Efendimiz SAV in doğumu, peygamber oluşu, miracı, hicret için Mekke'den çıkışı,Medine ye girişi ,ve irtihal günü Pazartesi günüdür.Bunun sırrı şu olabilir: Pazartesi günü feyyaziyetin kaynağı olan , varlık mertebelerinden ikinci taayüne işaret eder.
MEVLEVİ
MEHMET FİKRİ
METLİ DEDE
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
18 Mart 2026 Çarşamba
DAVET ETME USULLERİ
Şeyh Semerkandi ks.tefsirinde der ki:Nahl suresi 125 ayetinde :"(Raüsulüm) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O , hidayete erenleri de çok iyi bilir. "Bu ayette Hakk'a davet edilen kişilerin üç gurup olduğuna delil vardır.Çünkü hikmetle Allah7a davet edilen kişiler , havas ehlidir. Öğütle davet edilenler , avamdır. Mücadele ve münakaşa ile davet edilenler,cidal ehlidir.Onlar akıl ve zeka ile diğer insanlardan ayrılmış olsalar da inat, taassub,ısrar ve hakkı anlamaktan kendilerini alıkoyan helak eden sapık birini taklit etmek gibi kötü sıfatlarla kirlenmiş nakıs kimselerdir. Çünkünakıs akıllılık , insan için eblehlikten daha şerlidir. Cennet ehlinin çoğunun iyi niyetli saf kimselerden olduğunu işitmedin mi? Şu halde bu davet usullerinden her birini kendisine uygun olan kimselerde kullanmak gerekir.Çünkü avam hikmetle davet edilse hiç fayda vermez.Çünkü anmayışlarının kötülüğünden ve kavrayışlarının olmamasından ötürü onu anlamazlar.
Anlayışı eğri olanların önünde hikmetten nükte söylemek
Cevherlerden bir nicesini eşeğin önüne dökmekten ibarettir.
Hikmet ehli de mücadele ile davet edilse onlar bundan, koca adamın kendisine bebekmiş gibi süt verilmesinden nefret ettiği gibi nefret ederler.
Nasihat etmek tenhada olmalıdır.Toplum içinde bir adama nasihat etmek azarlamakla eş değerlidir.
NASİHAT
Bir adam Şeyh Ebu Muhammed Abdüsselam b.Meşiş ks. ageldi ve dedi ki :"Efendim ! Beni bir takım vazife ve evrad ile görevlendir." Şeyh buna kızdı ve dedi ki:
"-Ben bir peygamber miyim ki vecibeler koyayım.Kişinin yapmakla mükellef olduğu farzlar malum, günahlarda meşhurdur.Farzları muhafaza ve günahları terk et.Kalbini, dünyayı istemekten koru.Bunlardan öte sana taksim olunana kanaat et. Razı olduğun bir şeykarşına çıkarsa Allah7a şükret.İstemediğin bir şey karşına çıkarsa ona da sabret."
HAK TEALA'NIN KEREMİ,
Efendimiz SAV buyurmuştur: "Bir adam iflastan dolayı şaşkına döner.Allah: "Ey kulum! Falan kişiyi veya falanca arifi tanırmısın?" buyurur. O da"Evet" der. Bunun üzerine Allah "Git, seni ona havale ettim" buyurur.
Şeyh Bahauddin den nakledilir.Beyazid Bestami hazretlerinin hizmetcisi Mağribli idi.Onun yanında münker ve nekir meleklerinin sualinden bir bahis geçti .Mağribli: "Vallahi! onhlar sorunca ben söylerim" dedi. Orada hazır bulunanlar ona"Bunu kim bilecik?" dediler .O da " Ben ölünce kabrimin başına oturun ve beni dinleyin" diye karşılık verdi.Mağribli vefat edince kabrinin başına gelip oturdular.Meleklerin sorgusunu ve onun cevabını işittiler.O, münker ve nekir'e : "Ebu Yezid'in kürkü boynumda olduğu halde bana soru mu soruyorsunuz?" diy cevap veriyordu. Orada duran insanlar bunu duyunca kalktılar ve gittiler.
KİM NEYDEN DOLAYI TEVBE ETMELİDİR
AVAM'ın tevbesi günahlarda
HAVASS'ın tevbesi zelle ve gafletlerden,
BÜYÜKLERİN tevbesi iyilikleri görmek ve taatlara iltifat ederek gözünde büyütmektendir, yoksa onları terk etmekten değildir.Kul kötülükten dönüp amelini düzeltirse, Allah da onun durumunu düzeltir.Amellerin en efdali , nefs ve hevaya muhalefet ve La ilahe illallah zikridir.
