KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
3 Ağustos 2025 Pazar
20 Kasım 2021 Cumartesi
SEZAİ KARAKOÇ
Hürriyet 3, Karar 3, Star 3, Yeni Şafak 3, Akşam 2, Milat 2, Sabah 1, Milli Gazete 1, Habertürk 1, Akit 1…Rakamlar, köşe yazısı sayısını gösteriyor…
Rahmetli Sezai Karakoç'un ardından yazılanların sayısı…
İlgi şaşırtıcı. Çünkü:
Yıllar boyu unutuluşa mahkûm idealist insanın hakkında hayatı boyunca bu yayın organlarında bu kadar yazı çıkmadı!Yine ölünce değeri anlaşılan bir insan var karşımızda.Kimi şairliğini öne çıkarıyor…Kimi inançlı olmasını…Peki, ya politik kimliği? Değinen pek yok! Oysa karşılarında siyasi parti başkanı var.
Köşe yazılarını okuyunca şunu düşündüm; bu kadar köşe yazarı -bir iki istisna hariç- dün neredeydi?
Sezai Karakoç, emperyalizm Bağdat'ı bombalamasına-işgaline karşı çıkıp haykırırken bu arkadaşlar sesini niye duymadı?
Sezai Karakoç, emperyalizmin Suriye'yi bölmesine, Libya'yı işgal etmesine karşı çıkarken ve bu sebeple “kendi mahallesi” tarafından “linç” edilirken bu arkadaşlar neredeydi?
Sezai Karakoç, emperyalizm kıskacındaki İran'ı savunup Türk medyasındaki kışkırtıcı yazıları eleştirirken bu arkadaşlar neredeydi?
Sezai Karakoç, “çözüm sürecine” tavır koyarken bu arkadaşlar neredeydi?
Sezai Karakoç, FETÖ'nün en güçlü döneminde “CIA projesidir” tespiti yaptığında bu arkadaşlar neredeydi?
Ne diyor Sezai Karakoç:
“Bu dünyada olup bitenlerin
Olup bitmemiş olması için
Ne yapıyorsun…”
Sadece, toplu “ağlama ayini” yapmayı biliyorlar; Sezai Karakoç gibi tek kişi kalma pahasına mücadele etmeyi değil…
AKP'YE KARŞIYDI
Tarikatı yoktu.Cemaati yoktu.İktidarlardan makam beklentisi yoktu.Yandaş yayın organlarından köşe yazarı olma beklentisi yoktu.Televizyonlara çıkayım, şöhret olayım beklentisi yoktu.Anma gecelerine, belgesellere bile katılmadı…
Kültür Bakanlığı'nın verdiği plaket ve para ödülünü de, Cumhurbaşkanının verdiği ödülü de almaya gitmedi. “Parayı ihtiyaç sahibi birine verin” dedi.
Sezai Karakoç'un düşünceleri, hayalleri vardı.
Sezai Karakoç'un örgütü vardı: Diriliş…
Erdoğan, tam sayfa ölüm ilanı verse de Sezai Karakoç'un şu sözlerini unutturabilir mi:
-“Bugün mevcut partilerin hepsi bitmiştir. İflas bayrağını çekmişlerdir. Birbirinin içine girip var olmaya çalışıyorlar…
-“Kurt politikacılar, kaşarlanmış politikacılar, yeni yeni partiler kurabilirler kolaylıkla. Büyük gürültüler koparabilirler. Yeni maskeler ve göz boyama usulleriyle vatan ufku podyumunda boy gösterebilirler. Ama sen, milletinin gözbebeği olan, samimi bir kalp taşıyan kardeşim, aldanma ve inanma. Ne eskimiş partilerde, ne de onlardan kopan kaşarlanmış politikacıların kuracakları yeni partilerde, senin için, yurt için, halk için bir umut vardır…-“Geçmişsiz, geleceksiz bir halk doğurmak için çırpınıyor duruyor partiler…”
MARKSİST BAKIŞ
1980'ler sonu…
2000'e Doğru dergi bürosu, Ankara Necatibey Caddesi'nde Kumrular sokağın tam karşısındaki bir apartmanın üst katındaydı.
Az ilerimizde Menekşe sokaktaki eski bir apartmanın üst katı “Diriliş” dergisinin bürosuydu. Logosunda “düşünce, edebiyat ve siyaset dergisi” ibaresi vardı.
Sezai Karakoç, cumartesileri büroda herkese açık konuşma yapardı.
