AŞK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
AŞK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2025 Pazartesi

METLİ SULTAN,

 Hayırlı akşamlar

Zaman Mevleviliğin zamanı olup seçimler akabinde bu işlerin hızlanacağının sohbetini duymuştum.Muhabbetin kişileri nereye sıçrattığı hususunda yaşanmış iki hadiseyi(sizce hikaye yahut masalı)aktarmakta fayda gördüm.Bildiğiniz gibi,bazı mürşitler seyri süluk yoluna girmek isteyen birisine sorarmış:"-Hiç aşık oldun mu?"Eğer cevap olumsuzsa ona:"-sevde gel"denip yol verilirmiş.İşte böyle bir zamanda vaktin Konya'sında saf bir köylü Medli Baba hazretlerine evlat olma yolunda başvurmuş.Hazret sormuş:"Ülen neyi seversin".Saf köylü cevaben :"-Efendim,benim beyaz bir danam var onu çok severim"cevabı üzerine "Eferim Ülen.Sev ha"der dergaha her geldiğinde Sorar:"-Ülen beyaz dana nasıl oldu?"Saf köylü dananın güzelliklerini anlatır kendince.Gel zaman,git zaman bu diyaloğ devam etmiş bir zaman sonra huzura gelen köylü saf bir şekilde Fikri Babanın huzuruna sürünerek girer ve secdesini yapar.Tıpkı Tosun haline gelen küçük danasının çıkarttığı bir sesle"Moooo."diye 

ikinci bir hikaye ise Bir komserin hikayesidir.
Hikayenin başlangıcını son ziyarette tamamlayarak anlatır."........"kazasında Polislik yapan Yusuf isimli gencin hikayesi.Bir dükkanda terzilik yapan bir zatı sürekli ziyarete gider.Dükkan sahibi adını,sanını,memleketini sormaz.Yusuf efendi oturur,çay ikram edildiğinde içip çıkar.Ama Yusuf Efendi 5 vakit camidedir.Kazanın Baş meczubu ile de arası iyidir.Sonra başka yerlere tayin olur.5 yıl sonra tekrar sivil kıyafet içinde aynı dükkanın önüne gelir ve bu sefer müsade isteyerek dükkana girir,müsade isteyerek oturur.Hikayesini anlatmaya başlar:Ben Niğde'nin merkez köylerinde fakir bir ailenin çocuğu idim.Bir ineğimiz,üç beş tavuğumuz vardı.Anam babam fakirdi rençberlik işlerini yapardım.Zaten karnımızı zor doyuruyoruz .Evlenmek hayaldi.Köy muhtarının traktörüne  Niğde'nin pazarının olduğu bir gün,köyün insanları olarak bineriz.Elimizde pazarda satacak nelerimiz varsa(Yoğurt-süt-yumurta-yağ v.s)pazarda satarız,giyecek v.s ihtiyacımız varsa alır öğleden sonra da aynı traktörle köye dönerdik.Köy ile şehir arası uzun bir mesafe olduğu için traktör yarı yolda mola verir ihtiyaç gidermek için inerdik.Böyle bir dönüş esnasında dere kenarında ihtiyaç giderirken toprak üzerinde bir kafatası buldum.Aldım,temizledim.Hoşuma gitti.Paytomun içine sakladım.Traktördekiler nasılsa görmüşler.benden  uzak durdular.Eve vardım .Anne babam karşı çıktı .ben onları dinlemedim.akşamları bu kurukafa ile beraber yatmakta bir müddet devam ettim.Ana babama 'da eğer bu kafatasını dışarı atarsanız ben de pazar için Niğdeye gitmem tehdidini yaptım.Çünkü bu kafayı sevmeye başladım.Bir zaman sonra Niğde'de olduğum gün,köye dönüş hazırlıkları yaparken ihtiyar birisi yanıma yaklaştı.Oğlum Polis olsana dedi.Bende nasıl olunur bilmem ki dedim.Bana işaret ederek bak orda Niğde Emniyet binası,bir arzuhalciye dilekçe yazdır ver dedi.Bende emniyet binasının yanında olan arzuhalciye ücret vererek Dilekçe yazdırdımSaat 16.45 emniyetten içeri girdim.Masa başındaki beylere dilekçemi uzattım.Bana şöyle bir baktılar.İçlerinden birisi Tam zarfı kapatıyorduk.Bunun dilekçesinide dosyaya koyun dediler.ve ben köye döndüm.Bir ay sonra muhtar köyde beni buldu:"-Seni Emniyetten istiyorlar!şaşırdım.Aklıma bir şey gelmedi.Emniyetle benim ne işim olabilir?Ana babam telaşlandı.Bir suçmu işledim birisi iftiramı attı.Neyse pazar için gittiğimizde Emniyete uğradım.Komiser bana dedi ki:Hemen bir hafta içinde yol paranı v.s hazırla seni polis okuluna göndereceğiz.


Ana babada para yok zor bela ödünç yol parasını bulduk ve polis okuluna gittik.Polis olduk.....yere tayin oldum çalışıyorum.İhtiyar bir zat aşina bir şekilde beni buldu.Gel bizim hanede sana bir çay ikram edeyim.Evine gittik.hoş beş,çay kahve v.s sonra Hadi seninle bir namaz kılalım deyince Ben hiç namaz kılmamışım.Ana babamdan da görmedim.Namaz bilmem sadece Besmeleyi bilirim m deyince Bana tarif ederek namazı öğretti.o kazada bulunduğum süre içinde sohbetimiz devam etti.Tayin vesilesiyle değişik yerler dolaştıysam da bu zatla irtibatımı kaybetmedim.Bu kazadan gittikten sonra komser oldum.Şimdi emekli oldum.Bu kazaya da gelme nedenim şu:Burada memurluk yaparken biriktirdiğim para ile bir arsa almıştım.Bu arsayı satmaya niyet ettim.Zatı muhteremime danıştım.Oraya git ancak önce o dükkandaki Terzi Efendi'den  satmak için müsade iste dedi.Terzi olan bu zat :"-Sat ülen o halde"deyince Yusuf Efendi iki saat sonra tekrar dükkana gelir ve masanın üzerine bir tomar para bırakır.Efendim Arsayı sattım.Bana göre iyi bir para.buyrun içinden alın"deyince Terzi Efendi:"-oğlum sen bu parayı o efendiye götüreceksin"deyince Polis duraklar ve sözü şöyle bitirir:Efendim de paranın içinden hiçbir şey almadan geri bana iade edeceğini söylemişti ama ben yinede teklifimi yaptım..
Hikaye burda biter.Ala danayı sevmenin bir mantığı varda Kuru kafayı sevmenin mantığını anlamak zor.Ancak her ikisinin özünde de Muhabbet yazılı bir kapıdan ancak o binaya girilebildiğini anlatmışlardı.Uzun oldu özür dilerim .Kalın sağlıcakla 

5 Haziran 2025 Perşembe

TASAVVUFUN ÇEŞİTLİ DURAKLARI

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR-TEVBE

Allah ile insan arasındaki hicabların kalkmasına vesile olan ilk makam TEVBEDir.Tevbe irade ile alakalıdır.Bir şeye niyetlenmek diğerlerinden vazgeçmektir.İnsan bir tercih yapar ve akabinde diğer alternatiflerden vazgeçilir.Mesela Ankaraya gitmek için bilet alan kişi , bunu sözlü olarak ifade etmesede geriye kalan tüm şehirlere gitmeypeceğini göstermiş olur.

Birinci makam TEVBEdir.Ruh yolculuğu için ruhun yücelmesine mani olan ağırlıkları atmaktır.Balonun uçmasını içindeki kum torbaları engellerBu torbalar atıldıkça balon yavaş yavaş yükselmeye başlar.İşte ruhun yücelmesi için bazı ağırlıkların atılması gerekir.Riya , kibir vb ağırlıklar kırk yaşından sonra daha kolay atılır.Tasavvuf çocuk işi değildir.Aceleye gelmez.Çünkü fiziki ve ya düşünceye dair doğumların hepsi belli bir süre ister 

 

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR-tevacüd-vecd-vücud

 

Tevacüd, şehadet aleminde olan , varlığı zevk edinememiş kişinin varlığı zevk etmek için gerek duyduğu namaz, oruç gibi bazı dini pratiklerdir.Nefsi emmare, gözü yaşarmayan , kaba bir nefistir.Bunun için sema, musiki,zikir, sohbet gibi kalbi inceltici pratikler yapılır.Bunlar tevacüd egzersizleridir.

Tevacü d neticesinde vecd elde edilirVecd haline eren nrefis, kendi orjini ile ilgili bahis olduğunda ürperir.Tevacüdler ile yumuşayan nefs rahatlar, hafifler.Din insanın tabiatında mevcuttur, insanın tabiatına yapışıktır.Tevacüdelrle elde edilen mutluluk, geçici bir mutluluk değildir.Vecd, Allah7ın nihayetsiz tecellilerini müşahede eden bir kimsenin içinin ferahlaması ve o halin veridği zevkle kendinden geçmesidir.Tevacüd başlangıç , vücud ise sondur.Tevacüd deniz kenarına gitmek, vecd denize girmek, vücud ise denizde boğulmaktır

İbni Arabi hazretleri diyor ki; “Varlık alemi bir okuldur, mekteptir.Bu mektepte öğrencilere ders veren resullerdir, velilerdir.” Bu kimselere öğrenci olanmar , ben günahkarım, demeyi bilmelidir.Biz günahkar kullara , öğretilecek çok şey vardır

Birincisinde KARIŞIKLIKLARI ÖNLEMEK İÇİN LAFIZLAR VE MANASI KONUSUNDA DERS VERİLİR.

İKİNCİSİNDE  bazı bulaşıklıklardan temizlenme , akılların cilalanması gerçekleşir.Örneğin beldeki kaymış bir kemin yerine doktor başka bir kemik vermez, kaymız kemiği düzeltir.

ÜÇÜNCÜ DERSTE ruh ve manadan kopuk olarak ela alınan şeylerin varoluş sebebleri öğretilir.

DÖRDÜNCE DERSTE marifete giden yolda yapılması gereken şeyler öğretilir.

Bu mektepte beşinci bir ders yoktur. Laf çoğaldıkça ifsad olur sözü İbni Arabiye aittir.Tek söylenecek şey “La mevcude illallah”dır.

 

 

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR –Murakabe ve muhasebe

Cüneyd Bağdadi, murakabeyi fare deliği önünde bekleyen bir kediden öğrendiğini söyler.Murakabe , sabır  ve cehd gerektirirSıdk, hakikat yolcusunun giymesi gereken en önemli elbiselerdendir; hiçbir kimseyi ve kendisini aldatmamasıdır.Bakmak gözetmek demektir murakabeArifler hem bedenlerini hem de hayal alemlerini vahdete konsatre ederler.Modern çağın en büyük tahirabtlarından biri kontrsantreyi ortadan kaldırmasıdır.İnsan çevreden fazlaca tesir almaktadır.Televizyondan, medyadan olduğu gibi.Kişinin önem ve ehemmiyet veridği konular vardır.Bf tesirler sebebiyle mühimler ehemme, ehemler mühimme dönüşür ve bir kargaşa oluşur.İnsan önüne konulan objeye kansantre olunca diğerini unutur.Rabıtanın özü de budur.Bir şeye ısrarla gözünüzü dikerseniz onu elde edersiniz.Maneviyatta da böyledir.sabır, sebat, cehd gibi bazı yardımcı vasıflar gerekliedir. Konsantreyi bozmamak gerekir.

 

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR/ İHLAS

Riyanın zıttı ihlastır.Yatay boyutta “Namaz kılıyor, desinler” diye namaz kılanabilir.Ama bu dikey boyutta söz konusu olamaz.İhlasa devamla melamet neşesi zuhur eder; yani gözlerini tamamen Hakk7a çevirmiş kişiler halka önem vermezler.Melamet ehli sadece Hakk7a itibar eder.Onda övgüler karşısında hoşlanma söz konusu olmaz.

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR/SABIR

 

Sabır iihlasla irtibatlıdır.Elem ve belalardan şikayeti kesmektir.”Lütfunda hoş kahrın da “ diyebilmektir.İibadetlerde de sabır vardır, haksızlıklar karşısında da sabır vardırDinin yarısı sabırdır.

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR/ZEVK

Zevk manevi haz manasınadır.Zevk , tasavvufda aşk şarabından mest olup kendinden geçmektir

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR /AŞK

 

Aşk, sarmaşık manasına gelen “ışk” kelimesinden alınmıştır.Sarmaşık girdiği yeri nasıl kaplarsa, aşk da girdiği kalbi hatta insanın vücudunu öyle sarar.Aşk insanı Hakk7a götüren en etkili vasıtadır.

 

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR /SIDK

 Sıdk kişinin kendi iç barışıklığını sağlarSıdk, kişinin dış dünyası ile imajiinasyon dünyasının barışık olmasıdır.bu barışıklığı sağlayan kişi muhbir-i sadıktır.Bu kişinin verdiği haberlerin hepsi doğrudur.

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR /FAKR

Fakr, Gani olan Allah karşısındaki fakirliğimizdir.Her şeyin Allah’a ait olduğunu kavrayabilmek , anlayabilmektir.

 

TASAVVUFİ HAYATTAKİ ÇEŞİTLİ DURAKLAR /KABZ VE BAST

 

Kabz; kapanma ,sıkışma, toplanma..BAST ,açılmave yayılma demektir.Tasavvuf talip olma ile başlar .Yolun orta halleri ve ileri halleri vardır; sonu yokturOrta hallerden biri de kabz ve basttır.Bunlar birbirinin peşisıra gelir.Alemde Hakk7ın tecellisi bazen kabz, bazen bast suretiyle olur.Buna mevcler yani dalgalanmalar denir.Yolcunun gah içinde ferah olması, gah kendini kötü hissetmesi , kendisiyle kavga etmesine yol açar.Bu gidiş ve gelişxler insanı sarhoş eder.Hakk7ın yeryüzündeki tecellisi Hz.muhammed SAV dir.Bitkilerin ve hayvanların peygamberi kendi cinsindendir.Allah Teala, Resulullah ve velilerin ağzıyla konuşur.

 

1 Mayıs 2025 Perşembe

AYŞE ERTÜBEY

 

ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI HAZRETLERİ’NİN MARİFETNAMESİNDE AŞK KAVRAMI

Ayşe Ertübey
Ayşe Ertübey412 kez okundu

Allah dostları şöyle demişler: Sevgi, aşkın başlangıcıdır ki aşk bunun son haddidir. Mevlâ aşkı, bütün zevkleri bırakıp zahmetlere, acılara katlanmaktır. Aşk, yanan öyle bir ateştir ki onun meşaleleri kazançtır. İnsanın kalbindekileri de yakar, orada Hak’tan başka bir şey bırakmaz. O, bir şaraptır, onu yudumlayana bu dünya, içinde bulunduğu âlem dar gelir.

O, öyle bir hastalıktır ki, dermanı, derdindedir. Sevginin en ileri haddidir ve Allah dostlarının sıfatıdır. Sevgi uğraş vererek kazanılır oysa AŞK Allah vergisidir. Öyle bir sultandır ki bedenler önünde eğilir. Akıllar ona boyun eğer, kalpler onun emrine girer.
Aşk, nefisleri temizler, ahlakı süsler, dışa vurulur, gizlemesi zordur. O, hâkim bir sultandır; bekçisi sabır ve tahammül, hizmetçisi de duyu organlarıyla duygulardır. Aşığın derdi, her dertten ayrıdır. Aşk, ilâhi sırları toplayıcı anten ve onları gözleyici rasat kulesidir.

Aşk, uçsuz bucaksız engin bir denizdir, dalgaları cihanın su pınarlarıdır. O, demiri mum; taşı kum yapar. Yeri yakar, göğü deler. O resuller resulünün, o sevgilinin nuru, pak aşkın bizzat kendisiydi. Bu yüzden Levlâke Levlâk sırrının muhatabı oldu. Aşkının yüceliğine gökler, aşığın küçülmesine de toprak güzel bir örnektir. Eğer aşk olmasaydı cihan cansız kalırdı.

Aşk, insanın kalbinde vefalı bir dosttur. Kalp onun tahtıdır, beden de postu. Bütün ayıpları örter. Sürekli aşk kadehinden içen, insanlık elbisesini parçalayıp hayvani vasıflarından arınır.
Akıl davası güdenin sefâsı hep kavga ve çekişme olur, aşığın zevkiyse hâl edinmek ve vecde gelmektir. Akıllı, akla; aşıksa aşka boyun eğmiştir. İnce, nazik ve nazenindirler. Aşığın dışı ocak, içi gül bahçesidir,

Aşk sultan-ı-âlem-i candır,
Aşk indinde akıl nâdandır.

Mevlâ aşkı, bir yokluk denizidir, aklın ayağı orada kırılmıştır. Adem atamızdan kalan bu miras, aşıklara Nuh’un gemisi gibidir.
Biz aşkın çocuklarıyız ki o, Mevlâ’nın engin denizidir.
Onun için yanına gider, ona çağırırız.
O zaman, o ananın sütünden içeriz hep.

31 Aralık 2023 Pazar

AŞK/AKIL/NEFS

 Aklını aşkın emrine vermeyen kimselerin kılavuzu nefsidir.Fikri ve zevki tamamen maddi olan kimseye , tevhidin derin manalarını anlatmak mümkün değildir.Masivayı sevmek ve ona bağlanmak , bakışımızı aydınlatmış olabilir , fakat gönül aynamız daimabulanık kalacaktır.

Aşk makamını Muhammed İkbal  şöyle anlatıyor:"Aşk makamı mimber değil dar ağacıdır.İbrahimler, Nemrutlardan korkmazlar.Hem öd ağacının ayarı ateşle belli olur.İnsan ancak kendi canı ile yaşamalıdır.Canını rehin koyup ,teni ile yaşayan değersiz insandan çekin"

Aşk , muhabbetin seveni kavraması, bütün vücuduna yayılması, adeta onu sarmaşık dalları gibi kucaklamasıdır.Aşk her durum ve haliyle insanı Hakk'a götüren yoldur.O,-ister süfli arzulardan uzak- iki insan arasında duyulan mecazi aşk olsun , ister Allah Teala ile kul arasındaki gerçek aşk derecesini bulsun, neticesi aynıdır.Hakikate mecaz köprüsünden ulaşıldığına göre, mecazi aşk da kulu ergeç mevlasına kavuşturur.

25 Temmuz 2023 Salı

SEYYİD SEYFULLAH

 AŞK

Bu aşk bir bahr-i ummandır/Buna hadd ü kenar olmaz.

 Delilim sırr-ı kurandır/ bunu bilende ar olmaz

     Eğer aşık isen yare / Sakın aldanma ağyare.

     Düş İbrahim gibi nare/ Bu gülşende yanar olmaz.

Kıyamazsan başa cana/ Irak dur girme meydana

Bu meydanda neci başlar / Kesilir hiç soran olmaz.

     Hak ile hak olanlara / Kendi özün bilenlere

     Dost yolunda ölenlere / Kan pahası dinar olmaz

Bak şu Mansur'un işine / Halkı üşürmüş başına

Enel-Hakk'ın firaşına / Düşenlere timar olmaz

     Seyfullah sözünde mesttir / Şeyhinden aldığı desttir

     Divanera kalem nisttir(*) / Ne söylerse kanar olmaz

(*)  Delilere ceza verilmez


10 Temmuz 2023 Pazartesi

CEZBE VE AŞK

 CEzbe, aşığın batının elinde olmaksızın Hak tarafına yönelmesidir.Hak cezbesinden burat aşktır.Aşkın harareti ateş gibidir , bu özelliği ile masivayı yakar..Onun için aşk ile bir anda hasıl olan mana , mücahede ile yıllardır elde edilemez.Zira mücahedede incizap(çekilme) yoktur.Mücahede uhrevi incizap elde etmek içindir.İncizap olmayınca gönüldeki masiva ipi kesilmez ve hakiki ihlas rütbesine erişilemez.Cezbe bir iksirdir ki değersiz vücut onunla halis altın olur.Büyük amelden hasıl olan bir damla iksir dünya dolusu bakırdan yeğdir. zira iksir cümlesini altına çevirecek özelliktedir.Dünya dolusu altını olan kişi  bakırı olandan zengin ve  saygındır.bu nedenle müntehilerin bir kere zikrettiği, mübtedilerin ve mutavassıtların yüzbinlerce zikrinden daha efdal ve sevaplıdır.Onların uyku ve nefesleri zikir ve ibadettir.Halis altın toprakta çürümediği gibi onların cesetleride topraktaçürümez.

16 Temmuz 2022 Cumartesi

AŞK ÜZERİNE

Hz.Ali efendimiz buyurmuştur:aşkdan feyzdar, aşkdan daha önemli hikmet rehberi, hayatın özelliklerini her zerresine kadar gösteren , yoluna ışık tutan, ruhun yer yüzünde parlayan , aşk dan daha üstün bir mürşit yoktur"


15 Ocak 2022 Cumartesi

AŞK EHLİ OLANLAR BİLİRLER Kİ

 Aşk ehli olanlar bilirler ki , sevmek acı çekmektir.Dünya aşkları vuslata kadar sürer, vuslat gerçekleşince , aşk uğruna çekilen acılar da son bulup sevinç ve mutluluk başlar.Acılar yok olunca aşk da yok olur.

İlahi aşkta ise durum böyle değildir.Onda vuslat olmadığı için acılarla birlikte aşk da sonsuza kadar sürüp gider.Ancak bu yolun yolcuları , çektikleri acılardan şikayetçi olmazlar.Aksine aşklarının ve acılarının daha da ziyadeleşmesini isterler.Bitmesin diye Allah7a dua ederler.Çünkü ruhlarını acılar besler.

Aşk nedir bilmeyenler ve hiç acı çekmeyenler, varlıktan da kendi varlığından  da habersiz olarak bu dünyadan göçüp giderler.Onlar hiç yaşamamış gibi olurlar.

Acılar bizim kaderimizdir,Onlar olmadan biz varlığımızın farkında olamayız.

Nurettin Topçu bu nedenle "Bir insanın büyüklüğü , başkaları için çektikleri acının büyüklüğü  ile ölçülür" demiştir.

10 Kasım 2021 Çarşamba

MESNEVİ'DEN

 Açlığa sabredersin adı ORUÇ olur.

Acıya sabredersin, adı "METANET" olur.

İnsanlara sabredersin, adı "HOŞGÖRÜ" olur.

Dileğe sabredersin , adı "DUA" olur.

Duygulara sabredersin , adı "GÖZYAŞI" olur.,

Özleme sabredersin, adı "HASRET" olur.

Sevgiye sabredersin, adı "AŞK" olur.

23 Mayıs 2021 Pazar

SUFİZM BİNASININ DÖRT MİMARI

Sufizm şu dört ana unsur üzerine bina edilmiştir. 1-)ZÜHD (zirvesi Cüneyd-i bağdadi hazretleri) 2-İRFAN (Zirvesi Beyazid-i Bestami hazretleri) 3-)TERK (zirvesi İbrahim ethem hazretleri) 4-)AŞK (ZİRVESİ MEVLANA CELALEDDİN RUMİ HAZRETLERİ)

1 Mayıs 2021 Cumartesi

AŞKDAN DOĞANLAR

İnsan nefs ve akıl merhalelerinde kalırsa hayvanlıktan kurtulamaz. Hayvan insan, gazap, kin,kibir, şehvet, riya ve hile gibi sıfatlarla donanan kişidir.İnsan, aşk ile yaratılan varlığa denir. Hz. Mevlana "Aşktır bizim anamız" buyurur. Yunus "Aşk anadan doğmadı kimseye kul olmadı" buyurur. Aşk ile doğanlar aşkın kaynağı olan insanı kamile tam teslim olup, onun tavsiyeleriyle hem-hal olurlar.İnsanın hakikatte yaratılışı bu sözlerin kabulüyle başlar.Aşk ile doğanlar diri, aşksız olanlar ölüdür. İnsanın terbiyesi insanı kamilin nasihatini kabul etmekle başlar. Yoksa o kişi herhangi bir taştan veya hayvandan farklı değildir

19 Nisan 2021 Pazartesi

AŞK SOHBETİ

 Aşk bir gizli hazinedir.Aşk haberi ise gizli hazineyle remzedilen Cenab-ı Hakkın sırrından başka bir sır değildir. Hakk'ın zatına ait bilgidir.Hak aşıkları birlik sırrını arayan kişilerdir.Bu sırlara talib olan aşıklara en güzel sohbet aşk sohbetidir.Aşk sohbeti insan-ı kamil olan mürşid ile insanlığın kemaline talib olan mürid arasında tenhada geçen Adem, alem ve Tanrı'nın hakikatıyla alakalı konuşmalardır.Bu sohbette sadık mürid kelime-i tevhidi yani "La ilahe illallah"" ibaresini vara vara bir gün "La mevcude illallah"(Allah'dan başka varlık yoktur) şeklinde anlayacaktır.Cenab-ı hakk'ın hakikatıyla alakalı olan aşk sırrını ancak emin olan, mutmainne makamındaki kişiler taşıyabilir.Bunun dışındaki kişilere tevhidin hakikatinden bahsetmek aşka ve aşkın sahibine ihanet demektir.Alemde en büyük emanet aşk emanetidir.Bu nedenle Yunus Emre EMANETTİR SAKINGIL AŞK HABERİNİ ZİNHAR" demiştir.

16 Nisan 2021 Cuma

AŞK İLE ASLA UYUŞMAYAN ŞEY

Dünya sevgisi ve saygınlık(izzet) aşk ile hiçbir zaman aynı yerde olmaz. Hakiki aşık ve arifler dünya ve makam sevgisiyle, Hakk sevgisinin bir arada olmayacağını ,her ikisinin de aynı zamanda bir gönülde bulunamayacağını çeşitli nükteler ve kıssalarla anlatmışlardır. İnsan hem dünyayı hem de Allah'ı aynı anda talep edip ikisini birden elde edeceğini sanıyorsa kendisini aldatıyor demektir.
Bu dünyada saltanat makamında velayete ulaşabilen "Merd-i Hüda"nın sayısı bir eldeki parmakların sayısı kadar azdır.

AŞK,AKIL,BİLGİ

 Ledün yolu aşk ve yokluk yoludur.Bilgi , aşktan sonra gelir.Zahiri bilgi, nefsi terbiye edilmemiş insana daima benlik verir.Gönül bilgisi -Hak ve hakikat dışarıya sızdırılmadığı için sahibine benlik vermez.Bilakis aşk ve yokluk ile elde edildiği ve yok oldukça tecelli ettiği için harabat yolu üstündür.Aşkın başı cezbe , sonu vecd halidir.Vecd, bilmek ve görmekten öte olma halidir.Yunus'un "Aşk gelince cümle eksikler biter"demesi bundandır.Cezbe saliki halktan Hakk'a yöneltir.

10 Nisan 2021 Cumartesi

ONALTI YIL HAPİSTE KALMAK

 Aşkı anlamak ve yaşamak hakikaten zordur."Aşk yolu belalıdır her kari cefalıdır/Canından ümidin kes canene erem dersen" diyen Niyazi Mısri hazretleri bu kavramı hayatının onaltı senesini zindanlarda geçirerek anlatmıştır.Aşk şehidi Hallac7a aşkın ne olduğu sorulduğunda :"Bugün ve yarın öğrenirsin" diye cevap vermiş.O gün asılmış, ertesi gün de yakılıp külleri Dicle nehrine savrulmuştur.Bu kadar hayatın içinde gizlenen bir kavramın yazıya dökülmesi oldukça zordur.Bu kavramın sadece sıfatlarından bahsedilebilir.

İÇİNDE "AŞK"KELİMESİ OLAN DEYİŞLER

 "Aşk olsun", "Aşk söyletir,dert ağlatır"

"Aşk demini oynamak" deyimi ezel bezminde ruhların vahdet zevkini tattığı hali ifade eder:"Şükür bu deme geldik dostları bunda bulduk/Tuz ekmek bile yedik aşk demin oynar iken"

AŞKDAN ELİF OKUMAK mutlak zatın birlik sırrını anlamaktır:"Aşk eteğin tutmak gerek akibet zeval olmaya/Aşkdan bir elif okuyan kimseden sual olmaya" 

AŞK MEZHEBİ deyimi Hak yolu anlamında söylenmiştir."Ey aşıkan ey aşıkan aşk mezhebi dindir bana /gördü gözüm dost yüzünü yas kamu düğündür bana","Aşk imamdır bize gönül cemaat/Kıblemiz dost yüzüdür daimdir salat"

AŞK TERK İLE TEMİN EDİLİR

 Beşeri benlikten ilahi benliğe doğru yol almanın temel şartı terktir.Tasavvufta terk zahirimizi "el karda dil yarda" sonucuna götürürken fıtratımızı da "Allah'ın ahlakı"yla ahlaklandırarak bizi aslımıza döndürür.Yaratılışımızın gayesi "sevgi" ve "bilgi" olduğuna göre güzel ahlak ve onun ötesinde Allah7ın ahlakı ile ahlaklanmak , bilinmeyi sevn Hakk'a dönmek demektir.Netice itibarıyla;

"Dört kitabın manisin okudum tahsil kıldım/Aşka gelicek gördüm bir ulu hece imiş" 

20 Mart 2021 Cumartesi

AŞKSIZ ALEMDE ADEM OLMANIN İMKANI YOK

 Osman Kemali hazretlerine(vefatı 1954) bu söz iki türlü okunabilir Birincisinde "aşksız" kelimesine vurgu yapıldığında "aşık olmadan insan olmanın imkanı yok" sonucu çıkar. İkincisin de "aşksız alemde" ibaresine vurgu yaparız ki , buradan da "aşkın olmadığı bir alemde insan olması imkansızdır" sonucuna varabiliriz. Birincisinde , yani vurguya "aşksız" kelimesinde yoğunlaştırdığımızda insanı gönül penceresinden gören bir yorumla değerlendirmiş oluruz. İkinci yorumda ise yani "aşksız alemde" ibaresinde yoğunlaştırdığımızda yaratma eyleminin maksadı ele alınmış olmakta; yani Allah'ın alemi aşkla yarattığı yönündeki diğer yoruma gönderme yapmış olmaktadır.

AŞK SADECE İNSANA VERİLMİŞ YETENEKTİR

 Aşk sadece insana verilmiş bir yetenektir. Anck bu yetenek insanların çoğuna verilmemiştir. Biraz gayret, biraz da şartların müsait olması sonucunda, aşka düşmenin yolu açılır. İnsanın kendi benzerine aşık olmasında dehaya ihtiyaç yoktur. İnsana duyulan aşkta, bir manevi temizliğe de ihtiyaç duyulmaz. Bir ışık hüzmesinin kalbe sızması yeterlidir ve kalb bu hüzme ile bir müddet mest olur.
İrfan sahiplerindeki aşk duygusunun ise başka kaidelere bağlı olduğu görülür."Mahlukattan kesilmek" eşyadan ve canlıdan vazgeçmek halidir. Bu vazgeçiş; sahiplenme, imrenme, ilişki kurma ve talip olma durumlarından bütünüyle soyutlanmadır.
Eşrefoğlu Rumi hazretlerinin Müzekkin Nüfus (Nefislerin Arınması) kitabı,insanımıza tasavvufu sevdirecek uslüp ve diri bir Türkçe ile kaleme alınmış, asırlardır tazeliğini koruyan bir kitaptır. Eşrefoğlu'nun ilahileri ise Kederden ve efkardan uzak ,umut ve inanç içinde , yaratıcının muradına kulak kesilmeyi bizleri davet eden ilahilerdir.

11 Şubat 2021 Perşembe

AŞK KELİMESİ

"TUTKUN,DÜŞKÜN,VURGUN,HADDİNDEN FAZLA AŞIRI DERECE SEVEN" ANLAMlarındaki aşık, kendisini ilahi aşka adamış kimsedir.İlk sufiler genellikle aşk kelimesini kullanmamış ,aşk,aşık,maşuk yerine hub,muhabbet,habib, mahbub kelimelerini kullanmıştır. Başta Hallac,EbuBekir Şibli ve Beyazid Bestami'de olmak üzerebazı mutasavvıflarda tam bir aşk hali mevcuttur.Aşkı ilk defa ızdırab şeklinde anlayan ve bu tarzda ifade eden Hallac, Kitabüt Tavasin isimli kitabında aşkı pervane ve mum misaliyle anlatmıştır. Aşk kavramını muhabbetten ayırarak dikkatli bir şekilde inceleyen kişi Ahmet ez-Gazzali'dir.Sevanihül Uşşak adlı farsca risalesinde aşk konusu işlenir ve 1126 yılındaki vefatından sonraüç asır aşk kelimesi ilahi aşk olarak altın çağını yaşamıştır.Bu hususta yazılan tasavvuf eserlerinin en genişini Ruzbihan Bakli (ö:1209) hazretelri Ahberül Aşikin isimlikitabında yazmıştır.Tasavvuf çevresinde ilgi gören "Ben gizli bir hazineidim, bilinmeyi istedim ve bu yüzden alemi yarattım" anlamındaki hadisi kutside "Bilinmekten" maksadın marifet,"istemekten" maksadın da muhabbet yani aşk olduğu belirtilmiştir.Allah Teala'nın sevgiyle tecellietmesinden alem meydana gelmiştir.Bu ilktecelliye "Hakikat-ı Muhammediyye " denmiştir.Alemin var olma sebebi Hz.Peygamberin hakikatı yani Allah'ın ona olan ezeli aşkıdır.Bundan dolayı Resulullah'a "Habibullah" yahut "mahbubu kibriya "denilmiştir.Bütün mutasavvıflar aşk konusundaki görüşlerini bu mihver üzerinde genişletmişlerdir.Allah Hz.muhammed'e, Hz.Muhammed de Allah'a aşıktır.Veli ler Hz.Peygamberin bu halini örnek almışlardır. Mutasavvıflar baştan beri akılla Allah7a varılamayacağına ,O'na ermenin ancak sevgiyle olacağını savunmuşlardır.