23 Mart 2026 Pazartesi

HAKTEALA'NIN SİTEMİ

 Tevrat'ta varid olduğuna göre Allah Teala şöyle demiştir: "Ey kulum, benden utanmazmısın? Yolda yürürken sana kardeşinden bir mektup geldiğnde mektubu okumak için yolun keniranı çekilir , onun için oturursun. Mektubu okur , hiçbir şeyi kaçırmamak için harf harf üzerinde düşünürsün. İşte bu da benim kitabım, Onu sana indirdim. O kitaba bak! O kitapta senin için nice sözleri açıkladım enine boyuna düşünesin diye ne kadar tekrar ettim. Sen ise ondan yüz çeviriyorsun. Yoksa ben senin bazı arkadaşlarından daha mı değersizim? Ey kulum! bazı arkadaşların sana oturmaya geliyor da sen onlara bütün her şeyinle şöneliyor, sözlerine bütün kalbinle kulak veriyorsun. Eğer bir kimse konuşsa veya seni onun sözünü dinlemekten alıkoysa ona sus diye imada bulunuyorsun.İşte ben sana yöneliyor  ve sana konuşuyorum. Sen ise kalbinle benden yüz çeviriyor, uzaklaşıyorsun. Yoksa sen beni bazı arkadaşlarından daha değersiz mi sayıyorsun?

(İhya da böyle geçer)

22 Mart 2026 Pazar

MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU 9


 

BİR KİMSENİN ÖLDÜRÜLMESİ İÇİN ÜÇ MEŞRU NEDEN

Bir  kimsenin öldürülmesini meşru kılan üç sebeb vardır.: İman ettikten sonra küfre dönmek,  evlendikten sonra zina yapmak ve kasıtlı olarak suçsuz bir kimseyi öldürmek. 

" Haklı bir sebeb olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın"(İsra 33)

21 Mart 2026 Cumartesi

DEĞİŞTİRİLMESİ GEREKEN ON KÖTÜ HASLET

 İcra suresinin 31 ila 39 ayetin sonuna kadar  olan on ayette kınanmış on kötü huyun on iyi huyla değiştirilmesine işaret buyrulmuştur.Kınanan on kötü hasletin:

BİRİNCİSİ, cimrilik

İKİNCİSİ  uzun emeldir.

"Geçim endişesi ile çocuklarınızın canına kıymayın" ayetinde bu iki hasletkınınmıştır.Çünkü cimrilik ve uzun emel cahiliye araplarını çocuklarını öldürmeye sevk etmişti.Allah "biz onların da sizin de rızkınızı veririz" buyurarak onlara bu kötü  hesletlerin cömertlik ve tevekküle dönüştürmeleri gerektiğini gösterdi.

ÜÇÜNCÜSÜ şehvet olup "zinaya yaklaşmayın" emri ile şehveti nikah altında iffete dönüştürülmesini emretmiştir. 

Dördüncüsü, haklı bir sebeb olmaksızın bir insanı öldürmeyin

Beşincisi : Yetim malına rüşdüne erişinceye kadar ,ancak en güzel bir niyetle yaklaşın

Altıncısı : verdiğiniz söze riayet edin

Yedincisi : Ölçtüğünüz vakit tastamam ölçün ve doğru terazi ile tartın

Sekizincisi : Bilmediğiniz şeyin arkasına düşmeyin 

Dokuzuncusu Yeryüzünde böbürlenerek yürümeyin

ZENGİNLİK,FAKİRLİK,SIHHAT VE HASTALIK

 Enes ra dan rivayet edilen bir kutsi hadiste buyurulmuştur:

"Benim mümin kullarımdan öyle kimseler vardır ki onun imanına ancak zenginlik uuygundur.Şayet onu fakirleştirsem fakirlik onun imanını bozar.Benim öyle mümin kullarım vardır ki imanına ancak fakirlik uygundur.Şayet onu zenginleştirsem zenginlik onun imanını bozar.Benim öyle mümin kullarım vardır ki imanını ancak sıhhat düzgün tutar.Ona hastalık verdiğimde bu durum onun imanını bozar.Yine benim öyle mümin kullarım vardır ki imanını ancak hastalık düzgün tutar.Onu iyileştirsem imanını bozar.Ben kullarımın işlerini onların kalblerindekini bilerek düzenlerim.Şüphesiz ki Ben en iyi bilenim ve herşeyden haberdar olanım" 

Allah zenginde kılar f    akir de.Bazen bolca verir, bazen de kısar.Şayet Allah insanların tamamını zengin yapsa idi azgınlaşır, yoldan çıkarlardı.Bütün insanları fakir ve muhtaç kılsa idi o zaman da Allah7ı unutur ve helak olurlardı.

Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur:"Beş şeyden önce amellerde acele ediniz.Azdıran zenginlikten , unutturan fakirlikten, aklı götüren yaşlılıktan, ifsad eden hastalıktan  ve ani ölümden"

Üveys Karani  hazretleri her sabah ve akşam evinde olan fazla yiyecek  ve giyecekleri sadaka olarak verir ve şeyle dua ederdi:" Allah"ım! Açlıktan bir kimse ölürse beni onun yüzünden muaheze etme, kınama.Çıplak olarak bir kimse ölürse ondan dolayı beni kınama!"  

20 Mart 2026 Cuma

BABAYI PEYGAMBERE ŞİKAYET

 Bir kimse Resulullah7a gelip babasını  ve kendi malını aldığını şiikayet etti.Hz.Peygamber sav o kimseyi çağırdı.Bir de gördü ki asasına dayanarak yürüyen yaşlı bir ihtiyar.Hz.Peygamber yaşlı adama niçin oğlunun malını aldığını sordu. O da: "O zayıfken ben güçlü,kuvvetliydim.O fakirken ben zengindim.Ben o zaman malımdan hiçbir şeyi ondan esirgemiyordum.Bu gün ise ben güüçsüzüm o güçlü,ben fakirim o zengin,malını benden esirgiyor cimrilik yapıyor. dedi.Bunun üzerine Hz.Peygamber ağladıve "Bunu taş toprak duysa ağlardı" dedi. Sonra çocuğa dönüp Sen ve malın babana aidsiniz" BUYURDU.

BİR ÜLKENİN HELAKININ SEBEBİ

 Ayet gayet açıktır.Bir ülkeyi helak etmek istediğimizde , o ülkenin zenginlik sebebiyle şımarmış elabaşlarına (iyilikleri) emrederiz; buna rağmen onlar kötülük işlerler.Böylece o ülke , helaka müstahak olur; bizde orayı darmadağınık ederiz"(İSRA 16)

KİTABINI OKU

 iSRA SURESİ 14 AYET: "Kitabını oku! , bugün nefsin sana hesapçı olarak yeter(denilir)"

bir baba oğluna : " Bugün insanlara ne söylersen , onlardan ne işitirsen ve ne iş yaparsan bana söyle.Yapıp ettiklerini  ve bana yapamadıklarını arz et" Oğlu akşam namazına kadar bir günde bütün ettiklerini  babasına arz etti.Ertesi gün baba oğluna yine o gün ettiklerini sordu. Oğlu: " Babacığım , başka zahmetli ve meşakkatli işleri emret, razıyım.Yeter ki her gün bana ne yapıp ettiğimi sormaktan vazgeç.Ben buna güç yetiremiyorum" dedi, Babası : " Ben seni bu işe mecbur ettim ki uyanasın, akıllı olasın ve hesap yerinden gafil olmayasın. Mademki bir günlük hesabı bile babana vermeye gücün yok. ömrünün tamamının hesabını HakTeala'ya nasıl vereceksin?"

ACELECİLİK

 Araplar aceleye "bütün nedametlerin" anasıdır derler. İisra suresi 11 ayet: " İinsan hayrı istediği kadar şerri de ister. İnsan pek acelecidir" buyrulmuştur. İnsan öfkelendiği vaki tşer ve lanetle kendisinin, ailesinin ,hizmetçilerinin ve malının helak olması için Allah7a dua eder.

Şayet hayırla edilen duanın kabul edildiği gibi , lanetle edilen dua kabul edilse idi helak olurdu.,İnsan aklına gelenin peşine düşer sonucu düşünmez.

Hz.Adem , çocuklarına demiştir ki: " Yapmak istediğiniz her iş içi nbir zaman durun.Şüphesiz ben bir an durup düşünse idim , başıma gelenler gelmez idi".

Köpek önüne atılan şeyi burnu ile koklar.İnsan aklı ile koklamalıdır. 

19 Mart 2026 Perşembe

BORÇ VERMEK/SADAKA VERMEK

 Efendimiz SAV buyurmuştur:"Semaya çıkarıldığım gece cennetin kapısında şöyle yazılmış gördüm:"Sadaka on katı ile mükafatlandırılır.Karz(borç vermek) onsekiz katı ile mukabele görür." Cebrail'e " Borç vermek , neden sadakadan efdaldir? " dedim."Çünkü dilenen kimse, yanında bir şey olduğu halde de ister.Borç isteyen sadece ihtiyacından dolayı ister" dedi. 

18 Mart 2026 Çarşamba

VAV LARDAN SAKININ

"Vavlardan sakının" denilmiştir.Yani ilk harfi vav olan velayet(velilik), vezaret (vezirlik) vasıyyet,vekalet ve vedia(emanet) kelimelerinin delalet ettiği yükümlülüklerden sakının 

PAZARTESİ GÜNÜ

 Efendimiz SAV in doğumu, peygamber oluşu, miracı, hicret için Mekke'den çıkışı,Medine ye girişi ,ve irtihal günü Pazartesi günüdür.Bunun sırrı şu olabilir: Pazartesi günü feyyaziyetin  kaynağı olan , varlık mertebelerinden ikinci taayüne işaret eder.

DAVET ETME USULLERİ

 Şeyh Semerkandi ks.tefsirinde  der ki:Nahl suresi 125 ayetinde :"(Raüsulüm) Sen, Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O , hidayete erenleri de çok iyi bilir. "Bu ayette Hakk'a davet edilen kişilerin üç gurup  olduğuna delil vardır.Çünkü hikmetle Allah7a davet edilen kişiler , havas ehlidir. Öğütle davet edilenler , avamdır. Mücadele ve münakaşa ile davet edilenler,cidal ehlidir.Onlar akıl ve zeka ile diğer insanlardan ayrılmış olsalar da inat, taassub,ısrar ve hakkı anlamaktan kendilerini alıkoyan helak eden sapık birini taklit etmek gibi kötü sıfatlarla kirlenmiş nakıs kimselerdir. Çünkünakıs akıllılık , insan için eblehlikten daha şerlidir. Cennet ehlinin çoğunun iyi niyetli saf kimselerden olduğunu işitmedin mi? Şu halde bu davet usullerinden her birini kendisine uygun olan kimselerde kullanmak gerekir.Çünkü avam hikmetle davet edilse hiç fayda vermez.Çünkü anmayışlarının kötülüğünden  ve kavrayışlarının olmamasından ötürü onu anlamazlar.

Anlayışı eğri olanların önünde hikmetten nükte söylemek

Cevherlerden bir nicesini eşeğin önüne dökmekten ibarettir.

Hikmet ehli de mücadele ile davet edilse onlar bundan, koca adamın kendisine bebekmiş gibi süt verilmesinden nefret ettiği gibi nefret ederler.

Nasihat etmek tenhada olmalıdır.Toplum içinde bir adama nasihat etmek azarlamakla eş değerlidir.   


NASİHAT

Bir adam Şeyh Ebu Muhammed Abdüsselam b.Meşiş ks. ageldi ve dedi ki :"Efendim ! Beni bir takım vazife ve evrad ile görevlendir." Şeyh buna kızdı ve dedi ki:

"-Ben bir peygamber miyim ki vecibeler koyayım.Kişinin yapmakla mükellef olduğu farzlar malum, günahlarda meşhurdur.Farzları muhafaza ve günahları terk et.Kalbini, dünyayı istemekten koru.Bunlardan öte sana taksim olunana kanaat et. Razı olduğun bir şeykarşına çıkarsa Allah7a şükret.İstemediğin bir şey karşına çıkarsa ona da sabret." 

HAK TEALA'NIN KEREMİ,

 Efendimiz SAV buyurmuştur: "Bir adam iflastan dolayı şaşkına döner.Allah: "Ey kulum! Falan kişiyi veya falanca arifi tanırmısın?" buyurur. O da"Evet" der. Bunun üzerine Allah "Git, seni ona havale ettim" buyurur.

Şeyh Bahauddin den nakledilir.Beyazid Bestami hazretlerinin hizmetcisi Mağribli idi.Onun yanında münker ve nekir meleklerinin sualinden bir bahis geçti .Mağribli: "Vallahi! onhlar sorunca ben söylerim" dedi. Orada hazır bulunanlar ona"Bunu kim bilecik?" dediler .O da " Ben ölünce kabrimin başına oturun  ve beni dinleyin" diye karşılık verdi.Mağribli vefat edince kabrinin başına gelip oturdular.Meleklerin sorgusunu ve onun cevabını işittiler.O, münker ve nekir'e : "Ebu Yezid'in kürkü boynumda olduğu halde bana soru mu soruyorsunuz?" diy cevap veriyordu. Orada duran insanlar bunu duyunca kalktılar ve gittiler.

KİM NEYDEN DOLAYI TEVBE ETMELİDİR

 AVAM'ın tevbesi günahlarda

HAVASS'ın tevbesi zelle ve gafletlerden,

BÜYÜKLERİN  tevbesi iyilikleri görmek ve taatlara iltifat ederek gözünde büyütmektendir, yoksa onları terk etmekten değildir.Kul kötülükten dönüp amelini düzeltirse, Allah da onun durumunu düzeltir.Amellerin en efdali , nefs ve hevaya muhalefet ve La ilahe illallah zikridir.

CEZA AMEL CİNSİNDEN OLABİLİR

 Nahl suresinde 112 ayetinde "Allah (ibret için) bir ülkeyi örnek verdi..." diye başlar bu ülke Yenbu ile Mısır arasında bulunan Eyle isimli şehirdir.Bu ülkenin huzurlu güvenli ve nimetlerinin bolluğu zikredilir.Bu kadar nimete karşı bu memleket halkının ekmek ile temizlik yaptığı belirtilmiştir.Nimete karşı yapılan bu nankörlük üzerine Hak teala oraya kıtlık ve korku verdi. O kadar ki kendi çıkardıkları pisliklerini yediler

ALLAH'IN AYETLERİ

 Peygamberler,Veliler,Salih kimseler Hak Teala'nın ayetleridir.Bunları yalanlamak,Hakk'ı inkardır.Bunlara zulmetmek,Hakk'a isyandır.Bunlar,avamı nas insanlar için Hak Teala'nın nimetleridir.Çünkü Hakteala'yı bunlar bize anlatmaktadır.Bu nedenle bu nimetlere karşı nankörlük etmek o toplumu açlık ve korku sıkıntısına müptela ettirir.

KILIÇ ŞEHİDLERİ

 Ömer b.Farıdk.s Allah dostlarından birinin cenazesinde bulunmuştu.O der ki: Cenaze namazı kıldığımızda gök yeşil kuşlarla doldu.Sonra büyük bir kuş geldi , onu yuttu sonra  da uçtu.Bu olaya hayret ettim.Gökden inip namazda hazır bulunan bir adam bana şöyle dedi.'Hayret etme .Çünkü şehitlerin ruhları cennetteotlayan yeşil kuşların kursaklarındadır. İşte onlar kılıç şehitleridir.

Muhabbet şehitlerine gelince onlarında cesetleri ruhları haline gelmiştir.Çünkü latif ruhların eserleri cesetlere sirayet eder.Böylece cesetlerde letafet meydana gelir. Bundan dolayı kamil kimselerin cesetleri çürümez.

EN EFDAL CİHAD

 Efendimiz SAV buyurmuştur: "En efdal cihad , zalim sultan karşısında hpak sözü söylemektir" Bunun en efdal cihad sayılmasının sebebi şudur: Düşmanla savaşan kişi korku ve ümit arasında gider gelir, galib gelip gelmeyeceğini bilemez.Sulta ve güç sahibinin elinde ise mağlub durumdadır.Dolayısıyla onn karşısında hakkı söyleyip ona iyiliği emredince kendisini helaka maruz bırakmıştır.İşte bu durumda canından olma korkusunun daha üstün olması sebebiyle en efdal cihad olmuştur.

KUR'AN ŞİFADIR

 Allah Teala tayyib/temizdir.Kur'an kalblerin hastalığının kendisiyle tedavi edildiği bir devadır."O, gönüldekiler için şifadır"(Yunus 57). Kalbleri hasta olan kişiler onunla deva bulur.Nasılki tabib,hastanın durumuna göre ilaçlar terkip edip tedavi ederse Allah Teala'da bir ayeti nesh edip yeni bir ayet indirmekle kullarının kalblerindeki marazları tedavi eder. 

17 Mart 2026 Salı

ŞEYTANIN HAKİMİYETİ

 Nahl suresi 100 ncü ayet:Onun hakimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve Allah'a ortak koşanlaradır" hükmünü belirtir.Şeytanın tasallutu ve galebesi ancak kendisine icabete davetledir; yoksa icbar ve zorlama ile tasallutu söz konusu değildir.bu nedenle İbrahim suresi 22 ayetinde: "Benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Sadece sizi (küfür ve isyana) davet ettim. Siz de benim davetime koştunuz" buyrulmaktadır.

Nahl suresi 99 ayetinde açıkca:"Gerçek şu ki,:İman edip de yalnız Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun(şeytanın) bir hakimiyeti yoktur"buyrulmuştur. 




SALİH AMEL

 Salih amel, heva ve riya karışmayan , yalnızca Allah'ın rızası gözetilen her çeşit ameldir. Heva ve riya arasında şu fark vardır:Heva nefisle, riiya insanla ilgilidir. 

MOLLA CAMİ

 Mescidlerde ve tekkelerde çok dolaştım/ Çok şeyh  ve müridin ayağını öptüm.

Ne bir saat kendi varlığımdan kurtuldum/ Ne de bir kimseyi kendi enaniyetinden kurtulmuş gördüm.

MÜSLÜMAN OLARAK ÖLMEK İÇİN

 Bir hakime sormuşlar:Ne yapayım ki müslüman olarak öleyim? cevap vermiş: Allah'a itaate, halka nasihata, nefse muhalefete, şeytana düşmanlığa, dinde vefaya devam et,

HACERÜL ESVED

 "aNLAŞMA YAPTIĞINIZ ZAMAN , aLLAH7IN AHDİNİ YERİNE GETİRİN"Nahl suresi 91 ayetidir.Ayette belirtilen Allah'ın ahdi; Peygamber sav e İslam üzere beyattır."Muhakkak ki sana beyat edenler ancak Allah'a beyat etmektedirler"(Fetih 10) ayetinde buyrulduğu gibi bu beyat , aslında Allah Teala'ya beyattır.Resulullah efendimiz fani ve Allah ile bakidir.Bir hadiste buyrulmuştur: "Hacerül esved yeryüzünde Allah'ın sağ elidir(yeminidir). Kim Allah Resulüne beyata erişemez ise ve hacerül esvedi mesh ederse Allah ve Rasulüne beyat etmiş olur"

16 Mart 2026 Pazartesi

İSA PEYGAMBERİN ŞÜKRE ÇAĞIRMA ŞEKLİ

 Hz.İsaa a.s bir zengine uğradı.Elinden tutup onu bir fakire götürdü ve şöyle dedi: " Bu, senin islamda kardeşindir. Allah sana genişlik vererek üstün kılmıştır. Bundan dolayı Allah'a şükret." Sonra fakirin elini tutup onu bir hastaya götürdü ve şöyle dedi: " Sen fakir olsan da hasta değilsin. Hem fakir hem hasta olsan ne yapardın?.O halde Allah7a şükret." Sonra hastayı bir kafire götürdü ve şöyle dedi: " Hem fakir, hem hasta hem kafir olsan o zaman ne yapardın? O halde Allah'a şükret" Böylece müşahade yoluyla hallerini birbirlerine göstererek şükre çağırdı.

SÜLUKUN ŞARTLARI

 Süluk için bazı şartlar söylenmiştir:Zaman,mekan,ihvan..Zaman vemekanın mutlaka fetretten(gevşeklik veren bir aradan) uzak olması gerekir.İhvan ise salikin ihtiyaçlarnı karşılayarak , onun başka şeylerle meşguliyetini azaltır.

TEFEKKÜR ÇEŞİTLERİ VE ONLARDAN MEYDANA GELENLER

Muhammed b.Abdullah'tan rivayete göre o şöyle demiştir:Tefekkür beş türlüdür: Allah'ın ayetlerini tefekkür ki ondan marifet meydana gelir. Allah'ın nimeterini tefekkür ki ondan muhabbet meydana gelir.Allah7ın vaadini ve sevabını tefekkür ki ondan rağbet meydana gelir. Allah7ın98 tehdidini ve cezasını tefekkür ki ondan korku(rehbet) maydana gelir. Allah'ın ihsanı karşısında neislerin cefasını tefekkür ki ondan haya ve pişmanlık meydana gelir.  

15 Mart 2026 Pazar

İNSANA VERİLENLER

 Nahl suresi 78 ayetinde buyrulur: "Biz, hiçbirşey bilmezken Allah, sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar, gözler ve kalpler verdi"

Yaratılan canlılara verildiği gibi bedenlerimiz için kulak,göz,kalp verilmiş olup onlarla canlıların işittiği, gördüğü ve anladığı şeyleri işitesiniz göresiniz, ve anlıyasınız.Yine ruhlarınız için size kendileriyle meleklerin işittiğini işiteceğiniz kulak, meleklerin gördüğünü göereceğiniz göz, meleklerin anladıklarını anlayacağınız kalb verdi. Yine sırlarınız için , Allah ile işiteceğiniz kulak, Allah ile göreceğinhiz göz, ve Allah ile bilip tanıyacağınız kalb(fuad) verdi.

Allah7ın nimetlerinin şükrününedası , bu nimetleri Allah'ı talebde kullanmak ve sarf etmek, nimetlere iltifatı terk ederek münime(nimeti verene)yönelmektir.

ALLAH'IN ESİRLERİ:DOKSAN YAŞ

 Bir hadiste buyrulmuştur: "Kişi seksen yaşına ulaşınca iyilikleri yerinde sabit kılınır ve kötülükleri silinir. Doksan yaşına ulaşınca Allah geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar.Yeryüzünde Allah7ın esiri,kıyamet gününde de ev halkın aşefaatçı olur" 


MEYVELER

 Bedenin meyveleri salih amellerdir.Nefislerin meyveleri ,riyazatlar,mücahedeler ve hevaya muhalefettir.Kalblerin meyveleri dünyayı terk , ukbayı taleb ve Mevla'ya yönelmektir.Sıralrın meyveleri ,Hakk'ın şahidrleri , gayblere muttali olmak ve Allah'a yaklaşmaktır.İşte bütün bunlar ruuhların gıdalarıdır.Alla hTeala arıya "Meyvelerin her birinden ye" buyurduğu  saliklere de benzerini ;" Tayyib (helal) rızıklardan yiyin ve salih ameller işleyin"(müminun 51) buyurmuştur.

ALLAH'IN SÜNNETİNİN İCRA ŞEKİLLERİ

 Kuşeyri hazretleri  der ki: "Allah sünnetini her değerli şeyi değersiz ,hakir şeyde gizlemek suretiyle icra etmiştir.İpeği, hayvanların en güçsüzü  ve küçüklerinden olan ipek böceğine koymuştur.Balı, uçan hayvanların en zayıfı olan arıda, İnciyi deniz hayvanlarının en vahşisi olan sedef  denilen hayvanda yaratmıştır.Altın,gümüş,firuzeyi taşa kaymoştur.İşte bunun gibi marifet ve muhabbeti de müminlerin kalbine yerleştirmiştir.Onlardan hata eden, asi olan, durumu bilinen ve bilinmeyenler vardır.

BAL HİKMETLERİ

 Bal yiyeceğinin birçok ismi vardır.Mesela "Hafızul Emin" bunlardan biridir. Çünkü o kendisine konulanı muhafaza eder.Ölüyü devamlı olarak, eti üç ay, meyveyi altı ay bozulmaktan korur.Çabuk bozulan şeyler balın içine konulursa kalma müddeti uzar

ŞAKİK BELHI:İHLAS NEDİR?

 Şakik Belhi'ye ihlasın ne olduğu sorulunca hazret: " Sütü nfışkı ve kandan ayrılması gibi amelin kusurlardan arındırılmasıdır" Eğr riya fışkısı ve heva kanı karışırsa ihlasdan uzak olur ve makbul olmaz.

KUR'AN'A BAĞLANMAK

Sehl b.Abdullah  der ki: " Kuran'a sarılmadıkça hiçbir kimse Allah'a bağlanamaz. Allah Resulüne bağlanmadıkça da Kur'an a bağlanamaz. İslamın temel prensiplerini yerine getirmedikce de Allah Rasulüne bağlanamaz" 
Kur'an 'ın ahkamını açıklama görevi bütün insanlara , hakikatlarını açıkalmak görevi ise havassa aiddir.Bu asaleten ve müstakil olarak Resulullah'a sav., ikinci derecceden  ve tabi olarak nesilden nesile O'nun varislerine aiddir.Zahir alimleri , insanların aralarında meydana gelen zahir ihtilafları açık beyanla çözerler. Hal sahibi bütün alimler ise onların iç ihtilafını sahih keşifle çözüme kavuştururlar.Her birinin kendisine başvuranı boş döndürmeyenkendilerine aid meşrebleri vardır.Onlar dinin direkleri ve müslümanların sultanlarıdır.

BİR KIYAMET SAHNESİ

 Büyüklerden birisinden nakledilir kio zenginlerden birisine şöyle dedi: Allah kıyamet gününde :" Sultanlara ve yardımcılarına verdikleriniz şeyleri getirin" diye emredince , hayvanlar,elbiseler ve bir çok kıymetli eşya getirilirken ; " Benim rızam için verilenleri getirin" diye ferman buyurunca , ekmek parçası, yırtık elbiseler ve kıymetsiz eşyalar getirildiğinde senin halin nice olur? Sen böyle bir durumla karşı karşıya gelmekten utanmazmısın?!" Daha sonra şu ayeti okudu: " Kendilerinin hoşlarına gitmeyen şeyleri Allah'a isnad eriyorlar..."(Nahl 62)

KIZ ÇOCUKLARI

 Cahiliye devrine muhalefet kastıyla insan kız çocuklarıyla övünmelidir.Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur: "İlk doğan çocuğun kız olması kadının bereketindendir.

Allah Teala'nın: "Allah dilediğine kız çocukları, dilediğine de erkek çocukları bahşeder(Şura49)ayetinde  "kız çocukları" önce anılmıştır.

Yine bir hadis-i şerifde: " kime kız çocuğu verilir; onlarla imtihan edilir de onlara iyi bakarsa , bu kızlar o kişi için cehennem ateşine bir siper olur".

Efendimiz sav buyurmuştur: " Allah'dan bana meşakkatsiz bir çocuk ihsan etmesini istedim. O da beni kız evlatlarıyla rızıklandırdı." Yine şöyle buyurmuştur:; " Kız evlatlarını hor görmeyin! Çünkü ben de kızlar babasıyım."

SIKINTIYI GİDEREN ALLAH'DIR

 Sıkıntıyı gideren ancak Allah Teala'dır.Her kim müsebbibden değil de sebebden sıkıntısının giderilmesini isterse şirk olur.Senin bir ihtiyacını padişahın bir vekili yerine getirse , sen her ne kadar vekile teşekkür etsen de aslında duan sultan içindir.Çünkü onu göreve o tayin etmiştir.Dolayısıyla ihtiyacın aslında sultan tarafından görülmüş demektir.Çünkü sultanın fiili sebeblerle değil, sebbler perdesinin arkasından olur.

HİKMET NEDİR?

 HİKMET NEDİR?

Hikmet çoğu zaman bilgi ile karıştırılır. Oysa bilgi ile hikmet aynı şey değildir.Bilgi öğrenilebilir.Ama hikmet yaşanarak kazanılır.

Bilgi zihinde bulunur.Hikmet kalpte yer eder.

Bilgi konuşur.Hikmet gerektiğinde susmayı bilir.

Bilgi tartışır.Hikmet ölçü koyar.

İslam düşüncesinde hikmet,doğruyu doğru yerde ve doğru zamanda yapabilme becerisidir.

Kur’an bu yüzden şöyle buyurur:

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.”
(Nahl, 125)

Demek ki hakikat bile hikmetsiz anlatılırsa kalbe ulaşmaz.

İMANI YENİLEMEK

 Allah Teala müminlere imanı emretmiştir.Yani kalbin iman ile olan bağının tazelenmesini ve yenilenmesini emretmiştir.Nitekim bir hadiste buyrulmuştur: ""La ilahe illallah" sözü ile imanınızı tazeleyiniz".

Büyüklerden birisi demiştir ki:Bu tecdid(yenileme) hadisi ile imanı neskime kabul etitği anlaşıldı.Bu da muhabbetin kaybolmasıla olur.Onu yenilemek tevhid ile olur.

Kelimeyi tevhid , nefy ve ispattan meydana gelmiştir.Muvahhid, mabudunun dışındakileri nefy etmekle ve maksudunu ispatla müşahedenin kemaline ulaşır.Bu da ancak telkın nuruyla ve sadıkların yanında bulunmakla olur. Nitekim Alla hTeala "Sadıklarla beraber olun"(Tevbe 119) buyurmuştur.Buradaki beraberlik ya suri/şeklidir.Bu da sıdk ehli ile beraber olmaya devamla ve onlarla oturup kalkmakladır.Ya de manevidir.O dasırları edinmekle ve manevi münasebeti tahsil ile olur.Bunun için mutlaka sadıklardan biriyle rabıta halinde olmak gerekir.

Dini beyan edip açıklamak, davet ve irşad ehlinin hakkıdır.Onlara düşen açıkca tebliğ ve kulları davet ettiğişeylerin gereğinceamel etmektir.Çünkü,Resulü Ekrem sav tarafından gelenleri kabul etmekten başka bir görevleri yoktur.Bunu kabulden sonra müşkil konularda O'na veya O'nun kamil varislerinden birine başvurarakbilmediklerini öğrenirler. İlim ve amelin kemaline erişirler.Kur'anın nüzulunden maksadı elde ederler.

TEVEKKÜL

 Allah'a tevekkül eden ve tamamen O'na bağlanan kimsenin her meşakkatine Allah kafi gelir.Kim de dünyaya ve onun ehline bağlanırsa onun işi tamam olmaz.Çünkü Allah dilemedikce dünya ehli ona ne bir fayda ve ne de bir hayr sağlayabilir.

Ebu Said Harraz der ki: Mekke de üç gün ikamet ettik ve bir şey yemedik.Yanımızda kuru otla örtülü deriden yapılmış bir su kabı olan bir fakir var idi. Bazen onu beyaz bir ekmek yer iken görür idim.Ona: " Biz senin misafirin olacağız" dedim. O da "Elbette" dedi. Yatsı vakti olunca elini bir direğe dokundurdu ve bana iki dirhem uzattı. Biz onunla ekmek aldık.Ona: "Bu dereceye nasıl ulaştın? diey sordum.Dedi ki: " Ey Ebu Said! Tek bir harfle mahlukatın değerini kalbinden çıkar ve ihtiyacına ulaşırsın.

14 Mart 2026 Cumartesi

HANGİSİ TERCİHE ŞAYANDIR?

 "Taat mi yoksa muhaletefi terk etmek mi? Hangisi tercihe daha şayandır?"  diye sorulsa şöyle cevap verilir: "Hindlilerin yaptığı gibi perhiz çoğu kez ilaçlarla tedaviden daha tesirlidir.Çünkü onlar hastalarına günlerce yemeği terk ettirmek suretiyle tedavi yöntemine başvururlar.

Ebul Kasım der ki: " Ahireti, cömertlik ve başkalarını kendine tercihp ederek vererek(isar) aramayın.Muhalefeti terk ve yasaklardan tamamen el çekmekle taleb edin"

Bu zamanın abidleri , muhalif amellere batmış oldukları halde yapabildikleri bütün taatleri yapmaktadırlar.Çünkü terk edilmesi gerekli şeyleri önemsemezler.Halbuki onlar sadece farz ve vacibleri yerine getirip rezillikleri ve muhalif davranışlardan geri dursalar kendileri için daha hayırlı olurdu.

Sahabe efendilerimiz, Cenab-ı Peygamber sav den hangi amel daha sevaplıdır diye sormazlar, nefsin hilelerini , amellere sirayet eden kötü huyları sorarlardı.

KULLUK

 Kulluk , iradeyi kendi isteğiyle terk etmektir.Çünkü kulların kendilerine aid iradeleri yoktur.

Hikaye edilir ki:İbrahim b.Ethem bir köle satın aldı.Ona:"- Ne yersin" dedi. O da:"-Bana ne yedirirsen(onu yerim)" dedi.İbrahim :"-Ne iş yaparsın?" deyince Köle:"-Beni ne işte kullanırsan (onu yarım)" cevabını verdi.Yine :"-Hangi şeyi yapmak istersin?" diye sorunca köle cevap verdi: "- Efendisinin isteği yanında kölenin isteği nerede kalır?"dedi.

Sonra İbrahim Ethem kendi nefsine  şöyle dedi:

"- Ey miskin! Şu kölenin sana şöylece teslim olduğu gibi,sen ömründe bir saat bile Allah'a teslim olmadın."

EDEBE UYGUN OLAN

 Ehli sünnete göre  küfür,günahlar ve kulların diğer fiilleri Allah7ın dilemesi ve yaratmasıyladır.Kafirlerde her ne kadar şirk ve diğer şeylerin Allah7ın dilemesiyle olduğunu söylemiş olsalar bile onlar bunu helali harama çevirmek ve işledikleri günahların mübah hale getirmekiçin delil getiriyorlardı. Şirk ve günahlar Allah7ın dilemesiyle olunca günah olmaz ve onlara her hangibir ceza terettüp etmez diyeiddia ediyorlardı.Bu söz doğru olsada onunla batıl kastedilmiştir ve batıl hale gelmiştir.

El Medarik isimli kitapta der ki: Bu söz onlardan alay kasdıyla sadır olmuştur.Eğer inanarak söyleselerdi doğru olurdu. Hüseyin b.Fadl da şöyle demiştir: " Eğer kafirler bu sözü tazim , yüceltme ve ilahi marifğetbakımından söyleselerdi Ha kTeala onların ayıplarına bakmazdı"

İsmail Hakkı Bursevi der ki: Mahcub yani Allah ile arasında perde olan , gafil ve cahil olan arif ile , müteyakkız ve matlubuna vasıl olan arasında fark vardır.Edebe uuygun olan , kötü şeyleri nefse, iyilikleri Allah Teala'ya isnat etmektir. Çünkü tevhid budur"

NUH PEYGAMBER

 İbni Ömer'den rivayet edildiğine göre Resulullah efendimiz sav şöyle buyurmuştur: "Hz.Huh a.s vefatı yaklaşınca iki oğlunu çağırdı  ve dedi ki : " Ben size iki şeyi emrediyor ve iki şeyi de yasaklıyorum. Size "La ilahe illallah" diye zikretmeyi emrediyorum.Şayet yedi kat sema  ve yedi kat yer bir kefeye , "La ilahe illallah" da diğer kefeye konsa onlara ikincisi ağır basar. Yine yedi kat sema ve yedi kat arz açılamayan kuvvetli bir halka şeklinde olsa, "La  ilahe illallah" onu kırıp açar.

Size "Süphanallihi ve bi hamdihi" diye zikretmeyi emrediyorum.O her peygamberin ibadetidir.Mahlukat onun sayesinde rızıklandırılır.Size küfür ve kibra yasaklıyorum"

KİBİR VE TEKEBBÜR

 Kibir insanın kendisinden başkasından daha büyük olduğunu zannetmesidir.Tekebbür ise bu zannını ortaya koymasıdır.

Hamdun Kassar der ki:" Kim kendi nefsini Firavunun nefsinden daha hayırlı olduğunu zannederse kibirlenmiş olur.

Mesnevi de denir ki:"Firavunda ne var idiyse sende de var/ Fakat senin ejderhan kuyuya hapsedilmiş./ Senin ateşine , Firavunun ateşine atılan odun atılmamakta./ Fırsat bulsa senin ateşin de Firavunun ki gibi alevlenir."

13 Mart 2026 Cuma

ALLAH TEALA'NIN NİMETLERİ

 Nahl suresi 18 ayetinde" Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız" buyurulmaktadır.

İbni Ata der ki: Senin nefsin, kalbin, aklın, muhabbetin, dinin , dünyan, taatin, masiyetin, başlangıç ve sonun, ve bir zamanın, aslın, ve faslın vardır.

Nefsin nimeti taat ve ihsanlardır.Nefis bunlar arasında dönüp dolaşır.

Kalbin nimeti, yakin ve imandır.O da bu ikisi arasında dönüp dolaşır.

Ruhun nimeti , havf ve recadır(Korku ve ümiddir) O da bu ikisi arasında dolaşır durur.

Aklyın nimeti hikmet ve beyandır.O da bunlar arasında dolaşır.

Marifetin nimeti , zikir ve kur'an dır.O da bu ikisi arasında gidip gelir.

Muhabbetin nimeti ülfet,vuslat , ayrılıktan emniyette olmaktır.O da bunlar arasında dolaşır

İnsanın ömrü salih amel ve şükrü yerine getirmek için harcansa , diğer nimetler şöyle dursun sadece varlık nimetine bile karşılık olmaz.


12 Mart 2026 Perşembe

AZALARIN ZİKRİ

 Dilin zikri , günahlara keffaret ve derece kazanma sebebidir. Kalbin zikri mertebe ve Allah7a yakınlıktır.. Tefekkür kalbin halidir. Kalb, bedenin amiri ve Hakk'ın esiridir.Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:" Şeytanlar ademoğullarının kalblerini sarmış olmasaydı, göklerin melekutunu seyrederlerdi". Bu hadiste kalb ile melekut arasında perde olan sebeblere işaret vardır.

İnsanların kalbleri üç sınıftır.Bir kısmı hayvanlar gibi "Kalbleri vardır, anlamazlar"(Araf 179).ayeti buna işaret eder. Diğer mir kısmının bedeni ademoğlu, ruhu şeytan ruhudur. Üçüncü kısmın ise hiçbir gölgenin bulunmadığı günde Allah7ın gölgesinde olanlardır.

HALLAC-I MANSUR'UN MAHCUBİYETİ

Şeyh-i ekber Muuhyiddin hazretlerinin şöyle dediği nakhledilir:Kurtubada iken bir müşahedem oldu.Allah bana Hz.adem a.s dan Hz.Peygamber 'e kadar gelen  rasullerin zatlarını gösterdi.Onlardan Hud a.s bana hitab etti ve neden toplandıklarnı haber verdi.Onlar Peygamber Efendimiz SAV nezdinde Hallac için şefaat etmek üzere toplanmışlar.Çünkü Hallac, dünya hayatında iken Rasulüllah'ın sav,himmetinin mertebesinden aşağı olduğunu söylemek suretiyle sui edebte bulunmuştu.Ona "Neden böyle?" dedi.O da şöyle dedi: Çünkü : Allah Teala "Rabbin sana verecek, sen de razı olacaksın"(Duha 5) buyuruyor.Buna göre O'nun her mümin ve kafire şefaat etmesini Allah Tealanın kabul etmesinden başka bir şeye razı olmamasıonun hakkı idi. Fakat o şöyle buyurdu: " Benim şefaatım ümmetimden büyük günah işleyenler içindir".
Hallac'dan bu söz sadır olunca Rasulullah sav rüyasında ona geldi: " Ey mansur, senmisin bana verilen şefaatı inkar eden?! dedi.Mansur da: " Ya Rasulullah! Bu söz benden çıkmıştır." diye cevap vredi.Bunun üzerine Resulü Ekrem sa : Sen benim Rabbimden rivayet ettiğim, şu hadisi işyitmedin mi? "Ben bir kulu sevdiğimde onu ngözü kulağı dili ve eli olurum" Mansur:"- Evet işittim Ya Rasulullah!" dedi.Resulullah sav:"-Benim Allah7ın nabibi olduğumu bilmezmisin?" buyurdu. O da "Evet. ya Rasulullah" dedi.bunun üzerine Peygamber SAV:" Ben Allah'ın habibi olunca O,benim konuuşan dilim olur. Böylece şefaat eden  ve kendisine şefaat için başvurulan aslında O'dur.Ben O'nun varlığı içinde yok olmuşum. Bana yaptığın bu terslik nedendir ,ey mansur" buyurdu.
Mansur: " Ya Rasulullah! ben bu sözümden tevbe ettim.Günahımın kefareti nedir? dedi.Rasulullah sav buyurdu:
"-Nefsini Allah için kurban et ve onu şeriatın kılıcıyla öldür" buyurdu işte hallac'ın durumu budur Sonra Hud a.s dedi ki: " Hallac dünyadan ayrıldığından beri Rasulullah'a mahcubdur. Şu toplantı Rasulullah sav nezdinde O nun hakkında şefaat etmek içindir"
Hallac hicri 309 yılında Bağdatta öldürüldü.İbni arabi hazretleri hicri 638 de vefat etti.Aralarında 329 yıl vardır.Öyle görünüyor ki Hallac'ın ruhu, Rasulullah SAV  in ruhundan takribi üçyüz senedir fazla mahcub kalmıştır.Sebebi de edebe aykırı bir sözün kendisinden çıkmış olmasıdır.
Şu halde huzur ve kurbiyet yaygısı üzerinde olan kişi , bütün işlerinde edebe riayet etmelidir.Şeriatın hududunu aşıp Kur'anın nazmı ve latif manalarına çok rahatça yaklaşıp hayal v e evhamlarla amel eden kişi ler hakkında ne dersin? Bunların hayvanlardan farkı yoktur.