3 Şubat 2026 Salı

ALLAH'IN VELİLERİ

 Yunus suresi 62,63,64 ayetleri Allah dostları ile ilgilidir."İyi bil ki Allah'ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir./. Onlar iman edip  de takvaya ermiş olanlardır. /. Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır.Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur.İşte bu büyük kurtuluşun kendisidir." 

Velilik, Allah'ın sevgilisi, nefislerinin düşmanı olanlara denir.Bu Allah'ı ve kendi nefsini marifet(bilip tanımak) demektir.Allah'ı marifet O'nu muhabbet nazarıyla görmektir.Nefsini marifet ise nefsin halleri  ve özellikleüzerindeki perde açıldığında onu düşman nazarı ile görmektir. Nefsi gereği gibi tanıyıp onun Allah7ın da senin de düşmanın olduğunu anladığın, sabırla ve sıkıntılara aldırmadan onu tedavi ettiğin zaman nefsin hile ve tuzaklarından emin olursan. Ona şefkat  ve rahmet nazarı ile bakmazsın.

Ayette ifade buyurulan "Allah dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir"  kısmını ahirette korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir şeklinde anlamak gerekir. Çünkü Allah7ın velileri dünyada korku ve üzüntü bakımından diğerlerinden çok daha ileridedirler.Dünyevi Bela ve musibetler derecelerine göre artar.Dünyevi belaların en büyüklerine Peygamberler, sonra Veliler muhataptır.Sistem bu şekilde inşa edilmiştir.

Atpazari Osman Fazlı hazretleri buyurmuşlardır ki:" Allah'ın velileri , şeriat ve tarikat mertebesinde kendilerinden kötü amel ve huyların sadır olması, marifet ve hakikat mertebeseinde ise kendilerinden gaflet ve telvinat hallerinin ortaya çıkması konusunda Allah'dan sakınırlardı.Çünkü onlar tabiatlarını şeriat, nefislerini tarikat, kalblerini marifet, ruhlarını ve sırlarını da hakikat yardımı ile ıslah ederlerdi.Şu halde şüphe yok ki onlar Allah dışındaki tüm varlıklardan (masiva) sakınırlar.".

ARKADAŞLIĞIN ŞARTLARINDAN

 İnsan kendiliğinden murakabe halini elde etmekten aciz ise, başkasından yardım istemelidir.Çünkü uyuyan herkese  bir uyandırıcı, bir hareket ettirici lazımdır. Zira uykunun sonu gelmez; nefis ise tembeldir.Bu sebebledir ki büyükler , kişinin kendinden daha yukarı olanlarla sohbet etmesini arkadaşlığın şartından saymışlardir. 

Kalbin öldüğünün alametlerinden birisi , kaçırdığın murakabelere üzülmemen  ve yaptığın kusurlu hareketlerden dolayı pişman olymamandır.Çünkü kalbin diri olması hissetmeyi gerektirir. Bunun aksi ise ölülerin özelliğidir.Her masiyet gaflet ve unutmadan kaynaklanır.

Allah dostlarından birisi, Allah'ın sevdiklerinden birini görmeyi çok arzulamış.Ona: "Falanca kasabaya git orada benim bir sevgilim var" denilmiş,Veli, oraya gitmiş  ve yanında aslan bulunan bir adamın Allah'ı zikrettiğini görmüş .Adam gaflete düşünce aslan onu ısırıp vücudundan bir parça et koparıyormuş..Veli adama yaklaşıp bu vaziyetini sorunca  adam şöyle demiş:

" Allah7ı zikretmekten hiç gafil kalmamayı istedim.GAflete düştüğüm zaman  Allah da başıma dünya köpeklerinden birisini musallat ediyor.Gafletim yüzünden başıma bir de ahiret köpeklerinden birini musallat eder diye daima O' nu zikrediyorum"

1 Şubat 2026 Pazar

FETVA VERMEK

 Ali Belhi'nin kızı babasına boğazına kadar gelen kusmuğun hükmünü sordu.Ali: " Tekrar abdest alman gerektir" dedi.Sonra bir ara Ali rüyasın9da Hz.Peygamber'(a.s) ın  kendisine şöyle dediğini gördü:

" Hayır ya Ali. Ağız dolusu oluncaya kadar gerekmez." Bu rüya üzerine Ali şöyle dedi:" Verdiğim bu fetvanın Resulullah (sav) e arz olunduğunu anlayınca kendi kendime bir daha asla fetva vermemeye karar verdim. 

ÖLÜM

 Kendi iradesi ile ölmek hürlerin, mecburen ölmek ise aşağı seviyelerdekilerin yani ağyarın halidir.Birinci ölüm vuslat/visal ile Hakk'a dönüştür.İkincisi ise ayrılık/firak ile Hakk'a dönüştür.

ALLAH İNSANLARA ZULMETMEZ

 Yunus suresi 44 ncü ayetin manasıdır:" Şüphesiz Allah insanlara hiç zulmetmez, fakat insanlar kendi kendilerine zuulmediyorlar"

Cenab-ı Hak kullarına hiçbir konuda zulmetmez, yani onların akıllarını  ve hislerini almaz. His ve akıl Cenab-ı Hakk'ın kudretinin ayet ve alametlerini idrak etme vasıtalarıdır.Onları oyun ve eğlencede kullanma. Onlardan elde edilecek menfeat ve faydalar gider, zarardan başkaları olmaz.

Göz O'nun kudretinin ayetlerini görmek içindir./ Kulak hazret'in haberlerini , emirlerini dinlemek içindir./ Hakkı görmeyen ve hak sözü işitmeyen kimse, / Kördür, sağırdır, belki onlardan daha beterdir. 

ZAYİ OLAN BEŞ ŞEY

 Kisranın veziri Yunan der ki:" Beş şey zayi olmuştur.Çorak araziye yağan yağmur, güneş ışığında yakılan kandil, kör bir adamın yanındaki güzel kadın, hastanın yanındaki güzel yemek, kıymetini bilmeyenler nezdinde akıllı adam.

31 Ocak 2026 Cumartesi

M. Sami Kirazoğlu Hatıralar-4 | Abdurrahman Gürses-Kani Karaca-Hamid Ayt...

M. Sami Kirazoğlu Hatıralar-5 | Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri

ARİFLERDEN BİRİSİ DER Kİ:

 Ariflerden birisi der ki: İman kalbin zahirinde olunca kişi ahireti de sever düyayı da. Bazen Allah ile bazen nefsiyle olur.İiman kalbin içine girdiği zaman ise kul dünyadan soğur, heveslerini terk ederler.Bu mertebeye ulaşmak, ancak ilahi cezbe ve kamil bir mürşidle beraber olma sayesinde de gerçekleşir.

Hafız Şirazi şöyle der:

Ben ankanın esas menziline kendi gayretimle yol almadım.

Bu merhaleyi Süleyman(a.s) 'ın kuşuyla kat ettim. 

Bu yolun, şartlarından biri de kendisiyle hemcins olmayanlarla beraber olmaktan kaçınmaktır.Çünkü bu beraberlik çok etkileyicidir. Kaybedenler hep heveslerine ram oldukları  ve inkarcılarla beraber bulundukları için kaybetmişlerdir.

Bilim, Teknoloji ve Dijitalleşme: İnsanlık Nereye? | Prof. Dr. Mehmet Çe...

HEVA'YA AİT OLAN NEDİR?

Dünyevi istifadelerden dolayı nefsin aldığı haz, tad ve lezzet hevaya aittir.Bu haz, cesede ait işlerde(Yeme,içme,giyinme,barınma) da sınırlı,şan,şöhret,bilinme,mevkide ise cesede göre daha fazladır. 

28 Ocak 2026 Çarşamba

ALLAH TEALA SANA NASIL DAVRANDI?

 Vefatından sonra Cüneyd-i Bağdadi rüyada görülmüş, kendisine :" Allah Teala sana nasıl davrandı?" diye sorulmuş.

Cüneyld'in cevabı:" Bütün o işaretler kayboldu.O ibareler yok oldu.  Bütün o görüntüler sona erdi.. Bütün bilgiler yok olup gitti.Bize sadece  seher vakti kıldığımız birkaç rekat namazın faydası dokundu."

DÜNYADA NİÇİN HAKKI MÜŞAHEDE EDEMEYİZ

 Allah Teala , perdelenmiş değildir.Perdelenmiş olsaydı bu perde kendisini örtmüş olacaktı.Halbu ki O, ne bir yöndedir, ne de bir yerdedir.Bu bakımdan perdelenmiş olan sensin.Şayet Cenab-ı Hak, bizlerden perdeyi kaldırsa ve biz kendisini müşahede etsek , kendilerine tecelli edince cennetliklerin cennet nimetlerini unutup gitmeleri gibi hem bu kevn alemini,. hemde kevnin içindekilerini unutup gideriz.O zaman da şer'i kulluk imkanı elden gider.Bu sebeble ki dünyada Hakk'ı müşahede edemeyiz.Çünkü burası mükellefiyet makamıdır.

NEDEN ALLAH DİYE ZİKREDİYORSUN?

 Bir adam Şibli k.s 'a : " Neden "Lailahe illallah" değil de  "Allah" diye zikrediyorsun? diye sordu.Şibli :" La ilahe / hiçbir ilah yoktur" derken Hak'tan uzak bir şekilde ruhumun alınmasından korkuyorum" diye cevap verdi.

Yunus suresi 25 nci ayeti :Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir" ayeti ziinidanda olanların azadlığı için gelmiştir.Zindakilere söyle ki  gam çekmesinler.

Bu ayetten de anlaşılacağı üzre, dünya bir zindandır.Bir hadiste buyrulmuştur ki :"Güneşin doğduğu hiçbir gün yoktur ki bu günün önünde ve sonunda iki melek insanlarla cinlerden başka tüm varlıkların duyacağı bir şekilde sesleniyor olmasın." Ey insanlar haydi gelin rabbinize ! Allah esenlik yurduna çağırıyor" Yani cennete girecek amellere çağırıyor. 

ESSELAM lafzının manası , Allah'ın zatının her türlü kusurdan , sıfatlarının her türlü naksanlıktan . fiillerinin de şer olmaktan uzak olmasıdır.

Kullar hakkında kullanıldığında "Selam" ın manası , kalbinin hileden, kin ve hasedden, organlarının günahlardan ve mahzurlu hareketlerden salim olmasıdır.Selam ve İslam ile ancak dilinden  ve elinden müslümanların selamette olduğu kimseler vasıflanabilir.

26 Ocak 2026 Pazartesi

DENİZ YOLCULUĞUNHDA YAPILACAK VİRDLERDEN

 Deniz yolculuğunda, gemiyi rüzgarın yürüttüğü düşüncesi yanlış, Allah Tealya'ınn yürüttüğü asıldır.Bu nu idrak zor bir durumdur.  Çünkü rüzgar kendi kendine hareket edemez.bilakis onun bir hareket ettiricisi vardır.Kim bir gemiye binerse ve seyir esnasında rüzgara güvenmeyi keserse tevhid-i efalin hakikatına erişmiş olur.Aksi halde gizli şirk içinde kalmış olur.

"Ya Hayy ya Kayyum" denizde yapılacak olan evraddandır.




İMRENİLEN MAKAMLAR:SU ÜSTÜNDE YÜRÜMEK,HAVADA UÇMAK

Tarikat ehlinden su üstünde  ve havada yürüyen , kendilerine yeryüzü mesafeleri dürülen bir çok kimse görülmüştür ki sonra onlar ilk hallerine geri çevrilmişlerdir.

İstidrac sahibi de su üzerinde  ve havada yürür, yeryüzü ona dürülür fakat Allah katında bir değeri yoktur.Çünkü bu mertebeler , Allah katında övülen makamların neticesinde değil  yerilen makamların sonucunda meydana gelmiştir.

Yüce Allah7ın iradesi , bu harikulade fiillerle o kimseye hile yapmak  ve bu fiili o kimsenin aleyhine fitne kılmak için bu fiilleri meydana getirmiştir.. O kimse o olağanüstü işlere ,şer'an günah olan o fiillerin kendisini ulaştırdığını zanneder.Günah olan o  f    iiller olmasa , kendisine geçici olarak gelen bu halin hakikatına vakıf olamayacağını tahayyül eder..Zavallı adam , nefsini şer'i ölçülerle tartmaktan gaf    il olmuştur.

Allah Teala'dan bizi, kötü ameli kendisine süslenip de onu güzel gören  ve bu fiiline devam eden kimselerden eylememesini dileriz.

Hafız (k.s) şöyle der:

Ey Zahid, sakın gayret oyunundan emin olma

İbadethanenden mecusi tapınağı çokda uzakta değil.

Mesnevi de şööyle denilir:

Aslana sığınırsan kebabın eksik olmaz/Ey tilki , leşe doğru az koş

Bir pir ele geçirdin mi hemen teslim ol/ Musa gibi Hızır'ın hükmüne girip yürü.

25 Ocak 2026 Pazar

HAZRET-İ KURAN/FERMAN KİMDEN?

 Zalim bir kumandan vardı. Adamlarıyla birlikte büyük meşayihten birisinin evine indi.Hane sahibi şeyh:" Benim elimde ferman var.Benim evime inme" dedi.Kumandan ona : " Ferman getir" dedi.Şeyh evine gitti ve mushaf'ı getirdi. Kumandanın önüne koydu ve açtı:"Ey İman edenler! Kendi evinizden başka evlere , geldiğinizi farkettirip (izin alıp) ev halkına selam vermedikçe girmeyin"(Nur suresi 27) ayeti rast geldi.

Kumandan :" Ben padişahın fermanına sahip olduğunu zannettim" dedi.mushafa iltifat etmedi ve şeyhin hanesine indi.. O gece zalimi kulunç tuttu ve helak oldu.

Bu kıssada Hz.Kur'an ın diğer mucizeler gibi olmadığına işaret vardır.Kim onu reddeder ve hakir görürse en şiddetli şekilde Allah7ın gazabına hedef olur. Nitekim onu kabul eden, şeklen onu yüksekte tutan, abdestli olarak dokunan ve benzeri şekilde tazim gösteren, manen de onun muhtevasıyla amel eden ve ahlakı ile ahlaklanan kimse, Allah tarafından her arzusuna nail olur.

İNSANLARIN İHTİLAFI/İNSANA TAPMAK

 Yunus Suresi 18 nci ayette :"Onlar , Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de yarar verebilecek şeylere tapıyorlar ve :"Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler..." ayetindeki muhatapların özellikleri Allah'a inanmakla birlikte inandıkları ve Allah katında kendilerine şefeat edeceklerini söyledikleri kişilerdir.Bu kişileri put edinmektir.

Burada bir çok insanın ayağının kaydığı ince noktalar vardır. Çünkü; mülkün yegane sahibi Allah Teala dır.Yaratmak, yaşatmak,sağlık vermek,rızk vermek ona aittir. Bu nedenle zamanlarında yaşamış yahut daha önceleri yaşamış bir insanın ilahlaştırılması, Allah'a ait bir takım vasıflarla anılması, ayette belirtildiği şekilde o kimszelere tapınmadır vebu Hak Teala'nın reddettiği bir durumdur. Hak Teala'nın "seçkin kullarına" lütfettiği bazı meziyetler ilahlaştırılarak takdim edilmesi gerçek islama aykırıdır.Seçkin kul'un(Peygamberin, velilerin) bir takım halleri farklı değerlendirilmesi gerekir.Hiçbir Veli, Hak Teala'nın kendilerine lütfettiği bu vasıfları insanlara karşı üstünlük unsuru olarak kullanmaz veya hissettirmez.Ancak, kıymetli olanın sahtesi olacağından ,velayet hususunda kerametleri kendilerinden menkul kişilerin varlığı ve çok ses getirecek davranışları,  nedeniyle yukarıdaki ayette ifade buyrulan durumlar günlük hayatta yaşanmaktadır.Yunus suresinin 21 nci ayetinde  " İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet tattırdığımız zaman  hemen ayetlerimize hile kurarlar "denmektedir.  Burada tattırılan rahmetten maksat  tevbenin,inabenin talebde sıdkın ve ya bazı makamlara ulaşmanın zevkini; yahut keşif ve şühudun zevkini onlara tattırdığımız  zaman, insanlar arasında şeref kazanmak , makam talep etmek, halk nazarında kabul görmek ve onlardan kendilerine tabi olamalarını istemek, onlara baş olmak  ve onlardan menfeatlar elde etmek için , onları ehil olmayanlara göstermek suretiyle bir davranrış sergilemek hemen ayetlerimize hile kurmaktır demektir.

Putlara tapmak ilk önce Nuh peygamberin kavminde ortaya çıkmıştır.Hz.Adem7in8 beş salih evladı vardı.Onlar  VEDD, SÜVA,YEĞUS, YEUK ve NESR idi.vefat edince halk ona çok üzüldüKabrinin etrafında toplandılar , oradan neredeyse hiç ayrılmıyorlardı.Buarsı Babil toprağı idi.İblis bu durumu görünce onlaar insan şeklinde geldi ve :" Ben size onun suretini yapayım mı? Ona bakınca kendisini hatırlarsınız." dedi. Onlar da evet deyince iblis onun bir heykelini yaptı.Sonra onlardan her birisi ölünce , İblis onunda şeklini yapıyordu.Onlar o suretleri onların adlarıyla isimlendirmişlerdi.Sonra zaman geçince babalar, oğullar,torunlar onları unuttular.İblis onlardan sonra gelenlere: " Sizden öncekiler bu şekillere taparlar ve kulluk ederlerdi.Hz.Nuh , peygamber olarak gelince o heykellere tapmaktan onları nehyetti.Hz.Adem ile Nuh arasında on asır geçmişti.Tufan'da bu heykeller cidde sahilinde kum altına kaldı.Şeytan onu çıkarttı  

Araplar içerisinde ilk defa put diken Huzaa kabilesinden Amr.b.Luhey dir.Bu kişi Mekkeden çıkıp Şam7a gitmiş Belka da , Nuh oğlu Sam oğlu  Lavud oğlu İimlak'ın oğullarını puta taparken gördü ve onlara:"Bunlar nedir?=" diye sorunca onlar cevaben :" bunlar taptığımız putlardır.onlardan yağmur isteriz, bize yağdırırlar, yardım isteriz, bize yardım ederler" dediler.Mekkeye götürmek için onlardan bir put aldı.akik taşından insan şeklinde olan Hubel isimli putu aldı ve mekke7ye getirerek Kabenin içine, sol tarafına diktiler.İnsanlara ona saygıyı ve tapınmayı emretti.Artık birisi yolculuktan gelince ailesinin yanına gitmeden önce Beytullahı tavaf edip onunla işe başlıyor onun yanında traş oluyordu.

Tafililer Lat'a, Mekkeliler ise Uzza.Menat, Hubelve İsaf'a tapıyorlardı.

SÖZÜN EĞRİ MANANIN DOĞRU OLMASI

 Hz.Bilal Habeşi hazretleri ezan okurken "EŞEHDÜ" kelimesini "ESHEDÜ" şeklinde söylediği için kalbinde münafıklık bulunanlar bunu tenkit eder imiş.EFendimiz SAV e bu hususu dile getirerek güya dinin başlangğıcında böyle yaanlışın yapılmamasını ifade edince Mesnevide ifade edildiğine göre Efendimiz SAV, Bilal'in Eshedüsü sizin Eşhedünüzden Allah'a daha sevimlidir" demiştir.

Eğer sözün eğri fakat manası doğru olursa. O eğri söz , Allah'a makbuldür.

Dostların hatası , başkalarının doğrusundan daha evladır.

Ebud Derda(r.a) şöyle rivayet edilmiştir: "Allah'ın "EBDAL" denilen bmazı kulları vardır.Onlar eriştikleri mevkiye çok oruç, namaz, nafile ibadet  ve güzel yaşantı ile erişmemişlerdir.Ancak onlar, veraada samimiyet, iyi niyet, gönül selameti ve bütün müslümanlara merhamet duygusu ile ulaşmışlardır. Allah onları ilmi ile seçmiş ve kendi zatına tahsis etmiştir.Onlar , İbrahim kalbi gibi kalbe sahip kırk kişidirler. Onlardan bir kişi ölünce Allah onun yerine geçecek birisini yaratır.

Bilki onlar hiçbir şeye sövmez, bir şeye lanet etmez, kendilerinden aşağıdakilere eziyet etmez, onları küçük görmez, kendilerinden yukarıdakilerine de haset etmezler.

İnsanların en doğru haber verenleri , en yumkuşak huyluları ve gönülce en cömertleridirler.Kendileri ile Rableri arasında (yakınlığa) en hızlı koşan atlar ve fırtınalı rüzgarlar bile yetişemez. Hayırlarda yarışmak konusunda onların kalbleri , Allah'a kavuşmak için yüksek tavanlara(semalara) yükselir.

İşte onlar Allah'ın hizbi( taraftarları)dırlar. Haberiniz olsun ki Allah'ın hizbi gerçekten felaha kavuşanların ta kendileridir"

Mesnevi'de evliyanın vasfı hakkında  şöyle denilir:

O ktendisinden , kendi varlığından ölmüş, Rabbi ile dirilmiştir.

Bu yüzdendir ki , Hakk'ın sırları, onun iki dudağı arasındadır.


AF ÜZERİNE OLMAK

 Hz.Ömer efendimiz ,"Ya Resulallah! niçin sen bizim en fasihimizsin?" dedi.Bunun üzerine Allah7ın Rasulü şöyle buyurdu: " Cibril bana geldi ve bana atam İismail7in dilini telkin etti. Şüphesiz ki beni Allah eğitti ve eğitimimi degüzel yaptı.Sonra bana güzel ahlakı emretti de :" Sen af cihetini tut ve iyiliği emret"(Araf 199) buyurdu.

ÜÇ HASLET

 Alimler üç haslet hususunda ititfak etmişlerdir.Bu hasletler doğru düzgün olduğu zaman kurtuluşa sebebtir.Bu üçü ancak birbiri ile tamam olur.Onlar: Zulümden uzak olan müslümanlık, temiz gıda, amellerde Allah için sıdk/doğruluktur.

Şu üç şey en büyük iftiralardandır.: Bir adamın gözlerine iftirasıdır.( Rüyasında bir şey) görmediği halde gördüm der. Yahut ana babasına iftirasıdır: Babasından başkasının baba olduğunu iddia eder. Yahut bana iftirasıdır: Benden işitmediği halde Rasulullah'dan (hadis) işittim der.

Peygamber , kendilerine vahiy konusunda Allah'ın eminleridir.Onlar ne ilave , ne eksiltme, ne de değişiklik yaparlar.Veliler de böyledirler.Kendilerine iihlam ettiği şeyler hakkında Allah'ın eminidirler.Onları ilavesiz eksiksiz layık olanlara ulaştırırlar.

Ümminin v eli olmasını inkar eden, ümminin nebi olmasını da inkar etmiş olur. 

24 Ocak 2026 Cumartesi

KAFİR'E NİÇİN MÜSRİF DENİR

 Kafir'e"müsrif(haddi aşan)" denmesi, din konusunda haddi aşan israfa düştüğü , gaflette haddi aştığı içindir. cCünkü harcama konusunda müsrif olan kimse gibi nefsani arzusunu uymakta, manasız ve hatta zararlı işlerde ömrünü tüketmekte olan kişinin de aşnı şekilde müsrif olduğunda hiçbir şüphe yoktur.

ALLAH BEDDUA EDENLER

 Yunus Suresinin 12 nci ayetinde Hak Teala buyurur: "İnsana bir zarar dokunduğu zaman yatarak, oturarak veya ayakta bize beddua eder.Ama biz ondan sıkıntısını giderince , sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan dolayı bize dua etmemiş gibi geçer gider...."

Nadr b.Haris Efendimizi inkar ederek " Ey Allah'ım eğer Muhammed peygamberlik iddiasında doğru ise üzerimizi gökten taş yağdıryahut acı bir azap gönder" dedi.Bunun üzerine Hak Teal Yunus suresi 11 nhci ayeti indirdi:eğer Allah insanlara hayrı acele istedikleri gibi şerri de acele verseydi, şüphesiz onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat biz, bize kavuşmayı ummayanları azgınlıklar içinde bocalar bir halde bırakırız."

Acilen öldürülmelerinde hiçbir fayda yoktur.Belki bundan sonra iman edebilirler ya da onların sulbünden imanlı kimseler çıkabilir.Bundan dolayı Allah, onlara şerri uulaştırmada acele etmez.Bilakis mühlet tanır ve yavaş yavaş azaba yaklaştırır.

ZİYA BÖLÜKBAŞI HAZRETLERİ

 Hatay Dörtyol'da türbesi olan nakşi meşayihinden Ziiya Efendi merhum ile alakalı olarak müntesiplerinden Mustafa Ercan şunları anlattı.Dedem Şemsittin hocaya on yaşlarında Diyarbakından i Bekir isminde birisi gelmişti ve dedemin yanında  "tutma" olarak durmakta idi.Dedim onu emri altında kullanır.Harçlığını verir ve iaşesini temin eder idi.Dutma Bekir'i bir gün uzak bir yere bir iş için göndermişler.varacağı yere varmadan kar,tipi her tarafıkaplamış,çocuk nereye gideceğini bilemez vaziyette kalmış iken bir adam yaklaşır ve ona beni takip et der.Çocuk onu takip eder taki bulunduğu köyü göreceği bir yere gelince adam ona haydi buradan öteye sen gidebilirsin der.Tutma bekir yıllar sonra 25 yaşında iken Dörtyol da , kendisine çocuk iken yardımcı olan bu zatın Mektup dağıtan Postacı Ziya Efendi olduğunu görür ve hemen eline yapışır.elini öper. 

İLİM TÜRLERİ

 "BİLDİĞİ İLE AMEL EDENE, ALLAH BİLMEDİĞİ ŞEYLERİN İLMİNİ VERİR" 

Bu hadis-i şerifde geçen ilk ilim,. öğretim yoluyla elde edilen muamele ilmidir.İkincçi ilim ise veraset Allah'ın bağışlaması yoluyla elde edilen mükaşefe ilmidir.Bu ilkinden daha yüksek ve daha değerlidir.Çünkü bu ilme göre ilki öze göre kabuk mesabesindedir.


GECİ Mİ GÜNDÜZ MÜ KIYMETLİDİR

 Yunus suresi 6 nci ayetinde "Gece ve gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında , Allah7ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde takva sahibi bir toplum için nice alametler vardır" buyurulmuştur.

Gece yahut gündüzün hangisinin daha üstün olduğu hususunda ihtilaf vardır.İmam Nisaburi'ye göre Gece daha üstündür. Çünkü gece rahatlıktır. Rahatlık cennettendir. Gündüz yorgunluktur. Yorgunluk ateştendir. Öyleyse gece yatağın ve visalin nasibidir.Gündüz ise giyinmenin ve firakin(ayrılığın) nasibidir der. Bazılarına göre gündüzün daha üstün olduğu söylenmiştir. Çünkü gündüz aydınlığın, gece ise karanlığın mahallidir.

Denmiştir ki Gece zat alemine işarettir. En yüce derece onundur. Gündüz ise sıfat alemine işarettir. Onun da çok büyük fazileti vardır. Gece doğanın fena fillah ve gündüz doğanın da baka billah ehli olmasıyla da gece gündüz birbirinden ayrılır. Gece ve gündüzde celal ve cemal yurdunun sırrı ile o yurtların ehlinin sırrı vardır. 

ŞEYH MUHMUT APAK'DAN

 Şeyh Mahmut Apak hazretlerinin müritlerinden derviş Recep Gök anlattı:Şıh hazretlerine birisi geldi.iki dizi üstünde ilerleyerek şıh hazretlerine dedi ki:"Efendimiz itiniz olmaya geldim?".Şıh hazretleri bu şekildeki yalaka sözleri pek sevmezdi.Ona şöyle söylediği hatırımda kaldı:"İt yemeği yiyinci şöyle kenara çekilir kuyruk sallar.Bize yük taşıyacak  eşek lazım.Yemek yiyince çalışacak, yük taşıyacak" 

23 Ocak 2026 Cuma

MUSTAFA HOLAT HOCA'DAN

 Semazen başı Mustafa Holat Hocam anlattı.Küçükken  babamla birlite Beşiktaş'taki YahyaEfendidergahına gitmiştik.Dergahın içindeAbdülhay efendi mesnevi takriri yaptırmaktaidi.Odada Konya'dan İstanbul'a gitme çelebilerden brisi var idi.sedirin birazaşağısındaiseüç tane asker duyduklarını not etmekte idi.Ancak askerlerin üniformalarının kırmızı renkte olduğunugördüm.Ben askeregidince bu üniformadakiapoletlerin kırmızı renginin Paşa'yaraait olduğunu öğrendim.Çocukluğumda gördüğüm o paşalar osmanlıca not almaktaidiler.

Abdülhay efendinin yanında olan Çelebilerden olan o kişinin ismişimdihatırıma gelmedi.Ancakbu şahıs Konya'da iken Sıtkı dede hazretlerine müracaat ederek rızkını temin edeceği bir iş için danışmıştı.Hazret o iş kolay dedi.Ertesigün bu şahsarüyasını anlattı.Dergahtanbir pınarınçıktığını caddeye doğru aktığını hatta kaphı camisine kadar gittiğini anlattı.Bu şahısİstanbul7agiderek büyük tüccar olmuştu. 

22 Ocak 2026 Perşembe

KALBE NİÇİN KALB DENİLMİŞTİR

 ŞU İKİ MANADAN DOLAYI KALBE KALB DENİLMİŞTİR,

1- KALB, RUH İLE NEFS ARASINDA YARATILMIŞTIR.o HALDE O BU İKİSİNİN KALBİDİR.

2- KALLERİN DEĞİŞMESİNDEN DOLAYI. BAZEN RUHUN FEYZİNİ KABUL ETTİĞİ İÇİN NURANİ OLUR. BAZEN DE NEFSİ KABUL ETTİĞİ İÇİN ZULMANİ OLUR

ŞEYTANIN KURBAN OLDUĞU KİMSE

 Bir hadis-i şerifde şöyle buyrulmuştur:"Kul kırk yaşına ulaşır da hala hayrı şerrine galib gelmez ise ,şeytan onun iki gözünün arasından öper ve "Ebediyyen iflah olmayacak bir yüze kurban olayım" der 


21 Ocak 2026 Çarşamba

YARATILIŞ VAKİTLERİ

 Sahih bir rivayette şöyle buyrulmuştur:" Allah toprağı (yani yeryüzünü) cumartesi günü yaratmıştır. Yeryüzündeki dağları pazar günü yaratmıştır. Ağaçları pazartesi günü, beğenilmeyen şeyleri salı günü, nur ve aydınlığı çarşamba günü yaratmış ve canlıları perşembe günü yayıp salıvermiştir. Cuma günü ikindiden sonra akşama kadar olan günün son saatinde yaratılanların sonuncusu olan Adem'i yaratmıştır"

Pazar günü sorulunca  Efendimiz SAV "Ekim(dikim) ve imar günüdür" buyurdu.

Pazartesi günü sorulunca :" Yolculuk ve ticaret günüdür" buyurdu.

Sali günü sorulunca:" Kan günüdür" buyurdu.Hz.Adem7in oğlu Kabil, kardeşini o gün öldürmüş,Cercis, Zekeriya ve oğlu Yahya,Firavunun sihirbazları, Firavunun karısı Aziye binti müzahim  ve İsrailoğullarının ineği o gün öldürülmüştür.Efendimiz SAV Salı günü hacamatları şiddetle nehyetmiştir.

Çarşamba günü başlanılan işin mutlaka tamamlandığı söylenmiştir

Perşembe için ihtiyaçları görme ve sulatnın huzuruna çıkma günüdür . Cuma nikah günüdür.


ACELE EDİLECEK İŞLER

 Sadece şu işlerde acele etmek güzeldir: Tevbede, borcu ödemede, misafiri ağırlamada, bekarı evlendirmede, ölüyü defnetmede ve cünüblükten yıkanmada.

NEFS

 Kafirleri, nefis Firavununun sihirbazları büyülemiştir.Bu sebeble hakdan kör, sağır ve dilsiz olmuşlardır.Artık onlar hakkı anlamaz ve hakka çağırana tabi olmazlar.Nefis, baş olma sevgisi ve ilerleyip yükselme arzusu üzere yaratılmıştır.Onun için başkasının emri altına girmeye razı olmaz.Nefsi ıslah etmek ancak riyasetin zıddı olan ubudiyet; yani Hakk7a kulluk ve mürşide boyun eğmekle olur.

Denmiştir ki " Münkirlerin bir çoğu ,. evliya ve salihlerin havada uçtuklarını görseler:" Bu sihirdir, bunlar da şeytandır" derler.Şüphe yok ki tevfikten mahrum olan , gayben ve manen hakkı yalanlayan kimse , gördüğünde ve hissettiğinde de onu yalanlar.Şaşılacak şeydir; sihir ve şeytanların işyi nasıl büyük peygamberlere ve değerli velilere nisbet edilebilir.

20 Ocak 2026 Salı

UYARICILAR

 Peygamaber ve mirasçısı olan veliler uyarıcılardır.Uyarma müjdelemekten önce gelir.Çünkü, derece itibarı ile gereksiz şeyleri izale edip ortadan kaldırmak, gerekli şeyleri yapmaktan önce gelir.Öğüt ve müjde , nefis inkar ve günahlarla kirlenmiş olduğu müddetçe fayda etmez.Çünkü evi güzel kokularla havalandırmak, ancak oradaki pislikleri yok edip süpürdükten sonra olur.

Bedeni hastalıkları tedaviye girişen doktor önce vücudu pisliklerden temizlemekle işe başlar.Sonra takviye edici tedaviyi tatbik eder.Aynı şekilde kalb hastalıklarını tedavi edecek tabibinde evvela bozuk akideleri, düşük huyları, kalbi bulandıran çirkin amelleri temizlemekle işe başlaması gerekir.Bunlara kötü akibetten korkutma şarabı içirir.Helak edici şeylerden onları arındırır, sonra taatlarla takviye edecek şeylerle tedavi ederek salih amellerin güzel akibetiyle müjdeler.

RACULİYET

 Raculiyet; yani gerçek adamlık, doğru sözlülük ,komşulardan eza verici şeyleri giderme ve ihvan arasında yardımlaşmadır.Bu zahirde böyledir.Hakikatte ise racüliyet, Allah Teala'dan başka her şeyden uzaklaşmaktır.Mirac hadisinde şöyle buyrulur:" Allah Teala yaratılanların kalplerine baktı  da Hz.Muhammed sav 'in kalbinden daha aşığını bulamadı.Bundan dolayı ona rüyeti, yani cemalini görmeyi ikram etti"

Velayetin durumu nübüvvetin durumuna benzçer.Her asır ve çağdaki velilerin çoğunu görebilmiş olsaydın , onların mevki ve makam ile tanınmış kimseler olmadıklarını görürdün.Bu hale şaşıran kişi inkar tehlikesien düşmüş  ve bazıları bu perde sebebiyle hayırlı kimseleri görmekten perdelenmiştir.

SEÇİLMİŞLERE KARŞI ÇIKMAK

 Peygamberler seçilmiş insanlardır.Peygamber varisleri de seçilmiş kimselerdir.Kureyş müşrikleri, Efendimizin kendilerine reis olarak seçilmesi tuhaflarına gelmiş ve "Bu apaçık bir sihirbazdır" zdemişlerdir(Yunus 2). Hz.Peygamber efendimiz SAV, hasebde, nesebde, şerefde ve reislik hususunda itibar edilen yüce hasletlerde Kureylşin büyük saydıklarından aşağı değildi.Sadece mal hariç.Malın ise kişinin şerefi ve cevherinin asaleti hususunda hiçbir tesiri yoktur.Ama onlar gözlerinde zenginliği çoğalttığı için Hz.Peygamber efendimizin reis seçilmesine şaştılar."Ve dediler ki : "Bu Kur'an iki kentten büyük bir adama indirilmeli değil mi?"(Zuhruf 43/31)

Raculiyyet ; yani gerçek adamlık , doğru sözlülük, komşulardan eza verici şeyleri giderme ve ihvan arasında yardımmaşmadır.Bu zahirde böyledir. Hakikattaise raculiyyet, Allah Teala'dan başka her şeyden uzaklaşmadır.Mirac hadisesinde şöyle buyrulur:" Alla hTeala yaratılanların kalblerine baktı da Muhammed (a.s) 'ın kalbinden daha aşığını bulamadı.Bundan dolayı ona rüyeti; yani cemalini görmeyi ikram etti." 

Bilesiniz ki velayetin durumu nübüvvetin durumuna benzer.Her asır ve çağdaki velilerin çoğunu görebilmiş olsa idin , onların meki ve makam ile tanınmış kimseler olmadıklarını görürdün.Bu hale şaşıran kişi , inkar tehlikesine düşmüş ve bazıları bu perde sebebiyle hayırlı kimseleri görmekten perdelenmiştir.

"Uyarma" peygamberlerin vazife ve davranışlarıdır.Çünkü uyarı, mükelelf olan kafirlerden, müminlerin avam ve havassından herkese fayda verir.Kimileri cehennem ateşi ile uyarılır, kimileri de nimetler yurdu olan cennette derecelerinin düşmesiyle uyarılır.Üçüncü bir kısım da kerim olan Rabb'in cemalini müşahededen  perdelenme ateşi ile uyarılıp korkutulur.

HURUFİYYİ

Hz.Adem (a.s) ve Hz.İdris (a.s) 'ın ilimlerinden birisi de harflerin ilmidir(ilmi hurifiyye).Ancak kendilerine hurufiyye denilen fırka , işareti esas alıp ibareyi terk ettikleri ve hakikatın elbisesi olan şeriata hürmeti zedeledikleri için yerilmişlerdir.Nitekim lafız mananın elbisesi, ibare işaretin zarfı, vücud da şuhudun aynasıdır. Bunların hepsi birbirine bağlıdır.Bunlardan sadece birisini alan ilahi marifet dairesinin haricinde kalır.
O halde gerekleri ve hakikatlarıyla bu harfler hakkında bilgi hakikatte Allah'a, Peygamber'e ve kamil varisler olan alimlere havale edilir.Bu varis alimlerden bazıları bu harflerin manalarını tevil cihetine gitmiş ve "Huruf-u mukattaadan olan her harf Allah Teala'nın isimlerinden bir isimden alınmıştır" demiştir.

19 Ocak 2026 Pazartesi

EFENDİMİZ SAV İN SOYU

 Peygamberimizin Arapların en şereflisi ve faziletlisi olmasının izahı şudur: O, Külab oğlu Kusay oğlu Abdi Menaf oğlu, Haşim oğlu,Abdulmuttalib oğlu Abdullah oğlu Muhammed's.a) dir.Babasının ve annesinin nesebi Külab da birleşir.Çünkü annesi Amine, Külab oğlu Zühre oğlu Abdi Menaf oğlu Vehb'in kızıdır.Güzel hasletleri yönünden Haşiimoğulları , Arab kabilelerinin Hz.İsmail'e ulaşan en faziletli kabilesidir.Külab'ın nesebi şu şekildedir: Külab oğlu Mürre oğlu Kab oğlu Lüey oğlu Galib oğlu Fihr.

Fihr , Kureyş kabilesinin nesep itibarıyla birleşip toplandığı şahıs olmaktadır.Fihr'e kureyş denmesinin sebebi şudur: Fihr , muhtac durumda olanların  ihtiyacını soruşturup araştırır ve onların ihtiyacını kendi malından karşılar idi.Fihr'in çocukları da hacca gelenlerin ihtiyacını araştırıp soruştururlar ve onlara rifade hazırlarlar idi.Bu yüzden onlara (ihtiyaç sahibini araştırıp karşılayan) manasına gelmek üzere Kureyş ismi verilmiştir.

Rifade , hac mevsiminde hacılar için hazırlanan  ve hacdan ayrılana kadar kendilerine ikram edilen yemek demektir. 

Kureyşliler , Kusay'ın zamanında her hac mevsiminde mallarından bir kısmını çıkartıp Kusay'a verirlerdi.Kusay da toplanan bu mallar ile hacılara yemek hazırlar idi.Fakir ve azığı olmayan hacılar bu yemekten yerlerdi.Onun bu adetini oğlu Abdi Menaf , Abdi Menafdan sonra oğlu Haşim, Haşimden sonra Abdulmuttalib sonra onun oğlu Ebu Talib devam ettirmiştir.Bu adeti Abdulmuttalibden sonra oğlu Abbas'ın sürdürdüğü de söylenmiştir.Bu gelenek Efendimiz zamanına ondan sonrada dört halife zamanına kadtar devam ettirilmiştir.Halifeler döneminde de HALİFELİK bAĞDAT'DA; SONRA DA mISIR'DA SON BULANA KADAR SÜRMÜŞTÜR.

Enes b. Malikden rivayettir: Kureyş'i sevmek imandandır. Onlara buğzetmek küfürdür.

KALBİN ALTI HALİ

 Ebu Bekr Varrak(Allah ona rahmet etsin) şöyle söylediği rivayet edilmiştir." Kalbin altı hali vardır.Hayat, ölüm, sıhhat, hastalık,uyanıklık ve uyku hali. Onun hayatı hidayet, ölümü dalalet, sıhhati saflık, hastalığı ( Allah 'tan başkasına) ilgi ve alaka, uyanıklıı zikir, uykusu ise gaflettir."

İMAN/İHSAN

 İimanın sureti , icmali ve tafsili olarak kalb ile tasdiktir.İmanın hakikatı ise ihsandır."ihsan ise Allah'a , sanki O'nu görüyormuşsun gibi iibadet etmendir.Her ne kadar sen onu görmesen de O seni görür." İhsanın hakikatı ise " Ben onun kulağı ve gözü olurum" mertebesidir ki bu mertebe , nafilelerle elde edilen yakınlıktır..Onun üstünde farzlarla elde edilen yakınlık vardır. ki buna "SEMİALLAHU LİMEN HAMİDEH"( ALLAH KENDİSİNE HAMD EDEN KİMSEYİ İŞİTTİ"  sözüyle işaret edilmektedir.

Kabeye inanan kimse onu uzaktan gördüğü zaman yakini artar.Sonra ona yaklaştığı zaman kemale erer. Ardından içine girdiği zaman kemali artar.Dolayısıyla itikadın özünde aslında farklılık olmaz.Keyfiyetinde olur.

NEFSİN İKİ KILICI

 Nefsin, yiğit ve azametli insanların boyunlarnı kesen iki kılıcı vardır. Bunlar, karın v e cinsel şehvetlerdir.Çünkü cinsel şehvet  güç ve kuvvetini karın şehvetinden alır.

Helal ile dolan karından daha kötü bir kap doldurulmamıştır.Bu yenen gıdanın helal olduğu durumdadır.Haram olduğu vakit durumun ne olacağını siz düşünün. Yemek ve özellikle çok yemek insanı manevi yoldan alıkoyar.Hz.İsa'dan rivayet edilmiş bir hadiste şöyle denmiştir:" Ey Havariler topluluğu! Karınlarınızı aç, ciğerlerinizi susuz bırakın. Belki bu sayede kalpleriniz Allah Teala'yı görür." Konuşmak ve insanların verdiği eziyetten rahatsız olmak  da aynı şekildedir.Kişinin buna sabretmkesi  ve onları eza verenler olarak görmesi gerekir.Çünkü o muvahhiddir(tevhid ehlidir.), ona göre kendisine kötülük yapan da iyilik yapan da eşittir. Üstelik kötülük yapanı iyilik yapan(muhsin) olarak görmesi gerekir.

Uyku da aynı şekildedir.Alimlerden sirisi demiştir ki :" Kim kırk geceyi halis bir şekilde uykusuz olarak geçirirse semaların melekutu onu keşf olunur".

