17 Eylül 2022 Cumartesi

VELİ,AVAM,HAVAS

 Velî kavramına gelince: “Bilin ki Allah’ın velî kullarına (dostlarına) asla korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyecekler (rahat ve emin olacaklar). Onlar ki iman etmişlerdir ve takva üzere yaşıyorlardır.” (Yûnûs, 51/62,63) ayetine göre velîler takva üzere yaşayanlardır. Allah’ın velî kullarını bir hadis-i kudsî şöyle izah ediyor: “Kim benim velî bir kuluma (dostuma) düşmanlık yaparsa, bilsin ki ben ona savaş açmış bulunuyorum. Kişi farzlarla bana yaklaştığı kadar başka hiçbir şey ile bana yaklaşamaz. Kişi ondan (farzlardan) sonra nafile ibadete devam eder eder nihayet ben onu severim. Ondan sonra da artık ben onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. O benimle işitir, benimle görür, benimle tutar, benimle yürür. Benden ne isterse veririm.” (Buhari, “Rakaik (Rikak)”, 38; İbn Mace, “Fiten”, 16). Allah’ın velî kulları, imandan sonra takva üzere yaşayanlar, farzları eksiksiz yapanlar, haramlardan kâmil anlamda uzak duranlar, bu arada nafile ibadete ve zikre önem verip Allah’ın sevgisini kazanan insanlardır. İşte bu insanlarda ferâset, basîret denen şey meydana gelir. Feraset, sezgi gücü dediğimiz şeydir ki kalb gözü diye de ifade ediliyor. Kalp gözü fizikî şartları aşarak gören gözdür. İbn Kayyim el-Cevziyye diyor ki: “Allah ile gören göz haramı görmez olur.” Yani gözünün önüne haramı koysanız bile onun gözü o haramı görmez. Mevlânâ da Mesnevî’de der ki: “Ya Rabbi! Senin gözün benim gönlüme göz olur olmaz bu basîretsiz gönül tümden basîret oluverdi.” (4087. beyit). Yani basîret, nafilelerde ilerlemiş olan insanlara Cenâb-ı Hakk’ın verdiği özel bir ikramdır, bir hediyedir. İşte bu ikrama nail olanlara velî denilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder