5 Şubat 2019 Salı

DEVENİN İĞNE DELİĞİNDEN GEÇMESİ

Araf suresi  7/40 AYETİ "Bizim ayetlerimizi tekzip eden ve onlardan istikbar edenlere semanın kapıları açılmaz ve deve iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremezler" buyrulmuştur.Bizim fiziksel ölçülere göre deve iğne deliğinden geçmez.bu aklı muhaldır.Akla muhal bir ifadeyi Hak Teala niçin kullanmıştır.Akla muhal sayısız hakikatlar vardır ki gaybe ait hususlardır.Seyrettiğimiz çizgi filminde,hayalet halindeki filmin kahramanı,bir kapı deliğinden incelenerek ip şeklinde geçer ve bu ip diğer tarafta tekrar toplanarak eski haline gelir.Hak Teala muhali akliye kadirdir.Sadece "ol" demesi yeterlidir.Tayy zaman,tayyi mekan olmak akla muhaldir.Dünyayı değişmiş olanların yaşaması ve tasarrufatı akla muhaldir.Ancak biz ,semada açılan kapının hangi yere açıldığını ve bu yerde mevcut olanları bu akılla idrak etmemiz mümkün olmadığı için akla aykırıdır demekte ve inkar içinde olmaktayız.Allah/melek/ahiret/cennet ve cehennem his gözlerimizin idraki dışındadır.Bir kapı açılmadıkça bu hislere zebunuz.Ancak Peygamber mucizeleri,evliyaullah kerametleri kapının arkasında başka bir varlığın olduğunu anlatmak için husule gelmiştir.İman kapısı olmadan dünya hapishanesinden kurtuluş mümkün değildir.

BEN VE BİZ SÖZLERİ

Kim, mürşid-i kamil kapısında "ben"ve "biz" sözleri söylerse kapıdan reddedilmiş olur.Yani o kapıda zevk alamaz.Nefsaniyet mertebelerinde olanlar "Ben","Biz" kelimelerini kullanırlar.Mevlevi tarikatında "ben"yerine "fakir",ve "sen" yerine "nazarın" tabirini kullanırlar.
Şirk iki nevidir:Birisi celi,diğeri hafidir.irki celi(aşikar şirk)iman etmekle giderilir.Şirki hafi'den ise tarik-ı evliyaya süluk ile zail olur.Ehli imanın şirki hususunda Efendimiz buyurmuşlardır ki:"Benim ümmetimde şirk, musaffa bir mahal üzerindeki karıncanın yürümesinden daha gizlidir".Bu şirk amel cennetine girmeye mani değildir fakat cenneti zata girmeye manidir.

NAMUSSUZLAR

..... ilçe maydanında İnönü'nün heykeli altında şu söz vardır:"Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur. "
İnönü Osmanlının yetiştirdiği bir asker olup devlet adına masaya oturmuş önemli bir şahsiyettir.Niçin "Erdemliler,erdemsizler kadar" dememiştir de "Namussuzlar" kelimesini kullanmıştır.Namussuz her gurubun içinede olabilir.Solcunun yahut sağcının namussuzu olabilir.Önem verilmesi gereken solculuğu yahut sağcılığı değil namuslu olmasıdır.Bu nedenle İsmet İnönü bu kavramı kullanmıştır.Ancak,sağcılık yahut solculuk ön plana çıkartılmış,namuslu olmak dikkatten kaçırılmıştır.Öne çıkartılan bu kavramlar bugün öyle noktaya gelmiş ki hırsızlığı sabit bir Belediye başkanı bizim partimizin adamıdır,deşifre edersek parti zarar görür düşüncesiyle susma tercih edilmiştir.Bu toplumsal erezyondur.Suskun kalanlar bugün "Aman fitne olmasın diye sükutu tercih etseler de bu tercihin altında şahsi korku yatmaktadır.Ama yeri gelince "Hakikat karşısında susan dilsiz şeytandır" hadisini nedense unuturlar.Memnun edilecek yegane gücün Hak Teala olduğunu acaba kaç kişi kabullenmiştir.Bu nedenle cesur namuslu pek azdır.

4 Şubat 2019 Pazartesi

MEKRİ İLAHİ KADEMELERİ

Mekri İlahi için ilahi bir tuzak açıklamasını yapabiliriz.Bu tuzaklar insanın konumuna göre farklılık arz eder:
Mekri ilahi avam hakkında günah işleyen ve küfür içinde olanlara bol bol dünya nimeti vermektir.Kafirler zengin,müslümanlar fakir görüntüsünü verir.Hakk'ı düşünmeyen, dünyaya dalıp nefsinin peşinde olanlara verilmiş dünyevi imkanlar o kişilere kurulu ilahi tuzaklardır.
Mekri ilahi salik hakkında( sui edep ile beraber hal sahibi olduğunu göstermektir.Kamil hale gelmemiş arif için ise mekri ilahi Hakk'ın emri olmaksızın keramet göstermek ile meşguliyettir.Kamil hakkındaki mekri ilahi ise tecelliyata muhatap olduktan sonra burada durmak ilerisini istemeyerek  rahmeti hafiyye olan tecelliyatı gazabiyye hududuna kadar tecelli vukuudur.Bu nedenle 
 Avama ,nimetle mağrur olmayıp nefsini hesaba çekmek ve kötü işleri işlemekten vazgeçmek lazımdır.Süluk yoluna girene de kendi haline mağrur olmayıp edebi muhafaza eylemek lazımdır.Arife dahi harikulade şeyler gösterme kudretine karşı şükür vacib olduğunu  ve bu şükrün yerine getirilmemesi halinde yüksek mertebeden alçak mertebeye düşeceğini mülahaza etmek lazımdır.Kamil e de ulum ve müşahede her an teceddüd etmek için himmetini ali tutmak ve tecelliyata kani olmamak ve "Daha var mı?" narasını vurmaktır.Hakka seyrin sonu vardır derler fakat Hakk'da seyrin sonu yoktur derler.Kamil bir makamda kalmayı istememeli daima yeni tecellilere mazhar olmak için himmetini yüksek tutmalıdır.
Hz.Pir Mevlana efendimiz şöyle buyurmuştur:"Ey himmeti yüksek ve kadri ali olan salikim.Sülukunu tamam edinceye kadar senin için fukaralık iyidir.Zira henüz terbiye edilmemiş nefsin ,aleti heva ve hevasat olan serveti bulamaz.Eğer servetin dahi varsa hastalık dahi iyidir.Çünkü vücudunda kudret olmadığı için yine heva ve hevasat-ı nefsaniyyeyi icraya muktedir olamazsın.Eğer servetin ve sıhhatin yerinde olursa , bu mekri ilahi muhakkak surette senin nefsine güzel bir tuzak kurmuş olur.

İNSANI KAMİL'E OLAN KÖTÜ ZAN,HAKK'AKÖTÜ ZAN OLUR

İnsanı Kamil  bilcümle sıfat ve esmai ilahiyyenin mazharı olan halife-i Hakk ' dır nasılki Bir vilayetin valisi,Devlet başkanını o yerde temsil eden en büyük mülki amir olduğundan bir anlamda vali'de devlet başkanı gibidir.İnsanı Kamil'e beslenen sui zan, Hakk'a sui zan olur.Featih suresi 48/6 ayetinde:"Allah'a kötü zannı zannedici olan münafık erkeklere ve münafık kadınlara ve müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara ,Allah Teala azap eder"
Ey Salik! İnsanı Kamil senin nefsinin kötü hallerine karşı bir şey söylemeksizin zahiren sana güler ve iltifat ederse sakın aldanma ve seni beğendiği için iltifat ettiğini zannetme;kendi batınına ve sıfatına nazar et.
Dünyanın malı , Hakk'ın tebessümleri oldu; bizi sarhoş ve mağrur ve pejmürde etti.Mekri ilahi öyle bir şeydir ki;Kul sahip olduğu dünya nimetini kendi kazancı ,kendi kabiliyetinin bir sonucu sanır ve bu düşünceye mağlub olur.Dünya malı bir tebessüm gibi gelir.Kasap,keseceği koyuna bol bol yem verir.

AYNA HALİNE GELEN ZATLAR

İnsanı Kamiller, ayna haline gelmişlerdir.Bir kaç manada bu husus düşünülmelidir.Bir manada, aynanın karşısına gelen nesne aynada gözükür.İnsanı Kamil huzuruna varan bir ferdin, batınındaki ahval,insanı kamilin kalbine yansır.Bu nedenle batın ahvalimizi insani kamil bilir.Ancak Hak Teala'nın ahlakını taşıyan bu zatlar,bizim içimizdeki olumsuzlukları(nefsani hallerimizi) bizim yüzümüze söylemezler.Ayna meselesinin bir diğer ciheti,hariçteki ışığı ayna yansıtır.Bu nedenle insanı Kamil Hak teala'nın nurunu cezbe istidatlı olduğundan o nuru bizlere aksettirir.Bu nedenle onlara vaktin peygamberi de denilebilir.Zira , bu vakte göre konuşurlar.Keza Allah adamına bahş edilen atayı ilahiyyeyi insanlara infak eder.Bu nedenle bir mürşide intisap eden bir müridin başlangıçta bir takım manevi hususlarda lütfa mazhar olması, o müridin kendinden değildir.Mürşid'den ona olan yansımalardır.Bu nedenle,mürid,kendindeki manevi hali kendinden bilirse, nefsin oyununa gelmiş olur.Hz.Mevlana Efendimiz bu hususu açıklamak için Mesnevi-i şerifte Aslan/Kurt/Tilki 'den oluşan bir cemaatın avlanma hikayesini anlatır..Aslan Kurt ve Tilki birlikte bir cemaat olup avlanmaya karar vermişler ve Yaban eşeği,dağ keçisi ve tavşan avlamışlar.Arslan bu avların paylaştırılması hususunda kurt'a teklif yapınca kurt içinden geçen duruma göre paylaşım teklif etmiştir.En büyük av Arslan'ın,orta boydaki keçi kendisinin enküçük tavşan ise tilki'nin diyerek.Aslan hiddetlenir ve bir pençe atarak kurdun başını kopartır.Sonra aynı teklifi Tilki'ye yapar.Tilki derki Yaban eşeği Efendimizin sabah yemeği,Dağ keçisi öğle yemeği,Tavşan'da kuşluk atıştırmasıdır deyince Aslan bu paylaşımdan memnun kalarak :Ey Tilki bu adil paylaşımı sen nereden öğrendin? diye sorunca yerde yatan kurdun cesedini göstererek bundan demiş.Arslan bu paylaşımdan memnun kalarak Madem sen bizim için bu paylaşımı yaptın bunların üçünü de sana bağışlıyorum demiştir.
Buradaki Arslan,Mürşidi Kamili temsil eder.Kurt,nefsaniyetin hakim olduğu müridi temsil eder.Tilki ise nefsaniyetinden arınmış müridi temsil eder.Arslan'ın diğer hayvanatla birlikte olması ise Mürşid-i Kamilin'in her türlü insanın terbiyesi ile meşgul olmasını gösterir.Ava çıkmak ise bu terbiye meşguliyetidir,birlikteliğidir.Avlanan avlar ise ilahi füyuzattır.Kurt sanır ki bu ilahi füyuzatlara ulaşmakta kendi payı vardır.Halbu ki mürşitten kendisine aksetmiştir.Bu nedenle kurt varlık idida eder,bu da benimdir der.Bende oldum der.Bir dergaha bir müddet  devam ettikten sonra ,kendisine lütfedilen ilahi nimetleri kendin bilip "Ben şeyhimi geçtim.Bende şeyh oldum" diyerek ayrı bir dükkan açan insanın haline benzer.Halbu ki dergahtan ayrılan bu insan bir müddet sonra kurumaya başlar.Dal bedene bitişik iken yeşil ve teravetlidir.Bedenden ayrılınca bir müddet yeşilliği devam eder sonra da kuruma emareleri gözükür.Bu manevi yolun tehlikelerinden dir.Zahirde de görülür ki Padişaha karşı bayrak açıp varlık  ifade eden isyancı olarak addedilip öldürülür.

3 Şubat 2019 Pazar

MÜRİD,İNSANI KAMİL'E YÜKTÜR

Hakka' vasıl olmuş insanı Kamil'e ,müridin terbiyesi için ciheti halkıyyete teveccüh ve onlarla meşgul olmakta zahmet vardır.Fakat "Cemaat rahmettir" hadisi şerifi mucibince onlara yoldaş olur.Çünkü ,peygamberlik mesleğinde her türlü insanla hemhal olmak vardır.Hadid suresi 57/7 ayetinde "Allah Teala'nın sizi müstahlef kıldığı şeyden infak ediniz" emri gereğince İnsanı Kamil insanlara kendi kazancından infak etmektedir."Şavir-hüm-Onlarla müşavere et"emri gereğince Peygamber insanlarla müşavere eder.Hakikatta insanı Kamilin alemde benzeri yoktur.

İNSANIN HARAB OLMASI "BEN" VE "BİZ"LİKDEN DİR.

Bu iki ifade vücudu ve varlığı ifade eder.Halbuki "Ben" ve "Biz" tabirine sıkı sıkı yapışanlar Hakk'ın varlığı yanında kendi varlıklarını da kabul ederler.Bu tıpkı "Buz"un,suya karşı varlık iddia etmesidir.Halbuki buzun aslı sudur.Suyun yanında buzun bir manası yoktur.Bütün bu alemdeki cidal ve çekişme  ve neticesinde haraplık hep bu iki varlık ve iki görüşten doğar.

