Kalıcı olan salih ameller, aühiret için yapılan amellerdir.Güzel sözler de bunlardandır.Ebud-Derda r.a der ki: "Resulullah a.s bir gün bir yere oturup kurumuş bir dal aldı ve bir yaprağını kopararak şöyle dedi."La ilahe ilallah, Allahü Ekber, Süphanallah ve Elhamdülillah sözleri, rüzgarın şu ağacın yapraklarını döktüğü gibi hataları (günahları) döker.Ey Ebüd Derda ! Seninle bunlar arasına bir engel girmeden bu kelimeleri tut(belle).işte bunlar kalıcı iyi işlerdir ve cennet hazinelerindendir.
MEVLEVİ
MEHMET FİKRİ
METLİ DEDE
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
11 Nisan 2026 Cumartesi
SITMA DUASI
Hz.Aişe validemizden rivayet edilmiştir: " Medine'ye geldiğimizde - ki Medine yeryüzünde vebası en çok olan yerdir- sıtmaya yakalandım.Hz.Peygamber sav:" Seni niye böyle görüyorum?" deyince ben dedim: " Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasulü, şu sıtma sebebiyle" ve sıtamya lanet ettim.Bunu n üzerine Hz.Peygambersav: "Ona sövme, çünkü o memurdur.Fakat istersen sana bir kaç kelime öğreteyim, onları söylediğin zaman Allah senden bu sıtmayı götürür" buyurdu.Öğret deyince de şu duayı okudu:
ALLAHÜMMERHAM CİLDİREGIGA VE AZMİ EDDAGIGA MİN ŞİDDETİL HARIGI YA ÜMLME MİLDEMİNİN KÜNTE AMENTÜ BİLLAHİL AZİMFELA TESDAIRRE'SE VELA TENTÜNİL FEME VELA TE'KÜLİ ALLAHÜMME VELA TEŞTERİDEMME VE TAHAVVALİANNİ İLAMENİTTEHAZEMAALLAHİ İLAHEN AHARE
"Allahım ! ince cildime ateşin şiddetinden yana nkuru kemiğime acı! Ey humma , eğer yüce
Allah'a inanmışsan başımı ağrıtma, ağzımı kokutma,etimi yeme, kanımı içme ve benden Allah'dan başka ilah edinen kimseye geç!"
Bunu söyleyince sıtma gitti.
HEVA,ŞEHVET VE LEZZETLER
Şehvet arzu etmek demektir.Heva ile şehvet arasında fark vardır.Heva, şehvetlerden kötülenmiş olanlardır.Şehvet/arzu ise bazen övülür ki bu Allah Teala'nın fiilindendir.Bu insanı salaha/düzeltmeyeçağıran şehvettir.Şehvet bazen de yerilir ki o da nefsi emmarenin fiilinden kaynaklanır.Bu da nefsi emmarenin bedeni lezzetlerin bulunduğu şehvetlerine icabet etmektir.Halbu ki heva, şehvet ve yezzetlere karşı gelmekten daha şerefli ve daha büyük bir ibadet yoktur.
Şeyh Şadi şirazi der ki:
Şehvetperest nefse itaat etme! Çünkü o her saat başka bir kım.ededir.
Gönlün senden istediği her şeyin peşine gitme! Çünkü tenin temkini canın nurunu inceltir.
Nefsi emmare insanı hor ve hakir eder. Eğer akıllı isen nefsi emmareyi yüceltme!
PEYGAMBERDEN SONRA YERİNE GELEN NESİL
Meryem suresi59 ayetinde buyrulur:"Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki , onlar namazı zayi ettiler,şehvetlerine uydular..."
Bu surede Hak Teala'nın isimlerini iltifatla andığı peygamberler den (Zekeriya, Hz.Yahya ,Hz.Meryem,Hz.İsa,Hz.İbrahim ,İsmail,İshak ve hz.Yakub,Hz Musa,Hz.İdris) sonra gelen kötü topluluk yahudi, hırıstiyan ve mecusilerdir.Kötü nesil için kullanılan ifade (half) olup, araplar iyi nesil için (halef) kelimesini kullanırlar idi.
Efendimiz SAV buyurmuştur:" Benden önce Allah7ın gönderdiği her peygamberin mutlaka ümmetinden havriler ve arkadaşları olmuştur.Bunlar onun sünnetiyle amel ederler, emirlerini de yerine getirirler idi.Sonra, bu peygamberlerin ardından öylesine kötü kimseler zuhur etti ki, yapmadıkalrını söyleyip, kendilerine emredilmeyeni de yaptılar.Kim onlarla eliyle mücadele ederse mümindir.Kim onlarla diliyle mücadele ederse mü'mindir.Kim de onlarla kalbiyle mücadele ederse o da mü'mindir.Bunun gerisinde hardal tanesi kadar iman yoktur"
Ayette ifade buyurulan "namazı zayi ettiler" yani ya namazı terk ettiler ya da vaktini geciktirdiler veyla kıldıktan sonra kovuculuk, gıybet,yalangibi şeylerle namazın sevabını zayi ettileryahut ona niyetsiz başlayıp huşusuz bir şekilde kıldılar.
Ayette buyurulan "şehvetlerine uydular" , şarap içerek baba bir kız kardeşi ile evlenmeyi helal sayarak ve çeşitli isyanlara dalmak ifade buyrulmuştur.
Bu nesil ile alakalı olarak Hz.Ali kvh şöyle demiştir: Onlar muhkem binalar yapan , gösterişli bineklere binen ve şöhretli elbiseler giyen kimselerdir".
Bir hadiste buyrulmuştur ki Allah Teala hz.Davud'a şöyle vahyetti: "Dünya başına köpeklerin üşüşüp oraya buraya çektikleri bir cifeye benzer.Ey Davud , sen de onlar gibi köpek olup onlarla bu cifeyi çekiştirmek istermisin?Ey Davud! Güzel gıda, yumuşak elbise,insanlar arasında meşhur olmak ve ahirette cennetasla bir arada olmaz."
Hz.Ömer r.a bal ile soğuk suyu beraber içmekten çekinir ve :" Onların hesabını benden uzaklaştırın" derdi.
VEhb b.Münebbih şöyle demiştir:" Dördüncü kat semada iki melek karşılaştı. Biri diğerien "Nereden geliyorsun?" diye sordub. O da :"Falanca yahudinin iştahının çektiği bir balığı denizden sürmekle emrolundum." cevabını verdi. Diğeride şöyle dedi:"Ben de filanca abidin iştahının çektiği zeytinyağını yere dökmekle emrolundum"
10 Nisan 2026 Cuma
İDRİS PEYGAMBER
İdris peygamber, Nuh peygamberin babasının dedesidir.Hz.Adem7in vefatından yüz sene önce doğmuştur.Ölçü ve tartıyı ilk icad eden, Allah yolunda ilk defa silah kuşanıp cihad eden,ve Kabil oğullarını esir alan, kalemle yazan , hesap ve yıldızlar ilmine bakan, elbise diken-daha önce deri giyiyorlardı- ve pamuk elbiseyi ilk giyen, HPz.İdris peygamberdir.İdris kelime olarak ders kelimesinden türemiştir.Hz.İdris7e bu ismin verilmesi çok ders görmnesindendir.Çünkü Allah Teala ona otuz sahife indirmiştir.
TESİRLİ TAVSİYELER
Salihlerden birisinin şöyle dediği rivayet olunmuştur: " Bana birileri misafir oldu.Ben onların abdaldan olduğunu anladım.Onlara:"Bana öyle tesirli bir tavsiyede bulunun ki Allah'dan korkayım." dedim.Onlar şöyle cevap verdiler:"
1- ÇOK UYUYAN, kalb hassasiyeti ummasın
2-ÇOK YİYEN , gece ibadete kalkmayı ummasın
3-ZALİMİN SOHBETİNİ TERCİH EDEN, istikamet üzere olmayı ummasın
4-GIYBET VE YALANCILIĞI ADET EDİNEN, imanla göçmeyi ummasın
5-İNSANLARIN ARASINA ÇOK KARIŞAN, ibadetin tadını umması
6-İNSANLARIN RIZASINI İSTEYEN, Allah Teala'nın rızasını ummasın
9 Nisan 2026 Perşembe
İHLAS,MUHLİS,SIDDIK KAVRAMLARI ÜZERİNE
Tevilatün Necmiye isimli eserinde Necmeddin Kübra hazretleri der ki: "Bil ki ubudiiyette ihlas velilerin makamıdır.İhlas sahibi(muhlis) olmayan hiçbir veli yoktur.Her ihlaslı kimse veli değildir.Nebi olmayan hiçbir Resul yoktur.Fakat her nebi resul değildir.Muhlis nefsini hayvani, nefsani özelliklerden tezkiye ediptemizleyerek kullukta arındıran, samimi hale getiren kimsedir. Muhlas ise nefsini rabbani , ruhani vasıflarla süsleyerek (tahliye) tezkiye edip temizlendikten sonra Allah'ın arındırıp samimi kıldığı kimsedir.Nitekim Hz.Peygamber efendimiz buyurmuştur: " Kırk sabah Allah için samimi davranan kimsenin hikmet menbaaları ( kaynakları) kalbinden diline çıkar, ulaşır"
Allah Teala bir kutsi hadiste buyurur: " İhlas, Benimle kulum arasında mukarreb(yakınlaştırılmış) meleğin ve gönderilmiş (mürsel) peygamberin kavrayamayacağı bir sırdır.Ben, cemal ve celal sıfatlarımın tecellisiyle ihlaslı kullarımın kalblerinisüslemeyi üstlenirim.
İhlaslı kimselerin ihlasının da mertebeleri vardır.Onun en alt derecesi , kulluğun sadece Allah için olması, Allah'ın haricindekilerin onda bir ortaklığının bulunmamasıdır.Orta derecesi, kulun varlığını Allah için; Allah uğrunda ortaya koyması harcamasıdır.En üst derecesi ise bedenlerin hapsinden kurtulması; Allah'da fani olup Allah'ın varlığı ile baki olmasıdır.
8 Nisan 2026 Çarşamba
UZLET
Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Uzlet dilin susmasına sebebtir.İnsanlardan uzak kalan , konuşacak kimse bulamaz.Buda onu susmaya götürür.Uzlet iki kısımdır.Birincisi müritlerin uzletidir ki , başkalarından bedenleri ile ayrılmaları şeklinde olur.İkincisi ise muhakkıkların uzletidir ki, varlıklardan kalbleri ile ayrılma şeklinde olur.Onların kalblerine Allah'ın ilminden başka bir şey girmez. O ilim ise müşahede yoluyla orada hasıl olan Allah7ın şahididir.
TABİ OLMAK
Denmiştir ki:" Doğruyagötüren yol uymakla/tabi olmakla olur.Derecesi en yüksek kimse , Kur'an'a;Onun altında olanlar Hz.Peygamber'e;onun altında olanlar, Sahabeye; onun altında olanlar velilere ve Allah'ı bilen alimlere uuyarlar.Çünkü Allah'a götüren en sağlam yol, tabi olmaya dayanan yoldur.
Sehl b. Tusteri der ki: " Nefse en ağır gelen şey (başkasına) uymaktır.Çünkü başkasına tabi olmakta nefse bir nefes ve rahat yoktur.
HİZİPLER
Meryem suresi 37 ayetinde Hak Teala buyurur: "Kendi aralarında çıkan hizipler, ayrılığa düştüler.."
Bu ayet İsrailoğullarına göre yorumlanır ise kendilerine peygamber gönderilen insanlar arasındaki ceşitli cemaatların ayrılıklarıdır ki Nasturiler "İsa Allah'ın oğludur" , Yakubiler "O, Allah'tır.Önce yere indi sonra göğe çıktı .", Melkaniler ise "O Allah'ın kulu ve rasulüdür" dediler.
Tevilatün Necmiyye de şöyle denilir: " Yani onlar üç guruba ayrılmışlardır.Bir gurup , şeriat ve tarikat ayakları üzere yürüyerek çeşitli makamları geçip Allah'ın yakınlığına ulaşarak Allah'a ibadet ederler.B:unlar veliler ve sıddıklardır.Onlar ehlullahın havassı/seçkinleridir.Bir gurupta şeriatın zahiri ve bununmla ilgili amelleri yaparak Allah'a ibadet ederler.Bunlar ise müminmüslümanlardır.Onlar cennet ehli kimselerdir.Diger bir gurup ise tabiatlarının gereği olarak heva ve heveslerine taparlar ve de Allah'a ibadet ettiklerini iddia ederler.Onların durumu kafirlerin putlara tapıp "Biz onlara sadece bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz" (Zümer 3) demelerine benzer.Bunlar hak ehlini inkar ederler.Bid'at ,riiya ve heva ehlidirler.işte onlar cehennem ehli kimselerdir.
HAZRET-İ İSA VE HZ.YAHYA
Efendimiz SAV hadislerinde Hz.Yaühya ve İsa'nın makamlarını haber vermiştir: İsa ve yahya karşılaştılar. Yahya İsa'ya dedi ki: " Sanki sen Allah'ın azabından emin gibisin." İsa da Yahya'ya: " Sanki sen de Allah'ın lütuf ve rahmetinden ümid kesmiş gibisin " dedi.O zaman Allah da onlara: " Bana en sevimli olanınız Benim hakkımda en güzel zan besleyeninizdir" diye vahyetti.Bundan dolayı Hz.Yahya'nın sonu , celal makamında öldürülmek oldu.Onun için kısasen yetmişbin kişi öldürülünceye kadar kanı fışkırmaya devam etti.Onlar öldürülünce kanı durdu.İsa'nın sonu ise bast ve cemal makamında semaya, yani cemal mazharlarından olan mele i alaya yükseltilmek oldu.Her ikisi de makamlarında tam olarak kurtuluşa ermiş kamil kimselerdi.
HURMA
Hz.Meryem annemiz doğumyaptıktan sonra taze hurmayı yemesini emretti.Taze hurma yahut mevsimine göre kuru hurma doğum yapanlara Efendimiz SAV in hadisi vardır: " Kadın çocuk doüğurduğunda ilk yemeği yaş hurma, yoksa kuru hurma olsun.Çünkü eğer ondan daha üstün bir yiyecek(loğusa için) olsaydı, İsa'yı doğurduğunda Allah İmran kızı Meryem'e onu yedirirdi"
Denmiştir ki Lağusalar için hurmadan, hastalar iç in baldan daha üstün bir şey yoktur"
DEĞİŞMEYEN KANUNLAR
Efendimiz SAV buyurmuştur: "Allah Teala bir kulu sevince onu imtihan eder, eğer sabrederse onu seçer, eğer rıza gösterirse onu tercih eder, beğenir" Kla gereken, içerisinde nimet bulunduğu için belaya hamdetmektir.Eğer nimeti kaçırırsa sabretmektir.Bunların her ikisi de ubudiyyet(kullak) yollarındandır. Nefsine şefkatten ileri gelen tasaya arka çıkarsa, bu ona hevasının galip gelmesinden dolayıdır.
Ataullah İskenderi hazretlerinin Şerhul Hikemil Ataiyye isimli eserinde denilmiştir ki: " Eğer düşünürsene, marifetin hakikatına ermenin belalar içine dürülmüş olduğunu görürsün.Çünkü marifet, ancak Allah'ın sıfatlarının gerçekleşmesi ile olur.Sonunda senin varlığından olan her şey , O'nun sıfatlarında fena bulur.O'nun izzetini n, kudretinin , zenginliğini nve kuvvetini nyanında seninkiler kalmaz.B da, senin için belaların var olmasıyla gerçekleşir.Çünkü bela,rububiyetin mutlak hakimiyetini hissettirmektedir. Bunu anla! Allah bizi ve sizi işin hakikatını elde etmeye ve her haldehamd ve sabır makamında karar kılmaya muvaffak eylesin!
Mesnevi de şöyle denir:Allah, yüzbinlerce kimya yarattı/ Ama insan , sabır gibi bir kimya görmedi.
7 Nisan 2026 Salı
HIZIR'I GÖRMEK
Velilerden birisi şöyle der: İsrailoğullarının bulunduğu çölde (Tih'de) idim.Bir de baktım ki bir adam benimle birlikte yürüyor. Onun durumuna şaştım. Bana onun Hızır olduğu ilhamı geldi. Ona " Allah aşkına sen kimsin?" diye sordum. O da: " Ben senin kardeşin Hızır'ım" dedi. Ona: " Sana bir şey sormak istiyorum." dedim. O da: "Sor" dedi. Ben de: "Seni hangi vesileyle görndüm?" diye sordum. O da : "Annene iyilik etmen sebebiyle" dedi.
6 Nisan 2026 Pazartesi
KAYBETTİĞİMİZ DİL ZENGİNLİKLERİ
Neyi kaybettiğini hatırla
Neyi kaybettik.
#Görme Çeşitleri
Gözle görmek: Ru’yet — رُؤْيَة
Fikirle görmek: Nazar — نَظَر
Kalple görmek: Basîret — بَصِيرَة
Hissederek görmek: Şu‘ur — شُعُور
Ruhla görmek: Sevgi — حُبّ
Anlayarak görmek: İdrak — إِدْرَاك
Tüm benlikle görmek: Kulluk — عِبَادَة
Sevme Çeşitleri
Akılla sevmek: Hevâ — هَوَى
Kalple sevmek: Aşk — عِشْق
Gönülle sevmek: Sevgi — حُبّ
Nefisle sevmek: Heves — هَوَس
Sadakatle sevmek: Vefâ — وَفَاء
Tüm benlikle sevmek: Îman — إِيمَان
Anlama Çeşitleri
-Dirâyet — دِرَايَة Akılla anlamak.
-Rivâyet — رِوَايَة Nakille anlamak.
-Hidâyet — هِدَايَة Yürekle anlamak.
-Firâset — فِرَاسَة Düşünerek anlamak.
-Kırâat — قِرَاءَة Okuyarak anlamak.
-İbâdet — عِبَادَة Tüm benlikle hissederek anlamanın zirvesi
İncelik Çeşitleri
Gözde incelik: Dikkat — دِقَّة
Gönülde incelik: Rikkat — رِقَّة
Anlamada incelik: İdrak — إِدْرَاك
Ruhta incelik: Muhabbet — مَحَبَّة
Hissetmede incelik: Şu‘ur — شُعُور
Tüm benlikte incelik: İtaat — إِطَاعَة
Düşünme Çeşitleri
تَذَكُّر (Tezekkür) — Geçmişe yönelik düşünmek
تَدَبُّر (Tedebbür) — Geleceğe dair derinlemesine düşünmek
تَعَقُّل (Teakkul) — Sebep–sonuç ilişkisi kurarak düşünmek
تَفَقُّه (Tefekküh) — Lehine ve aleyhine olanı tartarak düşünmek
تَفَكُّر (Tefekkür) — Olaylar ve deliller üzerinde düşünmek
تَأَمُّل (Teemmül) — Ümit ve
beklentiyle düşünmek
Huzurun Reçetesi
مَنْ صَبَرَ بَصُرَ
Sabreden görür.
مَنْ بَصُرَ شَعَرَ
Gören hisseder.
مَنْ شَعَرَ سَجَدَ
Hisseden secde eder.
مَنْ سَجَدَ وَجَدَ
Secde eden bulur.
مَنْ وَجَدَ صَمَتَ
Bulan susar.
مَنْ صَمَتَ نَجَا
Susan kurtulur.
مَنْ نَجَا سَعِدَ
Kurtulan mutlu olur.
Dört Önemli ve Kıymetli Süs
Dünyanın süsü insandır.
İnsanın süsü ilimdir.
İlmin süsü ameldir.
Amelin süsü ihlâstır.
5 Nisan 2026 Pazar
DUA
Duada zillet ve muhtaçlığın açığa vurulmasın söz konusudur.Allah'a bu açığa vurmadan daha sevimli bir şey yoktur.Bundan Dolayı Beyazid Bestami hazretlheri şöyle demiştir:Otuz yıl ibadetin zorluğuna katlandım.Sonra birinin bana şöyle seslendiğini gördüm."Ey Beyazid Allah'ın hazineleri ibadetle dolu.Sen eğer O'na ulaşmak istiyorsan zelillik ve muhtaçlık göstermelisin.Bunun içindir ki Beyazid hakikat alemine girdiğinde şöyle demişti:
Ey Padişah! sana hazinende olmayan dört şey getirdim:Yokluk ve ihtiyaç,acizlik ve niyaz
KURAN İLİMLERİ ÜÇ KISIMDIR
Kur'an ilimleri üç kısımdır.:
1- Allah'ın yarattıklarından hiçbir kimseye öğretmediği , hiçbir kimseyi vakıf kılmadığı ilim.Kitabı'nın sırlarına, zatının künhüne , isim ve sıfatlarının hakikatına ,kendine tahsis ettiği gayb bilgilerine, yalnızca kendisinin bilmesini tercih ettiği ilimdir.Bu hususta hiç kimsenin söz söylemesinin caiz olmadığı icma yoluyla sabittir.
2.- Allah'ın sadece Peygamberini vakıf kıldığı ,ona öğrettiği kitabının sırlarına ait olan ilim.Bu hususta Peygamberimiz veya izin verdiği kimseden başkasının söz söylemesi caiz değildir.
3- Allah7ın kitabına yerleştirdiği , açık ve gizli manaları olup Peygamberien öğrettiği ve O'nun da öğretmesini emrettiği ilimdir"
HAZRET-İ PEYGAMBER'İN ÜÇ SURETİ,
Hz.Peygamber sAV in üç sureti vardır:
1. Beşeri suretidir.Ayeti kerimede bu hususta :"Ben de sizin gibi bir beşerim"(Kehf 110) buyrulmuştur.
2. Meleki Suretidir.Bir hadiste: " Ben sizden herhangi biriniz gibi değilim.Rabbimin katında gecelerim. O, beni yedirir ve içirir"
3. Hakiki suretidir.Bir hadisde bu.yrulmuştur: " Benim Allah ile bir vaktim vardır ki o vakit ne mukareb bir melek ne de mürsel bir nebi beni kuşatamaz" . Bundan daha aşikar olarak Efendimiz SAV buyurmuştur: " Beni gören gerçekte Hakk'ı görmüştür."
HARİCİLER
Hariciler Kufe'nin bir kasabası olan Harura halkıdır.Hz.Ali efendimiz ile savaşmışlardır. Hariciler Kufe zahidlerinden bir topluluktur Hz.Ali Efendimiz ile Muaviye arasındaki hadisede Hz.Ali efendimize olan itaatı bırakmışlardır.Onlar on iki bin kişi olan bir topluluktu.Hz.Ali(ye karşı geldikler ihtilaf bayrağını çektiler ve kan döktüler.Hz.Ali onların karşısına çıkarak geri dönmelerini istedi.Onlarda savaştan başkasını kabul etmediler.Nahveranda onlarla savaşa tutşan Hz.almi onların kökünü kazıdıpek azı müstesna hepsi öldürüldüler.
