31 Ocak 2026 Cumartesi

M. Sami Kirazoğlu Hatıralar-4 | Abdurrahman Gürses-Kani Karaca-Hamid Ayt...

M. Sami Kirazoğlu Hatıralar-5 | Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazretleri

ARİFLERDEN BİRİSİ DER Kİ:

 Ariflerden birisi der ki: İman kalbin zahirinde olunca kişi ahireti de sever düyayı da. Bazen Allah ile bazen nefsiyle olur.İiman kalbin içine girdiği zaman ise kul dünyadan soğur, heveslerini terk ederler.Bu mertebeye ulaşmak, ancak ilahi cezbe ve kamil bir mürşidle beraber olma sayesinde de gerçekleşir.

Hafız Şirazi şöyle der:

Ben ankanın esas menziline kendi gayretimle yol almadım.

Bu merhaleyi Süleyman(a.s) 'ın kuşuyla kat ettim. 

Bu yolun, şartlarından biri de kendisiyle hemcins olmayanlarla beraber olmaktan kaçınmaktır.Çünkü bu beraberlik çok etkileyicidir. Kaybedenler hep heveslerine ram oldukları  ve inkarcılarla beraber bulundukları için kaybetmişlerdir.

Bilim, Teknoloji ve Dijitalleşme: İnsanlık Nereye? | Prof. Dr. Mehmet Çe...

HEVA'YA AİT OLAN NEDİR?

Dünyevi istifadelerden dolayı nefsin aldığı haz, tad ve lezzet hevaya aittir.Bu haz, cesede ait işlerde(Yeme,içme,giyinme,barınma) da sınırlı,şan,şöhret,bilinme,mevkide ise cesede göre daha fazladır. 

28 Ocak 2026 Çarşamba

ALLAH TEALA SANA NASIL DAVRANDI?

 Vefatından sonra Cüneyd-i Bağdadi rüyada görülmüş, kendisine :" Allah Teala sana nasıl davrandı?" diye sorulmuş.

Cüneyld'in cevabı:" Bütün o işaretler kayboldu.O ibareler yok oldu.  Bütün o görüntüler sona erdi.. Bütün bilgiler yok olup gitti.Bize sadece  seher vakti kıldığımız birkaç rekat namazın faydası dokundu."

DÜNYADA NİÇİN HAKKI MÜŞAHEDE EDEMEYİZ

 Allah Teala , perdelenmiş değildir.Perdelenmiş olsaydı bu perde kendisini örtmüş olacaktı.Halbu ki O, ne bir yöndedir, ne de bir yerdedir.Bu bakımdan perdelenmiş olan sensin.Şayet Cenab-ı Hak, bizlerden perdeyi kaldırsa ve biz kendisini müşahede etsek , kendilerine tecelli edince cennetliklerin cennet nimetlerini unutup gitmeleri gibi hem bu kevn alemini,. hemde kevnin içindekilerini unutup gideriz.O zaman da şer'i kulluk imkanı elden gider.Bu sebeble ki dünyada Hakk'ı müşahede edemeyiz.Çünkü burası mükellefiyet makamıdır.

NEDEN ALLAH DİYE ZİKREDİYORSUN?

 Bir adam Şibli k.s 'a : " Neden "Lailahe illallah" değil de  "Allah" diye zikrediyorsun? diye sordu.Şibli :" La ilahe / hiçbir ilah yoktur" derken Hak'tan uzak bir şekilde ruhumun alınmasından korkuyorum" diye cevap verdi.

Yunus suresi 25 nci ayeti :Allah esenlik yurduna çağırır ve dilediğini doğru yola iletir" ayeti ziinidanda olanların azadlığı için gelmiştir.Zindakilere söyle ki  gam çekmesinler.

Bu ayetten de anlaşılacağı üzre, dünya bir zindandır.Bir hadiste buyrulmuştur ki :"Güneşin doğduğu hiçbir gün yoktur ki bu günün önünde ve sonunda iki melek insanlarla cinlerden başka tüm varlıkların duyacağı bir şekilde sesleniyor olmasın." Ey insanlar haydi gelin rabbinize ! Allah esenlik yurduna çağırıyor" Yani cennete girecek amellere çağırıyor. 

ESSELAM lafzının manası , Allah'ın zatının her türlü kusurdan , sıfatlarının her türlü naksanlıktan . fiillerinin de şer olmaktan uzak olmasıdır.

Kullar hakkında kullanıldığında "Selam" ın manası , kalbinin hileden, kin ve hasedden, organlarının günahlardan ve mahzurlu hareketlerden salim olmasıdır.Selam ve İslam ile ancak dilinden  ve elinden müslümanların selamette olduğu kimseler vasıflanabilir.

26 Ocak 2026 Pazartesi

DENİZ YOLCULUĞUNHDA YAPILACAK VİRDLERDEN

 Deniz yolculuğunda, gemiyi rüzgarın yürüttüğü düşüncesi yanlış, Allah Tealya'ınn yürüttüğü asıldır.Bu nu idrak zor bir durumdur.  Çünkü rüzgar kendi kendine hareket edemez.bilakis onun bir hareket ettiricisi vardır.Kim bir gemiye binerse ve seyir esnasında rüzgara güvenmeyi keserse tevhid-i efalin hakikatına erişmiş olur.Aksi halde gizli şirk içinde kalmış olur.

"Ya Hayy ya Kayyum" denizde yapılacak olan evraddandır.




İMRENİLEN MAKAMLAR:SU ÜSTÜNDE YÜRÜMEK,HAVADA UÇMAK

Tarikat ehlinden su üstünde  ve havada yürüyen , kendilerine yeryüzü mesafeleri dürülen bir çok kimse görülmüştür ki sonra onlar ilk hallerine geri çevrilmişlerdir.

İstidrac sahibi de su üzerinde  ve havada yürür, yeryüzü ona dürülür fakat Allah katında bir değeri yoktur.Çünkü bu mertebeler , Allah katında övülen makamların neticesinde değil  yerilen makamların sonucunda meydana gelmiştir.

Yüce Allah7ın iradesi , bu harikulade fiillerle o kimseye hile yapmak  ve bu fiili o kimsenin aleyhine fitne kılmak için bu fiilleri meydana getirmiştir.. O kimse o olağanüstü işlere ,şer'an günah olan o fiillerin kendisini ulaştırdığını zanneder.Günah olan o  f    iiller olmasa , kendisine geçici olarak gelen bu halin hakikatına vakıf olamayacağını tahayyül eder..Zavallı adam , nefsini şer'i ölçülerle tartmaktan gaf    il olmuştur.

Allah Teala'dan bizi, kötü ameli kendisine süslenip de onu güzel gören  ve bu fiiline devam eden kimselerden eylememesini dileriz.

Hafız (k.s) şöyle der:

Ey Zahid, sakın gayret oyunundan emin olma

İbadethanenden mecusi tapınağı çokda uzakta değil.

Mesnevi de şööyle denilir:

Aslana sığınırsan kebabın eksik olmaz/Ey tilki , leşe doğru az koş

Bir pir ele geçirdin mi hemen teslim ol/ Musa gibi Hızır'ın hükmüne girip yürü.

25 Ocak 2026 Pazar

HAZRET-İ KURAN/FERMAN KİMDEN?

 Zalim bir kumandan vardı. Adamlarıyla birlikte büyük meşayihten birisinin evine indi.Hane sahibi şeyh:" Benim elimde ferman var.Benim evime inme" dedi.Kumandan ona : " Ferman getir" dedi.Şeyh evine gitti ve mushaf'ı getirdi. Kumandanın önüne koydu ve açtı:"Ey İman edenler! Kendi evinizden başka evlere , geldiğinizi farkettirip (izin alıp) ev halkına selam vermedikçe girmeyin"(Nur suresi 27) ayeti rast geldi.

Kumandan :" Ben padişahın fermanına sahip olduğunu zannettim" dedi.mushafa iltifat etmedi ve şeyhin hanesine indi.. O gece zalimi kulunç tuttu ve helak oldu.

Bu kıssada Hz.Kur'an ın diğer mucizeler gibi olmadığına işaret vardır.Kim onu reddeder ve hakir görürse en şiddetli şekilde Allah7ın gazabına hedef olur. Nitekim onu kabul eden, şeklen onu yüksekte tutan, abdestli olarak dokunan ve benzeri şekilde tazim gösteren, manen de onun muhtevasıyla amel eden ve ahlakı ile ahlaklanan kimse, Allah tarafından her arzusuna nail olur.

İNSANLARIN İHTİLAFI/İNSANA TAPMAK

 Yunus Suresi 18 nci ayette :"Onlar , Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de yarar verebilecek şeylere tapıyorlar ve :"Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler..." ayetindeki muhatapların özellikleri Allah'a inanmakla birlikte inandıkları ve Allah katında kendilerine şefeat edeceklerini söyledikleri kişilerdir.Bu kişileri put edinmektir.

Burada bir çok insanın ayağının kaydığı ince noktalar vardır. Çünkü; mülkün yegane sahibi Allah Teala dır.Yaratmak, yaşatmak,sağlık vermek,rızk vermek ona aittir. Bu nedenle zamanlarında yaşamış yahut daha önceleri yaşamış bir insanın ilahlaştırılması, Allah'a ait bir takım vasıflarla anılması, ayette belirtildiği şekilde o kimszelere tapınmadır vebu Hak Teala'nın reddettiği bir durumdur. Hak Teala'nın "seçkin kullarına" lütfettiği bazı meziyetler ilahlaştırılarak takdim edilmesi gerçek islama aykırıdır.Seçkin kul'un(Peygamberin, velilerin) bir takım halleri farklı değerlendirilmesi gerekir.Hiçbir Veli, Hak Teala'nın kendilerine lütfettiği bu vasıfları insanlara karşı üstünlük unsuru olarak kullanmaz veya hissettirmez.Ancak, kıymetli olanın sahtesi olacağından ,velayet hususunda kerametleri kendilerinden menkul kişilerin varlığı ve çok ses getirecek davranışları,  nedeniyle yukarıdaki ayette ifade buyrulan durumlar günlük hayatta yaşanmaktadır.Yunus suresinin 21 nci ayetinde  " İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra bir rahmet tattırdığımız zaman  hemen ayetlerimize hile kurarlar "denmektedir.  Burada tattırılan rahmetten maksat  tevbenin,inabenin talebde sıdkın ve ya bazı makamlara ulaşmanın zevkini; yahut keşif ve şühudun zevkini onlara tattırdığımız  zaman, insanlar arasında şeref kazanmak , makam talep etmek, halk nazarında kabul görmek ve onlardan kendilerine tabi olamalarını istemek, onlara baş olmak  ve onlardan menfeatlar elde etmek için , onları ehil olmayanlara göstermek suretiyle bir davranrış sergilemek hemen ayetlerimize hile kurmaktır demektir.

Putlara tapmak ilk önce Nuh peygamberin kavminde ortaya çıkmıştır.Hz.Adem7in8 beş salih evladı vardı.Onlar  VEDD, SÜVA,YEĞUS, YEUK ve NESR idi.vefat edince halk ona çok üzüldüKabrinin etrafında toplandılar , oradan neredeyse hiç ayrılmıyorlardı.Buarsı Babil toprağı idi.İblis bu durumu görünce onlaar insan şeklinde geldi ve :" Ben size onun suretini yapayım mı? Ona bakınca kendisini hatırlarsınız." dedi. Onlar da evet deyince iblis onun bir heykelini yaptı.Sonra onlardan her birisi ölünce , İblis onunda şeklini yapıyordu.Onlar o suretleri onların adlarıyla isimlendirmişlerdi.Sonra zaman geçince babalar, oğullar,torunlar onları unuttular.İblis onlardan sonra gelenlere: " Sizden öncekiler bu şekillere taparlar ve kulluk ederlerdi.Hz.Nuh , peygamber olarak gelince o heykellere tapmaktan onları nehyetti.Hz.Adem ile Nuh arasında on asır geçmişti.Tufan'da bu heykeller cidde sahilinde kum altına kaldı.Şeytan onu çıkarttı  

Araplar içerisinde ilk defa put diken Huzaa kabilesinden Amr.b.Luhey dir.Bu kişi Mekkeden çıkıp Şam7a gitmiş Belka da , Nuh oğlu Sam oğlu  Lavud oğlu İimlak'ın oğullarını puta taparken gördü ve onlara:"Bunlar nedir?=" diye sorunca onlar cevaben :" bunlar taptığımız putlardır.onlardan yağmur isteriz, bize yağdırırlar, yardım isteriz, bize yardım ederler" dediler.Mekkeye götürmek için onlardan bir put aldı.akik taşından insan şeklinde olan Hubel isimli putu aldı ve mekke7ye getirerek Kabenin içine, sol tarafına diktiler.İnsanlara ona saygıyı ve tapınmayı emretti.Artık birisi yolculuktan gelince ailesinin yanına gitmeden önce Beytullahı tavaf edip onunla işe başlıyor onun yanında traş oluyordu.

Tafililer Lat'a, Mekkeliler ise Uzza.Menat, Hubelve İsaf'a tapıyorlardı.

SÖZÜN EĞRİ MANANIN DOĞRU OLMASI

 Hz.Bilal Habeşi hazretleri ezan okurken "EŞEHDÜ" kelimesini "ESHEDÜ" şeklinde söylediği için kalbinde münafıklık bulunanlar bunu tenkit eder imiş.EFendimiz SAV e bu hususu dile getirerek güya dinin başlangğıcında böyle yaanlışın yapılmamasını ifade edince Mesnevide ifade edildiğine göre Efendimiz SAV, Bilal'in Eshedüsü sizin Eşhedünüzden Allah'a daha sevimlidir" demiştir.

Eğer sözün eğri fakat manası doğru olursa. O eğri söz , Allah'a makbuldür.

Dostların hatası , başkalarının doğrusundan daha evladır.

Ebud Derda(r.a) şöyle rivayet edilmiştir: "Allah'ın "EBDAL" denilen bmazı kulları vardır.Onlar eriştikleri mevkiye çok oruç, namaz, nafile ibadet  ve güzel yaşantı ile erişmemişlerdir.Ancak onlar, veraada samimiyet, iyi niyet, gönül selameti ve bütün müslümanlara merhamet duygusu ile ulaşmışlardır. Allah onları ilmi ile seçmiş ve kendi zatına tahsis etmiştir.Onlar , İbrahim kalbi gibi kalbe sahip kırk kişidirler. Onlardan bir kişi ölünce Allah onun yerine geçecek birisini yaratır.

Bilki onlar hiçbir şeye sövmez, bir şeye lanet etmez, kendilerinden aşağıdakilere eziyet etmez, onları küçük görmez, kendilerinden yukarıdakilerine de haset etmezler.

İnsanların en doğru haber verenleri , en yumkuşak huyluları ve gönülce en cömertleridirler.Kendileri ile Rableri arasında (yakınlığa) en hızlı koşan atlar ve fırtınalı rüzgarlar bile yetişemez. Hayırlarda yarışmak konusunda onların kalbleri , Allah'a kavuşmak için yüksek tavanlara(semalara) yükselir.

İşte onlar Allah'ın hizbi( taraftarları)dırlar. Haberiniz olsun ki Allah'ın hizbi gerçekten felaha kavuşanların ta kendileridir"

Mesnevi'de evliyanın vasfı hakkında  şöyle denilir:

O ktendisinden , kendi varlığından ölmüş, Rabbi ile dirilmiştir.

Bu yüzdendir ki , Hakk'ın sırları, onun iki dudağı arasındadır.


AF ÜZERİNE OLMAK

 Hz.Ömer efendimiz ,"Ya Resulallah! niçin sen bizim en fasihimizsin?" dedi.Bunun üzerine Allah7ın Rasulü şöyle buyurdu: " Cibril bana geldi ve bana atam İismail7in dilini telkin etti. Şüphesiz ki beni Allah eğitti ve eğitimimi degüzel yaptı.Sonra bana güzel ahlakı emretti de :" Sen af cihetini tut ve iyiliği emret"(Araf 199) buyurdu.

ÜÇ HASLET

 Alimler üç haslet hususunda ititfak etmişlerdir.Bu hasletler doğru düzgün olduğu zaman kurtuluşa sebebtir.Bu üçü ancak birbiri ile tamam olur.Onlar: Zulümden uzak olan müslümanlık, temiz gıda, amellerde Allah için sıdk/doğruluktur.

Şu üç şey en büyük iftiralardandır.: Bir adamın gözlerine iftirasıdır.( Rüyasında bir şey) görmediği halde gördüm der. Yahut ana babasına iftirasıdır: Babasından başkasının baba olduğunu iddia eder. Yahut bana iftirasıdır: Benden işitmediği halde Rasulullah'dan (hadis) işittim der.

Peygamber , kendilerine vahiy konusunda Allah'ın eminleridir.Onlar ne ilave , ne eksiltme, ne de değişiklik yaparlar.Veliler de böyledirler.Kendilerine iihlam ettiği şeyler hakkında Allah'ın eminidirler.Onları ilavesiz eksiksiz layık olanlara ulaştırırlar.

Ümminin v eli olmasını inkar eden, ümminin nebi olmasını da inkar etmiş olur. 

24 Ocak 2026 Cumartesi

KAFİR'E NİÇİN MÜSRİF DENİR

 Kafir'e"müsrif(haddi aşan)" denmesi, din konusunda haddi aşan israfa düştüğü , gaflette haddi aştığı içindir. cCünkü harcama konusunda müsrif olan kimse gibi nefsani arzusunu uymakta, manasız ve hatta zararlı işlerde ömrünü tüketmekte olan kişinin de aşnı şekilde müsrif olduğunda hiçbir şüphe yoktur.

ALLAH BEDDUA EDENLER

 Yunus Suresinin 12 nci ayetinde Hak Teala buyurur: "İnsana bir zarar dokunduğu zaman yatarak, oturarak veya ayakta bize beddua eder.Ama biz ondan sıkıntısını giderince , sanki kendisine dokunan bir sıkıntıdan dolayı bize dua etmemiş gibi geçer gider...."

Nadr b.Haris Efendimizi inkar ederek " Ey Allah'ım eğer Muhammed peygamberlik iddiasında doğru ise üzerimizi gökten taş yağdıryahut acı bir azap gönder" dedi.Bunun üzerine Hak Teal Yunus suresi 11 nhci ayeti indirdi:eğer Allah insanlara hayrı acele istedikleri gibi şerri de acele verseydi, şüphesiz onların ecelleri bitirilmiş olurdu. Fakat biz, bize kavuşmayı ummayanları azgınlıklar içinde bocalar bir halde bırakırız."

Acilen öldürülmelerinde hiçbir fayda yoktur.Belki bundan sonra iman edebilirler ya da onların sulbünden imanlı kimseler çıkabilir.Bundan dolayı Allah, onlara şerri uulaştırmada acele etmez.Bilakis mühlet tanır ve yavaş yavaş azaba yaklaştırır.

ZİYA BÖLÜKBAŞI HAZRETLERİ

 Hatay Dörtyol'da türbesi olan nakşi meşayihinden Ziiya Efendi merhum ile alakalı olarak müntesiplerinden Mustafa Ercan şunları anlattı.Dedem Şemsittin hocaya on yaşlarında Diyarbakından i Bekir isminde birisi gelmişti ve dedemin yanında  "tutma" olarak durmakta idi.Dedim onu emri altında kullanır.Harçlığını verir ve iaşesini temin eder idi.Dutma Bekir'i bir gün uzak bir yere bir iş için göndermişler.varacağı yere varmadan kar,tipi her tarafıkaplamış,çocuk nereye gideceğini bilemez vaziyette kalmış iken bir adam yaklaşır ve ona beni takip et der.Çocuk onu takip eder taki bulunduğu köyü göreceği bir yere gelince adam ona haydi buradan öteye sen gidebilirsin der.Tutma bekir yıllar sonra 25 yaşında iken Dörtyol da , kendisine çocuk iken yardımcı olan bu zatın Mektup dağıtan Postacı Ziya Efendi olduğunu görür ve hemen eline yapışır.elini öper. 

İLİM TÜRLERİ

 "BİLDİĞİ İLE AMEL EDENE, ALLAH BİLMEDİĞİ ŞEYLERİN İLMİNİ VERİR" 

Bu hadis-i şerifde geçen ilk ilim,. öğretim yoluyla elde edilen muamele ilmidir.İkincçi ilim ise veraset Allah'ın bağışlaması yoluyla elde edilen mükaşefe ilmidir.Bu ilkinden daha yüksek ve daha değerlidir.Çünkü bu ilme göre ilki öze göre kabuk mesabesindedir.


GECİ Mİ GÜNDÜZ MÜ KIYMETLİDİR

 Yunus suresi 6 nci ayetinde "Gece ve gündüzün birbiri ardınca değişip durmasında , Allah7ın göklerde ve yerde yarattığı şeylerde takva sahibi bir toplum için nice alametler vardır" buyurulmuştur.

Gece yahut gündüzün hangisinin daha üstün olduğu hususunda ihtilaf vardır.İmam Nisaburi'ye göre Gece daha üstündür. Çünkü gece rahatlıktır. Rahatlık cennettendir. Gündüz yorgunluktur. Yorgunluk ateştendir. Öyleyse gece yatağın ve visalin nasibidir.Gündüz ise giyinmenin ve firakin(ayrılığın) nasibidir der. Bazılarına göre gündüzün daha üstün olduğu söylenmiştir. Çünkü gündüz aydınlığın, gece ise karanlığın mahallidir.

Denmiştir ki Gece zat alemine işarettir. En yüce derece onundur. Gündüz ise sıfat alemine işarettir. Onun da çok büyük fazileti vardır. Gece doğanın fena fillah ve gündüz doğanın da baka billah ehli olmasıyla da gece gündüz birbirinden ayrılır. Gece ve gündüzde celal ve cemal yurdunun sırrı ile o yurtların ehlinin sırrı vardır. 

ŞEYH MUHMUT APAK'DAN

 Şeyh Mahmut Apak hazretlerinin müritlerinden derviş Recep Gök anlattı:Şıh hazretlerine birisi geldi.iki dizi üstünde ilerleyerek şıh hazretlerine dedi ki:"Efendimiz itiniz olmaya geldim?".Şıh hazretleri bu şekildeki yalaka sözleri pek sevmezdi.Ona şöyle söylediği hatırımda kaldı:"İt yemeği yiyinci şöyle kenara çekilir kuyruk sallar.Bize yük taşıyacak  eşek lazım.Yemek yiyince çalışacak, yük taşıyacak" 

23 Ocak 2026 Cuma

MUSTAFA HOLAT HOCA'DAN

 Semazen başı Mustafa Holat Hocam anlattı.Küçükken  babamla birlite Beşiktaş'taki YahyaEfendidergahına gitmiştik.Dergahın içindeAbdülhay efendi mesnevi takriri yaptırmaktaidi.Odada Konya'dan İstanbul'a gitme çelebilerden brisi var idi.sedirin birazaşağısındaiseüç tane asker duyduklarını not etmekte idi.Ancak askerlerin üniformalarının kırmızı renkte olduğunugördüm.Ben askeregidince bu üniformadakiapoletlerin kırmızı renginin Paşa'yaraait olduğunu öğrendim.Çocukluğumda gördüğüm o paşalar osmanlıca not almaktaidiler.

Abdülhay efendinin yanında olan Çelebilerden olan o kişinin ismişimdihatırıma gelmedi.Ancakbu şahıs Konya'da iken Sıtkı dede hazretlerine müracaat ederek rızkını temin edeceği bir iş için danışmıştı.Hazret o iş kolay dedi.Ertesigün bu şahsarüyasını anlattı.Dergahtanbir pınarınçıktığını caddeye doğru aktığını hatta kaphı camisine kadar gittiğini anlattı.Bu şahısİstanbul7agiderek büyük tüccar olmuştu. 

22 Ocak 2026 Perşembe

KALBE NİÇİN KALB DENİLMİŞTİR

 ŞU İKİ MANADAN DOLAYI KALBE KALB DENİLMİŞTİR,

1- KALB, RUH İLE NEFS ARASINDA YARATILMIŞTIR.o HALDE O BU İKİSİNİN KALBİDİR.

2- KALLERİN DEĞİŞMESİNDEN DOLAYI. BAZEN RUHUN FEYZİNİ KABUL ETTİĞİ İÇİN NURANİ OLUR. BAZEN DE NEFSİ KABUL ETTİĞİ İÇİN ZULMANİ OLUR

ŞEYTANIN KURBAN OLDUĞU KİMSE

 Bir hadis-i şerifde şöyle buyrulmuştur:"Kul kırk yaşına ulaşır da hala hayrı şerrine galib gelmez ise ,şeytan onun iki gözünün arasından öper ve "Ebediyyen iflah olmayacak bir yüze kurban olayım" der 


21 Ocak 2026 Çarşamba

YARATILIŞ VAKİTLERİ

 Sahih bir rivayette şöyle buyrulmuştur:" Allah toprağı (yani yeryüzünü) cumartesi günü yaratmıştır. Yeryüzündeki dağları pazar günü yaratmıştır. Ağaçları pazartesi günü, beğenilmeyen şeyleri salı günü, nur ve aydınlığı çarşamba günü yaratmış ve canlıları perşembe günü yayıp salıvermiştir. Cuma günü ikindiden sonra akşama kadar olan günün son saatinde yaratılanların sonuncusu olan Adem'i yaratmıştır"

Pazar günü sorulunca  Efendimiz SAV "Ekim(dikim) ve imar günüdür" buyurdu.

Pazartesi günü sorulunca :" Yolculuk ve ticaret günüdür" buyurdu.

Sali günü sorulunca:" Kan günüdür" buyurdu.Hz.Adem7in oğlu Kabil, kardeşini o gün öldürmüş,Cercis, Zekeriya ve oğlu Yahya,Firavunun sihirbazları, Firavunun karısı Aziye binti müzahim  ve İsrailoğullarının ineği o gün öldürülmüştür.Efendimiz SAV Salı günü hacamatları şiddetle nehyetmiştir.

Çarşamba günü başlanılan işin mutlaka tamamlandığı söylenmiştir

Perşembe için ihtiyaçları görme ve sulatnın huzuruna çıkma günüdür . Cuma nikah günüdür.


ACELE EDİLECEK İŞLER

 Sadece şu işlerde acele etmek güzeldir: Tevbede, borcu ödemede, misafiri ağırlamada, bekarı evlendirmede, ölüyü defnetmede ve cünüblükten yıkanmada.

NEFS

 Kafirleri, nefis Firavununun sihirbazları büyülemiştir.Bu sebeble hakdan kör, sağır ve dilsiz olmuşlardır.Artık onlar hakkı anlamaz ve hakka çağırana tabi olmazlar.Nefis, baş olma sevgisi ve ilerleyip yükselme arzusu üzere yaratılmıştır.Onun için başkasının emri altına girmeye razı olmaz.Nefsi ıslah etmek ancak riyasetin zıddı olan ubudiyet; yani Hakk7a kulluk ve mürşide boyun eğmekle olur.

Denmiştir ki " Münkirlerin bir çoğu ,. evliya ve salihlerin havada uçtuklarını görseler:" Bu sihirdir, bunlar da şeytandır" derler.Şüphe yok ki tevfikten mahrum olan , gayben ve manen hakkı yalanlayan kimse , gördüğünde ve hissettiğinde de onu yalanlar.Şaşılacak şeydir; sihir ve şeytanların işyi nasıl büyük peygamberlere ve değerli velilere nisbet edilebilir.

20 Ocak 2026 Salı

UYARICILAR

 Peygamaber ve mirasçısı olan veliler uyarıcılardır.Uyarma müjdelemekten önce gelir.Çünkü, derece itibarı ile gereksiz şeyleri izale edip ortadan kaldırmak, gerekli şeyleri yapmaktan önce gelir.Öğüt ve müjde , nefis inkar ve günahlarla kirlenmiş olduğu müddetçe fayda etmez.Çünkü evi güzel kokularla havalandırmak, ancak oradaki pislikleri yok edip süpürdükten sonra olur.

Bedeni hastalıkları tedaviye girişen doktor önce vücudu pisliklerden temizlemekle işe başlar.Sonra takviye edici tedaviyi tatbik eder.Aynı şekilde kalb hastalıklarını tedavi edecek tabibinde evvela bozuk akideleri, düşük huyları, kalbi bulandıran çirkin amelleri temizlemekle işe başlaması gerekir.Bunlara kötü akibetten korkutma şarabı içirir.Helak edici şeylerden onları arındırır, sonra taatlarla takviye edecek şeylerle tedavi ederek salih amellerin güzel akibetiyle müjdeler.

RACULİYET

 Raculiyet; yani gerçek adamlık, doğru sözlülük ,komşulardan eza verici şeyleri giderme ve ihvan arasında yardımlaşmadır.Bu zahirde böyledir.Hakikatte ise racüliyet, Allah Teala'dan başka her şeyden uzaklaşmaktır.Mirac hadisinde şöyle buyrulur:" Allah Teala yaratılanların kalplerine baktı  da Hz.Muhammed sav 'in kalbinden daha aşığını bulamadı.Bundan dolayı ona rüyeti, yani cemalini görmeyi ikram etti"

Velayetin durumu nübüvvetin durumuna benzçer.Her asır ve çağdaki velilerin çoğunu görebilmiş olsaydın , onların mevki ve makam ile tanınmış kimseler olmadıklarını görürdün.Bu hale şaşıran kişi inkar tehlikesien düşmüş  ve bazıları bu perde sebebiyle hayırlı kimseleri görmekten perdelenmiştir.

SEÇİLMİŞLERE KARŞI ÇIKMAK

 Peygamberler seçilmiş insanlardır.Peygamber varisleri de seçilmiş kimselerdir.Kureyş müşrikleri, Efendimizin kendilerine reis olarak seçilmesi tuhaflarına gelmiş ve "Bu apaçık bir sihirbazdır" zdemişlerdir(Yunus 2). Hz.Peygamber efendimiz SAV, hasebde, nesebde, şerefde ve reislik hususunda itibar edilen yüce hasletlerde Kureylşin büyük saydıklarından aşağı değildi.Sadece mal hariç.Malın ise kişinin şerefi ve cevherinin asaleti hususunda hiçbir tesiri yoktur.Ama onlar gözlerinde zenginliği çoğalttığı için Hz.Peygamber efendimizin reis seçilmesine şaştılar."Ve dediler ki : "Bu Kur'an iki kentten büyük bir adama indirilmeli değil mi?"(Zuhruf 43/31)

Raculiyyet ; yani gerçek adamlık , doğru sözlülük, komşulardan eza verici şeyleri giderme ve ihvan arasında yardımmaşmadır.Bu zahirde böyledir. Hakikattaise raculiyyet, Allah Teala'dan başka her şeyden uzaklaşmadır.Mirac hadisesinde şöyle buyrulur:" Alla hTeala yaratılanların kalblerine baktı da Muhammed (a.s) 'ın kalbinden daha aşığını bulamadı.Bundan dolayı ona rüyeti; yani cemalini görmeyi ikram etti." 

Bilesiniz ki velayetin durumu nübüvvetin durumuna benzer.Her asır ve çağdaki velilerin çoğunu görebilmiş olsa idin , onların meki ve makam ile tanınmış kimseler olmadıklarını görürdün.Bu hale şaşıran kişi , inkar tehlikesine düşmüş ve bazıları bu perde sebebiyle hayırlı kimseleri görmekten perdelenmiştir.

"Uyarma" peygamberlerin vazife ve davranışlarıdır.Çünkü uyarı, mükelelf olan kafirlerden, müminlerin avam ve havassından herkese fayda verir.Kimileri cehennem ateşi ile uyarılır, kimileri de nimetler yurdu olan cennette derecelerinin düşmesiyle uyarılır.Üçüncü bir kısım da kerim olan Rabb'in cemalini müşahededen  perdelenme ateşi ile uyarılıp korkutulur.

HURUFİYYİ

Hz.Adem (a.s) ve Hz.İdris (a.s) 'ın ilimlerinden birisi de harflerin ilmidir(ilmi hurifiyye).Ancak kendilerine hurufiyye denilen fırka , işareti esas alıp ibareyi terk ettikleri ve hakikatın elbisesi olan şeriata hürmeti zedeledikleri için yerilmişlerdir.Nitekim lafız mananın elbisesi, ibare işaretin zarfı, vücud da şuhudun aynasıdır. Bunların hepsi birbirine bağlıdır.Bunlardan sadece birisini alan ilahi marifet dairesinin haricinde kalır.
O halde gerekleri ve hakikatlarıyla bu harfler hakkında bilgi hakikatte Allah'a, Peygamber'e ve kamil varisler olan alimlere havale edilir.Bu varis alimlerden bazıları bu harflerin manalarını tevil cihetine gitmiş ve "Huruf-u mukattaadan olan her harf Allah Teala'nın isimlerinden bir isimden alınmıştır" demiştir.

19 Ocak 2026 Pazartesi

EFENDİMİZ SAV İN SOYU

 Peygamberimizin Arapların en şereflisi ve faziletlisi olmasının izahı şudur: O, Külab oğlu Kusay oğlu Abdi Menaf oğlu, Haşim oğlu,Abdulmuttalib oğlu Abdullah oğlu Muhammed's.a) dir.Babasının ve annesinin nesebi Külab da birleşir.Çünkü annesi Amine, Külab oğlu Zühre oğlu Abdi Menaf oğlu Vehb'in kızıdır.Güzel hasletleri yönünden Haşiimoğulları , Arab kabilelerinin Hz.İsmail'e ulaşan en faziletli kabilesidir.Külab'ın nesebi şu şekildedir: Külab oğlu Mürre oğlu Kab oğlu Lüey oğlu Galib oğlu Fihr.

Fihr , Kureyş kabilesinin nesep itibarıyla birleşip toplandığı şahıs olmaktadır.Fihr'e kureyş denmesinin sebebi şudur: Fihr , muhtac durumda olanların  ihtiyacını soruşturup araştırır ve onların ihtiyacını kendi malından karşılar idi.Fihr'in çocukları da hacca gelenlerin ihtiyacını araştırıp soruştururlar ve onlara rifade hazırlarlar idi.Bu yüzden onlara (ihtiyaç sahibini araştırıp karşılayan) manasına gelmek üzere Kureyş ismi verilmiştir.

Rifade , hac mevsiminde hacılar için hazırlanan  ve hacdan ayrılana kadar kendilerine ikram edilen yemek demektir. 

Kureyşliler , Kusay'ın zamanında her hac mevsiminde mallarından bir kısmını çıkartıp Kusay'a verirlerdi.Kusay da toplanan bu mallar ile hacılara yemek hazırlar idi.Fakir ve azığı olmayan hacılar bu yemekten yerlerdi.Onun bu adetini oğlu Abdi Menaf , Abdi Menafdan sonra oğlu Haşim, Haşimden sonra Abdulmuttalib sonra onun oğlu Ebu Talib devam ettirmiştir.Bu adeti Abdulmuttalibden sonra oğlu Abbas'ın sürdürdüğü de söylenmiştir.Bu gelenek Efendimiz zamanına ondan sonrada dört halife zamanına kadtar devam ettirilmiştir.Halifeler döneminde de HALİFELİK bAĞDAT'DA; SONRA DA mISIR'DA SON BULANA KADAR SÜRMÜŞTÜR.

Enes b. Malikden rivayettir: Kureyş'i sevmek imandandır. Onlara buğzetmek küfürdür.

KALBİN ALTI HALİ

 Ebu Bekr Varrak(Allah ona rahmet etsin) şöyle söylediği rivayet edilmiştir." Kalbin altı hali vardır.Hayat, ölüm, sıhhat, hastalık,uyanıklık ve uyku hali. Onun hayatı hidayet, ölümü dalalet, sıhhati saflık, hastalığı ( Allah 'tan başkasına) ilgi ve alaka, uyanıklıı zikir, uykusu ise gaflettir."

İMAN/İHSAN

 İimanın sureti , icmali ve tafsili olarak kalb ile tasdiktir.İmanın hakikatı ise ihsandır."ihsan ise Allah'a , sanki O'nu görüyormuşsun gibi iibadet etmendir.Her ne kadar sen onu görmesen de O seni görür." İhsanın hakikatı ise " Ben onun kulağı ve gözü olurum" mertebesidir ki bu mertebe , nafilelerle elde edilen yakınlıktır..Onun üstünde farzlarla elde edilen yakınlık vardır. ki buna "SEMİALLAHU LİMEN HAMİDEH"( ALLAH KENDİSİNE HAMD EDEN KİMSEYİ İŞİTTİ"  sözüyle işaret edilmektedir.

Kabeye inanan kimse onu uzaktan gördüğü zaman yakini artar.Sonra ona yaklaştığı zaman kemale erer. Ardından içine girdiği zaman kemali artar.Dolayısıyla itikadın özünde aslında farklılık olmaz.Keyfiyetinde olur.

NEFSİN İKİ KILICI

 Nefsin, yiğit ve azametli insanların boyunlarnı kesen iki kılıcı vardır. Bunlar, karın v e cinsel şehvetlerdir.Çünkü cinsel şehvet  güç ve kuvvetini karın şehvetinden alır.

Helal ile dolan karından daha kötü bir kap doldurulmamıştır.Bu yenen gıdanın helal olduğu durumdadır.Haram olduğu vakit durumun ne olacağını siz düşünün. Yemek ve özellikle çok yemek insanı manevi yoldan alıkoyar.Hz.İsa'dan rivayet edilmiş bir hadiste şöyle denmiştir:" Ey Havariler topluluğu! Karınlarınızı aç, ciğerlerinizi susuz bırakın. Belki bu sayede kalpleriniz Allah Teala'yı görür." Konuşmak ve insanların verdiği eziyetten rahatsız olmak  da aynı şekildedir.Kişinin buna sabretmkesi  ve onları eza verenler olarak görmesi gerekir.Çünkü o muvahhiddir(tevhid ehlidir.), ona göre kendisine kötülük yapan da iyilik yapan da eşittir. Üstelik kötülük yapanı iyilik yapan(muhsin) olarak görmesi gerekir.

Uyku da aynı şekildedir.Alimlerden sirisi demiştir ki :" Kim kırk geceyi halis bir şekilde uykusuz olarak geçirirse semaların melekutu onu keşf olunur".

18 Ocak 2026 Pazar

HOCAYA SAYGI

 İmam-ıAzam Ebu Hanife hazretleri   hoca olarak Hammad'ı seçmişti.Şöyle anlatmıştır: Basra'ya gittim.Bana sorulacak tüm sorulara cevap veririm sanıyordum.Fakat bana bazı konularda sorular sordular, bunular verilecek cevabı bulamadım.Bunun üzerine kendi kendime Hammad'dan hiç ayrılmamaya yemin ettim.ve yirmi sene onunla beraber oldum.Kıldığım bütün namazlarımın sonunda anne babamla birlikte mutlaka hocam Hammad için de dua ederim

SADIKLARLA BERABER OLUN EMRİ

 Tevbe suresinin 119 ayetinin emridir." Ey iman edenler, Allah'dan korkun ve doğrularla beraber olun"

Bu ayetteki hitap "Ben sizin Rabbi'niz değilmiyim?" sorusuna "Elbette Rabbimizsin"(Araf 7/1752) diye cevap verdikleri misak günündeki sözlerinde sadık olan kimselerle beraber olun.Allah'dan başkasına ibadet etmeyeceklerine , O'na dünya ve ahirete aid maksatlarından hiçbir şeyi ortak koşmayacaklarna dair verdikleri sözde sadık olanlarla ve tüm yaratılanlarda tecerrüd eden , hatta kendi bedenlerinden bile geçen kimselerle beraber olun.

Sadıklar, vüsul yolunun mürşidleridir.Salik , onların sevdikleri arasında yer alır ve onların kapılarının eşiğinde onlara hizmet edenler zümresinden olursa , onların sevgisi, terbiyesi ve velayetelrinin kuvveti sayesinde seyr ilallah  ve Allah'dan başkasını(masiva) terk etme konusunda mertebeler kat eder.

Şeyh Ekber İbni arabi hazretleri  sdemiştir ki:" Eğer fiillerin senden başkasının (mürşidinin) muradı doğrultusunda ceryan etmiyorsa , ömür boyu nefsinlhe cihad etsen de nefsani arzulardan (heva) geçmen mümkün olmaz.

İçinde kendisine hürmet etme isteği hasıl olan bir kimseye (mürşid) bulduğun zaman ona hizmet et. Onun önünde bir ölü ol.Seni dilediği gibi evirip çevirsin. Onun yanında senin bir tasarrufun olmasın.Bu takdirde sana emretti yahud yasakladığı şeylere uyduğun için bahtiyar olarak yaşarsın.Eğer sana bir işte çalışmayı emerderse çalış. Ama bunu onun emri olduğu için yap.Yoksa senin nefsani arzularından ötürü değil.Çalışmamanı emrederse çalışma, otur.Bunu da onun emrinden dolayı yap, yoksa kendi heva ve hevesin yüzünden değil.Çünkü o senin menfeatlarını senden çok daha iyi bilir.Öyleyse ey yavrucuğum , seni irşad edecek , bu yolda karşılaşacağın vesveselerden koruyacak olan bir şeylh bulmaya çalış.Ta ki zatın ilahi vücud ile kemal bulsun.İşte o zaman nefsini keşfi i'tisami vücud ile idare edebilirsin.

Mesnevi'de şöyle denir:

Piri seçtin mi , nazik ve tahammülsüz olma.Eteğine yapıştın mı , teslim ol.Hz.Musa gibi Hızır7ın emrine gir.Önde ve rehber olan şeyhi İmtiihan etmeye kalkışan mürid eşektir.

TACİRLER/FACİRLER

 Bir hadis-i şerifde şöyle buyrulmuştur:" Tacirler, kıyamet gününde facirler olarak haşrolunacaklardır.Ancak yalandan sakınanlar, yeminlerinde doğru olanlar ve sözlerinde sadık olanlar müstesna"

Allah Teala , yalan yeminle satılan malın bereketini yok eder.Hadiste buyrulmuştur: "  Kazancın en hayırlısı , söyledikleri zaman yalan söylemeyen, emanet edildiği zaman hıyanet etmeyen, vadettikleri zaman caymayan, satın aldıkları zaman kötülemeyen, sattıkları zaman övmeyen , borç aldıkları zaman borçlarını savsaklamayan ve borç verdikleri zaman da zorluk çıkarmayan tacirlerin kazancıdır"

ÇOKCA HAMD,ÇOKCA İSTİĞFAR

 İlk dönem alimlerinden birisi şöyle demiştir:" Üzerinde Allah'ın nimetleri görünen kimse Allah'a çokca hamdetsin.Üzüntü ve kederi artan kimse de çokca istiğfarda bulunsun

ŞEYH MAĞRİBİ

 ŞİRK, HASED, KİBİR,RİYA VE KİN DİKENİ OLAN TOPRAKTA TEVHİD GÜLÜ BİTMEZ.

ESMAÜ HÜSNA DAN:RAUF VE RAHİM İSİMLERİ

 RAUF(Çok şefkatli) ismi, kula isabet edecek zararı izale etmek

RAHİM(Çak merhametli) ismi ise kula menfeat ulaştırmak manasına gelmesi mümkündür.

Ayrıca bu isimlerinin birinin müminin geçmiş günahlarının, diğerinin ise gelecek günahları için olması mümkündür.

KIYAMET GÜNÜNDE MAZERET VE İMTİHAN

 Fetret ehli(kendilerine peygamber ulaşmamış) kimseler kıyamet gününde imtihana tabi tutulacaklar.Bezzaz'ın Sevban'dan rivayet ettiği bir hadiste Hz.Peygamber SAV şöyle buyurmuştur:Kıyamet gününde cahiliyye halkı(fetret ehli) sırtlarında putlarını taşır oldukları halde gelirler, Rableri onlara sual eder.Onlar da:" Rabbimiz ! Sen bize herhangibir Rasul göndermedin, senin emrin de bize gelmedi. Eğer bize resul gönderse idin , senin en itaatker kulların biz olurduk" derler Rableri onlara:

" Durun bakalım ! Eğer ben size bir şeyi emretsem , itaat edermisiniz? der. Onlarda: "
Evet " derler.Allah bu şekilde onlardan sağlam söz alır.Onlara ateşe girmelerini emreden birisini gönderir.Onlar giderler. Ateşi gördüklherinde korkup geri dönerler ve :

"Rabbimiz! Biz ondan korktuk. Oraya girmeye gücümüz yetmez" derler.Bunun üzerine Allah Teala : "Oraya aşağılık olarak girin" buyurur. 

Efendimiz SAV demiştir ki:" Eğer onlar ilk seferde oraya girmiş olsalardı ateş onlara serin ve esenlik olurdu"

17 Ocak 2026 Cumartesi

ABDUULMUTTALİP

 Efendimizi himaye eden dedesi ömrdünün sonuna  doğru putlara tapmaktan vazgeçmiş.Allah'ın birliğini kabul etmiştir.O bir takım uygulamalar yapmıştır ki bunların çoğunu Kur'an ve sünnet(hüküm) olarak getirmiştir.Mesela Yaptığı nezre vefa göstermesi,mahremlerle nikahlynmayı yasaklaması, hırsızın elinin kesilmesi, kız çocuğunu diri diri gömülmesini yasaklaması, şarap ve zinayı yasaklaması, Beytullah'ı çıplak tavaf etmeyi yasaklaması bunlara örnek olarak gösterilebilir.

PEEYGAMBER ANNESİNİN DİRİLMESİ

 Alimlerin çoğunluğunun kabul ettiğine göre Veda haccından sonra Medineye dönerken annesinin mezarının bulunduğu Akabetul Hacun'a uğramış, Allah Teala'dan annesini diriltmesini istemiş, Allah da annesini diriltmiş, annesi iman etmiş, ardından da Allah onun ruhunu geri almıştır. 

MÜKELLEFLERİN FİİLLERİ

 Denilmiiştir ki mükelleflerin fiilleri iki kısımdır:

1- Organların fiilleri  2- Kalplerin fiilleri

Fıkıh kitapları sadece uzuvların amelleri ile ilgili mükellefiyet kısımlarını içermektedir.Kalplerin amelleri ile ilgili mükellefiyete gelince bunlar fıkıh kitaplarında çok nadir bulunmaktadır.Bazı bahisleri kelam kitaplarında işlenmiş, diğer bazı bahisler ise İmam Gazali ve emsali alimler ahlak ilminde açıklamışlardır.Bunların tamamı Allah Teala'nın " Allah'ın sınırlarını koruyanlar" kavlinde münderictir.

Gazali kardeşlerden Şeyh Ahmet Gazzali kardeşi imam Muhammed Gazzali ye şöyle dedi:" Senin tüm ilmini iki kelimede özetledim.Allah'ın  emrine saygı göstermek, Allah'ın yarattıklarına şefkat göstermek".

"HAMD EDENLER" KAVRAMI

 Tevbe suresi 112 ayetinde "Hamdedenler" kavramı geçmektedir. Bu kavramı alimler genelleyip insanların hem uhrevi hemde dünyevi nimetlere karşı şükretmeleri gerektiğini söylemişlerdir.Ayrıca dünyada ailesine, kendisine yahut malına gelhen şiddet ve musibetlere dahi hamdetmesi gerktiği söylenmiştir.Başa gelen musibetler ve sıkıntılar gerçekte nimettir.XÇünkü bunlar kula pek çok mükafat kazandırır.Hatta çocuklarının öölüm anında katlandığı şiddetli sıkıntılar dahi sabırlı veliye sevap olarak döner.Efendimiz SAV "Başa gelen iyi kötü her hale Allah'a hamdolsun" buyurmuştur.

HAK YOLUNDA HARCANAK İKİ KUSURLU ŞEY

 Nefs, şer ıstırabın sermayesidir. Mal, tuğyan ve gururlanmanın sebebidir. Bu iki kusurlu ve ayıplıyı Hak yolunda harca ve beğenilen ebedi cenneti al.

Tefsiri Kebir'de anlatılır.Tevbe suresinin 111 nci ayetinde "Allah müminlerin canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır" ayeti nazil olunca şeytan bu ayetle Rabbiyle münakaşa ve mücadele eder. Alışverişteki " Bir müşteri ayıplı bir malı satın aldığı zaman o malı satana iade eder." şeklindeki şeri meseleyi öne sürer ve şöyle der:" Ey Rabb'im ! Sen onların canlarını ve mallarını satın aldın.Halbuki onların canlarının ve mallarının tamamı ayıplı.Şeriatın ve adaletin gereği olarak kullarını bana iade et.Onlarda benim olduğum yerde(cehennemde) benimle birlikte olsunlar." Allah Tela şu cevabı verir:" Sen benim şeriatımı , adaletimi ve lütfumu bilmiyorsun.Bir müşteri lütuf ve merhametiyle bütün ayıplarına rağmen bir malı satın aldığı zaman onu satan kimseye iade etmesi benim şeriatımda hiçbir mezhebe göre caiz değildir." Bu cevap üzerine şeytan, kovulmuş ve yalnız başına bırakılmış bir halde seke seke huzurdan uzaklaşır.

Mesnevi'de denir ki:

Eksikliğinden dolayı insanların hiç bakmadığı kumaşı o kerem sahibi Allah satın alır.

O hiçbir kalp parayı geri çevirmez.Çünkü onun satın almaktan maksadı kar değildir.

Nefahatül Üns de denir ki:

Sen ezeli ilminle beni gördün, Ayıplı gördüğün halde satın aldın.Send e o bilgi , bende de o ayıp vardı.Kendi beğendiğin şeyi geri çevirme. 

14 Ocak 2026 Çarşamba

HASTALIKLAR VE KURTULMA YOLLARI

 Mümin hastalığının tedavisine tevessül etmelidir.Tedaviye başvurup sonuç alamazsa sabredip isyana düşmemelidir.Çünkü Efendimiz SAV Hak teala ölümden başkaher derde deva yaratmıştır buyurmuştur.Çünhkü hastalığa sabretmek insanın günahlarına kefarettir.Hz.Aişye validemiz Medine'ye geldiğinde hummaya(sıtmaya) yakalanmış ve ona lanet etmişti.Efendimiz SAV:"- Ona lanet etme.Çünkü ona öyle emredilmiştir. Fakat dilersen sana bazı kelimeler öğreteyim, onları söylediğin zaman Allah Teala onu sendten giderir" Buyurdu.Hz.Aişe "Bana öğret" deyince Efendimiz şöyle buyurdu:

"-Ey Allah'ım! Rakik cildime, dakik kemiklerime şiddetli ateşe karşımerhamet et! Ey Sıtma ! Eğer ulu olan Allah'a inanmışsan başımı ağrıtma, ağzımı pis kokutma, etimi yeme, kanımı içme, benden uzaklaş. Allah ile birlikte bir ilah daha tanıyan  kimseye git(musallat ol).

Hz.Aişe, bu duayı okudu ve sıtma ondan yok olup gitti.

MÜ'MİN'İN VASIFLARINDAN

 Efendimiz SAV beraberinde muhacirler olduğu halde Kuba mescidine yürüyerek gitti.ve Kuba mescidinin kapısında kurdu.Ensar orada oturuyordu.Efendimiz SAV onlara:" Siz mümin misiniz?" diye sordu.Onlar sükut ettiler.Hz.Peygamber aynı soruyu tekrar sordu:Bunun üzerine Hz.Ömer r.a :"Ya Resulallah ! onlar elbette mümindirler.Ben de onlarla beraberim" dedi.Hz.Peygamber:

"-Kazaya razı olurmusunuz?" sorusuna , "Evet" cevabını verdiler.

"-Belaya sabredermisiniz?" sorusuna, "Evet" cevabını verdiler.

"- Bollukta ve refahda şükredermisiniz?" sorusuna da "Evet" cevabını verdiler.Hz.Peygamber SAV " Kabe'nin Rabbi'ne yemin ederim ki siz mü'minsiniz" buyurdu. Ardından oturdu  ve şöyle buyurdu:

"- Ey Ensar topluluğu ! Şüphesiz Allah sizi övmüştür, küçük ve büyük abdeste çıktığınızda ne yaparsınız?"

Onlar : "- Büyük abdestten sonra (pisliği gidermek için)üç taş kullanırız.Ardından da su kullanırız" cevabını verdiler

Peygamber Efendimiz: "- Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır" ayetini okudu.(Tevbe 108)

13 Ocak 2026 Salı

CENAZE NAMAZI DUASI

 Cenaze namazında imam ölünün göğsü hizasında kurur.Çünkü göğüs ilim ve iman nurunun bulunduğu yerdir.Tekbir getirir ve Allah'a senada bulunur.

SÜPHANEKE ALLAHÜMME VE Bİ HAMDİKE VE TEBARE KESMÜKE VE TEALA CEDDÜKE VE CELLE SENAÜKEVELAİLAHE ĞAYRÜKE

(Ey Allah'ım , seni tesbih ve tenzih eder, sana hamdü senada bulunurum.Senin mukaddes ismin mübarektir ve senin azamet ve celalin pek yüksektir.Senden başka hiçbir ilah yoktur)

Sonra tekbir getirir  ve bildiği bir salat ile Peeeygamber efendimize salat getirir.ve şöyle der:

ALLAHÜMME SALLİ ALA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ MUHAMMEDİN KEMA SALLAYTE ALA İBRAHİME VE ALA ALİ İBRAHİME İNNEKE HAMİDÜN MECİD...VEBARİK ALA MUHAMMEDİN VE ALA ALİ MUHAMMEDİN KEMA BAREKTE ALA İBRAHİME VE ALA ALİ İBRAHİME İNNEKEHAMİDÜN MECİD

(Ey Allahım! Peygamberimiz Muhammed'e ve O' nun ailesine salat et, onların şeref ve kadrini yücelt, Hz.İbrahim ve ailesine salat ettiğin gibi.Ve yine Muhammed'i ve ailesini mübarek kıl, onların feyiz ve bereketini daima artır, Hz.
İbrahim ve ailesini mübarek kıldığın gibi .Şüphe yok ki Sen hamidsin , mecidsin, bütün övgü azamet ve celal sana aittir)

sonra bir tekbir alıp cenaze duasını okur:

ALLAHÜMMAĞFİR Lİ HAYYİNA VE MEYYİTİNA VE ŞAHİDİNA VE ĞAİBİNA VE ZEKERİNA VE ÜNSANAVE SAĞİRANA VE KEBİRANA .

ALLAHÜMME MEN AHYEYTEHU MİNNA FE AHYİHİ ALEL İSLAMİ VE MEN TEVEFFEYTEHU MİNNA FE TEVEFFEHU ALEL İMANVE HUSSA (HAZİHİ) HAZEL MEYYİTE BİRRUHİ VERRAHATİ VELMAĞFİRETİ VERRIDVAN.

ALLAHÜMME İN KANE MUHSİNEN FEZİD Fİ İHSANİHİ VE İNKANE MÜSİEN FETACAVEZ ANHÜ VE LAGGIHİL EMNE VELBÜŞRA VELKERAMETE VEZZÜLFABİ RAHMETİKE YA ERHAMERRAHİMİN.

(Allah'ım! Dirimizi, ölümüzü , burada olanımızı, olmayanamızı , erkeğimizi , kadınımızı, küçüğümüzü, büyüğümüzü bağışla.

Allah'ım ! Aramızda yaşayacaklarını İslam üzere yaşat, öldüreceklerini iman üzere öldür.Bu ölüye de kolaylık ve rahatlık ver, onu bağışla.

Allah'ım Bu kimse iyi bir kimse idiyse , sen onun iyiliğini artır; eğer kötülük işlyen birisi idiyse , günahlarını bağışla , Onu güven , müjde, ikram ve rahmetine yaklaştır.Ey merhamet edenlerin en merhametlisi olan Allah'ım) 

ÜMMETİN EN FAZİLETLİLERİ

 Alimlerimizin icmaına göre bu ümmetin en faziletlileri , dört büyük halifedir.Sonra da Aşere-i Mübeşşere'nin geri kalanları , sonra Bedir savaşına katılanlar, sonra Uhud savaşına katılanlar,sonra Rıdvan beyatında bulunanlar gelir.

12 Ocak 2026 Pazartesi

DOSTLUK KURULMAYACAK BEŞ İNSAN TİPİ

 Muhammed Bakır r.a demiştir ki:" Babam Zeynel Abidin  bana tavsiyede bulunup şunları söyledi: "Şu beş sınıf insanla dostluk kurma, komşuluk etme ve onlarla yola çıkma

1. Fasıkla dostluk kurma.Çünkü seni bir lokma ekmeğe ve hatkta daha basitine satar.Ben "Babacığım daha basiti nedir ki? diye sorunca " Bir lokma ekmeğe tamah eder, sonra da onu elde edemez" dedi.

2. Cimriyle dost olma.Çünkü, en çok ihtiyacın olduğu şeyi bile senden esirger.

3. Yalancıyla dost olma. Çünkü  o serap gibidir .Sana , yakın olanı uzak, uuzak olanı da yakın gösterir

4. Ahmakla dost olma.Sana fayda vereyim derken zarar verir.Nitekim "Akıllı düşman, ahmak dosttan hayırlıdır" diye bir söz vardır.

5. Akrabası ile ilişkiyi kesen kimse ile de dost olma.Çünkü ben böyle insanların  Allah Teala'nın kitabı Kur'an-ı Kerim in üç yerinde lanetlendiklerini gördüm"

KAFİRE VERİLEN MAL VE EVLAT ÇOKLUĞU

 Tevbe suresi 85 ayetinde:"Onların malları ve evlatları seni hayrete düşürmesin: Allah onlara  dünyada bunlarla azap etmeyi ve kafir olarak canlarının çıkmasını istiyor"

Hitap Peygambserimiz'eSAV dir.Murad ümmettir.

Mal biriktirip onları muhafaza etmeleri sebebiyle sürekli sıkıntıdadırlar.Çocuklarının durumunu iyileştirmek  ve onların ihtiyaçların gidermek için daima mihnet ve meşakket çekerler.Mal ve evlatlarla zevkü sefa akibetinin ne olacağını araştırıp düşünmeyi terk sebebiyle kafir olarak ömürlerini tamamlarlar.

Bir derviş şöyle demiştir:" Zenginler eşkiyadan daha beterdir.Binbir meşakket ve sıkıntı ile dünya malı toplarlar ve türlü türlü bela ve güçlükle muhafaza ederler; yüzbinlerce hasret ile terk ederler.

Mal ve evlat sevgisini nefisiler devamlı arzu ve temenni ederler.Mal ve nimet müminler hakıknda nimet olsa da, aslında bunlarmünafıklar hakkında cezadır.Çünkü onların kalblerini Allah'dan ve  O' nu talep etmekten alıkoymaktadır. 

Mal ve evlad,nefsle olan mücadelede   daima insanı yoldan alıkoyacak imtihanlardandır.

11 Ocak 2026 Pazar

AZADLI KÖLE ZEYD B.HARİSE'NİN TERCİHİ

 Rivayet edildiğine göre Zeyd b.Harise,Hz.Hatice annemizin kölesi idi.Hz.Hatice onu Ukaz pazarında satın almış ve Resulullah Efenhdimize hibe etmişti.Daha sonra babası gelmiş onu Resulullah'dan satın almak istemiş ,Efendimiz :" Eğer kendisi buna razı olursa yaparım" demişti.Zeyd'e fikri sorulunca :"Yaratılanların Hakka en sevgilisi ile birlikte olan kölelik zilleti, bana ondan ayrılıkta olan hürriyetten daha sevimlidir" cevabını vermişti.Bunun üzerine Efendimiz SAV "O bizi tercih ettiğine göre , bizde onu tercih ettik" buyurdu.Onu azad edip Ümmü Eymen ile , ondan sonra da Zeynep bint Çahş ile evlendirdi.

HAZRET-İ HIZIR'IN TAVSİYESİ

 Hızır a.s Hz.Musa'dan ayrılırken ona şu tavsiyede bulundu:" Münakaşacılıktan ve inatçılıktan sakın.İhtiyacın dışında (sokakta) fazla dolaşma.Tuhaf bir şey olmadıkça çok gülme.Hatandan dolayı da ağla , ey İmran'ın oğlu"

HAZRET-İ OSMAN'IN FEDAKARLIĞI

 Tebuk gazvesi için Efendimiz SAV infak ve yardım talebinde bulunduğunda Hz.Osman r.a benzerini hiç kimsenin vermediği büyük bir miktar malı infak etti.Onbin askeri donattı.Bunun için onbin dinar harcadı.Efendimiz SAV in önün de bin dinar koydu.Keçe ve palanları ile birlikte üçyüz deve ile elli at verdi.Bunun üzerine Efendimiz SAVB"Ey Allah'ım! Osman'dan razı ol! Ben ondan razıyım" diye dua etti.

Osman efendimiz, Önce Peygamb.er SAV in kızı Rukiyye'yi Osman r.a ile evlendirmiştir.Efendimiz Bedir savaşyına çıktıktan sonra Rukiyye vefat etti.Bedir'den dönünce Hz.Osman'ı Ümmügülsüm ile evlendirdi.Bu yüzden Hz.Ozsman'a "Zi'n-nureyn) (iki nur sahibi) denilmiştir.Ümmü Gülsem de vefat edince Efendimiz SAV Hz.Osman'a :"Eğer üçüncü bir kızım olsa idi , onu de seninle evlendirirdim" buyuurmuştur.

ZEKAT

 Zekat için denmiştir ki hadis-i şerifde :"Kıyamet günü fakirlerden dolayı vay zenginlerin haline ! Fakirler onlar hakkında:" Ey Rabbimiz! Onlara bize verilmek üzere farz kıldığın haklarımızı vermediler." derler. Bunun üzerine Allah Teala : " İzzet ve Celalim için onları uzaklaştıracağım, sizi ise yaklaştıracağım"  buyurur.

BAZI MÜRİDLERİN İNİİKARLARI

 Bazı müridler , nefisleri kendilerini istila edip hevaları galebe çaldığı ve şeytan kendilerine üstünlük sağıladığı zaman şeyhlerini inkar ederler. Anlar hakkında kelime-i küfür , yani inkar ve sezlerine itira z sözleri söylerler.İrade ve teslimiyet gösterdikten sonra kalbleri ile şeyhlerinden yüz çevirirler.Şeyhleri, içlerindeki durumlara ve irade bozukluğuna vakıf olduğu zaman ise kendilerinin böyle bir sözü sööylemediklerine , şeyhlerini inkar etmediklerine dair Allah7a yemin ederler.

Bazı müridler de vaktinden önce kendi nefsinde şeyhlik mertebesi gördü.Nail olmadığı halde , kendisinin davetle vazifeli olduğunu ilan etti.Onlar Şeyhlerinin Allah'ın lütufları sayesinde velayetten küstağni olmasından başka şeyhleri hakkında bir şeyi inkar etmediler ve onun emrinden çıkmadılar.Çünkü onlar ktendi nefislerinde rüşd eserleri görmüşler, fakat himmet havsalasının  darlığı sebebiyle o rüşt eserini taşıyamamışlardırd.Bunun üzerine şeytan onların kötü amellerini kendilerine güzel göstermiş ve böylece kulaklarını sağır, gözlerini kör etmiştir.

Cüneyd Bağdadi hazretleri demiştir ki:"Bir sıddık, bin sene Allah'a yönelse , sonra da O'ndan bir lahza yüz çevirse , onun elinden kaçırdığı elde ettiklerinden daha çoktur.Böyle bir sıddık dünryada şu şekilde azap görür:Kendisinden "sıdk"(doğruluk) elbisesi soyulup alınır."talep" kapısından reddedilir.hicabı salıverilip aşağı alınır, alçaltılır.Hevası takviye edilir.Sahip olduğu ihlas elinden alınıp yerine riya, dünyaya hırs, itibar ve makam talebi konulur Ahirette ise Hak'dan ayrı kalma ateşi,"Allah7ın tutuşturulmuş ateşidir ki , yandıkça tırmanıp kalblerin ta üstüne çıkar"(Hümeze 104/6-7)

Şeyhi Kamilin velayetini reddetme hastalığına müptela olan kişi,yeryüzündeki tüm şeyhlerin eteğine yapışsa ,yeryüzündeki tüm şeyhler onu red vartasından çıkarmaları mümkün olmaz.Allah7ın dilediği hariç.

(Tevbe suresi 74 ayetinin iş'ari tefsiri)

TAKVA,RUHBANLIK

 Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur:"Sana Allah korkusunu (takva) tavsiye ederim.Çünkü takva her işin başıdır(yani her aatın aslıdır).Sana cihadı tavsiye ederim.Çünkü cihad ümmetin ruhbanlığıdır"

Takva, Allah Teala'dan korkmak demektir.Çünkü kişi ancak Allah dan korkmak suretiyle itaate yönelir ve günahlardan yüz çeivirir.Kalbda takva aağacı dikildiği zaman insanın her tarafı iyiliklere yönelir, günah işlemeye cüret edemez.

Ruhbanlık, ruhban sınıfına aid olan manastırlarda ve mağaralarda kendini ibadete verme, et ve güzel  yiyecekleri terk etme , kaba elbise giyme gibi hasletlerdir.Efendimiz SAV bu hadisi ile önceki milletlerin ruhbanlıkla kazandığı sevabı , Allah'ın rahmetine mazhar olan bu ümmetin ruhban hayatı yaşamadan gaza ile elde edeceğini ifade etmiştir.Çünkü canının arzuladığı her şeyi yiyen nice insanlar vardır ki kalbinde dünya sevgisi filizlenen oruçlu insandan daha hayırlıdır.

Sahabenin ve tabiinin üzerinde öönemle durduğu beş şey vardır:Cemaate devam etmek, sünnete uymak, mescidleri mamur kılmak, Kur'an okumak ve Allah yolunda cihad etmek.

NAMAZIN SAĞLADIĞI KOLAYLIKLAR

 Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:" Sabah namazını kılan kimseye ölüm ve ölümün sıkıntısı kolay gelir.Öğle namazını kılan kimseye kabir ve kabrin inhsanı sıkması  kolay gelir. İkindi namazını kılan kimseye Münker ve Nekir7in soruları  ve heybeti kolay gelir.Akşam namazını kılan kimseye ise sırat ve sıratın inceliği kolay olur"

10 Ocak 2026 Cumartesi

KUTSİ HADİS

 "Şunu iyi bilin ki , beni talep eden bulur"

Yine bir başka kutsi hadiste:" Kim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir arşın yaklaşırım"

DEVLET HAZİNESİNİN MALLARI

 Beytül malde(devlet hazinesinde) bulunan gelirler dört kısımdır:

BİRİNCİSİ: Zekatlar ve zekatlara bağlı gelirler.Bu gelirler , Allah Teala'nın "Zekatlar fakirlere, miskinlere...mahsustar " ayetinde zikredilen yerlere verilir.

İKİNCİSİ :ganimetlerdir.Bunlar Yetimlere, miskinlere ve yolculara verilir

ÜÇÜNCÜSÜ: Cizye ve harac gelirleridir.Bunlarda düşmanın saldırabileceği noktaları güvenlik altına alma , düşmanla savaş, ordunun erzakı,silahı ve savaş için gerekli hayvanlarıbulundurma gibi islam yurdunun menfaatına yerlere harcanırBunların dışında yol güvenliği sağlamak, köprü gibi bayındırlık,vali kadı,imam müezzin ,kurra,zabıta görevlisive muallimlerin maaşlarına ödenmesi gibi hususlara harcanır

DÖRDÜNCÜSÜ: Varissiz kala n ölen ölünün terekesinden elde edilen gelirler bunlar fakir olan hastaların nafaka, ilaç ve tedavi giderleri ile çalışıp mal kazanmadan aciz olanların nafakalarına sarfedilir.

 

9 Ocak 2026 Cuma

ZEKAT,SADAKA

 Zekat'a "Sadaka" denilmiştir.Çünkü kulun, Allah'a kulluktaki sadakatini gösterir."Sadaka" kelimesinin terkibi , söz ve fiil yönünden bir şeyde kuvvete delalet eder.Sadaka olarak verdiği şeyin kuvveti sayesinde kişinin başına gelecek bela çevrildiği için bağışladıı şeye "sadaka" adı verilmiştir.

Zekat, Hak Teala yanında takdir edilmiş bir farz olup sekiz tür insana verilir.Bu kişilerden dört gurup zekatı dilediği şekilde tasarruf edebilirken, diğer dört gurup ise kendilerine verilen zekatı dilediği gibi tasarruf edemezler.İlk dört gurup içine giren kimseler FAKİRLER,DÜŞKÜNLER(MİSKİNLER), AMİLLER(zekat toplamada çalışanlar),KALBLERİ ISINDIRILACAK KİMSELER dir.

İkinci Dört gurup insanlar ise; KÖLELER, BORÇLULAR,ALLAH YOLUNDA CİHAD EDENLER VE YOLCULAR. Bu guruptakiler için Köleye verilen zekatı kölelikten kurtulmak için, borçluya verilen zekatı borcunu ödemek için,vmücahide verilen zekatı cihad yapmak için, yolcuya verilen zekat yolculuğunu tamamlamak için kullanılır.

AKILLI İNSAN

 Akıllı insana, Allah'a tevekkül etmek ve O 'nun vaadine güvenmek düşer.Çünkü Allah, kuluna kafidir. Allah'ı bulan kişi ,O'ndan başkasını kaybeder.Allah'ı kaybetmek, O'ndan başkasını bulmaya, Allah'ı bulmak ise , O'ndan başkasını kaybetmeye bağlıdır.Allah'ı bulan kişi O'na razı olur ve şöyle der:" Yakında Allah bize , ahiretimizi kemale erdirme , dünyamızı düzene koyma konusunda ihtiyaç duyduğumuz şeyleri lütfundan boy bol verecek.Biz Mevla'dan başka ne dünyaya, ne ahirete  ne ikisi arasında olan şeylere rağbet ederiz.Biz sadece Allah'a rağbet ederiz."

KISMETE RIZA

 " tEVBE SURESİNİN 59 ZAYETİNİN BAŞI :"Eğer onlar, Allah ve Resulü'nün kendilerine verdiğine razı olup"Allah bize yeter,. yakında Allah bize lütfundan verecek, Resulü de."şeklinde olup  Hak Teala'nın bizimle alakalı takdirine rıza göstermek en büyük rahatlıktır.HakTeala'nın takdirinin içine bizim için tayin ettiği rızkdan tutunda ,vücudumuzun yapısı, yahut bedenimizdeki hastalıklar da girer.Kısmete rıza göstermek, sevince neden olur.Ona sızlanmak ise sıkıntıya sebebdir. İbrahim Ethemden şöyle nakledilmiştir:Aza kanaat eden kimse gam ve üzüntüden kurtulur"

Verilene razı ol kaşını çatma/ sana ve bana seçme hakkı bırakılmamıştır.

Dinle şu nükteyi , kendini gamdan kurtarırsın,sana takdir edilmemiş olan rızkı istersen , üzüntü çekersin.

Denilir ki:" Taksim edilen miktar hak olunca , buna kızmak ahmaklıktır.

Sad b.Ebi Vakkas hazretleri gözü görmez olduktan sonra Mekke'ye geldiğinde kendisine " Sen duası makbul bir kimsesin, niçin gözünün tekrar görmesi için dua etmiyorsun?" denilince: " Allah Teala'nın(benim hakkımdaki) hükmü, gözümden daha sevimlidir." diye cevap vermiştir.

Bir kefen hırsızı, Hz.Beyazıd'ın elinden tevbe etti.Beyazid, ona önceki halini sordu.O şöyle cevap verdi:"Bin kişinin kefenini çaldım.İki kişi hariç hiçbirinin yüzünün kıbleye dönük görmedim" Bunun üzerine Beyazid:" zavallılar! onlar , rızçk düşkünleridir.Yüzleri kıbleden çevrilmiştir."

8 Ocak 2026 Perşembe

MÜMİN

 mÜMİNİN RAHAT BİR YAŞANTISI YOKTUR.; MUTLULUK GAMLA, NİMET SIKINTI İLE , SAĞLIK HASTALIKLA BERABER BULUNUR.kAFİR İSE SAĞLIKLI VE MUTLUDUR; ANCAK BİR ANDA TÖKEZLER VE HELAK OLUR.

PEYGAMBERE NOKSANLIK İZAFE ETMEK

 Nakisa noksanlık demektir.C enab-ı Peygamber efendimize noksanlık izafue eden eğer tevbe etmez ise öldürülür.Çünkü Nakisa peygamber efendimiz hususunda caiz değildir.Çünkü o vazifesinde daima basiret sahibi , masumiyetinde şüphe bulunmayan bir peygamberdir

7 Ocak 2026 Çarşamba

KOVUCULUK

 Kovuculuk (söz taşıma) , açıklanması hoş görülmeyen bir şeyi açıklamak, faş etmektir.Kabir azabının üçte birinin kovuculuk yüzünden olduğu sööylenmiştir.

Abdullah b.Mübarek "Veledi zina sözü gizlemez" der.İmam Gazali bu sözü şöyle açıklar:" Abdulllah b.Mübarek bu sözüyle şöyle işaret etmektedir ki, her kim sözü gizlemez, başkalarına taşırsa , bu hareketi onun veledi zina olduğunu gösterir.

Hikmet sahibi bir zatı dostlarından birisi ziyaret eder  ve bir başkası hakkında kovuculuk yapar.Hikmet sahibi zat ona der ki:" Ziiyarette geciktin.Bana ise üç günah getirdin.Kardeşime buğzettirdin.Boş olan gönlümü meşgul ettin.Emin olan nefsini töhmet altında bıraktın.   

TAVSİYE

 Sahabeden Enes r.a rivayet edildiğine göre bir kişi  Efendimiz'e :" Bana tavsiyede bulun" dedi.Hz.Peygamber a.s :"Bir işe sonunu düşünerek giriş.Sonunda hayır görüyorsan onu yap,yok eğer ziyandan korkarsan onu yapma" buyurdu.

NEFSİN MERTEBESİ VE ONUN ISLAHI

 Nefsin tabiatında mal sevgisi bulunmaktadır.Mal , Allah yolunda harcanırsa nefis, bu kötülükten temizlenir.Zenginliğin de fakirliğin de Allah tarafından olduğunu bilen , kadere şek ve şüphesiz inanan kişi için malını Allah yolunda harcamak kolay olur.Onun yanında malın bir değeri olmaz.Tıpkı bunun gibi ölümün Allah'ın takdir ettiği bir ecel ile vuku bulduğunu , bu ecel gelmeden kimsenin öymeyeceğini bilen kişi düşmanla savaşmaktan kaçmaz.Mal biriktirip elde tutmak , ancak ihtiyaç anında iinfak etmek için yapılırsa güzel kabul edilir..Yoksa onu toplayıp biriktirmek kötü sayılmıştır.

Bu nedenle;  İidarecilerin ve din önderlerinin tamah ederek ve hırsa kapılarak servet biriktirip saklamaları uygun düşmez.Denilmiştir ki mala meyleden şeyhe mürid olma.

Hazları tatmin etmek, onları terk etmekten daha kolaydır.Bu yüzden görürsün ki kişi bin dinar sarfederek cehenneme girer de bir dinar verip te cennete giremez.

"İKİNCİSİDİR"

Tevbe suresinde Hicret hadisesi ifade buyurulurken kullanılan İKİNCİ, Hz.Ebubekir Sıddik efendimizdir. Derecesinin yüksekliğine işaret vardır. O, ruhlar aleminden varlık alemine çıktığı zaman Resulullah'ın ikincisidir.Yine hicret etmek için yola çıktığında Resulullah sav'in ikincisidir. Mağarada ikincisidir. Hilafette ikincisidir, kabirde ikincisidir,öldükten sonra tekrar dirilme gününde Resulullah'dan sonra topraktan çıkacak olan ikinci kişidir, cennete girmede onun ikincisidir.

Efendimiz SAV buyurmuştur:" Beni hak olarak gönderen Allah'a yemin olsun ki yetmiş peygamberin amelini de işlemiş olsa sana buğzeden kişi cennete giremez"

6 Ocak 2026 Salı

AHİRETİN YANINDA DÜNYANIN DURUMU

 Efendimiz SAV buyurmuştur:" Allah'a yemin olsun, ahiretin yanında dünya, ancak birinizin parmağını denize sokup çıkarndığında parmağında kalan kadardır.Baksın bakalım parmağında ne kalıyor?".

UĞİURSUZ SAYMAK

Uğursuzluğu belli bir zamana tahsis etmek doğru değildir..Zamanların tamanını yaratan Allah Teala'dır.İnsanların iyi-kötü bütün işleri zaman içinde meydana gelir.Müminin Allah'a itaatla geçirdiği her zaman onun için mübarektir.Allah'a isyanla geçirdiği her zaman onun için uğursuzdur.Uğursuzluk gerçekte isyanın kendisidir.İbni Mes'ud r.a şöyle demiştir:"Uğursuzluk, sakal ile bıyık arasında " yani dildedir.

Hadis-i şerifde buyrulmuştur:Uğursuzluk üç şeydedir:Kadında, evde,atta" Bu hadisin tegfsiri şu şekildedir:

Kadının uğursuzluğu , doğurgan olmamasında; evin uğursuzluğu ise kötü komşudadır.Zira kişi kötü komşusundan zarar görür."Ölülerinizi salih zatların yanına defnedin.Çünkü diri bir kimse kötü komşusundan zarar gördüğü gibi ölü de kötü komşusundan eza görür.

Atın uğursuzluğu na gelince Üç çeşit at vardır:1.Rahman için beslenen (Allah yolunda kullanılmak üzere edinilen ve üzerine binilip Allah'ın düşmanları ile savaşılan )attır.

2. İnsan için olan at,iniisanın evinde beslediği ,yavrusunu satarak geçimini temin ettiği attır.

3.Şeytan için olan at ise ödül karşılığı yarışa sokulan ve üzerine kumar oynanan attır. 

5 Ocak 2026 Pazartesi

HASTALIĞIN SİRAYETİ YAHUT ZEHRİN TE'SİRİ

Müminin Allah'a tevekkülü tam olur, kaza ve kadere imanı da kuvvetli olursa avama tesir eden şeyler havas ve yukarısına tesir etmeyebilir.Fendimiz SAV " Allah7ın adıyla, O'na güvendim, O'na tevekkül ettim" diyerek cüzzamlı bir hasta ile birlikte yemek yediği rivayet olunur.Halid b.Velit ve Hz.öjmer efendimizin zehir içtikleri rivayet edilir.ancak zehir onlara tesir etmemiştir.Çünkü onların zehiri, beşeriyet halleri ile değil de hakikat makamında içmişlerdir.Peygamber SAV tesiri ise  beşeriye haline indikten sonra olmuştur .Efendimiz SAV ölüm vaktinde beşeriyet mertebesine tenezzül etti.Çünkü ölüm beşeriyet hali üzere cari olur.Peygamber efendimiz beşeriyete tenezzül edince on iki sene önce yediği zehir kendisine tesir etti.Ayaklar burada kayar.Bu makam çok iyi anlaşılmalıdır.

MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU 3,

 


MAHMUT SAMİ KİRAZOĞLU



4 Ocak 2026 Pazar

ZEKAT VERMEDE SIRALAMA

 Zekat verirken faziletli sıralamanın şu olduğu söylenir:öNCELİKLE KARDEŞLER, SONRA AMCALAR, DAYILAR, SONRA ZEVİL-İ ERHAM(DİĞER AKRABALAR), SONRA KOMŞULAR, SONRA OTURDUĞU MAHALLE HALKI, SONRA YAŞADIĞI ŞEHİR HALKI.

ALTIN VE GÜMÜŞ'ÜN MANASI

 Elden çıkıp gittiği ve kalıcı olmadığı için Arapça'da Altına ZEHEB adı verilmiştir.Gümüşe ise dağıldığı ve elda kalıcı olmadığı için FİDDA ismi verilmiştir

RÜŞVET

 "Tevbe suresinin 34 ayetinde Haham ve Rahiplerin bir çoğunun iinsanların mallarını haksızlıkla yerler"buyurmaktadır. Dini hükümleri değiştirmek, hafifletmek  ve onlarda müsamaha göstermek karşılığında insanların mallarını rüşvet yoluyla alırlar.Bunu yaparken de ayeti tevil etmekte ve aLLAH'IN MURADININ  ne olduğunu kendilerinin hazık ve mahir olduğu imasını verirler.Ayette Rüşvet almak, "yemek" olarak ifade buyrulmuştur.Halbuki onların kötülenen huyu -ister yesinler ister yemesinler insanların mallarını haksızlıkla , yani rüşvet yoluyla almalarıdır

ÜZEYR PEYGAMBERİN HİKAYESİ

 Babil kralı Buhtunnasır İsrailoğfullarını mağlup edince alimlerini öldürmüştür.Bu nedenle aralarında Tevratı bilen kimse kalmamıştı.Uuzeyrin yaşı küçük olduğu için israiloğullarının esirleri arasında Babil7e götürülmüştü.

Üzeyr a.s Babilden kurtulunca merkebine binerek Dicle nehrinin kenarında Hirakl manastırına geldi.Köyü dolaştı kimseyi göremedi.Köyün bütün ağaçları meyve yüklü idi.Meyvelerinden yedi, üzümlerin suyunu sıkıp içti.Artan meyveleri bir seleye, üzüm suyunu da bir tuluma koydu.Köyün harap halini görünce "Allah bunları ölümlerinden sonra nasıl diritecek acaba"(Bakara 259)dedi.

Bu sözü hayretinden söylemişti.Hak Teala onu uuykuya daldırdı, ruhunu aldırdı ve yüz sene ölü olarak kaldı.Merkebini de öldürdü.Yüz sene sonra diriltti, merkebine bindi memleketine gitti.Kimse onu tanımadı.Oğlunun birisi 118 yaşxında bir ihtiyar olarak buldu.Torunlarıda yaşlanmışlardı.Onlardan başka 120 syaşında kör ve kötürüm bir ihtiyar kadın vardı.Önceden onların cariyesi idi.Bu kadın yirmi yaşında bir kız iken Uzeyr onlardan ayrılmıştı."- Ben Uzeyrim, Allah beni yüzyıl öldürdükten sonra tekrar diriltti" deyince yaşlı kadın;"-Uuzeyr duası makbul bir kişi idi, hastaya dua eder, hasta sağlığına kavuşurdu.Allah7a dua et gözüm bana geri verilsin ve seni göreyim .Eğer sen gerçekten Uzeyr isen tanırım" dedi.

Uzeyr dua etti ellerini yaşlı kadının gözlerine sürdü ve Hak Tealanın izniyle gözleri açıldı.Kadın Uzeyr'e baktı ve "Şehadet ederim ki Sen Uzeyr'sin" dedi.Oğlu da Babamın kürek kemikleri arasında hilal şeklinde beni olacaktı dedi.Baktılar gerçekten Uzeyr idi.

Uzeyr kavminin yanına döndüğünde Buhtunnasır Tevrat'ı yakmıştı.İnsanlar arasında Allah katından gelen bir ahid/sözleşme kalmamıştı. Üzeyr tevratın bu duruma düşmesine üzülüp ağladı.Bir melek içinde su bulunan bir kap getirip o sudan Üzelr'e içirdi.Hemen Tevrat Üzeyr'in kalbinde belirdi ve İsrailoğullarına "Ey Kavmim. Allah beni size Tevrat'ı yenilemem için gönderdi. Onlar "Öyleyse bize yazdır" dediler.Üzeyr onlara Tevrat'ı yeniden yazdırdı.Daha sonra bir kişi ortaya çıkıp "Babamın bana Dedemden haber verdiğine göre Tevrat bir küpün içerisine konulup falancanın bağına gömülmüş dedi. onunla birlikte gidip Tevrat'ı bulunduğu yerden çıkarttılar ve bu nüshayı Üzeyirin kendilerine ezberden yazdırdığı ile karşılaştırdılar.

İsrailoğlları , Uzeyr'in yazdırdığının bir harf bile eksik olmaksızın bozulmamış olduğunu görünce şöyle dediler:"Allah Teala , Tevrat7ı oğlundan başka birisinin kalbine yerleştirmiş olamaz". İşte o zaman eski yahudiler "Uuzeyr Allah'ın oğludur" sözünü söylemişlerdir.

-

NEFSİ EMMARE'NİN CİZYESİ

 Tevbe suresinin 29 ncu ayetinde cizyeden bahsedilir."Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe inanmayan , Allah'ın ve Elçi'sinin haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyen kimselerle, zillet içinde elleriyle cizye verinceye kadar savaşın." 

"Cizye" borcunu ödemek anlamını taşır.Bir kimsenin yaptığı antlaşmanın gereği olara küzerine düşen vergiyi ödemesine "cizye" denilmiştir.Zımni cizye vermeyi kabul etitği zaman onun hakkında öldürülme hükmü zayi olur.Ayette bahsedilen "zillet içinde " de demek şu şekilde gerçekleşir: Zımni , cizyesini bizzat kendisi bir binite binmeden yürüyerek getirir ve ayakta teslim eder.Teslim alan kişi oturur vaziyette olur.Cizyesi veriyor olmasına rağmen zımninin yakası kıvranıp çekilir ve ona :"Cizyeni ver , ey zımni veya Ey Allah'ın düşmanı"denilir. Zımni cizyeyi kendi eli ile verecek olup vekalet kabul edilmemiştir.

Hak Teala , hak ehline dünya ve dünya sevgisini haram etmiştir.Çünkü "Dünya sevgisi bütün günahların başıdır" Kafirler , gözlerini dünyaya dikip ahiret yerine dünyayı tercih ettikleri için onlara cizye konulmuştur. tercih 

Nefsi emmarenin cizyesi:onun tabiatı hilafına muamelede bulunmaktır.Nefis bu sayede şeriatın hükümleri ve tarikatın adabı hakkında hakir ve zelil olur.İzzet ve devletin ruh tarafına geçmesi için nefsi emmare ile cihad etmek  ve onu kontrol altına almak gerekir.

Mesnevi'de denilir ki:

Firavun da olan sende de vardır.Ancak senin ejderhan/nefsin, acizlik kuyusuna düşmüş, senin ateşine , Firavunun ateşine atılan odun yoktur.Eğer Firavun gibi gğüçlü olsaydın , sen de çok canlar yakardın.

BEŞ ŞEY BEŞ ŞEYİ DOĞURUR

 HLadis-i Şerifde buyurulmuştur:"Şu beş şey , şu beş şeyi doğurur: FAİZ YENİLİRSE zelzele  v e yerin dibine batma afetleri meydana gelir. Hakimler zulmederse kıtlık meydana gelir. Zina zuhur ederse ölümler artar. Zekat verilmez ise hayvanlar helak  olur.Zımnilere zulmedilirse idare onların eline geçer"

İNSANDA MÜKELLEFİYET BAŞLAMASI

 Allah Teala teklif kalemini insandan onun kalıbı yani; bedeni kemale erinceye kadar akil baliğ oluncaya kadar kaldırmıştır.Bu süre içinde nefis ve sıfatları, kalb Kabesinin etrafında , akli ve ruuhani kuvvetlerden yardım alarak dolanır durur.Bu sayede nefis ve sıfatları dünyadan ve nimetlerinden arzu ettiklerini elde ederler.

            İnsan kalıbı keimale erer.Büluğ erip şehvet zuhur edince de beşeri hayvani vasıfları olgunluğa ulaşır.Sonra Allah onlara teklif kalemini çalıştırmaya başlar .Kalbi, nefislere ve onların arzularına uymaktan nehyeder..Ona nefisle ve onun  arzuları ile savaşmayı emreder.Kab Kabesinin , nefsin şirki ve kötü vasıflarının pisliği ile kirlenmemesi için , nefis ve sıfatlarının kalb Kabesi etrafında dolanmasını nehyeder.

        Nefis , kalb etrafuında dolanmaktan men edilince kalb nefse uymakla elde ettiği şehevi hazlarını kaybetmekten korkar .Cenabı Hak bu kimseye mevhibelerinin fazlını , rabbani varidatı,şevahidi ve rahmani keşifleri açmak suretiyle onu bu hazlardan müstağni kılar.Bu ancak Cenab-ı Hakk7ın dilemesiyle mümkün olur.

MANEVİ DÜNYANIN HAZLARI DAHA ZİYADE OLDUĞUNDAN NEFSİN HAZLARKINA İTİBAR ETMEMESİNİN SEBEBİ BUDUR.

3 Ocak 2026 Cumartesi

İNSANI EBARAR MAKAMINA ULAŞTIRAN HALLER

Bişr b.el-Haris  den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir:

"Rüyada  Peygamber efendimizi gördüm.Bana: " Ya Bişr. Bilirmisin  Allah Teala seni niçin akranlarından üstün kıldı?" diye sordu.Ben:"Hayır Ya Resulallah"dedim. O:

"- Sünnetime tabiu olman, salihlere hizmet etmen, din kardeşlerine nasihatta bulunman , ashabımı ve ehli beytimi sevmen sayesinde.Seni iyilerin (ebrarın) makamına ulaştıran işte bunlardır."

SEVAPLARI YOK EDEN KONUŞMALAR

 Denilmiştir ki mescidde, ilim meclisinde, ölünün yanında, kabristanda,Ezan okunurken Kur'an tilaveti esnasında dünya kelamı konuşmak  OTUZ YILLIK AMELİN SEVABINI YOK EDER.

2 Ocak 2026 Cuma

GÜZEL AHLAKIN TOPLU TARİFİ

     Efendimiz SAV bir hdis-i şerifde Sahabeden Muaz r.a 'ha buyurmuştur:"Ey Muaz ! Sana Allah'dan korkmanı, doğru sözlü olmayı, vefa göstermeyi, emaneti yerine getirmeyi, hıyanet etmemeyi, komşuluk hukukunu korumayı, yetime şefkat göstermeyi, yumuşak söz söylemeyi, selamı yaymayı, iyi amel işlemeyi, uzun emelli olmamayı, imana sarılmayı, Kur'anı anlamaya gayret etmeyi, ahirete sevgi beslemeyi, hesaptan korkmayı, merhamet kanatlarını indirmeyi, tavsiye ederim.

Sakın ola ki hikmet ehlinden birine sövmeyesin.doğru söyleyeni yalanlamayasın, günahkara boyun eğmeyesin, adil devlet başkanına asi olmayasın,yeryüzünde fesat çıkarmayasın.

Ey Muaz! Her taşın, ağacın ve çamurun yanında Allah Teala'dan korkmayı, takvayı ve her gizli işlenen günah için gizlice, alenen işlenen  ise aleni olarak tevbe etmeyi tavsiye ederim.Allahn kullarını işte böyle edeplendirir ve onları güzel ahlaka ve edeplere davet eder."

Nefis süfli şeylerden yaratıldığı için fıtratında dünyaya, şehevi arzulara, lezzetlere, başkalarına cefa vermeye zulme, riyaya,iki yüzlülüğe meyil vardır. 

1 Ocak 2026 Perşembe

MANEVİ ŞAHSİYETLER ZİİYARET EDİLİRKEN

 Yaşayan bir manevi insan ziyaret edilmek istendiğinde mutlaka ona hizmet edenden yahut kendisinden önceden müsade istenmesi edep kaidesidir.Çat kapı girmek edebe aykırı olduğu gibi, o ziyaretten hiçbir fayda elde edilemez.Manevi şahsiyet sen, ben değildir.

12 İMAM 14 MASUM(MAKSUTU PAK)

 

ŞEHİD EDİLEN ON İKİ İMAM: 1-İmam-ı Aliyul Murtaza radiyallahu anh (k.v) "İlmin Medinesi (Şehri=Gönül) benim, Ali de kapısıdır. İlmi isteyen kapısına müracaat etsin." "Ali'nin ismini yad etmek ibadettir" "İmam-ı Aliyyü'l-Mürtezanın yüzüne bakmak ibadet makamına kaimdir." Hilafet müddeti 5 senedir.63 yaşındayken Kufe mescidinde Mülcem tarafından şehit edildi siyasi kargaşa yüzuünden gizli olarak defnedildi.Ziyaret makamı Necesdır(Irak'ta) 2-İmam-ı Hasan(r.a) Fahri kainat (sav) Efendimiz bir nutk-ı alilerinde buyurdular ki: "Ben evimde oturmakta iken ilk defa olarak gökten bir melek inerek yanıma geldi selam verip ya Resulallah Hasan ile Hüseyin (r.a) ehl-i cennetin seyyidleri ve Hazret-i Fatımatü'z Zehra nisa-i ehl-i cennetin seyyidesidir." diye bana müjdeledi. Hilafet müddeti 6 ay 10 gündür 40 yaşındayken eşi tarafından zehir icirilerek şehid edildiği rivayet edilir.Medine-i Münnevere'de metfundur. 3-İmam-ı Hüseyin şehid-i Kerbala (ra) "Hasan ile Hüseyini seven kimse muhakkak beni sevmiş olur." Hilafet müddeti 3 aydır.55 yaşında iken Kerbala'da şehit edildi.Kerbala'da medfundur. 4-İmam-ı Zeynel Abidin (ra) Her abdest aldığında mübarek yüzü aniden saspsarı kesilir, vücudu titremeye başlardı. Bu hali soranlara: "Kimin huzuruna çıkacağımı biliyormusunuz?" derdi. 20 sene imamlık yapıp 58 yasındayken 2. Merba'nın oğlu Abdülmelik tarafından şehit edildi.Medine-i Münevvere'de medfundur.
5-İmam-ı Muhammed Bakır (ra) 18 sene imamlık yapıp 49 yasındayken Abdülmelik oğlu Huşşam tarafından şehid edildi.Medıne-i Münevvere'de medfundur.
6-İmam-ı Cafer Sadık (ra) İmamı Azam Ebu Hanife (ra) Amam Caferi Sadık (ra) hzleri hakkında iki sene olmasaydı Numan helak olmuştu buyurmuştur. 30 sene imamlık yaptıktan sonra 65 yaşındayken Mansur Kufi tarafından şehid edildi.Medine-i Münevvere'de medfundur.
7-İmam-ı Musa Kazım (ra) Hazret buyuruyor ki; Kimin takvası yüksekse eşrefi mahlukat ona denir. 5 sene imamlık yapıp 55 yaşındayken Harun Reşıt tarafından şehid edildi.Bağdat'ta medfundundur.
8-İmam-ı Aliyul Rıza (ra) 20 sene imamette bulunup 55 yaşındayken Memun tarafından şehid edildi.Horasan'da medfundur
9-İmam-ı Muhammed Fakıyul Zevat (ra)-İmam-ı Muhammed Taki (r.a.) 10 sene imamlık yapıp 25 yaşındayken Mutasım tarafından şehid edildi.Bağdat'ta medfundur.
10-İmam-ı Aliyul Naki (ra) 30 sene imamette bulundu.40 yaşındayken Müteveekkil tarafından şehid edildi.Sağve de medfundur.
11-İmam-ı Hasan ül Askeri (ra) 6 sene imamete bulundu .25 yaşındayken Mutemet tarafından şehid edildi.Sağve'de medfundur
12-İmam-ı Mehdi( ra) Hicri 255 tarhinde Şaban-ı şerifin 15'inde Mutemet zamanında kayboldu. "O günkü ne mal fayda verir ne de oğullar.Ancak Allah'a halis pak bir kalp ile varan müstesna." suara suresı ayet 88 89 Yarab!Mal ve evladların faydasıı olmadığı o günde bizleri onların berektinden bizleri faydalandır.Ve onları bize sefaatçı kıl. Kaynak :Kenz'ul Esrar ...Mustafa Kabul-u Hz. On iki şahın yolunda can ile kurbanıyım. Yüz sürüp dergaha Al-i Nakşinin hayranıyım. Aciz bi çareyim amma, hanedan seyranıyım, Şah-ı Merdan, sırr-ı Yezdan asumansın ya Ali!.. ONDÖRT MAKSUMU PAK 1-Muhammed'ul Ekber..B..Aliyel Murtaza.Hz. Ali'nin oğlu Mummmed Hanefi Ekber 2-Abdullah b. Hasan Hulki Rıza . 3- Abdullah b. Hüseyin şehidi Kerbela 4-Hasan b. Zeynel Abidin 5-İmam-ı Bakır 6-Abdullah b.Cafer Sadık 7-Yahya Beyaz b Cafer-i Sadık 8-Aliyul Eftar b Muhammed Bakri-i 9-Cafer b Muhammed Bakır 10-B. Musa el Kazım 11-Tayyar b. Mursel Kazım 12-Cafer b. Muhammed et Fakıy 13-Cafer b. Hasan'ul Askeri 14-Kasım b. Muhammed el Hadi Bunlar maksutu pak oldukları halde şehid oldular ..Rıdvanullahi Teala Aleyhim Ecmain.
Seyr-i sulukta olanlarin bunları ezberlemesi gerekir .
Nebi (sav) efendimiz buyuruyor ki; " Eğer siz benim bildiklerimi bilseydiniz az güler çok ağlar tsunamilerinizle (eşlerinizle) oynaşamaz...yataklarınızda rahat yatamazdınız sahralara cıkar Allaha yalvarırdınız Allaha and olsun ki ben yaprakları dökülen kuru bir ağaç olmak isterdim" Bu hadisin manasına şu ayeti kerime delildir "Ey peygamber Rabbından sana indirileni tebliğ et " .Ayette "bizim sana öğrettiklerimizi tebliğ et" denilmemiş ..."Sana indirileni denilmiştir.... 371
Sevgili Can Dostlar Şevket Baba Gülcihan hanım vesilesi ile her kesin şehid edilen 12 imam ve 14 maksutu pakın isimlerini bilmesi onları tanıması gerekliliğini ve tavsiyesini bize böyle bildiriyor. Nakilde hatalarımız oldu ise AŞK ola, Eyvallah illallah hu.(https://ebuzziyafe.blogspot.com/2008/12/12-imam-ve-14-maksutu-pak.html

VELİLERİN ESEFİ

 AZİZİM ifade buyurmuştu:"Evlat ,göğüslerim süt ile dolu ama emecek(içecek)kimse yok.Ne yapayım".Tüm Peygamberlerde ve Evliyaullah'da da aynı esef var.Niçin insanlar bilmiyor?.Yakan güneşin hararetine karşı geniş gölgelikli ağaç mesabesinde olan Evliyaullah'a insanlar niçin itibar edipte onların gölgelerinde rahat etmek varken  kendi vehimlerine göre bir kilimi gölge ittihaz edip  sıcak altında harab olur giderler.Cenab-ı Hakk,Alemlere rahmet olarak gönderdiği Evliyasını ,hem bu dünya da dünya cehenneminin yakıcılığına karşı Gölgeli ağaç,hem de ahirette cehennem ateşine karşı siper,gölgelik(şefeat)yapmıştır.Bunlar öyle ağaçlardır ki altında gölgelenerek rahat ettiğin gibi,dallarından çok daha fazla meyveleri bulunduğundan dinlenirken de bu meyvelerden yemek mümkün.Hem dinlen ,Hem meyve ye.Hakk'ın Evliyasının meşrebi hep vermek olmuştur.Bu dünyada o ağaçların gölgesinde oturup da yemişlerinden yiyenler mutludur.Diğerleri için de "VAH HASRETA".vardır.Ama o gölge sahipleri tüm insanlar için yalvarır:"Keşke kavmim bilsey di".(Yasin 36/26)

MESNEVİ-İ ŞERİF NASIL OKUNMALI

 Hazret-i Pir'in usulü, bir konuyu insanların anlayış seviyesine indirmek amaçlı eskilerin tahkiye dedikleri hikalelerle izah usulüdür.Dinleyen avam ise hikayenin bahsettiği konuları hemen anlar.Ancak insanda muutlaka bir alt yapının bulunması gereklidir.Bu nedenle mesnevi-i şerife bsaşlamadan öönce Hz.Pir'in Fi hi Ma Fih (için içindeki) adlı eserini okumasında faide vardır.Hatta okumaya başlamadan evvel Filibeli Hüseyin hilmi'nin "Amak-ı Hayal" isimli kitabını, Feridüddin Attar hazretlerinin "tezkiretül evliya" isimli kitabını okumaları gerekir.

Mesnevi-i şerifin hikayeleri aslında bizim hikayemizdir.Mesnevi-i şerif ,Mevlana efendimizin irticalen söylediği ve Hüsamettin Çelebi hazretlerinin yazıya döktüğü bir eserdir.altı cilt olup ilahi bir tertiple tanzim edildiğine inanmak gerekir.Şeriatın kurallarından, tarikatın kurallarından hakikatın sırlarını barındırır.

Bazılarına göre ise mesnevinin tertibi tertipsizliktir.Kişi mesnevii okumada vefa göösterirse , Mesnevi yüzündeki sır perdesini yavaş yavaş açmaya başlar.Başlangıçta Mesnevi-i şerifi anlamasakda bir müddet okumamız gerekir.Mesnevi içeriğinde bir çok ayet ve hadisleri barındırır ki bu yönüyle Mağ-zı Kur'an(Kuranın özü) olarakda anılır.

Mevlevi dervişleri kederli oldukları veya bir müşkülle karşılaştıkları zaman Hz.Pir efendimize niyaz ederler.Sonra Fatiha suresini okurlarMesneviden rast gele bir sahife açarlar.Hz.Pir efendimizle bu şekilde konuştuklarını  ve onun kendilerine cevap vereceğine inanırlar.Bu husus defalarca denenmiştir.Buna "teveffül" derler.

Bloğun önceki yazılarında Konya Ereğli'li Süleyman Çömlekçi'nin Kilisde yaşadığı bir hal vardır ki Mesnevii anlamak için okuma şeklini tarif etmiştir. O YAZIYI AYNEN kopyalıyorum:

Masalınız içindir…bizatihi şahsını tanıdığım ama dünyadan göçmüş bir şahsiyetten dinlenenlerdir…Zatı muhterem Ereğlili Süleyman Çömlekçi efendi anlatmıştı:

Sülukum sırasında Kilis'te semercilik yapan 90 yaşlarında bir zata hizmetim gerekiyordu.Yanına varıp meramımı anlattığımda mübarek bir mesnev-i Şerif kitabını uzatarak :"-Al bunu oku,haftaya aynı gün gel ve bana anlat"dedi.ertesi hafta yanına varıp okuduklarımı anlattım.Ancak,yaptığı işten başını bile kaydırmayarak:"-Cık,cık"anlamında bir ses çıkartarak "Anlamamışsın" dedi. Ertesi hafta çok daha dikkatli bir şekilde okudum ve anlattımsa da yine aynı sonuç: "-Anlamamışsın".Bir kaç hafta bu şekilde devam eden sonuç üzerine söz aldım: "-Efendim,anlayabilmem için nasıl okumam lazım?"dedim.Bana," -Oğlum,Kur'an-ı Kerim'i nasıl okuyorsun! abdest alacaksın,kıbleye karşı diz çökerek okuyacaksın.Mesnev-i Şerif'te öyle okunur"demesi üzerine bu tarife uygun okumalarım başladı.Belirlenen gün yine dükkanına gittim ve bana "-Anlat" dedi.Ben anlatmak için geniş bir nefes aldım,ancak içim içime sığmıyordu,Kalbim çarpar bir şekilde ağzımdan kelime çıkmıyordu. Yaşadığım bu hal kaç dakika sürmüşse efendi söz aldı: "Eveet.şimdi anlamaya başlamışsın" dedi.
 ***
Söz konusu zat,Konya-Ereğli'deki evinin bahçesinde bulunan küçük bir kulube içinde muhafaza ettiği alet ve edavatı göstererek en iyi rebabın ağacının gül ağacından,derisinin sazan balığı derisinden yapıldığını ifade ile bir tane bizim için yapıp vakfa hediye edeceğini söyle di ise de ömür vefa etmedi.Ruhu şad olsun
***
Fotör şapka giyerek dolaşırdı.şapka ile alakalı olarak:"-Ülen! bu şapkada ne varki.Tren yolculuğunda abdeste sıkıştığında ihtiyacını giderir tren penceresinden dışarı atarsın"sözündeki manayı kaç kişi anlamıştır.
 ***
Yine aynı zattan nakildir.Askerliğini Kilis'te yapmıştır.Hafta sonları çarşı izni mevcut olduğundan çarşıya çıkar ve vaktini Kiliste bulunan Vakıf Efendi dergahında geçirir.Aynı koğuşta birlikte kaldıkları bir hemşerisi kendisinden ısrarla gittiği yere onuda götürmesini ister.Bir ,üç,beş sonunda bir şartla kabul ederim der:Karışmayacaksın,Konuşmayacaksın,ne verirlerse Yutacaksın,ne derlerse Tutacaksın.arkadaşı Peki der ve o hafta sonu Vakıf Efendi'nin dergahına varırlar. Günlerden Ramazan'dır oruç tutmaktadırlar. Mübareğin huzuruna çıkarlar sessiz bir şekilde huzurda otururlar. Vakıf Efendi kendisine hizmet eden dervişini çağırarak misafirlerine iki kahve yapmasını söyler. Kahveler gelir.Süleyman efendinin tereddütsüz kahveyi içmeye başladığını gören arkadaşıda naçar verdiği söz nedeniyle kahvesini içer. Sessiz ve sözsüz 1 saatlik oturmadan sonra müsade verilir ve çıkarlar. Bölük koğuşunda o gece bir olay ceryan eder:Arkadaşı gecenin bir saatinde uykuda bağırmaya başlar: Ne diyeceğim?ne diyeceğim?.Sesin şiddetinden tüm koğuş uyanır,Nöbetçi astsubay gelir ama bir türlü uykudan uyandıramazlar.Bir müddet sonra uykudaki kişinin ifadeleri değişir:Yine uykulu vaziyette "-Çıkmam buradan,Çıkmam buradan"diye uzunca bir süre devam ettikten sonra kendine gelir.Süleyman Efendi sorar:"-Lan bu ne hal!Sabaha kadar şöyle şöyle söyledin .Hayırdır ne rüya görüyordun?Arkadaşı başlar anlatmaya: Rüyamda kıyamet kopmuş sırat köprüsü kurulmuştur. Köprünün başındaki masada 3 kişi oturmaktadır.Tüm insanlar tek sıra halinde kuyruk olmuşlar bende kuyruğun en sonundayım. sırası gelene masadakiler bir şey soruyorlar.verilen cevaba göre yan cennete yahut cehennemi gösteriyorlar. Bu telaş esnasında masadakilerin sorularına verilecek cevabı merak ettiğimden "-Ne diyeceğim, Ne diyeceğim"diye söyleniyordum.Nihayet sıra bana geldi.Masadaki üç zattan ortadaki bana soru sordu:-"Vakıf Efendiyi tanıyor musun?" Ben de "-Efendim bir kahve içmişliğim var"demem üzerine bana cennetin yolu gösterildi.Cennete girdim.istediğim her şey vardı.işte bu zaman gördüğüm o güzellikler nedeniyle bağırıyordum:-"Ben burdan çıkmam"
hayırlı cumalar

KAMBURUN HİKAYESİ

 Bu hikayeyi Necib Sultanım blogun önceki yazılarında anlatmıştı.Aynı hikayeyi Kılcı Nuri hazretlerinden dinleyen Celalettin efendi kitabında anlatır:"Kamburun biri bir gün hamama gitmiş.Erenler de o gün hamamda toplanmışlar.Günlerden perşembe imiş.Erenler halka olup "Bugün çarşambadır,çarşamba" diye bağırarak dönmeye başlamışlar.Bizim Kambur "Bende onlara uyayım diye" halkaya katılıp "Bugün çarşambadır, çarşamba" diyerek dönmeye başlamış.

Erenlerden biri :"İçimizde bir yabancı var, ama o bize uydu.Bu yüzden onun kamburunu alıverelim" demir ve erenler hepbirlikte adamın kamburunu alıvermişler.Bizim kambur çok sevinçli bir şekilde hamamdan çıkmış.Pazar yerinde gezerken, kendisinin önceki halini tanıyan başka bir kambur arkadaşına rastlamış.Arkadaşı:

- Senin kamburuna ne olhdu?" diye sormuş O da:"Hamama gittim.Erenlerin halkasına dahil oldum onlarda benim kamburumu kaldırdılar.Sen de git hamama, belki erenlerle karşılaşırsın" demiş.Kambur arkadaşyı buna inanmış ve bahsedilen hamama gitmiş.Hamamda ,edrenrlerin meclisine rastlamış.Erenler yine halka olmuşlar "Buigün çarşambadır,çarşamba"diyerek dönmeye başlamış.Kambur adam:" Bugün çarşamba değil perşembe, perşembe diye dönmeye başlamış.Erenlerden biri:"! İçimizde bir yabancı var o bize uuymadı.Geçen haftaki adamdan aldığımız kamburu da b.u adamın üstüne ilave ediverelim" demiş

Bu hikayeden anlatılmak istenen insan gittiği yerin ahvaline uymalı fitne çıkarmamalı.Kendine ait halleri cebri olarak oradakilere uuygulamaya çalışmamalı.

HZ.ŞEMS MENKIBELERİNDEN

 Hz.Şems efendimizi sevenlerden biri bir pazar yerinde çuşa gelir ve vecd içinde nara atar:"La iilahe illallah,Şems Resulullah! " Pazar halkı adamın etrafını çevirir ve " Bu adam dinden çıktı" derler.

O sırada Hz.Şems oraya gelir bir nara atarak kalabalığı doğıtır ve o öğrencisinin kulağına " Evlat sen doğru söyledin ama bu alemde halk beni Muhammed olarak bilir.Sen yine de "La ilahe illallah muhammed Resulullah de"der.

Hz.Mevlana efendimiz "Bugün Ahmed benim..diye başlayan sözü  şöyle devam eder." Mustafa yeniden geldi, iman edin!"

Bu sözlerdeki varlığı Zat olarak algılamamak gerekir.Çünkü "Allah, Allahlığını kimseye vermez" demişlerdir.Bu nedenle bugünün şahıslarındaki tecelli,Zat tecellisi değil sıfat tecellisidir.  

ŞERİAT TARİFİ

 Hz.Pir Mevlana efendimizin pek güzel bir şeriat tarifi vardır:"Şeriat amellerden damıttığımız kalb huzurudur" Bilindiği gibi namaz, oruc,hac ameldir.Eğer namaz insanı kötülükten korumuyorsa ve doğru yola ulaştırmıyorsa Allah Teala "Vay o namaz kılanların haline ! onlar namazlarından(gafil) habersizdirler" buyuruyor.Bu amelin  şeriat olabilmesi için, seni kalb huzuruna ve insanı kamil olmaya ulaştırması gerekir.Aksi halde şeriata ulaşmayıp amelde kalmış oluruz.