EŞREFOĞLU RUMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EŞREFOĞLU RUMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Şubat 2025 Pazar

İLAHİ..EŞREFOĞLU RUMİ

 CEM OLMUŞ DERVİŞLERİ PİRİM ABDÜLKADİR'İN/ YOLUNDA SADIKLARI PİRİM ALDÜLKADİR'İN.

ELİN VERDİM ELİNE KURBAN OLUAM DİLİNE,CANRLAR FEDA YOLUNA SULTAN ABDÜLKADİR'İN.

ARISININ BALIYAM BAHÇESİNİN GÜLÜYEM/BAĞININ BÜLÜBÜYEM SULTAN ABDÜLKADİR'İN.

İİNKAR EDEN OL ERİ MÜRŞİT EDER ŞEYTANI /- ASLI DÜRÜR GEYLANİ SULTAN ABDÜLKADİR'İN.

SANA DİREM EY KİŞİKALBDEN ÇIKAR TEŞVİŞİ /ODA YANMAZ DERVİŞİ SULTAN ABDÜLKADİR'İN.

EVLİYALAR REHBERİ HAKK7IN SIRRA MAZHARI /BAŞINDA KUDRET GÜLÜ PİRİM ABDÜLKADİR'İN.

HAKK KATINDA ULUDURİKİ CİHAN DOLUDUR/EŞREFOĞLU KULUDUR PİRİM ABDÜLKADİR'İN .

26 Ekim 2022 Çarşamba

EŞREFOĞLU RUMİ

 Ey aceb bilsem nedir Yarab bu derdin çaresi

Gün gün artar hiç onulmaz yüreğinin yaresi

Yüreğimin yaresine hiç tabib kılmaz ilaç

Ey aceb var mı dahi benim gibi biçaresi Çaresi biçareliktir yine bu derdin heman Çün bela burcundadır aşıkların seyyaresi Gözü yaşlı bağrı başlı yüreği delik delik Olmuşam alem içinde aşkının avaresi Her kim inler bu beladan varsın ol aşık değil Görsün ana neyleyiser nefsinin mekkaresi Dünyayı mekkareye her kim dolaştı ta ebed Gitmedi gitmeyiser anın yüzünün karası Her kimin gönlünde zerre denli dünya hubbü var Anı mahrum etti bilsin nefsinin emmaresi Dost yolunda aşıkı ger kılsalar yüz bin pare Dönmeye Dost Dost deyü çağıra her bir paresi Eşrefoğlu Rumi bu derde giriftar olalı Düştü bu deryaya kim yoktur anın kenaresi Cem' olmuş dervîşleri Pîrim Abdülkâdir'in Yolunda sâdıkları Pîrim Abdülkâdir'in Elim verdim eline Kurbân olam diline Cânlar fedâ yoluna Pîrim Abdülkâdir'in Arısının balıyam Bahçesinin gülüyem Bâğının bülbülüyem Pîrim Abdülkâdir'in İnkâr eden ol eri Mürşid eder şeytânı Aslı dürür Geylânî Pîrim Abdülkâdir'in Sana direm ey kişi Kalbden çıkar teşvîşi Oda yanmaz dervîşi Pîrim Abdülkadir'in Evliyâlar rehberi Hakk'ın sırra mazharı Başında kudret gülü Pîrim Abdülkâdir'in Hakk katında uludur İki cihân doludur Eşrefoğlu kuludur Pîrim Abdülkâdir'in Gönlümün bir köşesinde Arş-ı Rahman gizlidir Katremin bir kartesinde bahr-ı umman gizlidir Zerremin bir zerresinde nice bin şems ü kamer Arife bu söz ıyan ille avamdan gizlidir Bu vücudumda benim bir kuş vardır ol kuşun Avcı içinde temamet iki cihan gizlidir Lamekan u binişandır ol kuşun yaylakları Ol kuşun havlasından sırr-ı Sultan gizlidir Ol kuşun Şah ile ahdi var ezelden ileru Bir melek bilmez nedir ol ahd ü peyman gizlidir Ol kuşun avı şikarı Dost vaslıdır hemin Anınçün dost ana munis ü mihman gizlidir Ey aceb böyle iken Ya Rab nedendir bu kuşun Hiç iniltisi tükenmez yüreği kan gizlidir Derde düşmüştür yanar zari kılur ol dün ü gün Zarisi ol Dost firakı bağrı püryan gizlidir Ol kuşun vasfı öküşdür diyedim illa nidem Müddeiden korkarım gönlünde güman gizlidir Suret-i insanda gel insanı bil insan isen Suret-i insanda bu manay-ı insan gizlidir Manay-ı insan bil kim bilesin Hakkı ayan Manay-ı insanda ol sıfat-ı Subhan gizlidir Eşrefoğlu Rumi bu remzi yine arif bilir Bilmedi bilmeye her ami vü nadan gizlidir Aşk ile ol aşıkı Sıdk ile ol sıdıkı Mahbubudur Halıkı Sultan Abdülkadiri Aşık olan ülfete Irak demez Bağdat'a Kadrin bilir ziyade Sultan Abdülkadiri Devlet dilersen devlet İzzet dilersen izzet Eşiğinde kıl hizmet Sultan Abdülkadiri Eşrefoğlu Rumi Dervişlerin mahremi Evliyalar hemdemi Sultan Abdülkadiri

16 Eylül 2022 Cuma

EŞREFOĞLU RUMİ, ŞEYHLERDEN ŞİKAYET,

  Eşrefoğlu Rûmî 15. yüzyılda yaşamış. Bize göre 15. yüzyıl Osmanlı’nın altın devri. Öyle anlatılıyor. Eşrefoğlu Rûmî’nin Müzekki’n-Nüfus adlı eserini açtığınız zaman orada da aynı şeyi görüyorsunuz: “Zira zaman azdı ve karındaşların dahi halleri döndü. Tuğyan ve münafık çoğaldı ve meşâyih kalmadı. Meşâyihe ve meşâyih sözüne itibar kalmadı. Beyler zalim oldular ve kadılar rüşvet-hâr oldular, ilme uymaz oldular ve ilmi kendi hevalarına çeker oldular. Ve müderrisler fâsık oldular: Tefsir ve hadis medreselerde okunmaz oldu. Fakihler ve din ilmin bilir kişiler az kaldı. Vaizler dünya için mescitlerde va’z edip akçe cem’ederler… İlimle, beyler ve zabitler ve avam kapısında rağbet bulamayan danişmentler şeyhlik tarîkin tutup müdara ile halkın dünyalıklarını ellerinden sühûletle alır oldular. Ve meşâyıhların hallerine münasip meşâyıh ağzından sözlerin ezberleyip meclislerde söyleyip kendilerini halka bir ehl-i hâl olarak bildirip halkı kendilerine bir mürid ve muhip edenler ve başlarına talip cem edenler, ârifler libasın giyip, zikir meclislerinde hâmuş olup, riya ile baş salıp, halkın levsin gözetirler. Dilerler kendileri halk arasından söylene. Diyeler: Filan şeyh asrımızın bî nazîr ferdidir. Ehl-i tasavvuf zannederler. Muratları celb-i dünya, etraftan libaslar ve nefâis armağanlar gele.” Bu da 15. yüzyıldan bir fotoğraf. Dolayısıyla biz bugünle ilgili çok menfî şeyler söylesek de bunları aşamayız. Bunlardan daha ileri bir şey söyleyecek halimiz yok. Artısıyla eksisiyle bugüne bakmak gerekiyor.

16 Nisan 2020 Perşembe

TEVHİD-İ ZAT NEŞESİYLE SÖYLENENLER:

Eşrefoğlu Rumi hazretleri Kadiri tarikatından olup Eşrefiyye şubesini kurmuştur.120 yıl ömür sürmüştür.Tevhid-i zat neşesiyle söylediği ilahileri mevcut olup,ilmi zahir neşesi manasını anlamakta zorluk çekerler.Hazretin tevhid-i zat neşesiyle söylediklerinden:
Tecelli şevki didarın beni mest eyledi hayran
Enel Hak sırrını candan anınçün kılmazam pinhan
    Acep hayran ü mestim ki beleştan belmazam yüre
    Gözüm her kande kim baksa görünür suret-i Rahman
Cihan tılsımının bendi benim elimdedir şimdi
Benim bugün bu meydanda benimdir top ile çevgan
    Yüzün görmeden ol yârin kamu mahv oldu hep varım
    Beka buldum fena buldum bkada olmuşum sultan
Benim o dertlü dermanı banim ol ma'denin kanı
Benim ol dürr-ibi-hemta benim ol bahr-ı bi payan
    Semada seyr eder sırrım cihana doldu envarım
    Mukaddesler cemisi benim sırrımda ser-gerdan
Benim ilmü ledünnümden hazeran Hızr olur aciz
Benim her bir tecellimden nice bin Musalar hayran
    Görürsün sureta Adem benim emrimde dü-alem
    Feleklerle meleklerhep bana mahkumdur ins ü can
Remim olmuş izama hem eğer disem "bi-izni kum"
Yalın ayak u baş açık kamusu duralar uryan
    Bu ay u yıl bu yıldız bu geceler bu gündüzler
    Bu yaz u kış ve bu güzler benim emrimdedir yeksan
Benim şahı bu meydanın benim devri bu devranın
Benim canu bu canların benimle diridir her can
    Benim Mansur'u var iden benim ağyarı yar eden
    Benim her varı var iden benim her gidenü dur eden
Değildir od u sudan ne topraktan yahud yelden
Ben irden  var idim irdenhenüz yoğ idi bu ezman
    Zamansız bi-zamanım ben mekansız bi-mekanım ben
    Dü-alemde hümayım ben benim her görünen gören
Sorarsan Eşrefoğluyum ne Rumi yim ne İzniki
Benim ol-daimül baki göründüm sureta insan

5 Mart 2020 Perşembe

EŞREFOĞLU RUMİ

"Aşk sayrusu olanlar gelsünler timâr eyleyem
İçürem aşk şerbetini dostdan haberdâr eyleyem
Açam bâtın gözini, göresin kendü özünü
Dosta döndürem yüzini âlemden bîzâr eyleyem

Söyündürem nefsin odın bozam tılsımın bendin
Götürem benliği seddin ol dosta yular eyleyem
Ol taş olmuş gönüllere uram aşkun külünkini
Âb-ı hayâtı akıdam gönlünde pınar eyleyem

Ben dostu görüp gelmişem devrânın sürüp gelmişem
Dost dostlara gelsün dedi geldim ki haber eyleyem
Kılavuzuyam ol yolun, dilin bilürem ol ilin
Cem eyledim kâfilemi, pes Dosta sefer eyleyem."

2 Ağustos 2019 Cuma

EŞREFOĞLU RUMİ

İstanbul'un fethinden 100 yıl önce doğmuş, fetihten 20 yıl sonra vefat etmiştir. Abdal Mehmet, Emir Sultan, Hacı bayram Veli ve Hüseyin Hamavi çizgisinde, iç nizamındaki eğrilikleri düzeltmiş ve manevi ilimlerin sır dolu sözlüğünü okuyanlardan olmuştur. Abdal Mehmet bir meczubu ilahidir. Ve Eşrefoğlu Rumi'nin yoluna çıkan ilk işaret fişeğidir. Bu işaret üzerine Emir Sultan'a koşmuş. Emir Sultan, Eşrefoğlunun müritlik okulunun Hacı Bayram Veli dergahında olduğunu görmüş ve oraya yönlendirmiştir. Hacı Bayram Veli'ye onbir yıl müritlik etmiş, damadı olmuş, işaret ettiği yönlere tereddüt etmeden yönelmiştir. On bir yıllık hizmet süresinde, Hacı Bayram Veli ile bir tek dünya kelamı konuşmamıştır. Suriyenin Hama kentindeki Hüseyin Hamavci dergahında mutlak bir uyanışla dirilmiş ve 40 günlük erbain sonunda  Hamavi'nin "Rumi ! Kalk" çağrısı ile birlikte, ilahi iklime tereddütsüz dalabilecek bir manevi diriliğe sahip olduğunu belgelemiştir. Hamavi şöyle der:"Bir bahri muhit imiş, neyim varsa çekip kendisine aldı". Akabinde İznik'e  dönmüş ve Anadolu'ya Abdülkadir Geylani'nin sesini nakşetmiştir. Kadiri tarikatının ikinci kurucusu "Pir-i Sani" sidir...

22 Mart 2017 Çarşamba

EŞREFOĞLU RUMİ HAZRETLERİNİN SİLSİLESİ

Şeyh Abdullah bin Eşref bin Muhammed el-Mısrî el-Meşhûr Şeyh Abdullah er-
Rûmî (Eşrefoğlu Rûmî)1119 (ö. 874/1469 - 70 [?]) rahmetullâhi aleyh Şeyh Abdullah er-


Rûmî’nin tövbesi ve telkîni ve tâcı ve hırka ve seccâdesi ve icâzeti şeyhü’l-ârifîn el-hasîb
en-nesîb Seyyid Hüseyin Bağdâdî’dendir. Ve onun dahî mürşîdi erbâb-ı hakîkat atası

Seyyid Şehâbeddîn Ahmed’dendir. Ve onun dahî bahru’l-esrâr atası Seyyid Şeyh

Hüsâmeddin Hazretlerindendir ve onun dahî ma’denu’r-rumûz atası Şemseddin

Muhammed’dendir. Onu dahî Sultan er-Rabbânî ve kutbu’s-Samedânî atası Şeyh

Muhyiddin Abdülkâdir Geylani'dendir.
(ö. 561/1165-66). Bunlar İmâm Hüseyin
oğulları(ndan)dır. Ve onun dahî kâşifü’l-esrâr Şeyh Ebû Saîd bin Ali el-Mahrûsî’dendir.

Ve onun dahî Hârisü’l-evliyâ Şeyh Ebu’l-Hasen bin Yusuf el-Kuraşî el-Lekkârî’dendir.

Ve onun dahî kutb-i devâirü’l-evliyâ Şeyh Ebu’l-Fazl Abdülvâhid bin Abdülazîz’dendir.


Ve onun dahî Şeyh Şiblî’dendir (ö. 334/946). Ve onun dahî Seyyidü’t-tavâif Şeyh Ebu’l-

Kâsım Cüneyd-i Bağdâdî’dendir (ö. 297/909). Ve onun dahî sultanü’l-mürşidîn fi’lâlemîn

Serî-i Sakatî’dendir (ö. 251/865). Ve onun dahî Şeyh Ma’ruf-ı Kerhî’dendir (ö.

200/815-16 [?]). Ve onun dahî Dâvûd-ı Tâî’dendir (ö. 165/781 [?]). Ve onun dahî Şeyh

Habîbü’l-Acem’i’’dendir (ö.130/747-48[?]). Ve onun dahî Şeyh Hasan-ı Basrî’dendir (ö.

110/728). Ve onun dahî emîru’l-mü’minîn Hazret-i Ali’dendir (ö. 40/661). Ve onun dahî
nebîlerin hâtemi Habîb-i Hüdâ’dandır (s.a.v.)

SUSMAK ÜZERİNE

Şeyh Muhyiddin Arabî (ö. 543/1148) buyurur;“Susmak insanda, Allah (c.c.) bilgisi uyandırır”
Sultânü’l-Ârifîn Ebâ Yezîd Bistâmî (ö. 234/848 [?]) rahmetullâhi aleyh buyurur:
“İbâdet on kısımdır. Dokuzu samt ve diline mâlik (sâhip) olmaktır”

Ârifi gör değme sözü söylemez /Değme bir söz cevâp eylemez
Kimseyi ya medh ya zem eylemez /Ya bu yavuz  ya iyi olsa demez
Üşte (işte) nefis elinde biz kaldık zebûn /Canlarımıza bu nefs vurdu düğüm
Eşrefoğlu Rûmî sen tutup dilini /Hazret’e arz eyle her dem  özünü
Âlimü’s-sırrı ve’l-hafâyâ oldürür/Kullarına kâdiye’l-hâcât O’dur

