla durmak, geri adım atmamak. İkinci anlamı ise, bize karşı oynanmakta olan oyundan yılmamak, yalpa yapmamak, ilk etapta verebileceği zarardan dolayı taviz vermemek.
Takva sahibi olma şartına gelince, anlamı çok geniş olan bu kelimeyi burada kısaca şöyle açıklayabiliriz; Özellikle bizlere oynanan oyuna karşılık kedimizi Allah’ın gözetimine verip O’nun bizimle olduğuna inanıp teslim olmaktır.
Elbette başta münafıklar olmak üzere müminlerin kötülüğünü düşünenlere karşı bunlardan yani sabır ve takva ile donanmaktan önce yapılacak şeyler de vardır; okumak, araştırmak, onların faaliyetlerinden haberdar olmak bunlardandır.
Madem bir ayeti kerimeyi yazımıza temel yaptık, müsaadenizle bu ayetin bizim için başka bir uyarısına da temas edelim, hem de başlangıcını.
“Size bir iyilik gelirse bu onları üzer, ama başınıza bir kötülük gelse buna sevinirler”
Allah korusun, ya bunu yapan biz isek... Yani başka Müslümanlara, meşrebimizin, gurubumuzun dışındaki Müslümanlara bir iyilik dokunduğunda üzülüyorsak, başlarına bir kötülük geldiğinde seviniyorsak...
Tehlikenin farkında mısınız, hem de imani açıdan bir tehlikenin? Aslında bu konuda kendimizi sık sık kontrolden geçirmeli değil miyiz?
HAKLI BİR SİTEM(Bir başkadır Bizimkilerin namussuzluğu?
Hayatı Müslümanca yaşayabilmek içindi bunca yıl verilen mücadele ve koşuşturma.
Bu hedefe ulaşabilmek içinse siyasi yönden de iktidarı ele geçirmemiz olmazsa olmazlarımızdandı.
Bu arada bazı şeyler de olacaktı, hem de kendiliğinden olacaktı. Bir yandan siyasi iktidara yürürken ona paralel olarak medyamız da büyüyüp boy atacaktı.
Medya deyince sadece bir takım televizyon kanalları ve gazeteler değil onları besleyip içini dolduracak programlar yani kültürel açıdan atılımlar olacaktı.
Aniden bir şeyler oluverdi, bir de baktık ki koca koca televizyon kanallarımız ve o kanallarla beraber aynı büyüklükte gazetelerimiz oluvermiş. Daha doğrusu, o ana kadar hep karşı tarafın sesi ve destekçisi olan medya birden bire İslam yanlısı iktidarı destekliyor, daha doğrusu İslam yanlısı iktidarın eline geçmiş.
Bir yönüyle baktığınızda müthiş bir olay. Öyle ya, İslami kesimin hayal bile edemeyeceği bir durum. Yarım asırdır ancak beş on bin tirajlı ufak gazetelerimiz olmuştu.
Ne güzel bir şey; o meşhur kanallar her akşam haberlerini iktidarın sesi olarak sunuyor, gazeteler manşetleriyle bu İslam yanlısı iktidarı destekliyor.
Fakat bir şeyler baştan beri ters gidiyor, bu gazeteler iktidarı destekleme meselesi hariç programlarındaki, dizilerindeki önceki gâvurluklarını olduğu gibi sürdürüyorlardı.
Ha bekle değişecekler ha bekle değişecekler. Meğer onlar dindarların değişmesini, kendilerine benzemesini, en azından kendilerine alışmasını bekliyorlarmış.
Ne diyorsunuz, ulaşmadılar mı hedeflerine?
Daha da ilginç olanı, bunların bütün ahlaksızlıklarına, namussuzluklarına iktidarı iktidar yapan dindarların ufaktan kızdıkları olsa da; “Tamam, ama bizi destekliyorlar” diye avunup teselli olmuyorlar mı?
Son olarak sergiledikleri namussuzlukları, hem de iftihar ettikleri namussuzlukları bir de buradan nakletmekten haya ederiz.
İslami kesimin izleyicisi eriyip gitmeden tez elden bir şeyler yapmalıdır. Bunların başında da “bizimkilerin” kimi temsil ettiğini anlamaları gelmektedir(mEHMET gÖKTAŞ)
2 Temmuz 2020 Perşembe
HOCAEFENDİLER BUYRUN KEMALİST TAPINMAYI KONUŞALIM
Sizin gündeminizde niçin bu yok? Siz de biliyorsunuz ki seksen küsur milyonluk koskoca bir millet çocuklarıyla, gençleriyle, okullarıyla, her seviyedeki yöneticileriyle yaklaşık bir asırdan bu yana bir puta tapmaya zorlanıyor. Bin yıldan bu yana İslam’ın bayraktarlığını yapmış, İslam’la aziz olmuş, Allah’tan başkasının önünde eğilmeyerek yeryüzünün en büyük medeniyetini kurarak yirminci yüz yıla ulaşmış olan bu millet son yüz yılda İslam’ın yerine Kemalist bir din dayatmasıyla karşı karşıyadır.
Muhterem hoca efendiler, söyleyin bir millet için bundan daha büyük bir felâket ne olabilir? Niçin sizin gündeminizde bu yok?
Bir kaç kadının bir türbeye gidip orada el açmasından, bir yerlere çaput bağlamasından, dua ederken orada yatanları aracı edinmesinden dolayı Tevhid adına aslanlar gibi kükreyen, ekran ekran koşuşturan, sayısız makaleler kitaplar yazan hocalar, akademisyenler, size sesleniyorum;
Bir asra yakın zamandır milyonlarca yavrunun, milyonlarca öğrencinin bir puta taptırılmasına söyleyeceğiniz bir sözünüz yok mudur? Yoksa bu mesele Tevhid’in konusu değil midir?
“İslam’da Mevlüt gecesi yoktur, İslam’da Mirac yoktur, Berat yoktur, Kadir gecesi yoktur, bütün bunlar bid’attır, hurafedir” diye birer kahraman edasıyla haykıran hocalar!
Bu ülkenin meclisinin, en üst yöneticilerinin, bakanlarının, yüksek bürokratlarının, genel müdürlerinin ve bütün yöneticilerinin bir heykelin önünde kıyam etmelerinin, ilkelerine bağlı kalacaklarına dair yemin etmelerinin İslam’daki yeri, Tevhid’deki yeri hakkında söyleyeceğiniz bir şey yok mudur?
Ehli Sünnet savunuculuğu adına herkesi kırıp geçiren hocalarımız!
Söyleyin Allah aşkına, bu ülkede bir asra yakındır Allah Teâla’yı gazaba getirecek daha büyük bir cürüm var mıdır?
Eften püften meselelerle hiç durmadan bir birlerine düşen, birbirleriyle çekişen ve bundan dolayı Müslümanları üzdükçe üzen, sadece İslam düşmanlarını sevindiren hoca efendiler!
Buyurun, bu konuda da bir şeyler söyleyin bu ümmet sizin gözünüze bakıyor.
Buyurun sayın Mustafa İslamoğlu, sayın Mehmet Okuyan nedir bu Kemalizm, indirilmiş din midir, uydurulmuş din midir?
Sayın Mustafa Öztürk, el an devam eden bu tapınmayı tarihselcilikle mi izah edeceksin ne yapacaksanız yapın.
Sayın Abdülaziz Bayındır hocam, niçin meydana çıkıp bu hususta bir şeyler demiyorsunuz? Sahuru yarım saat geciktirme, iftarı bir kaç dakika önce yaptırma konusundan daha mı önemsiz?
Sevgili İhsan Şenocak, Ebubekir Sifil hocam, bir şeyler söyleyin bu ümmete dayatılan şu Kemalizm hakkında! Yoksa “Mustafa Kemal nihayetinde Ehli Sünnettir, bir sakıncası yoktur” mu diyorsunuz?
Muhterem Cübbeli Ahmed hocam, bu konuda da sizden bir şeyler duymak istiyoruz. Yoksa bu işi kabirlerinden Gavs’lar mı halledecek düşüncesindesiniz?
Bu hususta devlete bir şeyler söyleyelim, çünkü Kemalizm devlet tarafından dayatılmıştır ve devlet tarafından bu dayatma kaldırılacaktır.
Allah şahittir ki sizleri tahkir etmek için yazmıyorum. Ama unutmayın ki bu ülkenin akli selim Müslümanları hocalar arasındaki ölü gündemler üzerinden yaptıkları tartışmalardan, çekişmelerden bıkmış, bizar olmuş durumdalar. İstiyoruz ki İslam âlimleri layık oldukları izzet ve itibarı kazansınlar.(Mehmet Göktaş-Doğru Haber Gazetesi)
Muhterem hoca efendiler, söyleyin bir millet için bundan daha büyük bir felâket ne olabilir? Niçin sizin gündeminizde bu yok?
Bir kaç kadının bir türbeye gidip orada el açmasından, bir yerlere çaput bağlamasından, dua ederken orada yatanları aracı edinmesinden dolayı Tevhid adına aslanlar gibi kükreyen, ekran ekran koşuşturan, sayısız makaleler kitaplar yazan hocalar, akademisyenler, size sesleniyorum;
Bir asra yakın zamandır milyonlarca yavrunun, milyonlarca öğrencinin bir puta taptırılmasına söyleyeceğiniz bir sözünüz yok mudur? Yoksa bu mesele Tevhid’in konusu değil midir?
“İslam’da Mevlüt gecesi yoktur, İslam’da Mirac yoktur, Berat yoktur, Kadir gecesi yoktur, bütün bunlar bid’attır, hurafedir” diye birer kahraman edasıyla haykıran hocalar!
Bu ülkenin meclisinin, en üst yöneticilerinin, bakanlarının, yüksek bürokratlarının, genel müdürlerinin ve bütün yöneticilerinin bir heykelin önünde kıyam etmelerinin, ilkelerine bağlı kalacaklarına dair yemin etmelerinin İslam’daki yeri, Tevhid’deki yeri hakkında söyleyeceğiniz bir şey yok mudur?
Ehli Sünnet savunuculuğu adına herkesi kırıp geçiren hocalarımız!
Söyleyin Allah aşkına, bu ülkede bir asra yakındır Allah Teâla’yı gazaba getirecek daha büyük bir cürüm var mıdır?
Eften püften meselelerle hiç durmadan bir birlerine düşen, birbirleriyle çekişen ve bundan dolayı Müslümanları üzdükçe üzen, sadece İslam düşmanlarını sevindiren hoca efendiler!
Buyurun, bu konuda da bir şeyler söyleyin bu ümmet sizin gözünüze bakıyor.
Buyurun sayın Mustafa İslamoğlu, sayın Mehmet Okuyan nedir bu Kemalizm, indirilmiş din midir, uydurulmuş din midir?
Sayın Mustafa Öztürk, el an devam eden bu tapınmayı tarihselcilikle mi izah edeceksin ne yapacaksanız yapın.
Sayın Abdülaziz Bayındır hocam, niçin meydana çıkıp bu hususta bir şeyler demiyorsunuz? Sahuru yarım saat geciktirme, iftarı bir kaç dakika önce yaptırma konusundan daha mı önemsiz?
Sevgili İhsan Şenocak, Ebubekir Sifil hocam, bir şeyler söyleyin bu ümmete dayatılan şu Kemalizm hakkında! Yoksa “Mustafa Kemal nihayetinde Ehli Sünnettir, bir sakıncası yoktur” mu diyorsunuz?
Muhterem Cübbeli Ahmed hocam, bu konuda da sizden bir şeyler duymak istiyoruz. Yoksa bu işi kabirlerinden Gavs’lar mı halledecek düşüncesindesiniz?
Bu hususta devlete bir şeyler söyleyelim, çünkü Kemalizm devlet tarafından dayatılmıştır ve devlet tarafından bu dayatma kaldırılacaktır.
Allah şahittir ki sizleri tahkir etmek için yazmıyorum. Ama unutmayın ki bu ülkenin akli selim Müslümanları hocalar arasındaki ölü gündemler üzerinden yaptıkları tartışmalardan, çekişmelerden bıkmış, bizar olmuş durumdalar. İstiyoruz ki İslam âlimleri layık oldukları izzet ve itibarı kazansınlar.(Mehmet Göktaş-Doğru Haber Gazetesi)
26 Haziran 2020 Cuma
ŞEYH SAİD'İN SON SÖZLERİ
28 Haziran 1928 günü saat 2.30 da idam sehpasına çıkartılan Şeyh Said'e "Son Saat gazetesi" muhabiri hatıra olsun diye bir defter uzatır ve Şeyh Said bu defter üzerine soğukkanlı bir şekilde Mekke Müşriklerince asılaın ilk şehid Hubeyb'ın sözlerini yazar:
"VELA UBALİ Bİ-SALBİ ALA CUZUİ'R-REDDİ
LEV KANE MASRAİ FİLLAHİ FİDDİN
"Eğer Allah ve din için kavga vermişsem
basit dallarda asılmaktan perva etmem
"Aşağıda ifade edilen şiir Şeyh Said'e atfedilir:"VELA UBALİ Bİ-SALBİ ALA CUZUİ'R-REDDİ
LEV KANE MASRAİ FİLLAHİ FİDDİN
"Eğer Allah ve din için kavga vermişsem
basit dallarda asılmaktan perva etmem
Devranın faciaları çeşit çeşit , türlü türlüdür.
Zamanın da sevindirici ve hüzün verici anları vardır.
Zaman için bazı kolaylaştırıcı teselliler vardır
Dine gelen zararın ise teselli edicisi yoktur.
Şeyh Said’i İslam davasının aziz bir şehidi olarak anlamayan ve Şeyh Said’le anlaşamayan ve onu kabullenemeyen bir Türkiye’nin İslam adına ileriye doğru atacağı bir tek adımı yoktur.
Mesela son yıllarda heveslendiği gibi ne zaman böyle bir şey yapmaya çalışsa, yani İslam adına ümmete ağabey olmak için emperyalizm tarafından çizilmiş ulusal sınırlarının dışına çıkmak istese; “Geri dön ve Şeyh Said’i anla ve anlaş, ondan sonra gel” diye derinlerden bir ses duyacaktır.
Şeyh Said’i anlamayan bir Türkiye ‘Küçük bir Türkiye’dir’, işin daha da kötüsü; ‘Küçülmeye devam edecek bir Türkiye’dir.
Unutmayalım ki tarih sahnesine çıktığından bu yana en izzetli ve şerefli günlerini Müslüman olduktan sonra yaşayan ve bunu bütün dünyaya kabullendiren Türkler, Kemalizm dayatmasıyla birlikte bu işin noktalanmasını istemişlerdir.
İddia ediyorum; İslam’la birlikte aziz olan ve tarih yazan Türkler, Kemalizm’le birlikte tarih sahnesinden silinip gidecek, olsa olsa Bulgarlar, Macarlar, Moldovlar ve kökeni Türk olan ama Müslüman olmayan uluslar gibi silik bir ulus olarak yaşayacaklardır.
Ve Kemalizm’in İslam’ın yerine geçmek üzere alternatif bir din olarak dayatıldığını en net bir şekilde anlayan ve buna karşı çıkan ve bu uğurda canını feda eden Şeyh Said hazretleri olmuştur.
Bugün hâlâ ona yapılan saldırılara cevap vermeyeceğim, özellikle ona “İngilizlerin adamı” iftirasını atanlara bir tek şey söyleyeceğim; Lütfen aynaya bakın, kim daha çok İngilizlere benziyor, kimin hayat tarzı İngilizlere benziyor?
Şimdi Kürtlere sesleniyorum, özellikle Şeyh Said’i inancından ve düşüncelerinden dolayı reddeden Marksist çevrelere, hdppkk yöneticilerine sesleniyorum. Şeyh Said’i anlamadığınız, kabullenmediğiniz sürece yapabileceğiniz hiç bir şey yoktur. Onun imanını ve düşüncelerini kavramadan ve kabullenmeden atabileceğiniz bir tek adım yoktur. Yapsanız yapsanız sadece emperyalistlerden kendinize efendi beğenmekle geçecek vaktiniz; Rusya olmadı Amerika olsun, yok Avrupa olsun, yok israil olsun... Tabi ki bu arada olan Kürdlere olacaktır, bugün olduğu gibi.
Şehadet yıldönümünde onu ve arkadaşlarını bir daha rahmetle yâd ediyorum.(Mehmet Göktaş-Doğru Haber Gazetesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)