MEHMET ZAHİT KOTKU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEHMET ZAHİT KOTKU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2020 Pazartesi

CANLI SÖZLER


  • “Selâm sâdece iyi dilek ve temennîlerin sözle ifâde edilmesinden ibâret kuru bir görev değildir. Gerçekte selâm, yolda karşılaştığımız bir kardeşimizin ihtiyâcının var olup olmadığını, varsa bizimle giderilebilecek bir tarafının bulunup bulunmadığını, öğrenip elimizden geleni yaptıktan sonra yola devâm edip gitmektir.”
  • "Ben hikmeti sükûta koydum, hâlbuki insanlar onu çok konuşmada arıyorlar."
  • “İslam dini baştan sona hep edeptir.”
  • "İnsan, şehvet halinde korkunç bir deli gibidir. Gazab halinde yırtıcı bir canavar kesilir. Musibet halinde çocuk gibi korkak olur. Nimet halinde, Firavun misalidir. Aç kalırsa feryad ve figan basar. Tok olduğu zaman, boş sözler söyler."
  • “İnsana lazım olan gönüldür.”
  • "Azgın nefislerde her ne kadar ilim olsa da o kişi yine nefsinin esiri olmaktan kendini kurtaramaz. Onun için herkese ve bahusus her ilim sahibine tasavvuf şarttır.
  • “Dua tam bir ibadettir. Çünkü kişi kendisini tam manasıyla Allah u Teâla’ya bağlar, öylece istemeye başlar ve bilir ki Cenâb-ı Hakk her istediğini hem bilir hem kulun yalvarmasını işitir ve hem de ona icabet eder. Onun için Cenâb-ı Hakk'a ihtiyaç zamanlarında dua etmek caizse de asıl dua her zaman ve bilhassa rahatlık zamanlarında yapılan dualar(Zahit Kotku hazretleri)
  • BİRLİK VE BERABERLİK




  • Derken dereler, nehirler meydana gelir. Netîcede bunlar barajları doldurur. Enerji santrallerini işletir, arâziyi sular, şehirlerin elektriğini temin ederler. Bu nîmet sâyesinde insanlar rahata kavuşur, işleri kolaylaşır. Bu ne büyük bahtiyarlıktır. Bundan ibret almalı, birlik ve berâberliğimizi temine çalışmalıyız. Tek tek hareket edersek, hepimiz helâk oluruz. Ne kadar dindâr olursan ol, birlik ve berâberliği her işin üstünde tutmadıkça, herkes kendi başına buyruk hareket ettikçe bir yere varılmaz.”(Zahit kotku hazretleri)
  • 13 Kasım 2019 Çarşamba

    ABDÜLAZİZ BEKKİNE HAZRETLERİ

    İki nokta arasından bir doğru geçer. İkinci bir doğru geçmez. İnsan doğum ve ölüm arasında bu tek doğru üzerinde yürümelidir. Bu doğrunun adı Sırat-ı Müstakîm. Allah’ın Müslümanlara tarif ettiği tek doğru yoldur. Ve Müslümanların da ayrılmaması gerekli tek doğrudur.” Doğmakla ölmek arasındaki istikametimizi böyle açıklıyordu Abdülaziz Bekkine. Dosdoğru olmak, istikametten milim sapmamak… Bu yoldan sapmak çamura saplanmak, hedeften uzaklaşmak, yolda kalmak anlamına gelir. Bu iddialı cümleleri kurmak kolay gözükebilir. Zor olan bu cümleleri yaşamak, pratize etmek. Hem söylemek hem de yaşamak.

     İstanbul’un Zeyrek semtinde ufak bir mescitte imamlık yapıyordu. Mescit ufaktı ama mescidin imamının ilim ve irfanı ummanlar gibiydi. Sohbetine katılanlar, sözlerinin etkisiyle kendisine bağlanırlardı. Sohbet halkasında profesörler, sanatçılar, din adamları, siyasetçiler, bürokratlar yer alırdı. Küçük mescitte büyük dünyalar düşlenir, düşlerin sahiciliğinde olgunlaşılırdı.
    Sohbet halkasında yoğunluğu üniversiteli gençler oluşturuyordu
    Nakşibendî tarikatının Halidiye koluna bağlı Gümüşhânevi dergâhı şeyhi Abdülaziz Bekkine, 1895’de İstanbul-Mercan’da doğdu. Aslen bugün Tataristan’ın başkenti olan Kazanlı. Kazan’dan göç ederek İstanbul’a yerleşen tüccar Halis Efendi’nin oğlu. Küçük yaşlarda Arapça ve din dersleri alanında eğitim aldı. On beş yaşına geldiğinde ailesiyle tekrar Kazan’a göçtüler. İlerleyen zamanlarda Buhara’ya giderek âlimlerden dini ilimler okudu. Babasının ölümü sonrası İstanbul’a yeniden döndüler. Bir süre ticaretle uğraştı. Sonra Beyazıt Medresesi’ne devam etti. Bu dönemde arkadaşı Mehmed Zahit Kotku ile Gümüşhânevi dergâhına intisap ettiler. Tekirdağlı Şeyh Mustafa Feyzi Efendi’den icazet alarak irşada ve Râmuzu’l ehadis kitabından dersler yapmaya başladı. İstanbul’un çeşitli camilerinde imamlık yaptı. On üç yıl İstanbul-Zeyrek’teki Çivizâde Ümmü Gülsüm Camii’nde görev yaptı. Tekkelerin kapatılması sonrasında irşat görevine evinde devam etti. 1950 yılında ölümünden sonra irşad vazifesini ve cami imamlığını Mehmed Zahit Kotku sürdürdü. Bekkine’nin mezarı Edirnekapı'da, Sakızağacı Şehitliği’nde.

    Aynı zamanda şeyhin tekkesi Türk siyasi hayatında önemli yeri olan bir hareketin ilk nüvelerinin atıldığı yer olmuş. Milli Görüş lideri rahmetli Necmettin Erbakan, Bekkine’nin bağlılarından. Erbakan Hoca’nın Abdülaziz Bekkine Hazretleri’ne, ‘Müslümanların partisi ne zaman kurulacak?’ şeklindeki soruyu sorduğu zaman dilimi 1950’ler Türkiye’si. Sonraki akışa baktığımız zaman, bunun bir niyetten çok, belki ileriye yönelik bir ümit ve merakla alakalı olduğunu söyleyebiliriz.” Ayrıca şeyh efendi üniversite öğrencilerine üniversitelerde kalıp akademisyen olmalarını tavsiye ediyor. “Üniversitede kalın, hoca olun.” diyor.

    Ruhlarımızın önünde yürüyen o büyük varlığı kaybettim”
    Abdülaziz Bekkine’nin çok önemli bir müridi daha var: Nurettin Topçu… Topçu, Sorbon Üniversitesi’nde felsefe doktorası yapan ilk Türk’tür. Felsefe, mantık, sanat tarihi, sosyoloji, ahlak alanlarında eğitim almıştır. Ülkemize döndüğünde çeşitli liselerde felsefe hocalığı yapan, onlarca kitap yazan Topçu, kafasındaki sorulara, çelişkilere yanıt bulamaz. Teorik olarak birçok şeyi bilir ama pratik anlamda zihni itminana erememiştir. Uzun gelgitlerin sonucunda Abdulaziz Efendi ile tanışır. Onunla sohbetleri sonrasında zihin dünyasına yeniden yön verir. Şeyh Efendi’nin dizinin dibinde sükûneti yakalar. Hatta Bekkine’nin ölümü sonrası yaşadıklarını Taşralı kitabındaki ‘Yıldırımın Huzurunda’ bölümünde şöyle anlatır: "Ruhlarımızın önünde yürüyen o büyük varlığı kaybettim. Acılarım, zamanın ve kaderin kollarıyla kucaklanmayacak kadar engindi. Onun, bende şimdi muamma olan son bakışında melek masumluğu ile İlahî bir emir birleşmiş gibiydi. Hicap ile ihtarın bir bakışta böyle birleştiğini ömrümde görmemiştim. Peygamberane sakalının üstünde namutenâhiye kolayca dalan mavi gözler de kapandıktan sonra, sahipsiz kalmıştım. Sanki hakikat ve aşk âleminden atılmış da, gölgeler ve yoksul mücrimler dünyasına sığınmıştım."
    Zahirde bir cami imamı olarak görünen ama gönüller fatihi olan Hacı Aziz Efendi iki defa Hacca gitmiş. Ölümü ikinci Haccından sonra. Hac dönüşü hastalanıyor ve vefat ediyor. Zaten “Bu dünyaya kiracı gibi yerleş. Ev sahibi gibi yerleşirsen gitmesi zor olur.” diyerek bu dünyanın faniliğini, geçiciliğini vurgulamıştı. “Mü’minin nazarı öyledir ki, dünyadaki zevk ü sefaya bakar, arkasında Cehennemi görür. Meşakkat ve hizmete bakar, arkasında Cenneti görür. Yani mü’minin nazarı bu dünyaya takılmaz.” uyarısıyla, neye nazar etmek gerektiğini söylemiştir. “Dünyada her şeyin bir ölçüsü, tartısı vardır. Sevginin tartısı da fedakârlıktır. Fedakârlık yapmayanların sevgisine inanılmaz.” sözü de onundur.
    M. Orhan Okay, “Kazan Türklerinden Bir Veli” 

    • Şahsında fazilet, feragat, diğerkâmlık gibi erdemleri cem eden Abdülaziz Bekkine’ye binlerce rahmet… Sevgili Peygamberimize komşu olur inşallah.

    MEHMET ZAHİT KOTKU HAZRETLERİ


    Mehmet Zahit Kotku (k.s) Hazretlerini vefatının seneyi devriyesinde rahmetle ve saygıyla anıyoruz.(13 Kasım 1980).
    Mekanı sevenleriyle cennet olsun.
    İlmiyle amil muhlis Mürşidlerimizden Merhûm  Mehmed Zâhid Kotku Hazretlerinin Hadisi Şerif  derslerinde tutulan notlardan bir derleme:
      ● Az ye.
      ● Az uyu.
      ● Az konuş.
      ● Cömert ol.
      ● Nefsine muhâlefet et.
      ● Tevâzu'lu, alçak gönüllü ol.
      ● Güler yüzlü ol.
      ● Dedikoduya karışma.
      ● Tefekkürü unutma.
      ● Mümkün olduğu kadar kimseden bir şey isteme.
      ● Kat'iyyen kimseyle münâkaşa etme.
      ● Kimsenin aybını görme ve araştırma.
      ● Halka fazla meyletme.
      ● Kim bir şey isterse vermeğe çalış.
      ● Tembellik etme.
      ● Zamanını boşa geçirme.
      ● Gaflet yerlerine hiç uğrama.
      ● Peygamber sav'in sünnetine tam sarıl.
      ● Kardeşlerine itirâz etme, peki demeyi öğren.
      ● Ruhsatlarla değil, azîmetle amel et.
      ● Muhakkak her gün Kur’ân-ı Kerîm’den bir bölüm oku.
      ● Dersini her gün muntazam yap.
      ● Tam edepli ol.
      ● Sabır dinin yarısıdır; unutma.
      ● Mekrûhlardan mutlaka kaç.
      ● Şek ve şüpheden uzak ol, sıdk ehli ol.
      ● Öleceğini bilsen yalan söyleme.
      ● İzinsiz başkasının evine veya odasına girme.
      ● Aceleci olma.
      ● Asabî olma.
      ● Sûizannı bırak.
      ● Hırsı bırak.
      ● Her şeyin sonunu tevekkül ile bekle, Kadere her zaman teslîm ve râzı ol.
      ● Müslümana karşı aman buğzetme.
      ● Benlik taşıma.
    Eller yahşî, ben yaman;
    eller buğday ben saman de ve öyle de ol.
      ● Nefsini dâimâ zemmet/kötüle.
      ● Duâ ederken kardeşlerini unutma.
      ● Uyuyan kardeşinin uykusunu hayırlı bil.
      ● Şeytâna fırsat verme; uyanık ol.
      ● Nefsine  fırsat verme; kontrol et.
      ● Dilini zikrullahda dâim eyle.
      ● Evinden dışarı çıkınca *nazar ber kadem*eyle/ayak uçlarına bakarak yürü.
      ● Sadakayı unutma.
      ● Erken yat erken kalk.
      ● Akâid ve fıkıh öğren.
      ● Hadisleri öğren ve onlarla amel et/en az kırk tane.
      ● İlminle âmil ol/bildiklerini uygula.
      ● Devamlı istiğfâr ehli ol.
      ● Kimden bir nasîhat duysan, kendi ayıplarını düşün.
      ● İbâdetleri beğenmezlik etme.
      ● Haktan uzaklaştıracak kötü arkadaşın bulunmasın; varsa terk et!
      ● Âsî kimselerin yüzüne bakma ki, basîret gözün kapanır.
      ● Sabah akşam murâkabeyi/iç kontrolü elden bırakma.
      ● Kibir ve ucubu/amellerini beğenmeyi terk et.
      ● Namazın vaktinden evvel abdest al, ezan okunmadan câmide bulunmağa çalış.
      ● Allah’ı ve ölümü aklından çıkarma.
      ● Yaptığın iyilikleri ve sana yapılan kötülükleri unut!”
    Kotku hazretlerinden etkilenen siyasilerimizin başında rahmetli Turgut Özal ve rahmetli Erbakan hocamız gelmektedir.