18 Ocak 2026 Pazar

HOCAYA SAYGI

 İmam-ıAzam Ebu Hanife hazretleri   hoca olarak Hammad'ı seçmişti.Şöyle anlatmıştır: Basra'ya gittim.Bana sorulacak tüm sorulara cevap veririm sanıyordum.Fakat bana bazı konularda sorular sordular, bunular verilecek cevabı bulamadım.Bunun üzerine kendi kendime Hammad'dan hiç ayrılmamaya yemin ettim.ve yirmi sene onunla beraber oldum.Kıldığım bütün namazlarımın sonunda anne babamla birlikte mutlaka hocam Hammad için de dua ederim

SADIKLARLA BERABER OLUN EMRİ

 Tevbe suresinin 119 ayetinin emridir." Ey iman edenler, Allah'dan korkun ve doğrularla beraber olun"

Bu ayetteki hitap "Ben sizin Rabbi'niz değilmiyim?" sorusuna "Elbette Rabbimizsin"(Araf 7/1752) diye cevap verdikleri misak günündeki sözlerinde sadık olan kimselerle beraber olun.Allah'dan başkasına ibadet etmeyeceklerine , O'na dünya ve ahirete aid maksatlarından hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarna dair verdikleri sözde sadık olanlarla ve tüm yaratılanlarda tecerrüd eden , hatta kendi bedenlerinden bile geçen kimselerle beraber olun.

Sadıklar, vüsul yolunun mürşidleridir.Salik , onların sevdikleri arasında yer alır ve onların kapılarının eşiğinde onlara hizmet edenler zümresinden olursa , onların sevgisi, terbiyesi ve velayetelrinin kuvveti sayesinde seyr ilallah  ve Allah'dan başkasını(masiva) terk etme konusunda mertebeler kat eder.

Şeyh Ekber İbni arabi hazretleri  sdemiştir ki:" Eğer fiillerin senden başkasının (mürşidinin) muradı doğrultusunda ceryan etmiyorsa , ömür boyu nefsinlhe cihad etsen de nefsani arzulardan (heva) geçmen mümkün olmaz.

İçinde kendisine hürmet etme isteği hasıl olan bir kimseye (mürşid) bulduğun zaman ona hizmet et. Onun önünde bir ölü ol.Seni dilediği gibi evirip çevirsin. Onun yanında senin bir tasarrufun olmasın.Bu takdirde sana emretti yahud yasakladığı şeylere uyduğun için bahtiyar olarak yaşarsın.Eğer sana bir işte çalışmayı emerderse çalış. Ama bunu onun emri olduğu için yap.Yoksa senin nefsani arzularından ötürü değil.Çalışmamanı emrederse çalışma, otur.Bunu da onun emrinden dolayı yap, yoksa kendi heva ve hevesin yüzünden değil.Çünkü o senin menfeatlarını senden çok daha iyi bilir.Öyleyse ey yavrucuğum , seni irşad edecek , bu yolda karşılaşacağın vesveselerden koruyacak olan bir şeylh bulmaya çalış.Ta ki zatın ilahi vücud ile kemal bulsun.İşte o zaman nefsini keşfi i'tisami vücud ile idare edebilirsin.

Mesnevi'de şöyle denir:

Piri seçtin mi , nazik ve tahammülsüz olma.Eteğine yapıştın mı , teslim ol.Hz.Musa gibi Hızır7ın emrine gir.Önde ve rehber olan şeyhi İmtiihan etmeye kalkışan mürid eşektir.

TACİRLER/FACİRLER

 Bir hadis-i şerifde şöyle buyrulmuştur:" Tacirler, kıyamet gününde facirler olarak haşrolunacaklardır.Ancak yalandan sakınanlar, yeminlerinde doğru olanlar ve sözlerinde sadık olanlar müstesna"

Allah Teala , yalan yeminle satılan malın bereketini yok eder.Hadiste buyrulmuştur: "  Kazancın en hayırlısı , söyledikleri zaman yalan söylemeyen, emanet edildiği zaman hıyanet etmeyen, vadettikleri zaman caymayan, satın aldıkları zaman kötülemeyen, sattıkları zaman övmeyen , borç aldıkları zaman borçlarını savsaklamayan ve borç verdikleri zaman da zorluk çıkarmayan tacirlerin kazancıdır"

ÇOKCA HAMD,ÇOKCA İSTİĞFAR

 İlk dönem alimlerinden birisi şöyle demiştir:" Üzerinde Allah'ın nimetleri görünen kimse Allah'a çokca hamdetsin.Üzüntü ve kederi artan kimse de çokca istiğfarda bulunsun

ŞEYH MAĞRİBİ

 ŞİRK, HASED, KİBİR,RİYA VE KİN DİKENİ OLAN TOPRAKTA TEVHİD GÜLÜ BİTMEZ.

ESMAÜ HÜSNA DAN:RAUF VE RAHİM İSİMLERİ

 RAUF(Çok şefkatli) ismi, kula isabet edecek zararı izale etmek

RAHİM(Çak merhametli) ismi ise kula menfeat ulaştırmak manasına gelmesi mümkündür.

Ayrıca bu isimlerinin birinin müminin geçmiş günahlarının, diğerinin ise gelecek günahları için olması mümkündür.

KIYAMET GÜNÜNDE MAZERET VE İMTİHAN

 Fetret ehli(kendilerine peygamber ulaşmamış) kimseler kıyamet gününde imtihana tabi tutulacaklar.Bezzaz'ın Sevban'dan rivayet ettiği bir hadiste Hz.Peygamber SAV şöyle buyurmuştur:Kıyamet gününde cahiliyye halkı(fetret ehli) sırtlarında putlarını taşır oldukları halde gelirler, Rableri onlara sual eder.Onlar da:" Rabbimiz ! Sen bize herhangibir Rasul göndermedin, senin emrin de bize gelmedi. Eğer bize resul gönderse idin , senin en itaatker kulların biz olurduk" derler Rableri onlara:

" Durun bakalım ! Eğer ben size bir şeyi emretsem , itaat edermisiniz? der. Onlarda: "
Evet " derler.Allah bu şekilde onlardan sağlam söz alır.Onlara ateşe girmelerini emreden birisini gönderir.Onlar giderler. Ateşi gördüklherinde korkup geri dönerler ve :

"Rabbimiz! Biz ondan korktuk. Oraya girmeye gücümüz yetmez" derler.Bunun üzerine Allah Teala : "Oraya aşağılık olarak girin" buyurur. 

Efendimiz SAV demiştir ki:" Eğer onlar ilk seferde oraya girmiş olsalardı ateş onlara serin ve esenlik olurdu"