1 Mart 2026 Pazar

ŞÜKÜR TERAKKİNİN MERDİVENİDİR

 İbrahim suresi 7 nci ayeti:"Hatırlayın ki Rabbiniz size :" Eğer şükrederseniz size (nimetimi) artırırım..)

Bu ayetteki işaret:"Eğer islam nimetine şükrederseniz , onlara ilaveten imanı veririm.Eğer iman üzere bana hamd ederlerse onlara ilave olarak ihsanı veririm.Eğer ona şükrederlerse onlara ilave olarak marifeti veririm.Eğer ona şükrederlerse onalrı kurbiyyet derecesine yükseltirim.Yine o nimetin şükrü nedeniyle onlarıüns ve müşahede halvetgahına ulaştırırım.Bu hakikatları bildiren bu sözden malum oldu ki şükür, terakkinin merdiveni ve manevi derecelere yükselmenin vasıtasıdır.

ALLAH'I SEVDİRMEK

 Rivayetlere göre Hak Teala Hz.Musa'ya "Kullarıma beni sevdir" diye vahyetti. Hz.Musa :" Ya Rabbi bütün kalbler Sen'in elinde olduğuna göre Sen'i kullarına nasıl sevdirebilirim?" dedi.

Allah Teala : "Onlara nimetlerimi hatırlatarak"

BUNDAN ÖTÜRÜ HASTANIN YANINDA ONU ÜMİTLENDİRECEK SÖZLER SÖYLEMEK GEREKİR.

ALLAH'I TANIMA DERECELERİ

 Hz.Ali (k.v) der ki: " Allah'ı cisimle tanıyanlar kafir, Allah'ı kendi tabiatıyla tanıyan mülhid, Allah'ı nefisle tanıyan zındık, Allah'ı akılla tanıyan hakim, Allah'ı kalb ile tanıyan sıddik, Allah'ı sır ile tanıyan yakin ehli, Allah'ı ruh ile tanıyan arif, Allah'ı hafi ile tanıyan müferrid(birleyen), Allah'ı Allah ile tanıyan muvahhiddir." Yani hakiki tevhid ehlidir.

SÜNNETNEDİR?FARZ NEDİR?

 Beyazid-i Bestami hazretlerine sünnet ve farzın ne olduğu soruldu:Hazret şöyle cevap verdi:"Sünnet, dünyayı terk etmektir. Farz ise Mevla ile birlikteolmaktır(sohbet). Çünkü bütün sünnetler , dünyayı terk etmeye delalet eder. Kitab'ın tamamı da Mevla ile birlikte olmaya delalet eder. Öyleyse kim sünnet ve farz ile amel ederse onun hakkında nimet kemale ermiş  ve ona şükretmek vacib olmuştur.

HURUF-İ MUKATTAA İLMİ

 Huruf-u mukattaa ilmi , muhakkik sufilerin en son ulaştığı ilimlerdendir.Sufiler bu yüce ilme  sülukun, hatta fethin(keşfin) başından kırk sene sonra ulaşırlar.Bu ilim gizli sırlardandır.Onu elde etmek isteyen kimsenin bir insanı kamilin elinde çok çalışıp gayret etmesi lazımdır.

MÜNKER NEKİR SORUSUNA CEVAP

 Rivayet edilirki bir şahıs, Ömer Nesefi hazretlerini vefatından sonra rüyasında gördü ve ona sordu:Münker Nekir'in sorgusu nasıl geçti?diye sordu.Ömer Nesefi şöyle cevap verdi: " Allah Teala ruhumu bana iade etti. Melekler de bana sual sormaya başladı. Onlara "Cevapları nazım olarak mı nesir olarak mı vereyim?" diye sordum."Nazmen söyle " dediler. Ben de şöyle söyledim:

" Rabbim Allah'tır ilah yok O'ndan başka / Peygamberim Hz.Muhammed Mustafa./ Dinim de İslamdır,ama amelim kötü,/ Allah'tan af ve ihsanını niyaz ederim"

MÜTEŞABİH AYETLER

 Üfgtade hazretleri surelerin başında bulunun huruflar için der ki:"Süluk ehli, mertebelerine göre müteşabih ayetlerin manalarını bilirler."KAF" ve "NUN" harfleri Allah'ın varlık mülkünde tek bertebeye, "HA MİM" gibi harfler iki mertebeye, "ELİF LAM MİM" ve "ELİF LAM RA" gibi harfler üç merntebeye, "KAF HA. YA, AYN,SAD"  ve "HA ,MİM,AYN,SİN ,KAF" gibi harfler beş mertebeye işaret etmektedir.Bazı harflerde ise yedi mertebeye işaret vardır.Bu bakımdan Hz.Peygamber sav."Kur'an ın bir zahiri  bir de batıni manası vardır" hadisini ancak süluk ehli anlar.

İMAM KUŞEYRİ

 "İman ehli bugün Hakk'ın riayet gölgesindedir.Yarın (mahşerde) himaye gölgesindedir.Arifler ise dünyada da ahirette de ilahi inayet gölgesindedir. 

Ariflerin saye-i devleti hir iki cihanda bakidir/ Bu gölge başına düşen kul ne hoştur.

AMELLERİN SÜSLÜ GÖSTERİLMESİ

 Şeytana verilen görevdir. Efendimiz SAV buyurmuştur: " Ben sadece bir davetçi ve tebliğci olarak gönderildim. Hidayet etme konusunda elimden bir şey gelmez. İblis de sadece(kötü amelleri) süslü gösterici olarak yaratılmıştır. Onunda yoldan çıkarma konusunda elinde bir şey yoktur"

ALLAH KATINDA EN ÇOK FAYDALI AMELLERDEN BİRİSİ

 Rivayet edilir ki Alla hteala , dostlarından sirine şöyle buyurmuştur:

"Dünyada zahidane yaşadın ve karşılığında dünyevi meşgalelerden uzak rahat bir hayat sürdün.Beni zikrettin, bunun karşılığında ise Benimle birlikte olma şerefine eriştin.Peki sen bir kimseyi sırf Benim için dost ve bir kimseyi sırf Benim için düşman edindin mi?". 

Şu halde Allah dostlarının muhabbeti ve onları dost edinmek Allah katında en çok fayda sağlayan amellerdendir.Onlara buğzetmek, düşmanlıkta bulunmak, onları hakir görmek ve onlar hakkında kem söz söylemek ise Allah katında en çok zarar veren amellerdendir ve büyük günahların en büyüklerindendir.

ZİKRİN ŞARTLARINDAN

 Zikrin şartlarından biri de zikreden kimsenin zikri, zikir ehlinin telkıniyle almasıdır.Nietekim, sahabe efendilerimiz zikri telkin ile Resulullah sav den almıştır.Sahabe, tabiilere; tabiiler de meşayıha kelkın etmiş ve böylece günümüze kadar şeyhten şeyhe telkin edilegelmiştir.Kıyamete kadar da böyle devam edecektir (Abdurrahman Bistami (k.s)  ın Kervihul kulub isimli kitabından).

KALBİN DÖRT ÇEŞİDİ

 Dört çeşit kalp vardır:

1- Katılaşmış kalb. Kafirlerlerle münafıkların kalbidir. Dünya ve şehvetleri ile huzur bulur." Onlar dünya hayatından hoşnut kalıp onunla huzur buldular(Yunus 7) buyrulmuştur.

2- Unutkan kalb. Günahkar müslümanların kalbidir.Tevbeyle ve cennet nimetleriyle huzur bulur.

3-  Şevk dolu kalb.  İtaatkar müminin kalbidir.Böyle kalpler Allah'ı anmakla huzur bulur."Onlar,iman eden  ve Allah7ı anmakla kalbleri huzur bulan kimselerdir.

4- Vahdani kalb. Peeygamberlerle seçkin velilerin kalbleridir.Allah bu kulların kalbine tecelli edince mutmain olur, itminanın nuru kalbinin aynasından nefsine akseder.Onunla nefis de mutmain olur.İnayet cezbelerine müstehak olur.Bu ise "Rabbine dön"(fecr 28) hitabından ibarettir.

Zikir, kalbin cilası ve sevgilinin sevinmesien sebebdir.Kim Allah'ı anarsa Allah da onu anar.SİZ BENİ ZİKREDİN BEN DE SİZİ ANAYIM(Bakara 152)

Hak'tan perdeli (mahcub) olanların kalbleri Allah'ı zikretmekle mutmain olur. Vasılların kalbleri de Allah'ın kendilerini anması ile mutmain olur

ZİKİR

 Bir hadis-işerifde şöyle buyrulur:" Allah'ı sevmenin alameti , Ayyah'ı zikretmeyi sevmektir.Allah'dan nefret etmenin alameti Allah'ı zikretmekten nefret etmektir"

Zikrin nuru , zakirin hali kadardır.Zakirler dört sınıftır:

1- HALVET EHLİ. Bunların bir gün ve gecede nefy ü ispat  ve şiddetli hareket ile güçlü zikirden vazifeleri yetmişbin kere La ilahe illallah demektir.Bunlar başkası ile değil Hak ile meşgul olurlar.

2-UZLET EHLİ: Bunların bir gün ve gecede gizli zikirden vazifeleri otuzbin kere La ilahe illallah demektir.Bunlar bazen Hak ile bazen de kendi nefisleriyle meşgul olurlar.

3- VAKİTLERİN SAHİBİ OLANLAR: Bunların cehri  ve hafi zikirden vazifeleri on ikibindir.Bunlar, bazen hak ile bazen kendi maslahatları ile, bazende iinsanlarla meşguldürler.

4- HİZMET SAHİBİ OLANLAR. Bunların vazifeleri ise devamlı abdestli bulunarak gece veğ gündüz her hülükarda cehri zikirdir.

Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Salı gecesinin son üçte birinde himmetini toplayarak ve kalb huzuru ile bin kere La ilahe illallah dese ve bir zalim için beddua etse, Allah Teala o zalimin başına hemen musibetler getirip çeşitli afetlerle helak eder, yurdunu harabeyeçevirir ve çok yakın bir zamanda kökünü kazır"

28 Şubat 2026 Cumartesi

SAPTIRMA FİİLİ

 Saptırma fiili şeriat mertebesinde şeytana, tarikat mertebesinde nefse ve hakikat mertebesinde iseAllah'a isnad edilir

HİKEMÜL ATAİYYE

 Azledilmek istemiyorsan senin için sürekli olmayacak bir me'muriyeti kabul etme.Zaten dünyadaki tüm memuriyetler devamlı değildir.Sen onlardan ylaşarken ayrılmazsan ölürken mutlaka ayrılacaksın.Allah dünyayı ağyarın yeri olarak yaratmış , onu keder ve tasaların varlığı için kaynak kılmıştır.Bu seni dünyadan uzaklaştırmak içindir.Ta ki senin için dünyaya dayanma ve onun üzerinde yükselme söz konusu olmasın.

Kemal Hocendi der ki:"Cihan ve onun bütün lezzetleri arı ile bala benzer/Tadı çoktur, lakin şerri ve sıkıntısı daha fazladır.

Molla Cami de der ki: " Cahil insan dünyanın mahsıbına devlet lakabını verir/ Çocuğun elini ayağını şiş görür, semiz  ve şişman zanneder 

RIZK KAPILARI

Dünyada rızk kapılarının açılıp kapanmasının küfür ve imanla alakası yoktur.Bu sadece Allah7ın dilemesiyle ilgilidir.Bu bakımdan allah, sırf sabrını denemek , günahlarını bağışlamak  ve derecesini yükseltmek için müminin rızkını kısabilir.Nitekim ashabın çoğunun maruz kaldığı darlık bu kabildendir.Allah istidrac/ yavaş yavaş helake götürmek yani istidrac için kafire bol rızk verebilir.Kureyş kafirlerinin çoğunun içinde yaşadığı bolluk da bu kabildendir.

Sonra XAllah Teala, bazısı için zenginliği , bazısı için fakirliği iyilik kılmıştır.Bazısının zenginliğinde-fakirlik- gibi fesad yaratmıştır.Bunların tamamında bir hikmet ve maslahat vardır.  

lLANET İKİ TÜRLÜDÜR

 İki türlü lanet vardır.Biri cennetten kovulma , öbürü yakınlık ve vuslat sahasından kovulmaktır.İlki kafirler içindir. İkincisi de nakıs müminler içindir.

FİTNE NEDİR ?

Fitne , dini bir fayda olmaksızın insanları rahatsızlığa, karışıklığa, anlaşmazlık, sıkıntı ve belaya duçar etmektir.Böyle bir şey haramdır. Çünkü yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak , müslümanlara zarar vermek , kalbi bir eğrilik  ve dinde sapıklık demektir.
İnsanları sultana karşı ayaklanmaya teşvik etmek de fitneye girer.Sultan zalim de olsa bu hareket , bir fitne ve yeryüzünde bozgunculuk olduğu için caiz olmaz.Sultana karşı ayaklanmak isteyen muzlumlara yardım etmek de, onlara karşı sultana yardım etmekte caiz değildir.Çünkü bu zulme yardım olduğu için caiz olmaz.İnsanlarla akıllarının ermeyeceği konuları konuşmak ta fitneye dahildir.Bir hadisde buyrulmuştur: " Biz insanlarla akılları kadar konuşmakla emrolunduk"
"Tecvitsiz okunan kuranla kılınan namaz caiz değildir" demek bir fitnedir.Çünkü bunu duyan kimse tecvidi bilmediği için namazı terk edebilir.İyiliği emredip kötülüğü nehyederken insanları fitneye düşürmemek, şerri harekete geçirmemek, kötülüğün artmasına ve istenmeyen durumalrın yayılmasına sebeb olmamak için iinsanların hallerini, tabiat ve gidişatlarını bilerek bunları göz önünde bulundurmak gerekir.
Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur: " Bir toplum ahidlerini bozmaya başladı mı mutlaka birbirlerini öldürmeye başlarlar; bir toplumda fuhuş/ hayasızlık ortaya çıktı mı mutlaka Allah başlarına ölümü musallat eder, Bir toplum da zekat vermeye yanaşmadı mı mutlaka yağmurları keser"

ALLAH İLE YAPILAN SÖZLEŞMELER

 İki tane  sözleşme vardır: Biri muhabbet üzere verilen söz, diğeri  de kulluk üzere verilen söz.Birincisi   Havassa, ikincisi avama aittir.

Buradaki söz , Cenab-ı Hakk'ın kendilerini Adem'in sırtından çıkartarak tevhid ve ubudiyet hususunda ahid aldığı sırada Allah'la aralarında vaki olan anlaşmadır.

Muhabbet sözü verenler , sözlerini ebediyen bozmazlar.Kulluk üzere söz verenlerden sözlerini muhabbetle pekiştirenler de sözlerini bozmadılar.Ama sözleri muhabbetle pekiştirilmeyenler heva ve heveslerine uyarak Allah'dan başkasına kulluk ettiler ve bir çok şeyi O'na ortak koşup onları sevdiler.

Bu sözü  ancak kamil manada bi ruyanıklığa sahip olup her türlü örtü ve perdeden sıyrılanlar hatırlayabilirler.Nitekim Zünun-u Mısriye :"Ben sizin Rabbiniz  değilmiyim?"(Araf 172) şeklindeki misakın sırrı sorularak , bu "misakı hatırlıyor musun?" denildi. O da şöyle cevap verdi:" Evet, sanki şimdi kulaklarımla duymuş gibi hatırlıyorum"


27 Şubat 2026 Cuma

EZBERLENECEK SÖZLER

 İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin şeyhi Osman Fazlı Atpazari hazretlerinin sözleridir.
"Allah'ım ! Sana hem darlıkta hem de bollukta hamd ederim.Bollukta , aşikar olan atiyelerini ve görünürdeki nimetlerini göz önünde bulundurarak :" Nimet veren ve ihsanda bulunan Allah'a hamd olsun" derim. Darlık zamanlarında ise gizlenmiş bulunan atiyyelerini ve gizli nimetleri göz önünde bulundurarak : " Her halde hamd Allah'a mahsustur." derim.Fakat bolluk zamanlarında sana şükredip " Eğer şükrederseniz nimetlerimi artırırım"( İbrahim 7) şeklindeki vaadin gereğince nimet ve atiyelerinin de artmasını arzu ederek " Allah'a şükür" derim.Üzerimden bir bela ve mihneti bertaraf ettiğinde ise kayıtsız ve şartsız şükrederim.Tıpkı "Elhamdülillah" diyerek kayıtsız  ve şartsız hamd ettiğim gibi  "kayıtsız ve şartsız sana şükrolsun" derim"

ŞAKİK BELHİ

 Anlatılır ki Şakik Belhi, kimliğini gizleyerek Abdullah b.Mübarek7in huzuruna vardı.Mübarek ona: "- Nereden geldin?" diye sorunca Şakik:"Belh'den" dedi.Mübarek :" Şakik7i tanıyor musun? deyince Şakik:"Tanıyorum" dedi.

"-Şakik'in müritlerinin usulü nedir? diye sordu.Şakik: " Kendilerine bir şey verilmediği zaman sabrederler, verildiği zaman ise şükrederler" dedi.Bunun üzerine Abdullah b.Mübarek: "- Bizim köpeklerimizin usulü de böyledir" dedi.

Şakik : "- Bu işin nasıl olması gerekir?"diye sorunca Mübarek: " Kamiller o kimselerdir ki kendilerine bir şey verilmediği zaman şükrederler, verildiği zaman ise başkalarını kendilerine tercih ederler" cevabını verdi.Yani dağıtırlar. 

KORKU

 Korku (havf) kalbin en büyük ve en faydalı menzillerinden olup herkese farzdır.

ONLAR(O KİMSELER)

 Hak Teala, Adn cennetine girecek olan kullarının özelliklerini Ra'd suresinde şöyle buyurmaktadır:

"Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır.

Onlar, Allah'ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten , Rabbinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.

Yine onlar Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan , kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir"

26 Şubat 2026 Perşembe

İYİLİK VE KÖTÜLÜK KİMDENDİR?

 aMR B. şUAYB BABASINDAN O DA KENDİ BABASINDAN ŞÖYLE DEDİĞİNİ RVAYET ETMİŞTİR:

" rESULULAH (sav) İN HUZURUNDA İKEN BİR GURUB İNSANLA BİRLİKTE eBUBEKİR VE öMER ÇIKAGELDİ.iYİCE YAKLAŞINCA SELAM VERDİLER . tOPLULUKTAN BİRİSİ :

" yA rESULALLAH , eBUBEKİR; "İyilikler Allah'tan dır.Kötülükler ise bizdendir" diyor.Ömer ise : " İyiliklerin de kötülüklerin de hepsi Allah'Tan dır diyor.

İnsanların kimi Ebubekir'e , kimi de Ömer'e tabi olmuş durumda" dedi.Bunun üzerine Hz.Peygamber sav şöyle buyurdu:

" Ben ikinizin arasında hükmederken Cebrail ile Mikail7in arasında hükmeden İsrafil gibi hükmedeceğim. "Ey Ömer, Cebrail de senin gibidir diyordu. Ey Ebubekir "Mikail de senin gibi diyordu. Cebrail dedi ki:

" Göktekiler bu konuda ihtilafa düştükleri zaman yerdekiler de düşer.Haydi İsrafil7in aramızda hüküm vermesini isteyelim. Bunun üzerine Cebrail ile Mikail , İsrafil'e gidip meseleyi anlattılar.O da :" Hayır da olsa , şer de olsa kaderin Allahdan olduğunu söyleyerek aralarında hüküm verdi" Sonra Hz.peygamber a.s şöyle buyurdu:

İşte aranızda benim vereceğim hüküm de budur.Ey Ebu Bekir! Eğer Allah yeryüzünde isyan edilmemesini dileseydi İblis'i yaratmazdı"

Hafız der ki:

Aşk dükkanında küfür lazımdır. Ebu Leheb olmasa ateş kimi yakar.

GERÇEK DUA

 Gerçek dua sadece Allah'a yapılandır. Allah'dan başkası için yapılan dua, ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidirHalbuki suya ağzını götürmedikce su onun ağzına girecek değildir.(Rad suresi 14 ayeti)

Allah Teala'nın davetçileri vardır. Onlar halkı Hakk'a davet ederler. Hak'dan başkasına davet edenler , gafil bir kalpten sadır olan nasihatları kabul etmez ve etkilenmezler.Onlar insanlara kendilerinin su içmek isteğini göstermek arzusu ile ellerini suya uzatan, fakat ağzına yaklaştıramayan kimseye benzerler.İnsanlar onun su içtiğini zannetseler bile gerçekten su içme meydana gelmez.

Heva ve bidat ehli olanlar Allahdan başka gaye güderek yaptıkları duaya cevap bulamazlar.  

MEHDİ ZUHURU

 


"HEY ÖKÜZ HERİF"

 İbrahim b.Ethem diyor ki: Birinin tarlasında yürürken tarla sahibi bana "Heey öküz herif!" diye seslendi.Bunun üzerine şöyle dedim; " Bu adam basit bir hatamdan dolayı adımı değiştirdi. Şayet çok hata yaparsam , Allah da irfanımı değiştirir."

MEHDİ HAZRET-İ HASAN TORUNLARINDANDIR.

 Esu Davud Sünen isimli kitabında Mehdi'nin Hz.Hasan'ın TORUNLARINDAN OLACAĞINI RİVAYET EDİYOR.hZ.hASAN7IN ÜMMETE ŞEFKATİNDEN DOLAYI HALİFELİĞİ aLLAH İÇİN TERK ETMESİNİN SIRRI BU OLSA GEREK.o' NUN BU DAVRANIŞI SAYESİNDE aLLAH DA GERÇEK HALİFELİĞİ , HEM DE İNSANLARIN EN MUHTAAÇ OLDUĞU BİR ZAMANDA TÜM YERYÜZÜNÜ ADALETLE DOLDURSUN DİYE ONUN ÇOCUKLARINDAN BİRİNE VERECEKTİR..

Mehdi'nin zuhur zamanı da bir Ramazan'ın ilk gecesi ayın ve  yine o ramazanın ortalarında güneşin tutulmalarından sonra olacaktır.Çünkü böyle bir tutulma , Allah Teala'nın yerleri ve gökleri yarattığından bmeri gerçekleşmkemiştir.

Mehdi yirmi yaşında , bir görüşe göre kırk yaşında olacaktır.Yüzü, inci misali bir yıldız gibi parlak , sağ yanağında siyah bir ben olacaktır.Medinei Münevverede doüğacak ,deccalden yedi sene önce çıkacaktır.Deccal ise güneşin batıdan doğmasından on sene önce çıkacaktır.Mehdinin zuhurundan önce bazı kıyamet alametleri belirecek ve fitneler olacaktır.  

GÜNAHKARLARI MÜJDELE SIDDIKLARI KORKUT

 Hak Teala, Hz.Davud'a şöyle buyurdu:

-" Günahkarları müjdele , sıddıkları ise korkut"

Bunun üzerine Hz.Davud:" Ya Rab, nasıl günahkarları müjdeler, sıddıkları korkuturum? dedi.Hak teala şöyle buyurdu:-" Günahkarları müjdele ki bana karşı işlenen her günahı bağışlarım. Sıddıkları da korkut ve uyark ki amellerini beğenmesinler. Çünkü kime adaletimle muamele eder ve hesaba çekersem mutlaka helak olur.

