3 Mayıs 2026 Pazar

ZALİM ÜLKELERİN SONLARI

 Hac suresi 48 ayeti:"Nice ülkeler var ki , zulmedip dururken onlara mühlet verdim.Sonunda onları yakaladım.Dönüş yalnız banadır.

İsrail, Amerika ve diğer ülkeler yahut halklarını ezen iktidarlar.Ayet günümüzde onlar içindir.

ZİKRULLAH HAKKINDA

 Malik b.Enes r.a  ın şöyle dediği rivayet olunur: " Bana ulaştığına göre Meryem oğlu İsa şöyle demiştir: " Zikrullah dışında çok söz etmeyin, yoksa kalpleriniz katılaşır. Katı kalb ise Allah'dan uzak olur"Fakat siz bilmezsiniz"

Malik b.Dimar der ki: "Yaratılmışların sözünden geçerek Allah sözü ile ünsiyet etmeyen kimsenin ameli az , kalbi körve ömrü de zayi olur"

Bir hadiste şöyle buyrulmuştur: "Her şeyin bir cilası vardır.Kalbin cilası ise zikrullahtır"

Ebu Abdullah Antaki der ki: "Kalbin devası beş şeydir.Salihlerleoturup kalkmak, Kur'an okumak, mideyi boş tutmak, gece ibadeti, sabah vaktinde Allah'a yalvarıp yakarmak"

ZAMANIN GÜÇ SAHİPLERİNDEN KORK

 şEYH sADİ şİRAZİ DER Kİ:

Allah iyiliğini murad ettiği bir kavme/Adaletli ve düşünceli bir hükümdar verir.                                             Bir alemi viran etmek isterse eğer / Saltanatı bir zalimin pençesine terk eder.                                                 Ardından lanet okunmasını istemezsen eğer sen de/ iyi ol da o kimse senin hakkında kötü söz söylemesin  Mazlum uyumamıştır, onun ahından kork / Onun sabah vakti yükselen gönül dumanından çekin.                Korkmazmısın temiz yürekli bir kimsenin geceleyin / Ciğerinin yangınından " Ya Rabbi " demesinden?      Ey aklı kıt kurt.hiç korkmaz mısın? / Bir gün gelir , seni de bir kaplan parçalar                                              Aman sakın, gaflet içinde uyumayasın, çünkü uyku, / Kavmin ulusu için uyku haramdır.

Elinin altındakilerin derdiyle dertlen / Zamanın güç sahiplerinden de kork

Şöyle sööylenmiştir:

Rical (Yetişmiş devlet adamları) olmadan otorite olmaz.Devlet adamları da ancak mal ile hakim olurlar. Mamurluk olmadan da mal olmaz.Adalet ve güzel idare olmadan ise mamurluk meydana gelmez" Siyaset, riyasetin (reisliğin/idareciliğin ) esasıdır " denilmiştir.     

NAMAZ KILANLARA

 Maun suresi   4 ncü ayetinde "Yazıklar olsun o namaz kılanlara" tabiri ile namazdan maksadın namazı sadece şeklen kılmak değil , namazın haklarını ve şartlarını tam olarak yerine getirmekolduğuna dikkat çekmek için tahsis edilmiştir.Bu nedenle "Namaz kılanlar (musallin) çoktur, namazı dosdoğru kılanlar (mukimin) azdır denilmiştir.

ZALİMLERE OLAN HİLM,MAZLUMLARA ZARAR VERMEZMİ?

 Amir, Haccac'ın astığı bir adamın olduğu yerden geçerken : " Ya Rabbi, Sen'in zalimlere olan hilmin mazlumlara zarar veriyor." dedi.Rüyasında kıyametin koptuğunu gördü ve sanki cennete girmiş olduğunu gördü.Asılı olan o kimseyi de cennetin en yüksek yerinde gördü. Bir de baktı kibir münadi şöyle sesleniyor:"Zalimlere olan hilmim, mazlumları yükseklerin en yükseğine ulaştırdı."

Bilesin kiAllah her asırda kendisine yönelene kendisinden sırt çeviren, hak üzere olana batıl üzere olan , Musa'ya Firavun, İsa'ya deccal gönderir.O halde bu hususta bir yavaşlama bekleme ve sıkıntılanma! 

Hafız der ki:

İsm-i a'zam kendi işini gğörür, ey gönül hoş ol. Kandırma ve hile ile şeytan Süleyman olmaz.

Büyüklerden biri der ki: "Emirler zahirde savaşırlar.Allah dostları ise batında savaşırlar. Bir emir savaşında hük üzere  ve karşı taraf cezalandırılmaya müstehaksa batından ricalül gayb(gayb erenleri) ona yardım eder, aksi halde etmez"

Tevratta , İslam ümmeti hakkında : " Onalrın incilleri göğüslerindedir." Yani kitaplarını ezberlerler.. " Ne zaman bir savaşa çıksalar , Cibril mutlaka onların yanındadır." denilmiştir. Bu ifade haklı olan her savaşta kıyamete kadar Cibril a.s ve benzeri ruhanilerin hazır olduğuna delalet etmektedir.Hatta savaş haklı bir sebebe dayanıyorsa bir kişi bin düşmana galib geleceği söylenmiştir.

Hafız Şirazi der ki:

Gökyüzünün kendi fueyzinden suyunu verdiği kılıç/Askerin yardımı olmaksızınbütün cihanı fetheder. 

KENDİLERİNE İKTİDAR VERİRSEK.."

 Hac suresi 41 ayetinde " Onlar o (müminler)ki , eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirseknamazı kılar, zekatı verirler, iyiliği emreder ve kötülüklerden nehyederler.İşlerin sonu Allah'a varır" ayetinden iinsanın mutedil bir cihad ile nefsin hakkından gelemeyeceğine ve onu tezkiye edemeyeceğine işaret vardır.Yine Allah'ın izni olmadan kafirlerle savaşa girişmenin caiz olmayacağına işaret vardırBunun için Hz.Musa , kıptiye yumruk vurup onu öldürünce "Bu şeytan işidir"(kasas 15) dedi.Çünkü ona bu konuda izin verilmiş değildi.Bu mana ile o işaret etmektedir ki nefis kafiri ile savaş ve cihadda uygun olan , bunun şeriat uyarınca Allah'ın izni ile olmasıdır.,Bunu nzamanı da büluğdan sonradır.Bu nedenle büluğdan önce mükellefiyet başlamaz.Mücahedenin ifrat ve tefritten uzak olması gereker.Bilakis mücahedenin nefsin kalbe zulmüne göre olur.Bu zulüm ise dünya lezzetlerinden hazlarını ve şehvetlerini tam olarak tatmin konusunda şeriata muhalefet, tabiata muvafakat gibi hususlarla meşgul ederek nefsin kalbi ona zarar verecek şeylerle istila etmesidir.Çünkü kalb aynasının bulanması , kalbin katılaşması,ve kararması bunlardan meydana gelir.Nefis terbiye edilhir, kötü sıfatlardan kurtulur,şeriata boyun eğer, tab'ını terk eder, zikrullah ile huzur bulur  ve "sen rabbından razı, Rabbın da senden razı olarak O'na dön"(Fecr 28) cezbesini kabule istidad kazanırsa işte o zaman aşırı mücahededen korunur.Fakat yine de nefsin mekrinde gizlenmiş olan Allah'ın9 mekrinden emin olamaz.

Hizmet ve kulluk için yüzünü yere koyunca , secdeye varınca Allah'a hamdet, kendini görme; bu yaptığını kendinden bilme. Eğer Hak'dan tevfik olmasa , bir hayr ulaşmaz. Öyle ise bur kuldan bir başkasına bir hayır nasıl ulaşır.

Ayette Allah'ın yardımına  mazhar olan kalplelere işaret vardır..Allah onlara beşeriyet arzında iktidar verirse muvasalatı(Allah ile iletişimi) devam ettirirler.Hallerin zekatını verirler..Onlar iyiliği; duyuları O'nun emrine muhalefetten korumayı , Allah'ın şanınıgereği gibi yüceltmek üzere Allah ile olarak nefesleri gözetmeyi emrederlerve kötülüğü yasaklarlar.Riya, kendini beğenmek, Allah'dan başkasıyla beraber olmak ve  başkasını dikkatealmak da kötülük türlerindendir.

İbni Abbas dan rivayet edilen merfu bir hadiste: "Namazların heba edilmesi , şehvetlerin peşine düşmek, hevaya yönelmek kıyamet alametlerindendir. O zaman emirler hain ve vezirler fasık olur" Salman r.a yerinden sıçrayarak "Anam babam sana feda olsun bu da olacak mı? dedi.Efendimiz" Evet ey Selman  O vakit müminin kalbi , tuzun suda eridiği gibi erir de olanları değiştirmeye gücü yetmez."  buyurdu.

Selman bunun üzerine : "Gerçekten bu olur mu?" dedi. Efendimiz SAV "Evet el Selman, o gün insanların en hor durumda olanı mümindir.Onların arasında korkarak dolaşır.Bir şey konuşacak olsa onu (adeta) yerler.Susacak olsa o zaman da öfkesinden ölür." buyurdu.

SEVGİDEN MAHRUM BIRAKILANLAR

 Hac suresi  22 AYETİNDE belirtilmiştir. "Allah , iman edenleri korur.Şu da muhakkak ki Allah,hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder" Hainlik ve nankörlük işlemekte devam eden kimse tevbe edemez hale gelir.Tevbe etmeyince de Allah onu , tevbe edenlere  ve temizlenenlere vaad ettiği sevgi ile sevmez.Hıyanet , gizlice sözünü bozarak Hakk'a muhalefettir.Hıyanetin zıddı emanettir.Küfür de hıyanettendir.Çünkü insanın yanında Allah'ın bir emaneti olan nefsi helak etmektir.Hıyanet , bütün azalarda cereyan eder.Onun için Allah Teala: "Çünkü kulak, göz ve gönül,bunların hepsi o (yaptığından) sorumludur"(İsra 36) Hıyanet namazda, oruçta ve benzerlerinde de cerayan eder. Bu, yabu ibadetleri  ya da onların zahir ve batın şartlarından birini terk ile olur.Mesala şafağın attığı hususunda zannı galibinerağmen sahur yemek, yahut güneş battığından şüphesine rağmen iftar etmek ourca ihanettir. Kim sahuru yer, güneş doğana kadar uyuyup sabah namazını geçirirse Allah7ın sahur nimetine nankörlük etmiş olur.Namaz ile de ona hiyanet etmiş , ziyan olan bir ticarette bulunarak sünnet için farzı terk etmiştir.

ÖMER HAYYAM

 

رحس سورخ مد هدیپس

یرک ھحون دنک یمھ ارچ ھظحل رھ

ینعی ھک دندومن ۀنییآ رد حبص

زک رمع یربخیبوت و تشذک یبش

Seher vakt horoz neden öyle feryat

eder/öter bilir misin? Ömürden bir gecenin daha

geçtiğini ve senin bundan haberdar olmadığını

görür de ondan.

KURBANIN HAKİKATI

 Malik b.Dinar  anlatır: " Mekke'ye doğru yola çıktım.Yolda bir genç gördüm.Gece karanlığı bastırınca yüzünü semaya dikti  ve şöyle dedi: " Ey taatlar kendisini sevindiren ve günahlar kendisine zarar vermeyen! Seni sevindirecek şeyi bana bağışla ve sana zarar vermeyen şey için beni bağışla!" İnsanlar ihrama girip telbiye getirmeye başlayınca  ona: "Sen niçin telbiye getirmiyorsun?" dedim. Şöyle cevap verdi: " Ey Şeyh, geçmiş günahlara ve yazılıp kayda geçirilen cürümlere telbiye fayda etmez. Ben "Lebbeyk" deyipte bana " Sana Lebbeyk de yok  ve Sa'deyk de yok" Seni nsözünü dinlemiyor ve yüzüne bakmıyorum" denilmesinden korkuyorum."dedi. Sonra da geçip gitti.Onu bir daha ancak Mina'da gördüm.Şöyle yalvarıyordu: " Allahım beni bağışla.İnsanlar kurbanların kestiler ve sana yaklaştılar. Benimse canımdan başka kurban edip sana yaklaşacak bir şeyim yok. Onu benden kabul et" dedi  Sonra bir sayha attı ve canını verip yere yığıldı."

Canan uğruna kurban edilmemişse bir can/ Ten cifesi o candan daha iyidir.

Dostun kılıcıyla ölmemişse biri / Murdar hayvanın laşesi onun canından iyidir.

Mevlana Mesnevi de der:

Ey İmam tebirin anlamı şudur/ Ey Rabbim, biz senin huzurundakurban olduk/ Kurban keserken , " Allah ü Ekber" dersin/ Geberesi nefsi kurban ederken de böyle demeli/ Beden ismail gibidir, can ise İbrahim gibi/ Can, koca beden üstüne tekbir getirir / Beden hırstan ve şehvetten kesilir/ Namazda "Bismillah" denilerek kurban edilir.

ZEKAT,SADAKA,KURBAN VERİRKEN

 ALLAHÜMME MİNKE VE İLEYKE demek gerekir.Manası Allah'ım sendendir ve sanadır

ALLAH'IN HİZMETİNİ SEÇENLER

 BÜYÜKLERDEN BİR ŞÖYLE DER:"Allah ezelde halka sanatları gösterip teklif edince onlardan her biri bir sanat seçti.Bir topluluk ise : " Hiçbiri hoşumuza gitmedi" dedi.Bunun üzerine Allah onlara ibadeti ve evliyanın makamlarını izhar etti de onlar: "Biz senin hizmetini seçtik" dediler.Allah: " Onları sizin emrinize vereceğim.Onları size hizmetci kılacağım.Size hizmmet eden ve sizi tanıyan kimselerhakkında sizi şefaatçı yapacağım" buyurdu.

ONLAR ÖYLE KİMSELER Kİ;

 Hak teala aşık müminleri şöyle tarif eder: "Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zama nkalpleri titrer, başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızk veridğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.( Hac 35)

Hafız Şirazi der ki:

Lütfunla çağırırsan eğer , iyilikleri artırır/ Kahrınla huzurdan kovarsan , içimiz saf ve berraktır.

Tortulu ve saf şarap senin hükmünde değil, sus / Sakimiz ne yapmışsa , lütfun ta kendisidir.

Dost kahredipte aşıkları ateşe attığı zaman / kevser pınarına bakacak olursam gözlerim kör olsun

Aşk yolunda tanıdık olanlar kanımı dökseler bile/ Onları bir yabancıya şikayet edersem namerdim.

Hafız, senin cevherinden ve cefandan bir gün olsun haşa ah etmedi/ Çünkü sana bağlandığım günden beri hep mutlu ve mes'udum.

Sırlarını Allah ile muhafaza ederler.Mahlukatın kendi hallerine muttali olmasıyla teselli olup rahat bulmazlar.

