12 Nisan 2026 Pazar

HAKK'IN EMRİNE TABİ OLANLAR

 Hz.Musa a.s, Tur dağında Hak Teala ile konuşmuş, Hak Teala ona "Sen ve kardeşin birlikte ayetlerimi götürün.Beni anmayı ihmal etmeyin" deyince Hz.Musa derhal bu emre icabet etmiştir.Halbuki ,Karısı, yeni doğan çocuğu ve hizmetçisi Tur dağının bir yerinde onu beklemekte idiler.Hz:musa hiç onlara haber vermeden HakK7ın emriniyerine getirmek için yola çıkmıştır.Karısı, kendisini bekledi, ancak haber alamadı.Gündüzde haber alamadılar.Orada beklemeye devam ettiler.Nihayet oradan geçen Medyenli bir çoban  Hz.Musa'nın ailesbini tanıdı ve onlarıHz.Şuyab'e götürdü.İsrailoğulları denizi geçtikten , Firavun ve kavmi boğulduktan sonra Hz.Musa'nın haberi onlara ulaştı. Şuayb a.s onları Mısır'a , Musa 'nın yanına gönderdi.

Burada işaret vardır.Mümin dünya veahiret işinde birini tercih etmek arz edildiğinde ahiret/din işini tercih eder.Hz:Musa arkasına bile bakmadı.Hz.İbrahim karısı Hacer'i ve oğlu İsmail'i Mekke'de bırakıp geri dönmüştür.

ZİKRİN EMREDİLMESİNİN HİKMETİ

 Bazı alimler zikrin emredilmesinin hikmetini şöyle açıklarlar: Allah Teala'nın celalini ve azametini anan/zikreden kimse başkasını küçük görür , O'ndan başka kimseden korkmaz. Bu zikir ile ruhu güçlenirve maksuda ulaşmakta zaafa düşmez.

Aziz Mahmut Hüdai hazretleri buyurmuştur ki: " Vaazdan önce kelimei tevhidi söyletmek cemaatın vaazı iyi dinlemesine , Melik ve Kadir olan Allah'ın izni ile irşadın etkili olmasına sebeb olur"

SABIR V E RIZA

 Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur." Allah bir kulunu severse onu belalara düçar kılar. Eğer sabrederse onu seçer, belaya rıza gösterirse kendine has kılar"

Sabır başa gelen musibetlerin acısını yutması, rıza ise takdirin acılığı karşısında kalbin sevinmesidir.Allah bir kulunu kendisine has kılmak isterse onu belaların ortasına atar, sonra da onun cevherini kendinden başka her şeyden temizler.

Hafız Şirazi der ki:

Zevk makamı meşakkatsiz müyesser olmaz/ Elest hükmünde 'bela'yı (evet demeyi) belaya bağlamışlardır.

CAHİLLERİN SOHBETİ İLE İMTİHAN OLUNMAYANLAR

 Davud Kayseri şöyle der: " Kutupların kemalatından ve Allah'ın onlara ihsanlardan birisi de Allah'ın onları cahillerin sohbeti ile imtihan etmemesidir .Bilakis onları alim, edepli ve güvenilir kimselerin sohbetiyle rızıklandırır.O kimseler onların ağırlıklarını hafifletir, emirlerini ve sözlerini yerine getirirler."

KALBİN GENİŞLEMESİ

 Hz.Musa , Hak Teala'ya :"Rabbim, yüreğime genişlik ver" diye dua etmiştir.Taha suresi 25 nciayettir.Kalbin genişletilmesi Allah'ın peygamberlere  ve kamil velilere bir ihsanıdır.Bu nimetten en büyük nasibi Efendimiz SAV almıştır.Çünkü kalb genişliği ona hem sureten hem de manen verilmiştir.. Çünkü çocukken O'nun kalbi açılmış , içinde şeytanın nasibi olan kan pıhtısı çıkartılıp atılmış ve kalbi altın bir tas içinde yıkanmıştır.Yine kırk yaşlarına doğru peygamberliğin yükünün taşınması , Miraçta da Hakkın esrarına güç yetirebilmesi için şakkı sadr(göğsünün yarılması) gerçekleşmiştir.Hz.Peygamber sav vasfedilmesi imkansız yumuşaklık, affedicilik, sabır, intikam almaktan geri durmak ,lütuf, dua ve nasihat gibi bir çok üstün özelliğe sahip olmuştur. 

RABBİMİZİN İHSANI

 Allah Teala,Cebrail a.s 'ı insan şeklinde Hz.İbrahim'e gönderdi.Cebrail ona:B " Ey İbrahim! görüyorum ki hem dosta hemde düşmana ihsanda bulunuyorsun." dedi.İbrahim a.s : " Ben ihisanı ve vermeyi Rabbimden öğrendim.Rabbimin dostu düşmanı ayırmadan verdiğini gördüm.Bu yüzden verirken ben de kimseyi ayırmam." diye cevap verdi.Bunun üzerine Allah Teala ona: " Ey İbrahim! Sen benim gerçek dostumsun " diye vahyetti.

ŞİBLİ HAZRETLERİ

 Müşahede ve ıyandan sonrası için denilenler:

Mesnevi'de denilir ki: "Göklerin damlarına çıktıktan sonra , merdiven aramak manasızdır. Aydın ayna saf ve cilalı bir halde iken onu cilalamaya çalışmak cahilliktir.Padişah kabul edip huzurunda oturduktan sonra  Mektup ve elçi araştırmak çirkin bir şeydir.

Bu yüzden Şeyh Şibli hazretleri Allah7a vuslattan sonra bütün kitaplarını suya vermiştir.

HANGİ KULLAR

 Musa a.s 'a : " İlahi ! Hangi kul senin için daha değerlidir?" diye sordu.

Allah Teala: " Lisanı zikrimle ıslak olan." buyurdu. Musa a.s yine:

"Hangi kulun daha bilgilidir?" dedi.

AllahTeala:"Benim başkalarının ilmini bildiğimi bilendir".Hz.Musa:"Hangi kulun en adaletlidir?" diye sordu.

Allah Teala: " İnsanlara verdiği gibi kendi aleyhine de hüküm verebilenlerdir"

Hz.Musa : " Hangi kulunun günahı en büyüktür?" diye sorunca 

Allah Teala: " Hem benden isteyip hem debeni suçlayan, benim kazama razı olmayandır" diye cevap verdi

Hafız Şirazi şöyle der:

Ferman dairesinde biz teslim noktasındayız

Lütuf senin ihsan ettiğin, hüküm senin buyruğundur.

GÜZEL'E VE ÇİRKİN'E TAVSİYELER

 Rivayet göre hikmet sahibi bir kimseye , birisi güzel yüzlü, diğeri çirkin yüzlü iki kişi tavsiye almak için gittiler. Hakim zat güzel yüzlü insana: " Sen güzel yüzlüsün, çirkin fiiller sana yakışmaz." Çirkin yüzlüye de " Sen zaten çirkinsin , eğer çirkin davranışlarda bulunursan , çirkinliğin daha da artar" dedi.

RAHMAN ARŞI İSTİVA ETMİŞTİR AYETİ

 Taha suresinin 5 nci ayetidir. "O Rahman, Arşı istiva etmiştir.".

İSTİVA, karar kılıp oturmak ve istila(kaplamak ve yerleşmek) manasına gelir.Hak Teala mekandan münezzehtir."Filanca padişah tahta oturdu" cümlesi, o bilinen tahtın üzerine oturmamış olsa bile onun padişah olduğu anlamına gelir.Şu halde bu ayette kastedilen Hak Teala'nın şerefli iidaresinin kainatı yaratmaya  ve onu idare etmeye iiradesinin taalluk etmesidir.Çünkü Bari teala intikal ve hululden beridir.İibadet edenlerin yeryüzünde bedenleriyle nereye yöneleceklerini bilmeleri  için Kabe yaratıldığı gibi , semada kalbleriyle nereye yöneleceklerini bilmeleri için de Yüce Arş yaratılmıştır.

İbni Arabi hazretleri Fütuhat iszimli eserinde: " Hak Teala'nın arş üzerine istiva ettiği Kur'an da beyan edilmiştir.bBundan maksat ona iman etmektir.Biz bunu tevil etmek istemeyiz ki bu konuda tevil azgınlıktır..Ayetin zahirini kabul eder ve batınına teslim oluruz ki bu sünnilerin itikadıdır.Ama biliyoruz ki CEnab-ı Hakk mekana muhtaç değildir., arş da onu tutucu değildir.Mekanı da arşı da tutan/muhafaza eden O'dur."

Müteşabih ayetin tevilini Allah'a havale etmek gerekir."Onun tevilini Allah'dan başkası bilmez"(ali imran 7) .

İimam malik ve Ahmed :"İstiva" malum,nasıl olduğu meçhul, onu araştırmak ise bidattir" dedikleri rivayet edilmiştir.Büyük imamların amacı insanları tartışma ve cedelden korumaktır.Cedel kapısını kapatmakla iyi yapmışlardır. Cumhur da aynı yolu takip etmiştir. Çünkü cedel kapısını açmak , Allah7ın kullarının çoğuna zarar verir. Rivayete göre adamın biri Hz.Ömer'e müteşabih iki ayetin manasını sormuş., Hz.Ömer de adamın kafasına değnekle vurmuştur.

iSMAİL hAKKI bURSEVİ DEMİŞTİR Kİ:Şüphesiz "Zeyd" ile "Alim " arasında fark vardır.Çünkü birincisi mücerred bir zata, ikincisi ise ilimle sıfatlanan kimseye delalet eder.Her ne kadar zatı da şümulüne alsa de kendisiyle umumi rahmet sıfatının kastedildiği "Rahman" ismine istivanın isnadı , Allah ismine isnad gibi değildir. Allah ismi ile zat kastedilir. Allah ismi bütün sıatları kendisinde toplasa da Allah'ın zatının istivadan münezzeh olduğunu çağrıştırır.Tüm cisimleri kuşadan arş üzerine istiva eden , herşeyi kuşatan rahmettir.Zatın istivası ile sıfatın istivasını birbirinden ayırmayan hata etmiştir.Çünkü Allah Teala zatı itibarıyla bütün alemlerden müstağnidir.O ancak sıfatlaır  ve isimleri ile ruhlarda vecisimlerde tecelli edicidir.Öylme ki kainat aynasında ancak esmai ve sıfati tecellilerinin sureti görünür.Bu tecelliden O'nun zatının kainattan bir kevne hululü gerekmez.

11 Nisan 2026 Cumartesi

AHİRET AMELLERİ

 Kalıcı olan salih ameller, aühiret için yapılan amellerdir.Güzel sözler de bunlardandır.Ebud-Derda r.a der ki: "Resulullah a.s bir gün bir yere oturup kurumuş bir dal aldı ve bir yaprağını kopararak şöyle dedi."La ilahe ilallah, Allahü Ekber, Süphanallah ve Elhamdülillah sözleri, rüzgarın şu ağacın yapraklarını döktüğü gibi hataları (günahları) döker.Ey Ebüd Derda ! Seninle bunlar arasına bir engel girmeden bu kelimeleri tut(belle).işte bunlar kalıcı iyi işlerdir ve cennet hazinelerindendir.

SITMA DUASI

 Hz.Aişe validemizden rivayet edilmiştir: " Medine'ye geldiğimizde - ki Medine yeryüzünde vebası  en çok olan yerdir- sıtmaya yakalandım.Hz.Peygamber sav:" Seni niye böyle görüyorum?" deyince ben dedim: " Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasulü, şu sıtma sebebiyle" ve sıtamya lanet ettim.Bunu n üzerine Hz.Peygambersav: "Ona sövme, çünkü o memurdur.Fakat istersen sana bir kaç kelime öğreteyim, onları söylediğin zaman Allah senden bu sıtmayı götürür" buyurdu.Öğret deyince de şu duayı okudu:

ALLAHÜMMERHAM CİLDİREGIGA VE AZMİ EDDAGIGA MİN ŞİDDETİL HARIGI YA ÜMLME MİLDEMİNİN KÜNTE AMENTÜ BİLLAHİL AZİMFELA TESDAIRRE'SE VELA TENTÜNİL FEME VELA TE'KÜLİ ALLAHÜMME VELA TEŞTERİDEMME VE TAHAVVALİANNİ İLAMENİTTEHAZEMAALLAHİ İLAHEN AHARE

"Allahım ! ince cildime ateşin şiddetinden yana nkuru kemiğime acı! Ey humma , eğer yüce 
Allah'a inanmışsan başımı ağrıtma, ağzımı kokutma,etimi yeme, kanımı içme ve benden Allah'dan başka ilah edinen kimseye geç!"    

Bunu söyleyince sıtma gitti.

HEVA,ŞEHVET VE LEZZETLER

 Şehvet arzu etmek demektir.Heva ile şehvet arasında fark vardır.Heva, şehvetlerden kötülenmiş olanlardır.Şehvet/arzu ise bazen övülür ki bu Allah Teala'nın fiilindendir.Bu insanı salaha/düzeltmeyeçağıran şehvettir.Şehvet bazen de yerilir ki o da nefsi emmarenin fiilinden kaynaklanır.Bu da nefsi emmarenin bedeni lezzetlerin bulunduğu şehvetlerine icabet etmektir.Halbu ki heva, şehvet ve yezzetlere karşı gelmekten daha şerefli ve daha büyük bir ibadet yoktur.

Şeyh Şadi şirazi der ki:

Şehvetperest nefse itaat etme! Çünkü o her saat başka bir kım.ededir.

Gönlün senden istediği her şeyin peşine gitme! Çünkü tenin temkini canın nurunu inceltir.

Nefsi emmare insanı hor ve hakir eder. Eğer akıllı isen nefsi emmareyi yüceltme!

PEYGAMBERDEN SONRA YERİNE GELEN NESİL

 Meryem suresi59 ayetinde buyrulur:"Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki , onlar namazı zayi ettiler,şehvetlerine uydular..."

Bu surede Hak Teala'nın isimlerini  iltifatla andığı peygamberler den (Zekeriya, Hz.Yahya  ,Hz.Meryem,Hz.İsa,Hz.İbrahim ,İsmail,İshak ve hz.Yakub,Hz Musa,Hz.İdris) sonra gelen kötü topluluk yahudi, hırıstiyan ve mecusilerdir.Kötü nesil için kullanılan ifade  (half) olup, araplar iyi nesil için (halef) kelimesini kullanırlar idi.

Efendimiz SAV buyurmuştur:" Benden önce Allah7ın gönderdiği her peygamberin mutlaka ümmetinden havriler ve arkadaşları olmuştur.Bunlar onun sünnetiyle amel ederler, emirlerini de yerine getirirler idi.Sonra, bu peygamberlerin ardından öylesine kötü kimseler zuhur etti ki, yapmadıkalrını söyleyip, kendilerine emredilmeyeni de yaptılar.Kim onlarla eliyle mücadele ederse mümindir.Kim onlarla diliyle mücadele ederse mü'mindir.Kim de onlarla kalbiyle mücadele ederse o da mü'mindir.Bunun gerisinde hardal tanesi kadar iman yoktur"

Ayette ifade buyurulan "namazı zayi ettiler"  yani ya namazı terk ettiler ya da vaktini geciktirdiler veyla kıldıktan sonra kovuculuk, gıybet,yalangibi şeylerle namazın sevabını zayi ettileryahut ona niyetsiz başlayıp huşusuz bir şekilde kıldılar.

Ayette buyurulan "şehvetlerine uydular" , şarap içerek baba bir kız kardeşi ile evlenmeyi helal sayarak  ve çeşitli isyanlara dalmak ifade buyrulmuştur.

Bu nesil ile alakalı olarak Hz.Ali kvh şöyle demiştir: Onlar muhkem binalar yapan , gösterişli bineklere binen  ve şöhretli elbiseler giyen kimselerdir".

Bir hadiste buyrulmuştur ki Allah Teala hz.Davud'a şöyle vahyetti: "Dünya başına köpeklerin üşüşüp oraya buraya çektikleri bir cifeye benzer.Ey Davud , sen de onlar gibi köpek olup onlarla bu cifeyi çekiştirmek istermisin?Ey Davud! Güzel gıda, yumuşak elbise,insanlar arasında meşhur olmak ve ahirette cennetasla bir arada olmaz." 

Hz.Ömer r.a bal ile soğuk suyu beraber içmekten çekinir ve :" Onların hesabını benden uzaklaştırın" derdi.

VEhb b.Münebbih şöyle demiştir:" Dördüncü kat semada iki melek karşılaştı. Biri diğerien "Nereden geliyorsun?" diye sordub. O da :"Falanca yahudinin iştahının çektiği bir balığı denizden sürmekle emrolundum." cevabını verdi. Diğeride şöyle dedi:"Ben de filanca abidin iştahının çektiği zeytinyağını yere dökmekle emrolundum"

10 Nisan 2026 Cuma

İDRİS PEYGAMBER

 İdris peygamber, Nuh peygamberin babasının dedesidir.Hz.Adem7in vefatından yüz sene önce doğmuştur.Ölçü ve tartıyı ilk icad eden, Allah yolunda ilk defa silah kuşanıp cihad eden,ve Kabil oğullarını esir alan, kalemle yazan , hesap ve yıldızlar ilmine bakan, elbise diken-daha önce deri giyiyorlardı- ve pamuk elbiseyi ilk giyen, HPz.İdris peygamberdir.İdris kelime olarak ders kelimesinden türemiştir.Hz.İdris7e bu ismin verilmesi çok ders görmnesindendir.Çünkü Allah Teala ona otuz sahife indirmiştir. 

TESİRLİ TAVSİYELER

 Salihlerden birisinin şöyle dediği rivayet olunmuştur: " Bana birileri misafir oldu.Ben onların abdaldan olduğunu anladım.Onlara:"Bana öyle tesirli bir tavsiyede bulunun ki Allah'dan korkayım." dedim.Onlar şöyle cevap verdiler:"

1- ÇOK UYUYAN, kalb hassasiyeti ummasın

2-ÇOK YİYEN , gece ibadete kalkmayı ummasın

3-ZALİMİN SOHBETİNİ TERCİH EDEN, istikamet üzere olmayı ummasın

4-GIYBET VE YALANCILIĞI ADET EDİNEN, imanla göçmeyi ummasın

5-İNSANLARIN ARASINA ÇOK KARIŞAN, ibadetin tadını umması

6-İNSANLARIN RIZASINI İSTEYEN, Allah Teala'nın rızasını ummasın

9 Nisan 2026 Perşembe

İHLAS,MUHLİS,SIDDIK KAVRAMLARI ÜZERİNE

 Tevilatün Necmiye isimli eserinde Necmeddin Kübra hazretleri der ki: "Bil ki ubudiiyette ihlas velilerin makamıdır.İhlas sahibi(muhlis) olmayan hiçbir veli yoktur.Her ihlaslı kimse veli değildir.Nebi olmayan hiçbir Resul yoktur.Fakat her nebi resul değildir.Muhlis nefsini hayvani, nefsani özelliklerden tezkiye ediptemizleyerek kullukta arındıran, samimi hale getiren kimsedir. Muhlas ise nefsini rabbani , ruhani vasıflarla süsleyerek (tahliye) tezkiye edip temizlendikten sonra Allah'ın arındırıp samimi kıldığı kimsedir.Nitekim Hz.Peygamber efendimiz buyurmuştur: " Kırk sabah Allah için samimi davranan kimsenin hikmet menbaaları ( kaynakları) kalbinden diline çıkar, ulaşır"

Allah Teala bir kutsi hadiste buyurur: " İhlas, Benimle kulum arasında mukarreb(yakınlaştırılmış) meleğin ve gönderilmiş (mürsel) peygamberin kavrayamayacağı bir sırdır.Ben, cemal ve celal sıfatlarımın tecellisiyle ihlaslı kullarımın kalblerinisüslemeyi üstlenirim.

İhlaslı kimselerin ihlasının da mertebeleri vardır.Onun en alt derecesi , kulluğun sadece Allah için olması, Allah'ın haricindekilerin onda bir ortaklığının bulunmamasıdır.Orta derecesi, kulun varlığını Allah için; Allah uğrunda ortaya koyması harcamasıdır.En üst derecesi ise bedenlerin hapsinden kurtulması; Allah'da fani olup Allah'ın varlığı ile baki olmasıdır.

8 Nisan 2026 Çarşamba

UZLET

 Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Uzlet dilin susmasına sebebtir.İnsanlardan uzak kalan , konuşacak kimse bulamaz.Buda onu susmaya götürür.Uzlet iki kısımdır.Birincisi müritlerin uzletidir ki , başkalarından bedenleri ile ayrılmaları şeklinde olur.İkincisi ise muhakkıkların uzletidir ki, varlıklardan kalbleri ile ayrılma şeklinde olur.Onların kalblerine Allah'ın ilminden başka bir şey girmez. O ilim ise müşahede yoluyla orada hasıl olan Allah7ın şahididir.

TABİ OLMAK

 Denmiştir ki:" Doğruyagötüren yol uymakla/tabi olmakla olur.Derecesi en yüksek kimse , Kur'an'a;Onun altında olanlar Hz.Peygamber'e;onun altında olanlar, Sahabeye; onun altında olanlar velilere ve Allah'ı bilen alimlere uuyarlar.Çünkü Allah'a götüren en sağlam yol, tabi olmaya dayanan yoldur.

Sehl b. Tusteri der ki: " Nefse en ağır gelen şey (başkasına) uymaktır.Çünkü başkasına tabi olmakta nefse bir nefes ve rahat yoktur.

HİZİPLER

 Meryem suresi 37 ayetinde Hak Teala buyurur: "Kendi aralarında çıkan hizipler, ayrılığa düştüler.."

Bu ayet İsrailoğullarına göre yorumlanır ise kendilerine peygamber gönderilen insanlar arasındaki ceşitli cemaatların ayrılıklarıdır ki Nasturiler "İsa Allah'ın oğludur" , Yakubiler "O, Allah'tır.Önce yere indi sonra göğe çıktı .", Melkaniler ise "O Allah'ın kulu ve rasulüdür" dediler.

Tevilatün Necmiyye de şöyle denilir: " Yani onlar üç guruba ayrılmışlardır.Bir gurup , şeriat ve tarikat ayakları üzere yürüyerek çeşitli makamları geçip Allah'ın yakınlığına ulaşarak Allah'a ibadet ederler.B:unlar veliler ve sıddıklardır.Onlar ehlullahın havassı/seçkinleridir.Bir gurupta şeriatın zahiri  ve bununmla ilgili amelleri yaparak Allah'a ibadet ederler.Bunlar ise müminmüslümanlardır.Onlar cennet ehli kimselerdir.Diger bir gurup ise tabiatlarının gereği olarak heva ve heveslerine taparlar ve de Allah'a ibadet ettiklerini iddia ederler.Onların durumu kafirlerin putlara tapıp "Biz onlara  sadece bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz" (Zümer 3) demelerine benzer.Bunlar hak ehlini inkar ederler.Bid'at ,riiya ve heva ehlidirler.işte onlar cehennem ehli kimselerdir.

HAZRET-İ İSA VE HZ.YAHYA

 Efendimiz SAV hadislerinde Hz.Yaühya ve İsa'nın makamlarını haber vermiştir: İsa ve yahya karşılaştılar. Yahya İsa'ya dedi ki: " Sanki sen Allah'ın azabından emin gibisin." İsa da Yahya'ya: " Sanki sen de Allah'ın lütuf ve rahmetinden ümid kesmiş gibisin " dedi.O zaman Allah da onlara: " Bana en sevimli olanınız Benim hakkımda en güzel zan besleyeninizdir" diye vahyetti.Bundan dolayı Hz.Yahya'nın sonu , celal makamında öldürülmek oldu.Onun için kısasen yetmişbin kişi öldürülünceye kadar kanı fışkırmaya devam etti.Onlar öldürülünce kanı durdu.İsa'nın sonu ise bast ve cemal makamında semaya, yani cemal mazharlarından olan mele i alaya yükseltilmek oldu.Her ikisi de makamlarında tam olarak kurtuluşa ermiş kamil kimselerdi.

HURMA

 Hz.Meryem annemiz doğumyaptıktan sonra taze hurmayı yemesini emretti.Taze hurma yahut mevsimine göre kuru hurma doğum yapanlara Efendimiz SAV in hadisi vardır: " Kadın çocuk doüğurduğunda ilk yemeği yaş hurma, yoksa kuru hurma olsun.Çünkü eğer ondan daha üstün bir yiyecek(loğusa için) olsaydı, İsa'yı doğurduğunda Allah İmran kızı Meryem'e onu yedirirdi"

Denmiştir ki Lağusalar için hurmadan, hastalar iç in baldan daha üstün bir şey yoktur"

DEĞİŞMEYEN KANUNLAR

 Efendimiz SAV buyurmuştur: "Allah Teala bir kulu sevince onu imtihan eder, eğer sabrederse onu seçer, eğer rıza gösterirse onu tercih eder, beğenir" Kla gereken, içerisinde nimet bulunduğu için belaya hamdetmektir.Eğer nimeti kaçırırsa sabretmektir.Bunların her ikisi de ubudiyyet(kullak) yollarındandır. Nefsine şefkatten ileri gelen tasaya arka çıkarsa, bu ona hevasının galip gelmesinden dolayıdır.

Ataullah İskenderi hazretlerinin Şerhul Hikemil Ataiyye isimli eserinde denilmiştir ki: " Eğer düşünürsene, marifetin hakikatına ermenin belalar içine dürülmüş olduğunu görürsün.Çünkü marifet, ancak Allah'ın sıfatlarının gerçekleşmesi ile olur.Sonunda senin varlığından olan her şey , O'nun sıfatlarında fena bulur.O'nun izzetini n, kudretinin , zenginliğini nve kuvvetini nyanında seninkiler kalmaz.B da, senin için belaların var olmasıyla gerçekleşir.Çünkü bela,rububiyetin mutlak hakimiyetini hissettirmektedir. Bunu anla! Allah bizi ve sizi işin hakikatını elde etmeye  ve her haldehamd ve sabır makamında karar kılmaya muvaffak eylesin!

Mesnevi de şöyle denir:Allah, yüzbinlerce kimya yarattı/ Ama insan , sabır gibi bir kimya görmedi.

7 Nisan 2026 Salı

HIZIR'I GÖRMEK

 Velilerden birisi şöyle der: İsrailoğullarının bulunduğu çölde (Tih'de) idim.Bir de  baktım ki bir adam benimle birlikte yürüyor. Onun durumuna şaştım. Bana onun Hızır olduğu ilhamı geldi. Ona " Allah aşkına sen kimsin?" diye sordum. O da: " Ben senin kardeşin Hızır'ım" dedi. Ona: " Sana bir şey sormak istiyorum." dedim. O da: "Sor" dedi. Ben de: "Seni hangi vesileyle görndüm?" diye sordum. O da : "Annene iyilik etmen sebebiyle" dedi.

6 Nisan 2026 Pazartesi

KAYBETTİĞİMİZ DİL ZENGİNLİKLERİ

 Neyi kaybettiğini hatırla

Neyi kaybettik.

#Görme Çeşitleri


Gözle görmek: Ru’yet — رُؤْيَة

Fikirle görmek: Nazar — نَظَر

Kalple görmek: Basîret — بَصِيرَة

Hissederek görmek: Şu‘ur — شُعُور

Ruhla görmek: Sevgi — حُبّ

Anlayarak görmek: İdrak — إِدْرَاك

Tüm benlikle görmek: Kulluk — عِبَادَة


Sevme Çeşitleri


Akılla sevmek: Hevâ — هَوَى

Kalple sevmek: Aşk — عِشْق

Gönülle sevmek: Sevgi — حُبّ

Nefisle sevmek: Heves — هَوَس

Sadakatle sevmek: Vefâ — وَفَاء

Tüm benlikle sevmek: Îman — إِيمَان


Anlama Çeşitleri


-Dirâyet — دِرَايَة Akılla anlamak.

-Rivâyet — رِوَايَة Nakille anlamak.

-Hidâyet — هِدَايَة Yürekle anlamak.

-Firâset — فِرَاسَة Düşünerek anlamak.

-Kırâat — قِرَاءَة Okuyarak anlamak.

-İbâdet — عِبَادَة Tüm benlikle hissederek anlamanın zirvesi


İncelik Çeşitleri


Gözde incelik: Dikkat — دِقَّة

Gönülde incelik: Rikkat — رِقَّة

Anlamada incelik: İdrak — إِدْرَاك

Ruhta incelik: Muhabbet — مَحَبَّة

Hissetmede incelik: Şu‘ur — شُعُور

Tüm benlikte incelik: İtaat — إِطَاعَة


Düşünme Çeşitleri


تَذَكُّر (Tezekkür) — Geçmişe yönelik düşünmek

تَدَبُّر (Tedebbür) — Geleceğe dair derinlemesine düşünmek

تَعَقُّل (Teakkul) — Sebep–sonuç ilişkisi kurarak düşünmek

تَفَقُّه (Tefekküh) — Lehine ve aleyhine olanı tartarak düşünmek

تَفَكُّر (Tefekkür) — Olaylar ve deliller üzerinde düşünmek

تَأَمُّل (Teemmül) — Ümit ve 

beklentiyle düşünmek


Huzurun Reçetesi


مَنْ صَبَرَ بَصُرَ

Sabreden görür.

مَنْ بَصُرَ شَعَرَ

Gören hisseder.

مَنْ شَعَرَ سَجَدَ

Hisseden secde eder.

مَنْ سَجَدَ وَجَدَ

Secde eden bulur.

مَنْ وَجَدَ صَمَتَ

Bulan susar.

مَنْ صَمَتَ نَجَا

Susan kurtulur.

مَنْ نَجَا سَعِدَ

Kurtulan mutlu olur.


Dört Önemli ve Kıymetli Süs


Dünyanın süsü insandır.

İnsanın süsü ilimdir.

İlmin süsü ameldir.

Amelin süsü ihlâstır.

5 Nisan 2026 Pazar

DUA

 Duada zillet ve muhtaçlığın açığa vurulmasın söz konusudur.Allah'a bu açığa vurmadan daha sevimli bir şey yoktur.Bundan Dolayı Beyazid Bestami hazretlheri şöyle demiştir:Otuz yıl ibadetin zorluğuna katlandım.Sonra birinin bana şöyle seslendiğini gördüm."Ey Beyazid Allah'ın hazineleri ibadetle dolu.Sen eğer O'na ulaşmak istiyorsan zelillik ve muhtaçlık göstermelisin.Bunun içindir ki Beyazid hakikat alemine girdiğinde şöyle demişti: 

Ey Padişah! sana hazinende olmayan dört şey getirdim:Yokluk ve ihtiyaç,acizlik ve niyaz

KURAN İLİMLERİ ÜÇ KISIMDIR

 Kur'an ilimleri üç kısımdır.:

1- Allah'ın yarattıklarından hiçbir kimseye öğretmediği , hiçbir kimseyi vakıf kılmadığı ilim.Kitabı'nın sırlarına, zatının künhüne , isim ve sıfatlarının hakikatına ,kendine tahsis ettiği gayb bilgilerine, yalnızca kendisinin bilmesini tercih ettiği ilimdir.Bu hususta hiç kimsenin söz söylemesinin caiz olmadığı icma yoluyla sabittir.

2.- Allah'ın sadece Peygamberini vakıf kıldığı ,ona öğrettiği kitabının sırlarına ait olan ilim.Bu hususta Peygamberimiz veya izin verdiği kimseden başkasının söz söylemesi caiz değildir.

3- Allah7ın kitabına yerleştirdiği , açık ve gizli manaları olup Peygamberien öğrettiği  ve O'nun da öğretmesini emrettiği ilimdir"

HAZRET-İ PEYGAMBER'İN ÜÇ SURETİ,

Hz.Peygamber sAV in üç sureti vardır:

1. Beşeri suretidir.Ayeti kerimede bu hususta :"Ben de sizin gibi bir beşerim"(Kehf 110) buyrulmuştur.

2. Meleki Suretidir.Bir hadiste: " Ben sizden herhangi biriniz gibi değilim.Rabbimin katında gecelerim. O, beni yedirir ve içirir"

3. Hakiki suretidir.Bir hadisde bu.yrulmuştur: " Benim Allah ile bir vaktim vardır ki o vakit ne mukareb bir melek ne de mürsel bir nebi beni kuşatamaz" . Bundan daha aşikar olarak Efendimiz SAV buyurmuştur: " Beni gören gerçekte Hakk'ı görmüştür." 

SAMİ KİRAZOĞLU HATIRALAR 10


 

HARİCİLER

 Hariciler Kufe'nin bir kasabası olan Harura halkıdır.Hz.Ali efendimiz ile savaşmışlardır. Hariciler Kufe zahidlerinden bir topluluktur Hz.Ali Efendimiz ile Muaviye arasındaki hadisede Hz.Ali efendimize olan itaatı bırakmışlardır.Onlar on iki bin kişi olan bir topluluktu.Hz.Ali(ye karşı geldikler ihtilaf bayrağını çektiler ve kan döktüler.Hz.Ali onların karşısına çıkarak geri dönmelerini istedi.Onlarda savaştan başkasını kabul etmediler.Nahveranda onlarla savaşa tutşan Hz.almi onların kökünü kazıdıpek azı müstesna hepsi öldürüldüler.

Allah Resulü'nün şu hadisi onlarla alakalıdır:"Benim ümmetimden bir kavim çıkar.Sizden biriniz kendi namazını onların namazlarının yanında, orucunu onların orucunun yanında küçük görür. Fakat onların imanı köprücük kemiklerini geçmez".

EN ÇOK ZİYANA UĞRAYANLAR

 Kehf suresi 103 ve 104 ayetinde  Teala buyurur:

" De ki: Size ,(yaptıkları) işler bakmından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?. (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde , dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir"

Bu ayette bid'at, fısk, riya ve şöhret ehline işaret vardır. Riyanın azı da şirktir.Şirk ise ameli yok eder.Zümer suresi 65 nci ayet:"Andolsun, eğer (Allah'a) ortak koşarsan amelin boşa çıkar". İtikatta bidat uyduranlar ve amelleriyle gösteriş yapanlardır.Bidat ve riyanın vebali sadece kendilerine döner. 

eFENDİMİZ SAV buyurmuştur: " Ümmetim için en çok korktuğum şey Allah'a şirk koşmalyarıdır.Yalnız ben onların güneşe, aya,ağaca ve puta tapacaklarını söylemiyorum.Şu kadar var ki onlar, Allah'dan başkası için ameller işlerler."

AVARİFDE ŞEYH MÜRİD İLİŞKİLERİ

 AVARİFUL MAARİF İSİMLİ  tasavvuf eserinde denilmiştir ki:

"Mürid, şeyhe itirazdan kaçınmalıdır.Onun bütün tasarruflarında içindeki itiraz duygularını izale etmelidir.Çünkü, itiraz ,müridler için öldürücü zehir gbidir.Bir müridin şeyhine içten itiraz edip de sonra felap bulyması pek nadirdir.Mürid, şeyhin kendisine müşkül görünen her tasarrufunda Musa- Hızır kıssasını hatırlamalıdır.Nasıl ki Hz.Hızır'dan bazı tasarruflar zuhur ediyor ve Hz.Musa ona itiraz ediyorsa ve daha sonra işin gerçek yönü ona keşfoluyorsa , mürid de şeyhin kendisine doğruluğu müşkül görünen her tasarrufunda kendisine göre mutlaka doğru bir yönü olduğunu bilmelidir."

4 Nisan 2026 Cumartesi

HIZIR'IN TAVSİYESİ

 Hz.Musa ayarılık vakti geldiği vakit Hz.Hızır'a " Ey Allah7ın nebisi! bana tavsiyede bulun" demesi üzerine Hz.Hızır: "İlmi, insanlara anlatmak için öğrenme, amel etmek için öğren. Çünkü ilmi ile amel etmeyenin konuşması , kendisine bir fayda sağlamaz.yararı başkasınadır."

Hz.Hızır'ın öğüt ve nasihatlarından bazıları şunlardır:

"Faydalı ol, zararlı olma.Güleryüzlü ol , öfkeli ve çatık çehreli olma.Isrardan kaçın.Gereksiz yere dolaşma ve yersiz gülme.Günah işleyeni nadim olduktan sonra azarlama.Yaşadığın sürece hata ve kusurlarına ağla.Bugünün işini yarına bırakma.Himmetini ahiretine yönelt.Seni ilgilendirmeyen şeye dalma.Sana eman ve güven duyana karşı korkudan tamamen emen olma; sana korku verene karşı da tamamen güvenini kesme.Görünen işlerini düşün. Gücün kadar iyilik yapmaktan geri durma.

LATİF KONUŞMALAR

 Hz.Musa a.s ın Hz.Hızır a.s a itirazları hususunda şöyle cevap veridği söylenir ve bu latif konuşmalardır.Musa a. sgeminin delinmesi üzerine "Halkı boğman için mi" dediği zaman Hz.Hızır : "Sen denizde değilmiydin(bebek iken nil nehrine bırarkılmadın mı?" bir gemi olmadığı halde boğulmadın " karşılığını verdi.

Hz.Musa  :" Tertemiz bir canı , bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha" demesi üzerine Hz.Hızır: " Sen günahsız olarak kıptiyi öldürmemiş miydin? dedi.

Hz.Musa " Dileseydin , elbet buna karşı bir ücret alırdın?" deyince Hz.Hızır " Sen, Şuayb a.s 'ın kızlarıyerine (ücretsiz) suladığını unuttun mu ? dedi.Bu aralarında ceryan eden latif bir konuşmadır.

İbni Abbas der ki: İnsanın yaptığı işi nakledip ondan karşılık beklemesi amelini iptal eder.Görmezmisin ki Kelimullah Musa a.s Hz.Hızır7a " Dileseydin..." dediği zaman nasıl ondan ayrılmıştır.

ZAHİRE GÖRE HÜKÜM VERME/ BATINA GÖRE HÜKÜM VERME

 "Şeriat" ile kastedilen zahire göre hükümn vermektir." Hakikat" ile kastedilen  batına göre hüküm vermektir. Alimler şu hususu da açıkca itiraf etmişlerdir. Peygamberlerin çoğu muttali oldukları işlerin batın ve hakikatlarıyla değil zahiri ile hüküm vermek üzere gönderilmişlerdir.Hz.Hızır'ın çocuğu öldürmesi üzerine Hz.Musa ,Hızır'a  Gerçekten sen fena bir iş yaptın" diye itiraz edince , Hz.Hızır'ın "Ben bunu kendiliğimden yapmadım" Kehf 8/2)  diye cevap vermesi bundandır. 

Yine Hz.Hızır a.s lisanından Hz.Musa'ya denilmiştir ki: Ben Allah'dan bir ilim üzerineyim ki , senin onunla amel etmen uygun değildir.Çünkü sen onunla amele memur değilsin.Sen de Allah'dan bir ilim üzerinesin ki benim onunla amel etmem uygun değildir.Çünkü ben onunla amele memur değilim(Buhari, Enbiya ,27)

ŞEYHLİK ADABLARINDAN

 Necmeddin-i Kübra hazretleri et-Tevilatü Necmiyye isimlieserinde der ki: " Şeyhin adabından  ve şeyh olmanın şartlarından biri de , müridi kabul etmeye hırslı olmamaktır.Bilakis onu nefret ettirmek için değil , müjdemelem üzere bu talep yolunun çok ince olduğunu, Matlub'un aziz olduğu kadar ona nail olmanın zorluklarını da haber vermelidir.Şayet onu davasına sadık, arzusuna rağbetli ve başka şeylerden yüz çevirmiş bulursa , onu iyi bir şekildekabul edip ikamet ve geçimini üzerine almalı, velisi gibi onunla ilgilenmeli, evladı gibi terbiye etmeli, abidlerin edebiyle edeplendirmelidir.

Yinre şeyh müridine merhametli davranmalı, onun zelle ve sürçmelerinin çoğunu görmezlikten gelmelidir.Halinin zayıflığından dolayı işlediği hata , yanılma ve ahdini unutma gibi kusurları sebebiyle muaheze etmemelidir.Ancak emrine muhalefete, yasakladığı şeyi terke , bazı söz ve fuiilleriniinkar ve itiraza sebeb olan davranışlarını görünce de uygun bir lisanla ikaz etmelive onu uyarmalıdır.Şayet bu yaptıklarından vazgeçer, istiğfar eder , hatasını itiraf ederve pişman olursa , bir daha tekrarlamamasını ve şaptıklarından özür dilemesini şart koşar

Allah'ın imtihanı ve evliyaullahın imtihanı şiddetlidir.Mutlaka sabır, teslimiyet ve rıza gerekir.

HAZRETİ MUSA'NIN "İNŞAALLAH" DEMESİ

 Hz.Musa, ilim yönünden kendinden ileri olan bir zatı istemesi ve o kimseyi aramaya çıkması,Hz.Hızırla karşılaştığında Hızır'a tabi olmayı istemesi üzerien Hz.Hızır'ın ""

 Sen benimle beraberliğe sabredemezsin.(iç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?" demesi üzerine Hz.Musa "İnşaallah , sen beni sabredenlernden bulacaksın.Senin emrine de karşı gelmem" dediği  Kehf suresinin 66-69 ayetlerinde ifade buyurulmuştur.Hz.Musa "inşaallah" demiş akabinde sen beni sabredenlerden bulacaksın demiştir.Sabır, hapsetmek, tutmak demektir.Hz.Musa, "sabır" vaadini "inşaallah" diyerek Allah'ın dilemesine bağlaması , bu konuda  ya Allah'dan tevfik ve yardım istemesi anlamınadır ya da teberrükendir ya da işin şiddet ve zorluğunu bilmesinden dolayıdır.Çünkü onun makamında bulunan birinin kötü bir şeyi görünce sabretmesi gerçekten zordurve bu ancak Allah7ın yardımı ile mümkündür.

Yine denilmiştir ki Hz.Musa'nın "inşaallah" demesi , sabra sarılmak konusunda nefsine güvenmemesinden ileri gelmektedir.

HIZIR / İLYAS DUALARI

 İbni Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir.Hızır ve İlyas a.s , her yıl belli bir mevsimde bir araya gelir ve her biri arkadaşının başını traş eder.Sonra şu duaları okuyarak birbirlerinden ayrılırlar.

"BİSMİLLAHİ MAŞAALLAH

LA YESUGU LHAYRA İLLALLAH MAŞAALLAHÜ LA YASRİFU -SSUE İLLALLAH MAŞAALLAHU MA KANE MİN NİMETİN FEMİNALLAH .MAŞAALLAH LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH

(Allah'ın ismiyle , Allah'ın dilediği olur.Hayrı ancak Allah sevkeder.Allah7ın dilediği olur. Kötülüğü ancak Allah çevirir.Allah7ın dilediği olur. Nimet ancak Allah'tandır.Allah'ın dilediği olur. Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır."

Kim bu duayı sabah akaşm üç defa okursa Allah onu yangından,boğulmaktan , şeytandan, yılandan ve akrepten korur.

3 Nisan 2026 Cuma

MÜRİD-ŞEYH İLİŞKİLERİ

 Süluk sırasında müride usanç ve bıkkınlık arız olabilir.Kalbine yorgunluk isabet edebilir.Nefsi şeyhine hizmeti bırakıp sohbeti terk etmeyi ona süslü gösterebilir.Hatta şeyhe hizmeti bırakıp Rabbine itaat ile meşgul olduğunda ve Hakk'ı talep uğrunda nefsi ile mücahede ettiğinde şeyhi vasıta olmadan ve ona uymadan belki yine amacına ulaşabileceğini zannedebilir.Heyhat! Ne mümkün! Bu bozuk bir zandan ve sürümü olmayan bir maldan ibarettir.Bu kimse, ömrünü zayi etmekte , nefsini boşuna yormakta ve kendini hedefe götüren yoldan sapmakta , doğru yoldan uzaklaşmaktadır.Ancak ebedi kifayet(yeterlilik) olan ezeli inayet ona ulaşır ve iradesindeki sıdkı ona iade ederse o başka.

Mürşid şeyhin sohbeti, müridin ruhunu yetiştirmeye götüren güzel söz ve fiilleri içerdiği için müridin gıdası mesabesindedir.Mürid ne zaman bu sohbeti terk ederse ,vüsule ermeden ve maksuduna nail olmadan nefsini boşuna yormuş olur.Onu buna sevk eden ve yardımsız bırakan da sadece şeytandır.

Allah Teala şöyle buyurur:"Ey iman edenler,Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun"(tevbe 119) Yani onlarla beraberlikte ve sohbette devam edin , yalancılarla beraber olmayın.

Mesnevi  der ki:

Her yanda bir gulyabani , seni çağırır."Kardeş gel,yol istiyorsan işte buracıkta.Yoldaş, sana yol göstereyim, yoldaşın olayım.Bu ince yolda sana kılavuzum" der. Fakat ne kılavuzdur o, ne de yol bilir. Yusuf, o kurt huylunun yanına az var !

  

TARTIŞMAYA EN ÇOK DÜŞKÜN VARLIK:İNSAN

 Kehf suresi 54 ncü ayette Hak Teâlâ belirtmiştir: "... Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır". Burada batıl anlamında tartışmaya düşkün olma hali ifade buyrulmuştur.Her tartışma batıl için değildir.Çünhkü Efendimize buyrulmuştur:"Ey Muhammed , sen hikmetle, güzel öğütle Rabb'inin yoluna çağır  ve onlarla en güzel şekilde mücadele et"(Nahl 125) 

İlahi kitabın muhkem ayetleri ile , bazen müteşabih ayetleri ile mücadele ederler.Bazen kuranın nasih ve mensuhu ile , bazen tefsir ve tevili ile bazen de nüzul esebebleri ile mücadele ederler.Bazen kıraatiyle cedelleşirler.Böylece mücadeleden mücahedeye, hasımlaşmaktan muameleye, nizalaşmaktan taate , münazaradan vuslata geçemediler.Bu yüzden bu hastalığın çaresini Kur7an şöyle belirtmiştir: ""Allah" de.sonra bırak onları daldıkları hastalıkta oynaya dursunlar"(Enam 91)

Mevlana buyurmuştur:" Bize ne bu kıssadan ki öküz geldi merkep gitti.Bu vakit azizdir,bu arbededen geri dön , vazgeç"

Akıllı kişiye gereken, kendri nefsiyle uğraşmak ve gösterişi ve cedelleşmeyi terk etmektir.Çünkü cedelin varacağı yer , başkasını hicvetmek ve darmadağın etmektir.Bu ise yırtıcı hayvanların özelliğidir.Bu nedenle Efendimiz SAV buyurmuştur: " Haklı da olsa tartışmayı terk etmedikçe kişi imanın hakikatına eremez".

Alla hTeala buyurmuştur: " Boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler(Furkan 72).

"Kendini bilmez kimseler onlara laf attıklarında "Selam" derler(geçerler) (Furkan 63)



 

2 Nisan 2026 Perşembe

ÜLKELER

Kehf suresi 59 ncu ayet:"İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik.Onları helak etmek içinde belli bir zaman tayin etmiştik.

MELEKLER,ŞEYTANLAR,CİNLER

 Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur.Üremezler, yemezler,içmezler.Cinlerde ise üreme vardır.Onların dişisi ,erkeği vardır ve ölümlüdürler.Şeytanlara gelince , onların da dişisi ve erkeği vardır.Çoğalırlar ancak ölmezler.Tıpkı İblis'in devamlı kaldığı gibi onlarda devamlı olarak dünyada kalırlar.

BEŞ SAF

 kIYAMETTE İNSANLAR BEŞ SAF OLARAK HUZURA GELİRLER.pEYGAMBERLER BİR SAF, VELİLER BİR SAF, MÜMİNLER BİR SAF,KAFİRLER BİR SAF VEMÜNAFIKLAR BİR SAF OLARAK

1 Nisan 2026 Çarşamba

KUURAN OKUMA ŞEKLİ

 Hz.Ali Ks hazretleri demiştir: "Kur'an tilavetinin en efdal olanı, abdestli olarak, kıbleye doğru oturarak, bağdaş kurmadan, bir yere dayanmadan, kibirli insanların oturuşu gibi oturmadan okumaktır. Lakin Kur'an okurken karşısında zayıf olduğu ve utandığı bir kimsenin karşısında oturduğu gibi oturmalıdır"

İNŞAALLAH DEMEK

 Kehf suresinin 24 ncü ayetindeki hitabdır. "Ancak Allah dilerse(yapacağım de).Unuttuğun zaman da Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni , doğruya daha yakın olana eriştirir." de" Herhangibi bir iş yapacağı vaad edilince "inşaallah" demek peygambere vacibdir.

Bir adama : Nereye gidiyorsun? diye sorulmuş. O da "Eşek almak için Künase'ye(Kufe'de bir yer) gidiyorum" demiş.Ona :"İnşaallah" de demişler.Adam :" Benim inşaallah demeye ihtiyacım yoktur. İşte paralar cebimde, merkepteKünase'de" dedi. Ancak pazara varamadan paraları çalındıve istediğini alamadan geri döndü. Dönüşte birisi ona : " Nereden geliyorsun?" diye sordu. Adam: "İnşaallah Künase'den.İnşaallah paralarım çalındı" diye cevap verdi.

Kurtube, bu ayeti tevil ederken şöyle demiştir: " Geleceğe dair verilen herhangibir sözü "inşaallah" if    adesiyle bağlamak , herhangibir sebeble yerine getirilmediğinde doğacak günahtan kurtulmak içindir."

ALLAH TEALANIN SIRF KENDİ NEFSİNE HAS KILDIKLARI SEÇKİNLER.

 Hz.Hızır'ın şöyle dediği rivayet olunur: "300 evliya,70 nüceba/seçkinler, 40 evtadı arz/yeryüzü direkleri mesabesindeki kimseler, 10 nukaba/reisler, 7 urafa/arifler, üç seçilmiişler/muhtarun ve bir de gavs vardır. Bunlar vasıl oldukları derecelere çok oruç tutmak , çok namaz kılmak, huşu sahibi olmak ve güzel vasıflarla ulaşmamışlardır.Onlar bu mertebeye ancak sıdk ile vera sahibi olmak, iyi niyet sahibi olmak, iç alemlerinin salim olmasıyla ve bütün müslümanlara karşı engin bir merhamet duygusuyla erişmişlerdir.Çünkü Allah onları ezeli ilmi ile seçmiş ve sırf kendi nefsine has kılmıştır.

Onlar hiç kimseye kötü söz söylemezler, hiç kimseye beddua etmezler. Kendilerinden aşağıda olanlara eziyet etmezler ve asla onları hor görmezler. Kendilerinden üstün olanlara da hased etmezler.Onlar insanlar içinde huyca en mülayim ve kelamı en doğru olandır. Cömertlikte eşsizdirler."

31 Mart 2026 Salı

MEVLANA VE SADRETTİN KONEVİ

 Osman Fazlı Xatpazari hazretleri şöyle demiştir:Şeyh Sadrettin Konevi , Mesnevi sahibi Mevlana gibi padişah evladındandır.Mevlana, mutlak manada dünyayı terk ederdi.Sadrettin Konevi ise surete n9güzel yaşar , dış görünüşüne önem verirdi.Hatta onun süslenmiş bezenmiş hizmetçileri de var idi.Onun bir de gümüş ibriği vardı.Bundan dolayı bir şapıs şeyhi yadırgamıştı. Konevi bunu  anlayınca ibriğe işaret etti , o da yanına geldi.Orada bulunanlar bu padiseyi görünce şaşırıp kaldılar, o şahısta tevbe etti.

Bir gün Sadrettin konevi, Hz.Mevlanaya şöyle dedi: Melikler gibi yaşayalım, dervişler gibi yatalım". Bu sebebledir ki Mevlana'nın türbesi büyük bir ihtişam içindedir.Şeyh Sadretti nkonevi  nin kabri ise böyle değildir.

HÜZÜN

 Büyüklerden birisi hüzün hakkında şunları söylemiştir: " Hüzün , edepli kişilerin giysisidir. Nem utlu şiarı hüzün, elbisesi hüzün,evi hüzün,yemesi hüzün, ve içmesi hüzün olan kimseye.Ancak sıddıkler ve nebiler hüzünden tad alırlar.Allah bir kulu severse onun kalbin hüzünhden bir feryad ilka eder.Kim hüznün tadına varmazsa , her türlü kulluğun lezzetien eremez.Temkin ehli bir sıddıkin : " Hüzün aşağı bir makamdır" sözü seni aldatmasın.Bunu söyleyenin maksadı , hüznün kendisi için hüzün duyulan şeye tabi oludğunu anlatmakdır. İlmin maluma tabsi olması gibi. Yani o alçalınca alçalır, yükselince yükselir"

Davud peygamber'i nşöyle dediği rivayet edilir:" Allah'ım bana kalbimi temizlememi emrettin, onu ne ile temizliyeyim?".Hak Teala şöyle buyurdu:" Ey Davud , üzüntü ve kederle"

 Hafız Şirazi der ki: "Sarı yüz ve dertli ahtır Aşıkların hastalığının devası.

HAMD ÜÇ KISIMDIR

 Davud Kayseri şöyle demiştir: " Hamd sözle, davranışla ve hal ile olmak üzere üç kısımdır.Sözlü hamd , Cenab-ı Hakk7ı dil ile övmek ve peygamberlerin lhisanıyla kendi nefsini nasıl övmüşse O'nu öylece sena etmektir.

Fiili hamd; Allah rızasını kazanmak ve O'nun yüce cenabına yönelmek için bedenle yapılan ibadet ve hayırlardır.Çünkü insana dil ile hamd etmek gerektiği gibi her bi ruzva karşılık şükür olarak  ve her halükarda hamd etmek gerekir.Efendimiz buyurmuştur: "Her halü karda Allah'a hamd ederim" . Bu ise ancak nefsin hazlarını elde etmek ve onu memnun etmek için değil , meşru şekilde yaratılış gayesine uygun olarak Ha kteala'ya ibadet ve O' nun emrine boyun eğerek bütün uzuvları kullanmakla olur.

Hal ile olan hamd, rup ve kalb ile olandır.İlmi ve ameli kemalat ile vasılanmak  ve ilahi ahlakla ahlaklanmakla olur.Çünkü insanlara nefislerinin ve zatlarının kemal sıfatlarını kazanması için peygamberlerin dili ile ilahi ahlakla ahlaklanmaları emredilmiştir.

ALLAH'IN İHLASLI KULLARI İKİ KISIMDIR

 El hikemül Ataiyye şerhinde şöyle der: " Allah'ın ihlaslı kulları iki kısımdır.Bir topluluğu Allah kendi hizmeti içinh kaim kılmıştır. Onlar abid, zahid, çok amel eden evrad ehlidir.Bir topluluğu da kendi muhabbeti ile özel kılmıştır.Onlar muhabbet, sevgi, safa ve murada ittiba ehlidir.Hepsi O'nun hizmetinde , taatinde ve hürmetindedir.Çünkü onların hepsi O'nun zatını kastedmektedir ve O'na yönelmiştir.

Yahya b.Muaz şöyle demiştir: " Zahid dünyadan Hakk'ın avıdır, arif cennetten Hakk'ın avıdır.

Beeyazid-i Bestami şöyle demiştir: "Yüce Allah velilerin kalblerine muttali oldu.Onların kimisinin kalbi marifeti yüklemek için uuygun değildi.Onun için onları ibadetle meşgul etti."