Adını biliyordum ama gerçekte kim olduğunu 2000'e dergisinde o dönem köşe yazarlığı yapan Cemal Süreya'dan öğrendim. Marksist bir yayın organı, İslamcı yayın organı çıkaran tefekkür sahibi için bakın ne yazdı:
- “Bulgucu adam. Belki de ülkemizdeki tek bulgucu. Çok daha yetenekli bir Mehmet Akif'in tinsel görüntüsüyle, adamakıllı dürüst bir Necip Fazıl'ınkini iç içe geçirin, yaklaşık bir Sezai Karakoç fotoğrafı elde edebilirsiniz…
- “Türkiye'de, özellikle sağın, özellikle de mukaddesatçı kesimin içinde yalnız. Bir başına. Hiçbir ortaklığa girmez. Dışarıda ve yukarıdadır. Düşüncesini de, öfkesini de hemen ortaya koyar. Ama yalnız olması yalnız kalma anlamında değil, diyorum. Yapısı öyle…
- “Dışarıya karşı bağnaz değil. Her şeyi tartışabilirsiniz…
- “Öyle bir Müslüman ki Marx da bilir, Nietzsche de bilir, Rimbaud da bilir. Salvador Dali de sever. Nazım da okur. Sıkışmış, sıkıştırılmış deha. Alçakgönüllülükle katı yüksek uçuyor…”
Soner Yalçın
24 Temmuz 2021 Cumartesi
DEVAM EDEN MECLİSLER
Sezai Karakoç,üstad Necip Fazıl ile Ankara'da Işıklar caddesinde oturan Şeyh Selim7i ziyarete giderler.Şeyh Selim ,Hiç penceresi olmayan ,tavan kısmından ışık alan ,tabanında hasır olan bir odanın ortasında diz çökmüş vaziyette murakabe halinde bir zat idi.Üstad 'selamün aleyküm' diyerek elini öptü.Ben de Şeyhin elini öptüm.Şeyhin önünde dizlerimiz üzerin oturduk.Hal hatır sorduktan sonra Necib Fazıl Bey 'Efendi hazretleri, meclise gidiyormusunuz?' diye sordu.Şeyh Selim , derinden gelen bir sesle :'Ha evet , çok meclisler oluyor' dedi.Şeyh kendi alemindeydi.Onu daha fazla rahatsız etmemek için elini öpüp çıktık.
Üstad anlattı:Şeyh Selim Hakkarili idi.Nakşibendi tarikatından idi.Arvasilerden Şeyh Taha koluna bağlıydı.Halk partisi, tek partili dönemde onu elinden rehin tutar gibi getirip mebus yapmıştı.Şeyh Selim Hakkari millet vekili olarak belki yirmi yıl Ankara'da kalmıştı.Meclise hemen hemen hiçuğramamıştı.Üstadın dediği gibi parayı bilmezdi.Maaşını da çocukları gider alır imiş.Kendisi gece gündüz,orda, o loş odada inziva halinde zikir ve murakabedeimiş.Üstad dedi ki:"Ben kendisine Meclis'e gidiyormusun?dedim.Millet Meclisini kasteddim.O başka meclislerden ima etti.Evet geliyorlar, çok meclis oluyor' dedi.Yani manevi alemdeki toplantıları kasteddi.Çünkü kendisi hep o alemde yaşıyor.
Tek parti dönemi geçince Demokrat parti'de aynı şekilde Şeyh selim7i Hakkari milletdvekili olarak seçmişti.Bu dönemde biz kendisini ziyaret ettiğimizde Üstad sormuştu:'Hakkariye gitmeyi düşünüyormusunuz?Hazret cevap verdi:Evet çağırıyorlar, bu bahara gideceğim' demişti.Nitekim bir müddet sonra üstad Şeyhin hakkariye gittiğini ve orada rahmeti Rahman'a kavuştuğunu söylemişti.
İki muhalif Parti,meşruiyet kazanmak ve oy toplamak maksadı ile şeyh ve hocaların desteğine ihtiyaç duymakta, zıt olsada Şeyhleri kendi partileri içinden milletvekili seçilme isteklerini geriye çevirmemekte idiler.(Not: Şeyh Selim meclis albümündeki bilgiye göre 1892 Hakkari doğumlu olup 1946-50 ve 1050-54 döneminde milletvekilliği yapmış Oğlu 1923 doğumlu Ubeydullah Seven 1954-60 arasında milletvekilliği yapmıştır)
7 Kasım 2020 Cumartesi
23 Ağustos 2016 Salı
HIZIRLA KIRK SAT
MEVLANA VE MESNEVİ
MUHYİDDİN VE YASİN
ŞEMS VE FÜSUS
ŞEMS NASIL DEĞİŞTİRDİ
BENGİSU SARNIÇLARINDAN GEÇİREREK MEVLANA CELALEDDİN'İ
VE YASİN BİR DELİKANLI BİÇİMİNDE
AĞIR ÖLM HASTALIĞINDA
NASIL İYİLEŞTİRDİ İBNİ ARABİYİ
MEKKE ÇATISINDA FÜSUSU'UN VE FÜTUHAT'IN YAPRAKLARINI AYIKLAYAN
GÜNEŞİN YAĞMURUN VE RÜZGARIN YARDIMCISI KİMDİ ?
ŞAM ÇARŞILARINDA ŞEMS'E RASTLAMADI MI?
YOLUN BİR KIYISINDA O ÖBÜR KIYISINDA
ŞEMS BİR SORUYDU
BİR CEVAPTI MEVLANA
BENZİYORLARDI BİR ARADA
KİŞİNİN KENDİSİYLE YAPTIĞI BİR KONUŞMAYA
MUHYİDDİN'İN İBNÜR RÜŞD'E DEDİĞİ GİBİ
BİR EVET BİR HAYIR DEMEDİ MEVLANA
HEP EVET DEDİ ŞEMS'E BU KONUŞMADA
ŞAM ÇARŞILARINDA MEVLANA
ARADI DURDU ŞEMS'İ
BİR YİTİRİP BİR BULDU ŞEMS'İ ŞEMS BİR BENGİSUYDU O'NA
MEVLANA ŞAMDA MUHYİDDİNLE KONUŞTU
ONA ŞEMS'İ SORDU
MUHYİDDİN KABRİNİ AÇARAK
SABIR KİTABINDAN BİR YAPRAK ÇEVİREREK
ŞEMS'İN KENDİSİNİ GÖSTERDİ
SONRA YORGUN BİR ŞAM ÖĞLESİNDE
SICAKTA ÇEKİRGELER KAVRULURKEN
ÇÖMELDİ BİR SU KIYISINDA
HIZIR'I GÖRDÜ ALI YEŞİLİ GÖRDÜ SUDA
ŞEMS'İ GÖRDÜ VE BULDU KENDİNİ
ŞAM ÇARŞILARINDA ŞEMS ALINDI MEVLANA'DAN
KENDİSİNE MESNEVİ VERİLDİ
GÖKTEN BİR KARTAL GEÇSE
VE YERE DÜŞSE GÖLGESİ
BU ACABA ŞEMS'İN Mİ GÖLGESİ
YERİN ALTINDAN GELİRSE BİR SU ŞIRILTISI
BU SES ŞEMS'İN Mİ SESİ
ÇÖLLERDE KUMDA VARSA
KIZGIN BİR AYAK İZİ
BU İZ ŞEMS'İN Mİ AYAK İZİ
İŞTE BÖYLE BÖYLE KURDU MEVNEVİYİ
ŞEMSİN AYRILIĞI
DUDAKLARA DOKUNUP TA
AĞZA KONAMAYAN
BİR BENGİSU GİBİ
(Sezai Karakoç)
HIZIRLA KIRK SAAT
CAMİDE NAMAZ KILAN
OMUZLARI BİRBİRİNE DAYALI
İKİ MÜSLÜMANIN ARASINDAN GEÇTİM FARK ETMEDİLER
HUTBEDE İMAMIN SÖZLERİNİN ARASINA TEK BİR KELİME
KARIŞTIRDIM TEK BİR KELİME
BİR KAÇ KİŞİ İRKİLDİ
GERİSİ SUSADI SUSADI
ÇIKAR ÇIKMAZ ÇEŞMELERE KOŞTULAR
AMA SU YABANCI VE ACI GELDİ
ÇOCUKLARINI GÖRÜNCE O VAKİT
DİNDİ İÇ IRMAKLARI"
(Sezai Karakoç)
22 Ağustos 2016 Pazartesi
HIZIRLA KIRK SAAT
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
Hükümdarın hükümdarlık için halka yalvardığını
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz
İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler
Bunu bana öğretmediniz
Kardeşim İbrahim bana mermer putları
Nasıl devireceğimi öğretmişti
Ben de gün geçmezki birine patlatmayayım
Ama siz kağıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini nasıl silineceğini öğretmediniz
Ey ulular sizin bana öğretmediğinizi
Ben zamandan öğrendim
Kuruyan hurma dalından öğrendim
Damıtılmış petrolden öğrendim
Yavrusunu arayan bir deveden öğrendim
Hapsedilmiş yarı yanık
Sancaklardan öğrendim
Yıkılmış taş kemerlerden öğrendim
Harap handan köprülerden öğrendim
(Sezai Karakoç)
15 Ağustos 2016 Pazartesi
SEZAİ KARAKOÇ
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır"
(Sezai KARAKOÇ)
7 Haziran 2016 Salı
SEZAİ KARAKOÇ-HIZIRLA KIRK SAAT
Beni yalnız yaralar tanıdı
Az kalsın bir bağ bekçisi beni yakalayacaktı
Adım hırsıza da çıkcaktı.
Her evde kutsal kitaplar asılıydı
Okuyan kimseyi göremedim
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar,bunu bana öğretmediniz
Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz
Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı
Günlere geldim bunu bana öğretmediniz
Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
Bunu bana söylemediniz"
Sezai Karakoç(Hzırla 40 saat)
