NASİP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NASİP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2021 Salı

KAVRAMLAR

 Kader, Nasip, Kısmet ve Rızık nedir?

•Kader: Hayatının her alanında karşına çıkan Allah'ın belirlediği şaşmaz ölçü ve denge

•Nasip: Sana verilecek olan payın tamamı

•Kısmet: Nasibin parça parça belirli aralıklarla sana ikram edilmesi

•Rızık: Boğazından geçenlerin tamamı


14 Aralık 2020 Pazartesi

NASİP KONUSU

– Bazı kimseler: “Allah hidâyeti herkese nasip etmez” diyorlar. Hiçbir kimse Allah’tan ayrı değildir. Allah kimseye iltimas etmez. İş nasibe kalırsa, adaletsizlik olur. Nasip denilen şey var amma, bu iş için yok. Nasip, mezahir âlemi içindir; o âlemde nasip masip yok. Allah, dilediği kimselere değil, herkese ilân ediyor; (Kim bana bir karış gelirse, ben ona bir arşın giderim!) diyor. Allah yalan söylemez. O, istediğine “beri gel!”, istemediğine “öteye git!” demez. Herkesi davet ettikten sonra, artık nasibin yeri kalır mı? İnsanı Allah’a götürecek olan şey nasip değil aşktır. Aşk ne kadar çok olursa yol o kadar kısalır. Aşkı bir ışığa benzetelim. Bu ışık Toroslarda olsa, ondan istifade edebilir miyiz? Aşk, her şeyi muhît bir kudrettir, vücudu görülmeyen bir kudret. Onun kudreti, yine aşkla görülür. Aşkı olmayan insan aşkı bilemez. Aşk kudreti herkese verilmiştir. (Mürebbî) terbiyesi olmayan insanlar bu aşk kudretini, herhangi bir şeye veya bir eğlenceye sarfeder, yitirirler, sonra da “Allah bize nasip etmemiş” derler. Hâlbuki bize verilen bu aşk kudretini, o aşkın menbâını, hazinesini aramak için sarfedersek, aradığımızı mutlaka buluruz. O hazineyi bulup orada yok olmak en büyük devlettir. Bizi bu aşka ancak tefekkür götürür. Tefekkür bize âczimizi, hiçliğimizi öğretir. Düşünürüz: Ne kadar zengin veya âlim olsak, malımızın bir zerresini, veya ilmimizin bir harfini öbür dünyaya götürebilir miyiz? Hayır. Demek ki Allah’ın huzûruna gerek maddeten, gerek mânen çırılçıplak, yani âciz bir vaziyette çıkıyoruz. O halde nedir bu boş gururlarımız? Nedir ilmimize ve malımıza, mülkümüze bu kadar güvenip dayanmamız?

14 Nisan 2020 Salı

DERVİŞLERİN KISMETİ

Dervişler bir gün "canımız et istiyor" diye şeyhlerine müracaat ettiler.Şeyh efendi:"Filan pazar günü yersiniz" dedi.
O gün geldi.Bazı yol kesicilerin bir kafileyi yağmaladığı haberi geldi.Aradan bir saat geçince yol kesicilerinden birisi şeyh için bir sığır getirdi.
Şeyh, dervişlere:"Bu sığırı kesiniz,pişirip yiyiniz, yalnız başını bir kenara bırakınız" dedi.Az sonra biri daha geldi bir çuval buğday  getirdi.
Şeyh:"Buğdayı un yapın ekmek pişirin " dedi.
Dervişler söylenenleri yapınca Şeyh:"Haydi yiyiniz" dedi.Aralarında fukahadan bir cemaat vardı.Sofraya davet olundularsa da gelip yemediler.Şeyh dervişlerine:"Siz onlara aldırmayınız, yemeye bakınız, onlar haram yemezler"dedi.
Dervişler karınlarını doyurdu.Bu sırada bir adam endişeli olarak şeyhin huzuruna geldi ve :"Dervişlere bir sığır adamıştım, amma üzülerek söyliyeyim ki , yol kesiciler alıp götürdüler" dedi.
Şeyh:"Başını görsen tanırmısın?" dedi.ve adama kesilen sığırın başını gösterdiler.adam,onun adadığı sığırın başı olduğunu söyledi.
Az sonra bir adam daha geldi :Ey Şeyh , dervişlere bir yük buğday adamıştım, ama soyguncular alıp götürdüler" diye üzüntüsünü beyan etti.Şeyh:"Üzülme , senin adağın dervişlere ulaştı" dedi.
Bu vaziyeti gören fıkıhçılar, dervişlere uymadıklarına pişman oldular
(Şeyh efendinin ismi:Ebul Gays Cemil el-Yemeni'dir)