Allah Resulü'nün şu hadisi onlarla alakalıdır:"Benim ümmetimden bir kavim çıkar.Sizden biriniz kendi namazını onların namazlarının yanında, orucunu onların orucunun yanında küçük görür. Fakat onların imanı köprücük kemiklerini geçmez".
EN ÇOK ZİYANA UĞRAYANLAR
Kehf suresi 103 ve 104 ayetinde Teala buyurur:
" De ki: Size ,(yaptıkları) işler bakmından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?. (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde , dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir"
Bu ayette bid'at, fısk, riya ve şöhret ehline işaret vardır. Riyanın azı da şirktir.Şirk ise ameli yok eder.Zümer suresi 65 nci ayet:"Andolsun, eğer (Allah'a) ortak koşarsan amelin boşa çıkar". İtikatta bidat uyduranlar ve amelleriyle gösteriş yapanlardır.Bidat ve riyanın vebali sadece kendilerine döner.
eFENDİMİZ SAV buyurmuştur: " Ümmetim için en çok korktuğum şey Allah'a şirk koşmalyarıdır.Yalnız ben onların güneşe, aya,ağaca ve puta tapacaklarını söylemiyorum.Şu kadar var ki onlar, Allah'dan başkası için ameller işlerler."
AVARİFDE ŞEYH MÜRİD İLİŞKİLERİ
AVARİFUL MAARİF İSİMLİ tasavvuf eserinde denilmiştir ki:
"Mürid, şeyhe itirazdan kaçınmalıdır.Onun bütün tasarruflarında içindeki itiraz duygularını izale etmelidir.Çünkü, itiraz ,müridler için öldürücü zehir gbidir.Bir müridin şeyhine içten itiraz edip de sonra felap bulyması pek nadirdir.Mürid, şeyhin kendisine müşkül görünen her tasarrufunda Musa- Hızır kıssasını hatırlamalıdır.Nasıl ki Hz.Hızır'dan bazı tasarruflar zuhur ediyor ve Hz.Musa ona itiraz ediyorsa ve daha sonra işin gerçek yönü ona keşfoluyorsa , mürid de şeyhin kendisine doğruluğu müşkül görünen her tasarrufunda kendisine göre mutlaka doğru bir yönü olduğunu bilmelidir."
4 Nisan 2026 Cumartesi
HIZIR'IN TAVSİYESİ
Hz.Musa ayarılık vakti geldiği vakit Hz.Hızır'a " Ey Allah7ın nebisi! bana tavsiyede bulun" demesi üzerine Hz.Hızır: "İlmi, insanlara anlatmak için öğrenme, amel etmek için öğren. Çünkü ilmi ile amel etmeyenin konuşması , kendisine bir fayda sağlamaz.yararı başkasınadır."
Hz.Hızır'ın öğüt ve nasihatlarından bazıları şunlardır:
"Faydalı ol, zararlı olma.Güleryüzlü ol , öfkeli ve çatık çehreli olma.Isrardan kaçın.Gereksiz yere dolaşma ve yersiz gülme.Günah işleyeni nadim olduktan sonra azarlama.Yaşadığın sürece hata ve kusurlarına ağla.Bugünün işini yarına bırakma.Himmetini ahiretine yönelt.Seni ilgilendirmeyen şeye dalma.Sana eman ve güven duyana karşı korkudan tamamen emen olma; sana korku verene karşı da tamamen güvenini kesme.Görünen işlerini düşün. Gücün kadar iyilik yapmaktan geri durma.
LATİF KONUŞMALAR
Hz.Musa a.s ın Hz.Hızır a.s a itirazları hususunda şöyle cevap veridği söylenir ve bu latif konuşmalardır.Musa a. sgeminin delinmesi üzerine "Halkı boğman için mi" dediği zaman Hz.Hızır : "Sen denizde değilmiydin(bebek iken nil nehrine bırarkılmadın mı?" bir gemi olmadığı halde boğulmadın " karşılığını verdi.
Hz.Musa :" Tertemiz bir canı , bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha" demesi üzerine Hz.Hızır: " Sen günahsız olarak kıptiyi öldürmemiş miydin? dedi.
Hz.Musa " Dileseydin , elbet buna karşı bir ücret alırdın?" deyince Hz.Hızır " Sen, Şuayb a.s 'ın kızlarıyerine (ücretsiz) suladığını unuttun mu ? dedi.Bu aralarında ceryan eden latif bir konuşmadır.
İbni Abbas der ki: İnsanın yaptığı işi nakledip ondan karşılık beklemesi amelini iptal eder.Görmezmisin ki Kelimullah Musa a.s Hz.Hızır7a " Dileseydin..." dediği zaman nasıl ondan ayrılmıştır.
ZAHİRE GÖRE HÜKÜM VERME/ BATINA GÖRE HÜKÜM VERME
"Şeriat" ile kastedilen zahire göre hükümn vermektir." Hakikat" ile kastedilen batına göre hüküm vermektir. Alimler şu hususu da açıkca itiraf etmişlerdir. Peygamberlerin çoğu muttali oldukları işlerin batın ve hakikatlarıyla değil zahiri ile hüküm vermek üzere gönderilmişlerdir.Hz.Hızır'ın çocuğu öldürmesi üzerine Hz.Musa ,Hızır'a Gerçekten sen fena bir iş yaptın" diye itiraz edince , Hz.Hızır'ın "Ben bunu kendiliğimden yapmadım" Kehf 8/2) diye cevap vermesi bundandır.
Yine Hz.Hızır a.s lisanından Hz.Musa'ya denilmiştir ki: Ben Allah'dan bir ilim üzerineyim ki , senin onunla amel etmen uygun değildir.Çünkü sen onunla amele memur değilsin.Sen de Allah'dan bir ilim üzerinesin ki benim onunla amel etmem uygun değildir.Çünkü ben onunla amele memur değilim(Buhari, Enbiya ,27)
ŞEYHLİK ADABLARINDAN
Necmeddin-i Kübra hazretleri et-Tevilatü Necmiyye isimlieserinde der ki: " Şeyhin adabından ve şeyh olmanın şartlarından biri de , müridi kabul etmeye hırslı olmamaktır.Bilakis onu nefret ettirmek için değil , müjdemelem üzere bu talep yolunun çok ince olduğunu, Matlub'un aziz olduğu kadar ona nail olmanın zorluklarını da haber vermelidir.Şayet onu davasına sadık, arzusuna rağbetli ve başka şeylerden yüz çevirmiş bulursa , onu iyi bir şekildekabul edip ikamet ve geçimini üzerine almalı, velisi gibi onunla ilgilenmeli, evladı gibi terbiye etmeli, abidlerin edebiyle edeplendirmelidir.
Yinre şeyh müridine merhametli davranmalı, onun zelle ve sürçmelerinin çoğunu görmezlikten gelmelidir.Halinin zayıflığından dolayı işlediği hata , yanılma ve ahdini unutma gibi kusurları sebebiyle muaheze etmemelidir.Ancak emrine muhalefete, yasakladığı şeyi terke , bazı söz ve fuiilleriniinkar ve itiraza sebeb olan davranışlarını görünce de uygun bir lisanla ikaz etmelive onu uyarmalıdır.Şayet bu yaptıklarından vazgeçer, istiğfar eder , hatasını itiraf ederve pişman olursa , bir daha tekrarlamamasını ve şaptıklarından özür dilemesini şart koşar
Allah'ın imtihanı ve evliyaullahın imtihanı şiddetlidir.Mutlaka sabır, teslimiyet ve rıza gerekir.
HAZRETİ MUSA'NIN "İNŞAALLAH" DEMESİ
Hz.Musa, ilim yönünden kendinden ileri olan bir zatı istemesi ve o kimseyi aramaya çıkması,Hz.Hızırla karşılaştığında Hızır'a tabi olmayı istemesi üzerien Hz.Hızır'ın ""
Sen benimle beraberliğe sabredemezsin.(iç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?" demesi üzerine Hz.Musa "İnşaallah , sen beni sabredenlernden bulacaksın.Senin emrine de karşı gelmem" dediği Kehf suresinin 66-69 ayetlerinde ifade buyurulmuştur.Hz.Musa "inşaallah" demiş akabinde sen beni sabredenlerden bulacaksın demiştir.Sabır, hapsetmek, tutmak demektir.Hz.Musa, "sabır" vaadini "inşaallah" diyerek Allah'ın dilemesine bağlaması , bu konuda ya Allah'dan tevfik ve yardım istemesi anlamınadır ya da teberrükendir ya da işin şiddet ve zorluğunu bilmesinden dolayıdır.Çünkü onun makamında bulunan birinin kötü bir şeyi görünce sabretmesi gerçekten zordurve bu ancak Allah7ın yardımı ile mümkündür.
Yine denilmiştir ki Hz.Musa'nın "inşaallah" demesi , sabra sarılmak konusunda nefsine güvenmemesinden ileri gelmektedir.
HIZIR / İLYAS DUALARI
İbni Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir.Hızır ve İlyas a.s , her yıl belli bir mevsimde bir araya gelir ve her biri arkadaşının başını traş eder.Sonra şu duaları okuyarak birbirlerinden ayrılırlar.
"BİSMİLLAHİ MAŞAALLAH
LA YESUGU LHAYRA İLLALLAH MAŞAALLAHÜ LA YASRİFU -SSUE İLLALLAH MAŞAALLAHU MA KANE MİN NİMETİN FEMİNALLAH .MAŞAALLAH LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH
(Allah'ın ismiyle , Allah'ın dilediği olur.Hayrı ancak Allah sevkeder.Allah7ın dilediği olur. Kötülüğü ancak Allah çevirir.Allah7ın dilediği olur. Nimet ancak Allah'tandır.Allah'ın dilediği olur. Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır."
Kim bu duayı sabah akaşm üç defa okursa Allah onu yangından,boğulmaktan , şeytandan, yılandan ve akrepten korur.
3 Nisan 2026 Cuma
MÜRİD-ŞEYH İLİŞKİLERİ
Süluk sırasında müride usanç ve bıkkınlık arız olabilir.Kalbine yorgunluk isabet edebilir.Nefsi şeyhine hizmeti bırakıp sohbeti terk etmeyi ona süslü gösterebilir.Hatta şeyhe hizmeti bırakıp Rabbine itaat ile meşgul olduğunda ve Hakk'ı talep uğrunda nefsi ile mücahede ettiğinde şeyhi vasıta olmadan ve ona uymadan belki yine amacına ulaşabileceğini zannedebilir.Heyhat! Ne mümkün! Bu bozuk bir zandan ve sürümü olmayan bir maldan ibarettir.Bu kimse, ömrünü zayi etmekte , nefsini boşuna yormakta ve kendini hedefe götüren yoldan sapmakta , doğru yoldan uzaklaşmaktadır.Ancak ebedi kifayet(yeterlilik) olan ezeli inayet ona ulaşır ve iradesindeki sıdkı ona iade ederse o başka.
Mürşid şeyhin sohbeti, müridin ruhunu yetiştirmeye götüren güzel söz ve fiilleri içerdiği için müridin gıdası mesabesindedir.Mürid ne zaman bu sohbeti terk ederse ,vüsule ermeden ve maksuduna nail olmadan nefsini boşuna yormuş olur.Onu buna sevk eden ve yardımsız bırakan da sadece şeytandır.
Allah Teala şöyle buyurur:"Ey iman edenler,Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun"(tevbe 119) Yani onlarla beraberlikte ve sohbette devam edin , yalancılarla beraber olmayın.
Mesnevi der ki:
Her yanda bir gulyabani , seni çağırır."Kardeş gel,yol istiyorsan işte buracıkta.Yoldaş, sana yol göstereyim, yoldaşın olayım.Bu ince yolda sana kılavuzum" der. Fakat ne kılavuzdur o, ne de yol bilir. Yusuf, o kurt huylunun yanına az var !
TARTIŞMAYA EN ÇOK DÜŞKÜN VARLIK:İNSAN
Kehf suresi 54 ncü ayette Hak Teâlâ belirtmiştir: "... Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır". Burada batıl anlamında tartışmaya düşkün olma hali ifade buyrulmuştur.Her tartışma batıl için değildir.Çünhkü Efendimize buyrulmuştur:"Ey Muhammed , sen hikmetle, güzel öğütle Rabb'inin yoluna çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et"(Nahl 125)
İlahi kitabın muhkem ayetleri ile , bazen müteşabih ayetleri ile mücadele ederler.Bazen kuranın nasih ve mensuhu ile , bazen tefsir ve tevili ile bazen de nüzul esebebleri ile mücadele ederler.Bazen kıraatiyle cedelleşirler.Böylece mücadeleden mücahedeye, hasımlaşmaktan muameleye, nizalaşmaktan taate , münazaradan vuslata geçemediler.Bu yüzden bu hastalığın çaresini Kur7an şöyle belirtmiştir: ""Allah" de.sonra bırak onları daldıkları hastalıkta oynaya dursunlar"(Enam 91)
Mevlana buyurmuştur:" Bize ne bu kıssadan ki öküz geldi merkep gitti.Bu vakit azizdir,bu arbededen geri dön , vazgeç"
Akıllı kişiye gereken, kendri nefsiyle uğraşmak ve gösterişi ve cedelleşmeyi terk etmektir.Çünkü cedelin varacağı yer , başkasını hicvetmek ve darmadağın etmektir.Bu ise yırtıcı hayvanların özelliğidir.Bu nedenle Efendimiz SAV buyurmuştur: " Haklı da olsa tartışmayı terk etmedikçe kişi imanın hakikatına eremez".
Alla hTeala buyurmuştur: " Boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler(Furkan 72).
"Kendini bilmez kimseler onlara laf attıklarında "Selam" derler(geçerler) (Furkan 63)
2 Nisan 2026 Perşembe
ÜLKELER
MELEKLER,ŞEYTANLAR,CİNLER
Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur.Üremezler, yemezler,içmezler.Cinlerde ise üreme vardır.Onların dişisi ,erkeği vardır ve ölümlüdürler.Şeytanlara gelince , onların da dişisi ve erkeği vardır.Çoğalırlar ancak ölmezler.Tıpkı İblis'in devamlı kaldığı gibi onlarda devamlı olarak dünyada kalırlar.
BEŞ SAF
kIYAMETTE İNSANLAR BEŞ SAF OLARAK HUZURA GELİRLER.pEYGAMBERLER BİR SAF, VELİLER BİR SAF, MÜMİNLER BİR SAF,KAFİRLER BİR SAF VEMÜNAFIKLAR BİR SAF OLARAK
1 Nisan 2026 Çarşamba
KUURAN OKUMA ŞEKLİ
Hz.Ali Ks hazretleri demiştir: "Kur'an tilavetinin en efdal olanı, abdestli olarak, kıbleye doğru oturarak, bağdaş kurmadan, bir yere dayanmadan, kibirli insanların oturuşu gibi oturmadan okumaktır. Lakin Kur'an okurken karşısında zayıf olduğu ve utandığı bir kimsenin karşısında oturduğu gibi oturmalıdır"
İNŞAALLAH DEMEK
Kehf suresinin 24 ncü ayetindeki hitabdır. "Ancak Allah dilerse(yapacağım de).Unuttuğun zaman da Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni , doğruya daha yakın olana eriştirir." de" Herhangibi bir iş yapacağı vaad edilince "inşaallah" demek peygambere vacibdir.
Bir adama : Nereye gidiyorsun? diye sorulmuş. O da "Eşek almak için Künase'ye(Kufe'de bir yer) gidiyorum" demiş.Ona :"İnşaallah" de demişler.Adam :" Benim inşaallah demeye ihtiyacım yoktur. İşte paralar cebimde, merkepteKünase'de" dedi. Ancak pazara varamadan paraları çalındıve istediğini alamadan geri döndü. Dönüşte birisi ona : " Nereden geliyorsun?" diye sordu. Adam: "İnşaallah Künase'den.İnşaallah paralarım çalındı" diye cevap verdi.
Kurtube, bu ayeti tevil ederken şöyle demiştir: " Geleceğe dair verilen herhangibir sözü "inşaallah" if adesiyle bağlamak , herhangibir sebeble yerine getirilmediğinde doğacak günahtan kurtulmak içindir."
ALLAH TEALANIN SIRF KENDİ NEFSİNE HAS KILDIKLARI SEÇKİNLER.
Hz.Hızır'ın şöyle dediği rivayet olunur: "300 evliya,70 nüceba/seçkinler, 40 evtadı arz/yeryüzü direkleri mesabesindeki kimseler, 10 nukaba/reisler, 7 urafa/arifler, üç seçilmiişler/muhtarun ve bir de gavs vardır. Bunlar vasıl oldukları derecelere çok oruç tutmak , çok namaz kılmak, huşu sahibi olmak ve güzel vasıflarla ulaşmamışlardır.Onlar bu mertebeye ancak sıdk ile vera sahibi olmak, iyi niyet sahibi olmak, iç alemlerinin salim olmasıyla ve bütün müslümanlara karşı engin bir merhamet duygusuyla erişmişlerdir.Çünkü Allah onları ezeli ilmi ile seçmiş ve sırf kendi nefsine has kılmıştır.
Onlar hiç kimseye kötü söz söylemezler, hiç kimseye beddua etmezler. Kendilerinden aşağıda olanlara eziyet etmezler ve asla onları hor görmezler. Kendilerinden üstün olanlara da hased etmezler.Onlar insanlar içinde huyca en mülayim ve kelamı en doğru olandır. Cömertlikte eşsizdirler."
31 Mart 2026 Salı
MEVLANA VE SADRETTİN KONEVİ
Osman Fazlı Xatpazari hazretleri şöyle demiştir:Şeyh Sadrettin Konevi , Mesnevi sahibi Mevlana gibi padişah evladındandır.Mevlana, mutlak manada dünyayı terk ederdi.Sadrettin Konevi ise surete n9güzel yaşar , dış görünüşüne önem verirdi.Hatta onun süslenmiş bezenmiş hizmetçileri de var idi.Onun bir de gümüş ibriği vardı.Bundan dolayı bir şapıs şeyhi yadırgamıştı. Konevi bunu anlayınca ibriğe işaret etti , o da yanına geldi.Orada bulunanlar bu padiseyi görünce şaşırıp kaldılar, o şahısta tevbe etti.
Bir gün Sadrettin konevi, Hz.Mevlanaya şöyle dedi: Melikler gibi yaşayalım, dervişler gibi yatalım". Bu sebebledir ki Mevlana'nın türbesi büyük bir ihtişam içindedir.Şeyh Sadretti nkonevi nin kabri ise böyle değildir.
HÜZÜN
Büyüklerden birisi hüzün hakkında şunları söylemiştir: " Hüzün , edepli kişilerin giysisidir. Nem utlu şiarı hüzün, elbisesi hüzün,evi hüzün,yemesi hüzün, ve içmesi hüzün olan kimseye.Ancak sıddıkler ve nebiler hüzünden tad alırlar.Allah bir kulu severse onun kalbin hüzünhden bir feryad ilka eder.Kim hüznün tadına varmazsa , her türlü kulluğun lezzetien eremez.Temkin ehli bir sıddıkin : " Hüzün aşağı bir makamdır" sözü seni aldatmasın.Bunu söyleyenin maksadı , hüznün kendisi için hüzün duyulan şeye tabi oludğunu anlatmakdır. İlmin maluma tabsi olması gibi. Yani o alçalınca alçalır, yükselince yükselir"
Davud peygamber'i nşöyle dediği rivayet edilir:" Allah'ım bana kalbimi temizlememi emrettin, onu ne ile temizliyeyim?".Hak Teala şöyle buyurdu:" Ey Davud , üzüntü ve kederle"
Hafız Şirazi der ki: "Sarı yüz ve dertli ahtır Aşıkların hastalığının devası.
HAMD ÜÇ KISIMDIR
Davud Kayseri şöyle demiştir: " Hamd sözle, davranışla ve hal ile olmak üzere üç kısımdır.Sözlü hamd , Cenab-ı Hakk7ı dil ile övmek ve peygamberlerin lhisanıyla kendi nefsini nasıl övmüşse O'nu öylece sena etmektir.
Fiili hamd; Allah rızasını kazanmak ve O'nun yüce cenabına yönelmek için bedenle yapılan ibadet ve hayırlardır.Çünkü insana dil ile hamd etmek gerektiği gibi her bi ruzva karşılık şükür olarak ve her halükarda hamd etmek gerekir.Efendimiz buyurmuştur: "Her halü karda Allah'a hamd ederim" . Bu ise ancak nefsin hazlarını elde etmek ve onu memnun etmek için değil , meşru şekilde yaratılış gayesine uygun olarak Ha kteala'ya ibadet ve O' nun emrine boyun eğerek bütün uzuvları kullanmakla olur.
Hal ile olan hamd, rup ve kalb ile olandır.İlmi ve ameli kemalat ile vasılanmak ve ilahi ahlakla ahlaklanmakla olur.Çünkü insanlara nefislerinin ve zatlarının kemal sıfatlarını kazanması için peygamberlerin dili ile ilahi ahlakla ahlaklanmaları emredilmiştir.
ALLAH'IN İHLASLI KULLARI İKİ KISIMDIR
El hikemül Ataiyye şerhinde şöyle der: " Allah'ın ihlaslı kulları iki kısımdır.Bir topluluğu Allah kendi hizmeti içinh kaim kılmıştır. Onlar abid, zahid, çok amel eden evrad ehlidir.Bir topluluğu da kendi muhabbeti ile özel kılmıştır.Onlar muhabbet, sevgi, safa ve murada ittiba ehlidir.Hepsi O'nun hizmetinde , taatinde ve hürmetindedir.Çünkü onların hepsi O'nun zatını kastedmektedir ve O'na yönelmiştir.
Yahya b.Muaz şöyle demiştir: " Zahid dünyadan Hakk'ın avıdır, arif cennetten Hakk'ın avıdır.
Beeyazid-i Bestami şöyle demiştir: "Yüce Allah velilerin kalblerine muttali oldu.Onların kimisinin kalbi marifeti yüklemek için uuygun değildi.Onun için onları ibadetle meşgul etti."
İZZET AYETİ
İsra suresinin 111 nci ayetini Hz.Peygamber sav , Abdülmuttalip oğullarından bir çocuk düzgün konuşmaya başlayınca ona öğretirdi. Bu ayete "izzet ayeti" adını verirdi.
VE GULİL HAMDU LİLLAHİLLEZİ LEM YETTAHİZ VELEDEN VE LEM YEKUN LEHU ŞERİKUN FİL MÜLKİ VELEM YEKUN LEHU VELİYYUN MİNEZ ZÜLLİ VE KEBBİRHÜ TEKBİRA"(Çocuk edinmeyen , hakimiyette ortağı olmayan , acizlikten ötürü bir dosta da ihtiyacı olmayan Allah'a hamd ederim" de ve tekbir getirerek O'nun şanını yücelt)
30 Mart 2026 Pazartesi
HAK İLE İNDİ
İsra suresi 105 ayetinde "VE BİL HAKKI ENZELNAHÜ VE BİL HAKKI NEZEL" hitabındaki "Hak ile kastedilenin Hz.Muhammed sav" olduğunu Kaşifi Tıbyan tefsirinde söylemiştir. dir"
Ayetin bu kısmı ağrıyan yer üzerine okunursa ağrıdan halas olacağı belirtilmiştir.
"Hep birlikte Allah'ın ipine sarılın"(Hac 78) ayetinde, "Allah'ın ipi" nin Cenab-ı Resulullah ve getirdikleri, sünneti olduğu şeklinde tefsirlerde mevcuttur.
PEYGAMBERİN ELİNDEN ALMAK
Ebu Lehep ve benzerleri gibi takva ve temiz olma sıfatlarını taşımayanlar Peygamber ehlinden değildir ve onun Allah Teala'ya ulaşan bir yolu yoktur.Usulü/asılları zayi ettikleri ve nakti faydasız şeye harcadıkları halde vusule erdiklerini zanneden kavme yazıklar olsun! Büyüklerden birine vasıtasız olarak Allah Teala'dan hediye takdim edildi.O: Bunu ancak Muhammed SAV in elinden, yani dosdoğru yoldan kabul ederim dedi.Sonra o yönden misliyle katlanmış olarak geldi.Bu, Allah'la irtibatın sıhhatinin ancak vasıta ile irtibatın sıhhatli olmasına bağlı olduğunun delilidir.O vasıta da Hz.Peygamber efendimizdir.Hz.Peygamber ve şeriatı mihenk taşıdır.Mevhıbeler ve atiyyeler ona vurulur.Onun emrine muvafık gelirse kabul edilir, yoksa rededilir.. Çünkü bunun hak kisvesine bürünmüş süslü bir şeytan ve nefis tarafında nolmuş olması da mümkündür.Bu yüzden mutlaka iyice ayrılması gerekir.Bu ise en zor işlerdendir.
Hafız Şirazi der:Aşk yolunda şeytanın vesvesesi çoktur.Aklını topla ve gönül kulağını melekden gelecek habere aç!
Tarikatlarda, daha mürşit hayatta iken dervişler arasında baş olma isteğiyle ayrılanlar olur.Gördükleri bir kaç rüya, yahut hal onları sarhoş edip baş olma sevdası ateşlenir ve mürşidin hareketlerini eleştirir.Halbuki manevi tüm makamlar, Hz.Peygamber efendimiz eliyle dağıtılır.Böyle bir dağıtım elinden mahrum olanlardaki başolma sevdası, şeytanın o kimseye amellerini süslü göstermesi işidir.
NESEB
Bir hadis de buyrulmuştur: " Ameli kendisini geri bırakan kimseyi nesebi ileri götüremez."Yani Kötü ameli ve salih amel konusunda ihmalkarlığı kendisini ahirette geri bırakan kişiye , dünya bakımından sahip olduğu nesep şerefi fayda etmez ve bununla kusuru telafi olmaz.Çünkü neseb burada sona erer.
Ağaçtaki kuru dal onun kuru, geri kalanının ise yaş ve yeşil olması yüzünden kesilir. Çünkü onunla yeşil ve taze dallar arasında bir alaka yoktur. Her ne kadar o ağaca bağlı , ona mensub bir dal olsa da kuru olması hasebiyle kesilmesi gerekir. Fayda sağlayan neseb ancak takva bağıdır. Bu sebeple Hz. Peygamber sav , " Her takva sahibi temiz kişi benim ehlimdir" buyurmuştur.
İLMİN PERDE OLMASI
iLİM ancak cehaleti uzaklaştırması bakımından saadet getirir. Onun için ilmin sana perde olmasın.Çünkü Firavun Hz.Musa'nın peygamber olduğunu, İblis , Hz.Adem'in durumunu,Yahudiler de EFendimiz SAV in peygamber olduğunu ve diğer peygamberlerden üstün olduğunu biliyorlardı.Bununla birlikte imanda muvaffakiyetten mahrum kaldılar.Zamanla bu bilgileri onları bedbaht yaptı.Hak Teala şöyle buyurmaktadır: "Kendileri ve bunlara yakinen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkar ettiler"(Neml 14)
29 Mart 2026 Pazar
RUHUN BEŞ HALİ VARDIR
1- Yokluk adem hali. Allah şöyle buyurur: "İnsanın üzerinden , henüz kendisinin anılan bir şey olmadığı uzun bir süre geçmedi mi?"(İnsan suresi 1),
2- Ruhlar alemindeki varlık hali .Allah şöyle buyurur "Ruhları cesedlerden iki bin yıl önce yarattım"
3- Ruhun bedenle alakalanması hali . Allah şöyle buyurur:"Ona ruhumdan üflediğim zaman" Hicr 29)
4-) Ruhun bedenden ayrılma hali . Allah şöyle buyurur: "Her nefis ölümü tadacaktır"(Ankebut 57)
5- Ruhun tekrar bedene iade edilme hali. Allah şöyle buyurur: "Biz onu yine ilk durumuna sokacağız"(Taha 21)
Yokluk halinin faydası , kendi nefsinin ve yaratanını kadim olarak marifeti/tanıması içindir. Ruhlar aleminde var olmasının faydası , Allah7ı kudret, hayat,ilim,vücud, sem, basar,kelamve irade sahibi olmak gizi zati sıfatları ile tanıması içindir.Bedenle alakalanmasının faydası , cüzi ve külli varlıklarla ilgili gayb veşehadet aleminde kemali marifet kazanması içindir.
Ruhun bedene üflenmesinin faydası Razzaklık, Tevvablık,Gaffarlık , Rahmanlık , Rahimlik, Mün'imlik, ve Vahhablıkt gibi fiili
sıfatların marifetinin hasıl olması siçindir.Bedenden ayrılmasının faydası cisimlerle beraberlik sebebiyle ruhta meydana gelen pislikleri gidermek ve indiyyet(Hakk7ın katında olma) makamında zevk şerbetini içmesi içindir.Tekrar bedene iade edilmesinin faydası ise uhrevi nimetlerden istifade etmesi içindir
RUH RABBİMİN EMRİNDENDİR
Rivayet olnur ki Kureyş kafirleri Hz.Peygamber'in9 sav durumunu Yesrip yahudilerinden sormak için Nadr b.Haris, Übey b.Halef ve Ukbe b.Ebi Muayt'ı Medineye gönderdiler. Onlar yahudiler ile görüşüp Peygamberimizin durumunu anlatınca yahudiler hayret ettiler.Onlara şöyle dediler: "Ey Arabın uluları! biz bir peygamberin zuhur etme zamanının yakın olduğunu biliyoruz.Sizin sözlerinizden bir peygamberin hallerinin kokusu geliyor. Siz sınamak için ona: "Doğuyu ve Batıyı kim dolaşmış, eski zamanda kaybolan gençlerin derumu ne oldu? ve ruh medir?" diye sual sorun Eğer üç soruya da cevap verir; Yahut hiçbirine cevap vermezse bilin ki o peygamber değildir.Eğer iki soruya cevap verir , ruhtan hiç bahsetmez ise peeygamberdir," dediler. Onlar Mekke'ye geri döndüler, O'nun yanına vardılar ve üç şeyi sordular. O da iki soruya cevap verdi.Ruh konusunda ise İsra suresinin 85 nci ayeti inzal oldu( Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki; Ruh, Rabbinin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir"
BEYZAVİ der ki" Ruh insan bedeninin organları gibi bir maddeden, bir asıldan türemek şekilnde olmaksızın "Ol" emriiyle yaratılmış varlıklardandır"
Alimler ruhun ne olduğu hususunda ihtilaf ettiler.Ancak kimse ididasını destekliyecek kesin bir delil ortaya koyamadılar.Ne varki ruh bedenden ayrılınca insan ölür.Bedenle birlikte bulunduğu müdetçe yaşar".
