9 Aralık 2020 Çarşamba

ACZİMİZİ NASIL BİLELİM?

Peki, aczimizi nasıl bilelim? Aczimizi anlamanın en kolay yolu, kendi vücudumuzu ele almaktır. Vücudumuz bizim midir ve bizim emrimizde midir? Bakalım; Şimdiki ilim kanımızın içinde birçok hayatlar olduğunu görüyor, biliyor. Bunların kimi kör, kimi topal; yiyorlar, tenâsül ediyorlar. Bunlardan haberimiz var mı? Yok. Gözümüz nasıl görüyor? Kulağımız nasıl işitiyor? Beynimiz, kalbimiz nasıl çalışıyor? Bunların hiçbirini bilemiyoruz. Hiçbirine hâkim olamıyoruz. Şu halde vücudumuzda “bizim” diyecek neyimiz var? Hiçbir şey. Madem ki hiçbir şey bilmiyoruz ve hiçbir şeyden haberimiz yok, öyleyse biz bir hiçiz, biz ölüyüz ve mademki bu vücut bizim arzu ve emrimizle çalışmıyor, öyleyse bu vücudu kendi ârzû ve irâdesine göre çalıştıran bir (Kudret) var. Asıl diri O’ dur, biz ölüyüz ve aciz bir zavallıdan başka bir şey değiliz. İşte böyle bir tefekkürle aczimizi ve ölülüğümüzü anlayınca bir tek yol kalır. O da o (Diri Kudret)i arayıp, bulup ona teslim olmak. İşte Hz. Muhammed’in (Men arefe nefsehu fekat arefe Rabbehu) yani (Nefsini bilen Rabbini de bilmiş olur.) sözü bu hâli anlatmaktadır. Bazıları bu sözü (Ben nefsimi biliyorum, o halde Rabbimi de biliyorum yani Allah benim, benim nefsimdir.) deyip iblîsiyet yoluna sapıyorlar. Hâlbuki hâşa, nefsi bilmek, nefsin ne yaman bir şeytan olduğunu bilerek, onu öldürmeğe çalışmaktır. O öldükten sonra (Rab) bilinir. (Şem’î)nin güzel bir sözü var: Sil, süpür ayârı dilden, ta tecelli ede Hak: Padişah konmaz saraya, hâne mamur olmadan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder