22 Haziran 2024 Cumartesi

TARİKATLARDAKİ TIKANMALAR

 Tarikat , yol demektir.Hakk Teala'ya vasıl eden yol diyebildiğmiz gibi içsel temizliği temin eden yol da diyebiliriz. Manevi bir öğretmen önünde yaşayarak yürünür.Manevi bir neşe hakimdir.Bu yolun münevi öğretmeni dünyadan çekilince mutlaka o yalda bir sarsılma olur.Aslında bu sarsılma bir imtihandır.Sağlamların ve çürüklerin imtihanıdır.Ancak son asır içinde olan bu sarsılmaların bir başka hususiyeti vardır ki tüm çeşitliliklerin ortadan kaldırılıp tek yola inmesi işidir.Necib Sultanım buyurmuştu tüm tarikatı aliyeler(12 s tarikat tabirini kullanmıştı) tek bir yolda birleşyecek ve oradan devam edecek".

Bu yol Mevlevilik yoludur.Günlük hadiselerde duyduğumuz tarikat için mücadeleler bahsedilen doğumun işaretleridir.Mevlevilik neşesi tüm toplumu kucaklıyabilen , en geniş hoşgörünün gözüktüğü bir yoldur.Bugün bel evlatları temsil makamı olarak zahirde gözükseler de manevi neşenin üretim merkezi olmak apayrı bir husus olup Hak Teala'nın lütfudur.

6 Haziran 2024 Perşembe

YAŞANAN BAZI HALLER

 90 yaşına girmiş Hacı Bekir Uzun amca anlattı.Necib Efendi ile en az 25 yıl birlikteliğimiz olmuş mutlaka öğle yemeğini birlikte yemişizdir.Aramızda mürşit -mürit ilişkisi olmamışsa da kardeş gibi bir davranış sergilemiştir.Girilmesi yasak olan bir odaya rüyamda girmişim.ortada ağzına kadar mücevher ile dolu bir sandık.Odanın duvarlarında ise tüm peygamberlerin resimleri mevcut.Hz.adem'den başlayarak hepsine baktım en son olarak Resulullah efendimizin resmini gördüm.Çok çok yakışıklı idi.Resmin gözleri oynamaya başlayınca büyük bir korku ile uyandım. 

2 Haziran 2024 Pazar

EVLİYA'DAKİ FARKLILIKLAR

 Evliyaullah , muhataplarının kabiliyetine göre konuşur.ve bu menzillerden9 nişane verirler.bunu yaparken birbirlerinden farklı görünen kelamlar ederler.Kimi daldığı birlik denizinin dalgalarından mest olup "Enel Hakk" demiş , kimi üzerinde seyrettiği gemiye takılıp kaldığı için uzaklıktan yakınlıktan bahsetmiştir.Bazıları varlık denizine düşüp mana ehli olmayanlara küfür gibi görünen hallerde bulunmuş , kimi sadece zahirde kaldığı için deniz kenarında bile kuru sözler söyleyebilmiştir. Deryaya dalıp inciyle beraber dönenler çeşitli kınamalara uğramış  , kimi de inciyi bırakıp sedeften yani her şeyin kabuğundan , dış anlamlarından bahse dalmıştır.. Artık "Şu hadistir bu kadimdir" diye tartışanlar mı istersin  , o cemalin sarhoşluğundan her yerde zülüflerden , gamzelerden bahsedenler mi , yoksa şarabı mumu dilinden düşürmeyenler mi ? İşte bütün bu kelamlar mütekellimin(konuşanın) bulunduğu makama işarettir. Halbuki hakikatse tektir.

İşin aslının ne olduğunu mutlak surette ortaya koyan pek azdır.

SAHTE ŞEYHLER

 Deccalden nümunedir. Cenab-ı Peygamber ahir zamanda yalancıların çoğalacağından haber vermiş ve halkı uyarmıştır.Hal ehli olmayan laf getirip laf satan şarlatanlar her devirde var olmuştur.Mesnevi-i şerifin bir çok yerinde sahte şeyhlerden bahseder.

Şeyhlik şöhrettir.uzak  durmak gerekir.

ZÜNNAR

 Zünnar , bilindiği üzere Hırıstiyan din görevlilerinin bellerine taktıkları özel bir kuşaktır.Belinde bu kuşağın sallandığı görülen bir kimsenin Hıristiyan bir din görevlisi olduğuna hükmedilir.Tasavvuf lisanında bu kuşağın sembolik değer vardır.Bu kuşağı saran bir kimse dünya işlerini terk ettiğini göstermektedir.

Put, insanı Hakk'dan koyan her şeydir.Müslüman, puta tapıyor diye hıristiyanı rededer.Dünya ehli Puttan ve zünnardan bahseden bir hırıstiyanı dinden çıkmakla itham eder. Varlık kaydında kalmış olan tevhid ehli esasen puta tapmaktadır farkında değil. Hıristiyanın putu aşikar iken, tevhid ehlidenilenin putu gizlidir, içindedir. Put bir surettir.dünya da içindekiler de bir surettir.Alem denen varlığı olmayan varlığa hakikat diye bağlanan ile putahakikat diye bağlanan arasında bu taifenin nazarında bir fark yoktur.

NESEP

 HEM ŞU NESEP DEDİĞİN DE NE NE OLUYOR SENİN?/BIRAK BUNLARI DA HAKK'A OLSUN ÜNSİYETİN.

KİM YOKLUK DENİZİNE DALAR , BULUR TECELLİ / O "ARTIK AKRABALIK BAĞI KALMAZ" AYETİ. "Sura üfürüldüğü zaman aralarında akrabalık bağları kalmaz"(Müminun 23/101)

HANGİ NİSPET Kİ ZUHURA GELMİŞTİR ŞEHVETLE/ O KİBİRDEN VE GURURDAN BAŞKA VERMEZ MEYVE.

ZATEN O ŞEHVET DEDİĞİMİZ ŞEY OLMASAYDI / NESEB DEDİĞİMİZ O ŞEYDE ANCAK BİR MASALDI.

ESASEN ARADA İŞİ HEP ŞEHVET GÖRDÜ DE / BİRİSİ BABA OLDU, ÖBÜRÜ DE VALİDE.

ANNE BABA DEDİĞİN DE KİM OLUYOR DEMEM/ GEREKİR ONLARI SAYMAN VE İYİ GEÇİNMEN.

LAKİN BİR HASET EHLİNE BİRADER DEMİŞSİN / ANCAK BİR AKLI EKSİK, O KIZ KARDEŞ DEDİĞİN.

NE TUHAF ŞEY  DÜŞMANINA OĞUL DEMEKTESİN / ADINI AKRABA KOYDUN, EL OLAN HERKESİN.

BARİ BANA DE Kİ AMCA DEDİĞİN KİMLERDİR? / SANA DERTTEN BAŞKA , KEDERDEN BAŞKA NE VERİR.

AH BİR ANLASAYDIN ŞU YOLDAŞ DEDİKLERİN KİM / SENİNLE ALAY İÇİN GELİYORLAR KARDEŞİM? .

BİR AN CİDDİ BİR MESELE KONUŞMAK İSTESEN / NASIL DA DEĞİŞİRLER , AH BOŞUNA NE DESEM ! .

YANİ Kİ SÖZLERİ HEP MASAL, EFSUN VE ZİNCİR / HÜDA İLE ARANDA BİR HİCABTIR; PERDEDİR. 

ERLİK ET, KENDİNİ KURTAR, ERLİKLE HİCAPTAN / YALNIZ KİMSEYİ İNCİTMEDEN VE HİÇ KIRMADAN

BİR DAKİKACIK ŞERİATTAN GAFİL OLURSAN / VAKİ OLUR HER İKİ ALEMDE DİNSİZ KALMAN. 

SAKIN TERK EYLEME HUKUKUNU ŞERİATIN / KENDİ HAKKINI DA BİLİP UNUTMAMALISIN.

ANCAK DERT VE KEDER VERİR ALTIN VE KADIN / TERK ETTİĞİ GİBİ ET, MERYEM OĞLU İSA'NIN. 

HANİFLERDEN OL  VE  MEZHEP BAĞLARINDAN GALİP / İBADET EVİNE GİR , NASIL GİRERSE RAHİP .

ŞAYET GÖZÜNDE HAKK'DAN BAŞKALARI BELİRİR / SEN MESCİTTE BİLE KİLİSEDESİN DEMEKTİR. 

LAKİN GÖZLERİNDE GAYR DEDİĞİN ŞEYLER YOKSA / SANA MESCİTTİR O YER, KİLİSE BİLE OLSA . 

NEREDE OLURSAN OL, ŞUNU BİLMELİSİN / AKSİNİ YAPACAKSIN NE DİYORSA O NEFSİN   .(Nefsinin söylediğinin aksini yap.Sana itibarını korumanı söyleyen de nefsin.Put, zünnar, çan adetleri terk eylemenin sembolleridir.Sen 'Şu ne der? bu ne der?' kaygılarını boş ver.İstersen sana kafir desinler önemli değil lakin içinde bir kafir varken Müslüman gibi görünmemektir asıl dikkat etmen gereken. 

PUT VE ZÜNNAR, TERSALIK VE ÇAN BİRER SURETTİR / ADETLERİ TERK EYLEMEK  İÇİN İŞARETTİR .

HAS KULLAR ARASINA GİRMEK DE İSTİYORSAN / SIDKA ULAŞMAK İÇİN HEP İHLASLA HAZIRLAN .

YÜRÜ DURMA  Kİ KURTAR KENDİNİ SEN KENDİNDEN / HER VAKİT BAŞKA BİR İMANA BÜRÜN YENİDEN .

NEFSİN KAFİR DURURKEN , SENİN O BATININDA / SURETA İSLAM OLMAYA SAKIN RAZI OLMA. 

VE İMANI TAZELE , HER AN YENİ BAŞTAN / VE MÜSLÜMAN OL SEN, MÜSLÜMAN OL SEN, MÜSLÜMAN!.

NİCE İMAN VARDIR Kİ DOĞUŞU KÜFÜRDENDİR / VE İMAN DOĞURAN KÜFÜR DE KÜFÜR DEĞİLDİR. Sahte dinden usanıp isyan etmekle İslam'a gelmiştir.Hakiki dine götüren böyle bir küfür küfür değildir.

SEN DE BIRAK RİYAYI , KİBRİ, NAMUS KAYDINI / ÇIKAR ŞU HIRKAYI , KUŞAN HİZMET ZÜNNARINI 

KÜFÜRDE PİR GİBİ OL SEN, KÜFR-Ü FERDİ İLE / YİĞİTSEN VER O GÖNLÜNÜ , KAMİL BİR YİĞİDE.

İKRARI DA BIRAK, İNKARI DA SEN BU YOLDA / VER GÖNÜLÜNÜ , TESLİM OL, O TERSANIN OĞLUNA. 

PUT EVVEL, TERSALIK SONRA , NURUN ZUHURUNDA / HER ZAMANIN KAMİLİ DE , ZUHUR EDER BUNDA .

... ... ... ...(Gülşen-i Raz-MAHMUT ŞEBÜSTERİ HAZRETLERİ


25 Mayıs 2024 Cumartesi

İMAN

 İman üç kısımdır.Biri iman-ı taklidi, deiğeri iman-ı istidlali üçüncüsü de İman-ı tahkiki dir.İmam Gazali hazretleri ihya isimli kitabının tevhid kitabında imanın çeşitleri ile alakalı şu misali getirir.Ceviz meyvesi misalinde cevizin dışındaki yeşil kısım taklidi iman dır.ne yenir ne yakılır.çünküacıdır.hiçbir işe yaramaz.Belki zararı vardır.

İstidlali iman cevizin ikinci , yanu kuru olan kabuğu gibidir.yenmez velakin ateşe koysan yanar.Eğer şeytan bunubozmaz ise son nefeste bir işe yarar, bozarsa hiçbir işe yaramaz.

Tahkiki iman ise cevizin içi gibidir.her şeye yarar.

24 Mayıs 2024 Cuma

ABDÜLHAMİTİ TAHTDAN İNDİRENLER

Abdülhamit'in hal(tahttan indirme) karını tebliğ eden zevata baktığmızda;Arif Hikmet Paşa, Dıraç(Arnavut) mebusu Esat Paşa, Selanik mebusu Karasu(Yahudi) efendi,ve Aram(Yahudi) efendi'dir.Abdülhamit hal kararının tebliğine gelenlerin kim olduğunu  öğrenince "Bir Türk padişahına, bir islam Halifesi'ne hal kararını bildirmek için bir Arnavut, bir Yahudi,bir Ermeni'den  ve bir nankörden başkasını bulamamışlar mı?demiştir.  

YUSUF KAMİL PAŞA

"İcra-yı hakk için geçer adem hükümete

Haktan ziyade hükmünü icrayı sa'y eder" 

"İnsan, hak ve adaleti sağlamak iddiasıyla iktidara gelir.Ama hak ve adaletten ziyade kendi hükmünü icraya çalışır".Yusuf Kamil Paşa'nın bir beytidir.

Hep böyle olağelmiştir.Ancak,saltanatı kendi iradesi ile terkeden zevat pek nadirdir.İbrahim Ethem gibi..Hak, doğruyu söyliyebilmektir güçlünün yüzüne vebu hal için en büyük cihad denmiştir.

 

12 Mayıs 2024 Pazar

EVLER DERGAHTIR" HÜSEYİN FİKRİ METLİ HAZRETLERİ

 Metli Dede hazretlerinden yetişmiş Hüseyin Fikri Metli hazretlerine birisi sordu:"Efendi Ben Etibank'tan emekli olacağım.Alacağım tazminatla Fikri Baba hazretlerinin dergahının bulunduğu yeri alsam,tamir ve bakım yapsam nasıl olur ?2 diye sual sorar.hazret Yanında bulunan  sonrasında da İzmir'de halifesi olan Abdullah Efendi'ye dönerek " Bu efendi dergahın başına ben geçeyim, sizde ara sıra bu dergaha gelseniz " demek istiyor anlamında bir şeyler söyledi.Ve Bugün için dergah evinizdir" buyurdu. bu hadiseyi anlatan kardeşimiz yaşadığı bir hadiseyi şöyle anlattı:Adıma kayıtlı bir arsam var idi.Ben bunu dergah yapmak üzere Hakk'a satmak istedim.Arsa üzerine yapılacak bina için yardım toplama gündeme gelince dervişan içinde bir soğukluk oldu: Kendisine beleş yer yaptıracak" diye.Bir soğukluk hasıl oldu.Bu soğukluk dervişan arasında bölünmeye sebeb oldu. 

Kurumsallaşan dergahlar için bu sıkıntı her zaman yaşanmaktadır.

Şüphesiz insanda en son çıkacak duygu "Baş olma isteği" imiş.Maddi dünyada olduğu gibi manevi dünyada da bu duygu var imiş.bugün ülke genelinde bazı tarikatların düştüğü durumu görmekteyiz.Bölünmeler ve arkasında güç mücadelesi.Altında maddi birikimler ve imkanlar yattığından mürid olduğunu söyleyen kimselerde gıybet diz boyu. 

Belki bugünkü durum Hak Teâlâ'nın yeni bir devri başlatmış olması nedeniyle eskilerin bitmesi için bir gereklilik olabilir. Manevi atmosferin içine maddi şatafat girdiğinde sonuç bölünmedir.İnsanların kalbine her şey gelir:" Bu değirmenin suyu nereden geliyor?" sorusunu nefisleri sürekli sorarlar. 

Hüseyin Fikri Efendi bir tarihte Karamanda birisini ziyaret etmek ister ve müritlerine üç kişiden fazlası gelmesin der.Ancak dervişan mübareği görmek amacıyla gideceği yere biraz kalabalık gelirler.Hazret ziyaretten önce hediye olarak çay şeker ve çay bardağı satın alır.Ziyaret edilecek zat fukarayı sabirindendir.ancak üç bardağı vardır.Belki de çay ve şekeri bile kalmamıştır.Ev sahibi dışarı çıkar kalabalığı görünce içinden bu insanlara ben nasıl çay ikram edeceğim"diye endişelenir ve gözlerinden yaş akar.Hazret, ev sahibinin halini keşfettiği için çay,şeker,bardak sıkıntı olmasın hepsi var.Tüpün  var mı? deyince hane sahibi var der.Fikri Efendi ayrılırken ev sahibine tüp parasını da bırakır.

27 Nisan 2024 Cumartesi

HAKK'IN İSİMLERİ

 Zatın birisi kendisini rüyasında hazreti İbrahim ile Hz.Adem'in kabirleri arasında görür.Ya Adem'in yahut İbrahim'in kabrinden bir nida gelir:"Allah'ın güzel isimlerini oku". Bu zat da başlar Allah'ın bilinen doksandokuz ismini okumaya ve tamamlayınca yine aynı ses :"Allah'ın güzel isimlerini oku" .Zat düşünmeye başlar ve "İşte okudum" der.Bu defa aynı ses "Hayır tamamen okumadın, hani Hüvettaci-ü, vez-zariu, vel-haris-u(o ticaret yapıcı, çiftçilik yapıcı,sanat icra edici).Bunları duyan zat korkmaya ve vücudu titremeye başlar, derhal kalkıp camiye gelir.Mısır'da Abdülgani Nablusi hazretlerini bulur ve ona rüyasını anlatır. Rüyayı dinleyen Abdülgani hazretleri ."Senin tevhid görme zamanın gelmiş olduğu anlaşılıyor" diyerek ona tevhid telkin eder.

İşte hazreti adem, gerek "Esmai hakikiyye" olan alim, semi,basir,kadir,kayyum gibi isimler olsun, gerek "Esma-i halkiyye" yi mesela tacir( ticaret eden) , zari (ziraat ve çiftçilikle meşgul), haris (sanat işiyle meşgul ) gibi isimleri camidir.Amma Hak ticaret yaparmı ? Hak çiftçilik yapar mı? diye sorular akla gelebilir. Ya Hakk'ın kudreti olmasa bir şey olur mu, olmaz.

MEHDİNİN ZUHURUNUN ALAMETLERİ

 "Nedir Kur'an'ın esrarı , nedir esrarın envarı/Nedir Mehdi'nin etvarı haber ver sırr-ı esradan" Niyazi Mısri hazretlerinin bir beytidir.Mehdi (as) kıyamete yakın Medine'den zahir olur.Zuhurunun üç alameti vardır: Birincisi Fırat nehri taşarak Basra şehrini harab eder. İkincisi tevhid ehli çoğalır ve bunlar onun zuhurunda askeri olurlar. Üçüncüsü ay, ondört ve onbeşince geceleri devamlı olarak tutulur.

Kendisinin alametleri : Orta boyludur, dişleri seyrektir sağ yanağının üst kısmında siyah bir beni vardır.

TARİKATLARDAKİ BÖLÜNMELER

 Baş olma isteği insanda en son çıkacak duygu imiş.Keza, tarikatların dünyevileşmesi ve maddi imkanlar bu kurumları bitiren nedenlerin başındadır.Babadan oğula nakil ise o kurumlara zarar vermektedir.Evliyalık kesbi değil vehbidir derler.Şüphesiz hak edebilmek için çalışmak gereklidir.Ancak Hak Teala'nın takdiridir.Bazı büyükler, kalb keşfinin açılmasını tehlikeli gördükleri için müridlerini kapalı götürürler imiş."oldum" havası ve iddiası manevi terakkiye mani duygulardır.

