19 Mayıs 2026 Salı

İMANIN ŞUBELERİ /İMAM NESEFİ

 İmam Nesefi , Tefsirül Teysir isimli kitabında  der ki: " Ben O'nun tercih ettiği tertibe ve içtihadına göre onları şöylece sayıyorum:

Peygamber sav imanın şubelerini saymaya tehlil ile başladı.Ondan sonra şunlar gelir:Tekbir, tehlil, tahmid,temcid, tecrid, tefrid, tevbe, inabe, nezafet/temizlik, taharet, namaz, zekat, oruç kıyam/gece ibadeti, itikaf, hac, umre, kurban, sadaka, gaza, köle azadı, Kur'an kıraati, ihsana devam etmek, isyandan uzak durmak, azgınlığı terk etmek, düşmanlığı bırakmak, gönlün takvası , lisanı korumak, sena,dua,havf,reca, haya, sıdk,safa, nasihat/samimiyet, vefa, nedamet, ağlamak, iihlas, zeka,hilm,sena/cömertlik, iyiliğe şükür, belaya sabır, kazaya rıza, ölüm için hazırlanmak, sünnete uuymak, sahabeye muvafakat, yaşlılara ihtiram, küçüklere şefkat, ümmetin alimlerine uymak, avama şefkat, havasa ihtiram ve saygı, Ehli sünnete tazim, emaneti eda, iffeti korumak, yemek yedirmek, iyilik yapmak, yetimleri kollamak, sılai rahim, selamı yaymak, Allah7a teslimiyette sadakat, günahlardan korunmayı gerçekleştirmek, dünya konusunda zühd, ahirete rağbet, Mevla'ya muvafakat, hevaya muhalefet, cehennemden sakınmak, Meva cennetini talep, keremi/cömertliği yaymak, aile mahremiyetini muhafaza, hizmetçilere iyilik yapmak,tevfiki talep, tahkiki muhafaza, komşu ve arkadaşları gözetmek,, kölelere iyi davranmak ve imanın şubelerinin en aşağısı yoldan eziyet veren şeyleri kaldırmak"

İMANIN ŞUBELERİ

İmanın şubeleri:
Allah'ın birliğine şehadet,   namaz kılmak,  zekmat vermek,  oruç tutmak,  hac etmek,  abdest almak,  cünüblükten kurtulmak için gusul etmek,  Cuma günü gusul abdesti almak,  sabır,  şükür,  vera,  haya,  emniyet,  nasihat,  ululemre itaat,  Hakk7ı zikretmek,  halka eziyet etmemek,  emaneti yerien getirmek,  mazluma yardımcı olmak,  zulmü terk etmek,  insanı hor görmemek,  gıybeti terk etmek,  çekiştirmeyi terk etmek,  tecessüsü terk etmek,  birisinin evine gireceğinde izin istemek,  öfkeyi yenmek,  doğru olmak,  iyi sözü dinlemek,  fakir ve dilenciyi iyi söz ile savmak,  kötü sözü açıktan söylememek,  güzel kelime ile ifade etmek; avret yerini ve dili muhafaza etmek,  tövbe, tevekkül ve huşu içinde olmak,  boş sözü terk etmek,  malanayiyi terk etmek,  ahdine sözüne ve akdine vefa göstermek,  takva üzere olanlara yardım etmek,  günahkar ve düşmanlara yardımda bulunmamak,  takva üzere olmaya devam etmek,  iyilik yapmak,  doğruluk üzere olmak,  emri maruf  ve nehyi münker yapmak,  iki müslümanın arasını düzeltmek, ara açmamak,  müminlere karşı şefkatli olmak,   yumuşak davranmak ve mülayim olmak,  anne babaya iyilikte bulunmak,  itaatsizliği terk etmek,  insanlar için dua etmek ve rahmet dilemek,  büyüklere değer vermek,  Allah7ın çizdiği sınırlara uymak,   cahiliyet davasını terk etmek,  başkasının ardından kötü söz söylememek,  başkalarına düşmanlık beslememek, yalancı şahitlik yapmamak ve yalan söz söylememek,  hemz,lemz ve gamzı terk etmek,  yani önden ve arkadan kötü söz söylememek,  göz kırpmamak ve gammazlık etmemek,  cemaatta hazır bulunmak, selamı yaymak,  hediyleleşmek,  güzel huylu ve ahdine sadık olmak,  sır saklamak, evlatlarını nikahlamak ve kadını nikahla almak,  ehli beyte muuhabbet beslemek,  kadınalrı sevmek,  güzel kokuyu sevmek,  ensara sevgi beslemek,  İslam7ın şiarrına tazim göstermek,  hıyaneti terk etmek,  müminin üzerine silahp doğrultmamak,  ölmüş olan kimseyi techiz ve tekfin etmek vecenaze namazını kılmak,  hastanın hatırını sormak,  Müslümanların yolundan zahmet veren şeyleri uzaklaştırmak Kendisi için sevdiği şeyi bütün müminler için sevmek, Allah Teala ve Resulünü her şeyden daha çok sevmek, küfre tekrar dönmemek,  meleklere, kitaplara ,peygamberlere  ve onların Allah'Tan getirdiği herşeye iman etmek, ve bundan başka kitap ve sünnetin ihtiva ettiği şeyler ki onalar pek çoktur (Fütühat-ı Mekkiyye)

ÖZELEŞTİRİ

 Molla Cami der ki:

" İnsanlar arasında tevbeden dem vururum, gönül ise günahta ısrarlı

Benim böyle yoldan çıkmış birisi olduğumu kimse anlamıyor."

PEYGAMBER SAV'İ GÜLDÜREN HUSUS

 Ebu Zer hazretlerinden rivayet olunmuştur: "Kıyamet günü bir kimse hesap için getirilir.Büyük günahları saklanarak "küçük günahlarını ona arzedin" denir ve "Sen şu günde şunu yapmışsın." diye söylenir.O da ikrar eder, inkar edemez. Büyük günahlarının da aynı şekilde arz edileceğinden korkarken (Allah tarafından meleklere) "Ona yaptığı her günah karşılığında bir sevap verin" denir.O bunu görünce  " Benim burada göremediğim daha başka günahlarım da var" der".

Ebu Zer r.a "İşte bunun üzerine Resulullah'ın azı dişleri görününceye kadar gülerken gördüm.Sonra " Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir " ayetini okudu. 

GECE NAMAZINA MANİ OLAN ŞEYLER

 Gece namazına mani olan şeyler, dünya işlerine çok önem vermek, dünya ile fazla meşguliyet, bedeni boşu boşuna yormak, çok yemek, çok konuşmak, eğlence ve dedikoduya dalmak ve kayluleyi ihmal etmektir.Muvaffak olan kişi, vaktini ganimet bilen, derdini ve devasını tanıyan , ihmal etmeyen ve böylece kendisi de ihmal olunmayan kimsedir.

ÖMRÜN KIYMETSİZ TARAFI

 Bir abid veufatı gelip çattığında şöyle dedi: " Ben üzüntüler, gamlar, hatalar ve günahlar yurdu olan bu dünya için üzülmüyorum.Bütün üzüntüm, uyuduğum geceye, oruç tutmadığım gündüze, ve Allah'ın zikrine gafil olduğum saatedir. Fırsatını bulan kimse acele etsin.Geri kalan ömrün bir kıymet ve değeri yoktur.

TEMİZLİK

Efendimiz sav "Temizliğe devam et ki , rızkın genişlesin" Temizlik, mutlak olarak rızkın genişlemesine yol açar.Rızk talep edene  gereken, daima zahiri temizlik üzere olmaktır.Çünkü bu rızkı celbeder.Batının temizliğıine gelince , bu da manevi rızkı celbeder.Manevi rızk, ruha gıda olacak ilimler ve feğyizlerdir.

UYKU

 Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Uyku beden için bir rahatlıktır.Mücahedeler bedeni yorar.Bu iki şey birbirine zıttır.Hakikatte uyku, kalbe ait duyu oranlarının açılması iç in zahiri duyu organlarının kapatılmasıdır.Uykunun hikmeti şudur: İnsanlardaki kutsi ruh , rabbani latife veya nefsi natıka , bu sufli cisimde gerçekten yabancı/garip; onun ıslahı , onun faydalarını celb ve zararlarını def etmekle meşgul; kişi uyanık olduğu sürece bedende mahpustur.Kişi uyuduğu zaman  o, asıl mekanına  ve kendine ait yere döner.Ruhlarla karşılaşır, manaları kavrar.Melekut alemine varınca , şehadet aleminde gördüğü şeylerin misallerini  ve bunların manalarına muttali olur, galbe ait bilgileri alır. Böylece rahatlar. İşte rüya tabirindeki sır da budur.

Nefsiiyle mücahede eden kimse, uyku ve istirahati terk ettiği zaman üzerindeki dört unsur; toprak,su,ateş ve havanın cüzleri erir. Bu durumda kalbden hicab/manevi perde kalkar ve kalb gözüyle melekut alemine bakar ve Rabbine iştiyak duyar.

Bazen maksudunu uykuda iken görür.Ahlatıldığna göre Şah Şüca otuz sene uyumamıştı. Tesadüfen bir gece uyudu, rüyasında Hak Teala'yı gördü. Bundan sonra o , yanında bir yastık taşır, her nerede uykusu gelirse yatar uyurdu.Bu durumu şu şiirinde söylemiştir:

Kalbimin sürurunu uykumda gördüm/ Bu yüzden uyuklamayı ve uykuları sevdim.

"GÖLGEYİ NASIL UZATTI"AYETİ

Furkan suresinin 45 nci ayetinde zikredilir: "Rabbinin gölgeyi nasıl uzattığını görmedin mi?...
Mesnevi-i şerif    de bu ayetle alakalı olarak denilir ki:
"Allah7ın gölgesi birine dadı oldu mu , onu hayalden ve gölgeden kurtarır/ Allah'a kul olan Allah'ın göölgesi olur.O, bu dünyadan yana ölmüş , Allah ile dirilmiştir.. Ahir zamanın afetinden kurtulmak için hiç kuşku duymadan hemencecik onun eteğine yapış."Gölgeyi nasıl uzattı" ayeti velilerin alametidir.Çünkü o , Hak güneşinin ışığının kılavuzudur. Bu kılavuz olmadan bu vadide yürüme; Halil gibi " Ben batanları sevmem de". Var git gölgeden bir güneş bul , padişah Tebrizli Şems'in eteğine sarıl"

18 Mayıs 2026 Pazartesi

HEVAYA KULLUK

 Denilmiştir ki; Şeriatı uygulamak suretiyle de olsa nefsani bir yol üzerine yaşayan , rabbani hakları değil , nefsani hazları elde etmeyi arzulayan herkes hevasına kulluk yapmaktadır.

Hevanın galebe gücü o derecedir ki , " Yeryüzünde (Allah'dan başka) tapılan ilk ilah hevadır" hadisi vardır.Kur7an diliyle "Hevasını kendisine iilah edinen kimseyi gördün mü?" ayeti inmiştir.

Ebu Süleyman r.h der ki:" Nefsini hevasına tabi kılan kimse onun katline ortak olmuştur.Çünkü nefsin hayatı zikir ile ölümü ve katli ise gaflet iledir.Gaflete düştüğünde şehvetlere tabi olur.Şehvetlere kapıldığında  ise artık ölü hükmündedir.

YANLIŞ KIYASLAMALAR

 Mekke müşrikleri kendileri gibi bir insan olan, çarşı pazar dolaşan acıkınca karnını doyuran,susayınca su içme ihtiyacı olan Efendimiz sav'i alaya alırlar idi.Kendileri ile kıyaslayıp bizden ne farkı var ki? diyerek peygamberliği ona layık görmezler idi.

Aynı şekilde kıyamete kadar bu anlayış sürecektir.Allah velilerini alaya alacaklardır.

His ehli nübüvveğti ve irsaleti zahiri his ile göremezler.Çünkü onlar ancak Allah7ın nuru ile desteklenmiş basiretle idrak edilir.Kendilerinin ulaşamadıkları nübüvvet ve risalet kelamını Rasulullah'dan işitince  onu sadece alaya aldılar ve alay ederek : " Bu mu Allah'ın peygamber olarak gönderdiği" derler.

Mesnevi de denir ki:

Yazıda "şir"(aslan) "şir" (süt) e benzese bile , sen temiz kişilerin işini seninle kıyaslama.

Bütün dünya bu yüzden yoldan çıktı; Hak abdallarından pek az kişi haberdar oldu.

Peygamberlerle eşitliğe kalkıştılar , velileri de kendileri gibi sandılar.İşte biz de insanız , onlar da insan. Biz de uykuya ve yemeğe bağımlıyız , onlar da dediler.

Körlük yüzünden , arada sonsuz fark olduğunu bilemediler.

İki çeşit arı aynı yerden yedi: ama bunun biri zehir oldu, öteki bal/ İki çeşit ceylan ot yiyip su içti; birinden fışkı ötekinden halis misk geldi.İki çeşit kamış aynı kaynaktan su içti ; birisi boş , öteki şekerle dolu.

17 Mayıs 2026 Pazar


 

HER PEYGAMBERE BİR DÜŞMAN PEYDA EDİLMİŞTİR.

 Cenab-ı Hakk'ın sünnetullahıdır.Furkan suresi 31 ayetidir: "(Rasulüm) İşte biz böylece her peygamber için suçlulardan düşmanlar peyda ettik.Hidayet verici  ve yardımcı olarak Rabbin yeter" 

 Denilmiiştir ki Peygamberlerin ve velilerin dereceleri kendilerine muhaliflerle  ve düşmanlarla imtiihan edilmeleri sebebiyle yükseltilmiştir.

Bu ayette işaret edilmektedir ki Allah Teala talebinde sadık her sıddıka eziyet etmesi için iinadcı, huzurdan kovulmuş bir düşman musallat eder.Sıddık ise Allah yolunda onun ezasına sabreder., onun sayesinde hilmini sınar ve Allah'ın hükmüne rıza gösterir, Allah'n imtihanına sabrederek , hükmüne teslim olur.Allah7ın hükmüne teslim olma , her şeyi Allah'a havale etme ve O'na tevekküle muvaffak kılma nimetinden dolayı Allah'a şükreder.Böylece bu adımlarla Allah'a yürür (seyr ilallah), hatta bu kanatlarla Allah'ta Allah ile uçar.Nitekim Allah7ın peygamberlerini  ve evliyasını terbiye hususunda takip ettiğ sünnetullah bu şekildedir."Allah'ın sünnetin de iseasla bir değişiklik bulamazsın"(ahzab 62)

DÜNYA MEŞGULİYETLERİ

 Şibli hazretlerine : "Dünyada meşguliyetler , ahirette ise korkular vardır.O halde kurtuluş ne zaman?" denildi.O da:" Dünyanın meşguliyetlerini terk et , ahiretin korkularından emin olursun"dedi.

BİR KISIM İNİSAN DİĞER KISIM İÇİN İMTİHANDIR

 Furkan suresi 20 nci ayette buyrulur: "(Ey insanlar) Sizin bir kısmınızı diğer bir kısmınıza imtihan(vesilesi) kıldık.(bakalım) sabredecek misiniz?. Rabbim hakkıyla görendir"

Fakirleri zenginlerle, peygamberleri kendilerine gönderildikleri kimselerin düşmanlıkları ve eziyetleri ile, hastaları sıhhatli kimselerle, güçsüzleri yüksek mevki sahipleri ile, halkı sultanlarla, toplumun alt tabakasını soylularla, körleri görenlerle, güçsüzleri güçlülerle denedik.

Ele geçen şey sınanmak, elden çıkan şey de denenmek içindir.

EFENDİMİZ SAV'İN TERCİHİ

 Bir Hadis-i şerif de buyrulmuştur: "Rabbim bana Mekke vadisini altın yapmayı teklif buyurdu da ben:" Hayır , ya Rabbi! Fakat ben bir gün aç, bir gün tok olayım. Aç olduğum gün sana yalvarıp dua edeyim. Tok olduğum gün ise sana hamd ve senada bulunayım."(tirmizi Zühd 35)

16 Mayıs 2026 Cumartesi

MUUKADDERAT

 


İZİN İSTEMEK

 Müminler, peygamberin yanında mühim bir hususta istişarede bulunmakta iken Peygamberden izin istemeden ayrılmayı Hak Teala yasaklamıştır.Nur suresi 62 ayet: "Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler..(Rasulüm) Şu senden izin isteyenler , hakikaten Allah'a ve Rasulü'ne iman etmiş kimselerdir.Öyle ise , bazı işler için senden izin istediklerinde , sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir"

Geçerli özür ve ihtiyaç olmakla birlikte Rasulullah'ın meclisinden ayrılıp gitmenin büyük bir hata olduğu ifade buyrulmuşutr.

Bu sebeble tarikat büyükleri demişlerdir ki Zaruri bir ihtiyaç içi nçıkmak isteyip te şeyhini yerinde bulumayan mürit , kapıda durur. Kalbiiyle teveccüh ederek şeyhinin ruhaniyetinden izin ister ki kendiliğinden çıkmış olmasın. Bilakis bu tavrı  şeyhine ittiba yoluyla gerçekleşmiş olsun.Çünkü ittibada büyük tesir vardır.

Sadık mürit , şeyhinin bütün tasarruflarına tabi olan  ve onu nizni olmadan nefes bile almayan kişidir.Gizlide ve açıkta şeyhine muhalefet eden kişi, asla doğruluk kokusu duyamaz ve seyri süratli olmaz.Bu tür bir kusur işleyen mürit , yaptığı muhalefet ve hıyanetten derhal vazgeçmeli özür dilemelidir.Müridler şeyhlerin ıyali(aile fertleri) dirHallerini düzeltmek üzere şeyhlerin, mallarından onlara infakta bulunmaları farzdır. 

ENES r.a 'a nasihat

 Enes (r.a) dan rivayete göre  o , şyöle demiştir.: Rasulullah sa.'e on sene hizmlet ettim.Yaptığım bir iş için asla " Niçin böyle yaptın?" , kırdığım bir şey için " Bunu niçin kırdın?" demedi.(Bir defasında) ayakta durmuş mübarek ellerine su dökerken başını kaldırıp : " Sana faydalanacağın üç haslet öğreteyim mi?" buyurdu. Ben de "Evet, anam-babam sana feda olsun ya Rasuallah"dedim.Şöyle buyurdu: "Ümmetimden biri ile karşılaştığın zaman selam ver ki ömrün uzasın. Evine girdiğin zaman oradakilere selam ver ki hayrın çoğalsın. Kuşluk namazı kıl ki o, iyilerin ve Allah'a dönenlerin namazıdır."

YEMEĞE DAVET

 Efendimiz SAV buyurmuştur:İki gözü olan birisi kendisine baktığı halde yemek yiyen ve onu yemeğine ortak etmeyen kişi, devası olmayan bir hastalığa tutulur"

RABİA'YA YÖNELTİLEN SORULAR

 Meşhur Sufi Rabiatül Adeviyye'nin kocası vefat edince Hasan Basri ve arkadaşları onun yanına girmek için izin istediler.izin verdi.Kendisi bir perde arkasına çekilerek oturdu.Hasan ve arkadaşları:"Kocan öldü, dolayısıyla bir kocaya ihtiyacın var.İçimizden birisi ile seni evlendirelim dediler.

Rabia: " Ancak içinizde en alim olan birisiyle evlenebilirim?" deyince "En alimimiz Hasan Basri" dediler.Bunu nüzerine Rabiat,ona "Sana dört şey soracağım bilebiliirsen olur" cevabını verdi ve sorularını sormaya başladı.Bu sorular şunlar idi:

1- Ne dersin ölsem ve dünyadan çıksam , imanlı mı ölürüm yoksa imansız mı?

2- Ne dersin kabre konsam ,münker ve nekir bana sual etseler, onlara cevap vermeye gücüm yeter mi? yetmez mi?"

3- Kıyamet günü inisanlar toplanıp amel defterleri uçuşmaya başladığında kitabım sağımdan mı? yoksa solumdan mı? verilecek"

4- "İnsanlar bir gurup cehhete gidecek diğerleri cehenneme girecek denildiğinde ben hangi gurupta olacağım?"

Hasan Basri bu soruların tümüne Bu sorular gayba ait sorulardır bilmiyorum" diye cevap verince Hazret-i Rabia: " Bu dört şeyin gamını taşıyan bir kimse evlenmekle nasıl meşgul olabilir? demiştir. sonra sözüne şöyle devam etmiştir:

"Ey Hasan bana haber ver Allah, aklı kaç parça yarattı?" Hasan Basri On parça.Bunun dokuzu erkeklherde, birisi kadınlardadır" dedi.Rabia: "Allah şehveti kaç parça yarattı? diye sorunca Hasan Basri:"On parça.Bunun dokuzu kadınlarda biri erkeklerdedir" dedi.Bunun üzerine Rabia:

"Ey Hasan , ben dokuz parça şehveti bir parça aklımla koruyabiliyorum. Ama sen bir parça şehveti dokuz parça aklınla koruyamıyorsun" dedi.

Hasan ağladı ve oradan ayrıldı.

İBRAHİM ETHEM

 İbrahim Ethem hazretleri derki :Bir gün birinin ekininde yürürken  sahibi bana "Ey Öküz" diye bağırdı. Bunun üzerine kendi kendime : " Ufak bir hata yüzünden ismim değişti. Bu hatalar çoğaldığı takdirde Allah Teala marifetini de değiştirir" dedim.

ÜÇ AYET

 Denilir ki ; şu üç ayette üç husus üç şeyle bağlantılı olarak İnmiştir. Onlardan hiçbiri  birlikte zikredildiği olmadan kabul olunmaz.

1- Namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin"(Bakara 110) Kim namaz kılar da zekatı vermez ise namazı da kabul olunmaz.

2- Allah'a itaat edin , Rasulüne de itaat edin"(Nur 64) Kim Allah'a itaat eder de Peygamber'e itaat etmez ise , Allah'a itaati kabul olunmaz.

3- "Bana ve anne-babana şükret "(Lokman 14) Kim, Allah7ın nimetlerine şükreder ve fakat ana-babasına teşekkür etmez ise bu da kabul olunmaz.

Dolayısıyla Hz.Peeygamber'e itaat , kabul kapısınhın anahtarıdır.Ashabı Kehfin köpeğinin durumu , sana itaatin şerefini bildirmeye yeter.O, Allah'a itaat yolunda Ashabı Kehfe tabi olduğu için cennete girmeye hak kazandı.

Nur suresi 56 ayetinde buyrulmuştur.:Namazı kılın, Zekatı verin ; Peygambere itaat edin ki  ki merhamet göresiniz"

HASTALIK TEMELİNDE İKİ ÇEŞİTTİR

 Bunlar , birincisi bedene ait hastalıklar ki "hastalık" dendiğinde en çok bu anlaşılır.İnsanın kendine özgü itidalden çıkmasıdır. Diğeri ise " Onların kalblerinde hastalık vardır.Allah'da onların bu hastalığını çoğaltmıştır"(Bakara 10) ayetinde zikredilen cehalet, korkaklık, cimrilik, nifak  ve diğer ahlaki düşxüklüklerden ibaret olan kalbe ait hastalıklardır.

Hasta beden zararlı şeylere meylettiği gibi ,kalbi hastalıklar nedeniyle nefis de batıl itikadlara meyleder.

Hadis-i şerifde buyrulmuştur: "Sizden hiç biriniz hevasını benim getirdiklerime tabi kılmadığı sürece iman etmiş olamaz" Nefsimizin meyillerini Peygamber'in getirdiği hüküm ve kaidelere boyun eğdirmediğimiz sürece kamil bir imana erişemeyiz ve imanın derecelerini tamamlıyamayız.

14 Mayıs 2026 Perşembe

ALLAH GÖĞÜN VE YERİN NURUDUR AYETİ

 Nur suresinin 35 ayetinde ifade buyrulur: " Allah, göklerin ve yerin nurudur......Allah dilediği kimseyi nuruna ulaştırır.."  ayeti "Allah gökleri güneş, ay ve yıldızlarla; yeri de peygamberler, alimler ve abidlerle nurlandırır" şeklinde tefsir edilmiştir.

ÜÇ KİMSEYE YARDIM ALLAH ÜZERİNE HAKTIR

 Hadis-i şerifde buyurulmuştur:"Üç kimseye yardım etmek Allah üzerine bir haktır.Borcunu ödemek isteyen mükateb, iffetli olmak isteyerek evlenen kimse  ve Allah yolunda cihad eden kimse"

DİP

Diasporasında gibiyiz melekûti âlemin
Esfeli safilin denilen aşağıların aşağısı
Bedenlere hapsolmuş 
Âdemî insanın serüveni bu

Günahlarla boyanmış nefislerin uydurduğu
Sözde tanrısal içtihatlar
Çıkarlara göre konumlanmaları bu yüzden
Asla varmak olsaydı amaç, böyle olur muydu
Hiç…..

12.02.2026
İsk…


HAKİKİ TEZKİYE

Hakiki tezkiye, kalbi önce günah ve masiyetlere meyilden temizledikten sonra ağyara bağlılıktan da temizler. Nefisleri tezkiye edip temizleme işi tamamen Allah'a aittir.  Allah fazlı ve rahletiyle kulu taatlara ve nefsin temizleyecek sebebleri yerine getirmeye muvaffak kılar.Fakat kulun, kendisinden Allah'ın muradına uygun olarak tezkiyenin nasıl yapılacağını öğreneceği bir üstada ihtiyacı vardır. Bu bakımdan en büyük vesile Resulullah efendimiz sav,sonra onun Allah'a irşad edip ulaştırdığı kimselerdir. 
Şeyhülislam Abdullah Ensari  der ki: " Bana hadis ve şeriat ilimlerini öğreten hocalarım pek çoktur.Fakat tarikat şeyhim sadece Ebul Hasan Harakani dir. Onu görmeseydim hakikatı öğrenemezdimİrşad eh0illeri, din yolunun hidayet rehberleri ve yakin kapılarının anahtarlarıdır.İnsan-ı kamilin varlığı bir ganimet , onun sohbetinde bulunmak büyük bir nimettir.

ALLAH'A GİDEN İKİ YOL

 Denilmiştir ki Allah'a giden iki yol vardır. Birisi selamet ehlinin yolu diğeri melamet ehlinin yoludur. Selamet ehlinin yolu cennete ve derecelerine varır. Çünkü onlar varlıklarının zindanında mahpus kalmışlardır. Melamet ehlinin yolu ise Allah7a ulaşır. Çünkü melamet , varlık hapishanesinin kapısının anahtarıdır. Varlık onunla kar güneşte eridiği gibi erir.Varlık eridiği oranda Allah Teala'ya vuslat gerçekleşir. 

SEÇKİNLERİN İMTİHANI

 Allah seçkin kullarını edeplendirmek, terbiye etmek, derecelerini yükseltmek  ve yakınlıklarını artırmak için onlara her ne kadar kahır suretinde bile olsa lütfun hakikatına ermeye sebeb olacak musibetler verir.Hz.Aişe validemize atılan iftira(ifk hadisesi)  kahır suretinde olsa  da Hz.Peygamber a.s, Hz.Aişe r.a, onu nanne babası ve bütün sahabe için bir deneme, imtihan, terbiye ve tehzip olmuştur.Çünkü altını saflaştırmak için ateş neyse ilahi dostluk için bela ve imtihan odur.

Bir hadis de "Kişi, dinine bağlılığı ölçüsünde belaya uğratılır" buyrulmuştur.

BİZE GÖRE ÖNEMSİZ ANCAK HAKTEALA'YA GÖRE ÖNEMLİ

 Yahut tersi.Bize göre önemli Hakk'a göre önemsiz.

Nur suresi 15 nci ayette Hakk Teala söz eder: "...Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Halbuki bu Allah katında çok büyük(suç) tur." 

Ayet Hz.Aişe validemize iftira atılan ifk hadisesinin sahabe arasında dilden dile aktarılması nedeniyle inzal olunmuşsa da denilmiştir ki: " Günahlarından hiçbirini huruma çekirdeğindeki oyuk kadar küçük görme.Çünkü sana göre o kadar küçük olan günah belki Allah katında hurma ağacı kadardır".

Bir iftirayı atanın mesuliyeti kadar o iftirayı nakleden , yayan kimsede aynı derecede mesuliyet altındadır.

13 Mayıs 2026 Çarşamba

ZİİNANIN ALTI HUSUSİYETİ

 Huzayfe r.a dan Peygamber Efendimigz a.s ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: " Ey inisanlar, zinadan sakının! Çünkü onda altı hususiyet vardır. Bunların üçü dünyada diğer üçü ahirettedir.Dünyada olanlar zenginliğin, şeref ve haysiyetin gitmesi fakirliğin gelmesi ve ömrün kısalmasıdır. Ahirette olanlar ise Allah7ın gazabı, hesabın kötü olması ve cehennem azabıdır.

ZİNA EDENE CEEZASINDA MERHAMET OLMAZ

 Bir hadiste şöyle buyurulmuştur: Kıyamet günü had uygularken bir celdeyi(sopayı) eksik bırakmış bir vali getirilip niçin böyle yaptığı sorulur.O da: " Kullarına acıdığım için " der.Bunun üzerine " Sen benden daha mı merhametlisin? Götürün bunu cehenneme" denilir. Sonra ceza uygularken bir celde(sopa) f    azladan vurmuş biri getirilir niçin böyle yaptığı sorulur. O da:B "Kullarını sana masiyetten men etmek için" der Ona da: " Hüküam koyma bakımından sen benden dahamı üstünsün?" denir. Sonra da onun cehenneme atılması emrolunur"

Allah Teala (hadleri uygularken) merhamet etmeyi ve acımayı yasaklamıştır.

Bir hadiset buyrulmuştur: " Bir haddi infaz etmek , o yerin halkı için kırk gece yağmur yağmasından daha hayırlıdır.

11 Mayıs 2026 Pazartesi

ŞİFA AYETİ

 Müminun suresinin ,116,117,118 ayetleri için İbni Mesud'dan nakledildiğine göre, bir derde ve belaya uğrayan kimse ile karşılaşdı.Onun kulağına Müminun suresi son üç ayetini  surenin sonuna kadar okudu.O adam da Allah'ın izni ile iyileşti.Bunun üzerine Efendimiz sav: "Onun kulağına ne okudun?" diye sordu.İbni Mesud durumu haber verimce Efendimiz sav şöyle buyurdu: "Nefsim kudreti elinde olan AllahA YEMİN EDERİM Kİ , BİR ADAM İNANARAK O AYETELRİ BİR DAĞA OKUSA , DAĞ YERİNDEN OYNAR" Ayeti şerifler:

FETAALELLAHÜL MELİKÜL HAGGU.

VE MEN YED'U MAALLAHİ  İLAHEN A'HARA.LA BURHANE LEHU BİHİ.FE İNNEMA HISABUHUINDE RABBİHİ.İNNEHU LA YÜFLİHULKAFİRUN.

VE GUL RABBİĞFİR VERHAM VE ENTE HAYRUR RAHİMİN   


İNSAN NASIL OLUR KENDİNİ UZUCA SATAR?

 Mesnevi'de denir ki:

"Ey zuhuru tamamen nur olan Rasul / Gizli olan hazine seninle zuhura çıktı.

O gizli bir hazine idi, doluluğundan yarıldı/ Toprağı, göklerden daha parlak hale getirdi.

O gizli bir hazine idi, taşkınlığından çoştu / Toprağı atlaslar giyen bir sultana döndürdü

Sefil insan kendini tanımadı, Artıdan gelip eksiye indi/ İinsan kendini ucuza sattı

Bir atlastı, kendini bir hırkaya yama yaptı.A akıllar, tedbirler, düşünceler kulu kölesi olan

Kendini nasıl oluyor da böyle ucuza satıyorsun?

ZEYNEL ABİDİN HAZRETLERİNİN DUASI

 Hz.Hüseyin Efendimizçin oğlu Zeynelabidin hazretleri Kabe'nin örtüsüne tutunmuş şöyle yalvarmakta idi: "İilahım, Efendim ve Mevlam, sana itaat ettimse bu senin bana bir lütfundur. Sana isyanım olduysa , bilgisizliğimin eseridir.ve senin için benim üzerimde bir hüccettir.Allah'ım benim üzerimdeki minnetini/lütfunu ızhar ve benim yanımdaki hüccetini isbat ile bana merhamet et, günahlarımı bağışla.Dedem, gözümün nuru, Habibin, Safiyyin ve Nebin  Muhammed sav i görmekten mahrum etme"

ŞEYTANIN DÜRTMELERİ/DUA/UYKUSUZLUK DURUMUNDA

 Müminun suresi 

97 ayetinde:(VE GUL RABBİ EUZÜBİKE MİN HEMEZATİŞ ŞEYATİN)

Ve de ki: Rabbim ! şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım"

98 ayetinde : (VE EUZÜ BİKE RABBİ EN YAHDURUN)

" Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim " 

Hasan Basri şöyle demiştir: Rasulullah  a.s  namaza başlarken üç defa LA İLAHE İLLALLAH  üç defa ALLAHÜEKBER ve ardından ALLAHÜMME İNNİ EUZÜBİKE MİN HEMAZATİŞ ŞEYATİN MİN HEMZİHE VE NEFHIHE VE EUZÜBİKE RABBİ EN YAHDURUN ( Allahım şeytanların vesvese ve kışkırtmalar8ından ; şeytanın hemzinden(dürtmesinden) nefsinden(peltek se ile tükürmesinden) ve nefhinden(üfürmesinden) sana sığınırım.Onlyarın yanımda bulunmalarından da sana sığınırım" Şeytanın hemzi ile delilik, nefsi(peltek se) ile şiir ve nefhi ile kibir kastedilmektedir.

Rivayet edilir ki bir kimse uyku tutmamaktan şikayet etti.Bunun üzerine H=z.Peygamber sav ona "Uyumak istediğin zaman şöyle de

EUZÜ Bİ KELİMATİLLA HİTTAAMMETİ MİN GADABİHİ VE IGABİHİ VE MİN ŞERRİ IBADİHİ VE MİN HEMEZATİŞ ŞEYATINİ VE ENYAHDURUN

Allah'ın gazabından, cezalandırmasından , kullarının şerrinden ve şeytanların dürtmelerinden ve yanımda bulunmalarından Allah'ın tam kelimelerine sığınırım.

Allah'ın kelimeleri , peygamberlerine indirdiği kitaplarıdır veya izzit ve kudret gibi Allah7ın sıfatlarıdır.

10 Mayıs 2026 Pazar

ALLAH'I ALDATMAMAK

 Rivayet edilr ki adamın bir Efendimiz sav e gelmiş ,Efendimiz'e : " Yarın kıyamet günü kurtuluş hangi şeyle olur?" Efendimiz sAV : " Allah'ı aldatmamanla" buyurdu.

Adam: "Biz Allah'ı nasıl aldatabiliriz ki?" dedi.

Efendimiz SAV : Allah'ın sana emrettiğini yapman  ve onunla Allah'ın rızasından başkasını murad etmendir" buyurdu.

Ey oğul , Amr'dan ücret umma

Çünkü sen Zeyd'in evinde çalışmaktasın

İNSANIN DİNİNDEKİ ŞİRK

 Denmiştir ki "İnsanın dinindeki şirk iki türlüdür:

1- Büyük şirk. Bu , Allahın şeriki/ortağı olduğunu ileri sürmektir ki en büyük küfürdür. 

2- Küçük şirk. Bu ise riya ve nifak gibi bazı işlerde Allah ile beraber başkasını da gözetmektir.Nitekim bir hadiste şöyle buyurulmuştur: "! Bu ümmette şirk , karıncanın kaya üzerindeki kıpırdanışından daha gizlidir.

Yahya b.Muaz şöyle der: "Tevhidin bir nuru, şirkin de bir narı vardır.Şirkin narı /ateşi müşriklerin iyiliiklerini yaktığı gibi  tevhidin nuru da muvahhidlerin günahlarını yakar.

METLİ DEDENİNİN YOLUNDAN GİDENLER: MUSA ÇİFTÇİ


 

İBNİ ATA/ EBUBEKİR B.TAHİR/VASITİ

 İbni Ata ter ki: " Allah'ın ruhlara olan rahmeti müşahede, sırlara olan rahmeti ise murakabe, kalblere olan marifeti ma'rifet, bedenlere olan rahmeti sünnet yolu üzre onlarda görülen cezbenin izleridir."

Ebu Bekir b.Tahir der ki: "Sıkıntının kalkması, nefsin arzularından, tul-i emelden, baş olma ve yükseklik tutkusundan, dünya sevgisinden kurtulmaktır.Bunların hepsi mümine zarar veren şeylerdendir.

Vasıti der ki: " İlmin tuğyanı/azgınlığı , onunla övünmektir.Malın tuğyanı cimriliktir. Amel ve ibadeti ntuğyanı , riya ve süm'a dır.(görsünler ve duysunlar diye yapmaktır). Nefsin tuğyanı şehvetlerine uymaktır. 

HOŞLANMADAN YAPILAN TAAT

 "İnsanın dünyada hoşlanmadan/kerhen yaptığı taat ahirette kabul olunacak mı?" diye sir sual sorulsa şöyle cevap verilir: Hayır, çünkü Allah insanın iç dünyasına nazar eder.Ancak, iihlasla yapılan işlerden razı olur.Bunun için Efendimiz SAV " Ameller niyetlere göredir.", "Samimi/ihlas sahibi ol, az amel sana yeter" buyurmuştur.

Molla Cami'in latifelerinden birisi şöyledir:

Zahidin tesbihi ihlas cevherinden yoksundur/ Ben binlerce kez onun tesbihini saydım, bir şey yoktu.

Sadi der ki: "Tefsir bilen bir adam zararlı çıkar/ ilmi ve edebi  ekmek karşılığı satarsa.


SOHBET MECLİSİNDEN KALKARKEN

 Peygamber a.s bir meclisten kalkmak istediği zaman şöyle buyururdu:

SÜBHANE KELLAHÜMME VE Bİ HAMDİKE EŞHEDÜ ENLA İLAHE İLLA ENTE ESTAĞFİRUKE VE ETUBÜ İLEYH

ALLAH'IM SANA HAMD EDEREK TESBİH EDERİM.SEN BÜTÜN NOKSANLARDAN MÜNEZZEHSİN.BEN SENDEN BAŞKA İLAH OLMADIĞINA ŞAHİDLİK EDERİM.SENDEN BENİ BAĞIŞLAMANI DİLER, SANA TEVBE EDERİM"

bu sözleri bana Cibril öğretti" derdi.Kim bu sözleri bir meclisten kalkmadan önce söylerse , Allah o mecliste işlediği hataları bağışlar.

Hafız Şirazi:Dostun zikrinden başka ne yaptımsa boşunadır./ Şevk ve muhabbet sırrından gayrı ne söyledimse hepsi saçmadır.


AKIL

Molla Cami der ki:

Akıl, kemali ilahi künhünü görebilmek için ne kadar dikkat etti.                                                            Ancak sonunda "ilah" kelimesinin ilk harfi olan elif,O aklın iki gözüne de mil çekti; akıl kör oldu. 

BİRİKTİRDİKLERİMİZ

 Hasan Basri hazretlerinin şöyle dediği nakledilir: " Mü'min ihsan ve haşyet biriktirir(iyiliği arttıkça haşyeti de artar).Kafir ise kötülük ve emniyet biriktirir( kötülüğü arttıkça güven hissi de artar)

NİMETLERLE İMTİHAN

 Büyüklerden biri der ki: Allah Teala denediği kimseleri dünyanın ziyneti, lezzeti,makamı,malı ve iyilikleriyle imtihan etti.. Onlar bunları lezzetli buldu.Onlar sebebiyle Rahman'ı müşahededen perdelenip mahrum kaldılar. Böyleyken kendilerinin bütün derecelere erdiklerini , bu fani şeyler kendilerine verildikleri zaman makbul kimseler olduklarını zannettiler. Onlar kendileri için minhac(yol/vasıta) değil, istidrac olduğunu bilmediler.

Şüphesiz nefisler fani, mallar emanet  ve çocuklar fitnedir.Kim onları toplamaya ve onlardan pay almayşa koşarsa , gönlünü onlara bağlarsa bütün iyiliklerden kesilir.Nefse muhalef    et , dünyalığı azaltmak ve kalbi ondan koparmaktan daha üstün bir taatla Allah'a ibadet edilmemiştir.Çünkü iyiliiklere koşmak , kötülüklerden sakınmak demektir. Şerlerin ilki ise dünya sevgisidir.Çünkü dünya şeytanın tarlasıdır.Kim onu talep eder ve mamur kılarsa o , şeytanın taraftarı ve kuludur.Şeytanın evini imar etmek için ona yardım eden kimse şeytandan daha fenadır. 

MÜBAHLAR

 İbnül Cezi ver ki: "Kalbin mübahları düşünüp durması onda zulmet meydana getirir. Haramı düşünüp planlamanın nasıl olacağını sen düşün. Misk, suyu değiştirip onunla abdest almaya engel olursa, köpeğin yaladığı suyun halini sen düşün! İşte bu yüzdendir ki büyüklerden biri şöyle der: "Mübah işlemeyi adet haline getiren münacaatın lezzetinden mahrum olur."

9 Mayıs 2026 Cumartesi

HELAL LOKMA

 Müminun suresinin 51 ayetinde buyrulur:: "Ey Peygamber ! Temiz olan şeylerden yiyin; güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim." 

Mesnevi de denir ki :

Bilgi ve hikmet, helal lokma'dan doğar/ Aşk ve incelik helal lokmadan meydana çıkar.

Bir lokmadan kıskançlık ve tuzak görürsen /ondan bilgisizlik  vegaflet doğarsa, haram bil sen onu.

Buğday ekince arpa biter mi hiç?/ Eşek sıpası veren at gördünmü hiç ?

Lokma tohumdur, düşünceler onun ürünü.Lokma denizdir, düşünceler onun incisi 

Hizmet isteği ve öte dünyaya gitme azmi/ Unutma ki ağızdaki helal lokmadan doğar

Tayyib'in aslı,duyu organlarının ve nefsin lezzet aldığı , yenilen şeylerdir. Şeriatta tayyib yiyecek , caiz olan yerden, caiz olduğu kadar, yenilen şeydir.Ne zaman böyle olursa dünyada da ahirette de tayyib güzel hoş olur.ve hazmı zor olmaz.Aksi halde dünyada hoş olsa da ahirette hoş olmaz. Bir hadiste "Allah tayyibdir, ancak tayyib/temiz olanı kabul eder" buyrulmuştur.

NASARA NE DEMEK

 Hz. Meeryem,İisa çocukken onunla Dımışka bağlı Rasıra adlı köye sığındı. Hırıstiyanlara "Nazara" denilmesi bundandır.Yine denilmiştir ki Hz.Meryem, oğlu ve amcasının oğlu Yusuf b.Matan on iki yıl orada yaşadılar.İsa'nın geçimi , annesinin eğirip sattığı ipliktendi.

RABBİM BENİ YEDİRİR İÇİRİR

 Üftade hazretleri der ki: "Nebi a.s Rabbini nnezdinde geceler/bulunur O da kendisine türlü tecellilerden yedirir  ve içirir di.O'( nun zahirde yemesi ümmeti içinde . Yoksa onun yemeye içmeye ihtiyacı yoktu.Resulullan sav in karnına taş bağladığı rivayetie gelince bu açlıktan değil , bilakis letafetinin kemali sebebiyle melekuta çıkıp yükselmemek ve irşad için mülk aleminde kalmaları içindir.

8 Mayıs 2026 Cuma

KİM DELİ?

İnsanlar , kendilerine peygamber olarak gelen kimseleri hep yalanlamışlar ve onlara delilik isnad etmişlerdir.

Delilik; nefis ve akıl arasına bir engel girmesidir.Hakikat ehlinin halleri , tabiat erbabına göre deliliktir.Nitekim tabiat erbabının halleri de hakikat ehline göre deliliktir.

Muteber olan delilik , aklı terk etmek ve aşkı tercih etmektir.

Hafız Şirazi der ki:"Leyla konağının yolunda nice tehlikeler var. Dana ilk adımda Mecnun olman şart."Biu yalanlamalara karşı Peygamberler Hak Teala'dan yardım talep etmişlerdir.

PEEYGAMBER EFENDİMİZ SAV YÜZME BİLİRMİYDİ?

 EFendimiz SAV in babası Abdullah'ın vefatı Medine'de olmuş ve Tabia/Nabiğa nın evinde defnedilmişti.Kendisi Peygamberimiz sav in babasının dayıları olan Adiy b.Neccar  oğullarından dı."Neccar" Temim'in adıdır. Rasulullah sav  Medine'ye hicret ettiğinde o evi tanıdı."İşte annem beni buuraya misafir getirmişti.Babam Abdullah'ın kabri bu evdedir.O zaman Adiy b.Neccaroğulları kuyusunda yüzmeyi güzelce öğrenmiştim." buyurdu.

ZEYTİN AĞACI

 Müminun suresinin 20 nci ayetinde özel olarak zikredilmiştir. "Tur-i Sina'da yetişen bir ağaç daha meydana getirdik ki, bu ağaç hem yağ hemde yiyenlerin ekmeğin katık edecekleri(zeytin) verir" Bu ağacın diğer ağaçlardan ayrı  ve özel olarak zikredilmesi , bilinen bir çok faydaları olduğu içindir.Onun tufandan sonra biten ilk ağaç, yani zeytin ağacı olduğu söylenmiştir.Üç bin yıl yaşadığı szööylenir.

6 Mayıs 2026 Çarşamba

ALLAH UĞRUNDA HAKKINI VEREREK CİHAD ETMEK

 Yani hakları eda ederek ve hazları terk ederek nefsin tezkiyesi konusunda nefislerle cihad edin.İki dünyanın alakalarından kesilerek ve mülahazaları bırakıp murakabelere sarılarak kalblerin tasfiyesi konusunda kalblerle cihad edin.O'nun varlığı ve cömertliği ile baki olmak için kendi varlığını O'nun varlığında ifna ederek ruhların tahliyesi(süslenip bezenmesi) konusunda ruhlarla cihad edin

Allah sizi seçmese , bu cihad için size istidad vermese ve sizi ona hidayet etmese , Allah uğrunda cihad etmezdiniz.Nitekim şair şöyle söylemiştir:

Siz olmasaydınız biz aşk nedir bilmezdik. Aşk da olmasa sizi tanımazdık.

"Allah'ın ipine sarılmak (ali iimran 103) avam için emirdir."Allah'a sarılmak" ise havassın işidir.Allah'ın ipine sarılmak; Allah'ın emirlerine sarılmak, nehiylerinden kaçınmaktır.Allah'a sarılmak ise gönlü ve kalbi Allah'ın dışındaki masivadan arındırmaktır.

5 Mayıs 2026 Salı

İMAM ZEYNELABİDİN HAZRETLERİ

 Divayet olunur ki bir adam,Hüseyin efendimizin oğlu Zeynel Abidin hazretleri hakkında ileri geri konuştuve ona iftirada bulundu.Zeynel Abidin o kims eye şöyle dedi: "Ben senin dediğin gibiysem Allah'dan istiğfar ederim.Eğer senin dediğin gibi değilsem  o takdirde Allah sana mağfiret buyursun"

Bu sözler üzerine o adam kalktı.Zeynelabidin hazretlerini alnından öptü "Sana canım feda olsun, sen benim dediğim gibi değilsin.Beni bağışla" dedi.Zeynel Abidin hazretleri "Allah seni bağışlasın" dediBunun üzerine adam "Allah, peygamberliğini kime vereceğini çok iyi bilir" (Enam 124) dedi

Yine Zeynel Abidin hazretleri bir gün mescidden çıktı . Karşısına bir adam çıktı ve ona sövdü.Bunu nüzerine köle ve azadlıları adamın üzerine yürüdüler.Zeynelabidin hazretleri onlara: " Adamın üzerine varmayın, sakin olun" zdedi. Sonra adama yönelerek " Bizim hakkımızda sana gizli kalan , yani senin bilmediğin daha çok kusurumuz var. Bir ihtiyacın var ise o konuda sana yardım edelim" dedi. Adam utandı. Zeynelabidin hazretleri üzerindeki elbiseyi adama verdi ve ona bin dirhem verilmesini emretti.Bunudan sonra adam şöyle diyordu: "Şehadet ederim ki sen Hz Peygamber sav 'in evladındansın"

ALLAH MELEKLERDEN VE İNSANLARDAN ELÇİLER SEÇER

 Hac suresinin 75 nci ayetidir.Alla hTeala, kendisi ile kulları arasında meleklerden elçiler seçer. Bundan maksat ilahi risaleti eda etme konusunda onları terbiye etmektir.Çünkü kullar henüz vasıtasız olarak ilahi hitabı dinlemeye ehil değildirler.Onun için Allah kullarını meleklerin elçiliği vasıtası ile terbiye eder.

Halkı kendisine davet etmesi için insanlar arasında npeygamberler seçer. Onlar kendilerine temiz nefisler bahşedilen , kudsi güç ile teyid olunan, hem ruhani hem de cismani alemin kelamıyla ilgilendirilmiş olan , bir taraftan alıp diğer tarafa uyaştıran kimselerdir.Onların halkın işleriyle ilgilenmeleri Hak canibine tamamen yönelmelerine engel olmaz.Kendisine indirilenle halkı Alla hTeala'ya çağırırlarve onları O'nu ngönderdiği şer'i esasları ve hükümleri öğretirler.

HAKKIN KADRİNİ BİLMEK

"Onlar, Allah'ın kadrini hakkıyla bilemediler.."(Hac 24) 

Hakk'ın kadrini ancak Hak bilir.Vasıtaların ,resullerin , velilerin ve sıddıklerin kadrini bilmekten aciz olan kimse Hakk'ın kadrini nasıl bilebilir.O'nun kadrini bilmek , O'ndan başkasına iltifat etmemek, zikrinden gafil olmamak, taatında gevşeklik göstermemektir.İşte o zaman O'nun kadrinin zahirini bilirsinO'nun kadrinin hakikatına gelince ancak yine O bilir.

Büyüklerden birisi :" Seni sana göre gereği gibi tanıyamadık. Fakat seni kendimize göre gereği gibi tanıdık." demiştir.

Şeyh Ebul Abbas der ki: " Veliyi tanımak, Allah7ı tanımaktan daha zordur.Çünkü Allah, kemali ve cemali ile tanınır.Ama insanın kendisi gibi yiyip içen bir mahluku nasıl tanıyabilir "

4 Mayıs 2026 Pazartesi

DE Kİ;

 Bir haber'e göre Allah Teala, Peygamber sav e şöyle buyurmuştur:"

Güçlü kimseye de ki; Gücün seni kendini beğenmeye götürmnesin.Gücün seni mağrur ediyorsa , haydi kendinden ölümü uzaklaştırbakalım,

Alime de ki: "İlmin seni kendini beğenmeye sevk etmesin.İlmin seni mağrur ediyorsa , haydi ecelin ne zaman bana haber ver, 

Zengin'e de ki: Malın ve zenginliğin sana kendini beğendirmesin.Eğer seni mağrur ediyorsa , mahlukatımı bir öğün doyur bakalım."

KİMİNLE OTURUP KALKALIM?

 İsa a.s 'a soruldu: " Ey Ruhullah! kiminle oturup kalkalım?".İsa a.s " Konuşması ilminizi artıran, kendisini görmeniz size Allah'ı hatırlatan, ameli sizi ahirete rağbet ettiren kimse ile"

ŞEYHİ EKBER'İN KUR'AN OKUMA ŞEKLİ

 İbni Arabi hazretleri der ki: " Kur'an okuyan kimseye kıraatini cehren yapması,elini ayet üzerine koyarak onu izlemesi müstehabdir.

Böylece dil sesi yükseltmekten, göz bakmaktan el de dokunmaktan nasibini alır.

Şeyhlerimizden üçü Kur7an 'ı böyle tilavet ederdi.Onlardan biri de Abdullah b.Mücahid dir.

LOKMAN A.S IN ÖGÜDÜ

 Hz.Lokman oğluna öğüt vöerdi:

Oğulcuğum eğer ölümden şüphen varsa kendinden uykuyu uzaklaştır.Buna gücün yetmez.Tekrar diriltmekten şüphen varsa , uyuduğundan kendinden uyanmayı uzaklaştır.Buna da gücün yetmez.Sen bunları düşününce nefsinin başkasının elindeolduğun bilirsin.Çünkü uyku ölüm, uykuda nuyanmak da öldükten sonra dirilme yerindedir.

BİŞRİ HAFİ

 Nakledilir ki bir adam şöyle dedi: "Ben sufilere kin besliyordum.Bir gün Bişr iHafiyi gördüm .Cuma namazından çıkmıştı.Ekmek, kızarmış et ve pelte aldı.Bağdad'dan çıktı Kend kendime: " Bu zat şehrin zahidi bir kimsedir." dedim ve ne yapacağını görmek için onu izledim.

Onun bu yiyecekler ile sahrada kendisine ziyafet çekeceğini sandım.İkindivaktine kadar yürüdü. Bir köyün mescidine girdi. Orada bir hasta vardı.Satın aldıklarını ona yedirmeye başladı.

Ben köyü dolaşmkaya gittim. Sonra mescide geri geldiğimde Bişr'i bulamadım.Hastaya nereye gittiğini sordum. "Bağdat'a gitti" dedi.Ona: " Burası ile Bağdat  arası ne kadardır?" O kimse "Kırk fersahtır" dedi.Ben : İnna lillah ve inna ileyhi raciun Biz Allah içiniz ve biz O'na döneceğiz. dedim.

Yanımda binit kiralayacak para yoktu. Yürüyerek gitmekten de acizdim.Bu sebeble öbür cumaya kadar kaldım.Bişr tekrar yiyeceklerle hastanın yanına geldi.Hasta ona: " Ey Ebu Nasr , bu adamı evine götür"dedi. Bişr bana öfkeli öfkeli baktı." Niye benim peşimden geldin?" dedi. Ben hata ettimbeni yerime ulaştırıver" dedim.O da " Fit bir daha sufilere düşmanlık etme" dedi.Ben Allah'a tevbe ettim, fukaraya infakta bulundum ve onların sohbetine devam ettim.

Bu hikayede bazı işaretler vardır:

1- Evliyanın kerameti haktır

2- Onlarda görülen halleri akıl kabul etmiyor diye inkar , hatadır.

3- Peygamber sav in varislerinin kapısına dönüp münacaa etmek kulu kabul halkasına dahil eder.

Hafız Şirazi der ki:

Baadet hazinesi anahtarı , gönül ehline makbul olmaktır.

Sakın ola ki bunda kimsenin şek ve şüphesi olmasın.

Büyüklerden biri der ki: "Hak yolda yürüyenlerden istimdatta bulunmak , murada erme konusunda büyük bir asıl/esastır. Ancak sebebleresarılmakla birlikte olan güzel itikad da zor işleri kolaylaştırırve Rablerin Rabıbna ulaştırırAllah kapıları açan ve doğru yola iletendir"

3 Mayıs 2026 Pazar

ZALİM ÜLKELERİN SONLARI

 Hac suresi 48 ayeti:"Nice ülkeler var ki , zulmedip dururken onlara mühlet verdim.Sonunda onları yakaladım.Dönüş yalnız banadır.

İsrail, Amerika ve diğer ülkeler yahut halklarını ezen iktidarlar.Ayet günümüzde onlar içindir.

ZİKRULLAH HAKKINDA

 Malik b.Enes r.a  ın şöyle dediği rivayet olunur: " Bana ulaştığına göre Meryem oğlu İsa şöyle demiştir: " Zikrullah dışında çok söz etmeyin, yoksa kalpleriniz katılaşır. Katı kalb ise Allah'dan uzak olur"Fakat siz bilmezsiniz"

Malik b.Dimar der ki: "Yaratılmışların sözünden geçerek Allah sözü ile ünsiyet etmeyen kimsenin ameli az , kalbi körve ömrü de zayi olur"

Bir hadiste şöyle buyrulmuştur: "Her şeyin bir cilası vardır.Kalbin cilası ise zikrullahtır"

Ebu Abdullah Antaki der ki: "Kalbin devası beş şeydir.Salihlerleoturup kalkmak, Kur'an okumak, mideyi boş tutmak, gece ibadeti, sabah vaktinde Allah'a yalvarıp yakarmak"

ZAMANIN GÜÇ SAHİPLERİNDEN KORK

 şEYH sADİ şİRAZİ DER Kİ:

Allah iyiliğini murad ettiği bir kavme/Adaletli ve düşünceli bir hükümdar verir.                                             Bir alemi viran etmek isterse eğer / Saltanatı bir zalimin pençesine terk eder.                                                 Ardından lanet okunmasını istemezsen eğer sen de/ iyi ol da o kimse senin hakkında kötü söz söylemesin  Mazlum uyumamıştır, onun ahından kork / Onun sabah vakti yükselen gönül dumanından çekin.                Korkmazmısın temiz yürekli bir kimsenin geceleyin / Ciğerinin yangınından " Ya Rabbi " demesinden?      Ey aklı kıt kurt.hiç korkmaz mısın? / Bir gün gelir , seni de bir kaplan parçalar                                              Aman sakın, gaflet içinde uyumayasın, çünkü uyku, / Kavmin ulusu için uyku haramdır.

Elinin altındakilerin derdiyle dertlen / Zamanın güç sahiplerinden de kork

Şöyle sööylenmiştir:

Rical (Yetişmiş devlet adamları) olmadan otorite olmaz.Devlet adamları da ancak mal ile hakim olurlar. Mamurluk olmadan da mal olmaz.Adalet ve güzel idare olmadan ise mamurluk meydana gelmez" Siyaset, riyasetin (reisliğin/idareciliğin ) esasıdır " denilmiştir.     

NAMAZ KILANLARA

 Maun suresi   4 ncü ayetinde "Yazıklar olsun o namaz kılanlara" tabiri ile namazdan maksadın namazı sadece şeklen kılmak değil , namazın haklarını ve şartlarını tam olarak yerine getirmekolduğuna dikkat çekmek için tahsis edilmiştir.Bu nedenle "Namaz kılanlar (musallin) çoktur, namazı dosdoğru kılanlar (mukimin) azdır denilmiştir.

ZALİMLERE OLAN HİLM,MAZLUMLARA ZARAR VERMEZMİ?

 Amir, Haccac'ın astığı bir adamın olduğu yerden geçerken : " Ya Rabbi, Sen'in zalimlere olan hilmin mazlumlara zarar veriyor." dedi.Rüyasında kıyametin koptuğunu gördü ve sanki cennete girmiş olduğunu gördü.Asılı olan o kimseyi de cennetin en yüksek yerinde gördü. Bir de baktı kibir münadi şöyle sesleniyor:"Zalimlere olan hilmim, mazlumları yükseklerin en yükseğine ulaştırdı."

Bilesin kiAllah her asırda kendisine yönelene kendisinden sırt çeviren, hak üzere olana batıl üzere olan , Musa'ya Firavun, İsa'ya deccal gönderir.O halde bu hususta bir yavaşlama bekleme ve sıkıntılanma! 

Hafız der ki:

İsm-i a'zam kendi işini gğörür, ey gönül hoş ol. Kandırma ve hile ile şeytan Süleyman olmaz.

Büyüklerden biri der ki: "Emirler zahirde savaşırlar.Allah dostları ise batında savaşırlar. Bir emir savaşında hük üzere  ve karşı taraf cezalandırılmaya müstehaksa batından ricalül gayb(gayb erenleri) ona yardım eder, aksi halde etmez"

Tevratta , İslam ümmeti hakkında : " Onalrın incilleri göğüslerindedir." Yani kitaplarını ezberlerler.. " Ne zaman bir savaşa çıksalar , Cibril mutlaka onların yanındadır." denilmiştir. Bu ifade haklı olan her savaşta kıyamete kadar Cibril a.s ve benzeri ruhanilerin hazır olduğuna delalet etmektedir.Hatta savaş haklı bir sebebe dayanıyorsa bir kişi bin düşmana galib geleceği söylenmiştir.

Hafız Şirazi der ki:

Gökyüzünün kendi fueyzinden suyunu verdiği kılıç/Askerin yardımı olmaksızınbütün cihanı fetheder. 

KENDİLERİNE İKTİDAR VERİRSEK.."

 Hac suresi 41 ayetinde " Onlar o (müminler)ki , eğer kendilerine yeryüzünde iktidar verirseknamazı kılar, zekatı verirler, iyiliği emreder ve kötülüklerden nehyederler.İşlerin sonu Allah'a varır" ayetinden iinsanın mutedil bir cihad ile nefsin hakkından gelemeyeceğine ve onu tezkiye edemeyeceğine işaret vardır.Yine Allah'ın izni olmadan kafirlerle savaşa girişmenin caiz olmayacağına işaret vardırBunun için Hz.Musa , kıptiye yumruk vurup onu öldürünce "Bu şeytan işidir"(kasas 15) dedi.Çünkü ona bu konuda izin verilmiş değildi.Bu mana ile o işaret etmektedir ki nefis kafiri ile savaş ve cihadda uygun olan , bunun şeriat uyarınca Allah'ın izni ile olmasıdır.,Bunu nzamanı da büluğdan sonradır.Bu nedenle büluğdan önce mükellefiyet başlamaz.Mücahedenin ifrat ve tefritten uzak olması gereker.Bilakis mücahedenin nefsin kalbe zulmüne göre olur.Bu zulüm ise dünya lezzetlerinden hazlarını ve şehvetlerini tam olarak tatmin konusunda şeriata muhalefet, tabiata muvafakat gibi hususlarla meşgul ederek nefsin kalbi ona zarar verecek şeylerle istila etmesidir.Çünkü kalb aynasının bulanması , kalbin katılaşması,ve kararması bunlardan meydana gelir.Nefis terbiye edilhir, kötü sıfatlardan kurtulur,şeriata boyun eğer, tab'ını terk eder, zikrullah ile huzur bulur  ve "sen rabbından razı, Rabbın da senden razı olarak O'na dön"(Fecr 28) cezbesini kabule istidad kazanırsa işte o zaman aşırı mücahededen korunur.Fakat yine de nefsin mekrinde gizlenmiş olan Allah'ın9 mekrinden emin olamaz.

Hizmet ve kulluk için yüzünü yere koyunca , secdeye varınca Allah'a hamdet, kendini görme; bu yaptığını kendinden bilme. Eğer Hak'dan tevfik olmasa , bir hayr ulaşmaz. Öyle ise bur kuldan bir başkasına bir hayır nasıl ulaşır.

Ayette Allah'ın yardımına  mazhar olan kalplelere işaret vardır..Allah onlara beşeriyet arzında iktidar verirse muvasalatı(Allah ile iletişimi) devam ettirirler.Hallerin zekatını verirler..Onlar iyiliği; duyuları O'nun emrine muhalefetten korumayı , Allah'ın şanınıgereği gibi yüceltmek üzere Allah ile olarak nefesleri gözetmeyi emrederlerve kötülüğü yasaklarlar.Riya, kendini beğenmek, Allah'dan başkasıyla beraber olmak ve  başkasını dikkatealmak da kötülük türlerindendir.

İbni Abbas dan rivayet edilen merfu bir hadiste: "Namazların heba edilmesi , şehvetlerin peşine düşmek, hevaya yönelmek kıyamet alametlerindendir. O zaman emirler hain ve vezirler fasık olur" Salman r.a yerinden sıçrayarak "Anam babam sana feda olsun bu da olacak mı? dedi.Efendimiz" Evet ey Selman  O vakit müminin kalbi , tuzun suda eridiği gibi erir de olanları değiştirmeye gücü yetmez."  buyurdu.

Selman bunun üzerine : "Gerçekten bu olur mu?" dedi. Efendimiz SAV "Evet el Selman, o gün insanların en hor durumda olanı mümindir.Onların arasında korkarak dolaşır.Bir şey konuşacak olsa onu (adeta) yerler.Susacak olsa o zaman da öfkesinden ölür." buyurdu.