CEZA AMEL CİNSİNDEN OLABİLİR
Nahl suresinde 112 ayetinde "Allah (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi..." diye başlar bu ülke Yenbu ile Mısır arasında bulunan Eyle isimli şehirdir.Bu ülkenin huzurlu güvenli ve nimetlerinin bolluğu zikredilir.Bu kadar nimete karşı bu memleket halkının ekmek ile temizlik yaptığı belirtilmiştir.Nimete karşı yapılan bu nankörlük üzerine Hak teala oraya kıtlık ve korku verdi. O kadar ki kendi çıkardıkları pisliklerini yediler
ALLAH'IN AYETLERİ
Peygamberler,Veliler,Salih kimseler Hak Teala'nın ayetleridir.Bunları yalanlamak,Hakk'ı inkardır.Bunlara zulmetmek,Hakk'a isyandır.Bunlar,avamı nas insanlar için Hak Teala'nın nimetleridir.Çünkü Hakteala'yı bunlar bize anlatmaktadır.Bu nedenle bu nimetlere karşı nankörlük etmek o toplumu açlık ve korku sıkıntısına müptela ettirir.
KILIÇ ŞEHİDLERİ
Ömer b.Farıdk.s Allah dostlarından birinin cenazesinde bulunmuştu.O der ki: Cenaze namazı kıldığımızda gök yeşil kuşlarla doldu.Sonra büyük bir kuş geldi , onu yuttu sonra da uçtu.Bu olaya hayret ettim.Gökden inip namazda hazır bulunan bir adam bana şöyle dedi.'Hayret etme .Çünkü şehitlerin ruhları cennetteotlayan yeşil kuşların kursaklarındadır. İşte onlar kılıç şehitleridir.
Muhabbet şehitlerine gelince onlarında cesetleri ruhları haline gelmiştir.Çünkü latif ruhların eserleri cesetlere sirayet eder.Böylece cesetlerde letafet meydana gelir. Bundan dolayı kamil kimselerin cesetleri çürümez.
EN EFDAL CİHAD
Efendimiz SAV buyurmuştur: "En efdal cihad , zalim sultan karşısında hpak sözü söylemektir" Bunun en efdal cihad sayılmasının sebebi şudur: Düşmanla savaşan kişi korku ve ümit arasında gider gelir, galib gelip gelmeyeceğini bilemez.Sulta ve güç sahibinin elinde ise mağlub durumdadır.Dolayısıyla onn karşısında hakkı söyleyip ona iyiliği emredince kendisini helaka maruz bırakmıştır.İşte bu durumda canından olma korkusunun daha üstün olması sebebiyle en efdal cihad olmuştur.
KUR'AN ŞİFADIR
Allah Teala tayyib/temizdir.Kur'an kalblerin hastalığının kendisiyle tedavi edildiği bir devadır."O, gönüldekiler için şifadır"(Yunus 57). Kalbleri hasta olan kişiler onunla deva bulur.Nasılki tabib,hastanın durumuna göre ilaçlar terkip edip tedavi ederse Allah Teala'da bir ayeti nesh edip yeni bir ayet indirmekle kullarının kalblerindeki marazları tedavi eder.
17 Mart 2026 Salı
ŞEYTANIN HAKİMİYETİ
Nahl suresi 100 ncü ayet:Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır" hükmünü belirtir.Şeytanın tasallutu ve galebesi ancak kendisine icabete davetledir; yoksa icbar ve zorlama ile tasallutu söz konusu değildir.bu nedenle İbrahim suresi 22 ayetinde: "Benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Sadece sizi (küfür ve isyana) davet ettim. Siz de benim davetime koştunuz" buyrulmaktadır.
Nahl suresi 99 ayetinde açıkca:"Gerçek şu ki,:İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun(şeytanın) bir hakimiyeti yoktur"buyrulmuştur.
SALİH AMEL
Salih amel, heva ve riya karışmayan , yalnızca Allah'ın rızası gözetilen her çeşit ameldir. Heva ve riya arasında şu fark vardır:Heva nefisle, riiya insanla ilgilidir.
MOLLA CAMİ
Mescidlerde ve tekkelerde çok dolaştım/ Çok şeyh ve müridin ayağını öptüm.
Ne bir saat kendi varlığımdan kurtuldum/ Ne de bir kimseyi kendi enaniyetinden kurtulmuş gördüm.
MÜSLÜMAN OLARAK ÖLMEK İÇİN
Bir hakime sormuşlar:Ne yapayım ki müslüman olarak öleyim? cevap vermiş: Allah'a itaate, halka nasihata, nefse muhalefete, şeytana düşmanlığa, dinde vefaya devam et,
HACERÜL ESVED
"aNLAŞMA YAPTIĞINIZ ZAMAN , aLLAH7IN AHDİNİ YERİNE GETİRİN"Nahl suresi 91 ayetidir.Ayette belirtilen Allah'ın ahdi; Peygamber sav e İslam üzere beyattır."Muhakkak ki sana beyat edenler ancak Allah'a beyat etmektedirler"(Fetih 10) ayetinde buyrulduğu gibi bu beyat , aslında Allah Teala'ya beyattır.Resulullah efendimiz fani ve Allah ile bakidir.Bir hadiste buyrulmuştur: "Hacerül esved yeryüzünde Allah'ın sağ elidir(yeminidir). Kim Allah Resulüne beyata erişemez ise ve hacerül esvedi mesh ederse Allah ve Rasulüne beyat etmiş olur"
16 Mart 2026 Pazartesi
İSA PEYGAMBERİN ŞÜKRE ÇAĞIRMA ŞEKLİ
Hz.İsaa a.s bir zengine uğradı.Elinden tutup onu bir fakire götürdü ve şöyle dedi: " Bu, senin islamda kardeşindir. Allah sana genişlik vererek üstün kılmıştır. Bundan dolayı Allah'a şükret." Sonra fakirin elini tutup onu bir hastaya götürdü ve şöyle dedi: " Sen fakir olsan da hasta değilsin. Hem fakir hem hasta olsan ne yapardın?.O halde Allah7a şükret." Sonra hastayı bir kafire götürdü ve şöyle dedi: " Hem fakir, hem hasta hem kafir olsan o zaman ne yapardın? O halde Allah'a şükret" Böylece müşahade yoluyla hallerini birbirlerine göstererek şükre çağırdı.
SÜLUKUN ŞARTLARI
Süluk için bazı şartlar söylenmiştir:Zaman,mekan,ihvan..Zaman vemekanın mutlaka fetretten(gevşeklik veren bir aradan) uzak olması gerekir.İhvan ise salikin ihtiyaçlarnı karşılayarak , onun başka şeylerle meşguliyetini azaltır.
TEFEKKÜR ÇEŞİTLERİ VE ONLARDAN MEYDANA GELENLER
Muhammed b.Abdullah'tan rivayete göre o şöyle demiştir:Tefekkür beş türlüdür: Allah'ın ayetlerini tefekkür ki ondan marifet meydana gelir. Allah'ın nimeterini tefekkür ki ondan muhabbet meydana gelir.Allah7ın vaadini ve sevabını tefekkür ki ondan rağbet meydana gelir. Allah7ın98 tehdidini ve cezasını tefekkür ki ondan korku(rehbet) maydana gelir. Allah'ın ihsanı karşısında neislerin cefasını tefekkür ki ondan haya ve pişmanlık meydana gelir.
15 Mart 2026 Pazar
İNSANA VERİLENLER
Nahl suresi 78 ayetinde buyrulur: "Biz, hiçbirşey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi"
Yaratılan canlılara verildiği gibi bedenlerimiz için kulak,göz,kalp verilmiş olup onlarla canlıların işittiği, gördüğü ve anladığı şeyleri işitesiniz göresiniz, ve anlıyasınız.Yine ruhlarınız için size kendileriyle meleklerin işittiğini işiteceğiniz kulak, meleklerin gördüğünü göereceğiniz göz, meleklerin anladıklarını anlayacağınız kalb verdi. Yine sırlarınız için , Allah ile işiteceğiniz kulak, Allah ile göreceğinhiz göz, ve Allah ile bilip tanıyacağınız kalb(fuad) verdi.
Allah7ın nimetlerinin şükrününedası , bu nimetleri Allah'ı talebde kullanmak ve sarf etmek, nimetlere iltifatı terk ederek münime(nimeti verene)yönelmektir.
ALLAH'IN ESİRLERİ:DOKSAN YAŞ
Bir hadiste buyrulmuştur: "Kişi seksen yaşına ulaşınca iyilikleri yerinde sabit kılınır ve kötülükleri silinir. Doksan yaşına ulaşınca Allah geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar.Yeryüzünde Allah7ın esiri,kıyamet gününde de ev halkın aşefaatçı olur"
MEYVELER
Bedenin meyveleri salih amellerdir.Nefislerin meyveleri ,riyazatlar,mücahedeler ve hevaya muhalefettir.Kalblerin meyveleri dünyayı terk , ukbayı taleb ve Mevla'ya yönelmektir.Sıralrın meyveleri ,Hakk'ın şahidrleri , gayblere muttali olmak ve Allah'a yaklaşmaktır.İşte bütün bunlar ruuhların gıdalarıdır.Alla hTeala arıya "Meyvelerin her birinden ye" buyurduğu saliklere de benzerini ;" Tayyib (helal) rızıklardan yiyin ve salih ameller işleyin"(müminun 51) buyurmuştur.
ALLAH'IN SÜNNETİNİN İCRA ŞEKİLLERİ
Kuşeyri hazretleri der ki: "Allah sünnetini her değerli şeyi değersiz ,hakir şeyde gizlemek suretiyle icra etmiştir.İpeği, hayvanların en güçsüzü ve küçüklerinden olan ipek böceğine koymuştur.Balı, uçan hayvanların en zayıfı olan arıda, İnciyi deniz hayvanlarının en vahşisi olan sedef denilen hayvanda yaratmıştır.Altın,gümüş,firuzeyi taşa kaymoştur.İşte bunun gibi marifet ve muhabbeti de müminlerin kalbine yerleştirmiştir.Onlardan hata eden, asi olan, durumu bilinen ve bilinmeyenler vardır.
BAL HİKMETLERİ
Bal yiyeceğinin birçok ismi vardır.Mesela "Hafızul Emin" bunlardan biridir. Çünkü o kendisine konulanı muhafaza eder.Ölüyü devamlı olarak, eti üç ay, meyveyi altı ay bozulmaktan korur.Çabuk bozulan şeyler balın içine konulursa kalma müddeti uzar
ŞAKİK BELHI:İHLAS NEDİR?
Şakik Belhi'ye ihlasın ne olduğu sorulunca hazret: " Sütü nfışkı ve kandan ayrılması gibi amelin kusurlardan arındırılmasıdır" Eğr riya fışkısı ve heva kanı karışırsa ihlasdan uzak olur ve makbul olmaz.
KUR'AN'A BAĞLANMAK
BİR KIYAMET SAHNESİ
Büyüklerden birisinden nakledilir kio zenginlerden birisine şöyle dedi: Allah kıyamet gününde :" Sultanlara ve yardımcılarına verdikleriniz şeyleri getirin" diye emredince , hayvanlar,elbiseler ve bir çok kıymetli eşya getirilirken ; " Benim rızam için verilenleri getirin" diye ferman buyurunca , ekmek parçası, yırtık elbiseler ve kıymetsiz eşyalar getirildiğinde senin halin nice olur? Sen böyle bir durumla karşı karşıya gelmekten utanmazmısın?!" Daha sonra şu ayeti okudu: " Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad eriyorlar..."(Nahl 62)
KIZ ÇOCUKLARI
Cahiliye devrine muhalefet kastıyla insan kız çocuklarıyla övünmelidir.Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur: "İlk doğan çocuğun kız olması kadının bereketindendir.
Allah Teala'nın: "Allah dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları bahşeder(Şura49)ayetinde "kız çocukları" önce anılmıştır.
Yine bir hadis-i şerifde: " kime kız çocuğu verilir; onlarla imtihan edilir de onlara iyi bakarsa , bu kızlar o kişi için cehennem ateşine bir siper olur".
Efendimiz sav buyurmuştur: " Allah'dan bana meşakkatsiz bir çocuk ihsan etmesini istedim. O da beni kız evlatlarıyla rızıklandırdı." Yine şöyle buyurmuştur:; " Kız evlatlarını hor görmeyin! Çünkü ben de kızlar babasıyım."
SIKINTIYI GİDEREN ALLAH'DIR
Sıkıntıyı gideren ancak Allah Teala'dır.Her kim müsebbibden değil de sebebden sıkıntısının giderilmesini isterse şirk olur.Senin bir ihtiyacını padişahın bir vekili yerine getirse , sen her ne kadar vekile teşekkür etsen de aslında duan sultan içindir.Çünkü onu göreve o tayin etmiştir.Dolayısıyla ihtiyacın aslında sultan tarafından görülmüş demektir.Çünkü sultanın fiili sebeblerle değil, sebbler perdesinin arkasından olur.
HİKMET NEDİR?
HİKMET NEDİR?
Hikmet çoğu zaman bilgi ile karıştırılır. Oysa bilgi ile hikmet aynı şey değildir.Bilgi öğrenilebilir.Ama hikmet yaşanarak kazanılır.
Bilgi zihinde bulunur.Hikmet kalpte yer eder.
Bilgi konuşur.Hikmet gerektiğinde susmayı bilir.
Bilgi tartışır.Hikmet ölçü koyar.
İslam düşüncesinde hikmet,doğruyu doğru yerde ve doğru zamanda yapabilme becerisidir.
Kur’an bu yüzden şöyle buyurur:
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.”
(Nahl, 125)
Demek ki hakikat bile hikmetsiz anlatılırsa kalbe ulaşmaz.
İMANI YENİLEMEK
Allah Teala müminlere imanı emretmiştir.Yani kalbin iman ile olan bağının tazelenmesini ve yenilenmesini emretmiştir.Nitekim bir hadiste buyrulmuştur: ""La ilahe illallah" sözü ile imanınızı tazeleyiniz".
Büyüklerden birisi demiştir ki:Bu tecdid(yenileme) hadisi ile imanı neskime kabul etitği anlaşıldı.Bu da muhabbetin kaybolmasıla olur.Onu yenilemek tevhid ile olur.
Kelimeyi tevhid , nefy ve ispattan meydana gelmiştir.Muvahhid, mabudunun dışındakileri nefy etmekle ve maksudunu ispatla müşahedenin kemaline ulaşır.Bu da ancak telkın nuruyla ve sadıkların yanında bulunmakla olur. Nitekim Alla hTeala "Sadıklarla beraber olun"(Tevbe 119) buyurmuştur.Buradaki beraberlik ya suri/şeklidir.Bu da sıdk ehli ile beraber olmaya devamla ve onlarla oturup kalkmakladır.Ya de manevidir.O dasırları edinmekle ve manevi münasebeti tahsil ile olur.Bunun için mutlaka sadıklardan biriyle rabıta halinde olmak gerekir.
Dini beyan edip açıklamak, davet ve irşad ehlinin hakkıdır.Onlara düşen açıkca tebliğ ve kulları davet ettiğişeylerin gereğinceamel etmektir.Çünkü,Resulü Ekrem sav tarafından gelenleri kabul etmekten başka bir görevleri yoktur.Bunu kabulden sonra müşkil konularda O'na veya O'nun kamil varislerinden birine başvurarakbilmediklerini öğrenirler. İlim ve amelin kemaline erişirler.Kur'anın nüzulunden maksadı elde ederler.
TEVEKKÜL
Allah'a tevekkül eden ve tamamen O'na bağlanan kimsenin her meşakkatine Allah kafi gelir.Kim de dünyaya ve onun ehline bağlanırsa onun işi tamam olmaz.Çünkü Allah dilemedikce dünya ehli ona ne bir fayda ve ne de bir hayr sağlayabilir.
Ebu Said Harraz der ki: Mekke de üç gün ikamet ettik ve bir şey yemedik.Yanımızda kuru otla örtülü deriden yapılmış bir su kabı olan bir fakir var idi. Bazen onu beyaz bir ekmek yer iken görür idim.Ona: " Biz senin misafirin olacağız" dedim. O da "Elbette" dedi. Yatsı vakti olunca elini bir direğe dokundurdu ve bana iki dirhem uzattı. Biz onunla ekmek aldık.Ona: "Bu dereceye nasıl ulaştın? diey sordum.Dedi ki: " Ey Ebu Said! Tek bir harfle mahlukatın değerini kalbinden çıkar ve ihtiyacına ulaşırsın.
14 Mart 2026 Cumartesi
HANGİSİ TERCİHE ŞAYANDIR?
"Taat mi yoksa muhaletefi terk etmek mi? Hangisi tercihe daha şayandır?" diye sorulsa şöyle cevap verilir: "Hindlilerin yaptığı gibi perhiz çoğu kez ilaçlarla tedaviden daha tesirlidir.Çünkü onlar hastalarına günlerce yemeği terk ettirmek suretiyle tedavi yöntemine başvururlar.
Ebul Kasım der ki: " Ahireti, cömertlik ve başkalarını kendine tercihp ederek vererek(isar) aramayın.Muhalefeti terk ve yasaklardan tamamen el çekmekle taleb edin"
Bu zamanın abidleri , muhalif amellere batmış oldukları halde yapabildikleri bütün taatleri yapmaktadırlar.Çünkü terk edilmesi gerekli şeyleri önemsemezler.Halbuki onlar sadece farz ve vacibleri yerine getirip rezillikleri ve muhalif davranışlardan geri dursalar kendileri için daha hayırlı olurdu.
Sahabe efendilerimiz, Cenab-ı Peygamber sav den hangi amel daha sevaplıdır diye sormazlar, nefsin hilelerini , amellere sirayet eden kötü huyları sorarlardı.
KULLUK
Kulluk , iradeyi kendi isteğiyle terk etmektir.Çünkü kulların kendilerine aid iradeleri yoktur.
Hikaye edilir ki:İbrahim b.Ethem bir köle satın aldı.Ona:"- Ne yersin" dedi. O da:"-Bana ne yedirirsen(onu yerim)" dedi.İbrahim :"-Ne iş yaparsın?" deyince Köle:"-Beni ne işte kullanırsan (onu yarım)" cevabını verdi.Yine :"-Hangi şeyi yapmak istersin?" diye sorunca köle cevap verdi: "- Efendisinin isteği yanında kölenin isteği nerede kalır?"dedi.
Sonra İbrahim Ethem kendi nefsine şöyle dedi:
"- Ey miskin! Şu kölenin sana şöylece teslim olduğu gibi,sen ömründe bir saat bile Allah'a teslim olmadın."
EDEBE UYGUN OLAN
Ehli sünnete göre küfür,günahlar ve kulların diğer fiilleri Allah7ın dilemesi ve yaratmasıyladır.Kafirlerde her ne kadar şirk ve diğer şeylerin Allah7ın dilemesiyle olduğunu söylemiş olsalar bile onlar bunu helali harama çevirmek ve işledikleri günahların mübah hale getirmekiçin delil getiriyorlardı. Şirk ve günahlar Allah7ın dilemesiyle olunca günah olmaz ve onlara her hangibir ceza terettüp etmez diyeiddia ediyorlardı.Bu söz doğru olsada onunla batıl kastedilmiştir ve batıl hale gelmiştir.
El Medarik isimli kitapta der ki: Bu söz onlardan alay kasdıyla sadır olmuştur.Eğer inanarak söyleselerdi doğru olurdu. Hüseyin b.Fadl da şöyle demiştir: " Eğer kafirler bu sözü tazim , yüceltme ve ilahi marifğetbakımından söyleselerdi Ha kTeala onların ayıplarına bakmazdı"
İsmail Hakkı Bursevi der ki: Mahcub yani Allah ile arasında perde olan , gafil ve cahil olan arif ile , müteyakkız ve matlubuna vasıl olan arasında fark vardır.Edebe uuygun olan , kötü şeyleri nefse, iyilikleri Allah Teala'ya isnat etmektir. Çünkü tevhid budur"
NUH PEYGAMBER
İbni Ömer'den rivayet edildiğine göre Resulullah efendimiz sav şöyle buyurmuştur: "Hz.Huh a.s vefatı yaklaşınca iki oğlunu çağırdı ve dedi ki : " Ben size iki şeyi emrediyor ve iki şeyi de yasaklıyorum. Size "La ilahe illallah" diye zikretmeyi emrediyorum.Şayet yedi kat sema ve yedi kat yer bir kefeye , "La ilahe illallah" da diğer kefeye konsa onlara ikincisi ağır basar. Yine yedi kat sema ve yedi kat arz açılamayan kuvvetli bir halka şeklinde olsa, "La ilahe illallah" onu kırıp açar.
Size "Süphanallihi ve bi hamdihi" diye zikretmeyi emrediyorum.O her peygamberin ibadetidir.Mahlukat onun sayesinde rızıklandırılır.Size küfür ve kibra yasaklıyorum"
KİBİR VE TEKEBBÜR
Kibir insanın kendisinden başkasından daha büyük olduğunu zannetmesidir.Tekebbür ise bu zannını ortaya koymasıdır.
Hamdun Kassar der ki:" Kim kendi nefsini Firavunun nefsinden daha hayırlı olduğunu zannederse kibirlenmiş olur.
Mesnevi de denir ki:"Firavunda ne var idiyse sende de var/ Fakat senin ejderhan kuyuya hapsedilmiş./ Senin ateşine , Firavunun ateşine atılan odun atılmamakta./ Fırsat bulsa senin ateşin de Firavunun ki gibi alevlenir."
13 Mart 2026 Cuma
ALLAH TEALA'NIN NİMETLERİ
Nahl suresi 18 ayetinde" Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız" buyurulmaktadır.
İbni Ata der ki: Senin nefsin, kalbin, aklın, muhabbetin, dinin , dünyan, taatin, masiyetin, başlangıç ve sonun, ve bir zamanın, aslın, ve faslın vardır.
Nefsin nimeti taat ve ihsanlardır.Nefis bunlar arasında dönüp dolaşır.
Kalbin nimeti, yakin ve imandır.O da bu ikisi arasında dönüp dolaşır.
Ruhun nimeti , havf ve recadır(Korku ve ümiddir) O da bu ikisi arasında dolaşır durur.
Aklyın nimeti hikmet ve beyandır.O da bunlar arasında dolaşır.
Marifetin nimeti , zikir ve kur'an dır.O da bu ikisi arasında gidip gelir.
Muhabbetin nimeti ülfet,vuslat , ayrılıktan emniyette olmaktır.O da bunlar arasında dolaşır
İnsanın ömrü salih amel ve şükrü yerine getirmek için harcansa , diğer nimetler şöyle dursun sadece varlık nimetine bile karşılık olmaz.
12 Mart 2026 Perşembe
AZALARIN ZİKRİ
Dilin zikri , günahlara keffaret ve derece kazanma sebebidir. Kalbin zikri mertebe ve Allah7a yakınlıktır.. Tefekkür kalbin halidir. Kalb, bedenin amiri ve Hakk'ın esiridir.Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:" Şeytanlar ademoğullarının kalblerini sarmış olmasaydı, göklerin melekutunu seyrederlerdi". Bu hadiste kalb ile melekut arasında perde olan sebeblere işaret vardır.
İnsanların kalbleri üç sınıftır.Bir kısmı hayvanlar gibi "Kalbleri vardır, anlamazlar"(Araf 179).ayeti buna işaret eder. Diğer mir kısmının bedeni ademoğlu, ruhu şeytan ruhudur. Üçüncü kısmın ise hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Allah7ın gölgesinde olanlardır.
HALLAC-I MANSUR'UN MAHCUBİYETİ
"-Nefsini Allah için kurban et ve onu şeriatın kılıcıyla öldür" buyurdu işte hallac'ın durumu budur Sonra Hud a.s dedi ki: " Hallac dünyadan ayrıldığından beri Rasulullah'a mahcubdur. Şu toplantı Rasulullah sav nezdinde O nun hakkında şefaat etmek içindir"
YOLUN EĞRİSİ
Nahl suresi 9 nci ayette zikredilmiştir:"Yolun doğrusu Allah'ındır.Yolun eğrisi de vardır. Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi.."
Yolun eğrisi, hakdan ayrılan, sapan ve sahibini doğru yola ulaştırmayan bazı yollar vardır. Bu yollar dalalet yollarıdır.
RESULULLAH'IN HALİFELERİ
AT
İlk defa ata binen Hz.İsmail (a.s) dır.Efendimniz SAV in yedi atı var idi.Hz.Musa peeygamber Hz.Hızır'a sordu: " Hangi hayvanlar sana daha sevimlidir?" O şöyle cevap verdi:At, merkep ve deve.Çünkü at büyük peygamberlerin, Deve Hud,Salih, Şuayp ve Hz.Muhamemd A.s , Merkep ise İsa ve Uzeyr a.s ın bineğidirBen öldükten sonra henüz haşr gelmeden önce Allah7ın dirilttiği bu hayvanı(merkebi) nasıl sevmem?"
11 Mart 2026 Çarşamba
PEYGAMBER'E EMROLUNANLAR
Hicr suresi 94 ayetiinde ifade edilir."Sana emrolunanı açıkca söyle.."
Bu ayetin nüzulunden önce Rasulullah sav Allah'ın kendisine indirdiği hiçbir şeyi açıkca söylemez gizli tutardı.Bu ayet indirildiğinde bu tutumunu terk etti.
Hz.Peygamber sav marifet ve hakikat türü şeyleri değil, hüküm ve şeriat kabilinden olan şeyleri açıklamakla emrolunmuştur.Çünkü o , ümmetin havassı dışındakilere bu tür şeyleri açıklamamakla memurdu.Bu tür şeyleri , Allah'ı bilenler, günümüze kadar birbirlerinden tevarüs edegelmişlerdir.
KUR'AN'I BÖLÜP AYIRANLAR
HİCR SURESİ 91 AYETİNDE GEÇER BU KAVRAM. Hak Teala'nın bu kavramı kullandığı kişiler Kur'an ı kullanma hususunda parça parça etmişlerdir. Kimileri Kur'an 'ı kendilerine "kurra" densin diye devamlı tilavet ediyor ve ekmeğini buradan çıkartıyor. Kimileri Kur'an ı kendilerine "hafız" densin diye farklı kıraatlarıyla ezberliyor ve bundan ekmek yiyor. Kimileri meşhur olmak ve üstünlüğünü ortaya koyabilmenin bir yolu olarak Kur'ın'ın tefsir ve tevilini tahsil edip bundan ekmek yiyor. Kimileri Kur'an'ın kıssa, öğüt ve hikmetleriyle meşgul olup bundan ekmek yiyor. Kimileri de Kur'an'ı kendi mezheplerine uygun olarak tevil edip kendi görüşlerine göre tefsir ediyor ve bu yüzden küfre düşüyor.
10 Mart 2026 Salı
İMAM MALİK HAZRETLERİ
Abbasilerden Medine valisi Cafer b. Süleyman, İmam Malik hazretelrini dövdürüp yapacağını yaptı.Malik, baygın bir vaziyette alınıp götürüldü.Daha sonra ayıldığında şöyle dedi: " Sizi şahit tutuyorum ki , beni döven kişiye ben hakkımı helal ediyorum.".Bunun sebebi sorulunca şöyle cevap verdi: " Ölüp, Nebi SAV ile karşılaşmaktan ve onun ailesinden olan bir kimsenin benim yüzümden cehenneme gitmesinden haya ettiğim için hakkımı bağışladım".
Halife Mansur, Medinhe'ye gelince Cafer'den kısas yoluyla İmam Malik'in hakkını almak için onu davet ettiği zaman da şöyle demiştir: " Allah7a sığınırım. Vallahi, Resulullah SAV e yakınlığından ötürü bana vurmuş olduğu tüm kamçıları kendisine helal ettim.
"Yumuşak başlılık(hilm) ahlakın tuzudur" denmiştir.
ZÜNUN MISRİ(K.S)
Zünun Mısri der ki:" Yolculuk sırasında bir gün bir şehrin kapısına uulaştım.Şehrin içine girmek istedim.O şehrin kapısının üzerinde bir köşk gördüm.Gözüm köşkün damına ilişince ayakta dura ngayet hoş, ve güzel bir cariye gördüm.Cariye beni görünce şöyle dedi:
" Ey Zünnun, seni uzaktan görünce mecnun sandım.Abdest alınca bir alim olduğunu düşündüm.Abdest alıp önüme gelince bir arif olduğunu zannettim.Şimdi kesin olarak anladım ki ne mecnunsun, ne alimsin, ne arifsin."
Zünnun : "Neden " diye sordu.Cariye:
" Eğer divane olsaydın abdest almazdın.Alim olsa idin başkasının hazinesine ve na mahremine bakmazdın.Eğer Arif olsaydın , Allah'dan başkasına meyletmezdin"
PEYGAMBERLER/VELİLER
Şeriatların asıl kuralları bakımından peygamberler arasında ihtilaf olmadığı gibi hakikatların asıl kuralları açısından da veliler arasında herhangibir ihtilaf yoktur.Hatta ihtilafı bırakın kullandıkları ibareler dahi aynıdır.. Çünkü hepsi de tek bir pınardan almakta, Allah'ın zatını sıfat ve fiillerini mükaşefe etmektedirler.Veliler arasında ayrım yapan tamamını yalanlamış olur.
HAK TEALA'NIN YEMİN ETMESİ
Hak Teala Kur'an da yedi yerde kendisine yemin etmiştir.Kurandaki yeminlerin geri kalanı ise O nun yarattığı şeyler üzerine yapılmış yeminlerdir. Mesela "iNCİRE VE ZEYTİNE ANDOLSUN", sAF sAF DİZİLENLERE ANDOLSUN", "gÜNEŞ'E ANDOLSUN", " kUŞLUK VAKTİNE ANDOLSUN, Ömrüne andolsun" gibi.
Kur'an arap dili ile nazil olmuştur.Araplar bir şeyi pekiştirmek için yemin etmesi adetlerindendir.
Allah Teala dışındaki varlıklara yemin etmek haram kılınmıştır.Hikmeti, yemin yemin edilen şeyi yüceltmek anlamına gelmektedir.
9 Mart 2026 Pazartesi
ÖMRÜ KISALAN
dENMİŞTİR Kİ öMRÜ KISALAN "süphanallahi adede halkıhi"( Allah7ı yaratıkları sayısınca tesbih ederim) gibi toplu zikirlerle zikretsin.Ömrün kısalığı ile kastedilen son zamanında hastalıklarla boğuşan demektir.
TAKVA VE ÇEŞİTLERİ
Takva üç çeşittir.
Avamın takvası, Allah'ın emrettiği şeyler le yasaklarından/haramlardan korunma;
Havasın takvası; Ahiret ve dereceleri ile dünyadan ve şehvetlerinden korunma,
Havasül havasın takvası; Allah ve sıfatları ile Allah dışındaki her şeyden de korunma.