ALLAH'IN KULLAR ÜZERİNDEKİ HAKKI

 Muaz b.Cebe l rivayet etmiştir.Hz.Peygamber sav kendisine : " Allah'ın hakkı nedir? bilirmisin buyurdu.Muaz der ki: " Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dedi.Bunun üzerine Resulullah bav: "  Allah'ın kulları üzerindeki hakkı , onların sadece Allah'a kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O'na ortak tutmamalarıdır.Ey Muaz, bunları yaptıkları takdirde kulların Allah üzerindeki hakkı nedir bilirmisin? buyurdu.Ben de: " Alalh ve Rasulü daha iyi bilir" dedi.Bunun üzerine "Onlara azap etmemesidir" buyurdu.

YALAN ŞEHADET

 Rivayete göre Efendimiz SAV üç defa :" Yalan şahidlik, Allah7a ortak koşmaya denk tutulmuştur" buyurmuştur.Hz.Ömer ra:" yalan şahidlik edene kırk değnek vurur , yüzünü kömürle karartır ve onu bu haliyle çarşılarda dolaştırırdı.

2 Mayıs 2026 Cumartesi

AŞK ATEŞİ

 Hz.Davud'a şöyle vahy geldi: " Benim için gönül evini temiz tut.Çünkü benim azamet nazarım kalbe iner". Bunu nüzerien Hz. Davud:" Hangi ev seni alır/sen hangi eve sığarsın ki?Seni nazamet ve celaline layık olan ev hangisidir? diye sordu.Şöyle buyuruldu: " Mümi nkulun gönlüdür". Davud a.s " Orayı ne şekilde temiz tutarım? diye sordu."Oraya aşk ateşini at da bizden gayrı ne varsa hepsini yaksın" cevabı geldi.

Gönülde parlayan ateş ne güzeldir.Hak'dan gayrı önüne ne gelirse yakar kül eder"

Sehl  der ki:Beytullah putlardan temizlendiği gibi , kalbde şirkten, şüphe,kin,hile,kasvetve hasedden temizlenir"

ANKARA 'de METLİ SULTANLA ALAKALI ŞAHSİYETLER

 Ankarada Metli Sultan'a devam edenler Çankırılı Şaban amca denilen zat Hacı bayramda Kitabevi vardı.Yiğit kitabevi Fatva kitapları basar idi.Bir diğer "Çaycı baba" diye bilinen Mustafa tunçyürek'in dedesi.Birde Hidayet amca ve Enver Alpaslan vardı.Enver Alpaslan, Mustafa Tunçyürek'in dayısı idi.Madenoğlu tarafında(ankara topraklık cebeci) berberlik yapan Berber Yusuf amca var idi.Berber Yusuf amca daha sonra Samsun yolu üzerinde köstence denilen yere taşınmışlardı.Bir oğlu var idi o da dünyasını değiştirdi.Aşık Ayşe denilen şahsiyet Yenimahallede yaşamış olup bundan kırk sene önce ileri yaşlarda birisi idi.

Çaycı Baba denilen zat Hidayet Amcaya sormuş: Hangi tarikattasın? O da Mevlevi olduğunu söyleyince Bana vazife ver deyince Hidayet Amca ders olarak altı esma çekmesini söylemiş bir müddet sonra Çaycı baba "Bu esmalar bana yetmiyor" deyince Çaycı babayı alıp Fikri Baba'ya götürmüş.Hidayet TUZCU Amca bu gün 98 yaşına girme arafesindedir.Hak teala sağlık vere.

KABE'NİN ŞEKLİ

 Rivayete göre Kabe beş defa inşa edilmiştir.

Birincisi Hz.Adem'den önce meleklerin binası

İkincisi Hz.İbrahim'in yaptığı bena

Üçüncüsü Cahiliyye döneminde Kureyş'in binası 

Dördüncüsü Abdullah b.Zübeyir'in binası

Beşincisi Haccac'ın binası Bugünkü mevcut olan bina odur.

Kabe eski planında üçgen şeklinde idi.Bunda peygamberlerin kalblerine işaret vardır.Çünkü bir peygamber için iiilahi, meleki ve nefsi hatırdan başkası yoktur. Kabe yeni planında ise dört köşelidir.Bunda da müminlerin kalblerine işaret vardır.Çünkü müminlerden fazaladan bir de şeytani hatır vardır.

"SANA GELSİNLER"

 Hac suresinin 27,28 aletinde Hak Teala Haccı iletmesi için Hz.İbrahim'e emir buyurmuş ve "Sana gelsinler.. ...." hitabında bulunmuştur.

Şekilde Kabe'ziiyareti ifade edilmiş ise de Hak Teala Peeygamberini merket yaparak SANA GELSİNLER htabında bulunmuştur.Beyazid-i Bestami hazretlerinin bir hac yolculuğundaki bir hadisesi mevcuttur.Hazret, Hacca giderken per uğradığı yerdeki Allah adamlarını ziyaret etmek alışkanlığı taşırmış.Çoluk çocuğu ziyade fakir bir Allah adamının yanına gidince Adam:Ey Beyazid yolculuğun ne taraf?2 deyince Beyazid:"Hac" tarafına deyince Adam hazırlık olarak üstünde neyin var?" deyince Hazret,cübbesinin yakasına dikilmiş paralarına işaret etmiş.adama "O parayı bana ver.Gel benim etrafımı yedi defa dön.İşte sana makbul bir hac" deyince hazret yolculuk için hazırladığı parayı o fakir Allah adamına vermiş ve adamın etrafını yedi defa dönerek memleketine geri dönmüştür.

Adamın sözü enterasandır:"Allah o evi inşa etmesi  için Hz.İbrahim'e emir verdi ancak hiç oraya girmedi.Ancak benim gönül evimden Hak teala hiç çıkmadı.Ev sahibini ziyaret etmek istiyorsan beni ziyaret et"

Zahire ters gelsede bir Allah adamını ziyaret ve onun gönlünü hoş etmenin Hac ibadetine denk olduğunu sufiler kabul ederler.  

MEKANLARIN HÜRMETİ(SAYGINLIĞI)

 hAC SURESİ 24 AYETİNDE hAK TEİALA"İnkar edenler, Allah'ın yolundan ve -yerli,taşralı- bütün insanlara eşit(kıble veya mabed) kıldığımız Mescid-i Haramdan (insanları) alıkoymaya kalkanlar(şunu bilmeliler ki) kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı azaptan tattırırız"

"Haram" her yönden muhterem/saygıya layık demektir.Haram sayılan yerlerin kendi içinde özellikleri vardır.Örneğin Mekke'nin bitkisi kopartılmaz, hayvanı öldürülmez.Mekke'de iyilikler katlandığı gibi, kötülükler de katlanır.Orada kılınan namaz, başka yerlerde kılınan nice namaza denktir.o halde orada işlenen günahların cezası da başka yerlerde işlenenlere görekatlanır.

Mescid-i Haram,Mescid-i rasul ve Mescid-i Aksa'nın hürmeti /saygınlığı sebebiyle fakihler şöyle demişlerdir: Bir kimse bu üç mescidden birinde namaz kılmaya nezredecek olsa, mutlaka orada kılması gerekir.Diğer mescidler ise bunun aksinedir.Diğer mescidlerden birindenamaz kılmaya nezreden kimse bu nezrini bir başka mescidde de yerine getirebilir.

