6 Haziran 2026 Cumartesi

İLK SEMA AYİNİ


 1925’te tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasından 29 sene sonra Konya’daki Âsitâne-i Aliyye’de (Mevlânâ Türbesi’nde) icra edilen ilk semâ mukabelesi. 25 Aralık 1954 günü Mevlâna İhtifali Tertip Komitesi tarafından Mevlâna Türbesi’nde bir âyîn-i şerif icra edilmiştir. T.C. Kültür Bakanlığı Basın Yayın Genel Müdürlüğü’nün arşivinden alınan bu karelerde, neyzen Selâmi Bertuğ’un nakline göre şu isimler bulunmaktadır: Postnişîn: Dr. Esadullah Keymen (Halep ve Kastamonu Mevlevîhâneleri Amil Çelebi’nin mahdumu) Onun solunda, Tarikatci Dede Hüsamettin Özlü (Çorum Mevlevîhânesi Şeyhi) Onun solunda, Aşçı Dede Hulki Köymen Onun solunda, Mesnevîhân Arif Çelebi (Afyon) Onun solunda, Neyzenbaşı Gavsi Baykara (İstanbul) Onun solunda, Duahân Abdülbaki Gölpınarlı. Misafir şeyh olarak Ankara’lı Mehmet Dede (Çok yaşlı olduğu için âyin-I şerîfe sandalyede katılmıştır. ) Mukabelede Hüseyin Fahreddin Dede’nin Acem Aşîrân Âyîn-i Şerîfi icra olunmuştur. Na’t-i Mevlânâ’yı Sabri Özdil okumuş, post taksimini Selâmi Bertuğ yapmıştır. Mutribân Kudümzenbaşı: Halil Can Kudüm: Hurşit Ungay Neyler: Ulvi Erguner, Selâmi Bertuğ, Hayri Tümer Kemençe: Namık Bey (Afyon) Halîle: Neyzen Osman Dede (İstanbul) Na’thân: Hafız Sabri Özdil Âyînhânlar: Ankara’dan Nazmi Ulusemre, Kudret Özinal, Hafız Sabri Özdil ve İstanbul’dan birkaç zât Semâzenler Osman Dede (Yenikapı Mevlevîhânesi) Ahmet Bîcan (Yenikapı Mevlevîhânesi) Yahya Tekin (Afyon Mevlevîhânesi) Bâhir Şereftuğ (Kulekapısı Mevlevîhânesi) Selman Tüzün (Bahariye Mevlevîhânesi) Hami Kaşıkçıoğlu (Yenikapı Mevlevîhânesi) Rusûhi Baykara (Yenikapı Mevlevîhânesi) Celâl Ergün (Yenikapı Mevlevîhânesi) Mehmet Susamış Dede (Sivas Mevlevîhânesi) Mehmet Koçer (Sivas Mevlevîhânesi) İhsan Bıldırcın (Sivas Mevlevîhânesi) Ahmet Manifatura (Afyon Mevlevîhânesi) Ve Afyon Mevlevîhânesi’nden ismi bilinmeyen üç semâzen. Kaynak bilgisi için değerli dostum İsa Golitzen Farajeje’ye teşekkürlerimle..

AÇLIK VE TECERRÜD

 Allah Teala, İsa a.s 'a şöylevahyetmiştir: " Aç kal ki beni göresin,Tecerrüd et( başka şeylerden sıyrıl) ki bana ulaşasın.

Açlık, senin gönül evinin nuru veaydınlığıdır./ Yemek içmek ise çamurdan olan beden evinin tamiridir.

İSTEMEDİĞİ YERE GÖTÜRÜLMEK

 Bir arı, bir karıncanın binbir güçlükle taneyi yuvasına götürdüğünü görünceona şöyle seslendi: " Ey karınca, bu kendisine yüklediğin nasıl bir meşakkat, seçtiğin nasıl bir yüktür? Gelde benim yediğim içtiğim yeri bir gör.En güzel ve en hoş yiyecekler benden artmadıkça padişahlara ulaşmaz.İstediğim yere konar , istediğimi seçer, ve istediğimden yerim.B sözleri söyler iken uçtu ve kasap dükkanındaki bir etin üzerine kondu.Kasap elinmdeki bıçağı o mağrur arının üzerine öyle vurdu ki onu iki parçaya böldü ve yere attı.Karınca geldi ve ayağından çekip götürürken arı şöyle diyordu." Beni istemediğim yere götürme" dedi.Karınca da: " Kim hırs ve şehveti sebebiyle dilediği, arzu ettiği yere konarsa , onu istemediği yere götürürler" diye karşılık verdi.

Hadis-i şerifde buyurulmuştur: "Kimin himmeti dünya için olursa Allah fakirliğini onun gözünün önüne koyar. Dünyadan kendisine ancak takdir olunan kadar gelir. Kimin de himmeti ahiret olursa , Allah zenginliğini onun kalbine koyar; o, istemesede dünya nasibi ona gelir."

EFENDİMİZ SAV'İN ANNE-BABASI VE AMCASININ İMANI

 Bazı rivayetlerde şöyle varid olmuştur:Peygamber sav Veda haccından dönünnce , Allah Teala onun için anne-babasını ve amcası Ebu Talib'i diriltmiş, onlarda ona iman etmişlerdi

İNSANIN HEVASI İLE ÜÇ HALİ VARDIR.

 İnsanın hevası ile üç hali vardır

1- Hevası ona üstün gelip malik olur.Alla hTeala buyurur ki: " Hevasını ilah edineni gördün mü?"(Casiye 23)

2- Heva ile karşılıklı birbirlerine galip olurlar; bi rdefa o hevasını yener; diğer defa da hevası ona galip olur.Mücahidlerin övülmelerinin manası da budur.Efendimiz sav şu hadis ile bunu kastedmiştir: "Düşmanlarınızkla cihad ettiğiniz gibi hevalarınızla da mücahede edin"

3- Hevasına üstün ve galib gelir.Peygamberlerin ve Allah7ın seçkin kullarının hali gibi.Şu ayetle bu mana ifade edilmiştir: "Rabbinin makamından korkan ve nefsini kötü arzulardan uzaklaştırmış kimse için.."(Naziat 40)Peygamber sav şu hadisi ile bunu kastedmiştir:"Herkesin bir şeytanı vardırAllah bana şeytanımla yardım ettive ben ona malik oldum"

Dolayısıyla şeytan , hevasına göre insana musallat olur.Akıllı kimseye gereken heva ehlinden değil , hidayet ehlinden olmlaktır.Önüne iki şey çıkar da , hangisinn daha isabetli olduğunu bilmezse, hevasının çektiğine değil , nefsinin zoruna giden tarafa yönelsin.Zira nefsi hoşlanmadığı yöne sevketmek, bir mücahededir.Hayrın çoğu da onun haşlanmadıklarında  ve akli selim s ve kalbi halisin iişaretiyle amel etmektir.

YOL İKİDİR

 Yol ikidir. Biri; okuma,öğrenme, dinleme ve mütalaa yoludur. Diğeri; riyazat, mücahede, tezkiye ve tahliye(güzelleştirme) yoludur ki bu yol huzur-i ahadiyete uulaştırma konusunda birincisinden daha etkilidir.Nitekim bir hadis-i Kutsi de Allah Teala  şöyle buyurmuştur: "  Kim bana, (ruuhani cezbelerin durumuna göre) bir karış yaklaşırsa ; ben de ona (feyz, fetih,ilham ve keşf ile) bir zira'yaklaşırım(Buhari tevhid 50). İşte bu yüzden kitaplardan okuma ve öğrenme yolu ile elde edilemeyen şeyler , süluk yolu ile elde edilir. Sema( dinleme), öğrenme yolunda mahlukattandır; veraset yolunda ise Halık'tandır.Bu iki sema'(dinleme) arasındaki fark ne büyüktür.

Cami'nin iki üç kadeh şarapla bulduğu ilahi feyzi

Şehrin şeyhinin yüz çile ile bulması hayli zordur.

Hesap ve tedbir ehli izzeti nefis sahibi kimseler, Allah'dan bir hidayet olmaksızın peygamberlere ittibsa etmeksizin mücerret aklın delaletine göre nefisleriiyle mücahede etseler, Allah7a yol bulabileceklerini ve hidayetde ereceklerini zannederler.Onlar bilmiyorlar ki Allah'a ubidiyette peygamberle uymaksızın sadece akılla hareket ederek nefsiiyle mücahede eden , kendi hevasına tabi olur.Hiç kimse mücerret aklıyla hevasının esiri olmaktan kendisini kurtaramaz.Dolayısıyla onun bu ibadeti makbul olmaz.Çünkü heva ile karışmıştır. Allah7ın yol göstermesi olmadan hiç kimse hidayet eremez. Nitekim Peygamberimiz sav , nübüvvet ve risaletteki en önemli kudrete sahip olmasına rağmen , ihtida konusunda peygamberlere mütebaata ( hal ve davranışlarda onların yollarına uymağa ) ihtiyaç duymuştur.Ve Allah Teala da buyurmuştur: "İşteo peygamberler, Allah7ın9 hidayet ettiği kimselerdir.Sen deonların yoluna uy"(Enam 90). İşte bu sırdan dolayıdır ki peygamberler gönderilmiştirMürid de Allah'dan bir hidayetle - ki o da mütebeattır) kindisini O'naulaştıran şeyhe ihtiyaç duymuştur.

5 Haziran 2026 Cuma

BELALAR VASITADIR

 Bazı arifler demişlerdir ki; Allah Teala bir kulunu yalnız kendisine tahsis etmek isterse , onu hoşa gitmeyen kötü bir duruma düşürür; o da Allah7ın dışındaki şeyleri terk edip sırf Allah'a iltica eder., ona sığınır. O, imtihandan korkarak , Allah'a firar edince , Rahman'ın cemalini bulur ve bilmiş olur ki , alemde bütün ceryan eden şeyler , muradına vuslat için bir vasıtadır. 

Mesnevi-i şerifde Hz.Pir efendimiz şöyle söylemiştir:

Gencin bir bir kadına vurulmuştu.Bir türlü vuslat gerçekleşmiyordu.Aşkı ona yeryüzünde çok işkence etmişti..Peki, neden aşk en başta düşmanlık besler? Aşk, niye an başında kan dökücüdür? Yabancı olanlar kaçsın diye mi? Aşık kadının yanına bil elçi gönderdiğinde , Elçi kıskanarak onun yolunu keser idi.Vefasını anlatmak için sabayı elçi edecek olsa, Saba rüzgarı tozlarla kararırdı.Kıskançlık çözüm yollarını tıkadı, Düşünce ordusunun sancağı kırıldı.Adam gece bekçisinin korkusundan bir akşam bahçeye atladı,
Orada mum ve lamba gibi yarini buldu.O güzel yüzlü sevgili bahçede imiş.Adam sekiz yıldır acıyla yanıp tutuşmuş,onun gölgesini bile görme imkanı yoktuZümrüdüankadan bahsedelirmişcesine dinlerdi söylenenleri.Ancak o güzel tesadüfen görünmüştü, O görülmeyle de onun gönlünü çalmıştı.Genç adam bahçeye bir güzel girince , kendiliğinden batıverdi ayağı  hazineye .Allah meğer bekçiye sebeb kılmıştı.Geceleyin bekçi korkusundan bahçeye koşsun diye. O anda sebebleri yaratan allah7a döndü, şöyle dedi: Ey Rabbim! bir dikeni bile hor görmeyeyeyim diye Bu işi sebeb kıldın.Öyleyse dünyada mutlak kötü yoktur.Şunu da bil ki kötü görecelidir. Yılanların zehiri yılan için hayattdır.Buna karşılık insan için ölümdür.Sudaki yaratıklara deniz bahçe gibidir.Karadakiler içinse ancak ölüm ve acıdır. Ne kadar sevimsiz olsa da seni sevgiliye götüren bir kılavuzdur. İşte bu yüzden sevimli ve dosttur sana.Aslında her düşman ilacındır, iksirindir..Yararlıdır sana, gönlüne şifadır. Çünkü ondan bir boşluğa kaçarsın.Allah7ın lütfundan yardım dilersin.Hakikatte dostların düşmandır sana.Çünkü seni Hakk7ın huzurundan uzaklaştırıp meşgul ederler.

3 Haziran 2026 Çarşamba

SÜT EMME TABİATI DEĞİŞTİRİR

 "Süt emme tabiatı değiştirir" buyrulmuştur. bir hadis-i şerifde."Çocuk için annesinin sütünden daha hayırlısı yoktur.Yahut onu saliha ve iyi bir kadın emzirir. Ahmak ve kaba bir kadının sütü ile beslenen bir çocuğa bu durum sirayet eder ve ahmaklığın eseri bir gün mutlaka onun üzerinde görülür"

EN SÜRATLİ SEVAP,CEZASI EN HIZLI KÖTÜLÜK

 Hadis-i şerifde buyurulmuştur: Sevabı en süratli hayır ve iyilik, sılayi rahim; cezası en hızlı gelen kötülük ise zulümdür." Nefsi sıfatların ruhi sıfatları istila etmesi de zulüm sayılır.Kim "Nefs"e yardımcı olursa, bir süre sonra da olhsa mutlaka mağlub olur. Kim de "Ruh" a yardımcı olursa temkin ehlinden ve din önderlerinden olur.