Bölünmeyi çabuklaştıran şey gıybettir.sinsi olan bu duygu, gıybet yapana "hakikatları anlatmak(!) "şeklinde bir duygu verdiğinden , işin o boyutunu düşünemez bile.

bUGÜNKÜ TARİKAT BLÜNMELERİNİ "tARİKAT MÜESSESESİNİN  " artık manen lağvedildiğini gösterir.Yeni bir dönem, yeni bir söylem vakti başlamaktadır.

23 Nisan 2024 Salı

HANGİ ADEM ?

 muhyiddin İbniArabi hazretleri  hac farizalarında  Kabeyi tavaf esnasında bir zat ile selamlaşır.Bu zat kendisine " Bizlerde sizin gibi vaktiyle nice yıllar önce burayı tavaf ederdik" "Kaç yıllar önce" deyince "yüzyirmibin yıl önce" cevabını alınca  "Fakat efendim Hz.adem'in zuhuru altı-yedi bin yıl olarak biliniyor" dedi.O zat "Sen hangi ademden bahsediyorsun, sizlere yakın olan adem'den mi, uzak olan adem'den mi? Nice Ademler yaratılmıştır, Biz senden önceki Adem'e mensubuz" demiştir.

CELALETTİN BERBEROĞLU

20 Nisan 2024 Cumartesi

AŞK HALİNİ ANLAYABİLMEK

 Zevk ve taatla meşgul olan kimse aşkın halini anlamaz. Yani abid ve zahid ibadet zevkini bilir, aşk zevkini duymaz, yani ibadet ve taatten zevk alamaz, o ancak tevhidden zevk alır.Abid de tevhidden zevk alamaz

ÜMMETİ MUHAMMEDDEN ÖLÜYÜ DİRİLTENLER

 Bunlar üc kimsedir. Abdurrahman Molla Cami, Abdülkadir Geylani ve Beyazid-i Bestami hazretleridir.

Molla Cami Belh'de saray hocası idi.Melikin gayet güzel olan bir oğluna ders vermekte idi.Çevresindekiler Molla Cami'yi kıskandıkları için ona iftira attılar."Hoca oğlunuza aşık olmuştur, ahlakını bozacak , onu fena huylu yapacak" derler.Melik Molla Cami'yi daha önce denemesine rağmen  etraftakilerin de onu tanımaları için bir yemek tertip eder ve sarayın vekil harcına Mollanın önüne daha önce ölmüş bir tavuğun kızartılarak konmasını istedi.Molla Cami sahanın kapağını dahi açmadı.Melik "Efendim neden yemiyorsunuz?" deyince Molla Cami sahanın kapağını açıp önünde ölü iken kızartılmış tavuğa "Kış" dedi.Tavuk dirilmiş ve yemek salonunda uçarak dolaşmaya başlaması üzerine iftirada bulunanlar utanç içinde kaldılar.Tevhid ehlinin önüne haram bir şey konulduğu vakit kalbinin daimi zikri durur.Molla Cami de kalbinin zikrinin durmasıyla önünekonan yemeğin , daha önce ölmüş bir tavuk olduğunu anladı.

Abdülkadir Geylani hazretleri bir kediyi diriltti .Oturduğu evin komşuları ona eziyet etmek için kediyi öldürüp geçeceği yolun üzerine koydular. Hazret öldürülmüş kediyi görünce "Ya dürre" diye seslenince kedi dirildi ve kalkıp tekrar evelce olduğu gibi ayakları arasında dolaşmaya başladı. 

Beyazid-i Bestami hazretleri bir defasında Hırıstiyan papazlarla bir gemide seyahatta iken papazlara , hazret-i İsanın uluhiyetine ne sebeble inandıklarını sordu. Onlarda ölüyü dirilttiği için " diye cevap verdiler. Onlara onun yaptığı gibi ben de ölüyü diriltirsem benim de Hz.İsa olduğuma kail olmanız gelir. Papazlar "evet" dediler.Hazret orada dolaşmakta olan bir karıncanın başını kopardı ve tekrar birleştirip üfürdü.karınca dirildi ve tekrar dolaşmaya başladı.

Bu ümmetten bu üç zat ölüleri diriltti. Ancak her bir Veli ve Kamil insan  diriltmeğe muktedirdir, yalnız bu husus kevni bir keramet olduğundan iltifat etmezler.

VAHİY DÖRT KISIMDIR

 Biri cibril-i Emin vasıtasıyla Peygamberlere vahiy olur ve bu vahiy yalnız Nebilere mahsustur.

İkinci vahiy ilhami ki bununla Cenab-ı Hakk tevhid ehlinin kalbini nurlandırırve onlara ilham yoluyla her şeyi vahyeder,

Üçüncüsü müşahafe (ağızdan ağıza konuşma) ki, tevhid ehli görünen suretlerden Cenab-ı Hakk ile şifahen konuşur.Beyazid-i Bestami hazretleri bu hususta "Ben Hakk ile otuz yıl konuştum, insanlar zannederler ki ben anlar ile konuşuyorum" buyurmuştur.

Dördüncüsü  ise tebliği vahiy ki Hakk'ın Resul'e inzal buyurduğu kitabın hükümlerini Resulün varisleri olan kimseler ümmete tebliğ eder.

SARHOŞLUK ÇEŞİTLERİ

 Sarhoşluk maddi alemde üç derecedir.Zahiri sarhoşluk dereceleri, aşk şarabını içenlerin sarhoşluk dereceleri ile temsil edilmek istenirse aşağıdaki manzara çıkar:

İçki içenlere de içkiler üç hal verirBirinci halde az sarhoş olunca tüm çevresini kaybeder.Aşk sarhoşluğunun birinci evresi Tevhid-i Ef'al makamına denk gelir ki salik de taptığı tüm işleri Hakk'ın uhudesine verince bu afak alemini kaybeder.

İkinci derecede içki içen biraz daha içindce , gözü görmez, kulağı işitmez, söz söyleyemez ve hiçbir şey yapmağa kudreti olmaz.Aşk şarabı sarhoşluğun ikinci derecesi Tevhid-i sıfat makamı olup salik de sıfatını Hakk'a tevfiz edince , görüşü, işitişi, söyleyişi, dileyişi , bilişi kalmaz.

Üçüncü halde o içkiden daha çok içerse kendinden geçer.Kezalik üçüncü sarhoşlukta bulunan salik dahi Tevhid-izat makamını temsil eder  kendinden geçer, onda hiçbir şey kalmaz.

VÜCUDU HAKK'A VERMEK

 Efendimiz (SAV) in saadetli zamanlarında İbni Abbas daha çocuk yaşta bulunuyordu ve onu çok severdi.Bir kere atıyla umreye giderken , Abbası da beraberine aldı.Gelirken  "Ya çocuk sen vücudunu kayırma" buyurdu.İbn-i Abbas da "Ya Resulallah, vücudum bana kabahatmıdır" dedi.O zaman Hazret-i Resul "Vücudüke zenbün la yukas-i aleyhi zenbün ahir" (Ya Rabbi benim vücudumu mahvet.Yani bende senin vücudunu izhar et de, vücud senin vücudun olduğunu bileyim.)

Bu nedenle büyükler vücudu,varlığı Hakk'a terketmişlerdir. Beden hastlanır şikayetleri olmaz.Evladı ölür şikayetiolmaz.Malları telef olur şikayeti olmaz. 

13 Nisan 2024 Cumartesi

HAMZA BALİ HAZRETLERİ

Melamilerin uç kısımda olanlarına "Hamzavi Melami" derler.Bu tanımlama Füsus Şarihi Bosnalı Abdullah efendi yolundan giden  Ankaralı Hüsameddin hazretlerinin halifesi olan Hamza Bali hazretlerinden gelir.Gayet  mutaassıp olan İstanbul ülemasının fetvasıyla Süleymaniye cami civarında Deveci yokuşunda Hicri 969 da şehit edilmişti.Hazretin naşı müritleri tarafından Silivri kapı 'da defnedilmiştir.

MÜRŞİD-İ KAMİL'İ BULMAK ZORDUR

 Erenler buyurmuştur."Hakk'ı bulmak pek kolaydır, velakin Hakk'ı bulduran Kamil insanı bulmak güçtür.Bunlar kimya gibidir, belki bulunması kimyadan daha güçtür.

Necib Sultanım buyurmuştu: "Herkes evliya olacak ancak mürşid-i Kamil azalacak". 

"RÜMUZ-U ENBİYA-YI VAKIF-I ESRAR OLANDAN SOR/ENEL HAKK SIRRINI CANDAN GEÇÜP BERDAR OLANDAN SOR." buyurmuştur Hz.Niyazi.


12 Nisan 2024 Cuma

İNSANIN KABUL ETTİĞİ EMANET

 Hak Teala'nın arz ettiği ve sadece insanın kabul ettiği emanet, Hilafet sırrıdır.İnsan dışındakilerin istidatlarının tam  olmaması sebebiyle enanetin tamamını taşıyamayız diyerek kabulden kaçınmışlardır.Allah Teala Hilafet sırrını "Kalem" e arz etti, o ancak "Bedi" ismini, "Levh" "Bais" ismini,"Tabiat" "Batın" isimini taşıyabiliriz dediler.İNSAN ise bütün isimleri taşıması itibarıyla yüksek derecelerin sahibi olmuştur.

DERVİŞ KELİMESİ

 Bir tarikata bağlı olanlara derviş denilir. anlam olarak derviş Allah sevgisini kazanmak için yokluğu, alçak gönüllü olmayı kabul eden bir kimse demektir. Derviş kelimesinin arapça yazılışında (d) harfi dünyayı terk etmek, (r) harfi riyayı terk etmek, (v) harfi kendinin sandığı varlıkları terk etmek , (y) harfi yalanı terk etmek, (ş) harfi de şehveti terk etmek anlamına gelir.

SAKAL AĞARMASI

 Sakalın beyazlaşması Hz.İbrahim peygamberden bu yana zuhura geldiği söylenir.Hz.İbrahim'e ikram olarak Hak Teala kullarına bunu tecelli ettirmiştir.Cennet ehli otuziki yaşında olarak cennete girer.Hz.İbrahim beyaz sakallı olur, herkes ona tazim eder.Çünkü o cennet ehlinin babası olur.

11 Nisan 2024 Perşembe

MUSA ÇİFÇİ HAZRETLERİ=METLİ SULTAN'IN İZİNDEN GİDENLER

 


OKULLAR

 Okullar üç kısımdır.Biri ilkokuldur.Elifden(A dan) başlayarak son harfe kadar tanıtır.Sonra okumaya başlayınca ikinci mektebe(orta, lise, yüksek okullar) geçilerek orada daha geniş bilgi öğretilir.Bunları da ikmal ettikten sonra "irfan mektebi'ne"devamedilir veşimdiye kadar okudukların hakikatları öğrenilir.Mesela"Elif'in hakikatı nedir? "Be" nin hakikatı nedir?"te" nin nedir?İrfan mektebinde bunlar "Mürşid-iKamil'den" okunup öğrenilir.

Fatiha yedi ayettir bunabesemele de dahildir.Fatiha'nın yarısı Hakk lisanından yarısı da kulunlisanındandır. Fatiha Hakk'ın sözleridir.Halbuki kul lisanından söylenmiş değilmidir.Evet kulun lisanındandır.

HAKK'IN CEMALİ, CELALİYLE ÇEVRİLMİŞTİR

 Hakikatte lütufla kahır birdir.Hak cemalini celaliyle ihata etmiş, yani kaplamıştır.Celaline uğramadan cemalini göremezsin . Celalinden Cemaline ulaşılır.Ahiret aleminde mahşer var, sorgu süal var, mizan var, sırat var.İşte bunlar hep celaldir.Mümin bunlara uğramadan cennete giremez.

HAKK'IN KİTABI

 Bu kainat bütün bir kitaptır.O kitabı ancak tevhid makamlarını seyreden okur, başkası okuyamaz.Hakk'ın zatına insan delildir.Hakk'ı görmek istersen insana bak.Melekler naksandırlar.Melekler Hakk'ın yalnız kuvvet isimlerine mazhardırlar.İnsan ise bütün isimleri kendinde toplamıştır.

Niyazi Mısri hazretleri "Hakk yüzü insan yüzünden görünür.

Bir defasında Hazreti Resul sahabe ile harem-i şerifte oturmakta idiler. Meclislerinde Uzifetil Yemani de bulunuyordu.Hazreti Resul:"İnni li ecide rih-ar-Rahman min kablel Yemen" , yani "Rahmanın kokusu Yemen yönünden geliyor" buyurdu.Uzifetül Yemani tebessüm etti.ÇünküHazret-i Resulün buyurduğu Rahman dan murad "Gavsi A'zam" dır..Uzifenin tebessüm etmesinin nedeni o zamanın Favvsı Veysel Karani'nin amcası olup , ismü Ali ül Karani idi.Uzife de anın Gavs-iş-şimali, yani Sahib-iş-şimal olup yeryüzünde mutasarrıfı bulunuyordu.Sahibil yemin , gökte mutasarrıftır.Gavsı Azam surette insan şeklindeufacık bir adam , velakin bütün alemler anın avucunun içinde bir hardal tanesi kadar bile olamaz,gerçekte ne kadar büyüktür. 

9 Nisan 2024 Salı

NAMAZDA HATIRA GELENLER

Şeyh Küşteri (K.S) hazretlerinin namazda iken hatırına Arş, Kürsi vesaire  gibişeyler gelirmiş.Acaba namazım doğrumudur  ve makbulmüdür diye düşünmüş.Ona demişler ki Umman memlekitinde bir zat var, o senin müşkülünü halleder.Oraya gider  ve o zata müşkülünü arzeder.O zat" Kalbin hakk'a secde etti mi?" diye sormuş. "Evet etti " deyince ol vakit hatıra gelen şeylerin zararı yoktur. O hatıra gelenleri de halk eden Hakk'dır, çünkü yüzünü yere koymakancak yüzün secdesidir, kalbin secdesi değildir. 

HAKK'IN SIRLARINI AŞİKAR ETMEK

 Tasavvufda yasaktır.Hakk'ın sırlarını her ne türlü aşikar etsen , o gizliliğini artırır.O iyan iken yani apaçık görülmekte iken bu suretler anı örterler, zira Hakk'ın zuhuru hicaptır, örtülüdür.Ehli olmayana Hakk7ın sırrını ifşa etmek pek fenadır, elinin kesilmesine müstehak olur.Şeriatta hırsızlık yapanın eli kesme cezası uygulandığı gibi ,Hakk sırlarını ifşa edenler tevhidden eli kesilir  ve tardedilir, yani tevhidden koğulur.

HAL EHLİNİN SÖZLERİ NEDEN TATLIDIR


Kal ehli kimdir: sözleri ayet ve hadise yakın olmayan sözleri söyleyenlerdir.çünkü ayet vehadise yakın olan söz, o sözü söyleyenin değildir, bu sözler ya hakk'ın  veyahutü hazreti Resulündür.imam azam buyurmuştur: vesayasındaki bir sözüm ki yanında ayet ve  hadisle görüle, o benimdir kabul edin. velakin ayet ve hadis yanında olmayarak görülen söz benim değildir,kabul etmeyin". 

kal ehlinin sözü ayet ve hadisle teyit edilmeli. bu sözler hal ehlinin  sözü gibi zevki değildir, yani manevi zevkle söylenmemiştir. 

Amel mezheplerinde ihtilaf mevcuttur.Hakikat ehlinin mezhebi yalnız bir türlüdür, aralarında hiç anlaşmazlık yoktur.Onlar her işlerini Hakk'a havale etmişlerdir.Arifin her harekatı  ve sekenatı Hakk'a delildir.

Hakikat ehlinin her birinin yaşadığı çağ ve mekan farklı olsada sözleri hep aynıdır.

ŞERİATIN SÖZLERİ HAKİKATSIZ BİLİNMEZ

 Niyazi Mısri hazretlerinin deyişidir.

"Şeriatın sözleri hakikatsız bilinmez/Hakikatın sözleri , tarikatsız bulunmaz.

Savm-u salat-u zekat, günah kibrin mahveder/ Darab-ı zikir olmasa gönül pası silinmez

Efendimiz SAV "Fatiha suresi okunmayınca namaz olmaz" buyurmuştur.Bu hadis doğrudur.Halbuki imamla birlikte namaz kılındığı z aman cemaat fatiha okumadığı ziçin cemaatın namazının olmaması lazım gelir.İmam-ı Azam hazretelri hakikate aşina olduğundan " İmam ve cemaatın vücudları Cem makamı üzre tek bir vücuddur" demmişlerdir.Evet, Hak'kın vücudundan başka bir vücud varmıdır, yoktur.İmamın okuması cemaatın okumasıdır.Bu sebebten imam okur, cemaat sükut eder.İmam Azam Ebu Haniife bu hakikatı bilmeseydi  şeriatı anlarmıydı, anlamazdı.

Şaüfi imamları Fatihayı okuduktan sonra bir süre sükut eder bu süre zarfından cemaat da okur, sonra imam zammı sureye devam eder.


28 Mart 2024 Perşembe

BİR RÜYA

 Necib Sultanıma hizmet eden birisi anlattı. "Bir rüya gördüm. Rüyamda Türkiye'yi Mossad ajanları istila etmiş ve bir evden de bunlar idare ediliyor. Be Ya Huu esmasını çektiğimden her bir esma bir ajanı buluyor ve onu deryanın ortasına atıp batırıyor. Bu şekilde Hu esmalarına devam ettim. Esma, ajanları gizlendikleri yerden çıkartıp deryaya atıyor. Ajanların merkezi olan bir binaya çıktım. İki katlı bir bina imiş orada da ajanların başı varmış ben nerde Mossad ajanları " diye etrafa bağırmaktayım. Başkanları benim yanıma geldi boynuma bir iğne sapladı ancak bana tesir etmedi"

Hayır olur inşaallah dedi ve Gazze'deki katliama çok üzüldüğünü belirtti.

27 Mart 2024 Çarşamba

METLİ SULTANIN İZİNDEN GİDENLER:HACI MUSA ÇİFTÇİ HAZRETLERİ

MUSA BABA HAZRETLERİ,Konya Çumra' dır.2008 yılında Hakk'a yürümüştür.Metli Sultan'a ve Hüseyin Fikri Baba'ya 30 yılı aşkın hizmeti mevcuttur.Çiftcilik yapmış,bir müddet imamlık yapmış sonra ticarete başlamıştır.50 yaşlarında iken Hüseyin Fikri Efendinin emri ile ticareti bırakmış ve irşada başlamıştır."Oğlum birazda Tevhid fidanı ekelim" demiştir.Ömrünün sonuna kadar irşada devam etmiştir.İrşad için İzmir'e geldiğinde vefat etmiştir.Hak teala bulunduğu yerin dışında vefat eden ehli tevhid kullarına "Hicret" sevabı yazar imiş.Mekanı zaten cennettir.İzmir'de bulunan halifesi Abdullah efendi'nin naklidir.Hazretle alakalı bilgiler derlendikce bloğa eklenecektir.
 

25 Mart 2024 Pazartesi

HÜSEYİN SITKI DEDE

Metli Sultanımın mürşidi Filibeli Hüseyin Sıtkı dede,Filibe'den İstanbul'a gelir ve gerekli tahsilin sonunda Mesnevihanlık yapmaktadır.Konya  merkezde bulunan Asitane'nin mesnevihanı Hakk'a yürümesi üzerine yeni bir mesnevihan ihtiyacı için İstanbul'daki dergaha yazı yazılır.İstanbuldakiler Sıtkı Dede'yi Konya'ya gönderir. Sıtkı Dede konumunu izah edemez ve konya'daki dergahta mutfak işlerini yapar.İstanbul'dan gerekli cevap gelmeyince ikinci kez tekiden sorulur.Verilen cevapta "Sıtkı " isimli mesnevihan'ı gönderdikleri belirtilince hazret'e ismini o zaman sorarlar ."Sıtkı" cevabını alınca gerçek anlaşılır.
Sıtkı dede bekardır.Yaşı ilerlemiştir.Etraftak insanlar Dede'yi Hediye isimli zengin dul bir bayanla evlendirirler.Hediye hanım biraz geçimsizdir.Zaman zaman Dede'yi evinden kovmaya kalkar,sonra pişman olur geri çağırır.Ahir ömründe hazret hastadır.Evin salonuna bir yatak serilmiş,hazret içinde yatmaktadır.Konya'nın ne kadar büyük kimseleri varsa etrafında ziyarete gelmişlerdir.Hediye hanım, bu kadar meşhur ziyaretçinin Sıtkı dede'nin ziyaretine gelmesine hayret ederek "Bey yoksa sen Evliya mısın? diye sorar.Sıtkıdede el sallıyarak  cevap verir:"Çok geç anladın.Allaha ısmarladık" der  

19 Mart 2024 Salı

ŞEYH BEĞENMEMEK

 Manevi yola girmek isteyenler, bir tavsiye ile dergahları gezerler.Ancak gezdiği dergahlardaki bazı davranışlar hoşuna gitmez, ayrılır.Hoşuna gitmeyen bu davranışlarıda her yerde konuşur.Gıybet ettiğinin farkında değildir.Çünkü içindeki düşman kararını vermiştir:"Ben bu konuda haklıyım, karşı tarafın davranışı uygun değil"..Mürid manevi bir ihtiyaçla arayış yoluna girmiştir.Ancak nefsinin, bu hususta insanı caydırmak için devreye girdiğini bilmez ve  nihayetinde o dergahın gıybetini yaptığını , bunun mesuliyeti olduğunu idrak edemez.

Bu durumda ne yapmalı?..Beyazid-i Bestami hazretleri gerçek şeyhini bulmak için onlarca şeyh dolaştığını belirtmiştir.Bu nedenle manevi dünyada arayış gayreti gereklidir.Ancak,gittiği yerlerin gıybetini yapmak olmaz..İlahi irade kimin kiminle olacağını yazmıştır.Ancak bu mürit için perdelidir.Mürşit için ise açıktır.Mürşit kendisine kayıtlı olanları kabul eder.Başkasına kayıtlı olanların peşinde olmaz.Arayış müritte olmalıdır.

10 Mart 2024 Pazar

METLİ SULTAN'DAN DEVAM EDENLER

 Hüseyin Fikri sultanın yolunu devam ettirenlerden İzmir'deki Abdullah Hoca'ya bağlı olarak yolu devam ettiren ,Avusturya'da yaşayan Oğuz kardeşimiz anlatmıştır.Metli sultan Seydişehir'e bağlı Çavuş beldesinin dağ tarafındaki bir köye çadır kurmuştur.Mevleviliği bölgeye yaymıştır.Köylüler kuraklık bir zamanda yağmur duasına çıkarlar ama yağmur yağmaz.Köyün biraz altında bulunan Metli Sultan'a haber gönderirler.Yağmur duasına katılmak için.Hazret bir merkebe binmiş vaziyette toplantı yerine gelirken henüz aşağıda iken bir bulut etrafı kaplar ve insanlar sırılsıklam bir vaziyette köye zor yetişir.

5 Mart 2024 Salı

PROF ETHEM CEBECİOĞLU

Bu zatın bir rüyası anlatıldı. Hazret rüyasında Fethullah Gülen'i görmüş. Adam namaza  durmuş ancak rükua eğilmeden kıyamdan secdeye gitmiş. Zahiren bu rüya, İslamın bir rüknünün atlanıldığı anlamına gelse de derin manalar içermektedir. 

4 Mart 2024 Pazartesi

HÜSEYİN FİKRİ ÖZER


 Aslen Seydişehir Çavuşlar’dandır.Metli sultan’ın yetiştirdiği zatlardan birisidir.Metli Sultan’ın sağlığında İzmir’e gitmiştir.Orada ticaret yapmış, dergah açmıştır.Kestane pazarı denilen yerde bir direk dibinde Elma sattığı için “Elmacı Baba” diye bilinir.Bu mübarekle alakalı bilgileri yolunu devam ettiren halifesi Abdullah Demirözü aktarmıştır.Abdullah Bey İzmir’de yaşar.Aslen Seydişehir  Çavuşlar’dandır.Hüseyin Fikri Efendinin akrabalarındandır.

Abdullah Bey’in nakline göre Hazret Konya Tıp fakültesinde yatmıştır.Hastahanede yattığı süreçte 23 gün hizmetinde olmuştur.Hüseyin Fikri efendi hastahanede olduğu günlerde nöbetçi doktor başörtülü bir bayan doktor olan  Fatma hanımdır.Hüseyin efendi’nin dervişlerinin hastahanedeki tutumlarına bakarak hastanın manevi bir kişi olduğunu anlar.Çünkü, Doktor hanım geldiği vakit hasta gözlerini açmakta doktorun sözlerine cevap vermekte o gittikten sonra baygın bir durumda yatmaktadır.Doktor hanım durumu Hastahanenin o bölümünün başkanı olan bir Profesöre  aktarır.Yarın birlikte ziyaret edelim derler ve ertesi gün hastanın bulunduğu yere gelirler.Refakatçı olarak Abdullah efendi, Musa Çiftci ve iki kişi daha vardır.Sırasıyla sorar hasta neniz olur?.Hepisi Hasta “babamız olur” derler .Normal hayatta Hüseyin efendi’ye “Baba” diye hitap etmektedirler.Başhekim bu cevabı yutmaz.der ki “Biz boşuna Prof olmadık.Bu adamın Mevlevi Mürşidi olduğu söylenmektedir.Manevi durumu nedir?” deyince refakatçılar :”Efendim kendisine siz sorun”.Prof, Hüseyin Efendi’ye sorar:”Efendim siz Mevlevi mürşidimisiniz” deyince hasta göslerini açar ve cevap verir:”Evet Mevlevi mürşidi’yim.Siz bana hizmet ederseniz, yarın ahirette ben size himmet edeceğim” buyurur.Prof, Hüseyin efendinin elini öper.Hastahane masrafları birikmiştir.750 milyon TL olmuştur.O zamanın para birimi ile..Yıl 1996..Bizde para yok.Ancak Musa Çiftci hazretlerinin bir traktörü vardır.Birmilyar ikiyüzelli bin TL vermişler satmamıştı.O gün Çumra’dan ziyarete gelen birisine Musa Çiftci hazretleri dedi ki:”Bana yediyüzellimlyon getir traktörü götür” dedi.Adama parayı getirdi.Hastahane idaresine borcu ödemek için çıktık.İdare bize “Borcunuz yok” cevabını verdi.Kim ödedi, yahut Profesör kendisimi ödedi bilmiyoruz”..

Hastahanede bulunurken bir şeyh efendi ziyaretine gelir.Bu kişi Melami mürşidi Ali efendi olabilir.Bu zat hastahaneden ziyaret sonrası çıkarken koridordan ve merdivenlerden inerken sesli bir şekilde "Bu zamanın kutbunu görmek isteyen " diye bağırmıştır.

Hüseyin Fikri hazretlerinin türbesinin bulunduğu Seydişehir Çavuşlar beldesindeki evi boş olarak içinde hazretin eşyaları mevcut şekilde muhafaza edilmektedir. Anahtarı orada  bulunan torunlarındadır. misafirlerin kalmasına müsaade edilmektedir.

GÖRDESLİ HÜSEYİN EFENDİ

 Metli Baba'ya hizmet eden bir zat oluh 2 yıl önce dünyasını değiştirmiştir.Konya merkez'de yaşamıştır.Metli Dede'ye hizmet ederken ,Metli Sultan, GördesliHüseyin Efendi'yi bir bayanla evlendirmiştir.Bu evlilikten dört kızı olmuştur.Ona bahçe olabilecek bir arazi bağışlamıştır.Metli Sultan vefat ettikten sonra Hüseyin Efendi, Hasan Hüda hazretlerine ait ikinci bir ev için burayı bana ver, ben bahçeyi sana vereyim, bana gelen dervişleri de sana yönlendireyim sen ilgilen" demişse de Hasan Efendi VAZİFENİN AĞIRLIĞINDAN DOLAYI  kabul etmemiştir.Metli Sultan'da sağlığında aynı şeyi Hasan Efendi'ye teklif etmişti.Dergahı sana devredeyim diye.Bu teklifi yaptığı zaman Hasan Efendi çay doldurmakta imiş.Hazretin sözünün tesirinden o kadar terlemiş ki çaydanlığa parmaklarından sular damlamış olduğunu Hasan Efendi'nin kızı Hatice annemiz nakletti.

17 Şubat 2024 Cumartesi

NEFSİN "DİN GAYRETİ" İLE ALDATMASI

 Nefsin hilelerinden birisi'de kişiye din gayreti duuygusunu verip kişiyi kırıcı ve dışlayıcı tutum içine sokmasıdır.Bu ilim erbabı denilen mürekep yalamışlar da olacağı gibi manevi dünya içinde bulunduğunu sanan kişilerde de ortayaçıkabilr.Mesnevi-i şerifte buyrulduğu gibi, Münafıklar,Hz.Bilal habeşi hazretlerinin ezan okurken "Hayya" yerine  "Heyyi" şeklinde okunmasını Efendimiz SAV 'e şikayet etmişler ve zahiren "Dinin başlangıcında bu şekilde yapılacak bir hatalar ileride büyük hatalara sebebiyet verir" şeklinde güya din gayreti ile bu tenkidi yaptıkları görüntüsü vermişlerdir.Kalblerin keşfine sahip Hz.Resul, bu tenkitçilerin kalplerindeki niakı gördüğü için onları tersleyerek "Bilal'in "Heyye" si sizin "Hayya" nızdan iyidir" buyurarak o insanları terslemiştir.

Bu örnek manidardır.Dilden doğan afetler içinde bulunan GIybet, dindar gözükenlerin din gayretleri boyası içinde boy gösterebilir. bU TÜR KİMSELER, "gAYRETİM, ALLAH'IN DİNİNİ KORUMAKTIR" deselerde nefislerinin bu hilesinden habersizdirler.

14 Şubat 2024 Çarşamba

İbn Arabî | Mahmud Erol KıIıç | Tasavvuf101

HARAMI ÜSTÜMÜZDEN ATTIK

6 şUBAT DEPREMİ NEDENİYLE Yıkılan Manevi mekanlar içinde Gaziantep'de Ökkaşiye hazretleri,Hatay'da Beyazid bestami Hazretleri ve Habibi Neccar camisi mevcuttu.Bölge insanının çok itibar ettiği bu yerlerin deprem sonrasındaki görüntüsü içler acısı idi.

Ökkaşiye hazretleri ile alakalı birisi, bir başkasının rüyasını nakletti.O kişi rüyasında Ökkaşiye hazretlerini görmüş ve hazret ona"Haramı üzerimizden attık" lafını etmiş.

Gerçekten de bu mekanları Devlet , Vakıflar teşkilatı vasıtasıyla resterasyon ihalesini gerçekleştirmişti.Mekanlar göze çok hoş bir duruma gelmişti.Ancak bu rüya üzerine yapacağımız yorumlar:Buranın imar işinde ya çok yüksek fiyatla ihale yapılarak devlet kaynağı ziya edildi.Resterasyon işi İktidarla iş yapan bir firmaya verilmişse bu firmaya ödenen paranın kaynağı şüpheli idi.Ökkaşiye hazretlerine yapılan imar işin saray yapımı olduğunu görenler ifade etti.Çok lüks yapılmış..Bu lüksün içine mutlaka bir olumsuzluk karışmış ki hazret rahatsız olmuş