9 Aralık 2020 Çarşamba

AKIL,TEFEKKÜR,CEBRAİL,AŞK

Aklın idrâk adımları bizi bir başka âleme getirir ki orada akıl rehberlik edemez. Bu kifâyetsiz delili terk ettikten sonra, öyle bir ilim zuhûr eder ki, bu sefer de söz ve yazı bu ilmi ifade edemez. (Vechullah) orada anlaşılır. Bizi bu âleme tefekkür getirir. Onun içindir ki Hz. Muhammed: (Bir saatlik tefekkür 60 yıllık ibadetten daha hayırlıdır.) demiştir. Bu sözleri Hz. Muhammed boş yere söylememiştir. Dikkat edelim ki 60 sene vasatî olarak bir insan ömrüdür. Demek ki tefekkür, bir insan ömrü boyunca yapılan ibâdetten daha hayırlı imiş. Tefekkür, akılla olur. Akıl bizi o âlemin eşiğine kadar götürür. Orada bu taşıtın, bu binitin üzerinden ineriz; çünkü bu âlemin aklı o âlemi anlayamaz. Peygamberimiz işte bu noktayı anlatmak için (Mi’râcda bir yere kadar Cebrail’le gittim. Cebrail: “Ben buradan öteye gidemem; yanarım” dedi. Ben de onu bıraktım “Aşk” ile gittim.”) diyor. Peygamberin “Cebrail” diyerek anlatmak istediği şey, “akıl”dır. Akıl o âlemde şaşkına döner. O âlemin sultanı “Aşk”tır. Aşk’a teslim olup gözümüzü o âlemde açınca bir de bakarız ki, ne dediğimiz gibiymiş ne de duyduğumuz gibi. İşte, bu aklın aklı ermediği için herkes kendi zannına mahkûm oluyor. Kimisi ben Kadîriyim, kimisi Nakşîyim, kimisi Rufaîyim, kimisi de Alevîyim diyor. Böylelikle “Tevhîd”i parçalıyor ve dolayısıyla birbirlerini düşman görüyorlar. Hâlbuki hepsi bir kapıya çıkar. Hepsinin dirisini, o dirilerin de “Birisini” bulmak lâzım. Yani Nakşî’nin de, Rufaî’nin de, Alî’ nin de dirisini aramalı. O “Nokta-i Vahide” yi bulduktan sonra mesele kalmaz. — Bunun için durmadan çalışacağız öyle mi? — Kazma kazacak değiliz. Sakalı çırçıra verdik bir kere; nasıl olsa, aklımızın kıllarını yolmadan bırakmaz; “akıl” kelimesinin son hecesi “kıl” değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder