6 Temmuz 2026 Pazartesi

ANNE BABA HAKKINI EDA EETMENİN BİR BAŞKA YÖNTEMİ

bİR HADİS-İ ŞERİFDE BUYRULMUŞTUR: Kim perşembe gecesi akşam ile yatsı arasınad iki rekat namaz kılar, her rekatta bir defa fatiha, suresini beş defa ayetel kürsiyei , beş defa kulhüvellahü ahad suresini beşe rdefada felak nas suresini okuyup namazı bitirdiğinde onbeşkez Allah7a istiğfar edip sevabını anne ve babasına bağışlarsa , üzerindeki anne babasının hakkını eda etmiş olur.Anne Babasına asi olmuş olsa bile durum böyledir.Allah teal ona sıddıklara ve şehitelre veridğini verir" 

FİLİSTİNİN ŞEHİRLERİ

 Filistin, Şam ile Mısır arasındaki bölgedir. En önemli şehirleri Remle, Gazze ve Askalan'dır.Lokman a.s 'ın kabri Remle'de (bir rivayete göjre Remle'nin Sarfend köyündedir).Orada Hz.Lokman'dan sonra bir günde açlıktan ölen yetmiş peygamberin kabri vardır. İsrailoğulları onları Kudüs'ten sürüp çıkardı ve Remle'ye sığınmaya mecbur etti..Sonra onları orada kuşatma altında tuttu.ve açlıktan ölmelerine sebeb oldular.

LOKMAN A.S 'IN CEVAPLARI

 Rivayet edilir ki Lokman a.s bir öğle vakti uyurken kendisine " Ey Lokman! Allah Teala'nın seni yeryüzünde halife yapmasını ve iinsanlar arasında hak ve adalet  ile hüküm vermeyi istermisin?" Gelen sese şöyle cevap verdi:" Eğer rabbim beni muhayyer bıraktı ise ben afiyeti tercih ederim, belayı tercih etmem.Eğer benden bunu kesinlikle istiyorsa " işittim ve itaat ettim " derim.ÇCünkü biliyorum ki , bunu bana verirse bana yardım eder ve beni korur." Melekler kendisinin görmediği bir yerden " Niçin ey Lokman?" diye sorunca onlara şöyle dedi: " Hakimlik en zor  ve karışık makamdır. Hakimi her taraftan zulüm kaplar.Eğer veridği kararda isabet ederse kurtulması umulur.Eğer hata ederse , cennet yolunda hata etmiş olur.Kişinin yerine göre dünyada zelil olması , zahiren şerefli olmasından daha hayırlıdır.Kim ahirete karşı dünyayı tercih ederse , dünyayı da kaybeder ahireti de.bir şey elde edemez".Onun bu güzel konuşmasına melekler hayret etti.Sonra kısa bir müddet daha uyudu ve kendisine hikmet verildi.Uuyandığında artık o hikmet ile konuşuyordu.

Davud a.s kendisine verilen yeryüzü halifeliğini itirazsız kabul etti.Her ne kadar bağışlanmış olhsa da kendisinden bir takım zelleler meydana geldi.Lokman ,hikmetiyle Hz.Davud6'a yardım eder , vezirliğini yapardı.Davud a.s ona şöyle derki: Müjdeler olsun sana ey lOKMAN! sANA HİKMET VERİLDİ VE BÜTÜN BELALAR SENDEN UZAKLAŞTIRILDI.dAVUD7A HİLAFET VERİLDİ VE NİCE BELA VE FİTNELERLE İMTİHAN EDİLDİ. 

5 Temmuz 2026 Pazar

PEYGAMBER SAV EFENDİMİZİN HİKMETLİ SÖZLERİ

 1-Hikmetin başı Allah Korkusudur.

2-Az olup yeten, çok olup oyalayandan daha hayırlıdır.

3- Vera sahibi ol ki , insanların en abidi olursun.Kanaat sahili ol ki , insanların en çok şükredeni olursun.

4- Bela ağızdan çıkan söze bağlıdır.

5- Bahtiyar kişi başkasından öğüt alandır.

6- Kanaat, bitmez tükenmez bir maldır.

7- Yakin, tümüyle imandır.

Hikmet vahyin dengidir.Efendimiz sav "Bana Kur'an  bir deonun dengi verildi" buyurmuştur."Peeygamber onlara Kur'an ve hikmeti öğretiyor"(Cuma suresi 2) ayetinin delaletiiyle bundan maksat hikmettir.Peygamberle vahiy ihisan edildiği gibi evliyaya da hikmet ihsan olunmuştur.

" (XAllah) dilediğine hikmeti verir.Kime de hikmet verilmişse , gerçekten ona pek çok hayır verilmiştir"(Bakara 269)

Ardiisül Beyan isimli eserde denilmiştir: Hikmet üçtür.Kur'anın hakikatlarından ibaret olan Kur'an ın hikmeti.Marifetten ibaret olan imanın hikmeti.İşlerde Hakk7ın sanat inceliklerini anlamadan ibaret olan burhanın hikmetidir. Hikmetin aslı ilham yoluyla Hakk7ın hitabını idraktir.

Şeyh Şüca der ki: " Üç şey hikmetin alametlerindendir.Kendisini insanların seviyesinde, insanları da kendi seviyesinde görmek ve onlara akılları kadar öğüt vermektir.Böylece o peşin fayda verecek bir iş yapmış olur"

Hikmet ehli birisi şöyle demiştir:" Bedenlerin azığı yiyecek ve içecekler, aklın azığı ise hikmet ve ilimdir.Kula dünyada verilen en üstün şey hikmet, ahirette verilecek en üstün şey ise rahmettir.Bedenler için tıp ilmi ne kadar mühim ise, ahlak için hikmet de o kadar mühimdir.

Hz.Ali efendimiz şöyle der: "Kalbleri dinlendirin ve onlar için hikmetli hüş sözler araştırın. Çünkü bedenler yorulduğu gibi kalbler de yorulur"

LOKMAN A.S

İbrahim peeygamberin babası Azer'in oğlu Bahur'un oğlu Baur'un oğlu Lokmandır.Bin sene yaşadığı rivayet olunur.Lokman a.s 'ın şöyle dediği irvayet olunur: " Dörtbin peygambere hizmet ettim.ve onların sözlerinden sekiz tane seçtim:

1. Namazda iken kalbini

2. Yemek yerken boğazını

3. Başkasının evindegözünü

4.İnsanlar arasınad dilini koru.

İki şeyi hatırında tut iki şeyi de unut.Hatırında tutacağın iki şey Allah  ve ölümdür.Unutacağın iki şey ise senin başkası hakkında yaptığın iyilik ile başkasının senin hakkında yaptığı kötülüktür.

Lokman a.s peygamber edğil ancak kindisine hikmet verilen bir kimsedir.O Allah'ı , Allah c.c ise onu sevmişti.

 


HİDAYET ALAMETİ ÜÇ ŞEY

 Şeyh Şüca k.s şöyle der :"Şu üç şey hidayet alametidir:

1- Musibet anında istirca: "Allah'a yönelip:İnna lillah ve inna ileyhi raciun" demek

2- Nimet gelidğinde tezellül göstermek.

3- Birine yardım ettiğinde minneti terk etmek.

BEŞ BÜYÜK SARP YOKUŞ

 EFendimiz sav buyurmuştur:"İnsanlar önünde beş büyük yokuş vardır. Onları ancak (ibadet, riiyazat ve mücahededen) incelmiş , bir deri bir kemik kalmış kimseler aşabilir.

Hz.Ebubekir r.a "Onlar hangileridir, ey Allah'ın Rasulü?" diye sorunca Hz.Peygamber sav şöyle buyurdu:"Birincisi ölümve onun acısı, İkincisi kabir ve onun yalnızlık ve darlığı , üçüncüsü münker ve nekir meleklerinin sorgusu ve onların heybetleri., dördüncüsü mizan ve sevapların hafif kelmesi korkusu, beşincisi sırat köprüsü ve onun iinceliği"

Bu sözleri duyan Hz.Ebubekir r.a o kadar çok ağladı ki yedi kat gök ve bütün melekler de onunla beraber ağlamaya başladı.Cibri a.s gelip şöyle dedi:Ey Muhammed! Ebubekir'e ağlamamasını söyle . O, Arabların  'ölüm hariç her derdin bir devası vardırsözünü duymadı mı? Sonra şöyle devam etti: "Kim sabah namazını kılarsa ona ölüm ve acısı kolay gelir.Kim yatsı namazını kılarsa onu sırat köprüsü ve onur inceliği kolay gelir.Kim öğle namazını kılarsa ona kabir ve onun darlığı kolay gelir.Kim ikindi namazını kılarsa ona münker ve nekirin sorgusu ve onların heybeti kolay gelir.Kim de akşam namazını kılarsa ona mizan ve sevapların hafif gelme korkusu kolay gelir"

2 Temmuz 2026 Perşembe

ATTAR/ İLAHİNAME

  

ŞEYH ATTAR’IN İLAHİNAMESİNDEN:

Dağ eteğinde , yılda kırk gün yumurtlhayan bir kuş vardı.Yeri Şam sınırındaydı.yumurtalarına da hiç mukayyet olmazdı.Kırk gün içinde yumurtlar,sonra halkın gözünden kaybolur giderdi.Yoldan yabancı bir kuş gelir, o yumurtaların üstüne oturur.Yavrular çıkıncaya kadar onları kanatlarının altında korurdu. O dadı , onları öylesine korurdu ki hiç kimse öylesine koruyamaz.Bir bölük yavru yumurtadan çıkıpta uçma çağına geldi mi , Birden yüzyüze gelirler, Analarıda derhal uçup yüce bir dağ tepesine konar, Tuhaf bir sesle uzaktan onlara seslenirdi. Yavrular analarını tanır, analarının sesini duydular mı , yabancı kuştan ayrılırlar .Analarına doğru uçarlar , o kuşu bırakıp giderlerdi.İblis , iki üç günceğiz seni kanadının altına aldıysa mazursun.Hak’tan hitap geldi mi , çaresiz İblis’ten ayrılıp gideceksin.

 

ŞİBLİ,

 

HAKK’TAN KOPARILMIŞSAN

Hikaye edilirki Şeyh Şibli bir gün dışarı çıktı. Arkadaşları onu bir ağacın altında ağlarken buldular. Ona neden ağladığı sorulunca şöyle dedi: “Bu ağacın yanından geçiyordum.Onun henüz yeşil olan bir dalı kesilmiş ve yere düşmüştü.Kökünden koparıldığından haberi yoktu.Kendi kendime: “ Ey nefs  Eğer sen Hak’tan koparılmışsan  ve bunu da bilmiyorsa nne yapacaksın ? diye sordum” Bunun üzerine arkadaşları da oturup ağladılar.

 

Denilir ki: “Allah nefisleri fetrete düştükten sonra iradelerde sadakat ile diriltir. Kalbleri gaflete düştükten sonra muhadaraların(mükaşefe ve müşahadenin başlangıcı) nurlarıyla diriltir. Ruhları hicaba düştükten sonra müşahedelerin devamı ile diriltir"”

 


AŞIK FATMA AHISKA


 

1 Temmuz 2026 Çarşamba

NEFSE MUHALEFET ETMEK

 Şeyh Ebu Ali Ruzbari k.s dan nakledildiğine göre :Dervişlerden bir topluluk onun yanına geldi.Onlardan birisi hasta oldu.Arkadaşları hizmetlerini görmekte idiler. Ancak hastalık epeyce uzayınca arkadaşları usandılar.Bir gün durumu Şeyh Ali'ye şikayet ettiler. Bu durum üzerine  Şeyh nefsine muhalefet etti  ve onun hizmetini kendisinden başkasının üstlenmemesi için yemin etti. Günlerce onun hizmetini bizzat kendisi yerine getirdi.Sonra o derviş öldü.Onu yıkadı , kefenledi , cenaze namazını kıldı ve defnetti.Kabirde arkadaşlarının yanında kefenin baş tarafını açmak istediğinde onun gözlerinin kendisine doğru açık olduğunu gördü.Kendisine şöyle söyledi: "Ey Ebu Ali! nefsine muhalefet edip bana yardım ettiğin gibi  mutlaka ben  de kıyamet günündeki makamım sayesinde sana yardım edeceğim." 

ANLAMLI BİR VİDEO


 

30 Haziran 2026 Salı

İNSANLARIN İŞLEDİKLERİ YÜZÜNDEN

 Rum suresi 41 nci ayette geçer."İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu, ........" ayetinde "insanların bizzat kendi işledikleri "şeylerden söz edilmesi , kesbin/kazanmanın kul tarafnıdan , takdir veyaratmanın iseAllah tarafından olduğuna işarettir.


29 Haziran 2026 Pazartesi

MÜRİD

 

MÜRİD KİMDİR?

Mürid, Allah’ın hakkını nefsine tercih edendir.

Cüneyd-i Bağdadi bir müridine tavsiyede bulunarak şöyle dedi: “Öyle hareket et, öyle ameller işle ki halk iç in rahmet, kendin için bela olasın.Çünkü müminler ve dostlar , Allah’tan halk üzerine gönderilmiş rahmettir.Kendi sıfatlarnın gölgesine sığınma ki başkaları senin gölgende rahat etsinler”

Zünunu Mısri ye sordular: Mürid kimdir, murad kimdir?.

Şu cevabı verdi: “ Mürid, yüzbin niyaz ve yakarışla talep eder, ister.Murad iise yüzbin naz ile kaçar, firar eder. Mürid yanan bir gönle sahip, murad ise maksuduna ermiş gülüp eğlenmededir.Mürid canan taraından gelecek habere kulak kesilmiş; murad ise aşikar olarak cananla beraberdir.

Bir Pir’e “ Mürid mi daha iyidir? Yoksamurad mı?” diyee sordular.O, tefridin hakikatından şöyle cevap verdi: “ Mürid de yoktur,murad da.Haber de yoktur , haber talep etmek de. Had/sınır yoktur , resm/şekil de, O küll(bütün,her şey)ile olan külldür.

ASHABI SUFFA

 Ashabı suffa kırk kişiydiler.Dünyadan tamamen yüz çevirmişler, maişet peşinde koşmaktan vazgeçmişler, ibadet ve zikrullah ile meşgul olmuşlardı. Tasavvuf mesleğinin aslı onlardan alınmıştır.

Onlar düşmanlık yolunu ortadan kaldırmışlar, tevekkül ile yaşamayı , ellerine geçene kanaat etmeyi , hırs, tamah ve boş istekleri terk etmişlerdir.

"Onlar , ne ticaert ne de alışverişin kendilerini Allah'ı anmaktan .....alıkoyamadığı iinsanlardır."(Nur 37) aüyetinde buyrulduğu gibi Allah7a ibadete yönelir, kulluk vazifelerini yerine getirmeye gayret eder, murakabe için virdini zamanında yapar da çalışıp kazanç elde etmekle uğraşmaz ise , müslümanlar üzerine muvasat hakkı( o kimseye lütuf ve ihsanda bulunmaları) vacib olur.Hz.Peygamber'in ashabı suffaya yaptığı gibi müslümanların onları kollayıp gözetmesi ve gönüllerini azık endişesinden arındırmaları gerekir.Ashabı suffa Peygamberin sofrasında yerleşmiş dervişler topluluğudur.

Bir gün Allah'ın Rasulünün önünde yiyecek vardı.Ehli beytinden birine " Hayır, onu size veremem ,Ashabı suffayı bırakayım da açlıktan karınları ağrısın, öyle mi?"buyurdu

ÖĞÜT

 Denir ki öğüt, bir şahin gibidir.Onu ancak diri olan avlar.Kendisine şüphe karışan kal pise tenbihin fayda etmediği ölü mesabesindedir.

28 Haziran 2026 Pazar

İHTİLAFLARIN ÇOK OLDUĞU BİR ZAMANDA YAŞAYANLAR İÇİN

 

İHTİLAFLARIN ÇOK OLDUĞU BİR ZAMANDA YAŞAYANLAR İÇİN

 

Büyüklerden birisi şöyle demiştir:” Kim inançların çok, ihtilafların sayısız olduğu böyle bir zamana tesadüf eder ve ülkede bir alim bulunmazsa , doğru olan(yol) onun şu on iki şeyi kendisine düstur edinmesidir.Çünkü bu on iki şey alimlerin mesleği / düsturudur.;nur ve hidayet sebebidir.

1-    Salihlerle sohbet etmek.

2-    Onların emir ve tavsiyelerine uymak.

3-     Allah Teala’dan razı olmak

4-    Allah’ın yarattıkları ile barış içinde olmak

5-    Halka eziyet etmemek

6-    Eğer gücü yeterse onlara iyilik etmek

İşte bu altı şey,” Allah’ın emrini tazim ve Allah’ın yarattıklarına şefkat’ın manasıdır .

7-    Müttaki, perhizkar/sakınan ve helal yiyen olmak.

8-    Tamah ve hırsı terk etmek

9-    Zaruret dışında kimse ile konuşmamak ve hiçbir zaman kendoisinde ilim vehmetmemek.

10-                      Güzel ahlak edinmek

11-                      Sürekli riyazat ve mücahede ile meşgul olmak

12-                      Bir şeyin iddiasında olmamak, daima niyaz sahibi olmak.

 

Cümle saadetlerin temeli ve bütün derecelerin esası bu on iki şeydir.Kimde bu on iki şey bulunursa , Hak erlerinden bir er , Allah yolunun saliklerinden bir saliktir.Kimde de bu on iki şey yoksa , görünüşte avam olsa da avam elbiseini giymiş olsa da hayvan, belki hayvandan daha aşağı mertebededir.Bu vasıfları taşımkayan kimse havas suretinde olsa  ve havas elbisesi giyse de şeytandırve inisanlara yollarını şaşırtandır.O insanların göğüslerine (kötü düşünceler) fısıldayan , iinsanlardan ve cinlerden olan sinsi vesvesecidir.

DİNLERİNİ PARÇALAYANLAR

 "Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka kendilerinde olan ile böbürlenmektedir"(Rum 32)

"Dinlerini parçalayan " nefsani istek ve arzularındaki farklılığa göre ibadet ettikleri şeylerde ayrılığa düşmeleri dir.

Nerkesin işi kendine değerlidir/Bundan da mutludur ve gönlü hoştur / İster manastır önderi olsun isterse kilisenin piri ,/Kendisini tasdik eder, gayrını inkar.

Ümmetlere ve asırlara nisbetle şeriatlar ve hükümler değişmiş olsa da Hz.Adem'den günümüze kadar Allah katında din İslam'dır.İnsanlar tek bir ümmetti sonra yahudi, mecusi, puta, krala,yıldızlara ve benzerine tapanlar olarak çeşitli fırkalar haline geldiler.

Riuvalet edilmiştir ki Hz.İbrahim'in ümmeti kendisinden sonra yetmiş fırkaya ayrılmıştır.Bir fırka kurtuluşa ermiş olup onlarda usul ve füru'da Hz.İbrahim'in bulunduu hal üzre olanlardır.

Hz.Musa'nın ümmeti kendisinden sonra yetmiş bir fı rka oldu.Musa a.s ın itikadı ve ameli üzere olan bir fırka kurtulmuştur.

Hz.İsa'nın ümmeti kendisinden sonra yetmiş iki fırkaya ayrıldı.

Hz.Peeygamber sav in ümmeti kendisinden sonra yetmiş üç fırkaya ayrıldı. Kurtuluşa eren fırkai naciye Hz.Peygamber'in ve ashabının yolunda olanlardır.

Ateşte olan bu fırkaların aslı altı mezheptir:TEŞBİH,TA'TiL, CEBR, KADER, RAFZ VE NASB.

TEŞBİH EHLİ ,Allah'ı layık olmayan , uygunsuz sıfatlarla vasfedip mahlukata benzettiler.

TA'TİL EHLİ, Allah'ı inkar edip , Allah'ın sıfatlarını  nefy ettiler.

CEBİR EHLİ; kulların ihtiyar ve fiillerini inkar ettiler ve kulluklarını Allah'a izafe ettiler.

RAFZA EHLİ; Hz.Ali'nin dostluğu  ve sevgisiu hususunda aşırı gittiler.Hz.Ebubekir, Hz.Ömer  hakkında sövüp saydılar.ve "Kim Muhammed a.s dan sonra hemen Hz.Ali'yea beyat etmez ve onu halife  ve imam kabul etmez ise , iman dairesinden çıkmıştır" dediler.

NASB EHLİ; Hz.Ebubekir r.a, Hz.Ömer r.a 'a olan sevgilerinde aşırılığa gittiler  ve Hz.Ali hakkında ta'n ettiler.ve kimi Hz.Muhammedden sonra Hz.Sıddik'e beyat etmez ise onu halife ve imam kabul etmezse ,iman dairesinden çıkmıştır" dediler

Bu altı fırkanın herbiri on iki fırkaya ayrıldılar, böylelikle yetmişiki fırka ortaya çıktı.Bu mezhepler halen mevcuttur. 

KADER EHLİ; Allah7ın ilahlığını kendilerine izafe ettiler ve kendilerini  f    iilerin yaratıcısı olarak kabul ettiler

Tüm bunların halini anlatan Mesnevi-i şerifde Fil hikayesi vardır..fili merak eden ve fili hiç görmemiş  şahıslar karanlık bir ortamda fili tanımak için gelirler her bir kimse filin dokunduğu uzvundan hareketle fil hakkında kanaat edinmişlerdir ve bu fikirlerini savunmaya girişirler.Yahut aahalisi tamamen kör olan bir şehrin insanlarından fil hakkında bilgi edinmek isteyen kişilerin hikayesi de olabilir. 

HADİS-İ ŞERİFİN KARŞILIĞINI KURAN'DA ARAMAK

 Teysir isimli tefsirin sahibi Şeyh Muhammed Eslim Tusi hazretlerinden şöyle nakledilir: Buna ulaşan bir hadiste Hz.Peygamber sav:"Benden bir hadis rivayet edildiğinde onu Allah7ın kitabına arz ediniz.Eğer kuran'a muvafık ise kabul ediniz" buyurmuştur. Ben, "Namazı kasten terk eden inkar etmiş olur" hadisinin Kur'andan bir ayet ile uygunluğunu bulumak istedim. Kırk yıl düşündüm. Niihayet "Namazı kılın, müşriklerden olmayın"(Rum suresi 31) ayetini buldum.  

MÜNİB ESMASI,

 

 

MÜNİB KELİMESİ

Rum suresi 31 ayetinde geçer: “Hepiniz O’na yönelerek O’na karşı gelmekten sakının, namazı kılın; müşriklerden olmayın”

MÜNİBİNE KELİMESİ , TEKRAR TEKRAR GERİ DÖNDÜANLAMINDAKİ  ENABE kelimesinden türemiştir.

İNABE, HALKTAN YİNE Hakk’a dönüştür.Münib, Hak süphanehu ve Teala’dan başka merci tanımayan kimseye denir.

İbrahim Ethem hazretleri şöyle demiştir:”Kul tevbesinde sadık olduğu zaman Allah’a yönelmiş bir kimse/Münib olur. Çünkü inabe tevbenin ikinci derecesidir.”

İNSANIN ÜÇ MEZHEBİ

 

İNSANIN ÜÇ MEZHEBİ VARDIR

 

BİRİNCİSİ; babası, annesi, bulunduğu şehirdeki topluluğun mezhebidir.”Her doğan fıtrat üzere doğar…” hadisinin manası budur.

İKİNCİSİ: Bulunduğu ülkenin padişahının mezhebi üzeredir.Padiişah adil ise ülkenin halkının çoğu adil,zalim ise zalim,zahid ise zahid,hakim ise hakim,Hanefi ise Hanefi,Şafi ise şafi olurlar.Bu, herkesin padişaha yakın olmayı istemesinden dolayıdır.Bütün halk padişahın iradesien ve muhabbetine talibdir.”İnsanlar meliklerinin /idarecilerinin dini üzeredir” hadisinin manası işte budur.

ÜÇÜNCÜSÜ; dostun mezhebidir.İnsan kiminle dostluğu isterse her zaman onun mezhebindeolur. Sohbetin allamı , zahirin benzeşmesi, ve batının uyumluluğu dur.”kişi dostunun mezhebi üzeredir”hadisinin anlamı budur.

Şeyle denilmiştir: Şu kimse nasıldır diye sorma , arkadaşına bak/ Çünkü her arkadaş arkadaşının peşinden gider.

HANİF

 

HANİFLER OLARAK YARATILMAK

 

Bir hadis-i kutsi de ifade edilmiştir: “Kullarımın hepsini hanifler olarak yarattım. Şeytanlar ise onları aldatıp dinlerinden uzaklaştırdı ve başkasını Bana ortak koşmalarını onlara emretti.

Haktela’nın yarattığı insana bir fıtrat bahşetmiştir ki bu kişiyi Hakka götürür.Ancak Heva ve heves,şeytan müdahale ederek bu fıtrat üzere gitmeyi saptırır.İnsan yaratıldığı hal üzere bırakılsa bu durum onları islama götürür ve başka bir din seçmezler.””Her doğan çocuk  annesinden İislam üzere doğar. Sonra anne-babası onu Yahudi , hırıstiyan ve Mecusi yapar.Tıpkı hayvanın azaları tam olarak yavru doğurması gibi . Siz kesmezden  önce, kulağı kesik olan hayvana rastlar mısınız?”(Hadis-i Kutsi..

24 Haziran 2026 Çarşamba

HEVANIN YERİLENİ/ÖVÜLENİ

 Hevanın yerileni vardır,. övüleni vardır.Yerileni dünyaya, şehvetlere ve masivallaha meyletmektir.Övüleni  ahirete , derecelerine , hatta Allah Teala'dan başka her şeyden kalbi tecrid ederek Allah'a meyletmektir.

Büyüklerden birisi şöyle anlatmıştır: Hal ehli gençlerden birine birkaç dirhem uzattım. O ise almayı reddetti. Ben ısrar ettim.Su kabının içine bir avuç kum attı, üzerine de deniz suyu döktü. Bana "Ye bunu" dedi.Bir de baktım ki , çok şekerli bir sevik(püre) olmuş.Bunun üzerine genç: " Hali böyle olan bir kimse senin dirhemlyerine ihtiyaç duyar mı? dedi.

ÖVÜLEN DÖRT AHLAK

 Denir ki: Ümmetler zamanlarının ve dinlerinin farklı olmasına rağmen dört ahlakı ; yani ilim, zühd.iyilik ve enaneti övme konusunda ittifak etmişlerdir.

Sehl Abdullah tusteri hazretleri der ki: Gök yer için rahmettir.Yerin altı üstü için rahmettir. Ahiret dünya için rahmettir.. Alimler cahiller için rahmettir. Büyükler küçükler için rahmettir.Hz.Peygamber sav bütün yaratılanlar için rahmettir.

23 Haziran 2026 Salı

SEVABI ÇOK BİR İŞ

 İbni Abbas r.a dan rivayet edildiğine göre Resulullah sav şöyle buyurmuştur: "Kim Rum suresinin 17,18,19 ayetlerini

FE SÜPHANALLAHİ NIYNE TÜMSUNE VE HIYNE TÜSBİHUN.

VE LEHÜL HAMDÜ FİSSEMAVATİ VEL ARDİ VE AŞİYYEN VE HIYNE TENZURUN

YÜHRİCUL HAYYİ MİNEL MEYYİTİ VE YUHRİCEL MEYYİTE MİNEL HAYYİ VE YUHYİL ARDA BA'DE MEVTİHA VEKEZALİKE TÜHRACUN

ve saf suresini nsonunu kıldığı her namazın ardından okursa , ona gökteki yıldızlar , yağmur damlaları , ağaç yaprakları  ve yeryüzündeki toprak sayısınca sevap yazılır.Öldüğü zaman kabrinde her haseneye karşı on hasene verilir.İbrahim halilullah her gün ve gecede altı kerre söylerdi"

İSRAFİL A.S

 İsrafil aleyhisselam Hak Teala'nın yarattıkları içinde en güzel sesli olanı imiş.O sesini dinletmeye başladığı vakit yedi kat göklerin ehli namaz/dua ve tesbihlerini keser. 

MEVLEVİ Mehmet Fikri Metli DEDE nin orjinal ses kaydı





METLİ DEDEMİZİ UZUN SENELER VE UĞRAŞILARDAN SONRA YENİDEN ONU ARAYANLARLA BULUŞTURAN VE ÇOK amma ÇOOOK EMEK VEREN HERKESTEN ALLAH RAZI OLSUN ..

internete METLİ DEDE yi ilk kaydeden olarak, bu ses kayıtlarınıda ilk benim yayınlamam istendi..
bunu hak etmediğimi biliyorum ama bir zamanlar şimdiki geniş zamanıma "ama ben bunu hak etmiyorum ki ,tüm bu şeyleri siz alın!.. dediğimde o bana kızarak verilen şeylerin red edilemeyeceğini söylemiş ve : "hangimiz hak ediyoruz söyle bana ,ben tüm bu şeyleri hak ediyor muyum? " demişti...
dolayısı ile tecellileri takip edip sadece vazifelerimizi yapıp ,gelecek nesillerdeki yeni yeni tecellilere mazhar olacak irşadları takip edebiliriz..

kişisel özel notum :
Metli DEDE onu bilen yetkililerce daima bilinmez ve görünmez yapılmış yanii yok sayılıp, onu sadece kendilerine saklamışlardır...ve zahir olarak sorduğumda daima bilmediklerini-hiç duymadıklarını sesli şahitlik ederek söylemiş dolayısı ile METLİ DEDENİN MİRASINA REDDİ MİRAS YAPMIŞLAR VE O MANEVİ FEYZİ KESMİŞLERDİR....KENDİ ARALARINDA PASLAŞARAK ÜNLÜ VE ZAHİR AMA KISIR KALMIŞLARDIR..... bunu biliyorum... çünkü onları tanıyorum..ve bu video ses kaydında METLİ DEDE ONLARA İTİRAZ EDİYOR ..ZUHUR EDİP ZAHİR OLMAK EMRİNİ SÖYLÜYOR ASLINDA..

ikinci kişisel notum :
ben bu yola alındığımda ilk tanıdığım kişi Metli Dede olmuştu..ve evvel zamanım beni ona selamları ile yolladığında ,ona gitme maceramda onun bilinen 900 küsur kişiye irticalen şiir söyleme ve yazma kabiliyeti yetisinin açıldığını öğrenmiştim ve bende işte onu ziyaret ettiğimden beri bu sanal alemde bu zamanın çocuğu olarak irticalen yazıp duruyorum..
yazılarımla ona yüzlerce kişi ziyarete gitmiş ve kabiliyetlerini parlatmak için ziyaretler yapmışlardır ..ve onun kayıp mezarı bile yazılar ve ziyaretler sonrası bilinen ve parlayan yeni zuhur makamı olarak güncellenmiştir...
bazı insanların değeri ve anlamı yüz sene sonra veya yüzlerce sene yeni döngülerle yeniden iş başı yapabilir ve biz buna canlı şahitler ediliyoruz ..ne mutlu bize..


ve biliyorum ki bu yapay zeka çağında yeni sözcülere ve yeni yazıcılara ihtiyaç var ve onlar işe alınacak..dolayısı ile Metli Dede ve onun gibi HAY MÜRŞİDLERİN sizi her şekilde avlayacağını ve kabiliyetinizin parlatılacağını unutmayınız ..

ve ...
mesela şimdi METLİ DEDENİN seneler sonra kendini yeniden keşfedip bu zamana uygun zuhur etmesini de ayrıca çok anlamlı buluyorum..
kendi adıma çok şükrediyorum..
dostlara selam ve sevgiler..
yeni gelenlere HUU

nur cihan
23 haziran salı 2026  



22 Haziran 2026 Pazartesi

İLMİ HURUF

 "Hiçbir hadise yoktur ki ona Allah'ın kitabında ilmi huruf yoluyla işaret olunmasın.Bu ise ancak ehline keşfolunur" denir.HZ.Ali k.v şöyle demiştir: "Harf ilmi , Allah'ın sırrıdır ki onu idrak eder keşf ve tahkikin hakkını veren"

21 Haziran 2026 Pazar

İBRAHİM ETHEM'İN MUTLULUĞU

 İbrahim Ethem hazretleri şöyle anlatır: "Ömrüm boyunca dünyada üç mutluluk yaşadım. Bu üç mutluluk sebebiyle nefsimi kahr ettim.Antakya şehrine vardım.Başı açık yalın ayak yürüyordum.Herkes beni kınıyordu. Birisi " Bu efendisinden kaçmış bir köledir; efendisi nerede?" dedi.Bu söz nefsime çok hoş geldig." Ey kaçmış firar etmiş köle ! Barış antlaşması yapıpta efendinin yanına geri gideceğin zaman gelmedi mi? dedim.

İkinci mutluluğum şu idi:Bir gemiye binmiştim.Topluluğun içinde maskara bir adam vardı.Benden daha hakir ve zavallı kimseyi görmüyordu.Sürekli gelir, omuzuma elini kor, sallardı.

Üçüncüsü: Matya şehrinde bir mescitte hasret dizine başımı koymuş, eksik ve noksanlık vadisine dalmıştım.Saygısız, edepsiz bir adam geldi ve bana hakaret etti.Nefsim o anda o hakaretten yok oldu , gönlümde bununla şad oldu.Bu mutluluğu , hakkımda Hakk'ın yüce dergahından saadet hediiyesi , ikramı olarak kabul ettim.

DİN İÇİN HİCRET ETMEK

 Hadis-i şerifde buyurulmuştur: " Kim dini için , bir karış bile olsa bir yerden bir yere kaçarsa cennet ona vacib olur.İbrahim a.s ve Muhammed sav'e arkadaş olur".

Ebu Said Harraz şöyle anlatır. Bir şehirde kalıyordum, adım orada meşhurdu.İşi o dereceye vardırdılar ki elimden kavun karpuz kabuğu düşmüş olsa onu yerden alır birbirlerinden  yüz dinara satın alırlar ve üzerine ekleyerek satarlardı.Kendi kendime burası bana uygun yer değil ; benim hayat sürmeme de layık değildir dedim.Sonra oradan hicret ettim.Öyle bir ypere gittim ki bana zındık derler ve beni her gün iki defa taşa tutarlardı.Ben oraya yerleştim. O sıkıntı ve belayı çektim; güzeldi de. 

HAVARİLERE SÖYLENLER

 Rivayete göre Meryem oğlu Hz.İsa a.s havarilerine demiştir ki: "Ben gidiyorum: size faraklit, yani Muhammed a.s gelecek. O , Hakk'ın ruhudur; nefis ve hevasından konuşmaz; ancak vahyedileni size söyler ve hakla hükmeder.Olaylardan ve gaybden haber verir. Ben ona şahidlik ettiğim gibi o da bana şahidlik eder. Ben size meseller getirdim; o size tevili getirir ve size her şeyi açıklar.

 Olaylardan maksat deccalin çıkışı , dabbetül arz'ın zuhuru, güneşin batıdan doğması ve diğer kıyamet alametleridir. Gayblerden kastedilen ise Tevrat, İncil, ve Zebur'da zikredilen kıyamet günündeki ahvaldir; kulların hesabı , cennet vecehennemin durumudur.Bunları Resulullah sav haber vermiştir.

ÖVÜLEN APTALLIK

 Mesnevi de der ki:

Öğüt miski yarar sağlamayan , kötü kokuya alışmış demektir.Beynini inkardan arındır ki sevgiliden ona reyhan nasib olsun.Keşke çocuklar gibi hile bilmeseydi de annesine tutunmasaydı.Ya da nakli ilimle az donansaydı da kalbin vahiy ilmi kapsaydı.Işığa rağmen kitap öne sürersen , vahyi andıran ruhun öfkelenir. Kurtuluşu ancak aptallık sayesinde bulursun.İnsanlığın sultanı " Cennet halkının çoğu aptaldır" buyurur. Zeka seni kibre ittiğine göre , aptal ol da kalbini koru.Bu, almay konusu aptallık değil , O'na hayran olmaktan doğan aptallıktır.Yusuf'un yüzüne hayran kalarak ellerini kesen  kadınlar aptaldır.

BÜYÜKLERİN İMTİHANI

 Metli Sultan'da yetişan Necip Sultanımızın oğlu Yusuf , uzman jandarma iken çalışmakta iken Van Çatak iilçesinde PKK tarafından kaçırılmış ve altı ay Irak sınırı içinde mağralarda esir tutulmuştu.Hasan efendi hazretleri bu hadise esnasında şu müşahedesini anlatmıştır: "Necib sultan gece manada(yahut zahiren) bana geldi.Ben:"Oğlunu niçin kurtarmıyorsun?" diye çıkışarak sual arzettim.Necib Sultan benim gözlerime bakarak hiçbir şey söylemedi ve hiç konuşmadan gitti."

İnanmaktayız ki Hak Teala dostlarına her türlü imkanı bahşetmiştir.Necib Sultanım istese çocuğunu kurtarabilirdi.Ancak kaderinde oğlunun şehit olacağı yazılı olmakla ,hadiseye hiç müdahale etmemiştir.Çünkü oğlunun akıbetindeki makamını gördüğü için geçici dünya hayatını yaşamasına hiç tamah etmemiştir.

METLİ SULTANIN SİTEMİ

 Genelde tüm dergahlarda aynı hadiseler yaşanır.Biraz dergaha hizmet edenler bir müddet sonra kendilerini yetkin görüp farklı davranışlara girerler.Hatta mürşid adına yalan uuydurarak yaptıkları çirkin işlere mazeret olarak kullanırlar.Hasan isimli birisinin evli bir kadını kaçırması üzerine birileri medli sultan'a gelip:"Bizim nikahımızı metli dede kıydı" şeklinde iftira söylemesi üzerine hazret çok üzülmüştü."Rabbim bana 90 yaşına kadar müsaade etmişti ancak bu tür hadiseler üzerine Rabbimden beni almasını istedim demiştir..

Hasan isimli şahıs 3 çocuk sahibi, kaçan kadında iki çocuk sahibi idi.Adam bir müddet Ereğli'de kaçak yaşadı.Sonra geri döndü.Kaçırılan kadının babası ve kardeşi bir gece evin penceresinden girerek Hasan'ı katlettiler.

Metli Sultan'dan sonra yetkinin kendilerine verildiği idida eden bir çok şahsiyet çıkmıştır.Hatta birisi Çumra'da dergah açmış, ancak kadınlara zaafı olduğu ortaya çıkmış, dergaha gelen birisinin karısı ile arasında söylenti çıkması üzerine kadının yakını hadisenin üzerine baskın gelip bıçakla o şahsı öldürmüştür.

Metli sultan dünyayı değiştikten sonra iki yıl içinde dergah binası satılmıştır. 

ZİKİR

 Zikrin başı  Allah'ı birleme(tevhid), sonra başka şeylerden arınma (tecrid) ve daha sonra damamen Allah'la başbaşa  kalmadır(tefrid).

Şeyh Attar der ki:

Senin tecridinin esası şehvete veda etmen, Belki de tamamen zevklerden uzaklaşmandır.Sen mevcudattan ümidini kestiğinde , o zaman tefridden istifade edersin

AKIL

 İmam Rağıp İsfehani der ki: "Akıl ilmi kabul etmek için hazırlanmış kuvvete denir.Bu kuvvet vasıtasıyla insanın elde ettiği ilme de aktıl denmiştir.Bunun için Hz.Ali efendimiz demiştir ki: "Akıl matbu ve mesmu(Yaratılıştan ve kazanılan)olmak üzere  üzere ikidir.Kazanılan akıl elde edilmez ise , yaratılıştaki akıldan istifade edilemez..Gözün ışığı yok olunca , güneş ışığının bir faydası olmadığı gibi.Resulullah sav efendimiz şu hadiste birinci akla işaret etmiştir: "Allah, akıldan daha değerli bir şey yaratmamıştır".Şu hadiste ikinci akla işaret eder: " Kişi, kendisini hidayete sevk eden ve kötülükten çeviren bir akıldan daha üstün bir şey kazanmamıştır". Alla hTeala 'nın kafirleri akılsızlıkla suçladığı her yerde , birinciyi değil ikinciye işaret vardır.Aklı olmadığı için kuldan mükellefiyetin kaldırıldığı yerlerde de birinci akla işaret vardır. 

Mesnevi de der ki:

Akıl iki türlüdür.biri çocuklar gibi öğrenilen akıldır.Kitap, hoca, zikir yoluyla , yararlı ve özgün bilimler aracılığıyla ...

Aklın diğerlerinden üstün olur .Fakat onu korurken hantallaşırsın.Her yerde koruyucu levhaya dönersin .Korunan levha(levhi mahfuz), bunu aşandır.

Öbür akılsa Allah vergisi akıldır.Onun kaynağı canın içindedir.Bilgi ırmağı kalpten kaynayınca ,ne kokuşur, ne de eskir.Çıkış yolu kapalı olsa da tasaya gerek yok.Çünkü o zaman zaman evden kaynayıp çıkar. Çabayla elde edilen akıl , evlere giden su arkına benzer.Suyun yolu kapanınca yoksun kalır. Öyleyle su kaynağını kendi içinde ara.Akıl bakımından pir olmaya çalış ; külli akıl gibi içyüzünü gör.

ALLAH'TAN BAŞKA DOST EDİNENLERİN DURUMU

 "Allah'dan başka dost edinenlerin durumu örümceğin durumu gibidir.Örümcek bir yuva edinir; Halbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır....."(Ankebut 41) 

Örümceğin evinin ne temeli, ne duvarı ve ne de tavanı vardır.sıcak ve soğuktan korumaz.

