NEFS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
NEFS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mayıs 2026 Pazar

İBNİ ATA/ EBUBEKİR B.TAHİR/VASITİ

 İbni Ata ter ki: " Allah'ın ruhlara olan rahmeti müşahede, sırlara olan rahmeti ise murakabe, kalblere olan marifeti ma'rifet, bedenlere olan rahmeti sünnet yolu üzre onlarda görülen cezbenin izleridir."

Ebu Bekir b.Tahir der ki: "Sıkıntının kalkması, nefsin arzularından, tul-i emelden, baş olma ve yükseklik tutkusundan, dünya sevgisinden kurtulmaktır.Bunların hepsi mümine zarar veren şeylerdendir.

Vasıti der ki: " İlmin tuğyanı/azgınlığı , onunla övünmektir.Malın tuğyanı cimriliktir. Amel ve ibadeti ntuğyanı , riya ve süm'a dır.(görsünler ve duysunlar diye yapmaktır). Nefsin tuğyanı şehvetlerine uymaktır. 

14 Mart 2026 Cumartesi

EDEBE UYGUN OLAN

 Ehli sünnete göre  küfür,günahlar ve kulların diğer fiilleri Allah7ın dilemesi ve yaratmasıyladır.Kafirlerde her ne kadar şirk ve diğer şeylerin Allah7ın dilemesiyle olduğunu söylemiş olsalar bile onlar bunu helali harama çevirmek ve işledikleri günahların mübah hale getirmekiçin delil getiriyorlardı. Şirk ve günahlar Allah7ın dilemesiyle olunca günah olmaz ve onlara her hangibir ceza terettüp etmez diyeiddia ediyorlardı.Bu söz doğru olsada onunla batıl kastedilmiştir ve batıl hale gelmiştir.

El Medarik isimli kitapta der ki: Bu söz onlardan alay kasdıyla sadır olmuştur.Eğer inanarak söyleselerdi doğru olurdu. Hüseyin b.Fadl da şöyle demiştir: " Eğer kafirler bu sözü tazim , yüceltme ve ilahi marifğetbakımından söyleselerdi Ha kTeala onların ayıplarına bakmazdı"

İsmail Hakkı Bursevi der ki: Mahcub yani Allah ile arasında perde olan , gafil ve cahil olan arif ile , müteyakkız ve matlubuna vasıl olan arasında fark vardır.Edebe uuygun olan , kötü şeyleri nefse, iyilikleri Allah Teala'ya isnat etmektir. Çünkü tevhid budur"

21 Ocak 2026 Çarşamba

NEFS

 Kafirleri, nefis Firavununun sihirbazları büyülemiştir.Bu sebeble hakdan kör, sağır ve dilsiz olmuşlardır.Artık onlar hakkı anlamaz ve hakka çağırana tabi olmazlar.Nefis, baş olma sevgisi ve ilerleyip yükselme arzusu üzere yaratılmıştır.Onun için başkasının emri altına girmeye razı olmaz.Nefsi ıslah etmek ancak riyasetin zıddı olan ubudiyet; yani Hakk7a kulluk ve mürşide boyun eğmekle olur.

Denmiştir ki " Münkirlerin bir çoğu ,. evliya ve salihlerin havada uçtuklarını görseler:" Bu sihirdir, bunlar da şeytandır" derler.Şüphe yok ki tevfikten mahrum olan , gayben ve manen hakkı yalanlayan kimse , gördüğünde ve hissettiğinde de onu yalanlar.Şaşılacak şeydir; sihir ve şeytanların işyi nasıl büyük peygamberlere ve değerli velilere nisbet edilebilir.

19 Ocak 2026 Pazartesi

NEFSİN İKİ KILICI

 Nefsin, yiğit ve azametli insanların boyunlarnı kesen iki kılıcı vardır. Bunlar, karın v e cinsel şehvetlerdir.Çünkü cinsel şehvet  güç ve kuvvetini karın şehvetinden alır.

Helal ile dolan karından daha kötü bir kap doldurulmamıştır.Bu yenen gıdanın helal olduğu durumdadır.Haram olduğu vakit durumun ne olacağını siz düşünün. Yemek ve özellikle çok yemek insanı manevi yoldan alıkoyar.Hz.İsa'dan rivayet edilmiş bir hadiste şöyle denmiştir:" Ey Havariler topluluğu! Karınlarınızı aç, ciğerlerinizi susuz bırakın. Belki bu sayede kalpleriniz Allah Teala'yı görür." Konuşmak ve insanların verdiği eziyetten rahatsız olmak  da aynı şekildedir.Kişinin buna sabretmkesi  ve onları eza verenler olarak görmesi gerekir.Çünkü o muvahhiddir(tevhid ehlidir.), ona göre kendisine kötülük yapan da iyilik yapan da eşittir. Üstelik kötülük yapanı iyilik yapan(muhsin) olarak görmesi gerekir.

Uyku da aynı şekildedir.Alimlerden sirisi demiştir ki :" Kim kırk geceyi halis bir şekilde uykusuz olarak geçirirse semaların melekutu onu keşf olunur".

17 Ocak 2026 Cumartesi

HAK YOLUNDA HARCANAK İKİ KUSURLU ŞEY

 Nefs, şer ıstırabın sermayesidir. Mal, tuğyan ve gururlanmanın sebebidir. Bu iki kusurlu ve ayıplıyı Hak yolunda harca ve beğenilen ebedi cenneti al.

Tefsiri Kebir'de anlatılır.Tevbe suresinin 111 nci ayetinde "Allah müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır" ayeti nazil olunca şeytan bu ayetle Rabbiyle münakaşa ve mücadele eder. Alışverişteki " Bir müşteri ayıplı bir malı satın aldığı zaman o malı satana iade eder." şeklindeki şeri meseleyi öne sürer ve şöyle der:" Ey Rabb'im ! Sen onların canlarını ve mallarını satın aldın.Halbuki onların canlarının ve mallarının tamamı ayıplı.Şeriatın ve adaletin gereği olarak kullarını bana iade et.Onlarda benim olduğum yerde(cehennemde) benimle birlikte olsunlar." Allah Tela şu cevabı verir:" Sen benim şeriatımı , adaletimi ve lütfumu bilmiyorsun.Bir müşteri lütuf ve merhametiyle bütün ayıplarına rağmen bir malı satın aldığı zaman onu satan kimseye iade etmesi benim şeriatımda hiçbir mezhebe göre caiz değildir." Bu cevap üzerine şeytan, kovulmuş ve yalnız başına bırakılmış bir halde seke seke huzurdan uzaklaşır.

Mesnevi'de denir ki:

Eksikliğinden dolayı insanların hiç bakmadığı kumaşı o kerem sahibi Allah satın alır.

O hiçbir kalp parayı geri çevirmez.Çünkü onun satın almaktan maksadı kar değildir.

Nefahatül Üns de denir ki:

Sen ezeli ilminle beni gördün, Ayıplı gördüğün halde satın aldın.Send e o bilgi , bende de o ayıp vardı.Kendi beğendiğin şeyi geri çevirme. 

12 Ocak 2026 Pazartesi

KAFİRE VERİLEN MAL VE EVLAT ÇOKLUĞU

 Tevbe suresi 85 ayetinde:"Onların malları ve evlatları seni hayrete düşürmesin: Allah onlara  dünyada bunlarla azap etmeyi ve kafir olarak canlarının çıkmasını istiyor"

Hitap Peygambserimiz'eSAV dir.Murad ümmettir.

Mal biriktirip onları muhafaza etmeleri sebebiyle sürekli sıkıntıdadırlar.Çocuklarının durumunu iyileştirmek  ve onların ihtiyaçların gidermek için daima mihnet ve meşakket çekerler.Mal ve evlatlarla zevkü sefa akibetinin ne olacağını araştırıp düşünmeyi terk sebebiyle kafir olarak ömürlerini tamamlarlar.

Bir derviş şöyle demiştir:" Zenginler eşkiyadan daha beterdir.Binbir meşakket ve sıkıntı ile dünya malı toplarlar ve türlü türlü bela ve güçlükle muhafaza ederler; yüzbinlerce hasret ile terk ederler.

Mal ve evlat sevgisini nefisiler devamlı arzu ve temenni ederler.Mal ve nimet müminler hakıknda nimet olsa da, aslında bunlarmünafıklar hakkında cezadır.Çünkü onların kalblerini Allah'dan ve  O' nu talep etmekten alıkoymaktadır. 

Mal ve evlad,nefsle olan mücadelede   daima insanı yoldan alıkoyacak imtihanlardandır.

7 Ocak 2026 Çarşamba

NEFSİN MERTEBESİ VE ONUN ISLAHI

 Nefsin tabiatında mal sevgisi bulunmaktadır.Mal , Allah yolunda harcanırsa nefis, bu kötülükten temizlenir.Zenginliğin de fakirliğin de Allah tarafından olduğunu bilen , kadere şek ve şüphesiz inanan kişi için malını Allah yolunda harcamak kolay olur.Onun yanında malın bir değeri olmaz.Tıpkı bunun gibi ölümün Allah'ın takdir ettiği bir ecel ile vuku bulduğunu , bu ecel gelmeden kimsenin öymeyeceğini bilen kişi düşmanla savaşmaktan kaçmaz.Mal biriktirip elde tutmak , ancak ihtiyaç anında iinfak etmek için yapılırsa güzel kabul edilir..Yoksa onu toplayıp biriktirmek kötü sayılmıştır.

Bu nedenle;  İidarecilerin ve din önderlerinin tamah ederek ve hırsa kapılarak servet biriktirip saklamaları uygun düşmez.Denilmiştir ki mala meyleden şeyhe mürid olma.

Hazları tatmin etmek, onları terk etmekten daha kolaydır.Bu yüzden görürsün ki kişi bin dinar sarfederek cehenneme girer de bir dinar verip te cennete giremez.

31 Aralık 2025 Çarşamba

NEFSİN HİYANETİ

 nEFSİN HIYANETİ, ŞERİAT VE TARİKATIN HUDUTLARINI AŞMAKTIR.şU YEDİ ŞEYE UYMANIN YEDİ ŞEY DOĞURACI SÖYLENMİŞTİR:

1- Nefse uymak pişmanlığı doğurur.Nitekim Allah Teala Kabil'in Habil'i öldürme hadisesinde şöyle buyurmuştur:"Nefsi onu kardeşini öldürmeye çağırdı( o da nefsine uyarak) onu öldürdü.. ve pişman olanlardan oldu"(Maide 5/30-31)

2- Şehvetlere uymak , küfrü doğurur.Allah Teala şöyle buyurur: "şehvetlerine uydular.Onlar kötülük yani küfür bulacaklardır (Meryem 19/59

3- Hevaya uymak Hakk'dan uzaklaşmaya sebeb olur. Alla hTeala Belam hakkında şöyle buyurmuştur:"Heva ve hevesinin peşine düştü .Onun durumu tıpkı şu köpeğin durumuna benzer(Araf 7/176 Hak'dan uzaklık ve bayağılık konusunda köpeğe benzetilmiştir.

4- Firavuna tabi olmak dünyada suda boğulmaya , ahirette ise ateşte yanmaya sebeb olmuştur.Alla hTeala buyurmuştur:Onlar, Firavunun emrine uydular..Firavun onları ateşe götürür"Hud 11/96-98

5- Sapık öndere tabi olmak , hasret ve üzüntü doğurur.Nitekim Allah Teala buyurmuştur:"İşte uyulanlar, uyanlardan uzak durdular..Böylece Allah, onlara işledikleri bütün fiilleri hasretler(pişmanlık kaynağı olarak) gösterir. Onlar, ateşten çıkacak değillerdir"

6- Peygamber SAV muhabbet(tabi olmak), Allah tarafından sevilmeye sebeb olur.Nitekim Allah Teala buyurmuştur:"De ki : Eğer Allah'ı seviyorsanız , bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin(Ali imran 3/31)

7- Şeytana tabi olmak kişiyi cehennemlik eder.Allah Teala buyurmuştur:"Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur. Ancak azgınlardan sana uyanlar müstesna.Muhakkak ki cehennem onların hepsinin buluxma yeridir".(Hicr 15/42-43 

26 Ekim 2025 Pazar

nefs

 , Cenâb-ı Hakk bizim vücudumuzda üç öge yaratmıtır. 1) Bedenimiz, 2) Nefsimiz, ve 3) Rûhumuz. imdi biz, bedenimizi görüyoruz. Nefsimizin de âsârını müahade ediyoruz. Karnımız acıkıyor, doyuyoruz; susuyoruz, susuzluumuz gidiyor; okuma ihtiyacımız beliriyor, bunu gideriyoruz; uyuyoruz. Bunlar hep nefsimizin tezâhürleri. Pekiyi de, içinizde hiç rûhunu görmü olan var mı? Rûhumuzu göremiyoruz. Ama bedenimizin ve nefsimizin derûnunda bu iç içe mubârek kasalara emanet edilmi olan Cenâb-ı Hakk'ın Rûhu deil mi? Ona Rûhumdan üfürdüm demiyor mu? Biz bunu görebiliyor muyuz? Göremiyoruz. Niye göremiyoruz? Çünkü rûhumuzla bizim idrâkimiz arasında nefsimiz hükümran. Nefsimiz bir mahbes rolü oynuyor, bir engel rolü oynuyor. O hâlde nedir bu nefs


e nefsin yedi vechesi, ya da yedi yüzü, ya da yedi sûru, ya da yedi perdesi, ya da yedi kalesi olduundan bahsedilir. Bunlara sırası ile verilen resmî adlar öyledir: Birincisi Nefs-i Emmâre, yâni kötülüü emreden nefsdir. Nasıl bir mertebedir bu nefs mertebesi? Bu nefis mertebesi insâna: ehveti, hırsızlıı, hiddeti, iddeti, dedikoduyu, gıybeti, nekeslii, yalanı, nifâkı, hilebazlıı, hasedi, tembellii, yalancılıı, haksızlıı, sabırbızlıı, muhabbetsizlii, efkatsizlii, nemelâzımcılıı, idrâksizlii ve bunun gibi hatırınıza ne kadar kötü evsaf gelirse insâna bunları emreder. Nefsin ikinci mertebesi, ikinci vechesi Nefs-I Levvâme vechesidir. Nefs-i Levvâme vechesi, kendini kınayan nefs demektir. Bu nefs mertebesinde nefs, vehimle mülevvestir. Vehmin tam gulyabanîletii bir durumdur bu. Bu durumda insân kendisinde olmayan evsafı kendisine izâfe ettii gibi, kendisinde olmayan hatâları da kendisine izâfe edebilir. Her bir eyde hatâlı olduunu, günâhkâr olduunu gösüne vurarak, tövbe ederek, kendisini kınayarak ortaya koyar. Yâhut da büyük bir paranoya içinde "Benden daha âlâsı var mı? Ben o ii çok iyi bilirim. O kimse mi, be para etmez, esas bana sor" gibilerinden efelik taslar. Her ikisi de vehimdir. Vehim, yâni kuruntu, insânın kendisine ister müsbet, ister menfî olsun, kendisinde olmayan vasıfları atfetmesi marâzîdır.. Nefsin üçüncü mertebesi Nefs-i Mülhimme yâni kendisine ilhâm olunan nefs mertebesidir. Bu ilhâm; eytânî de rahmanî de olabilir. Çok tehlikeli bir mertebedir.Ve dikkat edilmesi gereken husus udur ki nefs, her bir mertebede insânın kendisinin gerçek mâhiyetini anlamaması için binbir türlü hile, binbir türlü desise ihdas eder. Dördüncü mertebe ise insânın yava yava artık nefsin bu üçkaıtçılıklarını, bu hilelerini-hurdalarını örendikten sonra bu bilgisinin kendisine verdii itminan ile elde ettii Nefs-i Mutmainne mertebesidir. Yâni itminana ulamı nefs mertebesidir. Bu mertebeyi de aan beinci mertebe olarak karısında Nefs-i Râdiyye mertebesini yâni Allh 'tan râzî olan nefs, Allh 'tan honut olan nefs mertebesini bulur. Altıncı nefs mertebesi Nefs-i Mardiyye mertebesidir; yâni Allh 'ın kendisinden râzî olmu olduu nefs mertebesi. Ve son nefs mertebesi de Nefs-i Kâmile ya da Nefs-i Sâfiyye, yâni kâmil ya da saf nefs mertebesidir. Kâmil ve saf nefs mertebesinin hilesini de hurdasını da amaya muvaffak olan bir kimse nefs yönünden bir kemâl mertebesine ulamı olur. Kemâlin sonu yok ama bu, ilk kemâl mertebesi. 

Nasıl bir kemâl mertebesi? Bakınız Cenâb-ı Peygamber'in çok ilgi çekici bir hadîsi var. Cenâb-ı Peygamber bir seferden dönüldüü zaman Ashâb-ı Güzin'e demi ki: "Ey ihvânım! Küçük Cihâddan döndük; imdi zemen en büyük cihâd zamanıdır". "En büyük cihâd nedir Yâ Resûlullah?" diye sorulduunda da: "En Büyük cihâd; nefse karı açılan cihâddır" diye cevap vermitir. Bu, nefsin hevâ ve heveslerine, hilelerine, desiselerine açılmı olan cihâddır. te, Turûk-i Aliyye dediimiz bütün tarîkatlarda nefse karı ve onun yedi mertebesinin bütün hile ve hurdalarını öretmeye, insânı bu konularda bilgi sâhibi kılmaya mâtuf bir cihâd ilân edilir. Nefsin bu yedi mertebesine Etvâr-ı Seb'a yâni “Yedi Tavır” diyoruz. Çünkü Nefs-i Emmâre mertebesine ehli tarîk,Tavr-ı Âdemiyye, Hz.Âdem'in tavrı; Nefs-i Levvâme mertebesine ehli tarîk Tavr-ı Nûhiyye, Hz.Nûh'un tavrı; Nefs-i Mülhimme'ye Tavr-ı Yahyâviyye, Hz.Yahyâ'nın tavrı; dördüncü mertebe olan Nefs-i Mutmainne'ye tekabül eden peygamber tavrına Tavr-ı drîsiyye, ondan sonrakine Tavr-ı seviye, daha sonrakine Tavr-ı Mûseviyye ve nihâyet Nefs-i Kâmile ve Nefs-i Sâfiyye'ye tekabül eden tavra da Tavr-ı brâhimiyye demektedirler. 

Demek ki, nefse karı cihâd açmanın fazl-u füyûzâtı Cenâb-ı Peygamber'in bu hadîsine dayanmaktadır. Pekiyi; bir kere de sizin fehametinize müracaat etmek isterim. Eer nefse karı cihâd, cihâd-ı ekber ise (en büyük cihâd ise) bu cihâda kalkıan kimseye ne derler? Tabiî ki mücâhid ya da mücâhide derler. Mücâhid-i ekber, mücâhide-i ekbere derler. Peki ben size sorarım. Ben bakın hiç bir ey yapmıyorum. Sâdece ve sâdece Cenâb-ı Peygamber'in hadîsinden sonuç çıkarıyorum. Kur'ân'ın aklınızı kullanınız, ûlülelbab'tan olunuz emrine ittiba ederek, sâdece bu emrine ittiba ederek, kendimden bir ey katmaksızın size rücû ediyorum. Demek ki, nefse karı cihâd edenlere bu cihâdın cihâd-ı ekber olması hasebiyle mücâhid hatta mücâhid-i ekber, mücâhide-i ekbere denilmesi lâzım. Peki nefse karı cihâdda vefat eden kimse ne olur? ehid olur efendim, ehid! Bakınız, buradan tekrar hadîs-i kudsîye dönüyorum. Diyor ki Cenâb-ı Hakk: "Kulum bana nâfile ibâdetlerle yaklaır. Bu nâfile ibâdetlerle o kadar yaklaır ki, ben onun gören gözü, iiten kulaı, ileyen eli olurum." Pekiyi biz yâni ehli tarîk kimseler nasıl bir mücâhedeye balıyoruz nefsimize karı? Her bir nefs mertebesinde Cenâb-ı Hakk'ın esmâsından bir tanesini zikretmekle balıyoruz. Bütün tarîkatlarda çekilen zikirler ve bunların sıralanıı aynı deildir. Bunların hepsini ve aralarındaki farkları burada tafsîlen anlatmam da mümkün deildir. Bu itibarla, bir fikir vermi olmak için, Halvetiyye’nin bâzı kollarındaki uygulamayı takdim etmekle yetineceim.

Birinci nefs mertebesinde Lâ lâhe llâllah zikrinden balanır. kinci mertebede Yâ Allh lâfzı celâli çekilir. Üçüncü mertebeye gelinince Yâ Hû, dördüncüde Yâ Hakk, beincide Yâ Hayy, altıncıda Yâ Kayyum, yedincide Yâ Kahhar çekilir; ve Yâ Kahhar ile nefs de kahredilir ve nefs ortadan kalkınca yâni, "nefsin mâhiyeti rûha inkılâp edince" ortaya rûhun güzellii çıkar. Ve insân belirli bir kemâle erimi olur.(Ahmet Yüksel Özemre)


26 Temmuz 2025 Cumartesi

KADI'NIN ESTAĞFİRULLAH'I

 Hikaye edilir, bir gün şehrin kadısı Beyazid-i Bestami'ye geldi ve şöyle dedi:"Senin bildikhlerini biz de biliyoruz., fakat bize tesir etmiyor" Ebu Yezid şöyle cevap verdi:"Yanına bir miktar ceviz al.Ceviz torbasını boynuna as ve çarşıya çık.Sonra halk arasında "kim bana bir tokat atarsa ona bir ceviz vereceğim" diye bağır.Torbadaki cevizler bitinceye kadar dolaş,Bu söylediğmi tatbik edersen işte o vakit bildiklerinin tesirini kalbinde duyarsın.Bunun üzerin kadı "Estağfirullah" dedi.Eba Yezid şöyle dedi:"Şimdi günah işledin,Ben sana , seni nefsinin kibrinden kurtaracak şeyi söylüyorum, estağfirullan" diyorsun.

İbadetin en faziletlisi tevazudadır.

16 Temmuz 2025 Çarşamba

AHMED B.SEHL DER Kİ:

 Senin dört tane düşmanın vardır:

Birincisi dünyadır.Onun silahı insanlara karışmak, hapishanesi ise uzlet(halka karışmayıp inzivaya çekilmektir.

İkincisi , şeytandır.Onun silahı tokluk, hapishanesi ise açlıktır.

Üçüncüsü, nefstir.Onun silahı uyku, hapishanesi ise uuyanıklıktır.

Dördüncüsü, hevadır.Onun silahı konuşmak, hapishanesi ise susmaktır.

28 Haziran 2025 Cumartesi

GERÇEK YARDIM

Kuşeyri (rh.a) şöyle diyor:" Gerçek yardım, Allah'ın sana nefsine karşı yardım etmesidir. Çünkü nefsin senin en buyük düşmanındır.Gerçek yardım, Allah'ın nefsinin fitne saiklerini rahmet koruyucuları ile çökertmesidir.Netice de , bu yardımlar sayesinde şehvet orduları dağılıp gider.

5 Haziran 2025 Perşembe

NEFSİN İSTEĞİNE KARŞI ÇIKMAK,

 NEFSİN İSTEĞİNE KARŞI ÇIKMAK

Cafer b.Nusayr anlatıyor:” Cüneyd Bağdadi bana bir dirhem verip bununla pazardan vezir inciri almamı istedi.Gittim aldım.İftar ederken, bir tane incir aldı ve ağzına koydu, sonra çıkartıp attı  ve ağlamaya başladı.İnciri kaldırmamı söyledi.Sebebini sorunca şöyle dedi:” Kalbimden bir ses, “ Allah teala için terkettiğin bir isteğine tekrar dönmekten utanmıyormusun?” .

Alla hTeiala kendisi için isteğini terkedene azab etmeyecek kadar kerimdir.

 

10 Mayıs 2025 Cumartesi

NEFSİNİ AŞAĞILAMAK

 NEFSİNİ AŞAĞILAMAK

Şeytanı tard edip nefsi daima suçlu görmek, en büyük taatlardandır. Şöyle bir hadis anlatılır: Bir adam kırk yıl oruç tutar.Bir gün bir ihtiyacının yerine getirilmesi için dua eder.Fakat duasına icabet edilmez. Nefsini levmederek der ki : Ey şer yumağı, duaya icabet edilmemesi de senin şerli oluşundandır..Yüce Allah , zamanın nebisine vahy ederek buyurur ki “ Git o adama söyle: Senin bu şekilde nefsini öldürüp ayaklar altına alman, katımda kırk yıl oruç tutmandan daha sevimlidir.”

MALINI VE NEFSİNİ SATANLAR

 MALINI VE NEFSİNİ SATANLAR

Kişi oruç tutarak, namaz kılarak , hac ve cihad gibi ibadetlere kendini verip Hak Teala’nın lütfunu kazanırsa sanki Hak Teâlâ'nın mükafatları karşısında canını satmış gibi olur. Burada alıcı Allah Teâlâ'dır. Kulunun canını, ona verdiği sevap ve mükafat karşılığı satın almıştır. Kulun bu satıştan gayesi Hakk'ın rızasını elde etmek, O’nun kendisinden razı olmasını istemesidir.

2 Nisan 2025 Çarşamba

NEFSİ TERBİYE İÇİN

 

GERÇEK KULLUĞA ERİŞMEK İÇİN

Sehl b. Abdullah Tusteri şöyle demiştir:” Kişi şu dört şeye sabretmediği sürece gerçek kulluğa erişmiş sayılmaz.Açlık, çıplaklık, fakirlik ve alçak gönüllülük”

Ebul Abbas şöyle der:” Kulun dört vakti vardır.Bunların beşincisi yoktur.”Taat, nimet, masiyet ve bela” Her vaktin kulluktan bir hissesi vardır.Allah’ın koyduğu kanunlar icabı senin bu hakkı yerine getirmen gerekir.Kimin vakti taat, nimet içinde ise onun yapması gereken şükürdür.Bu da kalbde Allah ile olan sevgidir.Kimde bela ve masiyet vaktinde ise onunda başına gelen belaya rıza göstermesi ve masiyete karşı direnip sabretmesi gerekir.En yüksek derecelere ve gayelerin gayesine ulaşabilmek için vakitleri gözetmek ve onlara kulluktan nasibini vermek lazımdır.

 

İHLAS NEDİR?

İhlas ameli şirk ve gösterişten(riya) temizlemektir.Daha doğrusu ameli kulların mülahazasından arındırmaktır.

Cüneyd-i Bağdadi buyurmuştur:” İhlas kulla Allah arasında bir sırdır.Melek bilmez ki yazsın, şeytan bilmez ki onu bozsun; heva ve kötü arzu ylokturki ona kavuşsun” demiştir.

Fuudayl bin İyaz buyurur ki;” İnsanlar görecek diye ameli terk etmek riyadır.İnsanlar  görsün diye amel etmek ise şirktir.İhlas’a sarıl ki ikisinden de kurtulasın”

Bir fıkıh kitabında denmiştir ki:” Birisi Allah Teala’ya halis bir niyetle namaza durup tekbir alsa, sonra kalbine riya girse namazını tekbirdeki halis niyetle eda etmiş olur.O kişi insanlardan ayrı kalınca namaz kılmıyorsa, o zaman riya olur.Ya da cemaatla namaz kılarken namazına özen gösteriyor, yalnız kılarken özen göstermiyorsa o takdirde yalnız namazın sevabını alır; ameli ihsan derecesine eremez”.

 

HER DİNİN HAK OLUŞU,BATIL OLUŞU

Her dinin hak oluşu , dinin kaynağı ile alakalıdır.Batıl oluşu ise, insanların nefislerinin uydurdukları şeyler sebebiyledir.

 

İMAM GAZALİ’NİN HZ.MUSA’YA CEVABI

İmam Şazeli hazretleri bir kitabında şu vakıasını anlatır:”Bir gün mescid-i Aksa’da yatıp uyudum.Rüyamda mescidin dışında bir taht kurulduğunu  ve oraya guruplar halinde pek çok kimsenin girdiğini gördüm.Bunların kim olduklarını sordum.Bunların nebiler ve Resuller topluluğu olduğunu Hüseyin hallac7ın terk ettiği bir edep sebebiyle düştüğü durumdan kurtulması için Peygamberimiz Hz.Muhammed (a.s) ‘e şefaat talebiyle geldikleri söylendi.Tahta baktım, Resulullah üzerinde oturmakta idi.İbrahim, Musa, İsa Nuh a.s  da dahil olmak üzere diğer bütün peygamberler yerde oturmakta idiler.Onlara bakmaya ve konuşmalarını dinlemeye başladım.Musa a.s , Peygamberimize :” Ümmetimin alimleri İsrailoğullarının peygamberi gibidir” buyurmuşsunuz.Bana onlardan birini gösterebilirmisiniz? Dedi. Peygamberimizi (a.s), İmam GAzzali’ye işaret buyurdular.Hz.Musa, Gazzaliye bir soru sordu. O, soruyu on şekilde cevap verdi.Musa (a.s) :” Sorunun cevaba uygun olması gerekir.Ben tek soru sordum sen on cevap verdin” şeklinde itirazda bulununca İmam Gazzali;” Aynı itiraz sizin içinde geçerlidir.Çünkü Allah Teala size “ Elindeki nedir ey Musa”(Taha 17) diye sorunca, “Bu benim asamdır” demekle yetinmeyip onun daha pek çok vasfını saydınız” diyerek bu itiraza karşılık verdi.

Ben bu sırada İibrahim, Musa ve İsa gibi peygamberler yerde otururken taht üzerine oturtulmuş bulunan Hz.Muhammed (sav) in kadr ü kıymetinin , şan ve şerefinin ne kadar büyük olduğunu düşünüyordum.Tam o sırada birisi ayağıyla beni dürttü.Uyandım ve mescidin kayyımını karşımda duruyor gördüm.Sonra gözümden kayboldu.O adanı şu ana kadar bir daha görmedim.

 

NEFSİ TERBİYE İÇİN

Nefsi terbiye etmek için mal ve evlat sevgisinden kaçınmak gerekir.Çünkü bunlar fitne vesilesi ve nefse yardımcıdırlar.Nefs, mal ve evladın çokluğu sebebiyle kibre kapılır.Nefs malı sever, terketmek istemez.bilakis biriktirip kibrini artırmak peşinde koşar.Nefsini ve tabiatını ıslah etmeyen talib, matlubuna ulaşamaz.Hac ibadetinde buna işaret vardır.Çünkü Beyt-i Harama varmak isteyen kişi , ona kavuşmak uğrunda rahatını terk eder ve malını harcar.Sureta Kabe’ye doğru yönelmek , iyani emre uuymak ve debe riayet içindir.Bütün kayıtlardan kurtularak Rab ve Mabud olan Allahp7a yönelen kişiye :” Her nereye dönerseniz Allah'ın yüzü(zatı) oradadır”Bakara 115) ayetinin manası tecelli ederve zahirin de mazharın da sırrı çözülür.

 

16 Şubat 2025 Pazar

NEFS,KALB,RUH,SIR

 NEFS  dünyevidir.dünyevi heveslerine tapar."Hevasını kendisine ilah edineni görmedin mi?" (Furkan 25/43 

KALB unrevidir.Cennet için ibadet eder."Kim nefsinin kötü arzularından korunmuş sa onun barınağı da muhakkak cennettir"(Naziat 79/40)

RUH kurb makamının ehlidir.Kurbet ve maiyyet için kulluk eder."Kudretli hükümdarın huzurunda , doğrulara has mecliste"(Kamer 54/55)

SIR ise , hazretidir.Hak Teala'ya kulluk eder.Haktela Peygamberinin lisanıyla şöyle buyurur" İhlas benimle kulum arasında bir sırdır.Oraya ne mukarreb bir melek, ne de nebiyyi mürsel girebilir"

SÜLUK YOLUNDAKİ ENGELLER

 Tevbe alarak süluk yoluna giren insanı, ibadetten alıkoyabilecek dört eengel vardır.Bunlar; Dünya, halk, şeytan ve nefs. Salik bunları aşabilmek için dört şeye sarılmalıdır.Dünya'dan soyutlanmalı, Halkdan uzaklaşmalı, Şeytan ve nefs ile savaşmalıdır. Nefs ile olan savaş en zorudur.Çünkü nefs içimizdedir.Şeytan gibi onu bir çırpıda kahredip kurtulmak mümkün değildir.O insanın bineği ve aletidir.Ayrıca nefsin ibadete yönelmeye rızası ve arzusu da yoktur.Çünkü hayra zıt bir fıtratta ve hevaya uygun bir hilkattedir.

Nefsi itaat altına almak için onu takva gemiyle dizginlemelidir.Takva ile dizginlenen nefsi, sahibi iyi hizmetlerde kullanır ve fesad mahallinden korurBu engeli aşan saliki iibadete yönelmesine mani dört sebebin daha olduğunu görür.Bunlar;  1- Nefsin peşi sıra koştuğu rızk,

2- Korku veya ümit veren ,fesadına mı hayrına mı olduğunu bilmediği sıkıntı ve tehlikeler,

3- Her taraftan kendisini saran sıkıntı ve zorluklar;özellikle de halka muhalefet ve şeytan ile muharebenin nefs ile mücadelenin zorlukları

4- Başa gelen muhtelif kaza ve belalar.Bunlardan kurtulabilmek için şu dört şeye ihtiyacı vardır. 1- Rızk konusunda Allah'a tevekküle  2- Tehlike halinde işi Allah'a havale etmek(Tefviz-i umur) 3- Sıkıntılara karşı sabra 4- Kazaya rızaya .

Bunları aşınca  bir de bakar ki nefsi hayra gereği gibi ilgi duymamakta ve tenbellik göstermektedir.Çünkü nefis, gaflet ve gevşekliğe meyyalisraf ve fuzuliyata düşkündür.Bu durumda bir zorlayıcıya ihtiyaç vardır.Bunlar "Havf ve Reca", KORKU VE ÜMİTTİR.

Korku ve ümitle bunu atlatan kimse artık kendisini ibadetten uzaklaştıran bir sebeble karşılaşmadığı ve içinde ibadete yönlendiren bir ses bulunmadığı için şevkle itaata sarılır.

Bundan sonra kendi kendine mücahedeye devam eder.Bir de bakar ki iki afetle karşı karşıya'dır.Onlar da RİYA (gösteriş)ve UCUB(kendini beğenme) duygusudur.Bazen ibadeti ile inisanlara gösteriş yapar, bazende ibadeti büyük görerek nefsine pay çıkartır. HAMD VE ŞÜKÜR  çoğaltılarak bu engel aşılabilir.Bu engel aşıldıktan sonra bir bakar ki alemlerin Efendisi karşısındadır.

31 Aralık 2023 Pazar

AŞK/AKIL/NEFS

 Aklını aşkın emrine vermeyen kimselerin kılavuzu nefsidir.Fikri ve zevki tamamen maddi olan kimseye , tevhidin derin manalarını anlatmak mümkün değildir.Masivayı sevmek ve ona bağlanmak , bakışımızı aydınlatmış olabilir , fakat gönül aynamız daimabulanık kalacaktır.

Aşk makamını Muhammed İkbal  şöyle anlatıyor:"Aşk makamı mimber değil dar ağacıdır.İbrahimler, Nemrutlardan korkmazlar.Hem öd ağacının ayarı ateşle belli olur.İnsan ancak kendi canı ile yaşamalıdır.Canını rehin koyup ,teni ile yaşayan değersiz insandan çekin"

Aşk , muhabbetin seveni kavraması, bütün vücuduna yayılması, adeta onu sarmaşık dalları gibi kucaklamasıdır.Aşk her durum ve haliyle insanı Hakk'a götüren yoldur.O,-ister süfli arzulardan uzak- iki insan arasında duyulan mecazi aşk olsun , ister Allah Teala ile kul arasındaki gerçek aşk derecesini bulsun, neticesi aynıdır.Hakikate mecaz köprüsünden ulaşıldığına göre, mecazi aşk da kulu ergeç mevlasına kavuşturur.

22 Haziran 2023 Perşembe

NEFSTEN KURTULMAK

 Bazı büyükler buyurur ki .Nefsinden nefsin ile , yaninefsinin arzularını yerine getirerek kurtulman mümkün değildir.Ondan kurtulmanın çaresi Allah7a sarılmaktır.