22 Şubat 2026 Pazar

NAZAR İÇİN DUA

 uUBADE B.sAMİT  R.A şöyle dediği rivayet olunur: "Günün ilk saatlerinde Resulullah'ın huzuruna çıktığımda onu şiddetli ağrılar içinde gördüm.Günün sonunda yanına döndüğümde ise sağlık ve afiyet iiçerisinde olduğunu gördüm.Bana şöyle dedi: "Cebrail (as) geldi ve bana şöyle bir nazar duası okudu: "bismillahi erkıyke min külli şeyin yü'zike, min külli aynin ve hasidin Allahu yeşfike"(Sana eziyet veren her şeyden Allah'ın adıyla seni rukye yapıyorum, bütün nazarlardan  ve hasedcilerden (onların kötülüklerinden) Allah sana şifalar versin" "Bunun ardından hemen ayıldım".

Tedavi maksadıyla kuran okumak rukyedir.caiz olduğuna delil vardır.Ancak bu cevaz ,okunan şeylerin Kur'an dan veya bilinen zikirlerden olması halinde geçerlidir.Manası bilinmeyen şeylerin ise okunması mekruhtur.

Peygamber efendimiz sav.Hz.Hasan ve Hz.Hüseyini şu sözleriyle Allah7ın korumasını niyaz ederdi: " İktinizi her şeytandan , haşerattan ve dokunan her kötü gözden Allah7ın tam olan kelimelerine sığındırırım" ve eklerdi: " Siz de Allah'ın çocuklarınızı bu kelimelerle korumasını niyaz edin.Çünkü İbrahim a.s da Allah7ın İsmail ve İshak'ı bunlarla korumasını niyaz ederdi."

Hasan Basri'den rivayet edildiğine göre nazar değmesine mani olan ve nazara deva olan ayet şudur:VE İN YEKADÜLLEZİNE KEFERU LEYÜZLİGUNEKE BİEBSARİHİMLEMMA SEMİUZZİKRE VEYEGULUNE İNNEHU LEMECNUN.VEMA HÜVE İLLA ZİKRÜN LİL ALEMİN"(Kalem 51-52 ayeti)

(O inkar edenler zikri (Kur'an ı) işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdir.Hala da: "Hiç şüphe yokk ki o bir delidir" derler.Oysa o (Kuran ) alemler için ancak bir öğüttür) .

Efendimiz SAV her gece yatağına yattığı zaman avuçlarını birleştirerek onlara ihlas suresini, felak ve nas surelerini okuyup üfler, başından yüzünden ve vücudunun ön tarafından başlayarak ulaşabildiği yerlere kadar ellerini sürer ve bunu üç defa yapardı.

Böyle yapmanın sihir, nazar değmesi, çeşitli haşereler  ve diğer hastalık ve yaralardan emin olmaya vesile olduğu söylenmiştir.

NAZAR VE SİHİR HAKDIR.

Yusuf suresinin 67 nci ayetinde Hz.Yakup, erzak satın almak için Mısır'a gidecek oğullarına "Oğullarım ! (şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin , ayrı ayrı kapılardan girin.Ama Allahdan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamama.Hüküm yalnız allahındır.Ben sadece O'na tevekkül ettim.Tevekkül edenler de O'na tevekkül etsin" demiştir.
Hz,Yakub ,oğullarına nazar değmesinden korktuğu için böyle buyurdu.Çünkü hem nazar hem sihir haktır.Nazer edilen ve büyülenen kişilerde bunların etkisi görülür. 
Bazılarına göre nazar değmesinin açıklaması şudur: Bir kimse bir şeye bakıp onu beğenir. Fakat bu Kemal'i Allah'dan bilmez ve O nun tarafından yaratıldığını düşünmez. İşteo zaman Allah , bakan kişinin gafilane bakışı yüzünden bakılan o nesnede bir illet ihdas eder.Allah bunu, hak ehlinin nazarı Allah'dan bilmesi, diğerlerinin ise başka varlıklardan bilmesi için kullarını denemek üzere yapar.Nazar edeni ise sebeb olduğu için cezalandırır.
Nazar, bir kimsenin bir şeyi beğenmesine dayalıdır. O şeyi beğenmesinin arkasından habis nefsinin keyfiyeti gelir.Bu da zehrin göz yardımıyla o şeye nüfuzuna yardım eder.Bazen insanlar istemeden kendilerine de nazar ederler.
Cinlerinde nazarı olabilir.Efendimiz SAV kendisinin evinde ,yüzünde sarılık olan bir kız gördü."Ona okuyun , çünkü nazar edilmiş" buyurdu.Bununla kasteddiği cinlerin ettiği nazar idi.
Fakihler der ki :Kendisinde nazar yönü kuvvetli olan kimsenin hapsedilmesi ve ömür boyu nafakasının devletce ödenmesi gerekir.
Hz.Osman efendimiz güzel bir çocuk gördüğü zama n" Nazar değmemesi için çenesinin ortasına siyah bir şey sürün. diye tavsiyede bulunmuştur.
Dualar ve güzel nefesler , habis nefeslerden ve bozuk duyulardan nasıl olan tesire karşı koyup izale eder.

SAMED İSMİ ŞERİFİ

 Denilir ki : Bir kimse hiçbir yiyecek ve içecek bulamayacağı bir yere düşüp de "es-SAMED" ismi şerifini zikretmeye devam ederse bu ona kafi gelir.Samediyyet, yeme ve içmeden müstağni olmak demektir.

İİMANIN ESKİYİP PÖRSÜMESİ

 Bütün peygamberler , iman etmekle ve halisane kulluk etmekle memur olmuşlardır.İman da eskiyip pörsüyebilir.Nitekim Hz.Peygamber7in şu sözü de buna delalet eder:" La ilahe illallah diyerek imanınızı tazeleyiniz"

İmanın eskiyip pörsümesi , muhabbetin yok olmasından ileri gelmektedir.Bu sebeble kalb  tarafından yapılan sözleşmenin kelimeyi tevhid ile yenilenmesi gerekir.

Ölüm sırasında insanın her şey ile alakası kesilir.Geriye saedce şu üç sıatı kalır: Kalb temizliği, Allah7a zikretmeye karşı kazandığı ünsiyet ve Allah sevgisi.Aşikardır ki kalbin dünya kirlerinden arıtılıp temizlenmesi, ancak marifetle mümkündür.Mariet de ancak zikir ve tefekküre devam etmekle mümkün olur.En hayırlı zikir ise kelimei tevhid zikridir. Bir hadiste buyrulmuştur:" Allah'ı zikretmek imanın alameti ve nifaktan kurtuluştur.Şeytandan vecehennemden korunmadır"

Molla Cami şöyle der:

Gönlün Allah Tealayı gösteren bir aynadır./ Senin aynanın yüzü neden bulanıktır?./* O aynaya bir cila al, cila vur / Aynan aydınlık olsun./ Eğer bilmezsen onun cilası / la ilahe illallah' dan başkası değildir.

ŞEYH ABDULLAH KUREŞİ

 Ariflerin öönderlerinden Şeyh Abdullah Kureşi(r.h.) 'ın şöyle dediği rivayet edilir: " Her şeyin fiyatının büyük oranda arttığı günlerde Musur'a gittim. Bu pahalılığın kaldırılması için Allah'a dua ve niyazda bulunmaya karar verdim. Ancak bana , bundan imtina etmem işaret edildi. Ardından Suriyeye doğru yola çıktım Halilullah'ın mezarına yaklaştığım zaman , İbrahim a.s beni karşıladı. "Ya Halilallah, Mısırlılara dua edersen beni ağırlamış olacaksın" dedim. Bunun üzerine Halil İbrahim (a.s) onlar için dua etti ve Allah üzerlerindeki bu sıkıntıyı kaldırdı."

İMANI VE İBADETİ ARZULAMAK

 Fazilet ehlinden birisi şöyle der: " İmanı ve itaatı arzulamak  sadece bunlara sırf iman ve itaat oldukları içi nduyulduğu zaman fayda verir. Bunları sevap ümidiyle veya ceza korkusuyla arzulamak ise faydasızdır."

DUA ŞEKLİ

 Muaz b. Cebel r.a den irvayet edildiğine göre Hz.Peygamber (sav) bir adamın "Allah 'ım bana sabretme gücü ver." şeklinde dua ettiğini işitince şöyle buyurmuştur: " Allah'dan bela vermesini istemiş oluyorsun, sana esenlikler vermesini niyaz et."

ÖZREOĞULLARI

 Özreoğulları, Yemen de aşk illetine çok fazla yakalanması ile meşhur bir kabiledir.Bu kabilhenin gençlerinin çoğu bu illetten dolayı helak olur.Nitekim anlatıldığına göre bir kimse, onları sevgi ve aşk vadilerine bu kada rdalmalarının  ve kara sevdadan ölmelerinin sebebini sorunca şöyle cevap vermişler: Bunun sebebi kalblerimizin hafif, kadınlarımızın ise afif (iffetli) olmasıdır.

MELEKLERİN GÜZELLİĞİ

 Melekleri , yaratıldıkları surette görmememiz ALLAH'IN  bize lütfundandır.Çünkü, melekler en güzel şekilde  yaratıldıkları  için onları bu halde görmüş olsa idik , suretlerinin güzelliği yüzünden gözümüz yuvasından fırlar , ruhlarımız bedenlerimizden ayrılırdı.Bu sebeble Hz.Peygamber a.s, Cebrail a.s a alışsın diye vahiy, sadık rüyalar şeklinde başlamıştır.Çünkü beşeri kuvveler , melekleri aniden görmeye tahammül edemez. O bisetin ilk yıllarında Cebrail a.s ı asli suretinde görmüş ve bayılmıştır. Onun için Cebrail a.s insan suretinde nazil olmaya başlamıştır.

21 Şubat 2026 Cumartesi

KİMDEN KORKULUR;ŞEYTANDAN MI? KADINDAN MI?

 Alimlerden birinin şöyle dediği nakledilir:Bey şeytandan korkmadığım kadar kadınlardan korkarım.Çünkü Allah Teala şeytan hakkında :"Şüphesiz şeytanın hilesi zayıftır"(Nisa 76). buyururken , kadınların hilesi hakkında " Sizin tuzağınız gerçekten büyüktür" buyurmuştur(Yusuf 28)

BEŞİKTE İKEN KONUŞAN ÇOCUKLAR

 Beşikte iken konuşan kişiler şunlardır:

1- Yusuf a.s lehine şahitlik eden bebek..(Mısır Aziz'i Züleyhanın  dayısının bebeğidir.Bu bebek ,beşiğinden doğruldu aşağı inerek koşarak Mısır Aziz'inin yanına vardı ve Ey Aziz ,yavaş ol,Yusuf'u cezalandırmakta acele etme,Yusu'a ceza layık değildir.Yusuf ziyadesiyle lütuf ve merhamete layıktır" demiştir.Allah Teala, Züleyhanın ailesinden birine şahitlik ettirmiştir.

2- Peygamber Efendimiz SAV. Çünkü o doğumunun ilk günlerinde konuşmuştur.Söylediği ilk söz:"ALLAHÜ EKBER KEBİREN, VELHAMDÜLİLLAHİ KESİRENVE SÜPHANALLAHİ BÜKRATEN VE ESİLA 

" Allah , büyük te büyüktür.Allah'a çokca hamd olsun,Sabah akşam Allah noksanlıktan münezzehtir". 

3- İsa a.s. Onun beşikteyken söylediği sözler Meryem suresinin 24-26,30-33 ayetlerindedir.

4- Hz.İsa'nın annesi hz.Meryem.

5- Yahya a.s 

6-İbrahim a.s Doğduğunda ayşakları üzerine dikilip şöyle demiştir:

LA İLAHE İLALLAHÜ VAHDEHU LA ŞERİKE LEHU LEHÜL MÜLKÜVE LEHUL HAMDÜELHAMDÜLİLLAHİLLEZİ HEDANA LİHEZA

Allah'tan başka ilah yoktur. O tektir. ortağı yoktur,mülk O'nundur,hamd O'nadır. Hamd bizi buna hidayet eden Allah'a dır."

7- Nuh geygamber

8- Musa peygamber 9- Yusuf a.s annesinin karnında konuşmuşutr. 10- Zina etmekle suçlanan bir kadının kendisine getirildiği başka bir kadının çocuğu, kadının suçsuz olduğuna şahitlik etmiştir.

12- Ateşle dolu hendeğe atılan müminlerden(ashabul uhdud) birisinni çocuğu,

13- Firavunu nkızının saç bakımını yapan kadının çocuğu

14- Mübarekül Yemame (Bir adam çocuğu doğduğu güm bir beze sararak Hz.Peygamber'e getirdi,Efendimiz çocuğa hitaben: "Ben kimim?=" dedi. Çocuk "Sen Allah'ın resulüsün" diye cevap verid.Efendimiz:"Doğru söyledin.Allah seni mübarek eyelesin" buyurdu, Çocuk bundan sonra bir kelime dahi konuşmadı. Bu çocuuğa Mübarekül Yemama( Yemamenin bereketlisi) adını verildi.Bu kıssa Veda haccı sırasında meydana gelmiştir.

15- Rahip Cüreyc kıssasındaki çocuk.

16- Muhyiddin İbni Arabi'nin kızı.

SADECE ALLAH'IN DEDİĞİ OLUR

 Bazı haberlerde Hak Teala'nın şöyle buyurduğu ifade edilmiştir.

" Ademoğlu , sen bir şey istersin, ben de bir şey isterim. Ancak benim isteği olur.Eğer benim isteğime teslim olursan , senin isteğini sana veririm,Eğer benim isteğim konusunda bana karşı gelirsen, iistediğimiz şey hususunda sana zorluk çıkarırım.Sonunda yine benim dediğim olur"

Kuluh Allah Teala ile olan edebi, O'nun ızhar ettiği şeye hemen o anda boyun eğip teslim olmak ve O'ndan başkasını ortaya koymayı istememektir.

EN FİRASETLİ ÜÇ KİŞİ

BİRİNCİSİ  Mısır Aziz'i olan kişidir.Bu Hz.Yusuf u satın alan kişi olup karısına ayetin belirttiğine göre demiytir ki:" Mısır'da onu satın alan adam karısına: "ona değer ver ve iyi bak. Umulur ki bize faydası dokunurya da onu evlat ediniriz"dedi..(Yusuf suresi 21 ayet) 

İKİNCİSİ  Şuayb peygamberin kızı..Babasına şöyle demişti: "Babacığım Musa'yı işçi tut" diyen kızı.

ÜÇÜNCÜSÜ Hz.Ebubekir efendimiz.Hz.Ömer deki kabiliyetin farkına vardığı için kendisinden sonra yerine onu halife bırakmıştır.  




















SEKİZ CEVİZE PEEYGAMBERİ SATMA

 Anlatılırki Hezrat-i Peygamber s.a. mescide giderken çocuklar çevresini kuşatarak " Hasan ile Hüseyin&e ikram ettiğin gibi bize de et.  Sizi esir aldık" deyince Efendimiz SAV, Bilal7e " Eve git de kendimi bunların elinden satın alabilmem için ne bulabilirsen getir" buyurdu.Bilal de gidip sekiz tane ceviz getirdi.Hz.Peygamber bunların karşılığında kendisini kurtardı(satın aldı) ve şöyle buyurdu: "  Kardeşim Yusuf'u az bir pahaya bir kaç paraya sattılar, beni ise sekiz cevize sattılar."

GÖRMEZLİKTEN GELMEK

 Gerçek muvahhidlerin halidir.Çünkü gerçek muvahhid, vasıta ve sebeb yaygılarını dürerek her konuda tesiri sadece Allah'dan bilir..Ayrıca görmezlikten gelmek te yüce karakterli insanların huylarındandır. Affedip bağışlamak mazereti kabul etmek hayırlı kimselerin adetlerindendir.

"Kabul et özrünü , mazeret bildirerek herkesin/ ister doğru olsun kanaatınca, ister yalan söylesin.

SABRI GÜZELLEŞTİREN ŞEY

 Mahlukata şikayet bulunmadığı zaman sabır güzelleşir. Bununla birlikte şiikayet sadece Allah'a yapılırsa sabır daha da güzel olur.. Çünkü böyle bir sabırda , mahlukata şikayet edilmediği  için zahiren ubudiyet hakkı gözetilmiş olur. Şiekayet saedce yaradana yapıldığı için de batınen ubudiyet hakkı gözetilmiş olur..İşi Allah'a havale etmek/tefviz güzeldir.Sadece O'na şikayette bulunmak daha da güzeldir.

Sevilenlerin yanında acizlik göstermek güzel olur.Çünkü onların yanında sertlik göstermek çirkin kaçar.

SEMMUN isimli zat bir münacaatında şöyle demişti: " Senin dışında hiçbir şeyden haz alamam, artık dilediğin gibi imtihan et beni"..Bu celadet gösterisi üzerine Hak Teala Semnun'a bevletme zorluğu(idrar çıkaramama zorluğu) musallat edilerek te'dip olundu.Aczini itiraf etti ve çocuklara para vererek kendisi için " yalancı" diye bağırarak Bağdat sokaklarında dolaştı.

20 Şubat 2026 Cuma

PEYGAMBER VE VELİLERİN CEFALARI

 Gerek peygamberler gerek veliler -cefa çekiyormuş ve celal sıfatlarının mazharı imiş - gibi görünseler de Allah Teala katından vahiy, ilham, sabır ve tahammül ile desteklenirler.Alla hteala Hz.Yakub ve Hz.Yusuf'a bütün bu şiddetli gamları , büyük kederleri musallat etti de bunların acılığına sabretsinler , Allah7a müracaatları daha çok olsun, Allah Teala'dan başka her şeye(masiva) düşüncelerinin taalluku kesilsin . Böylece büyük mihnetlere katlanmadan ulaşılması mümkün olmayan yüksek bir dereceye ulaşsınlar .

ZİKİR MECLİSLERİ

 Müminler Hak Teala'nın zikri için bir araya geldiklerinde, Melekler Hak Teala'dan zikri dinlemek için  ,müminmere yakın olmak için izin isterler.Allah Teala " Yeryüzünde bozgunculuk edecek birilerini mi yaratacaksın"(Bakara 30) diye n siz değilmiydiniz?." buyurdu.

Melekler, atıldığı kuyuda Hak Teala'nın en güzel isimleri ile münacaat eden Hz.Yusuf'un münacaatını dinlemek için Hak Teala' dan izin istemişlerdir. 

Mesnevi'de şöyle denilir:

Şu yeryüzünde , şu gök yüzünde ne varsa, zerre zerre/ Herşey , kehribar gibi kendi cinsini kendine çekmektedir./ Zıt nasıl olur da , zıttı ile beraber bulunur? / Halkın imamı olan bir zat nerede, maymun nerede? / Biz bu kadar söyledik , ötesini sen düşün / Fikrinde durgunluk varsa , Allah'ı zikret. Çünkü zikir , düşyünceyi harekete getirir / Zikri şu uyuşmuş düşünceye güneş yap da onu canlandır.




HAZRET-İ YAKUB'UN MÜNACAATI(1)

Cebrail a.s Hz.Yusuf'a kuyuda iken şu duayı öğretti:

ALLAHÜMME YA KAŞİFE KÜLLİ KÜRBETİN VEYA MUCİBE KÜLLİ DAVETİN VEYA CABİRE KÜLLİ KESİRİN, VEYA MÜESSİRE KÜLLİ ASİRİN, VEYLA SAHİBE KÜLLİ ĞARİBİN, VEYA MUNİSE KÜLLİ VAHİDİN, YA LAİLAHE İLLA ENTE SÜBHANEKE ESELÜKE EN TECALE Lİ FERECEN VE MAHRECEN VE EN TAGZİFE HUBBEKE Fİ KALBİ HATTA LA YEKUNE Lİ HEMMÜN VELA ZİKREN ĞAYRUKE VEEN TEHVAZANİ VE TERHAMNİ YA ERHAMERRAHİMİN

( Allah'ım, ey bütün sıkıntıları gideren , ey bütün dualara icabet eden , ey bütün kırıkları saran, ey bütün zorlukları kolaylaştıran , ey bütün gariblerin sahibi , ey her garibin sahibi , ey kendisinden başka ilah bulunmayan , Seni her türlü noksandan tenzih ederim . Senden bir çıkış  ve kurtuluş yolu niyaz ediyorum.Sevgini kalbime öyle yerleştir ki hiçbir tasam kalmasın, senden başkasını anmayayım.Beni korumanı ve bana acımanı niyaz ediyorum.ey merhametlilerin en merhametlisi) 

HAZRET-İ YAKUB'UN MÜNACAATI(1)

 Hz.Yusuf, kuyuya atılınca şöyle dua etti:

YA ŞAHİDEN ĞAYRE ĞAİBİN, VEYA GARİBEN ĞAYRE BAİDİN, VEYA ĞALİBEN ĞAYRE MAĞLUBİN,İCALLİ MİN EMRİ FERECEN VE MAHRECEN

(EY GAİB OLMAYAN ŞAHİD! EY UZAK OLMAYAN YAKIN ! EY MAĞLUB OLMAYAN GALİB! ŞU İÇİNDE BULUNDUĞUM DURUMDAN KURTULUP ÇIKMAMI NASİB EYLE" bir rivayete göre de "BENİ BU İÇİNDE BULUNDUĞUM DURUMDAN KURTAR." diye dua etti

19 Şubat 2026 Perşembe

BELA AĞIZDAN ÇIKAN SÖZE BAĞLIDIR

 Bir hadiste buyrulmuştur:"Bela ağızdan çıkan söze bağlıdır."Vallahi şu şeyi yapmayacağım" diye yemin eden bir kul , her şeyi şeytana bırakmış olur.Böylece şeytan maharetini "kulun yapmayacağım" dediği şeye teksif eder ve sonunda ona yaptırır".

Yine bir hadiste buyrulmuştur: " Bazan olur ki nefsim bana bir şey fısıldar.Onu söylemekten beni alıkoyan sadece onunla müptela kılma endişesidir".

NÜKTE

 Hz.Ali efendimiz r.a der ki : İnsanın, asık suratlı biri olmaktan kurtaracak latifeler yapmasında sakınca yoktur". Rivayet edlirki adamın biri  bir adamın yakasına yapışarak Hz.Ali'ye getirdi. " Bu adam, benim annemle rüyasında ihtilam olduğunu idida ediyor. Bunu nüzerine Hz.ali şöyle dedi:" Öyleyse bu adamı güneşe çıkar, sonra da gölgesini döv."

18 Şubat 2026 Çarşamba

EVLAD TUZAĞI

 Allah Teala, Hz.Yakub'u ,Yusuf'a karşı duyduğu sevgi ile imtihan etti.Bu imtihanı daha da şiddetlendirmek için Yusuf'u ondan uzaklaştırdı.Çünkü ilahi sevgi ço kıskançtır.Çünkü sevgi sultanı kendi mülkünde ortak istemez. Güzellik de kemal de Allah'a aiddir.Bu yüzden kimse, O'nun dışındakilerle (masiva) perdelenmemelidir.Evlad tuzağından daha güçlü bir tuzak yoktur.İşte Nuh'un durumu ortada.Kafirlere beddua ettiğinde Allah Teala kaafirleri boğar iken hiç kalbi yanmadı. Ama boğulma sırası oğluna gelince sabredemeyerek:"Şüphesiz ki oğlum da benim ailemdendir"(Hud 45) diye bağırmaya başladı.

17 Şubat 2026 Salı

HURUF-İ MUKATTAA

 Hurufi mukattaa , ehil olmayanlara ifşa edilmesi haram olan gizli sırlardandır.Bazı alimlerin: "Bu harfler Kuran'ın müteşabihatlarındandır. Onların manasını Ancak allah bilir" şeklindeki sözleri , bu konuda en salim yoldur ve işi ehlien bırakmaktır.Ancak Allah teala onların manasını kamillerin kalbine akıtması , O'nun keremi açısından hiç de uzak bir ihtimal değildir.Şu kadar varki kamiller, kendilerinden alınan ahdi muhafaza etmek ve zayıf akıllılardan sakınmak için bu manaların hakikatlarını açıkca belirtmeksizin remz ve işaret yoluyla anlatırlar.

YUSUF SURESİ

 Übey b.Kab'dan Resulullah efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. 

"Kölelerinize Yusuf suresini öğretiniz.Çünkü hangi müslüman onu ailesine ve kölelerine yazdırır ve öğretirse, Allah Teala ölüm sekaratını kendisine kolaylaştırır,ona kuvvet verir vehiçbir müslümana hased etmemeyi başarır" 

"Üzüntülü kiimse Yusuf suresin dinlerse mutlaka rahatlar"

CÜNEYD BAĞDADİ

 Sufiler taifesinin seyyidi  Cüneyd Bağdadişöyle anlatıyor." Dayım Sırrı Sakati bana insanlara nasihat etmemi söyledi.Bende buna layık olma konusunda nefsimi suçluyordum. Cuma gecesi Hz.Resul'ü rüyamda gördem..Bana :"- iNSANLARA NASİHAT ET "buyurdu.Hemen uyanıp dayımın kapısına gittim.Dayım:" Resulullah tarafından ikaz edilene kadar bizim doğru söylediğimize inanmadın, değil mi?" dedi.

Ertesi gün insanlara vaaz ve hasihat etmek üzere oturduğumda kimliğini gizleyen hırıstiyan bir genç yanıma oturarak: " Ey Şeyh. Hazret-i Peygamber 8a.s) ın " müminin ferasetinden korkun.Çünkü o Allah'ın nuru ile bakar" sözünün manası nedir?" diye sordu.Başımı öne eğdim, sonra kaldırıp. "Müslüman ol. artık müslüman olmanın vakti geldi" dedim.Genç de müslüman oldu.

İşte böyle bir bilgi ve insanların hallerine vakıf olma, ancak Allah Teala'nın haber vermesiyle mümkündür. Yoksa bütün veliler kendileriyle ilgili olsun , başkalarıyla ilgili olsun bütün konularda şaşkın bir durumdadır.

KALB

 Kaşani (r.h) şöyle der: " Kalbin Ruh'a dönük bir yüzü vardır ki ona fuad denir. Bu "Fuad gördüğünü yalanlamadı"(Necm 11) ayetinde buyrulduğu gibi görme mahallidir.Kalbin bir de nefse dönük yüzü vardır ki ona da sadr derler.Bu ise ilimlerin suretlerinin bulunduğu yerdir.Arş şehadet alemindeki varlıkların kalbi olduğu gibi kalb de gayb aleminde ruhun arşıdır.

https://youtu.be/NumM7hzU5dA?si=xGDPdCb7xKJd1LP2

 https://youtu.be/NumM7hzU5dA?si=xGDPdCb7xKJd1LP2

BİR MEMLEKET HALKININ YOK EDİLMESİ

 "Halkı iyi kimseler olduğu halde Rabb'in haksız yere memleketleri helak etmez"(Hud suresi 117). 

Hak Teala suçları yok iken , azsabı hak etmeden helak etmez.Hak Teal kendi haklarıyla ilgili olarak aşırı merhametli  ve müsamahakardır.Bu sebeble fakihler: "Allah Teala  ile ilgli haklarda kolaylık, kul haklarında ise ince eleyip sık dokuma esastır " derler.Hakların ber araya gelmesi durumunda kul hakkını öne alırlar.

Bir nesli kökten yok etme şeklinde bir azap , sırf bu nesil şirk ve küfür inancında olduğundan değil , aksine karşılıklı ilişkilerde birbirlerine hıyanet etmelerinden ,başkalarına eziyet ve zulüm peşinde koşmalarından dolayıdır.Sadece şirk koştular diye onlara azap etmemesi şirkin cezasının daha aşağısı değil ateş olmaması sebebiyledir.Allah onlara şirklerinin üzerine birde çeşitli masiyetler işledikleri içinazap etmiştir.Salih kavmini deveyi kestikleri için, Lut kavmine habis fiili işledikleri için , Şuayb'in kavmine ölçü ve tartıyı eksik tuttukları için ,Fiiravun'a Musa ve isirailoğullarına işkence ettikleri için azab etmiştir.Hatta bazıları " Devlet şirkle devam eder, fakat zulümle devam etmez" demiştir.

ARANANLAR VE BULUNANLAR

 Ebubekir Verrak şöyle diyor:" Biz dört şeyi yıllarca aradık. Nihayet onların şu dört şeyde olduğunu gördük: Allah Teala'nın rızasını aradık , bunu O'na itaat etmekte bulduk. Geçimde bolluk aradık , bunu kuşluk namazında bulduk. Dinde selamet aradık , bunu dili korumada bulduk.Kabir aydınlığı aradık bunu gece namazında bulduk."

16 Şubat 2026 Pazartesi

ZALİMLERE MEYL ETME DAVRANIŞLARINDAN

 Şunlar zalimlere meyletmeye dahildir: Zalimlerin söz ve davranışlarına rıza gösterip onlara müdahane etmek, onlarla birlikte ve beraber olmaktan hoşlanmak, fani debdebelerine bakakalmak, onlara verilen devşirmesi kolay nimetlere imrenmek, baki kalmaları için dua etmek, adları anıldığında tazim göstermek, mürekkep ve kalemlerini hazırlamak, ellerine kalem ve kağıdı vermek, arkalarından yürümek, kılık-/kıyafetlerini onlarınkine benzetmek, elbiselerini dikmek ve başlarının traşını yapmak.

Selefden bazıları , zalimlerin veridği selamı almaktan bile imtina etmiştir.Süfyanı Sevri, çöölde helak olmak üzere olan bir zalime su verilip verilmeyeceği sorulunca "Verilmez" denmiştir.

Bir hadiste şöyle buyrulmuştur: " Alimler, zalim sultan ile haşir neşir olmadıkları sürece , peygamberlerin  Allah7ın kullarına tayin ettikleri eminleridirler.Haşir-neşir oldukları zaman ise peygamberlere hıyanet etmiş olurlar. Böylelerinden sakınıp uzak durun"

Bunu öğrendiğine göre şunu bil ki sana düşen, onların seni görmeyeceği, seninde onları görmeyeceğin şekilde onlardan uzak durmaktır. Çünkü kurtuluş ancak bundadır.Onların nler yapıp ettiğini araştırma, etrafındaki insanlara; işçileri ve hizmetçileri bir tarafa , imam ve müezzinleri gibi maiyetlerinde olanlara bile yaklaşma, onlardan uzak durup beraber olmadığından dolayı kaçırdığınız imkanlara teessüf etme.Hz.Peygamber SAV in şu sözünü hatırla:"Kişi Kur'an okur, dini ilimlerde ince bir kavrayışa sahip olur, sonra da sultanın elindeki imkanlara tama' edip yaltaklanarak bunların kapısına geldiği takdirde attığı adımlar ölçüsünde cehenneme girer".

Rivayete göre Allah Teala Yuşa b.Nun'a: " Kavminin hayırlılarından kırk binini, şerlilerinden ise altmış binini helak edeceğim" diye vahyetti.Yuşa (a.s) "Hayırlıların ne suçu var?" diye sorunca da şöyle buyurdu:

" Benim kızdığım şeye kızmıyorlar, şerlilerle birlikte yiyip içiyorlar."

Hükümdarların bozulma nedeni ilk olarak alimlerdirÇünkü kötü kadılarla kötü alimler olmasa idi hükümdar bozulmaya cesaret edemez bozulma nisbeti de azalırdı.

Hz.Peygamber sav buyurmuştur: "Kur'an okuyucuları, devlet ileri gelenlerien meyletmedikleri müddetçe bu ümmet Allah7ın kudret ile ve koruması altında olacakdır."

ŞEYH İZZUDDİNB.ABDÜSSELAM K.S

 Şeyh İzzüddin b.Abdüsselam der ki:"Sufilerin yolu, dört esasa dayanır. Bunlar mücahede, süluk, seyr ve tayrdır.

Mücahede, imanın hakikatları ile tahakkuk, yani onların hakikatına ermektir. Seyr, ihsanın hakikatları ile tahakkuktur. Tayr, cömertlik ve ihsan yolu ile Melik ve Mennan olan Allah7ın marifetinecezb olunmaktır. Süluka göre mücahede , abdeste göre istinca gibidir.İstincası olmayanın abdesti yoktur.Keza mücahedesi olmayanın da süluku yoktur.Seyre göre sülukun yire ise namaza göre abdest gibidir. Abdesti olmayanın namazı olmadığı gibi süluku olmayanın seyri de yoktur. Bundan sonra tayr gelir ki o vuslattır.

Sufi yoluna intisabın en aşağı derecesi , mücahede eehline muhabbet beslemek, mebde ve meadın sırrına ulaşmış kişileri tasdik etmek, Kur'an hakikatlarına erenlerin değerlerini takdir etmek , onlara düşmanlık, nefret ve kızgınlık beslememektedir.

 Bir kutsi hadiste buyrulmuştur:" Kim benim bir veli kuluma düşmanlık ederdse ona harp ilan ederim.""

İZDİVAÇ

 Denilir ki Adem ile Havva arasında izdivaç vaki olduğunda İbslis'le dünya arasında  da izdivaç vaki olmuştur.Birinci izdivaçtan insan nevi doğarken , ikincisinden heva doğmuştur.Bütün batın dinlerle kötü huylar işte bu hevanın tesirindedir.

Allah Teala ruh sultanını beden ülkesinde hükümdar yapıp aklı da onun veziri kıldığında , nefsi , ruhun dişisi kıldı.Nefis ise gidip hevaya aşık oldu.Ruh, vezirine nefsin durumunu sorunca akıl veziri ona şöyle dedi:"Padişahım , heva adlı bir varlık nefsi yoldan çıkardı". Bunun üzerine ruh hemen yakararak Allah'a yöneldi. Nefis böylece salihane bir şekilde  ve güzel bir hal ile ruha teslim oldu.İişte nefislerini ıslah etmek isteyen , Kadir ve Müteal olan Allah7a yönelsin.

15 Şubat 2026 Pazar

KIRK YAŞ

 İlahi ilim , ilk mükaşefe ve zuhurundan ancak kırk sene sonra kemale erer. Nitekim akıl da kırk yaşında kemale erer.Yanhi son mertebeye ulaşmak , ancak bu sürede gerçekleşebilir.Allah Teala  adetini bu şekilde yürütmektedir.Bu süreden önce kimse bir şeye heveslenmesin. Çünkü ilim bu sınıra kadar artar .Sonra tahakkuk gerçekleşir.Allah'ın yardım ve izniiyle tabii ve nefsani sıfatların tamamı , boyunduruğu altına girer ve onlara hakim olarak eline gelir.Yolun ne kadar uzun , istenen şeyin ise ne kadar değerli olduğuna bir bak. Rab olan Allah'a ulaşana kadar kendin için bir kılavuz seç.

Mesnevi de şöyle denilir:

Kendine pir bul, çünkü bu yolculukta pirsiz olursan ,/ Pek büyük afetler, korkular, tehlikeler vardır.Çok defa geçtiğin bu yolda bile Kılavuzsuz gidersen şaşırır kalırsın.

Ya hiç görmediğin bir yolda ne olursun? / Aklını başına al da , kılavuzsuz olarak yola düşme.

Ey ahmak, eğer başında mürşidin gölgesi olmazsa , Gulyabani sesleri seni şaşırtır, yolunu saptırır.

ALLAH ZALİMİ KURTARMAZ

 Allah Teala zalimi kurtarmaz, fakat mühmet tanır ve nefsinin eline bırakır.Nefsinin emmareliği sebebiyle de hem kendi nefsine hem de başkalarının nefsine zulmeder. Ancak Allah bir kuluna rahmet ve ihsan nazarıyla bakarsa , inayetinin nuru ile nefsinin emmareliğini yok eder.Böylece bu kulun nefsi , şeriatın emrini dinler hale gelirve ahiret azabından kurtulma , yüce derecelere ve yakınlıklarına erişme gayesi dışında hiçbir gaye ile hareket etmez olur.Bu bakımdan günah işleyenlerin Rablerinin yakalamasından çekinerek hemen tevbe etmesi , daha sonra yaparım , ederim demeyi terk etmesi gerekir.Çünkü bir hadiste "Daha sonra yaparım diyenler helak olmuştur" buyrulmuştur.

HAZRET-İ CEBRAİL'İN TALİMİ

 Cabir b.Abdullah'dan rivayet olunur: " Hz.Peygamber sav in bulunduğu meclislerin birinde bulundum.Bir ara bembeyaz giysili, saçı ve teni oldukça güzel bir kimse çıka geldi veşöyle selam verdi:

"- es-selamü aleyke , Ya Rasulallah"dedi.Efendimiz sav :"-Ve aleykesselam" buyurdu. Adam:

"-Ey Allah'ın resulü dünya nedir?" diye sordu.

Efendimiz a.s: "-Dünya bir rüyadır, dünyadakiler ise yaptıklarının karşılığını göreceklerdir" buyurdu.

Adam : "Ey Allah7ın Rasulü , peki ahiret nedir?"

Efendimiz SAV :"- Ebedi hayattır.Bir gurup insan cennetlik bir gurup inisan ise cehennemlik olacaktır."

Bunun üzerine adam :"Cennet nedir?" diye sordu.

Hz.Peeygamber sav: " Öbür dünyanın taliplilerine nimetlerini ebedi olara kdöküp saçmasıdır" buyurdu.

Adam : "- Peki ya cehennem?".

Efendimiz :"- Ahirette Cehennemin , taliplerine döküp saçmasıdır,onlar cehennemden hiç ayrılmazlar , ebedi kalırlar".

Adam :" Bu ümmetin en hayırlıları kimlerdir?" deyince

Efendimiz SAV: "- Allah'a itaat üzere olanlardır". adam:"- orada insanlar nasıl olurlar?"

Efendimiz SAV "- Kafilesini arayan biri gibi çok gayretli olurlar." adam:"- orada ne kadar kalacaklardır?" deyince Efendimiz SAV: " Kafilesinden bir ihtiyac için geri kalan kişinin kaldığı kadar" buyurdu.

adam:"- Dünya ile ahiret arasında ne kadar mesafe vardır?" deyince 

Efendimiz SAV: Göz açıp kapama vakti kadar bir süre" buyurdu.

Cabir anlatmaya devam etti:O adam gitti ve bir daha da gören olmadı.Hz.Peygamber SAV : " O cebrail idi.Sizin ahireti arzulamanızı, dünydan el etek çekmenizi sağlamak için geldi" buyurdu

VEDUD LAFZI

Vedud lafzı bütün mahlukat için hayırlı olanı seven ve tüm hallerinde onlara iyilik eden manasındadır.Dostlarını seven manasında  olduğu da söylenir. 

Kulun Ayyah'ın bu isminden alacağı pay, başkaları  için kendisi için istediklerini istemek, gücünün ve imkanının elverdiği ölçüde başkalarına iyilik etmek , Allah7ın salih kullarını sevmektir.Başkalarını kendisine tercih etmek ise bundan daha yüce bir davranıştır. Nitekim bu özellikte olan bir zat şöyle demiştir:" Cehennem ateşi üzerinde mahlukatın eziyet duymadan , geçebileceği bir köprü olmak isterdim."

İNSANOĞLUNUN TABİATI

 İnsanoğlunun tabiatında şeytanlık sıfatlarından olan kötülüklerde diretme ve kendini büyük görme özellikleri gizlidir.Kendisine yasaklanan şeylere haris olmakta onun tabiatında mevcuttur.Nitekim Hz.adem ,o ağacı yemekten men edilince onu yemek için çok şiddetli bir arzu duydu.İşte bu iki sıfat yüzündendir ki insanoğlu, kendisine bir şey emredildiği zaman kendini büyük görerek yüz çevirir. Kendisine bir şey yasaklandığında da onu yapacağım diye adeta yırtınır.Hele bu emir ve yasak kendisi gbi bir insanoğlundan gelmişse..Allah'a itaat etmek, mahluklara itaat etmeye nazaran çok daha kolay kabul edilen bir şeydir. Çünkü itaat etmekte nefsi benliği zelil kılma ve burnunu sürtme söz konusudur. Ayrıca yaradılan Yaratan'ı tarafından yüklenen vazifelere , kendisi gibi bir mahluk tarafından yüklenenlerden daha fazla tahammül gösterir. Bu sır dolayısıyladır ki Canab-ı Hakk, peygamberleri gönderip yaradılanlara itaat etmelerini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: "Allah7a itaat edin, Rasul'e ve sizden olan ulul emre(yöneticilere) itaat edin (Nisa 69)

Ezeli inayet sayesinde Allah tarafından başarılı ve muvaffak kılınanlar , kendisine emredilenleri yaparlar , yasaklardan kaçınırlar.,peygamberin getirdiklerine itaat ederler.İtaatleri de onları , mahluklara mahsus sıfatların karanlıklarından halıkiyyet sıfatlarının nuruna çıkartır. Kimin de ezelde şaki olacağına hükmedilmiş ise yüzüstü , kendi başına bırakılır, nefsinin ve tabiatının insafına terk edilir.Bu sebeble ne Allah'a, ne Rasulüne itaat eder, daveti kabule asla yanaşmaz.

TEVHİD MERTEBELERİ

 Tevhid mertebelerinin ilki  tevhid-i efal, sonra tevhid-i sıfat, sonra tevhid-i zattır.Çünkü zat sıfatlarlha, sıfatlar fiillerle, fiiller ise eserlerle ve oluşlarla gizlenmiş perdelenmiştir.İşte bu oluş hicaplarının ortadan kalkması ile kendisinde fiillerin  tecelli ettiği kimse tevekkül eder. Fiil hicablarının ortadan kalkması ile kendisinde sıfatların tecelli ettiği kimse razı ve teslim olur.Sıfat hicablarının ortadan kalkması ile kendisinde zatın tecelli ettiği kimse ise artık vahdettedir.mutlak olarak muvahhid olur.

Mesnevide şöye denir:

Sen "La ilahe illallah" demedikçe/hakikate varan açık yolu bulamazsın.

Aşk öyle bir ateştir ki, alevlenince /Sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar, yandırır.

"La" kılıcı, Hak'dan gayrısını keser , siler süpürür / Bir bakda gör, "La"(yok) dan sonra ne kaldı?

Ancak "illallah" kaldı, hepsi de gitti yok oldu. Ey şirki ortaklığı yakıp kandıran aşk, şad ol, yaşa!

 

KENDİNE VAAZ ET

 El-ihya isimli kitapta şöyle denilir:" Allah Teala , İsa (a,s) a şöyle vahyetti: "Kendine vaaz et, şayet kendin o öğüdü alıyorsan , insanlara da öğüt ver.Aksi takdirde benden haya et"

Hafız Şirazi der ki:

Vaizler bu cilveyi mihrabda ve mimberde ederler

Yalnız kalınca o işi başka türlü yaparlar

Bir müşkülüm var , meclisin alimine sor

Başkalarına tevbe buyuranlar neden tevbede eksik kalırlar.

ÖLÇÜYÜ VE TARTIYI EKESİK YAPMAYIN EMRİNİN İŞARİ YORUMU

 Ayette buyrulmuştur: Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın.Yani muhabbet ölçüsü ile talep tartısını eksik yapmayın.Muhabbetin bir ölçüsü vardır ki o, masivaya düşman olmaktır.Nitekim Hz.İbrahim a.s, dostluğunu ızhar ederken "Alemlerin Rabbi müstesna , onlar benim düşmanımdır(Şuara 77) demiştir.Allah Teala ile birlikte bir kimseyi veya bir şeyi sevdiğin zaman , Allah7ı sevme ölçüsünde eksiklik yapmış olursun.Ayrıca talebin de bir tartısı vardır ki o, şeriat ve tarikat ayakları üzerinde yürümektir.Nitekim şöyle denilmiştir:" İki adımda vasıl olursun" . Bu iki adım olmadan hareket edersen tartıyı eksiltmiş olursun.

Şu halde müride düşen, veli ve nebilerin terbiyesi ile terbiyelenip ayağını birinci yola koyarken kendisine emredilip şart koşulduğu üzere koymasıdır.

KÖTÜ AHLAKLAR VE SONUÇLARI

 Hadis-i şerifde buyrulmuştur: Hıyanetin ortaya çıktığı bir toplulukta bulunanların kalplerine Allah mutlaka korku ilka eder. Zinanın alenen yapıldığı bir yerde mutlaka ölümler çoğalır. Ölçü ve tartının eksik yapıldığı yerde yaşayanların rızkını Allah mutlaka keser. Adaletsiz hüküm verilen bir toplumda mutlaka kan akıtma hadiseleri yaygınlaşır. Anlaşmaya bağlı kalmayan bir topluluğa da Allah mutlaka düşmanı musallat eder. 

ALIŞVERİŞTE HİLE

 Hiçkimse , alışxveriş ederken hile ve laf kalabalığı ile malını cazip gösterme yoluna gitmesin.Çünkü böyle yapmakla rızk artacak değildir.Aksine rızkın bereketi gider.Böyle yollarla azar azar biriktirenlerin malını Hak teala bir anda tamamen yok eder ve sahibine de malının her bir zerresinin mesuliyeti kalır.Anlatılır ki fazla gözüksen diye sütüne su karıştıran bir adamların inekleri bir sel felaketine uğrayarak telef olmuş  küçük kızı adama şöyle demiş: " Babacığım süate karıştırdığın sular birikti birikti ve sonunda inekleri telef etti"

14 Şubat 2026 Cumartesi

EKSİK VERMEK

 Hz.Şuayb a.s 'ın peygamber olarak gönderildiği Medyen halkı, ölçü ve tartıda hile yaparlardı.İki öölçek kullanırlar, başkalrından mal alırken tam ölçeği kullanırlar, kendileri başkalarına mal satarken eksik ölçeği kullanırlardı."Ey kavmim, ölçüyü tartıyı adaletle yapın , insanların eşyasını eksik vermeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak dolaşmayın"(Hud 85). emri bunun için söylenmiştir.

"İnsanların eşyasını eksik vermeyin" kavramından sadece ölçülen ve tartılan eşyalar anlaşılmayıp ister değersiz olsun "eksik vermeyi" hitabı vardır.Şuayb a.s ın kavmi , szimsarların yaptığı gibi satılan her şeyden bir miktar komisyon alıp müşterilere o malın değerini azaltarak verirlerdi.Başkalarının malını eksik vermek fesaddır.Altın ve gümüş paranın kenarlarından eksilterek ağırlıklarnı düşürmek ve bazı şartlardan istifade ederek bu noksan akçeyi piyasaya sürmek gibi hareketlerde bozgunculuk fiillerindendir.Helal kazanç daha hayırlıdır.Allah Teala :"Allah faizin bereketini giderir, sadakaları ise bereketlendirir"(Bakara 276). 

MECİD İSMİNİN MANASI

 Mecid, zatı şerefli, fiilleri güzel, ihsan ve atası bol demektir.Zatı şerefli biri, bir de güzel davranışlara sahip oldu mu ona "mecid" adı verilir.

İNSANLAR SINIF SINIFTIR

 İnsanlar yakınlık-uzaklık; seyr u süluk ve bunu bırakma hususlarında sınıf sınıftırlar:

Allah Teala kimi insanları hiçbir şey yapmadan, uğraşmadan kendisine ulaştırmayı tercih buyurmuştur. Böyleleri kendilerini maksatlarına ulaşmaktan alıkoyacak şeyleri def etmeye uğraşmaksızın, O' nun özel denetiminde bulunurlar.

Kimi insanlar da vardır ki , başkaları (ağyar) onları bir süre Allah' dan uzaklaştırıp meşgul eder.Bu kişiler Allah'ın muvaffak kılmasıyla masivanın varlığını ortadan kaldırmaya çalışırlar ve masivayı sonunda yok ederler. Kendileri için Allah Teala'dan başka varlık kalmaz.

Kimileri de yolda kalır, yaratılışları kendilerini istedikleri yere ulaştırmadığından dolayı en son hedeflerine varamazlar.

Bazı insanlar da vardır ki ne yolun ne de yola girmenin ne olduğunu bilemezler , tabii makamlarında öylece kalırlar.

Hafız der ki:

Bir topluluk dostun visalini ciddiyet ve gayretle elde ettiler./ Diğer bir topluluk ise takdire havale ettiler.

Birinci gurup , Allah Teala'nın şu sözünü kendilerine reehber edinmişlerdir:"Uğrumuzda mücahede edenleri , elbette yollarımıza ulaştırırız"(Ankebut 69)Buna göre Allah'a ulaşma(visal) çalışıp didinmeninde rol oynadığı bir şeydir. Tıpkı bir takım sebeblere bağlı olarak elde edilmesi mümkün olan vezirlik gibi.

İkinci guruptakiler ise O' na ulaşmayı , çalışıp didinmenin hakikatte hiçbir şekilde rol oynamadığı ilahi vergilerden kılmıştır.Buna göre o sultanlığa benziyor.Allah Teala şöyle buyuruyor:"De ki: Ey mülkün sahibi ! Sen mülkü dilediklerine verirsin"(Ali imran 26)."O, hikmeti dilediğine verir."(Bakara 269). "Allah'ın vermeyip te tuttuğu şeyi hiç kimse salıveremez"

CİİNS CİNSİ ÇEKER/CAZİBE

 Efendimiz buyurmuuştur: "Bir mü'min bin kişinin yaşadığı bir kasabaya varsa ve bir kişi dışında kasabadakilerin tamamı kafir olsa, o müminin kalbi kasabadaki mümini bulana kadar sakinleşip rahat etmez.Bir münafık da bir kişinin yaşadığı bir kasabaya gelse  ve biri dışında kasaba ahalisinin tamamı mü'min olsa , münafığın kalbi de kasabadaki münafığı bulana kadar kimseye ısınmaz"

BEY'AT

 BEY'AT vermek birisine tabi olmak hussunda söz vermektir.Bey'at'ın aslı Hak Teala'ya verilen sözdür.Bir anlamda Ya Rabbi sana tabi olacağım,senin emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınacağım. Senin emirlerini ve isteklerini yerine getirirken asla tereddüt etmeyeceğim, isyan içinde olmayacağım demektir.

Kendisine beyat edilen , bey'at veren hakikatte Allah Teala'dır. Fakat bey'at alma ve sözleşme daha kolay olsun diye bir takım vasıta ve vesileler yaratarak peygamberleri, onların varisi olan şeyhleri, bu şeyhe bağlı sultanları beyat edilen kişiler olarak tayin etmiştir. Dnun için onlar koruma ve muhafaza altındadır.Günah olan bir şeyi kesinlikle emretmezler.Onların ahdi bozmaları asla düşünülemez.Onların kapısından ayrılmayan güzel netice ile mesud olacaktır.Aklı başında olan kimselerin, peygamber ve velilerin davet ettiği tevhid  ve hakikatları konusunda şüphe ve tereddüt içinde olmaması gerekir.Aksine hakkın inceliklerine ulaşana dek ona tabi olmak gerekir.Çünkü şüphe ve tereddüt kafirlerin,kararsızlık ve bocalama ise günahkarların hallerindendir.

Bazı şahısların peygamber varisi ve Rablerinden bir delil üzere bulunan şeyhler arayıp bulamadıkları hadisesi , bu şahısların taleplerindeki zaaf ve tereddüt, inanç ve himmetlerindeki dağınıklık bulunmasındandır.Çünkü talib basiret üzere hareket etmediği zaman , basiret ehlini bulamaz.İisterse gözünün önünde olsun. Aksine hüsranı ve ziyanı artar.Ne güzel söylenmiştir:"kör görmese de güneyyine güneştir" 

DUA ETMEK

 Hz.Şeyh-i Ekber İbni Arabi hazretleri der ki:" Dua etmek uzaklığı çağrışytırıyor. Allah Teala ise yakındır.Yakın olduğuna göre niçin O'na dua ediyorsun?. Dua etmeyip susunca: " Niçin dua etmiyorsun, yoksa büyüklük mü taslıyorsun?" der.Geriye dilsizlere imrenmekten başkaçare kalmıyor. Onlar konuşamazlar.Sağırlar, dilsizler,körler. Nemutlu onlara ! Ahirette dönüp varılacak güzel yer de onların". İşte Allahı bilenlerin vasfı budur. Onlar hakkında : " Allah'ı tanıyanın lisanı bal olur"

EL MÜCİB İSMİ ŞERİFİ

 Kulun, Allah'ın EL MUCİB esmasından alması gereken hissse , Rabbinin emredip yasakladığı hususlarda O' na icabet etmesi, Allah'ın kullarına nazik bir şekilde cevap vererek isteklerini karşılamaya çalışarak yardımcı olmasıdır.Kul Rabbin emirlerine müsbet cevap verdiği zaman , Allah da onun duasına icabet eder.Nitekim Efendimizin amcası Ebu Talib, Resulullah'a sav şöyle demiştir:" Rabbin ne kadar da istediğini hemen yerine getiriyor" . Peygamberimiz de ona " Amca! Sen de O'na itaat edecek olsan senin isteklerini de yerine getirir.