Bazı alimler ruh hususunda Sultani Ruh ve hayvani ruh olarak ikiye ayırırlar.Sultani ruh emir alemindendirBedenden ayrılması nedeniyle buna muarık/ayrılan da denir.Bedenle ilgisi yönlendirme ve tasarruf etme ilgisidir.Bu bedenin ölmesiyle yok olmaz.Yok olan bedendeki tasarrufudur.Bu ruhun bedendeki yeri dimağdır. Hayvani ruh halk alemindendir.Buna kalb,akıl nefis de denir.Bu bedenin tüm organlarına sirayet etmiş vaziyettedir.Ancak onun gücü kandadır, kan onun en belirgin olduğu yerdir.Taayün yer ise kalbdir.Sultani ruhun bedenle alaka kurmasından sonra meydana gelir ve sultani ruhun unsurlarının bir yansımasıdır, fiil ve hareketelrin kaynağıdır.
HERKES MEŞREBİNE VE MİZACINA GÖRE İŞ YAPAR
iSRA SURESİ 83 AYETİNDE Hak Teala buyurur:"İnsana nimet verdiğimiz zaman(bizden)yüz çevirip yan çizer; ona bir de zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer
De ki ; Herkes kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir"
İnsana nimeti veren Allah Tealya'dır.Bu nimnet,sıhhat,mal,bedeni güç,evlat v.s olmak üzer çok çeşitlidir.Nimet bir imtihan olup şükrü gerektirir.Ancak insanda nimete ulaştığı zaman kibirlenme ve böbürlenme duyguları ortaya çıkar ve Hak teala'dan uzaklaşır.Nimet kuşunu avlamak hamd ve şükürle mümkündür.Eğer bu kuş avlanmaz ise uçup gider.
Hikaye edilir ki debdebeli bir saltanatın ve zengin bir hazinenin sahibi olan bir padişah çeşit çeşit yiyecekve içecekler hazırlayıp idaresindeki yöneticilere ziyafat verdi.Ziyafet esnasında kapı şiddetli bir şekilde çalınmaya başladı.Hizmetçiler, ey fakir bu ne hırs.Edepsizlik yapma yemeklerimizi yiyip seninde karnını doyuruncaya kadar sabret! dediler.
Adam: "Benim sizin yiyeceklerinize ihtiyacım yok.Ben padişahı görmek istiyorum?" diye karşılık verdi.
Hizmetçiler: "Senin hükümdarla ne işin olabilir ki" dediler. Bu defa adam daha fazla kapıya vurmaya başladı.Hizmetçiler ellerinde silahla adama hücum ettiler.Adam " Yerinizde durun . Ben ölüm meleğiyim. Fena aleminin hükümdarının ruhunu kabzetmeye geldim" deyince hepsi oldukları yerde kaldılar.Hükümdar bir miktar süre istemişse de o buna razı olmadı.Bunun üzerine hükümdar:
"Allah mala lanet etsin . Zira o beni aldattı.İşte bugün eli boş bir halde bu dünyayı terk ediyorum. Mallarımın faydası düşmanlara , hesabı ve azabı bana kaldı" diyerek hayıflandı.
Allah Teala mala konuşma kabiliyeti verdi ve o da: "Bana değil kendine lanet et.Çünkü ben senin emrine amade edildim.ve sen de istediğini yapma kabiliyetine sahiptin.Şimdi bile alışık olduğun zulmü terk etmiyorsun.Suçlu sen olmana rağmen masum olana küfredip duruyorsun." dedi.
Bu hikayeden çıkartılacak dersler vardır.Birincisi Alla hTeala , hükümdara saltanat ve zenginlik verdiBüyüklük nimetleri vermesine rağmen adam bunlara şükretmekten yüz çevirmiştir.
Sadi Şirazi şöyle der:Akıllı tabiatlılar minnet bilirler.Nimete hamd ü sena çivisi vurarak sağlamlaştırırlar.
İkincisi , ölüm gelip çattığında Allah'ın fazlından ümit kesip karamsarlığa düşmüştür.Tevbe edip Allah7a yönelecek yerde lanet ve küfgretmekle meşgul olmuştur.Allah Teala can boğaza gelmedikçe kullarının tsevbesini kabul eder.
Üçüncüsü bu hükümdar , kendi karakterine göre hareket etmiş ve neticede kötülükle muamele görmüştür.Çünkü onun başka bir şeye istidadı yoktu.
28 Mart 2026 Cumartesi
KUR'AN MÜMİNLER İÇİN ŞİFA VE RAHMETTİR
Kur'an cismani hastalıklara da şifadır.Hikaye olunduğuna göre Ebul kasım Kuşeyri isimli zatın çocuğu ağır bir hastalığa yakalandı ve iyileşmekten ümit kesilmişti.Bu üstad'a ağır geldi.Bir gün rüyasında Hak Teala'yı gördü.ve bu durumu şikayet etti.Hak teala ona şöyle buyurdu:"Şifa ayetlerini bir araya getir, onları hastaya oku.Onları bir kabın içerisine yazve içine bir içecek dök.Sonra onu hastaya içir". Üstad söylenenlri yaptı ve çocuk hastalıktan kurtuldu.
Kur'an da şifa ayetleri altı tanedir:
1-VE YEŞFİ SUDURE KAVMİN MÜMİNİN(Müminler toplumunun göğüslerine şifa versin(Tevbe 14)
2- VE ŞİFAÜN LİMA FİSSUDUR(Göğüslerde olana şifadır'(Yunus 57)
3-FİHİ ŞİFAÜN LİNNAS (Onda insanlar için şifa vardır(Nahl 69)
4- VE NÜNEZZİLÜ MİNEL KURANİ MA HÜVE ŞİFAÜN VE RAHMETÜN LİL MÜMİNİN(İSRA 82) Biz kurandan müminler için şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz(İsra 82)
5- VE İZA MERİDTÜ FEHÜVE YEŞFİİN(Hastalandığım zaman bana şifa veren O'dur(Şuara 80)
6-KUL HÜVE LİLLEZİNE AMENU HÜDEN VE ŞİFAÜN(De ki : O müminler için bir hidayet ve şifadır(Fussilet 44)
Bir tabakat kitabını yazan Tacüddin Sübki Şafii der ki: "bir çok meşayihin hastalırn şifa bulmaları için bu ayetleri kaplar içerisine yazdıktan sonra suyunu hastalara içirdiklerini gördüm."
Hazret-i Peygamber'in " Kur'an dan şifa aramayana Allah şifa ihsan etmesin" sözü hem cismani hem de ruhani hastalığa şamildir.
Fatiha suresi cam bir kaba miskle yazılıp gül suyu ile imha edilir ve ezberleme güçlüğü çeken birisi yedi gün süreyle bunu içerse , ahmaklığı gider ve işittiği şeyleri aklında tutabilir.
Akıllı kişi hastalıklarını Kur'an la tedavi eder Şöyle rivayet edilmiştir: " Kur7an size hastalıklarınızı ve onların şifasını gösterir. Hastalıklarınız günahlarınız,şifanız ise istiğfardır." Şu halde önce hastalığın bilinmesi gerekir.Hastalığın mahiyeti bilinmedikçe kolayca tedavi edilemez.Bu hastalıkları ve tedavi şekillerini ancak ehli Kur'an bilir. Bu sebeble vesile ile süluk etmek evladır.
DUA AYETİ
iSRA SURESİ 80 NCİ AYET:VE GUL RABBİ EDHILNİ MÜDHALE SIDGIN VE EHRICNİ MUHRECE SIDGIN VEC ALLİ MİN LEDÜNKE SULTANEN NASİRA"(Ve şöyle niyaz et: Rabbim! gireceğim yere dürüstlükle girmemi sağla; çıkacağım yerden de dürüstlükle çıkmamı sağla. Bana tarafından , hakkıyla yardım edici bir kuvvet ver