9 Mart 2026 Pazartesi

ÖMRÜ KISALAN

 dENMİŞTİR Kİ öMRÜ KISALAN "süphanallahi adede halkıhi"( Allah7ı yaratıkları sayısınca tesbih ederim) gibi toplu zikirlerle zikretsin.Ömrün kısalığı ile kastedilen son zamanında hastalıklarla boğuşan demektir.

TAKVA VE ÇEŞİTLERİ

 Takva üç çeşittir.

Avamın takvası, Allah'ın emrettiği şeyler le yasaklarından/haramlardan korunma;

Havasın takvası; Ahiret ve dereceleri ile dünyadan ve şehvetlerinden korunma,

Havasül havasın takvası; Allah ve sıfatları ile Allah dışındaki her şeyden de korunma.

8 Mart 2026 Pazar

ŞİFA AYETLERİ

 Kur'an da mevcut 6 şifa ayeti şunlardır:

TEVBE SURESİ 114

VE YEŞFİ SÜDURANA KAVMİN MU'MİNİN

YUNUS SURESİ 57

VE ŞİFAUN LİMA  FİS SUDUR

HAHL SURESİ 69

YAHRUCU MİN BUTUNİHA ŞARABUN MUHTELİFUN ELVANUHU FİHİ ŞİFAUN LİN NAS

İSRA SURESİ 82 

VE MUNEZZİLU MİNEL KURANİ MA HUVE ŞİFAUN VE RAHMETUN LİL MÜMİNUN 

ŞUARA SURESİ 80

VE İZA MERUDTU FE HUVE YEŞFİN

FUSSULİT 44 

KUL HUVE LİLLEZİNE AMENU HUDEN VE ŞİFA

Bu ayetler okunduktan sonra

ALLAHÜMME SALLİ ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN TIBBUL KULUBİ VE DEVAİHA VE AFİYETİL EBDANİ VE ŞİFAİHA VE NURİL EBSARİ VEZİYAİHA VE RUHİL ERVAHİ VEGADAİHA VE SALLALLAHİ TEALA ALA SEYYİDİNA MUHAMMEDİN  VE ALA ALİHİ  VE E SAHBİHİ VE BARİK VE SELLEM

Ami, amin, Ya muin  ya Şafi, ya Kafi, Ya muafi  kabulün niyaz, kabulüddüu bir sırrı suretil fatiha 

MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU 8


 

CEHENNEMİN YEDİ KAPISI

 Hicr suresi 44 ayeti:Cehennemin yedi kapısı vardır.Onlardan her bir kapı için birer gurup ayrılmıştır"

En üstte bulunan birinci tabaka, müslüman olup ta günah işleyenlerin tabakasıdır.İbni arabi hazretlerinin: "Cehennem boş kalacaktır" dediği yer burası olsa gerektir.Şeyhi Ekber'in maksadı en üst tabakadır.Burası günah işlemiş müslümanların gireceği yerdir.Kalbinde zerre kadar iman , yani marifetullah bulunanların burnada sürekli kalmayacakları hususunda şüphe yoktur.

İKİNCİ TABAKA, Yahudiler, ÜÇÜNCÜ TABAKA  Hırıstiyanlar, DÖRDÜNCÜ TABAKAYA Sabiiler, BEŞİNCİ  TABAKA  Mecusiler, ALTINCA TABAKAYA  müşrikler,YEDİNCİ TABAKAYA da Münafıklar girecektir.

İNSANIN DÖRT DÜŞMANI/AHMET B.HANBEL,

 Ahmet b.Hanbel der ki: " Senin dört düşmanın var.Birincisi dünyadır.Dünyanın silahı insanlarla birlikte olmak,hapishanesi uzlettir.

İkincisi, şeytandır.Şeytanın silahı tokluk, hapishanesi açlıktır.

Üçüncü nefistir.Nefsin silahı uyku, hapishanesi uykusuzluktur.

Nergis gaflet uykusunda iken bülbül yüz vuslata erdi/Uyuyan uyanıncaya kadar devlet uyanıklara ulaştı.

Dördüncüsü  hevadır.Hevanın silahı konuşmak, hapishanesi susmaktır.

Eğer çok biliyorsan az syle/ bire yüz söyleme, yüze bir söyle 

Şeytan'a sormuşlar:"Ebu Medyen Mağribi ile aran nasıl?".Lain cevap vermiş:Tıpkı okyanusu kirletmek için ona işeyenin durumu gibi.

ŞEYTAN KAFİRLE UĞRAŞMAZ

 Hz.Ali efendimiz buyurur ki: " Bizim namazımızla ehli kitabın namazı arasındaki fark şeytanın vesvesesidir. Çünkü şeytan kafirlerin kendisine uuygun hareket etmesinden dolayı artık onların amelleriyle uğraşmaz. Birisi kafir olunca "Ben senden uzağım" der. Mümin ise ona muhalefet eder. Muharebe de muhalefetle yapılır. Resulullah SAV buyurmuştur: "Şeytan size söylediğinizde küfre düşeceğiniz şeylerle vesvese verir. Onun için "KUL HÜVELLAHÜ AHAD" (ihlas suresini) okumanızı tavsiye ederim .

ŞEYTANIN TUZAĞI/AMELLERİ SÜSLÜ GÖSTERMEK

 Hz.Adem'e secde etmesi emredilen İblis, secde etmeyince huzurdan kovuldu.Kovulma hadisesinde kusuru kendinde değil Hak Teala da gördü."Sen beni azdırdın" dedi.İblis, Hak Teala'dan kıyamete kadar mühlet istedi.Mühlet verildi. Bunun üzerine İblis ,"İçlerinde ihlaslı kulların hariç onlara günahlarını süsleyeceğim ve hepsini azdıracağım" dedi.

Hak Teala, "İhlaslı kullarda senin hiçbir hakimiyyetin yoktur" buyurarak İblis'in tesir edemeyeceği müminleri belirtti.

Allah Teala İblis'i , düşmanı dostundan , cehennemliği cennetlikten ayırdetmek için yarattı.Peygamberleri yarattı ki cennetlikler onlara uysun, İblis'i yarattı ki cehennemliklerde ona uysun , aralarındaki fark ortaya çıksın.Şu halde iblis , cehenneme ve Hakk'a karşı koymaya sürükleyen bir rehbir ve simsardır.Sermayesi ise dünyadır.

Dünyayı kafirlere sunduğu zaman onun fiyatının ne olduğunu sorarlar. O da : 'Dininizi terk etmek' der. Kafirler dine karşılık dünyayı satın alırlar.Zahidler ise dünyayı terk edip ondan yüz çevirirler.

Dünyaya rağbet edenler İblis'e : ' Bir tadımlık ver de nasıl bir şey olduğunu anlayalım' derler. İblis: Bana bir rehin verin de vereyim' der.Onlar da işitme ve görme duyularını rehin verirler. Bundan dolayıdır ki dünya ehli dünyalık zevk ve haberleri dinilemeyi, dünyanın ziynetini görmeyi severler.Kulak ve gözler İblis'in elinde rehindir. İblis onlara bir tadımlık dünyalık verir artık onlar zahidlerin dünyanın kötülüğü iile ilgili nasihatları duymazlıktan gelir.

Bir topluluk Ebu Medyen'in huzuruna varıp şeytanın vesvesesinden şikayet ettiler..O da şöyle dedi: " O da benim yanımdan şimdi çıktı. Sizi şikayet ederek şöyle dedi: ' Şu adamlarına söyle de benim dünyamı bana bıraksınlar, ben de onlara dinlerini bırakayım. Onlar benim malım olan dünyaya saldırdıkça ben de onların malı olan ahirete hücum ediyorum.

SAİT NURSİ HAZRETLERİNDEN

 “Aç canavara karşı tahabbüb (sevgi duymak), merhametini değil iştihasını açar. Hem de diş ve tırnağının kirasını da ister.”

Şu da var Mektubatı’nda:

“Zalim ve vicdansız bir adam, birisini yere atıp ayağıyla onun başını kat’î ezecek bir surette davransa, o yerdeki adam eğer o vahşî zalimin ayağını öpse, o zillet vasıtasıyla kalbi başından evvel ezilir, ruhu cesedinden evvel ölür. Hem başı gider, hem izzet ve haysiyeti mahvolur.”

“Hem o canavar, vicdansız zalime karşı zaaf göstermekle, kendisini ezdirmeye teşci’ eder. Eğer ayağı altındaki mazlum adam, o zalimin yüzüne tükürse, kalbini ve ruhunu kurtarır, cesedi bir şehid-i mazlum olur. Evet, tükürün zalimlerin hayâsız yüzlerine!” (Mektubat, 29. Mektup, Altıncı Risale)

SECDE ETMEK

 İbni Arabi hazretleri Ruhul Kuds isimli eserinde der ki: "Bil ki Ademoğlunun namazdaki hareketleri esnasında secde etmesi kadar İblis'i perişan eden bir şey yoktur.Çünkü onun hatası secde etmemekti.B bakımdan çok secde etmek  ve secdede uzun süre kalmak şeytanı üzer.İnsan secde dışında namazdaki hiçbir hareketinde şeytandan korunmuş değildir. Çünkü insan secde ettiği zaman şeytan işlediği masiyyeti düşünmeye başlar ve kendisi ile meşgul olduğu için secde eden kimseyi unutur.

Kul secde halinde şeytandan korunur, fakat nefisten korunamaz.Dolayısıyla secdedeki havatır , ya rabbani, ya meleki  ya da nefsidir..Şeytan ise hiçbir şekilde ona ulaşmaya yol bulamaz.Kul secdeden ayrıldığı vakit iblisteki bu özellik ortadan kalkar , üzüntüsü zail olur ve insanla yeniden uğraşmaya başlar.

7 Mart 2026 Cumartesi

KENDİ CENAZESİNİN NAMAZINI KILANLAR

 İsmail Hakkı Bursevi hazretleri şeyhi Osman Fazlı Atpazari hazretlerini rüyada görür.Hazret son derece neşelidir.Ona ölümle alakalı bir şeyler sorar.Bana şöyle cevap verdi: "Ben son nefesime kadar tam bir taharet üzere yaşadım.Ruhumun kabzedildiğinde de ortasında bir pınar bulunan yola girdim.Ruhumu teslim etmiş olmamdan dolayı abdestim bozulduğu  için bu pınardan abdest aldıktan sonra gökyüzüne yükseltildim.Daha sonra cenazemin yanına dönerek hazır olanlarla birlhikte kendi cenaze namazımı kıldım" Bunun üzerine kendisine :" Bu dünyevi yaradılıştaki akıl ve idrak olduğu hal üzere kaldı mı?" diye sordum. "Evet" dedi. Sonra gülümser bir vaziyette elimi tuttu.İki kerre: " Bana inan" dedi. Sanki kendisine karşı olan güzel itikadımdan duyduğu sevinci bu şekilde gösteriyordu.Daha sonra uyandım" 

bU RÜYADAN ÇIKARILABİLECEK anlayışlar şöyledir:

Akıl ve idrak dünyada olduğu gibi kalır.Çünkü akıl,iman, velilik ve benzerleri ruhpun sıfatlarındandır.Ruh ise ölümle değişime uğramaz.

Kamil ruh kendi cenazesine katılır.Namazda insanlara örnek olur.Onun kendi namazını kılması, hakikat mertebesinde kamilin hem secde eden hem de kendisine secde edile nolduğuna işarettir.Dolayısıyla yaptığı ibadet başkasına değil , yine O'nadır.İnsanların kendi cenaze namazını kılması ise meleklerin Hz.Adem7e secde etmesine işarettir.Bunun için bu büyük sırrı gerçekleştirmek üzere cenaze namazı mutlak olarak meşru kılınmıştır.

ÖNCE TOPLUM DEĞİŞMELİ

 Bakın o gün mükemmel bir Müslüman halife ilan edilseydi, ya rejim ya da Müslümanlar ona o makamı dar ederdi. Tencere yuvarlanıp kapağını buluyor. Sonuçta her topluluk layık olduğu gibi idare olunuyor. O günkü Halife, o günkü rejimin ve Müslümanların liyakati ile ilgili bir husus. Önce değişmesi gereken toplumun kendisidir. Baştaki ona göre değişir. Yoksa biri geldi ya da gitti diye toplum bir anda değişmez. Şeytanın ve onun dostlarının varlığı bizim günah işlememizin bahanesi değildir. Bir çok peygamber gelip-geçti, onların hayatına bakın. Mezhep imamlarının hayatını okuyun, 4 Halife dönemini okuyun, ama gereksiz övgü ve sövgüye sapmadan, sevdiklerinizi eleştirenlere kızmadan, kızdıklarınızın iyilikleri söylendiğinde öfkelenmeden, adil şahitler olalım. İşte o zaman Allah’ın yardımı bize ulaşacaktır. İsrailoğullarının başında Hz. Musa, Hz. Harun, Hz. Yuşa vardı. Ne oldu, deniz yarıldı ve Firavun, askerleri ile birlikte denizde boğuldu. İsrailoğullarına çölde kudret helvası ve bıldırcın kebabı ikram edildi. Susuz kaldılar, kayadan su fışkırdı. Sonra ne oldu? Hz. Musa, Hz. Harun’u halkının başına gözetleyici koydu, kendi Sina’ya gitti. 40 gün sonra döndüğünde kavmi puta tapmaya başlamıştı. Bu kez lanetlendiler. Kudüs’e giden 10 günlük yolu, 40 yılda zor tamamladılar. Başınızda 3 peygamber de olsa durum bu. Onun için övünmeyi-dövünmeyi bırakalım da nefs muhasebesi yapalım “inni küntü minezzalimin” diyelim. Zalimlerden ve cahillerden olduğumuzu itiraf edelim. Tevbe istiğfar edelim. Umulur ki Allah’ın (cc) yardımı ancak o zaman bize ulaşır. Allah’ın yardımı için krallar soyundan, savaşlar kazanmış kurmaylardan ve keramet sahibi peygamberler soyundan gelen birinin ille de başımızda olması yetmeyebilir. Şunu unutmayalım ki, Allah’ın (cc) kolaylaştırdığından daha kolay, zorlaştırdığından daha zor bir iş yoktur. Bazan, Tanrı kral (nam-ı diğer Goliath’ı), Calud’u devirmek için çocuk Davud’un sapanı ve bir küçük taş parçası yeter. Ama elbette bizim aklın muktezası için hazırlıklarımızın tam olması gerekir.


 

Allah’ın bizden istediğini, “sen yap” diye dua olarak geri göndermek doğru değil. O Ben-i İsrail’in sapkınlıklarından bir sapkınlıktır. Zaten, ben yaparken de yine Allah (cc) yapacak. O benim ellerimle zalimleri cezalandırmak ve mazlumlara yardım etmek istiyor. Böylece beni mükafatlandırmak istiyor. Zafer için bizim sorumluluğumuz Halid b. Velid’i oraya getirmekti. Onun kılıcının keskinliği idi. Ama bu mutlak şart değil. O günkü sahabeler bile “başımızda Halid gibi bir komutan varken bizi kim yenebilir ki!” gibi sloganlar atabiliyordu. Bundan haberdar olan Hz. Ömer, Halid b. Velid’i azletti. “Hiçbir savaşı kaybetmemiş bir komutanı niçin azledersin” dediklerinde ise, “Müslümanlar nerdeyse zaferi Allahtan değil, Halid b. Velid’den bekliyor olacaklardı. Zaferin Allah’tan olduğunu öğrensinler diye Halid’i azlettim” dedi. “Yerine kimi atayacaksın” dediklerinde de, “onun kölesini” dedi. “Neden o” dediler, “çünkü o Halid’in savaş sanatını en iyi bilen biri. Hep onun yanındaydı” dedi. Allah (cc) herhangi bir kişi, topluluk ya da ülkeye muhtaç değil. Ne diyordu Akif “Küfr olur başka değil, kavmini sürmek ileri!” Derdimi anlatabildim mi!

Selam ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak

ZİKRİN FAYDASI

 Zikrin faydası , şeytanın vesveselerini giderici olmasıdır.Çünkü kişi Allah7ı andığında şeytan geri çekilip duraksar.Zikreden kimse sesini yükselttiğinde şeytan kişiden uzaklaşmakta , zikrin nuru onu yakmaktadır.Şiddetli sesi  ve tesirli nefesi ile onun aklını bozmaktadır.

SİHİR

 Sihir bedenlere ve kalblere tesir ederek insanları hasta eden öldüren, eşinden ayıran efsun,muska  ve bir takım düğümlerdir.Sihrin üç imama göre hakikatı vardır..İmam Ebu Hanife ise sihrin hakikatı ve bedene tesiri olmadığını söyler.Sihri öğrenmek icma ile haramdır.Kahinlik, gözboyacılık, yıldız falı , arpa falının öğrenilmesi de böyledir.Saralı birine arız olup cinleri topladığını ve onların kendilerine itaat ettiğini  iddia eden kimseye gelince , mezhebimiz alimleri bu kimseyi sihirbazlar arasında zikretmiştir.İmam Ahmet b.Hambel ise bu hususta susmuştur.

Sihrin Allah'a ortak koşma olması , Allah'ın değil sihrin tesir ettiğine inanılmasına dayanmaktadır.Keza kendisi için uğursuzluk temennisinde bulunulan , kehanette bulunulan  ve sihir yapılan buna inanırsa ve bunu tasdik ederse kafir olur.Kendisi için fal bakılan , büyü yapılan, ya da kehanette bulunulan kişi de bunların tesir edeceğine inanıp tasdik ederse o da kafir olmuş olur.Bunlara inanmayıp sadece baktırmış olursa haram işlemiş olur.

Efendimiz SAV buyurdular: "Fal bakan ya da fal baktıran, kehanette bulunan ya da kendisi için kehanette bulunulan , sihir yapan yahut sihir yaptıran bizden değildir"

TECRÜBE EDİLMİŞ BİR DUA OLAN SIĞINMA İFADELERİNİN , TECRÜBE EDİLMİŞ BİR AYETİN YA DA ALLAH7IN İSMİNİN BELALARIN SAVUŞTURULMASI MAKSADI İLE YAZILIP TAŞINMASINA GELİNCE , BUNDA BİR BEİS YOKTUR. Ancak bu yazıların tuvalet ihtiyacı esnasında cinsel ilişki esnasından çıkartılması gerekir. 

6 Mart 2026 Cuma

EMEL NEDİR?

Emel , hükümde ve azimde gevşeklik için belirli bir vakte kadar yaşamayı arzulamaktır.Yani istisnasız ve salihleşme şartı olmaksızın bu arzuda bulunmaktır.Böyle bir emel şeriatta kötülenmiştir.Onun dört zararı vardır.: Taatte tembellik ve geciktirme, tevbeyi ertelemek ve terk etmek, ölümü hatırladıktan sonra kalbin katılaşması, dünyalık biriktirme hırsı ve onunla meşgul olup ahiretten ayrı kalmak. 

HARUF-İ MUKATTAA

 Hz.Ömer ül Faruk hazretlerine hurufui mukattaa dan olan ELİF LAM RA nın manasını sordular.O şöyle cevap verdi: " Eğer bu harfler hakkında söz söyler isem zorlamada bulunmuş olurum.Hak Teala kendi peygamberine şöyle buyurmuştur: " De ki...Ben olduğundan başka türlü görünenlerden değilim"(Sad 86) Hz.Ömer r.a ın bu sözlerinden bu harfler hakkında konuşmayı zarloma kabilinden saymış, sahih bir zevk  ve sağlam bir meşreble bilyenebilecek şeylerden olmadığını söylemiştir.Lisan, bu tip şeylerin gerçekmanasını ifade etmekten acizdir.Çünkü lisan mana ve hakikatların değil ,harf ve lafızların kalıbıdır.Oysa sınırsız sayıdaki mana ve hakikatın böyle sınırlı kalıplarla ifade edilmesine imkan yoktur. 

5 Mart 2026 Perşembe

İSMET İMTİHANI

 İsmet (günahsızlık) peygamberlere has bir durumdur.Peygamberlerin ismetinin Allah'ın muvaffak kılmasıyla mümkün olacağının delili İbrahim suresi 36:(Hatırla ki İbrahim şöyle demişti: " Rabbim , bu şehri(mekke'yi) emniyetli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut.."

İsmet sıfatının hakikatı, kulun güç ve tercihi var olmakla beraber Allah Teala'nın kulda günah yaratmamasıdır.Bu sebeble İmam Maturidi hazretleri: " İsmet imtihanı , yani mükellefiyeti kaldırmaz.Şu halde müminin imanından emniyette olmaması ve kendisini imanda sabit kılması için Allah'a yakarıp yalvarması lazımdır.Tıpka Hz.İbrahimin kendisi ve oğulları için imanda sebat niyaz etmesi gibi 

HZ.ÖMER'İ AĞLATAN ŞEY

 Rivayet edilir ki Peygamber SAV , oğlu İbrahim'i defnedince kabrinin başında durup şöyle söyledi:

"Oğulcuğum! Kalb üzülür, göz yaşarır.Fakat Rabbimizi kızdıracak bir sözde söylemeyiz.Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz. Oğulcuğum! Rabbim Allah'tır, dinim İslamdır, babam da Allah'ın peygamberidir de".

Bu durum karşısında sahabe ağladı, ağlayanlardan sbiriside Hz.Ömer idi.Hz.Ömer'in sesi iyice yükselince ; Hz.Peygamber ona döndü: "-Seni ağlatan nedir ey Ömer?" diye sordu.O da: " Ey Allah'ın Resulü ! Henüz büluğ çağına ermediği  ve amelleri yazılmaya başlamadığı halde şu oğlunuz, sizin gibi birisinin tevhidi telkin etmesine ihtiyaç duyuyorsa, hem büluğa ermiş ; hem de amelleri yazılıp duran ve sizin gibi bir telkincisi olmayan Ömer'in hali nice olacak?.

Bu söz üzerine Hz.Peygamber ve sahabiler ağlamaya başladı.Bunun üzerine Cebrail a.s "Allah iman edenleri dünya hayatında da ahiret hayatında da sağlam sözle tespit eder"ayeti(İbrahim suresi 27) ayetiyle geldi.Hz.Peygamberin bu ayeti okuması üzerine herkes memnun oldu, gönüller sükunet buldu ve Allah'a şükrettiler.

KORKULACAK ŞEYLER

 Efendimiz SAV buyurmuştur:Allah'ım! Cimrilikten sana sığınırım, korkaklıktan sana sağınırım. erzel-i ömürden(ömrün en rezil çağı),deccal fitnesinden sana sığınırım, kabir azabından sana sığınırım"

4 Mart 2026 Çarşamba

ALLAH SABIRLIDIR

 Buhari ve Müslüm 'ün sahihinde geçer: "  İşittiği eziyet verici sözlere Allah'tan daha fazla sabreden yoktur.O'na ortak koşulur, çocuk edindiği söylenir, fakat O yine de bu söz sahiplerini, sağlık ve afiyet vererekrızıklandırmaya devam eder"

3 Mart 2026 Salı

KÖPEKTEN VE AKREPTEN ALINAN SÖZ

 Ariflerden birisi der ki: " Allah köpekten "Köpekleri de mağaranın önünde ön ayaklarını uzatmış yatmakta idi"(Kehf 18) ayeti okununca eziyet etmeme sözü almıştır.

Yine Allah Teala akrepten "Bütün alemlerden Nuh'a selam olsun" (saffat 79) ayeti okunduğu zaman eziyet etmeme sözü almıştır.

TEVEKKÜLÜN DERECELERİ

 Tevekkül bütün işleri sahibine havale etmek demektir.Tevekkülün makamları vardır: Müptedi'nin( başlangıçtaolanın) tevekkülü, müsebbibe(sebebleri yaratana) güvenerek meramını talep konusunda sebeblere bel bağlamaktır.

Mutavassıtın( yolun yarısındaki salikin) tevekkülü, müsebbibe bel bağlayarak sebeblerden alakayı kesmektir.

Müntehinin( yolun sonunda olan salikin) tevekkülü ise Allah'a bağlanarak masivadan alakayı kesmektir

2 Mart 2026 Pazartesi

NASİPLER VE KARŞILIKLARI

 Ebu Hüreyre r.a dan rivayet edilmiştir.Efendimiz buyurmuştur: " KENDİSİNE ALTI ŞEY NASİP  EDİLEN KİMSE ALTI ŞEYDEN DE MAHRUM OLMAZ:

1-ŞÜKÜR  nasib edilen kimse NİMETİN ARTMASINDAN mahrum kalmaz.

2- SABIR nasib edilen kimse SEVABDAN mahrum kalmaz.

3- TEVBE nasip edilen kimse BAĞIŞLANMAKTAN mahrum kalmaz.

4- İSTİĞFAR nasib edilen kimse BAĞIŞLANMAKTAN  mahrum kalmaz.

5- DUA nasib edilen kimse DUASININ KABUL EDİLMESİNDEN mahrum kalmaz.

6- İNFAK nasib edilen kimse İNFAK ETTİKLERİNİN YERİNE YENİSİNİN GELMESİNDEN  mahrum kalmaz.

1 Mart 2026 Pazar

ŞÜKÜR TERAKKİNİN MERDİVENİDİR

 İbrahim suresi 7 nci ayeti:"Hatırlayın ki Rabbiniz size :" Eğer şükrederseniz size (nimetimi) artırırım..)

Bu ayetteki işaret:"Eğer islam nimetine şükrederseniz , onlara ilaveten imanı veririm.Eğer iman üzere bana hamd ederlerse onlara ilave olarak ihsanı veririm.Eğer ona şükrederlerse onlara ilave olarak marifeti veririm.Eğer ona şükrederlerse onalrı kurbiyyet derecesine yükseltirim.Yine o nimetin şükrü nedeniyle onlarıüns ve müşahede halvetgahına ulaştırırım.Bu hakikatları bildiren bu sözden malum oldu ki şükür, terakkinin merdiveni ve manevi derecelere yükselmenin vasıtasıdır.

ALLAH'I SEVDİRMEK

 Rivayetlere göre Hak Teala Hz.Musa'ya "Kullarıma beni sevdir" diye vahyetti. Hz.Musa :" Ya Rabbi bütün kalbler Sen'in elinde olduğuna göre Sen'i kullarına nasıl sevdirebilirim?" dedi.

Allah Teala : "Onlara nimetlerimi hatırlatarak"

BUNDAN ÖTÜRÜ HASTANIN YANINDA ONU ÜMİTLENDİRECEK SÖZLER SÖYLEMEK GEREKİR.

ALLAH'I TANIMA DERECELERİ

 Hz.Ali (k.v) der ki: " Allah'ı cisimle tanıyanlar kafir, Allah'ı kendi tabiatıyla tanıyan mülhid, Allah'ı nefisle tanıyan zındık, Allah'ı akılla tanıyan hakim, Allah'ı kalb ile tanıyan sıddik, Allah'ı sır ile tanıyan yakin ehli, Allah'ı ruh ile tanıyan arif, Allah'ı hafi ile tanıyan müferrid(birleyen), Allah'ı Allah ile tanıyan muvahhiddir." Yani hakiki tevhid ehlidir.

SÜNNETNEDİR?FARZ NEDİR?

 Beyazid-i Bestami hazretlerine sünnet ve farzın ne olduğu soruldu:Hazret şöyle cevap verdi:"Sünnet, dünyayı terk etmektir. Farz ise Mevla ile birlikteolmaktır(sohbet). Çünkü bütün sünnetler , dünyayı terk etmeye delalet eder. Kitab'ın tamamı da Mevla ile birlikte olmaya delalet eder. Öyleyse kim sünnet ve farz ile amel ederse onun hakkında nimet kemale ermiş  ve ona şükretmek vacib olmuştur.

HURUF-İ MUKATTAA İLMİ

 Huruf-u mukattaa ilmi , muhakkik sufilerin en son ulaştığı ilimlerdendir.Sufiler bu yüce ilme  sülukun, hatta fethin(keşfin) başından kırk sene sonra ulaşırlar.Bu ilim gizli sırlardandır.Onu elde etmek isteyen kimsenin bir insanı kamilin elinde çok çalışıp gayret etmesi lazımdır.

MÜNKER NEKİR SORUSUNA CEVAP

 Rivayet edilirki bir şahıs, Ömer Nesefi hazretlerini vefatından sonra rüyasında gördü ve ona sordu:Münker Nekir'in sorgusu nasıl geçti?diye sordu.Ömer Nesefi şöyle cevap verdi: " Allah Teala ruhumu bana iade etti. Melekler de bana sual sormaya başladı. Onlara "Cevapları nazım olarak mı nesir olarak mı vereyim?" diye sordum."Nazmen söyle " dediler. Ben de şöyle söyledim:

" Rabbim Allah'tır ilah yok O'ndan başka / Peygamberim Hz.Muhammed Mustafa./ Dinim de İslamdır,ama amelim kötü,/ Allah'tan af ve ihsanını niyaz ederim"

MÜTEŞABİH AYETLER

 Üfgtade hazretleri surelerin başında bulunun huruflar için der ki:"Süluk ehli, mertebelerine göre müteşabih ayetlerin manalarını bilirler."KAF" ve "NUN" harfleri Allah'ın varlık mülkünde tek bertebeye, "HA MİM" gibi harfler iki mertebeye, "ELİF LAM MİM" ve "ELİF LAM RA" gibi harfler üç merntebeye, "KAF HA. YA, AYN,SAD"  ve "HA ,MİM,AYN,SİN ,KAF" gibi harfler beş mertebeye işaret etmektedir.Bazı harflerde ise yedi mertebeye işaret vardır.Bu bakımdan Hz.Peygamber sav."Kur'an ın bir zahiri  bir de batıni manası vardır" hadisini ancak süluk ehli anlar.

İMAM KUŞEYRİ

 "İman ehli bugün Hakk'ın riayet gölgesindedir.Yarın (mahşerde) himaye gölgesindedir.Arifler ise dünyada da ahirette de ilahi inayet gölgesindedir. 

Ariflerin saye-i devleti hir iki cihanda bakidir/ Bu gölge başına düşen kul ne hoştur.

AMELLERİN SÜSLÜ GÖSTERİLMESİ

 Şeytana verilen görevdir. Efendimiz SAV buyurmuştur: " Ben sadece bir davetçi ve tebliğci olarak gönderildim. Hidayet etme konusunda elimden bir şey gelmez. İblis de sadece(kötü amelleri) süslü gösterici olarak yaratılmıştır. Onunda yoldan çıkarma konusunda elinde bir şey yoktur"

ALLAH KATINDA EN ÇOK FAYDALI AMELLERDEN BİRİSİ

 Rivayet edilir ki Alla hteala , dostlarından sirine şöyle buyurmuştur:

"Dünyada zahidane yaşadın ve karşılığında dünyevi meşgalelerden uzak rahat bir hayat sürdün.Beni zikrettin, bunun karşılığında ise Benimle birlikte olma şerefine eriştin.Peki sen bir kimseyi sırf Benim için dost ve bir kimseyi sırf Benim için düşman edindin mi?". 

Şu halde Allah dostlarının muhabbeti ve onları dost edinmek Allah katında en çok fayda sağlayan amellerdendir.Onlara buğzetmek, düşmanlıkta bulunmak, onları hakir görmek ve onlar hakkında kem söz söylemek ise Allah katında en çok zarar veren amellerdendir ve büyük günahların en büyüklerindendir.

ZİKRİN ŞARTLARINDAN

 Zikrin şartlarından biri de zikreden kimsenin zikri, zikir ehlinin telkıniyle almasıdır.Nietekim, sahabe efendilerimiz zikri telkin ile Resulullah sav den almıştır.Sahabe, tabiilere; tabiiler de meşayıha kelkın etmiş ve böylece günümüze kadar şeyhten şeyhe telkin edilegelmiştir.Kıyamete kadar da böyle devam edecektir (Abdurrahman Bistami (k.s)  ın Kervihul kulub isimli kitabından).

KALBİN DÖRT ÇEŞİDİ

 Dört çeşit kalp vardır:

1- Katılaşmış kalb. Kafirlerlerle münafıkların kalbidir. Dünya ve şehvetleri ile huzur bulur." Onlar dünya hayatından hoşnut kalıp onunla huzur buldular(Yunus 7) buyrulmuştur.

2- Unutkan kalb. Günahkar müslümanların kalbidir.Tevbeyle ve cennet nimetleriyle huzur bulur.

3-  Şevk dolu kalb.  İtaatkar müminin kalbidir.Böyle kalpler Allah'ı anmakla huzur bulur."Onlar,iman eden  ve Allah7ı anmakla kalbleri huzur bulan kimselerdir.

4- Vahdani kalb. Peeygamberlerle seçkin velilerin kalbleridir.Allah bu kulların kalbine tecelli edince mutmain olur, itminanın nuru kalbinin aynasından nefsine akseder.Onunla nefis de mutmain olur.İnayet cezbelerine müstehak olur.Bu ise "Rabbine dön"(fecr 28) hitabından ibarettir.

Zikir, kalbin cilası ve sevgilinin sevinmesien sebebdir.Kim Allah'ı anarsa Allah da onu anar.SİZ BENİ ZİKREDİN BEN DE SİZİ ANAYIM(Bakara 152)

Hak'tan perdeli (mahcub) olanların kalbleri Allah'ı zikretmekle mutmain olur. Vasılların kalbleri de Allah'ın kendilerini anması ile mutmain olur

ZİKİR

 Bir hadis-işerifde şöyle buyrulur:" Allah'ı sevmenin alameti , Ayyah'ı zikretmeyi sevmektir.Allah'dan nefret etmenin alameti Allah'ı zikretmekten nefret etmektir"

Zikrin nuru , zakirin hali kadardır.Zakirler dört sınıftır:

1- HALVET EHLİ. Bunların bir gün ve gecede nefy ü ispat  ve şiddetli hareket ile güçlü zikirden vazifeleri yetmişbin kere La ilahe illallah demektir.Bunlar başkası ile değil Hak ile meşgul olurlar.

2-UZLET EHLİ: Bunların bir gün ve gecede gizli zikirden vazifeleri otuzbin kere La ilahe illallah demektir.Bunlar bazen Hak ile bazen de kendi nefisleriyle meşgul olurlar.

3- VAKİTLERİN SAHİBİ OLANLAR: Bunların cehri  ve hafi zikirden vazifeleri on ikibindir.Bunlar, bazen hak ile bazen kendi maslahatları ile, bazende iinsanlarla meşguldürler.

4- HİZMET SAHİBİ OLANLAR. Bunların vazifeleri ise devamlı abdestli bulunarak gece veğ gündüz her hülükarda cehri zikirdir.

Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Salı gecesinin son üçte birinde himmetini toplayarak ve kalb huzuru ile bin kere La ilahe illallah dese ve bir zalim için beddua etse, Allah Teala o zalimin başına hemen musibetler getirip çeşitli afetlerle helak eder, yurdunu harabeyeçevirir ve çok yakın bir zamanda kökünü kazır"

28 Şubat 2026 Cumartesi

SAPTIRMA FİİLİ

 Saptırma fiili şeriat mertebesinde şeytana, tarikat mertebesinde nefse ve hakikat mertebesinde iseAllah'a isnad edilir

HİKEMÜL ATAİYYE

 Azledilmek istemiyorsan senin için sürekli olmayacak bir me'muriyeti kabul etme.Zaten dünyadaki tüm memuriyetler devamlı değildir.Sen onlardan ylaşarken ayrılmazsan ölürken mutlaka ayrılacaksın.Allah dünyayı ağyarın yeri olarak yaratmış , onu keder ve tasaların varlığı için kaynak kılmıştır.Bu seni dünyadan uzaklaştırmak içindir.Ta ki senin için dünyaya dayanma ve onun üzerinde yükselme söz konusu olmasın.

Kemal Hocendi der ki:"Cihan ve onun bütün lezzetleri arı ile bala benzer/Tadı çoktur, lakin şerri ve sıkıntısı daha fazladır.

Molla Cami de der ki: " Cahil insan dünyanın mahsıbına devlet lakabını verir/ Çocuğun elini ayağını şiş görür, semiz  ve şişman zanneder 

RIZK KAPILARI

Dünyada rızk kapılarının açılıp kapanmasının küfür ve imanla alakası yoktur.Bu sadece Allah7ın dilemesiyle ilgilidir.Bu bakımdan allah, sırf sabrını denemek , günahlarını bağışlamak  ve derecesini yükseltmek için müminin rızkını kısabilir.Nitekim ashabın çoğunun maruz kaldığı darlık bu kabildendir.Allah istidrac/ yavaş yavaş helake götürmek yani istidrac için kafire bol rızk verebilir.Kureyş kafirlerinin çoğunun içinde yaşadığı bolluk da bu kabildendir.

Sonra XAllah Teala, bazısı için zenginliği , bazısı için fakirliği iyilik kılmıştır.Bazısının zenginliğinde-fakirlik- gibi fesad yaratmıştır.Bunların tamamında bir hikmet ve maslahat vardır.  

lLANET İKİ TÜRLÜDÜR

 İki türlü lanet vardır.Biri cennetten kovulma , öbürü yakınlık ve vuslat sahasından kovulmaktır.İlki kafirler içindir. İkincisi de nakıs müminler içindir.

FİTNE NEDİR ?

Fitne , dini bir fayda olmaksızın insanları rahatsızlığa, karışıklığa, anlaşmazlık, sıkıntı ve belaya duçar etmektir.Böyle bir şey haramdır. Çünkü yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak , müslümanlara zarar vermek , kalbi bir eğrilik  ve dinde sapıklık demektir.
İnsanları sultana karşı ayaklanmaya teşvik etmek de fitneye girer.Sultan zalim de olsa bu hareket , bir fitne ve yeryüzünde bozgunculuk olduğu için caiz olmaz.Sultana karşı ayaklanmak isteyen muzlumlara yardım etmek de, onlara karşı sultana yardım etmekte caiz değildir.Çünkü bu zulme yardım olduğu için caiz olmaz.İnsanlarla akıllarının ermeyeceği konuları konuşmak ta fitneye dahildir.Bir hadisde buyrulmuştur: " Biz insanlarla akılları kadar konuşmakla emrolunduk"
"Tecvitsiz okunan kuranla kılınan namaz caiz değildir" demek bir fitnedir.Çünkü bunu duyan kimse tecvidi bilmediği için namazı terk edebilir.İyiliği emredip kötülüğü nehyederken insanları fitneye düşürmemek, şerri harekete geçirmemek, kötülüğün artmasına ve istenmeyen durumalrın yayılmasına sebeb olmamak için iinsanların hallerini, tabiat ve gidişatlarını bilerek bunları göz önünde bulundurmak gerekir.
Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur: " Bir toplum ahidlerini bozmaya başladı mı mutlaka birbirlerini öldürmeye başlarlar; bir toplumda fuhuş/ hayasızlık ortaya çıktı mı mutlaka Allah başlarına ölümü musallat eder, Bir toplum da zekat vermeye yanaşmadı mı mutlaka yağmurları keser"

ALLAH İLE YAPILAN SÖZLEŞMELER

 İki tane  sözleşme vardır: Biri muhabbet üzere verilen söz, diğeri  de kulluk üzere verilen söz.Birincisi   Havassa, ikincisi avama aittir.

Buradaki söz , Cenab-ı Hakk'ın kendilerini Adem'in sırtından çıkartarak tevhid ve ubudiyet hususunda ahid aldığı sırada Allah'la aralarında vaki olan anlaşmadır.

Muhabbet sözü verenler , sözlerini ebediyen bozmazlar.Kulluk üzere söz verenlerden sözlerini muhabbetle pekiştirenler de sözlerini bozmadılar.Ama sözleri muhabbetle pekiştirilmeyenler heva ve heveslerine uyarak Allah'dan başkasına kulluk ettiler ve bir çok şeyi O'na ortak koşup onları sevdiler.

Bu sözü  ancak kamil manada bi ruyanıklığa sahip olup her türlü örtü ve perdeden sıyrılanlar hatırlayabilirler.Nitekim Zünun-u Mısriye :"Ben sizin Rabbiniz  değilmiyim?"(Araf 172) şeklindeki misakın sırrı sorularak , bu "misakı hatırlıyor musun?" denildi. O da şöyle cevap verdi:" Evet, sanki şimdi kulaklarımla duymuş gibi hatırlıyorum"


27 Şubat 2026 Cuma

EZBERLENECEK SÖZLER

 İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin şeyhi Osman Fazlı Atpazari hazretlerinin sözleridir.
"Allah'ım ! Sana hem darlıkta hem de bollukta hamd ederim.Bollukta , aşikar olan atiyelerini ve görünürdeki nimetlerini göz önünde bulundurarak :" Nimet veren ve ihsanda bulunan Allah'a hamd olsun" derim. Darlık zamanlarında ise gizlenmiş bulunan atiyyelerini ve gizli nimetleri göz önünde bulundurarak : " Her halde hamd Allah'a mahsustur." derim.Fakat bolluk zamanlarında sana şükredip " Eğer şükrederseniz nimetlerimi artırırım"( İbrahim 7) şeklindeki vaadin gereğince nimet ve atiyelerinin de artmasını arzu ederek " Allah'a şükür" derim.Üzerimden bir bela ve mihneti bertaraf ettiğinde ise kayıtsız ve şartsız şükrederim.Tıpkı "Elhamdülillah" diyerek kayıtsız  ve şartsız hamd ettiğim gibi  "kayıtsız ve şartsız sana şükrolsun" derim"

ŞAKİK BELHİ

 Anlatılır ki Şakik Belhi, kimliğini gizleyerek Abdullah b.Mübarek7in huzuruna vardı.Mübarek ona: "- Nereden geldin?" diye sorunca Şakik:"Belh'den" dedi.Mübarek :" Şakik7i tanıyor musun? deyince Şakik:"Tanıyorum" dedi.

"-Şakik'in müritlerinin usulü nedir? diye sordu.Şakik: " Kendilerine bir şey verilmediği zaman sabrederler, verildiği zaman ise şükrederler" dedi.Bunun üzerine Abdullah b.Mübarek: "- Bizim köpeklerimizin usulü de böyledir" dedi.

Şakik : "- Bu işin nasıl olması gerekir?"diye sorunca Mübarek: " Kamiller o kimselerdir ki kendilerine bir şey verilmediği zaman şükrederler, verildiği zaman ise başkalarını kendilerine tercih ederler" cevabını verdi.Yani dağıtırlar. 

KORKU

 Korku (havf) kalbin en büyük ve en faydalı menzillerinden olup herkese farzdır.

ONLAR(O KİMSELER)

 Hak Teala, Adn cennetine girecek olan kullarının özelliklerini Ra'd suresinde şöyle buyurmaktadır:

"Onlar, Allah'ın ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır.

Onlar, Allah'ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözeten , Rabbinden sakınan ve kötü hesaptan korkan kimselerdir.

Yine onlar Rablerinin rızasını isteyerek sabreden, namazı dosdoğru kılan , kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir"

26 Şubat 2026 Perşembe

İYİLİK VE KÖTÜLÜK KİMDENDİR?

 aMR B. şUAYB BABASINDAN O DA KENDİ BABASINDAN ŞÖYLE DEDİĞİNİ RVAYET ETMİŞTİR:

" rESULULAH (sav) İN HUZURUNDA İKEN BİR GURUB İNSANLA BİRLİKTE eBUBEKİR VE öMER ÇIKAGELDİ.iYİCE YAKLAŞINCA SELAM VERDİLER . tOPLULUKTAN BİRİSİ :

" yA rESULALLAH , eBUBEKİR; "İyilikler Allah'tan dır.Kötülükler ise bizdendir" diyor.Ömer ise : " İyiliklerin de kötülüklerin de hepsi Allah'Tan dır diyor.

İnsanların kimi Ebubekir'e , kimi de Ömer'e tabi olmuş durumda" dedi.Bunun üzerine Hz.Peygamber sav şöyle buyurdu:

" Ben ikinizin arasında hükmederken Cebrail ile Mikail7in arasında hükmeden İsrafil gibi hükmedeceğim. "Ey Ömer, Cebrail de senin gibidir diyordu. Ey Ebubekir "Mikail de senin gibi diyordu. Cebrail dedi ki:

" Göktekiler bu konuda ihtilafa düştükleri zaman yerdekiler de düşer.Haydi İsrafil7in aramızda hüküm vermesini isteyelim. Bunun üzerine Cebrail ile Mikail , İsrafil'e gidip meseleyi anlattılar.O da :" Hayır da olsa , şer de olsa kaderin Allahdan olduğunu söyleyerek aralarında hüküm verdi" Sonra Hz.peygamber a.s şöyle buyurdu:

İşte aranızda benim vereceğim hüküm de budur.Ey Ebu Bekir! Eğer Allah yeryüzünde isyan edilmemesini dileseydi İblis'i yaratmazdı"

Hafız der ki:

Aşk dükkanında küfür lazımdır. Ebu Leheb olmasa ateş kimi yakar.

GERÇEK DUA

 Gerçek dua sadece Allah'a yapılandır. Allah'dan başkası için yapılan dua, ağzına gelsin diye suya doğru iki avucunu açan kimse gibidirHalbuki suya ağzını götürmedikce su onun ağzına girecek değildir.(Rad suresi 14 ayeti)

Allah Teala'nın davetçileri vardır. Onlar halkı Hakk'a davet ederler. Hak'dan başkasına davet edenler , gafil bir kalpten sadır olan nasihatları kabul etmez ve etkilenmezler.Onlar insanlara kendilerinin su içmek isteğini göstermek arzusu ile ellerini suya uzatan, fakat ağzına yaklaştıramayan kimseye benzerler.İnsanlar onun su içtiğini zannetseler bile gerçekten su içme meydana gelmez.

Heva ve bidat ehli olanlar Allahdan başka gaye güderek yaptıkları duaya cevap bulamazlar.  

MEHDİ ZUHURU

 


"HEY ÖKÜZ HERİF"

 İbrahim b.Ethem diyor ki: Birinin tarlasında yürürken tarla sahibi bana "Heey öküz herif!" diye seslendi.Bunun üzerine şöyle dedim; " Bu adam basit bir hatamdan dolayı adımı değiştirdi. Şayet çok hata yaparsam , Allah da irfanımı değiştirir."