15 Şubat 2026 Pazar

KIRK YAŞ

 İlahi ilim , ilk mükaşefe ve zuhurundan ancak kırk sene sonra kemale erer. Nitekim akıl da kırk yaşında kemale erer.Yanhi son mertebeye ulaşmak , ancak bu sürede gerçekleşebilir.Allah Teala  adetini bu şekilde yürütmektedir.Bu süreden önce kimse bir şeye heveslenmesin. Çünkü ilim bu sınıra kadar artar .Sonra tahakkuk gerçekleşir.Allah'ın yardım ve izniiyle tabii ve nefsani sıfatların tamamı , boyunduruğu altına girer ve onlara hakim olarak eline gelir.Yolun ne kadar uzun , istenen şeyin ise ne kadar değerli olduğuna bir bak. Rab olan Allah'a ulaşana kadar kendin için bir kılavuz seç.

Mesnevi de şöyle denilir:

Kendine pir bul, çünkü bu yolculukta pirsiz olursan ,/ Pek büyük afetler, korkular, tehlikeler vardır.Çok defa geçtiğin bu yolda bile Kılavuzsuz gidersen şaşırır kalırsın.

Ya hiç görmediğin bir yolda ne olursun? / Aklını başına al da , kılavuzsuz olarak yola düşme.

Ey ahmak, eğer başında mürşidin gölgesi olmazsa , Gulyabani sesleri seni şaşırtır, yolunu saptırır.

ALLAH ZALİMİ KURTARMAZ

 Allah Teala zalimi kurtarmaz, fakat mühmet tanır ve nefsinin eline bırakır.Nefsinin emmareliği sebebiyle de hem kendi nefsine hem de başkalarının nefsine zulmeder. Ancak Allah bir kuluna rahmet ve ihsan nazarıyla bakarsa , inayetinin nuru ile nefsinin emmareliğini yok eder.Böylece bu kulun nefsi , şeriatın emrini dinler hale gelirve ahiret azabından kurtulma , yüce derecelere ve yakınlıklarına erişme gayesi dışında hiçbir gaye ile hareket etmez olur.Bu bakımdan günah işleyenlerin Rablerinin yakalamasından çekinerek hemen tevbe etmesi , daha sonra yaparım , ederim demeyi terk etmesi gerekir.Çünkü bir hadiste "Daha sonra yaparım diyenler helak olmuştur" buyrulmuştur.

HAZRET-İ CEBRAİL'İN TALİMİ

 Cabir b.Abdullah'dan rivayet olunur: " Hz.Peygamber sav in bulunduğu meclislerin birinde bulundum.Bir ara bembeyaz giysili, saçı ve teni oldukça güzel bir kimse çıka geldi veşöyle selam verdi:

"- es-selamü aleyke , Ya Rasulallah"dedi.Efendimiz sav :"-Ve aleykesselam" buyurdu. Adam:

"-Ey Allah'ın resulü dünya nedir?" diye sordu.

Efendimiz a.s: "-Dünya bir rüyadır, dünyadakiler ise yaptıklarının karşılığını göreceklerdir" buyurdu.

Adam : "Ey Allah7ın Rasulü , peki ahiret nedir?"

Efendimiz SAV :"- Ebedi hayattır.Bir gurup insan cennetlik bir gurup inisan ise cehennemlik olacaktır."

Bunun üzerine adam :"Cennet nedir?" diye sordu.

Hz.Peeygamber sav: " Öbür dünyanın taliplilerine nimetlerini ebedi olara kdöküp saçmasıdır" buyurdu.

Adam : "- Peki ya cehennem?".

Efendimiz :"- Ahirette Cehennemin , taliplerine döküp saçmasıdır,onlar cehennemden hiç ayrılmazlar , ebedi kalırlar".

Adam :" Bu ümmetin en hayırlıları kimlerdir?" deyince

Efendimiz SAV: "- Allah'a itaat üzere olanlardır". adam:"- orada insanlar nasıl olurlar?"

Efendimiz SAV "- Kafilesini arayan biri gibi çok gayretli olurlar." adam:"- orada ne kadar kalacaklardır?" deyince Efendimiz SAV: " Kafilesinden bir ihtiyac için geri kalan kişinin kaldığı kadar" buyurdu.

adam:"- Dünya ile ahiret arasında ne kadar mesafe vardır?" deyince 

Efendimiz SAV: Göz açıp kapama vakti kadar bir süre" buyurdu.

Cabir anlatmaya devam etti:O adam gitti ve bir daha da gören olmadı.Hz.Peygamber SAV : " O cebrail idi.Sizin ahireti arzulamanızı, dünydan el etek çekmenizi sağlamak için geldi" buyurdu

VEDUD LAFZI

Vedud lafzı bütün mahlukat için hayırlı olanı seven ve tüm hallerinde onlara iyilik eden manasındadır.Dostlarını seven manasında  olduğu da söylenir. 

Kulun Ayyah'ın bu isminden alacağı pay, başkaları  için kendisi için istediklerini istemek, gücünün ve imkanının elverdiği ölçüde başkalarına iyilik etmek , Allah7ın salih kullarını sevmektir.Başkalarını kendisine tercih etmek ise bundan daha yüce bir davranıştır. Nitekim bu özellikte olan bir zat şöyle demiştir:" Cehennem ateşi üzerinde mahlukatın eziyet duymadan , geçebileceği bir köprü olmak isterdim."

İNSANOĞLUNUN TABİATI

 İnsanoğlunun tabiatında şeytanlık sıfatlarından olan kötülüklerde diretme ve kendini büyük görme özellikleri gizlidir.Kendisine yasaklanan şeylere haris olmakta onun tabiatında mevcuttur.Nitekim Hz.adem ,o ağacı yemekten men edilince onu yemek için çok şiddetli bir arzu duydu.İşte bu iki sıfat yüzündendir ki insanoğlu, kendisine bir şey emredildiği zaman kendini büyük görerek yüz çevirir. Kendisine bir şey yasaklandığında da onu yapacağım diye adeta yırtınır.Hele bu emir ve yasak kendisi gbi bir insanoğlundan gelmişse..Allah'a itaat etmek, mahluklara itaat etmeye nazaran çok daha kolay kabul edilen bir şeydir. Çünkü itaat etmekte nefsi benliği zelil kılma ve burnunu sürtme söz konusudur. Ayrıca yaradılan Yaratan'ı tarafından yüklenen vazifelere , kendisi gibi bir mahluk tarafından yüklenenlerden daha fazla tahammül gösterir. Bu sır dolayısıyladır ki Canab-ı Hakk, peygamberleri gönderip yaradılanlara itaat etmelerini emretmiş ve şöyle buyurmuştur: "Allah7a itaat edin, Rasul'e ve sizden olan ulul emre(yöneticilere) itaat edin (Nisa 69)

Ezeli inayet sayesinde Allah tarafından başarılı ve muvaffak kılınanlar , kendisine emredilenleri yaparlar , yasaklardan kaçınırlar.,peygamberin getirdiklerine itaat ederler.İtaatleri de onları , mahluklara mahsus sıfatların karanlıklarından halıkiyyet sıfatlarının nuruna çıkartır. Kimin de ezelde şaki olacağına hükmedilmiş ise yüzüstü , kendi başına bırakılır, nefsinin ve tabiatının insafına terk edilir.Bu sebeble ne Allah'a, ne Rasulüne itaat eder, daveti kabule asla yanaşmaz.

TEVHİD MERTEBELERİ

 Tevhid mertebelerinin ilki  tevhid-i efal, sonra tevhid-i sıfat, sonra tevhid-i zattır.Çünkü zat sıfatlarlha, sıfatlar fiillerle, fiiller ise eserlerle ve oluşlarla gizlenmiş perdelenmiştir.İşte bu oluş hicaplarının ortadan kalkması ile kendisinde fiillerin  tecelli ettiği kimse tevekkül eder. Fiil hicablarının ortadan kalkması ile kendisinde sıfatların tecelli ettiği kimse razı ve teslim olur.Sıfat hicablarının ortadan kalkması ile kendisinde zatın tecelli ettiği kimse ise artık vahdettedir.mutlak olarak muvahhid olur.

Mesnevide şöye denir:

Sen "La ilahe illallah" demedikçe/hakikate varan açık yolu bulamazsın.

Aşk öyle bir ateştir ki, alevlenince /Sevgiliden başka ne varsa hepsini yakar, yandırır.

"La" kılıcı, Hak'dan gayrısını keser , siler süpürür / Bir bakda gör, "La"(yok) dan sonra ne kaldı?

Ancak "illallah" kaldı, hepsi de gitti yok oldu. Ey şirki ortaklığı yakıp kandıran aşk, şad ol, yaşa!

 

KENDİNE VAAZ ET

 El-ihya isimli kitapta şöyle denilir:" Allah Teala , İsa (a,s) a şöyle vahyetti: "Kendine vaaz et, şayet kendin o öğüdü alıyorsan , insanlara da öğüt ver.Aksi takdirde benden haya et"

Hafız Şirazi der ki:

Vaizler bu cilveyi mihrabda ve mimberde ederler

Yalnız kalınca o işi başka türlü yaparlar

Bir müşkülüm var , meclisin alimine sor

Başkalarına tevbe buyuranlar neden tevbede eksik kalırlar.

ÖLÇÜYÜ VE TARTIYI EKESİK YAPMAYIN EMRİNİN İŞARİ YORUMU

 Ayette buyrulmuştur: Ölçüyü ve tartıyı eksik yapmayın.Yani muhabbet ölçüsü ile talep tartısını eksik yapmayın.Muhabbetin bir ölçüsü vardır ki o, masivaya düşman olmaktır.Nitekim Hz.İbrahim a.s, dostluğunu ızhar ederken "Alemlerin Rabbi müstesna , onlar benim düşmanımdır(Şuara 77) demiştir.Allah Teala ile birlikte bir kimseyi veya bir şeyi sevdiğin zaman , Allah7ı sevme ölçüsünde eksiklik yapmış olursun.Ayrıca talebin de bir tartısı vardır ki o, şeriat ve tarikat ayakları üzerinde yürümektir.Nitekim şöyle denilmiştir:" İki adımda vasıl olursun" . Bu iki adım olmadan hareket edersen tartıyı eksiltmiş olursun.

Şu halde müride düşen, veli ve nebilerin terbiyesi ile terbiyelenip ayağını birinci yola koyarken kendisine emredilip şart koşulduğu üzere koymasıdır.

KÖTÜ AHLAKLAR VE SONUÇLARI

 Hadis-i şerifde buyrulmuştur: Hıyanetin ortaya çıktığı bir toplulukta bulunanların kalplerine Allah mutlaka korku ilka eder. Zinanın alenen yapıldığı bir yerde mutlaka ölümler çoğalır. Ölçü ve tartının eksik yapıldığı yerde yaşayanların rızkını Allah mutlaka keser. Adaletsiz hüküm verilen bir toplumda mutlaka kan akıtma hadiseleri yaygınlaşır. Anlaşmaya bağlı kalmayan bir topluluğa da Allah mutlaka düşmanı musallat eder. 

ALIŞVERİŞTE HİLE

 Hiçkimse , alışxveriş ederken hile ve laf kalabalığı ile malını cazip gösterme yoluna gitmesin.Çünkü böyle yapmakla rızk artacak değildir.Aksine rızkın bereketi gider.Böyle yollarla azar azar biriktirenlerin malını Hak teala bir anda tamamen yok eder ve sahibine de malının her bir zerresinin mesuliyeti kalır.Anlatılır ki fazla gözüksen diye sütüne su karıştıran bir adamların inekleri bir sel felaketine uğrayarak telef olmuş  küçük kızı adama şöyle demiş: " Babacığım süate karıştırdığın sular birikti birikti ve sonunda inekleri telef etti"

14 Şubat 2026 Cumartesi

EKSİK VERMEK

 Hz.Şuayb a.s 'ın peygamber olarak gönderildiği Medyen halkı, ölçü ve tartıda hile yaparlardı.İki öölçek kullanırlar, başkalrından mal alırken tam ölçeği kullanırlar, kendileri başkalarına mal satarken eksik ölçeği kullanırlardı."Ey kavmim, ölçüyü tartıyı adaletle yapın , insanların eşyasını eksik vermeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak dolaşmayın"(Hud 85). emri bunun için söylenmiştir.

"İnsanların eşyasını eksik vermeyin" kavramından sadece ölçülen ve tartılan eşyalar anlaşılmayıp ister değersiz olsun "eksik vermeyi" hitabı vardır.Şuayb a.s ın kavmi , szimsarların yaptığı gibi satılan her şeyden bir miktar komisyon alıp müşterilere o malın değerini azaltarak verirlerdi.Başkalarının malını eksik vermek fesaddır.Altın ve gümüş paranın kenarlarından eksilterek ağırlıklarnı düşürmek ve bazı şartlardan istifade ederek bu noksan akçeyi piyasaya sürmek gibi hareketlerde bozgunculuk fiillerindendir.Helal kazanç daha hayırlıdır.Allah Teala :"Allah faizin bereketini giderir, sadakaları ise bereketlendirir"(Bakara 276). 

MECİD İSMİNİN MANASI

 Mecid, zatı şerefli, fiilleri güzel, ihsan ve atası bol demektir.Zatı şerefli biri, bir de güzel davranışlara sahip oldu mu ona "mecid" adı verilir.

İNSANLAR SINIF SINIFTIR

 İnsanlar yakınlık-uzaklık; seyr u süluk ve bunu bırakma hususlarında sınıf sınıftırlar:

Allah Teala kimi insanları hiçbir şey yapmadan, uğraşmadan kendisine ulaştırmayı tercih buyurmuştur. Böyleleri kendilerini maksatlarına ulaşmaktan alıkoyacak şeyleri def etmeye uğraşmaksızın, O' nun özel denetiminde bulunurlar.

Kimi insanlar da vardır ki , başkaları (ağyar) onları bir süre Allah' dan uzaklaştırıp meşgul eder.Bu kişiler Allah'ın muvaffak kılmasıyla masivanın varlığını ortadan kaldırmaya çalışırlar ve masivayı sonunda yok ederler. Kendileri için Allah Teala'dan başka varlık kalmaz.

Kimileri de yolda kalır, yaratılışları kendilerini istedikleri yere ulaştırmadığından dolayı en son hedeflerine varamazlar.

Bazı insanlar da vardır ki ne yolun ne de yola girmenin ne olduğunu bilemezler , tabii makamlarında öylece kalırlar.

Hafız der ki:

Bir topluluk dostun visalini ciddiyet ve gayretle elde ettiler./ Diğer bir topluluk ise takdire havale ettiler.

Birinci gurup , Allah Teala'nın şu sözünü kendilerine reehber edinmişlerdir:"Uğrumuzda mücahede edenleri , elbette yollarımıza ulaştırırız"(Ankebut 69)Buna göre Allah'a ulaşma(visal) çalışıp didinmeninde rol oynadığı bir şeydir. Tıpkı bir takım sebeblere bağlı olarak elde edilmesi mümkün olan vezirlik gibi.

İkinci guruptakiler ise O' na ulaşmayı , çalışıp didinmenin hakikatte hiçbir şekilde rol oynamadığı ilahi vergilerden kılmıştır.Buna göre o sultanlığa benziyor.Allah Teala şöyle buyuruyor:"De ki: Ey mülkün sahibi ! Sen mülkü dilediklerine verirsin"(Ali imran 26)."O, hikmeti dilediğine verir."(Bakara 269). "Allah'ın vermeyip te tuttuğu şeyi hiç kimse salıveremez"

CİİNS CİNSİ ÇEKER/CAZİBE

 Efendimiz buyurmuuştur: "Bir mü'min bin kişinin yaşadığı bir kasabaya varsa ve bir kişi dışında kasabadakilerin tamamı kafir olsa, o müminin kalbi kasabadaki mümini bulana kadar sakinleşip rahat etmez.Bir münafık da bir kişinin yaşadığı bir kasabaya gelse  ve biri dışında kasaba ahalisinin tamamı mü'min olsa , münafığın kalbi de kasabadaki münafığı bulana kadar kimseye ısınmaz"

BEY'AT

 BEY'AT vermek birisine tabi olmak hussunda söz vermektir.Bey'at'ın aslı Hak Teala'ya verilen sözdür.Bir anlamda Ya Rabbi sana tabi olacağım,senin emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınacağım. Senin emirlerini ve isteklerini yerine getirirken asla tereddüt etmeyeceğim, isyan içinde olmayacağım demektir.

Kendisine beyat edilen , bey'at veren hakikatte Allah Teala'dır. Fakat bey'at alma ve sözleşme daha kolay olsun diye bir takım vasıta ve vesileler yaratarak peygamberleri, onların varisi olan şeyhleri, bu şeyhe bağlı sultanları beyat edilen kişiler olarak tayin etmiştir. Dnun için onlar koruma ve muhafaza altındadır.Günah olan bir şeyi kesinlikle emretmezler.Onların ahdi bozmaları asla düşünülemez.Onların kapısından ayrılmayan güzel netice ile mesud olacaktır.Aklı başında olan kimselerin, peygamber ve velilerin davet ettiği tevhid  ve hakikatları konusunda şüphe ve tereddüt içinde olmaması gerekir.Aksine hakkın inceliklerine ulaşana dek ona tabi olmak gerekir.Çünkü şüphe ve tereddüt kafirlerin,kararsızlık ve bocalama ise günahkarların hallerindendir.

Bazı şahısların peygamber varisi ve Rablerinden bir delil üzere bulunan şeyhler arayıp bulamadıkları hadisesi , bu şahısların taleplerindeki zaaf ve tereddüt, inanç ve himmetlerindeki dağınıklık bulunmasındandır.Çünkü talib basiret üzere hareket etmediği zaman , basiret ehlini bulamaz.İisterse gözünün önünde olsun. Aksine hüsranı ve ziyanı artar.Ne güzel söylenmiştir:"kör görmese de güneyyine güneştir" 

DUA ETMEK

 Hz.Şeyh-i Ekber İbni Arabi hazretleri der ki:" Dua etmek uzaklığı çağrışytırıyor. Allah Teala ise yakındır.Yakın olduğuna göre niçin O'na dua ediyorsun?. Dua etmeyip susunca: " Niçin dua etmiyorsun, yoksa büyüklük mü taslıyorsun?" der.Geriye dilsizlere imrenmekten başkaçare kalmıyor. Onlar konuşamazlar.Sağırlar, dilsizler,körler. Nemutlu onlara ! Ahirette dönüp varılacak güzel yer de onların". İşte Allahı bilenlerin vasfı budur. Onlar hakkında : " Allah'ı tanıyanın lisanı bal olur"

EL MÜCİB İSMİ ŞERİFİ

 Kulun, Allah'ın EL MUCİB esmasından alması gereken hissse , Rabbinin emredip yasakladığı hususlarda O' na icabet etmesi, Allah'ın kullarına nazik bir şekilde cevap vererek isteklerini karşılamaya çalışarak yardımcı olmasıdır.Kul Rabbin emirlerine müsbet cevap verdiği zaman , Allah da onun duasına icabet eder.Nitekim Efendimizin amcası Ebu Talib, Resulullah'a sav şöyle demiştir:" Rabbin ne kadar da istediğini hemen yerine getiriyor" . Peygamberimiz de ona " Amca! Sen de O'na itaat edecek olsan senin isteklerini de yerine getirir.

DÜNYA

 Allah Teala dünyayı, oturulacak, karşılık görülecek bir yer değil, deneme ve göçüp gitme yurdu  kılmıştır.O, dünyayı genellikle cahillerin , kafirlerin eline vermiş; peygamberleri, velileri ve ebdali ondan mahrum etmiştir. Yüce Allah dünyayı küçük ve hakir görmüş , dünyaya ve dünya ehline , dünyayı sevenlere buğzetmiş , akıllı insanların dünya sadece çıkacakları yolculuk için hazırlık yapmalarına rıza göstermiştir.

Dünyaya sövülmez.Hadis-i şerifde buyrulmuştur: "sövüp saymayınız.Çünkü o, mümin için gayet güzel bir binittir/araçtır.Mümin onun sayesinde hayra ulaşır, onun sayesinde şerden kurtulur.Kul: "Allah bu dünyanın cezasını versin!" diye lanet ettiği zaman dünya da ona şöyle der: " Allah Reblerine karşı gelenlerin cezasını versin" Bu hadis dünyaya sövüp saymanın ona lanet etmenin yasak olmasını gerektirir.

Ancak dünyanın lanetlenmesi mübah olan tarafı , Allah'dan uzaklaştıran yönüdür. Allah'dan uzaklaştıran mal ve çocuk kişiye felaket getirir.Ancak dünyanın Allah'a yaklaştıran , O'na ibadete yardım eden yönü ise herkes tarafından sevilmiştir.

KURTULUŞ RAHMETLE MÜMKÜNDÜR

 Bir insan ne kadar amel yaparsa yapsın ve salih amel işlerse işlesin Allah7ın rahmeti olmadan kurtulamaz.Hud suresi 58 ayeti şu şxekildedir:

"Emrimiz gelince Hud'u ve onunla beraber iman edenleri tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Onları ağır bir azabtan kurtuluşa erdirdik" Ayette if ade buyrulan "tarafımızdan bir rahmet" ifadesi ile bu husus açıkca ifade buyrulmuştur.

ADALET Mİ? CESARET Mİ?

 Anlatılır ki, Makedonyalı İskender , Aristo'ya sormuş:" Hükümdarlar açısından cesurluk mu daha gereklidir yoksa adalet mi?Aristo bu soruuya şöyle cevap vermiş:

"-Otorite sahipleri adaletli davrandıkları zaman cesur olmak zorunda kalmazlar."

13 Şubat 2026 Cuma

ÇOCUĞU OLMAYANLAR İÇİN

 Hz.Hasan efendimize birisi şöyle dedi:"  Ben çok malı olan biriyim ancak çocuğum olmuyıor. Bana bir şey öğret, belki Allah bana bi rçocuk ihsn eder" Hz.Hasan ona: "İstiğfara devam et"dedi. Adam çokca istiğfar etmeye başladı. O kadar ki günde yediyüz kere istiğfar ettiği bile oluyordu. Sonunda adamın on çocuğu oldu.

Bu olay Muaviye'nin kulağına gidince adama:" Bunu nereden öğrenip söylediğini sorsaydın ya" dedi. Bir başka zamanda aynı adam Hz.Hasan7a  bunu nereden öğrendiğini sordu.Hz.Hasan cevaben "Hud (abz) Kuvvetinize kuvvet katsın " sözü ile Nuh a.s ın " mallarınızı ve çocuklarınızı artırsın"(Nuh suresi 72) şeklindeki sözlerini duymadınız mı?

Ayetin tercemesi:Ey kavmim Rabbi'nizden mağfiret dileyin, sonra da O'na tevbe edin ki, gökten üzerinize bol bol rahmet göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın.."

PEYGAMBERLER/VELİLER DİRİDİR

 Hz.Nuh'un gemisi aaltı aylık bir hareketten sonra cudi dağına oturunca, Hz.Nuh bir bakarki şeytan gemisinin arka tarafında oturmaktadır.Nuh a.s İblis'e :" Yazıklar olsun sana! Yeryüzündekilerin tamamı senin yüzünden boğuldu, hepsini helak ettin" demiş.İblis de Hz.Nuh'a :" Peki ne yapabilirim? deyince Hz.Nuh:" Tevbe edebilirsin?" demiş.Bunun üzerine İblis: "Öyleyse Rabbine sor bakalım benim için tevbe imkanı var mı?" demiş. Hz.Nuh, Rabbine dua etmiş , Allah Teala Nuh a.s 'a : Adem'in kabrine secde edersen tevbe etmiş olacaksın" demiş.Fakat İblis:" Ben ona diriyken secde etmedim, ölüyken mi edeceğim" diye cevap vermiş

Burada mezardayken Hz.adem'e yapılan secdenin mezarda değilken yapılan secde gibi olduğuna işaret vardır.Çünkü Peeygamberler rableri katında diridirler.Kamil veliler de böyledir. Denmiştir ki:

Ölümleriyle gönül ehlinden meded beklemekten ümitsiz olma!

Çünkü ağah olan kamil kişinin uykusu aynen uyanıklık gibidir.

12 Şubat 2026 Perşembe

PEYGAMBER İİSTEĞİ

 Bir Hadis-i Şerifde buyrulmuştur: "Rabbimden üç şey talep ettim. İkisini verdi birisini geri çevirdi.Rabb'imden ümmetimi umumi bir kıtlıkla helak etmemesini talep ettim.Bunu bana verdi.Ümmetimi suda boğulma suretiyle helak etmemesini diledim, bana bunu da verdi. Ümmetimin kendi aralarında savaşmamalarını da (yani savaş ve fitnelere düşmemelerini de) talep ettim.fakat bu geri çevrildi"

11 Şubat 2026 Çarşamba

EDİNİLECEK İLK AHLAK

 İibni arabi hazretleri şöyle der:" Ahlak sahibinin edineceği ilk ahlak, yaratılanlardan gelecek eziyetlere sabırla katlanmaktır.Bunun yolu da onlardan eziyet duymamaktır.Çünkü o muvahhiddir.Onun gözünde kendisine kötülük yapan da iyilik yapan da eşittir.Bu ahlakın son derecesi , kötülük yapanı bile kendisine iyilik ediyormuş gibi görmesidir.Çünkü o herşeyin gerçek mahiyetini bilmektedir.İilahi tecelli ile tahakkuk bulmuştur.İşte bu hakikat ehli olmanın , yani tahkikin başlangıcıdır."

İNSANLAR ÜÇ SINIFTIR

 Yahya b.Muaz şöyle der:

İinsanlar üç sınıftır.Bir gurup vardır ki ahiretleri kendilerini dünyadan alıkoyar. Bi rgurupta vardır ki dünyaları kendilerini ahiretten alıkoyar.Bir gurup daha vardır ki ikisiiyle birden meşgul olur.Birincisi kurtuluşa erenlerin derecesidir. İkincisi helak olanların derecesidir. Üçüncüsü ise durumu tehlikede olanların derecesidir.

GÜZEL AHLAK ÖRNEKLERİ

 Bir hadiste şöyle buyrulmuştur:" Fakirleri ve miskinleri sevmek, nebilerin ve rasullerin ahlakındandır.Onlarla birlikte oturmak istememek ise münafıkların ahlakındandır." 

HPz.Nuh'a kavmi karşı çıkarken "Biz seni de bizim gibi bir insan olarak görüyoruz ve sana bizim basit görüşlü ayak takımımızdan başkasının uymadığnı  görüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılar olduğunu düşünüyoruz"(Hud 27) ayetinden anlaşılmaktadır ki ,peygamberlere ve velilere uyanları, zengin ve aristokrat olmadıkları için ,inkarcılar aşağılamaktadırlar.

Mesnevi de şöyle denilir:

Peygamberlerle eşit olduğunu idida ettiler/ Velileri de kendileri gibi sandılar/ Dediler ki: İşte biz de insanız onlarda insan / Biz de uyumaya ve yemeğe bağlıyız onlar da / Onlar şunu bilmediler kikörlükleri yüzünden, / Aralarında uçsuz bucaksız bir fark vardır. / Her iki çeşit arı bir yerden gıdalandıkları halde ,/ Birinde yalnız iğne bulunur, diğerinde bal vardır./ İki çeşit geyik otladı, su içti. / Birinden fışkı ortaya çıktı , birinden halis misk / Her iki kamışta bir sulaktan su içti. Birinin içi bomboş, diğeri şekerle doludur. 

SÜFLİ VARLIKLARI ULVİ ALEME DAVET ETMEK

 Peygamberlerin ve onların yolundan giden velilerin davranışlarıdır.Nefis, süflidir.Tabiatı da bakışı da süflidir.Ruh ise ulvidir. Ruhun ulvi bir tabiatı, ulvi bir bakışı vardır.İşte bu ulvi ruhun özelliklerinden biri de başkalarını da kendi alemine davet etmektir.Bu ulvi bakış sayesindendir ki ruh, iibadetlerin ne kadar şerefli  ve değerli olduğunu , ayrıca süfli davranışları ve onların ne kadar değersiz ve zelil olduğunu görür.Bu ulvi tabiatından dolayı da süfli varlıkları ulvi davranışlara davet eder.Sufli bir varlık olan nefis, süfli bakışından dolayı ulvi varlıkları göremez.Süli tabiatından dolayı ulvi davranışlara meyletmez.Aksine süfli davranışlara meyleder.Süfli bakışı yüzünden her şeyi süfli görüp başkalarını da kendi alemine çağırır.

Bu nedenle süfli insanlar peygamberlere ve velilere bakarlar , ama onları peygamber ve veli olarak görmezler , aksine onları yalancı, büyücü ve deli olarak görürler.Peygambere ve velilere tabi olanı da küçük ve hakir görürler. 

PEYGAMBERLERİN AH VAH ETMESİ

 Hz.Nuh a.s ın adının Şakir olduğu söylenir. Kendisi için çok ah vah ettiği için ona "Nuh" adı verilmiştir.Niçin ah vah ettiği konusunda ise üç görüş vardır:

1-"Rabbim, yeryüzünde bir tek kafir bile bırakma"(Nuh 26)diye beduda ettiği zaman  merhametinin az olduğu içindir.Allah onun bu duasından hoşnut kalhmamıştır

2- Bi rköpeğin yanından geçerken " Ne çirkin bir yaratık" demiş olmasıdır.Bu davranışı üzerine Hak Teala;" Beni mi ayıplıyorsun, yoksa köpeğıi mi?" diyerek azarlamıştır.O da bununh üzerine kendisi için ah vah ederek çöllerde ve dağlarda dolaşmaya başlamıştır.

3- Hz.Nuh'un oğluna karşı aşırı meyli ve bağlılığı vardı.Ayette "Şüphe yok ki oğlum benim ehlimdendir" (Hud 45) diyerek Rabbine başvurması , Allah'ın da " Şüphesiz ki o senin ehlinden değildir" buyurmasıdır.Bunu nüzerine ya kendisi için  ya da oğluna karşı şefkatinden dolayı  ve kendisi için endişelendiği için ah vah etmeye başlamıştır.

Hz.Davud  ve diğer bazılarında vaki olduğu gibi bazı zelleler, her ne kadar ah vah etmeye sebeb olursa da peygamberlerin ve velilerin ah vahları sadece Allah'ın celalinden ve kalblerini çekip alan O'nun heybetinden kaynaklanır.

Ah vah etmek , aşıkların sıfatlarından ve ariflerin özelliklerindendir.Yahya a.s  bir günahı içinden bile geçirmediği için zamanında kendisinden daha çok ağlayıp ah vah eden görülmemiştir.Yakup a.s sın ağlaması sırf oğlu Hz.Yusufdan kaynaklanmamıştır.Aksine O'ndan ayrılması , bu ağlayışın zahiri olarak görünüşteki sebebi olmuştur.

Allah Teala bir kulunun ağlamısını ve ah vah edip kendisine yalvarmasını dilediği zaman o kulunu ayrılık , hastalık ve diğer sebeblerle imtihan eder.Bu , kalp ehli kişilere gizli değildir.

10 Şubat 2026 Salı

KÖR VE SAĞIR

 Hud suresinin 24 ncü ayetinde Hak Teala ehli cennet ile eehli cehennemi kıyaslar iken "Kör ve sağır ile gören ve işiten hiç eşit olur mu?" buyurmuştur.

"Kör" hakkı hak, batılı da batıl görmeyip  aksine batılı hak, hakkı ise batıl olarak görendir.

"Sağır" hakkı hak, batılı da batıl olarak duymayıp , bilakis batılı hak,hakkı ise batıl duyandır.

"Gören" hakkı hak olarak görüp ona uyan, batılı da batıl görüp ondan kaçandır.

"Duyan" ise Allah kendisinin kulağı olup da O'nunla işiten kimsedir.Allah'la gören Allah'dan başkasını görmez.Allah'la duyan ancak Allah'dan işitir. Varlık aleminde Allah'dan başka hiçbir varlığın kendisine hitap ettiğini görmez ve kendisine emredilen her şeyi yerine getirir.

DÜNYA KARŞILIĞI DİNİ SATMAK

 Dünya karşılığında dinini satanlardan birisi de zahidlik ve şeyhlik yoluyla baş olmak ve nefsani hazlar elde etmek için Allah katında kendisinin rütbesinin/ derecesinin olduğunu iddia eden kimselerdir.Böyle bir kimse Allah'ın yeryüzündeki şahidleri olan velilerin diliyle lanetlenmiştir.Çünkü kendisini ulu kimselerin  ve büyüklerin yerine koyarak zulmetmiş ve lanete hak kazanmıştır.

Bu iddiacıların özelliklerinden biri de şudur: Onlar şeyhlik ididalarıyla insanları kendilerine davet ettikleri ve onları Hakk7a ulaştıracak velayet szahibi kişilerin eteğine yapışmaktan alıkoydukları için Allah yolunu arayanlara bu yolu kapamaktadırlar.Ahireti gerçek manada inkar edenler bunlardır.Çünkü ahirete, Allah'a varacağına , hesaba çekileceğine , amellerinin karşılığının verileceğine inanan biri Allah'a karşı böyle davranışlara girmez.Dünyayı ve dünya liderliğini istemedikleri için onlara Allah yolundan sapma (delalet) azabı ve peşlerinden başkalarını da götürmek istedikleri içinde müridleri Hakkın yolundan saptırmak azabı vardır.Onlar kendi uğradıkları ziyandan, peşlerinden gidenleri uğrattıkları ziyandan ve en çok ziyan eden kişiler oldukları halde güzel bir şey yaptıklarını sanmalarından da hesaba çekileceklerdir.

9 Şubat 2026 Pazartesi

ŞÜKÜR VE SABIR İKİ BİNEKTİR

 Hz.Ömer (r.a) ın şöyle dediği rivayet edilmiştir:" Şükür ile sabır iki binektir ki hangisine binsen fark etmez"..

Sabır ve şükür yollarından her birinin Allah Teala'ya ulaştırdığına işaret vardır.

İMRENİLECEK ŞEY

 fUDAYL B.ıYAR  şöyle der: " Ne mukarreb Allah'a yakın kılınmış meleklere, ne peygamberlere  ne de salih kullarına imrenirim.Bunlar da kıyameti ve o günün dehşetli durumlarını gözleriyle görmeyecekler mi? Bin sadece hiç yaratılmamış olan birine imrenirim.Çünkü böyle biri ne kıyametin hallerini görecek ne de dehşetli anlarını"

RIZK KONUSUNDA TEVEKKÜL

 Hud suresi 6 ncı ayeti:"Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah7ın üzerine olmasın..."  Meşayıha göre rızık ve diğer konularda gerçek tevekkül , Allah Teala'ya güvenerek sebeblerden tamamen vazgeçmektir. Yalnız böyle bir tevekkül anlayışı , havassa (seçkin kimselere ) ait bir anlayıştır. İnsanların genelinin ise sebeblere yapışmaları zaruridir.

İnsanın rızkı , hem cesedinin hem de ruhunun gıdasını içine alır.

Bir hadiste buyrulmuştur: " Aç ve muhtaç olup ta bunu insanlardan gizleyip Allah'a havale eden kimse için bir senelik rızk ihsan etmesi Allah üzerine bir borç olur"

8 Şubat 2026 Pazar

ŞERİAT HÜKÜMLERİ

 "Bana müminlerden olmam emredilmiştir."(ayetiYunus 104)Organlarla yapılan bir cins amel olan ibadetten iilah vemarifete geçiş , inisanın zahirinin salih amellerle süslenmemesi durumunda iman ve marifet nurunun da kalmbde barınamayacağına delalettir.Çünkü Alla hTeala ,şeriat hükümlerini marifetin temeli kılmıştır.Temel yok olunca üzerine bina edilen şey de yıkılır.Yine amel marifetin elbisesidir.Marifet bu elbiseyi çıkardığı zaman rüzgara bırakılan bir kandil gibi ortada kalır.

İLİM SUDUR, AMEL TESTİ GİBİDİR.TESTİ KIRILINCA SU DA DÖKÜLÜR.

ALTI GÜNDÜR ALLAH İLE KONUŞMAYAN KİŞİ

 Hz.Musa, Tur'a yöneldiğinde yolda evliyaullahdan bir veliye rastladı ve selam verdi.Fakat veli, Hz.Musa'nın selamın8ı almadı.Hz.Musa, Hak Teala ile münacat mahalline gelince şöyle didi:

"- Allah'ım kullarından birine selam verdim, ama selamımı almadı". Hak Teala hz.Musa'ya hitaben:"-Ey Musa, bu kul,altı gündür benimle bile konuşmuyor." 

Musa : "Niçin ya Rab?" deyince Allah Teala şöyle buyurdu: "Çünkü Ben'den bütün günahkarları bağışlamamı, bütün isyankarları cehennem azabından azad etmemi istedi, ama bunu kabul etmedim. O da bu yüzden altıı gündür benimle konuşmuyor"

RABBİN İSTESEYDİ YERYÜZÜNDEKİLERİN HEPSİ MUTLAKA İNANIRDI"

 Yunus Suresinin 99 ayetinde geçer."Rabbin isteseydi, yeryüzündekilerin hepsi mutlaka inanırdı. O halde sen mi insanları inanmaları için zorlayacaksın" Devam eden ayette " Allah7ın izni olmadan hiç kimse inanamaz.Allah pisliği , akıllarını kullanmayanların üzerine kor"

Yaratma ve teşri; yani şeri hüküm koyma esaslarının bina edildiği hikmete aykırı olduğu için Allah bunu istemedi.

Allah, iki kabzanın; yani cemal ve celalinin hükmünü tamamlamak  ve iki dünya; yani cennet-cehennem ahalisini oluşturmak maksadıyla iinkarı tercih etmeyeceğini bildiği kişilerin inanmasını istedi. İnanmayacağını bildiği kişilerin inanmasını ise istemedi, mükellefiyetin geçerli olması  için herkesi istidatlı olarak yarattı. Hz.Peygamber (s.a) de kavminin inanması konusunda hırslıydı ve buna çok önem veriyordu.Çünkü kamil bir insanın yaratılışı , herkesin inanıp bağışlanmasından başka bir şey istemeyecek şekilde külli rahmet taşır.

Allah'ın adeti iman nuruyla tesdeklenen akılların tevhide ve Allah'ı tanımaya imkan ve yol bulması; İiman nurundan uzak olan akılların ise buunlara yol bulamaması şeklinde tecelli eder. " Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanamaz.Allah pisliği, akıllarını kullanmayanların üzerine kor" ayeti(Yunus 100) filizofları reddeder.Çünkü onların imandan uzak akıllarında tevhid ve marifete yol bulabileceğini sanmaktadırlar.

İLAHİ AZABIN BİR KAVİMDEN KALDIRILMASI

 Bu kavim Hz.Yunus'un kavmidir.Yunus a.s  Dicçle nehrinin kenarında kurulu Musul'a yakın Ninova halkına peygamber olarak gönderilmişti.Bir süre Ninovalıları Allah7a davet etti.Ninovalılar ise Yuhus a.s ı  yalanlayıpbunda ısrar ettiler.Yunus a.s ın buna çok canı sıkıldı ve şöyle beddua etti:"Allah'ım bu kavmim beni yalanlıyor, bunları azabına duçar et"

Hz.Yunus'un yaratılışında var olan acelecilik nedeniyle bu bedduayı yapmıştı.Peygamberliğin ağır yükü omuzlarında olduğundan bu yükün altında ezilmişti.

Hz.Yunus7a azabın üç gün yahut kırk gün içinde geleceği söylenmiştir.Yuhus a.s azabın geleceğin söyledikten sonra kavminin arasından çıktıbir dağın yarığında gizlendi.Vaadedilen zaman gelince Cenab-ı Hakk cehennem görevlisi melek Malik'e cehennemin zehirlerinden bir arpa miktarı o kavme göndermesini işaret etti.

Zehirler siyah bir bulut şeklinde kalın duman ve ateş kıvılcımlarıyla geldi.Ninova şehrinin etrafını kuşattı.Şehir halkı Yunus a.s ın doğru söylediğini bildiler ve şehrin hükümdarına başvurdular.

Hükümdar akıllı bir kimse idi.Yunus7a aramalarını emretti fakat bulamadılar.Hükümdar: Eğer Yunus gitti ise onun bizi davet ettiği ilah bakidir, herşeyi bilir ve işitir.Şimdi onun dergahına acziyet, boynu büküklük, tazarru ve niyaz etmekten başka hiçbir çare yok" dedi.Hükümdar başı açık, ayağı çıplak olarak üzerine eski bir aba aldı.Halkda aynı halde yürüyerek yüzlerini sahra tarafına çevirdiler.Erkek, kadın, büyük küçük hepsi feryat ettiler.Çocukları analarından uzaklaştırdılar. Yunus7un kavmi birbirlerine şefkat ve acımayla davranıp feryat ederek yüksek sesle dua ettiler, sesleri birbirine karıştıBunu, kalpleri daha rikkatli, dualarını daha ihlaslı ve kabul edilmeye daha yakın kılmak için yaptılar. Birbirlerine yaptıkları haksızlıklardan dolayı helalleştiler.Halis b.ir niyetle hepberaber ; "Yunus'un getirdiklerine inandık" dediler.Şöyle niyazda bulundular:

"Ey hiçbir canlı yokken diri olan, ölüleridirilten ve kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'ım! Günahlarımız hakikaten çok fazla , çok büyük, ama sen onlardan da büyüksün" diye dua ettiler."Sen bize Sana yaraşanı yap, bizim layık olduğumuz şeyi yapma" diye de eklediler. 

GÖRÜNMEYENE İBADET

 Mesnevi-i şerifde denilmiştir:

Görünmeyene ibadet etmek , kulluk etmek güzeldir.

Huzurda değilken de kulluğu korumak pek hoş bir şeydir.

Allah'a iman ve ibadet ancak şimdi makbuldür.

Ölümden sonra her şey meydana çıkınca inanmak manasızdır.

7 Şubat 2026 Cumartesi

DİNİ TİCARETİN EN KARLISI

 Allah'ın ayetleri ister Kur'an gibi vahy yoluyla gelen ayetler olsun, ister ilahi marifetler gibi ilham ayetleri olsun onları tasdik etmek ticaretin en karlısıdır.
Onları yalanlamak ise insanların en çok zarar eden kazançlarındandır.Bu sebebledir ki arifleri birisi şöyle der:" Bu ilimden yani keşfe dayalı vehbi ilimden nasibi olmayanların kötü bir akibete uğrayacağından korkarım."

Bu ilimden bir kimsenin en az nasibi onu tasdik etmek ve ehil insanlarda bu ilmin bulunabileceğni kabul etmektir. Vehbi ilimleri inkar edenlerin çarptırılacağı en hafif ceza ise bu ilimden hiçbir nasib alamamaktır.Vehbi ilim sıddıkların ve mukarreb zatların ilmidir."

Şeyhi Ekber İbni arabi hazretleri  der ki:" Peygamberlik ve velilik ilmi , akıl sınırlarının ötesindedir.Aklın düşünerek bu ilme erişmesi söz konusu değildir.Fakat akıl, özellikle hiçbir hayali şüphenin galip gelemediği aklı selim  ancak bu ilmi kabul eder.Bize ancak şeriatın ortaya koyduklarını kabul etmek düşer.Aksi de öyledir. Herd şeye ince eleyip sık dokuyarak bakanlar , devamlı bir tavır üzere olamazlar.Bazen bir meseleden onun tam tersi ni savunmaya geçebilirler" 

Mesnevi de şöyledenilmektedir.
Hayal alemi ruhlar alemine göre pek dardır./ Bu yüzden hayallere dalmak , gam ve kederlere sebeb olur.


AKRABALIK

 Peygamberler hangi imtihanlara uğramışlarsa aynı neviden derecesine göre Allah dostları da uğrarlar.Bedir savaşında öldürülen müşriklerin cesedlerinin bir kuyuya atılmasını Hz.Peygamber emretmiştir.Efendimiz SAV üç gün sonra kuyunun ağzına gelerek şöyle demeye başlamıştır:"Ey falanca oğlu falanca, ey falanca oğlu falanca, Allah ve Resulünün vad ettikleri şeyleri gerçek olarak buldunuz mu? Çünkü ben Allah'ın vaad ettiğini gerçek olarak bulmuş bulunuyorum.Peygamberin ne kötü akrabalarısınız. Beni siz yalanladınız, başkaları tasdik etti.Siz beni yurdumdan çıkardınız, başkaları barındırdı. Biz benimle savaştınız, başkaları yardım etti?" 

Bunun üzerine Hz.Ömer r.a efendimiz sordu:" Ya Rasulallah! bu cansız cesetlerenasıl konuşuyorsun?". Efendimiz BAV şöyle cevap vermiştir: Benim onlara söylediklerimi , siz onlardan daha iyi duyamazsınız".Başka bir rivayette:"Onlar benim dediklerimi duydular, fakat cevap vermeye güçleri yetmiyor?" buyurmuştur.

FİİRAVUN'UN SON NEFESTEKİ İMANI

Yunusz suresinin 90 ncı ayetinde:" İsrailoğullarını denizden geçirdik.Firavun ve askerleri de zulmetmek ve saldırmak için onların peşine düştü.Boğulacağı anda Firavun:"Gerçekten İsrailoğullarının inandığından başka tanrı olmadığına inandım. Ben müslümanlardanım"dedi.
Bu imanın kabul edilip edilmediği hususu tartışma konusu olmuştur.
İmam Malik'e göre o esnadaki iiman da makbuldür.İmam Malik bunu kabul ederken , tıpkı kılıç çekildiği sırada ya da had tatbik edilirken iman edenleri nimalarını makbul oluşa kıyaslamıştır. Maliki mezhebinden olan İbni arabi, Füsüs isimli kitabında FGiravunun imanına kail olup meseleyi Allah'a havale etmiştir. 

KENDİ ALEYHİNE FETVA VERMEK

 Denilir ki Cebrail a.s ,Firavun'aü iinsan suretinde görünerek şxöyle dedi: Ey Hükümdar. öteki kölelerimin başına geçirdiğim ve kendisine hazinelerimin  anahtarını verdiğim bir köle , bana düşmanlık etse, düşmanlarımla dost olup dostlarıma düşman olsa buna ne dersin?"

Firavun bu soruya şöyle cevap verdi: "- Benim böyle bir kölem olsa idi , onu Kızıldeniz'de boğardım".Bunun üzerine Hz.CEbrail, Firavun'a :

"- Bunu bana yazılı olarak verebilirmisin?" dedi.Fgiravun kalem kağıt ve mürekkep getirterek şöyle yazdı:"- Ebül XAbbas Velid.b. Musab der ki:Efendisine karşı çıkıp ona nankörlük eden bir kölenin cezası denizde boğulmaktır".

Firavun boğulmakla yüz yüze gelince Cebrail ona yazısını gösterdi, o da yazıyı tanıdı.Cebrail ona şöyle dedi:" Bu hüküm , kendi aleyhine verdiğin hükümdür"

MANEVİYAT ŞARLATANLARI

 Mürşit vefat edince yerini kendisine bıraktığını ifade eden mir çok insan meydana çıkar ve bunu ifade eder.Göremdiği yahut nefsinin kendisine gösterdiğ irüyaları dile getirir.Saf insanlar problemlerini ona söylerler ve o da güya mürşidle irtibatının devam ettiğini ifade ederek "Mürşit şöyle yapmanı söyledi" diyerek güya sır olan bir yönden irtibatının olduğunu ima eder.Saf insan buna kanar .Bir zaman sonra dünyevi ve uhrevi zararları gören kişi pişman olsada vakti boşa geçmiştir.  Türbeleri ziyarete gittiğinizde hpadim olan kişiye insanlar dertlerini arz ederler.Hadim ise onlara "Mübareğesoralım bakayım ne diyecek" deyip, o türbede yatan kişi ile iletişiminin devam ettiği hususunu ima ederek saf insanları maddi ve manevi olarak aydatırlar.

6 Şubat 2026 Cuma

ZENGİNLERLE BERABER OTURMAYIN

 Bir hadiste buyrulmuştur:" Ölülerle(yani zenginlerle) aynı mecliste bulunmayınız".

Ebüdderda (r.a) ın şöyle dediği rivayet olunmuştur:" Bir kasrın tepesinden düşüp parçalanmam benim için gafil zenginlerle bir mecliste oturmaktan daha sevimlidir.Çünkü onlarla birlikte oturmakla onların halleri insanlara sirayet eder, onlarla beraberliğin tesiri olur." 

Karun bütün ihtişamıyla kavminin karşısına çıktığında bazı kimseler :" Keşke şu Karun7a verilenler bize de verilseydi" (Kasas 69) demişler.Bu sebebledir ki zenginlerle ve hükümdar çocuklarıyla beraberlikten sakınmak gerektir.

Hz.Ebubekir r.a  şöyle dua edermiş:" Allah'ım ! Bana dünya nimetlerini bol bol ver, ama onlardan el etek çekmemi sağla, dünya nimetlerini kısarak beni onlara imrendirme" 

"Ey Rabbimiz onların mallarını yok et"(Yunus 88) şeklindeki Hz.Musa'nın bedduası kabul edildiğinde Firavuna mensup olanların yahut iman etmeyenlerin malları(bütün altın ve gümüş paraları, ceviz,biber, mercimek gibi yiyecekler, eski şekilleri üzere naks ve resmedilmiş taşlara dönüşmüştür.Yumurta ve diğer malları da böyle olmuştur.Bu hz.Musa'nın dokuz mucizesinden birisidir.

İMTİHAN KIYAMETE KADAR SÜRECEKTİR

 İmtihan kıyamete kadar sürecektir.İbni arabi der ki:" Bilesin ki bütün ademoğulları cennete girinceye kadar derece derece mutlaka ceza ve acıya çarptırılacaktır.Çünkü berzaha nakledildiklerinde bir acı duyacakları kesindir.Bu acının en aşağı derecesi de Münker ve Nekir'in sorularıdır.Dirildikleri zaman hem kendileri , hemde başkaları için endişelenme acısını mutlaka tadacaklardır.Dünyada tadılan ilk acı , yeni doğan çocuğun rahimden ve rahmin sıcaklığından ayrıldığında hissettiği soğukluktan dolayı acı duyup ağlamasıdır..O anda ölse de dünyadaki iptiladan nasibini almış olur."

5 Şubat 2026 Perşembe

MUTMAİNNE DEN EMMAREYE DÜŞMEK

 İnsanın nefsani sıfatları, nefsi  mutmainneye çıksa bile bu makamdan nefsi emmareye dönmesinden ve hilesinden emin olunamaz.Nitekim Bel'am ve Bersisa 'nın durumu böyle olmuştur.Nefsin kötü sıfatlarının kalbi huylara dönüşmesi ayrıca dünya  ve şehevi isteklerle imtihan edilmek suretiyle de akamete uğrayabilir.ve nefis tekrar emmarelik vasfına geri döner.

Şeyhi ekber İbni Arabi hazretleri Mevakıın nücum  isimli eserinde şöyle der:

" Vuslat konusunda iddiacı olan kişinin alameti , nefsin sarhoşluğuna ve boş isteklerine geri dönmesidir.Bu sebebledir ki ,meşayıhın ileri gelenlerinden Ebu Süleyman Darani şöyle der: Vasıl olsalardı geri dönmezlerdi".Vuslattan ancak usulü kaybettikleri için mahrum kalmışlardır.Güzel ahlakla bezenmeyen hakikate ermemiştir.Gerçekten vasıl olanın alameti ise tabiatının özelliklerinden çıkmak , şeriata karşı edepli olmak ve seyrüsüluku nereye varırsa varsın ona uymaktır"

GENÇ GURUP

 Yunus suresi 83 ayetinde ; Mucizelerle gelen Hz.Musa tebliğ ile geldiği vakit "yalnızca genç bir guruptan başkası inanmadı" buyrulmuştur.

Zalim iktidarlara karşı "gençlerin" inanma ve tabi olmada etkin olacağı düşünülmelidir.Hz.Musa ,bu gençlerin babalarını imana davet ettiğinde Firavunun işkencesinden  korktukları iç in davete icabet etmemişlerdir.

ZALİMLERİN MUSALLAT EDİLMESİNDEKİ HİKMETLER

 Firavun uzun seneler İsrailoğullarını kendisine taptırdı.Böyle zalimlerin yeryüzündekilerin başına musallat edilmesindeki hikmet nedir? diye sorulabilir.Bunun hikmeti, yeryüzü halkının cevherini , işledikleri günahların kirinden pasından arındırmaktır.Tabi bu arınmaya istidatları var ise.İstidatları olmadığı takdirde ise bu zalimlerin musallat edilmesini PEŞİN AZAP olarak düşünmek gerekir.

            Anlatırlar ki Hz.Ömer (r.a)'a  Iraklıların kendi emirlerini taşladıkları haberi gelince , kızgın bir şekilde çıktı , namaz kıldı ve namazda yanlışlık yaptı. Selam verince  "Allah'ım onlar benim zihnimi karıştırdılar, sen de onları karıştır.Sakifli çocuğu hemen onların başına getir de onların arasında cahiliyye hükümleri ile hükmetsin, ne iyilerini kabul etsin  ne kötülerinin suçunu bağışlasın!" diye beddua etti. Bu hadise Haccac'ın doğumundan önce vuku bulmuştu.Haccac doğup büyüyünce de malum icraatını ortaya koymuştur.

Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:" Kureyş'ten tüm insanların günahı kadar günahı olan Abdullah adlı bir teke çıkıp Mekke'nin hürmetini ayaklar altına alacak".Bazıları bu kişinin Haccac olduğunu söylemiştir.

Araplar birini methetmek istedikleri zaman "koç" derler.Birini de kötülemek isterlerse "teke" derler.Bu sebeble Hz.Peygamber (s.a) boşanan kadını kocasına helal kılanlar için "emanet teke" buyurmuştur.

HAZRET-İ MUSA'NIN MUCİZELERİ

 HzMusa'nın mucizeleri dokuz adettir.Bunlar: Asa, bembeyaz el, tufan, çekirge, haşerat,, kurbağa, kan , suret değiştirme ve denizi yarma.

Cenab-ı Hakk, bütün bu mucizelerin kulların güç sınırını aştığına dikkat çekmek için bunları kendisine izafe etmiştir.Yunus Suresi 75 ayetinde "..Musa ve Harun' u mucizelerimizle Feiravn'a ve adamlarına gönderdik.." ifade buyurmuştur.

4 Şubat 2026 Çarşamba

İYİLİK VERİLEN KİŞİLER

 Allah Teala'nın kendilerine hem dünyada, hem de ahirette iyilik verdiği özel kişiler vardır.Bu nimetlerden bazıları için ahiret nimetlerini elde etmeye yardımcı bile olur.Nitekim kutsi bir hadiste buyrulmuştur: "Kullarımdan öyleleri vardır ki onlara sadece zenginlik yaraşır.Onları fakir kılsam bu onlara zarar verir"

VELİLİK

 Nübüvvet ve risalet  Hak Teala'nın bir lüatfu oluh Velilik hususuda bir lütuftur.Kesbi yani çalışarak elde edilecek bir sonuç değildir.Ancak risalette ve velilikte çalışma ve gayret vardır.

Veliliğin ilk mertebesi , görüntü ve Allah'dan başkalarına bağlanma duygusunu yok edip kayıtlardan ve örtülerden kurtulup menzil ve makamları geçerek bazı mertebe ve dereceleri elde etmek suretiyle halktan Hakk'a sefer demek olan birinci seferin son bulmasıdır.

Bir şahıs için sadece yakini bilginin hasıl olması ile o şahıs makam ehline katılmış olmaz.Çünkü , Hak Teala , sadece resmi mahvolan ve ismi yok olanlara tecelli eder.

Veliliğin kemali için bir son yoktur.Seyrü süluk fani olma iradesidir.Çünkü mürid, kendi iradesini şeyhinin iradesinde fani kılan kişidir.Kendi görüşü ile iş yapan ise mürid değildir.

Mesnevi de şöyle demir:

Zamanın peygamberi demek olan velilerden ayrılma/ Kendi hünerine , kendi bilgine pek güvenme. Arslan bile olsan kılavuzsuz yola çıkma:/ Gurura kapılır, kendini görür, yoldan sapıtır, zelil olursun. Aklını başına al, kendine gel de, ancak şeyhin kanatları ile uç./ Uç da şeyhin yardımını gör; manevi ordusunu seyret.

Mümine yakışan en azından Allah'ın velilerini sevmekten geri kalmamaktır.

MÜMİN İÇİN MÜJDE:SALİH RÜYA

Mü'min için dünyadaki müjde ; Kur'an 'ın bir çok yerinde muttaki müminler için sözkonusu edilen müjdelerdir.Efendimiz SAV in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: " Bu müjde, mü'minin gördüğü ya da kendisine gösterilen salih rüyadır". Yani bir müslümanın başka bir müslüman için gördüğü rüyadır. 

VELİLERİN GİZLİ OLMASININ HİKMETİ

Sehl b.Tusteri der ki:" Allah'ın velilerini ancak onlara denk olanlar  ya da Allah'ın onlardan kendilerini faydalandırmak istediği kimseler tanıyabilir.Allah onları insanlar tanıyacak kadar tanıtsaydı onlar bu insanların aleyhine bir delil olurdu.Onları tanıdıktan sonra karşı gelenler küfre düşerler, onların emirlerini yerine getirmeyenler  de yoldan çıkardı.

Şeyh Ebül Abbas (k.s) şöyle der:" VEliyi tanımak Allah'ı tanımaktan daha zordur.Çünkü Allah Teala , kemali ve cemali ile tanınır.Ama bir mahluk kendisi gibi yiyen , kendisi gibi içen birini nasıl tanıyabilir?Allah dostlarının zahiri şeriat hükümleri ile müzeyyen , batını ise fakr nurlarıyla meşguldür."  

VELİLERİN ALAMETİ

 Büyüklerden birisi şöyle demiştir: " Velilerin alameti himmetlerinin Allah'la beraber, meşguliyetlerinin Allah' la ve kaçışlarının Allah'a olmasıdır.Sahiplerini müşahadede baki; kendi hallerinde fani olurlar.Böylece velayet nurları onların üzerine yağar da yağar.Kendi nefislerinden hiç hpaberi olmaz, Allah'dan başka bir varlıkta da kararları kalmaz.Onlar birbirlerini sırf Allah için sevenlerdir.

3 Şubat 2026 Salı

ALLAH'IN VELİLERİ

 Yunus suresi 62,63,64 ayetleri Allah dostları ile ilgilidir."İyi bil ki Allah'ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir./. Onlar iman edip  de takvaya ermiş olanlardır. /. Dünya hayatında da ahirette de onlara müjde vardır.Allah'ın sözlerinde asla değişme yoktur.İşte bu büyük kurtuluşun kendisidir." 

Velilik, Allah'ın sevgilisi, nefislerinin düşmanı olanlara denir.Bu Allah'ı ve kendi nefsini marifet(bilip tanımak) demektir.Allah'ı marifet O'nu muhabbet nazarıyla görmektir.Nefsini marifet ise nefsin halleri  ve özellikleüzerindeki perde açıldığında onu düşman nazarı ile görmektir. Nefsi gereği gibi tanıyıp onun Allah7ın da senin de düşmanın olduğunu anladığın, sabırla ve sıkıntılara aldırmadan onu tedavi ettiğin zaman nefsin hile ve tuzaklarından emin olursan. Ona şefkat  ve rahmet nazarı ile bakmazsın.

Ayette ifade buyurulan "Allah dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir"  kısmını ahirette korku yoktur ve üzülmeyeceklerdir şeklinde anlamak gerekir. Çünkü Allah7ın velileri dünyada korku ve üzüntü bakımından diğerlerinden çok daha ileridedirler.Dünyevi Bela ve musibetler derecelerine göre artar.Dünyevi belaların en büyüklerine Peygamberler, sonra Veliler muhataptır.Sistem bu şekilde inşa edilmiştir.

Atpazari Osman Fazlı hazretleri buyurmuşlardır ki:" Allah'ın velileri , şeriat ve tarikat mertebesinde kendilerinden kötü amel ve huyların sadır olması, marifet ve hakikat mertebeseinde ise kendilerinden gaflet ve telvinat hallerinin ortaya çıkması konusunda Allah'dan sakınırlardı.Çünkü onlar tabiatlarını şeriat, nefislerini tarikat, kalblerini marifet, ruhlarını ve sırlarını da hakikat yardımı ile ıslah ederlerdi.Şu halde şüphe yok ki onlar Allah dışındaki tüm varlıklardan (masiva) sakınırlar.".

ARKADAŞLIĞIN ŞARTLARINDAN

 İnsan kendiliğinden murakabe halini elde etmekten aciz ise, başkasından yardım istemelidir.Çünkü uyuyan herkese  bir uyandırıcı, bir hareket ettirici lazımdır. Zira uykunun sonu gelmez; nefis ise tembeldir.Bu sebebledir ki büyükler , kişinin kendinden daha yukarı olanlarla sohbet etmesini arkadaşlığın şartından saymışlardir. 

Kalbin öldüğünün alametlerinden birisi , kaçırdığın murakabelere üzülmemen  ve yaptığın kusurlu hareketlerden dolayı pişman olymamandır.Çünkü kalbin diri olması hissetmeyi gerektirir. Bunun aksi ise ölülerin özelliğidir.Her masiyet gaflet ve unutmadan kaynaklanır.

Allah dostlarından birisi, Allah'ın sevdiklerinden birini görmeyi çok arzulamış.Ona: "Falanca kasabaya git orada benim bir sevgilim var" denilmiş,Veli, oraya gitmiş  ve yanında aslan bulunan bir adamın Allah'ı zikrettiğini görmüş .Adam gaflete düşünce aslan onu ısırıp vücudundan bir parça et koparıyormuş..Veli adama yaklaşıp bu vaziyetini sorunca  adam şöyle demiş:

" Allah7ı zikretmekten hiç gafil kalmamayı istedim.GAflete düştüğüm zaman  Allah da başıma dünya köpeklerinden birisini musallat ediyor.Gafletim yüzünden başıma bir de ahiret köpeklerinden birini musallat eder diye daima O' nu zikrediyorum"

1 Şubat 2026 Pazar

FETVA VERMEK

 Ali Belhi'nin kızı babasına boğazına kadar gelen kusmuğun hükmünü sordu.Ali: " Tekrar abdest alman gerektir" dedi.Sonra bir ara Ali rüyasın9da Hz.Peygamber'(a.s) ın  kendisine şöyle dediğini gördü:

" Hayır ya Ali. Ağız dolusu oluncaya kadar gerekmez." Bu rüya üzerine Ali şöyle dedi:" Verdiğim bu fetvanın Resulullah (sav) e arz olunduğunu anlayınca kendi kendime bir daha asla fetva vermemeye karar verdim. 

ÖLÜM

 Kendi iradesi ile ölmek hürlerin, mecburen ölmek ise aşağı seviyelerdekilerin yani ağyarın halidir.Birinci ölüm vuslat/visal ile Hakk'a dönüştür.İkincisi ise ayrılık/firak ile Hakk'a dönüştür.

ALLAH İNSANLARA ZULMETMEZ

 Yunus suresi 44 ncü ayetin manasıdır:" Şüphesiz Allah insanlara hiç zulmetmez, fakat insanlar kendi kendilerine zuulmediyorlar"

Cenab-ı Hak kullarına hiçbir konuda zulmetmez, yani onların akıllarını  ve hislerini almaz. His ve akıl Cenab-ı Hakk'ın kudretinin ayet ve alametlerini idrak etme vasıtalarıdır.Onları oyun ve eğlencede kullanma. Onlardan elde edilecek menfeat ve faydalar gider, zarardan başkaları olmaz.

Göz O'nun kudretinin ayetlerini görmek içindir./ Kulak hazret'in haberlerini , emirlerini dinlemek içindir./ Hakkı görmeyen ve hak sözü işitmeyen kimse, / Kördür, sağırdır, belki onlardan daha beterdir. 

ZAYİ OLAN BEŞ ŞEY

 Kisranın veziri Yunan der ki:" Beş şey zayi olmuştur.Çorak araziye yağan yağmur, güneş ışığında yakılan kandil, kör bir adamın yanındaki güzel kadın, hastanın yanındaki güzel yemek, kıymetini bilmeyenler nezdinde akıllı adam.

31 Ocak 2026 Cumartesi

M. Sami Kirazoğlu Hatıralar-4 | Abdurrahman Gürses-Kani Karaca-Hamid Ayt...

M. Sami Kirazoğlu Hatıralar-5 | Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri

ARİFLERDEN BİRİSİ DER Kİ:

 Ariflerden birisi der ki: İman kalbin zahirinde olunca kişi ahireti de sever düyayı da. Bazen Allah ile bazen nefsiyle olur.İiman kalbin içine girdiği zaman ise kul dünyadan soğur, heveslerini terk ederler.Bu mertebeye ulaşmak, ancak ilahi cezbe ve kamil bir mürşidle beraber olma sayesinde de gerçekleşir.

Hafız Şirazi şöyle der:

Ben ankanın esas menziline kendi gayretimle yol almadım.

Bu merhaleyi Süleyman(a.s) 'ın kuşuyla kat ettim. 

Bu yolun, şartlarından biri de kendisiyle hemcins olmayanlarla beraber olmaktan kaçınmaktır.Çünkü bu beraberlik çok etkileyicidir. Kaybedenler hep heveslerine ram oldukları  ve inkarcılarla beraber bulundukları için kaybetmişlerdir.

Bilim, Teknoloji ve Dijitalleşme: İnsanlık Nereye? | Prof. Dr. Mehmet Çe...

HEVA'YA AİT OLAN NEDİR?

Dünyevi istifadelerden dolayı nefsin aldığı haz, tad ve lezzet hevaya aittir.Bu haz, cesede ait işlerde(Yeme,içme,giyinme,barınma) da sınırlı,şan,şöhret,bilinme,mevkide ise cesede göre daha fazladır. 

28 Ocak 2026 Çarşamba

ALLAH TEALA SANA NASIL DAVRANDI?

 Vefatından sonra Cüneyd-i Bağdadi rüyada görülmüş, kendisine :" Allah Teala sana nasıl davrandı?" diye sorulmuş.

Cüneyld'in cevabı:" Bütün o işaretler kayboldu.O ibareler yok oldu.  Bütün o görüntüler sona erdi.. Bütün bilgiler yok olup gitti.Bize sadece  seher vakti kıldığımız birkaç rekat namazın faydası dokundu."

DÜNYADA NİÇİN HAKKI MÜŞAHEDE EDEMEYİZ

 Allah Teala , perdelenmiş değildir.Perdelenmiş olsaydı bu perde kendisini örtmüş olacaktı.Halbu ki O, ne bir yöndedir, ne de bir yerdedir.Bu bakımdan perdelenmiş olan sensin.Şayet Cenab-ı Hak, bizlerden perdeyi kaldırsa ve biz kendisini müşahede etsek , kendilerine tecelli edince cennetliklerin cennet nimetlerini unutup gitmeleri gibi hem bu kevn alemini,. hemde kevnin içindekilerini unutup gideriz.O zaman da şer'i kulluk imkanı elden gider.Bu sebeble ki dünyada Hakk'ı müşahede edemeyiz.Çünkü burası mükellefiyet makamıdır.

NEDEN ALLAH DİYE ZİKREDİYORSUN?

 Bir adam Şibli k.s 'a : " Neden "Lailahe illallah" değil de  "Allah" diye zikrediyorsun? diye sordu.Şibli :" La ilahe / hiçbir ilah yoktur" derken Hak'tan uzak bir şekilde ruhumun alınmasından korkuyorum" diye cevap verdi.

Yunus suresi 25 nci ayeti :Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir" ayeti ziinidanda olanların azadlığı için gelmiştir.Zindakilere söyle ki  gam çekmesinler.

Bu ayetten de anlaşılacağı üzre, dünya bir zindandır.Bir hadiste buyrulmuştur ki :"Güneşin doğduğu hiçbir gün yoktur ki bu günün önünde ve sonunda iki melek insanlarla cinlerden başka tüm varlıkların duyacağı bir şekilde sesleniyor olmasın." Ey insanlar haydi gelin rabbinize ! Allah esenlik yurduna çağırıyor" Yani cennete girecek amellere çağırıyor. 

ESSELAM lafzının manası , Allah'ın zatının her türlü kusurdan , sıfatlarının her türlü naksanlıktan . fiillerinin de şer olmaktan uzak olmasıdır.

Kullar hakkında kullanıldığında "Selam" ın manası , kalbinin hileden, kin ve hasedden, organlarının günahlardan ve mahzurlu hareketlerden salim olmasıdır.Selam ve İslam ile ancak dilinden  ve elinden müslümanların selamette olduğu kimseler vasıflanabilir.

26 Ocak 2026 Pazartesi

DENİZ YOLCULUĞUNHDA YAPILACAK VİRDLERDEN

 Deniz yolculuğunda, gemiyi rüzgarın yürüttüğü düşüncesi yanlış, Allah Tealya'ınn yürüttüğü asıldır.Bu nu idrak zor bir durumdur.  Çünkü rüzgar kendi kendine hareket edemez.bilakis onun bir hareket ettiricisi vardır.Kim bir gemiye binerse ve seyir esnasında rüzgara güvenmeyi keserse tevhid-i efalin hakikatına erişmiş olur.Aksi halde gizli şirk içinde kalmış olur.

"Ya Hayy ya Kayyum" denizde yapılacak olan evraddandır.




İMRENİLEN MAKAMLAR:SU ÜSTÜNDE YÜRÜMEK,HAVADA UÇMAK

Tarikat ehlinden su üstünde  ve havada yürüyen , kendilerine yeryüzü mesafeleri dürülen bir çok kimse görülmüştür ki sonra onlar ilk hallerine geri çevrilmişlerdir.

İstidrac sahibi de su üzerinde  ve havada yürür, yeryüzü ona dürülür fakat Allah katında bir değeri yoktur.Çünkü bu mertebeler , Allah katında övülen makamların neticesinde değil  yerilen makamların sonucunda meydana gelmiştir.

Yüce Allah7ın iradesi , bu harikulade fiillerle o kimseye hile yapmak  ve bu fiili o kimsenin aleyhine fitne kılmak için bu fiilleri meydana getirmiştir.. O kimse o olağanüstü işlere ,şer'an günah olan o fiillerin kendisini ulaştırdığını zanneder.Günah olan o  f    iiller olmasa , kendisine geçici olarak gelen bu halin hakikatına vakıf olamayacağını tahayyül eder..Zavallı adam , nefsini şer'i ölçülerle tartmaktan gaf    il olmuştur.

Allah Teala'dan bizi, kötü ameli kendisine süslenip de onu güzel gören  ve bu fiiline devam eden kimselerden eylememesini dileriz.

Hafız (k.s) şöyle der:

Ey Zahid, sakın gayret oyunundan emin olma

İbadethanenden mecusi tapınağı çokda uzakta değil.

Mesnevi de şööyle denilir:

Aslana sığınırsan kebabın eksik olmaz/Ey tilki , leşe doğru az koş

Bir pir ele geçirdin mi hemen teslim ol/ Musa gibi Hızır'ın hükmüne girip yürü.

25 Ocak 2026 Pazar

HAZRET-İ KURAN/FERMAN KİMDEN?

 Zalim bir kumandan vardı. Adamlarıyla birlikte büyük meşayihten birisinin evine indi.Hane sahibi şeyh:" Benim elimde ferman var.Benim evime inme" dedi.Kumandan ona : " Ferman getir" dedi.Şeyh evine gitti ve mushaf'ı getirdi. Kumandanın önüne koydu ve açtı:"Ey İman edenler! Kendi evinizden başka evlere , geldiğinizi farkettirip (izin alıp) ev halkına selam vermedikçe girmeyin"(Nur suresi 27) ayeti rast geldi.

Kumandan :" Ben padişahın fermanına sahip olduğunu zannettim" dedi.mushafa iltifat etmedi ve şeyhin hanesine indi.. O gece zalimi kulunç tuttu ve helak oldu.

Bu kıssada Hz.Kur'an ın diğer mucizeler gibi olmadığına işaret vardır.Kim onu reddeder ve hakir görürse en şiddetli şekilde Allah7ın gazabına hedef olur. Nitekim onu kabul eden, şeklen onu yüksekte tutan, abdestli olarak dokunan ve benzeri şekilde tazim gösteren, manen de onun muhtevasıyla amel eden ve ahlakı ile ahlaklanan kimse, Allah tarafından her arzusuna nail olur.

İNSANLARIN İHTİLAFI/İNSANA TAPMAK

 Yunus Suresi 18 nci ayette :"Onlar , Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de yarar verebilecek şeylere tapıyorlar ve :"Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler..." ayetindeki muhatapların özellikleri Allah'a inanmakla birlikte inandıkları ve Allah katında kendilerine şefeat edeceklerini söyledikleri kişilerdir.Bu kişileri put edinmektir.

Burada bir çok insanın ayağının kaydığı ince noktalar vardır. Çünkü; mülkün yegane sahibi Allah Teala dır.Yaratmak, yaşatmak,sağlık vermek,rızk vermek ona aittir. Bu nedenle zamanlarında yaşamış yahut daha önceleri yaşamış bir insanın ilahlaştırılması, Allah'a ait bir takım vasıflarla anılması, ayette belirtildiği şekilde o kimszelere tapınmadır vebu Hak Teala'nın reddettiği bir durumdur. Hak Teala'nın "seçkin kullarına" lütfettiği bazı meziyetler ilahlaştırılarak takdim edilmesi gerçek islama aykırıdır.Seçkin kul'un(Peygamberin, velilerin) bir takım halleri farklı değerlendirilmesi gerekir.Hiçbir Veli, Hak Teala'nın kendilerine lütfettiği bu vasıfları insanlara karşı üstünlük unsuru olarak kullanmaz veya hissettirmez.Ancak, kıymetli olanın sahtesi olacağından ,velayet hususunda kerametleri kendilerinden menkul kişilerin varlığı ve çok ses getirecek davranışları,  nedeniyle yukarıdaki ayette ifade buyrulan durumlar günlük hayatta yaşanmaktadır.Yunus suresinin 21 nci ayetinde  " İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet tattırdığımız zaman  hemen ayetlerimize hile kurarlar "denmektedir.  Burada tattırılan rahmetten maksat  tevbenin,inabenin talebde sıdkın ve ya bazı makamlara ulaşmanın zevkini; yahut keşif ve şühudun zevkini onlara tattırdığımız  zaman, insanlar arasında şeref kazanmak , makam talep etmek, halk nazarında kabul görmek ve onlardan kendilerine tabi olamalarını istemek, onlara baş olmak  ve onlardan menfeatlar elde etmek için , onları ehil olmayanlara göstermek suretiyle bir davranrış sergilemek hemen ayetlerimize hile kurmaktır demektir.

Putlara tapmak ilk önce Nuh peygamberin kavminde ortaya çıkmıştır.Hz.Adem7in8 beş salih evladı vardı.Onlar  VEDD, SÜVA,YEĞUS, YEUK ve NESR idi.vefat edince halk ona çok üzüldüKabrinin etrafında toplandılar , oradan neredeyse hiç ayrılmıyorlardı.Buarsı Babil toprağı idi.İblis bu durumu görünce onlaar insan şeklinde geldi ve :" Ben size onun suretini yapayım mı? Ona bakınca kendisini hatırlarsınız." dedi. Onlar da evet deyince iblis onun bir heykelini yaptı.Sonra onlardan her birisi ölünce , İblis onunda şeklini yapıyordu.Onlar o suretleri onların adlarıyla isimlendirmişlerdi.Sonra zaman geçince babalar, oğullar,torunlar onları unuttular.İblis onlardan sonra gelenlere: " Sizden öncekiler bu şekillere taparlar ve kulluk ederlerdi.Hz.Nuh , peygamber olarak gelince o heykellere tapmaktan onları nehyetti.Hz.Adem ile Nuh arasında on asır geçmişti.Tufan'da bu heykeller cidde sahilinde kum altına kaldı.Şeytan onu çıkarttı  

Araplar içerisinde ilk defa put diken Huzaa kabilesinden Amr.b.Luhey dir.Bu kişi Mekkeden çıkıp Şam7a gitmiş Belka da , Nuh oğlu Sam oğlu  Lavud oğlu İimlak'ın oğullarını puta taparken gördü ve onlara:"Bunlar nedir?=" diye sorunca onlar cevaben :" bunlar taptığımız putlardır.onlardan yağmur isteriz, bize yağdırırlar, yardım isteriz, bize yardım ederler" dediler.Mekkeye götürmek için onlardan bir put aldı.akik taşından insan şeklinde olan Hubel isimli putu aldı ve mekke7ye getirerek Kabenin içine, sol tarafına diktiler.İnsanlara ona saygıyı ve tapınmayı emretti.Artık birisi yolculuktan gelince ailesinin yanına gitmeden önce Beytullahı tavaf edip onunla işe başlıyor onun yanında traş oluyordu.

Tafililer Lat'a, Mekkeliler ise Uzza.Menat, Hubelve İsaf'a tapıyorlardı.

SÖZÜN EĞRİ MANANIN DOĞRU OLMASI

 Hz.Bilal Habeşi hazretleri ezan okurken "EŞEHDÜ" kelimesini "ESHEDÜ" şeklinde söylediği için kalbinde münafıklık bulunanlar bunu tenkit eder imiş.EFendimiz SAV e bu hususu dile getirerek güya dinin başlangğıcında böyle yaanlışın yapılmamasını ifade edince Mesnevide ifade edildiğine göre Efendimiz SAV, Bilal'in Eshedüsü sizin Eşhedünüzden Allah'a daha sevimlidir" demiştir.

Eğer sözün eğri fakat manası doğru olursa. O eğri söz , Allah'a makbuldür.

Dostların hatası , başkalarının doğrusundan daha evladır.

Ebud Derda(r.a) şöyle rivayet edilmiştir: "Allah'ın "EBDAL" denilen bmazı kulları vardır.Onlar eriştikleri mevkiye çok oruç, namaz, nafile ibadet  ve güzel yaşantı ile erişmemişlerdir.Ancak onlar, veraada samimiyet, iyi niyet, gönül selameti ve bütün müslümanlara merhamet duygusu ile ulaşmışlardır. Allah onları ilmi ile seçmiş ve kendi zatına tahsis etmiştir.Onlar , İbrahim kalbi gibi kalbe sahip kırk kişidirler. Onlardan bir kişi ölünce Allah onun yerine geçecek birisini yaratır.

Bilki onlar hiçbir şeye sövmez, bir şeye lanet etmez, kendilerinden aşağıdakilere eziyet etmez, onları küçük görmez, kendilerinden yukarıdakilerine de haset etmezler.

İnsanların en doğru haber verenleri , en yumkuşak huyluları ve gönülce en cömertleridirler.Kendileri ile Rableri arasında (yakınlığa) en hızlı koşan atlar ve fırtınalı rüzgarlar bile yetişemez. Hayırlarda yarışmak konusunda onların kalbleri , Allah'a kavuşmak için yüksek tavanlara(semalara) yükselir.

İşte onlar Allah'ın hizbi( taraftarları)dırlar. Haberiniz olsun ki Allah'ın hizbi gerçekten felaha kavuşanların ta kendileridir"

Mesnevi'de evliyanın vasfı hakkında  şöyle denilir:

O ktendisinden , kendi varlığından ölmüş, Rabbi ile dirilmiştir.

Bu yüzdendir ki , Hakk'ın sırları, onun iki dudağı arasındadır.


AF ÜZERİNE OLMAK

 Hz.Ömer efendimiz ,"Ya Resulallah! niçin sen bizim en fasihimizsin?" dedi.Bunun üzerine Allah7ın Rasulü şöyle buyurdu: " Cibril bana geldi ve bana atam İismail7in dilini telkin etti. Şüphesiz ki beni Allah eğitti ve eğitimimi degüzel yaptı.Sonra bana güzel ahlakı emretti de :" Sen af cihetini tut ve iyiliği emret"(Araf 199) buyurdu.

ÜÇ HASLET

 Alimler üç haslet hususunda ititfak etmişlerdir.Bu hasletler doğru düzgün olduğu zaman kurtuluşa sebebtir.Bu üçü ancak birbiri ile tamam olur.Onlar: Zulümden uzak olan müslümanlık, temiz gıda, amellerde Allah için sıdk/doğruluktur.

Şu üç şey en büyük iftiralardandır.: Bir adamın gözlerine iftirasıdır.( Rüyasında bir şey) görmediği halde gördüm der. Yahut ana babasına iftirasıdır: Babasından başkasının baba olduğunu iddia eder. Yahut bana iftirasıdır: Benden işitmediği halde Rasulullah'dan (hadis) işittim der.

Peygamber , kendilerine vahiy konusunda Allah'ın eminleridir.Onlar ne ilave , ne eksiltme, ne de değişiklik yaparlar.Veliler de böyledirler.Kendilerine iihlam ettiği şeyler hakkında Allah'ın eminidirler.Onları ilavesiz eksiksiz layık olanlara ulaştırırlar.

Ümminin v eli olmasını inkar eden, ümminin nebi olmasını da inkar etmiş olur. 

24 Ocak 2026 Cumartesi

KAFİR'E NİÇİN MÜSRİF DENİR

 Kafir'e"müsrif(haddi aşan)" denmesi, din konusunda haddi aşan israfa düştüğü , gaflette haddi aştığı içindir. cCünkü harcama konusunda müsrif olan kimse gibi nefsani arzusunu uymakta, manasız ve hatta zararlı işlerde ömrünü tüketmekte olan kişinin de aşnı şekilde müsrif olduğunda hiçbir şüphe yoktur.

ALLAH BEDDUA EDENLER

 Yunus Suresinin 12 nci ayetinde Hak Teala buyurur: "İnsana bir zarar dokunduğu zaman yatarak, oturarak veya ayakta bize beddua eder.Ama biz ondan sıkıntısını giderince , sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan dolayı bize dua etmemiş gibi geçer gider...."

Nadr b.Haris Efendimizi inkar ederek " Ey Allah'ım eğer Muhammed peygamberlik iddiasında doğru ise üzerimizi gökten taş yağdıryahut acı bir azap gönder" dedi.Bunun üzerine Hak Teal Yunus suresi 11 nhci ayeti indirdi:eğer Allah insanlara hayrı acele istedikleri gibi şerri de acele verseydi, şüphesiz onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat biz, bize kavuşmayı ummayanları azgınlıklar içinde bocalar bir halde bırakırız."

Acilen öldürülmelerinde hiçbir fayda yoktur.Belki bundan sonra iman edebilirler ya da onların sulbünden imanlı kimseler çıkabilir.Bundan dolayı Allah, onlara şerri uulaştırmada acele etmez.Bilakis mühlet tanır ve yavaş yavaş azaba yaklaştırır.

ZİYA BÖLÜKBAŞI HAZRETLERİ

 Hatay Dörtyol'da türbesi olan nakşi meşayihinden Ziiya Efendi merhum ile alakalı olarak müntesiplerinden Mustafa Ercan şunları anlattı.Dedem Şemsittin hocaya on yaşlarında Diyarbakından i Bekir isminde birisi gelmişti ve dedemin yanında  "tutma" olarak durmakta idi.Dedim onu emri altında kullanır.Harçlığını verir ve iaşesini temin eder idi.Dutma Bekir'i bir gün uzak bir yere bir iş için göndermişler.varacağı yere varmadan kar,tipi her tarafıkaplamış,çocuk nereye gideceğini bilemez vaziyette kalmış iken bir adam yaklaşır ve ona beni takip et der.Çocuk onu takip eder taki bulunduğu köyü göreceği bir yere gelince adam ona haydi buradan öteye sen gidebilirsin der.Tutma bekir yıllar sonra 25 yaşında iken Dörtyol da , kendisine çocuk iken yardımcı olan bu zatın Mektup dağıtan Postacı Ziya Efendi olduğunu görür ve hemen eline yapışır.elini öper. 

İLİM TÜRLERİ

 "BİLDİĞİ İLE AMEL EDENE, ALLAH BİLMEDİĞİ ŞEYLERİN İLMİNİ VERİR" 

Bu hadis-i şerifde geçen ilk ilim,. öğretim yoluyla elde edilen muamele ilmidir.İkincçi ilim ise veraset Allah'ın bağışlaması yoluyla elde edilen mükaşefe ilmidir.Bu ilkinden daha yüksek ve daha değerlidir.Çünkü bu ilme göre ilki öze göre kabuk mesabesindedir.


GECİ Mİ GÜNDÜZ MÜ KIYMETLİDİR

 Yunus suresi 6 nci ayetinde "Gece ve gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında , Allah7ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde takva sahibi bir toplum için nice alametler vardır" buyurulmuştur.

Gece yahut gündüzün hangisinin daha üstün olduğu hususunda ihtilaf vardır.İmam Nisaburi'ye göre Gece daha üstündür. Çünkü gece rahatlıktır. Rahatlık cennettendir. Gündüz yorgunluktur. Yorgunluk ateştendir. Öyleyse gece yatağın ve visalin nasibidir.Gündüz ise giyinmenin ve firakin(ayrılığın) nasibidir der. Bazılarına göre gündüzün daha üstün olduğu söylenmiştir. Çünkü gündüz aydınlığın, gece ise karanlığın mahallidir.

Denmiştir ki Gece zat alemine işarettir. En yüce derece onundur. Gündüz ise sıfat alemine işarettir. Onun da çok büyük fazileti vardır. Gece doğanın fena fillah ve gündüz doğanın da baka billah ehli olmasıyla da gece gündüz birbirinden ayrılır. Gece ve gündüzde celal ve cemal yurdunun sırrı ile o yurtların ehlinin sırrı vardır. 

ŞEYH MUHMUT APAK'DAN

 Şeyh Mahmut Apak hazretlerinin müritlerinden derviş Recep Gök anlattı:Şıh hazretlerine birisi geldi.iki dizi üstünde ilerleyerek şıh hazretlerine dedi ki:"Efendimiz itiniz olmaya geldim?".Şıh hazretleri bu şekildeki yalaka sözleri pek sevmezdi.Ona şöyle söylediği hatırımda kaldı:"İt yemeği yiyinci şöyle kenara çekilir kuyruk sallar.Bize yük taşıyacak  eşek lazım.Yemek yiyince çalışacak, yük taşıyacak" 

23 Ocak 2026 Cuma

MUSTAFA HOLAT HOCA'DAN

 Semazen başı Mustafa Holat Hocam anlattı.Küçükken  babamla birlite Beşiktaş'taki YahyaEfendidergahına gitmiştik.Dergahın içindeAbdülhay efendi mesnevi takriri yaptırmaktaidi.Odada Konya'dan İstanbul'a gitme çelebilerden brisi var idi.sedirin birazaşağısındaiseüç tane asker duyduklarını not etmekte idi.Ancak askerlerin üniformalarının kırmızı renkte olduğunugördüm.Ben askeregidince bu üniformadakiapoletlerin kırmızı renginin Paşa'yaraait olduğunu öğrendim.Çocukluğumda gördüğüm o paşalar osmanlıca not almaktaidiler.

Abdülhay efendinin yanında olan Çelebilerden olan o kişinin ismişimdihatırıma gelmedi.Ancakbu şahıs Konya'da iken Sıtkı dede hazretlerine müracaat ederek rızkını temin edeceği bir iş için danışmıştı.Hazret o iş kolay dedi.Ertesigün bu şahsarüyasını anlattı.Dergahtanbir pınarınçıktığını caddeye doğru aktığını hatta kaphı camisine kadar gittiğini anlattı.Bu şahısİstanbul7agiderek büyük tüccar olmuştu. 

22 Ocak 2026 Perşembe

KALBE NİÇİN KALB DENİLMİŞTİR

 ŞU İKİ MANADAN DOLAYI KALBE KALB DENİLMİŞTİR,

1- KALB, RUH İLE NEFS ARASINDA YARATILMIŞTIR.o HALDE O BU İKİSİNİN KALBİDİR.

2- KALLERİN DEĞİŞMESİNDEN DOLAYI. BAZEN RUHUN FEYZİNİ KABUL ETTİĞİ İÇİN NURANİ OLUR. BAZEN DE NEFSİ KABUL ETTİĞİ İÇİN ZULMANİ OLUR

ŞEYTANIN KURBAN OLDUĞU KİMSE

 Bir hadis-i şerifde şöyle buyrulmuştur:"Kul kırk yaşına ulaşır da hala hayrı şerrine galib gelmez ise ,şeytan onun iki gözünün arasından öper ve "Ebediyyen iflah olmayacak bir yüze kurban olayım" der 


21 Ocak 2026 Çarşamba

YARATILIŞ VAKİTLERİ

 Sahih bir rivayette şöyle buyrulmuştur:" Allah toprağı (yani yeryüzünü) cumartesi günü yaratmıştır. Yeryüzündeki dağları pazar günü yaratmıştır. Ağaçları pazartesi günü, beğenilmeyen şeyleri salı günü, nur ve aydınlığı çarşamba günü yaratmış ve canlıları perşembe günü yayıp salıvermiştir. Cuma günü ikindiden sonra akşama kadar olan günün son saatinde yaratılanların sonuncusu olan Adem'i yaratmıştır"

Pazar günü sorulunca  Efendimiz SAV "Ekim(dikim) ve imar günüdür" buyurdu.

Pazartesi günü sorulunca :" Yolculuk ve ticaret günüdür" buyurdu.

Sali günü sorulunca:" Kan günüdür" buyurdu.Hz.Adem7in oğlu Kabil, kardeşini o gün öldürmüş,Cercis, Zekeriya ve oğlu Yahya,Firavunun sihirbazları, Firavunun karısı Aziye binti müzahim  ve İsrailoğullarının ineği o gün öldürülmüştür.Efendimiz SAV Salı günü hacamatları şiddetle nehyetmiştir.

Çarşamba günü başlanılan işin mutlaka tamamlandığı söylenmiştir

Perşembe için ihtiyaçları görme ve sulatnın huzuruna çıkma günüdür . Cuma nikah günüdür.


ACELE EDİLECEK İŞLER

 Sadece şu işlerde acele etmek güzeldir: Tevbede, borcu ödemede, misafiri ağırlamada, bekarı evlendirmede, ölüyü defnetmede ve cünüblükten yıkanmada.

NEFS

 Kafirleri, nefis Firavununun sihirbazları büyülemiştir.Bu sebeble hakdan kör, sağır ve dilsiz olmuşlardır.Artık onlar hakkı anlamaz ve hakka çağırana tabi olmazlar.Nefis, baş olma sevgisi ve ilerleyip yükselme arzusu üzere yaratılmıştır.Onun için başkasının emri altına girmeye razı olmaz.Nefsi ıslah etmek ancak riyasetin zıddı olan ubudiyet; yani Hakk7a kulluk ve mürşide boyun eğmekle olur.

Denmiştir ki " Münkirlerin bir çoğu ,. evliya ve salihlerin havada uçtuklarını görseler:" Bu sihirdir, bunlar da şeytandır" derler.Şüphe yok ki tevfikten mahrum olan , gayben ve manen hakkı yalanlayan kimse , gördüğünde ve hissettiğinde de onu yalanlar.Şaşılacak şeydir; sihir ve şeytanların işyi nasıl büyük peygamberlere ve değerli velilere nisbet edilebilir.

20 Ocak 2026 Salı

UYARICILAR

 Peygamaber ve mirasçısı olan veliler uyarıcılardır.Uyarma müjdelemekten önce gelir.Çünkü, derece itibarı ile gereksiz şeyleri izale edip ortadan kaldırmak, gerekli şeyleri yapmaktan önce gelir.Öğüt ve müjde , nefis inkar ve günahlarla kirlenmiş olduğu müddetçe fayda etmez.Çünkü evi güzel kokularla havalandırmak, ancak oradaki pislikleri yok edip süpürdükten sonra olur.

Bedeni hastalıkları tedaviye girişen doktor önce vücudu pisliklerden temizlemekle işe başlar.Sonra takviye edici tedaviyi tatbik eder.Aynı şekilde kalb hastalıklarını tedavi edecek tabibinde evvela bozuk akideleri, düşük huyları, kalbi bulandıran çirkin amelleri temizlemekle işe başlaması gerekir.Bunlara kötü akibetten korkutma şarabı içirir.Helak edici şeylerden onları arındırır, sonra taatlarla takviye edecek şeylerle tedavi ederek salih amellerin güzel akibetiyle müjdeler.

RACULİYET

 Raculiyet; yani gerçek adamlık, doğru sözlülük ,komşulardan eza verici şeyleri giderme ve ihvan arasında yardımlaşmadır.Bu zahirde böyledir.Hakikatte ise racüliyet, Allah Teala'dan başka her şeyden uzaklaşmaktır.Mirac hadisinde şöyle buyrulur:" Allah Teala yaratılanların kalplerine baktı  da Hz.Muhammed sav 'in kalbinden daha aşığını bulamadı.Bundan dolayı ona rüyeti, yani cemalini görmeyi ikram etti"

Velayetin durumu nübüvvetin durumuna benzçer.Her asır ve çağdaki velilerin çoğunu görebilmiş olsaydın , onların mevki ve makam ile tanınmış kimseler olmadıklarını görürdün.Bu hale şaşıran kişi inkar tehlikesien düşmüş  ve bazıları bu perde sebebiyle hayırlı kimseleri görmekten perdelenmiştir.

SEÇİLMİŞLERE KARŞI ÇIKMAK

 Peygamberler seçilmiş insanlardır.Peygamber varisleri de seçilmiş kimselerdir.Kureyş müşrikleri, Efendimizin kendilerine reis olarak seçilmesi tuhaflarına gelmiş ve "Bu apaçık bir sihirbazdır" zdemişlerdir(Yunus 2). Hz.Peygamber efendimiz SAV, hasebde, nesebde, şerefde ve reislik hususunda itibar edilen yüce hasletlerde Kureylşin büyük saydıklarından aşağı değildi.Sadece mal hariç.Malın ise kişinin şerefi ve cevherinin asaleti hususunda hiçbir tesiri yoktur.Ama onlar gözlerinde zenginliği çoğalttığı için Hz.Peygamber efendimizin reis seçilmesine şaştılar."Ve dediler ki : "Bu Kur'an iki kentten büyük bir adama indirilmeli değil mi?"(Zuhruf 43/31)

Raculiyyet ; yani gerçek adamlık , doğru sözlülük, komşulardan eza verici şeyleri giderme ve ihvan arasında yardımmaşmadır.Bu zahirde böyledir. Hakikattaise raculiyyet, Allah Teala'dan başka her şeyden uzaklaşmadır.Mirac hadisesinde şöyle buyrulur:" Alla hTeala yaratılanların kalblerine baktı da Muhammed (a.s) 'ın kalbinden daha aşığını bulamadı.Bundan dolayı ona rüyeti; yani cemalini görmeyi ikram etti." 

Bilesiniz ki velayetin durumu nübüvvetin durumuna benzer.Her asır ve çağdaki velilerin çoğunu görebilmiş olsa idin , onların meki ve makam ile tanınmış kimseler olmadıklarını görürdün.Bu hale şaşıran kişi , inkar tehlikesine düşmüş ve bazıları bu perde sebebiyle hayırlı kimseleri görmekten perdelenmiştir.

"Uyarma" peygamberlerin vazife ve davranışlarıdır.Çünkü uyarı, mükelelf olan kafirlerden, müminlerin avam ve havassından herkese fayda verir.Kimileri cehennem ateşi ile uyarılır, kimileri de nimetler yurdu olan cennette derecelerinin düşmesiyle uyarılır.Üçüncü bir kısım da kerim olan Rabb'in cemalini müşahededen  perdelenme ateşi ile uyarılıp korkutulur.

HURUFİYYİ

Hz.Adem (a.s) ve Hz.İdris (a.s) 'ın ilimlerinden birisi de harflerin ilmidir(ilmi hurifiyye).Ancak kendilerine hurufiyye denilen fırka , işareti esas alıp ibareyi terk ettikleri ve hakikatın elbisesi olan şeriata hürmeti zedeledikleri için yerilmişlerdir.Nitekim lafız mananın elbisesi, ibare işaretin zarfı, vücud da şuhudun aynasıdır. Bunların hepsi birbirine bağlıdır.Bunlardan sadece birisini alan ilahi marifet dairesinin haricinde kalır.
O halde gerekleri ve hakikatlarıyla bu harfler hakkında bilgi hakikatte Allah'a, Peygamber'e ve kamil varisler olan alimlere havale edilir.Bu varis alimlerden bazıları bu harflerin manalarını tevil cihetine gitmiş ve "Huruf-u mukattaadan olan her harf Allah Teala'nın isimlerinden bir isimden alınmıştır" demiştir.

19 Ocak 2026 Pazartesi

EFENDİMİZ SAV İN SOYU

 Peygamberimizin Arapların en şereflisi ve faziletlisi olmasının izahı şudur: O, Külab oğlu Kusay oğlu Abdi Menaf oğlu, Haşim oğlu,Abdulmuttalib oğlu Abdullah oğlu Muhammed's.a) dir.Babasının ve annesinin nesebi Külab da birleşir.Çünkü annesi Amine, Külab oğlu Zühre oğlu Abdi Menaf oğlu Vehb'in kızıdır.Güzel hasletleri yönünden Haşiimoğulları , Arab kabilelerinin Hz.İsmail'e ulaşan en faziletli kabilesidir.Külab'ın nesebi şu şekildedir: Külab oğlu Mürre oğlu Kab oğlu Lüey oğlu Galib oğlu Fihr.

Fihr , Kureyş kabilesinin nesep itibarıyla birleşip toplandığı şahıs olmaktadır.Fihr'e kureyş denmesinin sebebi şudur: Fihr , muhtac durumda olanların  ihtiyacını soruşturup araştırır ve onların ihtiyacını kendi malından karşılar idi.Fihr'in çocukları da hacca gelenlerin ihtiyacını araştırıp soruştururlar ve onlara rifade hazırlarlar idi.Bu yüzden onlara (ihtiyaç sahibini araştırıp karşılayan) manasına gelmek üzere Kureyş ismi verilmiştir.

Rifade , hac mevsiminde hacılar için hazırlanan  ve hacdan ayrılana kadar kendilerine ikram edilen yemek demektir. 

Kureyşliler , Kusay'ın zamanında her hac mevsiminde mallarından bir kısmını çıkartıp Kusay'a verirlerdi.Kusay da toplanan bu mallar ile hacılara yemek hazırlar idi.Fakir ve azığı olmayan hacılar bu yemekten yerlerdi.Onun bu adetini oğlu Abdi Menaf , Abdi Menafdan sonra oğlu Haşim, Haşimden sonra Abdulmuttalib sonra onun oğlu Ebu Talib devam ettirmiştir.Bu adeti Abdulmuttalibden sonra oğlu Abbas'ın sürdürdüğü de söylenmiştir.Bu gelenek Efendimiz zamanına ondan sonrada dört halife zamanına kadtar devam ettirilmiştir.Halifeler döneminde de HALİFELİK bAĞDAT'DA; SONRA DA mISIR'DA SON BULANA KADAR SÜRMÜŞTÜR.

Enes b. Malikden rivayettir: Kureyş'i sevmek imandandır. Onlara buğzetmek küfürdür.

KALBİN ALTI HALİ

 Ebu Bekr Varrak(Allah ona rahmet etsin) şöyle söylediği rivayet edilmiştir." Kalbin altı hali vardır.Hayat, ölüm, sıhhat, hastalık,uyanıklık ve uyku hali. Onun hayatı hidayet, ölümü dalalet, sıhhati saflık, hastalığı ( Allah 'tan başkasına) ilgi ve alaka, uyanıklıı zikir, uykusu ise gaflettir."

İMAN/İHSAN

 İimanın sureti , icmali ve tafsili olarak kalb ile tasdiktir.İmanın hakikatı ise ihsandır."ihsan ise Allah'a , sanki O'nu görüyormuşsun gibi iibadet etmendir.Her ne kadar sen onu görmesen de O seni görür." İhsanın hakikatı ise " Ben onun kulağı ve gözü olurum" mertebesidir ki bu mertebe , nafilelerle elde edilen yakınlıktır..Onun üstünde farzlarla elde edilen yakınlık vardır. ki buna "SEMİALLAHU LİMEN HAMİDEH"( ALLAH KENDİSİNE HAMD EDEN KİMSEYİ İŞİTTİ"  sözüyle işaret edilmektedir.

Kabeye inanan kimse onu uzaktan gördüğü zaman yakini artar.Sonra ona yaklaştığı zaman kemale erer. Ardından içine girdiği zaman kemali artar.Dolayısıyla itikadın özünde aslında farklılık olmaz.Keyfiyetinde olur.

NEFSİN İKİ KILICI

 Nefsin, yiğit ve azametli insanların boyunlarnı kesen iki kılıcı vardır. Bunlar, karın v e cinsel şehvetlerdir.Çünkü cinsel şehvet  güç ve kuvvetini karın şehvetinden alır.

Helal ile dolan karından daha kötü bir kap doldurulmamıştır.Bu yenen gıdanın helal olduğu durumdadır.Haram olduğu vakit durumun ne olacağını siz düşünün. Yemek ve özellikle çok yemek insanı manevi yoldan alıkoyar.Hz.İsa'dan rivayet edilmiş bir hadiste şöyle denmiştir:" Ey Havariler topluluğu! Karınlarınızı aç, ciğerlerinizi susuz bırakın. Belki bu sayede kalpleriniz Allah Teala'yı görür." Konuşmak ve insanların verdiği eziyetten rahatsız olmak  da aynı şekildedir.Kişinin buna sabretmkesi  ve onları eza verenler olarak görmesi gerekir.Çünkü o muvahhiddir(tevhid ehlidir.), ona göre kendisine kötülük yapan da iyilik yapan da eşittir. Üstelik kötülük yapanı iyilik yapan(muhsin) olarak görmesi gerekir.

Uyku da aynı şekildedir.Alimlerden sirisi demiştir ki :" Kim kırk geceyi halis bir şekilde uykusuz olarak geçirirse semaların melekutu onu keşf olunur".

18 Ocak 2026 Pazar

HOCAYA SAYGI

 İmam-ıAzam Ebu Hanife hazretleri   hoca olarak Hammad'ı seçmişti.Şöyle anlatmıştır: Basra'ya gittim.Bana sorulacak tüm sorulara cevap veririm sanıyordum.Fakat bana bazı konularda sorular sordular, bunular verilecek cevabı bulamadım.Bunun üzerine kendi kendime Hammad'dan hiç ayrılmamaya yemin ettim.ve yirmi sene onunla beraber oldum.Kıldığım bütün namazlarımın sonunda anne babamla birlikte mutlaka hocam Hammad için de dua ederim

SADIKLARLA BERABER OLUN EMRİ

 Tevbe suresinin 119 ayetinin emridir." Ey iman edenler, Allah'dan korkun ve doğrularla beraber olun"

Bu ayetteki hitap "Ben sizin Rabbi'niz değilmiyim?" sorusuna "Elbette Rabbimizsin"(Araf 7/1752) diye cevap verdikleri misak günündeki sözlerinde sadık olan kimselerle beraber olun.Allah'dan başkasına ibadet etmeyeceklerine , O'na dünya ve ahirete aid maksatlarından hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarna dair verdikleri sözde sadık olanlarla ve tüm yaratılanlarda tecerrüd eden , hatta kendi bedenlerinden bile geçen kimselerle beraber olun.

Sadıklar, vüsul yolunun mürşidleridir.Salik , onların sevdikleri arasında yer alır ve onların kapılarının eşiğinde onlara hizmet edenler zümresinden olursa , onların sevgisi, terbiyesi ve velayetelrinin kuvveti sayesinde seyr ilallah  ve Allah'dan başkasını(masiva) terk etme konusunda mertebeler kat eder.

Şeyh Ekber İbni arabi hazretleri  sdemiştir ki:" Eğer fiillerin senden başkasının (mürşidinin) muradı doğrultusunda ceryan etmiyorsa , ömür boyu nefsinlhe cihad etsen de nefsani arzulardan (heva) geçmen mümkün olmaz.

İçinde kendisine hürmet etme isteği hasıl olan bir kimseye (mürşid) bulduğun zaman ona hizmet et. Onun önünde bir ölü ol.Seni dilediği gibi evirip çevirsin. Onun yanında senin bir tasarrufun olmasın.Bu takdirde sana emretti yahud yasakladığı şeylere uyduğun için bahtiyar olarak yaşarsın.Eğer sana bir işte çalışmayı emerderse çalış. Ama bunu onun emri olduğu için yap.Yoksa senin nefsani arzularından ötürü değil.Çalışmamanı emrederse çalışma, otur.Bunu da onun emrinden dolayı yap, yoksa kendi heva ve hevesin yüzünden değil.Çünkü o senin menfeatlarını senden çok daha iyi bilir.Öyleyse ey yavrucuğum , seni irşad edecek , bu yolda karşılaşacağın vesveselerden koruyacak olan bir şeylh bulmaya çalış.Ta ki zatın ilahi vücud ile kemal bulsun.İşte o zaman nefsini keşfi i'tisami vücud ile idare edebilirsin.

Mesnevi'de şöyle denir:

Piri seçtin mi , nazik ve tahammülsüz olma.Eteğine yapıştın mı , teslim ol.Hz.Musa gibi Hızır7ın emrine gir.Önde ve rehber olan şeyhi İmtiihan etmeye kalkışan mürid eşektir.

TACİRLER/FACİRLER

 Bir hadis-i şerifde şöyle buyrulmuştur:" Tacirler, kıyamet gününde facirler olarak haşrolunacaklardır.Ancak yalandan sakınanlar, yeminlerinde doğru olanlar ve sözlerinde sadık olanlar müstesna"

Allah Teala , yalan yeminle satılan malın bereketini yok eder.Hadiste buyrulmuştur: "  Kazancın en hayırlısı , söyledikleri zaman yalan söylemeyen, emanet edildiği zaman hıyanet etmeyen, vadettikleri zaman caymayan, satın aldıkları zaman kötülemeyen, sattıkları zaman övmeyen , borç aldıkları zaman borçlarını savsaklamayan ve borç verdikleri zaman da zorluk çıkarmayan tacirlerin kazancıdır"

ÇOKCA HAMD,ÇOKCA İSTİĞFAR

 İlk dönem alimlerinden birisi şöyle demiştir:" Üzerinde Allah'ın nimetleri görünen kimse Allah'a çokca hamdetsin.Üzüntü ve kederi artan kimse de çokca istiğfarda bulunsun

ŞEYH MAĞRİBİ

 ŞİRK, HASED, KİBİR,RİYA VE KİN DİKENİ OLAN TOPRAKTA TEVHİD GÜLÜ BİTMEZ.

ESMAÜ HÜSNA DAN:RAUF VE RAHİM İSİMLERİ

 RAUF(Çok şefkatli) ismi, kula isabet edecek zararı izale etmek

RAHİM(Çak merhametli) ismi ise kula menfeat ulaştırmak manasına gelmesi mümkündür.

Ayrıca bu isimlerinin birinin müminin geçmiş günahlarının, diğerinin ise gelecek günahları için olması mümkündür.

KIYAMET GÜNÜNDE MAZERET VE İMTİHAN

 Fetret ehli(kendilerine peygamber ulaşmamış) kimseler kıyamet gününde imtihana tabi tutulacaklar.Bezzaz'ın Sevban'dan rivayet ettiği bir hadiste Hz.Peygamber SAV şöyle buyurmuştur:Kıyamet gününde cahiliyye halkı(fetret ehli) sırtlarında putlarını taşır oldukları halde gelirler, Rableri onlara sual eder.Onlar da:" Rabbimiz ! Sen bize herhangibir Rasul göndermedin, senin emrin de bize gelmedi. Eğer bize resul gönderse idin , senin en itaatker kulların biz olurduk" derler Rableri onlara:

" Durun bakalım ! Eğer ben size bir şeyi emretsem , itaat edermisiniz? der. Onlarda: "
Evet " derler.Allah bu şekilde onlardan sağlam söz alır.Onlara ateşe girmelerini emreden birisini gönderir.Onlar giderler. Ateşi gördüklherinde korkup geri dönerler ve :

"Rabbimiz! Biz ondan korktuk. Oraya girmeye gücümüz yetmez" derler.Bunun üzerine Allah Teala : "Oraya aşağılık olarak girin" buyurur. 

Efendimiz SAV demiştir ki:" Eğer onlar ilk seferde oraya girmiş olsalardı ateş onlara serin ve esenlik olurdu"

17 Ocak 2026 Cumartesi

ABDUULMUTTALİP

 Efendimizi himaye eden dedesi ömrdünün sonuna  doğru putlara tapmaktan vazgeçmiş.Allah'ın birliğini kabul etmiştir.O bir takım uygulamalar yapmıştır ki bunların çoğunu Kur'an ve sünnet(hüküm) olarak getirmiştir.Mesela Yaptığı nezre vefa göstermesi,mahremlerle nikahlynmayı yasaklaması, hırsızın elinin kesilmesi, kız çocuğunu diri diri gömülmesini yasaklaması, şarap ve zinayı yasaklaması, Beytullah'ı çıplak tavaf etmeyi yasaklaması bunlara örnek olarak gösterilebilir.

PEEYGAMBER ANNESİNİN DİRİLMESİ

 Alimlerin çoğunluğunun kabul ettiğine göre Veda haccından sonra Medineye dönerken annesinin mezarının bulunduğu Akabetul Hacun'a uğramış, Allah Teala'dan annesini diriltmesini istemiş, Allah da annesini diriltmiş, annesi iman etmiş, ardından da Allah onun ruhunu geri almıştır. 

MÜKELLEFLERİN FİİLLERİ

 Denilmiiştir ki mükelleflerin fiilleri iki kısımdır:

1- Organların fiilleri  2- Kalplerin fiilleri

Fıkıh kitapları sadece uzuvların amelleri ile ilgili mükellefiyet kısımlarını içermektedir.Kalplerin amelleri ile ilgili mükellefiyete gelince bunlar fıkıh kitaplarında çok nadir bulunmaktadır.Bazı bahisleri kelam kitaplarında işlenmiş, diğer bazı bahisler ise İmam Gazali ve emsali alimler ahlak ilminde açıklamışlardır.Bunların tamamı Allah Teala'nın " Allah'ın sınırlarını koruyanlar" kavlinde münderictir.

Gazali kardeşlerden Şeyh Ahmet Gazzali kardeşi imam Muhammed Gazzali ye şöyle dedi:" Senin tüm ilmini iki kelimede özetledim.Allah'ın  emrine saygı göstermek, Allah'ın yarattıklarına şefkat göstermek".

"HAMD EDENLER" KAVRAMI

 Tevbe suresi 112 ayetinde "Hamdedenler" kavramı geçmektedir. Bu kavramı alimler genelleyip insanların hem uhrevi hemde dünyevi nimetlere karşı şükretmeleri gerektiğini söylemişlerdir.Ayrıca dünyada ailesine, kendisine yahut malına gelhen şiddet ve musibetlere dahi hamdetmesi gerktiği söylenmiştir.Başa gelen musibetler ve sıkıntılar gerçekte nimettir.XÇünkü bunlar kula pek çok mükafat kazandırır.Hatta çocuklarının öölüm anında katlandığı şiddetli sıkıntılar dahi sabırlı veliye sevap olarak döner.Efendimiz SAV "Başa gelen iyi kötü her hale Allah'a hamdolsun" buyurmuştur.

HAK YOLUNDA HARCANAK İKİ KUSURLU ŞEY

 Nefs, şer ıstırabın sermayesidir. Mal, tuğyan ve gururlanmanın sebebidir. Bu iki kusurlu ve ayıplıyı Hak yolunda harca ve beğenilen ebedi cenneti al.

Tefsiri Kebir'de anlatılır.Tevbe suresinin 111 nci ayetinde "Allah müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır" ayeti nazil olunca şeytan bu ayetle Rabbiyle münakaşa ve mücadele eder. Alışverişteki " Bir müşteri ayıplı bir malı satın aldığı zaman o malı satana iade eder." şeklindeki şeri meseleyi öne sürer ve şöyle der:" Ey Rabb'im ! Sen onların canlarını ve mallarını satın aldın.Halbuki onların canlarının ve mallarının tamamı ayıplı.Şeriatın ve adaletin gereği olarak kullarını bana iade et.Onlarda benim olduğum yerde(cehennemde) benimle birlikte olsunlar." Allah Tela şu cevabı verir:" Sen benim şeriatımı , adaletimi ve lütfumu bilmiyorsun.Bir müşteri lütuf ve merhametiyle bütün ayıplarına rağmen bir malı satın aldığı zaman onu satan kimseye iade etmesi benim şeriatımda hiçbir mezhebe göre caiz değildir." Bu cevap üzerine şeytan, kovulmuş ve yalnız başına bırakılmış bir halde seke seke huzurdan uzaklaşır.

Mesnevi'de denir ki:

Eksikliğinden dolayı insanların hiç bakmadığı kumaşı o kerem sahibi Allah satın alır.

O hiçbir kalp parayı geri çevirmez.Çünkü onun satın almaktan maksadı kar değildir.

Nefahatül Üns de denir ki:

Sen ezeli ilminle beni gördün, Ayıplı gördüğün halde satın aldın.Send e o bilgi , bende de o ayıp vardı.Kendi beğendiğin şeyi geri çevirme. 

14 Ocak 2026 Çarşamba

HASTALIKLAR VE KURTULMA YOLLARI

 Mümin hastalığının tedavisine tevessül etmelidir.Tedaviye başvurup sonuç alamazsa sabredip isyana düşmemelidir.Çünkü Efendimiz SAV Hak teala ölümden başkaher derde deva yaratmıştır buyurmuştur.Çünhkü hastalığa sabretmek insanın günahlarına kefarettir.Hz.Aişye validemiz Medine'ye geldiğinde hummaya(sıtmaya) yakalanmış ve ona lanet etmişti.Efendimiz SAV:"- Ona lanet etme.Çünkü ona öyle emredilmiştir. Fakat dilersen sana bazı kelimeler öğreteyim, onları söylediğin zaman Allah Teala onu sendten giderir" Buyurdu.Hz.Aişe "Bana öğret" deyince Efendimiz şöyle buyurdu:

"-Ey Allah'ım! Rakik cildime, dakik kemiklerime şiddetli ateşe karşımerhamet et! Ey Sıtma ! Eğer ulu olan Allah'a inanmışsan başımı ağrıtma, ağzımı pis kokutma, etimi yeme, kanımı içme, benden uzaklaş. Allah ile birlikte bir ilah daha tanıyan  kimseye git(musallat ol).

Hz.Aişe, bu duayı okudu ve sıtma ondan yok olup gitti.

MÜ'MİN'İN VASIFLARINDAN

 Efendimiz SAV beraberinde muhacirler olduğu halde Kuba mescidine yürüyerek gitti.ve Kuba mescidinin kapısında kurdu.Ensar orada oturuyordu.Efendimiz SAV onlara:" Siz mümin misiniz?" diye sordu.Onlar sükut ettiler.Hz.Peygamber aynı soruyu tekrar sordu:Bunun üzerine Hz.Ömer r.a :"Ya Resulallah ! onlar elbette mümindirler.Ben de onlarla beraberim" dedi.Hz.Peygamber:

"-Kazaya razı olurmusunuz?" sorusuna , "Evet" cevabını verdiler.

"-Belaya sabredermisiniz?" sorusuna, "Evet" cevabını verdiler.

"- Bollukta ve refahda şükredermisiniz?" sorusuna da "Evet" cevabını verdiler.Hz.Peygamber SAV " Kabe'nin Rabbi'ne yemin ederim ki siz mü'minsiniz" buyurdu. Ardından oturdu  ve şöyle buyurdu:

"- Ey Ensar topluluğu ! Şüphesiz Allah sizi övmüştür, küçük ve büyük abdeste çıktığınızda ne yaparsınız?"

Onlar : "- Büyük abdestten sonra (pisliği gidermek için)üç taş kullanırız.Ardından da su kullanırız" cevabını verdiler

Peygamber Efendimiz: "- Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır" ayetini okudu.(Tevbe 108)

13 Ocak 2026 Salı

CENAZE NAMAZI DUASI

 Cenaze namazında imam ölünün göğsü hizasında kurur.Çünkü göğüs ilim ve iman nurunun bulunduğu yerdir.Tekbir getirir ve Allah'a senada bulunur.

SÜPHANEKE ALLAHÜMME VE Bİ HAMDİKE VE TEBARE KESMÜKE VE TEALA CEDDÜKE VE CELLE SENAÜKEVELAİLAHE ĞAYRÜKE

(Ey Allah'ım , seni tesbih ve tenzih eder, sana hamdü senada bulunurum.Senin mukaddes ismin mübarektir ve senin azamet ve celalin pek yüksektir.Senden başka hiçbir ilah yoktur)

Sonra tekbir getirir  ve bildiği bir salat ile Peeeygamber efendimize salat getirir.ve şöyle der:

ALLAHÜMME SALLİ ALA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ MUHAMMEDİN KEMA SALLAYTE ALA İBRAHİME VE ALA ALİ İBRAHİME İNNEKE HAMİDÜN MECİD...VEBARİK ALA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ MUHAMMEDİN KEMA BAREKTE ALA İBRAHİME VE ALA ALİ İBRAHİME İNNEKEHAMİDÜN MECİD

(Ey Allahım! Peygamberimiz Muhammed'e ve O' nun ailesine salat et, onların şeref ve kadrini yücelt, Hz.İbrahim ve ailesine salat ettiğin gibi.Ve yine Muhammed'i ve ailesini mübarek kıl, onların feyiz ve bereketini daima artır, Hz.
İbrahim ve ailesini mübarek kıldığın gibi .Şüphe yok ki Sen hamidsin , mecidsin, bütün övgü azamet ve celal sana aittir)

sonra bir tekbir alıp cenaze duasını okur:

ALLAHÜMMAĞFİR Lİ HAYYİNA VE MEYYİTİNA VE ŞAHİDİNA VE ĞAİBİNA VE ZEKERİNA VE ÜNSANAVE SAĞİRANA VE KEBİRANA .

ALLAHÜMME MEN AHYEYTEHU MİNNA FE AHYİHİ ALEL İSLAMİ VE MEN TEVEFFEYTEHU MİNNA FE TEVEFFEHU ALEL İMANVE HUSSA (HAZİHİ) HAZEL MEYYİTE BİRRUHİ VERRAHATİ VELMAĞFİRETİ VERRIDVAN.

ALLAHÜMME İN KANE MUHSİNEN FEZİD Fİ İHSANİHİ VE İNKANE MÜSİEN FETACAVEZ ANHÜ VE LAGGIHİL EMNE VELBÜŞRA VELKERAMETE VEZZÜLFABİ RAHMETİKE YA ERHAMERRAHİMİN.

(Allah'ım! Dirimizi, ölümüzü , burada olanımızı, olmayanamızı , erkeğimizi , kadınımızı, küçüğümüzü, büyüğümüzü bağışla.

Allah'ım ! Aramızda yaşayacaklarını İslam üzere yaşat, öldüreceklerini iman üzere öldür.Bu ölüye de kolaylık ve rahatlık ver, onu bağışla.

Allah'ım Bu kimse iyi bir kimse idiyse , sen onun iyiliğini artır; eğer kötülük işlyen birisi idiyse , günahlarını bağışla , Onu güven , müjde, ikram ve rahmetine yaklaştır.Ey merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allah'ım) 

ÜMMETİN EN FAZİLETLİLERİ

 Alimlerimizin icmaına göre bu ümmetin en faziletlileri , dört büyük halifedir.Sonra da Aşere-i Mübeşşere'nin geri kalanları , sonra Bedir savaşına katılanlar, sonra Uhud savaşına katılanlar,sonra Rıdvan beyatında bulunanlar gelir.

12 Ocak 2026 Pazartesi

DOSTLUK KURULMAYACAK BEŞ İNSAN TİPİ

 Muhammed Bakır r.a demiştir ki:" Babam Zeynel Abidin  bana tavsiyede bulunup şunları söyledi: "Şu beş sınıf insanla dostluk kurma, komşuluk etme ve onlarla yola çıkma

1. Fasıkla dostluk kurma.Çünkü seni bir lokma ekmeğe ve hatkta daha basitine satar.Ben "Babacığım daha basiti nedir ki? diye sorunca " Bir lokma ekmeğe tamah eder, sonra da onu elde edemez" dedi.

2. Cimriyle dost olma.Çünkü, en çok ihtiyacın olduğu şeyi bile senden esirger.

3. Yalancıyla dost olma. Çünkü  o serap gibidir .Sana , yakın olanı uzak, uuzak olanı da yakın gösterir

4. Ahmakla dost olma.Sana fayda vereyim derken zarar verir.Nitekim "Akıllı düşman, ahmak dosttan hayırlıdır" diye bir söz vardır.

5. Akrabası ile ilişkiyi kesen kimse ile de dost olma.Çünkü ben böyle insanların  Allah Teala'nın kitabı Kur'an-ı Kerim in üç yerinde lanetlendiklerini gördüm"

KAFİRE VERİLEN MAL VE EVLAT ÇOKLUĞU

 Tevbe suresi 85 ayetinde:"Onların malları ve evlatları seni hayrete düşürmesin: Allah onlara  dünyada bunlarla azap etmeyi ve kafir olarak canlarının çıkmasını istiyor"

Hitap Peygambserimiz'eSAV dir.Murad ümmettir.

Mal biriktirip onları muhafaza etmeleri sebebiyle sürekli sıkıntıdadırlar.Çocuklarının durumunu iyileştirmek  ve onların ihtiyaçların gidermek için daima mihnet ve meşakket çekerler.Mal ve evlatlarla zevkü sefa akibetinin ne olacağını araştırıp düşünmeyi terk sebebiyle kafir olarak ömürlerini tamamlarlar.

Bir derviş şöyle demiştir:" Zenginler eşkiyadan daha beterdir.Binbir meşakket ve sıkıntı ile dünya malı toplarlar ve türlü türlü bela ve güçlükle muhafaza ederler; yüzbinlerce hasret ile terk ederler.

Mal ve evlat sevgisini nefisiler devamlı arzu ve temenni ederler.Mal ve nimet müminler hakıknda nimet olsa da, aslında bunlarmünafıklar hakkında cezadır.Çünkü onların kalblerini Allah'dan ve  O' nu talep etmekten alıkoymaktadır. 

Mal ve evlad,nefsle olan mücadelede   daima insanı yoldan alıkoyacak imtihanlardandır.

11 Ocak 2026 Pazar

AZADLI KÖLE ZEYD B.HARİSE'NİN TERCİHİ

 Rivayet edildiğine göre Zeyd b.Harise,Hz.Hatice annemizin kölesi idi.Hz.Hatice onu Ukaz pazarında satın almış ve Resulullah Efenhdimize hibe etmişti.Daha sonra babası gelmiş onu Resulullah'dan satın almak istemiş ,Efendimiz :" Eğer kendisi buna razı olursa yaparım" demişti.Zeyd'e fikri sorulunca :"Yaratılanların Hakka en sevgilisi ile birlikte olan kölelik zilleti, bana ondan ayrılıkta olan hürriyetten daha sevimlidir" cevabını vermişti.Bunun üzerine Efendimiz SAV "O bizi tercih ettiğine göre , bizde onu tercih ettik" buyurdu.Onu azad edip Ümmü Eymen ile , ondan sonra da Zeynep bint Çahş ile evlendirdi.

HAZRET-İ HIZIR'IN TAVSİYESİ

 Hızır a.s Hz.Musa'dan ayrılırken ona şu tavsiyede bulundu:" Münakaşacılıktan ve inatçılıktan sakın.İhtiyacın dışında (sokakta) fazla dolaşma.Tuhaf bir şey olmadıkça çok gülme.Hatandan dolayı da ağla , ey İmran'ın oğlu"

HAZRET-İ OSMAN'IN FEDAKARLIĞI

 Tebuk gazvesi için Efendimiz SAV infak ve yardım talebinde bulunduğunda Hz.Osman r.a benzerini hiç kimsenin vermediği büyük bir miktar malı infak etti.Onbin askeri donattı.Bunun için onbin dinar harcadı.Efendimiz SAV in önün de bin dinar koydu.Keçe ve palanları ile birlikte üçyüz deve ile elli at verdi.Bunun üzerine Efendimiz SAVB"Ey Allah'ım! Osman'dan razı ol! Ben ondan razıyım" diye dua etti.

Osman efendimiz, Önce Peygamb.er SAV in kızı Rukiyye'yi Osman r.a ile evlendirmiştir.Efendimiz Bedir savaşyına çıktıktan sonra Rukiyye vefat etti.Bedir'den dönünce Hz.Osman'ı Ümmügülsüm ile evlendirdi.Bu yüzden Hz.Ozsman'a "Zi'n-nureyn) (iki nur sahibi) denilmiştir.Ümmü Gülsem de vefat edince Efendimiz SAV Hz.Osman'a :"Eğer üçüncü bir kızım olsa idi , onu de seninle evlendirirdim" buyuurmuştur.

ZEKAT

 Zekat için denmiştir ki hadis-i şerifde :"Kıyamet günü fakirlerden dolayı vay zenginlerin haline ! Fakirler onlar hakkında:" Ey Rabbimiz! Onlara bize verilmek üzere farz kıldığın haklarımızı vermediler." derler. Bunun üzerine Allah Teala : " İzzet ve Celalim için onları uzaklaştıracağım, sizi ise yaklaştıracağım"  buyurur.

BAZI MÜRİDLERİN İNİİKARLARI

 Bazı müridler , nefisleri kendilerini istila edip hevaları galebe çaldığı ve şeytan kendilerine üstünlük sağıladığı zaman şeyhlerini inkar ederler. Anlar hakkında kelime-i küfür , yani inkar ve sezlerine itira z sözleri söylerler.İrade ve teslimiyet gösterdikten sonra kalbleri ile şeyhlerinden yüz çevirirler.Şeyhleri, içlerindeki durumlara ve irade bozukluğuna vakıf olduğu zaman ise kendilerinin böyle bir sözü sööylemediklerine , şeyhlerini inkar etmediklerine dair Allah7a yemin ederler.

Bazı müridler de vaktinden önce kendi nefsinde şeyhlik mertebesi gördü.Nail olmadığı halde , kendisinin davetle vazifeli olduğunu ilan etti.Onlar Şeyhlerinin Allah'ın lütufları sayesinde velayetten küstağni olmasından başka şeyhleri hakkında bir şeyi inkar etmediler ve onun emrinden çıkmadılar.Çünkü onlar ktendi nefislerinde rüşd eserleri görmüşler, fakat himmet havsalasının  darlığı sebebiyle o rüşt eserini taşıyamamışlardırd.Bunun üzerine şeytan onların kötü amellerini kendilerine güzel göstermiş ve böylece kulaklarını sağır, gözlerini kör etmiştir.

Cüneyd Bağdadi hazretleri demiştir ki:"Bir sıddık, bin sene Allah'a yönelse , sonra da O'ndan bir lahza yüz çevirse , onun elinden kaçırdığı elde ettiklerinden daha çoktur.Böyle bir sıddık dünryada şu şekilde azap görür:Kendisinden "sıdk"(doğruluk) elbisesi soyulup alınır."talep" kapısından reddedilir.hicabı salıverilip aşağı alınır, alçaltılır.Hevası takviye edilir.Sahip olduğu ihlas elinden alınıp yerine riya, dünyaya hırs, itibar ve makam talebi konulur Ahirette ise Hak'dan ayrı kalma ateşi,"Allah7ın tutuşturulmuş ateşidir ki , yandıkça tırmanıp kalblerin ta üstüne çıkar"(Hümeze 104/6-7)

Şeyhi Kamilin velayetini reddetme hastalığına müptela olan kişi,yeryüzündeki tüm şeyhlerin eteğine yapışsa ,yeryüzündeki tüm şeyhler onu red vartasından çıkarmaları mümkün olmaz.Allah7ın dilediği hariç.

(Tevbe suresi 74 ayetinin iş'ari tefsiri)

TAKVA,RUHBANLIK

 Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur:"Sana Allah korkusunu (takva) tavsiye ederim.Çünkü takva her işin başıdır(yani her aatın aslıdır).Sana cihadı tavsiye ederim.Çünkü cihad ümmetin ruhbanlığıdır"

Takva, Allah Teala'dan korkmak demektir.Çünkü kişi ancak Allah dan korkmak suretiyle itaate yönelir ve günahlardan yüz çeivirir.Kalbda takva aağacı dikildiği zaman insanın her tarafı iyiliklere yönelir, günah işlemeye cüret edemez.

Ruhbanlık, ruhban sınıfına aid olan manastırlarda ve mağaralarda kendini ibadete verme, et ve güzel  yiyecekleri terk etme , kaba elbise giyme gibi hasletlerdir.Efendimiz SAV bu hadisi ile önceki milletlerin ruhbanlıkla kazandığı sevabı , Allah'ın rahmetine mazhar olan bu ümmetin ruhban hayatı yaşamadan gaza ile elde edeceğini ifade etmiştir.Çünkü canının arzuladığı her şeyi yiyen nice insanlar vardır ki kalbinde dünya sevgisi filizlenen oruçlu insandan daha hayırlıdır.

Sahabenin ve tabiinin üzerinde öönemle durduğu beş şey vardır:Cemaate devam etmek, sünnete uymak, mescidleri mamur kılmak, Kur'an okumak ve Allah yolunda cihad etmek.