29 Nisan 2026 Çarşamba

RESULULLAH'IN VASİSİ

 Enes b.Malik hazretlerinden rivayet edilmiştir: "Resulullah'ın sav vefatından sonra bir yahudi çıkıp geldi ve mescide girdi:"Muuhammed'in vasisi nerede?" dedi.

İnsanlar Hz.Ebubekir'i gösterdiler.Yahudi:

" Sana ancak bir peygamberin ya da peygamberin vasisinin bileceği şeylerden soracağım" dedi.Ebu Bekir r.a:" İstediğini sor" dedi.Yahudi;

" Allah'ın bilmediği, Allah'ın olmayan ve Allah katında bulunmayan şeyleri haber ver." dedi. Hz.Ebubekir r.a:

"Bu zındıkların sözüdür." dedi.O ve müslümanlar adamın üstüne yürüyüp vurmaya niyet etmişlerdi ki İbni Abbas  şöyle dedi:"Dama insaflı davranmadınız.Cevabınız var ise söyleyin yoksa onu kendisine cevap verecek bir kimseye gönderin. Resullullah sav Hz.Ali r.a için "ALLAH'IM , ONUN KALBİNİ TEYİD ET VE LİSANINI SABİT KIL"diye dua ederkten işittim

Ebu Bekir ve barberlerindekiler kalkıp Hz.Ali'nin yanına vardılar. Olanları ona anlattılar.Hz.Ali şöyle dedi:

" Allah'ın bilmediği şey, ey yahudi topluluğu , o sizin "Uzeyr Allah'ın oğludur"(Tevbe 30) demenizdir.Allah kendisinin bir oğlu olduğunu bilmez.Allah'ın olmayan şey, O'nun ortağının olmamasıdır.Allah katında bulunmayan şey ise Allah katında zulüm ve acziyetin olmamasıdır"

Bunun üzerine Yahudi " Ben şahitlik ederim  ki Allah'dan başka ilah yoktur ve sen Rasulullah'ın vasisisin" dedi. Müslümanlarda bu duruma sevindiler

MUSA ÇALIŞ HAZRETLERİNDEN

 Metli Sultan'ın  yolunu devam ettirenlerden kONYA kARAMANDA yaşayan Musa Çalış hazretlerinden nakildir: " İhvanlarla toplandık, Metli Sultan'a gittik.Hazret bize kağıt kalem verdihadi bakalım bana yazın ne yazacaksanız dedi.Herkes birşeyler yazdı ben yazamadım.Sadece içimden iki satır cümleler geçti:sıfatında gördüm hak.senden başka kapı yok.Sultan herkesin yazdığını okudu sonra size bir hikaye anlatacağım.Zamanın birinde bir padişah varmış,ermiş biri imiş.Halka "Bana bir şiir yazın" dedi.Halk yazmış içlerinden biri yazamamış,şöyle demiş kalbinden "Sıfatında gördüm hak senden başka kapı yok."dedi.kazanan oldu

DİNDE AŞIRILIK

 Bazıları derki: Senedi açıkca ortaya çıktıktan sonra sünnette glen bir şeyi araştırıp incelemek, araştıran kimseyi dinde aşırı derine ve ileri gitmeyesürükler.Çünkü bu, ümmetten kendilerine verilen parlak bir zihin ve tenkit edici mizac verilmeyen çokları için delaletin anahtarıdır.Geçmiş ümmetler ancak uzun uzadıya münakaşaları ve çok dedikodu ile helak olmuşlardır.Sünnetten sabit olan şeylere sıkı sıkıya sarılmak, onlarla amel etmek,onlara başkalarını davet etmek, onlarla hükmetmek,ehli bidatin sözlerine kulak vermemek onlara da sözlerini dinlemeye de meyletmemektir.Çünük bunların hepsi şeran yasaklanmış ve haklarında şiddetli tehdid varit olmuştur. "Tabiat çok cezbedici dir, beraberlik müessirdir ve hastalıklar bulaşıcıdır"demişlerdir.

Bidat ve heva ehlinin sözü buzağının bögürmesi gibidir.Samkiri bsu böğürme ile yoldan çıktığı ve İsrailoğullarından bir çok kimseyi yoldan çıkardığı gibi , onun hükmünde olan her kesde böyledir.Sahih ilimler olduğu zannı ile kendi vehim  ve hayallerine aldanır vehim sahiplerini de onlara davet eder ve onları yoldan çıkartır.Sahih bir ilmi ve sarih bir keşfi olan kimse ise onun aksidir.O cahillerin sözüne iltifat etmez, harikulade/alışılmışın dışında olan şeylere meyletmez.Musanın dininde sabit olan kimseler buzağının böğürtüsüne aldanmadılar ve onu Allah Teala'dan bir imtihan  olduğunu bildiler.

ZULÜM

 Merfu bir rivayette şöyle buyrulmuştur: " Allah Teala buyurur ki : " Ben zulmü kendime haram kıldım. Onu kullarıma da haram kıldım.O halde birbirlerine zulumde bulunmasınlar"

Kimin zulüm ve saldırganlığı artarsa helakı vefenası yakın olur derler.İinsanların en şerlisi zalime yardım eden ve mazlumu yardımsız bırakandır.

28 Nisan 2026 Salı

İNSANIN KEMALİ HAKİKİ İLİMLERLEDİR

 Denilmiştir ki inisanın kemali hakiki ilimlerdedir.Bunlar ise dörttür: Birincisi , nefsi ve onunla ilgili şeyleri bilmek/marifet. İkincisi, Alla hTeala'yı ve O'nunla ilgili şeyleri tanımak/marifet. Üçüncsü dünyayı  ve onunla ilgili şeyleri marifet. Dördüncüsü ahireti ve onunla ilgili şeyleri marifet.

Salike gereken ıyan mertebesine ulaşmak için gayret etmektir.Bu ise kamil bir mürşidin seyrü sülukundan geçirmesi ile olur.Çünkü ondan başkasına tabi olmak menzile ulaştırmaz.

Molla Cami der ki:

Hakikat Kabesine doğru gitmek istersen, Yolunu kaybetmiş mukallidin peşinden gitme.

Iyan mertebesine ulaşınca kitapları yıkayıp suya vermek gerekir. Çünkü medlule ulaştıktan sonra delile ihtiyaç duyulmaz.

Mesnevi de der ki:

Gökyüzü damlarına çıktığında merdiven aramak artık hoş olmaz.Berrak ve saf olan bir aynayı cilalayıp parlatmaya çalışmak cahilliktir.Sultanın huzurunda kabul görüp güzelce oturmuşken, Mektup ve elçi aramak cahilliktir.

Bu makamda halk ile cedel sona erer.Çünkü hakiki ilimden sonra kavga/tartışma , şeytanın giremeyeceği zat aleminde konakladıktan sonra siyah ve beyaz şeytana tabi olmak yoktur. Orası sinsi vesvesecinin şerrinden emniyette olan bir makamdır. ŞYu halde akıllı kimseye gereken , nefsi tezkiye ve boş düşünceleri söküp atmak için gece gündüz çalışmaktır.Bu, en büyük cihaddır, çünkü sakınılması zor olan batıni düşmanlardandır. 

İNSAN ŞEYTANI - CİN ŞEYTANI

 Cinlerden olan şeytan kişiyi vesveselerle , hoş göstererek ve şüphe sokarak saptırırİnsanlardan olan şeytan ise öldükten sonra dirilmeyi inkar eden; vehim,hayal ve tabiatın zuulmeti kirlerine bulaşmış akılların ileri sürdüğü akli delillerle istidlalde bulunan heva ve bidat ehlinin , filozof ve zındıkların mezheplerine düşürerek kişiyi yoldan çıkarır.Onların şüphelerini delil sayar ve akidelerine sarılır. Sonunda onlardan biri olur ve onlardan sayılır. Nitekim Allah Teala "İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır"(Maide 51)

SARHOŞLUK

 Sarhoşluk kişi ile aklı arasında arız olan bir haldir.Çoğunlukla şarap hakkında kullanılır.Öfkeden ve aşktan meydana geldiği de olur.

Sarhoşluğun türlü şekilleri vardır: Gaflet ve isyan şarabından , dünya ve şehvetlerinin sevgisinden , bol nimetler içinde yaşmaktan, ilmin lezzetinden , şevkten , muuhabbetten, vuslattan,marifetten,muhib ve mahbub(seven ve sevilen) olmaktan ileri gelen sarhoşluk gibi.

26 Nisan 2026 Pazar

CENNET TÜM ARZULARIN KARŞILIĞIDIR

 Kalblerin bir arzusu , ruhların bir arzusu ve nefislerin bir arzusu vardır.Allah onlar için bunların hepsinicennette bir araya getirir.Ruhların arzusu kurb/yakınlık, kalblerin arzusu müşahede , nefislerin arzusu rahatlık,yeme içme ve ziynet lezzetidir

İNSANLARIN BİRLİĞİNİN BOZULMASI

 Enbiya suresi 93 ayetinde buyrulmaktadır: "(insanlar) kendi aralarında ( din ve devlet) işlerinin birliğini bozdular.Halbuki hepsi bize dönecekler. 

Her topluluk dinin bir bölümüne sarıldı, dinlerini parça parça edince sanki onlar birbirlerine lanet eden ve birbirlerinden uzaklaşan farklı guruplar haline geldiler.Geçmiş ümmetler , dinlerine dair olan işlerde kendi aralarında ayrıldılar. Yani Yahudiler ve hırıstiyanla rgibi fırka fırka oldular ve her biri diğerini tekfir etti.Halbuki tüm fırkalar Allah7a döndürülecekler.

HZ.İSANIN BOYA KÜPÜ

 Hz.Meryem, bir gün Hz.İsa'yı alıp bir boyacıya götürdü ve : " Bu çüocuğu al ve ona sanatından bir şeyler öğret" dedi.Adam çocuğu annesinden teslim aldı ve : " Eş çocuk, senin adın nedir?" diye sordu.O da: " Benim adım Meryem oğlu İsa'dır " dedi.

İsa , şu testiyi al ve şu fıçıları nehirden doldur" dedi.Hz.İisa denileni yaptı. Boyacı ona elbiseleri verdi ve " Her rengi uuygun olan elbise ile fıcıya koy " dedi.Sonra boyacı onu bıraktı evine gitti.İsa a.s bütün elbiseleri alıp bir fıçıya doldurdu. Üzerine de boyaların hepsini döktü.Sonra annesinin yanına gitti.Ertesi gün işinin başına geldi. Biraz sonra da boyacı geldi.Gördü ki bütün elbiseler aynı fıçıya doldurulmuş boyalar da üstlerine dökülmüş.Bunu nüzerine boyacı Hz.İsa'ya kızarak " Hem beni , hm de insanların elbisesini mahvettin" dedi. İsa a.s ona : Dinin nedir? diye sordu. Adam "YLahudiyim" dedi.Hz.İsa: " Şu halde , Allah'dan başka ilah yoktur ve İsa ruhullahtır" de sonra elini fıçının içine sok.Oradan çıkardığın her elbise , sahibinin istediği renkte olacaktır" dedi.Allah o adama hidayet verdi, kendisine söyleneni yaptıve hakikaten iş, İsa a.s ın dediği gibi oldu

UYKUDA KORKUTULANLAR İÇİN

 Halid B.Velid şöyle rivayet etmiştir."Ey Allah'ın Resulü, ben uykumda korkutuluyorum" dedi.Resulullah ona:

EUZÜ Bİ KELİMATİLLAHİ TAAMMETİMİN GADABİHİ VE İGABİHİ VE ŞERRİ IBADİHİ VE MİN HEMAZATİŞ ŞEYATINİEN TAHDURUNİ

( ALLAH'IN GAZABINA UĞRAMAKTAN, O'NUN CEZASINDAN, KULLARININ ŞERRİNDEN VE BANA GELMELERİNDEN ALLAH'IN TAM KELİMELERİNE SIĞINIRIM" DE "buyurdu

DÖRT BELANIN ŞİFASI

 Cafer b.Muhammed şöyle demiştir: " Şu dört bela ile karşılaşanbir kimse nasıl şu dört şeyden gafil olur şaşarım:

1- Bir sıkıntısı, kederi olan kimsenin nasıl olup ta:"Senden başka ilah yoktur.Seni tenzih ederim.Gerçekten ben zalimlerden oldum" (LA İLAHE İLLA ENTE SÜPHANEKE İNNİ KÜNTÜ MİNEZZALİMİN)dememesine şaşarım.Çünkü Allah Teala : "Bunun üzerine onun duasını kabul ettik ve onu kederden kurtardık.İşte biz müminleri böyle kurtarırız"(Enbiya 88) 

2-Bir kötülüğe maruz kalmaktan korkan kimsenin nasıl olup ta;"Allah bana yeter.O ne güzel vekildir(Ali imran 73) demediğine şaşarım.Çünkü Allah Teala: " Bunun üzerine kendilerine hiçbir fenalık dokunmadan , Allah'ın nimet ve keremiyle geri geldiler (Ali imran 174)

3-) İnsanların mekrinden/kendisine tuzak kurmaktan korkan kimsenin nasıl olur da: Ben işimi Allah'a barıkıyorum.Şüphesiz Allah kulları görür"(Mümin 44) demediğine şaşarım.Çünkü Allah Teala "Allah onu onların kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu"Mümin 45) buyurmaktadır.

4- Cennete girmeyi ümit eden kimsenin nasıl olup ta: "Maşaallah, kuvvet yalnız Allah'ındır"(Kehf 39) demediğine şaşarım.Çünkü Allah Teala "Belki Rabb'im bana , senin bağından daha iyisini verir"(Kehf 40) buyurmaktadır.

ZÜLKİFL PEYGAMBER

 ELKİFLÜ kelimesi kefalet anlamınadır.Zülkifl , kefalet sahibi demektir.Allah Tela, israiloğullarına gönderilen bir peygamberlerden birine :"Ben senin ruhunu kabzetmek istiyorum.Mülkünü İsrailoğullarına arz et.Bak bakalım kim hiç bıkmadan gece namazı kılmayı, gündüz oruç tutup iftar etmemeyi ,insanlar arasında öfkelenmeden adaletle hükmetmeyi tekeffül edersemülkünü ona teslim et" diye vahyetti.O da öyle yaptı.Bir genç bunları yerine getirmeyi tekefffül ederim dedi ve kefil oldu.Dediğini de tam olarak yaptı.Bunun üzerine Allah Teala  ona peygamberlik verdi ve onu ZÜLKİFL diye isimlendirdi.

EYYÜB PEYGAMBERİN ÇİLESİ

 Hazret-i Eyyubün yedi oğlu ve yedi kızı var idi.Malı ve ailesi çok idi.Hak Teala onu Harran halkına peygamber olarak gönderdi.İblis bunu kıskandı ve Hak teala'ya şöyle niyaz etti: " İlahi! Senin kulun sıhhat ve afiyet içindedir., maişet bolluğunda yaşıyor.Malı çok ve ulu saygın çocukları var.Eğer ondan mal ve evladı alır , bela ve sıkıntıya müptela kılarsan , hemen senden yüz çevirirve küfranı nimet yolunu seçer"." Hak teala " Gerçek senin dediğin gibi değildir.O, makbul bir kulumuzdur. Eğer bin defa bela ve musibet potasında eritsem, kinsiz garazsız tam ayar olarak çıkar" buyurdu

Hak teala,Hz.Eyyub üzerine bela ve musibetler gönderdi.Develeri yıldırımlar nedeniyle telef oldu.Koyunları sel yüzünden yokluk girdabına düştü.Ekinleri rüzgarla mahvoldu.Çocukları duvar altında kalıp helak oldu.Mübarek bedenini yaralar kapladı, hanımı dışında herkes ondan kaçtı.

Peygamberler içinde Eyyub a.s mal,çocuk,ve beden ile imtihan olunmakla İbrahim a.s ın bir benzeri idi.Büyüklerden birisi şöyle demiştir:Eyyub'un müptela olduğu imtihanı ondan önce yetmiş nebi istedi. Allah ise ancak Eyyub'u tercih etti.

Eyyub peygamber bedeni hasta olarak yedi sene, yedi ay,yedi günyedi saat hasta yattı.Bir gün hanımı Yusuf oğlu Efrayim'in kızı Rahme ona: " Keşke Allah'a dua etsen" dedi.Bunun üzerine Hz.Eyyub:" (bu hastalıktan önceki) bolluk ve rahatlık zamanımız ne kadar dı?"  diye sordu.Hanımı "Seksen sene idi" dedi. Eyyub a.s " Hastalıkla imtihan olunduğum süre bolluk ve rahatlık içinde yaşadığım müddet kadar olmadıkça Allah'a dua edip sıhhat talep etmekten utanırım" diye cevap verdi.

Her seher vakti Cenab-ı Hakk'dan Eyyub a.s a şu güzel hitap erişirdi: " Ey Eyyub nasılsın?" .Eyyub a.s bu sualden hasıl olan zevk ve şevk ile bela dağını can ve başla çeker idi.O hastalıkla kalbi ve gönlü hoş idi.

Nihayet hastalıkla sınanması bititğinde Allah ona dua etmesini ilham etti."Başıma bu dert geldi.Sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye dua etti."Kendisinden dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradına , ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik" denildi.(Enbiya suresi 84)Ayağını yere vurdu bir su kaynadıonunla yıkandığında bütün yaraları iyileştiSonra ayağını tekrar yere vurdu oradan da bir pınar fışkırdı ondan içtiğii vakit hastalıktan eser kalmadı.Sıhhatine kavuştu gençliği ve güzelliği geri geldi.

İbni Abbas dan rivayet edildiğine göre Hak Teala, Hz.Eyyub'un hanımına gençliğini geri verdi , kendisi yirmialtı çocuk doğurdu.Allah Teala ona mallarını geri verdi.Hz.Eyyub yoksullara merhamet eder, yetimlere ve dullara kefil olur, misafire ikram eder ve yolcuları gidecekleri yere ulaştırırdı. 

BÜTÜN PEYGAMBERLER MESLEK SAHİBİDİRLER

 Bütün peygamberler mutlaka bir meslek edinmişler ve kendi kazandıkları ile geçinmişlerdir.İDRİS peygamber terzi idi.Efendimiz sav in evinde ekesriye yaptığı iş , dikiş dikmek idi.Bir hadiste şöyle buyurmuştur:"Erkeklerin iyilerin işi terziliktir.Kadınların iyilerinin işi ise iplik eğirmektir." .NUH peygamber marangoz idi.İBRAHİM peygamber kumaş tüccarı idi. DAVUD peygamber zırh örer idi.ADEM peygamber çiftci idi.SÜLEYMAN peiygamber zembil örer idi.MUSA, ŞUAYP, Efendimiz SAV çobanlık yaptılar.Peygamberimiz, nübüvvetten önce ücret ile çobanlık yaptılar."Çobanlık yapmayan nebi yoktur" buyurmuştur.Bu konuda Hak Teala'nın hikmetlerinden birisi de şudur: "Bir kimse, hayvanların en zayıfı olan koyunlara çobanlık yaptığı vakit kalbine, merhamet ve iyilik yapma duuygusu yeerleşir.Buradan insanları gütmeye/ yönetmeğe intikal ettiği zaman ilk olarak insanın tabiatında olan sertlik ve zulümden uzak durur.Her halükarda mutedil davranır.

SALİH peygamber kilim dokur idi.İSA peygamber ayakkabı diker,tamir eder idi.

HAFIZ ŞİRAZİ

 MEDRESENİN FAKİHİ DÜN SARHOŞTU VE BİR FETVA VERDİ:

ŞARAP HARAMDIR, LAKİN VAKIF MALI YEMEKTEN YEĞDİR

"Lakin...yeğdir" sözünün fetva veren kimsenin değil Hafız'ın sözü olmasıdır.Yani fakih, gaflet, dünya sevgisi ve medresenin malına itimat şarabıyla sarhoştu.  Bu yüzden de aşk ehlinin halini inkar etti.ve onların şarabı olan aşkı haram saydı.Lakin iş onun dediği gibi değildir.Çünkü o vakıf malına uzanmaktan evladır.Yani muhakkak sufilerin sahip oldukları aşk ve tam tevekkül, zühdden ve vakıf malı yemekten efdaldir. Oysa asrın fakihleri ve alimleri zühde veya  vakıf malına rağbet etmişlerdir.Şu halde beyitteki red ve inkar, tevekkül ehli aşığa değil , vakıf malına itimat eden fakihedir.     

DAĞLAR VE TENHA YERLER

 Ruzbihan Bakli hazretleri der ki:Davud a.s Allah'ı zikretmek ve O'nunla ünsiyet için daima tenha yerler arardı.Bu maksatla dağlara çıkardı.Çünkü dağlar, Allah'ın kudret nuru ile dolu , hadis varlıkların yapılarından arınmış , yaratıldıkları gibi saf yerlerdir.Davud a.s tesbih edince dağlar ve kuşlar Hakk7ın fiilinin nuruyla tesbih ederdi.Çünkü O'nun azametinin kuvvetive kibriyasının/büyüklüğünün muru Davud a.s 'a hakim olmuştu.

Muhammed b. Ali r.a şöyle demiştir:Allah Teala dağları, meczubların teselli yeri , kederlilerin ünsiyet mekanı kılmıştır.Dağlarda olan ünsiyet , yaratılmışların yapılarının onlarda bulunmamasındandır.Onlar , Halık'ın yarattığı hal üzere kalmışlardır.Oralarda yaratılmışların eseri yoktur.Oralardaki eserler, değiştirilip dönüştürülmemiş hakiki sanatın eserleridir."

DİRHEMİN KULU HELAK OLSUN

 Efendimiz sav in bir hadisidir:"Dirhemin kulu helak olsun, dinarın kulu helak olsun

Yahyu b.Muaz şöyle demiştir:"İnsanlar üç sınıftır: Ahireti, kendisini dünyalık maişetten alıkoyan kimse, dünya maişeti , kendisini ahiretinden alıkoyan kimse ve bunların her ikisi ile de meşgul olan kimse.Bunlardan birincisi abidlerin, ikincisi helak olanların, üçüncüsü ise kendisini tehlikeye atanların derecesidir"

Mesnevi de denmiştir:

İnsanın her işte eli vardır,Fakat ondan beklenen hizmet ve ibadettir.

Böylece o ayna cilalanır, ibadetle gönle bir arınma gelir.

Çabala, nurun parlaklaşsın, süluk ve hizmetin kolay gelsin.

Bağı çöz, hür ol ey oğul,Daha ne kadar gümüş ve altının derdindeolacaksın?

Hakkı görmek nasibi olanın gözünde  Bu dünya murdardır.

Doğan beyaz ve benzersiz olsa da Avı fare olduğunda aşağılıktır.

ALLAH VERGİSİ OLAN ŞEYLER

 Hak Teala Kur'an'ı Keriminde "O'na İshak'ı verdik" buyruğu, evladın kulun kesbiyle olmadığına Hak vergisi olduğuna işarettir. "Hepsini de salip insanlar yaptık" buyruğu da salih olmanın da Hakk7ın vergisi cümlesinden olduğuna işarettir.Hakiki manada "Salihlik", ilahi feyzi kabule fıtratan hüsn-i istidad sahibi olmaktır."Onları emrimizle önderler yaptık" cümlesi, önderliğin de Allah vergisi olduğuna , önder olan kimsenin eğer yol gösterme ehliyeti varsa tabiat ve heva ile değil, Allah'ın emri ile yol göstermesi gerektiğine işaret vardır."Onlara hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik" ifadesi , bu muamelelerin insandan ancak peygambere gelen vahiy ve evliyaya bahşedilen ilhamla sadır olacağına ve insan nefsinin daima kötülüğü emredici olduğuna işarettir" 

25 Nisan 2026 Cumartesi

YALAN SÖYLEMEK

 Şeyh İzzeddin b. Abdüsselam şöyle der: " Söz maksatları anlatmanın vasıtasıdır.Hem yalan ile hem doğru ile ulaşması mümkün olan hayırlı bir maksada uulaşmak için yalan söylemek haramdır.Hayırlı maksada ulaşmak doğru ile değil de sadce yalanla mümkünse , bu takdirde eğer bu hedefi elde etmek mübahsa yalan söylemek de mübahtır.Eğer maksudun elde edilmesi mutlaka gerekli/zorunlu ise yalan da vacib olur. 


KURAN'A SAYGI

 Kur'an'a saygı hem mushafa,hem içindeki hükümlere saygı olduğu gibi, canlı Kur'an olan İnsan'ı Kamil7e saygıdır.Bunlarda noksanlık olursa maksat hasıl olmaz.

Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi hazretlerinin bir misafuirlik esnasında yatacağı odanın duvarında asılı bir Kur'an nüshası bulunması nedeniyle odada ayaklarını uzatıp uyumayı edebe uygun görmeyip sabaha kadar ayakta durması hikayesi anlatılır.Bu saygıdan dolayı sulbünden gelenlere 600 yıllık bir saltanat bahşedilmiştir.Mushaf'ın içindeki hükümlerin en başında gelen Adalete riayet etmek devletin ömrünü ziyade etmiştir.Hocanın atının ayaklarından sıçrayan çamurların kaftanına sıçramasına ses çıkarmayıp, çamurlu kaftan ile kabire gömülmesini istemek ise Allah adamlarına gösterilen değer olup peygamber varislerine tabi olmak ve onunla övünmek ile devletin iihtişamı taçlanmıştır.

Allah kelamını gözetip ona riayet etmek, mutlak olarak suri/zahiri ya da manevi saltanata sebebtir. Zira o mübarek bir zikirdir.Allah kelamını gözetmeyi ve ona riayet etmeyi terk etmek, kişinin kuvvetinin azalmasına , hatta kendisinin zevaline sebeb olur

MİZAN KİM İÇİNDİR?

 Mizan sırat üzerindedir, hesap sorulmasına bağlıdır.Hesapsız olarak cennete girenlere mizan yoktur.Mizan, ancak(salih ve kötü amelleri) birbirine karıştıran müminleredir.

Müşrikler nakkında Hak Teala şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü onlar için bir terazi kurmayız" (Kehf 105) Yani onlara hiç kıymet verilmez ve amelleri tartılmaz.Onlar ve onlar gibi Allah'a karşı böbürlenip de amelleri boşa çıkanlara değer verilmez. Çünkü , Allah'a ortak koşanların iyi amelleri de boşa çıkmış,heba olmuştur. Dolayısıyla onların şerlerine karxşı teraziye konulacak iyi amelleri yokturBu yüzden onlar için mizan kurulmaz.

İmam Gazzali şöyle demiştir: "Mizan haktır.Bu şöyle olacaktır:Allah Teala , katındaki derecelerine göre amel defterlerinde bir ölçü /tartı ihdas eder.Böylelikle kulların amelleri kendilerine malum olur.Böylece cezalandırmadaki ilahi adalet , affetmedeki Allah7ın fazlı ve O'nun iyiliklere kat kat fazlasıyla sevab verdiği ortayaçıkar"

24 Nisan 2026 Cuma

HACIVEYİSZADE MUSTAFA EFENDİNİN DUASI

 Merhum HACI VEYİSZADE MUSTAFA EFENDİ’NİN UNUTULMAZ DUASI 


Yastığım seccade olsun, uykum namaz kılsın, soluğum zikir çeksin Allah’ım Ayağımdan başıma, doğduğumdan bu yaşıma bütün günahlarıma tövbe yâ Rabbi! 🤲 Öleceğime bütün kalbimle inanıyorum Azrail‘i karşıma güler yüzle çıkar yâ Rabbi! 🤲 Gözümün ışığını, beynimin dimağını elimin, kolumun, ayaklarımın direncini, tüm vücudumun güç ve kuvvetini elimden alma yâ Rabbi! 🤲 Bakışım ibâdet, sükûtum tefekkür olsun. Konuşmam zikir yapsın Göz açıp kapayıncaya kadar bizi nefsin elinde bırakma yâ Rabbi! 🤲 Her nefeste dilimi zikirden, kalbimi şükürden, beynimi fikirden ayırma yâ Rabbi! 🤲 Aileme kötülük yapmak isteyenlere mani ol Allah’ım 🤲 #Allah ’ım, günahlarını affettiğin sıddıklardan eyle Onların sohbetlerine, zikirlerine ilhak eyle yâ Rabbi! 🤲 Yeni doğmuş sübyan gibi karşına çıkarmayı nasip eyle! Bizleri salih kulların arasına katıver. Defterimin kapanmayacağı hayırlar yapmayı nasip et Naim cennetinin vârislerinden eyle. Annemi ve babamı affet Kabirde yüzümü kara çıkarma yâ Rabbi! 🤲 İçtiğimiz, bu dünyada ‘ Zemzem ’, öbür dünyada ‘Kevser’ olsun 🤲 Geçtiğimiz, bu dünyada ‘doğru yol’, öbür dünyada ‘Sırat’ olsun 🤲 Aldığımız, bu dünyada ‘güzel âhlâk öbür dünyada ‘nurlu berat’ olsun. 🤲 Girdiğimiz, bu dünyada ‘Mekke-Medine’, öbür dünyada ‘Cennetü’l âlâ’ olsun 🤲 Gördüğümüz, bu dünyada ‘Beytullah, Ravza-i Mutahhara, Mina, Arafat öbür dünyada ‘Cemalullah’ olsun 🤲 Azığımız, hem bu dünyada hem öbür dünyada ‘takva, güzel amel, güzel ahlak” olsun 🤲 Sofralarımız, ‘ilim sofrası‘ olsun. 🤲 Dostlarımız, bu dünyada ‘Hak dostları, öbür dünyada da ‘Peygamberler Ordusu’ olsun inşallah! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kalbimizi Karartma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Rızkımızı Daraltma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Bizi imansız bırakma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kabirde bizi bunaltma! 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kendi kapından başka kapı aratma. 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Kendine kul, Habibine ümmet olmaktan bizi bir an bile ayırma. 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Hesapsız sabır ver. 🌿 Lâ İlâhe İllâllah. Azapsız kabir ver bizlere Allah’ım 🤍 Âmin

DİYARBAKIRLI HAMMAL ÖMER EFENDİ


 bloğ yazıları içinde 27 Şubat 2019,1 Mayıs 2017,16 şubat 2017 tarihli kayıtları mevcuttur.

23 Nisan 2026 Perşembe

AHİRETTE KURULACAK MİZAN

 Rivayete göre Davud a.s Rabbinden kendisine mizanı göstermesini istedi.Allah ona mizanın her kefesinin doğu ile batı arası kadar olduğunu gösterdi.Bunun üzerine Hz.Davud bayıldı.Ayıldığı vakit: " Allah'ım bunun bir kefesini iyiliklyerle kim doldurabilir? dedi. Hak teala: Ey Davud, ben kulumdan razı olursam, onu bir hurma danesi ile bile doldururum" buyurdu.  

22 Nisan 2026 Çarşamba

ALLAH ADAMLARININ VAZİFESİ

 Peygamberlerin ve Velilerin vazifesi sadece uyarmak ve nasihat etmektir.Onların görevi sağırlara işittirmek değildir.Çünkü Allah Teala, o sağırları ezelde huzurundan kovmuş , zatının civarından dünyanın aşağılıklarına tardeylemiştir.Dünya sevgisini ve şehvetlerini talep edip durmaktan dolayı onların gözleri kör, kulaklarını sağır kılmıştır.Onun için kendisiyle ikaz edildikleri şeyleri işitmezler.İşittirmek yaratılmışlara değil Allah'a aiddir.Nitekim Allah Teala : " Allah onlarda bir iyilik olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi.(Enfal 23)

HER NEFES BİR FIRSATTIR

 Şer'an, aklen ve keşfen ittifak edilmiştir ki insan için bu dünyada ve bu alyemde hasıl olmayan her kemal, onun için ölümden sonra ahiret yurdunda da hasıl olmaz. Fırsat zamanı ganimettir.Ölüm vakti ansızın geldiğinde kişi ne onu geciktirmeye ne de durumunu düzeltmeye güzç yetiremez.

Şeyh Sadi Şirazi der ki:

Ey kemik kafesi olan insan, haberin var mı?/canın bir kuştur, onun adı da nefestir.

Kuş kafesten uçunca kaydı bağı kırıldı/Artik senin çaba ve himmetinle o av geri gelmez.

Fırsatı ganimet bil, alem bir nefesten, andan ibarettir/ Alimler nezdinde bir nefes, bir alemden yeğdir

METLİ DEDE YOLU


 Fotoğraftakiler (soldan sağa sırasıyla) SITKI DEDE,METLİ DEDE(çizgili pijamalı),HÜSEYİN FİKRİ EFENDİ,MUSA ÇİFTÇİ HAZRETLERİ(şu andaki içişleri bakanımız Mustafa Çiftçi'nin babası),Seydişehir Kavlaklı köyünden Hz.Hızır'la görüşen ALİ BABA,

Hepesi dünyalarını değiştirmiştir.

21 Nisan 2026 Salı

ABDALIN AHLAKI

 Denilir ki, abdalın ahlakı on şeydir: " Göğüste selamet, malda cömertlik, doğru sözlülük, alçak gönüllü olmak, zorluklara sabretmek, yalnızlıkta ağlamak, insanlara nasihat etmek, müminlere karşı merhametli olmak, eşya hakkında güşünmek ve eşyadan ibret almak.

YARATILANLAR İÇİNDE EN GÜÇLÜ OLAN HANGİSİDİR?

 Hz. Ali r.a 'a "Yaratılanlar içinde en güçlü olan hangisidir? "! diye soruldu. " Yaratılmışların en güçlüsü sabit dağlardır. Demir ise onlardan daha güçlüdür. Çünkü onunla dağlar yerinden sökülür. Ateş ise demire galip gelir. Su ateşi söndürür. Bulutlar suyu taşır. Rüzgar bulutları sürükler. İnsan da sebat ile rüzgara üstün gelir. Uuyku, insana galib gelir. üzüntü de uykuya galib gelir. Ölüm ise bütün bunlara galip gelir." diye c evap verdi.

MELEKLERİN EDEPLERİ

 Enbiya suresi 26-27 ayeti:" Rahman(olan Allah, melekleri) evlat edindi, dediler. O, bundan münezzehtir, Bilakis(melekler), lütuf ve ihsana mazhar olmuş kullardır.

O'ndan (emir almazdan) önce konuşmazlar; onlar, sadece O' nun emri ile hareket ederler" 

Ayetteki işaretlerden birisi şudur ki Allah'a yakın olmak ve O'na ermek lütuf ve ihsanına erdirilen kullar, kendi nefislerinden bir şey söylemezler  ve kendi iradeleriyle bir şey yapmazlar. Bilakis konuştukları vakit Allah ile konuşurlar, sustuklarında da Allah ile sükut ederler.

20 Nisan 2026 Pazartesi

ALLAH'A SUAL SORULMAZ

 Tüm yaratılanlar Allah'ın mülküdür.Yapılan işlere kölenin aklı ermez.Mülk sahibi ne kadar bildirirse o kadar bilgi sahibidirler.Hak Teala'nın yaptıklarına itiraz etmek, Allah'ı kızdırır.İblisin başına gelenler, Harut ve Marut isimli meleklerin başına gelen musibetler Yaratılan hususundaki itirazlardır.Allah'a itiraz etmek ve O'nun sıfatları hakkında ileri geri fazla konuşmak yüzünden heva ehlinden ve sırf akılla hareket edenlerden niceleri helak olmuştur.Onlar sahabenin, tabiinin  ve tebei tabiinin peşine düşmedikleri hususların peşine düşerek derinleşmişler,zorla bu hususa düşmüşler, sonra şüpheye düşmüşler sonunda hem kendileri delalete düşmüş hem de kendilerine tabi olanları saptırmışlardır.Ehli hak, Melik ve Hak olan Allah7a fiillerinde ve yarattıklarında meydana getirdiklerine itiraz etmenin küfür olduğunda ittifak etmişlerdir.Ancak kafir, cahil ve delalette olan kimse cüret eder.Nebi sav e itiraz etmekte böyledir . Çünkü o hevasından konuşmaz.(Necm suresi 3-4)

Ebu Hüreyre şöyle demiştir."Resulullah sav i şöyle derken işittim:" Ey insanlar size haccetmek farz kılındı" Bunu nüzerine Ukkaşe b.Mihsan  kalktı ve : " Her sene mi ey Allah'ın Resulü?"dedi. Nebi sav : " Evet diyecek olsam(her yıl haccetmek size) vacib(yani farz) olurdu.Eğer bu size vacib olsaydı  sonra da onu terk etseydiniz delalete düşerdiniz.Berim (şimdiki soruda) size sustuğum gibi , siz de (beni dinlerken) sükut edin.Çünkü sizden öncekiler , çok soru sormaları ve peygamberleri ile ihtilafa düşmeleri nedeniyle helak olmuşlardır.Bunun üzerin Allah şu ayeti indirdi: "Ey iman edenler, açıklandığı zama nhoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın.Eğer Kur'an indirilirken onları sorarsanız, size açıklanır.Allah onları affetmiştir"(Maide 101)

Evliya ve uulemadan olan meşayıha itiraza gelince ; bööyle bir kimse hayırdan mahrum kalır.Sohbetin bereketi ve ilminin artması kesilir.Hz.Musa ve Hz.Hızır kıssası buna delalet eder.Hz.Musa'nın itirazı nedeniyle Hz.Hızırla olan birliktelik sona erdi.Onun ilminden dahafazla faydalanamnadı.

19 Nisan 2026 Pazar

MELEKLERİN TESBİHLERİ

 Melekler, tesbihlerini sonlandırarak  veya başka bir meşguliyet sebebiyle Allah7ı tesbih etmeye göz açıp kapayıncaya kadar bile ara vermezler.Çünkü onlar, insanın nefes ile, balığın su ile yaşadığı gibi Allah'ı tesbih etmekle hayat bulurlar.Yani Meleklere göre Cenab-ı Hakk7ı tesbih etmek biz insanlara nisbetle nefes almak vermek gibidir.Oturup kalkma, yeme içme , diğer davranışlarımız nefes alıp vermemize mani olmuyorsa meleklerin de fiilleri Allah'ı tesbih etmekten alıkoymaz.

Hakikat ehlinden birisi şöyle demiştir: " Allah'a muhabbetlerinin ziyadeliğinden ve mücahedelerinin yerini ilahi muhabbete bırakmasından ötürü ehlullahdan şeri mükellefiyetlerin meşakkati kalkmıştır.Çünkü onlara bu müükellefiyetlerin şerefi zahir olmuş ve onların ilahi tecelliler olduğu tezahür etmiştir.

Ancak Allahü Teala'yı tam bir muhabbet ve kamil bir müşahade den sonra kulluğun tadı mümkün olur.Çünkü, seyis sultan ile konuşmanın lezzetine eremez.Hiucab ehlinin ibadeti gevşeklik, sıkıntı ve zorluktan hali değildir.İlahi keşf ehlinin ibadeti ise onların aksinedir.Çünkü onlar için ibadet , kolayca yerine getirme bakımından başkalarına nisbetle adet gibi olmuştur.

SAMİ KİRAZOĞLU 11


BİLMİYORSANIZ, BİLENLERDEN SORUN

 Enbiya suresinin 7 nci ayetinde zikredilmiştir:"Eğer bilmiyorsanız bilenlerden sorun" 

Bu ayet işaret etmektedir ki Allah Teal her asırda peygamberlere tabi olan yetkin erleri ortaya çıkartır.ve onlara iilham bahşeder.Nitekim Hz.İsa zamanında ona tabi olan havarileri ortaya çıkarmış ve onlara ilham etmiştir."Hani havarilere , "Bana ve peygamberime iman edin" diye ilham etmiştim(Maide 111) 


ŞİİR VE ŞAİRLİK ÜZERİNE

 İnkarcılar Efendimiz sav hakkında "Belki de o, şairdir" kelamını etmişlerdir,Şair'e "şair" denmnesinin sebebi , zekasının ve bilgisinin inceliği sebebiyledir.Şiir aslında ince bilgi demektir.Daha sonra öörfte vezinli, kafiyeli söz için isim olmuştur.Şair de bu sanatında bu özelliği ile temaylüz eden kişidir.

İnkarcılar Efendimiz sav e attıkları bu iftira ile ne demek istemişlerdir? Kur'an ın şiir uslubü üzere olmadığı aşikardır.Belağat sahibi araplar bir yana konuşmaktan aciz yabancılar (acem) bile bilir.Onların efendimize "şair" diye iftirada bulunmalarından maksatları, onu yalancılıkla itham etmeleridir. Çünkü şiir bir nevi yalan, şair de yalancı sayılır.Hatta sahte delillere "şiir" denilir.Şiir yalanın karargahı olduğu için "şiirin en güzeli en yalan olanıdır" denilmiştir.Hikmet ehlinden birisi şöyle demiştir:" Şiiri beğenilen doğru sözlü dindar bir şair görülmemiştir.


ALLAH'IN VERDİĞİ RIZKTAN YİYİN

 Mesnevi der ki:

Allah " Allah'ın verdiği rızıktan yiyin" dedi.

Sen rızkı ekmek sandın, hikmet olduğunu anlamadın ha! 

Allah'ın verdiği rızık , insan mertebesine göre hikmettir.

O rızık sonunda boğazına durmaz, seni öldürüp mahvetmez.

Bu ağızı kapadın mı başka bir ağız açılır.

O ağız sır lokmalarını yer yutar.

Bedenini şeytan aslanından kurtarabilirsen Allah sofrasında nice nimetler yersin!

HACI FATMA SULTAN(METLİ DEDE YOLUNDAN GİDENLER)

 Seydişehirde halen yaşayan 80 yaşın üstünde  Hacı Fatma sultandan nakildir:"Hüsiyin Fikri efendiye 15 yıl hizmet etmiş.Hazret, ömrünün son on beş yılını Seydişehirde yaşamış.Hüsiyen efendiye sabah gelir akşam giderdim.O gün kendisine gelecek misafirleri maneviyatta görür "çok kalabalıkr bir ihvan geliyor, hazırlığı ona göre yap "der idi.Dediği gibi bir otobüs ihvan gelirdi, Benden sonra burası ocak olacak der idi.Benim yaşım şu an 84 . Babam bizi Konya'ya Metli sultandan ders almaya götürdü.O zaman vesaitte yoktubHayvanlara binerek gittik.Ders aldık. Sonra da Hüseyin Fikri efendi'den ders aldık.İzmirde bir oğlum var.Kışları İzmirde, yazları Seydişehirde  geçirmekteyiz.Hüseyin Fikri efendi bana bir küp bıraktı.içine su doldurdu ve suya okudu.O küpün içi sürekli doldurulur gelen geçen içer.".

MİSAFİRİNE İKRAM EDİLECEK BİR ŞEYİ OLMAYAN PEYGAMBER !

 Taha suresi 131 nci ayetinin hüzulüne sebeb olan olay pek manidardır."Sakın, kendilerini denemek için onlardan bir kesimi faydalandırdığımız dünya hayatının çekiciliğine gözlerini dikme! Rabbinin nimeti hem daha hayırlı, hem de daha süreklidir"

EBU RAFİ nin naklettiğine göre:Efendimiz SAV in huzuruna bir misafir geldi.Evinde bir şey yoktu ki onunla misafiri ağırlasın.Beni , yahudilerden birine gönderdi ve şöyle buyurdu: "Ona de ki : Allah7ın Resulü Muuhammedin hanesine bir misafir geldi; onun yanında bir nesne yok ki onunla misafiri ağırlasın.Benim yanımda da bir şey yok ki onu misafir edeyim.Bize bir miktar un satsınve borç muamelesi eylesin.Recep hilali vakti olunca parasını göndereyim." Ben hpaberi yahudiye ulaştırdım. Yahudi: " Satmam ve veresiye vermem.Ancak bana bir şey rehin verirse o zaman başka" dedi. Ben Hazret-i Peygambere geri döndüm ve durumu haber verdim.

Hz.Peygamber sav : " Allah'a yemin olsun ki ben hem gökte hem yerde eminim.Eğer veresiye verse idi elbette onun hakkını eda ederdim."buyurdu. Kendi zırhını bana verdi ve götürüp yahudiye rehin verdim."

İşte bu ayet Peygamberimizin mübarek gönlünü teselli etmek için nazil oldu"

Bu ayet fakirler için bir teselli ve rahatlatmadır.Çünkü muhlukatın en hayırlısı olan Hz.Peygamber as ı güzel bulup beğenerek gözlerini dünyaya dikmekten men etmektedir. 

tTakva ehli alimler zalimlerin zalimlerin binalarına vefasıkların bindikleri ve giydikleri teçhizata bakmamanın vacib olduğu konusunda sert olmuşlardır..Hatta Hasan Basri hazretleri demiştir ki: "fASIKLARIN RAHVAN YÜRÜYEN ATLARININ AYAK SESLERİNE BAKMAYIN.lAKİN BU ÇÜRÜMÜŞ KİŞİLERDEN GÜNAH ZİLLETİNİN NASIL GÖRÜLDÜĞÜNE BAKIN." çÜNKÜ ONLAR BU ŞEYLERİ , İNSANLAR BAKIP GÖRSÜNLER DİYE EDİNMİİŞLERDİR.şU HALDE ONLARA İMRENEREK BAKAN KİŞİ , ONLARIN GAYELERİNE HİZMET ETMİŞ VE ONLARIN ALDANIŞLARINA ORTAK OLMUŞ OLUR.

18 Nisan 2026 Cumartesi

HALK NİÇİN YARATILDI?

Mesnevi de denmiştir ki:

" Halkı benden faydalansınlar diye yarattım" sözünü Ey daima diri , sonsuz olan Allah'ım sen lütfettin.Ben onlardan yararlanayım diye değil" sözü cömertliğinden dir.Bütün bu noksanlar, o cömertlikle düzelir tamamlanır.

Kutsi bir hadiste şöyle buyurulmuştur: Kullarım! evveliniz ahiriniz, insanlarınız,cinleriniz en müttaki bir kimsenin kalbi ve duygusuna sahip olsalar, bu benim mülkümde herhangibir şeyi artırmaz.Kullarım! Eveveliniz ahiriniz, insanlarınız ve cinleriniz,en günahkar bir kişinin kalbi ve duygusuna sahip olsa lar, bu benim mülkümden en küçük bir şey eksiltmez.

Efendimiz buyurmuştur:"Hepiniz mutlaka cennete gireceksiniz. Ancak kaçınanlar müstesna" 

Ashap: " Ey Allah'ın Rasulü , kaçınanlar kimlerdir?" dediler.

O sav da: "Onlar, La ilahe illallah" demekten kaçınanlardır. "La ilahe illallah" sözü ile sizin aranıza bir mani girmeden evvel onu çok söyleyiniz. Çünkü o kelime-i tevhiddir., tutunulacak en sağlamiptir ve cennetin bedelidir" buyurdu

 

DÜNYADA KÖR OLANLAR

 Bu tabirden maksat,Dünya hayatında Allah'tan, Kur'an dan , peygamberden ve Veliler'den habersiz olarak yaşayanlardır.Haşr dilime gününde bunlar kör,sağır,dilsiz olarak diriltileceklerdir.Onlar ahiret günü "Rabbim beni niçin kör olarak yarattın.Dünyada iken ben görmekte idim" diyecek Hak teala'da onlara :" Dünyada iken sana ayetlerimiz gelmişti, ama sen onları unuttun. bugünde aynı şekilde sen unutuluyorsun" denilecektir.

Bu halin  bir müddet devam edeceği sonra gözleri açılarak kıyametin ve cehennemin şiddetini görecekleri söylenilmiştir.

"KİM BENİ ANMAKTAN/ZİKRETMEKTEN YÜZ ÇEVİRİRSE".AYETİ

 Taha suresinin 124 ncü ayetidir."Kim de beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu , kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz.O: Rabbim! Beni niçin kör olarak haşrettin? Oysa ben, hakikaten görür idim" der.(Allah) buyurur ki: " İşte böyle. Çünkü sana ayetlerimiz geldi; ama sen onları unuttunBugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!. Doğru yoldan sapanı  ve Rabbinin ayetlerine inanmayanı işte böyle cezalandırırız."(Taha 124-127)

İSYANKARLARIN SEÇİLMİŞLİĞİ

 Hz.adem atamız, Hak Teala'nın özel yarattığı bir varlığı olup, meleklerin secde etmesiyle en büyük şerefe nail olmuşken, Yaratıcının "şu ağaca yaklaşmayın" tenbihi karşısında, şeytanın aldatması ile bu ağaca yaklaşması nedeniyle Hakk'ın emrine karşı gelmesi üzerine hiçbir zahmetin olmadığı cennetten çıkartılıp meşakkatin bulunduğu dünya hayatına başlaması üzerine yaptıklarına pişman olup büyük ağlaması neticesinde affedilmesi ve  sonrasında Hz.Adem'i seçkin kılması düşünüldüğünde, İsyankar bir kulunu seçip kendisine yaklaştırması mümkündür.Denmiştir ki "İsyan , seçilmiş olmaya tesir etmez"    

AĞLAMASI EN BÜYÜK OLAN KİMSE:HZ.ADEM

 Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: "Bütün dünya halkının ağlayışı bir yana , Davud a.s 'ın ağlaması yir yana toplansa; muhakkak onunki fazla gelirdi.Bunlar bir araya getirilse , Nuh a.s 'ın ağlayışı bunlardan çok olurdu." Ağlayışı çok olduğundan dolayı "nuh" adı verilmiştir. "Şayet bütün bunlar bir araya getirilse Hz.Adem'in hatasına ağlaması daha çok olurdu."

Mesnevi de der ki:

İki deniz gibi olan gözlerimin incilerle dolması için 

Gam toprağını gözüme sürme gibi çekmekteyim.

Halkın onun için döktüğü gözyaşları incidir; halk gözyaşı sanır.

Yusuf değilsen bile Yakup ol; Onun gibi matluba erişmek için ağla!

Yusuf'a karşı nazlanma , güzellik iddia etme!

Yakupçasına ah ile niyaz etmekten başka bir şey yapma!

Her ağlamanın sonu gülmektir. Sonunu gören adam mübarek bir kuldur.

17 Nisan 2026 Cuma

HEVA VE HEVESE TABİ OLMANIN ALAMETLERİNDEN

Büyüklerden birisi şöyle demiştir: Heva ve hevese tabi olmanın alametlerinden birisi de nafile amellere yönelmede isitekli ve süratli davranıp farzları gereği gibi yerine getirme konusunda tembellik göstermektir. Allah'ın korudukları hariç halkın çoğunluğunun hali budur.Onların çok evrad, çok sayıda ağır nafileler yaptığını, fakat bir farzı bile gereği gibi eda etmediğini görürsün.Onlar asılları zayi ettikleri için maksadlarına ulaşmaktan mahrum olmuşlardır.

Ebu Muhammed Mürtaiş r.h şöyle dediği hikaye olunur: " Defalarca yalnız başıma haccettim.Bir gece annem benden su istedi de kalkıp ona su vermek bana zor geldi.Bundan anladım ki nefsimin bana haccederken itaat etmesi, onun da bu işte hazzı olduğundandır.Çünkü nefsim fani olsa idi , şer'i bir hak olan annemin isteği ona zor gelmezdi."

Kişi mücerred amelle ancak abid olur.İlahi marifetler ve yüksek derecelere ulaşmak için mürşid-i kamile ihtiyaç vardır.Onun için büyüklerAllah'a yakın kılınan kimselerin (mukarrabin) ve iyilerin sohbetine ermek için diyar diyar dolaşmışlardır.

 

İSMİ AZAM'IN BULUNDUĞU SURELER

 Ebu Ümame Bahili r.a Nebi sav'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah'ın ismi a'zamını şu üç surede arayın:Bakara, Ali İmran ve Taha." Ravi der ki Bu üç surede müşterek olan , "Allahu la ilahe illa hüvel-hayyul kayyum" ifadesidir.

ZİKİR

 Rivayet edilir ki Bağdat'da zina ve fısku fücur artmış idi.Şibli hazretlerine şöyle ilham edildi: " Eğer senin zikrin olmasa, bu beldeyi yakardık". Ehl-i nefisten biri bunu işitince : " Bizim hiç zikrimiz yok mu? dedi. Şibli ona : "cevap verdi." Sizin zikriniz, nefsin varlığı iledir.Benim zikrim ise Allah iledir." 

Bilki tevhid(zikri), ibadetlerin en faziletlisidir.Zikruullah ise O 'na yaklaşmanın en üstün yoludur. Allah Teala namaz, oruç ve hac gibi bütün ibadetler için vakitler tayin etmiştir. Ancak zikir böyle değildir.Zikir her halde; ayakta iken, otururken, hareket halinde, dururken ve her zaman ; gece gündüz, yazın ve kışın bütün zamanlarda emrolunmuştur.
 Efendimiz sav 'e : Kalbin cilasının neolduğu sorulmuştu.Şöyle buyurdu:" Kalbin cilası Allah7ı zikretmek, Kur'an okumak ve bana salat ü selam getirmektir"

16 Nisan 2026 Perşembe

ŞEHİTLERİN BAŞI

 “Bir adam dursa da bir zâlim imâmın yüzüne,

Adli emretse, bu zâlim de onun hak sözüne,

İnkıyâd eyleyecek yerde tutup kıysa ona,

O mücâhid yazılır tâ şühedânın başına.”

mEHMET aKİF

15 Nisan 2026 Çarşamba

HAYIRLI OLANLARIN HELAKİ

 Allah Teala, Yuşa a.s 'a " Kavminin hayırlılarından kırkbin, şerlilerinden de atmışbin kişiyi helak edeceğim" diye vahyetti.Bunu nüzerine Yuşa a.s: " Ey Rabbim ! Kötülerin helakt edilmesini anladım da  iyilerin helak edilmesindeki hikmet nedir?" diye yakardı.Allah: " Onlar benim buğz ettiğime buğz etmediler" buyurdu.

Bir hadiste şöyle buyurulmuştur: " Müminler birbirlerini sevmekte , birbirlerine acımakta, ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler.Vücudun bir uzvu hasta olduğu zama n, diğer uzuvlar da bu sebeble uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar"

ÜCRETLİ SALAVAT-YUSUF ZİYA CÖMERT-KARAR GAZETESİ

 Eskiden Müslümanlar, bilhassa alimler devlet ricaline yakın olmayı makbul saymazlardı.

Büyük müçtehitlerin her birinin ümeradan uzak durmayı tercih etmeleri sebebiyle başı belaya girdi. İmam Cafer’in, İmam Ebu Hanife’nin, İmam Şafii’nin, Malik’in, Ahmet ibn Hanbel’in biyografilerine bakarsanız bu gerçeği görürsünüz.

“Ebu Hanife hapishanede öldü. Malik falakaya yatırıldı. Şafii tutuklanıp zincire vuruldu. İbn Hanbel hapishanede dövüldü, idamdan zor kurtuldu ve Cafer el-Sadık (takipçilerine göre) zehirlenerek öldürüldü.”

“İbn Hanbel ve Süfyan es-Sevri de dahil olmak üzere ulemadan birçok kişi kamu otoritelerinden para almalarının haram olduğunu düşünmekteydiler. Ayrıca dönemin uleması hükümdarların maiyetinde ve yanında yer alanları “ilmi meselelerde” güven telkin etmeyen kişiler olarak nitelendirir ve hadis rivayetlerinde güvenilmez olarak tasvir ederlerdi. (Ahmet T. Kuru, İslam, Otoriterlik ve Geri Kalmışlık.)

Bu alimler arasında Süfyan-ı Sevri’nin ümeradan uzak durmak için köşe bucak saklandığını, ömrünü onlardan kaçmakla geçtiğini hatırlıyorum.

(Şunu da hatırlıyorum: Halife Harun Reşid Süfyan-ı Sevri’ye bir mektup yolluyor. Süfyan halifeye cevabını sert ve paylayıcı bir nasihatname olarak halifenin gönderdiği kâğıdın arkasına yazdırıyor. Süfyan-ı Sevri’yi kısmet olursa bir ara çalışalım.)

Kuru, ilginç bir araştırmadan alıntı yapmış. Müslümanlar böyle bir araştırma yapar mı? Yapsalar bir şey lazım gelmez. Ama yapmamışlar. Hayyim Kohen adlı bir Yahudi araştırmacı yapmış. “Klasik İslami Dönemde Müslüman Fakihlerin ve Muhaddislerin Din Dışı Meslekleri ve Ekonomik Arka Planları” adında da bir kitap yazmış. Bunu yapmak için 14 binden fazla alimin içinden 4 bin 200’ünün biyografilerini incelemiş.

“Çoğu alim veya aileleri ticaret ve üretim sektöründe çalışıyordu. Tekstil endüstrisinde tüccar veya zanaatkarlar yüzde 22, gıda işleyenler veya satanlar yüzde 13, çeşitli sektörlerde tüccarlar yüzde 11, deri, metal, ahşap veya kil satan veya yapanlar yüzde 9, süs eşyaları veya parfümle uğraşanlar yüzde 8, bankerler, sarraflar ve mali aracılar yüzde 5, sahaflar, müstensihler ve kâğıt satıcıları yüzde 4,5, tezkire veya biyografi yazarı yüzde 3. Sadece küçük bir kısmı (yüzde 8,5) kadılık gibi resmi görevlerde çalışmıştır.

Ahmet T. Kuru ticaretle ve tüccarlarla ilgili eski metinlerden istifade etmiş.

Cahiz’den aldığı cümleler ilginç.

(Cahiz, miladi 8.-9. Yüzyılın büyük entelektüellerindendir. Yazdığı eserlere bakılırsa sanki bugünü görmüş de yaşadığı asra dönmüş.)

“Cahiz, ‘Tüccarların Övgüsü ve Memurların Eleştirisi’ başlıklı mektubunda tüccarları devlet memurlarıyla mukayese eder. Cahiz’e göre kıdemli memurlar bile tüccarların ‘her zaman titiz, en mutlu ve en güvenilir insanlar’ olduğunu kabul ederler. ‘Devlete yakın ve onun hizmetindeki insanlarda durum tamamen farklıdır. Memurlar, hizmetkarlık mantosu ve dalkavukluk rozeti takar ve kalpleri üstlerine duydukları hayranlıkla doludur. Korku onların kalplerinde yaşar, hizmetkarlık onları terk etmez ve yoksulluk korkusu onların sürekli yoldaşıdır.’ Cahiz ayrıca okuyucuya “Peygamber’in bir tüccar olduğu bilinmektedir ve kabilesinin adı olan Kureyş’in adı ticaretten (takriş) türetilmiştir” diye hatırlatır.

11. Yüzyılın ‘eğitimli’ tüccarlarından Cafer bin Ali ed-Dımaşki’nin ‘Ticaretin güzelliklerine işaret” adlı kitabı da Kuru’nun kaynakları arasına girmiş.

Tüccarlara, devletin durumu ile ilgili nasihatleri bence bugün için bile geçerli:

“Zayıf düşmanlara, bol vergi gelirlerine ve mülklere sahip adil bir devlet otoritesi ticaret için mükemmel koşullardır. Devlet otoritesi adil ancak düşmanlarına karşı zayıf ise tüccarlar büyük ve riskli satın almalardan kaçınmalıdır. Devlet otoritesi adaletsiz ama güçlü ise tüccarlar iş yapmayı bırakmalıdır. Eğer devlet otoritesi bünyesinde adaletsizlik, fakirlik ve zayıflığı birleştiriyorsa tüccarlar ülkeyi terk etmelidir.”

Eskiden alimler devletten uzak duruyorlardı. Sultanla yüz göz olmamak için türlü ezalara katlandılar.

Zamanla ya kendileri devlete intisap ettiler ya da devlet onları devşirdi.

Bir bakıma devletle nikahlandılar.

Devlet ücretlerini vermeye başlayınca devlet ricaline karşı daha tatlı konuşmaya başladılar.

Bu durum günümüze kadar devam etti.

Şu anda mesela Türkiye’de yaklaşık 90 bin cami, 80 binden fazla imam, 140 binin üzerinde diyanet personeli var.

Devlet, bir bakıma, verilen her nasihati, getirilen her salavatı, okunan her ayeti ücretlendiriyor.

BUGÜNÜN FİİRAVUNLARI KİM?

 Kur'an 'ın ayetleri kıyamete kadar her gün yaşanacaktır.Tarinde yaşanan hadiseler aynen kıyamete kadar yaşanacaktır.Bugünün Firavunu kim?Bu günün Musa'sı kim? Kavmini saptıran, doğru yola sevketmeyen, nefsine hizmet eden liderler kim?ve onlara karşı çıkıp hayatlarını hiçe sayarak dünyevi nimetlerden mahrum edilip, hapse atılan, mesleklerinden edilen ve kendilerine yapılan baskılara rağmen zalim idarecilere boyun eğmeyenler kim?

İMAN KALBE GİRİNCE

 Hasan basri hazretleri şöyle demiştir:Süphanallah! kafirler küfür bakımından en şiddetli olan bir toplumun göz açıp kapayıncaya kadar kelblerine iman girince Allah'ın zatı uğrunda "Öyle ise yapacağını yap "demek onların gözünde buyumüyor.Vallahi  bugün öyle kimseler varki atmış yıl Kur'an ile beraber oluyor , sonra da dinini değersiz bin bahaya satıyor" 

( Firavunun sihirbazları,Hz. Musa'nın mucizesi karşısında gerçeği görerek iman edip secdeye kapanması üzerine Firavunun kızıp sizin kollarınızı ve ayaklarınızı çarplazma kestirip sizi hurma ağaçlarına astıracağım tehdidi üzerine Sihirbazlar Taha suresinin 72 nci ayetinde Firavun karşısında ölüme meydan okumaları üzerine söylenmiştir.

"Dediler ki: "Seni, bize gelen açık mucizelere  ve bizi yaratana tercih edemeyiz.Öyle ise yapacağını yap! Sen, ancak bu dünya hayatında hükmünü geçirebilirsin." 

14 Nisan 2026 Salı

BEŞ BAYRAM VARDIR

 İbrahim a.s ın kavminin bayramıdır.O günde İbrahim a.s putları paramparça etmiştir.İkincisi Firavunun kavminin bayramıdır.O yevmüz zine(süslenme günüdür. Üçüncüsü Maide suresinin sonunda geçen İsa a.s 'ın kavminin bayramıdır. Dördüncü ve beşincisi , Medine halkının Cahiliyye dönemindeki bayramlarıdır.Onlar yılda iki gündür.Allah Teala , İislam gelince bu iki bayramı Kurban ve Ramazan  ile değiştirmiştir.Kıyamet gününe kadar bu bayramlar devam edecektir.

İNSAN DÜNYAYI NİÇİN SEVER?

 Yahya b.Muaz'a " İnsan neden dünyayı sever?" diye soruldu. O da şöyle cevap verdi: " İnsanın dünyayı sevmek hakkıdır.Çünkü ondan yaratılmıştır.Dünya onun anasıdır.Geçimi ve rızkı ondandır.Dünya onun hayatıdır.Ölünce tekrar toprağa verilir.Dünya ona kafidir.Cennet orada kazanılır.Onun için dünya insanın saadetinin kaynağıdır.Dünya salihlerin Allah Tealaya ulaşan geçididir.Onun için nasıl olur da Rabbinin yakınına götüren bir yol sevilmez?!"

YALANLYANLAR VE YÜZ ÇEVİRENLER

 Peygamberleri yalanlayanların ve yüz çevirenlerin bugünkü karşılığı Allah Teala'nın Veli kullarını yalanlayanlar ve yüz çevirenlerdir.Bunları bekleyen dünyevi ve uhrevi sonuç zillet ve azaptır.Tasdik edip tabi olanlar içinde dünyevi ve uhrevi mutluluk vardır.

Hiikaye edilir ki Seyyidlerden birisi Abdullah b. Mübarek'in halkın yanındaki yüksek mevki ve makamını görünce : " Bir Muhammed sav in soyundan gelenlere bir de İbni Mübarek'in yüksek meakamına bakın" dedi. İbni Mübarek ona şöyle cevap verdi: " Seyyidimiz dedesinin sünnetine uymadığı için zelil oldu. İbni Mübarek ise O'nun siretini takip ettiği için Allah ona izzet ve şeref verdi."

Bilesiniz ki Hz.Musa'nın davetini reddettiği için Firavunun şeref ve şöhreti zillet ve alçaklığa dönüşmüştür.Habeş kralı Necaşi Efendimiz sav in peygamberliğini anlayıp kimseden çekinmeden ona tabi olduğunu söyledi ve ebedi olarak cehennem ateşinden kurtuldu.

13 Nisan 2026 Pazartesi

İNCİLDEKİ BEŞ CÜMLE

 Ebul Muin isimli zat der ki: " Hırıstiyanlardan birine İncil'de dikkatini çeken en güzel ayeti sordum. Şu beş cümledir dedi:

1- "Benden iste , vereyim.

2- "Bana şükret, nimetimi artırayım.

3- Bana yönel Ben de sana yöneleyim.

4- Bana yaklaş. Ben de sana yaklaşayım.

5- Bana dünyada itaat et, Ben de dünyada ve ahirette isteklerini yerine getireyim."

HAKTEALA'NIN MUHAFAZA ETTİKLERİ

 Rivayete göre iyiliği emreden ve kötülüğü yasaklayan8 bir genç vardı.Harun Reşid onu hapse attırdı, helak olması içinde pencereleri ve delikleri kapattı.Bir kaç gün sonra genç bir bahçede gezinti yaparken görüldü.Reşit onu yanına getirtti.ve : " Seni hapisten kim çıkarttı?" diye sordu. Genç: "Bahçeye sokan"diye cevap verdi." Seni bahçeye kim soktu sorusuna genç: " Hapisten çıkartan" diey cevap verdi.

Harun Reşit şaşa kaldı. Gencçe iyilikte bulunulmasını ve onun bir ata bindirilerek önünde şöyle çağrılmasını emretti: " İşte bu adam, Allah'ın aziz ve kıypmetli kıldığı , Ancak Harun7un kötülük yapmak istediği kimsedir.Allah ise ona ancak ikramda bulunmayı ve onun saygı görmesini takdir etmiştir,

12 Nisan 2026 Pazar

HAKK'IN EMRİNE TABİ OLANLAR

 Hz.Musa a.s, Tur dağında Hak Teala ile konuşmuş, Hak Teala ona "Sen ve kardeşin birlikte ayetlerimi götürün.Beni anmayı ihmal etmeyin" deyince Hz.Musa derhal bu emre icabet etmiştir.Halbuki ,Karısı, yeni doğan çocuğu ve hizmetçisi Tur dağının bir yerinde onu beklemekte idiler.Hz:musa hiç onlara haber vermeden HakK7ın emriniyerine getirmek için yola çıkmıştır.Karısı, kendisini bekledi, ancak haber alamadı.Gündüzde haber alamadılar.Orada beklemeye devam ettiler.Nihayet oradan geçen Medyenli bir çoban  Hz.Musa'nın ailesbini tanıdı ve onlarıHz.Şuyab'e götürdü.İsrailoğulları denizi geçtikten , Firavun ve kavmi boğulduktan sonra Hz.Musa'nın haberi onlara ulaştı. Şuayb a.s onları Mısır'a , Musa 'nın yanına gönderdi.

Burada işaret vardır.Mümin dünya veahiret işinde birini tercih etmek arz edildiğinde ahiret/din işini tercih eder.Hz:Musa arkasına bile bakmadı.Hz.İbrahim karısı Hacer'i ve oğlu İsmail'i Mekke'de bırakıp geri dönmüştür.

ZİKRİN EMREDİLMESİNİN HİKMETİ

 Bazı alimler zikrin emredilmesinin hikmetini şöyle açıklarlar: Allah Teala'nın celalini ve azametini anan/zikreden kimse başkasını küçük görür , O'ndan başka kimseden korkmaz. Bu zikir ile ruhu güçlenirve maksuda ulaşmakta zaafa düşmez.

Aziz Mahmut Hüdai hazretleri buyurmuştur ki: " Vaazdan önce kelimei tevhidi söyletmek cemaatın vaazı iyi dinlemesine , Melik ve Kadir olan Allah'ın izni ile irşadın etkili olmasına sebeb olur"

SABIR V E RIZA

 Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur." Allah bir kulunu severse onu belalara düçar kılar. Eğer sabrederse onu seçer, belaya rıza gösterirse kendine has kılar"

Sabır başa gelen musibetlerin acısını yutması, rıza ise takdirin acılığı karşısında kalbin sevinmesidir.Allah bir kulunu kendisine has kılmak isterse onu belaların ortasına atar, sonra da onun cevherini kendinden başka her şeyden temizler.

Hafız Şirazi der ki:

Zevk makamı meşakkatsiz müyesser olmaz/ Elest hükmünde 'bela'yı (evet demeyi) belaya bağlamışlardır.

CAHİLLERİN SOHBETİ İLE İMTİHAN OLUNMAYANLAR

 Davud Kayseri şöyle der: " Kutupların kemalatından ve Allah'ın onlara ihsanlardan birisi de Allah'ın onları cahillerin sohbeti ile imtihan etmemesidir .Bilakis onları alim, edepli ve güvenilir kimselerin sohbetiyle rızıklandırır.O kimseler onların ağırlıklarını hafifletir, emirlerini ve sözlerini yerine getirirler."

KALBİN GENİŞLEMESİ

 Hz.Musa , Hak Teala'ya :"Rabbim, yüreğime genişlik ver" diye dua etmiştir.Taha suresi 25 nciayettir.Kalbin genişletilmesi Allah'ın peygamberlere  ve kamil velilere bir ihsanıdır.Bu nimetten en büyük nasibi Efendimiz SAV almıştır.Çünkü kalb genişliği ona hem sureten hem de manen verilmiştir.. Çünkü çocukken O'nun kalbi açılmış , içinde şeytanın nasibi olan kan pıhtısı çıkartılıp atılmış ve kalbi altın bir tas içinde yıkanmıştır.Yine kırk yaşlarına doğru peygamberliğin yükünün taşınması , Miraçta da Hakkın esrarına güç yetirebilmesi için şakkı sadr(göğsünün yarılması) gerçekleşmiştir.Hz.Peygamber sav vasfedilmesi imkansız yumuşaklık, affedicilik, sabır, intikam almaktan geri durmak ,lütuf, dua ve nasihat gibi bir çok üstün özelliğe sahip olmuştur. 

RABBİMİZİN İHSANI

 Allah Teala,Cebrail a.s 'ı insan şeklinde Hz.İbrahim'e gönderdi.Cebrail ona:B " Ey İbrahim! görüyorum ki hem dosta hemde düşmana ihsanda bulunuyorsun." dedi.İbrahim a.s : " Ben ihisanı ve vermeyi Rabbimden öğrendim.Rabbimin dostu düşmanı ayırmadan verdiğini gördüm.Bu yüzden verirken ben de kimseyi ayırmam." diye cevap verdi.Bunun üzerine Allah Teala ona: " Ey İbrahim! Sen benim gerçek dostumsun " diye vahyetti.

ŞİBLİ HAZRETLERİ

 Müşahede ve ıyandan sonrası için denilenler:

Mesnevi'de denilir ki: "Göklerin damlarına çıktıktan sonra , merdiven aramak manasızdır. Aydın ayna saf ve cilalı bir halde iken onu cilalamaya çalışmak cahilliktir.Padişah kabul edip huzurunda oturduktan sonra  Mektup ve elçi araştırmak çirkin bir şeydir.

Bu yüzden Şeyh Şibli hazretleri Allah7a vuslattan sonra bütün kitaplarını suya vermiştir.

HANGİ KULLAR

 Musa a.s 'a : " İlahi ! Hangi kul senin için daha değerlidir?" diye sordu.

Allah Teala: " Lisanı zikrimle ıslak olan." buyurdu. Musa a.s yine:

"Hangi kulun daha bilgilidir?" dedi.

AllahTeala:"Benim başkalarının ilmini bildiğimi bilendir".Hz.Musa:"Hangi kulun en adaletlidir?" diye sordu.

Allah Teala: " İnsanlara verdiği gibi kendi aleyhine de hüküm verebilenlerdir"

Hz.Musa : " Hangi kulunun günahı en büyüktür?" diye sorunca 

Allah Teala: " Hem benden isteyip hem debeni suçlayan, benim kazama razı olmayandır" diye cevap verdi

Hafız Şirazi şöyle der:

Ferman dairesinde biz teslim noktasındayız

Lütuf senin ihsan ettiğin, hüküm senin buyruğundur.

GÜZEL'E VE ÇİRKİN'E TAVSİYELER

 Rivayet göre hikmet sahibi bir kimseye , birisi güzel yüzlü, diğeri çirkin yüzlü iki kişi tavsiye almak için gittiler. Hakim zat güzel yüzlü insana: " Sen güzel yüzlüsün, çirkin fiiller sana yakışmaz." Çirkin yüzlüye de " Sen zaten çirkinsin , eğer çirkin davranışlarda bulunursan , çirkinliğin daha da artar" dedi.

RAHMAN ARŞI İSTİVA ETMİŞTİR AYETİ

 Taha suresinin 5 nci ayetidir. "O Rahman, Arşı istiva etmiştir.".

İSTİVA, karar kılıp oturmak ve istila(kaplamak ve yerleşmek) manasına gelir.Hak Teala mekandan münezzehtir."Filanca padişah tahta oturdu" cümlesi, o bilinen tahtın üzerine oturmamış olsa bile onun padişah olduğu anlamına gelir.Şu halde bu ayette kastedilen Hak Teala'nın şerefli iidaresinin kainatı yaratmaya  ve onu idare etmeye iiradesinin taalluk etmesidir.Çünkü Bari teala intikal ve hululden beridir.İibadet edenlerin yeryüzünde bedenleriyle nereye yöneleceklerini bilmeleri  için Kabe yaratıldığı gibi , semada kalbleriyle nereye yöneleceklerini bilmeleri için de Yüce Arş yaratılmıştır.

İbni Arabi hazretleri Fütuhat iszimli eserinde: " Hak Teala'nın arş üzerine istiva ettiği Kur'an da beyan edilmiştir.bBundan maksat ona iman etmektir.Biz bunu tevil etmek istemeyiz ki bu konuda tevil azgınlıktır..Ayetin zahirini kabul eder ve batınına teslim oluruz ki bu sünnilerin itikadıdır.Ama biliyoruz ki CEnab-ı Hakk mekana muhtaç değildir., arş da onu tutucu değildir.Mekanı da arşı da tutan/muhafaza eden O'dur."

Müteşabih ayetin tevilini Allah'a havale etmek gerekir."Onun tevilini Allah'dan başkası bilmez"(ali imran 7) .

İimam malik ve Ahmed :"İstiva" malum,nasıl olduğu meçhul, onu araştırmak ise bidattir" dedikleri rivayet edilmiştir.Büyük imamların amacı insanları tartışma ve cedelden korumaktır.Cedel kapısını kapatmakla iyi yapmışlardır. Cumhur da aynı yolu takip etmiştir. Çünkü cedel kapısını açmak , Allah7ın kullarının çoğuna zarar verir. Rivayete göre adamın biri Hz.Ömer'e müteşabih iki ayetin manasını sormuş., Hz.Ömer de adamın kafasına değnekle vurmuştur.

iSMAİL hAKKI bURSEVİ DEMİŞTİR Kİ:Şüphesiz "Zeyd" ile "Alim " arasında fark vardır.Çünkü birincisi mücerred bir zata, ikincisi ise ilimle sıfatlanan kimseye delalet eder.Her ne kadar zatı da şümulüne alsa de kendisiyle umumi rahmet sıfatının kastedildiği "Rahman" ismine istivanın isnadı , Allah ismine isnad gibi değildir. Allah ismi ile zat kastedilir. Allah ismi bütün sıatları kendisinde toplasa da Allah'ın zatının istivadan münezzeh olduğunu çağrıştırır.Tüm cisimleri kuşadan arş üzerine istiva eden , herşeyi kuşatan rahmettir.Zatın istivası ile sıfatın istivasını birbirinden ayırmayan hata etmiştir.Çünkü Allah Teala zatı itibarıyla bütün alemlerden müstağnidir.O ancak sıfatlaır  ve isimleri ile ruhlarda vecisimlerde tecelli edicidir.Öylme ki kainat aynasında ancak esmai ve sıfati tecellilerinin sureti görünür.Bu tecelliden O'nun zatının kainattan bir kevne hululü gerekmez.

11 Nisan 2026 Cumartesi

AHİRET AMELLERİ

 Kalıcı olan salih ameller, aühiret için yapılan amellerdir.Güzel sözler de bunlardandır.Ebud-Derda r.a der ki: "Resulullah a.s bir gün bir yere oturup kurumuş bir dal aldı ve bir yaprağını kopararak şöyle dedi."La ilahe ilallah, Allahü Ekber, Süphanallah ve Elhamdülillah sözleri, rüzgarın şu ağacın yapraklarını döktüğü gibi hataları (günahları) döker.Ey Ebüd Derda ! Seninle bunlar arasına bir engel girmeden bu kelimeleri tut(belle).işte bunlar kalıcı iyi işlerdir ve cennet hazinelerindendir.

SITMA DUASI

 Hz.Aişe validemizden rivayet edilmiştir: " Medine'ye geldiğimizde - ki Medine yeryüzünde vebası  en çok olan yerdir- sıtmaya yakalandım.Hz.Peygamber sav:" Seni niye böyle görüyorum?" deyince ben dedim: " Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasulü, şu sıtma sebebiyle" ve sıtamya lanet ettim.Bunu n üzerine Hz.Peygambersav: "Ona sövme, çünkü o memurdur.Fakat istersen sana bir kaç kelime öğreteyim, onları söylediğin zaman Allah senden bu sıtmayı götürür" buyurdu.Öğret deyince de şu duayı okudu:

ALLAHÜMMERHAM CİLDİREGIGA VE AZMİ EDDAGIGA MİN ŞİDDETİL HARIGI YA ÜMLME MİLDEMİNİN KÜNTE AMENTÜ BİLLAHİL AZİMFELA TESDAIRRE'SE VELA TENTÜNİL FEME VELA TE'KÜLİ ALLAHÜMME VELA TEŞTERİDEMME VE TAHAVVALİANNİ İLAMENİTTEHAZEMAALLAHİ İLAHEN AHARE

"Allahım ! ince cildime ateşin şiddetinden yana nkuru kemiğime acı! Ey humma , eğer yüce 
Allah'a inanmışsan başımı ağrıtma, ağzımı kokutma,etimi yeme, kanımı içme ve benden Allah'dan başka ilah edinen kimseye geç!"    

Bunu söyleyince sıtma gitti.

HEVA,ŞEHVET VE LEZZETLER

 Şehvet arzu etmek demektir.Heva ile şehvet arasında fark vardır.Heva, şehvetlerden kötülenmiş olanlardır.Şehvet/arzu ise bazen övülür ki bu Allah Teala'nın fiilindendir.Bu insanı salaha/düzeltmeyeçağıran şehvettir.Şehvet bazen de yerilir ki o da nefsi emmarenin fiilinden kaynaklanır.Bu da nefsi emmarenin bedeni lezzetlerin bulunduğu şehvetlerine icabet etmektir.Halbu ki heva, şehvet ve yezzetlere karşı gelmekten daha şerefli ve daha büyük bir ibadet yoktur.

Şeyh Şadi şirazi der ki:

Şehvetperest nefse itaat etme! Çünkü o her saat başka bir kım.ededir.

Gönlün senden istediği her şeyin peşine gitme! Çünkü tenin temkini canın nurunu inceltir.

Nefsi emmare insanı hor ve hakir eder. Eğer akıllı isen nefsi emmareyi yüceltme!

PEYGAMBERDEN SONRA YERİNE GELEN NESİL

 Meryem suresi59 ayetinde buyrulur:"Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki , onlar namazı zayi ettiler,şehvetlerine uydular..."

Bu surede Hak Teala'nın isimlerini  iltifatla andığı peygamberler den (Zekeriya, Hz.Yahya  ,Hz.Meryem,Hz.İsa,Hz.İbrahim ,İsmail,İshak ve hz.Yakub,Hz Musa,Hz.İdris) sonra gelen kötü topluluk yahudi, hırıstiyan ve mecusilerdir.Kötü nesil için kullanılan ifade  (half) olup, araplar iyi nesil için (halef) kelimesini kullanırlar idi.

Efendimiz SAV buyurmuştur:" Benden önce Allah7ın gönderdiği her peygamberin mutlaka ümmetinden havriler ve arkadaşları olmuştur.Bunlar onun sünnetiyle amel ederler, emirlerini de yerine getirirler idi.Sonra, bu peygamberlerin ardından öylesine kötü kimseler zuhur etti ki, yapmadıkalrını söyleyip, kendilerine emredilmeyeni de yaptılar.Kim onlarla eliyle mücadele ederse mümindir.Kim onlarla diliyle mücadele ederse mü'mindir.Kim de onlarla kalbiyle mücadele ederse o da mü'mindir.Bunun gerisinde hardal tanesi kadar iman yoktur"

Ayette ifade buyurulan "namazı zayi ettiler"  yani ya namazı terk ettiler ya da vaktini geciktirdiler veyla kıldıktan sonra kovuculuk, gıybet,yalangibi şeylerle namazın sevabını zayi ettileryahut ona niyetsiz başlayıp huşusuz bir şekilde kıldılar.

Ayette buyurulan "şehvetlerine uydular" , şarap içerek baba bir kız kardeşi ile evlenmeyi helal sayarak  ve çeşitli isyanlara dalmak ifade buyrulmuştur.

Bu nesil ile alakalı olarak Hz.Ali kvh şöyle demiştir: Onlar muhkem binalar yapan , gösterişli bineklere binen  ve şöhretli elbiseler giyen kimselerdir".

Bir hadiste buyrulmuştur ki Allah Teala hz.Davud'a şöyle vahyetti: "Dünya başına köpeklerin üşüşüp oraya buraya çektikleri bir cifeye benzer.Ey Davud , sen de onlar gibi köpek olup onlarla bu cifeyi çekiştirmek istermisin?Ey Davud! Güzel gıda, yumuşak elbise,insanlar arasında meşhur olmak ve ahirette cennetasla bir arada olmaz." 

Hz.Ömer r.a bal ile soğuk suyu beraber içmekten çekinir ve :" Onların hesabını benden uzaklaştırın" derdi.

VEhb b.Münebbih şöyle demiştir:" Dördüncü kat semada iki melek karşılaştı. Biri diğerien "Nereden geliyorsun?" diye sordub. O da :"Falanca yahudinin iştahının çektiği bir balığı denizden sürmekle emrolundum." cevabını verdi. Diğeride şöyle dedi:"Ben de filanca abidin iştahının çektiği zeytinyağını yere dökmekle emrolundum"

10 Nisan 2026 Cuma

İDRİS PEYGAMBER

 İdris peygamber, Nuh peygamberin babasının dedesidir.Hz.Adem7in vefatından yüz sene önce doğmuştur.Ölçü ve tartıyı ilk icad eden, Allah yolunda ilk defa silah kuşanıp cihad eden,ve Kabil oğullarını esir alan, kalemle yazan , hesap ve yıldızlar ilmine bakan, elbise diken-daha önce deri giyiyorlardı- ve pamuk elbiseyi ilk giyen, HPz.İdris peygamberdir.İdris kelime olarak ders kelimesinden türemiştir.Hz.İdris7e bu ismin verilmesi çok ders görmnesindendir.Çünkü Allah Teala ona otuz sahife indirmiştir. 

TESİRLİ TAVSİYELER

 Salihlerden birisinin şöyle dediği rivayet olunmuştur: " Bana birileri misafir oldu.Ben onların abdaldan olduğunu anladım.Onlara:"Bana öyle tesirli bir tavsiyede bulunun ki Allah'dan korkayım." dedim.Onlar şöyle cevap verdiler:"

1- ÇOK UYUYAN, kalb hassasiyeti ummasın

2-ÇOK YİYEN , gece ibadete kalkmayı ummasın

3-ZALİMİN SOHBETİNİ TERCİH EDEN, istikamet üzere olmayı ummasın

4-GIYBET VE YALANCILIĞI ADET EDİNEN, imanla göçmeyi ummasın

5-İNSANLARIN ARASINA ÇOK KARIŞAN, ibadetin tadını umması

6-İNSANLARIN RIZASINI İSTEYEN, Allah Teala'nın rızasını ummasın

9 Nisan 2026 Perşembe

İHLAS,MUHLİS,SIDDIK KAVRAMLARI ÜZERİNE

 Tevilatün Necmiye isimli eserinde Necmeddin Kübra hazretleri der ki: "Bil ki ubudiiyette ihlas velilerin makamıdır.İhlas sahibi(muhlis) olmayan hiçbir veli yoktur.Her ihlaslı kimse veli değildir.Nebi olmayan hiçbir Resul yoktur.Fakat her nebi resul değildir.Muhlis nefsini hayvani, nefsani özelliklerden tezkiye ediptemizleyerek kullukta arındıran, samimi hale getiren kimsedir. Muhlas ise nefsini rabbani , ruhani vasıflarla süsleyerek (tahliye) tezkiye edip temizlendikten sonra Allah'ın arındırıp samimi kıldığı kimsedir.Nitekim Hz.Peygamber efendimiz buyurmuştur: " Kırk sabah Allah için samimi davranan kimsenin hikmet menbaaları ( kaynakları) kalbinden diline çıkar, ulaşır"

Allah Teala bir kutsi hadiste buyurur: " İhlas, Benimle kulum arasında mukarreb(yakınlaştırılmış) meleğin ve gönderilmiş (mürsel) peygamberin kavrayamayacağı bir sırdır.Ben, cemal ve celal sıfatlarımın tecellisiyle ihlaslı kullarımın kalblerinisüslemeyi üstlenirim.

İhlaslı kimselerin ihlasının da mertebeleri vardır.Onun en alt derecesi , kulluğun sadece Allah için olması, Allah'ın haricindekilerin onda bir ortaklığının bulunmamasıdır.Orta derecesi, kulun varlığını Allah için; Allah uğrunda ortaya koyması harcamasıdır.En üst derecesi ise bedenlerin hapsinden kurtulması; Allah'da fani olup Allah'ın varlığı ile baki olmasıdır.

8 Nisan 2026 Çarşamba

UZLET

 Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Uzlet dilin susmasına sebebtir.İnsanlardan uzak kalan , konuşacak kimse bulamaz.Buda onu susmaya götürür.Uzlet iki kısımdır.Birincisi müritlerin uzletidir ki , başkalarından bedenleri ile ayrılmaları şeklinde olur.İkincisi ise muhakkıkların uzletidir ki, varlıklardan kalbleri ile ayrılma şeklinde olur.Onların kalblerine Allah'ın ilminden başka bir şey girmez. O ilim ise müşahede yoluyla orada hasıl olan Allah7ın şahididir.

TABİ OLMAK

 Denmiştir ki:" Doğruyagötüren yol uymakla/tabi olmakla olur.Derecesi en yüksek kimse , Kur'an'a;Onun altında olanlar Hz.Peygamber'e;onun altında olanlar, Sahabeye; onun altında olanlar velilere ve Allah'ı bilen alimlere uuyarlar.Çünkü Allah'a götüren en sağlam yol, tabi olmaya dayanan yoldur.

Sehl b. Tusteri der ki: " Nefse en ağır gelen şey (başkasına) uymaktır.Çünkü başkasına tabi olmakta nefse bir nefes ve rahat yoktur.

HİZİPLER

 Meryem suresi 37 ayetinde Hak Teala buyurur: "Kendi aralarında çıkan hizipler, ayrılığa düştüler.."

Bu ayet İsrailoğullarına göre yorumlanır ise kendilerine peygamber gönderilen insanlar arasındaki ceşitli cemaatların ayrılıklarıdır ki Nasturiler "İsa Allah'ın oğludur" , Yakubiler "O, Allah'tır.Önce yere indi sonra göğe çıktı .", Melkaniler ise "O Allah'ın kulu ve rasulüdür" dediler.

Tevilatün Necmiyye de şöyle denilir: " Yani onlar üç guruba ayrılmışlardır.Bir gurup , şeriat ve tarikat ayakları üzere yürüyerek çeşitli makamları geçip Allah'ın yakınlığına ulaşarak Allah'a ibadet ederler.B:unlar veliler ve sıddıklardır.Onlar ehlullahın havassı/seçkinleridir.Bir gurupta şeriatın zahiri  ve bununmla ilgili amelleri yaparak Allah'a ibadet ederler.Bunlar ise müminmüslümanlardır.Onlar cennet ehli kimselerdir.Diger bir gurup ise tabiatlarının gereği olarak heva ve heveslerine taparlar ve de Allah'a ibadet ettiklerini iddia ederler.Onların durumu kafirlerin putlara tapıp "Biz onlara  sadece bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye tapıyoruz" (Zümer 3) demelerine benzer.Bunlar hak ehlini inkar ederler.Bid'at ,riiya ve heva ehlidirler.işte onlar cehennem ehli kimselerdir.

HAZRET-İ İSA VE HZ.YAHYA

 Efendimiz SAV hadislerinde Hz.Yaühya ve İsa'nın makamlarını haber vermiştir: İsa ve yahya karşılaştılar. Yahya İsa'ya dedi ki: " Sanki sen Allah'ın azabından emin gibisin." İsa da Yahya'ya: " Sanki sen de Allah'ın lütuf ve rahmetinden ümid kesmiş gibisin " dedi.O zaman Allah da onlara: " Bana en sevimli olanınız Benim hakkımda en güzel zan besleyeninizdir" diye vahyetti.Bundan dolayı Hz.Yahya'nın sonu , celal makamında öldürülmek oldu.Onun için kısasen yetmişbin kişi öldürülünceye kadar kanı fışkırmaya devam etti.Onlar öldürülünce kanı durdu.İsa'nın sonu ise bast ve cemal makamında semaya, yani cemal mazharlarından olan mele i alaya yükseltilmek oldu.Her ikisi de makamlarında tam olarak kurtuluşa ermiş kamil kimselerdi.

HURMA

 Hz.Meryem annemiz doğumyaptıktan sonra taze hurmayı yemesini emretti.Taze hurma yahut mevsimine göre kuru hurma doğum yapanlara Efendimiz SAV in hadisi vardır: " Kadın çocuk doüğurduğunda ilk yemeği yaş hurma, yoksa kuru hurma olsun.Çünkü eğer ondan daha üstün bir yiyecek(loğusa için) olsaydı, İsa'yı doğurduğunda Allah İmran kızı Meryem'e onu yedirirdi"

Denmiştir ki Lağusalar için hurmadan, hastalar iç in baldan daha üstün bir şey yoktur"

DEĞİŞMEYEN KANUNLAR

 Efendimiz SAV buyurmuştur: "Allah Teala bir kulu sevince onu imtihan eder, eğer sabrederse onu seçer, eğer rıza gösterirse onu tercih eder, beğenir" Kla gereken, içerisinde nimet bulunduğu için belaya hamdetmektir.Eğer nimeti kaçırırsa sabretmektir.Bunların her ikisi de ubudiyyet(kullak) yollarındandır. Nefsine şefkatten ileri gelen tasaya arka çıkarsa, bu ona hevasının galip gelmesinden dolayıdır.

Ataullah İskenderi hazretlerinin Şerhul Hikemil Ataiyye isimli eserinde denilmiştir ki: " Eğer düşünürsene, marifetin hakikatına ermenin belalar içine dürülmüş olduğunu görürsün.Çünkü marifet, ancak Allah'ın sıfatlarının gerçekleşmesi ile olur.Sonunda senin varlığından olan her şey , O'nun sıfatlarında fena bulur.O'nun izzetini n, kudretinin , zenginliğini nve kuvvetini nyanında seninkiler kalmaz.B da, senin için belaların var olmasıyla gerçekleşir.Çünkü bela,rububiyetin mutlak hakimiyetini hissettirmektedir. Bunu anla! Allah bizi ve sizi işin hakikatını elde etmeye  ve her haldehamd ve sabır makamında karar kılmaya muvaffak eylesin!

Mesnevi de şöyle denir:Allah, yüzbinlerce kimya yarattı/ Ama insan , sabır gibi bir kimya görmedi.

7 Nisan 2026 Salı

HIZIR'I GÖRMEK

 Velilerden birisi şöyle der: İsrailoğullarının bulunduğu çölde (Tih'de) idim.Bir de  baktım ki bir adam benimle birlikte yürüyor. Onun durumuna şaştım. Bana onun Hızır olduğu ilhamı geldi. Ona " Allah aşkına sen kimsin?" diye sordum. O da: " Ben senin kardeşin Hızır'ım" dedi. Ona: " Sana bir şey sormak istiyorum." dedim. O da: "Sor" dedi. Ben de: "Seni hangi vesileyle görndüm?" diye sordum. O da : "Annene iyilik etmen sebebiyle" dedi.

6 Nisan 2026 Pazartesi

KAYBETTİĞİMİZ DİL ZENGİNLİKLERİ

 Neyi kaybettiğini hatırla

Neyi kaybettik.

#Görme Çeşitleri


Gözle görmek: Ru’yet — رُؤْيَة

Fikirle görmek: Nazar — نَظَر

Kalple görmek: Basîret — بَصِيرَة

Hissederek görmek: Şu‘ur — شُعُور

Ruhla görmek: Sevgi — حُبّ

Anlayarak görmek: İdrak — إِدْرَاك

Tüm benlikle görmek: Kulluk — عِبَادَة


Sevme Çeşitleri


Akılla sevmek: Hevâ — هَوَى

Kalple sevmek: Aşk — عِشْق

Gönülle sevmek: Sevgi — حُبّ

Nefisle sevmek: Heves — هَوَس

Sadakatle sevmek: Vefâ — وَفَاء

Tüm benlikle sevmek: Îman — إِيمَان


Anlama Çeşitleri


-Dirâyet — دِرَايَة Akılla anlamak.

-Rivâyet — رِوَايَة Nakille anlamak.

-Hidâyet — هِدَايَة Yürekle anlamak.

-Firâset — فِرَاسَة Düşünerek anlamak.

-Kırâat — قِرَاءَة Okuyarak anlamak.

-İbâdet — عِبَادَة Tüm benlikle hissederek anlamanın zirvesi


İncelik Çeşitleri


Gözde incelik: Dikkat — دِقَّة

Gönülde incelik: Rikkat — رِقَّة

Anlamada incelik: İdrak — إِدْرَاك

Ruhta incelik: Muhabbet — مَحَبَّة

Hissetmede incelik: Şu‘ur — شُعُور

Tüm benlikte incelik: İtaat — إِطَاعَة


Düşünme Çeşitleri


تَذَكُّر (Tezekkür) — Geçmişe yönelik düşünmek

تَدَبُّر (Tedebbür) — Geleceğe dair derinlemesine düşünmek

تَعَقُّل (Teakkul) — Sebep–sonuç ilişkisi kurarak düşünmek

تَفَقُّه (Tefekküh) — Lehine ve aleyhine olanı tartarak düşünmek

تَفَكُّر (Tefekkür) — Olaylar ve deliller üzerinde düşünmek

تَأَمُّل (Teemmül) — Ümit ve 

beklentiyle düşünmek


Huzurun Reçetesi


مَنْ صَبَرَ بَصُرَ

Sabreden görür.

مَنْ بَصُرَ شَعَرَ

Gören hisseder.

مَنْ شَعَرَ سَجَدَ

Hisseden secde eder.

مَنْ سَجَدَ وَجَدَ

Secde eden bulur.

مَنْ وَجَدَ صَمَتَ

Bulan susar.

مَنْ صَمَتَ نَجَا

Susan kurtulur.

مَنْ نَجَا سَعِدَ

Kurtulan mutlu olur.


Dört Önemli ve Kıymetli Süs


Dünyanın süsü insandır.

İnsanın süsü ilimdir.

İlmin süsü ameldir.

Amelin süsü ihlâstır.

5 Nisan 2026 Pazar

DUA

 Duada zillet ve muhtaçlığın açığa vurulmasın söz konusudur.Allah'a bu açığa vurmadan daha sevimli bir şey yoktur.Bundan Dolayı Beyazid Bestami hazretlheri şöyle demiştir:Otuz yıl ibadetin zorluğuna katlandım.Sonra birinin bana şöyle seslendiğini gördüm."Ey Beyazid Allah'ın hazineleri ibadetle dolu.Sen eğer O'na ulaşmak istiyorsan zelillik ve muhtaçlık göstermelisin.Bunun içindir ki Beyazid hakikat alemine girdiğinde şöyle demişti: 

Ey Padişah! sana hazinende olmayan dört şey getirdim:Yokluk ve ihtiyaç,acizlik ve niyaz

KURAN İLİMLERİ ÜÇ KISIMDIR

 Kur'an ilimleri üç kısımdır.:

1- Allah'ın yarattıklarından hiçbir kimseye öğretmediği , hiçbir kimseyi vakıf kılmadığı ilim.Kitabı'nın sırlarına, zatının künhüne , isim ve sıfatlarının hakikatına ,kendine tahsis ettiği gayb bilgilerine, yalnızca kendisinin bilmesini tercih ettiği ilimdir.Bu hususta hiç kimsenin söz söylemesinin caiz olmadığı icma yoluyla sabittir.

2.- Allah'ın sadece Peygamberini vakıf kıldığı ,ona öğrettiği kitabının sırlarına ait olan ilim.Bu hususta Peygamberimiz veya izin verdiği kimseden başkasının söz söylemesi caiz değildir.

3- Allah7ın kitabına yerleştirdiği , açık ve gizli manaları olup Peygamberien öğrettiği  ve O'nun da öğretmesini emrettiği ilimdir"

HAZRET-İ PEYGAMBER'İN ÜÇ SURETİ,

Hz.Peygamber sAV in üç sureti vardır:

1. Beşeri suretidir.Ayeti kerimede bu hususta :"Ben de sizin gibi bir beşerim"(Kehf 110) buyrulmuştur.

2. Meleki Suretidir.Bir hadiste: " Ben sizden herhangi biriniz gibi değilim.Rabbimin katında gecelerim. O, beni yedirir ve içirir"

3. Hakiki suretidir.Bir hadisde bu.yrulmuştur: " Benim Allah ile bir vaktim vardır ki o vakit ne mukareb bir melek ne de mürsel bir nebi beni kuşatamaz" . Bundan daha aşikar olarak Efendimiz SAV buyurmuştur: " Beni gören gerçekte Hakk'ı görmüştür." 

SAMİ KİRAZOĞLU HATIRALAR 10


 

HARİCİLER

 Hariciler Kufe'nin bir kasabası olan Harura halkıdır.Hz.Ali efendimiz ile savaşmışlardır. Hariciler Kufe zahidlerinden bir topluluktur Hz.Ali Efendimiz ile Muaviye arasındaki hadisede Hz.Ali efendimize olan itaatı bırakmışlardır.Onlar on iki bin kişi olan bir topluluktu.Hz.Ali(ye karşı geldikler ihtilaf bayrağını çektiler ve kan döktüler.Hz.Ali onların karşısına çıkarak geri dönmelerini istedi.Onlarda savaştan başkasını kabul etmediler.Nahveranda onlarla savaşa tutşan Hz.almi onların kökünü kazıdıpek azı müstesna hepsi öldürüldüler.

Allah Resulü'nün şu hadisi onlarla alakalıdır:"Benim ümmetimden bir kavim çıkar.Sizden biriniz kendi namazını onların namazlarının yanında, orucunu onların orucunun yanında küçük görür. Fakat onların imanı köprücük kemiklerini geçmez".

EN ÇOK ZİYANA UĞRAYANLAR

 Kehf suresi 103 ve 104 ayetinde  Teala buyurur:

" De ki: Size ,(yaptıkları) işler bakmından en çok ziyana uğrayanları bildirelim mi?. (Bunlar;) iyi işler yaptıklarını sandıkları halde , dünya hayatında çabaları boşa giden kimselerdir"

Bu ayette bid'at, fısk, riya ve şöhret ehline işaret vardır. Riyanın azı da şirktir.Şirk ise ameli yok eder.Zümer suresi 65 nci ayet:"Andolsun, eğer (Allah'a) ortak koşarsan amelin boşa çıkar". İtikatta bidat uyduranlar ve amelleriyle gösteriş yapanlardır.Bidat ve riyanın vebali sadece kendilerine döner. 

eFENDİMİZ SAV buyurmuştur: " Ümmetim için en çok korktuğum şey Allah'a şirk koşmalyarıdır.Yalnız ben onların güneşe, aya,ağaca ve puta tapacaklarını söylemiyorum.Şu kadar var ki onlar, Allah'dan başkası için ameller işlerler."

AVARİFDE ŞEYH MÜRİD İLİŞKİLERİ

 AVARİFUL MAARİF İSİMLİ  tasavvuf eserinde denilmiştir ki:

"Mürid, şeyhe itirazdan kaçınmalıdır.Onun bütün tasarruflarında içindeki itiraz duygularını izale etmelidir.Çünkü, itiraz ,müridler için öldürücü zehir gbidir.Bir müridin şeyhine içten itiraz edip de sonra felap bulyması pek nadirdir.Mürid, şeyhin kendisine müşkül görünen her tasarrufunda Musa- Hızır kıssasını hatırlamalıdır.Nasıl ki Hz.Hızır'dan bazı tasarruflar zuhur ediyor ve Hz.Musa ona itiraz ediyorsa ve daha sonra işin gerçek yönü ona keşfoluyorsa , mürid de şeyhin kendisine doğruluğu müşkül görünen her tasarrufunda kendisine göre mutlaka doğru bir yönü olduğunu bilmelidir."

4 Nisan 2026 Cumartesi

HIZIR'IN TAVSİYESİ

 Hz.Musa ayarılık vakti geldiği vakit Hz.Hızır'a " Ey Allah7ın nebisi! bana tavsiyede bulun" demesi üzerine Hz.Hızır: "İlmi, insanlara anlatmak için öğrenme, amel etmek için öğren. Çünkü ilmi ile amel etmeyenin konuşması , kendisine bir fayda sağlamaz.yararı başkasınadır."

Hz.Hızır'ın öğüt ve nasihatlarından bazıları şunlardır:

"Faydalı ol, zararlı olma.Güleryüzlü ol , öfkeli ve çatık çehreli olma.Isrardan kaçın.Gereksiz yere dolaşma ve yersiz gülme.Günah işleyeni nadim olduktan sonra azarlama.Yaşadığın sürece hata ve kusurlarına ağla.Bugünün işini yarına bırakma.Himmetini ahiretine yönelt.Seni ilgilendirmeyen şeye dalma.Sana eman ve güven duyana karşı korkudan tamamen emen olma; sana korku verene karşı da tamamen güvenini kesme.Görünen işlerini düşün. Gücün kadar iyilik yapmaktan geri durma.

LATİF KONUŞMALAR

 Hz.Musa a.s ın Hz.Hızır a.s a itirazları hususunda şöyle cevap veridği söylenir ve bu latif konuşmalardır.Musa a. sgeminin delinmesi üzerine "Halkı boğman için mi" dediği zaman Hz.Hızır : "Sen denizde değilmiydin(bebek iken nil nehrine bırarkılmadın mı?" bir gemi olmadığı halde boğulmadın " karşılığını verdi.

Hz.Musa  :" Tertemiz bir canı , bir can karşılığı olmaksızın (kimseyi öldürmediği halde) katlettin ha" demesi üzerine Hz.Hızır: " Sen günahsız olarak kıptiyi öldürmemiş miydin? dedi.

Hz.Musa " Dileseydin , elbet buna karşı bir ücret alırdın?" deyince Hz.Hızır " Sen, Şuayb a.s 'ın kızlarıyerine (ücretsiz) suladığını unuttun mu ? dedi.Bu aralarında ceryan eden latif bir konuşmadır.

İbni Abbas der ki: İnsanın yaptığı işi nakledip ondan karşılık beklemesi amelini iptal eder.Görmezmisin ki Kelimullah Musa a.s Hz.Hızır7a " Dileseydin..." dediği zaman nasıl ondan ayrılmıştır.

ZAHİRE GÖRE HÜKÜM VERME/ BATINA GÖRE HÜKÜM VERME

 "Şeriat" ile kastedilen zahire göre hükümn vermektir." Hakikat" ile kastedilen  batına göre hüküm vermektir. Alimler şu hususu da açıkca itiraf etmişlerdir. Peygamberlerin çoğu muttali oldukları işlerin batın ve hakikatlarıyla değil zahiri ile hüküm vermek üzere gönderilmişlerdir.Hz.Hızır'ın çocuğu öldürmesi üzerine Hz.Musa ,Hızır'a  Gerçekten sen fena bir iş yaptın" diye itiraz edince , Hz.Hızır'ın "Ben bunu kendiliğimden yapmadım" Kehf 8/2)  diye cevap vermesi bundandır. 

Yine Hz.Hızır a.s lisanından Hz.Musa'ya denilmiştir ki: Ben Allah'dan bir ilim üzerineyim ki , senin onunla amel etmen uygun değildir.Çünkü sen onunla amele memur değilsin.Sen de Allah'dan bir ilim üzerinesin ki benim onunla amel etmem uygun değildir.Çünkü ben onunla amele memur değilim(Buhari, Enbiya ,27)

ŞEYHLİK ADABLARINDAN

 Necmeddin-i Kübra hazretleri et-Tevilatü Necmiyye isimlieserinde der ki: " Şeyhin adabından  ve şeyh olmanın şartlarından biri de , müridi kabul etmeye hırslı olmamaktır.Bilakis onu nefret ettirmek için değil , müjdemelem üzere bu talep yolunun çok ince olduğunu, Matlub'un aziz olduğu kadar ona nail olmanın zorluklarını da haber vermelidir.Şayet onu davasına sadık, arzusuna rağbetli ve başka şeylerden yüz çevirmiş bulursa , onu iyi bir şekildekabul edip ikamet ve geçimini üzerine almalı, velisi gibi onunla ilgilenmeli, evladı gibi terbiye etmeli, abidlerin edebiyle edeplendirmelidir.

Yinre şeyh müridine merhametli davranmalı, onun zelle ve sürçmelerinin çoğunu görmezlikten gelmelidir.Halinin zayıflığından dolayı işlediği hata , yanılma ve ahdini unutma gibi kusurları sebebiyle muaheze etmemelidir.Ancak emrine muhalefete, yasakladığı şeyi terke , bazı söz ve fuiilleriniinkar ve itiraza sebeb olan davranışlarını görünce de uygun bir lisanla ikaz etmelive onu uyarmalıdır.Şayet bu yaptıklarından vazgeçer, istiğfar eder , hatasını itiraf ederve pişman olursa , bir daha tekrarlamamasını ve şaptıklarından özür dilemesini şart koşar

Allah'ın imtihanı ve evliyaullahın imtihanı şiddetlidir.Mutlaka sabır, teslimiyet ve rıza gerekir.

HAZRETİ MUSA'NIN "İNŞAALLAH" DEMESİ

 Hz.Musa, ilim yönünden kendinden ileri olan bir zatı istemesi ve o kimseyi aramaya çıkması,Hz.Hızırla karşılaştığında Hızır'a tabi olmayı istemesi üzerien Hz.Hızır'ın ""

 Sen benimle beraberliğe sabredemezsin.(iç yüzünü) kavrayamadığın bir bilgiye nasıl sabredersin?" demesi üzerine Hz.Musa "İnşaallah , sen beni sabredenlernden bulacaksın.Senin emrine de karşı gelmem" dediği  Kehf suresinin 66-69 ayetlerinde ifade buyurulmuştur.Hz.Musa "inşaallah" demiş akabinde sen beni sabredenlerden bulacaksın demiştir.Sabır, hapsetmek, tutmak demektir.Hz.Musa, "sabır" vaadini "inşaallah" diyerek Allah'ın dilemesine bağlaması , bu konuda  ya Allah'dan tevfik ve yardım istemesi anlamınadır ya da teberrükendir ya da işin şiddet ve zorluğunu bilmesinden dolayıdır.Çünkü onun makamında bulunan birinin kötü bir şeyi görünce sabretmesi gerçekten zordurve bu ancak Allah7ın yardımı ile mümkündür.

Yine denilmiştir ki Hz.Musa'nın "inşaallah" demesi , sabra sarılmak konusunda nefsine güvenmemesinden ileri gelmektedir.

HIZIR / İLYAS DUALARI

 İbni Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir.Hızır ve İlyas a.s , her yıl belli bir mevsimde bir araya gelir ve her biri arkadaşının başını traş eder.Sonra şu duaları okuyarak birbirlerinden ayrılırlar.

"BİSMİLLAHİ MAŞAALLAH

LA YESUGU LHAYRA İLLALLAH MAŞAALLAHÜ LA YASRİFU -SSUE İLLALLAH MAŞAALLAHU MA KANE MİN NİMETİN FEMİNALLAH .MAŞAALLAH LA HAVLE VELA KUVVETE İLLA BİLLAH

(Allah'ın ismiyle , Allah'ın dilediği olur.Hayrı ancak Allah sevkeder.Allah7ın dilediği olur. Kötülüğü ancak Allah çevirir.Allah7ın dilediği olur. Nimet ancak Allah'tandır.Allah'ın dilediği olur. Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır."

Kim bu duayı sabah akaşm üç defa okursa Allah onu yangından,boğulmaktan , şeytandan, yılandan ve akrepten korur.

3 Nisan 2026 Cuma

MÜRİD-ŞEYH İLİŞKİLERİ

 Süluk sırasında müride usanç ve bıkkınlık arız olabilir.Kalbine yorgunluk isabet edebilir.Nefsi şeyhine hizmeti bırakıp sohbeti terk etmeyi ona süslü gösterebilir.Hatta şeyhe hizmeti bırakıp Rabbine itaat ile meşgul olduğunda ve Hakk'ı talep uğrunda nefsi ile mücahede ettiğinde şeyhi vasıta olmadan ve ona uymadan belki yine amacına ulaşabileceğini zannedebilir.Heyhat! Ne mümkün! Bu bozuk bir zandan ve sürümü olmayan bir maldan ibarettir.Bu kimse, ömrünü zayi etmekte , nefsini boşuna yormakta ve kendini hedefe götüren yoldan sapmakta , doğru yoldan uzaklaşmaktadır.Ancak ebedi kifayet(yeterlilik) olan ezeli inayet ona ulaşır ve iradesindeki sıdkı ona iade ederse o başka.

Mürşid şeyhin sohbeti, müridin ruhunu yetiştirmeye götüren güzel söz ve fiilleri içerdiği için müridin gıdası mesabesindedir.Mürid ne zaman bu sohbeti terk ederse ,vüsule ermeden ve maksuduna nail olmadan nefsini boşuna yormuş olur.Onu buna sevk eden ve yardımsız bırakan da sadece şeytandır.

Allah Teala şöyle buyurur:"Ey iman edenler,Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun"(tevbe 119) Yani onlarla beraberlikte ve sohbette devam edin , yalancılarla beraber olmayın.

Mesnevi  der ki:

Her yanda bir gulyabani , seni çağırır."Kardeş gel,yol istiyorsan işte buracıkta.Yoldaş, sana yol göstereyim, yoldaşın olayım.Bu ince yolda sana kılavuzum" der. Fakat ne kılavuzdur o, ne de yol bilir. Yusuf, o kurt huylunun yanına az var !

  

TARTIŞMAYA EN ÇOK DÜŞKÜN VARLIK:İNSAN

 Kehf suresi 54 ncü ayette Hak Teâlâ belirtmiştir: "... Fakat tartışmaya en çok düşkün varlık insandır". Burada batıl anlamında tartışmaya düşkün olma hali ifade buyrulmuştur.Her tartışma batıl için değildir.Çünhkü Efendimize buyrulmuştur:"Ey Muhammed , sen hikmetle, güzel öğütle Rabb'inin yoluna çağır  ve onlarla en güzel şekilde mücadele et"(Nahl 125) 

İlahi kitabın muhkem ayetleri ile , bazen müteşabih ayetleri ile mücadele ederler.Bazen kuranın nasih ve mensuhu ile , bazen tefsir ve tevili ile bazen de nüzul esebebleri ile mücadele ederler.Bazen kıraatiyle cedelleşirler.Böylece mücadeleden mücahedeye, hasımlaşmaktan muameleye, nizalaşmaktan taate , münazaradan vuslata geçemediler.Bu yüzden bu hastalığın çaresini Kur7an şöyle belirtmiştir: ""Allah" de.sonra bırak onları daldıkları hastalıkta oynaya dursunlar"(Enam 91)

Mevlana buyurmuştur:" Bize ne bu kıssadan ki öküz geldi merkep gitti.Bu vakit azizdir,bu arbededen geri dön , vazgeç"

Akıllı kişiye gereken, kendri nefsiyle uğraşmak ve gösterişi ve cedelleşmeyi terk etmektir.Çünkü cedelin varacağı yer , başkasını hicvetmek ve darmadağın etmektir.Bu ise yırtıcı hayvanların özelliğidir.Bu nedenle Efendimiz SAV buyurmuştur: " Haklı da olsa tartışmayı terk etmedikçe kişi imanın hakikatına eremez".

Alla hTeala buyurmuştur: " Boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler(Furkan 72).

"Kendini bilmez kimseler onlara laf attıklarında "Selam" derler(geçerler) (Furkan 63)



 

2 Nisan 2026 Perşembe

ÜLKELER

Kehf suresi 59 ncu ayet:"İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik.Onları helak etmek içinde belli bir zaman tayin etmiştik.

MELEKLER,ŞEYTANLAR,CİNLER

 Meleklerde erkeklik ve dişilik yoktur.Üremezler, yemezler,içmezler.Cinlerde ise üreme vardır.Onların dişisi ,erkeği vardır ve ölümlüdürler.Şeytanlara gelince , onların da dişisi ve erkeği vardır.Çoğalırlar ancak ölmezler.Tıpkı İblis'in devamlı kaldığı gibi onlarda devamlı olarak dünyada kalırlar.

BEŞ SAF

 kIYAMETTE İNSANLAR BEŞ SAF OLARAK HUZURA GELİRLER.pEYGAMBERLER BİR SAF, VELİLER BİR SAF, MÜMİNLER BİR SAF,KAFİRLER BİR SAF VEMÜNAFIKLAR BİR SAF OLARAK

1 Nisan 2026 Çarşamba

KUURAN OKUMA ŞEKLİ

 Hz.Ali Ks hazretleri demiştir: "Kur'an tilavetinin en efdal olanı, abdestli olarak, kıbleye doğru oturarak, bağdaş kurmadan, bir yere dayanmadan, kibirli insanların oturuşu gibi oturmadan okumaktır. Lakin Kur'an okurken karşısında zayıf olduğu ve utandığı bir kimsenin karşısında oturduğu gibi oturmalıdır"

İNŞAALLAH DEMEK

 Kehf suresinin 24 ncü ayetindeki hitabdır. "Ancak Allah dilerse(yapacağım de).Unuttuğun zaman da Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni , doğruya daha yakın olana eriştirir." de" Herhangibi bir iş yapacağı vaad edilince "inşaallah" demek peygambere vacibdir.

Bir adama : Nereye gidiyorsun? diye sorulmuş. O da "Eşek almak için Künase'ye(Kufe'de bir yer) gidiyorum" demiş.Ona :"İnşaallah" de demişler.Adam :" Benim inşaallah demeye ihtiyacım yoktur. İşte paralar cebimde, merkepteKünase'de" dedi. Ancak pazara varamadan paraları çalındıve istediğini alamadan geri döndü. Dönüşte birisi ona : " Nereden geliyorsun?" diye sordu. Adam: "İnşaallah Künase'den.İnşaallah paralarım çalındı" diye cevap verdi.

Kurtube, bu ayeti tevil ederken şöyle demiştir: " Geleceğe dair verilen herhangibir sözü "inşaallah" if    adesiyle bağlamak , herhangibir sebeble yerine getirilmediğinde doğacak günahtan kurtulmak içindir."

ALLAH TEALANIN SIRF KENDİ NEFSİNE HAS KILDIKLARI SEÇKİNLER.

 Hz.Hızır'ın şöyle dediği rivayet olunur: "300 evliya,70 nüceba/seçkinler, 40 evtadı arz/yeryüzü direkleri mesabesindeki kimseler, 10 nukaba/reisler, 7 urafa/arifler, üç seçilmiişler/muhtarun ve bir de gavs vardır. Bunlar vasıl oldukları derecelere çok oruç tutmak , çok namaz kılmak, huşu sahibi olmak ve güzel vasıflarla ulaşmamışlardır.Onlar bu mertebeye ancak sıdk ile vera sahibi olmak, iyi niyet sahibi olmak, iç alemlerinin salim olmasıyla ve bütün müslümanlara karşı engin bir merhamet duygusuyla erişmişlerdir.Çünkü Allah onları ezeli ilmi ile seçmiş ve sırf kendi nefsine has kılmıştır.

Onlar hiç kimseye kötü söz söylemezler, hiç kimseye beddua etmezler. Kendilerinden aşağıda olanlara eziyet etmezler ve asla onları hor görmezler. Kendilerinden üstün olanlara da hased etmezler.Onlar insanlar içinde huyca en mülayim ve kelamı en doğru olandır. Cömertlikte eşsizdirler."