CENNETİN ANAHTARI:LAİLAHE İLLALLAH

 "LA İLAHE  İLLALLAH" Cennetin anahtarıdır"denilir.Kapıyı açması için anahtarın da mutlak dişleri olması gerekir.Yalandan ve gıybetten arınmış zakir/zikreden bir dil, hased ve hıyanetten arınmış huşu sahibi bir kalb, haram ve şüpheden temizlenmiş bir karın, günahlardan temizlenmiş ve hizmetle meşgul azalar o anahtarın dişlerindendir

2 Haziran 2026 Salı

DUA

Beyazid-i Bestami şöyle demiştir: "Bir gece Allah'a dua ettim.Hava çok soğuk olduğu iuçin ellerimden sadece birini elbisemin yeninden çıkardım.Diğerini çıkarmadım.Bu arada uyuklamışım.Rüyamda gördüm ki , çıkardığım el nur dolmuş, diğeri ise bomboş." Neden böyle oldu ya Rabbi" dedim."Talep için çıkardığın elini doldurduk.örttüğün ise mahrum kaldı" diye nida olundu. 

KİŞİNİN SAADETİNDEN OLAN BEŞ ŞEY

 Hz. Ali r.a der ki: "beş şey kişinin saadetindendir: Zevcesinin kendisine muvafakatı, çocuklarının iyi olması, kardeşlerinin takva sahibi olması, komşularının salip olması ve rızkının kendi beldesinde olması.

HZ.ÖMER R.A

 Halife Hz.Ömer r.a buyurmuştur: "Sıkıntı/darlık ile imtihan edildik , sabrettik.Bollukla imtihan edildik , sabredemedik" 

" Kime dünya genişletilir de o, kendisini nonunla aldatıldığnı bilmezse , o kimse aklının oyununa gelmiştir.

31 Mayıs 2026 Pazar

NİMET VE ŞÜKÜR

 Bir hadiste şöyle buyrulmuştur: "Nimet vahşi bir hayvana benzeronu şükür ile bağlayın" Çünkü şükredilince nimet yerleşir, nankörlük edilince kaçar.

Hz.ali efendimiz buyurmuştur: " Nimetlerin ucu size ulaşınca , az şükrederek onu tamamen kaçırmayın.". Yani kim elinde olan nimete şükretmez ise kendisinden uzak nimetlerden mahrum olur.

KARINCANIN BİLDİKLERİ

 Karınca kendisine fayda veren çok şeyi bilir.Mesela tohumun yeşermemesi için ikiye böler.Baklagilleri ise dörde böler.çünkü baklagiller ikiye bölününce de biter.Tohum nemlenince , kuruması için yuvasından güneşe çıkartır.

İNSANLARIN İTAAT ETTİĞİ SULTAN

Hz.Ömer ra. Efendimiz SAV 'e : " Kendisine b.oyun eğilen  ve insanların itaat ettiği sultan kimdir, bana haber ver? dedi. Resululllah sav şöyle cevap verdi.: " O, Allah'ın yeryüzünde gölgesidir.O iyi davranırsa , mükafatı kazanır, size de şükretmek düşer. Kötü davranırsa günahı ona aiddir, size ise sabretmek düşer.

HAZRET-İ SÜLEYMAN'A VERİLENLER

 Keşfül Esrar isimli kitapta denmiştir: Süleyaman a.s 'a verilenlerden şunlar kastedilmiştir. Mülk/hükümdarlık, peygamberlik, kitap, rüzgarlar, cin ve şeytanların emrine verilmesi, kuşların ve hayvanrların dilinin öğretilmesi, kaleler, heykeller, havuzlar kadar geniş leğenler, katran kaynağı(petrol), bakır madeni ve diğer türlü hayırlar.

Hazret-i Süleyman tahta oturunca bir karınca dışında bütün hayvanlar onu tebrik için geldiler.Karınca ise ona taziye iç in geldi.Karıncalar bu konuda onu ayıpladılar.O ise şöyle cevap verdi: " Allah bir kulu sevdi mi dünyayı ondan uzaklaştırdığını , ahireti ona sevdirdiğini bildiğim halde onu nasıl tebrik ederim.Süleyman akibetini bilmediği bir işe koyulmaktadır.Dolayısıyla o , tebrikten ziyade taziyeye layıktır." 

KUŞLARIN VE HAYVANATIN DİLİ

 Araisül beyan isimli kitapte yazılmıştır ki:"Bilesin ki kuşların ve vahşi hayvanların sesleri, bütün varlıkların hareketleri nebilere, resullere, ve Arif velilere Allah'tan bir hitaptüır.Onlar bunları haly ve makamlarına göre anlarlar.Nebiler ve resuller onların dillerini ve kastettikleri manaları anlar.Yani bizatihi onların dillerini bildiklheri için değil, Allah Tealanın ilhamıyla kalblerine düşen, onlarla ilgili hususları seslerinden anlar.

HAK TEALA'NIN VERDİKLERİNİ HALKA AÇIKLAMAK

 Hz.Süleyman,halkına, Allah'ın kendisine bağışladıklarından haber verdi.Çünkü temkin derecesine ulaştığı zaman temkin ehli bir kimsenin , müminlerin imanının artması ve münkirler aleyhine delil olması için halka,kendisinde  bulunan Allah'ın  mevhibelerinden haber vermesi caiz olur.Allah Teala : " Ve Rabbinin nimetini minnet ve şükranla an(Duha 11) buyurur.

HZ SÜLEYMANIN VARİS OLMASI

 Hz.Davud'un on dokuz oğlu vardı.Her bmiri kendisi padiişahlık ididasında bulundular.Hak Teala semadan mühürlenmiş bir mektup gönderdi.İçinde bir kaç emseleyi zikretti ve şöyle buyurdu: " Bu mneselelere evlatlarından hangisi cevap verirse , senden sonra mülkünün varisi olacak" Davud çocuklarını topladı, alimleri ve seçkinleride oraya çağırdıÇocuklarına şu meseleleri sorud:

" Eşyanın en yakını hangisidir. Eşyanın en uzak olanı nedir? Kendisine bağlanılan , ünsiyet edilen hangisidir? Kendisinden kaçılan,uzaklaşılan şey nedir? İki kaim, iki değişen ve iki düşman olan hangileridir?, Sonu övülen ve güzel iş hangisidir? Sonu kötü ve kınanmış olan iş hangisidir?

Davud'un çocukları cevap vermekden aciz kaldılar.Süleyman, eğer izin verilirse cevapları söyleyeceğini bildirdi.. Davud kendisine izin verdi. Süleyman şöyle cevaplandırdı:"

İnsana en yakın olan şey Ahirettir.En uzak olan ise dünyadan geçen ,uzaklaşan şeydir.

Eşyanın ünsiyet edeni , iinsan cesedinin ruhla olan ünsiyetidir.

Kendisinden en çok kaçılan ve uzaklaşılan şey, ruhu olmayan bedendir.

Kaim olan iki şey arz ve semadır.Değişen gece ile gündüzdür.

İki düşman ölümle hayattır.Sonu beğenilen ve güzel olan davranış , öfke halinde sakin olmaktır.Akıbeti kınanan davranış ise gazap anında hiddettir.

Verilen cevaplar semadan inen mektuptakine uygun olduğundan , İsrailoğullarının önde gelenleri Süleyman a.s 'ın fazilet ve kemalini tasdik ettiler.Davud a.s mülkünü/saltanatını ona teslim etti ve entesi gün vefat etti.Süleyman a.s tahta oturdu. 

PEYGAMBERLERİN MİRASI

 Miras mal konusundadır.Peygamberler ise ancak nefsani kemalat miras bırakırlar.Onların yanında malın değeri yoktur. Efendimiz SAV Hz.Alir.a 'a hitaben şöyle buyurmuştur.Sen benim kardeşim ve varisimsin" Ali r.a : "Senin mirasın nedir?" diye sordu. Efendimiz SBAV : Benden önceki peygamberlerin miras bıraktığı Allah'ın kitabı ve benim sünnetim" buyurdu.

Kutuplardan birisi , Rabbinden kendisinden sonra makamının oğluna verilmesini istedi.Hak Teala ona sırrında: " Hilafet makamı verasetleolmaz.Bu ancak ilimlerde ve mallarda olur.

Sadık mürid , bu iş için istidat kazandıktan sonra hakikatların ilmini şeyhinden biras olarak alır. Bu hakikatlar onun makamatı olur. Bu yüzden Hz.Peeygamber sav: "Alimler peygamberlerin varisleridir" buyurmuştur.

İLİM İKİ TÜRLÜDÜR

 İlim iki türlüdür.Birincisi ,Şer'i vasıtalarla tahsil edilen beyan ilmi. İkincisi, gaybi keşiflerden elde edilen ıyan ilmi.Rasulullah'ın(sav) " Alimlere sor, hikmet ehline karış ve büyüklerle oturup kalk"hadisi ile kestedilen şudur: Fetva isteme ihtiyacın olduğunda sadece beyan ilmini bilen alimlerden sor.Sadece ıyan ilmini bilen alimlere karış. Beyan ve ahkam ilmi ile mükaşefe ve esrar ilmini bilen alimlerle oturup kalk.Onlarla oturup kalkmanın emredilmesi, dünya ve ahiretin faydaları bu beraberlikteolduğu içindir

30 Mayıs 2026 Cumartesi

YEDİ KİMSEYE ÖĞRETİLEN YEDİ ŞEY

 Allah Teala, yedi kimseye yedi şeyi öğretti.

Adem a.s 'a eşyanın isimlerini öğretti. Bu , meleklerin ona secde etmelerine ve selam vermelerin sebep oldu.

Hızır (a.s)'a firaset ilmini öğretti.Bu onun , Musa ve Yuşa a.s gibi öğrenciler bulmasına sebeb oldu.

Hz.Yusuf'a , rüya ilmini öğretti. Bu onun ailesini bulmasına, saltanata ermesine sebeb oldu.

Hz.Davud'a zırh yapmasını öğretti. Bu da ona riyaset  ve derece elde etmesine sebeb oldu.

Hz.Süleyman'a kuşların dilini öğretti.Bu da onun Belkıs'ı bulmasına sebeb oldu.

Hz.İsa ya kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretti. Bu da onun annesinden töhmetin giderilmesiine sebeb oldu.

Hz.Peygamber efendimiz sav 'e şeriatı ve tevhidi öğretti. Bu da şefaatın varlığına sebeb oldu.

KİŞİLERE GÖRE GÜNAH

 İbni arabi'nin Fütuuhat isimlikitabında denir ki: " Bilesin ki havassın günahları , başkalarının tabiatından gelen şehvetin hükmüyle işledikleri günahlar gibi değildir.Onların günahları tevil de hata etmeleri ile olur"

Bunu nizahı şöyledir: " HakTeala arif-i billah bir kulunun muhalif bir günahı işlemesini murad etmişse , Te'vil ile bu ameli işlemeyi ona güzel gösterir.Çünkü arifin marifeti , onu kendisinde bir hak tarafolduğuna şahidlik eden bir te'vil olmaksızın muhalefete düşmekten alıkoyar. Çünkü arif asla hürmeti/haramı çiğnemez. Süslü gösterme ve Te7vily yoluyla mukadder bir hataya düşerse , Alla hTeala ona kindisini bu fiile sevkeden o Te'vilin bozuk olduğun bildirir. Nitekim Adem a.s hakkında böyle olmuştur.Çünkü o, te'vili ile asi olmuştu. İşte o zaman arif şeriat lisanının kendisinin iisyan ettiğine hükmettiği gibi o da kendisi aleyhine aynı hükmü verirO bu hataya düşmeden önce te'vil şüphesi bulunduğu için asi değildir. Nitekim müçtehit bir meselede ki meşru hükmün o olduğuna inanarak herhangbiri hususta fetva veerdiği zaman hata ile vasfedilmez.

Beyazid k.s 'a " Ehli keşiften olan bir arif günah işler mi? dtiye sorulduğunda " Evet , Allah'ın emri mutlaka yerine gelecek, yazılmış bir kaderdir"(Ahzab 39) diye cevap vermesiene gelince , bu yukarıda söylenenlere ters düşmez.Yani Allah hakkında takyid ile (kayıt ve şart koşarak) hükmetmemeleri ariflerin edeplerindendir.Beyazid sanki şöyle demektedir: Eğer Hak Teala ezeli ilminde onlar aleyhine bir şey takdir etmişse , o mutlaka mepydana gelir.Meydana gelince de o kimse için mutlaka bir hicab vardır. Bunun en azı tevil  veyatezyin(süslü gösterme9dir. 

DÜNYA VE AHİRETİ KAYBETMEK

 Beyazid Beistami hazretleri çölde , üzerinde " Dünmayı da ve ahireti de kaybetti" yazan bir kafatası buldu, ağgladı ve öptü.Sonra : "Bu bir sufinin başıdır" dedi.

Bilesin ki dünya ehli ahiret ziyanı içinde , ahidet ehli de Mevla ziyanı içindedir.İki aleme de iltifat etmeyen ise Mevla'yı kazanır.

Hafız Der ki :

Güzel geçen günler , dostla geçirilen anlarmış.

Gerisi abes, boşunaymış.

Ariflerden biri der ki: "Bana kırk huri keşfolundu.Onları havada üstlerinde gümüş altın ve mücevherden elbiseler olduğu halde uçuşurken gördüm.Onlara bir kez baktım, sonra kırk gün cezalandırıldım.Daha sonra onlardan daha güzel ve daha endamlı seksen huri bana keşfolundu. "Onlara bak" denildi. Bunun üzerin secdeye kapandımve secdede gözlerimi yumdum.ve : "Ya Rabbi Sen'den başkasından Sana sığınırım, benim buna ihtiyacım yok" dedim.Allah onları benden uzaklaştırana kadar dua edip yalvarmaya devam ettim.

İşte ariflerin halleri budur.Allah Teala'dan başkasına /masivaya iltifat etmezler.Mülk ve melekut alemlerinden kör olurlar (onlar görmezler). Cahil gafiller ise Allah'dan başka şeylere (masivallah) sevgileriyle kalb gözleri kör, kalb kulakları sağır olmuştur.Rasulullah abs 'in " Bir şeyi sevmen, seni kör ve sağır yapar.hadisinde buna işaret vardır.

Şu halde akıl sahibine gereken kalbin perdelenmesine ve helakına sebeb olan çirkin amellerden; bocalamayı ve körlüğü gerektire nkötü ahlaktan kaçınmak ; bilakis Mevla'ya vuslata götüren , mutlak olarak hüsranı yasaklayan Kur'an ile amele gayret etmektir.

29 Mayıs 2026 Cuma

ZALİM ÜÇ ÇEŞİTTİR

 En büyük zalim, Allah'ın şeriatının hükmü altına  girmeyendir.Allah Teala "Doüğrusu şirk büyük bir zulümdür(Lokman 13) buyurarak bunu kastedmiştir. Ortanca zalim, sultanın hükmünü yerine getirmeyendir. En küçük zalim ise  amel veçalışmaktan haylazlık yapıp insanların menfeatlarını alan , kendi menfeatını onlara vermeyendir.

PEYGAMBER SAV'İN ATALARI

 Efendimiz sav buyurmuştur: "Ben temiz kimselerin sulblerindentemiz kadınların rahimlerine nakledilmeye devam ettim"."Niihayet beni asla zina karışmayan anne-babamdan çıkardı."

Peygamberimizin sav. nesebinin şerefine halel getirecek sözlerdin dili tutmak gerekir." Hz.Peygamber sav in ataları hakkında nasıl inanacağız?" sorusuna şöyle cevap vermek gerekir: " Bu konu itiikadi konulardan değildir.Onun için kalbin bunda bir payı yoktur.Dilin payına gelince avamın yanında sükut gerekir.

Süyuti der ki:Hz.Ademden Mürre b.Kab'a kadar ecdadının iman ettikleri hadislerde ve seleflerin sözlerinde beyan edilmiştir.Mürre ile Abdülmuttalip arasında dört dedesi kalmıştır.Ben onlar hakkında nakil bulamadım. Abdulummtalip, Efendimiz sekiz yaşında iken dünyasını değiştirmiş.İbrahim a.s 'ın diniüzere olup putlara tapmadığıdır

HAZRET-İ PEYGAMBER'E VE BİR VELİYE UYMANIN SIRRI

 Hak Teala Efendimiz sav 'e buyurmuştur: "(Önce) en yakın akrabanı uyar"(Şuara 214) Bu ayet nazil olduğunda Efenedimiz sav safa tepesine çıkarak  şöyle buyurmuştur: "  Ey Abdülmuttalipoğulları, Ey Haşimoğulları ey Abdülmenaf oğulları. Kendinizi cehennem ateşinden kurtarın.Ben sizden hiçbir şeyi uzaklaştıramam.

Ey Ebubekir'in kızı Aişe, Ey Ömer'in kızı Hafsa! Ey Muhammed kızı Fatıma! Ey Muhammed'in halası Safiye! Kendinizi cehennem ateşinden satın alın/kurtarın. Ben sizden hiçbir şeyi gideremem."

Hz.Aişe sıddıka r.a ağladı ve "Ey Allah'ın Rasulü! Kıyamet günü senin bize yardımcı olamayacğın bir gün müdür?" diye sordu.Resulullah sav şöyle cevap verdi:" Evet , Ya Aişe üç yerde: Allah Teala "Kıyamet günü için terazi kurarız"(Enbiye 47) buyurur.İşteo zaman sizin için Allah'dan bir şeye gücüm yetmez. İkincisi nur verildiği zaman Allah dilediğinin nurunu tamamlar, dilediğini de yüz üstü karanlıklarda bırakır.İşte o zaman da sizin için Allah'tan bir şeye gücüm yetmez.Üçüncüsü sıratta Allah dilediğini selamete çıkartır ve korur, dilediğini de yüz üstü ateşe atar."

İmanın aslının bulunmadığı zaman, Resulullah Efendimize yakınlığın(akrabalığın) fayda vermeyeceği vurgulanmıştır."Sana uyan müminlere (merhamet) kanadını indir"(Şuara 215) ayeti ile peygambere tabi olan mümin kimselerin, mümin olmayan peeygamber hısımlarından evla olduğunu göstermektedir.Hak Teala "sana uyan müminlere merhamet kanadını indir"buyurdu, mutlak olarak "Müminlere merhamet kanadını indir" buyurmadı.Fakat "sana uyan" ile bunu kayıtladı.Çünkü her tabi olan mümindir.Fakat her mümin tabi değildir.Bu, ancak ittiba ile hasıl olacak imanın hakikatından uzak bir müminin, iman iddiasıyla aldanmaması içindi"

27 Mayıs 2026 Çarşamba

KURAN VE DİĞER KİTAPLAR

Kur'an için hak teala "Onu Ruhul-emin(cebrail indirdi.Senin kalbine,uyarıcılardan olman için" 

Kalb özel olarak zikredilmiştir.Çünkü şuur ve tasdikin mahalli , vahiy ve ilhamın kaynağıdır.İinsan vücudunda , ondan başka hitaba  ve feyze layık bir yer yoktur.Bu yüce rütbe ve yüksek lütuf diğer peygamberler arasında Hz.Peygamber sav 'e tahsis edilmiştir. Çünkü onların kitabları levhalar ve sahifeler halinde kalblerine değil bir bütün olarak suretlerine indirilmiştir. 

Vahiy, Hz.Mustafa sav'e indiği zaman vahye şiddetle istek duyması ve onunla kendinden geçmesi(istiğrak) sebebiyle önce kalbine inerdi. Sonra kalbinden anlayışına ve kulağına intikal ederdi.Bu, yukarıdan aşağıya bir iniştir ve havassın derecesidir.Avama gelince onlar ilk olarak işitirler.Böylece vahiy ilk kez onların kulaklarına , sonra anlayışlarına , sonra da kalplerine tenezzül eder/iner. İşte bu aşağıdan yukarıya doğru bir terakkidir.Bu , müridlerin ve ehli sülukun durumudur.

Cebrail a.s gahiy getirdiğinde bazen melek suretinde , bazen beşer suretinde olurdu.Eğer vahy ve haber , şeri hükümlerin açıklanması, helal ve haramlarla ilgili ise beşer suretinde gelirdi."Sana kitabı getiren O'dur(ali imran 7) ayeti bunu ifade eder.Burada kalb zikredilmemektedir.Şayet vahy aşk ve muhabbete , ariflerin sırlarına ve remizlerien dair ise Cebrail melek suretinde gelir. Bu ruhani ve latif bir hal olduğu için Hz.Peygamber'in gönlüne bağlanır/yakın olur, böylelikle başkaları o sırlara vakıf olmazdı.Bu hususta Hak Teala şöyle buyurmuştur:"Onu Ruhul emin senin kalbine indirdi" Bu vahiy hali tamam olduğu zaman "O hal benden gider ve ben de o vahyi ezberlemiş olurum." derdi.

HZ İDRİS

 İdris a.s şöyle demiştir:"Kim otoriter bir sultanı, adil bir hakimi, bilgili bir tabibi, kurulu bir çarşısı ve akan bir nehri olmayan yerde oturursa kendisini, ailesini,malını ve çocuğunu zayi etmiş olur."

26 Mayıs 2026 Salı

CİĞERİNDE ALLAH YAZAN GENÇ

 Hikaye edilir ki Şibli(k.s) bir yolculuğunda Allah'ı çok zikreden ve " Allah, Allah" diyen bir genç gördü.Şibli ona şöyle dedi:" Amel olmadan "Allah" demenin faydası olmaz.Çünkü Yahudi ve Hırıstiyanlarda bu konuda seninle beraberdir.Çünkü Allah Teala "Andolsun, onlara ; "gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan mutlaka "Allah" derler(Lokman 25)buyurmuştur.Genç on kez "Allah" dedi, sonra bayılıp yere düştü ve o halde öldü.Şibli geldi, gördü ki gencin göğsü yarılmış ciğerinin üzerinde "Allah" diye bir yazı var.Bir münadi seslendi ve şöyle dedi: " Ey Şibli ! Bu, az sayıdaki muhiplerden/ sevenlerdendir."

Allah Teala ariflerin kalbleriniyarattı , onları marifet ve yakin ile süsledi.Onları hakkani zikir yolundan ruhani nimetlerin içine soktu.Tıpkı gafilleri nisyan/unutma ve günahlarda ısrar yolundan ruhani ve cismani azaba duçar ettiği gibi . Birincisi rahmetinin eserlerinden , ikincisi ise izzetinin alametlerindendir.Buna ancak O'na kurbiyet ve vuslata ehil olanlar yol bulabilir. Kahır ve cezasına istidadı olanlar ise yoldan geri kalır.

" O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah'a kalbi selim (temiz bir kalb) ile gelenler (o günde fayda bulur) (Şuara 88-89) 

LEZZET ÇEŞİTLERİ

 Hissi olan lezzetler; yeme içme, güzel evler ve konaklarda yaşama arzusu.bunlar fani dünyaya ait olup dünya ehlinin lezzetleridirler.

Bunların üzerinde ise ahiret ehlinin lezzetleri vardır.Bunlar ise marifetler, ve ilimler ile onlara uulaşmayı sağlayan tevazu, vakar,tecerrüd ve sabır/ tahammül gibi kalbi lezzetlerdir. 

EĞLENCE YERLERİ

 Bir hadiste şöyle buyurulmuştur: "Melekler, müdafaa ve müsabaka dışında eğlence yerlerinde bulunmazlar" Burada kastedilen müsabaka ; atıclık,at, deve ve koşma müsabakalarıdır,

PEEYGAMBERLERİN ÜCRETİ

 "Şuara suresi 109 ayeti: "Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum.Benim ecrimi verecek olan ,ancak alemlerin Rabbidir"

Hazret-i Nuh a.s ın dilinden ifade edilmiştir.

Allah için iş yapan , ücertini Allah'Tan başkasından talep etmez.

Bununla peygamberlerin varisleri olan alimlerin, peygamberlerin edepleriyle edepleneceklerine, dolayısıyla onların ilimlerini yayarken insanların bir şey talep etmeyeceklerine, onlara öğretmelerine, nasihat ve öğüt vermelerine karşılık kendilerinden bir menfeat sağlamayacaklarına iişaret etmektedir.Her kim dini yayıp anlatıp yayma, vaaz ve hasihatta bulunmak konusunda kendisini dinleyen müslümanlardan menfeat sağlarsa , Allah o insanlara diledikleri şey hususunda bereket vermez.O alimlerinde insanlardan aldıkları şeylerin bereketi olmaz.Az bir dünya metaına karşılık dinlerini satarlar. Sonra onlar içinde bunda bir bereket de olmaz.

25 Mayıs 2026 Pazartesi

İSTEMEMEYİ İSTERİM

 Beyazid r.a der ki: " Çölleri kat ettim, bozkırlara ulaştım.Bozkırları kat ettim , melekuta ulaştım. Melekutu kat ettim, Melik'e vardım. "Bahşiş" dedim. Bütün bu gördüklerimi sana verdim" buyurdu. "Biliyorsun ki ben bunlardan bir şeyi görmedim" dedim. Ne istiyorsun? buyurdu."İstememeyi istiyorum" dedim.Biz onu sana vredik" buyurdu.

HASTALIK

Hastalık, dünya ve ahirete alaka ve sevgi beslemektir.Şifa ise bunlardan alakayı kesmektir. Bu da Cenab-ı Hakk'ın inayeti ilahiyesinin cezbesiyle olur.İnayeti ilahiyye gelince , salik her şeyden (dünya ve ahiretten) ilgi ve alakasını keser ve tek olan Allah'a bağlanır. Yani tecrit şerbetiyle , alaka ve muhabbet hastalığından kurtulur.

Şuara suresinin 80 ninci ayeti: "Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur" ayette Allah'dan başkasına ilticayı ve herhangibir sebeble tedaviye güvenmeyi terk etmeye işaret vardır.Bu, teslimiyetin kemalidir. 

BENİ YEDİREN İÇİREN ODUR

Şuara suresinin 79 ayeti: "Beni yediren içiren O'dur" bu ayette zikredilen yedirme içirme zahirdeki gıdamız ve rızkımızdır
Efendimiz SAIV in bir hadisinde " Rabbimin katında gecelerim, O beni yedirir ve içirir" buuyrulmuştur.
Bu hadis-i şerifdeki yedirme ve içirme ile alakalı olarak Üftade hazretleri buyurmuştur: "Hazret-i Peygamber sav in zahirde yemesi içmesi zayıf ümmeti içinder.Yoksa hakikatte onun yemeye ve içmeye ihtiyacı yoktu.Onun karnına taş bağladığına ilişkin rivayetlere gelince , o açlıktan değildi.Bilakis letafetinin kemalinden dolayı melekuta yükselmmesi, mülk ve irşad aleminde kalmasının gerçekleşmesi içindi.Onun ümmetinden bazılarının da senlerce yemediği  ve içmediği nakledilmiştir.Kudsiyet alemine cezbolunmasınınve beşeri hicablardan arınmasının kuvetli olmasından dolayı o bu konuda ümmetinden daha evla ve daha güçlüdür.
Resulullah zamanında bir sucu vardı.Üç gün "Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki , rızkı Allah'a aid olmasın"(Hud 6) ayetini okuyarak Peygamber sav'i takip etti.Sonra su kırbasını attı.Rüyasında birisi bir bardak cennet şarabı getirdi ve onu içti.

24 Mayıs 2026 Pazar

AMELE GÜVENME

 Hafız Şirazi demiştir:

Amele güvenme, çünkü zeval gününde Kudret kaleminin senin defterine ne yazdığını nereden bileceksin?                                                                                                                                                        Amel defterinin siyahlığı yüzünden bu sarhoşu kınama, Kaza ve kader kalemi başına ne yazdı , kimbilir?   

EN GÖZDE ŞEY/EN TEHLİKELİ ŞEY

Sultanların/İdarecilerin huzuruda olmak insanların en çok talep ettiği şeydir.Bu nedenle Firavunun sihirbazları Hz.Musa'ya üstün geldikleri takdirde bir ücret istemişler,Firavun da "Hiç şüphe etmeyin gözde kimselerden olacaksınız"diye onlara söz verdi.Bu onlara göre en yüksek derecelerden sayılırdı.Sultan ve benzerlerine yakın olma  konusunda dünya ehlinin hali budur.Halbu ki akıl sahipleren göre bu şeyler en büyük musibetlerdir. 

DÜNYA SEVGİSİ ZİNDANI

 Kalb nefis ve şehvetlerinden yüz çevirerek Allah'a  ve O'nu talebe yöneldiğinde , makam ve riyaset sevgisi ağından başka nefsin onun üzerinde bir hakimiyeti yoktur.Çünkü makam sevgisi sıddıklerin başından en son çıkan şeydir.

Mesnevi de denir ki:

Taht dediğin ancak bir mengenedir.Bulunduğun yeri başköşe sanıyorsun ama kapıda kalmışsın         Dünya padişahları , damarsızlıkları yüzünden kulluk şarabının kokusunu alamazlar.                          Yoksa Ethem gibi kendilerinden geçerek , hiç beklemeden saltanatı bir yana atarlardı.                         Fakat Allah , bu dünyanın varlığını sürdürmesi için Onların gözleri ile ağğızlarını mühürledi.           Böylece taht ve taç onlara tatlı gelir.Dünya hükümdarlarından haraç almayı düşünürler.                     Aldığın haraçla kum gibi altın biriktirsen de Sonunda o senden geriye miras kalır.                               Mal,mülk ve altın senin canına yoldaş olmaz.Öyleyse altını ver , görebilmek için sürme al.                   Bu dünyanın dar bir kuyu olduğunu gör Ki Yusuf gibi o ipi tutabilesin.Kuyuda göz yanılmaları olur.En azından taş altın gibi görünür.                                                                                                           Oyun sırasında çocuklar kendilerini oyuna kaptırınca çömlek parçası onlara altın ve mal gibi görünür.                                                   

23 Mayıs 2026 Cumartesi

AZGINLIKTA ZİRVE OLMAK

 İblis, Hz.
Adem için "Ben ondan daha üstünüm" diyerek secde etmedi.Ancak Firavun daha beterini yaptı "Ben sizin en yüce Rabbinizim" diyerek Allah'a inatla karşı çıktı.Bu yüzden Allah'ın kahır sıfatının mazharı oldu ve azgınlıkta kemale erdi.Kıyamete kadar her asrın bir Musa'sı  ve firavunu olacaktır.Niletin azgınlaştırıp firavun haline getirdiği insanler her asırda bulunacak, ve sahip olduğu maddi güçle insanlara zulmedecektir.  

"SİZDEN KAÇTIM.RABBİM BANA HİKMET BAHŞETTİ" AYETİ

 Şuara suresi 21 nci ayettir.Hz.Musa a.s bu sözü Firavun'a söylemiştir.Çünkü Firavunun fırıncısı Kıbti adama yumruk atınca korkarak kaçmış, on sene Medyen tarafında saklanmıştır.Peygamberlik verilince emir üzerine Firavun'a gitmiştir.Firavun öldürme hadisesini kastederek "o yaptığın (kötü) işi yaptın" demiştir.

Büyüklerden birisi der ki: " Allah Teala , Musa a.s 'a yaptığı gibi kullarından birini yüksek makamlardan bir makama ulaştırmak istediğinde içine bir korku verir ki halktan kendisine kaçsın ve böylece ona özel sırları keşfolunsun.Havassın günahları başkalarının günahları gibi değildir.Çünkü onlar tabiata ait şehvetin hükmü ile bu günahlara düşmezler.Bilakis hata ile düşerler.Hata ile işlenenden sorumluluk kaldırılmıştır.

MECBURİYETE DAYANAN İMANA İTİBAR EDİLMEZ

 Hak Teala ister ise göksel bir mucize indirmeye sahiptir,Bu göksel mucize ,inanmayanların boynunu eğip inanmaya mecbur bırakacaktır.Ancak, sünnetullah'da böyle bir zorlama yoktur.Efendimiz SAV Kureyşlilerin kendisine inanmamasına çok üzülmüş, bunun üzerine Hak teala , O'nu teselli için Şuara suresinin 4 ncü ayetini Efendimiz'i teselli için indirmiştir: ""Biz dilesek , onların üzerine gökten bir mucize indiririz de , ona boyunları eğilip kalır" Ayette iman ve marifetin hakiki anlamda özel bir mevhibe olup kulların kazanarak elde ettiği şeylerin dışında kaldığı beyan edilmektedir.Mevhibe hasıl olunca uyarma ve müjde insana fayda verir.Dolayısıyla şekavet üzre yaratılanlar / fıtratında şekavet olan kendisine ağlasın.

Hafız Şirazi der ki:

İyi akibete sahip olmak ne rindliktedir ne de zahitlikte                                                                              İşi Allah'ın inayetine bırakmak en iyisidir.      

19 Mayıs 2026 Salı

İMANIN ŞUBELERİ /İMAM NESEFİ

 İmam Nesefi , Tefsirül Teysir isimli kitabında  der ki: " Ben O'nun tercih ettiği tertibe ve içtihadına göre onları şöylece sayıyorum:

Peygamber sav imanın şubelerini saymaya tehlil ile başladı.Ondan sonra şunlar gelir:Tekbir, tehlil, tahmid,temcid, tecrid, tefrid, tevbe, inabe, nezafet/temizlik, taharet, namaz, zekat, oruç kıyam/gece ibadeti, itikaf, hac, umre, kurban, sadaka, gaza, köle azadı, Kur'an kıraati, ihsana devam etmek, isyandan uzak durmak, azgınlığı terk etmek, düşmanlığı bırakmak, gönlün takvası , lisanı korumak, sena,dua,havf,reca, haya, sıdk,safa, nasihat/samimiyet, vefa, nedamet, ağlamak, iihlas, zeka,hilm,sena/cömertlik, iyiliğe şükür, belaya sabır, kazaya rıza, ölüm için hazırlanmak, sünnete uuymak, sahabeye muvafakat, yaşlılara ihtiram, küçüklere şefkat, ümmetin alimlerine uymak, avama şefkat, havasa ihtiram ve saygı, Ehli sünnete tazim, emaneti eda, iffeti korumak, yemek yedirmek, iyilik yapmak, yetimleri kollamak, sılai rahim, selamı yaymak, Allah7a teslimiyette sadakat, günahlardan korunmayı gerçekleştirmek, dünya konusunda zühd, ahirete rağbet, Mevla'ya muvafakat, hevaya muhalefet, cehennemden sakınmak, Meva cennetini talep, keremi/cömertliği yaymak, aile mahremiyetini muhafaza, hizmetçilere iyilik yapmak,tevfiki talep, tahkiki muhafaza, komşu ve arkadaşları gözetmek,, kölelere iyi davranmak ve imanın şubelerinin en aşağısı yoldan eziyet veren şeyleri kaldırmak"

İMANIN ŞUBELERİ

İmanın şubeleri:
Allah'ın birliğine şehadet,   namaz kılmak,  zekmat vermek,  oruç tutmak,  hac etmek,  abdest almak,  cünüblükten kurtulmak için gusul etmek,  Cuma günü gusul abdesti almak,  sabır,  şükür,  vera,  haya,  emniyet,  nasihat,  ululemre itaat,  Hakk7ı zikretmek,  halka eziyet etmemek,  emaneti yerien getirmek,  mazluma yardımcı olmak,  zulmü terk etmek,  insanı hor görmemek,  gıybeti terk etmek,  çekiştirmeyi terk etmek,  tecessüsü terk etmek,  birisinin evine gireceğinde izin istemek,  öfkeyi yenmek,  doğru olmak,  iyi sözü dinlemek,  fakir ve dilenciyi iyi söz ile savmak,  kötü sözü açıktan söylememek,  güzel kelime ile ifade etmek; avret yerini ve dili muhafaza etmek,  tövbe, tevekkül ve huşu içinde olmak,  boş sözü terk etmek,  malanayiyi terk etmek,  ahdine sözüne ve akdine vefa göstermek,  takva üzere olanlara yardım etmek,  günahkar ve düşmanlara yardımda bulunmamak,  takva üzere olmaya devam etmek,  iyilik yapmak,  doğruluk üzere olmak,  emri maruf  ve nehyi münker yapmak,  iki müslümanın arasını düzeltmek, ara açmamak,  müminlere karşı şefkatli olmak,   yumuşak davranmak ve mülayim olmak,  anne babaya iyilikte bulunmak,  itaatsizliği terk etmek,  insanlar için dua etmek ve rahmet dilemek,  büyüklere değer vermek,  Allah7ın çizdiği sınırlara uymak,   cahiliyet davasını terk etmek,  başkasının ardından kötü söz söylememek,  başkalarına düşmanlık beslememek, yalancı şahitlik yapmamak ve yalan söz söylememek,  hemz,lemz ve gamzı terk etmek,  yani önden ve arkadan kötü söz söylememek,  göz kırpmamak ve gammazlık etmemek,  cemaatta hazır bulunmak, selamı yaymak,  hediyleleşmek,  güzel huylu ve ahdine sadık olmak,  sır saklamak, evlatlarını nikahlamak ve kadını nikahla almak,  ehli beyte muuhabbet beslemek,  kadınalrı sevmek,  güzel kokuyu sevmek,  ensara sevgi beslemek,  İslam7ın şiarrına tazim göstermek,  hıyaneti terk etmek,  müminin üzerine silahp doğrultmamak,  ölmüş olan kimseyi techiz ve tekfin etmek vecenaze namazını kılmak,  hastanın hatırını sormak,  Müslümanların yolundan zahmet veren şeyleri uzaklaştırmak Kendisi için sevdiği şeyi bütün müminler için sevmek, Allah Teala ve Resulünü her şeyden daha çok sevmek, küfre tekrar dönmemek,  meleklere, kitaplara ,peygamberlere  ve onların Allah'Tan getirdiği herşeye iman etmek, ve bundan başka kitap ve sünnetin ihtiva ettiği şeyler ki onalar pek çoktur (Fütühat-ı Mekkiyye)

ÖZELEŞTİRİ

 Molla Cami der ki:

" İnsanlar arasında tevbeden dem vururum, gönül ise günahta ısrarlı

Benim böyle yoldan çıkmış birisi olduğumu kimse anlamıyor."

PEYGAMBER SAV'İ GÜLDÜREN HUSUS

 Ebu Zer hazretlerinden rivayet olunmuştur: "Kıyamet günü bir kimse hesap için getirilir.Büyük günahları saklanarak "küçük günahlarını ona arzedin" denir ve "Sen şu günde şunu yapmışsın." diye söylenir.O da ikrar eder, inkar edemez. Büyük günahlarının da aynı şekilde arz edileceğinden korkarken (Allah tarafından meleklere) "Ona yaptığı her günah karşılığında bir sevap verin" denir.O bunu görünce  " Benim burada göremediğim daha başka günahlarım da var" der".

Ebu Zer r.a "İşte bunun üzerine Resulullah'ın azı dişleri görününceye kadar gülerken gördüm.Sonra " Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir " ayetini okudu. 

GECE NAMAZINA MANİ OLAN ŞEYLER

 Gece namazına mani olan şeyler, dünya işlerine çok önem vermek, dünya ile fazla meşguliyet, bedeni boşu boşuna yormak, çok yemek, çok konuşmak, eğlence ve dedikoduya dalmak ve kayluleyi ihmal etmektir.Muvaffak olan kişi, vaktini ganimet bilen, derdini ve devasını tanıyan , ihmal etmeyen ve böylece kendisi de ihmal olunmayan kimsedir.

ÖMRÜN KIYMETSİZ TARAFI

 Bir abid veufatı gelip çattığında şöyle dedi: " Ben üzüntüler, gamlar, hatalar ve günahlar yurdu olan bu dünya için üzülmüyorum.Bütün üzüntüm, uyuduğum geceye, oruç tutmadığım gündüze, ve Allah'ın zikrine gafil olduğum saatedir. Fırsatını bulan kimse acele etsin.Geri kalan ömrün bir kıymet ve değeri yoktur.

TEMİZLİK

Efendimiz sav "Temizliğe devam et ki , rızkın genişlesin" Temizlik, mutlak olarak rızkın genişlemesine yol açar.Rızk talep edene  gereken, daima zahiri temizlik üzere olmaktır.Çünkü bu rızkı celbeder.Batının temizliğıine gelince , bu da manevi rızkı celbeder.Manevi rızk, ruha gıda olacak ilimler ve feğyizlerdir.