Mesnevi der ki: Oymalı ve süslemeli ahşap ve taş önünde nice aptallar eğilir.

Kim serabı, şarap(su) zannederse , biraz sonra onun bir hayal olduğunu anlar.İşte kim Allah'dan başka bir şeye dayanırsa , çalışması boşa çıkar.bir sonuç alamaz.Bu kimsenin helak oluşu , dayandığı nefsindedir.Kim Allah'dan başkasını yardımcı ve destek edinirse , ismet yolunu (Allah'ın korumasınıve himayesini ) kendisinden kaldırmış,sadece nefsinin kuvvet ve gücüne dönmüş olur.

KABİLİYET VAR İSE;

 Şeyh Sadi Şirazi der ki: 

Kabiliyyet var ise aslında, görülür terbiyenin tesiri.Hiçbir üstad cilalandıramaz  cevheri nakıs olan bir demiri.

Kur'an denize benzer; inisan gibi temizlenmeye kabiliyeti olan onunla temizlenir: Köpek ise temizlenemez.

Yedi deryada arınmaz yıkasan 

Bir köpek ; çünkü fenadır güheri.Kabe'ye gitse mescidin eşeği, dönecektir gene merkebce geri.

Rivayete göre ; müteşeyyihlerden(şeyhlik iddiasında bulunan) biri, falan değerli bir zata kırk yıl hizmet ettiğini söyleyerek kendisinde bir üstünlük gördü. Ariflerden biri de şöyle dedi: " Bu kıymetli zatın bir katırı vardı, kırk yıly boyunca ona bindi  de hayvan yine katır olarak kaldı ve sonunda aynı hal üzere öldü" Yani onda insan olma kabiliyeti  ve özelliği olmadığı için kamil bir zatın ona binmiş olmasının bir tesiri olmadı(onu hayvanlıktan insanlık mertebesine çıkarmadı).Böylece arif kişi, o iddiacıyı susturdu.

ZITLIKLAR

 Vehb b. Münebbih der ki: Bazı kitaplarda şöyle okudum.Dünyanın tatlısı, ahiretin acısı; dünyanın acısı ahiretin tatlısı; Dünya susuzluğu , ahirete suya kanma; dünyada suya kanma ahiret susuzluğudur.. Dünya sevinci , ahiret hüznü; dünya hüznü ise ahiret sevincidir. Kim , hayır ve şer olarak bir şey gönderirse, onu bulur.İş, son durumdadır.

20 Haziran 2026 Cumartesi

AKIL

 Mesnevi de der ki: İmanlı akıl , adaletli bir zabıta gibi gönül şehrinin yöneticisidir.O, aklı uyanık bi rkedi gibidir.Hırsız ise fare gibi delikte bekler .Farenin el uzunluğu yaptığı yerde kedi yoktur.; resmi vardır.Bedendeki imanlı akıl , aslanları alt eden aslan gibidir.Kükreyişi ,yırtıcılara egemen , haykırışı, otlayanlara engeldir.Zabita olsun olmasın; şehir hırsız ve soyguncularla doludur.

Sahabe efendilerimizden Enes r.a rivayet edildiğine göre , bazı kimseler Resulullahın huzurunda bir adamı övdüler.Resulullah sav buyurdular ki: " Bu kimsenin aklı nasıldır?. buyurdu.Sahabe " Biz, onun ibadettiki ve hayır işlerindeki gayretini konuşuyoruz; siz  onun aklını soruyorsun?" dediler. Bunun üzerine Efendimiz SAv buyurdu ki:Ahmak kimsenin ahmaklığı , günahkarın günahlarından daha büyüktür.Yarin ahirette kullar , akıllarının miktarına göre Allah'a yakın olurlar ve derecelere yükselirler"

Denilmiştir ki her şey çoğalınca ucuzlar, fakat akıl böyle değildir, o çoğaldıkca kıymeti artar.

PARMAK ÇITLATMAK

 Lut kavminin ahlakından bir kacı: çamur ve kurşundan yapılmış saçma gibi şeyler atmak(sapan taşı kullanmak), ısmık çalmak, parmakları çekerek çıtlatmak idi. Bu yüzden onlara menzememek için namazda ve namaz dışında parmak çıtlatmak mekruh sayılmıştır. Sövüp saymak, şaka yaparken ölçüyü kaçırarak fahiş sözler söylemekte Lut kavminin ahlakından idi.Mizah, küçük şirke ve büyük harbe sebeb olur denilir. 
Onların bir başka ahlakı da güvercin oyunu idi ..Denilmiştir ki kim füvercinle oynarsa fakirlik acısını tatmadan ölmez.

HAZRET-İ İBRAHİM'İN ÇOCUKLARI

 Rivayete göre, Hak Teala hazretleri İbrahim as 'a dört evlad iihsan etmiştir.Sare isimli eşinden İshak a.s, Hacer isimli eşinden İsmail a.s, ve diğer zevcelerinden Medyen ve Medayin.

MUHACİR KİMDİR?

 İlk etapta muhacir kelimesinin zahiri akla gelir: Bulunduğu yeri terk edip başka bir yere hicret eden kişidir.Hadis-i şerifde buyurulmuştur: Allah, ancak muhacir olarak anılır, zikredilir" Yani Allah'ı ancak, kalbi dilinden ayrılan , ona uymayan (Allah ile olan) O'nu zikreder, demektir. "Hecr" ve "hicran" ; insanın başkasını terk etmesi ve ondan ayrılması anlamına gelir. Bu; ya bedenle, ya dille ya da kalb İle olur. O'na dönmek O' nun dışındaki şeylerden tamamıyla ayrılmakla olur . Bir kimse kainattaki herhangibir şeyle ilgilendiği müddetçe O' na dönmesi sahih olmaz. Ne zaman ki varlık aleminden tamamıyla ayrılır ve herhangi bir şeyle ilişiği kalmaz, o zaman Allah'a dönmesinden söz edilir.

Manevi hicret; nefs vatanından Allah Teala'ya yürümek , kalb kabesinin fethi ile onu şiirk ve heva putlarından temizlemekle yapılan hicrettir.Bunun hükmü kıyamete kadar geçerlidirve devamlıdır.İnsan, nefis vatanından kalb makamına yürüyünce , Allah ona dünya ecri olarak her istediğini verir.

ATEŞİN İBRAHİMİ YAKMAMASINDAN İMAN EDENLERE İBRETLER

 Rivayete göre ateşin harareti giderildiği için yeryüzünün hiçbir yerinde o gün ateşten faydalanılmamıştır.Hz.İibrahimi bağladıkları ip yanmış ve hemen peşinden çok büyük olmasına rağmen  ateş sönmüş ve o yer gül bahçesine dönmüştü.

Kafirler bu hadisenin eserlerinden faydalanmaktan mahrum edilmiştir. 

AZAB ETMEK,ESİRGEMEK

 Ankebut suresinin 21. ayetidir: "azabs eder, dilediğini esirger. Ancak O'na döndürüleceksiniz." Kaşifi der ki : " Allah'ınh azabı adaleti yüzündendir; rahmeti ise fazl ve keremindendir.Kimi dilerse ona adaletiyle muamele eder ve huzurundan sürer. Kime de fazl ve kerem gösterirse, lütfuyla çağırır.

Denilmiştir ki Azap, kötü ve çirkin huy sebebiyle , rahmet ise güzel huy sebebiyledir.Bazıları na göre de ; dünylaya meyil azap ve onu terk etmek rahmet; hırs azap ,kanaat rahmet; Bidate uuymak azap , sünnete tabi olmak rahmet; gönül perişanlığı asap , kalbin birliği ve topluluğu rahmettir.

İmam Kuşeyri şölyle buyurmuştur: Azap; Allah'ın kulu kendisine terk etmesi, onu kayırmaması , rahmet ise Hak Teala'nın kulunun işinde kendisinin mütevelli olmasıdır.

ZİKRULLAH

 Hakim Tirmizi der ki: " Zikrullah, dili taze ve yaş tutar, Kişi ne zaman zikruullahtan uzaklaşsa , nefis ve şehvetin harareti onu kaplar. Tökezleyip kurur  ve bütün azaları taatten uzaklaşır.Kuru ağaç gibi ancak kesilmeye yarar.

ALLAH'I ZİKRETMEK

 Rivayete göre Hz.Ömer Efendimiz selam vererek Hz.Osman efendimizin yanından geçti ama Hz.Osman selamı almadı.Bu durumu Hz.Ebubekir efendimize şikayetti.Hz.Ebubekir efendimiz "Belki bir mazereti vardır" diyerek Hz.Osman'a haber gönderdi.HPz.Osman r.a dedi ki: " Ben, onun sözünü duymadım.Dalgındım, düşünüyordum ki uzun bir zaman Hz.Peeygamber sav ile birlikte olduk. Cennetleri açan ve cehennem kapılarını kapayan şeyi ona sormadık." Hz.Ebubekir ra dedi ki: " Ben onu Resululah'a sormuştum.Buyurdu ki: Amcam Ebu Talib'e arz ettiğim , ancak kabul etmediği " la ilahe illallah muhammedün Resulullah" kelimesidir.Zikrullah, tesiri en kuvvetli şeydir. Allah7ı çokca zikredip anın"

Sıorrı Sakati rh der ki: " Çölde bir zenci ile arkadaş oldum.Gördüm ki, her Allah'ı zikredişte rengi değişiyor ve beyazlaşıyordu. Dedim ki: " Ey Falan! Acayip bir şey görüyorum" Dedi ki: " Ey kardeşim, sen de Allah7ı zikretsen , sıfatın değişir"

17 Haziran 2026 Çarşamba

HAZRET-İ NUH PEYGAMBER

 Nuh peygamberin ismi " Abdülgaffar","eş-Şakir" olup Allah korkusundan çok ahu vah edip ağlaması sebebiyledir.Hz.Adem7in peygamber olarak yeryüzüne indirilmesinden 1642 sene sonra doğmuştur ve 40 yaşında peygamber olarak gönderilmiştir.

Hz.Nuh, ilk defa puta tapan zamanındaki insanlara gönderilmiştir.

16 Haziran 2026 Salı

EL ĞANİ İSMİ ŞERİFİ

 El-Ğani ismi : Allah Teala'nın zatında sıfatında ve fiillerinde hçbir şeye muhtaç olmadığını ifade eder.Kim Allah'ın Ğani olduğunu bilirse, O'nun dışındaki her şeyden müstağni olur, her işinde O'na başvurur, artık bütün işlerinde O'na ihtiyaç duyar.O'na muhtaçolmak devamlı ve ebedidir.

Bu ismin hususiyeti , zikridulin her şeyde afiiyetin husule gelmesidir.Kim bir hastalık ve musibet halinde el-Ğani ismini zikrederse , Allah hastalık ve musibeti o kimseden giderir.Bunda ğına sırrı vardır. 

15 Haziran 2026 Pazartesi

İNSANIN İMTİHANI

 Hak Teala'nın sünnetullahıdır. Ankebut suresi 2 ve 3. ayettir:" İnsanlar , imtihandan geçirilmeden , sadece "İman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar. Andolsun ki , biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir.Elbette Allah, doğruları ortaya çıkaracak , yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır"

İmtihan, insanın seyrü süluku için gerekli bir süzgeçtir. Bu nedenle bir kimseye sorulacak suallerden biri de "Senin imtihanın nedir?" olmalıdır.Her insanın,vücudu ile ,ailesi ile, malı ile imtiihanı mevcuttur. 

İmtihan tüm zamanlar için caridir.Allah Teala insanı meşakkatli sorumluluk ve mükellefiyetlerle imtihan edecek: hicret,cihad, şehvetleri terk, ibadet, nefis ve malda musibetlerle sınayacaktır.Bööylece muhlis olan münafık olandan, dinde rasih olan, mütereddit olandan ayrılsın ve müminler sabrederek yüksek derecelere ulaşsınlar.

Altın için ateş alevi ne anlam ifade ediyorsa , veelayet için bela o anlama gelir.

Efendimiz SAV buyurmuştur: Kişi dini ölçüsünde müpteal olur" 

Afiyet değerini bilmeyene hastalık gibidir.Bela, değerini bilene ilaç gibidir.Nefislere bela tembellikten onu kurtarmak  ve en iyi amele sevketmek içindir.Kalblere bela, gayb nakışlarını kabul edebilmesi için kir ve pasta kalbi tasfiye iç indirRuhlara bela , gönüldeki sıdk ve muhabbeti , boş şeylerden tecrit etmek ve arındırmak içindirSırların belası ise tecelli eserlerine sabretmek suretiyle O' nda fani olup , O'nunla baka sırrına erinceye kadar mükaşefe halinde bulunmasındadır.

Bu ayet şu şekildede tefsir olunmuştur: Halk, muhabbetin hakikatları talep olunmadan sadece muhabbet davasında bulunmakla terk olunacaklarınımı sanırlar? Muhabbetin hakikatları; belanın seğvenin(muhibbin) üzerine dökülmesi, onunda bundan lezzet duymasıdır.Bela vardır cesedine isabet eder;bela vardır, kalbine tesir eder; bela vardır sırrına dokunur, bela vardır ruhuna işler.Zahirde nefsin belası , hastalıklar ve meşakkatlardır. Hakikatta ise , " Ben insanları  ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım"(Zariyat 56) iilahi hitabıyla muhatap olunduktan sonra , bu hastalık  ve meşakkatların , onu Aziz ve Kavi olan Allah'a kulluk etmesine engel olmasıdır.Kalbin belası; aşk ve şevkın birikmesi , zaman zaman Rabbi' nden gelen variudata ihtimam gösterip hüremt ve heybetle ahvalini muhafazaetmesidir..Sırrın belası  halk (yaratılanlar) için kendisi ile beraber makamı olmayan (Allah) ile kaim olmak; halk için kendisine ulaşılamayana (Allah'a) rücu etmek, dönmektir. Ruhun belası; Allah'ın kabzasında olmak , müşahede ile müptela olmaktır.Bu hiç kimsenin güç ve takat getiremeyeceği bir şeydir.