14 Mart 2017 Salı

EŞREFOĞLU RUMİ

Zehî hoş bahtlu canlar kim görür O’nun visâlini

Zehî devletli gözler ki görür O’nun cem’âlini

Zehî baht-u saadetler zehî lutf-u inâyetler

Zehî şâd u beşâretler kim işitir kelâmını

Zehî tûtî vü kumrular ki vasl-ı sükkerin yerler

O veche karşı dururlar içip Kevser şarabını

Zehî bülbül ki öterler O’nun gülzârına karşı

Zehî uşşak kim okurlar O’nun hüsnî kitabını

İlâhî Sen müyesser kıl bu Eşrefoğlu Rûmî’ye

Ki ol meclîs-i âlîde dura kavşura elini


9 Şubat 2017 Perşembe

MENKIBE -EŞREFOĞLU RUMİ

Fatih Sultan Mehmet ,bir suçtan dolayı veziri Mahmut Paşaya kızmış ve Yedikule zindanlarına hapsettirmişti.Mahmut Paşa,Eşrefoğlu Rumi’nin müridi imiş.Mahmut Paşa kurtulması için bir adam vasıtasıyla Eşrefoğlu’na bir mektup gönderir ve yardm ister.İznik’e gelip mektubu verir.Eşrefzade mektubu okuduktan sonra  adam şöyle der:”Gebze kasabasına gidin,falan mahallede yaşlı bir kadın vardır,adı filandır.Onu bulun, bizden de selam söyleyin.Paşanın kurtulması için dua etsin”.adamlar hemen Gebze kasabasına giderler kadını bulurlar,Eşrefzadenin selamını iletirler ve Mahmut Paşanın kurtulamsı için niyaz(dua)isterler.Kadın:”Elhamdülillah ! Demek ki duam kabul olmuş.İk seneden beri dua ediyordum.Mahmut Paşa, Kaptan Paşa iken  suçsuz olan oğlumu astı.Ben de ona beddua ettim.Şu zamandan sonra , bundan geri dönemem.Hazırlıklı olsun”diye cevap verir.Paşanın adamları üzgün olarak geri dönüp durumu Mahmut Paşa’ya bildirirler.Mahmut Paşa’da dünyadan ümidini keser.O gece yarısı ,padişahın adamları Mahmut Paşa’yı boğarlar.Fatih Sultan Mehmed,Mahmut Paşanın öldürülmesinden pişman olmuş , ama iş işten geçmiştir.Kader hükmederse,beşerin gözü körleşir(iradesi susar)

8 Şubat 2017 Çarşamba

GÖRMEK-BİLMEK MESELESİ

Eşrefoğlu Rumi hazretleri Hacı Bayram Veli hazretlerinin damadı olup,Suriye’de Hama’da bulunan ve Hz.Hüseyin efendimizin soyundan gelip Abdülkadir Geylani hazretlerinin 5.nci kuşaktan torunu olan Hüseyin Hamavi hazretlerinden de feyz alıp Kadiriliği ve Bayramiliği mecz etmiştir.Kendisine hizmet eden ve bilahere kızı ile evlendirdiği Abdurrahim Tırsi hazretleri kendisine hizmet etmiş vefatından sonra ‘da dergahta yol’u devam ettirmiştir.Genç derviş içinden Hazreti Hızır’ı görmek istermiş,Efendi’ye de bunu dile getirmiş bir zaman sonra Efendi onu pazara elma almaya gönderir.Pazardan elmayı alır dönerken bir dervişe rastlar ,derviş sorar:”Makramanda ne var?Abdurrahim Tırsi tereddüt etmeden makramayı açar.Derviş bir elma alıp yürür gider.Dergaha döndüğünde elmaları hocasının önüne koyar.Eşrefzade Sultan:”Birisi eksik “der.Abdurrahim:”Yolda gelirken ,elmalardan birini bir derviş alıp gitti deyince Eşrefzade:Öyleyse niçin eteğine yapışmadın o Hızırdı”deyince Abdurrahim ‘in yüreği yanar,yazıklanır,üzülür.Eşrefzade:”Hızır (a.s)’ı görsem derdin.lakin bilsem demezdin.Gördün ama bilemedin”deyince Abdurrahim bundan sonra “görsem,bilsem”diye dua etmeye başlar.Bir zaman sonra isteğine kavuşur.Şeyhinin emri ile yaptığı bir seyahat esnasında dağ başında Hz.Hızır’ı yeniden kendisinden  elma isteyen derviş kıyafetinde görür ve tanır. 