SEVGİDEN MAHRUM BIRAKILANLAR

 Hac suresi  22 AYETİNDE belirtilmiştir. "Allah , iman edenleri korur.Şu da muhakkak ki Allah,hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder" Hainlik ve nankörlük işlemekte devam eden kimse tevbe edemez hale gelir.Tevbe etmeyince de Allah onu , tevbe edenlere  ve temizlenenlere vaad ettiği sevgi ile sevmez.Hıyanet , gizlice sözünü bozarak Hakk'a muhalefettir.Hıyanetin zıddı emanettir.Küfür de hıyanettendir.Çünkü insanın yanında Allah'ın bir emaneti olan nefsi helak etmektir.Hıyanet , bütün azalarda cereyan eder.Onun için Allah Teala: "Çünkü kulak, göz ve gönül,bunların hepsi o (yaptığından) sorumludur"(İsra 36) Hıyanet namazda, oruçta ve benzerlerinde de cerayan eder. Bu, yabu ibadetleri  ya da onların zahir ve batın şartlarından birini terk ile olur.Mesala şafağın attığı hususunda zannı galibinerağmen sahur yemek, yahut güneş battığından şüphesine rağmen iftar etmek ourca ihanettir. Kim sahuru yer, güneş doğana kadar uyuyup sabah namazını geçirirse Allah7ın sahur nimetine nankörlük etmiş olur.Namaz ile de ona hiyanet etmiş , ziyan olan bir ticarette bulunarak sünnet için farzı terk etmiştir.

ÖMER HAYYAM

 

رحس سورخ مد هدیپس

یرک ھحون دنک یمھ ارچ ھظحل رھ

ینعی ھک دندومن ۀنییآ رد حبص

زک رمع یربخیبوت و تشذک یبش

Seher vakt horoz neden öyle feryat

eder/öter bilir misin? Ömürden bir gecenin daha

geçtiğini ve senin bundan haberdar olmadığını

görür de ondan.

KURBANIN HAKİKATI

 Malik b.Dinar  anlatır: " Mekke'ye doğru yola çıktım.Yolda bir genç gördüm.Gece karanlığı bastırınca yüzünü semaya dikti  ve şöyle dedi: " Ey taatlar kendisini sevindiren ve günahlar kendisine zarar vermeyen! Seni sevindirecek şeyi bana bağışla ve sana zarar vermeyen şey için beni bağışla!" İnsanlar ihrama girip telbiye getirmeye başlayınca  ona: "Sen niçin telbiye getirmiyorsun?" dedim. Şöyle cevap verdi: " Ey Şeyh, geçmiş günahlara ve yazılıp kayda geçirilen cürümlere telbiye fayda etmez. Ben "Lebbeyk" deyipte bana " Sana Lebbeyk de yok  ve Sa'deyk de yok" Seni nsözünü dinlemiyor ve yüzüne bakmıyorum" denilmesinden korkuyorum."dedi. Sonra da geçip gitti.Onu bir daha ancak Mina'da gördüm.Şöyle yalvarıyordu: " Allahım beni bağışla.İnsanlar kurbanların kestiler ve sana yaklaştılar. Benimse canımdan başka kurban edip sana yaklaşacak bir şeyim yok. Onu benden kabul et" dedi  Sonra bir sayha attı ve canını verip yere yığıldı."

Canan uğruna kurban edilmemişse bir can/ Ten cifesi o candan daha iyidir.

Dostun kılıcıyla ölmemişse biri / Murdar hayvanın laşesi onun canından iyidir.

Mevlana Mesnevi de der:

Ey İmam tebirin anlamı şudur/ Ey Rabbim, biz senin huzurundakurban olduk/ Kurban keserken , " Allah ü Ekber" dersin/ Geberesi nefsi kurban ederken de böyle demeli/ Beden ismail gibidir, can ise İbrahim gibi/ Can, koca beden üstüne tekbir getirir / Beden hırstan ve şehvetten kesilir/ Namazda "Bismillah" denilerek kurban edilir.

ZEKAT,SADAKA,KURBAN VERİRKEN

 ALLAHÜMME MİNKE VE İLEYKE demek gerekir.Manası Allah'ım sendendir ve sanadır

ALLAH'IN HİZMETİNİ SEÇENLER

 BÜYÜKLERDEN BİR ŞÖYLE DER:"Allah ezelde halka sanatları gösterip teklif edince onlardan her biri bir sanat seçti.Bir topluluk ise : " Hiçbiri hoşumuza gitmedi" dedi.Bunun üzerine Allah onlara ibadeti ve evliyanın makamlarını izhar etti de onlar: "Biz senin hizmetini seçtik" dediler.Allah: " Onları sizin emrinize vereceğim.Onları size hizmetci kılacağım.Size hizmmet eden ve sizi tanıyan kimselerhakkında sizi şefaatçı yapacağım" buyurdu.

ONLAR ÖYLE KİMSELER Kİ;

 Hak teala aşık müminleri şöyle tarif eder: "Onlar öyle kimseler ki, Allah anıldığı zama nkalpleri titrer, başlarına gelene sabrederler, namaz kılarlar ve kendilerine rızk veridğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar.( Hac 35)

Hafız Şirazi der ki:

Lütfunla çağırırsan eğer , iyilikleri artırır/ Kahrınla huzurdan kovarsan , içimiz saf ve berraktır.

Tortulu ve saf şarap senin hükmünde değil, sus / Sakimiz ne yapmışsa , lütfun ta kendisidir.

Dost kahredipte aşıkları ateşe attığı zaman / kevser pınarına bakacak olursam gözlerim kör olsun

Aşk yolunda tanıdık olanlar kanımı dökseler bile/ Onları bir yabancıya şikayet edersem namerdim.

Hafız, senin cevherinden ve cefandan bir gün olsun haşa ah etmedi/ Çünkü sana bağlandığım günden beri hep mutlu ve mes'udum.

Sırlarını Allah ile muhafaza ederler.Mahlukatın kendi hallerine muttali olmasıyla teselli olup rahat bulmazlar.

ALLAH'IN KULLAR ÜZERİNDEKİ HAKKI

 Muaz b.Cebe l rivayet etmiştir.Hz.Peygamber sav kendisine : " Allah'ın hakkı nedir? bilirmisin buyurdu.Muaz der ki: " Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dedi.Bunun üzerine Resulullah bav: "  Allah'ın kulları üzerindeki hakkı , onların sadece Allah'a kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O'na ortak tutmamalarıdır.Ey Muaz, bunları yaptıkları takdirde kulların Allah üzerindeki hakkı nedir bilirmisin? buyurdu.Ben de: " Alalh ve Rasulü daha iyi bilir" dedi.Bunun üzerine "Onlara azap etmemesidir" buyurdu.

YALAN ŞEHADET

 Rivayete göre Efendimiz SAV üç defa :" Yalan şahidlik, Allah7a ortak koşmaya denk tutulmuştur" buyurmuştur.Hz.Ömer ra:" yalan şahidlik edene kırk değnek vurur , yüzünü kömürle karartır ve onu bu haliyle çarşılarda dolaştırırdı.

2 Mayıs 2026 Cumartesi

AŞK ATEŞİ

 Hz.Davud'a şöyle vahy geldi: " Benim için gönül evini temiz tut.Çünkü benim azamet nazarım kalbe iner". Bunu nüzerien Hz. Davud:" Hangi ev seni alır/sen hangi eve sığarsın ki?Seni nazamet ve celaline layık olan ev hangisidir? diye sordu.Şöyle buyuruldu: " Mümi nkulun gönlüdür". Davud a.s " Orayı ne şekilde temiz tutarım? diye sordu."Oraya aşk ateşini at da bizden gayrı ne varsa hepsini yaksın" cevabı geldi.

Gönülde parlayan ateş ne güzeldir.Hak'dan gayrı önüne ne gelirse yakar kül eder"

Sehl  der ki:Beytullah putlardan temizlendiği gibi , kalbde şirkten, şüphe,kin,hile,kasvetve hasedden temizlenir"

ANKARA 'de METLİ SULTANLA ALAKALI ŞAHSİYETLER

 Ankarada Metli Sultan'a devam edenler Çankırılı Şaban amca denilen zat Hacı bayramda Kitabevi vardı.Yiğit kitabevi Fatva kitapları basar idi.Bir diğer "Çaycı baba" diye bilinen Mustafa tunçyürek'in dedesi.Birde Hidayet amca ve Enver Alpaslan vardı.Enver Alpaslan, Mustafa Tunçyürek'in dayısı idi.Madenoğlu tarafında(ankara topraklık cebeci) berberlik yapan Berber Yusuf amca var idi.Berber Yusuf amca daha sonra Samsun yolu üzerinde köstence denilen yere taşınmışlardı.Bir oğlu var idi o da dünyasını değiştirdi.Aşık Ayşe denilen şahsiyet Yenimahallede yaşamış olup bundan kırk sene önce ileri yaşlarda birisi idi.

Çaycı Baba denilen zat Hidayet Amcaya sormuş: Hangi tarikattasın? O da Mevlevi olduğunu söyleyince Bana vazife ver deyince Hidayet Amca ders olarak altı esma çekmesini söylemiş bir müddet sonra Çaycı baba "Bu esmalar bana yetmiyor" deyince Çaycı babayı alıp Fikri Baba'ya götürmüş.Hidayet TUZCU Amca bu gün 98 yaşına girme arafesindedir.Hak teala sağlık vere.

KABE'NİN ŞEKLİ

 Rivayete göre Kabe beş defa inşa edilmiştir.

Birincisi Hz.Adem'den önce meleklerin binası

İkincisi Hz.İbrahim'in yaptığı bena

Üçüncüsü Cahiliyye döneminde Kureyş'in binası 

Dördüncüsü Abdullah b.Zübeyir'in binası

Beşincisi Haccac'ın binası Bugünkü mevcut olan bina odur.

Kabe eski planında üçgen şeklinde idi.Bunda peygamberlerin kalblerine işaret vardır.Çünkü bir peygamber için iiilahi, meleki ve nefsi hatırdan başkası yoktur. Kabe yeni planında ise dört köşelidir.Bunda da müminlerin kalblerine işaret vardır.Çünkü müminlerden fazaladan bir de şeytani hatır vardır.

"SANA GELSİNLER"

 Hac suresinin 27,28 aletinde Hak Teala Haccı iletmesi için Hz.İbrahim'e emir buyurmuş ve "Sana gelsinler.. ...." hitabında bulunmuştur.

Şekilde Kabe'ziiyareti ifade edilmiş ise de Hak Teala Peeygamberini merket yaparak SANA GELSİNLER htabında bulunmuştur.Beyazid-i Bestami hazretlerinin bir hac yolculuğundaki bir hadisesi mevcuttur.Hazret, Hacca giderken per uğradığı yerdeki Allah adamlarını ziyaret etmek alışkanlığı taşırmış.Çoluk çocuğu ziyade fakir bir Allah adamının yanına gidince Adam:Ey Beyazid yolculuğun ne taraf?2 deyince Beyazid:"Hac" tarafına deyince Adam hazırlık olarak üstünde neyin var?" deyince Hazret,cübbesinin yakasına dikilmiş paralarına işaret etmiş.adama "O parayı bana ver.Gel benim etrafımı yedi defa dön.İşte sana makbul bir hac" deyince hazret yolculuk için hazırladığı parayı o fakir Allah adamına vermiş ve adamın etrafını yedi defa dönerek memleketine geri dönmüştür.

Adamın sözü enterasandır:"Allah o evi inşa etmesi  için Hz.İbrahim'e emir verdi ancak hiç oraya girmedi.Ancak benim gönül evimden Hak teala hiç çıkmadı.Ev sahibini ziyaret etmek istiyorsan beni ziyaret et"

Zahire ters gelsede bir Allah adamını ziyaret ve onun gönlünü hoş etmenin Hac ibadetine denk olduğunu sufiler kabul ederler.  

MEKANLARIN HÜRMETİ(SAYGINLIĞI)

 hAC SURESİ 24 AYETİNDE hAK TEİALA"İnkar edenler, Allah'ın yolundan ve -yerli,taşralı- bütün insanlara eşit(kıble veya mabed) kıldığımız Mescid-i Haramdan (insanları) alıkoymaya kalkanlar(şunu bilmeliler ki) kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı azaptan tattırırız"

"Haram" her yönden muhterem/saygıya layık demektir.Haram sayılan yerlerin kendi içinde özellikleri vardır.Örneğin Mekke'nin bitkisi kopartılmaz, hayvanı öldürülmez.Mekke'de iyilikler katlandığı gibi, kötülükler de katlanır.Orada kılınan namaz, başka yerlerde kılınan nice namaza denktir.o halde orada işlenen günahların cezası da başka yerlerde işlenenlere görekatlanır.

Mescid-i Haram,Mescid-i rasul ve Mescid-i Aksa'nın hürmeti /saygınlığı sebebiyle fakihler şöyle demişlerdir: Bir kimse bu üç mescidden birinde namaz kılmaya nezredecek olsa, mutlaka orada kılması gerekir.Diğer mescidler ise bunun aksinedir.Diğer mescidlerden birindenamaz kılmaya nezreden kimse bu nezrini bir başka mescidde de yerine getirebilir.

Hz.Şeyh-i Ekber İbni arabi hazretleri der ki: "Bilesin ki, Allah Teala, Mekke'de olanlar hariç, gönlümüzde yer etmeyen tüm havatırı affeder.Çünkü Allah, kitabında orada zulüm ile hakdan meyledeni hesaba çekeceğin haber vremiştir.Kendisini korumak için Abdullah b.Abbas 'ın Taif de oturma nedeni budur. Çünkü kalbindeki havatırı uzaklaştırmak iinsanın gücü dahlinde değildir.

Bu ayetin işari manalarına gelince 

1- Azgın nefislerin, irtidad edenr ruhların hallerinden birisi de kendi inkarları  ve hakdan yüz çevirmelerinin yanı sıra talibleri, meşayıhı inkar ve onlara karşı fasid itirazlara sevk ederek Allah7ın yolundan alıkoyarlar.Hakk7ı talebden geri çevirmek ve kalb haremi mescidine girmekten alıkoymak için taleb ehlinin yolunu keserler.Çankü Kalb, Allah Teala'nın haremidir.

2- Kalb Allah sevgisinin ocağıdır.Kim  oraya O'nun sevgisinden gayrisini koyarsa zulmetmiş olur.

DÖRT DİRHEMİN KARŞILIĞI

 Medine'de bir adam kölesine dört dirhem vererek gelecek misafirleri için çarşıdan meyve almasını istedi.Köle çarşıya giderken Mansur b.Ammar'ın mescidine uğradı.Gördü ki Mansur, bir fakir için bir şeyler istiyor ve " Kim bu yoksula dört dirhem verirse , ona dört duada bulunacağım" diyordu.Köle de elindeki dirhemleri fakire verdi.

Mansur, "Senin için dua etmemi istediğin şeyler nedir? Köle şu hususta dua istedi:

1- Benim bir efendim var.Beni azad etmesini istiyorum"

2- Allah'ın diirhemlerimi bana geri vermesini istiyorum"

3- Allah'ın efendimin tevbesini kabul etmesini istiyorum,

4- Allah'ın , beni, efendimi, seni ve o topluluğu bağışlamasını istiyorum" dedi.

Mansur bu dört hususta dua etti.

Bundan sonra köle efendisine geridöndü.Efendisi: "Niçin geciktin?" diye sorunca Köle durumu anlattı.Efendisi;

-Seni azad ettim.Git artık hürsün" dedi

-"Al sana dörtbin dirhem"

- "O halde bende Allah'a tevbe ettim" dedi.

Dördüncü dua için ise: "İşte o benim elimde değil"dedi

Gece olup istirahata çekilince gördü ki sanki birisi ona şöyle sesleniyordu: " Sen kendine ait olanı yaptın. Beinim bana aid olanı yapmayacağımı mı düşünüyorsun? Seni, köleyi , Mansur'u ve o mecliste hazır olanları bağışladım." 

HAZRET-İ MUSA'NIN SORULARINA CEVAPLAR

 Hz.Musa 8as) bir defasında : " Ya Rabbi! Kullarının en acizi kimdir?".dedi.Allah Teala :"Amelsiz cennet, duasız rızk isteyen kimsedir" buyurdu."Kullarının en cimrisi kimdir?" dedi. Allah teala ; "Bir ihtiyaç sahibi kendisinden bir şey isteyipte onu doyurmaya gücü yettiği halde doyurmayan kimsedir" buyurdu

1 Mayıs 2026 Cuma

VARLIKLARIN SECDESİ

 Hac suresi 18 nci ayet:"Görmez misin ki , göklerde olanlar ve yerde olanlar ,güneş,ay,yıldızlar,dağlar,ağaçlarhayvanlar ve insanların bir çoğu Allah'a secde ediyor..." ayeti ile alakalı olarak iirfan ehli, kendi iradeleri ile ibadet secdesi ederler.Cansız,akli ve dini sorumluluğu olmayan varlıklar, ihtkiyaç sebebiyle boyun eğme secdesi yaparlar.

Bu ayet Kur'an secde ayetlerinin altıncısıdır.Bu secdelye Fütuhatta "müşahede ve ibret alma secdesi" denilmiştir.

HASAN ERTEKİN

 Semazenbaşı Mustafa Holat hoca nakletti.Bizim semazenlerden Hasan Ertekin  diye birisi var idi.şimdi dünyasını değiştirdi.çocukken evleriFikri baba'nın şimdiyıkılan eskigarajlar mevkiindeki evine bitişik komşu imiş.Hasan çocukken Metlidede'nin evine ara ara gider, orada sema dönmeye başlarmış.Çocuk olduğu için kendisine ara sıra harçlıkta verilirmiş.

SITKI DEDE ' den KİM DEVAM ETTİ

 Mevlevi Mürşitlerinden Filibeli Hüseyin Sıtkı dede'den kimler devam etti diye Semazenbaşı Mustafa Holat hocaya sordum.Holat Hoca'nın babası Sıtkı Dede'nin müritlerinden idi.Mustafa Holat hocanın naklettiğinegöre Sıtkı dede kimseye el vermemiş ancak "Biz evlatlığa aldığımızı çoluk çocuğuyla alırız.Ders alanlar, dersi çocuklarına öğretip devam etsinler" buyurmuş.

BERBER TAT ALİ

Semazenbaşı Mustafa Holat  hocaya sordum:Efendim,MetliDede'nin çağdaşı Berber Yusuf diye birisini bilirmisin? Hazret "Yok "dedi Ancak Sıtkı dede'nin berberi olan birisinden bahsetti: 

Sıtkı Dede hazretlerinin berberi idi.Dilinde biraz pelteklik olduğundan "Tat Ali" diye bilinirdi.Hazret ona traş olurdu.Sıtkı dede traş olurken, berber'ededi ki "Ali ! sırtımda ben şeklinde mühür var.Ona bak.Ancak ben sağ iken kimseye söyleme" demiştir.Berber, hazretin gömleğini kaldırarak sırtındakimührü görmüştür.Hazretin vefatından sonra bunu ifşa etmiştir.

Sıtkı Dede berber tat Ali detraş olurken ,ense traşının şekliniberberayna ile kendisine gösterince hazret olmamış deyince,berberelindeki makası kılları kesmeyerek eliylekesiyormuşçasın oynatmış ve tekrar aynada göster miş "Oldu mu?" diye.Hazret "Olmadı" demiş.Bu durum üç kez tekrarlanınca Sıtkı dede demiş ki:"Ali Efendi gece dersine kalkmış olsa idin , olacaktı".


29 Nisan 2026 Çarşamba

RESULULLAH'IN VASİSİ

 Enes b.Malik hazretlerinden rivayet edilmiştir: "Resulullah'ın sav vefatından sonra bir yahudi çıkıp geldi ve mescide girdi:"Muuhammed'in vasisi nerede?" dedi.

İnsanlar Hz.Ebubekir'i gösterdiler.Yahudi:

" Sana ancak bir peygamberin ya da peygamberin vasisinin bileceği şeylerden soracağım" dedi.Ebu Bekir r.a:" İstediğini sor" dedi.Yahudi;

" Allah'ın bilmediği, Allah'ın olmayan ve Allah katında bulunmayan şeyleri haber ver." dedi. Hz.Ebubekir r.a:

"Bu zındıkların sözüdür." dedi.O ve müslümanlar adamın üstüne yürüyüp vurmaya niyet etmişlerdi ki İbni Abbas  şöyle dedi:"Dama insaflı davranmadınız.Cevabınız var ise söyleyin yoksa onu kendisine cevap verecek bir kimseye gönderin. Resullullah sav Hz.Ali r.a için "ALLAH'IM , ONUN KALBİNİ TEYİD ET VE LİSANINI SABİT KIL"diye dua ederkten işittim

Ebu Bekir ve barberlerindekiler kalkıp Hz.Ali'nin yanına vardılar. Olanları ona anlattılar.Hz.Ali şöyle dedi:

" Allah'ın bilmediği şey, ey yahudi topluluğu , o sizin "Uzeyr Allah'ın oğludur"(Tevbe 30) demenizdir.Allah kendisinin bir oğlu olduğunu bilmez.Allah'ın olmayan şey, O'nun ortağının olmamasıdır.Allah katında bulunmayan şey ise Allah katında zulüm ve acziyetin olmamasıdır"

Bunun üzerine Yahudi " Ben şahitlik ederim  ki Allah'dan başka ilah yoktur ve sen Rasulullah'ın vasisisin" dedi. Müslümanlarda bu duruma sevindiler

MUSA ÇALIŞ HAZRETLERİNDEN

 Metli Sultan'ın  yolunu devam ettirenlerden kONYA kARAMANDA yaşayan Musa Çalış hazretlerinden nakildir: " İhvanlarla toplandık, Metli Sultan'a gittik.Hazret bize kağıt kalem verdihadi bakalım bana yazın ne yazacaksanız dedi.Herkes birşeyler yazdı ben yazamadım.Sadece içimden iki satır cümleler geçti:sıfatında gördüm hak.senden başka kapı yok.Sultan herkesin yazdığını okudu sonra size bir hikaye anlatacağım.Zamanın birinde bir padişah varmış,ermiş biri imiş.Halka "Bana bir şiir yazın" dedi.Halk yazmış içlerinden biri yazamamış,şöyle demiş kalbinden "Sıfatında gördüm hak senden başka kapı yok."dedi.kazanan oldu

DİNDE AŞIRILIK

 Bazıları derki: Senedi açıkca ortaya çıktıktan sonra sünnette glen bir şeyi araştırıp incelemek, araştıran kimseyi dinde aşırı derine ve ileri gitmeyesürükler.Çünkü bu, ümmetten kendilerine verilen parlak bir zihin ve tenkit edici mizac verilmeyen çokları için delaletin anahtarıdır.Geçmiş ümmetler ancak uzun uzadıya münakaşaları ve çok dedikodu ile helak olmuşlardır.Sünnetten sabit olan şeylere sıkı sıkıya sarılmak, onlarla amel etmek,onlara başkalarını davet etmek, onlarla hükmetmek,ehli bidatin sözlerine kulak vermemek onlara da sözlerini dinlemeye de meyletmemektir.Çünük bunların hepsi şeran yasaklanmış ve haklarında şiddetli tehdid varit olmuştur. "Tabiat çok cezbedici dir, beraberlik müessirdir ve hastalıklar bulaşıcıdır"demişlerdir.

Bidat ve heva ehlinin sözü buzağının bögürmesi gibidir.Samkiri bsu böğürme ile yoldan çıktığı ve İsrailoğullarından bir çok kimseyi yoldan çıkardığı gibi , onun hükmünde olan her kesde böyledir.Sahih ilimler olduğu zannı ile kendi vehim  ve hayallerine aldanır vehim sahiplerini de onlara davet eder ve onları yoldan çıkartır.Sahih bir ilmi ve sarih bir keşfi olan kimse ise onun aksidir.O cahillerin sözüne iltifat etmez, harikulade/alışılmışın dışında olan şeylere meyletmez.Musanın dininde sabit olan kimseler buzağının böğürtüsüne aldanmadılar ve onu Allah Teala'dan bir imtihan  olduğunu bildiler.

ZULÜM

 Merfu bir rivayette şöyle buyrulmuştur: " Allah Teala buyurur ki : " Ben zulmü kendime haram kıldım. Onu kullarıma da haram kıldım.O halde birbirlerine zulumde bulunmasınlar"

Kimin zulüm ve saldırganlığı artarsa helakı vefenası yakın olur derler.İinsanların en şerlisi zalime yardım eden ve mazlumu yardımsız bırakandır.

28 Nisan 2026 Salı

İNSANIN KEMALİ HAKİKİ İLİMLERLEDİR

 Denilmiştir ki inisanın kemali hakiki ilimlerdedir.Bunlar ise dörttür: Birincisi , nefsi ve onunla ilgili şeyleri bilmek/marifet. İkincisi, Alla hTeala'yı ve O'nunla ilgili şeyleri tanımak/marifet. Üçüncsü dünyayı  ve onunla ilgili şeyleri marifet. Dördüncüsü ahireti ve onunla ilgili şeyleri marifet.

Salike gereken ıyan mertebesine ulaşmak için gayret etmektir.Bu ise kamil bir mürşidin seyrü sülukundan geçirmesi ile olur.Çünkü ondan başkasına tabi olmak menzile ulaştırmaz.

Molla Cami der ki:

Hakikat Kabesine doğru gitmek istersen, Yolunu kaybetmiş mukallidin peşinden gitme.

Iyan mertebesine ulaşınca kitapları yıkayıp suya vermek gerekir. Çünkü medlule ulaştıktan sonra delile ihtiyaç duyulmaz.

Mesnevi de der ki:

Gökyüzü damlarına çıktığında merdiven aramak artık hoş olmaz.Berrak ve saf olan bir aynayı cilalayıp parlatmaya çalışmak cahilliktir.Sultanın huzurunda kabul görüp güzelce oturmuşken, Mektup ve elçi aramak cahilliktir.

Bu makamda halk ile cedel sona erer.Çünkü hakiki ilimden sonra kavga/tartışma , şeytanın giremeyeceği zat aleminde konakladıktan sonra siyah ve beyaz şeytana tabi olmak yoktur. Orası sinsi vesvesecinin şerrinden emniyette olan bir makamdır. ŞYu halde akıllı kimseye gereken , nefsi tezkiye ve boş düşünceleri söküp atmak için gece gündüz çalışmaktır.Bu, en büyük cihaddır, çünkü sakınılması zor olan batıni düşmanlardandır. 

İNSAN ŞEYTANI - CİN ŞEYTANI

 Cinlerden olan şeytan kişiyi vesveselerle , hoş göstererek ve şüphe sokarak saptırırİnsanlardan olan şeytan ise öldükten sonra dirilmeyi inkar eden; vehim,hayal ve tabiatın zuulmeti kirlerine bulaşmış akılların ileri sürdüğü akli delillerle istidlalde bulunan heva ve bidat ehlinin , filozof ve zındıkların mezheplerine düşürerek kişiyi yoldan çıkarır.Onların şüphelerini delil sayar ve akidelerine sarılır. Sonunda onlardan biri olur ve onlardan sayılır. Nitekim Allah Teala "İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır"(Maide 51)

SARHOŞLUK

 Sarhoşluk kişi ile aklı arasında arız olan bir haldir.Çoğunlukla şarap hakkında kullanılır.Öfkeden ve aşktan meydana geldiği de olur.

Sarhoşluğun türlü şekilleri vardır: Gaflet ve isyan şarabından , dünya ve şehvetlerinin sevgisinden , bol nimetler içinde yaşmaktan, ilmin lezzetinden , şevkten , muuhabbetten, vuslattan,marifetten,muhib ve mahbub(seven ve sevilen) olmaktan ileri gelen sarhoşluk gibi.

26 Nisan 2026 Pazar

CENNET TÜM ARZULARIN KARŞILIĞIDIR

 Kalblerin bir arzusu , ruhların bir arzusu ve nefislerin bir arzusu vardır.Allah onlar için bunların hepsinicennette bir araya getirir.Ruhların arzusu kurb/yakınlık, kalblerin arzusu müşahede , nefislerin arzusu rahatlık,yeme içme ve ziynet lezzetidir

İNSANLARIN BİRLİĞİNİN BOZULMASI

 Enbiya suresi 93 ayetinde buyrulmaktadır: "(insanlar) kendi aralarında ( din ve devlet) işlerinin birliğini bozdular.Halbuki hepsi bize dönecekler. 

Her topluluk dinin bir bölümüne sarıldı, dinlerini parça parça edince sanki onlar birbirlerine lanet eden ve birbirlerinden uzaklaşan farklı guruplar haline geldiler.Geçmiş ümmetler , dinlerine dair olan işlerde kendi aralarında ayrıldılar. Yani Yahudiler ve hırıstiyanla rgibi fırka fırka oldular ve her biri diğerini tekfir etti.Halbuki tüm fırkalar Allah7a döndürülecekler.

HZ.İSANIN BOYA KÜPÜ

 Hz.Meryem, bir gün Hz.İsa'yı alıp bir boyacıya götürdü ve : " Bu çüocuğu al ve ona sanatından bir şeyler öğret" dedi.Adam çocuğu annesinden teslim aldı ve : " Eş çocuk, senin adın nedir?" diye sordu.O da: " Benim adım Meryem oğlu İsa'dır " dedi.

İsa , şu testiyi al ve şu fıçıları nehirden doldur" dedi.Hz.İisa denileni yaptı. Boyacı ona elbiseleri verdi ve " Her rengi uuygun olan elbise ile fıcıya koy " dedi.Sonra boyacı onu bıraktı evine gitti.İsa a.s bütün elbiseleri alıp bir fıçıya doldurdu. Üzerine de boyaların hepsini döktü.Sonra annesinin yanına gitti.Ertesi gün işinin başına geldi. Biraz sonra da boyacı geldi.Gördü ki bütün elbiseler aynı fıçıya doldurulmuş boyalar da üstlerine dökülmüş.Bunu nüzerine boyacı Hz.İsa'ya kızarak " Hem beni , hm de insanların elbisesini mahvettin" dedi. İsa a.s ona : Dinin nedir? diye sordu. Adam "YLahudiyim" dedi.Hz.İsa: " Şu halde , Allah'dan başka ilah yoktur ve İsa ruhullahtır" de sonra elini fıçının içine sok.Oradan çıkardığın her elbise , sahibinin istediği renkte olacaktır" dedi.Allah o adama hidayet verdi, kendisine söyleneni yaptıve hakikaten iş, İsa a.s ın dediği gibi oldu

UYKUDA KORKUTULANLAR İÇİN

 Halid B.Velid şöyle rivayet etmiştir."Ey Allah'ın Resulü, ben uykumda korkutuluyorum" dedi.Resulullah ona:

EUZÜ Bİ KELİMATİLLAHİ TAAMMETİMİN GADABİHİ VE İGABİHİ VE ŞERRİ IBADİHİ VE MİN HEMAZATİŞ ŞEYATINİEN TAHDURUNİ

( ALLAH'IN GAZABINA UĞRAMAKTAN, O'NUN CEZASINDAN, KULLARININ ŞERRİNDEN VE BANA GELMELERİNDEN ALLAH'IN TAM KELİMELERİNE SIĞINIRIM" DE "buyurdu

DÖRT BELANIN ŞİFASI

 Cafer b.Muhammed şöyle demiştir: " Şu dört bela ile karşılaşanbir kimse nasıl şu dört şeyden gafil olur şaşarım:

1- Bir sıkıntısı, kederi olan kimsenin nasıl olup ta:"Senden başka ilah yoktur.Seni tenzih ederim.Gerçekten ben zalimlerden oldum" (LA İLAHE İLLA ENTE SÜPHANEKE İNNİ KÜNTÜ MİNEZZALİMİN)dememesine şaşarım.Çünkü Allah Teala : "Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık.İşte biz müminleri böyle kurtarırız"(Enbiya 88) 

2-Bir kötülüğe maruz kalmaktan korkan kimsenin nasıl olup ta;"Allah bana yeter.O ne güzel vekildir(Ali imran 73) demediğine şaşarım.Çünkü Allah Teala: " Bunun üzerine kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan , Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler (Ali imran 174)

3-) İnsanların mekrinden/kendisine tuzak kurmaktan korkan kimsenin nasıl olur da: Ben işimi Allah'a barıkıyorum.Şüphesiz Allah kulları görür"(Mümin 44) demediğine şaşarım.Çünkü Allah Teala "Allah onu onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu"Mümin 45) buyurmaktadır.

4- Cennete girmeyi ümit eden kimsenin nasıl olup ta: "Maşaallah, kuvvet yalnız Allah'ındır"(Kehf 39) demediğine şaşarım.Çünkü Allah Teala "Belki Rabb'im bana , senin bağından daha iyisini verir"(Kehf 40) buyurmaktadır.

ZÜLKİFL PEYGAMBER

 ELKİFLÜ kelimesi kefalet anlamınadır.Zülkifl , kefalet sahibi demektir.Allah Tela, israiloğullarına gönderilen bir peygamberlerden birine :"Ben senin ruhunu kabzetmek istiyorum.Mülkünü İsrailoğullarına arz et.Bak bakalım kim hiç bıkmadan gece namazı kılmayı, gündüz oruç tutup iftar etmemeyi ,insanlar arasında öfkelenmeden adaletle hükmetmeyi tekeffül edersemülkünü ona teslim et" diye vahyetti.O da öyle yaptı.Bir genç bunları yerine getirmeyi tekefffül ederim dedi ve kefil oldu.Dediğini de tam olarak yaptı.Bunun üzerine Allah Teala  ona peygamberlik verdi ve onu ZÜLKİFL diye isimlendirdi.

EYYÜB PEYGAMBERİN ÇİLESİ

 Hazret-i Eyyubün yedi oğlu ve yedi kızı var idi.Malı ve ailesi çok idi.Hak Teala onu Harran halkına peygamber olarak gönderdi.İblis bunu kıskandı ve Hak teala'ya şöyle niyaz etti: " İlahi! Senin kulun sıhhat ve afiyet içindedir., maişet bolluğunda yaşıyor.Malı çok ve ulu saygın çocukları var.Eğer ondan mal ve evladı alır , bela ve sıkıntıya müptela kılarsan , hemen senden yüz çevirirve küfranı nimet yolunu seçer"." Hak teala " Gerçek senin dediğin gibi değildir.O, makbul bir kulumuzdur. Eğer bin defa bela ve musibet potasında eritsem, kinsiz garazsız tam ayar olarak çıkar" buyurdu

Hak teala,Hz.Eyyub üzerine bela ve musibetler gönderdi.Develeri yıldırımlar nedeniyle telef oldu.Koyunları sel yüzünden yokluk girdabına düştü.Ekinleri rüzgarla mahvoldu.Çocukları duvar altında kalıp helak oldu.Mübarek bedenini yaralar kapladı, hanımı dışında herkes ondan kaçtı.

Peygamberler içinde Eyyub a.s mal,çocuk,ve beden ile imtihan olunmakla İbrahim a.s ın bir benzeri idi.Büyüklerden birisi şöyle demiştir:Eyyub'un müptela olduğu imtihanı ondan önce yetmiş nebi istedi. Allah ise ancak Eyyub'u tercih etti.

Eyyub peygamber bedeni hasta olarak yedi sene, yedi ay,yedi günyedi saat hasta yattı.Bir gün hanımı Yusuf oğlu Efrayim'in kızı Rahme ona: " Keşke Allah'a dua etsen" dedi.Bunun üzerine Hz.Eyyub:" (bu hastalıktan önceki) bolluk ve rahatlık zamanımız ne kadar dı?"  diye sordu.Hanımı "Seksen sene idi" dedi. Eyyub a.s " Hastalıkla imtihan olunduğum süre bolluk ve rahatlık içinde yaşadığım müddet kadar olmadıkça Allah'a dua edip sıhhat talep etmekten utanırım" diye cevap verdi.

Her seher vakti Cenab-ı Hakk'dan Eyyub a.s a şu güzel hitap erişirdi: " Ey Eyyub nasılsın?" .Eyyub a.s bu sualden hasıl olan zevk ve şevk ile bela dağını can ve başla çeker idi.O hastalıkla kalbi ve gönlü hoş idi.

Nihayet hastalıkla sınanması bititğinde Allah ona dua etmesini ilham etti."Başıma bu dert geldi.Sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye dua etti."Kendisinden dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradına , ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik" denildi.(Enbiya suresi 84)Ayağını yere vurdu bir su kaynadıonunla yıkandığında bütün yaraları iyileştiSonra ayağını tekrar yere vurdu oradan da bir pınar fışkırdı ondan içtiğii vakit hastalıktan eser kalmadı.Sıhhatine kavuştu gençliği ve güzelliği geri geldi.

İbni Abbas dan rivayet edildiğine göre Hak Teala, Hz.Eyyub'un hanımına gençliğini geri verdi , kendisi yirmialtı çocuk doğurdu.Allah Teala ona mallarını geri verdi.Hz.Eyyub yoksullara merhamet eder, yetimlere ve dullara kefil olur, misafire ikram eder ve yolcuları gidecekleri yere ulaştırırdı. 

BÜTÜN PEYGAMBERLER MESLEK SAHİBİDİRLER

 Bütün peygamberler mutlaka bir meslek edinmişler ve kendi kazandıkları ile geçinmişlerdir.İDRİS peygamber terzi idi.Efendimiz sav in evinde ekesriye yaptığı iş , dikiş dikmek idi.Bir hadiste şöyle buyurmuştur:"Erkeklerin iyilerin işi terziliktir.Kadınların iyilerinin işi ise iplik eğirmektir." .NUH peygamber marangoz idi.İBRAHİM peygamber kumaş tüccarı idi. DAVUD peygamber zırh örer idi.ADEM peygamber çiftci idi.SÜLEYMAN peiygamber zembil örer idi.MUSA, ŞUAYP, Efendimiz SAV çobanlık yaptılar.Peygamberimiz, nübüvvetten önce ücret ile çobanlık yaptılar."Çobanlık yapmayan nebi yoktur" buyurmuştur.Bu konuda Hak Teala'nın hikmetlerinden birisi de şudur: "Bir kimse, hayvanların en zayıfı olan koyunlara çobanlık yaptığı vakit kalbine, merhamet ve iyilik yapma duuygusu yeerleşir.Buradan insanları gütmeye/ yönetmeğe intikal ettiği zaman ilk olarak insanın tabiatında olan sertlik ve zulümden uzak durur.Her halükarda mutedil davranır.

SALİH peygamber kilim dokur idi.İSA peygamber ayakkabı diker,tamir eder idi.

HAFIZ ŞİRAZİ

 MEDRESENİN FAKİHİ DÜN SARHOŞTU VE BİR FETVA VERDİ:

ŞARAP HARAMDIR, LAKİN VAKIF MALI YEMEKTEN YEĞDİR

"Lakin...yeğdir" sözünün fetva veren kimsenin değil Hafız'ın sözü olmasıdır.Yani fakih, gaflet, dünya sevgisi ve medresenin malına itimat şarabıyla sarhoştu.  Bu yüzden de aşk ehlinin halini inkar etti.ve onların şarabı olan aşkı haram saydı.Lakin iş onun dediği gibi değildir.Çünkü o vakıf malına uzanmaktan evladır.Yani muhakkak sufilerin sahip oldukları aşk ve tam tevekkül, zühdden ve vakıf malı yemekten efdaldir. Oysa asrın fakihleri ve alimleri zühde veya  vakıf malına rağbet etmişlerdir.Şu halde beyitteki red ve inkar, tevekkül ehli aşığa değil , vakıf malına itimat eden fakihedir.     

DAĞLAR VE TENHA YERLER

 Ruzbihan Bakli hazretleri der ki:Davud a.s Allah'ı zikretmek ve O'nunla ünsiyet için daima tenha yerler arardı.Bu maksatla dağlara çıkardı.Çünkü dağlar, Allah'ın kudret nuru ile dolu , hadis varlıkların yapılarından arınmış , yaratıldıkları gibi saf yerlerdir.Davud a.s tesbih edince dağlar ve kuşlar Hakk7ın fiilinin nuruyla tesbih ederdi.Çünkü O'nun azametinin kuvvetive kibriyasının/büyüklüğünün muru Davud a.s 'a hakim olmuştu.

Muhammed b. Ali r.a şöyle demiştir:Allah Teala dağları, meczubların teselli yeri , kederlilerin ünsiyet mekanı kılmıştır.Dağlarda olan ünsiyet , yaratılmışların yapılarının onlarda bulunmamasındandır.Onlar , Halık'ın yarattığı hal üzere kalmışlardır.Oralarda yaratılmışların eseri yoktur.Oralardaki eserler, değiştirilip dönüştürülmemiş hakiki sanatın eserleridir."

DİRHEMİN KULU HELAK OLSUN

 Efendimiz sav in bir hadisidir:"Dirhemin kulu helak olsun, dinarın kulu helak olsun

Yahyu b.Muaz şöyle demiştir:"İnsanlar üç sınıftır: Ahireti, kendisini dünyalık maişetten alıkoyan kimse, dünya maişeti , kendisini ahiretinden alıkoyan kimse ve bunların her ikisi ile de meşgul olan kimse.Bunlardan birincisi abidlerin, ikincisi helak olanların, üçüncüsü ise kendisini tehlikeye atanların derecesidir"

Mesnevi de denmiştir:

İnsanın her işte eli vardır,Fakat ondan beklenen hizmet ve ibadettir.

Böylece o ayna cilalanır, ibadetle gönle bir arınma gelir.

Çabala, nurun parlaklaşsın, süluk ve hizmetin kolay gelsin.

Bağı çöz, hür ol ey oğul,Daha ne kadar gümüş ve altının derdindeolacaksın?

Hakkı görmek nasibi olanın gözünde  Bu dünya murdardır.

Doğan beyaz ve benzersiz olsa da Avı fare olduğunda aşağılıktır.

ALLAH VERGİSİ OLAN ŞEYLER

 Hak Teala Kur'an'ı Keriminde "O'na İshak'ı verdik" buyruğu, evladın kulun kesbiyle olmadığına Hak vergisi olduğuna işarettir. "Hepsini de salip insanlar yaptık" buyruğu da salih olmanın da Hakk7ın vergisi cümlesinden olduğuna işarettir.Hakiki manada "Salihlik", ilahi feyzi kabule fıtratan hüsn-i istidad sahibi olmaktır."Onları emrimizle önderler yaptık" cümlesi, önderliğin de Allah vergisi olduğuna , önder olan kimsenin eğer yol gösterme ehliyeti varsa tabiat ve heva ile değil, Allah'ın emri ile yol göstermesi gerektiğine işaret vardır."Onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik" ifadesi , bu muamelelerin insandan ancak peygambere gelen vahiy ve evliyaya bahşedilen ilhamla sadır olacağına ve insan nefsinin daima kötülüğü emredici olduğuna işarettir" 

25 Nisan 2026 Cumartesi

YALAN SÖYLEMEK

 Şeyh İzzeddin b. Abdüsselam şöyle der: " Söz maksatları anlatmanın vasıtasıdır.Hem yalan ile hem doğru ile ulaşması mümkün olan hayırlı bir maksada uulaşmak için yalan söylemek haramdır.Hayırlı maksada ulaşmak doğru ile değil de sadce yalanla mümkünse , bu takdirde eğer bu hedefi elde etmek mübahsa yalan söylemek de mübahtır.Eğer maksudun elde edilmesi mutlaka gerekli/zorunlu ise yalan da vacib olur. 


KURAN'A SAYGI

 Kur'an'a saygı hem mushafa,hem içindeki hükümlere saygı olduğu gibi, canlı Kur'an olan İnsan'ı Kamil7e saygıdır.Bunlarda noksanlık olursa maksat hasıl olmaz.

Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi hazretlerinin bir misafuirlik esnasında yatacağı odanın duvarında asılı bir Kur'an nüshası bulunması nedeniyle odada ayaklarını uzatıp uyumayı edebe uygun görmeyip sabaha kadar ayakta durması hikayesi anlatılır.Bu saygıdan dolayı sulbünden gelenlere 600 yıllık bir saltanat bahşedilmiştir.Mushaf'ın içindeki hükümlerin en başında gelen Adalete riayet etmek devletin ömrünü ziyade etmiştir.Hocanın atının ayaklarından sıçrayan çamurların kaftanına sıçramasına ses çıkarmayıp, çamurlu kaftan ile kabire gömülmesini istemek ise Allah adamlarına gösterilen değer olup peygamber varislerine tabi olmak ve onunla övünmek ile devletin iihtişamı taçlanmıştır.

Allah kelamını gözetip ona riayet etmek, mutlak olarak suri/zahiri ya da manevi saltanata sebebtir. Zira o mübarek bir zikirdir.Allah kelamını gözetmeyi ve ona riayet etmeyi terk etmek, kişinin kuvvetinin azalmasına , hatta kendisinin zevaline sebeb olur

MİZAN KİM İÇİNDİR?

 Mizan sırat üzerindedir, hesap sorulmasına bağlıdır.Hesapsız olarak cennete girenlere mizan yoktur.Mizan, ancak(salih ve kötü amelleri) birbirine karıştıran müminleredir.

Müşrikler nakkında Hak Teala şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü onlar için bir terazi kurmayız" (Kehf 105) Yani onlara hiç kıymet verilmez ve amelleri tartılmaz.Onlar ve onlar gibi Allah'a karşı böbürlenip de amelleri boşa çıkanlara değer verilmez. Çünkü , Allah'a ortak koşanların iyi amelleri de boşa çıkmış,heba olmuştur. Dolayısıyla onların şerlerine karxşı teraziye konulacak iyi amelleri yokturBu yüzden onlar için mizan kurulmaz.

İmam Gazzali şöyle demiştir: "Mizan haktır.Bu şöyle olacaktır:Allah Teala , katındaki derecelerine göre amel defterlerinde bir ölçü /tartı ihdas eder.Böylelikle kulların amelleri kendilerine malum olur.Böylece cezalandırmadaki ilahi adalet , affetmedeki Allah7ın fazlı ve O'nun iyiliklere kat kat fazlasıyla sevab verdiği ortayaçıkar"

24 Nisan 2026 Cuma

HACIVEYİSZADE MUSTAFA EFENDİNİN DUASI

 Merhum HACI VEYİSZADE MUSTAFA EFENDİ’NİN UNUTULMAZ DUASI 


Yastığım seccade olsun, uykum namaz kılsın, soluğum zikir çeksin Allah’ım Ayağımdan başıma, doğduğumdan bu yaşıma bütün günahlarıma tövbe yâ Rabbi! 🤲 Öleceğime bütün kalbimle inanıyorum Azrail‘i karşıma güler yüzle çıkar yâ Rabbi! 🤲 Gözümün ışığını, beynimin dimağını elimin, kolumun, ayaklarımın direncini, tüm vücudumun güç ve kuvvetini elimden alma yâ Rabbi! 🤲 Bakışım ibâdet, sükûtum tefekkür olsun. Konuşmam zikir yapsın Göz açıp kapayıncaya kadar bizi nefsin elinde bırakma yâ Rabbi! 🤲 Her nefeste dilimi zikirden, kalbimi şükürden, beynimi fikirden ayırma yâ Rabbi! 🤲 Aileme kötülük yapmak isteyenlere mani ol Allah’ım 🤲 #Allah ’ım, günahlarını affettiğin sıddıklardan eyle Onların sohbetlerine, zikirlerine ilhak eyle yâ Rabbi! 🤲 Yeni doğmuş sübyan gibi karşına çıkarmayı nasip eyle! Bizleri salih kulların arasına katıver. Defterimin kapanmayacağı hayırlar yapmayı nasip et Naim cennetinin vârislerinden eyle. Annemi ve babamı affet Kabirde yüzümü kara çıkarma yâ Rabbi! 🤲 İçtiğimiz, bu dünyada ‘ Zemzem ’, öbür dünyada ‘Kevser’ olsun 🤲 Geçtiğimiz, bu dünyada ‘doğru yol’, öbür dünyada ‘Sırat’ olsun 🤲 Aldığımız, bu dünyada ‘güzel âhlâk öbür dünyada ‘nurlu berat’ olsun. 🤲 Girdiğimiz, bu dünyada ‘Mekke-Medine’, öbür dünyada ‘Cennetü’l âlâ’ olsun 🤲 Gördüğümüz, bu dünyada ‘Beytullah, Ravza-i Mutahhara, Mina, Arafat öbür dünyada ‘Cemalullah’ olsun 🤲 Azığımız, hem bu dünyada hem öbür dünyada ‘takva, güzel amel, güzel ahlak” olsun 🤲 Sofralarımız, ‘ilim sofrası‘ olsun. 🤲 Dostlarımız, bu dünyada ‘Hak dostları, öbür dünyada da ‘Peygamberler Ordusu’ olsun inşallah! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kalbimizi Karartma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Rızkımızı Daraltma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Bizi imansız bırakma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kabirde bizi bunaltma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kendi kapından başka kapı aratma. 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kendine kul, Habibine ümmet olmaktan bizi bir an bile ayırma. 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Hesapsız sabır ver. 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Azapsız kabir ver bizlere Allah’ım 🤍 Âmin

DİYARBAKIRLI HAMMAL ÖMER EFENDİ


 bloğ yazıları içinde 27 Şubat 2019,1 Mayıs 2017,16 şubat 2017 tarihli kayıtları mevcuttur.

