KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
4 Temmuz 2016 Pazartesi
U DÖNÜŞLER SÜREKLİ OLACAKTIR
Siyasi iktidar her gün U dönüşleri üzerine spin atmaktadır."Arkadan hançerlendim"."Güvenimizi suiistimal ettiler".gibi sürekli kusuru başkları üzerine atıp masum olduklarını ifade edenler asla bu U dönüşlerden kurtulamazlar.U dönüşleri ciddiyeti sıfırlamakta,güveni kaybettirmektedir.Her an birlikte olduğun insanı satma hadisesi gerçekleşebilir.Bu korku ile yaşamak Mafya dünyasına mahsus bir psikolojidir.Allah ile irtibatsızlığın işaretleridir.
KALB EYLEMLERİNİN TERKİ
Bugünün İslam dünyasındaki otorite sahiplerinin hastalığı.Dış tarafına güzel kokular sürerek güzel kokulu olmaya çalışanların asıl bedenleri terleyerek kokmaya ve koku yaymaya başlayacaktır ki bu onların kalp amellerini terketmelerinin cezasıdır.Maneviyat kokusu onlardan gelmez.Onlar usuli yitirdikleri için vüsul'den mahrum kalırlar.Duyular,maneviyatın zıddıdır.Zıtlar bir arada bulunmaz.Duyular,maddi zevk ve ihtişam ister.İhtişam terkedilmedikçe kalbi amellere ulaşılamaz.
MECZUPLAR
Allah Teala'nın azametini görüpte aklını yitiren meczuplar mübarek insanlardır.Namazları,oruçları ve sair ibadetleri olmasada onları mübarek kabul ederiz.Bunların cezbeye tutulması nasıl olmuştur?Allahü a'lem.Bu dünya boyutuna gelmeden evvel yaşanan bir hadise olsa gerek.Önce Batında yaşanılır sonra zahire çıkılır.Bu nedenle Hz.Ali Kerremüllahi veçhe hazretleri buyurmuştur:2Herkes hatimesine(sonuna)bakar,ben evveliyatına bakarım".
CENNETTEN DÜNYAYA İNMEK
Yedi mertebe ile tarif edilen nefs cennette iken son derece güzel ve saf idi."İHBİTU"(İniniz)emri ile bu güzellik kirlenmiş,alçalmış, izzetli iken zillete düşmüş, zengin iken muhtaç hale gelmiş, bilgili iken cehalete saplanmış, güçlü iken zayıf düşmüş, berrak iken bulanmış, kudretli iken acze düşmüş, dost ile beraber iken yalnızlığa düçar olmuş,içi ve ufku geniş iken daralmış, atılgan ve cesur iken mağlubiyeti kanıksamış, muzaffer iken içe kapanmış, ulu iken küçük düşmüş, özgür iken köle olmuş, asli vatanında iken vatanından ayrı kalmış, gurbette bir garip olmuş ve sonsuz bir hayata sahipken ölüme mahkum olmuştur.Bu hallere düşmesinin sebebi kendi aleminden başka bir aleme temayül etmesi yüzündendir.ki meyletti alemde şu an içinde bulunduğumuz bulanıklık alemidir.Bu alemdede bütün güç ve kudret Yaratıcıya aittir.Yüce aleme tekrar çıkmak istiyorsak Kalplerimizin berraklığını bulundıran kirleri silip atmak gerektir.Safiyeti bulundıran yegane şey dünya meylidir.Laşeyi köpeklere terkedebilsek mesele bitmiş olacaktır.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comDEĞİŞİM NAZIL MÜMKÜN OLUR?
"Muhakkak ki ; Allah bir kavmi , onlar kendilerini değiştirmedikçe , değiştirmez" (Rad 11)
"Muhakkak ki ; Allah hiçbir hususta insanlara haksızlık etmez ve fakat insanlar kendi kendilerine haksızlık ederler"(Yunus 44)
"Sana ulaşan her kötülük,senin nefsindendir"(Nisa 79)
Bu kavrandığında Bana aptal diyenler,beni küçük görenler,değerimi bilmeyenler başkaları sanırken bu fiillerin failinin kendi nefsimiz olduğunu anlarız.Nefsimizin işlediği haksızlıktan başka işlenen bir haksızlık yok.Ortada olan düşman benim nazla büyüttüğüm nefsimdir.Ruhuma rahatsızlık veren sadece odur.
"Muhakkak ki ; Allah hiçbir hususta insanlara haksızlık etmez ve fakat insanlar kendi kendilerine haksızlık ederler"(Yunus 44)
"Sana ulaşan her kötülük,senin nefsindendir"(Nisa 79)
Bu kavrandığında Bana aptal diyenler,beni küçük görenler,değerimi bilmeyenler başkaları sanırken bu fiillerin failinin kendi nefsimiz olduğunu anlarız.Nefsimizin işlediği haksızlıktan başka işlenen bir haksızlık yok.Ortada olan düşman benim nazla büyüttüğüm nefsimdir.Ruhuma rahatsızlık veren sadece odur.
MÜZİK ALETLERİ
Kimisi Ney gibi dudaklara layık olmuşturda,sevgilinin nefesi ile dolu yanık nağmeler çıkartır.Bu şerefe ulaşmak , ancak içini nefisten boşaltanlara mahsustur.Kimisinin yüzüne silleler vurulurda adı def olur.Vurulan silleler döğmek için,söğmek için değildir.Silleyi vuran el sevgilinin elidir.Kimi Davul olur da aleme sesi duyurmak için bir sopayla vururda vurur.Cemal ve Celaline ait bu aletlerle Hakk anlatılır.Her aletin sesinin kendine mahsus bir müşterisi,zevk alanı vardır.Alem,tüm bu müzik aletlerinin birlikte ses çıkarttığı büyük bir topluluktur.Şef,kontrolünde çalınan bu toplulukta duyulan yegane ses HUU sedasıdır.
NİCE BAHÇELERİ,NİCA PINARLARI TERKETMEK
Duhan suresi 44/25 ayeti:Sizden önce gelenler , nice akarsular,nica bahçeleri terk edip gittiler".Merhum Yaşar Nuri Öztürk'ün vefatında nönce Ulusal Kanal muhabiri ile evinden yaptığı bir söyleşi vardır.Evindeki yalnızlığı ifade ederek,misafirine ancak bir çay ve pasta ikram edebildiğini,bir zamanlar bu evin insanlarla dolup taştığını,mangal partileri yapıldığını,yenilip içildiğini ve evdeki piyanonun kıymetini belirterek yalnızlığındaki şikayeti ifade etmişti.Prof idi.İlahiyatçı idi.Tasavvufçu idi.Tüm bunları bilmesi gerekmekte idi.Demek ki bilmek kabul etmek değildi.Damlayı,denize kavuşturamayanlar dünyaya olan hasretlerini böyle ifade ederler.Gideceği yerdeki zenginliği göremeyenler,bu dünyanın eşyasından hiç ayrılmak istemezler.Gençliğin,hareketli devrin,şaşaanın devamını özlerler.Bu ham meyvanın dala tutunmasından başka bir şey değildir.Toprağın bol olsun Hoca ! Kuşadalı İbrahim Halveti'ye döktüğün çaba,sadece kitap içinmiydi?
Hazreti Pir Efendimiz "Sizden önce gelen insanlar nica akarsular,nice bahçeler terk edip gittiler"ayetini okumalarını kimler için söymeş bakalım:
*Ey boş yere kendini gamlara kaptıran,elde edemediği dünya malı için üzülüp duranlar!
*Cins atı,süslü eğeri yüzünden öfkelenen,gönlünü hasedle,kinle dolduran,dertlere düşenler!
*Bağırsakları pislikle dolu olduğu gibi içini nefsani arzuların,kinlerinin hevası ile dolduranlar!
*Davalarla,dünyaya ait isteklerle dolu gösterişe kapılmış Şeyhler !
*Padişahlığına,beyliğine güvenenler !
*Güzel yüzlü,parlak sözlü ,naz ve benlikle kendini herkesten üstün görenler!
*Bağ,bahçe,zenginlik,konak ve saraylarla ölüme karşı koymak isteyenler!
*Firavun,İskender,Cengiz gibi memleket alanlar,insan kanı döken zalimler,halka hizmette bulunmayanlar !
Tabutları uzaktan görüp ders almayanlar,ölümü görüp halen gülmeye devam edenler!
bu ayeti okuyun
Hazreti Pir Efendimiz "Sizden önce gelen insanlar nica akarsular,nice bahçeler terk edip gittiler"ayetini okumalarını kimler için söymeş bakalım:
*Ey boş yere kendini gamlara kaptıran,elde edemediği dünya malı için üzülüp duranlar!
*Cins atı,süslü eğeri yüzünden öfkelenen,gönlünü hasedle,kinle dolduran,dertlere düşenler!
*Bağırsakları pislikle dolu olduğu gibi içini nefsani arzuların,kinlerinin hevası ile dolduranlar!
*Davalarla,dünyaya ait isteklerle dolu gösterişe kapılmış Şeyhler !
*Padişahlığına,beyliğine güvenenler !
*Güzel yüzlü,parlak sözlü ,naz ve benlikle kendini herkesten üstün görenler!
*Bağ,bahçe,zenginlik,konak ve saraylarla ölüme karşı koymak isteyenler!
*Firavun,İskender,Cengiz gibi memleket alanlar,insan kanı döken zalimler,halka hizmette bulunmayanlar !
Tabutları uzaktan görüp ders almayanlar,ölümü görüp halen gülmeye devam edenler!
bu ayeti okuyun
3 Temmuz 2016 Pazar
YANLIŞ BİR ÖZÜR
"İsraille örtünen çıplak kalır"sözünü yalattılar.Bir söz ağızdan çıkmadan dikkat etmek gerek.Eğer,ekonomik olarak göbeğinden güç sahiplerine bağlı isen ve onların nimetleri ile arz endam ediyorsan mudara edeceksin.Enerji Bakanlığının bürokratları İsrail ile üç gün önce gaz anlaşması imzaladılar.Bu demektir ki 2017 'de Suriye savaşı bitirilecek .İsrail'in en büyük ticaret müşterisi biz iken bu anlaşmalarla evlilik ve akrabalıkta perçinlenecek.Düşman olmayalım ancak Allah'ın dinini yer yüzünden silmek isteyen Siyonizm'e ekonomik çıkar için yaltaklananlar Allah'ın kahır kılıcına mutlaka muhatap olacaklardır. İsrailin düşmanlığından daha tehlikelisi bizim kendi bünyemizdekidir.İHH başkanı doğru söylemişti ama omurgasındaki kırığı unup ayağa kalkmak istedi de sonra "Ah"dedi.
CENAB-I HAKK'IN PEYGAMBER EFENDİMİZE HİTABI
SENDEN VAZGEÇMİŞ DEĞİLİM, DAİMA SENİNLE MEŞGULÜM.HER AN SENİ BİRAZ DAHA YÜCELTMEDEYİM.BİRAZ DAHA FAZLA AZİZ ETMEDEYİM.
TERTEMİZ ZATIMA,PADİŞAHLIK GÜNEŞİM ÜZERİNE YEMİN EDERİM Kİ , BEN, SENİ SANA BIRAKMAM. SENİ LÜTUFLARLA KEREMLERLE YÜCELTİR DURURUM.
SENİN YÜZÜNE, KENDİ IŞIKLARIMDAN,KENDİ NURLARIMDAN NURLAR SAÇACAĞIM.SENİN BAŞINI, ON TANE MAĞFİRET,YARGILAMA PARMAĞI İLE KAŞIRIM.
RIZA GÖĞÜNDE BİNLERCE İNAYET BULUTU VAR.O BULUTLARDAN YAĞARSAM ;ANCAK SENİN BAŞINA YAĞARIM.BAŞKASININ BAŞINA YAĞMAM.
LÜTFUM, SANA HİZMET ETMEK İÇİN HAZIRLANMIŞTIR.ZATEN İYİLİKLERLE ,LÜTUFLARIN KAYNAĞIYIM.
BANA "HASTAYIM"DEDİĞİN GECEDEN BERİ ,BİNLERCE ŞİFA ŞERBETİ,SEVGİYLE , ŞEFKATLA KAYNAYIP DURUYOR.
YANIMA GEL DE GÖZLERİNE YENİ BİR SÜRME ÇEKEYİM.ÇEKEYİM DE ,SIRLARIMI GÖRÜP ANLAMAK İÇİN GÖZLERİN NURLANSIN,AYDINLANSIN
LÜTFUM ÖYLE ÇOK,KEREMİM ÖYLE BOL Kİ ,BENİ İNKAR EDEN YABANCILARIN BİLE ELLERİNDEN TUTMADAYIM.EN KÖTÜ İNSANLARI BİLE NİMETLERİMLE BESLEMEKTEYİM.DURUM BÖYLEYKEN ,BENİ SEVENLERDEN ,BANA YAKIN OLANLARDAN NASIL OLURDA LÜTFUMU ESİRGERİM (Divan-ı Kebir)
TERTEMİZ ZATIMA,PADİŞAHLIK GÜNEŞİM ÜZERİNE YEMİN EDERİM Kİ , BEN, SENİ SANA BIRAKMAM. SENİ LÜTUFLARLA KEREMLERLE YÜCELTİR DURURUM.
SENİN YÜZÜNE, KENDİ IŞIKLARIMDAN,KENDİ NURLARIMDAN NURLAR SAÇACAĞIM.SENİN BAŞINI, ON TANE MAĞFİRET,YARGILAMA PARMAĞI İLE KAŞIRIM.
RIZA GÖĞÜNDE BİNLERCE İNAYET BULUTU VAR.O BULUTLARDAN YAĞARSAM ;ANCAK SENİN BAŞINA YAĞARIM.BAŞKASININ BAŞINA YAĞMAM.
LÜTFUM, SANA HİZMET ETMEK İÇİN HAZIRLANMIŞTIR.ZATEN İYİLİKLERLE ,LÜTUFLARIN KAYNAĞIYIM.
BANA "HASTAYIM"DEDİĞİN GECEDEN BERİ ,BİNLERCE ŞİFA ŞERBETİ,SEVGİYLE , ŞEFKATLA KAYNAYIP DURUYOR.
YANIMA GEL DE GÖZLERİNE YENİ BİR SÜRME ÇEKEYİM.ÇEKEYİM DE ,SIRLARIMI GÖRÜP ANLAMAK İÇİN GÖZLERİN NURLANSIN,AYDINLANSIN
LÜTFUM ÖYLE ÇOK,KEREMİM ÖYLE BOL Kİ ,BENİ İNKAR EDEN YABANCILARIN BİLE ELLERİNDEN TUTMADAYIM.EN KÖTÜ İNSANLARI BİLE NİMETLERİMLE BESLEMEKTEYİM.DURUM BÖYLEYKEN ,BENİ SEVENLERDEN ,BANA YAKIN OLANLARDAN NASIL OLURDA LÜTFUMU ESİRGERİM (Divan-ı Kebir)
EŞREF SAAT
Sufilere göre eşref saat,kulların Allah'a olan ihtiyaçlarının had safhaya vardığı vakittir.Zira o vakit onlara (ihtiyaçlarından da)daha fazlası bahşedilir ! denmiştir ki "Yoksullukta bulduğun şeylerin çoğunu, oruçta ve namazda bulamayabilirsin !"
Hz.İbrahim'e yardım ateşe fırlatılıp ateşe düşerken gelmiştir.
Hz.Musa'ya yardım Firavunun ordusu kendilerine yetişmek üzere iken gelmiştir.
Velilerin hüznü müşahadeden men edildiğinde olur.Bunun dışında kalblerinde hüzün ve gam bulunmaz.
Hz.İbrahim'e yardım ateşe fırlatılıp ateşe düşerken gelmiştir.
Hz.Musa'ya yardım Firavunun ordusu kendilerine yetişmek üzere iken gelmiştir.
Velilerin hüznü müşahadeden men edildiğinde olur.Bunun dışında kalblerinde hüzün ve gam bulunmaz.
KURTULMAK NASIL MÜMKÜNDÜR?
"KURTULAN KİMSE,ANCAK KURTULUŞA ERMİŞ KİMSENİN SOHBETİ SAYESİNDE KURTULUR.HÜSRANA UĞRAYAN DA , ANCAK HÜSRANA UĞRAMIŞ KİMSENİN SOHBETİ SEBEBİYLE HÜSRANA UĞRAR"
"
"ADAMIN HASI İLE KÖTÜSÜ,HALLERİN ALT-ÜST OLUŞLARI ESNASINDA ANLAŞILIR"
"Ankebut 1-2"ELİF LAM MİM ! YOKSA İNSANLAR ,SINANMADAN;SADECE "İNANDIK"DEMEKLE BIRAKILACAKLARINI MI SANDILAR?"
Ataullah İskenderi buyurmuştur:"Seni belaya duçar edenin O olduğunu bilmen, uğradığın belanın acısını mutlaka hafifletecektir"
"
"ADAMIN HASI İLE KÖTÜSÜ,HALLERİN ALT-ÜST OLUŞLARI ESNASINDA ANLAŞILIR"
"Ankebut 1-2"ELİF LAM MİM ! YOKSA İNSANLAR ,SINANMADAN;SADECE "İNANDIK"DEMEKLE BIRAKILACAKLARINI MI SANDILAR?"
Ataullah İskenderi buyurmuştur:"Seni belaya duçar edenin O olduğunu bilmen, uğradığın belanın acısını mutlaka hafifletecektir"
ZITLARDAKİ HAZİNE
Güçlü olmak istersen her dem zayıf ol;yemeği,sözü ve insanlarla ünsiyeti azalt.
Zengin olmak istersen;her zaman fakir ol.Her dem Aziz olmak dilersen her dem zelil ol.Ulvi olmak için süfli,hür olmak için kul ol.Her zaman razı olduğun,sevdiğin şeyi görmek istersen ,nefsine karşı her zaman onun sevmediği ve razı olmadığı şekilde ol.Mahlukatın her zaman seni bilmesini arzu edersen ,her vakit Allahın ilmiyle iktifa et.Faydaları istiyorsan,nefsinin alışkanlıklarını kır.Engellerden korkuyorsan,alakalardan vazgeç
Zengin olmak istersen;her zaman fakir ol.Her dem Aziz olmak dilersen her dem zelil ol.Ulvi olmak için süfli,hür olmak için kul ol.Her zaman razı olduğun,sevdiğin şeyi görmek istersen ,nefsine karşı her zaman onun sevmediği ve razı olmadığı şekilde ol.Mahlukatın her zaman seni bilmesini arzu edersen ,her vakit Allahın ilmiyle iktifa et.Faydaları istiyorsan,nefsinin alışkanlıklarını kır.Engellerden korkuyorsan,alakalardan vazgeç
KALBİN ALLAH ZİKRİNE KAPALI OLMASININ ALAMETİ
Zümer Suresi 22 ayeti:"Allah kimin kalbini İslam için açıp genişletirse o,rabbinden gelen bir nur üzerinedir.Kalbleri Allah zikrine kapalı olanlara yazıklar olsun"
İslam Sufilerin üzerinde bulundukları İbrahimi dindir.İbrahimi dinde olanlar kalblerini rahatlık zamanında nasıl bulurlarsa,sıkıntı vakitlerinde de aynı bulurlar.Sıhhat,afiyet,zenginlik,izzet,genişlik zamanında nasıl bulurlarsa;hastalık,felaket,fakirlik,zillet darlık zamanında da aynı bulurlar.
İslam Sufilerin üzerinde bulundukları İbrahimi dindir.İbrahimi dinde olanlar kalblerini rahatlık zamanında nasıl bulurlarsa,sıkıntı vakitlerinde de aynı bulurlar.Sıhhat,afiyet,zenginlik,izzet,genişlik zamanında nasıl bulurlarsa;hastalık,felaket,fakirlik,zillet darlık zamanında da aynı bulurlar.
ÜLKE GÜNDEMİNE EHLİ TASAVVUF NASIL BAKMALI?
Ehli tasavvuf açısından şikayet yok.Çünkü Yaptıran Hakk.Peki,yolsuzluklar,rüşvetler,ehliyetsiz insanların yetkili kılınması,zulümler ve çıkartılan yasalar.Hepsi güzel,hepsi doğru.Ancak değerlendirmede biz aceleciyiz.Bunlar gelecek olanlara hazırlık yapmaktadır.ancak bu bilinçli değil,kendi nefislerinin öfkelerini dindirmek,kendi nefislerini korumaya almak v.s uğruna bunları yapmaktadır.Adalet işleyecektir.Ancak gelecek olan Zat geldiğinde adalet tecelli edecektir.Peki bugünün zulüm edenleri ne olacaktır denirse Hukukumuzdaki zamanaşım süreleri makuldür.Sabr etmek gerektir.Dedenin yediği erik,torunun dişlerini kamaştıracaktır.
SÖYLENEN HER SÖZ
Hikem-i Ataiyye'de şöyle denir:"Söylenen her sözün üzerinde içinden çıktığı kalbin kisvesi,elbisesi vardır"
Bu nedenle hal olarak yaşayanın ifade ettiği sözlerin tesiri ile kalbinde inanmayıp,halkın durumuna göre o an söylenen sözlerin tesiri aynı değildir. Siyasilerin Halkı aydınlatmak insanları uyarmak,bilgilendirmek faaliyetinin altında halkı kendisine celbetmek duygusu vardır. Siyasiler hal itibarı ile yaşamadıkları için sözlerinin çokluğunun hiç tesiri olmaz.Kendilerini kandırmaktadırlar.Kalbinde Hakk aşkı olmayanların soğukluğu sözlerinde de vardır.Konuşan "yine kandırdım" iştahı içinde ,dinleyense "sen öyle san.Kanmış gözükmekteyim ama vaktin bitmesini bekliyorum"diyor.Bekleyelim.Zaman kimden yana gülecek
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Bu nedenle hal olarak yaşayanın ifade ettiği sözlerin tesiri ile kalbinde inanmayıp,halkın durumuna göre o an söylenen sözlerin tesiri aynı değildir. Siyasilerin Halkı aydınlatmak insanları uyarmak,bilgilendirmek faaliyetinin altında halkı kendisine celbetmek duygusu vardır. Siyasiler hal itibarı ile yaşamadıkları için sözlerinin çokluğunun hiç tesiri olmaz.Kendilerini kandırmaktadırlar.Kalbinde Hakk aşkı olmayanların soğukluğu sözlerinde de vardır.Konuşan "yine kandırdım" iştahı içinde ,dinleyense "sen öyle san.Kanmış gözükmekteyim ama vaktin bitmesini bekliyorum"diyor.Bekleyelim.Zaman kimden yana gülecek
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
AYNAYI TUTTUM YÜZEME, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
NAZAR KILDIM BEN ÖZÜME, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
ADEM BABA HAVVA İLE,HEM ALLEMEL ESMA İLE
ÇARH-I FELEK SEMA İLE, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
HAZRETİ NUH NECİYULLAH,HEM İBRAHİM HALİLULLAH
SİNA'DAKİ KELİMULLAH, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
İSA-YI RUHULLAH ODUR, İKİ ALEMDE ŞAH ODUR
MÜMİNLERE PENAH ODUR, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
ALİ EVVEL ALİ AHİR, ALİ BATIN ALİ ZAHİR
ALİ TAYYİP ALİ TAHİR, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
ALİ CANDIR ALİ CANAN, ALİ DİNDİR ALİ İMAN
ALİ RAHİM, ALİ RAHMAN, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
HİLMİ GEDA HİLMİ KEMTER,GÖZÜM GÖRÜR DİLİM SÖYLER
HER NEREYE KILSAM NAZAR,ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
NAZAR KILDIM BEN ÖZÜME, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
ADEM BABA HAVVA İLE,HEM ALLEMEL ESMA İLE
ÇARH-I FELEK SEMA İLE, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
HAZRETİ NUH NECİYULLAH,HEM İBRAHİM HALİLULLAH
SİNA'DAKİ KELİMULLAH, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
İSA-YI RUHULLAH ODUR, İKİ ALEMDE ŞAH ODUR
MÜMİNLERE PENAH ODUR, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
ALİ EVVEL ALİ AHİR, ALİ BATIN ALİ ZAHİR
ALİ TAYYİP ALİ TAHİR, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
ALİ CANDIR ALİ CANAN, ALİ DİNDİR ALİ İMAN
ALİ RAHİM, ALİ RAHMAN, ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
HİLMİ GEDA HİLMİ KEMTER,GÖZÜM GÖRÜR DİLİM SÖYLER
HER NEREYE KILSAM NAZAR,ALİ GÖRÜNDÜ GÖZÜME
BİZ DÜNYAYA NİÇİN GELMİŞİZ?
"Biz dünyaya güneş gibi,herkese can vermeye ve böylece herkese yararlı bir işte bulunmaya gelmişiz.
Kalpleri kırılmış,gamlara düşmüş kişilere dost olalım.Onların gamlarını paylaşalım.Hor görülenleri,toprağa düşenleri,ayak altında ezilenleri gül bahçesi haline getirelim.Biz dünyaya bunun için gelmişiz.Biz altın gibi bir kaç kişinin öz malı değiliz. Biz deniz gibiyiz, maden gibiyiz, biz herkesin malıyız.
Şu alemin bedenine ,canın ne olduğunu gösterelim.Gaflet içinde kalan,Hakk'ın sanatını,yaratma gücünü göremeyen gözleri aydınlatalım.Biz dünyaya bunun için gelmişiz."
(Divanı Kebir)
Kalpleri kırılmış,gamlara düşmüş kişilere dost olalım.Onların gamlarını paylaşalım.Hor görülenleri,toprağa düşenleri,ayak altında ezilenleri gül bahçesi haline getirelim.Biz dünyaya bunun için gelmişiz.Biz altın gibi bir kaç kişinin öz malı değiliz. Biz deniz gibiyiz, maden gibiyiz, biz herkesin malıyız.
Şu alemin bedenine ,canın ne olduğunu gösterelim.Gaflet içinde kalan,Hakk'ın sanatını,yaratma gücünü göremeyen gözleri aydınlatalım.Biz dünyaya bunun için gelmişiz."
(Divanı Kebir)
"BIKTIM ARTIK"DEMESİN
"Benim şu üç sözden fazla sözüm yok:Yandım,yandım,yandım
Ben mum gibi tertemiz bir varlığım, ne biriktirdim ise hepsini döktüm,erittim,yaktım.Artık yeter,ben boş yere can İsa'sına ait nükteleri ,hakikatları eşek şeklindeki insanların kulaklarına zorla yerleştirmeğe çalıştım.Yeter çünü, tamamlandıkça noksanı belirir. Sus da o şuh güzel:"Bıktım artık, yeter!"demesin (Divan-ı Kebir)
Ben mum gibi tertemiz bir varlığım, ne biriktirdim ise hepsini döktüm,erittim,yaktım.Artık yeter,ben boş yere can İsa'sına ait nükteleri ,hakikatları eşek şeklindeki insanların kulaklarına zorla yerleştirmeğe çalıştım.Yeter çünü, tamamlandıkça noksanı belirir. Sus da o şuh güzel:"Bıktım artık, yeter!"demesin (Divan-ı Kebir)
SAKALI ŞERİFİ YASAKLAMAK İSTEYEN BİR DİYANET
Vahhabi kafası.Daldıkları dünya zevki,ihtişamı,bindikleri Mercedes ve uçaklar gözlerine gözükmezde aşıkların kutsadıkları ve Efendimizle irtibatı sağlayan son maddi nesne olan Sakalı Şerifi manasız bulan zihniyet.Siz,dünya nimetini fazla yediğinden dolayı saltanat sahiplerinin geğirmelerini kutsal sayarken,Biz 1400 yıl ötesinin hasretini bir kıl parçasını aziz sayarız."Gölgesi yere düşmeyenin"vücuda ait ne varsa bizim kutsalımızdır."Kabe Arabın olsun bize Çankaya yeter"diyen Behçet Kemal'in ,Ali Öztaylan Efendimizin huzurunda can çekişerek teslimi ruh ettiğini unutmayın.Ne garip !"Görmez'e 'gör'demek".Aksaray sizin olsun bize sakal-ı şerif yeter !
DÜRÜSTLERİN VAKTİ
Bugün ülke gündemindeki siyasetten herkes şikayetçi. %50 olan çoğunlukta şikayetçi.Duygulara aykırı bir yapılanma var.Tüm siyasi patilerde aynı sıkıntı mevcut.Ancak bu sıkıntı taban içinde mevcut.Arayışları var.Ancak alternatifsizlik bu kördöğüşünü devam ettiriyor.Dürüstlerin bir araya gelmesi ancak topyekün bir bela neticesi olsa gerek.Temenni edilmesede Allah'ı unutan bir toplum,Allah'ı unutmuşları alkışlayan bir toplum şüphesiz ancak toplu musibetle düzelir.Ateş sadece kuruları yakmaz.Düştüğü her yerdekini yakar.
HASTALIKLARIN DİLİ
Beden hastaları,cesede ait şikayetleri hisseder ve doktora ifade eder.Doktor dinler,şikayet mahalli üzerine tetkikat yapar ve bu şikayetin derinlerine inmek için tahliller,tetkikler,Emarlar çeker.Tıp bilgisi çerçevesinde tedbir geliştirir ,ilacını yazar hastaya verir.Nefsten kaynaklı rahatsızlıkları kim dile getirir?Nasıl tarif edilir.Ben kindarım,ben hasedim,ben cimriyim diyen bir şikayetçi hiç görülmemiştir.Eksikliği ve noksanlığı ifade etmek nefsin yapısına aykırıdır.Hastalığını ifade etmeyen,üstelik inkar edene doktor ne yapsın?
"Hiçbir hekim,hastalık olmaksızın hap ve ilaç vermez. Ben de bütün dertlerin dermanına kavuşmak için baştan başa dert olurum"(Hz.Pir)
"Hiçbir hekim,hastalık olmaksızın hap ve ilaç vermez. Ben de bütün dertlerin dermanına kavuşmak için baştan başa dert olurum"(Hz.Pir)
İNSANLIĞIMIZI KAYBETME KORKUSU
İnsanlığımızı kaybetmeden bu gurbet diyarından ,kurtuluş yurduna emaneti sağ salim götürebilmek mücadelesinde ancak aşk rehberimiz olursa mümkün olabilecek.Etraf günah tozları ile dolu.Ressam,dünyayı güzellik tabloları ile doldurmuş.Evet bu tablolar ressamın varlığına işarettir.Ama bu tabloların çekiciliği ile vakit kaybetmeden gözlerden gizli ,izi belirsiz Ressama ulaşmamız gerekli.İnsanlık yolu belalarla dolu.Ancak Yusuf gibi olan güzellerin sevdasıyla ,Yakup gibi ondan koku alarak yürümeye devam edelim.Hayvaniyet sıfatlarımızdan temizlenelim de insaniyet elbisesini taşımaya layık olalım.
CAN YUSUFLARININ HATIRI İÇİN BU DÜNYADAYIM
"Ben bir iş yüzünden dünya hapishanesine düştüm.Yoksa ben nerdeyim,hapishane nerede?Ben kimin malını çaldım da buraya düştüm?İstediğin kadar bana bak ! bütün gücünle,dikkatinle bak, fakat yine de beni tanımazsın. Çünkü benim bir değil yüzlerce sıfatım, yüzlerce görünüşüm var.Gel gözüme gir de, bana benim gözümle bak, çünkü ben kendime,gözlerin göremediği bir misafir seçmişim.Sen şaraplı sarhoşsun.Ben şarapsız sorhoşum. Sen gülen bir aşıksın, fakat ben ,ağızsız,dudaksız gülmekteyim.Ben çok tuhaf bir kuşum. Acıktım da şu çayırlarda uçtum. Orada avcı da yoktu, tuzakta yoktu. Öyle olduğu halde geldim, şu beden kafesine girdim.
Dostlarla beraber olunca, kafes, bağdan da iyidir, bahçeden de.Can Yusuflarının hatırı için kuyu dibinde konakladım,orayı yurt edindim.Onun gönülde açtığı hicran yarasından ötürü sızlanma! Onun verdiği dertten şikayet ederek ağlama, hastayım diye feryat etme! Ben yüzlerce can verdim de bu belayı satın aldım.İpek böceği gider gelir,ipekler örer.Sözüme dikkat et;ben de bir ipek böceiyim. Belalar örer ,bela iplikleri sarar dururum,
Ben beden kabrinde kalmışım.Yürü benim İsrafil'ime git !Benim için Sur'a üfürsün de beni diriltsin!Çünkü bu beden kabrinde yata yata döküldüm,çürüdüm,eridim,bittim"(Divan-ı Kebir)
İsrafil,bedenlerdeki canları uyandırmak için sura üflermiş.Biz sanırdık ki,kabirlerinde yatanları uyandırmak içi kıyamet günü sura üflemek için bekliyor.Bu dünyada uyananlar,kıyameti beklemeksizin alışverişlerini tamamlamış,ebedi mutluluğa ulaşıp damlayı denize vasıl etmişlerdir ki yok olmaktan kurtulmuşlardır.
Dostlarla beraber olunca, kafes, bağdan da iyidir, bahçeden de.Can Yusuflarının hatırı için kuyu dibinde konakladım,orayı yurt edindim.Onun gönülde açtığı hicran yarasından ötürü sızlanma! Onun verdiği dertten şikayet ederek ağlama, hastayım diye feryat etme! Ben yüzlerce can verdim de bu belayı satın aldım.İpek böceği gider gelir,ipekler örer.Sözüme dikkat et;ben de bir ipek böceiyim. Belalar örer ,bela iplikleri sarar dururum,
Ben beden kabrinde kalmışım.Yürü benim İsrafil'ime git !Benim için Sur'a üfürsün de beni diriltsin!Çünkü bu beden kabrinde yata yata döküldüm,çürüdüm,eridim,bittim"(Divan-ı Kebir)
İsrafil,bedenlerdeki canları uyandırmak için sura üflermiş.Biz sanırdık ki,kabirlerinde yatanları uyandırmak içi kıyamet günü sura üflemek için bekliyor.Bu dünyada uyananlar,kıyameti beklemeksizin alışverişlerini tamamlamış,ebedi mutluluğa ulaşıp damlayı denize vasıl etmişlerdir ki yok olmaktan kurtulmuşlardır.
YOK OLDUĞUMUZU ANLAYABİLMEK
İki zıt bir arada durmaz.Varlığın olduğu yerde yokluk gider.Gündüz gelmişse gece pılını toplar.Hak Teala görünen gizlidir.Yegane varlıktır.Kim varlığını görmekte ise ondan gizlenir.Yol olduğunu idrak edende vardır.Ne mutludur ki o kişi,gerçek avcıya av olmuşta kurtulmuştur.Öyle bir avcı ki tuzağına düşen hayvanları,aşk eğitiminden geçirirde illiyine kadar yüceltme şerefi bahşeder.Ey Mevlana !aşkının ağına takılan biz zavallı balıkların cismi çok küçük,çok zayıf.Onları cisimlerinden dolayı tekrar denize atma.Ellerinle beslersen çabucak büyüyecekler.Beğenmeyip atarsan,nefs denizinde onları bekleyen ,ağızlarını kocaman açmış yırtıcılara yem olacaklar.Kör ve çirkin sesli dilencilere iki kez acımalı.
HAYALİNLE İŞ GÖRÜYORUM
Dizlerini öpemedim Ayaklarını öptürmedin .Saramadım seni doyuncaya kadar.İzin vermedin.Niçin?Sen,mürşitlerinde bu duyguyu yaşamadığın için niçin müritlerin yaşasın istemiyorsun.Sana ait bir şey yok ki.Onun malını dağıtıyorsun.Niçin onun malını biz zavallılardan esirgiyorsun.Yoksa O kıskanır diyemi korkuyorsun?Azizim,Efendim.Biz,senin dizlerini,ayaklarını öperken zaten onun ayaklarını öpmekteyiz.Madem izin vermiyorsun.Canın sağ olsun.Bilki bu arzumuzu,hayalinle söndürüyoruz.İzninle !.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.com2 Temmuz 2016 Cumartesi
ORUÇ NEDİR?
Oruç senin önüne getirilmiş arap atıdır,göklere mirac etmek sevdasında olanın bineğidir.Gönül gözümüz kör olduğu için kılınan namaz ve edilen ibadetler bize o aydınlığı vermiyor.Ouç insan şeklindeki hayvanın hayvanlığını giderir.Oruç insanın insanlığını olgunlaştırmaya mahsustur.Aşıkların hayatı Beden matbahı yüzünden kararmıştı.Oruç o matbahı aydınlatmak için geldi.Dünyada şeytanın karnını deşici oruçtan daha keskin bir bıçak yoktur.Oruçlunun gülüşü,oruçsuzun secde halinden iyidir.Nefis gönüle musallat olmuş bir R.Oruç seni gün gibi gönlü aydın,canı saf bir hale kor,sonra da padişahla buluşma bayram gününde varlığını kurban eder,seni varlıktan ve benlikten kurtarır.Oruç ayına girdiğin zaman o aya kavuştuğun için Rabbına şükreterek sevinerek neşeli olarak gir.Çünkü Ramazanın gelişinden üzülenlere,gamlılara oruç haramdır.Onlar oruca layık değillerdir.
"AHMED"demiş
Cenab-ı Hakk,Hakikatı örtsün kapatsın ,herkes açık görmesin diye Peygamber efendimize "Ahmed"demiş.fazladan bir "mim"ziyade eden AHAD,Ahmedde gözükmüş.
AŞK,İNSANI BELALARDAN,MUSİBETLERDEN KORUYAN BİR KALEDİR
Ben aşkı insanı bütün belalardan,felaketlerden koruyan ,muhafaza eden bir kale olarak gördüm de ,bu yüzden aşka gidiyorum,aşka sığınıyorum.
Ben bütün dünya mülkünden ,dünya zevkinden vazgeçtim de yalnız senin aşkını seçtim.
Alemin canı sensin.Kainatta görülen binlerce varlık,mal mülk her şey hepsi hepsi senin yarattığın şeyler.Ben onları çokluk halinde ayrı ayrı görmüştüm.Meğer onların hepsi de birmiş,senin eserinmiş.Şehrimizde niçin sevgili arayayım.Ben Padişahlar Padişahının dostluğuna ulaştım"(Divan-ı Kebir)
Ben bütün dünya mülkünden ,dünya zevkinden vazgeçtim de yalnız senin aşkını seçtim.
Alemin canı sensin.Kainatta görülen binlerce varlık,mal mülk her şey hepsi hepsi senin yarattığın şeyler.Ben onları çokluk halinde ayrı ayrı görmüştüm.Meğer onların hepsi de birmiş,senin eserinmiş.Şehrimizde niçin sevgili arayayım.Ben Padişahlar Padişahının dostluğuna ulaştım"(Divan-ı Kebir)
EĞER BEN SENSEM,PEKİ SEN KİMSİN?
Bana "Nasılsın ?" diyorsun,nasıl olduğumu ben ne bileyim? "Nerelisin,kimlerdensin ?" diye soruyorsun,nereli olduğumu, kimlerden olduğumu ben ne bileyim ?
Bana "Niçin böyle mest olmuşsun ,kendinden geçmişsin ,hangi büyük kadehten içtinde bu hale geldin?"diye soruyorsun,ben nebileyim ?
"O dudakta ne var ki , o dudak yüzünden böyle tatlı dillisin ?"diyorsun böyle olduğunu ben ne bileyim?
Bana "Şu dünya hayatında sağlıklı yaşamaktan ,gençlikten daha hoş ,daha iyi ne gördün ?"diye soruyorsun.ben ne bileyim?
Onun yanağında ab-ı hayat gibi parlak bir ateş gördüm fakat,o nasıl bir şeydi,bilemem !
Eğer ben sensem,peki sen kimsin?Sen bu musun,yoksa o musun,ben ne bileyim?
Ben kim oluyorum da böyle düşüncelere dalıyorum ?Sen gönlü merhametle,sevgi ile dolu bir canmısın;ben ne bileyim? (Divanı Kebir)
Bana "Niçin böyle mest olmuşsun ,kendinden geçmişsin ,hangi büyük kadehten içtinde bu hale geldin?"diye soruyorsun,ben nebileyim ?
"O dudakta ne var ki , o dudak yüzünden böyle tatlı dillisin ?"diyorsun böyle olduğunu ben ne bileyim?
Bana "Şu dünya hayatında sağlıklı yaşamaktan ,gençlikten daha hoş ,daha iyi ne gördün ?"diye soruyorsun.ben ne bileyim?
Onun yanağında ab-ı hayat gibi parlak bir ateş gördüm fakat,o nasıl bir şeydi,bilemem !
Eğer ben sensem,peki sen kimsin?Sen bu musun,yoksa o musun,ben ne bileyim?
Ben kim oluyorum da böyle düşüncelere dalıyorum ?Sen gönlü merhametle,sevgi ile dolu bir canmısın;ben ne bileyim? (Divanı Kebir)
İSİM VE RESİM İSTEMEYENLER
Varlıklarınızdan diğer insanların haberdar dahi olmasını istemiyorsunuz.Olur ya nefsiniz bir yol bulur.Siz zaten mahfuz değil misiniz.Bu dünya mevtıine gelme gayeniz biz körlerin elinden tutup yol göstermek değil miydi.?Yoksa bu dünya hapishanesine birisinin malını çaldığınız için gelmediniz.Körler,susuzlar ve açlar sizlerin el uzatmasına muntazırdırlar.Sizler isminizi ve resminizi esirgerseniz bu zavallıları ne yapsınlar.Zaten yanlarında,içlerinde kanlı hasımları hazır ve ahdetmiştir:O'nun yoluna gitmekten men edecek,sapıtacaktır.Zavallılar,"bana gel,senin annen benim"diyen gulyabanilerin sesini,tuzağa çağıran avcının sahte kuş sesini "bildik" diyerek oralara gitmekteler.Siz,mezar taşından dahi isminizi esirgerseniz biz zavallılar sizleri nasıl bulacağız.Resimlerinizi bloğa asarak onlara bakmakla neşelenmekteyiz.ve sizleri yanımızda hissetmekteyiz.Bizim yegane zevkimizde bu.Sizin isminizle meşgul olmak.İhtişamlı camiler yaptık ama kendi camimizi ihmal ettik.Kur'an'ı en güzel matbaalarda tab ettirdik ama senin canlı kur'anlarından bihaberiz.Baktığımız ayna hep ters gösteriyor.Sağ elimizi kaldırdığımızda aynadaki resim sol elini kaldırıyor.Bu aciplikler içinde bizler ne yapalım?Arıyoruz.
"Bütün dostlarımız gittiler.biz yapayalnız kaldık.Kimsesizler kimsesi,yalnız kalanların dostunu,her an çağırıp duruyoruz.Bütün dostlar hayal gibi gözümüzden çekilip gittiler.Bizde ylnız kalınca ,bütün dostlar bizleri bırakıp gidince ,bizlerde sevgilinin hayalini gözümüzün önüne aldık.
Bir zaman geliyordu,sevgilinin ırmağından sular alıyor,kaplarımızı dolduruyorduk.Ayrılık ateşi ile tutuşmuş gönlümüze serpeliyorduk.Zaman oluyordu,aşk ağacının altında meyveler silkiyorduk.Bir an oluyordu,bize şekerler inciler saçıyordu.Bir an oluyordu ,şekerlerine üşüşen sinekleri kovuyorduk.
Sevgilinin hayali ,evinin kapısından çıkınca ,onun kapısına kapıcı olduk.Hayali kapıdan çıkıp gidince ,biz o kapıda kaldık ayrılmadık"(Divan-ı Kebir)
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
"Bütün dostlarımız gittiler.biz yapayalnız kaldık.Kimsesizler kimsesi,yalnız kalanların dostunu,her an çağırıp duruyoruz.Bütün dostlar hayal gibi gözümüzden çekilip gittiler.Bizde ylnız kalınca ,bütün dostlar bizleri bırakıp gidince ,bizlerde sevgilinin hayalini gözümüzün önüne aldık.
Bir zaman geliyordu,sevgilinin ırmağından sular alıyor,kaplarımızı dolduruyorduk.Ayrılık ateşi ile tutuşmuş gönlümüze serpeliyorduk.Zaman oluyordu,aşk ağacının altında meyveler silkiyorduk.Bir an oluyordu,bize şekerler inciler saçıyordu.Bir an oluyordu ,şekerlerine üşüşen sinekleri kovuyorduk.
Sevgilinin hayali ,evinin kapısından çıkınca ,onun kapısına kapıcı olduk.Hayali kapıdan çıkıp gidince ,biz o kapıda kaldık ayrılmadık"(Divan-ı Kebir)
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comOLMANIN ÜÇ SAFHASI
Hz.Pir Mevlana Efendimiz hayatının üç dönemi için böyle buyurmuştu:HAMDIM/YANDIM/PİŞTİM."Hamlık"dönemi için sarıkla medrese medrese dolaştığı zahiri ilimlere hasrettiği dönemini kastetse gerek.Ancak bu zahir ilimde mahirdi,üstaddı.Konya'da mevcut dört medresede her gün ders vermekte idi.Etrafında yüzlerce talebe kendisine eşlik ederdi.Neydi bu dönem?gereklimiydi?Her insanın geçmesi gereklimiydi?Şeriat boyutundan bakarsan elzemdi.Dünyası için gerekli ilimleri öğrenmeği ,bugün için "farz"olarak telakki edilir.İlerledikçe "Hangisi daha faziletlidir?"yarışı ve tercihi başlar.Halbuki bu ilmin içinde kişinin varlığını büyütmek ve faziletlemek çabası yatmaktadır.Ne kadar büyütülürse büyüsün,ne kadar süslenip paketi güzelleştirilsin nihayetinde HAMLIK etiketinden kurtulmak mümkün olmuyor.Çünkü buraya kadar olan ilmin kaynağı hep kitaplar,başkalarının ulaştıkları noktadan gözüken Hakikat tarifleri.
Sonra Bir ustaya tabiiyet ve eğitim başlamakta.Öğrenilen ne varsa eskiye ait hepsi terkedilmekte.Kitaplar yakılmakta.Kişi kendi kitabını keşifle okuması öğretilmektedir.Bedenle mücadelenin başladığı bu dönemde sadece mürşit-mürit vardır.Öğretim süresi ne kadar sürecekse,kısmet ve istidat ne kadarsa devreyi tamamlayanlar PİŞMEKTELER.Sonra Mürşidin toprağa ait bedeni bu dünya boyutunu terk etmekte ve alışmış olan insan için bu birliktelikten ayrılma nedeniyle yanma devresi başlamakta.Çünkü sadece Mürşit ayrılığı onun için alıştırma idi.Çünkü Hakiki verlıktan ayrılmıştı.İşte asıl bu ayrılık yakmaya devam etmekteydi.Ara,ara vuslata ilişkin deneyimler olsada bu tadış artık açlığı ve susuzluğu gidermemekte deryaya dalıp gark olmak arzusundadır.
Sonra Bir ustaya tabiiyet ve eğitim başlamakta.Öğrenilen ne varsa eskiye ait hepsi terkedilmekte.Kitaplar yakılmakta.Kişi kendi kitabını keşifle okuması öğretilmektedir.Bedenle mücadelenin başladığı bu dönemde sadece mürşit-mürit vardır.Öğretim süresi ne kadar sürecekse,kısmet ve istidat ne kadarsa devreyi tamamlayanlar PİŞMEKTELER.Sonra Mürşidin toprağa ait bedeni bu dünya boyutunu terk etmekte ve alışmış olan insan için bu birliktelikten ayrılma nedeniyle yanma devresi başlamakta.Çünkü sadece Mürşit ayrılığı onun için alıştırma idi.Çünkü Hakiki verlıktan ayrılmıştı.İşte asıl bu ayrılık yakmaya devam etmekteydi.Ara,ara vuslata ilişkin deneyimler olsada bu tadış artık açlığı ve susuzluğu gidermemekte deryaya dalıp gark olmak arzusundadır.
İNSANDAN KORKANLAR
Yeryüzüne sürgün gelen insan,cennet olan yeryüzünü cehenneme çevirdiği için her şey insandan korkmaktadır.Hayvan olarak değilde insan olarak kendisine ibadet etsin diye Hakk'ın yarattığı bu varlık,bir mirasyedi gibi uğrunda yorulmadığı bir mirası har vurup harman savurmaktadır.
MEVLANA BİLMİYORMUYDU
Şemsin ikinci kayboluşu arkasından onu aramaya Haleb'e,Şam'a kadar gidip arayan Hz.Mevlana gerçeği bilmiyormuydu?Yahut onun bildiği gerçeği mi biz kavrıyamazdıkta meseleyi bizim aklımıza yakın etmedi.Cenabı Hakk cisminayet boyutunda Hz.Mevlanaya Hz.Şemsi arattı.Hz.Pir yatay boyutta arıyordu.Onunla geçirilen günlerin anısına hasret kelamları söyledi.Dikey boyutta zaten her zaman Şemsle birlikte idi.Cem ve Farkı birlikte yaşayanlar,Zahir ve Batını aynı anda idrak edenler nasıl sükunet içinde olabiliyorlar.Sevdiğimiz insanlar elimizden uçup gidince yatay boyutta hep hasret çekeriz.O varken,değerlendirilmeyen günlere de hasret çekeriz.Bu hasret hakikatta ta başından beri mevcuttu.İnsana,şah damarından daha yakın olandan habersiz geçirilen bir ömür..Tüm bu sermayeyi,ömrü,cesedi,aklı,vakti,nakti herşeyi insanda tecelli etmek arzusu karşılığı veren bir güç,bu karşılığı göremezse,verdiği sermayenin heba edildiğini görürse bize karşı nasıl düşünür yahut biz nasıl düşünürüz?.Bir insanın her türlü ihtiyacını gideriyoruz,her türlü araç gerecini temin ediyoruz."Şu odanın bekçisisin aman sakın ha yabancıyı buraya alma" diye anahtarı verdiğimiz birisi,muhafaza görevini unutup görev yerini terk ediyor ve odaya yabancılar girip zarar veriyorlar.Böyle bir karakterdeki kişi hususunda Siz ne düşünürsünüz?
ATEŞE YANMAMIŞ EBU LEHEP
Ebu Leheb'in yanmadığı ateş,AŞK ateşidir.Bu öyle bir ateştirki kafirin nasibi yoktur.O öyle bir ateştir ki o ateşle sarhoş olan, varlığı bir yük olarak görür. Sahip olarak vehmettikleri bu dünyaya ait ne varsa ya bir pula verir yahut ateşe,yele verir.Çünkü dünyaya ait varlıklar,onun göğe yükselmesine mani ağırlıklar ve safralardır.
SEN BANA O GİZLİ DÜNYAYI GÖSTER...
Saki geldi de:"Dostça bana bir şey ver "dedi."İşte sarığım;al sende rehin olarak kalsın"dedim."Hayır hayır yanlış söyledim"dedim."Sarığım yerine sen başımı al da,ondan kurtulayım.Fakat biraz dur aklım başımda.Sen bana şarap ver aklım gitsin de ondan sonra başımı al"."Sen bana o gizli dünyayı göster de artık bu dünyayı yok sayayım,inkar edeyim" (Divan-ı Kebir)
BU ALEM AŞK ALEMİDİR
Aşk alemi bu alem imiş.Çünkü ayrılık,gizlenme,imtihan etme bu aleme mahsus olduğu için aşkı bu aleme vasıta etmişler.Aşka din diyenler haklı.Aşk din olursa,din denilenleri nasıl teriflemek gerekir.Bize Din olarak tarif edilenler aşkın ısınma hareketleridir.Antremanla asıl oyun biraz birbirine benzeşse de aynı değildir.Bize din olarak anlatılanlar,Aşkın alfabesi,ebcedidir.
ESKİYEN BEDEN ELBİSESİNİ DEĞİŞTİRMEK
Avam,beden elbisesinin yıpranmaması için ne tamirler,ne bakımlar yapar.Genç kalmak uğruna katlanılan eziyetler yahut dökülen paralar.Hepsi büreyi biraz daha uzatmak.Yine uyuyacaksın yine kalkacaksın,yine uyuyacaksın yine kalkacaksın.Nereye kadar?Bir nihayeti var elbet.Elbisenin tahrip olmasına,eskimesine maddi çare yok.Ancak Allah adamları istediği elbiseyi giyebilirlermiş.Genç ihtiyar,çocuk,yaşlı hiç farketmezmiş.Hz.Hızır'ın istediği kılıkta cisimlenerek tecelli etmesi.Bu hususun bu alem için mümkün olduğunun örnekleridir.Bu alemde ısrarla kalmak isteyenler meşakkatlarını devam ettirdiklerini bilmezler.Göz açılıpta geniş alemler görülse ve müşahede edilse,eminim ki -hiç kimse burada durmak ve bulunmak istemeyecektir.Elbise eskidi ise ne gam.Yeterki elbisenin içindeki ihtiyarlamasın.İblis Hz.Ademin'in örtüsünü gördü de yüz çevirdi.Örtü altındaki güzeli gören Melekler derhal secde ettiler.
"Ecel beden evini yıkmadan,biz beden evini yapana kavuştuk.Allah'a hamdolsun,biz "Ölmeden evvel ölünüz"sırrına mazhar olduk.
Somunumuz pişti,kokusu burnumuza geliyor.Biz o kokuyu aldık da ekmekçinin yanına geldik"(Hz.Mevlana)
"Ecel beden evini yıkmadan,biz beden evini yapana kavuştuk.Allah'a hamdolsun,biz "Ölmeden evvel ölünüz"sırrına mazhar olduk.
Somunumuz pişti,kokusu burnumuza geliyor.Biz o kokuyu aldık da ekmekçinin yanına geldik"(Hz.Mevlana)
HÜRMET GÖSTERMEK
"SENDEN BİR GÜN ÖNCE DOĞMUŞ OLANA HÜRMET GÖSTERMEK GEREKİR"demişti AZİZİM. Çünkü,"Dünya meşakkatini senden önce çekmeye başlamıştır".İmtihana senden önce girmiştir.Acınmış olanlar,sonradan gelenlerdir.Çünkü öncekilerin halleri konusunda bilgi sahibidirler.Bu,ruh gözleri açık olanlar içindir.Çünkü,bindiğimiz merkep,hemen etrafındaki yeşilliklere dalıp,sulardan içmek düşüncesi içinde olursa öncekiler neden dolayı hasret yediler düşününemez bile.Çünkü aklı acil olarak arz edilen zevkte
NE İLE KANDIRILIYORUZ
Bu dünyaya imtihan dünyası denildiği için Allah Teala,yarattığı kullarını ne ile kandırıyor?
AKIL-Dil dökerek,methü sena ederek kandırır.
AŞK ,"ben onu uğrunda can vererek kandırırım"der.
GÖNÜL "Ben onda bulunmayan,onun ihtiyacı olan şeyle kandırırım"der.Gamlı düşüncelere batımış,başına gelen belalardan kurtulmak,sarhoş olup kendinden geçmek isteyen biri olsa ŞARAP DOLU KIRMIZI KADEHLERLE kandırılır,
Dünya nimetlerine gönlünü kaptıran biri olsa ALTIN VE GÜMÜŞLE kandırılabilir,
Bir melek olduğundan ŞÖHRET DUYGUSU,GÜZEL KADINLA kandırmak ta mümkün değil.
İçi süslemeli modern MESKENLERLE kandırmalı,
AT SÜRÜLERİ,NEFİS YEMEKLER,GÜZEL KOKULAR ,yediği içtiği nur olan bir kimseyi nasıl kandırabililsin?
Bende gizli olan her şeyi bileni neyle kandırabiliriz ki.Gayb aleminden duyduğu manevi zevkler,b dünyanında ,ahiret dünyasının da zevklerinden üstün olduğundan Allah adamını Cennetin hurileri,gilmanları ile kandırmakta mümkün değildir.
Tebrizli Şems onun seçtiği tek varlıktır.Onun sevgilisidir.Olsa olsa onu ancak "Zamanın Kutbu"ile kandırabilirim
AKIL-Dil dökerek,methü sena ederek kandırır.
AŞK ,"ben onu uğrunda can vererek kandırırım"der.
GÖNÜL "Ben onda bulunmayan,onun ihtiyacı olan şeyle kandırırım"der.Gamlı düşüncelere batımış,başına gelen belalardan kurtulmak,sarhoş olup kendinden geçmek isteyen biri olsa ŞARAP DOLU KIRMIZI KADEHLERLE kandırılır,
Dünya nimetlerine gönlünü kaptıran biri olsa ALTIN VE GÜMÜŞLE kandırılabilir,
Bir melek olduğundan ŞÖHRET DUYGUSU,GÜZEL KADINLA kandırmak ta mümkün değil.
İçi süslemeli modern MESKENLERLE kandırmalı,
AT SÜRÜLERİ,NEFİS YEMEKLER,GÜZEL KOKULAR ,yediği içtiği nur olan bir kimseyi nasıl kandırabililsin?
Bende gizli olan her şeyi bileni neyle kandırabiliriz ki.Gayb aleminden duyduğu manevi zevkler,b dünyanında ,ahiret dünyasının da zevklerinden üstün olduğundan Allah adamını Cennetin hurileri,gilmanları ile kandırmakta mümkün değildir.
Tebrizli Şems onun seçtiği tek varlıktır.Onun sevgilisidir.Olsa olsa onu ancak "Zamanın Kutbu"ile kandırabilirim
SANKİ BEN ÖLMÜŞÜM
Sanki ben ölmüşüm de ,içimin mezarlığına gömülmüşüm.Yavaş yavaş çürüyorum.Fakat sen mezarımı ziyarete gelince dirilirim,başımı kaldırır mezardan çıkarım.
Benim için surun üfürülmesi de sensin,mahşer de sensin.Ben ne yapayım?İster ölü olayım,ister diri!Sen nerede isen ben oradayım.
Ben ney gibi cansız bir kamış halini almışım.Senin güzel dudakların olmayınca ölü gibi susarım.Fakat sen beni eline alıp ta "Ney"ime üfleyince ,senin sıcak nefesinle dirilirim,sesler çıkarırım,nağmeler veririm.Bazen ayrılıklardan şikayet eder ağlarım,feryad ederim.
Senin zavallı "Ney"in,senin şeker gibi dudaklarına alışmıştır.Ben zavallıya hatırlı eline al,dudaklarını bana ver de ,senin duygularına tercüman olayım,seni yaşatayım (Divanı Kebir)
Benim için surun üfürülmesi de sensin,mahşer de sensin.Ben ne yapayım?İster ölü olayım,ister diri!Sen nerede isen ben oradayım.
Ben ney gibi cansız bir kamış halini almışım.Senin güzel dudakların olmayınca ölü gibi susarım.Fakat sen beni eline alıp ta "Ney"ime üfleyince ,senin sıcak nefesinle dirilirim,sesler çıkarırım,nağmeler veririm.Bazen ayrılıklardan şikayet eder ağlarım,feryad ederim.
Senin zavallı "Ney"in,senin şeker gibi dudaklarına alışmıştır.Ben zavallıya hatırlı eline al,dudaklarını bana ver de ,senin duygularına tercüman olayım,seni yaşatayım (Divanı Kebir)
1 Temmuz 2016 Cuma
EY İNSAN ! BANA YAKLAŞ DA SENİ KAMİL İNSAN YAPAYIM
Ey aşıklar !Ben toprağı gevher haline getiririm.Ey çalgıcılar!Deflerinizi altın dodururum.
Ey Susuzlar ! Ben bugün sakilik ederim.Bu çorak toprağı cennete çeviririm.Kevser ırmağı akıtırım.
Ey kimsesizlir ! Kurtuluş vakti geldi.ben çok dertler çekmiş çok belalara uğramış gam hastalarını padişah yaparım.
Ey Kimya ! Sen bana bak.Çünkü ben yüzlerce kiliseyi mescid yaparım,yüzlerce darağacını minbere çeviririm.
Ey Kafirler ! Ben sizin kilitlerinizi açarım,çünkü ben mutlak hakimim.Dilediğimi mümin ederim dilediğimi kafir.
Sen bir damla meni idin.Kan oldun.sonra çeşitli merhalelerden geçtin.uzun boylu bir güzel insan haline geldin.Ey insan Bana yaklaş ta seni bundan daha güzel bir hale getireyim.Kamil bir insan haline getireyim.
Ben gussayı,derdi neşe haline getiririm,yolunu şaşırmışları doğru yola götürürüm.Ben kurdu Yusuf yaparım,zehiri şeker haline sokarım.(Hz.Mevlana-Divan-ı Kebir)
VELİ KİMDİR
Veli dünyadan yana fakir,Allah'dan yana zengin olan ,Allah'la yetinen kimsedir.İnsanların çoğu dünyalık olarak bir şeye sahip olmayan bir Veli gördüklerinde ondan kaçar ve ona yaklaşmazlar.ve derler ki:Eğer veli olsaydı ,fakir değil zengin olurdu.Kendine hayrı dokunmamış,nasıl insanlara faydalı olacaktır?"Bu düşünce onları perdeler.Gerçi kuş yeme gelir ancak yem zahiri doyurur.Manevi açlığı gidermez
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comİNSANLARIN İŞLERİNİ GÜÇLEŞTİRENLER
VASIL OLAN KİŞİ,ZORLAŞTIRMAZ VE YAKIN OLDUĞU İÇİN DARLAŞTIRMAZ.YOLDAN KESİLEN KİMSE ZORLAŞTIRIR VE UZAK OLDUĞU İÇİN DARLAŞTIRIR.
Kavim vardır,şeriat vasıtasıyla hakikat onlara perdelenmiştir.kavim vardır hakikat onları şeriattan perdelemiştir.Kavim de vardır ki şeriatı bir kapı,hakikatı bir kapı kılmıştır."İşte Allahın fırkası bunlardır.Muhakkak Allah'ın hizbi felah bulanlardır(Mücadele 22).
"Sana eziyet verenle asla meşgul olma,Allah'la meşgul ol.,O onu senden uzaklaştırır.Nitekim onu sana karşı tahrik edende O dur,taki davanda samimiyetin anlaşılsın.Bu konuda halkın ekseriyeti hataya düşmüş ve kendilerine eziyet edenlerin sıkıntıları ile uğraşmışlar ,böylece hem eziyet srüp gitmiş,hemde buna günah eklenmiştir.Şayet Allah'a rücu etselerdi,O bunu kendilerinden giderir,işlerinde onlara kifayet ederdi"
Kavim vardır,şeriat vasıtasıyla hakikat onlara perdelenmiştir.kavim vardır hakikat onları şeriattan perdelemiştir.Kavim de vardır ki şeriatı bir kapı,hakikatı bir kapı kılmıştır."İşte Allahın fırkası bunlardır.Muhakkak Allah'ın hizbi felah bulanlardır(Mücadele 22).
"Sana eziyet verenle asla meşgul olma,Allah'la meşgul ol.,O onu senden uzaklaştırır.Nitekim onu sana karşı tahrik edende O dur,taki davanda samimiyetin anlaşılsın.Bu konuda halkın ekseriyeti hataya düşmüş ve kendilerine eziyet edenlerin sıkıntıları ile uğraşmışlar ,böylece hem eziyet srüp gitmiş,hemde buna günah eklenmiştir.Şayet Allah'a rücu etselerdi,O bunu kendilerinden giderir,işlerinde onlara kifayet ederdi"
ABDÜLKADİR GEYLANİ
Eğer hakikat ilminde mahir olup hayatta olan bir şeyhe kader seni yöneltir ve sevk ederse Rızası için çalış.İstediklerine uy.Daha önce bütün yaptıklarını terket.Onun yanında gassal elindeki meyyit gibi ol.Gassal,ölüyü istediği yere çevirir ve asla direnmez.Çocuğu öldürürken buna karşı çıkan Musa ile Hızır'ın kıssası sana kifayet eder"
MARİFET NEDİR?
Marifet bir ihsan makamıdır ve bu makamın en son derecesidir.Allah Telala buyuruyor ki:"Allah'ı O'na layık olacak şekilde takdir edemediler"(Enam 91).Yani hakiki marifetle bilemediler.Allah Teala buyurur:"Hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün"(Maide 83).Efendimiz buyurmuştur:"Evin dayanağı,temeli;dinin dayanağı marifettir".Burada marifetten kasıt ,müşahede halinin temekkün bulması ile sözün ikamesi ve hikmete sarılmaya devam etmektir.Bu,fıkıh ehlinin kullanımına aykırıdır.Onlara göre marifet,hükümleri bilmektir.Marifet Allh Tealaya isimlerinin ve sıfatlarının manaları ile birlikte ,sıfatlarla zat arasında tefrik yapmadan bilmektir.Bu cem pem pınarından kaynaklanan,tam bir ihlasla elde edilen ,devamlı Allah ile beraber olmanın sırrıyla araştırılan bir marifettir
ZAHİR/BATIN,ŞERİAT/HAKİKAT UZLAŞTIRMASI
İnsan burada bir miktar denge sağlamalıdır.Ancak bu denge mümkün olmayabilir.Çünkü Zahire önem verdiğin vakit Batın kapanır,ilahi mevhibeye ait bilgiler gelmez.Birinden sarfınazar etmek gerekir.ikisi aynı anda at başı gitmez.Allah Teala buyurmaktadır:"Bunu arzu etseniz dahi,kadınlar arasında adil olamayacaksınız.o HALDE HİÇ OLMAZSA(BİRİNİ)TAMAMEN ASKIDA BIRAKMAYIN". bU AYETTE,BİRİNİN LÜZUMSUZ OLDUĞUNU SÖYLEMİYOR..Evliyaullah arasında sadece güçlü olanlar şeriat ve Hakikatı muhammediyyeye birlikte sahip olabilirler.Keza yine güçlü olanlar SEKR (sermestlik) ve SAHVA(uyanıklığa) birlikte kontrol edebilir.Güçlü olanlar CEM VE FARKA İŞTİRAK EDEBİLİRLER.Çoğun içinde azda vardır kuralı gereği gücü 100 kg 'ı kaldırmaya yeten birisi için 50 kg lık yük önemli değildir.Ancak gücü 50 kg 'a yetebilen birinin 100 kg lık yükten bahsetmesi olmaz.Yaşadığımız halimizi ifade edersek,imtihanımızdan başarılı çıkarız.Yaşamadığımız hali iddia edersek,Hak Teala imtihan ettiğinde yüz üstü yuvarlanrız.
HERKESE BAĞLILIK
Bazı tipler vardır.Bir yerde sabit kalıp orada neşvü nema etmeyi beklemez de cemaat cemaat dolaşar.Yahut Şeyh şeyh dolaşır.Eskilerin "çatal kazık yere batmaz" sözü gereği bu tipler manevi olarak tekamül etmedikleri gibi,gittikleri her yerde gördüklerini anlatarak hem çok konuşma hastalığına yakalandığını gösterir,hemde tecessüs denilen merak hastalığından müzmindir.Allah Teala:"Yeryüzündekilerin çoğuna uyacak olsan,seni Allah yolundan saptırırlar"buyrulmuştur.Herkesin güvenliği Muhammedi sünnet ehlini takip etmektir.Yaşantısı Peygamber yaşantısı olanı aramaktır.Böyle birisi bir tek fert bile olsa o kişi "İbrahim itaatkar bir ümmet idi"ayeti gereği CEMAATTIR."Allah'ın eli cemaattadır" den kastedilen budur.Cemaati oluşturan bir kişide olabilir.Resulullahın sünnetine dayanmayan çok kişide olsa cemaat değildir.
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Mevlana Vakfı İSKENDERUN
Av.Şemsettin KESER
semsettin.keser@hotmail.comİSTEMEYENE,İSTEYENDEN FAZLA VERMEK
Bu Kerimlerin işidir.Allah,Semi,Basir,Habir,Alimdir.Kişinin ihtiycını bilir.Bir sail(isteyici)gelir diliyle mazeretini arz ederek bir şeyler ister.Sanır ki ihtiyacını arz ederse karşılanacaktır.Ona isteği verilir.Ancak birisi daha vardır.İhtiyacını arz etmeğe utanır.İstemez.Çünkü Habir ve Alim olan zaten bilmektedir.Kerim olan bu davranışta olanlara öncekilerden çok daha fazla verir."DUA EDİŞİ,BENDEN İSTEMESİNİ ENGELLEYENE,İSTEYENLERE VERDİĞİMDEN DAHA FAZLASINI VERİR
"Allah Teala'nın seni sebeplerle iç içe bulundurduğu zaman tecrid ve sebeplere başvurmamayı arzu etmen,bir nevi gizli şehvet ve arzu olduğu gibi,tecrit içinde yaşattığı zaman sebeplere tevessül etmen de yüce himmet ve yardımın kesilişi ve düşüşüdür"
"Allah Teala'nın seni sebeplerle iç içe bulundurduğu zaman tecrid ve sebeplere başvurmamayı arzu etmen,bir nevi gizli şehvet ve arzu olduğu gibi,tecrit içinde yaşattığı zaman sebeplere tevessül etmen de yüce himmet ve yardımın kesilişi ve düşüşüdür"
DUYULARIN HAKİMİYETİ
Beş duyumuzun,kalbimize,dilimize ve hislerimize olan bu hakimiyeti nereden gelmektedir.Ulema,salih insanlar toplum içinde bulunmasına rağmen insanlar beş hissinin tesiri altındalar da onların nasihatlarını tutamıyorlar.Peygamber yolundan giden ehli tasavvuf yaşadıkları hakikatları eserler vererek gelecek nesillere aktarmalarına rağmen bunları okuyanlar,bu hakikatlara karşı kayıtsızlar.Avama anlatılan dine ait lezzetler,hep ahirete ötelenenler olmakla,nefis peşin,hazır olan lezzetleri görünce yarını unutup ondan uzaklaşmaktadır.Halbuki İnancımızın gerekleri olan hareketlerin hakikatları anlatılabilse,o hakikatlara bu dünyada ulaşılması gerektiği ifade edilip,hakikatlara ulaşıldığında yaşanılan zevkler anlatılabilse,manevi lezzetin,hislerdeki zevkle kıyaslanamayacak derecede muazzam olduğu ifade edilebilse belki kar peşinde koşan bu insanların dikkati daha çok celbedilebilirdi.Ancak,bu hakikatları ise tatmış olanlar anlatabilirler ve onların görünen ve bilinenleri çok az.Çünkü toplumun ekserisinin "Dini,imanı para"sözündeki hakikat gibi "DÜNYA ALİMLERİN İLİMLERİNE,FAKİRLERİN FAKR'LARINA GİRDİĞİ"için duyularımız sağır,dilsiz ve kör bırakılmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















