5 Eylül 2026 Cumartesi

KORKU ÜMİT DENGESİ

 Mümin korku ve ümit arasında (beynel havfi ver reca) olmalıdır.Yerine getirdiği amellerinden dolayı Rabbinin rahmetini ümit edecek ve kusurlarından dolayı da O' nun azabından sakınacaktır.Bir de reca(ümit) olması gereken sınırını aşacak olursa , güven haline gelir.Havf(korku) olması gereken sınırı aştığında ise ümitsizlik(iyas) halini alırki her ikiside küfürdür.Bu bakımdan ikisininde dengede tutulması gerekir.Efendimiz SAV buyurmuştur: " Müminin korkusu ile ümidi terazide tartılacak olsaydı, dengede kalırlardı"

Yaptığın taat ve ibadetlere güvenme, Günahın varsa eğer, O'nun feyzinden ümidini kesme.

İyi kork.zira O'nun kahrı kıyaslanabilir değildir. Gönlün gayet hoş olsun , çünkü O'nun lütfu sayıya sığmaz.

NİMETE ŞÜKÜR,BELAYA SABIR

 Bir alim der ki:" Kulların ilim ve marifeti en az olanı, başına bir sıkıntı geldiğinde Rabbine dua edenidir.Çünkü bir sebeble veya bir sebeb için O'na dua edenlerin duası, sırf O'nu arzulayıp O'na iştiyak duyarak dua edilinceye kadar illetli ve arızalıdır.Hz.Hüseyin r.a şöyle demiştir: "Afiyet hallerinde kim Hakk'ı unutursa , sıkıntı ve zorluk zamanlarında Allah onun duasına icebet etmez." Efendimiz sav buyurmuştur:Bolluk ve rahat içinde iken Allah'ı tanı ki zorluk ve sıkıntı zamanında O da seni tanısın.(İbni Abbas rivayeti)

Sahibine nimeti vereni unutturan bir nimet nimet değil, aksine nıkmete(ceza, felaket,afet) daha yakındır.

Ebüd Derda 8r.a) Şam Camii'nde namaz kıldıktan sonra şöyle dedi: " Ey Şamlılar! Hiç utanma yokmu sizde ? Ne zamana kadar elde edemeyeceğiniz şeylere emel besleyecek , yiyemeyeceğiniz şeyleri biriktirecek , içinde oturmayacağınız evleri inşa edeceksiniz.?! Sizden öncekiler uzun emeller beslediler, sağlam binalar inşa ettiler, çok mal biriktirdiler.Sonunda emelleri aldanış , biriktirdikleri helak ve meskenleri mezar oldu" 

SÜREKLİLİK,DEVAMLILIK

 Allah Teala'nın ihsan ve atası ,ancak O'na sürekli teveccüh ile elde edilir. Efendimiz sav bir mazeret nedeni ile gece namazını kılamayınca kuşluk vakti onu kaza ederdi. Yani kendisine bir vacib olmamasına rağmen , bir tedbir olarak kaza ederdi.Çünkü, devamlı olarak yapılan bir vird, yerine getirildiği vakitte yapılamadığında başka bir vakitte yapılmalıdır ki ecri devam etsin ve feysi kesintiye uğramasın.

"az da olsa devamlı olanıdır" işareti bunu anlatmıştır. 

GECE NAMAZI

 Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur.

"Benim şu mescidimde kılınan bir namaz- Mescid-i Haram hariç-başka mescidlerden kılınan onbin namazdan üstündür. Mescid-i Haram dakılınan bir namaz ise başka mescidlerde kılınan yüzbin namazdan daha üstündür.Hz.Peygamber sav daha sonra : " Dikkat edin size bundan daha üstün olanını söyliyeyim mi? buyurdu. Ashab: "Evet." dediler.O da şöyle buyurdu: " Bir adam ki gecenin karanlığında kalkar , güzelce abdest alır ve Allah rızasını kazanmak maksadıyla iki rekat namaz kılar ( işte o bunlardan daha üstündür)."

CENNETE GİRDİRECEK AMEL

 Sahabeden Hz.Muaz (ra) ın şöyle dediği rivayet olunmuştur: "Ya Resulallah ! Bana beni cennete girdirecek ve cehennemden uzaklaştıracak bir amel söyle." dedim. Allah Resulü: " Çok büyük bir şey istiyorsun.Ancak bu, Allah'ın kolay kıldığı kişi için pek kolaydır.: Hiç bir şeyi ortak koşmadan yalnızca Allah7a kulluk edersin.Namazı dosdoğru kılarsın.Zekatı verirsin., Ramazn orucunu tutarsın.. Gücün yeter, imkan bulabilirsen hacc edersin". Sonra da şöyle buyurdu: " Şimdi sana hayır kapılarını haber vereyim mi? Oruç Kalkandır. Sadaka, suyun ateşi söndürmesi gibi günahın azabını söndürür.Kişinin gece yarısı kıldığı namazda günahı söndürür.,"

bundan sonra : "Korkuyla ve umutla rablerin kulluk ettikleri için vücutları yataklarından uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar. Yaptıklarına karşılık olarak , onlar için nemutluluklar saklandığnı hiç kimse bilemez"(Secde 32/16-17 ayetini okudu.

Daha sonra buyurdu: " Sana bütün iişlerin başını , ana direğini ve doruk noktasını bildireyim mi?" buyurdu. Ben : " Evet ya Rasulallah!" dedim. "İşin başı islam, direği namaz, doruğu cihaddır" buyurdu.Sonra: " Sana bütün bunların kıvamının kendisine bağlı olduğu şey(can damarını) bildireyim mi?" dedi. Ben: "Evet, bildir ya rasulallah!" dedim.Bunun üzerine Hz.Peiygamber (sav) dilini tuttu ve : " şunu koru" buyurdu. Ben: " Ya Rasulallah! Biz konuştuklarımızndan da sorgulanacakmıyız ?" dedim. " Annen yokluğuna yansın ey Muaz! İnsanları yüz üstü cehenneme sürükleyen, ancak dillerinin ürettikleridir" buyurdu.

31 Ağustos 2026 Pazartesi

HALİS İBADET

 Halis ibadet son derece hudu/boyun eğerek emri karşılayıp kabullenmektir.Bu ibadet nefis ile olur ki , nefsin ibadette halis kılınması eksiltmekten/eksik yapmaktan uzak durmaktır.., Bu ibadet kalb ile de olur ki kalbin ibadette halis kılınması şahısları görmemektir.B ibadet ruh ile olur ki ruhun ibadette halis kılınması ise özel davranılma(ihtisas ) talebinden arınmaktır.Bu ibadet ehli her asırda vardır.Çünkü Peygamber sav şööyle buyurmuştur; " Allah Teala daima dininde kendisine taat edecek birilerini yetiştirir" 

30 Ağustos 2026 Pazar

OLDUĞUNDAN BAŞKA TÜRLÜ GÖRÜNMEK

 Bu tabir Kur'an 'a aittir.Sad suresi 86 ayetinde geçer: "(Rasulüm) Deki :Buna karşılık ben sizden bir ücret iustemiyorum. Ve ben olduğumdan başka türlü görünenlerden de değilim"

Ayetin ikinci cümlesi fasid maksatlar gözetilerek yapılan bütün  işlerdir.Dini dünyevi maksatlar için kullananlar bu ayetin şümulüne girer.

ALLAH TEALA'NIN ORGANLARININ TEVİLİ

Sad suresi 75 ayetinde:" Allah: Ey İblis! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni men eden nedir?           Alette "iki el" ifadesi ile şüphesiz bir organ tarif edilmemiştir.Hak Teala organdan münezzehtir.

 Hakim Senai , Allah'a isnad edilen organları tevil ettiği bir farsca beytinde şöyle der:

Allah'ın 'el'i kudreti, 'yüz'ü ise bakası, ebediliğidir."Gelmesi" hükmü, "inmesi" ihsanı ve lütfudur. 

"iki parmağı", kader hükmünün icrası demektir."iki ayağı" da celali, kahrı ve tehlikesidir.

"iki elim" ifadesiyle Allah, lütuf ve kahır sıfatlarına işaret etmektedir ki her ikisi de Allah7ın bütün sıfatlarını şamildir.Çünkü hiçbir sıfat yoktur ki la lütuf ya da kahır kabilinden olmasın.Melekler Hakk7ın lütuf sıfatının tezahürleri iken şeytanlar da Hakkın kahır sıfatının tezahürleridir.Ademoğlu ise hem lütuf hem de kahır sıfatının tezahürü olarak yaratılmıştır.Şu kainatın bir kısmı Allah Teala'nın lütuf sıfatının aynası iken , bir kısmı da kahır sıfatının aynasıdır. 

29 Ağustos 2026 Cumartesi

İZZET VE ŞEREF

 İzzet ve şeref, mahluklardan himmet beklememek, onlara ihtiyaç göstermemekten geç iyor.

MERHABA KELİMESİNİ KULLANMAK

 Merhaba kelimesini kullanmak Hz.Peygamber'e uymaktır ve sünnettir.Çünkü Ebu Talib'in kızı olan Ümmü Hani Mekke fethideldiği yıl müslüman olarak kendisine geldiğinde "Merhaba, ya Ümmü Hani"buyurmuştur.Ümmü Hani'nin evi Kabe kapılarının birinin bulunduğu yerde olduğundan "Ümmü Hani" kapısı diye anılır.Efendimiz sav onun evinde iken miraca çıkartılmıştır. 

DOSTLARINA BELA VERİR

Cenab-ı Hakk dostlarına bela verir, çünkü dostlarında iki şeyi görmek ister.Ağlayan göz ve yanık gönül. Yine Allah Teala , kulunun ağlamasını ve ağlarken O' nu övmesini ister."Onların gözlerinin yaş dolu olduğunu görürsün" ayetinde olduğu gibi. 

BELA VELİLERİN AZIĞIDIR

 Bazı alimler der ki: " Bela, velilerin azığı; temiz gönüllü kulların da tercihidir. Her biri, bir türlü bela ile imtihan edilmiştir.Nuh a.s, kendi kavminin elinden sıkıntı çekmiştir. İbrahim a.s Nemrud'un ateşi, İsmail kurban edilme, Yakub a.s çocuklarından ayrı kalma, Zekeriya ve yahya öldürülme, Musa a.s Firavun  ve kıbtilerin elinde sıkıntıya uğrama ile imtihan edilmiştir.Veliler ve saf gönüllü kullarda böyledir. Birisi gurbete çıkma ve zillete uğrama sıkıntısına düşmüş,diğeri açlık ve fakirlikle, kimisi hastalıkla, kemisi şehid olmakla imtihan olmuşlardır.Efendimiz sav buyurmuştur: "Şüphesiz Allah, dostları(evliyaları) için belayı; sevgilileri için de şehadeti azık kılar." 

Cüneyd hazretleri buyurur:" Belayı beladan görenler , ah u vah ile gürültü ederler.; belayı, belayı verenden görenler ise belayı arzularlar" 

HAKK TEALA NEZDİNDE OLMAYANLAR

 Beyazid-i Bestami hazretleri şöyle söylemiştir: "Ey Padişahım! Senin hazinende olmaya n

dört şey getirdim, Yokluk, ihtiyaç, acizlik ve dilenme.

Ariflerden birinin karnı acıkmış ve ağlamaya başlamış.Zevksiz biri de açlığa ağlıyor diye kendisini ayıplayınca  demiş ki: "O dra beni sırf ağlayıp kendisinden bir şey isteyeyim diye aç bıraktı ya" 

28 Ağustos 2026 Cuma

ERMİŞLER MAKAMININ ÖZELLİKLERİ

 Ermişler makamına ancak belalara sabredip herşeyi Mevla'ya bırakmakla, ve ilahi kazanın gereği olarak başa gelecek herşeye rıza göstermekel ulaşılabilir.Peygamber ve Veliler gibi Hak Teala'nın gözde kullarının ubudiyetleri, başlarına bela geldiğinde sabretmek, ilahi kazanın hükümleri yürürlüğe konulduğunda buna rıza gööstermektir. Hak Teala'nın şeytanı bazı peygamber ve veli kullarına musallat kılması, onlara değer vermemesinden değildir. Aksine bu imtihanlar , onların izzet ve şereflerinden kaynaklanmaktadır.Ayrıca Allah onların güzel kulluk makamına ve "Sevgili sabır ehli kimseler" derecesine ulaşmalarına böylece yardımcı olmak istemektedir.

EYYUP PEYGAMBERİN İMTİHANI

 Eyüp peygamberin çeşitli türlerde çok sayıda malı bulunmasına rağmen , Allah7a itaat etmeğe, fakir ve yetim, ihtiyaç sahiplerine ihbanda bulunmaya devam etmekte idi.Şeytan onu kıskandı.Mal ile hem dünyasını hem ahiretini mamur etmekte olmasını çekemedi ve Hak teala'ya şöyle nida etti: " Allah'ım! Kulun Eyyub bunca verdiğin nimetlere şükrediyor; sağlık ve afiyet verdiğin için hamdediyor, elindeki nimet veafiyeti çekip alacak olursa nbu şekilde davranamaz herhalde" deyince Hak Teala: Ben kesin olarak biliyorum ki Eyyub her hal ve şartlarda kulluğuna devam edecektir" deyince İblis: Ya Rabbi beni onun mal ve çocuklarına musallat et demesi üzerine İblis , Eyyub un ekinini yaktı, binayı çocuklarının üzerine yıktı,bunlar Eyyubun Allah7a hamdini artırmasına neden oldu.Bunu nüzerine Hz.Eyyubun bedenine musallat etti,Hz.Eyyubunh bedeninden çıbanlar çıktı ve bu hal yedi yıl sürdü.Sabır ,riza ve teslimiyetten başka bir şey görülmedi.Bu imtihan, Hz.Eyyub dan sadır olmuş bir günahın karşılığı değildi.Bu imtihan, onun Rabbi katındaki yüksek derecelere sahip olduğunun görülmesi içindi.

NİMETİN PEŞİNDEN GELENLER

 Hasan basri  hazretleri der ki: " Allah'ın nimetlendirdiği hiçbir kimse yoktur ki; bu nimetin peşinden bir felaket ve soruşturma gelmesin.Bu hükmün tek istisnası Süleyman a.s dır.Verdiği zaman ecir almakta, vermediği zamanda günaha girmemektedir.Bu durum ona özgü şeylerdendir"

"İşte bu bizim bağışımızdır. İsbter ver, ister (elyinde) tut; hesapsızdır" dedik.( Sad suresi ayet 39)

25 Ağustos 2026 Salı

ŞEYTANIN BAĞLANMASI

 Hz.Süleyman a.s, emrine cinler, insanlar,kuşlar ve vahşi hayvanlar,rüzgarlar vermişti.Hz.Süleyman ,Hak teala'dan hiç olmazsa iki günlüğüne emrine verilmesini istedi. Israrlı istemsi üzerine Hakk Teala "Peki" dedi.Hz.Süleyman şeytanı bağladı.Hz.Süleyman geçimini zembil örerek sağlamakta idi.her gün bir sepet örer onu iki ekmeğe satar , bir mescidde bir fakir ile o ekmeği yer ve şöyle derdi: "Bir fakir, bir fakir ile oturdu"

Şeytanı bağladığı gün sepeti satılması için pazara götürdü ama hiç kimse satın almadı.Çünkü o gün pazarda alışveriş yoktu.O gün Süleyman bir şey yiyemedi.Ertesi gün Süleyman yine sepet ördü  ama kimse satın almadı.Süleyman acıktı ve Allah'a yalvardı: Ey Allah'ım açım. hiç kimse sepet satın almıyor" Hak Teala'dan şöyle bir ferman geldi: "Ey Süleyman , bilmiyormusun ki sen pazarcıların en büyüğünü bağlayınca halk için alış veriş kapısı kapanır.Bu durum halkın yararına değildir. O , dünayyı imar eder, mal ve evlatlarda insanlara ortak olur.."

ANİ ÖLÜM

 Ani ölüm, salih kullar için bir rahmet, bir hafifletme ve yumuşak (rıfk) bir muameledir.Çünkü onlar gönüllerinden masivayı uzaklaştırmış ve ölüme hazır insanlar oldukları için vasiyet, tevbe yenileme ve yaptığı haksızlıklardan hak helalliği alma gibimeseleleri yoktur. Fakat salih olmayanlar için durum böyle değildir.Bu sebebledir ki ani ölüm , Allah'ın fasıklara karşı öfkesinin bir neticesidir.

KURAN OKUYANLARIN EN ŞERLİSİ

 Hz.Ali r.a kanalıyla Hz.Peygamber sav in şöyle buyurduğu nakledilir: "Hüzün yurdundan Allah'a sığınırım.Çünkü burası açıldığı zaman , cehennem yetmiş kez ondan kurtulmak isteyecektir. Allah burayı amelleri ile gösteriş yapan Kur'an okuyucuları için hazırlamıştır. Ki bunların en şerlileri devlet ileri gelenlerinin meclisinde bulunanlardır.

BİLDİKLERİNLE AMEL

 İbrahim b. Ethem der ki: "Gezinirken  bir taş gözüme çarptı.Taşın üzerinde 'Beni çevirirsen bu sana fayda sağlayacak" yazıyordu.Çevirdim bir de baktım ki arka yüzünde şunlar yazılmıştı:

Sen amel etmezken bildiklerinle bile 

Nasıl heves edersin  hiç bilmediklerine !

22 Ağustos 2026 Cumartesi

ÖLÜMÜ İSTEYEN ÜÇ KİŞİ

 1- ÖLÜMDEN SONRA NELER OLACAĞINI BİLMEYEN

2- ALLAH'IN GÜÇ DAİRESİNDEN KAÇAN

3- ALLAH'A ULAŞMAYI ŞİDDETLE  ARZULAYAN BİR ALLAH AŞIĞI

MEKKELİLERİN EN ŞAYTANLARINDAN BİRİSİ:NADR B.HARİS

 Nadr Mekkelilerin şeytanlarından birisi olup bu herif hakkında Kur'an da on küsür ayet inmiştir.

"Üzerimize gökten taş yağdır"(Engal 8/32) diye nbu heriftir.

" Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver dediler"(Sad 16) diyen bu heriftir. Ahiret günü cezasını duyunca güya Efendimiz sav ile alay etmek için bu şekilde söz söylediler. 

ZİKİR BELALARDAN (HASTALIKLARDAN) KURTULMANIN DEVASIDIR

 Yunus a.s kavminden kaçtığı vakit bir gemiye biner , ancak gemi biraz sahilden ayrılınca  ortada durur.Gemicilir ve kaptanlar: " Gemide efendisinden izinsiz olarak yola çıkmış kaçak bir köle var.Bu gemide kaçak köle olunca gemi gitmez" dediler.Gemide bulunan esnaf ve tüccarlar : " Biz bunu denedik .Böyle bir şey gördüğümüzde kura atıyoruz.Kur'a kime çıkarsa onu denize atıyoruz.Zira bir kişinin boğulması bütün yolcuların boğulmasından daha iyidir." dediler. Bu söz üzerine yolcular arasında üç kere kura çekildi.Her defasında kura Hz.Yunus'a isabet etti.Bunun üzerine Hz.Yunus: Ey Gemi yolcuları.Vallahi asi benim" çdedi.elbisesine bürünüp güverteye çıktı ve kendini denize attı."Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu.Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasa idi , tekrar dirilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı"

Bu ilahi sözde Allah Teala'yı çokca zikretmeye teşvik vardır.

İmam Şafi hazretlerinden rivayet odur ki : Veba (Taun) hastalığının en iyi tedavisi tesbih etmektir.Zira zikir, musibeti, ceza ve azabı kaldırır.

21 Ağustos 2026 Cuma

MUHAMMED ALİ APAK HOCA EL YAZMA NOTLARI

https://drive.google.com/file/d/1omf26Cqd5s40yjMdcXuAB5-uRxNxxwQQ/view?usp=drive_link

https://drive.google.com/file/d/1REq59c2THQDTPhiZR6bSh-W3BsgkIgJb/view?usp=drive_link

https://drive.google.com/file/d/1k-BQl1GUqK5oxdwqjy_QgU0QzleAzzBT/view?usp=drive_link

https://drive.google.com/file/d/1RmNzigfhZSNeIDf3XRzNfNJfrKT32ljZ/view?usp=drive_link

https://drive.google.com/file/d/1WCcV15QQXZyYRGRHZGpDCB8MYP5XC4L7/view?usp=sharing

https://drive.google.com/file/d/1Ohg2h_X9oXBlq09tYi5yv9gPMcUSH-K8/view?usp=sharing


Faydalanmak isteyenle yukarıda yazılı linkleri tıklayarak ulaşabilirler..Hazretin el yazması bu notlarını İstanbul'da yaşayan mimar kardeşimiz Mehmet Çito taratmış ve flash belleğe kaydetmiştir.Muradımız her sahifedeki yazıların manalarını sahife altına yazılsın, insanlar faydalansın idi.Ancak bunu yapabilmek sadece osmanlıcayı bilmekle bitmiyor.Yazıların içinden ayet olanlarını, hadisi şerif olanlarını vekelamı kibar olanlarını ayırt edecek bir birikime sahip olmak gerekecekti.Belki ileridi bu işi yapabilecek bir kardeş çıkar düşüncesi ile bu hizmeti metli dede bloğuna kaydetmekle yetindik.Bu yazıların tercemesini, merhum Mahmud Durusoy kardeşimiz, Ankarada gönül bağı olduğu Ethem Cebecioğlu ve ekibine havale etmişti.Bu ekip bu eseri MECMUUL HİKEM adı altında sınırlı sayıda kitap şeklinde tab etmişti. Tez hazırlığı şeklinde yapılan bu çalışma hazırlayanların fikrini de kattığı için bizim muradımıza tam uyacak şeklinde olmadı.Ancak bu çalışmada çok büyük bir emek idi . Hakk Teala keremiyle muamele etsin inşaallah.

20 Ağustos 2026 Perşembe

HIZIR VE İLYAS A.S

 Abid Muhammed b.Ahmed der ki:"Mescid-i aksa'da ikindi namazından sonra oturmuşum.İki adam gördüm. Birisi bizim sıfat ve yeklimizde  idi. Diğeri ise büyük bir şahıstı.Boyu uzun, alnı, kolları ve göğsü geniş idi.O iki adam benden uzak oturdu.Sıfatı ve boyu bizim gibi olan ihtiyar bana yaklaştı ve selam verdi.Selamına karşılık verdim ve " Allah sana merhamet eylesin , sen kimsin ve benden uzağa oturan şu adam kim? dedim."Ben Hızır'ım , o da kardeşim İlyas" dedi.Onun sözünden gönlüme korku düştü ve titredim.

Hızır: " Korkma! bizseni seviyoruz ve senin dostunuz,Neden endişe ediyorsun) Her kim Cuma günü ikindi namazını eda edip yüzünü kıble tarafına çevirir ve güneş batana kadar daima " Ya Allah, Ya Rahman" derse izzet sahibiolan Allah onun duasını kabul ederve hacetini ihsan eder" dedi.

Ben : " Sen bana yakınlık gösterdin. Allah da seni zikri ile ünsiyet ettirsin." dedim.Ona : " Sen ne yersin?" diye sordum. "Kereviz ve yer mantarı," dedi."İlyas ne yer?" diye sordum. Her gece iftar vakti iki çörek yer." dedi. " O nerede ikamet eder? dedimk. " Deniz adalarında " dedi."İkiniz ne zaman bir araya gelirsiniz?" diye sordum:

" Evliyaullahtan birisi dünyadan göçünce ikimizde onun namazını kılarız. Arafat meğvsiminde bir araya geliriz. Haccın menasıkını tamamladıktan sonra o beni, ben de onu traş ederiz" dedi.

" Evliyaullahın hepsini tanırmısın? diye sordum." Sayılı bir topluluğu tanırım" dedi.Sonra şöyle söyledi: " Rasulullah sav dünyadan ayrılınca yer yüzü: ' Kıyamete kadar üzerimde yürüyecek bir peygamber kalmadı" diye Allah'a feryad edip inledi.Alemlerin Rabbi: " Ben bu ümmetten öyle erler ızhar ederim ki onların gönülleri peygamber gönülleri gibidir" buyurdu.

O vakit Hızır gitmek için kalktıo. Ben de onunla gitmek için kalktım. Bana: " Sen benimle olmaya güç yetiremezsin . Ben her gün sabah namazını Mekke'de Mescidi haramda eda ederim. Ardından güneş doğana kadar hıcr de Rüknü Şami yakınında otururum.O vaket Kabe'yi tavaf eder , makamı ibrahimin gerisinde iki rekat namaz kılarım..Öğle namazını Medin-i Mustafa a.s da kılarım.Akşam namazını Turi Sina da, yatsı namazını Zülkarneyn'in seddinde eda ederim. Her gece orada muhafızlık yaparım. Sabah vakti olunca sabah namazı için tekrar Mekke'ye Meascid-i Haram'a giderim" dedi.

HIZIR VE İLYAS'IN DUASI

 Hızır ve İlyas a.s hacdan ayrılırken şu duayı söylerler:

MAŞAALLAH , MAŞAALLAH  LA YESUGUL HAYRA İLLALLAH                                                    MAŞAALLAH MAŞAALLAH LA YASRİFÜ SUEİLLALLAH                                                                MAŞAALLAH ,MAŞAALLAH MA YEKUNÜ MİN NIMETİN FEMİNALLAH                                  MAŞAALLAH MAŞAALLAH TEVEKKELNA ALELLAHHASBÜNALLAH VE NİMEL VEKİL

(mAŞALLAH ,mAŞALLAH hayrı ancak Allah sevk eder

Maşallah Maşallah kötülüğü ancak Allah def eder.

Maşallah, Maşallah her nimet Allah'tandır.Biz Allah'a tevekkül ettik  ona güvendik.O bize kafidirve O ne güzel vekildir. )                           

NESEBİN ETKİSİ

 Hak Teala Saffat suresi 112 ve 113 ayetinde buyurmaktadır."Salihlerden bir peygamber olarak ona(İbrahim'e) İshak'ı müjdeledik.Kendisini ve İshak7ı (kutlu ve bereketli) eyledik.Lakin her ikisinin neslinden iyi kimseler olacağı gibi , kendine açıktan açığa kötülük edenlerde olacaktır"

ve nesebin kişinin salah yahut fesadında , itaat yahut isyanında bir etkisi ve tesiri yoktur.Salih kişiden asi ve mücrim; müminden de kafir doğabilir.Şayet bu iş , haseph, nesep,soysop,tabiat  ve ırk ile olsa idi bu değişiklik olmazdı.Ayet peygamber evlatları torunları olmakla övünen Yahudilerin bu konudaki umut  ve beklentilerini boş çıokarmaktadır.Efendimiz sav de buyurmuştur: " Ey Haşimoğulları! İnsanlar amelleriyle , siz hasep ve nesebinizle bana gelecek değilsiniz"

Bu sözden maksat , inisanların amelleriyle huzura geldikleri zaman Haşimoğullarının Hz.Peygamber(a.s) z'ın huzurunda hasep ve nesepleriyle övünmelerini ayıplamaktadır.

Soyunun Ali'yea ulaşmasıyla mı övünüyorsun?

İdrarın aslı da halis ve saf sudur.

Bozuk inanç ve kötü amellerin seni kirlettikten sonra 

Temiz bir soya bağlı olman sana fayda vermez.

19 Ağustos 2026 Çarşamba

BELA

 Hariri der ki: bela muhataplara üç ayrı şekilde tezahur eder.1. Muhaliflere musibet vecezadır. 2. Hayırda öncü olanlara temizlik ve kefarettir. 3. Veli ve sıddıklara ise bir türlü imtihandır.

ALLAH İLE KUL ARASINDAKİ PERDELER

 Osman Fazlı Atpazari hazretleri demiştir ki: İbrahim a.s efal(fiiller), sıfat (sıfatlar) ve Zat'a dair tevhidin bütün mertebelerini gerçekleştirmiştir.Zira Allah ile kul arasındaki külli perdeler üçtür: Bunlar mal, evlat ve beden(can) perdeleridir.İşte Ef'al tevhidi maldan, sıfat tevhidi evlattan, zat tevhidi ise beden ve candan fani olup ferağat etmekle hasıl olur.İşte bütün bu perde ve engeller , sırasıyla tevhiddeki makamlara mukabildirler.Sonuçta allah Teala birinci tevhid olan efal tevhidini gerçekleştirmek için İbrahim a.s 'ın malını almıştır.İkinci tevhid olan sıfat tevhidini gerçekleştirmek için onun evladını kurban etmekle sınamıştır.Üçüncü tevhid olan zat tevhidini gerçekleştirmek için de onu Nemrud'un ateşine atarak cisim vecanını almıştır.İşte bütün bunlardan İbrahim a.s ın fena fillah, bekabillahmakamlarına ulaştığı ortaya çıkmıştır.

18 Ağustos 2026 Salı

HZ.CEBRAİL'İN ZOR ANLARI

 Haberde şöyle g2elmiştir: Hz.Peygamber sav, Cebrail a.s a gökten inişinde hiç zahmet ve meşakket çektiğin oldu mu? diyee sordu. Cebrail a.s " Evet dörnt yerde zor anlar yaşadım" dedi ve bunları şöyle sıraladı:

"Birincisi ; Hz.İbrahim ateşe atıldığı zaman ben arşın altındaydım.Allah Teala tam o sırada " Yetiş kuluma!" buyurdu.Ben hemen yetişiverdim.Ona bir ihtiyacın varmı ? dedim.Hz.ibralim " Sana ihtiyacım yok" dedi.

İkincisi: İibrahim a.s bıçağı İsmail a.s 'ın boğazına koyduğu zaman ben yine aarşın altında bulunuyordum.Allah Teala " Yetiş kuluma" " buyurdu.Ben göz açıp kapayıncaya kadar bir zamanda ona da yetiştim ve bıçağı çevirdim.

Üçüncüsü : Yusuf a.s kuyuya atıldığı zaman Hak Teala " Yetiş kuluma!" buyurdu.Ben Yusuf kuyunun dibine ulaşmadan yetiştim.Kuyunun dibinden bir taş çıkardım ve o taşın üzerine Yusuf a.s ı oturttum"

Dördüncüsü Uhud savaşında kafirler senin mübarek başını yarıp dişini kırdıkları zaman Allah Teala "Teşi! Şayet bevgilimin kanından bir damla yere düşerse yerden hiçbir bitki bitirmem" buyurdu.İEşte ben senin yere düşmek üzere olan kanını elimle aldımve sonra onu havaya attım, dedi.

17 Ağustos 2026 Pazartesi

YILAN VE AKREPTEN KORUNMAK İÇİN

 Saffat suresi 79. ayetinde :"SELAMÜN ALA NUHİN FİL ALEMİN"(Bütün alemlerde nuha selam olsun) ayeti ile alakalı denir ki; Nuh Tufanında yılan ve akrep gemiye binmek  için Nuh a.s a geldiler.Hz.Nuh onlara:" Sizi gemiye alamam . Zira siz çevreye zarar verir, insanların başına bela olursunuz." dedi. Yılan ve akrep:" Sen bizi gemiye al! Biz senin ismini yad eden hiç kimseye zarar vermeyeceğimize söz veriyoruz"  dediler. Kuşeyri der ki: Yılan ve akrebin kendisine zarar vereceğiinden endişe eden kimse bu ayeti dua olarak okursa yılan ve akrep o kimseye zarar vermez

16 Ağustos 2026 Pazar

HASAN BASRİ HAZRETLERİ

 Hasan Basri hazretlerine "LA İLAHE İLLALLAH" diyen kimse cennete girer" rivayeti hakkında ne dersiniz? diye bir soru sormuşlar.Hazret şu cevabı vermiştir: " Bu sözün haddini bilen  ve hakkını veren kimsenin cennete gireceğini ifade etmiştir"  

SAĞDAN GELENLER

 bu tabir Saffat suresinin 28 nci ayetinde geçer.Zalimler, zalimlere yardım edenler Kıyamette bir sahne yaşarlar ve bir birlerini suçlarlar.(Uyanlar, uydukları adamlara:) Siz bize sağdan gelirdiniz(sureti haktan görünürdünüz) der.

Denilir ki , şeytan sağ taraftan geldiği kişiye hak ve doğruyu karıştırmak için din cihetinden gelir.Sol taraftan geldiği kişiye de nefsani ve şehevi açıdan gelir.Önden geldiğine kıyameti yalanlama açısından gelir. Arkadan9 geldiği kimseye de kendisine ve nesline fakirlik endişesi vererek yaklaşır.Arıtk bu kimse ne bir hısım ve akrabasını ziyaret eder, ne de zekat verir.

Bugün din kavramları kullanılarak halkın maddi imkanlarını sömürenler muhtemelen sağdan gelenlerdir.

15 Ağustos 2026 Cumartesi

ZALİM KENDİ YARDIMCILARI İLE HAŞROLUNACAKTIR

 Saffat suresinin 22,23,24 ayetleri: "(Allah, meleklerine emreder:) Zalimleri , onların aynı yoldaki arkadaşlarını ve Allah'dan başka tapmış oldukları putları toplayın.Onlara cehennem yolunu gösterin. Onları tutuklayın, çünkü onlar sorguya çekilecekler"

Zalim kendi yardımcısı ile haşrolunacaktır.Şarap ehli şarap ehli ile, zina ehli zina ehliyle, faiz ehli faizci ile.

Kutul Kulup isimli eserde denir ki: "Abdullah b.Mübarek'e bir kimse sordu: " Ben terziyim.Bazen zalimler için elbise dikiyorum.Sakın ben onlara yardım edenlerden olmayayım?" İbni Mübarek : " Sen onlara yardımcı olanlardan olmak bir yana , bilakis zalimlerdensin. Belki o zalime yardımcı olanlar sana iğne ve iplik satanlardır".

İimam-ı Azam'a hapsetmişlerdi.Zalimlerden biri ona gelip " Bana bir kalem yont/traş et" dedi. İmam Azam : "Hakteala'nın : Zalimleri, onların aynı yoldaki yoldaşlarını ve Allah'dan başka tapmış oldukları putlarını toplayın" buyurduğu kimselerden olmaktan korkarım" dedi.

İbni Mübarek'i bir gün birisi rüyasında gördü ve kendisine rabbin sana ne muamele etti diye sordu.İbni Mübarek " Bir bidat sahibine lütuf ve şekatle nazar ettiğim için Allah Teala bana sitem etti vöe beni üç sene tutukladı. Bana " Sen benim düşmanıma düşman olmadın' dedi. Peki ya hatırlatıldıktan sonra o zalimler topluluğu ile oturanın hali nicedir." Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde , odnlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur.Eğer şeytan sana unutturursa , hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma.(Eenam suresi 68)

VAHİD ESMASI

 Sührneverdi hazretleri der ki: " Bayağı ve karışık fikirlerin etkisinde olan  olan kimse " el-Vahid" ismini zikrederse bu durum kendisinden zail olur.Zalim sultandan korkan kimse el-Vahid ismini öğle namazından sonra  500 kerre okursa onun şerrinden emin olur.; dert ve tasadan kurtulur ; düşmanları onu dost edinir

YASİN SURESİ

 Hadis-i şerifde buyrulmuştur: Yasin suresini okuyun.Çünkü onda on bereket vardır.Dhu okuyan aç kimse mutlaka doyar.Onu okuyan çıplak kimse mutlaka giyinir. Onu okuyan bekar mutlaka eevlenir. Onu okuyan korkmuş kimse mutlaka emin olur. Onu okuyan hapse düşmüş kimse mutlaka kurtulur.Onu okuyan yolcuya mutlaka yolculuğunda yardım edilir. Onu okuyan yitiği olan kimse mutlaka yitiğini bulur.Ölüm döşeğinde olanın yahut ölen kimsenin yanında okunursa mutlaka onun işi kolaylaştırılır.Susayan kimse onu okursa mutlaka suya kanar. Hasta okursa mutlaka iyileşir.

Yine hadiste buyrulmuştur: "Yasin suresi ne için okunursa maksad hasıl olur"

Yine hadis-i şerifde buyrulmuştur: Kim bir kabristana girer Yasin suresini okursa o gün o kabristanda bulunanların azapları hafifletilir.O kişiye kabristanda olanların sayısınca sevap verilir.

İbni arabi hazretleri Fütühat tercemesinde der ki: "Bir vakit hastaoldum.O hastalık beni bayılttı.O derece ki beni ölmüşlerden saydılar.O halde bir topluluk gördüm.. Görünüşleri kerih ve suretleri çirkindi.Onlar bana eziyet etmek istediler. O sırad çok güzel yüzlü ,pek güçlü kuvvetli , kendisinden güzel koku gelen bir şahıs gördüm.O topluluğu benden uzaklaştırdı.O derece de ki onları helak eyledi. Ona "Sen kimsin?" diye sordum. " Ben yasin suresiyim, senden o topluluğu uzaklaştırır seni korurum." dedi.O baygınlıktan ayılıp kendi halime gelince babamın ağladığını ve Yasin suresini okuduğunu gördüm.O anda Yasin'i okuyup bitirdi. Ona gördüklerimi haber verdim. Ondan bir müddet sonra bana Resulullah sav'in " Ölülerinize Yasin suresini okuyun" hadisi erişti.

14 Ağustos 2026 Cuma

TARİKATLARIN DÜNYEVİLEŞMESİ

 Her cemaatın arkasında mutlaka bir tarikat bağlantısı mevcuttur.Dün bir takım suçlamalarla göz altına alınan muhtemelen tutuklama ve mal varlığına el koyup kayyıma tevdi hadiseleri yaşanacak olan Süleyman hilmi Tunahan hazretlerinin cemaatına yapılan adli takibat tüm cemaatlara da yapılabilir. Zahirde Devletin yetkilileri kendilerine göre suç unsurları bulsa da bilinmelidir ki Tüm işler Hakteala'nın takdirine göre zuhura gelmektedir. "Sebeblerin üzerindeki sebeb" diye tarif edeceğimiz bu hal,dini söylem,motifler kullanan birileri dünyanın güzelliklerine ,peşin zevklerine dalınca, zühdü unutunca Hak Teala'nın sillesine uğrayacaktır.Düşününkü hepimiz içinde bulunduğumuz cemaatın eekonomik güçlenmesini , kurumlara sahip olmalarını nefsinde ister.Ancak büyüme maddi sahada olmakla, maddi sahadaki güçlülüğün manevi dünyadaki terakkiyi temin etmemesi nedeniyle nefislerin at oynatacağı bir döneme evrilme kaçınılmazdır.Çünkü her cemaat ,müntesiplerinin  umre ,hac ibadetlerini temin edecek bir turizm şirketine sahip olmayı ister.Çünkü buradan bir kazanç elde edilecektir.Her cemaat müntesiplerinin alış veriş yapacakları bir marketinin,şirketinin olmasını ister.Çünkü buradan bir gelir elde edilecektir.İşte tam burada dünya talebi, ahiret talebinin önüne geçecektir.Hatta, ahireti tamam edeceği duygusu dünyayı güçlendirmeyi temin etmekten geçtiğini sanır.Nefsin her türlü hile ve oyunları devrededir.

En büyük örneğimiz Efendimiz SAV ve raşit halifelerin yaşantısı hiç nazara alınmaz.Efendimizin, Mekke'nin en zengin kadını olan Hatice validemizle evlendikten sonra bu servetin , müminlerin iihtiyacına  harcanarak bittiği gerçeğini görmezler.Allah Resulü sav in evinde ancak günlük yiyeceğin olduğunu , ertesi güne bir şeylerin saklanmadığı ve günlük yiyeceklerinde sahabenin fukaralarına dağıttığı gerçeği karşısında son model mersedeslerle gezen , ve din adına otorite  tekelini elinde bulunduranlara , babadan oğula bu saltanatı aktaranlara bir gün sebeblerin üstündeki bir sebeb nedeniyle imtihandan geçirileceklerini bilmeleri gerektir.   

9 Ağustos 2026 Pazar

CENNETLİKLER

Şibli r.a ın yanında "Bugün cennetlikler , gerçekten nimet içinde segfa sürerler." ayeti okununca bir nara attı ve bayıldı.Kendine gelince şöyle dedi: "Zavallılar (cennet nimetleriyle ) meşgul edilip de neyi kaçırdıklarını bilselerdi helak olurlardı" 

ZEMZEM

 Efendimiz sav  zemzem hakkında "O doyurucu bir yemek ve hastalığa şifadır" buyurması zemzemin diğer sulardan farklı olarak gıda oluşuna dikkat çekmektir.

EVLİYADAN GELEN HABERLER

 Yasin suresinin 46. ayetinde buyrulur: "Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyedursun, ille de ondan yüz çevirmişlerdir"

Büyüklerden birisi der ki .:Peeygamberlerin dilinden gelen haberlere inanıp aynı haberler peygamberlerin varislerinden birinden gelince bunlara inanmamak insafsızlıktır.Çünkü deniz birdir.Evliyaullahın getirdiği haberlere inanmıyorlarsa hiç olmazsa bu haberleri hikaye yoluyla da alabilirlher.Peygamberlerin getirdiği akıllara şaşkınlık verecek olan haberlere inanıldığı gibi Allah tarafından muhafaza edilen (mahfuz) evliyanın getirdiği haberlere de inanmak gerekir.Aslın( peygamberlerin) getirdiklerini kabul etitğimiz gibi Fer'in (evliyanın) getirdiklerini de muvafakat ile birlikte kabul ederiz.

Bazen müridin Allah ile  ve şeyhiyle olan edebinin güzelliği sebebiyle Allah, şeyhde bulunmayan nice ilimleri yine şeyhinin lisanında talibe açar. Mesela Ameş, Ebu Hanife'ye bazı meseleleri sordu.Ebu Hanife bu soruların hepsini cevaplandırdı.bunun üzerine Ameş Ebu Hanife'ye " Sen bunları nereden biliyorsun?" dedi.Ebu Hanife : " Senin bize anlattıklarından " dedi. Bunun üzerine ameş : Ey fakihler topluluğu sizler doktorsunuz, biz ise eczacıyız" dedi.

Çaülışarak elde edilen ilmin alameti akıl terazisine girmesidir. Vehbi ilmin alameti ise akıl terazisinin nadiren kabul etmesi,ve düşünceleri bakımından akılların reddetmesidir.

Mekrin (hile ve tuzağın) en büyüklerinden birisi kula ilim nasip edilmesi ve onunla amelden mahrum kalması ya da amel nasib edilip amelinde ihlastan mahrum kalmasıdır.

SELAMETİN KADRİNİ BİLMEK

 Şeyh Sadi GÜLİSTAN isimli kitabında der ki: "Padişahlardan biri dil bilmez bir köle ile gemiye binmişti.Köle hiç deniz görmemiş , gemi yolculuğunun zahmetini tatmamıştı.Bağırıp çağırmaya başladı, korkusundan titriyordu.Ağıdını dindirmek için ne kadar uğraştılarsa olmadı.Kölenin bu hali padişahın da keyfini kaçırdı.Gemide bulunanlardan biri onu teskine çare bulamadı.

Yolcular arasında bir hakim(görmüş geçirmiş,tecrübeli) bir adam vardı.Padişah'a dedi ki : " Eğer müsade ederseni zben onu çabuk sustururum. Padişah : "Lütfedersiniz" deyince o zatın emriyle köleyi denize attılar.Köle, dalgalar arasında yuvarlanarak bir kaç defa batıp çıktıktan sonra saçından tutup gemiye doğru çektiler , gemiye yanaşır yanaşmaz iki eliyle dümene sarıldı, yukarı çıkarıldıktan sonra bir köşeye oturup sesi kesildi.

Hakimin bu tedbsiri padişahın hoşuna gitti ve buradaki hikmeti sordu.Hakim dedi ki: " Evvel boğulmak acısını tatmamıştı da gemideki selametin kadrini bilmiyordu.

İşte sıhhatin kadrini de hastalığa tutulanlar bilir.

8 Ağustos 2026 Cumartesi

EKMEĞE HÜRMET

Efendimiz sav buyurmuştur: "Ekmeğe ikram edin/değer verin.Çünkü Allah Teala ekmeğe değer vermiştir.Ekmeğe değer verip hürmet edene Allah Teala ikram eder.

 Efendimiz sav buyurmuştur:Ekmeğe hürmet edin.Çünkü Allah Teala göklerin ve yerin bereketlerini , demiri,sığırı ve ademoğlunu ekmeği elde etmeye amade kılmıştır.bTabak ve çanağı ekmeğin üzerine koymayın.Çünkü ekmeği horlayan bir topluluğu mutlaka Allah açlıkla imtihan eder.

Yine Efendimiz sav: "Allah'ım ! Bizi İslam ve ekmekle nimetlendir.Şayet ekmek olmazsa oruç tutamaz, namaz kılamaz,hac yapamaz ve cihad edemezdik.Bizi ekmek ve buğray ile rızıklandır.

Denmiştir ki ekmeğin her lokmasında üçyüzatmış çalışanın emeği vardır.Bunların ilki Allah7ın rahmet hazinesinden yağmur suyunu ölçerek gönderen Mikail a.s dır.Sonra bulutları sürükleyen89 melekler, güneş,ay,felekler,hava melekleri ,yeryüzündeki diğer canlılar vöe sonuncularıda fırıncılardır.

Allah Teala'nın nimetine saygı göstermek için küçük bile olsa ekmek parçalarını ve kırıntılarını yerden almak ekmeğe saygıdandır.Efendimiz sav buyurmuştur: " Kim sofradan yere düşen şeyi alıp yer ise bolluk içinde yaşarÇocukları ve çocuklarının çocukları ahmaklıktan afiyet bulur.

Ekmeğin yüzünü yiyip içini atmak mekruhtur.Yahut içini yiyip kabuğunu atmakta mekruhtur.Çünkü bunda ekmeği hafif    e almak  vardır. Ekmeği hafife almak  ise pahalılık, kıtlık ve fakirlik getirir.

ÖLÜM SEKERATI

 Ahmet b.Hanbel sekerat halinde iken eliyle işaret etti, diliyle de bir şeyler mırıldanıyordu.Oğlu Abdullah ne dediğini işitebilmek için onun ağzına kulağını yaklaştırdı. Kendi kendine şöyle diyordu: " Daha değil, daha değil" Oğlu: " Babacığım , bu ne haldir?" diye sordu. Ahmet b. Hanbel şu cevabı verdi. " Ey Abdullah, şimdi pek tehlikeli bir zamandayım. Dua ederek bana yardımcı ol. İşte iblis karşımda dikilmiş hezimet toprağını başımıza serpiyor ve : " Canını bizim darbemizden kurtardın" diyor.Ben de: " Henüz değil, henüz değil. Çünkü daha bir nefes kalmış, henüz tehlike mahallidir, emniyet yeri değildir. İş Hakk'ın inayetine bağlıdır" diyorum.

UĞURSUZLUK FİKRİ

 Efendimiz sav buyurmuştur."Her kulun kalbine uğursuzluk fikri girecektir.Kişi bunu hissettiği zaman şöyle desin:

ENE ABDUULLAHİ MAŞAALLAHÜ LU KUVVETE İLLA BİLLAHİ LA YE'TİBİL HASANATİ İLLALLAH VELA YÜZHİBÜ BİSSEYYİATİ İLLALLAH EŞHEDÜ ENNALLAHE ALA KÜLLİ ŞEY İN GADİR.

"Ben Allah'ın kuluyum.Allah'ın dilediği olur.Güç kuvvet yalnız Allah'ındır.İyilikleri ancak Allah getirir.Kötülükleri de ancak Allah bertaraf eder.Ben Allah Teala'nın her şeye kadir olduğuna şehadet ederim" sonra yoluna devam etsin"

ANTAKYA

 Barül Ulum isimli eserde şöyle der: Antakya, Peygamberimizin şehadetiyle ateş/cehennem şehirlerindendir.Çünkü Peygamber sav şöyle buyurmuştur:Dört şehir cennet şehirlerindendir.Bunlar Mekke, Medine , Beytül Makdis (Kudüs) ve Yemen Sana şehridir..Dört şehirde Ateş/cehennem şehirlerindendir.Bunlar Antakya, Ammuriyye,Konstantiniyye  ve Yemenin Zafar şehridir.

Zafar, Yemen de Sana yakınında bir beldedir.

Antakya hırıstiyanların patriklerinin bulunduğu dört şehirden biridir. Bu şehirler Antakya, Kudüs, İskenderiyye ve Rumiyye(Roma) dir.Bunlardan sonra Konstantiniyye gelir. 

ÖLÜLER

 Ölü ruhu bedenden çıkarılan  kimsedir. Ancak Efendimiz sav bazı kimseleri "ölü" olarak vasflandırmıştır.Efendimiz sav her şımarık zengineve zalim sultan'a da 'ölü' demiştir."Dört şey kalbi öldürür. Günah üstüne günah işlemek, kadınlarla çok sohbet/beraberlik edipq konuşmak, ahmakla tartışıp atışmak ve ölülerle beraber oturmak/düşüp kalkmak." Efendimiz sav 'e "Ey Allah' ın Rasulü , ölülerle oturmak nedir?" diye soruldu.Peygamberemliz sav  "Zenginlik sebebiyle şımarmış varlıklı kişilerle öi zalim sultanlarla düşüp kalkmaktır" buyurdu.

6 Ağustos 2026 Perşembe

EL-AZİZ ESMASI

 El Aziz, kudret ile yapılabilecek her şeye galib, üstün ve hükümran olan mütekebbir,ittat edenlerin taatinden müstağni olan, kendisine muhalefet eden ve Kur'an 'ı tasdik etmeyenlerden intikam alan demektir.

Bu ismin özelliği ise suret, hakikat veya mana bakımından zenginlik  ve izzetin meydana gelmesidir.Her kim bu ismi kırk gün süreyle , günde kırk defa okursa Allah Teala ona yardım eder ve aziz kılar.Onu yarattıklarından hiçbirine muhtaç etmez.

Sühreverdi der ki: Kim bu ismi yedi gün süreyle peşpeşe , her gün biner kere okursa Allah o kimsenin hasım ve düşmanlarını helak eder.Bu ismi yetmiş kere düşman askerlerinin yüzlerine okuyup eliyle onlara işaret ederse mağlup olurlar".

EFENDİMİZ SAV'İN İSİMLERİ

 Efendimiz sav buyurmuştur: " Allah beni şu yedi isimle isimlendirdi:Muhammed, ahmed, Taha, Yasin, el-Müzemmil, el-Müddessir ve Abdullah" 

EL BASİR ESMASI

 EL-BASİR , ruyetle her mevcudu müdrik olandır.Bu ismin özelliği onda muvaffakiyet ve başarının bulunmasıdır..Kim bu ismi Cuma namazından önce yüz kerre okursa Allah Teala onun basiretini açar.Onu iyi söz ve işlere muvaffak kılar.

5 Ağustos 2026 Çarşamba

AHNEF B.kAYS

 Ahnef b.Kays , akıl ve hilmiyle öyle efendilik elde etti ki onun emriyle yüzbin kılıç çekiliyordu.Ülke ve şehirlherin emir ve yöneticilirei mühil işlerinde ona iltica ediyorlardı.Hilm sahibi olma ve yumuşak huylulukta kendisi darb- mesel olmuştur.Bir adam kindisine bana muruet ve erdemi yani " mertlik, cömertlik , olgunluk ve yüksek karakter sahibi olmayı söyle " dedi.Ahnef b. Kays ona " Güzel ahlaklı , yumuşak huylu ol; çirkin ahlaktan geri dur" dedi. Sonra adama " Sana en kötü hastalığı söylmiyeyim mi?" dedi.adam "evet" deyince Ahnef b.Kays: "Faydasız zem,tenkit ve kötüleme yapmaktır" dedi.