23 Nisan 2026 Perşembe

AHİRETTE KURULACAK MİZAN

 Rivayete göre Davud a.s Rabbinden kendisine mizanı göstermesini istedi.Allah ona mizanın her kefesinin doğu ile batı arası kadar olduğunu gösterdi.Bunun üzerine Hz.Davud bayıldı.Ayıldığı vakit: " Allah'ım bunun bir kefesini iyiliklyerle kim doldurabilir? dedi. Hak teala: Ey Davud, ben kulumdan razı olursam, onu bir hurma danesi ile bile doldururum" buyurdu.  

22 Nisan 2026 Çarşamba

ALLAH ADAMLARININ VAZİFESİ

 Peygamberlerin ve Velilerin vazifesi sadece uyarmak ve nasihat etmektir.Onların görevi sağırlara işittirmek değildir.Çünkü Allah Teala, o sağırları ezelde huzurundan kovmuş , zatının civarından dünyanın aşağılıklarına tardeylemiştir.Dünya sevgisini ve şehvetlerini talep edip durmaktan dolayı onların gözleri kör, kulaklarını sağır kılmıştır.Onun için kendisiyle ikaz edildikleri şeyleri işitmezler.İşittirmek yaratılmışlara değil Allah'a aiddir.Nitekim Allah Teala : " Allah onlarda bir iyilik olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi.(Enfal 23)

HER NEFES BİR FIRSATTIR

 Şer'an, aklen ve keşfen ittifak edilmiştir ki insan için bu dünyada ve bu alyemde hasıl olmayan her kemal, onun için ölümden sonra ahiret yurdunda da hasıl olmaz. Fırsat zamanı ganimettir.Ölüm vakti ansızın geldiğinde kişi ne onu geciktirmeye ne de durumunu düzeltmeye güzç yetiremez.

Şeyh Sadi Şirazi der ki:

Ey kemik kafesi olan insan, haberin var mı?/canın bir kuştur, onun adı da nefestir.

Kuş kafesten uçunca kaydı bağı kırıldı/Artik senin çaba ve himmetinle o av geri gelmez.

Fırsatı ganimet bil, alem bir nefesten, andan ibarettir/ Alimler nezdinde bir nefes, bir alemden yeğdir

METLİ DEDE YOLU


 Fotoğraftakiler (soldan sağa sırasıyla) SITKI DEDE,METLİ DEDE(çizgili pijamalı),HÜSEYİN FİKRİ EFENDİ,MUSA ÇİFTÇİ HAZRETLERİ(şu andaki içişleri bakanımız Mustafa Çiftçi'nin babası),Seydişehir Kavlaklı köyünden Hz.Hızır'la görüşen ALİ BABA,

Hepesi dünyalarını değiştirmiştir.

21 Nisan 2026 Salı

ABDALIN AHLAKI

 Denilir ki, abdalın ahlakı on şeydir: " Göğüste selamet, malda cömertlik, doğru sözlülük, alçak gönüllü olmak, zorluklara sabretmek, yalnızlıkta ağlamak, insanlara nasihat etmek, müminlere karşı merhametli olmak, eşya hakkında güşünmek ve eşyadan ibret almak.

YARATILANLAR İÇİNDE EN GÜÇLÜ OLAN HANGİSİDİR?

 Hz. Ali r.a 'a "Yaratılanlar içinde en güçlü olan hangisidir? "! diye soruldu. " Yaratılmışların en güçlüsü sabit dağlardır. Demir ise onlardan daha güçlüdür. Çünkü onunla dağlar yerinden sökülür. Ateş ise demire galip gelir. Su ateşi söndürür. Bulutlar suyu taşır. Rüzgar bulutları sürükler. İnsan da sebat ile rüzgara üstün gelir. Uuyku, insana galib gelir. üzüntü de uykuya galib gelir. Ölüm ise bütün bunlara galip gelir." diye c evap verdi.

MELEKLERİN EDEPLERİ

 Enbiya suresi 26-27 ayeti:" Rahman(olan Allah, melekleri) evlat edindi, dediler. O, bundan münezzehtir, Bilakis(melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.

O'ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O' nun emri ile hareket ederler" 

Ayetteki işaretlerden birisi şudur ki Allah'a yakın olmak ve O'na ermek lütuf ve ihsanına erdirilen kullar, kendi nefislerinden bir şey söylemezler  ve kendi iradeleriyle bir şey yapmazlar. Bilakis konuştukları vakit Allah ile konuşurlar, sustuklarında da Allah ile sükut ederler.

20 Nisan 2026 Pazartesi

ALLAH'A SUAL SORULMAZ

 Tüm yaratılanlar Allah'ın mülküdür.Yapılan işlere kölenin aklı ermez.Mülk sahibi ne kadar bildirirse o kadar bilgi sahibidirler.Hak Teala'nın yaptıklarına itiraz etmek, Allah'ı kızdırır.İblisin başına gelenler, Harut ve Marut isimli meleklerin başına gelen musibetler Yaratılan hususundaki itirazlardır.Allah'a itiraz etmek ve O'nun sıfatları hakkında ileri geri fazla konuşmak yüzünden heva ehlinden ve sırf akılla hareket edenlerden niceleri helak olmuştur.Onlar sahabenin, tabiinin  ve tebei tabiinin peşine düşmedikleri hususların peşine düşerek derinleşmişler,zorla bu hususa düşmüşler, sonra şüpheye düşmüşler sonunda hem kendileri delalete düşmüş hem de kendilerine tabi olanları saptırmışlardır.Ehli hak, Melik ve Hak olan Allah7a fiillerinde ve yarattıklarında meydana getirdiklerine itiraz etmenin küfür olduğunda ittifak etmişlerdir.Ancak kafir, cahil ve delalette olan kimse cüret eder.Nebi sav e itiraz etmekte böyledir . Çünkü o hevasından konuşmaz.(Necm suresi 3-4)

Ebu Hüreyre şöyle demiştir."Resulullah sav i şöyle derken işittim:" Ey insanlar size haccetmek farz kılındı" Bunu nüzerine Ukkaşe b.Mihsan  kalktı ve : " Her sene mi ey Allah'ın Resulü?"dedi. Nebi sav : " Evet diyecek olsam(her yıl haccetmek size) vacib(yani farz) olurdu.Eğer bu size vacib olsaydı  sonra da onu terk etseydiniz delalete düşerdiniz.Berim (şimdiki soruda) size sustuğum gibi , siz de (beni dinlerken) sükut edin.Çünkü sizden öncekiler , çok soru sormaları ve peygamberleri ile ihtilafa düşmeleri nedeniyle helak olmuşlardır.Bunun üzerin Allah şu ayeti indirdi: "Ey iman edenler, açıklandığı zama nhoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın.Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır.Allah onları affetmiştir"(Maide 101)

Evliya ve uulemadan olan meşayıha itiraza gelince ; bööyle bir kimse hayırdan mahrum kalır.Sohbetin bereketi ve ilminin artması kesilir.Hz.Musa ve Hz.Hızır kıssası buna delalet eder.Hz.Musa'nın itirazı nedeniyle Hz.Hızırla olan birliktelik sona erdi.Onun ilminden dahafazla faydalanamnadı.

19 Nisan 2026 Pazar

MELEKLERİN TESBİHLERİ

 Melekler, tesbihlerini sonlandırarak  veya başka bir meşguliyet sebebiyle Allah7ı tesbih etmeye göz açıp kapayıncaya kadar bile ara vermezler.Çünkü onlar, insanın nefes ile, balığın su ile yaşadığı gibi Allah'ı tesbih etmekle hayat bulurlar.Yani Meleklere göre Cenab-ı Hakk7ı tesbih etmek biz insanlara nisbetle nefes almak vermek gibidir.Oturup kalkma, yeme içme , diğer davranışlarımız nefes alıp vermemize mani olmuyorsa meleklerin de fiilleri Allah'ı tesbih etmekten alıkoymaz.

Hakikat ehlinden birisi şöyle demiştir: " Allah'a muhabbetlerinin ziyadeliğinden ve mücahedelerinin yerini ilahi muhabbete bırakmasından ötürü ehlullahdan şeri mükellefiyetlerin meşakkati kalkmıştır.Çünkü onlara bu müükellefiyetlerin şerefi zahir olmuş ve onların ilahi tecelliler olduğu tezahür etmiştir.

Ancak Allahü Teala'yı tam bir muhabbet ve kamil bir müşahade den sonra kulluğun tadı mümkün olur.Çünkü, seyis sultan ile konuşmanın lezzetine eremez.Hiucab ehlinin ibadeti gevşeklik, sıkıntı ve zorluktan hali değildir.İlahi keşf ehlinin ibadeti ise onların aksinedir.Çünkü onlar için ibadet , kolayca yerine getirme bakımından başkalarına nisbetle adet gibi olmuştur.

SAMİ KİRAZOĞLU 11


BİLMİYORSANIZ, BİLENLERDEN SORUN

 Enbiya suresinin 7 nci ayetinde zikredilmiştir:"Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorun" 

Bu ayet işaret etmektedir ki Allah Teal her asırda peygamberlere tabi olan yetkin erleri ortaya çıkartır.ve onlara iilham bahşeder.Nitekim Hz.İsa zamanında ona tabi olan havarileri ortaya çıkarmış ve onlara ilham etmiştir."Hani havarilere , "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmiştim(Maide 111) 


ŞİİR VE ŞAİRLİK ÜZERİNE

 İnkarcılar Efendimiz sav hakkında "Belki de o, şairdir" kelamını etmişlerdir,Şair'e "şair" denmnesinin sebebi , zekasının ve bilgisinin inceliği sebebiyledir.Şiir aslında ince bilgi demektir.Daha sonra öörfte vezinli, kafiyeli söz için isim olmuştur.Şair de bu sanatında bu özelliği ile temaylüz eden kişidir.

İnkarcılar Efendimiz sav e attıkları bu iftira ile ne demek istemişlerdir? Kur'an ın şiir uslubü üzere olmadığı aşikardır.Belağat sahibi araplar bir yana konuşmaktan aciz yabancılar (acem) bile bilir.Onların efendimize "şair" diye iftirada bulunmalarından maksatları, onu yalancılıkla itham etmeleridir. Çünkü şiir bir nevi yalan, şair de yalancı sayılır.Hatta sahte delillere "şiir" denilir.Şiir yalanın karargahı olduğu için "şiirin en güzeli en yalan olanıdır" denilmiştir.Hikmet ehlinden birisi şöyle demiştir:" Şiiri beğenilen doğru sözlü dindar bir şair görülmemiştir.


ALLAH'IN VERDİĞİ RIZKTAN YİYİN

 Mesnevi der ki:

Allah " Allah'ın verdiği rızıktan yiyin" dedi.

Sen rızkı ekmek sandın, hikmet olduğunu anlamadın ha! 

Allah'ın verdiği rızık , insan mertebesine göre hikmettir.

O rızık sonunda boğazına durmaz, seni öldürüp mahvetmez.

Bu ağızı kapadın mı başka bir ağız açılır.

O ağız sır lokmalarını yer yutar.

Bedenini şeytan aslanından kurtarabilirsen Allah sofrasında nice nimetler yersin!

HACI FATMA SULTAN(METLİ DEDE YOLUNDAN GİDENLER)

 Seydişehirde halen yaşayan 80 yaşın üstünde  Hacı Fatma sultandan nakildir:"Hüsiyin Fikri efendiye 15 yıl hizmet etmiş.Hazret, ömrünün son on beş yılını Seydişehirde yaşamış.Hüsiyen efendiye sabah gelir akşam giderdim.O gün kendisine gelecek misafirleri maneviyatta görür "çok kalabalıkr bir ihvan geliyor, hazırlığı ona göre yap "der idi.Dediği gibi bir otobüs ihvan gelirdi, Benden sonra burası ocak olacak der idi.Benim yaşım şu an 84 . Babam bizi Konya'ya Metli sultandan ders almaya götürdü.O zaman vesaitte yoktubHayvanlara binerek gittik.Ders aldık. Sonra da Hüseyin Fikri efendi'den ders aldık.İzmirde bir oğlum var.Kışları İzmirde, yazları Seydişehirde  geçirmekteyiz.Hüseyin Fikri efendi bana bir küp bıraktı.içine su doldurdu ve suya okudu.O küpün içi sürekli doldurulur gelen geçen içer.".

MİSAFİRİNE İKRAM EDİLECEK BİR ŞEYİ OLMAYAN PEYGAMBER !

 Taha suresi 131 nci ayetinin hüzulüne sebeb olan olay pek manidardır."Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir"

EBU RAFİ nin naklettiğine göre:Efendimiz SAV in huzuruna bir misafir geldi.Evinde bir şey yoktu ki onunla misafiri ağırlasın.Beni , yahudilerden birine gönderdi ve şöyle buyurdu: "Ona de ki : Allah7ın Resulü Muuhammedin hanesine bir misafir geldi; onun yanında bir nesne yok ki onunla misafiri ağırlasın.Benim yanımda da bir şey yok ki onu misafir edeyim.Bize bir miktar un satsınve borç muamelesi eylesin.Recep hilali vakti olunca parasını göndereyim." Ben hpaberi yahudiye ulaştırdım. Yahudi: " Satmam ve veresiye vermem.Ancak bana bir şey rehin verirse o zaman başka" dedi. Ben Hazret-i Peygambere geri döndüm ve durumu haber verdim.

Hz.Peygamber sav : " Allah'a yemin olsun ki ben hem gökte hem yerde eminim.Eğer veresiye verse idi elbette onun hakkını eda ederdim."buyurdu. Kendi zırhını bana verdi ve götürüp yahudiye rehin verdim."

İşte bu ayet Peygamberimizin mübarek gönlünü teselli etmek için nazil oldu"

Bu ayet fakirler için bir teselli ve rahatlatmadır.Çünkü muhlukatın en hayırlısı olan Hz.Peygamber as ı güzel bulup beğenerek gözlerini dünyaya dikmekten men etmektedir. 

tTakva ehli alimler zalimlerin zalimlerin binalarına vefasıkların bindikleri ve giydikleri teçhizata bakmamanın vacib olduğu konusunda sert olmuşlardır..Hatta Hasan Basri hazretleri demiştir ki: "fASIKLARIN RAHVAN YÜRÜYEN ATLARININ AYAK SESLERİNE BAKMAYIN.lAKİN BU ÇÜRÜMÜŞ KİŞİLERDEN GÜNAH ZİLLETİNİN NASIL GÖRÜLDÜĞÜNE BAKIN." çÜNKÜ ONLAR BU ŞEYLERİ , İNSANLAR BAKIP GÖRSÜNLER DİYE EDİNMİİŞLERDİR.şU HALDE ONLARA İMRENEREK BAKAN KİŞİ , ONLARIN GAYELERİNE HİZMET ETMİŞ VE ONLARIN ALDANIŞLARINA ORTAK OLMUŞ OLUR.