7 Şubat 2017 Salı

EŞREFOĞLU RUMİ

 Fatih Sultan mehmet’in annesi Mükerreme sultan hastadır.dilinde meydana gelen bu hastalık bir rivayete göre kanserdir.ülkenin tabibleri çare bulamaz.Nefesi etkili şeyh efendilerde davet edilir ama çare yoktur.Saray çavuşlarından biri İznik’te Eşrefoğlu Rumi’nin şöhretini duymuştur.Padişahın vezirine İznik’teki evliyaya başvurmalarını söyler. padişahtan ferman çıkarak  İstanbul’a davet edilir.Haberi getirenlere Eşrefoğlu Sultan “İzni ilahi yoktur”der davete icebet etmez.Padişahın ısrarıyla ikinci kez davet edilir yine aynı karşılığı verir.Padişah kızar ve gidin katledin diye emreder.Saray kapıcıları Eşrefoğlu’nu şarapla boğmak üzere giderler.Yanlarında şarap tulumları vardır.Dergaha gelince Eşrefoğlunu öyle heybetli bir şekilde görürler ki korkudan kaçışırlar.Bu ara unuttukları tulumların içindeki şaraplar beyaz bal haline gelmiştir.Kaçmaya kalkışanları yakalatan Eşrefoğlu Sultan “artık izni ilahi çıktı”diyerek istanbul’a doğru yola çıkar.Padişah Karamürsele bir kadırga gönderir ve şeyhi aldırır.Saray erkanının itirazlarına rağmen Demirkapıya Eşrefoğlunu karşılamaya gider.Fatih,şeyhten edepsizlik için özür diler.Büyük Veli ,padişahın annesine okur ve kadın iyileşir.Padişah ,hazrete çok altınlar vermek istedi ise hazret kabul etmedi.Padişah dedi ki:"Şeyh Efendi tekkenizi tecdid edelim(yeniyleyelim).Şeyh Dedi ki:"-Padişahım, o tekke, bizim gibi nice şeyhi eskitir" .Padişah :"Tekkenize vakıf tayin edelim".Şeyh dedi:"Dervişler vakıf çeşmesinden su içmezler ve ondan abdest almazlar"Padişah etrafındakilere ve annesine dedi ki:"Nice edelim, şeyhe bir nesne kabul ettiremedik.Fatih7in annesi dedi ki "Ben kabul ettiririm.
Valide şeyhe dedi ki:"Ey Şeyh! ulül emre itaat var mıdır?".Şeyşh :"Evet vardır" deyince Valide "Bu altınları alırsın" dedi.Şeyh altınları aldı."Bu kadar nesne çok az.Başka şey kabul ettirmeye çare var mı?".Hizmet edenler dedi ki "Bir kaç köyü bir siyah cariyenin mülkü ederseniz.Cariyeyi dahi şeyhe bağışlayasınız".Padişah öyle eyledi.
Şeyh giderken altınları saray içinde beşer onar ona buna verdi.Meğer şeyhin altın verdiği adamların validede alacakları var imiş.On altın alacağı olana on altın vermiş.On beş altın alacağı olana onbeş altın vermiş.Her kimin validede ne kadar alacağı varsa , şeyh ona o kadar altın vermiş.Sonrasında harem kapısından dışarı çıkarken bir siyah cariye şeyhin koltuğuna girdi, padişahın yüzüne baktığında padişah dedi:"Efendim sizin abdest suyunuza yardım eder"
Şeyh dergahına geldi.Bir zaman sonra bir sohbete başladı.Kelamları terk ve fena bahsine erişti.Şeyh dedi ki:"Bir saat padişah huzurunda oturdum.Kalktığım yere yedi yılda oturamadım" der ve ilave eder "Yarabbi sultanları bizim kalbimizden , bizi sultanların kalbinden çıkar.”diye dua ettiği kaydedilir.

30 Ocak 2017 Pazartesi

SUSMAK VAKTİ

Eşrefoğlu Rumi hazretleri bir menkıbe nakletmiştir:
İmam Cafer-i sadık son dönemlerinde halktan uzaklaşıp bir hizmetkarı ile bir mağarada uzlete çekildi.Yakın talebeleri ve yakın arkadaşları hazrete niyaz ettiler.Kendisinin geri dönüp halkı irşat etmesini dilediler,kendilerini mahrum bırakmamalarını istediler.Hazret mağaranın kapısına gelip onlara şöyle buyurdu:”Susunuz.artık konuşmak ve anlatmak vakti değildir.Dilsiz gibi olup susmak vaktidir”.