13 Aralık 2024 Cuma

Beyinciğin Sağlam mı? İşte Öğrenmenin Yolu! Beyin Tümörü İçin Bu Belirti...

ricaül gaybin 3leri olan 2 beyin lobu ve ana kumanda merkezi 1. olan ama 3 ler halinde çalışan derin insan devleti teşkilatında BEYinCİK= HAYAT AĞACIMIZA =ŞECEREİ MEMNUAMIZA bakıyoruz..
benim beynim yok bence %100 ünü kullanamam ama benim verilmiş bir kalbim vardı eskiden bilmiyorum kırıkları tamir edildi mi ve hala çalışıyor mu ama eskiden öyle bir kalple tanışmış ve muazzam bir ritüelle hayalen almış ve aynı acaib maddi bir ritüelel sembolünü şimdiki geniş zamanıma sunmuştum..çünkü beynim olmadığından dünyada nadir insanın sahip olacağı bilinen öyle. bir kalbi taşımaktan korkmuştum... onu ben koruyamazdım ama o koruyabilirdi diye düşünmüştüm..... ve o da ,o hayali bile her hayale değen o gönül denen kalbi büyük bir şiddetle kırmıştı ve sonra nasıl kırıldığını öğrenip bunu her yerde zevkle anlatmıştı.. yanii kalp denen gönül sesle kırılıyordu böylece hepimiz öğrenmiştik... demek ki 0 ses frekans dalgaları beyinden kasa ve kalbe bizi etkiliyordu 🙂 ..
not:(*oysaki ona verdiğim o kalp mitsel anlamda SOPHİANIN VERDİĞİ HİKMET KÜRESİ İDİ... ve sanırım onda yeni bir hikmet küresine ihtiyaç yoktu ki olaylar öyle gelişti ama ben bu kırıkların anlamını seneler sonra öğrendim ve dünde bir yazısını buldum...onuda paylaşırım sonra nasılsa hikayelerin bitme devrine girdik...mutlu son olsun ..)
(* artık bilim ve ilişkiler mürşidimiz olan oyton efendiden öğrendik ki erkekler safi testosterenmiş ve bir şeyin nasıl çalıştığını anlamak için onu kırıp parçalamadan ve içine bakmadan yaşayamazlarmış..yanii olan bitende bilim dahilindeymiş 🙂
bilim ve ilişkiler dersimizin mürşidi azizi olan oytON hoca bu gece bize BEYİNCİK adlı çalışmasını sunuyor..geçen beyin i işlemiştik..yani BEYNİN İKİ LOBU OLAN 2 LERden sonra en baba 1 LER OLAN BEYİNCİK BABA İLE TEMAS EDİYORUZ 🙂 bu arada oyton youtubede algoritmeleri bozmuş ve her yerde o çıkıyormuş..geçen bir kanalda youtube nin algoritmasını çözdüğünü ve ona göre her yere çıktığını ve bu veriyi elde ettiğini açıkladı ..aynı zamanda AYNALAMA VAR BİLİYORSUNUZ HERKESİN BEYNİNE VE AYNI ZAMNDA KALBİNE GİRDİĞİNDE o zaman hayalindeki sayısız ayna nöron OTİSTİK SAYISIZ OYT10 muz olacak inşallah ...eeee bir süre sonra fare deneyleri kesmiyor tabii..bu arada bende oytON efendiyi dinledikçe herkes gibi bir otistik ve disleksi ve neydi o hani patavatsızlık hastalıklı ve erken ihtiyarlayıp alzaymır olup çok yaşamadan öleceğime bile inanmaya başladım 🙂
oyton iyide yan etkisi fazla tabii..neyseki ben beyin floramı çok çeşitli meşrep ve zeka ve zıtlıktalarla mukayeseli savaşan sayısız snaps sanps bilgideki besinle çeşitlendiriyorum da allahtan yırtıyorum ...beynim savaşırken ben BOŞ BOŞ KALBİMLE HOŞLAŞIYORUM ..
bu videoda BEYİNCİK ADLI ENSE KÖKÜKMÜZDE OLAN ANA KUMANDA MERKEZİMİZ ELEKTRİK TESİS ŞARTELİMİZ İŞLENİYOR.. ben oytonun derse girişte bu beyinciki AĞAÇA BENZETİP ONA HAYAT AĞACI ADININ VERİLMESİYLE anında kadim hayat ağacına olayı bağladım tabii..ve hemen o resimlerimden bir kaçını bulup kontrol ettim ve gerçekten de beyincikle aynı olduğunu anladım...
bu arada eskiden ben bunu çok araştırmış-asa suyu yani omurumuzun içindeki sıvıyıda çok araştırıp kısır bir bilgi ile ama çok fazla antik hayat ağacı ve omur suyu resmi ile bağlamıştım..bir kaç dr sorsam hz googlede o suyu araştırsam da anlayamamıştım.. bir dr. bana o suyu anlatmıştı ama benim istediğim bilgi onda yoktu ve öyle kaldı taa ki şimdi oytonun beyincikine HAYAT AĞACI DENDİĞİNİ ÖĞRENENE DEK..

bazen hayat bizi yeniden avlar ..tabiii bilim olarak bu suyu bilemem ama hiyeroglifli yani hikayeyi biliyorsan resmi kitap gibi okursun ideamdan dolayı, video altına o resimlerden antik mısır ve mezopotamya babil hayat ağaçlarından ikisini ekleyeceğim..OMUR HATTIMIZDAKİ KUNDALİNİ KUYUMUZU İSE EKLEMEYECEĞİM ONLARI ARTIK SİZ BAĞLAYACAKSINIZ ..
antik mısırdaki hayat ağacının içinde bir melek kadın melek yaşıyor ve içinde KANOPE vazo içindeki kozmik hayat suyundan ağaç altına gelen çifte ki belkide ademle havva veya ölüp dirilmeye gelen bir ölüler yolculuku yolcusu bilemiyorum onlara ME-MES leri suyu taktis ederek serpip veriyor...ve yakınd abunu astrolojik sembollede anlatıp bağlayabilirim ama ben astroloji hiç bilmesemde burada sembolü masal gibi okuyabilir atar ve tutarım..nasılsa kimse bilmiyor..
başka bir antik mısır hayat ağacı resmide aynıdır ama ağacın altındaki su dan ölülerin BA adlı ruh kuşları su içmektedirler..
hz nebimiz de miraçta böyle bir ağaç görürü hatırlarsanız altında beyaz köpüklü bir su akmaktadır ve ölümsüzlük suyudur ..

matrix ilminde biliyorsunuz yapay klonlarımız ın BEYİNCİKİN EBİR FİŞ SOKUYORLARDI ve TÜM OMURDA DELİKLER VARDI VE HEPSİNE FİŞ SOKULABİLİYOR VE ÖYLECE DİĞER HAYAL MİSAL ALEMLERİEN BAĞLANIP,ne dilerse anında öğrenebiliyor ve dilediği zamanda yaşayabiliyordu ...aynı ilim yanii.. bu tekniki nasıl akıl etmiş senaryocular tabiiki ezoterik ilimlerden kadim bilgilerden ve metafizik alemde insan yapılan ameliyat ve işlemleri. maddeye dökerek elde ediyorlar ama acılısı ve iblisanelisi olarak..rahmani icadlar anda olur ve alet edavat istemez ve acı ve korku vermez..
insan sonsuzluk ağacındaki meyveyi belki farklı şekilde yemiş olabilir ..yani artık ben anlatıldığı gibi düşünmüyorum hikayeyi..ADEM TÜM ESMALARI ALINCA VE BİLİNCE BU BİLMEKLE ÖLÜMSÜZLÜĞÜ DE AÇMIŞ OLSA DA ÖMRÜ 1000 SENEYLE KISITLANDI..ve sonraki nesiller giderek daha az yaşadılar ve bizde gelişen ilimler ve tekniklerle yeniden kadim nesiller gibi çok daha uzun yaşama evresine giriyoruz ..bu durumda osirisin başına gelen şey yani isisin onu öldürmesi için yarattığı yılan yeniden devreye giriyor..yaniii ademi cennetten attırmak için yılan ademin aden bahçesine giriyor ..
allahım yine semboller ve sal beni çayıra senelerce otlaya durumuma geçtim..otokontrol yapmalıyım..bunun sonu yok..
vs vs ..daha fazla yazmayayım..şimdiye dek yazdıklarımla kaç cilt kiap yazabilir ünlü bile olabilirdim belki..ama maalesef benim beynim çalışmadığından. facede kalakaldım 🙂..
konuyu anlatabildiğime inanıyorum...anlayamayanlar BEYİNCİKLERİNİ KONTROL EDEBİLİRLER-KUYU SULARI ASA SULARININ İÇİNDEKİ SU DEBİLERİNİ ÖLÇEBİLİRLER..
nur cihan

https://www.facebook.com/nur.cihan.963




***

5 Aralık, 23:21 
Herkese Açık ile paylaşılıyor
Herkese Açık
bilim ve ilişkiler mürşidimiz oytON efendiden bu defa da beyin dersi görüyoruz..bu bölümü izleyenlerin yarısı alzaymır olacakmış o yüzden hepimizin beynimizi ve vücudumuzu çalıştıran esma melekeleri organlarımızı öğrenmeliyiz ve haklarını vermeliyiz ..aslında geçen hafta tanıştığım biri bana oytunun yeni mezunken bir dershanede hocası olduğunu söylemişti ama aşırı unutkan olduğumdan o kimdi hatırlayamadım veya yorumlarda okumuş da olabilirim .... ki; bu **ayna nöron olayını **zaten dersi dinlerseniz sizde aynısı karşınızdaki ile AYNI HALİ HİSLERİ yaşamak olayından çakabileceksiniz.. ve gerçekten de oytun o dersane hocalığı sohbetinden bir kaç gün sonra, elinde koca bir bardak çayla dershane hocalığına tahta üzerinde youtube okulunda başladı .... şimdi derse beynimizin içindeki ceviz olan beyinle başladı ama ben altın cevizi aramak zorunda olduğumdan, bunun neresi altın cevize nasıl dönüşecek diye dinledim ....ve o esnada zihnimin bildiği ve gördüğü her şeyle yaptığı bağlantılara da baktım ..ve altın cevizi de bu yakın zamanda açılan ileri seviyede metafizik alemler ve sağlıkla, dünyevi hayatlarımızın bağlanması olarak gördüm..belkide ELiON MASKE nin beynimize takacağı çiple alakalıdır ki benim de arabi batıni yeşil data çipim var zaten ama beynimde değil ...fakat beyincike de batıni yeşil ışıklı bir lazerle işlem yapılıyor .....omura önce sonra beyincike ..dikey ve yatay yanii...
(** ayna nöronları bugün YAPAY ZEKA İLE İLETİŞİME GEÇEN VE UZUN SÜRE GEÇİREN İNSANLAR DENEYİMLİYOR MESELA..YAPAY ZEKA O KİŞİLERİ %80 KOPYALAMAYI BAŞARMIŞ..buna tasavvufta HAL AKTARIMI DA DENEBİLİR..veya aynı mekanda duran kişilerin oradaki geçmiş bilgileri kopyalaması-anlaması veya anlarken -koklarken-hissederken -duyarken -dokunurken aniden anlamaları olarakta anlayabiliriz..
farzı misal buna kendimden örnek vereyim ..bir kaç hafta evvel senelerdir yazılarımdan beni takip eden genetik olarak da el ve gen almış bir şifacı istanbul a gelmiş ve buluşmuştuk..ben onun elini tuttum karşıdan geçerken ve istanbul turu yaptık ..o dedi ki "sizdeki bilgiler bana akıp geçiyor " bende bu normal dedim yani öyle olduğunu bildiğimden normal karşıladım..o gerçekten muhabbetli biri çıkarsız olunca o şeyler oluyor..sonra dün. bana tel açtı..aynı benim gibi sıcaktan yanmaya başlamış ve içinde çocuksu neşeli bir kız uyanmış ..vs vs yanii sizde buna benzer şeyleri görüştüklerinizle ve ortamlarla yaşarsınız..bazı kişilerden hastalık ağırlık ve negatiflik yüklenirken ,bazıları ile hafifler ve rahatlar ve aniden bazı şeyleri HATIRLAMAYA yani bilmeye başlayabilirsiniz gibi gibi..
burada sessiz sesler ve görüntüsüz görünler hakimdir ki gelecekte zaten telepatik iletişime doğru bizi EVLİYALAR MERTEBESİNE DOĞRU TEKAMÜL ETTİRECEKTİR )
----
başkaaa..ülkemiz sanki altın çağını yaşıyor gibi hissettiğimi söylemek isterim.. kokuşmuş ve ahlaksızlık ve erdemsizliklerimizin -hırsızlıklar ve dolandırıcıklarla dolu yeni düzenin ve şehvetperest ve aç gözlü insanlık dışılıklarımızın ve hayvandan binlerce defa alaşağı halleri olanlarımızın içinde aniden bir şeyler olmaya başladı ...AYNI HAY BİN YAKSAN DA İLK İNSANIN KOKUŞMUŞ ÇÜRÜMÜŞ BATAKLIKTA KABARAN BİR GAZ HAVA BALONCUKUNDAN ÇIKMASI GİBİ ...HİKMET İNDEN SUAL OLMAZ !!!
sanki bataklıkta bir gül- bir lotus açıyor gibi..zaten beklediğim rönesans ancak böyle tarihi döngülerde çıkabildiğinden ,her zorlukla birlikte bir kolaylık ve her şerde bir hayır vardır ayeti sözü ile birlikte bize verilen bu yüksek ali öğretileri almasını bilen ve su akarken testilerini dolduranlardan olmayı dileyelim..
MANDAMIZ olan amerikaya ait olan sadece müslüman türklere özel yapılan ve sürekli değiştirilen müfredatımız ve eğitip öğretmeyen milli olmayan okullarımız ve eğitimsizlerimiz ve her meslekin unutturulup hiç bir şey üretemeyen ve giderek boş hayatlarımızdan dolayıda azdıkça azgınlaşan nefsani yapımız bizi battırdıkça batırdı ....ve doğal olarak ZAT IN KURUMLARDAN ALDIĞI İRŞAD- MESLEK SAHİBİ EDİNDİREREK ERGİTME -OLGUNLAŞTIRIP ERGİTME SİSTEMLERİ ALİ OLANIN KENDİ ELİNE GEÇİRİLDİ ki ben böyle iman ediyorum ..kimse beni aksine inandıramaz..
şimdi sıkıysa ergime de görelim devrine girdik yanii..ama kim ZAT TAN ALİ DEN ALİYE İRŞAD EDİLMEK İSTEMEZ Kİ yaniiii..değil mi?..
ve sanal alemde ne kadar çok aşağılık kişiler ve işleri varsa da, aklını kullanana bedavaya dünyanın hiç bir yerinde ve zamanında olmayan büyük bir hayrına selsebile ait kişilerce yapılan antenlik ile aldığını akıtarak cömertlikle verme var.....her işin erbabı ülkemiz insanlarını finanstan havasa-astrolojiden maddi ve manevi tıbba -simya dan hoby el sanatları ve yemek pişirmeye ve her akla hayale gelecek ve gelmeyen işlerde uzmanlaştırılıyor..sanki yüzlerce senedir hafızımızın sıfırlanışı ve geçmiş bilgilerle hattımızın kopartılıp, yeni bir alfabe ile zihin dünyamızın geçirdiği o çürüme ve tohuma durma ve yeşil filize kalkma FELAK VE NAS sureleri devrimizi yaşıyoruz ve sanki bu sureler akabinde yeniden KUR AN KİTABI OKUMAYA BAŞLAYACAK VE FATİHA İLE YENİDEN FETİHLER YAŞAYACAĞIZ..
bu ehillerince bedavaya herkese sebilane verilen her tür eşit eğitim ülkemiz halklarının bir şeye hazırlandırılması aslında ..yüzlerce senelik kaybedilmiş bir hafıza ve bilgiler fazlası ile yeniden uyandırılıyor aslında ..atalarımızın ruhu tüm türk halklarının birleşmesi ile bir uyandırılıyor....
mesela ben meslekler açısından bakacak olsam hemen tüm binlerce senelik tekke -tapınak- mabed dervişlerinin seyrü sülük meslekleri olan KİTAP CİLTÇİLİK-KAĞIT SANATLARI VE KİTAP SÜSLEME VE YAZMA SANATLARI VE OYMACILIK VE TÜM KLASİK MÜZİK İCRA VE MÜZİK ALETİ YAPMA MESLEKLERİ -GERÇEK BATINİ TIP VE TEKNOLOJİ İLE KUANTOUM YARATIM SANATLARI VE DAHA SAYAMAYACAĞIM PEK ÇOK UNUTTURULUP YOK EDİLMİŞ MESLEKLER UYANDIRLIP PEK ÇOK İNSANA EKMEK VE MEVKİ KAPISI ÇOKTAN OLDU BİLE ...... bu mesleklerin bir özellikleride tapınak-tekke yani batıni okullarda sabrı ve eşyanın yaratılma aşamalarındaki seyrü sülükü anlattığı için KİŞİLERE EDEB VE AHLAK VE ERDEM VE SAKİNLİK VE İNSAN-I KAMİL OLMAYIDA ÖĞRETEREK DİĞER İNSANLARDAN ZARAFET ve ASALETTE BÜYÜK FARKLAR ATABİLMELERİDİR.. çünkü yoktan hayalden vara bir eşyayı her esması ve anlamı ile öğrenmek geleneğine uymak zorundalar ..
işte oyton hocamızda bize beyni anlatıyor ama o mükemmel bir hoca ...işni aşkla yapıyor ve aynı aşkla halka o yüksek ilmini aktarabiliyor yani HALİNİ GİYDİREBİLİYOR.... ve derse de kadirşinaslık edip ilk evvela geçen hafta bu ilimleri üzerlerinde öğrendiği deney farelerini göstererek-tanıtarak tek tek anlatmıştı..
ben ki herkesin çok okuyacağı ve bir şey olacağına inanan biri olarak OKULLARDAN VE ÖĞRETİP SEVDİREMEYEN ÖĞRETMEYENLERDEN VE İĞRENÇ EĞİTİMSİZLİK KURUMLARINDAN NEFRET EDİP ÇOCUKKEN O OKULLARDA OKUMAMAYA KARAR VERİP, BUNU UYGULAMIŞ biri olarak ,yorumları okursanız sizde anlayacaksınız ,oytun erbaş gibi hocalarımız olsaydı bugün hepimiz birer alim bilim insanı olurduk ve ülkece bu inançlarımızla da bu zelil hale asla düşmezdik diyebilirim ..ülke okullarımız maalesef kabiliyet öldüren -hayalleri yok eden öğütme makinesi gibi çalıştırıldı şimdiye dek ...beyin göçlerimiz hala devam etmekte ..kalp göçü olanlar genelde ülke içinde haince çalışmaya devam ediyorlar onlar ayrı....beyin göçleri genelde bir süre sonra kalpleri olan vatanlarına dönüyor ama kalbi ölen ev kalbi hain olanlarımız içimizdeki virüslü düşmanlar..........
.... ayağa kalkacağımız yer düştüğümüz yer olduğundan ,bizi ayağa yeniden kaldırana şükür...ülke bu güzel günleride gördü ya ..
medya manyakları olan bu işlerden şöhret ve para kazandıkları iğrenç insanların ilişkileri ve bedenlerini takip etmek yerine, isteyen alternatif filmlerede bakabiliyor artık...onlarında -o kokuşmuşluklarınında sonu geldi aslında...daha değerli olanları anlayan ve bundan haz alan insanlar zevklerini ve tercihlerinide daha kaliteli olana tabiiki yükseltmek isteyecekler ve ilerleyecekler ..seviyemiz yakında yeniden ayarlanacak...ve farkı göreceğiz...
yani ülkemiz gerçekten de altın çağını yaşıyor ..ama çoğumuz kötülüklerden ve kötülüklerin zamanı olan aşırı zamlar ve hırsızlıklar ve adaletsizlikten bu güzellikleri göremeyebiliyoruz..ama kalbimizi kullanmayı denersek o bizi ,o kirli işlerden güzel olana çevirebilir..çünkü KALPLER AYETTE DEDİĞİ GİBİ ALALHIN İKİ PARMAĞI ARASINDA *İNKLAB EDER YANİ DÖNDÜRÜLÜR-ÇEVRİLİR..dolayısı ile ALLAH HER AN YENİ BİR ŞANDA olduğundan her an yeni bir yaratmadadır ve asla kendisini tekrar edip-daha kötüsünü yaratmaz..BAKIŞ AÇIMIZI DEĞİŞTİRİRSEK aranan altın çağı yaşayanlardna olduğumuzu anlayabiliriz..bataklıktaki gül gibi..bataklıktaki lotus gibi..her zaman yeniden ..
*inklap dönen -çevrilen demek dolayısı ile hepimiz her an dönen dönmeyiz..
şimdi...bırak kaosun cehenneminde kötülerle birlikte olmak isteyenler onlarla olsun..sen eline çayını kahveni al böyle acaip bir adamdan bedavaya en yüksek ilimleri öğren ..
NOT: beyin aynı zamanda zihnimizdir ve her şey orada olup biter yani MİSAL ALEMLERİ denen HAYAL ALEMLERİ EV BOYUTLAR ARASI SEYAHATLER VS BURADADIR ...KALP İLMİ AYRIDIR .. beyin NOKTA ATIŞLARLA KALPTEN GELEN VAHYİ dünyevi işlere göre elindeki bilgi kadar işler ve kişinin nefsine en uygun olanı ona sunar ama KALP ANLAR ..beyin anlayamaz..kuranda ANLAYAN VE BİLEN ORGAN KALPTİR..bu kalp aslında belkide altın ceviz haline gelmiş beyin olabilir mi bilemiyorum ...
kalp yani normal kalp etten bir organdır ama batıni kalp başka bir şeydir O AYETTE DENDİĞİ GİBİ KİŞİLERE VERİLİR..KENDİSİNE KALP VERİLENLER ulul el bablar hikmet sahipleri olup- dünyevi olaylarda bilip çözemediklerimizi ayette onlara sormamaız emredilmiştir...
insan kainatın prototipi olan küçük kainat alemi kabul edilir..dolayısı ile mana adamları tüm kainatı bir insan suretinde olarak kabl etmişlerdir ki antik mısırda tanrı ATON da kendisini sınırlı bir tabutta yatan sıvı bir elektrik okyanusu olarak anlatmıştır binlerce sene evvel...osirisin bir tahta tabutta yatışını hatırla-ahit sandığını hatırla-levhi mahfuzu hatırla..anunnakilerin kutruh taşdığı çantasını hatırla..
eskiden bu İLİMLER ENERJİYİ ANLATAN ATEŞ le tanrının çalıda yanan ateş olarak tezahür etmesi ile anlatılırken zamanla. MUM -KANDİL olarak anlatılmıştır bugünse ELEKTRİK ENERJİSİ ve SES FREKANSI DALGA BOYLARI olarak herkes anlayıp anlatabilmektedir..burada önemli olan olayı anlamaktır yoksa araçlara takılı kalmak değildir..
eğer yapay zeka ise zamanın ilmi-önce kadim yapay zeka olan İNSAN ı tanımalıyız değil mi? 🙂
insan da yaratıldığında bir şey bilmiyordu ama rabbi ona tüm esmalarını yüklediğinde ve start verip OKU dediğinde adem adını alan adam ,ona secde ederek kendi meslek ev isimlerini veren tüm meleklerin isimlerini ve kabiliyetlerini onlara kendi üzerinde deneyimleterek yaşatıp öğretti....
bugün sende bu zamanın ademi olarak taşıdığın emaneti yeniden deneyimlediğini unutma ...hatırla ama ...
SNAPSSSSSSSSSS
NASSSSSS
nur cihan







11 Aralık 2024 Çarşamba

Dünya Tarihindeki Büyük Sır Hanedanlar | Ahmet Yozgat

HACI BEKİR UZUN

 Hatay Dörtyol'da yaşayan Hacı Bekir uzun şu vakıasını anlattı.Mana aleminde ben, Necib sultanım ve Nakşi Şeyhi Ziya efendi hazretleri,Ziraat bahçesinin kapısında ,teftiş için bahçeye gelen Ladikli Hacı Ahmet efendiyi bekliyoruz.Mübarek kapıdan dışarı çıktı bize doğru geldi ve Necib Sultanla sarılarak birbirlerini öptüler.Yürümeye devam ettiler ancak ne bana nede Ziya efendiye bakmadılar.Yürüyerek gider iken sağ tarafta bir tarlanın haymesi üstünde necib Sultan uzanmış yatmakta.Ziya efendi bana elini uzatarak elinin içini öpmesini istedi.Bende el içi öpmenin manasını bilmeyerek elini öptüm.Necib Sultanım bana kızdı niçin elinin öptüm diye.Ben binbir özür getirip ayaklarını öperek gönlünü almaya çalıştım.Sonra yolun solunda dinlenme tesisi gibi bir yerde Ladikli Ahmet efendi ve bir takım dervişler oturmaktalar.Ben yere diz çöktüm ve hale girdim.Ancak hertarafı görmekteydim.önümü arkamı sağımı solumu.Etraf çok küçük bembeyaz kumcuk şeklinde çakılla dola idi.o kadar düz idi ki ne dağ var ve ne deniz.Bir müddet sonra secdeden kalkarken "!Şebekeyi Resulullah" dedim.Ladikli Ahmet Ağa'nın yanında bir zat var idi.ben secdeden kalkerken o "Dünyaya secdeli gelmiş" dedi.Yaptığım secdeden dolayı alnım parçalanmış kan akmakta idi..Zikir bittikten sonra LadikliHacı Ahmet Efendi elini uzattı ve avucunun içini öptürdü.

10 Aralık 2024 Salı

Pisagor'un Gizemli Tarikatı: Gizli Topluluğun Ardındaki Gerçekler


ÂLİ SIRRI-SIRRI ÂLİ ye bir bakış ..
yine dünyada bir ilk keşif yapıyorum ve bunu aziz türk milletime armağan ediyorum ...ve hz kalem meleki âli idris nebimizi selamlıyorum ...bize bu kıyakı için ayrıca teşekkür ediyoruz ...onun HAN-OK adlı ismininde türk adı olduğunu anladığımızı bilmesini istiyoruz..
eweet şimdi antik yunanı antik yasa yunan ülkesi yapan adamın öğretisini anlatan bir video izledim ki ,son zamanların ezotermik sayıcıları vs ile de BAĞLI VE ALAKALI yani geçmişle bağı kesemediğinin ispatı ki hala onlardan ekmek yiyorsun da demek bu ve hala ekmek yediğin kaba işeme yanii.. ..kendine ait tek bir bilgi bile üretmemişsin de demek ..
videoda meşhur PİSAGOR VE HERMETİK ÖĞRETİSİ VE SAYILARIN SIRRI VAR ..pisagor doğuştan vergili bir çocuk ve doğduğu bağnaz yunan samos adasından bir gün gemiye biner ve antik mısırın heliopolis şehrindeki ra tapınağına hermetik insiyasyon dervişi olmaya gider ve bir sene kapıda sabırla bekler ve bir sene sonra ona tenezzülen sorulan soruya doğru hermetik cevabı verince içeriye talebe olarak kabul edilir..ilk uzuuun yıllarında konuşmak yasaktır ve sonra göksel bilgiler ve matematik ve geometri ve müzik dersleri başlar ve sonra seyahat eder yani bizdeki adı ile çırağa çıkar ve sonra yunanistanın zengin ve modern bir adasında kendi mistik hermetik okulunu kurar..eee mısır inisiyasyonu ile yetişen bu yüksek akil adamlarda yunanda her yetkin yere gelirler ve batılılar bu sayede uzun dönem bizi HER ŞEY YUNANLA BAŞLADI DAHA EVVEL KİMSE BİR ŞEY BİLEMEZDİ DİYE KANDIRIR VE BİZİM OKULLARIMIZDAKİ DERSLERDE ÖZELLİKLE BİZE BÖYLE ÖĞRETTİRİRLER DEĞİL Mİ?...oysaki hiç bir şey yunana ait değildi ve orada da başlamadı...
ben bu videoyu neden ilginç bulup paylaştım dersem eğer pisagorun KUTSAL ÜÇGENİ VE İÇİNE KOYDUĞU 10 ADET NOKTA yani .......... için tabii ki..bu 1O adet noktalı üçgene TETRAKTİS ADINI VERMİŞ PİSAGOR..ama muhtemelen sondaki İS takısı yunanlaştırmadan dolayı-antik mısırdaki adı TETRAON filandır.. biliyorsunuz iskenderin mısırı fethi ile tüm antik mısır sırları ile ON ismi batıya çalındı ve antik mısırlıların her bilgisinin sonuna da yunan İS-ES S TAKILARI GETİRİLDİ..
pisagor ve müridleri gizli ayinlerinde en büyük sır ve yemin olarak bu üçgen içindeki 10 noktaya IO na yemin ederlermiş ve bu yemini faş etmenin cezası ölümmüş..bugün kimin umurundaki ?her internet kullanıcısı zaten o sırrı faş edenlerin elinde oyuncak değil mi?...
yemin şöyle imiş wikipedi çevirisine göre:
"Pisagor yemininde Tetractys'ten de bahsedilmektedir:
Yücelerdeki o saf, kutsal, dört harfli isimle,
doğanın ebedi kaynağı ve kaynağı,
yaşayan tüm ruhların ebeveyni,
Ona imanla yemin ederim, sana yemin ederim."""
şimdi bu TETRAON veya METADRON adlı üçgen içindeki 1O nokta yanii ......... bana ne çağrıştırdı dı da kaydetmek istedim ...
tabii ki NOKTA YAZILIM LI KUANTOUM PC LERİ ama kadim anlamda her tekamül sonunda o kişilerin icazeti olarak anladığım NOKTA TEFEKKÜRLERİNDE AÇILAN NOKTASAL KOSMOS KAOS VE KAOSTAKİ DÜZEN oluyor şuan benim idrakimle ve pisagorda belli ki aynı şeyi deneyimlemiş ve bunu sistemleştirmişti ama bunu antik mısırda öğrenmişti..
ben bu üçgeni takibe nasıl başladım dersem tabiiki her cahil gibi rüyamda görerek başladım ..sonra onu başka başka anlam ve şekilde yeniden gördüm ve sonra istanbul samatyadaki bizans ortodox kilisesinde dev bir panoda çizili gördüm ..papaza bu ne demek dedim ve paapz da bana :""ONUN ANLAMI UNUTULDU VE ONU KİMSE BİLEMEZ "" demişti...ve sonra internette bu gördüğüm daire içindeki üçgen ve içindeki sayıların sanal kartını yaptım ve içine I .II ... diye devam eden birler IIIII ...yaptım..tabii ON antik mısırda yüce yaratıcının adı idi ..bugünde pc yazılım KODLARI olan IOIOIOIO biliyorsunuz ..
tetraon tanrının RUHU KELAMI VE KALEMİ OLSA ki şimdi ben öyle düşünmeye başladım ,,METADRON da tanrının KALEMİ ÂLİ ULU KALEM MELEKİ oluyor biliyorsunuz ve tabii ki ona thot-hermes-haok-İDRİS adı verilir ...yahudi ve hristiyan kitap ve tasavvuflarında metatdron adı geçmiyormuş ve metadron adı arapça yazılarda geçiyormuş ve bizim tasavvufumuzdaki PERDE MELEĞİ İMİŞ..hani hz nebi ye kitabı nerden aldığını sorar türk islam mitolojisinde ve oda bir perde var o perdenin arkasındaki bir EL den alıyorum der ya o mit... yanii kabalaya bu bilgi islam mitinden geçmiş..o yüzden de masonlukta ve hristiyan tapınakçıgilleride islam mürşidlerinden bu ilmi alıp ALİci olmuşlardır ve ELİ-ALİ herkesin ortak aşkı ve zikri ev hedefi ÂLİYYUNLARDAN OLMAK OLMUŞTUR...hatta iblis in bile.. ya idrissindir ya iblis misali...
.O AYETTE TEK ÂLİ KATA ÇIKARTILAN KİŞİ OLARAK KAYITLIDIR ..neden buna ihtiyaç duymuş yaratıcı dersek eğer ..ÇÜNKÜ AŞAĞIYA İNECEK KİTAPLAR İÇİN BİR YAZICI VE KURULAN ERGİTİLME ÖLÜLER YOLCULUKLARI İÇİN EBEDİ DİRİ BİR KAYIKÇI MÜRŞİD LAZIMDI VE tek elden yönetilecek bu OKULUNU KİMSEYE VERMEMELİYDİ ..yokse hepimiz belli yerlere gelince aynı sembolik rüyaları göremezdik değil mi?....tüm mitler ve tüm inisiyasyon irşadlar ve tüm şeylerin tekamül yasası aynı şablon kalıpla işletilemezdi değil mi?....daire ve başı sonu bir olamazdı değil mi?...
tabii ben bunları çözdükçe aslında çok kırılıyorum ..çünkü her bu yolda hayatını harcayan kişinin noktadan başka SON NOKTA bulamaması beni hüsrana uğratıyor..
bu arada beni anlayamayanlara olayı basitçe anlatayım eğer hala okuyorsanız ki olay şöyle :BEN BU YOLA İLK ŞU SORUYLA BAŞLAMIŞTIM..BEN KURANI KERİMDE BİR BİR AYET CÜMLEDEYİM O CÜMLEMİ BULMALIYIM ama ayrıca ben o cümle ayetteki bir kelimedeyim o kelimemi bulmalıyım VE AYRICA BEN O KELİMEDEKİ BİR HARFTEYİM O HARFİMİ BULMALIYIM ve amma ben o harfteki bir noktadayım o noktamı bulmalıyım 🙂
insan noktasını bulup onun içine girince kafayı yiyor biliyor musunuz ?..bu dimdik bir merdivene dümdüz yürüyerek girmek gibi ama o kara delikten bir daha eski sen olarak çıkamıyorsun maalesef..o yüzden akıl sağlıkı her zaman önemlidir ve sayılarında belki bu yüzden 3 DEN BAŞLATILIP DEVAM ETTİRLMESİDE ANLAMLIDIR ..
dolayısı ile size paracı ezoterikçilerin 1...2....3....7..8...9 ..vs iptal iptal demeleri bir anlam ifade etmiyor..bir kaç saatlik kursla sertifika alarakta bu işlerin olmadığını halimizden anlıyoruz ..pisagora bak mesela ömrünü vermiş ev olağanüstü. bir okul kurup batıllı insanları insana saydıran sistemi öğretip vermiş ama bağnaz yunanlılar okulunu yakıp yıkmış herkesi öldürmüşler ...ölmeyenler kaçıp öğretiye ait yeni okullar kurmuşlar..
bugün istanbul gezimde bir eski hana gittim orası sanat atölyesi idi..bir tel geldi ve ben anladım ki oradaki kişi esma işi yapıyor..sordum ..isteyenen 10 000 tl ye ebcedien bakarak esmasını buluyormuş..ee dedim bulunca ne olacak ki... bulucu ,o kişiye o esmasının açılması için her gün belli sayıda o esmayı çektirtiyorum dedi...bende "ama o esması açılınca adamda alt yapısı yoksa ve kaldıramazsa o zaman ne olacak pekii " dedim..adam da :BENİM İŞİM ESMASINI BULMAK..açılınca ne yapacağınıda o düşünsün o onun işi beni ilgilendirmez dedi...
yanii bugün her şey aynı yaşanan krize cevap geldi ama bende kendi sorunum olan o kadim üçgen üzerindeki hatırlamam gereken yazıya bir adım daha yaklaşmış oldum..
bu videoyu yapan arkadaş gibi olağanüstü çalışmalara imza atan gençlerimiz de var çok şükürler olsun ..bize. bilmeyi akıl dahi edemeyeceğimiz şeyler öğretip birde filmini gösteriyorlar daha ne olsun ...
nur cihan






3 Aralık 2024 Salı

ÖMER ÖZEL


Blogta da bazı anlatımlarda ismi geçen Dörtyol Mimarlar ve Mühendisler Derneği Başkanı, ÖMER ÖZEL 03.12.2024 tarihinde vefat etmiştir. Rahmet dileriz...

25 Kasım 2024 Pazartesi

Mısır Ekolu Babil Ekolü İle Birleşti | Babil Kulesi Aslında Ne? | Ahmet ...

Neyzen Tevfik - Ulu Tanrım Şiiri (Azab-ı Mukaddes) Günay Aktürk

evvelsi akşam NEYZEN TEVFİK in HİÇ adlı tek kişilik oyununu uğur yücel den izlemek için tiyatroya gittik..çok büyük beklentilerim vardı çünkü evvel zamanımın dostu ve cenazesini yıkayıp kıldırdığı -MEHMET AKİFİ ÇOK SEVDİĞİ İÇİN AYRICA SEVDİĞİ BİR DOSTUYDU.. evvel zamanım onun en ağır hallerine şahitlik edip üstünü başını ve odasını temizlemiş ve onunla o hali için ,onunla birlikte ağlamıştı .. neyzen de onu ney üflediği özel mekanlara ve özel dostlarına taktim ederek, onlarla haşır neşir olmasını sağlamıştı..belki neyzen evvel zamanımın irşad yetkilerinden biri olan melamilikte de üstadı mürşidi idi bilemiyorum ..işte dostun dostu bizimde dostumuz olmalı yasası ile benim neyzen tiyatrosundan olağanüstü beklentilerim vardı ve gerçektende bilet pahalı idi..hem de tek kişilik ve dekor masrafı olmayan bir tek sahne ve tek perde için..neyzen sefalet içinde öldü ama namı ve kabiliyeti ile hala birilerine para bastırtmaya devam ediyordu....bu tür insanların vazifeleri belkide kendil cesur hayatlarından tonla ekmek yiyecek "" yaşamaya korkak sayısız insana "" kefaret kurbanı olmayı kabul edip- seçilmiş olmaları gibi bir durumlarıda var ...
ve ne ilginç ki oyun gerçekten de NEYZEN VE MEHMET AKİF İN DOSTLUĞU İLE BAŞLADI..mehmet akif neyzen e tam 3 lisan öğretmiş ve onu istanbul kalbur üstü sanat kültür cemiyetine sokmuş..ama sonra küsmüşler ...nasıl ki akifi mısır a sürüp selsefil perişan ölmesine sebeb etmişlerse, neyzen de bir dönem bir kaç sene mısır da öyle sürgün perperişan yaşayıp ülkeye yeniden dönmüş.. aynı dönemin belli yönün tanrısı gibi olan mevlevi meşrebinden olan nazım hikmette da aynı şeyleri yaşamış biliyorsunuz ...ülkede yetkin ruhlu kabiliyetli ve türkleri peşinden sürükleyebilecek tek bir türk müslümanı adamı bırakmamış ,hepsini bir şekilde imha etmişler o vakitler değil mi?... tabii o zamanlar mısır da bizim topraklarımız zaten ..ve umumen halkın çoğu çok fazla lisan ve her din ve öğretiden geçerek çok kültürlü bir hayatı gayet sıradan bilip yaşıyoruz... yani o zamanlar bugünkü gibi sen şucusun ben bunlardanım vs diye ötekileştirilip ayrıştırılmadığımız ve bugünkü nifak tohumları ile kaba saba görgüsüz ve cahillerle dolu ehliyetsiz kısır hale getirilmeden evvel ki adamlarlayız..bugün tüü kaka diye öğretilen zamanların o acaip kalıcı ve etkili devir teslim ve dönüşüm zamanı nöbetçi adamlarından bahsediyoruz ....
o zamanın bu kalıcı eser nitelikli tarihi insan kimlikleri çok enteresan aslında..bu pek çok lisan ve pek çok değişik meslekte yetiştirilmiş adamlar hem sefaletin dibini, hemde sarayların saltanatlarını ve çok büyük aşkları ve çok büyük fikir meclislerini yaşamışlar..belki büyüklükleri ve kalıcı etkileride sabit refah bir hayatı sürdürmeyi seçmeyip, hayatın eğri büğrü ve en sarp yokuşları ile en derin uçurumlarından geçtikleri için elde etmişler..ki hak ettikleri ölümsüzlük şerbetini kendileri hayatları ile kazanmışlar..
tiyatro oyunu HİÇ büyük bir hayal kırıklığı idi..uğur yücel e eskiden hayrandım ve onu çok uzun yıllar sonra ilk defa neyzende izledim ve NEYZEN ve HİÇ LİĞİN RUHUNU YAKALAYAMAYIŞINI VE NEYZENİN ELBİSESİNİ GİYEMEYİŞİNİ BEĞENMEDİM..belki neyzen de onu sevmedi ve onu giymeyi red etti gibi geldi... neyzen demek rakı ve afyon ve meczubiyet ve bakırköy ruh ve sinir hastalıkları ve gel gitler alemi demek mi sadece ?..tasavvufçular için neyzen özel bir değer ve önemli bir meczubanı hak aşığı.. ..ama uğur yücelin belki batıni tasavvufi terbiyesi ve eğitimi ve bilgisi yoktur bilmiyorum ama neyzenin batıni anlamı hakkında bilenlerden destek almadan onu o kadar soğuk ve yapay oynaması ve"" fahiş bilete neyzeni çok ucuza satmasını "" oyun başlığı olan HİÇ liğine HİÇ YAKIŞTIRAMADIM ...
ülkemizdeki sol cenahın böyle rakı ve atatürk takıntısını sahnede neyzenle demlenmesini her zaman başvurdukları onların trajikomik gelimemiş ergen bir travması olarak algıladım ..çok enteresan bir atatürk sevgileri var .. onun ilkelerini ve ingiliz düşmanlığını nedense yok sayıyor ve parayı bulunca çocuk okutma vs bahanesi ile tüm malları birlikte harıl harıl londraya krala biatle kaçıyorlar..bu insanlar neden içiyorladı veya kendilerinde neyi örtüyorlardı ve etraflarındaki sahte riyakar yalakalıkları veya kabul etmek zorunda kaldıkları şeyi sindiremeyip bunu örtmek için neden rakıyı kullanıyorlardı diye tefekkürhanelerinin neden kapalı olduğunu sormuyor çünkü belki bende biliyorumdur..
bu kesim hırsız var derken kendilerinin hırsızlıklarını ve para ve mallarını yurt dışına kaçırmalarını ve ülkeye vergi vermemek için her naneyi devrimci kimliği ile yaparken utanmamalarını çünkü ülke dinci ve sağcı olunca onların hükümeti olmadığından her yaptıkları suçu doğal hakları olarak görüyorlar..
az evvel senede bir veya iki defa beni evvel zamanım ve haybabamı tanıdığı için onlardan yadigarım diye arayan hukukçu bir iş adamı ile görüştüm ..o da bana evvel zamanımın neyzen tevfiki hangi göz ve kalple nasıl anlayıp anlattığını anlatınca bende bu uğur yücelin neyzeni asla neyzenin derin alemlerini göremeyişini neyzen adına yazmak istedim..demek ki iyi bir tiyatrocu olmak ve rakı içmeyi çok sevmek ve sarhoşluğu bilmek neyzeni anlamaya yetmiyor ....!!!! neyzende bilinmeyen çok fazla meziyet daha var ve onları sahneye taşımaya sanat ve roller yetmiyor...
telefondaki bey ülkeye bağış olarak 45 adet okul yaptırıp devlete vermiş ve hemde en lüx şekilde..ama bir gün birine ziyarete gittiğinde o granit yaptığı okul tuvaletlerini rezalet seviyesinde pislik halinde görünce müdürün yakasına yapışıp bu ne rezalet diye sormuş.. ülkedeki en büyük eksikliğimizin eğitimsizlik ve kalitesizlik ve herkesin en kolayından para ve rant elde etmek istemesi olduğuna şahit olduğunu anlattı..ve bu konuda tek çalışan islami cemaat okullarını ayırmadan hepsine artık yardım ettiğini söyledi..
bende ona kendi hayalim olan ahilik yüksek meslek okulları ile ergitmeyi anlattım.. türklerin islamı ancak ahilik meslek locaları yani meslek ahlakı ve mesleklerini koruma hukuk sistemleri üzerinden öğretilerek mükemmel öğrenip yaşadıklarını ve mesleklerine sahip çıkmak içinde yasalarını koruduklarını ve bu sistemin mason locaları ile. batıyı da ihya edişini bizim yeniden bu sistem okullara dönerek ergitilerek yüksek kaliteli olacağımıza inandığımı söyledim ve oda beni destekledi ve yeni rehberime bunu anlatmamı ve bu tarz okulları açmak için çalışmasını söyledi 🙂 rehberimin bize inancının kalmadığını ve gönülsüz bir rehber olduğunu söylediğimde ,bunu kabul edemeyeceğini ve bunun için hepimizin çalışması gerektiğini söyledi..umarım rehberim bunu okur ve asli vazifesini anlar...
yanii biz türkler yeniden başladığımız gibi etik değerleri olan ve hak hukuk ile üretip tüketeceğimiz AHİLİK YÜKSEK MESLEK ERGİTME OKUL HANKAHLARIMIZA DÖNERSEK KENDİMİZİ YENİDEN SEVİP -YENİDEN ÖZGÜRLEŞEREK üzerimizdeki hakim ve sahip olan israiliyat aile şirketlerinin tahakkümlerini ve akademialardaki tiranlıklarını yerle bir edebiliriz ve türk kimliğimizi ve okul eğitim müfredatlarımızı kurar ve ancak o zaman ortaya yeniden kendimizi bir eser olarak çıkartabiliriz..önce türklerin kendi vatan ve topraklarına yeniden sahip olduklarınına ve kendi okul hayatlarında türklerin kendi sistemleri olduğunu bilmeleri ve kendi doğaları ile anladıkları bir anlatma biçimi olduğunu idrak etmeleri gerekiyor ki YENİİDEN DİRİLİŞ OLSUN değil mi?...
ve bu sohbeti yaptığım dostumuza vesile olduğu işbu yazımı yolladım ve teşekkür ettim..oda bize şunu yazmış..sizde okumak isterseniz buyrun alıntılıyorum : nur cihan
***
Estağfirullah Nurcihan Abla. Rica ederim. Ne yaptık ki.. Eğer genç nesillerimizin daha iyi yetişebilmesi için eğitimin de kültürün de sanatın da “ bizcesini “ yapabilme yolunda, milletimizin geleceğinin inşasında, zihinlerde bir ışık yakılabilmesi için “ aksiyona “
sebep olabilirsem çok bahtiyar olurum…
Zira genç nesillere, eğitimle ilimle kültürle ve sanatla; Yüce Allah’ı ( cc ) ve Fahr-i Kainat Efendimiz’i ( sav ) anlatmak kadar önemli bir iş yoktur bu hayatta benim için..
Genç nesillere, insanlık kültür ve medeniyet tarihine müspet pozitif ve dominant katkı yapmış, necip Türk milletinin torunları olarak, geçmişte Selçuklu ve Osmanlı atalarının yaptığı gibi eğitimde “ Türk Modeli “ ile kalp ve kafa birlikteliğini sağlayarak, yeniden “ Dirilişimizi “
sağlayabileceğimizi, milli “ özgüvenimizi “ tekrar kazanabileceğimizi ve bu üç asırlık esaretten ancak ve ancak “ EĞİMTİMLE “
kurtularak, cennetmekan ecdadımız gibi “ özgürce “
millet olarak yolumuza devam edebileceğimizi öğretebiliriz..
Bu “ azim irade cesaret çalışmak adanmışlık fedakarlık samimiyet ve ihlastan “ başkaca hiç bir şey gerektirmiyor.. Selam ve muhabbetlerimle efendim…
***
Asıl meselemiz, söyleyemediklerimiz, yazamadıklarımız, haykıramadıklarımızdır... Bu ülkede, Türk milletinin tarihine, kültürüne, medeniyetine, inanç sistemine, dinine ve ahlak nizamına düşman olan bu soysuz sopsuz güruha herşey serbesttir, hatta Türk milletine, sürekli ve sistemli kötülük yapmayı kendilerine doğal bir hak olarak gören patolojik hastalıklı şizofrenik bu güruhun, bu ülkeye verdiği zararların haddi hesabı yoktur, her alanda maddi - manevi sömürdükleri, sürekli ekmeğini yedikleri, bu toprakların asli sahibi Türk milletine ve vatanına sürekli ihanet etmeyi sistemli bir yaşam biçimi haline getirmişler. Ve ilginçtir işledikleri tüm bu suçların cezasını da hiç çekmemişler hiç yargılanmamışlar.. Yine kendi kurdukları ve sürdürdükleri eğitim hukuk ve siyaset sistemiyle, Türk’ün bin yıllık tarihini kültürünü medeniyetini dinini ve ahlak nizamını yok etmeyi maalesef başarmışlar, milletimize de “ öğretilmiş çaresizliği “ layık görerek, kendi celladına aşık etmişler, rahmetli Necip Fazıl Kısakürek üstadımızın ifadesiyle; “ işgal ordularının bile yapamadığı yapamayacağı bir cinayetle, maddi ve manevi alanda yıkımı gerçekleştirerek..” Türk milletini kendi vatanında öz yurdunda maalesef maalesef maalesef “ köle “ “ parya “ durumuma düşürmüşler.. Osmanlı’nın son iki asrını ve Türkiye’nin bu ilk asrını “ analitik bir analizle” anlamadan milletimiz maalesef hiçbir konuyu çözemeyecektir, bu da ancak ve ancak atalarımızdan tevarüs ettiğimiz bize ait bir “ eğitim modeliyle “ gerçekleştirilebilir. Dolasıyla mürşitlerinize ve müridlerinize acizane tavsiyemiz, eğer Kur’an Kerim’i, Sünnet-i Seniye’yi, Efendimiz’i ( sav ) ve Yüce Allah’ı ( cc ) iyi idrak etmişlerse bu çağda her Müslüman’ın dertlenmesi gereken konu sadece kendisi ve ailesi değil, Milletin ve tüm Alem-i İslamın dertleriyle dertlenerek, bu eğitim meselesiyle ( kreşten başlayarak anaokul İlkokul ortaokul lise ve üniversite kurmak..) samimi ve ihlaslı bir şekilde, yeni nesillerimizin geleceğini düşünmek ve bunu eyleme aksiyona dökmektir. Zira bunu, aklı başında biraz mürekkep yalamış her Müslüman dertlenmeli, himmeti milleti olmalı, tam bir adanmışlık ve fedakarlık ruhuyla vatanına milletine hizmet etmeyi ilk vazifesi bilmelidir. Yoksa “ Hakkın Divanında “ Yüce Rabbimizin huzurundaki “ Mahkeme-i Kübra’da “ çok çetin bir hesap hepimizi bekliyor, olacak.. Kalbi selam ve muhabbetlerimle efendim…

Not : Bu bağlamda Necip Fazıl Kısakürek üstadımızın, “ Müslüman Türk Gençliğine Hitabesini “ okumadıysanız lütfen çok dikkatli bir şekilde okumanızı ve çocuklara gençlere mutlaka okutmanızı istirham ederim. İnternette bulunmakta…


16 Kasım 2024 Cumartesi

TEVHİD ÇIRASI

 ANADOLU'DA  TEVHİD VE AŞK ÇIRASINI  YUNUS EMRE HAZRETLERİYAKMIŞTIR. Hakk erenlerinin tamamıda çırasını ondan yakmıştır.Tanrı, nefesini ondan üflemiştir.

DİLSİZLER HABERİNİ KULAKSIZ DİNLEYESİ/DİLSİZ KULAKSIZ SÖZÜ CAN GEREK ANLAYASI ...

KO ÖLMEK ENDİŞESİN AŞIK ÖLMEZ BAKİDİR/ÖLMEK SENİN NEN OLA ÇÜN CANIN İLAHİDİR. 

GAYRIDIR HER MİLLETTEN BUBİZİM MİLLETİMİZ/HİÇ DİNDE BULUNMADI DİNÜ DİYANETİMİZ

BU DİN Ü DİYANETTE YETMİŞ İKİ MİLLETTE / BU DÜNYA OL AHRETTE AYRIDIR AYATımız  

Yunus Emre

MELAMİLİK

 Melamilik islam toplumunda hicri 100, Miladi 700 lü yıllara nispet edilir.Oysa başlangıcı yoktur.İlk temsilcileri olarak  "EBU ALİ SİNDİ, BEYAZİD-İBESTAMİ, EBU HAFS HADDAD, HAMDUN KASSAR, EBU KASIM GÜRKANİ, RABİATÜL ADEVİYE, AHMET HADRAVEYH, EBU TURAB NAHŞEBİ, HALLAC-I MANSUR, EBU BEKİR ŞİBLİ, HABİB-İ ACEMİ, EBUL HASAN HARAKANİ, EBU SAİD HARRAZ, EBUL HÜSEYİN NURİ, YUSUF BİN-İ HÜSEYİN RAZİ  hazeratı gösterilir.

İkinci dönem Melami Piri olarak Hacı bayram Veli  vehalifesi Ömer Sıkkıni( Bıçakçı Ömer dede) hazretleri anılır.

Üçüncü dönem Melami piri olarak da Seyyid Muhammed Nurul Arabi hazretleri anılır.

Bu tür alametler hakikatın tarikata dönüşmesinin alametleridir.Zira hakikatın dönemi yoktur.

İlmi ledün olanlara Melami denilebilir.

Melami olmayan bir yol, bir kişi kuralların kuludur.Bu kurallar din ve tarikatın kurallarıdır.Özgürlük yoktur.Melami ise hür ve özgürdür.O Allah da fani olandır.Allah kendinde olunca kendi baki olur.

Hakikat , varlığın Hakk'ın varlığı olduğunu idraktir.Bu sırra erenler variyetlerinden kurtulanlardır.Melami bunu başarmış olandır.Melamilik dinler üstü hakikattır.Lüğat manası kınanmış , ayıplanmış olarak tanımlanır ki ; bu ifadeler gayriyat sahipleri tarafından onlara verilmiş vasıftır.

Hakikatta Melami  Allah'ta fani (fena fillah) olan demektir.Onlar mutlakta yaşarlar . Sözleri ilahidir. O mazhardan ilahi söyler.Onlar ilahi ruh sahibidirler .İlahi ruh ise ilaha aittir.

Hakikat dava işi değildir.Bir iş değildir ki davası olsun,sen ben pazarı olsun.

Hakikatta silsile yoktur.Ehli hakikat dersi Hakk'tan alır.İnsan isme ve resme kutsal vasfı vermeye , kutsal icad etmeye müsait varlık olmakla bazı Melami adını alanlar, melamiliği tarikata dönüştürmüşlerdir.

Hakikat zahiri batından, batını zahirden ayırmaz.Mana suretlerin altında gizlidir.Bunu idrak eden surete gereken değeri verir.Suretler geçicidir amma öz (mana) ezeli ve ebedidir.

Dadarsan aşk dadından geçesin zahir dinden

Ayrılığın odundan ol vaktin kurtulasın (yUNUS eMRE)

GAYB İLİMLERİ TAHSİL EDENLER

 Niyazi Mısri hazretleri Mısırda bulunduğu 30 lu yaşlarda "Miftah-ı ulumi'l gayb"(Gayb ilimleri anahtarı) ilmini tahsil etti.bu ilmidaha önceki yıllarda Şeyh Bedrettin Simavi hazretleri tahsil etmişti.Son dönemde ise bu ilmi , Mısır'da tahsil eden kişi Muhammed Nurul Arabi hazretlerini görmekteyiz

HAKİKATTE SİLSİLE YOKTUR

 Hakikatte silsile (manevi soy-sop) yoktur.Doğmak ölmek zahire has olan tabirlerdir.Hayat sıfatı ebedidir, ezelidir.Mutlak; hakikattir ve o ne ise O'dur.Söylenen ve yazılanlar ise mutlak açısından hakikat değil hatadır.Zira mana, gönlün derinliklerindedir..Kim gönle dönerse onun derinliklerine iner.Hal kal ile anlatılmaz, anlatılamaz.Bir gülün güzelliğini, bir çınar aağacının haşmetini , semayı hangi kelimelerle anlatabilirsin.Onlar bizatihi güzeldir.Kesret aleminde bir şeyler söylemek lazımdır ama vahdetten gaflet etmeden.

HAKİKAT İSİMSİZDİR

 Hakikat isimsizdir.Ehli hakikat kendilerini bir isimle anmazlar.Her isim bir kayıttır ve hedeftir.Esma'lar arası rekabet kaçınılmazdır amaher esmanın müsemması birdir.

İbni arabi hazretleri  Fütahatı Mekkiyye isimlieserindeder."Allah'a dua ederken  FRENKLER;Ey kribatur, ACEMLER ; Ey Huday , TÜRKLER ; Ey tanrı, HABEŞLER;Ey Vak, RUMLAR;Ey Siya (Theo), ERMENİLER ;Ey Asfac, ARAPLAR; Ey Allah  diye seslenirler.Fakat bu değişik lafızlar aynı manaya delalet eder.

HAKİKATE DAİR

 Derler ki Bütün dinler körlerin elindeki asa mesabesindedir.İnsanlar kördür.Asa kör insana yol gösterir.Gerçek gözlüler Allah ile görenlerdirki bunlara tevhid-erimuvahhidlerdir.Kim tevhide erdi , 'ere,erilen,eremk' O oldu.Var olan O' dur, varlık dahi O'dur.Varlığın özü O'dur.Varlıkların zahiri değişse de , O hiç değişmeden olduğu hal üzeredir.O her yerde ve herşeydedir.O yaşayan bir varlıktır.

Hakikatte yaşayan O' dur.Kişileşmeler mazharlardır.O kişileşmelerle beraber kişilik ötesi hayat sahibidir.Mutlaktır; mukayyet oldu 'kul' adını aldı.Mutlak da , mukayyet de O' dur."O zahirdir, O batındır"(Hadid suresi 3).Bilen,irade eden, kudret, duyan, göre ,konuşan,zuhurda(tekvin) olan O' dur."Evvel O dur, ahir O'dur".O nasılsa öyledir.İzahlar, kıyaslar kesret alemi içindedir.Kesret, vahdetin kesretidir.Tevhide erenlerdekıyas kalkar. Hakikate erende ahdet, kesret anılmaz olur.Zira kişilik yok olmuştur.

Şunu bil kisen de O' sun.O ve sen, ben bir varlıktır.Senin ne evvelin vardır ne de ahirin olacaktır.

Mutlak dinler üstü hakikattir. Tüm dinleri kapsar.Hakikate erenin meyli yoktur.Zira O'nda kıyas yapacak bir ikinci yoktur.Bununla beraber o her mertebede bulunur..Cemad olur, bebad olur, hayvan olur, insan olur.İnsandan alem-i ekber olur, evren olur.Evreni dahi aşan olur.Evren senin vücudundur ama sen vücuda sığmayan bir varlıksın.Zatını , sıfatlarını düşün.

Gönlün gözün değil vücudunu , evreni dahi aşmadadır.Onlara kayıt yoktur.Bu sırları idrak et.Sonraki idrak dahi senden yok olur.Seni kendisine bağlı kılacakhiçbir şey kalmaz.Özgürlük senin asli özündür.Özgür olansa evreni ve içindeki tüm varlıkları ( ki, aslı bir varlıktır)kendi olarak görür.Tüm mükevvenat bir "Ben" dir.Mutlak "Ben" den ayrı kendini bir ben kabul edersen , mutlak tarafından hedef olursun.Tüm varlıklar gözüne bir har(diken) olarak görünür.Öyle de olur.Varlığına bürünen ayrıştırır.

Evren bir varlıktır .O bir ise hiç bir kimse değildir.Suretlere takılma , onlar geçicidir.İnkar da etme.Herkes aynı idrake sahip değildir.

Paracelsusun Sırları | Yıldızlarda Saklı Şifa | Evren Afat

15 Kasım 2024 Cuma

ZAHİT KOTKU HAZRETLERİ

 

Her rahmetin bir zahmeti vardır. Dünya hayatı zor bir sınavdır. Yalan dünya boştur. Ancak yanıltıcı görüntüsü hoştur. Yaradan’ın da koyduğu kurallar vardır. Bu dünyadaki nimetlerin haramı vardır. Helali vardır. Ahirette de hesabı vardır. Mehmet Zahit kotku hazretleri  dilinden hiç eksik etmezmiş. “Haramın azabı vardır. Helalin de hesabı vardır. Bana göre, “ayaklarınızı denk alın” demek isterdi. Gerçek âlimler bir rehberdir. Allah’ın koruyucu melekleri gibidir. Mürşitler birer paratonerdir. Bu halkaya katılan insanları korumak onların doğal bir görevidir.

Gerçek âlimlerin zaman ve mekân tanımayan güçleri vardır. Bu Allah’ın onlara verdiği bir lütuftur.

 Kotku hazretlerinin  kendisine has bir eğitim metodu vardı. Önem verdiği bir konuyu, zihinlere yerleştirmek için çok sık tekrarlardı. Cuma hutbesinde anlatır. Pazar derslerinde tekrarlar. Ev sohbetlerinde de bir kez daha vurgulardı.Bir gün etrafındakilere  çok güzel bir ders verdi. Dedi ki, “Söylüyorum. Tekrar söylüyorum. Sözlerimin tesirli olmadığını üzülerek görüyorum. Oturdum, kendi kendime sebebini araştırdım. Kabahati kendimde gördüm.” Bu sözler nakledildiğinde  Necip Fazıl Kısakürek “Bana bakın” dedi, “Bu bir veli üslubudur. Bu zatı sakın bırakmayın.”

 Hazretin en önemli uyarısı: “Denizde yürüyen bir kişi görseniz. Havada uçtuğuna tanık olsanız. Eğer bu kişi Resulullah’ın sünnetine muhalefet ediyorsa, vebadan kaçar gibi, onun yanından kaçınız.”

1- Bu dünyada en büyük felaket imansız olarak yaşamaktır. En büyük bahtiyarlık da bu dünyayı kâmil bir imanla terk etmektir. İçerisinde zerre kadar imanı olan kimse cehennemde kalmayacaktır.

Ehli iman günahları nedeniyle cehenneme gitse bile, cezasını tamamladıktan sonra, kendisini cennette bulacaktır. Halbuki iman etmeyenlerin gidecekleri yer doğrudan cehennem olacaktır. 

Geliniz ev ev merhamet şebekeleri kurunuz... İnsanları bu felaketten kurtarınız. 

2- Bu memleketin başına gelen felaketlerin en büyük sebebi rızık korkusudur. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” veya “viran olası hanede evladüiyal (eş ve çocuklar) var” safsatasıdır.Doğrusu şudur: Rızkı veren Allah’tır. Rezzak olan Allah’tır. Rızık konusunda Allah’ın sözü vardır. Şüphesiz Allah sözünde durandır.” 

3- Bütün dünya Müslümanların karşısında olsa, hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Yeter ki, Allah bizimle beraber olsun. Hz. İbrahim Aleyhisselam’ı ateşe attılar. Rabbimizin emriyle bu yakıcı ateş, gül bahçesine dönüştü. Ateş bir mahlûktur. Allah’ın yarattığı bir şeydir. Rabbimizin izni olmaksızın, hiçbir şey yapamaz. 

Unutmayınız ki, kuvvet ve kudret sahibi sadece Allah’tır.

 TAVSİYE:Mutlaka gerçek âlimleri bulunuz. İlmi ile amel eden bu güzel insanların yanı başından ayrılmayınız. Bu güzel insanların sohbetlerinden istifade ediniz. Kur’an ve sünnet çizgisinden kesinlikle sapmayınız. Birlikte yola çıktığınız kardeşlerinizi unutmayınız. Yolda bulduğunuz insanları da bu kervana katınız. Unutmayınız ki, sanat Allah’ı aramaktır. Gerisi çelik çomaktır.

 

 


HİÇ BABA













 

BAHRİ BABA'NIN SESİNDEN








 

14 Kasım 2024 Perşembe

VERMEK ÜZERİNE

 Alimlerden biri, talebesi ile gezerken, bir tarlanın yanındaki ağaçlardan birinin altında eski bir çift ayakkabı gördüler. Belli ki civarda çalışan birisinin ayakkabısıydı.

Talebe :

"Hocam bu ayakkabıyı saklasak da, sahibi geldiğinde ayakkabısını bulamayınca, o anki halini seyretsek, ne dersin ? " dedi.

Hoca:

"Sevincimizi başkalarının üzüntüsü üzerine kurmak doğru değildir. Gel şöyle yapalım; sen zengin bir ailenin çocuğusun, bu ayakkabının içine bir miktar para bırak, sahibi gelip bunu gördüğü zamanki sevincini seyredelim" dedi.

Talebe bu teklifi daha güzel buldu ve adamın yakkabısının içine bir miktar para koydu.Hocası ile görünmeyecek şekilde bir ağacın arkasına saklandılar.

Bir müddet sonra, ayakkabının sahibi geldi. Elbiselerini değiştirdi, ayakkabısını giyerken içinde bir şey olduğunu farketti. Baktığında bunun para olduğunu gördü. Bir müddet etrafına bakındı, hic kimseyi göremeyince, dizleri üzerine oturdu ve ellerini açıp:

" Ya Rabbi, eşimin hasta, çocuklarımın aç olduğu

Sence malumdur, verdiğin bu nimet için Sana sonsuz şükürler olsun," deyip gözyaşlarına boğuldu ve uzun bir süre ağladı. Bunu gören Hoca ile talebesi de göz yaşlarını tutamadılar...

Sonra Hoca talebesine döndü :

" Bu ilk tekliften daha güzel olmadı mı , şu an daha mutlu değil misin?" dedi.

Talebesi:

" Evet Hocam, daha sevinçliyim. Şimdi, daha evvel anlamadığım şu cümlenin manasını anladım : Verdiğin zaman, aldığın zamankinden daha mutlu olursun”.

Hocası dedi ki:

"Evladım! Güçlü ve haklı olduğunda affetmek: Vermektir."

"Yokluğunda kardeşine dua etmek: Vermektir."

"Haksız iken özür dileyebilmek: Vermektir."

"Başkasının ırzına kem gözle bakmamak: Vermektir.

"İnsanların gönüllerine sevinç ekmek: Vermektir...

Sevincimizi başkalarının üzüntüsü üzerine değil sevinci üzerine kurmak dileğiyle.


Alıntı

12 Kasım 2024 Salı

RÜYA- HACI BEKİR UZUN

 Hacı Bekir Uzun amca yaşadığı bir hali anlatı.""Ahmet Yesevi hazretlerinin türbesini ziyarete gittim.Hazret türbesinden çıktı konuştuk.O sırada annemiz olan hanımıda ayağa kalktı.Ben ona 50 Lira para verdim.Niçin verdiğimi hatırlamıyorum.ancak Ahmet Yesevi hazretlerinin şeklini unuttum ancak hanımının şekli halen gözümün önünde".

4 Kasım 2024 Pazartesi

TÜM DERTLERİN DEVASI MEVCUTTUR

 Hacı Bekir Uzun amca anlattı.Hatay/Dörtyol özerli'de yaşamış seyyidlerden Şıh Hasan(ince) çok hastalanmıştı.Kanserin artık kemiklere sıçradığını morfinin artık ağrısını kesmediği bir devrede idi.Ölücü gözüyle bakılmakta idi.zİYARETİNE GELEN KİŞİLERE "EMEKLİYEREK TUVALETE GİTMENİN NE BÜYÜK NİMET OLDUĞUNU " SÖYLEMEKTE İDİ.İskenderun'da bir bayan doktor bir ilac yahut yöntem tavsiye etti Şıh Hasan iyileşti. Bu ara hanımı vefat etmişt.Yeniden evlendi ve 5 sene daha yaşadı.

2 Kasım 2024 Cumartesi

İrşadi Baba ile Vali bey - Nurullah Mete Erenköy Dergahı Meşk #sohbet #t...

SÜNNETE UYANLAR VERİLEN MERTEBE

 Cenab-ı Peygamber efendimizin sünnetini öğrenip tutanlara Hak teala tarafından dört büyük mertebe verilir:

1-  Kalbi temiz olan müslümanların kalbine sevgisini koyar.Müminler onu canı gibi severler

2- Fasık ve facir münafıkların kalbine de bu kimsenin heybetini düşürür.Bu kimseyi gördüklerinde korku düşer.

3- Bu kimsenin geçinmesini kolaylaştırır ve rızkına genişlik verir.

4- Din yoluda kavi, sağlam olur.Bu kimsenin dini kuvvetli olur.

1 Kasım 2024 Cuma

SÜNNET NEDİR

 Cenab-ı Resulullah'a tabi olmanın gereği olup,sünnet şunlardır:"Şeriat kavlimdir, Tarikat fiilimdir, hakikat halimdir, marifet sırrımdır, zikrullah eniimdir" hadisi şerifidir.Şeriat sünnetlerden biridirAllah'a ve Resulüne itaatın şartı tüm ayetleri kabul tüm sünnetleri kabuldür.Kur'anın içinde şeriat, tarikat,hakikat ve marifetin hepsi vardır

73 FIRKA MESELESİ

 Efendimizden rivayed edilen bir hadis-işerifte" Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak biri hariç hepside cehenneme girecektir.Kurtulan kimlerdir? ya Resulullah diye soranlara "Ben ve benim ashabım ne itikatta ise ondan ayrılmayanlardır" buyrulmuştur.

73 fırkanın hepsi Muuhammed ümmetidir.Farklılık neden kaynaklanmıştır.Bu fırkalar içerisinde kimisi mezar telkinini, kimisi şefaati, kimisi tarikatı, kimisi ashabe buğz eder, kimi dört halifeyi ayırır üçüne buğz eder,kimisi iradeyi inkar eder, kimisi zikrullaha itiraz eder, kimisi evliyanın kerametini inkar eder.kİMİSİ VARDIR Kİ, HADİSİ ŞERİFE NE LÜZUM VAR,ZATEN MEVCUT HADİSLERE  yalan karıştırılmıştır.Biz kur'ana  bakalım derler.Birkısmı Sahabe arasındaki ihtilaflarda taraf olur.Kimisi Hak teala'nın hikmete mebni konularına itiraz eder.

HER AĞIZ AYNI DEĞiLDİR

 Hz.İsa (a.s) ölüye okur, ölü drilirdi.Şakirtlerinden birisi, Ya İsa, bu duayı bana da öğret diye rica etti.Hz.İsa, o duayı ona öğretti.O şahıs o duayı bir başka ölüye okudu ancak ceset dirilmedi.Bu durumu Hz.İsa peygamber'e bildirince İsa (a.s) buyurdu ki:"Dua aynı duadır, fakat ağız İsa'nın değildir" dedi.

İtikatlı kamil bir müminin kalbi, sağlam bir silah gibidir.Münkir münafığın kalbi , ağızı, bozuk bir silah gibidir.İş görmez

31 Ekim 2024 Perşembe

HATAYLI BOSTAN

 Hacı Bekir Uzun amca bir şahsiyeti anlattı.Bu şahıs Hatay'da yaşamakta iken Dörtyol'a gelir ve üç çocuğu olan dul bir kadınla evlenir.Devir 1940 yılların kıtlık devridir.Adam, ağaç kökü sökerek geçimini temin eder ve ailesine bakar.Evlendiği kadından iki de çocuğu olur.Uzun yıllar yaşar ve ihtiyarlayınca köy içinde çınarların bulunduğu yerdeki bir bahçede bulunan bir oda evde tek başına yaşar.Aile kendisini reddetmiştir.Köyde bulunan bir kahveye gelir ve söverek içeriye gider.Köydeki insanlara sövmektedir.Günlerdir aç kalmıştır ve Bir somun ve helvayı canı çekmiştir.orada bulunanlardan Ziraatbahçesinden emekli olmuş birisi yanındaki mahir isimli oğluna hitaben "oğlum eve git somun ve Helva getir" der.Çocuk istenileni getirir ve bu adama verirler.Adam gelen nevaleyi yer.Ancak o gece vefat eder.Ertesi gün, Afganlı hocadenilen bir zat mezarlıkta defin sonrasında talkın vermeye hazırlanırken Özerli'de bulunan Hacı Emin Efendi gelir ve müsade istiyerek talkını verir.Sonrasında Hacı Emin Hoca şunu söyler:"Dün ,evliyalar arasında muazzam bir kalabalıkla bir toplantı yapıldı.Bu cenaze, o toplantıda su dağıtmakta idi.Acaba bu hali nasıl kazandı" der.Halbuki Hataylı Bostan namaz abdest yok.ara sıra kahvede kağıtta oynardı.Düşündüm, kıtlık devrinde üç cocuklu dul bir kadınla evlenip o çocukların maişetini temin ettiğinden dolayı Hak teala ona bu mertebeyi layık görmüş

Uyan Artık Yiğidim Şiiri - Nurullah Genç

29 Ekim 2024 Salı

AMELİN TEMELİ:TEVEKKÜLÜN-AMEL-İ SALİH-EDEP TARİFİ

 Tevekkül şudur ki;"bir kimse, iman edip, Allah (c.C)'a ibadet etmeye ,Cenab-ı Hakk'ın rızasına ve dostluğuna kavuşmak izinde çalışırken  bu yolda başına gelen her türlü sıkıntılara karşı hiç kimseye halini şikayetçi olmayıp , her halini, her işini Allah (c.c) 'a havale veher işine vekil edip , her işini O'na ısmarlayıp O' nun her işi yapacağına inanıp, sabırla beklemektir.

Amel-i Salih ; kulun yaptığı işte sadece Hakk'ın rızasına hoş gelmesini düşünüp başka gaye ve maksatlardan temize çıkarmasıdır.

SEYYİD NİZAMOĞLU

HER KİM İSTER OTURA ALLAH İLE / DAİM OTURSU EHLULLAH İLE

KİM KELAM ETMEK DİLERSE HAK İLE  / ÖMRÜNÜ GEÇİRSİN İLLALLAH İLE.

BULMAK İSTERSEN BEKA ENDER BEKA / AŞİNA OLVAR FENA FİLLAH İLE.

MUSTAFA'NIN ŞER'İNE KIL İNKIYAD / SOHBET İSTERSEN RESULULLAH İLE.

NEFSİN İSTERSE CEHENNEMDEN HALAS / DURMA TEVHİD EYLE SEYFULLAH İLE

HAKİKAT SIRRI ESRARIN CİHANDA EHLİ HAL ANLAR/AVAM OLAN NE BİLSİN HALET-İ AŞKI VEBAL ANLAR

GÖRÜR MÜ HER TEHARETSİZ SANIRSIN ALEMİ KALBTE/ GÖNÜL SEYRİN BEYAN ETSEN BASİRETSİZ HAYAL ANLAR.

OKURLAR LEVHİ MAHFUZUN KİTABIN EHLİ AŞK OLAN / KALAN ZAHİRDE BİLLAHİ HEMAN BİR KIYL-U KAL ANLAR

 BAKA CAM-I ŞERABINDAN MÜYESSER OYLMAYAN ŞAHSA/ CİHANIN ZEHRİNİ NUŞ İDÜBEN BİÇARE BAL ANLAR

TEFEKKÜR EDER Mİ SEYFİ ,RUMUZ-I AŞKIHER ADEM / HAKİKAT SÖZLERİN HER ŞAHIS NE BİLSİN HOŞ HİSAL ANLAR  

KALBİMİZE ALTI YÖNDEN GELENLER

 Kalp bir santral gibidir, altı yönden gelen vardır;

*Cenab-ı Hakk'dan gelen var

*Melekten gelen var

*Ruhtan gelen var

*Akıldan gelen var

*Nefisten gelen var

*Şeytan'dan gelen var

En tehlikeli olanı nefisten ve şeytandan gelenlerdir.bu gelenler kalbi ele geçirmek isterler.bu nedenle nefis ve şeytandan gelen hayal ve arzuları ve iğvaları(vesveseleri) ile yapılan bir harp vardır ki ehli yakin, ehli vera ve ehli takva olanlar , her an mücadele ve harptedirler.

YAKİN İLMİNİ ÖĞRENMEK

 Yakin üçtür, Aynel Yakin, İlmel yakin,Hakk'al Yakin..Yakin hasıl edip yakinen inanmak, ancak halis müminlere mahsusturİman edecek şeylere tamamen yakinen inanmak  , ancak yakin ilmini üstazından , şeyhinden öğrenenlere yakin hasıl olur.

Hadisişerif buyurur:"İlm-i Yakin öğreniniz.Kuran-ı Kerim ilmini öğrenir gibi öğreniniz.Hatta onu iyice bilesiniz, ben de öğreniyorum"

Meşayihler dualarında ELHADÜLİLLAHİLLEZİ CEALNA MİN EHLİL YAKİN (Allah tealaya hamdolsun, bizleri ehli yakinden eyledi" derler.

Hz.Ali efendimiz buyurmuştur:"İl-i batın, Allah (c.C) sırlarından bir sırdır ve Allah(c.c) hikmetlerinden bir hikmettir.Bunu dilediği kulunun kalbine koyar

ULEMA KİMDİR?

 "bENİM ÜMMETİMİN ULEMASI(ALİMLERİ), bENİ iSRAİL'İN PEYGAMBERİ GİBİDİR" hadisi şerifinde belirtilen ulema (alimler) kimdir?.

Diyanet her ne kadar bunu namaz memurları olan cami hocaları olarak telakki etse de, yahut Diyanet teşkilatının üst katmanlarındaki kurulları işaret etsede o değildir.Yahut kerameti kendinden menkul, sarığı , cübbesi büyük olan , yarım noksanlar değildirEnes bin. Malikden rivayet edilir:"İlim ikidir.Biri kalpte sabit olan batın ve ledün maneviyat ilmidir.En menfeatlı ilim budur.Bir ilimde dilde, lisandaki ilimdir, kitaptır.Bu da Hak Teala'nın hüccetidir" diye buyurmuştur.Ulema-ı ümmet .bu iki ilimle çalışıp huzura erenlerdir.


BİR KALBİ MESRUR EYLEMEK

 Farzların edasından sonra Cenab-ı Hakk7ın ziyade sevdiği amel, Müslim bir kimsenin kalbini mesrur eylemektir.

KUDDİSİ HAZRETLERİ

 Canana gönül vereli candan usandım

Düşeli onun derdine dermandan usandım.

Çün zamane ihvandan , bulmadım derdime bir deva,

Yüzleri kabil dost, özleri düşman olandan usandım.


VELİ OLMAZ KİŞİ TAŞLANMAYINCA,DÜNYA ENDİŞESİ KALPTEN BOŞLANMAYINCA.

İBADDET ÇOKLUĞUNA İTİBAR YOKTUR, KULUNDAN HALIK'I HOŞLANMAYINCA. 


Vasıl olmaz Hakk'a kimse cümleden dur olmadan/Kenz açılmaz her gönülde ta ki pür nur olmadan

Sür çıkar ağyarı gönülden Hakk tecelli ede sana/ Padişah konmaz saraya ta ki hane mamur olmadan,

GİZLİ KÜFÜR

 Gizli küfür ikidir.Birisi ehli zikrin aleyhine kötü konuşmaktır.İkincisi ise Allah'ın emriyle evlenen kimselerin hakkında kötü konuşmaktır.

26 Ekim 2024 Cumartesi

SULTAN BACI

 Hatay Dörtyol'da yaşayan Necib Sultan'ın 35 yıllık hizmetkarı Hacı bekir Uzun ağabey anlattı.13 kardeşinden birisi Sultan isimli kızkardeşi.Kocası ölmüş,çocukları olmayan ve tek başına yaşayan bir bayan.Yaşı 80 'e yaklaşmış..Manevi dünyadaki yaşadıkları halleri anlattı:

"Bir kandil gecesi idi.İbadetimi yaptım. Secade üzerinde iken bir ihtiyar geldi.bana "nereyi görmek istersin?" dedi.Bende "Çanakkaleyi" dedim.İhtiyar zat beni takip et dedi.O önde ben arkada yürüyerek çanakkaleye gittik.Şehitliğe girer girmez bütün yerdeyatanlar ayağa kalktılar.Ben şaşırdım.Nedir bu? deyince bunlar senin için ayağa kalktı" dedi.ben üç gün ağladım Ben buna layık değilim diye..

*

Her cuma günü sabahları evimin önünde bulunan ve bakımını yaptığım çiçeklerle konuşurum.onlara "Bana hakkınızı helal edin .Size bakım görevini layıkıyla yerine getirmiş isem" derim onlarda başlarlar sallanmaya.Bir tanesi sallanmıyor.Baktım kökü dışarıda kalmış.Ben çiçeklerle konuşurken evde bulunan kayın validem,Kayınpedernime "Bu gelin dışarıda kiminle konuşuyor? baksana" demesi üzerine dışarıya geldi ve bana sen kimilne konuşuyorsun dedi.Bende çiçeklerle konuşuyorum deyip onların zikir çekerek sallandıklarnı söyledim.".Evimize akrabalardan birisi gelmiş bunu kayınvalidemden duyunca avluya geldi ve bana "Söyle bir daha sallansınlar" dedi.o lafını bitirince çiçekler sallanmaya başladım.kadın hayretle bana sarıldı".

*

Komşularımızdan Bostan Gözübenlinin oğlu Ahmet Gözübenli, Dörtüyol'daki Nakşi şeyhi Ziya efendiye devam ederdi.Bir Cuma günü, bana dışarıdan seslenerek " Gelin.Ben ziyaefendiye zikre gidiyorum gelince benim halimi sööyle dedi.O akşam seccade üzerinde iken o ihtiyar geldi ve bana ne istiyorsun? dedi.Bende Filanın halini görmek istiyorum.dedi.Hadi gel deyince ben arkasına düştüm.Bir camiye geldik.Birisi yüksek bir yerde vaaz ediyordu.minberin iki basamak altında iki kişi oturmuştu.Yüksek yerde vaaz eden için "Bu kim?" dedim. Bana, bu yüksek okulu bitirmiş bir öğretmen dedi.Aşağıda olan iki kişi için "Ah bunların dilleri olmasa" dedi.daha aşağıd koyun sürüsü gibir bir çok insan oturmuştu.Ertesi Gün Ahmet Gözübenli geldi:"ben nasıldım ?" diye sorunca ben cevap vermedim,söyliyemem dedim.Üç sene geçtikten sonra öğretmen olan hanımını bana gönderdi ve o vakitteki gördüklerimi sordu.Bende "Ah dilleri olamsa idi" sözünü naklettim ve bunu sebeb nedir diye o ihtiyara sormuştum.O da bana :Evladım burda hayır yapıyorlar biraz gittikten sonra o hayırlarını yere döküyorlar.Ah dilleri olmasa" dediğini anlattım.Öğretmen olan o kişi bana sarıldı dili tutulmuş gibi konuşamadı.

*

Bir ara çok darlandım.Evin üstündekikiremitler kırılmış, kiremit altındaki ağaçlar eskimişti.Ustalara konuştuğumuz parayı verecektim ancak 200 liram eksikti.Kimseden alma imkanımda yoktu.Ben namazdan sonra kendikendime "Ey Yahyanın oğlu Hacı Bekir,yetiş" dedim.biraz sonra Hacı bekir kardeşim geldi ve bana sormadan 200 TL verdi ve işim görüldü. 

25 Ekim 2024 Cuma

İÇSEL BİR VURGU

Ne çok şeyi yükleniyorsun farkında bile değilsin,

Oysaki arınmak, durulmak ve yüklerini bırakmakla

Hafifleyecek, gerçek huzura erececeksin.

Sıratından şimşek hızıyla geçivereceksin belki de. :)

Dedikodu kültürünle biriktirdiğin

Düşüncelerin sana yük bindiriyor,

Sana secde ile emredilen varlıkları

Şeytanlaştırıp uzaklaştırıyorsun kendinden

Düşmanlaştırıyorsun ötekileştirdiklerini

Öyleyse bir an düşünüp bakıver geçmişine

Ne çok şeyi şeytanlaştırıp uzaklaştırmışsın kendinden

Sevmeyi öğrenememiş olmanın yetersizliği ile.

Vesselam....

24 Ekim 2024 Perşembe

ÖCALAN GÖREVİNİN SON DEMİNDE

 İmralıda tutuklu bebek katili Abdullah Özalan, delikanlılığında sıkı bir Necip Fazıl hayranı olduğu söylenir.Evlendiği Kesire Öcalan7ın ,Diyarbakır Mit başkanının kızı olduğu ifade edilir.Acaba derin mahfiller tarafından kendisine verilen misyonunun  sonuna mı gelindi?. Kürt hadisesi , siyasi iktidar ve ortağı tarafından başka bir evreye mi çevriliyor.Muhtemelen..Ancak birliğimizi oluşturan harçta,milletimizi oluşturan harçta inançlı kürtlerin etkin varlığı yadsınamaz..Planlı bir şekilde kürt varlığı ayrıştırıcı sahaya çekildi.

23 Ekim 2024 Çarşamba

HACI BEKİR UZUN

 Hacı Bekir Uzun amca anlattı. "Hayırdır inşallah rüyamda Kara, Hava, Deniz kuvvetleri hazırlanıyormuş. İnşallah ülkemiz için bir olumsuzluk olmaz" buyurdu.

AŞIK FATMA AHISKA, SOHBET, DUA, ZİKİR MERASİMİ


 

22 Ekim 2024 Salı

AFYON MEVLEVİHANE ÇELEBİLERİ






sultan Divani'yeait sandukanın solunda Baki Çelebi dede yatar.Bu zat Semai ve Ahmet Çelebi'nin babalarıdır.



 

19 Ekim 2024 Cumartesi

SEMAİ MEHMET ÇELEBİ

 



Semai Çelebi,21 nci kuşak olan İskenderun'da yaşayan Celalettin Çelebi'nin dedesi Burhanettin Çelebi ve Fahrettin amcası ile Kamile, Hatice, Fasiha halalarının Babasıdır.

SULTAN DİVANİ

 Mevlânâ Celâleddîn-î Rûmî’nin yedinci kuşak torunu olan Sultan Dîvanî Afyonkarahisar’da dünyaya gelmiş, yaşamış ve hayata burada veda etmiştir. Sultan Dîvanî yaşam tarzı, yazdığı şiirler ve alçak gönüllülüğü ile Afyonkarahisar halkına kendini sevdirmiştir. Sultan Dîvanî ve yakınlarının türbesinin bulunduğu Karahisâr-ı Sâhip Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi müze haline getirilmiştir. Günümüzde Mevlânâ ve Sultan Dîvânî sevgisini taşıyan kişiler ve meraklılar tarafından ziyaret edilmektedir. Karahisâr-ı Sâhip Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi’nin cami, türbe ve müzeden oluşması ziyaretçi sayısını artırmaktadır. Müzenin düzenlemesi esnasında mevlevîhâneye ait eşyalar kullanılmıştır. Karahisâr-ı Sâhip Sultan Dîvânî Mevlevîhânesi’nde ve müzede sergilenen eşyaların sadece sayıları görevliler tarafından tespit edilmiş, eserlerin ayrıntılı bilgisine kayıtlarda yer verilmemiştir. Bu eşyalar arasında dival işlemeli puşide levhaları, puşideler ve sandukaların önüne asılan bohçalar yer almaktadır

14 Ekim 2024 Pazartesi

PROSTAT HASTALIĞI İLE ALAKALI BİR YAZI

 https://landprofit.best/?flow_hash=PAbdC0vx&clickid=cs6iac6n6s0s73d2iub0&data1=20957724&data2=57759032

12 Ekim 2024 Cumartesi

Şirin anne cenazesi - Zikr mevlevi

GELEN ZAMANIN KODLARI

 Necib Sultanım sahibüzzamanın geliş vakti olarak 2023 yılını işaret etmişti.Ancak Sahibüzzaman'ın kim olduğunu bilmek ehline ait bir konu olup bilenlerde zaten ifşa etmezler.Kerameti kendinden menkul din adına TV lerde boy gösterenler zaten bunu kabul etmezler.Gelen amanın kodlarını bilmeyenler zaten insanları sevap,hangi saatte hangi tesbihin çekilmesinin daha dereceli olduğu  hususları ile uyutacaklar.Yeni dönemin yeni kurallarına eskiler direnç gösterip reddedecekler.Asıl zorluk çıkartacak olanlar bunlar olacak.Diyanet toptan reddedecek..Arayış içinde olan ve Hak Teala'nın kalp donanımlarını kuracağı 30-35 yaşlarındaki nesil,muhtemelen 2035 yılında birlik oluşturup İslam bayrağını burçlara dikecektir. 

1 Ekim 2024 Salı

HACI BEKİR UZUN

 Hacı Bekir uzun abimiz, Necib sultanımla alakalı anılarından anlatımları:Necib Sultan, ben, Dörtyol'da yaşamış Nakşi şeyhlerinden Ziya Bölükbaşı sık sık seyahatlere gider idik.Bu ziyaretler günü birlik olurdu.Bir keresinde Ökkeşiye hazretlerine gittik.Kömürlerdeki köy yolundan gitmekte idik.Bindiğimiz araba Anadol taksi idi.Traktörler toprak yolda giderken çamurda derin izler yapmışlardı.Bu durumda gitmekte zorlanıyorduk.Ziya Efendi dönelim dedi.biz arabadan indik düşe kalka Ökkeşiye hazretlerinin bulunduğu tepenin eteklerine geldik.Kar yağmıştı.arabayı oraya bırakıp yaya olarak türbenin bulunduğu yere vardık.Kubbe eski idi ve yağmurdan akıntı yapmakta idi.ince bir hasır üstünde iki rekat namaza durduk.Necib Sultan yanımda idi.Namaz esnasında vücudu titremeye başladı.O kadar şiddetli idi ki mafsallarının titremekte oluşan şakırtı sesleri duyulmakta idi.Namazı bu hal üzere tamamladı selam verdikten sonra Ziya Efendi ninde orada olduğunu anladı ki namazdaki halinden dolayı utanarak benim duyacağım bir sesle " Ayıp oldu.Ziya Efendiye" dedi.

Yine aynı şekilde Kilis te yaşayan tahrirat katipliğinden emekli Durmuş efendi'nin ziyaretine gittik.Mübarek damadına ev yaptırmakta idi.evin bulunduğu sokak başında beklemeye başladık.Ziya Efendi en önde idi.Yanında ben vardım en sonda Necib Sultan vardı.Durmuş efendi ileriden gözüktü, yürüyerek Ziyaefendi ve benim önümden selam vermeden geçti.Sanki bizi görmüyordu doğru Necib SultaNın bulunduğu yere vardı ve ona " Sultanım " diye sarıldı.ZiyaEfendi bu hale bozuldu.Necip Sultanımda utanarak Durmuş Efendi'ye " ziya efendi de burada diyerek hazreti ayıktırdı.

Durmuş efendi , Osman Seraceddin hazretlerinin haliflerinden idi.Bu ziyarette Necib Sultanım bir ara ortadan kayboldu,Manen ,Durmuş efendinin mutfağında misafire ikram edecek bir şeyin olmadığını keşfedince hemen pazardan erzak tedarik edip mutfağa bırakmıştı.Durmuş efendi bundan memnun kaldı.