İibni arabi hazretleri şöyle der:" Ahlak sahibinin edineceği ilk ahlak, yaratılanlardan gelecek eziyetlere sabırla katlanmaktır.Bunun yolu da onlardan eziyet duymamaktır.Çünkü o muvahhiddir.Onun gözünde kendisine kötülük yapan da iyilik yapan da eşittir.Bu ahlakın son derecesi , kötülük yapanı bile kendisine iyilik ediyormuş gibi görmesidir.Çünkü o herşeyin gerçek mahiyetini bilmektedir.İilahi tecelli ile tahakkuk bulmuştur.İşte bu hakikat ehli olmanın , yani tahkikin başlangıcıdır."
MEVLEVİ
MEHMET FİKRİ
METLİ DEDE
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
11 Şubat 2026 Çarşamba
İNSANLAR ÜÇ SINIFTIR
Yahya b.Muaz şöyle der:
İinsanlar üç sınıftır.Bir gurup vardır ki ahiretleri kendilerini dünyadan alıkoyar. Bi rgurupta vardır ki dünyaları kendilerini ahiretten alıkoyar.Bir gurup daha vardır ki ikisiiyle birden meşgul olur.Birincisi kurtuluşa erenlerin derecesidir. İkincisi helak olanların derecesidir. Üçüncüsü ise durumu tehlikede olanların derecesidir.
GÜZEL AHLAK ÖRNEKLERİ
Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:" Fakirleri ve miskinleri sevmek, nebilerin ve rasullerin ahlakındandır.Onlarla birlikte oturmak istememek ise münafıkların ahlakındandır."
HPz.Nuh'a kavmi karşı çıkarken "Biz seni de bizim gibi bir insan olarak görüyoruz ve sana bizim basit görüşlü ayak takımımızdan başkasının uymadığnı görüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılar olduğunu düşünüyoruz"(Hud 27) ayetinden anlaşılmaktadır ki ,peygamberlere ve velilere uyanları, zengin ve aristokrat olmadıkları için ,inkarcılar aşağılamaktadırlar.
Mesnevi de şöyle denilir:
Peygamberlerle eşit olduğunu idida ettiler/ Velileri de kendileri gibi sandılar/ Dediler ki: İşte biz de insanız onlarda insan / Biz de uyumaya ve yemeğe bağlıyız onlar da / Onlar şunu bilmediler kikörlükleri yüzünden, / Aralarında uçsuz bucaksız bir fark vardır. / Her iki çeşit arı bir yerden gıdalandıkları halde ,/ Birinde yalnız iğne bulunur, diğerinde bal vardır./ İki çeşit geyik otladı, su içti. / Birinden fışkı ortaya çıktı , birinden halis misk / Her iki kamışta bir sulaktan su içti. Birinin içi bomboş, diğeri şekerle doludur.
SÜFLİ VARLIKLARI ULVİ ALEME DAVET ETMEK
Peygamberlerin ve onların yolundan giden velilerin davranışlarıdır.Nefis, süflidir.Tabiatı da bakışı da süflidir.Ruh ise ulvidir. Ruhun ulvi bir tabiatı, ulvi bir bakışı vardır.İşte bu ulvi ruhun özelliklerinden biri de başkalarını da kendi alemine davet etmektir.Bu ulvi bakış sayesindendir ki ruh, iibadetlerin ne kadar şerefli ve değerli olduğunu , ayrıca süfli davranışları ve onların ne kadar değersiz ve zelil olduğunu görür.Bu ulvi tabiatından dolayı da süfli varlıkları ulvi davranışlara davet eder.Sufli bir varlık olan nefis, süfli bakışından dolayı ulvi varlıkları göremez.Süli tabiatından dolayı ulvi davranışlara meyletmez.Aksine süfli davranışlara meyleder.Süfli bakışı yüzünden her şeyi süfli görüp başkalarını da kendi alemine çağırır.
Bu nedenle süfli insanlar peygamberlere ve velilere bakarlar , ama onları peygamber ve veli olarak görmezler , aksine onları yalancı, büyücü ve deli olarak görürler.Peygambere ve velilere tabi olanı da küçük ve hakir görürler.
PEYGAMBERLERİN AH VAH ETMESİ
Hz.Nuh a.s ın adının Şakir olduğu söylenir. Kendisi için çok ah vah ettiği için ona "Nuh" adı verilmiştir.Niçin ah vah ettiği konusunda ise üç görüş vardır:
1-"Rabbim, yeryüzünde bir tek kafir bile bırakma"(Nuh 26)diye beduda ettiği zaman merhametinin az olduğu içindir.Allah onun bu duasından hoşnut kalhmamıştır
2- Bi rköpeğin yanından geçerken " Ne çirkin bir yaratık" demiş olmasıdır.Bu davranışı üzerine Hak Teala;" Beni mi ayıplıyorsun, yoksa köpeğıi mi?" diyerek azarlamıştır.O da bununh üzerine kendisi için ah vah ederek çöllerde ve dağlarda dolaşmaya başlamıştır.
3- Hz.Nuh'un oğluna karşı aşırı meyli ve bağlılığı vardı.Ayette "Şüphe yok ki oğlum benim ehlimdendir" (Hud 45) diyerek Rabbine başvurması , Allah'ın da " Şüphesiz ki o senin ehlinden değildir" buyurmasıdır.Bunu nüzerine ya kendisi için ya da oğluna karşı şefkatinden dolayı ve kendisi için endişelendiği için ah vah etmeye başlamıştır.
Hz.Davud ve diğer bazılarında vaki olduğu gibi bazı zelleler, her ne kadar ah vah etmeye sebeb olursa da peygamberlerin ve velilerin ah vahları sadece Allah'ın celalinden ve kalblerini çekip alan O'nun heybetinden kaynaklanır.
Ah vah etmek , aşıkların sıfatlarından ve ariflerin özelliklerindendir.Yahya a.s bir günahı içinden bile geçirmediği için zamanında kendisinden daha çok ağlayıp ah vah eden görülmemiştir.Yakup a.s sın ağlaması sırf oğlu Hz.Yusufdan kaynaklanmamıştır.Aksine O'ndan ayrılması , bu ağlayışın zahiri olarak görünüşteki sebebi olmuştur.
Allah Teala bir kulunun ağlamısını ve ah vah edip kendisine yalvarmasını dilediği zaman o kulunu ayrılık , hastalık ve diğer sebeblerle imtihan eder.Bu , kalp ehli kişilere gizli değildir.
10 Şubat 2026 Salı
KÖR VE SAĞIR
Hud suresinin 24 ncü ayetinde Hak Teala ehli cennet ile eehli cehennemi kıyaslar iken "Kör ve sağır ile gören ve işiten hiç eşit olur mu?" buyurmuştur.
"Kör" hakkı hak, batılı da batıl görmeyip aksine batılı hak, hakkı ise batıl olarak görendir.
"Sağır" hakkı hak, batılı da batıl olarak duymayıp , bilakis batılı hak,hakkı ise batıl duyandır.
"Gören" hakkı hak olarak görüp ona uyan, batılı da batıl görüp ondan kaçandır.
"Duyan" ise Allah kendisinin kulağı olup da O'nunla işiten kimsedir.Allah'la gören Allah'dan başkasını görmez.Allah'la duyan ancak Allah'dan işitir. Varlık aleminde Allah'dan başka hiçbir varlığın kendisine hitap ettiğini görmez ve kendisine emredilen her şeyi yerine getirir.
DÜNYA KARŞILIĞI DİNİ SATMAK
Dünya karşılığında dinini satanlardan birisi de zahidlik ve şeyhlik yoluyla baş olmak ve nefsani hazlar elde etmek için Allah katında kendisinin rütbesinin/ derecesinin olduğunu iddia eden kimselerdir.Böyle bir kimse Allah'ın yeryüzündeki şahidleri olan velilerin diliyle lanetlenmiştir.Çünkü kendisini ulu kimselerin ve büyüklerin yerine koyarak zulmetmiş ve lanete hak kazanmıştır.
Bu iddiacıların özelliklerinden biri de şudur: Onlar şeyhlik ididalarıyla insanları kendilerine davet ettikleri ve onları Hakk7a ulaştıracak velayet szahibi kişilerin eteğine yapışmaktan alıkoydukları için Allah yolunu arayanlara bu yolu kapamaktadırlar.Ahireti gerçek manada inkar edenler bunlardır.Çünkü ahirete, Allah'a varacağına , hesaba çekileceğine , amellerinin karşılığının verileceğine inanan biri Allah'a karşı böyle davranışlara girmez.Dünyayı ve dünya liderliğini istemedikleri için onlara Allah yolundan sapma (delalet) azabı ve peşlerinden başkalarını da götürmek istedikleri içinde müridleri Hakkın yolundan saptırmak azabı vardır.Onlar kendi uğradıkları ziyandan, peşlerinden gidenleri uğrattıkları ziyandan ve en çok ziyan eden kişiler oldukları halde güzel bir şey yaptıklarını sanmalarından da hesaba çekileceklerdir.
9 Şubat 2026 Pazartesi
ŞÜKÜR VE SABIR İKİ BİNEKTİR
Hz.Ömer (r.a) ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:" Şükür ile sabır iki binektir ki hangisine binsen fark etmez"..
Sabır ve şükür yollarından her birinin Allah Teala'ya ulaştırdığına işaret vardır.
İMRENİLECEK ŞEY
fUDAYL B.ıYAR şöyle der: " Ne mukarreb Allah'a yakın kılınmış meleklere, ne peygamberlere ne de salih kullarına imrenirim.Bunlar da kıyameti ve o günün dehşetli durumlarını gözleriyle görmeyecekler mi? Bin sadece hiç yaratılmamış olan birine imrenirim.Çünkü böyle biri ne kıyametin hallerini görecek ne de dehşetli anlarını"
RIZK KONUSUNDA TEVEKKÜL
Hud suresi 6 ncı ayeti:"Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah7ın üzerine olmasın..." Meşayıha göre rızık ve diğer konularda gerçek tevekkül , Allah Teala'ya güvenerek sebeblerden tamamen vazgeçmektir. Yalnız böyle bir tevekkül anlayışı , havassa (seçkin kimselere ) ait bir anlayıştır. İnsanların genelinin ise sebeblere yapışmaları zaruridir.
İnsanın rızkı , hem cesedinin hem de ruhunun gıdasını içine alır.
Bir hadiste buyrulmuştur: " Aç ve muhtaç olup ta bunu insanlardan gizleyip Allah'a havale eden kimse için bir senelik rızk ihsan etmesi Allah üzerine bir borç olur"
8 Şubat 2026 Pazar
ŞERİAT HÜKÜMLERİ
"Bana müminlerden olmam emredilmiştir."(ayetiYunus 104)Organlarla yapılan bir cins amel olan ibadetten iilah vemarifete geçiş , inisanın zahirinin salih amellerle süslenmemesi durumunda iman ve marifet nurunun da kalmbde barınamayacağına delalettir.Çünkü Alla hTeala ,şeriat hükümlerini marifetin temeli kılmıştır.Temel yok olunca üzerine bina edilen şey de yıkılır.Yine amel marifetin elbisesidir.Marifet bu elbiseyi çıkardığı zaman rüzgara bırakılan bir kandil gibi ortada kalır.
İLİM SUDUR, AMEL TESTİ GİBİDİR.TESTİ KIRILINCA SU DA DÖKÜLÜR.
ALTI GÜNDÜR ALLAH İLE KONUŞMAYAN KİŞİ
Hz.Musa, Tur'a yöneldiğinde yolda evliyaullahdan bir veliye rastladı ve selam verdi.Fakat veli, Hz.Musa'nın selamın8ı almadı.Hz.Musa, Hak Teala ile münacat mahalline gelince şöyle didi:
"- Allah'ım kullarından birine selam verdim, ama selamımı almadı". Hak Teala hz.Musa'ya hitaben:"-Ey Musa, bu kul,altı gündür benimle bile konuşmuyor."
Musa : "Niçin ya Rab?" deyince Allah Teala şöyle buyurdu: "Çünkü Ben'den bütün günahkarları bağışlamamı, bütün isyankarları cehennem azabından azad etmemi istedi, ama bunu kabul etmedim. O da bu yüzden altıı gündür benimle konuşmuyor"
RABBİN İSTESEYDİ YERYÜZÜNDEKİLERİN HEPSİ MUTLAKA İNANIRDI"
Yunus Suresinin 99 ayetinde geçer."Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın" Devam eden ayette " Allah7ın izni olmadan hiç kimse inanamaz.Allah pisliği , akıllarını kullanmayanların üzerine kor"
Yaratma ve teşri; yani şeri hüküm koyma esaslarının bina edildiği hikmete aykırı olduğu için Allah bunu istemedi.
Allah, iki kabzanın; yani cemal ve celalinin hükmünü tamamlamak ve iki dünya; yani cennet-cehennem ahalisini oluşturmak maksadıyla iinkarı tercih etmeyeceğini bildiği kişilerin inanmasını istedi. İnanmayacağını bildiği kişilerin inanmasını ise istemedi, mükellefiyetin geçerli olması için herkesi istidatlı olarak yarattı. Hz.Peygamber (s.a) de kavminin inanması konusunda hırslıydı ve buna çok önem veriyordu.Çünkü kamil bir insanın yaratılışı , herkesin inanıp bağışlanmasından başka bir şey istemeyecek şekilde külli rahmet taşır.
Allah'ın adeti iman nuruyla tesdeklenen akılların tevhide ve Allah'ı tanımaya imkan ve yol bulması; İiman nurundan uzak olan akılların ise buunlara yol bulamaması şeklinde tecelli eder. " Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz.Allah pisliği, akıllarını kullanmayanların üzerine kor" ayeti(Yunus 100) filizofları reddeder.Çünkü onların imandan uzak akıllarında tevhid ve marifete yol bulabileceğini sanmaktadırlar.
İLAHİ AZABIN BİR KAVİMDEN KALDIRILMASI
Bu kavim Hz.Yunus'un kavmidir.Yunus a.s Dicçle nehrinin kenarında kurulu Musul'a yakın Ninova halkına peygamber olarak gönderilmişti.Bir süre Ninovalıları Allah7a davet etti.Ninovalılar ise Yuhus a.s ı yalanlayıpbunda ısrar ettiler.Yunus a.s ın buna çok canı sıkıldı ve şöyle beddua etti:"Allah'ım bu kavmim beni yalanlıyor, bunları azabına duçar et"
Hz.Yunus'un yaratılışında var olan acelecilik nedeniyle bu bedduayı yapmıştı.Peygamberliğin ağır yükü omuzlarında olduğundan bu yükün altında ezilmişti.
Hz.Yunus7a azabın üç gün yahut kırk gün içinde geleceği söylenmiştir.Yuhus a.s azabın geleceğin söyledikten sonra kavminin arasından çıktıbir dağın yarığında gizlendi.Vaadedilen zaman gelince Cenab-ı Hakk cehennem görevlisi melek Malik'e cehennemin zehirlerinden bir arpa miktarı o kavme göndermesini işaret etti.
Zehirler siyah bir bulut şeklinde kalın duman ve ateş kıvılcımlarıyla geldi.Ninova şehrinin etrafını kuşattı.Şehir halkı Yunus a.s ın doğru söylediğini bildiler ve şehrin hükümdarına başvurdular.
Hükümdar akıllı bir kimse idi.Yunus7a aramalarını emretti fakat bulamadılar.Hükümdar: Eğer Yunus gitti ise onun bizi davet ettiği ilah bakidir, herşeyi bilir ve işitir.Şimdi onun dergahına acziyet, boynu büküklük, tazarru ve niyaz etmekten başka hiçbir çare yok" dedi.Hükümdar başı açık, ayağı çıplak olarak üzerine eski bir aba aldı.Halkda aynı halde yürüyerek yüzlerini sahra tarafına çevirdiler.Erkek, kadın, büyük küçük hepsi feryat ettiler.Çocukları analarından uzaklaştırdılar. Yunus7un kavmi birbirlerine şefkat ve acımayla davranıp feryat ederek yüksek sesle dua ettiler, sesleri birbirine karıştıBunu, kalpleri daha rikkatli, dualarını daha ihlaslı ve kabul edilmeye daha yakın kılmak için yaptılar. Birbirlerine yaptıkları haksızlıklardan dolayı helalleştiler.Halis b.ir niyetle hepberaber ; "Yunus'un getirdiklerine inandık" dediler.Şöyle niyazda bulundular:
"Ey hiçbir canlı yokken diri olan, ölüleridirilten ve kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'ım! Günahlarımız hakikaten çok fazla , çok büyük, ama sen onlardan da büyüksün" diye dua ettiler."Sen bize Sana yaraşanı yap, bizim layık olduğumuz şeyi yapma" diye de eklediler.
GÖRÜNMEYENE İBADET
Mesnevi-i şerifde denilmiştir:
Görünmeyene ibadet etmek , kulluk etmek güzeldir.
Huzurda değilken de kulluğu korumak pek hoş bir şeydir.
Allah'a iman ve ibadet ancak şimdi makbuldür.
Ölümden sonra her şey meydana çıkınca inanmak manasızdır.
7 Şubat 2026 Cumartesi
DİNİ TİCARETİN EN KARLISI
Allah'ın ayetleri ister Kur'an gibi vahy yoluyla gelen ayetler olsun, ister ilahi marifetler gibi ilham ayetleri olsun onları tasdik etmek ticaretin en karlısıdır.
Onları yalanlamak ise insanların en çok zarar eden kazançlarındandır.Bu sebebledir ki arifleri birisi şöyle der:" Bu ilimden yani keşfe dayalı vehbi ilimden nasibi olmayanların kötü bir akibete uğrayacağından korkarım."
Bu ilimden bir kimsenin en az nasibi onu tasdik etmek ve ehil insanlarda bu ilmin bulunabileceğni kabul etmektir. Vehbi ilimleri inkar edenlerin çarptırılacağı en hafif ceza ise bu ilimden hiçbir nasib alamamaktır.Vehbi ilim sıddıkların ve mukarreb zatların ilmidir."
Şeyhi Ekber İbni arabi hazretleri der ki:" Peygamberlik ve velilik ilmi , akıl sınırlarının ötesindedir.Aklın düşünerek bu ilme erişmesi söz konusu değildir.Fakat akıl, özellikle hiçbir hayali şüphenin galip gelemediği aklı selim ancak bu ilmi kabul eder.Bize ancak şeriatın ortaya koyduklarını kabul etmek düşer.Aksi de öyledir. Herd şeye ince eleyip sık dokuyarak bakanlar , devamlı bir tavır üzere olamazlar.Bazen bir meseleden onun tam tersi ni savunmaya geçebilirler"
Mesnevi de şöyledenilmektedir.
Hayal alemi ruhlar alemine göre pek dardır./ Bu yüzden hayallere dalmak , gam ve kederlere sebeb olur.
AKRABALIK
Peygamberler hangi imtihanlara uğramışlarsa aynı neviden derecesine göre Allah dostları da uğrarlar.Bedir savaşında öldürülen müşriklerin cesedlerinin bir kuyuya atılmasını Hz.Peygamber emretmiştir.Efendimiz SAV üç gün sonra kuyunun ağzına gelerek şöyle demeye başlamıştır:"Ey falanca oğlu falanca, ey falanca oğlu falanca, Allah ve Resulünün vad ettikleri şeyleri gerçek olarak buldunuz mu? Çünkü ben Allah'ın vaad ettiğini gerçek olarak bulmuş bulunuyorum.Peygamberin ne kötü akrabalarısınız. Beni siz yalanladınız, başkaları tasdik etti.Siz beni yurdumdan çıkardınız, başkaları barındırdı. Biz benimle savaştınız, başkaları yardım etti?"
Bunun üzerine Hz.Ömer r.a efendimiz sordu:" Ya Rasulallah! bu cansız cesetlerenasıl konuşuyorsun?". Efendimiz BAV şöyle cevap vermiştir: Benim onlara söylediklerimi , siz onlardan daha iyi duyamazsınız".Başka bir rivayette:"Onlar benim dediklerimi duydular, fakat cevap vermeye güçleri yetmiyor?" buyurmuştur.
FİİRAVUN'UN SON NEFESTEKİ İMANI
KENDİ ALEYHİNE FETVA VERMEK
Denilir ki Cebrail a.s ,Firavun'aü iinsan suretinde görünerek şxöyle dedi: Ey Hükümdar. öteki kölelerimin başına geçirdiğim ve kendisine hazinelerimin anahtarını verdiğim bir köle , bana düşmanlık etse, düşmanlarımla dost olup dostlarıma düşman olsa buna ne dersin?"
Firavun bu soruya şöyle cevap verdi: "- Benim böyle bir kölem olsa idi , onu Kızıldeniz'de boğardım".Bunun üzerine Hz.CEbrail, Firavun'a :
"- Bunu bana yazılı olarak verebilirmisin?" dedi.Fgiravun kalem kağıt ve mürekkep getirterek şöyle yazdı:"- Ebül XAbbas Velid.b. Musab der ki:Efendisine karşı çıkıp ona nankörlük eden bir kölenin cezası denizde boğulmaktır".
Firavun boğulmakla yüz yüze gelince Cebrail ona yazısını gösterdi, o da yazıyı tanıdı.Cebrail ona şöyle dedi:" Bu hüküm , kendi aleyhine verdiğin hükümdür"
MANEVİYAT ŞARLATANLARI
Mürşit vefat edince yerini kendisine bıraktığını ifade eden mir çok insan meydana çıkar ve bunu ifade eder.Göremdiği yahut nefsinin kendisine gösterdiğ irüyaları dile getirir.Saf insanlar problemlerini ona söylerler ve o da güya mürşidle irtibatının devam ettiğini ifade ederek "Mürşit şöyle yapmanı söyledi" diyerek güya sır olan bir yönden irtibatının olduğunu ima eder.Saf insan buna kanar .Bir zaman sonra dünyevi ve uhrevi zararları gören kişi pişman olsada vakti boşa geçmiştir. Türbeleri ziyarete gittiğinizde hpadim olan kişiye insanlar dertlerini arz ederler.Hadim ise onlara "Mübareğesoralım bakayım ne diyecek" deyip, o türbede yatan kişi ile iletişiminin devam ettiği hususunu ima ederek saf insanları maddi ve manevi olarak aydatırlar.
6 Şubat 2026 Cuma
ZENGİNLERLE BERABER OTURMAYIN
Bir hadiste buyrulmuştur:" Ölülerle(yani zenginlerle) aynı mecliste bulunmayınız".
Ebüdderda (r.a) ın şöyle dediği rivayet olunmuştur:" Bir kasrın tepesinden düşüp parçalanmam benim için gafil zenginlerle bir mecliste oturmaktan daha sevimlidir.Çünkü onlarla birlikte oturmakla onların halleri insanlara sirayet eder, onlarla beraberliğin tesiri olur."
Karun bütün ihtişamıyla kavminin karşısına çıktığında bazı kimseler :" Keşke şu Karun7a verilenler bize de verilseydi" (Kasas 69) demişler.Bu sebebledir ki zenginlerle ve hükümdar çocuklarıyla beraberlikten sakınmak gerektir.
Hz.Ebubekir r.a şöyle dua edermiş:" Allah'ım ! Bana dünya nimetlerini bol bol ver, ama onlardan el etek çekmemi sağla, dünya nimetlerini kısarak beni onlara imrendirme"
"Ey Rabbimiz onların mallarını yok et"(Yunus 88) şeklindeki Hz.Musa'nın bedduası kabul edildiğinde Firavuna mensup olanların yahut iman etmeyenlerin malları(bütün altın ve gümüş paraları, ceviz,biber, mercimek gibi yiyecekler, eski şekilleri üzere naks ve resmedilmiş taşlara dönüşmüştür.Yumurta ve diğer malları da böyle olmuştur.Bu hz.Musa'nın dokuz mucizesinden birisidir.
İMTİHAN KIYAMETE KADAR SÜRECEKTİR
İmtihan kıyamete kadar sürecektir.İbni arabi der ki:" Bilesin ki bütün ademoğulları cennete girinceye kadar derece derece mutlaka ceza ve acıya çarptırılacaktır.Çünkü berzaha nakledildiklerinde bir acı duyacakları kesindir.Bu acının en aşağı derecesi de Münker ve Nekir'in sorularıdır.Dirildikleri zaman hem kendileri , hemde başkaları için endişelenme acısını mutlaka tadacaklardır.Dünyada tadılan ilk acı , yeni doğan çocuğun rahimden ve rahmin sıcaklığından ayrıldığında hissettiği soğukluktan dolayı acı duyup ağlamasıdır..O anda ölse de dünyadaki iptiladan nasibini almış olur."
5 Şubat 2026 Perşembe
MUTMAİNNE DEN EMMAREYE DÜŞMEK
İnsanın nefsani sıfatları, nefsi mutmainneye çıksa bile bu makamdan nefsi emmareye dönmesinden ve hilesinden emin olunamaz.Nitekim Bel'am ve Bersisa 'nın durumu böyle olmuştur.Nefsin kötü sıfatlarının kalbi huylara dönüşmesi ayrıca dünya ve şehevi isteklerle imtihan edilmek suretiyle de akamete uğrayabilir.ve nefis tekrar emmarelik vasfına geri döner.
Şeyhi ekber İbni Arabi hazretleri Mevakıın nücum isimli eserinde şöyle der:
" Vuslat konusunda iddiacı olan kişinin alameti , nefsin sarhoşluğuna ve boş isteklerine geri dönmesidir.Bu sebebledir ki ,meşayıhın ileri gelenlerinden Ebu Süleyman Darani şöyle der: Vasıl olsalardı geri dönmezlerdi".Vuslattan ancak usulü kaybettikleri için mahrum kalmışlardır.Güzel ahlakla bezenmeyen hakikate ermemiştir.Gerçekten vasıl olanın alameti ise tabiatının özelliklerinden çıkmak , şeriata karşı edepli olmak ve seyrüsüluku nereye varırsa varsın ona uymaktır"
GENÇ GURUP
Yunus suresi 83 ayetinde ; Mucizelerle gelen Hz.Musa tebliğ ile geldiği vakit "yalnızca genç bir guruptan başkası inanmadı" buyrulmuştur.
Zalim iktidarlara karşı "gençlerin" inanma ve tabi olmada etkin olacağı düşünülmelidir.Hz.Musa ,bu gençlerin babalarını imana davet ettiğinde Firavunun işkencesinden korktukları iç in davete icabet etmemişlerdir.
ZALİMLERİN MUSALLAT EDİLMESİNDEKİ HİKMETLER
Firavun uzun seneler İsrailoğullarını kendisine taptırdı.Böyle zalimlerin yeryüzündekilerin başına musallat edilmesindeki hikmet nedir? diye sorulabilir.Bunun hikmeti, yeryüzü halkının cevherini , işledikleri günahların kirinden pasından arındırmaktır.Tabi bu arınmaya istidatları var ise.İstidatları olmadığı takdirde ise bu zalimlerin musallat edilmesini PEŞİN AZAP olarak düşünmek gerekir.
Anlatırlar ki Hz.Ömer (r.a)'a Iraklıların kendi emirlerini taşladıkları haberi gelince , kızgın bir şekilde çıktı , namaz kıldı ve namazda yanlışlık yaptı. Selam verince "Allah'ım onlar benim zihnimi karıştırdılar, sen de onları karıştır.Sakifli çocuğu hemen onların başına getir de onların arasında cahiliyye hükümleri ile hükmetsin, ne iyilerini kabul etsin ne kötülerinin suçunu bağışlasın!" diye beddua etti. Bu hadise Haccac'ın doğumundan önce vuku bulmuştu.Haccac doğup büyüyünce de malum icraatını ortaya koymuştur.
Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:" Kureyş'ten tüm insanların günahı kadar günahı olan Abdullah adlı bir teke çıkıp Mekke'nin hürmetini ayaklar altına alacak".Bazıları bu kişinin Haccac olduğunu söylemiştir.
Araplar birini methetmek istedikleri zaman "koç" derler.Birini de kötülemek isterlerse "teke" derler.Bu sebeble Hz.Peygamber (s.a) boşanan kadını kocasına helal kılanlar için "emanet teke" buyurmuştur.
HAZRET-İ MUSA'NIN MUCİZELERİ
HzMusa'nın mucizeleri dokuz adettir.Bunlar: Asa, bembeyaz el, tufan, çekirge, haşerat,, kurbağa, kan , suret değiştirme ve denizi yarma.
Cenab-ı Hakk, bütün bu mucizelerin kulların güç sınırını aştığına dikkat çekmek için bunları kendisine izafe etmiştir.Yunus Suresi 75 ayetinde "..Musa ve Harun' u mucizelerimizle Feiravn'a ve adamlarına gönderdik.." ifade buyurmuştur.
4 Şubat 2026 Çarşamba
İYİLİK VERİLEN KİŞİLER
Allah Teala'nın kendilerine hem dünyada, hem de ahirette iyilik verdiği özel kişiler vardır.Bu nimetlerden bazıları için ahiret nimetlerini elde etmeye yardımcı bile olur.Nitekim kutsi bir hadiste buyrulmuştur: "Kullarımdan öyleleri vardır ki onlara sadece zenginlik yaraşır.Onları fakir kılsam bu onlara zarar verir"
VELİLİK
Nübüvvet ve risalet Hak Teala'nın bir lüatfu oluh Velilik hususuda bir lütuftur.Kesbi yani çalışarak elde edilecek bir sonuç değildir.Ancak risalette ve velilikte çalışma ve gayret vardır.
Veliliğin ilk mertebesi , görüntü ve Allah'dan başkalarına bağlanma duygusunu yok edip kayıtlardan ve örtülerden kurtulup menzil ve makamları geçerek bazı mertebe ve dereceleri elde etmek suretiyle halktan Hakk'a sefer demek olan birinci seferin son bulmasıdır.
Bir şahıs için sadece yakini bilginin hasıl olması ile o şahıs makam ehline katılmış olmaz.Çünkü , Hak Teala , sadece resmi mahvolan ve ismi yok olanlara tecelli eder.
Veliliğin kemali için bir son yoktur.Seyrü süluk fani olma iradesidir.Çünkü mürid, kendi iradesini şeyhinin iradesinde fani kılan kişidir.Kendi görüşü ile iş yapan ise mürid değildir.
Mesnevi de şöyle demir:
Zamanın peygamberi demek olan velilerden ayrılma/ Kendi hünerine , kendi bilgine pek güvenme. Arslan bile olsan kılavuzsuz yola çıkma:/ Gurura kapılır, kendini görür, yoldan sapıtır, zelil olursun. Aklını başına al, kendine gel de, ancak şeyhin kanatları ile uç./ Uç da şeyhin yardımını gör; manevi ordusunu seyret.
Mümine yakışan en azından Allah'ın velilerini sevmekten geri kalmamaktır.
MÜMİN İÇİN MÜJDE:SALİH RÜYA
VELİLERİN GİZLİ OLMASININ HİKMETİ
Sehl b.Tusteri der ki:" Allah'ın velilerini ancak onlara denk olanlar ya da Allah'ın onlardan kendilerini faydalandırmak istediği kimseler tanıyabilir.Allah onları insanlar tanıyacak kadar tanıtsaydı onlar bu insanların aleyhine bir delil olurdu.Onları tanıdıktan sonra karşı gelenler küfre düşerler, onların emirlerini yerine getirmeyenler de yoldan çıkardı.
Şeyh Ebül Abbas (k.s) şöyle der:" VEliyi tanımak Allah'ı tanımaktan daha zordur.Çünkü Allah Teala , kemali ve cemali ile tanınır.Ama bir mahluk kendisi gibi yiyen , kendisi gibi içen birini nasıl tanıyabilir?Allah dostlarının zahiri şeriat hükümleri ile müzeyyen , batını ise fakr nurlarıyla meşguldür."
VELİLERİN ALAMETİ
Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Velilerin alameti himmetlerinin Allah'la beraber, meşguliyetlerinin Allah' la ve kaçışlarının Allah'a olmasıdır.Sahiplerini müşahadede baki; kendi hallerinde fani olurlar.Böylece velayet nurları onların üzerine yağar da yağar.Kendi nefislerinden hiç hpaberi olmaz, Allah'dan başka bir varlıkta da kararları kalmaz.Onlar birbirlerini sırf Allah için sevenlerdir.
3 Şubat 2026 Salı
ALLAH'IN VELİLERİ
Yunus suresi 62,63,64 ayetleri Allah dostları ile ilgilidir."İyi bil ki Allah'ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir./. Onlar iman edip de takvaya ermiş olanlardır. /. Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır.Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur.İşte bu büyük kurtuluşun kendisidir."
Velilik, Allah'ın sevgilisi, nefislerinin düşmanı olanlara denir.Bu Allah'ı ve kendi nefsini marifet(bilip tanımak) demektir.Allah'ı marifet O'nu muhabbet nazarıyla görmektir.Nefsini marifet ise nefsin halleri ve özellikleüzerindeki perde açıldığında onu düşman nazarı ile görmektir. Nefsi gereği gibi tanıyıp onun Allah7ın da senin de düşmanın olduğunu anladığın, sabırla ve sıkıntılara aldırmadan onu tedavi ettiğin zaman nefsin hile ve tuzaklarından emin olursan. Ona şefkat ve rahmet nazarı ile bakmazsın.
Ayette ifade buyurulan "Allah dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir" kısmını ahirette korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir şeklinde anlamak gerekir. Çünkü Allah7ın velileri dünyada korku ve üzüntü bakımından diğerlerinden çok daha ileridedirler.Dünyevi Bela ve musibetler derecelerine göre artar.Dünyevi belaların en büyüklerine Peygamberler, sonra Veliler muhataptır.Sistem bu şekilde inşa edilmiştir.
Atpazari Osman Fazlı hazretleri buyurmuşlardır ki:" Allah'ın velileri , şeriat ve tarikat mertebesinde kendilerinden kötü amel ve huyların sadır olması, marifet ve hakikat mertebeseinde ise kendilerinden gaflet ve telvinat hallerinin ortaya çıkması konusunda Allah'dan sakınırlardı.Çünkü onlar tabiatlarını şeriat, nefislerini tarikat, kalblerini marifet, ruhlarını ve sırlarını da hakikat yardımı ile ıslah ederlerdi.Şu halde şüphe yok ki onlar Allah dışındaki tüm varlıklardan (masiva) sakınırlar.".
ARKADAŞLIĞIN ŞARTLARINDAN
İnsan kendiliğinden murakabe halini elde etmekten aciz ise, başkasından yardım istemelidir.Çünkü uyuyan herkese bir uyandırıcı, bir hareket ettirici lazımdır. Zira uykunun sonu gelmez; nefis ise tembeldir.Bu sebebledir ki büyükler , kişinin kendinden daha yukarı olanlarla sohbet etmesini arkadaşlığın şartından saymışlardir.
Kalbin öldüğünün alametlerinden birisi , kaçırdığın murakabelere üzülmemen ve yaptığın kusurlu hareketlerden dolayı pişman olymamandır.Çünkü kalbin diri olması hissetmeyi gerektirir. Bunun aksi ise ölülerin özelliğidir.Her masiyet gaflet ve unutmadan kaynaklanır.
Allah dostlarından birisi, Allah'ın sevdiklerinden birini görmeyi çok arzulamış.Ona: "Falanca kasabaya git orada benim bir sevgilim var" denilmiş,Veli, oraya gitmiş ve yanında aslan bulunan bir adamın Allah'ı zikrettiğini görmüş .Adam gaflete düşünce aslan onu ısırıp vücudundan bir parça et koparıyormuş..Veli adama yaklaşıp bu vaziyetini sorunca adam şöyle demiş:
" Allah7ı zikretmekten hiç gafil kalmamayı istedim.GAflete düştüğüm zaman Allah da başıma dünya köpeklerinden birisini musallat ediyor.Gafletim yüzünden başıma bir de ahiret köpeklerinden birini musallat eder diye daima O' nu zikrediyorum"
2 Şubat 2026 Pazartesi
1 Şubat 2026 Pazar
FETVA VERMEK
Ali Belhi'nin kızı babasına boğazına kadar gelen kusmuğun hükmünü sordu.Ali: " Tekrar abdest alman gerektir" dedi.Sonra bir ara Ali rüyasın9da Hz.Peygamber'(a.s) ın kendisine şöyle dediğini gördü:
" Hayır ya Ali. Ağız dolusu oluncaya kadar gerekmez." Bu rüya üzerine Ali şöyle dedi:" Verdiğim bu fetvanın Resulullah (sav) e arz olunduğunu anlayınca kendi kendime bir daha asla fetva vermemeye karar verdim.
ÖLÜM
Kendi iradesi ile ölmek hürlerin, mecburen ölmek ise aşağı seviyelerdekilerin yani ağyarın halidir.Birinci ölüm vuslat/visal ile Hakk'a dönüştür.İkincisi ise ayrılık/firak ile Hakk'a dönüştür.
ALLAH İNSANLARA ZULMETMEZ
Yunus suresi 44 ncü ayetin manasıdır:" Şüphesiz Allah insanlara hiç zulmetmez, fakat insanlar kendi kendilerine zuulmediyorlar"
Cenab-ı Hak kullarına hiçbir konuda zulmetmez, yani onların akıllarını ve hislerini almaz. His ve akıl Cenab-ı Hakk'ın kudretinin ayet ve alametlerini idrak etme vasıtalarıdır.Onları oyun ve eğlencede kullanma. Onlardan elde edilecek menfeat ve faydalar gider, zarardan başkaları olmaz.
Göz O'nun kudretinin ayetlerini görmek içindir./ Kulak hazret'in haberlerini , emirlerini dinlemek içindir./ Hakkı görmeyen ve hak sözü işitmeyen kimse, / Kördür, sağırdır, belki onlardan daha beterdir.
ZAYİ OLAN BEŞ ŞEY
Kisranın veziri Yunan der ki:" Beş şey zayi olmuştur.Çorak araziye yağan yağmur, güneş ışığında yakılan kandil, kör bir adamın yanındaki güzel kadın, hastanın yanındaki güzel yemek, kıymetini bilmeyenler nezdinde akıllı adam.
31 Ocak 2026 Cumartesi
ARİFLERDEN BİRİSİ DER Kİ:
Ariflerden birisi der ki: İman kalbin zahirinde olunca kişi ahireti de sever düyayı da. Bazen Allah ile bazen nefsiyle olur.İiman kalbin içine girdiği zaman ise kul dünyadan soğur, heveslerini terk ederler.Bu mertebeye ulaşmak, ancak ilahi cezbe ve kamil bir mürşidle beraber olma sayesinde de gerçekleşir.
Hafız Şirazi şöyle der:
Ben ankanın esas menziline kendi gayretimle yol almadım.
Bu merhaleyi Süleyman(a.s) 'ın kuşuyla kat ettim.
Bu yolun, şartlarından biri de kendisiyle hemcins olmayanlarla beraber olmaktan kaçınmaktır.Çünkü bu beraberlik çok etkileyicidir. Kaybedenler hep heveslerine ram oldukları ve inkarcılarla beraber bulundukları için kaybetmişlerdir.
HEVA'YA AİT OLAN NEDİR?
28 Ocak 2026 Çarşamba
ALLAH TEALA SANA NASIL DAVRANDI?
Vefatından sonra Cüneyd-i Bağdadi rüyada görülmüş, kendisine :" Allah Teala sana nasıl davrandı?" diye sorulmuş.
Cüneyld'in cevabı:" Bütün o işaretler kayboldu.O ibareler yok oldu. Bütün o görüntüler sona erdi.. Bütün bilgiler yok olup gitti.Bize sadece seher vakti kıldığımız birkaç rekat namazın faydası dokundu."
DÜNYADA NİÇİN HAKKI MÜŞAHEDE EDEMEYİZ
Allah Teala , perdelenmiş değildir.Perdelenmiş olsaydı bu perde kendisini örtmüş olacaktı.Halbu ki O, ne bir yöndedir, ne de bir yerdedir.Bu bakımdan perdelenmiş olan sensin.Şayet Cenab-ı Hak, bizlerden perdeyi kaldırsa ve biz kendisini müşahede etsek , kendilerine tecelli edince cennetliklerin cennet nimetlerini unutup gitmeleri gibi hem bu kevn alemini,. hemde kevnin içindekilerini unutup gideriz.O zaman da şer'i kulluk imkanı elden gider.Bu sebeble ki dünyada Hakk'ı müşahede edemeyiz.Çünkü burası mükellefiyet makamıdır.
NEDEN ALLAH DİYE ZİKREDİYORSUN?
Bir adam Şibli k.s 'a : " Neden "Lailahe illallah" değil de "Allah" diye zikrediyorsun? diye sordu.Şibli :" La ilahe / hiçbir ilah yoktur" derken Hak'tan uzak bir şekilde ruhumun alınmasından korkuyorum" diye cevap verdi.
Yunus suresi 25 nci ayeti :Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir" ayeti ziinidanda olanların azadlığı için gelmiştir.Zindakilere söyle ki gam çekmesinler.
Bu ayetten de anlaşılacağı üzre, dünya bir zindandır.Bir hadiste buyrulmuştur ki :"Güneşin doğduğu hiçbir gün yoktur ki bu günün önünde ve sonunda iki melek insanlarla cinlerden başka tüm varlıkların duyacağı bir şekilde sesleniyor olmasın." Ey insanlar haydi gelin rabbinize ! Allah esenlik yurduna çağırıyor" Yani cennete girecek amellere çağırıyor.
ESSELAM lafzının manası , Allah'ın zatının her türlü kusurdan , sıfatlarının her türlü naksanlıktan . fiillerinin de şer olmaktan uzak olmasıdır.
Kullar hakkında kullanıldığında "Selam" ın manası , kalbinin hileden, kin ve hasedden, organlarının günahlardan ve mahzurlu hareketlerden salim olmasıdır.Selam ve İslam ile ancak dilinden ve elinden müslümanların selamette olduğu kimseler vasıflanabilir.
26 Ocak 2026 Pazartesi
DENİZ YOLCULUĞUNHDA YAPILACAK VİRDLERDEN
Deniz yolculuğunda, gemiyi rüzgarın yürüttüğü düşüncesi yanlış, Allah Tealya'ınn yürüttüğü asıldır.Bu nu idrak zor bir durumdur. Çünkü rüzgar kendi kendine hareket edemez.bilakis onun bir hareket ettiricisi vardır.Kim bir gemiye binerse ve seyir esnasında rüzgara güvenmeyi keserse tevhid-i efalin hakikatına erişmiş olur.Aksi halde gizli şirk içinde kalmış olur.
"Ya Hayy ya Kayyum" denizde yapılacak olan evraddandır.
İMRENİLEN MAKAMLAR:SU ÜSTÜNDE YÜRÜMEK,HAVADA UÇMAK
Tarikat ehlinden su üstünde ve havada yürüyen , kendilerine yeryüzü mesafeleri dürülen bir çok kimse görülmüştür ki sonra onlar ilk hallerine geri çevrilmişlerdir.
İstidrac sahibi de su üzerinde ve havada yürür, yeryüzü ona dürülür fakat Allah katında bir değeri yoktur.Çünkü bu mertebeler , Allah katında övülen makamların neticesinde değil yerilen makamların sonucunda meydana gelmiştir.
Yüce Allah7ın iradesi , bu harikulade fiillerle o kimseye hile yapmak ve bu fiili o kimsenin aleyhine fitne kılmak için bu fiilleri meydana getirmiştir.. O kimse o olağanüstü işlere ,şer'an günah olan o fiillerin kendisini ulaştırdığını zanneder.Günah olan o f iiller olmasa , kendisine geçici olarak gelen bu halin hakikatına vakıf olamayacağını tahayyül eder..Zavallı adam , nefsini şer'i ölçülerle tartmaktan gaf il olmuştur.
Allah Teala'dan bizi, kötü ameli kendisine süslenip de onu güzel gören ve bu fiiline devam eden kimselerden eylememesini dileriz.
Hafız (k.s) şöyle der:
Ey Zahid, sakın gayret oyunundan emin olma
İbadethanenden mecusi tapınağı çokda uzakta değil.
Mesnevi de şööyle denilir:
Aslana sığınırsan kebabın eksik olmaz/Ey tilki , leşe doğru az koş
Bir pir ele geçirdin mi hemen teslim ol/ Musa gibi Hızır'ın hükmüne girip yürü.
25 Ocak 2026 Pazar
HAZRET-İ KURAN/FERMAN KİMDEN?
Zalim bir kumandan vardı. Adamlarıyla birlikte büyük meşayihten birisinin evine indi.Hane sahibi şeyh:" Benim elimde ferman var.Benim evime inme" dedi.Kumandan ona : " Ferman getir" dedi.Şeyh evine gitti ve mushaf'ı getirdi. Kumandanın önüne koydu ve açtı:"Ey İman edenler! Kendi evinizden başka evlere , geldiğinizi farkettirip (izin alıp) ev halkına selam vermedikçe girmeyin"(Nur suresi 27) ayeti rast geldi.
Kumandan :" Ben padişahın fermanına sahip olduğunu zannettim" dedi.mushafa iltifat etmedi ve şeyhin hanesine indi.. O gece zalimi kulunç tuttu ve helak oldu.
Bu kıssada Hz.Kur'an ın diğer mucizeler gibi olmadığına işaret vardır.Kim onu reddeder ve hakir görürse en şiddetli şekilde Allah7ın gazabına hedef olur. Nitekim onu kabul eden, şeklen onu yüksekte tutan, abdestli olarak dokunan ve benzeri şekilde tazim gösteren, manen de onun muhtevasıyla amel eden ve ahlakı ile ahlaklanan kimse, Allah tarafından her arzusuna nail olur.