KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
9 Aralık 2020 Çarşamba
GIDANIN HAZMI/KELAMIN HAZMI
Gıdânın ilk alındığı yer ağızdır. Gıdâyı hazmeden, ağız değildir. Mamafih ağızda da bir kısım hazım olur. Çiğneme esnasında dil etrafındaki bezlerden çıkan maddeler hazma yardım ederler. Çiğnediğimiz şey mideye inince, şeker yemişsek şekere göre, ekşi yemişsek ekşiye göre bir hazım kimyası başlar. Mide gıdâyı böyle kimyevi bir pişirmeye tâbi tuttuktan sonra bağırsağa verir. Orada gözle görülmeyecek kadar ince kıl damarlar bu gıdâyı vücuda verir. Alınan gıdâda birçok maddeler ve madenler vardır. Vücutta bunların her birini yerli yerine koyacak sanatkârlar da vardır. Boyacılar ayrı, kömürcüler ayrı. Herkes vazifesini en mükemmel şekilde yapar. Gıdâdaki madde ve madenleri lâzım olan yerlere götürürler. Onun için dünyada ne kadar maden ve diğer şeyler varsa vücutta da mevcuttur. Gıdânın hazmı böyledir.
Kelâma gelince: Kelâm elle tutulacak maddî bir şey değildir. Gıdânın elle tutulur bir maddesi, o maddenin içinde de “hâl”i, ahlâkı var. Kelâm da ses içine saklanmış bir “hâl” ve ahlâktan başka bir şey değildir. Mide ve vücut nasıl gıdâyı “hâl” yapıyorsa, kulak ve beyin de kelâmın sesini “hâl” yapar. Kulak tıpkı midenin ve bağırsağın vazifesini görür. Kulakta, “kelâm hazmı” yapacak bir su vardır. Kulağın içinde armut şeklinde içi su dolu bir boşluk vardır. O su kelâmı temizler, beyine verir. Bu sefer beyin hazmı başlar. Beyin, kelâmı evvelâ içine alır, sonra dışına verir. Beynin dışında deniz dalgaları gibi kırışıklıklar vardır. Kelâm, ine çıka o dalgaları dolaşır. Anlama ve anlatma hâlini bu dalgalar temin eder. Bundan sonra beyin (kelâm)ı kalbe verir. Kalp bunu bütün vücuda dağıtır. Tekrar alır, tekrar verir. O kelâmı saklayacak yerleri vardır. Kelâmın fenasını ayrı, iyisini ayrı yere kor. Kendine mal ettiklerini alır, etmediklerini atar. Hz. Muhammed’in “tefekkür” dediği hâl orada olur. Tefekkür de bir hazımdır. Tefekkür kelâmı çoğaltır ve ağızdan çıkarır, dinleyenlere verir. İnsan, tefekkürle insan olur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder