Hadis-i şerifde buyrulmuştur: Hıyanetin ortaya çıktığı bir toplulukta bulunanların kalplerine Allah mutlaka korku ilka eder. Zinanın alenen yapıldığı bir yerde mutlaka ölümler çoğalır. Ölçü ve tartının eksik yapıldığı yerde yaşayanların rızkını Allah mutlaka keser. Adaletsiz hüküm verilen bir toplumda mutlaka kan akıtma hadiseleri yaygınlaşır. Anlaşmaya bağlı kalmayan bir topluluğa da Allah mutlaka düşmanı musallat eder.
KABETÜ'L-UŞŞAK BAŞED İN MEKAM
HER Kİ,NA-KES AMED İNCA ŞOD TEMAM.........
Bu makam Aşıkların Kabe'si oldu. Noksan gelen tamamlanır.
ALLAH İÇÜN ALLAH İLE ALLAH'A GİDERSİN
ALLAH'TAN ALLAH İLE ALLAH'A GELİRSİN
KÖTÜ AHLAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KÖTÜ AHLAK etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Şubat 2026 Pazar
6 Nisan 2021 Salı
KÖTÜ AHLAK
Kötü ahlak yedi tanedir:
1-Buhl (cimrilik)
2-Öfke kızgınlık (gazap)
3-Tama' (açgözlülük)
4-Kin (gizli düşmanlık)
Şehvet ve ateşi.
6-Kibir (kendini üstün görme)
7-Haset (Çekememe)Buunların yediside geldiğimiz bu cihanda zararlıdır.
İnsan ister ki kendindeki kötü ahlak değişsin , terbiye edilsin.Bunun pek çok yolu olup bu yollardan biri , irade dizginini bir kamil mürşidin eline vermek , nefsi emmaresini ona havale etmektir.Ahlakı değiştirmenin bu yolu diğer yollardan daha yakın ve daha kolaydır.
Bir diğer yol ise kötü ahlakın zıddı olan insanlarla birlikte olmaktır.Örneğin:Nefsinde cimrilik olan kerem sahibi insanların sohbetini ve onların arkadaşlığını ganimet bilsin"Sohbet bulaşıcıdır" kuralı gereği cömert insanlarla birlikte olmak berekettir ki insana tesir eder.
Eğer insanda gazap ve öfke mevcutsa halim ve yumuşak sıfatlı insanların sohbetinde bulunsun.
Eğer kişide hırs ve açgözlülük var ise Dünyadan elini eteğini çekmiş zühd ehli kimselerle oturup kalksın.
Eğer insanda kin ve öç alma duygusu var ise Haşr suresinin 10 ncu ayetini vird edinsin."Bizim kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma, hasede yer verme ".
Eğer şehvet mevcutsa onun ilacı yemeği azaltmaktır.Na mahremle sohbet etmesin gözünü ve kulağını korusun.Şehvet uyandıran nağmeleri,sözleri dinlemesin.Eğer imkanı varsa peygamber sünnetini işlesin evlensin.
Kibir ve hased mevcutsa halkın önünde gözükmesin, tevazu ve sükutta kalsın.Kibrini kırmak için insanlarla karşılaştığında ilk olarak kendi selamı versin.
Eğer hased ehli ise din kardeşi olan müminlere isar etsin.(Esirgemeden, kendinden çok başkalarının menfeatini düşünerek fedakarlıkla verme halidir).
28 Ocak 2021 Perşembe
ŞEYTAN KÖTÜ AHLAKIMIZDIR
Şeytân diye de ayrı bir varlık yok… Şeytân, bir insanı fenalığa ve felâkete sürükleyecek kötü ahlâktır. Herkesin Şeytânı da Rahmânı da kendinden kendine.
Birşey anlatmışlardı: Vaktiyle adamın biri boyuna: “Allah!” diye bağırırmış. Fakat yanlış yerden aradığı için ne kulağı duyuyor, ne de gözü görüyor. Lâkin birgün “Şeytân!” diye bağırınca karşısına bir ihtiyar geliyor, Selâmünaleyküm! Aleykümselâm!
– Beni niye çağırdın?
– Yanlışın var; ben seni çağırmadım.
– Şeytân! Diye çağırdın ya… İşte geldim. Ne istiyorsun söyle.
– Git yâhu, sen benimle alay mı ediyorsun? Sen zavallı bir ihtiyarsın.
– Gözün görmediği için sen beni zavallı zannediyorsun. Hâlbuki bende ne kuvvetler var… Gel buraya.
Şeytânla beraber gidiyorlar. Şeytân adama:
– Şu bakkaldan bir parmak pekmez al! diyor.
– Ne çıkar bundan?
– Sen görürsün şimdi neler çıkacağını…
– Hadi bakalım aldık.
Adam, bakkalın pekmezinden bir parmak alıyor. Biraz ilerde yan yana iki dükkân varmış; biri berber, biri de kasap dükkânı. Aralarındaki duvarda bir kafes asılı imiş. Kafeste de bir keklik varmış. Şeytan, adama:
– Pekmezi şu kafesin yakınına, duvara sür.
– Ne çıkar bundan?
– Bak sen ne kanlar çıkar bu pekmezden…
Adam pekmezi kafesin yakınına sürüyor. Şeytân ona:
– Benimle beraber gel, şöyle bir kenara çekilelim ki sana bir zarar gelmesin. Şimdi pekmeze bak.
Başlıyor pekmeze sinekler konmağa. Sineklerin konduğunu görünce keklik de onları tutmağa çalışıyor. Birkaç sinek tuttuktan sonra kafası kafesin dar aralığından dışarda kalıyor, çekemiyor. O sırada kasabın kedisi, fırsattan istifâde, kekliğin kafasını koparıyor. Bunu gören berberin çırağı bir satırda kedinin kafasını koparıyor. Kedi de kasap çırağınınmış. Kedisinin öldürüldüğünü görünce satırı kaptığı gibi berber çırağının kafasını ikiye bölüyor… Berber bunu görünce, yakaladığı bir sopayla kasap çırağının kafasını patlatıyor. Kasap da berberin üzerine yürüyor, onu öldürüyor. Derken, her iki tarafın akrabaları tanıdıkları da kavgaya karışıyorlar; kırk elli kafa kopuyor. O zaman Şeytân adama dönüyor:
– Gördün yâ, diyor, ben insanım ama, ahlâkımda Şeytân mevcut. Bir daha beni çağırma!..
Herşey insanda mevcut. Bu kudret, ufacık bir damla pekmezden tonlarla kan döker. Bir de bakarsın, birkaç sözle nice bizim gibi ölüleri diriltir. Ama, dirilmek kabiliyyeti, yâni onun sözünü duymak ve dinlemek lâzım… Dinlemezsek, Şeytâna doğru gidiyoruz demektir.
Dalâlete sevk eden kuvvetle, hidâyete götüren kuvvet aynidir. “Euzû billâhimineşşeytânirracim” derken Şeytân’ın ismi Allah’ın isminin yanında söyleniyor. İnsanoğlu ayıkırsa, Rahmân sıfatının da kendisinde olduğunu anlar.
DİRİ ÖLÜDEN KAÇMAK
Ölünün nesinden korkmalı… Ne canı var, ne birşey… İhtimâl, büyük adamlar: “Ölüden kaçın!” demişlerdir amma, diri ölüden; diri ahlâk ölüsünden.Ölü zamanla kokar. Ahlâk ölüsünün kokusu da etrafına yaptığı fenalıklar ve söylediği sözlerdir.
Ölüleri, kokmasın diye derin çukurlara gömerler. Ölçü olmadığı, ölçü bilinmediği devirlerde bu çukurların derinliğini, mezarı kazanın beline kadar diyerek ölçüye vurmuşlardır. Bu ölçü erkekler içindir. Kadınlar umumiyetle daha yağlı oldukları için, onların mezarını, mezarı kazanın meme hizasına kadar diye tarif etmişlerdir. Maksat, fena kokunun ve mikropların dağılıp yayılmamasıdır.
Eee… Ahlâk ölüsünü nereye gömmeli? O daima gezer ve hastalığını aşılar. Fenâ ve sârî hastalıklara yakalanan bazı kimseler, hastalıklarını başkalarına aşılamak hastalığına da müptelâdırlar; bundan zevk duyarlar… Buna çare bulmak kolay değildir. Onun için, insanlar, konuşacakları kimseleri iyi seçmelidirler. Bir tosunu kesseler, karnını yarsalar, içine kokmuş etten bir topak koysalar, o küçücük parça, iki saat sonra bütün tosunu kokutur. Kötü ahlâk da böyledir. Öyleyse “Diri ahlâklı”yı bulup da onunla ülfet etmeli.
– Kötülüğün sirâyet kabiliyyeti iyilikten daha fazla.– Fazla ki; Neye benzer: iyi bilirsiniz ki vücuda giren tek bir hastalık mikrobu bütün vücudu istilâ ediyor. Hiç görülmüş mü ki, bir sıhhat mikrobu vücuda girsin de her tarafı istilâ etsin, hastalık mikroplarını öldürsün? Böyle bir şey yoktur… Kötülük bu kadar sârîdir.
Ahlâk bozukluğu kuduzluğa benziyor… Kuduz mutlaka etrafındakileri ısıracak. Kuduz, etrafındakileri ısırdı, onları da kuduz etti diye kendisi kuduzluktan kurtulacak mı? Yok; evvelâ kendisi ölecek. Onun için ille ahlâk, ille ahlâk.
İki kardeş bile, icabında birbirlerine zıd olabiliyorlar; iki, Allah dertlisinin birbirine zıd olduğunu gördün mü? O ister ki öbürü ihyâ olsun; öbürü de ister ki o ihyâ olsun… Onların birbirlerini sevmeleri ebedî hayat demektir.
15 Ocak 2021 Cuma
KÖTÜ AHLAKIN KAYNAKLARI
üFTADE HAZRETLERİ buyurur ki:Tabiat afetinde asıl afet açlığa sabreylememektir.
Nefis mertebesinde asıl afet kibirdir.Sair kötü ahlaklar ondan doğar.İnsan kibirlenmese sair kötü ahlaklar ondan zuhur eylemez.Mesela gazap ve haset gibi.
22 Mart 2017 Çarşamba
DÖRT TEMEL KÖTÜ AHLAK , HERKESİN VAZİFESİ
Evsâf-ı zemîmenin usûl-i erbeasından (dört temel kötü ahlâktan) kalbini tahliye
kılasın (boşaltasın, arıtasın). Ve onlar; tûl-i emel (hayaller peşinde koşmak) ve acele ve
hased ve kibirdir (büyüklenmedir) bilesin ola. Ve fezâil-i erbea (dört fazîletli huy); kasr-ı
emel (kısa emel) ve teennî fi’l-umûr (işlerde aceleci olmamak) ve halka nush (nasihat) ve
cümleye tevâzûdur.
Dünyâ üç saattir. Biri geçmiş, hayaldir; biri gelecek, bilinmez ne hâldir; saat, bu
saattir (ânı yaşa!)
Fikr-i Hüdâ (Allah’ı -c.c.- düşünmek) ise kalbe gıdadır ve cana hayat ve cisme
devâdır (ilaçtır)
Herkes kendi zamanında tevhîd-i İlâhî’ye ve dîn-i Sübhânî’ye (tevhîde ve dîne)
yapışmakla ve Hakk’ı bulmakla ve dînin muktezâsını (gereklerini) yerine getirmekle ve
dînin hârici bir şey irtikâb etmemekle mükelleftir (din dışı bir şey yapmamakla
yükümlüdür).
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)