Hz.Şeyh-i Ekber İbni arabi hazretleri der ki: "Bilesin ki, Allah Teala, Mekke'de olanlar hariç, gönlümüzde yer etmeyen tüm havatırı affeder.Çünkü Allah, kitabında orada zulüm ile hakdan meyledeni hesaba çekeceğin haber vremiştir.Kendisini korumak için Abdullah b.Abbas 'ın Taif de oturma nedeni budur. Çünkü kalbindeki havatırı uzaklaştırmak iinsanın gücü dahlinde değildir.

Bu ayetin işari manalarına gelince 

1- Azgın nefislerin, irtidad edenr ruhların hallerinden birisi de kendi inkarları  ve hakdan yüz çevirmelerinin yanı sıra talibleri, meşayıhı inkar ve onlara karşı fasid itirazlara sevk ederek Allah7ın yolundan alıkoyarlar.Hakk7ı talebden geri çevirmek ve kalb haremi mescidine girmekten alıkoymak için taleb ehlinin yolunu keserler.Çankü Kalb, Allah Teala'nın haremidir.

2- Kalb Allah sevgisinin ocağıdır.Kim  oraya O'nun sevgisinden gayrisini koyarsa zulmetmiş olur.

DÖRT DİRHEMİN KARŞILIĞI

 Medine'de bir adam kölesine dört dirhem vererek gelecek misafirleri için çarşıdan meyve almasını istedi.Köle çarşıya giderken Mansur b.Ammar'ın mescidine uğradı.Gördü ki Mansur, bir fakir için bir şeyler istiyor ve " Kim bu yoksula dört dirhem verirse , ona dört duada bulunacağım" diyordu.Köle de elindeki dirhemleri fakire verdi.

Mansur, "Senin için dua etmemi istediğin şeyler nedir? Köle şu hususta dua istedi:

1- Benim bir efendim var.Beni azad etmesini istiyorum"

2- Allah'ın diirhemlerimi bana geri vermesini istiyorum"

3- Allah'ın efendimin tevbesini kabul etmesini istiyorum,

4- Allah'ın , beni, efendimi, seni ve o topluluğu bağışlamasını istiyorum" dedi.

Mansur bu dört hususta dua etti.

Bundan sonra köle efendisine geridöndü.Efendisi: "Niçin geciktin?" diye sorunca Köle durumu anlattı.Efendisi;

-Seni azad ettim.Git artık hürsün" dedi

-"Al sana dörtbin dirhem"

- "O halde bende Allah'a tevbe ettim" dedi.

Dördüncü dua için ise: "İşte o benim elimde değil"dedi

Gece olup istirahata çekilince gördü ki sanki birisi ona şöyle sesleniyordu: " Sen kendine ait olanı yaptın. Beinim bana aid olanı yapmayacağımı mı düşünüyorsun? Seni, köleyi , Mansur'u ve o mecliste hazır olanları bağışladım." 

HAZRET-İ MUSA'NIN SORULARINA CEVAPLAR

 Hz.Musa 8as) bir defasında : " Ya Rabbi! Kullarının en acizi kimdir?".dedi.Allah Teala :"Amelsiz cennet, duasız rızk isteyen kimsedir" buyurdu."Kullarının en cimrisi kimdir?" dedi. Allah teala ; "Bir ihtiyaç sahibi kendisinden bir şey isteyipte onu doyurmaya gücü yettiği halde doyurmayan kimsedir" buyurdu

1 Mayıs 2026 Cuma

VARLIKLARIN SECDESİ

 Hac suresi 18 nci ayet:"Görmez misin ki , göklerde olanlar ve yerde olanlar ,güneş,ay,yıldızlar,dağlar,ağaçlarhayvanlar ve insanların bir çoğu Allah'a secde ediyor..." ayeti ile alakalı olarak iirfan ehli, kendi iradeleri ile ibadet secdesi ederler.Cansız,akli ve dini sorumluluğu olmayan varlıklar, ihtkiyaç sebebiyle boyun eğme secdesi yaparlar.

Bu ayet Kur'an secde ayetlerinin altıncısıdır.Bu secdelye Fütuhatta "müşahede ve ibret alma secdesi" denilmiştir.

HASAN ERTEKİN

 Semazenbaşı Mustafa Holat hoca nakletti.Bizim semazenlerden Hasan Ertekin  diye birisi var idi.şimdi dünyasını değiştirdi.çocukken evleriFikri baba'nın şimdiyıkılan eskigarajlar mevkiindeki evine bitişik komşu imiş.Hasan çocukken Metlidede'nin evine ara ara gider, orada sema dönmeye başlarmış.Çocuk olduğu için kendisine ara sıra harçlıkta verilirmiş.

SITKI DEDE ' den KİM DEVAM ETTİ

 Mevlevi Mürşitlerinden Filibeli Hüseyin Sıtkı dede'den kimler devam etti diye Semazenbaşı Mustafa Holat hocaya sordum.Holat Hoca'nın babası Sıtkı Dede'nin müritlerinden idi.Mustafa Holat hocanın naklettiğinegöre Sıtkı dede kimseye el vermemiş ancak "Biz evlatlığa aldığımızı çoluk çocuğuyla alırız.Ders alanlar, dersi çocuklarına öğretip devam etsinler" buyurmuş.

BERBER TAT ALİ

Semazenbaşı Mustafa Holat  hocaya sordum:Efendim,MetliDede'nin çağdaşı Berber Yusuf diye birisini bilirmisin? Hazret "Yok "dedi Ancak Sıtkı dede'nin berberi olan birisinden bahsetti: 

Sıtkı Dede hazretlerinin berberi idi.Dilinde biraz pelteklik olduğundan "Tat Ali" diye bilinirdi.Hazret ona traş olurdu.Sıtkı dede traş olurken, berber'ededi ki "Ali ! sırtımda ben şeklinde mühür var.Ona bak.Ancak ben sağ iken kimseye söyleme" demiştir.Berber, hazretin gömleğini kaldırarak sırtındakimührü görmüştür.Hazretin vefatından sonra bunu ifşa etmiştir.

Sıtkı Dede berber tat Ali detraş olurken ,ense traşının şekliniberberayna ile kendisine gösterince hazret olmamış deyince,berberelindeki makası kılları kesmeyerek eliylekesiyormuşçasın oynatmış ve tekrar aynada göster miş "Oldu mu?" diye.Hazret "Olmadı" demiş.Bu durum üç kez tekrarlanınca Sıtkı dede demiş ki:"Ali Efendi gece dersine kalkmış olsa idin , olacaktı".


29 Nisan 2026 Çarşamba

RESULULLAH'IN VASİSİ

 Enes b.Malik hazretlerinden rivayet edilmiştir: "Resulullah'ın sav vefatından sonra bir yahudi çıkıp geldi ve mescide girdi:"Muuhammed'in vasisi nerede?" dedi.

