TEVEKKÜL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TEVEKKÜL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mart 2026 Pazar

TEVEKKÜL

 Allah'a tevekkül eden ve tamamen O'na bağlanan kimsenin her meşakkatine Allah kafi gelir.Kim de dünyaya ve onun ehline bağlanırsa onun işi tamam olmaz.Çünkü Allah dilemedikce dünya ehli ona ne bir fayda ve ne de bir hayr sağlayabilir.

Ebu Said Harraz der ki: Mekke de üç gün ikamet ettik ve bir şey yemedik.Yanımızda kuru otla örtülü deriden yapılmış bir su kabı olan bir fakir var idi. Bazen onu beyaz bir ekmek yer iken görür idim.Ona: " Biz senin misafirin olacağız" dedim. O da "Elbette" dedi. Yatsı vakti olunca elini bir direğe dokundurdu ve bana iki dirhem uzattı. Biz onunla ekmek aldık.Ona: "Bu dereceye nasıl ulaştın? diey sordum.Dedi ki: " Ey Ebu Said! Tek bir harfle mahlukatın değerini kalbinden çıkar ve ihtiyacına ulaşırsın.

3 Mart 2026 Salı

TEVEKKÜLÜN DERECELERİ

 Tevekkül bütün işleri sahibine havale etmek demektir.Tevekkülün makamları vardır: Müptedi'nin( başlangıçtaolanın) tevekkülü, müsebbibe(sebebleri yaratana) güvenerek meramını talep konusunda sebeblere bel bağlamaktır.

Mutavassıtın( yolun yarısındaki salikin) tevekkülü, müsebbibe bel bağlayarak sebeblerden alakayı kesmektir.

Müntehinin( yolun sonunda olan salikin) tevekkülü ise Allah'a bağlanarak masivadan alakayı kesmektir

9 Şubat 2026 Pazartesi

RIZK KONUSUNDA TEVEKKÜL

 Hud suresi 6 ncı ayeti:"Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah7ın üzerine olmasın..."  Meşayıha göre rızık ve diğer konularda gerçek tevekkül , Allah Teala'ya güvenerek sebeblerden tamamen vazgeçmektir. Yalnız böyle bir tevekkül anlayışı , havassa (seçkin kimselere ) ait bir anlayıştır. İnsanların genelinin ise sebeblere yapışmaları zaruridir.

İnsanın rızkı , hem cesedinin hem de ruhunun gıdasını içine alır.

Bir hadiste buyrulmuştur: " Aç ve muhtaç olup ta bunu insanlardan gizleyip Allah'a havale eden kimse için bir senelik rızk ihsan etmesi Allah üzerine bir borç olur"

9 Ocak 2026 Cuma

AKILLI İNSAN

 Akıllı insana, Allah'a tevekkül etmek ve O 'nun vaadine güvenmek düşer.Çünkü Allah, kuluna kafidir. Allah'ı bulan kişi ,O'ndan başkasını kaybeder.Allah'ı kaybetmek, O'ndan başkasını bulmaya, Allah'ı bulmak ise , O'ndan başkasını kaybetmeye bağlıdır.Allah'ı bulan kişi O'na razı olur ve şöyle der:" Yakında Allah bize , ahiretimizi kemale erdirme , dünyamızı düzene koyma konusunda ihtiyaç duyduğumuz şeyleri lütfundan boy bol verecek.Biz Mevla'dan başka ne dünyaya, ne ahirete  ne ikisi arasında olan şeylere rağbet ederiz.Biz sadece Allah'a rağbet ederiz."

30 Temmuz 2025 Çarşamba

ŞEYTANIN SAPTIRMASI

 Hz.İsa peygamber bir daın başında dua ederken iblis yanına geldi ve "Her şeyin Allah7ın takdiriyle olduğunu idida eden sen misin? diye sordu.O da "Evet" dedi.Bunu nüzerine:" O zama nkenidini dağdan aşaı at , sonra da Allah'ın takdiri buymuş debakalım" dedi.Hz.İsa " Ey Mel'un şeytan! Allah kullarını imtihan eder, kullar O'nu deneyemez.Kula gereken şey tevekkül ve nimetlere şükürdür." dedi.

22 Haziran 2025 Pazar

İLİM,İBADET,VERA,TEVEKKÜL

 Sehl b.Abdullah Tüsteri (k.s) diyor ki:"İlimlerin tümü, iibadet derecelerinin en düşüğüdür.İbadretlerin tümü vera'nın en düşük derecesidir. Zühdün tümü ise tevekkülün en aşağı derecesidir"

Yine Sehl şöyle demektedir:" Mütevekkilin alameti üçtür: İstemez, geri çevirmez, biriktirmez"

Ebu Hamza Horasani k.k anlatıyor.Bir sene Hacca gitmiştim Yolda yürürken birden  bir kuyuya düştüm.Yardım isteyip istememe konusunda nefsimle epeyi cedelleştim, sonunda :"Hayır, vallahi yardım istemeyeceğim" dedim.Bu kararı henüz vermiştim ki kuyunun başına iki kişi geldi .Biri diğerine ; " Gel şu kuyuyu kapatalım da kimse düşmesin" dedi.Kamış getirip kuyuyu kapattılar.Bağırmak istedim sonra vazgeçtim ve kendi kendime" Ben, bana bunlardan daha yakın olan birinden yardım isterim" dedim ve sustum.Fazla bir zaman geçmemişti ki birden kuyunun başına biri gelip kuyunun ağzını açtı.Benim duyabileceğim fısıltıya benzer bir sesle "tutun" dercesine ayağını uzattı .Ayağına tutundum.Beni yukarı çıkardı..Bir de ne göreyim ki , beni çıkaran , vahşi bir hayvan değil miymiş? Hayvan yürüyüp giderken gaibden bir ses : Ya Eba Hamza, böylesi daha iyi değil mi? Seni , telef olmaktan yine bir telefciyle kurtardık" dedi. ve sonra yoluna devam etti.

Ehlullahdan biri şöyle diyor:Kim meydanı tefvize  düşerse, yani işini Allah'a havale ederse muradı ve nasibi , gelinin damada geldiği gibi ayağına gelir.

18 Kasım 2023 Cumartesi

TEVEKKÜL

Tevekkül, müminin sıfatı ve imanının meyvesidir.Bu meyveden mahrum olan insanın kuvvetli iman sahibi olması düşünülemez.Tevekkül sebeplere sarıldıktan sonra başlar.Zira, o kalbin Allah'a olan güvenidir.Tevekkülün mahalli kalbdir.Bir kimse evinden çıkarken besmele çekip "Ben Allah'a tevekkül ettim" derse ona şöyle cevap verilir:Hidayete yöneltildin ihtiyacın giderildi, sakındırıldın ve şeytandan uzaklaştırıldın"Tevekkülün başlangıcı , her müminin sıfatıdır.Ortası teslim, sonu ise tefviz(Allah'a bırakma)' dir

2 Kasım 2023 Perşembe

TEVEKKÜL

Şakik-i Belhi hazretlerine göre tevekkül, Allah'ın va'dine razı olmaktır .O , zahidin zühdünün fiiliyle, zahid geçinenin zühdünün ise lisanıyla olduğunu, dünya arzularından kalbin temizlenmesi nisbetinde oraya ahiret sevgisi ve Allah rızasının girebileceğini , emniyet, korku,ızdırap ile mahmul olan kimsenin cehennem ateşinden kurtulacağını, ibadetin evvelinin sabır, sonunun rıza olduğunu söyler.Şakik'e göre Allah kendisine itaat eden kimseyi ölümünde ihya eder; asi olanı da hayatında öldürür. 

14 Mayıs 2021 Cuma

TEVEKKÜL

Sehl b. Abdullah et-Tüsterî (ö. 283/896): “Tevekkül, Allah Rasûlü'nün hali, çalışıp kazanmak (kesb) ise sünnetidir. Allah Rasûlü, eksik bilgilerinden kaynaklanan zaafları sebebiyle halka kesb yolunu gösterdi ki, kendisinin hâli olan tevekkül seviyesinden düşseler bile, bari sünnetinden düşmesinler. Çalışıp kazanmaya karşı çıkan sünnete, tevekküle karşı çıkan da kadere îmana karşı çıkmış sayılır.” ifadelerini kullanmış ve tevekkülün sünnet ve kaderle olan irtibatına dikkat çekmiştir.

TEVEKKÜL,SEBEBLER ŞİRKİ

Bazı sûfîler tevekkülün, sebeplerden de öte bir tarafının olduğuna inandıklarına işaret eder ve tevekkülün kaderle olan bağlantısına dikkat çeker. Sûfîleri bu anlayışa götüren düşünceleri bu şekilde ifade etmiştir: “Rızk, ezelin ezelinde sağlanmıştır. Kaygı nedendir o halde? Allah'ın isimlerinden biri Rezzâk, rızk veren değil midir? Doğumundan, hatta döl yatağına düştüğü andan itibaren, önce kanla sonra sütle besleyerek her varlığa merhamet göstermiştir. Her şey Allah tarafından yaratıldığından ve O'na ait olduğundan,insanın mutlak olarak sahip olduğu hiçbir şey yoktur; dolayısıyla bir şeyi cezbetmeye veya reddetmeye çalışmak boşunadır. islam'a göre insanın nasibinde ne varsa ancak onu alır; bu, yiyecek olur, mutluluk olur ya da ölüm olur.” Ancak sûfîler tevekkülü anlatırken sebepleri kesip atmaktan ve tedbiri terk etmekten söz ederken ameli, ibadeti, çalışıp kazanmayı bırakmaktan asla bahsetmemiş, bunların gerekliliğini vurgulamışlardır. İnsan bir işe girişirken ya Allah'a veya nefsine (malına, gücüne, nüfuzuna, sanatına, ilmine) güvenir. Nefsine güvenen kişi bir işi başardığında bunu kendisinden ve aldığı tedbirden bilir. Sûfîlerin kaçındıkları bu tür bir güven duygusudur. Bu durum bazen sebeplerin ilâhlaştırılmasına kadar gider ki buna tasavvufta “şirk-i esbâb” denilmiştir. Tabiatçıların her şeyi tabiat kanunlarına ve tabii sebeplere bağlamaları böyledir.

29 Ekim 2019 Salı

DİN İNSANA NE VERİR

Din insana iki büyük varlık verir: Tevekkül ve azm. Bunlar olmadıkça insan için teali ve terakki imkanı yoktur.
Azm var tevekkül yok; yol alamaz. Tevekkül var azm yok; yükselemez.
Necib Türk milleti, tarihin en eski efendisi olarak Zulüm olan yere adaleti, cehaletin olduğu yere ilmi, İnkar olan yere imanı götürmesinin sebebi bu iki rükne sahip olmasıdır...

26 Aralık 2018 Çarşamba

TEVEKKÜLÜ, AMEL İÇİNDE ETMEKGEREKİR

Kul,sebeblerine tevessül ederek işin amel kısmını yerine getirirken tevekkül etmelidir.Kişi kendi üzerine düşeni yerine getirmeli badehu Cebbar'a itimad etmelidir.
Birde Fenafillah ve Bekabillah mertebesinde olanların tevekkülü vardır ki bu çok farklıdır.Umum için değildir.Çünkü herkeste Hz.İsa nefesi yoktur ki ölüyü diriltsin

29 Kasım 2017 Çarşamba

NASIL BİR TEVEKKÜL

Tevekkül, Allah'a güvenmek demektir.Allah'ın yegane fail olduğunu bilen kulun, O'na güvenmesi ve dayanmasıdır.Kur'an da:
*"İnanıyorsanız, Allah'a tevekkül edin"(Maide suresi 5/18)
*"Kim Allah'a tevekkül ederse Allah ona yeter"(Talak 65/3)
Hz.Peygamber Efendimiz(sav)'in ifadesiyle:"Siz Allah'a hakkıyla tevekkül etmiş olsaydınız, Allah kuşları rızıklandırdığı gibi sizleri de rızıklandırırdı.Nitekim kuşlar sabahleyin yuvalarından aç çıkarlar, akşam tok olarak dönerler"(İbni Mace)
Tevekkül genellikle yanlış anlaşılan bir kavramdır.Unutmamalıdır ki tevekkül her şeyden önce bir gönül işidir.Yani günlük hayata yansıyan bir yönü yoktur.Tevekkülü bilen ve yaşayan bir kimse ile buna inanmayan kimsenin maddi hayatla ilgili tavırları arasında fark ğgörülmez.Yaşanan hayatın kuralları bellidir.Çalışmak, gayret etmek, başarı için üzerine düşen meşru ve ahlaki her şeyi yapmaktır.
Bütün bunlar arasında tevekkülün yeri nerededir?Tevekkül,bir işin sonucunu almak için sebeblere yapışmak, fakat sebeblere değilmüsebbibe yani Allah'a güvenmektir.Beslenmek için yiyip içmek,fakat besinlere değil Allah'a güvenmektir.Hastalanınca en iyi hekime gitmek, verilen ilaçları ve tedaviyi en iyi şekilde uygulamak, fakat hekime ve ilaca değil Allah'a güvenmektir.Çünkü sonunda şifayı verecek olan Allah'dır.
Gazzali'nin verdiği örnekle , evine hırsızın girmemesi için tedbir almak, kapı ve kilit yaptırmak, buna rağmen hırsız girip zarar vermişse yanıp yakılmamaktır.Yani her türlü tedbire yapışmak, fakat sonunda takdire boyun eğmektir.
Tevekkül anlayışı , tembelliği ve ihmalkarlığı gerektirmez.Aksine daha çok çalışmayı , başarısbızlıklar ve felaketler karşısında yılmayıp yeni bir ümit ve enerji ile hayata bağlanmayı sağlar.Mütevekkil kimse hayata küsmez, bir kapıyı kapayan Allah başka bir kapıyı açar diye düşünür.Son tahlilde veren de O'dur,alan da O'dur; ben üzerime düşeni yaparsamO da elbet beni kollayacaktır der.
Muhammed İkbal'e göre "Tevekkül bir amel ve fiil inkarı değil, hudutsuz bir kuvvetten beslendiğimize inanmaktır.Bu ise fiili terk değil, fiilde kararlı ve gayretli olmaya sevk eder"

25 Kasım 2017 Cumartesi

TEVEKKÜLÜN ÜÇ DERECESİ

Hikmet ehli bir zat şöyle der:
Tevekkülün üç derecesi vardır.Birincisi şikayeti terketmek, ikincisi rıza ve üçüncüsü muhabbettir.Şikayeti terk,sabır derecesidir.Rıza ise Allah Teala’nın kendisi için takdir ettiği şeyi,kalbin içtenlikle benimsemesidir.Bu durum birinci dereceden daha yüksektir.Muhabbet ise Allah Teala’nın kendisi için yaptığı şeyi sevmesidir.Birinci derece zahitlerin, ikinci derece sıddıklerin ve üçüncü derecede peygamberlerin derecesidir.
Allah Teala’ya tevekkül eden kişi, Cenab-ı Hakk’ın kendisi için takdir ettiği rızık ve diğer hususlara karşı sabır gösterirse bu kimse sabreden biridir.Takdir edilen gerçekleştikten sonra buna sabır gösterirse razı olmuş demektir.Eğer bütünüyle kendi seçimini terk etmiş ve ancak kendisi için takdir edilene rıza gösteriyorsa , buna da muhabbet ehli ariflerin derecesidir.
Nitekim Ömer b.Abdülaziz (rh.a)şöyle der:Öyle bir duruma geldim ki ancak kaza ve kaderin tecellileri bana sürur veriyor!

TEVEKKÜL ÜZERİNE

 Adamın biri ,
“Ey Allah’ın Resulü (Devemi) bağlayıpta mı tevekkül edeyim, yoksa salıverip de mi tevekkül edeyim?’ diye sordu.Resulullahda (sav)
‘Deveni bağla öyle tevekkül et’ buyurdu.
Hz.Ömer (r.a)Yemen halkından bazı kimselerle karşılaşır.Onlara,
“Siz kimsiniz ?diye sorar.Onlar da:
“Bizler tevekkül edenleriz(mütevekkilleriz)”derler.Hz.Ömer (r.a)onlara,
“Aksine sizler hazır yiyenlersiniz (müteekkillersiniz).Gerçek şu ki tevekkül edenler tohumu toprağa atar ve ondan sonra Allah’a tevekkül ederler”der.

TEVEKKÜL VE İHMAL

Resulullah (sav)davalı ikikişi arasında hüküm verdi.Aleyhine hüküm verilen kişi dönüp giderken:”Allah bize yeter,O ne güzel vekildir’dedi.Bunun üzerine Resulullah buyurdu ki:Allah ihmalkar davrananları kınar.Üzerine düşen, akıllıca hareket etmektir.Ancak buna rağmen bir işte başarılı olamadığın zaman,’Allah bize yeter.O ne güzel vekildir’demelisin”.
(Hadisi şerifte aleyhine hüküm verilen kişi , kendisinin mazlum olduğu intibaını verecek şekilde. ‘Allah bize yeter’ deyince Resulullah’da(sav) ona, işi sağlam tutmasını  ve akıllıca hareket ederek hakkını kaybedecek ihmalkarlıktan kaçınmasını tavsiye etmiş ,buna rağmen bir başarısızlık söz konusu olunca , ‘Allah bize yeter.O ne güzel vekildir’demesini tavsiye buyurmuştur)

23 Kasım 2017 Perşembe

TEVEKKÜL RIZKI CELBEDEN EN BÜYÜK SEBEBDİR

Efendimiz (sav) buyurmuştur:"eğer sizler gerçek anlamda Allah'a tevekkül etmiş olsaydınız, tıpkı sabahleyin kursakları boş olarak çıkıp akşam dolu olarak dönen kuşları rızıklandırdığı gibi sizleri de rızıklandırırdı."
Nitekim Cenab-ı Hakk buyurur:"Kim Allah'dan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.Kim Allah'a tevekkül ederse O, ona kafidir"

18 Ekim 2017 Çarşamba

TEVEKKÜL ÖRNEKLERİ

BİŞR HAFİ’NİN tevekkül örnekleri
Bişr Hafi’ye Şam’dan bir gurup insan gelip kendisi ile birlikte hac etmesini isterler.Biş r bu isteğe olumlu cevap verir ancak üç şartı vardır:
1-Yanımıza hiçbir şey almayacağız
2-Hiç kimseden bir şey istemeyeceğiz
3-hiçkimseden hiçbir şeyi kabul etmeyeceğiz
Şamlılar derler ki birinci ve ikinci şartına tahammül edebiliriz,fakat üçüncüye gelince buna gücümüz yetmez.Bunun üzerine Bişr onlara şöyle der:Sizler hacıların azıklarına tevekkül edenlersiniz.
Derler ki Her kim tevekkül ettiğini iddia eder, hem de doyar, o kişi azık hamalıdır.

Ariflerden biri şöyle der:Ondört kez yalın ayak ve tevekkül ederek haccettim.Ayağıma diken batardı da tevekkülümde eksilme olmasın diye onu ayağımdan çıkarmazdım.

10 Eylül 2017 Pazar

RIZKI TEVEKKÜLDE ARAMAK GEREKLİDİR

RIZKI TEVEKKÜLDE ARAMAK GEREKLİDİRBilmelisiniz ki Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, size rızk veremezler.O halde rızkı Allah katında arayın..” (Ankebut 17).Sehl-i Tusteri (k.s) der ki:Rızkı tevekkülde arayın; kazanmakta değil.çünkü onu kazanmakta aramak avamın yoludur,


20 Mart 2017 Pazartesi

TEVEKKÜL SAHİBİNİN YİYECEĞİ

Hadîs-i kutsîde buyurmuştur ki:
“Ey şükreden, şükrün sana ziyâdeliktir. Ey zikreden, zikrin sana yakınlıktır. Ey
tevekkül eden, Ben senin içinim, sana yeterim”
Ve bir mütevekkile:
“Sen bunca sahrâları bîzâd (yiyeceksiz) nice katedersin?” Cevâbı:
“Benim zâdım (yiyeceğim) 4 nesne; 1, iki cihânı memleketullah görürüm, 2,
cem’i’-i halkı (bütün insanları) âbid ve iyâlullah (Allah’ın -c.c- âilesi olarak) görürüm, 3,
cem’i’-i erzâkı ve esbâbı yedullahta (Allah’ın -c.c.- elinde) görürüm, 4, kazâ-i İlâhî
cem’i’-i halkına arz ve semâsından nâfiz (iner) görürüm”