TARİKAT EHLİ GİZLİ DÜŞMANI BİLİR

Gizli düşman nefsi hayvaniyyedir ve nefis isteklerinde inatçıdır.Israrcıdır.Onun için ehli tarik, nefsin havatırını kuvvet ve ısrarından bilir.Havatırı şeytaniyye zayıftır ve kuvvet ve ısrarı yoktur.Nefsin ısrar ve kuvvetini mürşidi Kamilin terbiyesi keser.Hasan Hüda hazretlerimiz 90 lı yıllarda İskenderun'daki Mevlana dergahına geldiğinde kısa sohbeti içinde bahsetmişti.İnsan bedeninde nefsin yedi kötü huyunu temsil eden yılanlar mevcuttur.Mürşit bu yılanların kuyruğuna beline ve başına kılıç ile vurur ama kılıç yarım kesmiştir.Bu nedenle yılan hareket edip seni tesir altında bırakamaz.Eğer sen çalışmayıp,gayret ve hizmet içinde olmazsan bu yaralar zamanla iyileşir ve sana yapacağı zararı verir.Eğer sen gayret edersen,o yarım kesilmiş yerlerin yarası kapanmaz ve sana zarar veremez".
Mürşidi Kamile mülaki olduğun vakit sakın ha ona itiraz etme.her emrine teslim ol.O zatı şerif ilmi ledün de Hızır (a.s)'a benzer .Musa (a.s) bir peygamber iken bile cenabı Hızır'ın hükmü altında hareket etmiştir.Sen de öyle yap.Hızır'a mensub olan işe nifaksız sabr et, ta ki Hızır,git bu firaktır(ayrılıktır) demesin."HAZA FİRAGUN BEYNİ VE BEYNEKE"(Kehf 18/78 "İşte bu seninle benim aramızın ayrılmasıdır".
Eğer gemiyi delerse , sen söyleme.Eğer çi bir çocuğu öldürürse , sen saç yolma.Hakk mademki onun elini kendi eli tabir etti, nihayet (YEDUULLAHİ FEVGA EYDİHİM)(Fetih 48/10) Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir.
Bu mertebeye kurbu feraiz denir.Bu mertebeye Peygamber (sav) efendimizin ümmetinden kamil olanlar varistirler.Binanaleyh mürşidi Kamilin eli yed-i Hak'dır.
Bu yolyui nadiren kendi başlarına kat edenlere pirlerin eli gaibden erişmiştir.Pirlerin ruhaniyeti terbiyeetmiştir.Ebul Hasan Harakani hazretlerigibi.Bunlara atasavvuf ıstılahında "Üveysi meşrep" tabir olunur.

KADINLAR İLE MÜŞAVERE EDİNİZ VE ONLARA MUHALEFET EDİNİZ" HADİSİ

Bu hadisi şerifi derin manası ile anlamak gerekir.Nefsinin peşinde koşmak kadınlıktır.Noksanlıktır.Meğer ki erkek olsa bile.Erkekler  nefislerinin temayüllerin peşinde onları gerçekleştirmek derdi içinde olurlarsa surette erkek olsalar da sirette kadın hükmüne girerler.Binanamleyh kadınla rile müşavere edip onlara muhalefet etmek , hakikatta sıfatı nefsaniyyeye muhalefet demek olur.Bu nedenle hadisi şerifteki kadından murad,nefsi hayvaniyyedir.
Hefsin hazlarına müsade şeriat dairesindedir.Çünkü bu hazlar (yemek,içmek,uyumak,nikah) vücudu unsurinin kesafetine  ve letafeti ruhaniyyeden mahrumiyete sebeb olur.Bu nedenle Hz.Mevlana arzu ile az dost ol; yani nefsin arzularını zaruret miktarından fazla verme buyururlarTariki Hak yolunda olanların,şeriatın mübahlarına dalmaları caiz değildir.
Bu dünyada hevayı kıran ancak mürşidi kamillerdir.Mürşidi kamilin gölgesi,terbiye ve himayesi kadar tesirli başka bir şey yoktur.Bu nedenle Hz.Peygamber:"Madem ki her bir kimse bir nevi taatla Hakk'a yakınlaşma isterler, sen akılin ve bende-i hassın sohbeti ile takarrub iste,ta ki onlardan hepsinden ileriye ayak basasın, diye vasiyet bulurmuştur.Bu hadisi şerifin metni şöyledir:"Ya Ali ! vaktaki insanlar yaratıcılarına çeşitli iyiliklerle (enva-ı birr) takarrub ederler.Sen Rabbine enva-ı akl ile takarrub et.dünyada insanlar indinde ve ahirette Allah Teala indinde derece ve yakınlıkta onları geçesin.
Hakk'a vasıl ve hakikatı zevkan ve halen müdrik olan bir akılın himayesine girmek gerekir ki görünmeyen şaytanlardan hiçbirisi seni yolundan çevirmesin.
Güneş dünyada cümle mevcudatı nasıl ısıtmakta ve ışıtmakta ise Hak teala, insanı kamil-i sureti müteayinesine nikab yapmıştır.İnsanı Kamil' i Hakk'dan ayrı görme.Efendimiz (sav) ve onların varislerinin lisanı şerifleri lisan-ı Hakk'dır, kelamı da kelam-ı Hakk'dır.doğruyu en iyi bilen de Hakk'dır.
Bu nedenle Hz.Pir Mevlana efendimiz divn-ı Kebir de buyurmuştur:
"Bu heykel'i adem nikabdır; biz bütün secdelerin kıblesiyiz"

RAHİPDEN NEŞET EDEN HARİKULADE ŞEYLER

Marufu Kerhi hazretlerinin çağında bir rahip yaşamıştı.Bu rahipden o kadar olağan dışı şeyler zuhur etmekte idi ki müslümanlar arasında bir dedi kodu yürüdü:"Bu rahibe zahir olan olağan üstü şeyler bizim evliyamızın ahvaline mümasildir.Halbu ki bu şahıs müslüm değildir.bundaki hikmet nedir?Ulema-i zahire bu insanlara müspet bir cevap verememişti.Sonra bu insanlar Hz.Maruf-u Kerhi'ye müracaat ederek durumu anlattıklarından hazret yerinden kalkıp bu rahibin bulunduğu yere geldi.Rahibe selam verip derhal müslüman olmasını teklif etmiş.Rahip olmam demiş.Hz.Maruf :"Niçin olmazsın?"buyurmuşlar..Rahip:"Zira bu kadar zamandır bağlı olduğum bir dini değiştirmeyi nefsim kerih görür" demiş.Hz.Maruf:"Sen bu havarıka(olağanüstü şeylere)ne ile nail oldun?" diye sormuş.Rahip:"Riyazat sebebiyle"demiş.Hz.Maruf:"Bu riyazatı nefsin kerih görmemiş mi idi?"diye sormuş.Rahip,"Evet kerih gördü, fakat ben onun kerahetine bakmayıp riyazatı ihtiyar ettim.!  demiş.Hz.Maruf cevaben:"Demek ki nefsinin kerih gördüğü şeyi icrada isabet var imiş; eğer mesleğinin eri isen nefsinin kerih gördüğü İ slamiyeti kabul etmen icab eder, demiş ve rahip  bir hayli düşündükten sonra İslamiyeti kabul etmiştir.

KAMİL MÜRŞİDLER PEYGAMBER TEMSİLCİLERİDİR

kur'an'ın ayetlerinin an bean yeryüzünde yaşandığı ifade edilmişti.Tüm ayetler yaşanmaktadır.Peygamberlerini inkar edip yalanlayanların,onlara eziyet edenlerin ahvalini ve akibetlerini Kur'an söyler.Bu günde Kamil mürşidleri tekzip edip.yalanlayanlar da aynı akibete düçardırlar."KUL SİYRU FİL ARDI FENZURU KEYFE KANE AKIBETÜL KAZİBİN"(Ey Peygamberim !Ümmetine deki,arzı geziniz,enbiyayı tekzip edenlerin akibetinin nasıl olduğunu görünüz ".Peygamberlerini yalanlayan şehir halklarından kalan kalıntılar ve o şehrin hafriyatında onların kemikleri ve kılları çıkar.

İNSAN ŞEYTANLARI

Görünen ve görünmeyen şeytanlar vardır.Hakk yoluna giren kimseleri daima bu yoldan çevirmek için çabalarlar.İnsan şeytanlarının da çeşitleri vardır.Bir kısmı ehli hakikatı inkar eden zahir ulemasıdır ki bunlar kendi kısa görüşleriyle tarikatı  ve evliyaullahın maarifini şeriata muhalif görürler.Ve bir kısmı da ehli tarikat kisvesine bürünen zındıklardır ki,bunlarda müminleri tarikat namına şeriattan uzaklaştırırlar.Ve bir kısmı da din ile alakaları olmayan ahmaklardır ki, bunlar şeriat ve tarikatın hurafe olduğunu iddia edip insanları hayvaniyet sahasına davet ederler.Ve görünmeyen şeytanlar ise "YÜVESVİSÜ Fİ SUDURİ'NNAS"(insanların sadırlarına vesvese sokar) olanlardır ki sıfatı nefsaniyyeyi tahrik eden İblis'dir.

KAMİL'İN VASIFLARI

Hz.Pir Mevlana efendimiz Pir'in vasıflarını bizlerin bilmesi için mesnev-i şerif'te açıklarlar.O zat vaktin yegane ferdidir.Kalbi hakikatı Muhammediye üzerine olup,ezelden görevlendirilmiştir.O, vaktin geçmesi ile,(ihtiyarlamakile) "pir" vasfını kazanmaz.
Hz.Mevlana efendimiz,kendi vaktinin pir'inin kendi olduğunu Divan-ı Kebir'de şöyle mutk etmiştir:
"Açtılar kenzi füyuzu olunuz hil'at -puş
Mustafa geldi yine , cümleniz iman ediniz"
Efendimiz sav, nasıl nübüvvetle görevli olarak dünya hayatına gelip insanların ona iman etmesi emredilmiş se sahibi zaman olan şahsın hüviyetinde sürekli dünyaya gelmektedir.Bu nedenle bu vakitte yaşayan insanların o sahibi zaman'ı bulması ve ona tabi olarak iman etmesi gereklidir.Çünkü noksan olan insanlar gece karanlığı gibidir.Pir, o karanlık gecede gökte parlayan ay'a benzer.İnsanlığı aydınlatır.
Hz.Pir Mevlana efendimiz kendisiyle alakalı şunları nutk eder:
"İlahi, benim aşkım ayanı sabite mertebesinden beri kemalinde idi.Ne arz vardı, ne de eflak var idi.Benim talebimi işitir idin.Ne bir güneş var idi.ne de bir ay.Ne bir baş ne de bir külah var idi ki, sen beni aşkın için seçilmişler içinden seçtin."
Seyrü süluk seferi Pir'siz afet , korku,tehlikeler ile doludur.İnsan,ilk defa gittiği bir yolu bir kaç defa gitmedikçe layıkıyla belliyemez.Hiç görmediği bir yolda nasıl şaşırmaz ki.

2 Şubat 2019 Cumartesi

KUTBUL AKTAB'IN HALİ

Kutbul Aktab saidi ve şakiyi bu dünyada bilir.;Kutbul aktab kendi seyrini tamam ettikten ve fenadan sonra , bakaya vasıl olduktan sonra ayanı sabiteyi müşahede eder ve ayanı sabite ona münkeşif olur.Binanaleyh olacak olan her şey ona münkeşif olur.Ancak kutbul Aktab Hakk'ın emini olduğu için bu keşifleri ifşa etmez.Cihan aslında bir zatı şeriften ibarettir.Bütün füyuzatı ilahiyye bu zatın kalbi şerifinden diğer insanlara dağılır.Ekmek parçalanmadıkça vücuda kuvvet vermez.Üzüm sıkılmadıkça şarap haline gelemez.Bu nedenle salikin aklı mürşidi kamil tarafından riyazet ve mücahede ile kırılmadıkça manevi kuvvet hasıl olmaz.ve salkım gibi olan vücudundan aşkı ilahi şarabı çıkmaz

İNSANLARDAKİ FİKİR FARKLILIKLARI

ARAP ALFABESİNDEKİ "YA" HARFİNDEN "ELİF " HARFİNE KADAR HARFLER ÇEŞİT ÇEŞİTTİR.KEZA BU HARFLERİN MAHREÇLERİ DE FARKLI FARKLIDIR.TÜM HARFLER "ELİF "harfinden türer.Düz bir çizgi olan elif harfi de aslında noktaların bitişmesinden olmuşur.harfler tek başına bir mana ifade etmezse de(hurufu mukatta'a hariç) bir diğer harfle birleşerek kelime meydana getirip bir mana ifade ederler.Bu manalar da değişir.Aslında tüm harflerin aynı noktadan türedikleri için aynı bir iken  muhtelif şekillerde manalar değişir alemi surette her mevcut nesne, cümlesi sıfat ve esmai ilahiyyenin mazharıdır.Bu esma ve sıfatların  tecellisindeki zıtlıklar nedeniyle alemi halkta ihtilaf daimidir.Ayeti kerime "Onlar ihtilafa düşmeye devam ederler"(Hud 11/118) buyrulur. Bu sebebden beşerin kimisi mümin, kimisi kafir, kimisi salih kimisi fasık olup muhtelif şanlarda zahir olurlar.
Mevlana Cami bir rubaisinde:"Hurufun aynları suretlerde muhteliftirdirler, fakat hepsi elif'in zatında mü'teliftirler.Taayyün cihetinden hepsi birbirinin gayridirler; ve hakikat cihetinden hepsi elif'in aynıdır"
Hz.Pir Mevlana efendimiz "Vaktaki renksizlik rengin esiri oldu bir Musa ile bir Musa centde oldu","Vakta ki bi-renkliliğe erişesin ki , onu tuttun idi, Musa ve Firavun sulh tutarlar.

1 Şubat 2019 Cuma

FİKİRLER

Fikirler iki kısımdır.Birisi Hakk'a ulaştıran fikirler, diğeri ise Hakk'dan uzaklaştıran fikirlerdir.Hangi fikrin faydalı, hangisinin zararlı olduğunu ayırdetmek önemlidir.Bu nedenle bir mürşid önünde terbiye ve terakki etmek gerekir ki zararlı fikirlerden kurtulalım.

31 Ocak 2019 Perşembe

AŞIK ADAM HER NE SÖYLERSE

Aşık adam her ne söyler se , aşk mahallesinde onun ağzından aşk kokusu sıçrar.Zahiri lafızlar altında maşuku hakikiye ait türlü manalar vardır.Aşık eğer fıkıh söylerse fakr gelir ve eğer küfür söylerse din kokusu tutar,ondan şüphe sözünden yakin kokusu gelir.Hak teala insanı kamilin dilinden konuşur.Allah aşıklarının sözleri zahirde eğri görünür.Fakat zahiri olan doğru kelamları süsler.Hafız Şirazi buyurmuştur:"Babam cennet bahçesini iki buğdaya sattı; eğer ben bir arpaya satmazsam hayırsız evlat olayım"

ZAHİR İLİM SAHİBİNİN İKNANIN ZORLUĞU

Ebu Hasan eş-Şazeli hazretleri buyurmuştur:"Kamil o kimse değildir ki ,avamdan bin kişi Hakk yoluna getire; belki kamil o kimsedir ki,ulema-i zahireden birisini yüz yılda tarik-ı hakk'a çevire."

ENANİYET VE VARLIK CEHENNEMİNDEN KURTULMAK

Bir ustanın hüneri ve marifeti ne ise, ona hizmeteden çıkarklar da o hüneri ve marifeti öğrenirler.Xİnsanı Kamilin yegane hüneri ise tarik-i Hak da mahv ve fena olduğu için ona hizmet eden salikler de bunu öğrenirler ve kendilerini enaniyet ve varlık cehenneminden kurtarırlar.Zira zahiri ilimler,şeri ilimler ölüm günü insana faide vermez; zira hepsi ilmi kaldir, ilm-i hal değildir;ilm-i hal ancak fakru fenadır ve mevhum olan enaniyeti terktir.Ahiretin zahiresi de (yiyeceği de, sermayesi de)  ancak bu ilmi fakr dır.Eğer ilmi şeriatı , tarık-ı Hak da fani olmak  ve kendi varlığını terk etmeğe alet olmak için okursa , faide verir; eğer bana alim desinler ve herkes beni parmağı ile göstersinler, bana hürmet edip banayüksek makamlar versinler kasdıyla okursa , ahirette başına bela olur vesselam.

AŞIKLARDAN ÇIKAN KELAMLAR

Hz.Süleyman zamanında mescid-i süleymanın kubbesinde yuva yapmış bir çift kırlangıcın erkeği dişisine;"Emr et , şu kubbeyi Süleyman'ın başına yıkayım" der.Hayvanatın lisanına vakı1f olan Hz.Süleyman bu sözü işitince kırlangıcı huzuruna celb edip sorar:"Söylediğin söz nedir?"diye sorar.Hayvan cevaben der ki:"Ya nebiyyallah, o dişi kuşun aşıkıyım ve benim sözüm lisan-ı aşktır; beni mazur gör".Hz.Süleyman bu cevaba tebessüm eder.

LİDERİN AVANESİNE TE'SİRİ

Bir havuz içinde bulunan su,havuza bağlı musluklardan dışarıya dökülür.Musluktan akan,havuzun suyudur.Bu nedenle bir liderin  etrafında bulunun insanların ahlakı liderin ahlakı ile aynı olur.Teba, tabi olduğu kişinin ahlakını yansıtır.
"Allah'ın ahlakı ile ahlaklanınız" hadisi şerifi gereğince Allah adamlarında Hakk Teala'nın ahlakı tecelli eder.Bir kamil Veli'ye tabi olup hizmet eden kimse de de o ahlaklar baş gösterir.
Hadisi şerifte buyrulmuştur:Kalb padişahtır, padişah salih olduğu vakit , onun cünudu da(orduları da)salih olur.ve fasid olduğu vakit , onun cünudu da fasid olur".

AVCININ KUŞ GÖLGESİNİ TUTMASI

Mahlukattan bir şeye aşık olan kimse,havada uçan kuşun , yere düşen gölgesini tutan avcıyabenzer, o gölge avcıya serame olur mu?Ahmak adam , ağaç üstünde duran bir kuşun yerdeki gölgesini sıkı sıkı tutmuştur.İşte esma ve sıfatın zıllı olan bir mahluku sıkı sıkı tutan ve ona aşık olan kimsenin hali buna benzer.

30 Ocak 2019 Çarşamba

HAKİKİ MÜSLÜMAN MUTLAKA İMTİHANDADIR

Hak Teala,dünyanın geçiciliğini beyan ederken bu hususta kulunun ağzının tadını bozacak bir takım imtihanlar verir.Gerek vücudu ile olan problemler,gerek mali noktadaki imkansızlıklar,gerekse kendi akrabaları dahil insanlarla olan imtihanlardır.Kulunun bu noktada sabrını ölçer.Sebebleri yaratandır.Zahirde gözüken bu sebeplere takılmamak elde değildir.Zordur.Bu imtihanlar zunura geldiğinde,Hak teala kulun hatırından hiç çıkmaz.Sürekli O'na bir yalvarış içindedir.Bu yalvarmada bir lütuftur.İmtihanı veren KENDİ,yalvartan KENDİ,.Bu imtihanın akabinde kulunu butlaka sevindirecek bir lütuf gelecektir.

29 Ocak 2019 Salı

SIFATA VE ESMAYA AŞIK OLANLAR

Bu alem,tevhid mertebelerinin  yedincisidir.Hak teala'nın isim ve sıfatları her mertebeye tenezzüllerinde değişik şekli tecellilerde zuhura gelir.Alemi kesefet yahut alemi şehadet dediğimiz bu dünya hayatında esme ve sıfatlarının tecellilerinden zuhur eden şeylere aşık  olmayı "aslı bırakıp fer'e aşık olmak "şeklinde izah eder Hz.Pir.Güneş dördüncü kat gökte parlar,ve dünyada üzerine ışığını vurduğu nesneyi parlak kılar,ancak güneş battığı zaman,bir zaman parlak olan o nesne karanlığa gömülür.Çünkü süresi bitmiştir.Tıpkı güzel bir kıza aşık olan bir delikanlının ,o kızın ihtiyarlayıp güzelliğini kaybetmesiyle ondan soğuması gibi.Geçici olan nesneye aşk ,asıl matluptan uzak,o uğurda yapılan amelleri zayi etmiş,çektiği zahmetler batıl olmuş ve yara bere içinde kalmıştır.Bu ifade,mecaza aşık olanlar,bir ömür o mecazin uğrunda koşanlar içindir.

MESNEV-İ ŞERİFTE Kİ AÇIK HİKAYELER

Hz.Pir Mevlana efendimizi eleştirmek,onu  değersizleştirmek uğruna Mesnev-i şerif'te ki bazı hikayelere kafa takarak "Bu açık ifade olur mu?" diye edep dışı bir durum olduğunu ima ederler.Kur&an-ı Kerim&de de açık ifade vardır.Kadın'ın kadınlık uzvunun arapça karşılığı kullanılırken bu uzuvlarını "Zinadan korusunlar" denir.HakTeala Kur'anın da sivrisineği darbı mesel olarak irad etmekten istihya muamelesi yapmaz"(Bakara 2/26) buyurur.Çünkü darbı meselden murad olunan mana,ancak beşer aklını doğru ve meşru yola sevktir.Binanaleyh zahiri ne olursa olsun , ona iltifat olunmaz.ancak maksud olan doğru ve meşru manaya bakılır.Hz.Pir'in o hikaye altında anlatmak istediği manaya bakılır.Bu durum dan dolayı kendisinin eleştirileceğini bilen Hz.Pir,bu suallere de cevabını vermiştir.Manavda meyveyi ve sebzeyi çöpüyle tartarlar.Ancak mutfakta çöp kısmı temizlenir,yenecek olan kısım kazanda pişirilir.

28 Ocak 2019 Pazartesi

KALBİ ADEM ÜZERE OLAN İDARECİLER

Bu zatlar üçyüz kişi imiş.Kaynağı bir hadis-i şeriftir:"Allah Teala'nın üçyüz kimsesi vardır ki kalbleri kalb-i Adem gibidir".Bu zevat, "ebrar" ve "ahyar" taifesinden daha ileridir.İçlerinden birisi dünyayı değiştirirse ibadullahdan münasibini getirirler.Bunların vazifeleri muhtaç olan kulların işlerini düzenlemektir.ve cümlesi kutbu zamanın emri altındadır.Bunların nazarları, noksan olan kullardaki noksanlıkları giderip kemalata erdirmektir.Nefsin pençesinden bizleri kurtaran onlardır.Hak Teala'nın yardımcılarıdır.Bu  taifeden olanlar için Hafız Şirazi der ki:"O kimseler ki, toprağı nazarlarıyla kimya ederler; olabilir mi ki, bize de göz ucu ile baksınlar"

VENEZÜELLANIN BAŞINA GELENLER

İngiltere,merkez bankasında sakladığı Venezüella'nın altınlarının transferine izin vermemiş.Akabinde mevcut devlet başkanını tanımadıklarını beyan eden bir çok açıklamalar oldu.Bu tutum İngiltere için yeni değil.Daha doğrusu batı için yeni değil.Geçmişte de yaşanan çok örnekleri oldu.Libya'nın kayıp paraları.Alman bankalarında buharlaştı.Türkiye'nin altınları nerede?Eğer İngiltereye emanet edilmişse,Venezüella'nın başına geleni yaşamamız kaçınılmazdır.

MÜCAHEDE HAMAMINA GİRMEYENLER

HakTeala ,dünya hayatında kulunu mutlaka bir cihetten imtihana tabi tutar.Bu imtihan nefs yönünden soğuktur."çile" dedenilen bu usulün çeşit çeşit ve renk renktir.Kimisi evladından muzdariptir.Kimisi ailesinden.miras meselesi nedeniyle akrabalarından muzdariptir.Kişiyi konuştursan kendisi hep haklıdır suçlu diğerleridir.Sıhhati ile alakalı problemler başladığında önceki problemler hafifler bu sefer ağır olanı başlar.insan sayısı kadar problem vardır.yahut problemsiz insan yok gibidir.Bu nedenle bela dünyası dediğimiz bu alemde bundan kurtulmak zordur.Fare deliğine girsen bile der Hz.Pir, bir kedi pençesi o deliğin ağzında seni bekler.Nefsimizin hazlarından doğmuş bu imtihanlar eğer sabredilebilirse kurtuluşa vesile olur.Bu imtihana henüz tabi tutulmamış bir insandaki tasavvufa ait konuşmalar hamdır.Kazanmamış bir mirasın harcanmasıdır.

27 Ocak 2019 Pazar

HİDAYET VERİLMEMİŞ KİMSE

Kendisine Allah Teala canibinden hidayet verilmemiş olan kimse dahi muhtaç ve fakirdir.; velakin fakirin nakşı ve heykelidir., can sahibi değildir.Hiç sen, köpek nakşını ve heykelini görsen onun önüne kemik atarmısın?Yani insanı kamilin huzuruna Hakka vusul kasdıyla değil, belki dünya ve ahiretin nimeti emeliyle giden bir derviş, ehli can olmadığı için , insanı kamil ona gıdayı manevi olan feyzi ilahiyi layık görmez.Zira dünyanın huzuz ve şehavatı insanı cehenneme  ve ahiretin huzuz ve şehevatı cennete götürür; cenneti zata götürmez.Bir derviş, bir dergaha dünyada ve cennette yemek için ve nefsinin hazzı için gelirse ölmüş bir cesedin önüne manevi gıdayı koymazlar.

EBCED

Okula yeni başlayan çocuklara ezberletilir.çocuk bu kelimelerin manasını idrakten yoksun bir şekilde sadece ezberlerini tekrar eder.Ebced'in her bir kelimesi arap lisanında bir manaya delalet eder ve şu manalar verilir:
EBCED:"Adem taattan iba edip şecereye takarrübe mücidd oldu.
"HEVVEZ";Tevbeye rücu etti.
HUTTİ ;Ondan günah sükut etti
KELEMEN; Rabbinden kelam telakki etti.
SA'FAS; Çalıştı, makbul oldu.
KARAŞET;Adem'in nefsi yüksek derece ve ali faziletler kazandı.
SEHAZ; Allah Teala ona in'am etti.
DAZLIGEN;Gıllu gıştan kurtuldu.

MAL SAHİBİNİN,MALI , EMANETÇİDEN SATIN ALMASI

Mülkün sahibi Hak teala'dır.Ariyet olarak,emanet olarak bu malı bize teslim etmiştir.O kadar cömerttir ki kendi malının kendisine satılması halinde çok daha değerli bir bedel verir.Padişaha arz edilen mal,temiz olmalı,nefsin pisliği ile mülevves mal,arz etmeğe değmez.Sen bile pazardan çürük mal almazsın.Zengin adam,birisine meyve bapçesi verir,ayrıca alet edavat ne varsa onlarıda verir ve der ki;bu ağaçlardan elde edeceğin ürünü bana sat sana karşılığında ebedi bir hayat vereyim.Biz bunu yapmıyoruz.o bahçenin meyvelerini,sahibinin düşmanlarına yediriyoruz.

İMAN DAİRESİNDE OLDUĞUNU ZANNEDİP KAFİRDEN AŞAĞI OLMAK"

Kerbelada Hz.Hüseyin'i şehit eden azgınlar,birbirlerine şöyle diyorlardı:"Ellerinizi çabuk tutun öğle namazı kazaya kalacak"
Hilkatte değişiklik yoktur.Her devirde Hüseyinler vardır.Her devirde yezidler vardır.Her devirde Yezid'e yardım ederek "aman namazımız kazaya kalmasın"diyenler vardır.

"AHH" DEYİP ,SONRA "ELHAMDÜLİLLAH" DEMEK

Ömer İbni Abdülaziz, "Ahh" der sonra da "Elhamdülillah"der imiş.bunu vird edermiş.Kimse sebebini soramamış.Birisini bir gün cesaretini toplayarak sebebini sormuş.Evliya olan o zat şöyle cevap vermiş:"Hz.Hüseyin'e yapılan zulüm aklıma gelir ve kalbimde acı duyarım onun için Ahh derim.Sonra;eğer ben o devirde yaşasaydım ve dünyanın uzak bir yerinde olsaydım da Hz.Hüseyin'in imdadına yetişemeseydim,kıyamet günü Resulullah'ın huzuruna nasıl çıkacaktım.Bunu düşünüp , o devirde yaşamadığım için Hak Teala'ya "Elhamdülillah" derim.

HALKIN DUYMAK İSTEDİĞİ YALANLAR

Bir dostum anlaatmştı .....ilçesinde aday olup Belediye başkanlığını kazanan ama dönem sonunda sayısız şaibelere muhatap olan ve şimdi aday gösterilmeyen bir şahsın seçim çalışmalarındaki tutumunu."Abim", "Ablam" tabirlerini dilinden düşürmeyen adayımız,ziyaretinde bulunduğu ev sahibine sorar:"Abiciğim ,kaç evladımız var".Cevap:Sekiztane başkan."Abiciğim , sekizini de işe aldım"..ev sahibi :"Başkan, biri daha küçük!"..."Farketmez abiciğim büyüdüğünde onu da işe aldım".
Tabi bu söz o anda vatandaşın nefsini okşadı ama hiç bir yerine gelmedi.
Siz hiç seçim meydanlarında söylenen yalanla alakalı olarak fetva verildiğini duydunuz mu? Duymadınız.Niçin?.Balta sapını kesmez ki.

25 Ocak 2019 Cuma

"FEDHULİ Fİ İBADİ"

Fecr suresinin 89/27-30) ayetinde geçer .Bu ayette Rabbimiz,bizlerin Seçkin kullarının kalbine girmemizi emrediyor."Ey nefsi mutmainne,havassı ibadımın kalbine gir ve o kullarımın kalbinde olanı gör ve benim rü'yetime dahil ol ki , ben havassı ibadımın (seçkin kullarımın) kalbindeyim"

VAV İLE BAŞLAYAN ÜÇ SURE

BLOĞUN BİR ÖNCEKİ YAZISINDAKİ BAYAN AYNI ŞEKİLDE TEKRAR ETTİ:"rÜYAMDA  BİR ZATI GÖRDÜM VE ONA bEN Allah'a NASIL VASIL OLACAĞIM  diye sordum.Bana "Vav ile başlayan birbirini takip eden üç sureyi her gün okumamı söyledi.Ben arapça bilmem.oğluma sordum oda araştırda Veşşemsi,velleyli,vedduha sureleri olduğunu anladım.ancak Hurufu mukatta ile alakalı bir şeyler söylediyse de hatırımda tutamadım.çünkü "mukatta" kelimesinin anlamını dahi bilmiyorum.sorduğumda Kuranın şifreleri olduğunu söylediler.

BİR MÜKAFAT

72 yaşında bir bayan anlattı."Ben arapça bilmem ama sürekli meal okurum.Peygambere selavatla alakalı olan ayet dikkatimi çekerek (ahzap 56)Cenabı peygamber için selavat getirerek sonunda selam verme alışkanlığı edindim ve bunu herkese anlatarak ayetin sonundaki gibi selam vermeye devam ettim.Bir gece rüyamda Resulullah (sav) teşrif etti.Ben onu sırtıma aldım.sırtımda olmaktan rahatsız oldu ,ben ısrarcı oldum,müsadenle seni sırtımda hacc'a götüreyim dedim istemedi ve sırtımdan indi.elimden tuttuğunda uyandım ve elinin sıcaklığı halen elimde idi.

DOĞRULAR VE EĞRİLER

Zahirdeki doğru ve eğriyi ancak ölçüler vasıtasıyla tefrik ederiz.Keza insanın fiillerindeki eğrilikleri ölçmek içinde ceza kanunları ihdas edilmiştir.Haramlar hususunda da Kur'an hükümleri ve Peygamber uygulamaları ölçüdür.cetvel,gönye,Kanun,ayet Bunlar dış dünyanın ölçüleridir.İç dünyamızın ölçüleri nedir?
İç dünyamızdan neşet ederek zuhura gelen hallerimizin ölçüleri gereklidir ki bu duygu eğrimidir,doğrumudur bilelim.İşte zorluk burada başlar.Çünkü hislerde bu tespit çok zor olur.Riya ve süm'a nedeniyle oluşan duyguları tefrik zordur.Seni cemaat ile namaza teşvik eden nedir?Toplum içinde hayır yapma gayreti nereden gelmektedir?Bunları temyiz ve tefrik oldukça güçtür.Zengine cami,okul ,sağlık ocağı yaptırtan nedir?
Hissin temyizi,ancak Allah'ın nuruyla nazar eden hisde olur.İbni arabi hazretleri buyurur ki firaset iki çeşittir.Birisi firaseti hikemiyye, diğeri firaseti şeriyyedir.Firaseti hikemiyye  insanın eşkal ve kıyafeti zahiriyesinden ahvalı batınesine intikaldir.Firaseti şer'iyye ise kalbdeki nuru ilahi ile insanın batınını(içini) müşahededir."Müminin firasetinden sakının; zira Allah'ın nuruyla nazar eder" hadisi şerifindeki firaset budur.
Müslüman kıyafeti içinde bir hırıstiyan genç Cüneydi Bağdadi hazretlerinin huzuruna gelerek bu hadisi şerifin manasından sual eder.Hz.Cüneyd,susar ve başını öne eğerek murakabeye dalar.sonra başını kaldırarak o gence "Müslüman ol ki,senin islamiyetinin vakti gelmiştir"der.Ve o genç, hazretin bu nuru nazarı görmesiyle derhal müslüman olur.

KADIN VE ERKEK sembolü

Kadın nefsin; erkek, aklın sembolüdür.Bu dünya hayatında iyinin ve kötünün tefriki için nefis ve akıl pek lazımdır.Çünkü nefis kötülük ile,akıl iyilik ile beraberdir.Kur'an da nefs zemmedilir, akıl meth edilir.Bu ikisi içinde yaşadıkları vücudumuzda gece gündüz niza ve macera içindedir.
Kadın daima evin içini mükellef ve muhteşem ister.Kendisine yardım için hizmetçi ister.Hizmetçilerin kendisine yüzsuyu döküp saygı göstermesini ister.türlü türlü nimetlerden müteşekkil bir sofra,izzet ve mertebe, güzel giyimle parmakla gösterilmek ister.Bu sıfatlar tamamıyla nefsin sıfatları olup ENANİYET,TAHAKKÜM VE TEFERRÜD nefsin şanındandır.Nefis, maksadını elde etmek için bazen tezellül ve tevazu eder, bazen azamet ve riyaset satar.Ehli nefs olanlar kendinden aşağıdakilere azamet satıp tahakküm ederken,kendinden yüksektekilere yaltaklanır.Akıl ise iki türlü olup aklı maaş denilen idrak kuvveinefsaniyetten hasıl olurken,aklı maad ise ruhtan husule gelir.

24 Ocak 2019 Perşembe

MÜLK VE SALTANAT

Mülk ve saltanat geçici ,nefse gurur ve enaniyet verdiği için bir zehir-katil mesabesindedir.İnsanı Kamil ise o zehrin tesirinden kurtulduğu için bu zararlı şeyler ona zarar vermez.Çünkü sıfatı nefsaniyyeden bir şey kalmamıştır.Ehli nefs olanlar için mülk ve saltanat son derece zararlıdır.Hak Teala bir kuluna dünya mülkü verdiği vakit üç korkuyu vererek onu azim bir imtihana tabi tutmaktadır.Bu korkular Din korkusu,can korkusu,baş korkusudur.Dünya mülküne sahip olduğu vakit etrafındakiler ona hased ettiklerinden baş korkusu (öldürülmek)yaşar.Bu mülkün imarı ile meşgul olmak gerektiğinden ben kazandım ,ben muhafza etmeliyim diyerek Malikül Mülk olan'dan gaflet etmek korkusu vardır.ve o malın imarı ve muhafazası igçin ibadetlerindeki aksatma ve terk ve enaniyet davası nedeniyle din korkusu vardır.

İNCE BAHİSLER"SANA HARAM BENA HELAL"

Bu söz haramı değiştirmek yahut azaltmak anlamında değildir.Belki her sınıfın tabi olduğu kanunun farklılığındaki ihtiyaç gibidir.Memur'un  634 sayı Devlet memurları kanunu kapsamında değerlendirilmesi,Hakim ve Savcıların bazı özel yasalara tabi tutulması,Milletvekillerinin dokunulmazlığı,Cumhurbaşkanının vatan ihanet suçu haricinde yargılanmaktan muaf olması gibi sosyal statü ihtiyacından kaynaklanan zahirdeki bu kural Batında da mevcuttur.Veliyyi kamil her ne yaparsa , müridlere cüret etmek ve o fiili yapmak layık olmaz.Zira tatlı tabibe zarar vremez ,hastaya zarar verir.;ve soğuk ve kar üzüme ziyan vermez, fakat koruğa ziyan verir.Çünkü henüz yoldadır"Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını mağfiret etmek için sana fethi mübin müyesser etti"(Fetih 48/2) hitabına mazhar olmamıştır.

NÜKTELERİN HAZMEDİLMESİ

Bir gıdanın midemizce eritilip bedene yararlı maddelere dönüştürülmesine hazmetme diyoruz.Hazmedilmede yararlı şeyler kastedilir.Zararlı olan maddeler de vücuda girdiğinde onlarda eritilir ancak zararlı bir şekil arz ettiği için vücud imkanı yettiği ölçüde dışarı atar ancak yinede zararlı tesiri kalır.Mide duruma göre bazen başlangıçta kusma suretiyle bu tepkiyi verir.Bazen ishal suretiyle bu temizliği yapar.Ancak bu tepkiyi gösteremezse zararlı maddenin vücudda kalıcı tesirleri yer eder.
Hakk Teala'nın Zatıyla,esmasıyla,sıfatlarıyla alakalı nükteler, ancak kemalata ermiş kimseler için yararlıdır.kemalatı noksan olanlar bu nüktelerden ayakları kayabilir.Tasavvuf neşesinden olan bu nükteleri kitaplarda okuyanlar dikkat etmelidirler ki bu nükte kendisine uygun olmayabilir.Süt emen çocuğa kebab yedirilmesi tehlikelidir.Kebab yetişkine gıdadır.Süt çocuğuna zehirdir.

MÜHLET VERİLMESİ,DEVRİ ZAMAN

Yere ekilen tohumların hepsi aynı zamanda çıkmaz.belki kimi bir ayda,kimi iki üç ayda kimi altı ayda kimiside bir senede neşvü nüma bulur.Her birisi için bu dünya aleminde devri zaman cinsinden bir mühlet lazımdır.Keza bitkilerdeki meyve ve tohumlarında hasad edilme zamanları mevcuttur.Bunun gibi insanın işlediği amellerden oluşan tohumlarında tesirinin görülmesi müddetlere tabidir.Sebze iki ayda yetişir.Ceviz üç beş sene sonra meyvesini gösterir.Bunun gibi olan müddetler için En'am suresinde "ecel" zikredilmiştir."O Allah ki, sizi topraktan yarattı, sonra eceli ve kendi indinde müsbet olan eceli müsemmayı kaza etti.sonra  da siz, Allah'ın vücudunda ve kudretinde şekkedersiniz"(Enam 6/2)Ayeti kerimede zikredilen iki ecelin birisi tekamül müddetine ve diğeri suretin fenasına aittir.Ecelden ilk anda toplum,ölümü anlar.Halbuki gelişme müddeti de bir eceldir."Allah sizi de yerden ot gibi bitirmiştir"(Nuh 71/17) ayeti topraktan boy gösteren bir şeyin tekamüllü bir şekilde hayata başlamadığını gösterir.Tekamül için de bir süreye ihtiyaç vardır ki bu da bir eceldir.
Sosyal hadiseler de de ecel vardır.Hak Teala zamanı insanlar arasında nöbetle döndürür.Servetlerde böyledir.bu gün zengin olanlar yarın fakirleşir.Bugünün fakirleri yarın zenginleşir.Bu şekilde servet sürekli yer değiştirir.

TAYYİBATLARI DÜNYA HAYATINDA TÜKETMEK

Peşin zevk olan dünya lezzetleri nefse hoş gelir.Ancak,bu zevklerden yararlanmaya şeriat ölçüsünde müsade edilmiştir.Şeriat ölçüsünün dışında bu zevklerden yararlanıldığı takdirde dünyada iken bu tayyibatlar tüketilmiş olur ki ahirete bir nasip kalmaz.Ahkaf suresi 46/20 ayeti:""Siz tayyibatınızı dünya hayatınızda tükettiniz".Dünyanın cismani hazları ile birlikte manevi hazları vardır.en güzel şeyleri yeme içmi cisme ait bir lezzet olduğu gibi,insanları yönetme makamıda manevi lezzet verir.riya ve süma nefse hoş gelir.halkın kendisini methetmesi insana tatlı gelir.Bu tatlılıklar dünya hayatında tüketilirse ahirete hiçbir nasibimiz kalmaz.

İLAHİ AYIRIM

Errahman suresindeki ayetle vakidir:"Hakk Teala birbirine bitişen acı ve tatlı denizi salıverdi; aralarında bir berzah vardır ki , birbirine tecavüz edip karışmazlar.İmdi Rabbinizin hangi alasını yani sıfat ve esmaasını tekzip edip inkar edersiniz?"(Rahman 19/21)İki denizden muradın esma ve sıfatların asar ve ahkamı denmiştir.Bu fiiller alemi olan dünyada herbir yek diğerinden ayrılmıştır.Nur ve zulmet,acı ve tatlı, gam ve sürur,küfür ve iman hep ayrıdır.Cennet ve cehennem ehlinin her ikiside bu dünya pazarında birlikte yaşarlar ve iş görürler.Zahirde hepsi yer içer,uyur,evlenir ve ölürler.Zahirleri aynı gibi görünse de mana ve itikadları yönünden aralarında bir perde vardır ki asla o perde sebebiyle birbirleri ile imtizac edemez.
Nar ehli Nur ehline karışmış  görsende aralarında derin sınırlar vardır.Bu sınırlar ilahidir.Zahiren spor takımını tutanlar nasıl ayrı ayrı ise ,bir siyasi partiyi tutanlar ayrı ayrı ise,Hakk Teala'nın cemal sıfatının tahakkuk ettikleri ile Celal sıfatlarının muhatapları ayrıdır.Asla öz itibarı ile birlikte olamazlar.İki zıt bir arada olamaz.

23 Ocak 2019 Çarşamba

UZUVLARIN EĞRİLİĞİ

Hakk yoluna girmeyenlerin eli eğri,ayağı eğri, gözü eğri, muhabbetleri eğri, sulhleri eğri ve gazapları eğridir.
Bu eğriliklerin hepsi mana cihetindendir.Yani "elleri Hakk7a uzanmaz, ve ayakları Hakk tarafına yürümez; ve fısk ve zulüm canibine gider.Gözleri fenalık ciheti ile bakar, muhabbetleri zulme ve fıskadır".Sulhleri fısk ve delalet esasına müsteniddir.ve öfkeleri Hakk7a ve ma'kulata karşıdır.Dünya peşinde koşanlar bir makama geldikleri vakit,etrafını bir muhabbet halkası çevreler,ancak bunların muhabbeti makamın nimetinedir.Sen makamda olduğun müddetçe sana tabi görünürler ve sulh içinde olurlar.Sen iktidardan düştüğün an ilk darbeyi vuracaklar onlardır.

GAM VEKEDERİN KAYNAĞI

İnsanın dünya ile irtibatı ne kadar çok olursa gam ve kederi o kadar çoktur.Allah adamlarının dünya ile irtibatları ancak,insanlara yol göstermek kadardır.Bu nedenle onların kalblerinde gam ve keder olmaz.Feryad edenler gam sahipleridir.

22 Ocak 2019 Salı

KÜFRAN-I NİMET İFADELERİ:NAN-KÖR,AB-KÖR

Yediği ekmeğe karşı ihanet eden kimseye "nankör",içtiği suyun hakkını ödemeyen kimseye Ab-kör" denir.Salih Peygamber bir kaya parçasından mucize olarak bir deve  çıkartmıştı ve kavmine,Hak Teala'nın gökden indirdiği suyu bir gün devenin,diğer gün ise insanların içmesi gerektiğini emretti.Ama azgın olan kavmin ileri gelenleri bu hükme itiraz ederek devenin ayak sinirlerini kestiler.Bu kavim Hakk'ın suyunu,Hakk'ın yarattığı deveden esirgemekle Hakk'ın malını,Hakk'a vermemiş oldular.

BİR ORDUNUN HELAKI GELDİĞİ ZAMAN

Hak Teala bir orduyu helak etmek istediği vakit, onların nazarında hasımları hakir ve az gösterir.Herne kadar hasım çok olsada bu bir kuralı ilahidir.Bugün, sosyal medya imkanlarını kullanarak kamuoyu yoklaması yapanlar bu sonuçclara göre kendilerinin fazla sonuç çıktığında ferahlamakta ve kibirleri daha da artmaktadır.İnsanın hayra dua ettiği gibi şerre dua ettiğini isra suresi haber vermektedir.