İnsanlar Hz.Ebubekir'i gösterdiler.Yahudi:

" Sana ancak bir peygamberin ya da peygamberin vasisinin bileceği şeylerden soracağım" dedi.Ebu Bekir r.a:" İstediğini sor" dedi.Yahudi;

" Allah'ın bilmediği, Allah'ın olmayan ve Allah katında bulunmayan şeyleri haber ver." dedi. Hz.Ebubekir r.a:

"Bu zındıkların sözüdür." dedi.O ve müslümanlar adamın üstüne yürüyüp vurmaya niyet etmişlerdi ki İbni Abbas  şöyle dedi:"Dama insaflı davranmadınız.Cevabınız var ise söyleyin yoksa onu kendisine cevap verecek bir kimseye gönderin. Resullullah sav Hz.Ali r.a için "ALLAH'IM , ONUN KALBİNİ TEYİD ET VE LİSANINI SABİT KIL"diye dua ederkten işittim

Ebu Bekir ve barberlerindekiler kalkıp Hz.Ali'nin yanına vardılar. Olanları ona anlattılar.Hz.Ali şöyle dedi:

" Allah'ın bilmediği şey, ey yahudi topluluğu , o sizin "Uzeyr Allah'ın oğludur"(Tevbe 30) demenizdir.Allah kendisinin bir oğlu olduğunu bilmez.Allah'ın olmayan şey, O'nun ortağının olmamasıdır.Allah katında bulunmayan şey ise Allah katında zulüm ve acziyetin olmamasıdır"

Bunun üzerine Yahudi " Ben şahitlik ederim  ki Allah'dan başka ilah yoktur ve sen Rasulullah'ın vasisisin" dedi. Müslümanlarda bu duruma sevindiler

MUSA ÇALIŞ HAZRETLERİNDEN

 Metli Sultan'ın  yolunu devam ettirenlerden kONYA kARAMANDA yaşayan Musa Çalış hazretlerinden nakildir: " İhvanlarla toplandık, Metli Sultan'a gittik.Hazret bize kağıt kalem verdihadi bakalım bana yazın ne yazacaksanız dedi.Herkes birşeyler yazdı ben yazamadım.Sadece içimden iki satır cümleler geçti:sıfatında gördüm hak.senden başka kapı yok.Sultan herkesin yazdığını okudu sonra size bir hikaye anlatacağım.Zamanın birinde bir padişah varmış,ermiş biri imiş.Halka "Bana bir şiir yazın" dedi.Halk yazmış içlerinden biri yazamamış,şöyle demiş kalbinden "Sıfatında gördüm hak senden başka kapı yok."dedi.kazanan oldu

DİNDE AŞIRILIK

 Bazıları derki: Senedi açıkca ortaya çıktıktan sonra sünnette glen bir şeyi araştırıp incelemek, araştıran kimseyi dinde aşırı derine ve ileri gitmeyesürükler.Çünkü bu, ümmetten kendilerine verilen parlak bir zihin ve tenkit edici mizac verilmeyen çokları için delaletin anahtarıdır.Geçmiş ümmetler ancak uzun uzadıya münakaşaları ve çok dedikodu ile helak olmuşlardır.Sünnetten sabit olan şeylere sıkı sıkıya sarılmak, onlarla amel etmek,onlara başkalarını davet etmek, onlarla hükmetmek,ehli bidatin sözlerine kulak vermemek onlara da sözlerini dinlemeye de meyletmemektir.Çünük bunların hepsi şeran yasaklanmış ve haklarında şiddetli tehdid varit olmuştur. "Tabiat çok cezbedici dir, beraberlik müessirdir ve hastalıklar bulaşıcıdır"demişlerdir.

Bidat ve heva ehlinin sözü buzağının bögürmesi gibidir.Samkiri bsu böğürme ile yoldan çıktığı ve İsrailoğullarından bir çok kimseyi yoldan çıkardığı gibi , onun hükmünde olan her kesde böyledir.Sahih ilimler olduğu zannı ile kendi vehim  ve hayallerine aldanır vehim sahiplerini de onlara davet eder ve onları yoldan çıkartır.Sahih bir ilmi ve sarih bir keşfi olan kimse ise onun aksidir.O cahillerin sözüne iltifat etmez, harikulade/alışılmışın dışında olan şeylere meyletmez.Musanın dininde sabit olan kimseler buzağının böğürtüsüne aldanmadılar ve onu Allah Teala'dan bir imtihan  olduğunu bildiler.

ZULÜM

 Merfu bir rivayette şöyle buyrulmuştur: " Allah Teala buyurur ki : " Ben zulmü kendime haram kıldım. Onu kullarıma da haram kıldım.O halde birbirlerine zulumde bulunmasınlar"

Kimin zulüm ve saldırganlığı artarsa helakı vefenası yakın olur derler.İinsanların en şerlisi zalime yardım eden ve mazlumu yardımsız bırakandır.

28 Nisan 2026 Salı

İNSANIN KEMALİ HAKİKİ İLİMLERLEDİR

 Denilmiştir ki inisanın kemali hakiki ilimlerdedir.Bunlar ise dörttür: Birincisi , nefsi ve onunla ilgili şeyleri bilmek/marifet. İkincisi, Alla hTeala'yı ve O'nunla ilgili şeyleri tanımak/marifet. Üçüncsü dünyayı  ve onunla ilgili şeyleri marifet. Dördüncüsü ahireti ve onunla ilgili şeyleri marifet.

Salike gereken ıyan mertebesine ulaşmak için gayret etmektir.Bu ise kamil bir mürşidin seyrü sülukundan geçirmesi ile olur.Çünkü ondan başkasına tabi olmak menzile ulaştırmaz.

Molla Cami der ki:

Hakikat Kabesine doğru gitmek istersen, Yolunu kaybetmiş mukallidin peşinden gitme.

Iyan mertebesine ulaşınca kitapları yıkayıp suya vermek gerekir. Çünkü medlule ulaştıktan sonra delile ihtiyaç duyulmaz.

Mesnevi de der ki:

Gökyüzü damlarına çıktığında merdiven aramak artık hoş olmaz.Berrak ve saf olan bir aynayı cilalayıp parlatmaya çalışmak cahilliktir.Sultanın huzurunda kabul görüp güzelce oturmuşken, Mektup ve elçi aramak cahilliktir.

Bu makamda halk ile cedel sona erer.Çünkü hakiki ilimden sonra kavga/tartışma , şeytanın giremeyeceği zat aleminde konakladıktan sonra siyah ve beyaz şeytana tabi olmak yoktur. Orası sinsi vesvesecinin şerrinden emniyette olan bir makamdır. ŞYu halde akıllı kimseye gereken , nefsi tezkiye ve boş düşünceleri söküp atmak için gece gündüz çalışmaktır.Bu, en büyük cihaddır, çünkü sakınılması zor olan batıni düşmanlardandır. 

İNSAN ŞEYTANI - CİN ŞEYTANI

 Cinlerden olan şeytan kişiyi vesveselerle , hoş göstererek ve şüphe sokarak saptırırİnsanlardan olan şeytan ise öldükten sonra dirilmeyi inkar eden; vehim,hayal ve tabiatın zuulmeti kirlerine bulaşmış akılların ileri sürdüğü akli delillerle istidlalde bulunan heva ve bidat ehlinin , filozof ve zındıkların mezheplerine düşürerek kişiyi yoldan çıkarır.Onların şüphelerini delil sayar ve akidelerine sarılır. Sonunda onlardan biri olur ve onlardan sayılır. Nitekim Allah Teala "İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır"(Maide 51)

SARHOŞLUK

 Sarhoşluk kişi ile aklı arasında arız olan bir haldir.Çoğunlukla şarap hakkında kullanılır.Öfkeden ve aşktan meydana geldiği de olur.

Sarhoşluğun türlü şekilleri vardır: Gaflet ve isyan şarabından , dünya ve şehvetlerinin sevgisinden , bol nimetler içinde yaşmaktan, ilmin lezzetinden , şevkten , muuhabbetten, vuslattan,marifetten,muhib ve mahbub(seven ve sevilen) olmaktan ileri gelen sarhoşluk gibi.

26 Nisan 2026 Pazar

CENNET TÜM ARZULARIN KARŞILIĞIDIR

 Kalblerin bir arzusu , ruhların bir arzusu ve nefislerin bir arzusu vardır.Allah onlar için bunların hepsinicennette bir araya getirir.Ruhların arzusu kurb/yakınlık, kalblerin arzusu müşahede , nefislerin arzusu rahatlık,yeme içme ve ziynet lezzetidir

İNSANLARIN BİRLİĞİNİN BOZULMASI

 Enbiya suresi 93 ayetinde buyrulmaktadır: "(insanlar) kendi aralarında ( din ve devlet) işlerinin birliğini bozdular.Halbuki hepsi bize dönecekler. 

Her topluluk dinin bir bölümüne sarıldı, dinlerini parça parça edince sanki onlar birbirlerine lanet eden ve birbirlerinden uzaklaşan farklı guruplar haline geldiler.Geçmiş ümmetler , dinlerine dair olan işlerde kendi aralarında ayrıldılar. Yani Yahudiler ve hırıstiyanla rgibi fırka fırka oldular ve her biri diğerini tekfir etti.Halbuki tüm fırkalar Allah7a döndürülecekler.

HZ.İSANIN BOYA KÜPÜ

 Hz.Meryem, bir gün Hz.İsa'yı alıp bir boyacıya götürdü ve : " Bu çüocuğu al ve ona sanatından bir şeyler öğret" dedi.Adam çocuğu annesinden teslim aldı ve : " Eş çocuk, senin adın nedir?" diye sordu.O da: " Benim adım Meryem oğlu İsa'dır " dedi.

İsa , şu testiyi al ve şu fıçıları nehirden doldur" dedi.Hz.İisa denileni yaptı. Boyacı ona elbiseleri verdi ve " Her rengi uuygun olan elbise ile fıcıya koy " dedi.Sonra boyacı onu bıraktı evine gitti.İsa a.s bütün elbiseleri alıp bir fıçıya doldurdu. Üzerine de boyaların hepsini döktü.Sonra annesinin yanına gitti.Ertesi gün işinin başına geldi. Biraz sonra da boyacı geldi.Gördü ki bütün elbiseler aynı fıçıya doldurulmuş boyalar da üstlerine dökülmüş.Bunu nüzerine boyacı Hz.İsa'ya kızarak " Hem beni , hm de insanların elbisesini mahvettin" dedi. İsa a.s ona : Dinin nedir? diye sordu. Adam "YLahudiyim" dedi.Hz.İsa: " Şu halde , Allah'dan başka ilah yoktur ve İsa ruhullahtır" de sonra elini fıçının içine sok.Oradan çıkardığın her elbise , sahibinin istediği renkte olacaktır" dedi.Allah o adama hidayet verdi, kendisine söyleneni yaptıve hakikaten iş, İsa a.s ın dediği gibi oldu

UYKUDA KORKUTULANLAR İÇİN

 Halid B.Velid şöyle rivayet etmiştir."Ey Allah'ın Resulü, ben uykumda korkutuluyorum" dedi.Resulullah ona:

EUZÜ Bİ KELİMATİLLAHİ TAAMMETİMİN GADABİHİ VE İGABİHİ VE ŞERRİ IBADİHİ VE MİN HEMAZATİŞ ŞEYATINİEN TAHDURUNİ

( ALLAH'IN GAZABINA UĞRAMAKTAN, O'NUN CEZASINDAN, KULLARININ ŞERRİNDEN VE BANA GELMELERİNDEN ALLAH'IN TAM KELİMELERİNE SIĞINIRIM" DE "buyurdu

DÖRT BELANIN ŞİFASI

 Cafer b.Muhammed şöyle demiştir: " Şu dört bela ile karşılaşanbir kimse nasıl şu dört şeyden gafil olur şaşarım:

1- Bir sıkıntısı, kederi olan kimsenin nasıl olup ta:"Senden başka ilah yoktur.Seni tenzih ederim.Gerçekten ben zalimlerden oldum" (LA İLAHE İLLA ENTE SÜPHANEKE İNNİ KÜNTÜ MİNEZZALİMİN)dememesine şaşarım.Çünkü Allah Teala : "Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık.İşte biz müminleri böyle kurtarırız"(Enbiya 88) 

2-Bir kötülüğe maruz kalmaktan korkan kimsenin nasıl olup ta;"Allah bana yeter.O ne güzel vekildir(Ali imran 73) demediğine şaşarım.Çünkü Allah Teala: " Bunun üzerine kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan , Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler (Ali imran 174)

3-) İnsanların mekrinden/kendisine tuzak kurmaktan korkan kimsenin nasıl olur da: Ben işimi Allah'a barıkıyorum.Şüphesiz Allah kulları görür"(Mümin 44) demediğine şaşarım.Çünkü Allah Teala "Allah onu onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu"Mümin 45) buyurmaktadır.

4- Cennete girmeyi ümit eden kimsenin nasıl olup ta: "Maşaallah, kuvvet yalnız Allah'ındır"(Kehf 39) demediğine şaşarım.Çünkü Allah Teala "Belki Rabb'im bana , senin bağından daha iyisini verir"(Kehf 40) buyurmaktadır.

ZÜLKİFL PEYGAMBER

 ELKİFLÜ kelimesi kefalet anlamınadır.Zülkifl , kefalet sahibi demektir.Allah Tela, israiloğullarına gönderilen bir peygamberlerden birine :"Ben senin ruhunu kabzetmek istiyorum.Mülkünü İsrailoğullarına arz et.Bak bakalım kim hiç bıkmadan gece namazı kılmayı, gündüz oruç tutup iftar etmemeyi ,insanlar arasında öfkelenmeden adaletle hükmetmeyi tekeffül edersemülkünü ona teslim et" diye vahyetti.O da öyle yaptı.Bir genç bunları yerine getirmeyi tekefffül ederim dedi ve kefil oldu.Dediğini de tam olarak yaptı.Bunun üzerine Allah Teala  ona peygamberlik verdi ve onu ZÜLKİFL diye isimlendirdi.

EYYÜB PEYGAMBERİN ÇİLESİ

 Hazret-i Eyyubün yedi oğlu ve yedi kızı var idi.Malı ve ailesi çok idi.Hak Teala onu Harran halkına peygamber olarak gönderdi.İblis bunu kıskandı ve Hak teala'ya şöyle niyaz etti: " İlahi! Senin kulun sıhhat ve afiyet içindedir., maişet bolluğunda yaşıyor.Malı çok ve ulu saygın çocukları var.Eğer ondan mal ve evladı alır , bela ve sıkıntıya müptela kılarsan , hemen senden yüz çevirirve küfranı nimet yolunu seçer"." Hak teala " Gerçek senin dediğin gibi değildir.O, makbul bir kulumuzdur. Eğer bin defa bela ve musibet potasında eritsem, kinsiz garazsız tam ayar olarak çıkar" buyurdu

Hak teala,Hz.Eyyub üzerine bela ve musibetler gönderdi.Develeri yıldırımlar nedeniyle telef oldu.Koyunları sel yüzünden yokluk girdabına düştü.Ekinleri rüzgarla mahvoldu.Çocukları duvar altında kalıp helak oldu.Mübarek bedenini yaralar kapladı, hanımı dışında herkes ondan kaçtı.

Peygamberler içinde Eyyub a.s mal,çocuk,ve beden ile imtihan olunmakla İbrahim a.s ın bir benzeri idi.Büyüklerden birisi şöyle demiştir:Eyyub'un müptela olduğu imtihanı ondan önce yetmiş nebi istedi. Allah ise ancak Eyyub'u tercih etti.

Eyyub peygamber bedeni hasta olarak yedi sene, yedi ay,yedi günyedi saat hasta yattı.Bir gün hanımı Yusuf oğlu Efrayim'in kızı Rahme ona: " Keşke Allah'a dua etsen" dedi.Bunun üzerine Hz.Eyyub:" (bu hastalıktan önceki) bolluk ve rahatlık zamanımız ne kadar dı?"  diye sordu.Hanımı "Seksen sene idi" dedi. Eyyub a.s " Hastalıkla imtihan olunduğum süre bolluk ve rahatlık içinde yaşadığım müddet kadar olmadıkça Allah'a dua edip sıhhat talep etmekten utanırım" diye cevap verdi.

Her seher vakti Cenab-ı Hakk'dan Eyyub a.s a şu güzel hitap erişirdi: " Ey Eyyub nasılsın?" .Eyyub a.s bu sualden hasıl olan zevk ve şevk ile bela dağını can ve başla çeker idi.O hastalıkla kalbi ve gönlü hoş idi.

Nihayet hastalıkla sınanması bititğinde Allah ona dua etmesini ilham etti."Başıma bu dert geldi.Sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye dua etti."Kendisinden dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradına , ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik" denildi.(Enbiya suresi 84)Ayağını yere vurdu bir su kaynadıonunla yıkandığında bütün yaraları iyileştiSonra ayağını tekrar yere vurdu oradan da bir pınar fışkırdı ondan içtiğii vakit hastalıktan eser kalmadı.Sıhhatine kavuştu gençliği ve güzelliği geri geldi.

İbni Abbas dan rivayet edildiğine göre Hak Teala, Hz.Eyyub'un hanımına gençliğini geri verdi , kendisi yirmialtı çocuk doğurdu.Allah Teala ona mallarını geri verdi.Hz.Eyyub yoksullara merhamet eder, yetimlere ve dullara kefil olur, misafire ikram eder ve yolcuları gidecekleri yere ulaştırırdı. 

BÜTÜN PEYGAMBERLER MESLEK SAHİBİDİRLER

 Bütün peygamberler mutlaka bir meslek edinmişler ve kendi kazandıkları ile geçinmişlerdir.İDRİS peygamber terzi idi.Efendimiz sav in evinde ekesriye yaptığı iş , dikiş dikmek idi.Bir hadiste şöyle buyurmuştur:"Erkeklerin iyilerin işi terziliktir.Kadınların iyilerinin işi ise iplik eğirmektir." .NUH peygamber marangoz idi.İBRAHİM peygamber kumaş tüccarı idi. DAVUD peygamber zırh örer idi.ADEM peygamber çiftci idi.SÜLEYMAN peiygamber zembil örer idi.MUSA, ŞUAYP, Efendimiz SAV çobanlık yaptılar.Peygamberimiz, nübüvvetten önce ücret ile çobanlık yaptılar."Çobanlık yapmayan nebi yoktur" buyurmuştur.Bu konuda Hak Teala'nın hikmetlerinden birisi de şudur: "Bir kimse, hayvanların en zayıfı olan koyunlara çobanlık yaptığı vakit kalbine, merhamet ve iyilik yapma duuygusu yeerleşir.Buradan insanları gütmeye/ yönetmeğe intikal ettiği zaman ilk olarak insanın tabiatında olan sertlik ve zulümden uzak durur.Her halükarda mutedil davranır.

SALİH peygamber kilim dokur idi.İSA peygamber ayakkabı diker,tamir eder idi.

HAFIZ ŞİRAZİ

 MEDRESENİN FAKİHİ DÜN SARHOŞTU VE BİR FETVA VERDİ:

ŞARAP HARAMDIR, LAKİN VAKIF MALI YEMEKTEN YEĞDİR

"Lakin...yeğdir" sözünün fetva veren kimsenin değil Hafız'ın sözü olmasıdır.Yani fakih, gaflet, dünya sevgisi ve medresenin malına itimat şarabıyla sarhoştu.  Bu yüzden de aşk ehlinin halini inkar etti.ve onların şarabı olan aşkı haram saydı.Lakin iş onun dediği gibi değildir.Çünkü o vakıf malına uzanmaktan evladır.Yani muhakkak sufilerin sahip oldukları aşk ve tam tevekkül, zühdden ve vakıf malı yemekten efdaldir. Oysa asrın fakihleri ve alimleri zühde veya  vakıf malına rağbet etmişlerdir.Şu halde beyitteki red ve inkar, tevekkül ehli aşığa değil , vakıf malına itimat eden fakihedir.     

DAĞLAR VE TENHA YERLER

 Ruzbihan Bakli hazretleri der ki:Davud a.s Allah'ı zikretmek ve O'nunla ünsiyet için daima tenha yerler arardı.Bu maksatla dağlara çıkardı.Çünkü dağlar, Allah'ın kudret nuru ile dolu , hadis varlıkların yapılarından arınmış , yaratıldıkları gibi saf yerlerdir.Davud a.s tesbih edince dağlar ve kuşlar Hakk7ın fiilinin nuruyla tesbih ederdi.Çünkü O'nun azametinin kuvvetive kibriyasının/büyüklüğünün muru Davud a.s 'a hakim olmuştu.

Muhammed b. Ali r.a şöyle demiştir:Allah Teala dağları, meczubların teselli yeri , kederlilerin ünsiyet mekanı kılmıştır.Dağlarda olan ünsiyet , yaratılmışların yapılarının onlarda bulunmamasındandır.Onlar , Halık'ın yarattığı hal üzere kalmışlardır.Oralarda yaratılmışların eseri yoktur.Oralardaki eserler, değiştirilip dönüştürülmemiş hakiki sanatın eserleridir."

DİRHEMİN KULU HELAK OLSUN

 Efendimiz sav in bir hadisidir:"Dirhemin kulu helak olsun, dinarın kulu helak olsun

Yahyu b.Muaz şöyle demiştir:"İnsanlar üç sınıftır: Ahireti, kendisini dünyalık maişetten alıkoyan kimse, dünya maişeti , kendisini ahiretinden alıkoyan kimse ve bunların her ikisi ile de meşgul olan kimse.Bunlardan birincisi abidlerin, ikincisi helak olanların, üçüncüsü ise kendisini tehlikeye atanların derecesidir"

Mesnevi de denmiştir:

İnsanın her işte eli vardır,Fakat ondan beklenen hizmet ve ibadettir.

Böylece o ayna cilalanır, ibadetle gönle bir arınma gelir.

Çabala, nurun parlaklaşsın, süluk ve hizmetin kolay gelsin.

Bağı çöz, hür ol ey oğul,Daha ne kadar gümüş ve altının derdindeolacaksın?

Hakkı görmek nasibi olanın gözünde  Bu dünya murdardır.

Doğan beyaz ve benzersiz olsa da Avı fare olduğunda aşağılıktır.

ALLAH VERGİSİ OLAN ŞEYLER

 Hak Teala Kur'an'ı Keriminde "O'na İshak'ı verdik" buyruğu, evladın kulun kesbiyle olmadığına Hak vergisi olduğuna işarettir. "Hepsini de salip insanlar yaptık" buyruğu da salih olmanın da Hakk7ın vergisi cümlesinden olduğuna işarettir.Hakiki manada "Salihlik", ilahi feyzi kabule fıtratan hüsn-i istidad sahibi olmaktır."Onları emrimizle önderler yaptık" cümlesi, önderliğin de Allah vergisi olduğuna , önder olan kimsenin eğer yol gösterme ehliyeti varsa tabiat ve heva ile değil, Allah'ın emri ile yol göstermesi gerektiğine işaret vardır."Onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik" ifadesi , bu muamelelerin insandan ancak peygambere gelen vahiy ve evliyaya bahşedilen ilhamla sadır olacağına ve insan nefsinin daima kötülüğü emredici olduğuna işarettir" 

25 Nisan 2026 Cumartesi

YALAN SÖYLEMEK

 Şeyh İzzeddin b. Abdüsselam şöyle der: " Söz maksatları anlatmanın vasıtasıdır.Hem yalan ile hem doğru ile ulaşması mümkün olan hayırlı bir maksada uulaşmak için yalan söylemek haramdır.Hayırlı maksada ulaşmak doğru ile değil de sadce yalanla mümkünse , bu takdirde eğer bu hedefi elde etmek mübahsa yalan söylemek de mübahtır.Eğer maksudun elde edilmesi mutlaka gerekli/zorunlu ise yalan da vacib olur. 


KURAN'A SAYGI

 Kur'an'a saygı hem mushafa,hem içindeki hükümlere saygı olduğu gibi, canlı Kur'an olan İnsan'ı Kamil7e saygıdır.Bunlarda noksanlık olursa maksat hasıl olmaz.

Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi hazretlerinin bir misafuirlik esnasında yatacağı odanın duvarında asılı bir Kur'an nüshası bulunması nedeniyle odada ayaklarını uzatıp uyumayı edebe uygun görmeyip sabaha kadar ayakta durması hikayesi anlatılır.Bu saygıdan dolayı sulbünden gelenlere 600 yıllık bir saltanat bahşedilmiştir.Mushaf'ın içindeki hükümlerin en başında gelen Adalete riayet etmek devletin ömrünü ziyade etmiştir.Hocanın atının ayaklarından sıçrayan çamurların kaftanına sıçramasına ses çıkarmayıp, çamurlu kaftan ile kabire gömülmesini istemek ise Allah adamlarına gösterilen değer olup peygamber varislerine tabi olmak ve onunla övünmek ile devletin iihtişamı taçlanmıştır.

Allah kelamını gözetip ona riayet etmek, mutlak olarak suri/zahiri ya da manevi saltanata sebebtir. Zira o mübarek bir zikirdir.Allah kelamını gözetmeyi ve ona riayet etmeyi terk etmek, kişinin kuvvetinin azalmasına , hatta kendisinin zevaline sebeb olur

MİZAN KİM İÇİNDİR?

 Mizan sırat üzerindedir, hesap sorulmasına bağlıdır.Hesapsız olarak cennete girenlere mizan yoktur.Mizan, ancak(salih ve kötü amelleri) birbirine karıştıran müminleredir.

Müşrikler nakkında Hak Teala şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü onlar için bir terazi kurmayız" (Kehf 105) Yani onlara hiç kıymet verilmez ve amelleri tartılmaz.Onlar ve onlar gibi Allah'a karşı böbürlenip de amelleri boşa çıkanlara değer verilmez. Çünkü , Allah'a ortak koşanların iyi amelleri de boşa çıkmış,heba olmuştur. Dolayısıyla onların şerlerine karxşı teraziye konulacak iyi amelleri yokturBu yüzden onlar için mizan kurulmaz.

İmam Gazzali şöyle demiştir: "Mizan haktır.Bu şöyle olacaktır:Allah Teala , katındaki derecelerine göre amel defterlerinde bir ölçü /tartı ihdas eder.Böylelikle kulların amelleri kendilerine malum olur.Böylece cezalandırmadaki ilahi adalet , affetmedeki Allah7ın fazlı ve O'nun iyiliklere kat kat fazlasıyla sevab verdiği ortayaçıkar"

24 Nisan 2026 Cuma

HACIVEYİSZADE MUSTAFA EFENDİNİN DUASI

 Merhum HACI VEYİSZADE MUSTAFA EFENDİ’NİN UNUTULMAZ DUASI 


Yastığım seccade olsun, uykum namaz kılsın, soluğum zikir çeksin Allah’ım Ayağımdan başıma, doğduğumdan bu yaşıma bütün günahlarıma tövbe yâ Rabbi! 🤲 Öleceğime bütün kalbimle inanıyorum Azrail‘i karşıma güler yüzle çıkar yâ Rabbi! 🤲 Gözümün ışığını, beynimin dimağını elimin, kolumun, ayaklarımın direncini, tüm vücudumun güç ve kuvvetini elimden alma yâ Rabbi! 🤲 Bakışım ibâdet, sükûtum tefekkür olsun. Konuşmam zikir yapsın Göz açıp kapayıncaya kadar bizi nefsin elinde bırakma yâ Rabbi! 🤲 Her nefeste dilimi zikirden, kalbimi şükürden, beynimi fikirden ayırma yâ Rabbi! 🤲 Aileme kötülük yapmak isteyenlere mani ol Allah’ım 🤲 #Allah ’ım, günahlarını affettiğin sıddıklardan eyle Onların sohbetlerine, zikirlerine ilhak eyle yâ Rabbi! 🤲 Yeni doğmuş sübyan gibi karşına çıkarmayı nasip eyle! Bizleri salih kulların arasına katıver. Defterimin kapanmayacağı hayırlar yapmayı nasip et Naim cennetinin vârislerinden eyle. Annemi ve babamı affet Kabirde yüzümü kara çıkarma yâ Rabbi! 🤲 İçtiğimiz, bu dünyada ‘ Zemzem ’, öbür dünyada ‘Kevser’ olsun 🤲 Geçtiğimiz, bu dünyada ‘doğru yol’, öbür dünyada ‘Sırat’ olsun 🤲 Aldığımız, bu dünyada ‘güzel âhlâk öbür dünyada ‘nurlu berat’ olsun. 🤲 Girdiğimiz, bu dünyada ‘Mekke-Medine’, öbür dünyada ‘Cennetü’l âlâ’ olsun 🤲 Gördüğümüz, bu dünyada ‘Beytullah, Ravza-i Mutahhara, Mina, Arafat öbür dünyada ‘Cemalullah’ olsun 🤲 Azığımız, hem bu dünyada hem öbür dünyada ‘takva, güzel amel, güzel ahlak” olsun 🤲 Sofralarımız, ‘ilim sofrası‘ olsun. 🤲 Dostlarımız, bu dünyada ‘Hak dostları, öbür dünyada da ‘Peygamberler Ordusu’ olsun inşallah! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kalbimizi Karartma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Rızkımızı Daraltma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Bizi imansız bırakma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kabirde bizi bunaltma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kendi kapından başka kapı aratma. 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kendine kul, Habibine ümmet olmaktan bizi bir an bile ayırma. 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Hesapsız sabır ver. 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Azapsız kabir ver bizlere Allah’ım 🤍 Âmin

DİYARBAKIRLI HAMMAL ÖMER EFENDİ


 bloğ yazıları içinde 27 Şubat 2019,1 Mayıs 2017,16 şubat 2017 tarihli kayıtları mevcuttur.

23 Nisan 2026 Perşembe

AHİRETTE KURULACAK MİZAN

 Rivayete göre Davud a.s Rabbinden kendisine mizanı göstermesini istedi.Allah ona mizanın her kefesinin doğu ile batı arası kadar olduğunu gösterdi.Bunun üzerine Hz.Davud bayıldı.Ayıldığı vakit: " Allah'ım bunun bir kefesini iyiliklyerle kim doldurabilir? dedi. Hak teala: Ey Davud, ben kulumdan razı olursam, onu bir hurma danesi ile bile doldururum" buyurdu.