Karınca kendisine fayda veren çok şeyi bilir.Mesela tohumun yeşermemesi için ikiye böler.Baklagilleri ise dörde böler.çünkü baklagiller ikiye bölününce de biter.Tohum nemlenince , kuruması için yuvasından güneşe çıkartır.
MEVLEVİ
MEHMET FİKRİ
METLİ DEDE
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
31 Mayıs 2026 Pazar
İNSANLARIN İTAAT ETTİĞİ SULTAN
Hz.Ömer ra. Efendimiz SAV 'e : " Kendisine b.oyun eğilen ve insanların itaat ettiği sultan kimdir, bana haber ver? dedi. Resululllah sav şöyle cevap verdi.: " O, Allah'ın yeryüzünde gölgesidir.O iyi davranırsa , mükafatı kazanır, size de şükretmek düşer. Kötü davranırsa günahı ona aiddir, size ise sabretmek düşer.
HAZRET-İ SÜLEYMAN'A VERİLENLER
Keşfül Esrar isimli kitapta denmiştir: Süleyaman a.s 'a verilenlerden şunlar kastedilmiştir. Mülk/hükümdarlık, peygamberlik, kitap, rüzgarlar, cin ve şeytanların emrine verilmesi, kuşların ve hayvanrların dilinin öğretilmesi, kaleler, heykeller, havuzlar kadar geniş leğenler, katran kaynağı(petrol), bakır madeni ve diğer türlü hayırlar.
Hazret-i Süleyman tahta oturunca bir karınca dışında bütün hayvanlar onu tebrik için geldiler.Karınca ise ona taziye iç in geldi.Karıncalar bu konuda onu ayıpladılar.O ise şöyle cevap verdi: " Allah bir kulu sevdi mi dünyayı ondan uzaklaştırdığını , ahireti ona sevdirdiğini bildiğim halde onu nasıl tebrik ederim.Süleyman akibetini bilmediği bir işe koyulmaktadır.Dolayısıyla o , tebrikten ziyade taziyeye layıktır."
KUŞLARIN VE HAYVANATIN DİLİ
Araisül beyan isimli kitapte yazılmıştır ki:"Bilesin ki kuşların ve vahşi hayvanların sesleri, bütün varlıkların hareketleri nebilere, resullere, ve Arif velilere Allah'tan bir hitaptüır.Onlar bunları haly ve makamlarına göre anlarlar.Nebiler ve resuller onların dillerini ve kastettikleri manaları anlar.Yani bizatihi onların dillerini bildiklheri için değil, Allah Tealanın ilhamıyla kalblerine düşen, onlarla ilgili hususları seslerinden anlar.
HAK TEALA'NIN VERDİKLERİNİ HALKA AÇIKLAMAK
Hz.Süleyman,halkına, Allah'ın kendisine bağışladıklarından haber verdi.Çünkü temkin derecesine ulaştığı zaman temkin ehli bir kimsenin , müminlerin imanının artması ve münkirler aleyhine delil olması için halka,kendisinde bulunan Allah'ın mevhibelerinden haber vermesi caiz olur.Allah Teala : " Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an(Duha 11) buyurur.
HZ SÜLEYMANIN VARİS OLMASI
Hz.Davud'un on dokuz oğlu vardı.Her bmiri kendisi padiişahlık ididasında bulundular.Hak Teala semadan mühürlenmiş bir mektup gönderdi.İçinde bir kaç emseleyi zikretti ve şöyle buyurdu: " Bu mneselelere evlatlarından hangisi cevap verirse , senden sonra mülkünün varisi olacak" Davud çocuklarını topladı, alimleri ve seçkinleride oraya çağırdıÇocuklarına şu meseleleri sorud:
" Eşyanın en yakını hangisidir. Eşyanın en uzak olanı nedir? Kendisine bağlanılan , ünsiyet edilen hangisidir? Kendisinden kaçılan,uzaklaşılan şey nedir? İki kaim, iki değişen ve iki düşman olan hangileridir?, Sonu övülen ve güzel iş hangisidir? Sonu kötü ve kınanmış olan iş hangisidir?
Davud'un çocukları cevap vermekden aciz kaldılar.Süleyman, eğer izin verilirse cevapları söyleyeceğini bildirdi.. Davud kendisine izin verdi. Süleyman şöyle cevaplandırdı:"
İnsana en yakın olan şey Ahirettir.En uzak olan ise dünyadan geçen ,uzaklaşan şeydir.
Eşyanın ünsiyet edeni , iinsan cesedinin ruhla olan ünsiyetidir.
Kendisinden en çok kaçılan ve uzaklaşılan şey, ruhu olmayan bedendir.
Kaim olan iki şey arz ve semadır.Değişen gece ile gündüzdür.
İki düşman ölümle hayattır.Sonu beğenilen ve güzel olan davranış , öfke halinde sakin olmaktır.Akıbeti kınanan davranış ise gazap anında hiddettir.
Verilen cevaplar semadan inen mektuptakine uygun olduğundan , İsrailoğullarının önde gelenleri Süleyman a.s 'ın fazilet ve kemalini tasdik ettiler.Davud a.s mülkünü/saltanatını ona teslim etti ve entesi gün vefat etti.Süleyman a.s tahta oturdu.
PEYGAMBERLERİN MİRASI
Miras mal konusundadır.Peygamberler ise ancak nefsani kemalat miras bırakırlar.Onların yanında malın değeri yoktur. Efendimiz SAV Hz.Alir.a 'a hitaben şöyle buyurmuştur.Sen benim kardeşim ve varisimsin" Ali r.a : "Senin mirasın nedir?" diye sordu. Efendimiz SBAV : Benden önceki peygamberlerin miras bıraktığı Allah'ın kitabı ve benim sünnetim" buyurdu.
Kutuplardan birisi , Rabbinden kendisinden sonra makamının oğluna verilmesini istedi.Hak Teala ona sırrında: " Hilafet makamı verasetleolmaz.Bu ancak ilimlerde ve mallarda olur.
Sadık mürid , bu iş için istidat kazandıktan sonra hakikatların ilmini şeyhinden biras olarak alır. Bu hakikatlar onun makamatı olur. Bu yüzden Hz.Peeygamber sav: "Alimler peygamberlerin varisleridir" buyurmuştur.
İLİM İKİ TÜRLÜDÜR
İlim iki türlüdür.Birincisi ,Şer'i vasıtalarla tahsil edilen beyan ilmi. İkincisi, gaybi keşiflerden elde edilen ıyan ilmi.Rasulullah'ın(sav) " Alimlere sor, hikmet ehline karış ve büyüklerle oturup kalk"hadisi ile kestedilen şudur: Fetva isteme ihtiyacın olduğunda sadece beyan ilmini bilen alimlerden sor.Sadece ıyan ilmini bilen alimlere karış. Beyan ve ahkam ilmi ile mükaşefe ve esrar ilmini bilen alimlerle oturup kalk.Onlarla oturup kalkmanın emredilmesi, dünya ve ahiretin faydaları bu beraberlikteolduğu içindir
30 Mayıs 2026 Cumartesi
YEDİ KİMSEYE ÖĞRETİLEN YEDİ ŞEY
Allah Teala, yedi kimseye yedi şeyi öğretti.
Adem a.s 'a eşyanın isimlerini öğretti. Bu , meleklerin ona secde etmelerine ve selam vermelerin sebep oldu.
Hızır (a.s)'a firaset ilmini öğretti.Bu onun , Musa ve Yuşa a.s gibi öğrenciler bulmasına sebeb oldu.
Hz.Yusuf'a , rüya ilmini öğretti. Bu onun ailesini bulmasına, saltanata ermesine sebeb oldu.
Hz.Davud'a zırh yapmasını öğretti. Bu da ona riyaset ve derece elde etmesine sebeb oldu.
Hz.Süleyman'a kuşların dilini öğretti.Bu da onun Belkıs'ı bulmasına sebeb oldu.
Hz.İsa ya kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretti. Bu da onun annesinden töhmetin giderilmesiine sebeb oldu.
Hz.Peygamber efendimiz sav 'e şeriatı ve tevhidi öğretti. Bu da şefaatın varlığına sebeb oldu.
KİŞİLERE GÖRE GÜNAH
İbni arabi'nin Fütuuhat isimlikitabında denir ki: " Bilesin ki havassın günahları , başkalarının tabiatından gelen şehvetin hükmüyle işledikleri günahlar gibi değildir.Onların günahları tevil de hata etmeleri ile olur"
Bunu nizahı şöyledir: " HakTeala arif-i billah bir kulunun muhalif bir günahı işlemesini murad etmişse , Te'vil ile bu ameli işlemeyi ona güzel gösterir.Çünkü arifin marifeti , onu kendisinde bir hak tarafolduğuna şahidlik eden bir te'vil olmaksızın muhalefete düşmekten alıkoyar. Çünkü arif asla hürmeti/haramı çiğnemez. Süslü gösterme ve Te7vily yoluyla mukadder bir hataya düşerse , Alla hTeala ona kindisini bu fiile sevkeden o Te'vilin bozuk olduğun bildirir. Nitekim Adem a.s hakkında böyle olmuştur.Çünkü o, te'vili ile asi olmuştu. İşte o zaman arif şeriat lisanının kendisinin iisyan ettiğine hükmettiği gibi o da kendisi aleyhine aynı hükmü verirO bu hataya düşmeden önce te'vil şüphesi bulunduğu için asi değildir. Nitekim müçtehit bir meselede ki meşru hükmün o olduğuna inanarak herhangbiri hususta fetva veerdiği zaman hata ile vasfedilmez.
Beyazid k.s 'a " Ehli keşiften olan bir arif günah işler mi? dtiye sorulduğunda " Evet , Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir"(Ahzab 39) diye cevap vermesiene gelince , bu yukarıda söylenenlere ters düşmez.Yani Allah hakkında takyid ile (kayıt ve şart koşarak) hükmetmemeleri ariflerin edeplerindendir.Beyazid sanki şöyle demektedir: Eğer Hak Teala ezeli ilminde onlar aleyhine bir şey takdir etmişse , o mutlaka mepydana gelir.Meydana gelince de o kimse için mutlaka bir hicab vardır. Bunun en azı tevil veyatezyin(süslü gösterme9dir.
DÜNYA VE AHİRETİ KAYBETMEK
Beyazid Beistami hazretleri çölde , üzerinde " Dünmayı da ve ahireti de kaybetti" yazan bir kafatası buldu, ağgladı ve öptü.Sonra : "Bu bir sufinin başıdır" dedi.
Bilesin ki dünya ehli ahiret ziyanı içinde , ahidet ehli de Mevla ziyanı içindedir.İki aleme de iltifat etmeyen ise Mevla'yı kazanır.
Hafız Der ki :
Güzel geçen günler , dostla geçirilen anlarmış.
Gerisi abes, boşunaymış.
Ariflerden biri der ki: "Bana kırk huri keşfolundu.Onları havada üstlerinde gümüş altın ve mücevherden elbiseler olduğu halde uçuşurken gördüm.Onlara bir kez baktım, sonra kırk gün cezalandırıldım.Daha sonra onlardan daha güzel ve daha endamlı seksen huri bana keşfolundu. "Onlara bak" denildi. Bunun üzerin secdeye kapandımve secdede gözlerimi yumdum.ve : "Ya Rabbi Sen'den başkasından Sana sığınırım, benim buna ihtiyacım yok" dedim.Allah onları benden uzaklaştırana kadar dua edip yalvarmaya devam ettim.
İşte ariflerin halleri budur.Allah Teala'dan başkasına /masivaya iltifat etmezler.Mülk ve melekut alemlerinden kör olurlar (onlar görmezler). Cahil gafiller ise Allah'dan başka şeylere (masivallah) sevgileriyle kalb gözleri kör, kalb kulakları sağır olmuştur.Rasulullah abs 'in " Bir şeyi sevmen, seni kör ve sağır yapar.hadisinde buna işaret vardır.
Şu halde akıl sahibine gereken kalbin perdelenmesine ve helakına sebeb olan çirkin amellerden; bocalamayı ve körlüğü gerektire nkötü ahlaktan kaçınmak ; bilakis Mevla'ya vuslata götüren , mutlak olarak hüsranı yasaklayan Kur'an ile amele gayret etmektir.
29 Mayıs 2026 Cuma
ZALİM ÜÇ ÇEŞİTTİR
En büyük zalim, Allah'ın şeriatının hükmü altına girmeyendir.Allah Teala "Doüğrusu şirk büyük bir zulümdür(Lokman 13) buyurarak bunu kastedmiştir. Ortanca zalim, sultanın hükmünü yerine getirmeyendir. En küçük zalim ise amel veçalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfeatlarını alan , kendi menfeatını onlara vermeyendir.
PEYGAMBER SAV'İN ATALARI
Efendimiz sav buyurmuştur: "Ben temiz kimselerin sulblerindentemiz kadınların rahimlerine nakledilmeye devam ettim"."Niihayet beni asla zina karışmayan anne-babamdan çıkardı."
Peygamberimizin sav. nesebinin şerefine halel getirecek sözlerdin dili tutmak gerekir." Hz.Peygamber sav in ataları hakkında nasıl inanacağız?" sorusuna şöyle cevap vermek gerekir: " Bu konu itiikadi konulardan değildir.Onun için kalbin bunda bir payı yoktur.Dilin payına gelince avamın yanında sükut gerekir.
Süyuti der ki:Hz.Ademden Mürre b.Kab'a kadar ecdadının iman ettikleri hadislerde ve seleflerin sözlerinde beyan edilmiştir.Mürre ile Abdülmuttalip arasında dört dedesi kalmıştır.Ben onlar hakkında nakil bulamadım. Abdulummtalip, Efendimiz sekiz yaşında iken dünyasını değiştirmiş.İbrahim a.s 'ın diniüzere olup putlara tapmadığıdır
HAZRET-İ PEYGAMBER'E VE BİR VELİYE UYMANIN SIRRI
Hak Teala Efendimiz sav 'e buyurmuştur: "(Önce) en yakın akrabanı uyar"(Şuara 214) Bu ayet nazil olduğunda Efenedimiz sav safa tepesine çıkarak şöyle buyurmuştur: " Ey Abdülmuttalipoğulları, Ey Haşimoğulları ey Abdülmenaf oğulları. Kendinizi cehennem ateşinden kurtarın.Ben sizden hiçbir şeyi uzaklaştıramam.
Ey Ebubekir'in kızı Aişe, Ey Ömer'in kızı Hafsa! Ey Muhammed kızı Fatıma! Ey Muhammed'in halası Safiye! Kendinizi cehennem ateşinden satın alın/kurtarın. Ben sizden hiçbir şeyi gideremem."
Hz.Aişe sıddıka r.a ağladı ve "Ey Allah'ın Rasulü! Kıyamet günü senin bize yardımcı olamayacğın bir gün müdür?" diye sordu.Resulullah sav şöyle cevap verdi:" Evet , Ya Aişe üç yerde: Allah Teala "Kıyamet günü için terazi kurarız"(Enbiye 47) buyurur.İşteo zaman sizin için Allah'dan bir şeye gücüm yetmez. İkincisi nur verildiği zaman Allah dilediğinin nurunu tamamlar, dilediğini de yüz üstü karanlıklarda bırakır.İşte o zaman da sizin için Allah'tan bir şeye gücüm yetmez.Üçüncüsü sıratta Allah dilediğini selamete çıkartır ve korur, dilediğini de yüz üstü ateşe atar."
İmanın aslının bulunmadığı zaman, Resulullah Efendimize yakınlığın(akrabalığın) fayda vermeyeceği vurgulanmıştır."Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir"(Şuara 215) ayeti ile peygambere tabi olan mümin kimselerin, mümin olmayan peeygamber hısımlarından evla olduğunu göstermektedir.Hak Teala "sana uyan müminlere merhamet kanadını indir"buyurdu, mutlak olarak "Müminlere merhamet kanadını indir" buyurmadı.Fakat "sana uyan" ile bunu kayıtladı.Çünkü her tabi olan mümindir.Fakat her mümin tabi değildir.Bu, ancak ittiba ile hasıl olacak imanın hakikatından uzak bir müminin, iman iddiasıyla aldanmaması içindi"
27 Mayıs 2026 Çarşamba
KURAN VE DİĞER KİTAPLAR
Kur'an için hak teala "Onu Ruhul-emin(cebrail indirdi.Senin kalbine,uyarıcılardan olman için"
Kalb özel olarak zikredilmiştir.Çünkü şuur ve tasdikin mahalli , vahiy ve ilhamın kaynağıdır.İinsan vücudunda , ondan başka hitaba ve feyze layık bir yer yoktur.Bu yüce rütbe ve yüksek lütuf diğer peygamberler arasında Hz.Peygamber sav 'e tahsis edilmiştir. Çünkü onların kitabları levhalar ve sahifeler halinde kalblerine değil bir bütün olarak suretlerine indirilmiştir.
Vahiy, Hz.Mustafa sav'e indiği zaman vahye şiddetle istek duyması ve onunla kendinden geçmesi(istiğrak) sebebiyle önce kalbine inerdi. Sonra kalbinden anlayışına ve kulağına intikal ederdi.Bu, yukarıdan aşağıya bir iniştir ve havassın derecesidir.Avama gelince onlar ilk olarak işitirler.Böylece vahiy ilk kez onların kulaklarına , sonra anlayışlarına , sonra da kalplerine tenezzül eder/iner. İşte bu aşağıdan yukarıya doğru bir terakkidir.Bu , müridlerin ve ehli sülukun durumudur.
Cebrail a.s gahiy getirdiğinde bazen melek suretinde , bazen beşer suretinde olurdu.Eğer vahy ve haber , şeri hükümlerin açıklanması, helal ve haramlarla ilgili ise beşer suretinde gelirdi."Sana kitabı getiren O'dur(ali imran 7) ayeti bunu ifade eder.Burada kalb zikredilmemektedir.Şayet vahy aşk ve muhabbete , ariflerin sırlarına ve remizlerien dair ise Cebrail melek suretinde gelir. Bu ruhani ve latif bir hal olduğu için Hz.Peygamber'in gönlüne bağlanır/yakın olur, böylelikle başkaları o sırlara vakıf olmazdı.Bu hususta Hak Teala şöyle buyurmuştur:"Onu Ruhul emin senin kalbine indirdi" Bu vahiy hali tamam olduğu zaman "O hal benden gider ve ben de o vahyi ezberlemiş olurum." derdi.
HZ İDRİS
İdris a.s şöyle demiştir:"Kim otoriter bir sultanı, adil bir hakimi, bilgili bir tabibi, kurulu bir çarşısı ve akan bir nehri olmayan yerde oturursa kendisini, ailesini,malını ve çocuğunu zayi etmiş olur."
26 Mayıs 2026 Salı
CİĞERİNDE ALLAH YAZAN GENÇ
Hikaye edilir ki Şibli(k.s) bir yolculuğunda Allah'ı çok zikreden ve " Allah, Allah" diyen bir genç gördü.Şibli ona şöyle dedi:" Amel olmadan "Allah" demenin faydası olmaz.Çünkü Yahudi ve Hırıstiyanlarda bu konuda seninle beraberdir.Çünkü Allah Teala "Andolsun, onlara ; "gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan mutlaka "Allah" derler(Lokman 25)buyurmuştur.Genç on kez "Allah" dedi, sonra bayılıp yere düştü ve o halde öldü.Şibli geldi, gördü ki gencin göğsü yarılmış ciğerinin üzerinde "Allah" diye bir yazı var.Bir münadi seslendi ve şöyle dedi: " Ey Şibli ! Bu, az sayıdaki muhiplerden/ sevenlerdendir."
Allah Teala ariflerin kalbleriniyarattı , onları marifet ve yakin ile süsledi.Onları hakkani zikir yolundan ruhani nimetlerin içine soktu.Tıpkı gafilleri nisyan/unutma ve günahlarda ısrar yolundan ruhani ve cismani azaba duçar ettiği gibi . Birincisi rahmetinin eserlerinden , ikincisi ise izzetinin alametlerindendir.Buna ancak O'na kurbiyet ve vuslata ehil olanlar yol bulabilir. Kahır ve cezasına istidadı olanlar ise yoldan geri kalır.
" O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah'a kalbi selim (temiz bir kalb) ile gelenler (o günde fayda bulur) (Şuara 88-89)
LEZZET ÇEŞİTLERİ
Hissi olan lezzetler; yeme içme, güzel evler ve konaklarda yaşama arzusu.bunlar fani dünyaya ait olup dünya ehlinin lezzetleridirler.
Bunların üzerinde ise ahiret ehlinin lezzetleri vardır.Bunlar ise marifetler, ve ilimler ile onlara uulaşmayı sağlayan tevazu, vakar,tecerrüd ve sabır/ tahammül gibi kalbi lezzetlerdir.
EĞLENCE YERLERİ
Bir hadiste şöyle buyurulmuştur: "Melekler, müdafaa ve müsabaka dışında eğlence yerlerinde bulunmazlar" Burada kastedilen müsabaka ; atıclık,at, deve ve koşma müsabakalarıdır,
PEEYGAMBERLERİN ÜCRETİ
"Şuara suresi 109 ayeti: "Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum.Benim ecrimi verecek olan ,ancak alemlerin Rabbidir"
Hazret-i Nuh a.s ın dilinden ifade edilmiştir.
Allah için iş yapan , ücertini Allah'Tan başkasından talep etmez.
Bununla peygamberlerin varisleri olan alimlerin, peygamberlerin edepleriyle edepleneceklerine, dolayısıyla onların ilimlerini yayarken insanların bir şey talep etmeyeceklerine, onlara öğretmelerine, nasihat ve öğüt vermelerine karşılık kendilerinden bir menfeat sağlamayacaklarına iişaret etmektedir.Her kim dini yayıp anlatıp yayma, vaaz ve hasihatta bulunmak konusunda kendisini dinleyen müslümanlardan menfeat sağlarsa , Allah o insanlara diledikleri şey hususunda bereket vermez.O alimlerinde insanlardan aldıkları şeylerin bereketi olmaz.Az bir dünya metaına karşılık dinlerini satarlar. Sonra onlar içinde bunda bir bereket de olmaz.
25 Mayıs 2026 Pazartesi
İSTEMEMEYİ İSTERİM
Beyazid r.a der ki: " Çölleri kat ettim, bozkırlara ulaştım.Bozkırları kat ettim , melekuta ulaştım. Melekutu kat ettim, Melik'e vardım. "Bahşiş" dedim. Bütün bu gördüklerimi sana verdim" buyurdu. "Biliyorsun ki ben bunlardan bir şeyi görmedim" dedim. Ne istiyorsun? buyurdu."İstememeyi istiyorum" dedim.Biz onu sana vredik" buyurdu.
HASTALIK
Hastalık, dünya ve ahirete alaka ve sevgi beslemektir.Şifa ise bunlardan alakayı kesmektir. Bu da Cenab-ı Hakk'ın inayeti ilahiyesinin cezbesiyle olur.İnayeti ilahiyye gelince , salik her şeyden (dünya ve ahiretten) ilgi ve alakasını keser ve tek olan Allah'a bağlanır. Yani tecrit şerbetiyle , alaka ve muhabbet hastalığından kurtulur.
Şuara suresinin 80 ninci ayeti: "Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur" ayette Allah'dan başkasına ilticayı ve herhangibir sebeble tedaviye güvenmeyi terk etmeye işaret vardır.Bu, teslimiyetin kemalidir.
BENİ YEDİREN İÇİREN ODUR
24 Mayıs 2026 Pazar
AMELE GÜVENME
Hafız Şirazi demiştir:
Amele güvenme, çünkü zeval gününde Kudret kaleminin senin defterine ne yazdığını nereden bileceksin? Amel defterinin siyahlığı yüzünden bu sarhoşu kınama, Kaza ve kader kalemi başına ne yazdı , kimbilir?
EN GÖZDE ŞEY/EN TEHLİKELİ ŞEY
Sultanların/İdarecilerin huzuruda olmak insanların en çok talep ettiği şeydir.Bu nedenle Firavunun sihirbazları Hz.Musa'ya üstün geldikleri takdirde bir ücret istemişler,Firavun da "Hiç şüphe etmeyin gözde kimselerden olacaksınız"diye onlara söz verdi.Bu onlara göre en yüksek derecelerden sayılırdı.Sultan ve benzerlerine yakın olma konusunda dünya ehlinin hali budur.Halbu ki akıl sahipleren göre bu şeyler en büyük musibetlerdir.
DÜNYA SEVGİSİ ZİNDANI
Kalb nefis ve şehvetlerinden yüz çevirerek Allah'a ve O'nu talebe yöneldiğinde , makam ve riyaset sevgisi ağından başka nefsin onun üzerinde bir hakimiyeti yoktur.Çünkü makam sevgisi sıddıklerin başından en son çıkan şeydir.
Mesnevi de denir ki:
Taht dediğin ancak bir mengenedir.Bulunduğun yeri başköşe sanıyorsun ama kapıda kalmışsın Dünya padişahları , damarsızlıkları yüzünden kulluk şarabının kokusunu alamazlar. Yoksa Ethem gibi kendilerinden geçerek , hiç beklemeden saltanatı bir yana atarlardı. Fakat Allah , bu dünyanın varlığını sürdürmesi için Onların gözleri ile ağğızlarını mühürledi. Böylece taht ve taç onlara tatlı gelir.Dünya hükümdarlarından haraç almayı düşünürler. Aldığın haraçla kum gibi altın biriktirsen de Sonunda o senden geriye miras kalır. Mal,mülk ve altın senin canına yoldaş olmaz.Öyleyse altını ver , görebilmek için sürme al. Bu dünyanın dar bir kuyu olduğunu gör Ki Yusuf gibi o ipi tutabilesin.Kuyuda göz yanılmaları olur.En azından taş altın gibi görünür. Oyun sırasında çocuklar kendilerini oyuna kaptırınca çömlek parçası onlara altın ve mal gibi görünür.
23 Mayıs 2026 Cumartesi
AZGINLIKTA ZİRVE OLMAK
İblis, Hz.
Adem için "Ben ondan daha üstünüm" diyerek secde etmedi.Ancak Firavun daha beterini yaptı "Ben sizin en yüce Rabbinizim" diyerek Allah'a inatla karşı çıktı.Bu yüzden Allah'ın kahır sıfatının mazharı oldu ve azgınlıkta kemale erdi.Kıyamete kadar her asrın bir Musa'sı ve firavunu olacaktır.Niletin azgınlaştırıp firavun haline getirdiği insanler her asırda bulunacak, ve sahip olduğu maddi güçle insanlara zulmedecektir.
"SİZDEN KAÇTIM.RABBİM BANA HİKMET BAHŞETTİ" AYETİ
Şuara suresi 21 nci ayettir.Hz.Musa a.s bu sözü Firavun'a söylemiştir.Çünkü Firavunun fırıncısı Kıbti adama yumruk atınca korkarak kaçmış, on sene Medyen tarafında saklanmıştır.Peygamberlik verilince emir üzerine Firavun'a gitmiştir.Firavun öldürme hadisesini kastederek "o yaptığın (kötü) işi yaptın" demiştir.
Büyüklerden birisi der ki: " Allah Teala , Musa a.s 'a yaptığı gibi kullarından birini yüksek makamlardan bir makama ulaştırmak istediğinde içine bir korku verir ki halktan kendisine kaçsın ve böylece ona özel sırları keşfolunsun.Havassın günahları başkalarının günahları gibi değildir.Çünkü onlar tabiata ait şehvetin hükmü ile bu günahlara düşmezler.Bilakis hata ile düşerler.Hata ile işlenenden sorumluluk kaldırılmıştır.
MECBURİYETE DAYANAN İMANA İTİBAR EDİLMEZ
Hak Teala ister ise göksel bir mucize indirmeye sahiptir,Bu göksel mucize ,inanmayanların boynunu eğip inanmaya mecbur bırakacaktır.Ancak, sünnetullah'da böyle bir zorlama yoktur.Efendimiz SAV Kureyşlilerin kendisine inanmamasına çok üzülmüş, bunun üzerine Hak teala , O'nu teselli için Şuara suresinin 4 ncü ayetini Efendimiz'i teselli için indirmiştir: ""Biz dilesek , onların üzerine gökten bir mucize indiririz de , ona boyunları eğilip kalır" Ayette iman ve marifetin hakiki anlamda özel bir mevhibe olup kulların kazanarak elde ettiği şeylerin dışında kaldığı beyan edilmektedir.Mevhibe hasıl olunca uyarma ve müjde insana fayda verir.Dolayısıyla şekavet üzre yaratılanlar / fıtratında şekavet olan kendisine ağlasın.
Hafız Şirazi der ki:
İyi akibete sahip olmak ne rindliktedir ne de zahitlikte İşi Allah'ın inayetine bırakmak en iyisidir.
19 Mayıs 2026 Salı
İMANIN ŞUBELERİ /İMAM NESEFİ
İmam Nesefi , Tefsirül Teysir isimli kitabında der ki: " Ben O'nun tercih ettiği tertibe ve içtihadına göre onları şöylece sayıyorum:
Peygamber sav imanın şubelerini saymaya tehlil ile başladı.Ondan sonra şunlar gelir:Tekbir, tehlil, tahmid,temcid, tecrid, tefrid, tevbe, inabe, nezafet/temizlik, taharet, namaz, zekat, oruç kıyam/gece ibadeti, itikaf, hac, umre, kurban, sadaka, gaza, köle azadı, Kur'an kıraati, ihsana devam etmek, isyandan uzak durmak, azgınlığı terk etmek, düşmanlığı bırakmak, gönlün takvası , lisanı korumak, sena,dua,havf,reca, haya, sıdk,safa, nasihat/samimiyet, vefa, nedamet, ağlamak, iihlas, zeka,hilm,sena/cömertlik, iyiliğe şükür, belaya sabır, kazaya rıza, ölüm için hazırlanmak, sünnete uuymak, sahabeye muvafakat, yaşlılara ihtiram, küçüklere şefkat, ümmetin alimlerine uymak, avama şefkat, havasa ihtiram ve saygı, Ehli sünnete tazim, emaneti eda, iffeti korumak, yemek yedirmek, iyilik yapmak, yetimleri kollamak, sılai rahim, selamı yaymak, Allah7a teslimiyette sadakat, günahlardan korunmayı gerçekleştirmek, dünya konusunda zühd, ahirete rağbet, Mevla'ya muvafakat, hevaya muhalefet, cehennemden sakınmak, Meva cennetini talep, keremi/cömertliği yaymak, aile mahremiyetini muhafaza, hizmetçilere iyilik yapmak,tevfiki talep, tahkiki muhafaza, komşu ve arkadaşları gözetmek,, kölelere iyi davranmak ve imanın şubelerinin en aşağısı yoldan eziyet veren şeyleri kaldırmak"
İMANIN ŞUBELERİ
ÖZELEŞTİRİ
Molla Cami der ki:
" İnsanlar arasında tevbeden dem vururum, gönül ise günahta ısrarlı
Benim böyle yoldan çıkmış birisi olduğumu kimse anlamıyor."
PEYGAMBER SAV'İ GÜLDÜREN HUSUS
Ebu Zer hazretlerinden rivayet olunmuştur: "Kıyamet günü bir kimse hesap için getirilir.Büyük günahları saklanarak "küçük günahlarını ona arzedin" denir ve "Sen şu günde şunu yapmışsın." diye söylenir.O da ikrar eder, inkar edemez. Büyük günahlarının da aynı şekilde arz edileceğinden korkarken (Allah tarafından meleklere) "Ona yaptığı her günah karşılığında bir sevap verin" denir.O bunu görünce " Benim burada göremediğim daha başka günahlarım da var" der".
Ebu Zer r.a "İşte bunun üzerine Resulullah'ın azı dişleri görününceye kadar gülerken gördüm.Sonra " Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir " ayetini okudu.
GECE NAMAZINA MANİ OLAN ŞEYLER
Gece namazına mani olan şeyler, dünya işlerine çok önem vermek, dünya ile fazla meşguliyet, bedeni boşu boşuna yormak, çok yemek, çok konuşmak, eğlence ve dedikoduya dalmak ve kayluleyi ihmal etmektir.Muvaffak olan kişi, vaktini ganimet bilen, derdini ve devasını tanıyan , ihmal etmeyen ve böylece kendisi de ihmal olunmayan kimsedir.
ÖMRÜN KIYMETSİZ TARAFI
Bir abid veufatı gelip çattığında şöyle dedi: " Ben üzüntüler, gamlar, hatalar ve günahlar yurdu olan bu dünya için üzülmüyorum.Bütün üzüntüm, uyuduğum geceye, oruç tutmadığım gündüze, ve Allah'ın zikrine gafil olduğum saatedir. Fırsatını bulan kimse acele etsin.Geri kalan ömrün bir kıymet ve değeri yoktur.
TEMİZLİK
UYKU
Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Uyku beden için bir rahatlıktır.Mücahedeler bedeni yorar.Bu iki şey birbirine zıttır.Hakikatte uyku, kalbe ait duyu oranlarının açılması iç in zahiri duyu organlarının kapatılmasıdır.Uykunun hikmeti şudur: İnsanlardaki kutsi ruh , rabbani latife veya nefsi natıka , bu sufli cisimde gerçekten yabancı/garip; onun ıslahı , onun faydalarını celb ve zararlarını def etmekle meşgul; kişi uyanık olduğu sürece bedende mahpustur.Kişi uyuduğu zaman o, asıl mekanına ve kendine ait yere döner.Ruhlarla karşılaşır, manaları kavrar.Melekut alemine varınca , şehadet aleminde gördüğü şeylerin misallerini ve bunların manalarına muttali olur, galbe ait bilgileri alır. Böylece rahatlar. İşte rüya tabirindeki sır da budur.
Nefsiiyle mücahede eden kimse, uyku ve istirahati terk ettiği zaman üzerindeki dört unsur; toprak,su,ateş ve havanın cüzleri erir. Bu durumda kalbden hicab/manevi perde kalkar ve kalb gözüyle melekut alemine bakar ve Rabbine iştiyak duyar.
Bazen maksudunu uykuda iken görür.Ahlatıldığna göre Şah Şüca otuz sene uyumamıştı. Tesadüfen bir gece uyudu, rüyasında Hak Teala'yı gördü. Bundan sonra o , yanında bir yastık taşır, her nerede uykusu gelirse yatar uyurdu.Bu durumu şu şiirinde söylemiştir:
Kalbimin sürurunu uykumda gördüm/ Bu yüzden uyuklamayı ve uykuları sevdim.
"GÖLGEYİ NASIL UZATTI"AYETİ
18 Mayıs 2026 Pazartesi
HEVAYA KULLUK
Denilmiştir ki; Şeriatı uygulamak suretiyle de olsa nefsani bir yol üzerine yaşayan , rabbani hakları değil , nefsani hazları elde etmeyi arzulayan herkes hevasına kulluk yapmaktadır.
Hevanın galebe gücü o derecedir ki , " Yeryüzünde (Allah'dan başka) tapılan ilk ilah hevadır" hadisi vardır.Kur7an diliyle "Hevasını kendisine iilah edinen kimseyi gördün mü?" ayeti inmiştir.
Ebu Süleyman r.h der ki:" Nefsini hevasına tabi kılan kimse onun katline ortak olmuştur.Çünkü nefsin hayatı zikir ile ölümü ve katli ise gaflet iledir.Gaflete düştüğünde şehvetlere tabi olur.Şehvetlere kapıldığında ise artık ölü hükmündedir.
YANLIŞ KIYASLAMALAR
Mekke müşrikleri kendileri gibi bir insan olan, çarşı pazar dolaşan acıkınca karnını doyuran,susayınca su içme ihtiyacı olan Efendimiz sav'i alaya alırlar idi.Kendileri ile kıyaslayıp bizden ne farkı var ki? diyerek peygamberliği ona layık görmezler idi.
Aynı şekilde kıyamete kadar bu anlayış sürecektir.Allah velilerini alaya alacaklardır.
His ehli nübüvveğti ve irsaleti zahiri his ile göremezler.Çünkü onlar ancak Allah7ın nuru ile desteklenmiş basiretle idrak edilir.Kendilerinin ulaşamadıkları nübüvvet ve risalet kelamını Rasulullah'dan işitince onu sadece alaya aldılar ve alay ederek : " Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği" derler.
Mesnevi de denir ki:
Yazıda "şir"(aslan) "şir" (süt) e benzese bile , sen temiz kişilerin işini seninle kıyaslama.
Bütün dünya bu yüzden yoldan çıktı; Hak abdallarından pek az kişi haberdar oldu.
Peygamberlerle eşitliğe kalkıştılar , velileri de kendileri gibi sandılar.İşte biz de insanız , onlar da insan. Biz de uykuya ve yemeğe bağımlıyız , onlar da dediler.
Körlük yüzünden , arada sonsuz fark olduğunu bilemediler.
İki çeşit arı aynı yerden yedi: ama bunun biri zehir oldu, öteki bal/ İki çeşit ceylan ot yiyip su içti; birinden fışkı ötekinden halis misk geldi.İki çeşit kamış aynı kaynaktan su içti ; birisi boş , öteki şekerle dolu.
17 Mayıs 2026 Pazar
HER PEYGAMBERE BİR DÜŞMAN PEYDA EDİLMİŞTİR.
Cenab-ı Hakk'ın sünnetullahıdır.Furkan suresi 31 ayetidir: "(Rasulüm) İşte biz böylece her peygamber için suçlulardan düşmanlar peyda ettik.Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter"
Denilmiiştir ki Peygamberlerin ve velilerin dereceleri kendilerine muhaliflerle ve düşmanlarla imtiihan edilmeleri sebebiyle yükseltilmiştir.
Bu ayette işaret edilmektedir ki Allah Teala talebinde sadık her sıddıka eziyet etmesi için iinadcı, huzurdan kovulmuş bir düşman musallat eder.Sıddık ise Allah yolunda onun ezasına sabreder., onun sayesinde hilmini sınar ve Allah'ın hükmüne rıza gösterir, Allah'n imtihanına sabrederek , hükmüne teslim olur.Allah7ın hükmüne teslim olma , her şeyi Allah'a havale etme ve O'na tevekküle muvaffak kılma nimetinden dolayı Allah'a şükreder.Böylece bu adımlarla Allah'a yürür (seyr ilallah), hatta bu kanatlarla Allah'ta Allah ile uçar.Nitekim Allah7ın peygamberlerini ve evliyasını terbiye hususunda takip ettiğ sünnetullah bu şekildedir."Allah'ın sünnetin de iseasla bir değişiklik bulamazsın"(ahzab 62)
DÜNYA MEŞGULİYETLERİ
Şibli hazretlerine : "Dünyada meşguliyetler , ahirette ise korkular vardır.O halde kurtuluş ne zaman?" denildi.O da:" Dünyanın meşguliyetlerini terk et , ahiretin korkularından emin olursun"dedi.
BİR KISIM İNİSAN DİĞER KISIM İÇİN İMTİHANDIR
Furkan suresi 20 nci ayette buyrulur: "(Ey insanlar) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan(vesilesi) kıldık.(bakalım) sabredecek misiniz?. Rabbim hakkıyla görendir"
Fakirleri zenginlerle, peygamberleri kendilerine gönderildikleri kimselerin düşmanlıkları ve eziyetleri ile, hastaları sıhhatli kimselerle, güçsüzleri yüksek mevki sahipleri ile, halkı sultanlarla, toplumun alt tabakasını soylularla, körleri görenlerle, güçsüzleri güçlülerle denedik.
Ele geçen şey sınanmak, elden çıkan şey de denenmek içindir.
EFENDİMİZ SAV'İN TERCİHİ
Bir Hadis-i şerif de buyrulmuştur: "Rabbim bana Mekke vadisini altın yapmayı teklif buyurdu da ben:" Hayır , ya Rabbi! Fakat ben bir gün aç, bir gün tok olayım. Aç olduğum gün sana yalvarıp dua edeyim. Tok olduğum gün ise sana hamd ve senada bulunayım."(tirmizi Zühd 35)
16 Mayıs 2026 Cumartesi
İZİN İSTEMEK
Müminler, peygamberin yanında mühim bir hususta istişarede bulunmakta iken Peygamberden izin istemeden ayrılmayı Hak Teala yasaklamıştır.Nur suresi 62 ayet: "Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler..(Rasulüm) Şu senden izin isteyenler , hakikaten Allah'a ve Rasulü'ne iman etmiş kimselerdir.Öyle ise , bazı işler için senden izin istediklerinde , sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir"
Geçerli özür ve ihtiyaç olmakla birlikte Rasulullah'ın meclisinden ayrılıp gitmenin büyük bir hata olduğu ifade buyrulmuşutr.
Bu sebeble tarikat büyükleri demişlerdir ki Zaruri bir ihtiyaç içi nçıkmak isteyip te şeyhini yerinde bulumayan mürit , kapıda durur. Kalbiiyle teveccüh ederek şeyhinin ruhaniyetinden izin ister ki kendiliğinden çıkmış olmasın. Bilakis bu tavrı şeyhine ittiba yoluyla gerçekleşmiş olsun.Çünkü ittibada büyük tesir vardır.
Sadık mürit , şeyhinin bütün tasarruflarına tabi olan ve onu nizni olmadan nefes bile almayan kişidir.Gizlide ve açıkta şeyhine muhalefet eden kişi, asla doğruluk kokusu duyamaz ve seyri süratli olmaz.Bu tür bir kusur işleyen mürit , yaptığı muhalefet ve hıyanetten derhal vazgeçmeli özür dilemelidir.Müridler şeyhlerin ıyali(aile fertleri) dirHallerini düzeltmek üzere şeyhlerin, mallarından onlara infakta bulunmaları farzdır.
ENES r.a 'a nasihat
Enes (r.a) dan rivayete göre o , şyöle demiştir.: Rasulullah sa.'e on sene hizmlet ettim.Yaptığım bir iş için asla " Niçin böyle yaptın?" , kırdığım bir şey için " Bunu niçin kırdın?" demedi.(Bir defasında) ayakta durmuş mübarek ellerine su dökerken başını kaldırıp : " Sana faydalanacağın üç haslet öğreteyim mi?" buyurdu. Ben de "Evet, anam-babam sana feda olsun ya Rasuallah"dedim.Şöyle buyurdu: "Ümmetimden biri ile karşılaştığın zaman selam ver ki ömrün uzasın. Evine girdiğin zaman oradakilere selam ver ki hayrın çoğalsın. Kuşluk namazı kıl ki o, iyilerin ve Allah'a dönenlerin namazıdır."
YEMEĞE DAVET
Efendimiz SAV buyurmuştur:İki gözü olan birisi kendisine baktığı halde yemek yiyen ve onu yemeğine ortak etmeyen kişi, devası olmayan bir hastalığa tutulur"
RABİA'YA YÖNELTİLEN SORULAR
Meşhur Sufi Rabiatül Adeviyye'nin kocası vefat edince Hasan Basri ve arkadaşları onun yanına girmek için izin istediler.izin verdi.Kendisi bir perde arkasına çekilerek oturdu.Hasan ve arkadaşları:"Kocan öldü, dolayısıyla bir kocaya ihtiyacın var.İçimizden birisi ile seni evlendirelim dediler.
Rabia: " Ancak içinizde en alim olan birisiyle evlenebilirim?" deyince "En alimimiz Hasan Basri" dediler.Bunu nüzerine Rabiat,ona "Sana dört şey soracağım bilebiliirsen olur" cevabını verdi ve sorularını sormaya başladı.Bu sorular şunlar idi:
1- Ne dersin ölsem ve dünyadan çıksam , imanlı mı ölürüm yoksa imansız mı?
2- Ne dersin kabre konsam ,münker ve nekir bana sual etseler, onlara cevap vermeye gücüm yeter mi? yetmez mi?"
3- Kıyamet günü inisanlar toplanıp amel defterleri uçuşmaya başladığında kitabım sağımdan mı? yoksa solumdan mı? verilecek"
4- "İnsanlar bir gurup cehhete gidecek diğerleri cehenneme girecek denildiğinde ben hangi gurupta olacağım?"
Hasan Basri bu soruların tümüne Bu sorular gayba ait sorulardır bilmiyorum" diye cevap verince Hazret-i Rabia: " Bu dört şeyin gamını taşıyan bir kimse evlenmekle nasıl meşgul olabilir? demiştir. sonra sözüne şöyle devam etmiştir:
"Ey Hasan bana haber ver Allah, aklı kaç parça yarattı?" Hasan Basri On parça.Bunun dokuzu erkeklherde, birisi kadınlardadır" dedi.Rabia: "Allah şehveti kaç parça yarattı? diye sorunca Hasan Basri:"On parça.Bunun dokuzu kadınlarda biri erkeklerdedir" dedi.Bunun üzerine Rabia:
"Ey Hasan , ben dokuz parça şehveti bir parça aklımla koruyabiliyorum. Ama sen bir parça şehveti dokuz parça aklınla koruyamıyorsun" dedi.
Hasan ağladı ve oradan ayrıldı.