25 Şubat 2026 Çarşamba

GÜNEŞ VE AY'IN BOYUN EĞDİRİLMESİ

 Rad suresinin 2.nci ayetinde :"..güneşi ve ayı emrine boyun eğdiren Allah'tır..." buyrulmuştur.Biunun manası mahlukatın onlardan faydalanmasıdır.Onların hareketi sayesinde yılların sayısı ve hesabı bilinmektedir.Onlar gece gündüz kendilerini aydınlatmakta , karanlığı yok etmekte, yeryüzünü , bedenleri,ağaç ve bitkileri ıslah etmektedirler.

ÖMER HAYYAM/GÜN GELİR

                                                     

Gün Gelir…

Hırsızlar zengin. .. 

Metresler eş... 

Serseriler adam olur...

Odundan kapı, taştan saray olur...

Gün gelir... 

Kezbanlar destan... 

Onları destan yapanlar mestan olur...

Gün gelir...

Çivisi çıkar dünyanın...

Konuşamayanlar hatip... 

Şifa veremeyenler tabip... 

Yazamayanlar kâtip olur...

Ama yine öyle bir gün gelir ki... 

İşler ters döner. 

Aldatan, bir gün sadakat için... 

Çalan, bir gün adalet için... 

Döven, bir gün şefkat için yalvarır...

'Piyon' deyip geçme, gün gelir şâh olur... 

Şâha da fazla güvenme... 

Gün gelir mat olur.

İnsan yaratıcısına bile nankör iken sana vefalı mı olur?

Oluruna bırak her şeyi bak neler neler olur...

Bahar biter kış olur. 

Gün biter gece olur. 

Söz biter sükût olur.

Zenginlerde metelik, 

Güzellerde cemâl, 

Güçlülerde kuvvet kalmaz olur...

Hayaller kaybolur... 

Ümitler yok olur...

Hayat bazen boş olur, saçma olur, çekilmez olur, yalan olur...

Gün gelir ki sen bakmazken her şey hallolur...

Ve öyle bir gün gelir ki: 

Hayat biter son olur... 

Gün artık gelmez olur...


~ Ömer HAYYA

NECİB SULTAN/MECZUBLAR TOPLANTISI

 Yaşar Aslan anlattı:Bir gün Dörtyol'un ne kadar meczubanı/delisi varsa Necib Sultan'ın dükkanında buluştu on onbeş meczub vardı.İçlerinde başmeczub Sinan efendi de vardı.Meczublar Baba Sultan'a şöyle dediler:"Buraya ziyafete geldik". Baba sultan Kebabçılık yapan "Kücük Hüseyin"isimli şahsın kebab lokantasına telefon etti ve onlara:"Çok önemli misafirlerim var.Bunlar Kaymakam,Hakim,Savcı,jandarma komutanı,Belediye başkanı" olan insanlar.salataları bol kebab söyledi.Kebabcı özenerek tepsiler içinde yemeği gönderdi.Meczublar yemeği yediler.Yemekten sonra çay istediler.Çaycı bardaklarını kırarlar, temizliğe riayet etmezler diye çay vermek istemedi.Necib sultan "çayında bardaklarında parasını peşin vereceğim" dedi.Çaylar içildikten sonra meczublar oturmaya devam ederek "Mevlana Efendimiz diş kirası verirdi" dediler.Baba sultan hepsine harçlıklarını verdi.Baktı ki gitmiyorlar.Meczublara :"Haydi görev başına" dedi.Meczublar hep beraber kalktılar.Necib Sultan'ın oğlu Ahmet sinan'a birisi:"Haydi "sende vazife başına ,babana güvenip yerinde oturma" dedi.Sinan efendi de dükkandan çıkıp dağıldılar

KİMLER ÖLÜDÜR

Hz.İsa a.s şöyle buyurmuştur.:"Ölülerle oturmayın , yoksa sizinde kalbiniz ölür" Ashabı sormuşlar:"Ölüler kimlerdir?" diye sorunca :"- Dünyaya rağbet edenler ve onu sevenlerdir" 

ŞEHİRLER NİÇİN TERCİH EDİLMİŞTİR.

 Efendimiz SAV in " Tenha köylerde yerleşmeyin.Çünkü böyle yerlere yerleşenler mezarlarına yerleşmiş demektir"

Bu hadisden anlaşılan "köyler" ile kastedilen büyük yerleşim birimlerinden ve ilim ehlinin toplandığı yerlerden uzak, kenarda köşede kalmış yerlerdir.Çünkü, buralarda yaşayanlarda cehalet daha yaygındır ve bidatlara daha çabuk kayarlar.

BEKAYI TERCİH

Hikayeye göre   Reşid'in oğlu  bekayı fenaya tercih ettiğinden(ahireti dünyaya tercih ettiğinden) .birgün babası , " Hükümdarların içinde beni utandırıyorsun?" diyerek onu ayıpladı.

Oğlu da bir kuşu çağırdı.Kuş yanına gelince haydi sen de çağır dedi. Babası çağırdı fakat kuş gelmedi. Bunun üzerine Reşid'in oğlu babasına:

"Allah dostlarının arasında ben de senden utanıyorum. Şüphem yok ki sen dünyanın esiri olmuşsun" 

23 Şubat 2026 Pazartesi

MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU HATIRALAR 3

 


MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU HATIRALAR 5

 


MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU 4

 


MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU HATIRALAR 2

 


MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU HATIRALAR 1

 


MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU

 


MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU 6


 

MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU-7


 

BEHLÜL DANE'NİN YAZISI

 Behlül Dane hazretleri, kardeşihalife Harun Reşid'in yaptırdığı büyük bir sarayın duvarlarına şöyle yazmıştı:"

Ey Harun ! Dini alçaltıp tıyni(çamuru) yükselttin. nassı bırakıp cassı (kireci) yükselttin. Şayet bu sarayı kendi malından yaptırdı isen israf etmişsin. Allah ise müsrifleri sevmez. Başkasının malından yaptırmışsan o zamanda zulmetmişsin. Allah zalimleri de sevmez"

SADAKA VE NAFİLE

 Sadaka sadece maldan olmaz.Aksine bütün iyilikler sadakadır.İki kişi arasında adil olmak,yardım etmek, güzel söz söylemek, namaza yürümek, eziyet veren şeyi yoldan kaldırmak, ve benzerleride sadakaya dahildir.Ehli işarete göre nafile , sadece namazla ilgili değildir.Fazladan yapılan tüm hayırlara şamildir.

Kutsi hadiste ifade buyrulmuştur: " Kulum bana nafilelerle yaklaşmaya devam eder. Sonunda onu severim. Bir de sevdim mi artık onu nkulağı gözü olurum." 

Şu halde akıllı kimseye lazım olan sadaka  ve diğer hayırlarla, nafilelerle meşgul olmaktır.

22 Şubat 2026 Pazar

NAZAR İÇİN DUA

 uUBADE B.sAMİT  R.A şöyle dediği rivayet olunur: "Günün ilk saatlerinde Resulullah'ın huzuruna çıktığımda onu şiddetli ağrılar içinde gördüm.Günün sonunda yanına döndüğümde ise sağlık ve afiyet iiçerisinde olduğunu gördüm.Bana şöyle dedi: "Cebrail (as) geldi ve bana şöyle bir nazar duası okudu: "bismillahi erkıyke min külli şeyin yü'zike, min külli aynin ve hasidin Allahu yeşfike"(Sana eziyet veren her şeyden Allah'ın adıyla seni rukye yapıyorum, bütün nazarlardan  ve hasedcilerden (onların kötülüklerinden) Allah sana şifalar versin" "Bunun ardından hemen ayıldım".

Tedavi maksadıyla kuran okumak rukyedir.caiz olduğuna delil vardır.Ancak bu cevaz ,okunan şeylerin Kur'an dan veya bilinen zikirlerden olması halinde geçerlidir.Manası bilinmeyen şeylerin ise okunması mekruhtur.

Peygamber efendimiz sav.Hz.Hasan ve Hz.Hüseyini şu sözleriyle Allah7ın korumasını niyaz ederdi: " İktinizi her şeytandan , haşerattan ve dokunan her kötü gözden Allah7ın tam olan kelimelerine sığındırırım" ve eklerdi: " Siz de Allah'ın çocuklarınızı bu kelimelerle korumasını niyaz edin.Çünkü İbrahim a.s da Allah7ın İsmail ve İshak'ı bunlarla korumasını niyaz ederdi."

Hasan Basri'den rivayet edildiğine göre nazar değmesine mani olan ve nazara deva olan ayet şudur:VE İN YEKADÜLLEZİNE KEFERU LEYÜZLİGUNEKE BİEBSARİHİMLEMMA SEMİUZZİKRE VEYEGULUNE İNNEHU LEMECNUN.VEMA HÜVE İLLA ZİKRÜN LİL ALEMİN"(Kalem 51-52 ayeti)

(O inkar edenler zikri (Kur'an ı) işittikleri zaman neredeyse seni gözleri ile devireceklerdir.Hala da: "Hiç şüphe yokk ki o bir delidir" derler.Oysa o (Kuran ) alemler için ancak bir öğüttür) .

Efendimiz SAV her gece yatağına yattığı zaman avuçlarını birleştirerek onlara ihlas suresini, felak ve nas surelerini okuyup üfler, başından yüzünden ve vücudunun ön tarafından başlayarak ulaşabildiği yerlere kadar ellerini sürer ve bunu üç defa yapardı.

Böyle yapmanın sihir, nazar değmesi, çeşitli haşereler  ve diğer hastalık ve yaralardan emin olmaya vesile olduğu söylenmiştir.

NAZAR VE SİHİR HAKDIR.

Yusuf suresinin 67 nci ayetinde Hz.Yakup, erzak satın almak için Mısır'a gidecek oğullarına "Oğullarım ! (şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin , ayrı ayrı kapılardan girin.Ama Allahdan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamama.Hüküm yalnız allahındır.Ben sadece O'na tevekkül ettim.Tevekkül edenler de O'na tevekkül etsin" demiştir.
Hz,Yakub ,oğullarına nazar değmesinden korktuğu için böyle buyurdu.Çünkü hem nazar hem sihir haktır.Nazer edilen ve büyülenen kişilerde bunların etkisi görülür. 
Bazılarına göre nazar değmesinin açıklaması şudur: Bir kimse bir şeye bakıp onu beğenir. Fakat bu Kemal'i Allah'dan bilmez ve O nun tarafından yaratıldığını düşünmez. İşteo zaman Allah , bakan kişinin gafilane bakışı yüzünden bakılan o nesnede bir illet ihdas eder.Allah bunu, hak ehlinin nazarı Allah'dan bilmesi, diğerlerinin ise başka varlıklardan bilmesi için kullarını denemek üzere yapar.Nazar edeni ise sebeb olduğu için cezalandırır.
Nazar, bir kimsenin bir şeyi beğenmesine dayalıdır. O şeyi beğenmesinin arkasından habis nefsinin keyfiyeti gelir.Bu da zehrin göz yardımıyla o şeye nüfuzuna yardım eder.Bazen insanlar istemeden kendilerine de nazar ederler.
Cinlerinde nazarı olabilir.Efendimiz SAV kendisinin evinde ,yüzünde sarılık olan bir kız gördü."Ona okuyun , çünkü nazar edilmiş" buyurdu.Bununla kasteddiği cinlerin ettiği nazar idi.
Fakihler der ki :Kendisinde nazar yönü kuvvetli olan kimsenin hapsedilmesi ve ömür boyu nafakasının devletce ödenmesi gerekir.
Hz.Osman efendimiz güzel bir çocuk gördüğü zama n" Nazar değmemesi için çenesinin ortasına siyah bir şey sürün. diye tavsiyede bulunmuştur.
Dualar ve güzel nefesler , habis nefeslerden ve bozuk duyulardan nasıl olan tesire karşı koyup izale eder.

SAMED İSMİ ŞERİFİ

 Denilir ki : Bir kimse hiçbir yiyecek ve içecek bulamayacağı bir yere düşüp de "es-SAMED" ismi şerifini zikretmeye devam ederse bu ona kafi gelir.Samediyyet, yeme ve içmeden müstağni olmak demektir.

İİMANIN ESKİYİP PÖRSÜMESİ

 Bütün peygamberler , iman etmekle ve halisane kulluk etmekle memur olmuşlardır.İman da eskiyip pörsüyebilir.Nitekim Hz.Peygamber7in şu sözü de buna delalet eder:" La ilahe illallah diyerek imanınızı tazeleyiniz"

İmanın eskiyip pörsümesi , muhabbetin yok olmasından ileri gelmektedir.Bu sebeble kalb  tarafından yapılan sözleşmenin kelimeyi tevhid ile yenilenmesi gerekir.

Ölüm sırasında insanın her şey ile alakası kesilir.Geriye saedce şu üç sıatı kalır: Kalb temizliği, Allah7a zikretmeye karşı kazandığı ünsiyet ve Allah sevgisi.Aşikardır ki kalbin dünya kirlerinden arıtılıp temizlenmesi, ancak marifetle mümkündür.Mariet de ancak zikir ve tefekküre devam etmekle mümkün olur.En hayırlı zikir ise kelimei tevhid zikridir. Bir hadiste buyrulmuştur:" Allah'ı zikretmek imanın alameti ve nifaktan kurtuluştur.Şeytandan vecehennemden korunmadır"

Molla Cami şöyle der:

Gönlün Allah Tealayı gösteren bir aynadır./ Senin aynanın yüzü neden bulanıktır?./* O aynaya bir cila al, cila vur / Aynan aydınlık olsun./ Eğer bilmezsen onun cilası / la ilahe illallah' dan başkası değildir.

ŞEYH ABDULLAH KUREŞİ

 Ariflerin öönderlerinden Şeyh Abdullah Kureşi(r.h.) 'ın şöyle dediği rivayet edilir: " Her şeyin fiyatının büyük oranda arttığı günlerde Musur'a gittim. Bu pahalılığın kaldırılması için Allah'a dua ve niyazda bulunmaya karar verdim. Ancak bana , bundan imtina etmem işaret edildi. Ardından Suriyeye doğru yola çıktım Halilullah'ın mezarına yaklaştığım zaman , İbrahim a.s beni karşıladı. "Ya Halilallah, Mısırlılara dua edersen beni ağırlamış olacaksın" dedim. Bunun üzerine Halil İbrahim (a.s) onlar için dua etti ve Allah üzerlerindeki bu sıkıntıyı kaldırdı."